4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 610

Türk Medeni Kanunu 610. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 610- Yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçı, mirası kayıtsız şartsız kazanmış olur. Ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine maleden mirasçı, mirası reddedemez. Zamanaşımı veya hak düşümü sürelerinin dolmasına engel olmak için dava açılması ve cebrî icra takibi yapılması, ret hakkını ortadan kaldırmaz. III. Mirasçılardan biri tarafından ret

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

18 karar eşleşti
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 610 ]
2. Hukuk Dairesi 2003/14125 E., 2003/15438 K. 2. Hukuk Dairesi 2003/14125 E., 2003/15438 K. - GÖREVLİ MAHKEME - HASIM - MİRASIN REDDİ- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 605 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 610 ] - 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 76 ] - 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 8 ] "İçtihat Metni" Davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. 4722 sayılı Kanunun 17. maddesine göre davaya 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu uygulanacaktır. 1- Hakim resen Türk Kanunları mucibince hüküm verir. (HUMK. 76 m.) Hukuki niteleme hakime aittir. Dava ve talep terekenin hükmen reddine ilişkindir. Ölümü tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tesbit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır. (TMK. 605/2) Mirasçılar Türk Medeni Kanunun 610. maddesinde yazılı aykırılık da bulunmadıkça yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tesbiti istenebilir.. Hükmen red isteğinde görev genel hükümlere ve değer esasına göre tesbit edilir. Görev kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Davacılar hakkındaki Diyarbakır Birinci Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/212 nolu dosyasındaki dava gözetildiğinde görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Mahkemece görevsizlik kararı verilmeden yazılı şekilde davanın esası hakkında hüküm kurulması doğru değildir. (23.12.1942 gün 24/29 sayılı İBK) 2- Kabule göre de; hükmen red talebinde dava alacaklı hasım gösterilerek açılır. Buna rağmen hasımsız bir dava şeklinde uyuşmazlığın incelenmesi kabul şekli bakımından usul ve kanuna aykırıdır. Gerçek hasıma yöneltilen ve görevli mahkemede açılan bir davada hükmen red koşullarının bulunup bulunmadığı incelenebilir. Davanın alacaklılara yöneltilmesi, dava dilekçesinin açıklanan nedenlerle görev yönünden reddi gerekirken davaya devamla davanın süre yönünden reddi bozmayı gerektirmiştir. Sonuç: Temyiz edilen hükmün açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA), temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 12.11.2003 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

2. Hukuk Dairesi, 2024/401 E., 2024/7913 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAdana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; 4721 sayılı Kanunun 405 inci Ve 6100 sayılı kanununun 56 ncı maddesi uyarınca davalı-davacı kadının vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediğinin Adli Tıp Kurumundan rapor alınarak araştırılması ve bu hususun bir ön sorun sayılarak sonucuna kadar yargılamanın bekletilmesinden ibarettir.
2. Hukuk Dairesi         2024/401 E.  ,  2024/7913 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2340 E., 2023/1867 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İskenderun 1. Aile Mahkemesi SAYISI : 2018/995 E., 2021/329 K. Taraflar arasındaki boşanma davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davalı- davacı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı- davacı kadın vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı davalı erkek vekili dava dilekçesinde özetle; kadının psikolojik rahatsızlığı sebebi ile aralarının açık olduğunu , ortak çocuklara evde ve başkalarının yanında hakaret ettiğini, sürekli evden kaçıp akrabalarının, komşularının evine gittiğini, erkekten uygunsuz cinsel davranışlarda bulunmasını istediğini, erkek ile bayramlarda bayramlaşmadığını, ilişkilerinin olmadığını, kadının 5 ay kadar önce oturdukları mahalleden bir kadınla erkeğin ilişkisi olduğunu iddia ederek dedikodu yaptığını, dedikodular üzerine evlerine gelen kadının annesinin üzerine terliklerle yürüyerek "ayıp değil mi senin kızının benim kocamla ismi çıkmış" diyerek rezillik çıkardığını, kadının o günden sonra evine dönmediğin iddia ederek 4721 sayılı kanunun 166 ncı maddesi uyarınca tarafların boşanmalarına 30.000,00 TL manevî tazminatın kadından alınarak erkeğe verilmesine karar verilmesini talep etmiştir . Davacı-davalı vekili birleşen dosya cevap dilekçesinde özetle; kadının psikolojik rahatsızlığının olduğunu, erkeğe ve ortak çocuklara başkalarının yanında ve evde hakaret içerir kelimeler ile hitap ettiğini, kadının sürekli evden kaçtığını, bunu alışkanlık haline getirdiğini, kafasında kurduğu şeyleri gerçekmiş gibi anlattığını ve dedikodu çıkardığını savunarak davanın ve fer'îlerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir . II. CEVAP Dava dilekçesi davalıya 11.12.2018 tarihinde tebliğ edilmiştir, davalı vekili süresinde sonra 23.01.2019 tarihinde beyan dilekçesi sunmuştur. Davalı- davacı vekili birleşen dosya dava dilekçesinde özetle, erkeğin kadını evden kovduğunu, komşularda kaldığını, aralarındaki anlaşmazlığı gideremediklerini, iddia ederek 4721 sayılı kanunun 166 ncı maddesi uyarınca tarafların boşanmalarına, aylık 500,00 TL nafaka ile 90.000,00 TL tazminatın erkekten alınarak kadına verilmesine karar verilmesini talep etmiştir . III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kadının 3-4 yıldır psikolojik tedavi gördüğü, kalıtsal olarak titreme hastalığının bulunduğu, ilaçlarını kullandığında sabahtan geceye kadar uyuduğu, ilaçlarını kullandığında erkeğe hakaretler ettiği, geçimsiz biri olduğu, ortak konuta bir kadın misafir geldiğinde "senin için geldi" diye huzursuzluklar çıkardığı, ortak çocuklara hakaret ettiği, yaşadıkları köyde komşularının kızına iftira atmaktan dolayı aralarında tartışma çıktığı ve yaşanan olay nedeni ile Mahkemelik olduğu ve yapılan ceza yargılamasında kadının ceza aldığı, eşinden habersiz evi terk ettiği, eve geri dönmesi için defalarca erkeğin kadının yanına gittiği, ikna edemediği, kadının iddialarını ispat edemediği, belirlenen kusurlu davranışlarla evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında kadının tam kusurlu olduğu, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda kadının tam kusurlu olduğu, toplanan delillerde kusurlu davranışların erkeğin kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği, tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, evli olarak geçirdikleri süre, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat ile hakkaniyet ilkesi gerekçesi ile asıl davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, aylık 500,00 TL tedbir nafakasının erkekten alınarak kadına verilmesine, 10.000,00 TL manevi tazminatın boşanmanın kesinleşme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte kadından alınarak erkeğe verilmesine , birleşen davanın reddine karar verilmiştir . IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına süresinde davalı davacı kadın vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı -davacı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl davanın kabulü, kusur belirlemesi, birleşen davanın reddi, kabul edilen manevî tazminat bakımından kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir . C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kadın vekili tarafından, açılan birleşen boşanma davasının gösterilen ve toplanan deliller ile ispat edilemediği, İlk Derece Mahkemesince kadın tarafından açılan boşanma davasının reddine ilişkin karar ve karar gerekçesinin toplanan delillere usul ve yasaya uygun olduğu, erkek tarafından açılan boşanma davasında, usulüne uygun olarak gösterilen ve toplanan delillere göre kadının, vesayet altına alınmasını gerektirir akıl hastalığının olmadığı, psikolojik yönden tedavi gördüğü, titrekemesinin bulunduğu, ilaçlarını kullandığı, ilaç kullandığında uzun süreli uyuduğu, erkeğe hakaretler ettiği, geçimsiz olduğu, gelen misafirleri erkeğe yakıştırdığı, çocuklarını "o...puluk yapmakla" suçladığı, komşu kızına iftira attığı, evi terk ettiği, eve dönmediği, kadının kusurlu bu davranışları ile taraflar arasındaki evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı, boşanmaya neden olan olaylarda taraflarca usulüne uygun olarak ileri sürülen ve ispat edilen vakıalara göre, kadının tam kusurlu olduğu, erkeğe yüklenilecek bir kusurun olmadığı, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamanın, boşanmaya neden olan olaylarda belirlenen kusur durumunun, erkek tarafından açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin karar ve karar gerekçesinin, kadın tarafından açılan boşanma davasının reddine ilişkin karar ve karar gerekçesinin, erkek lehine takdir edilen manevî tazminata ilişkin karar ve karar gerekçesinin, toplanan delillere usul ve yasaya uygun olduğu, manevî tazminat yönünden miktarının uygun olduğu, fahiş olmadığı, tarafların ekonomik ve sosyal durumları gelir seviyeleri dikkate alındığında, kadın lehine takdir edilen tedbir nafakası miktarının az olmadığı, uygun olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı davacı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı- davacı kadın vekili temyiz başvurusunda özetle; kusur belirlemesi, aleyhine hükmedilen manevi tazminat, reddedilen birleşen dava bakımından kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflarca açılan boşanma davasında taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamında imkan vermeyecek nitelikte bulunan geçimsizlikte kusurun kimden kaynaklandığı, asıl davanın kabulü, birleşen davanın reddi, erkek lehine hükmedilen manevî tazminat ve miktarı noktasında toplanmaktadır . 2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü, 6 ncı,166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 169 uncu, 174 uncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası. 405 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddeleri. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu, 370 inci, 371 inci maddesi 3.Değerlendirme Dava ve taraf ehliyeti kamu düzenine ilişkin olup, hakim tarafından kendiliğinden (res'en) gözetilir. Davada, davalı-davacı kadının ruhsal rahatsızlığı ileri sürülmüş ve bu iddia dosya arasındaki bir kısım delille de doğrulanmıştır. Mahkemece alınan raporun yetersiz olduğu görülmüştür. Bu durumda mahkemece yapılacak iş; 4721 sayılı Kanunun 405 inci Ve 6100 sayılı kanununun 56 ncı maddesi uyarınca davalı-davacı kadının vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediğinin Adli Tıp Kurumundan rapor alınarak araştırılması ve bu hususun bir ön sorun sayılarak sonucuna kadar yargılamanın bekletilmesinden ibarettir. Bu yön göz önünde tutulmadan yargılamaya devam olunarak işin esası hakkında karar verilmesi usul ve kanuna aykırı bulunmuştur. VI.KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebebine gör sair temyiz itirazlarının şimdilik incelemesine yer olmadığına, Temyiz peşin harcının istek halinde yatırana iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
7. Hukuk Dairesi, 2022/6015 E., 2024/10 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varGaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Davalı SGK Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı ve TMK'nın 605-618 inci maddeleri gereğince reddine karar verilmesini istemiştir.
7. Hukuk Dairesi         2022/6015 E.  ,  2024/10 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2456 E., 2022/1144 K. KARAR : İstinaf başvurusunun kısmen kabulü, kararın kaldırılması ve davalı Allıance Ecza Deposu AŞ. vekili İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/53 E., 2019/36 K. Taraflar arasındaki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 605/2 inci maddesi gereğince mirasın hükmen reddi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davalı Vakıfbank yönünden açılan davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar yönünden açılan davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili, davalı Diyarbakır Vergi Dairesi Başkanlığı vekili, davalı ... Ecza Deposu San. Tic. A.Ş. vekili, davalı SGK vekili ve davalı Allıance Healthcre Ecza Deposu A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının yargılama gideri, vekalet ücreti ve harçlar yönünden kısmen kabulü ile kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı SGK Başkanlığı vekili, davalı ... Ecza Deposu vekili ve davalı Allıance Ecza Deposu AŞ. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin kardeşi muris ...'ın 18.01.2014 tarihinde vefat ettiğini, murisin borcunun olduğunu ve aktiflerinde son derece değeri düşük bir tane evinin olduğunu belirterek, murisin terekesinin borca batık olduğunun tespiti ile mirasın hükmen reddine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı SGK Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı ve TMK'nın 605-618 inci maddeleri gereğince reddine karar verilmesini istemiştir. 2. Davalı Diyarbakır Vergi Dairesi Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; mirasın hükmen reddine karar verilebilmesi için borca batıklığın resmen tespit edilmiş ve terekenin kabul edildiğine dair bir davranışta bulunulmamış olması gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir. 3. Davalı Nar Evleri Site Yönetimi adına ... vekili cevap dilekçesinde; davanın üç aylık sürede açılmadığını ve mirasın hükmen reddine ilişkin şartların gerçekleşmediğini belirterek, davanın reddini istemiştir. 4. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; terekenin borca batık olduğunu ve İzmir 14. İcra Müdürlüğünün 2014/12167 Esas sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi takibinin bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, murisin aktif ve pasifleri karşılaştırıldığında terekenin borca batık olduğunun tespit edildiği ve davalılardan Vakıflar Bankası AŞ.'nin dava açıldıktan sonra alacağını murisin terekesinden icrai satış neticesinde aldığı gerekçesiyle davalı Vakıfbank yönünden açılan davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar yönünden açılan davanın kabulü ile terekenin borca batık olduğu anlaşıldığından, davacıların mirası hükmen reddetmiş olduklarının tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili, davalı Diyarbakır Vergi Dairesi Başkanlığı vekili, davalı ... Ecza Deposu San. Tic. A.Ş. vekili, davalı SGK vekili ve davalı Allıance Healthcre Ecza Deposu A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; davalı Vakıfbank T.A.O.'ya olan borcun murisin terekesinden icrai satış ile ödendiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 331 inci maddesi gereğince yargılama giderleri ile vekalet ücretinden davanın açıldığı tarihteki duruma göre sorumlu olacağını, davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesini ve banka lehine hükmedilen yargılama giderleri yönünden hükmün kaldırılmasını istemiştir. 2. Davalı Diyarbakır Vergi Dairesi Başkanlığı vekili istinaf dilekçesinde; mirasın hükmen reddine karar verilebilmesi için borca batıklığın resmen tespit edilmiş ve terekenin kabul edildiğine dair bir davranışta bulunulmamış olması gerektiğini, dava açılmasına sebebiyet verilmediğinden yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. 3. Davalı ... Ecza Deposu San. Tic. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; davanın üç aylık yasal süre içerisinde açılmadığını, mirasın hükmen reddine karar verilebilmesi için borca batıklığın resmen tespit edilmiş ve terekenin kabul edildiğine dair bir davranışta bulunulmamış olması gerektiğini, dava açılmasına sebebiyet verilmediğinden yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. 4. Davalı SGK vekili istinaf dilekçesinde; davanın üç ay içerisinde açılmadığını, mirasçıların kabul anlamına gelen davranışlarda bulunup bulunmadığı konusunda inceleme yapılmadığını, davanın reddi gerekirken kabulünün hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. 5. Davalı Allıance Healthcre Ecza Deposu A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; davanın üç ay içerisinde açılmadığını, murisin ölüm tarihi itibariyle terekenin borca batık olduğunun etraflıca araştırılmadığını, bilirkişi raporunda mirası kabul anlamına gelen davranışlarda bulunulup bulunulmadığı konusunda inceleme yapılmadığını, vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davalılardan alınmasına ilişkin kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dosyadaki bilgi ve belgelerden murisin aktif malvarlığının bulunmadığı, terekesinin borca batık olduğunun sabit olduğu, bankadan çekilen 430,00 TL'nin önemsiz bir miktar olduğundan yargılamada eksiklik olarak değerlendirilmediği, kabule göre dava açıldığında davalı ... Bankasına açılan davada davacı haklı olduğundan lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğu ve yargılama giderlerinin üzerinde bırakılması gerektiği gerekçesiyle istinaf başvurularının yargılama gideri, vekalet ücreti ve harçlar yönünden kısmen kabulü ile kararın kaldırılmasına, kararın düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesine, davalı Vakıfbank yönünden açılan davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar yönünden açılan davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK Başkanlığı vekili, davalı ... Ecza Deposu vekili ve davalı Allıance Ecza Deposu AŞ. vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davalı SGK Başkanlığı vekili temyiz dilekçesinde; davanın üç ay içerisinde açılmadığını, mirasçıların kabul anlamına gelen davranışlarda bulunup bulunmadığı konusunun ve terekenin borca batık olup olmadığının etraflıca inceleme konusu yapılmadığını ve resen belirlenecek hususlarında dikkate alınması gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı ... Ecza Deposu vekili temyiz dilekçesinde; davanın üç ay içerisinde açılmadığını, mirasçıların kabul anlamına gelen davranışlarda bulunup bulunmadığı konusunun ve terekenin borca batık olup olmadığının etraflıca inceleme konusu yapılmadığını ve resen belirlenecek hususlarında dikkate alınması gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. 3. Davalı Allıance Ecza Deposu AŞ. vekili temyiz dilekçesinde; davanın 3 ay içerisinde açılmadığını, mirasçıların kabul anlamına gelen davranışlarda bulunup bulunmadığı konusunun ve terekenin borca batık olup olmadığının etraflıca inceleme konusu yapılmadığını ve resen belirlenecek hususlarında dikkate alınması gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 605/2 inci maddesi gereğince mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 605/2 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Dosya kapsamından murisin aktif malvarlığının bulunmadığı, ancak pasifinde yüksek meblağda farklı yerlere borcunun bulunduğu, yani terekesinin resmen borca batık olduğu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 605/2 inci maddesine göre açılan mirasın reddi davalarında süre sınırlamasının bulunmadığı, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerektiği ve mirasçılık belgesi çıkartılmasının mirası kabul anlamına gelecek bir davranış olarak nitelendirilemeyeceği anlaşılmış olup, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar doğru görülmüştür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı SGK Başkanlığı vekili, davalı ... Ecza Deposu vekili ve davalı Allıance Ecza Deposu AŞ. vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalılar SGK Başkanlığı vekili, ... Ecza Deposu vekili ve Allıance Ecza Deposu AŞ. vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine , Davalı SGK harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.01.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
1. Hukuk Dairesi, 2022/4153 E., 2024/1445 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 üncü, 17 nci; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6 ncı, 708 inci, 713/1 inci; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190 ıncı maddeleri.
1. Hukuk Dairesi         2022/4153 E.  ,  2024/1445 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/480 E., 2022/18 K. HÜKÜM : Kabul Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Yerel Mahkeme kararı davalı Hazine temsilcisi ve dahili davalı ... İşletmesi Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı dava dilekçesinde; Bingöl ili, ... ilçesi, ... köyünde yapılan kadastro çalışmaları sonucunda 177 ada 6 parsel sayılı 4.902,61 m2 miktarlı taşınmazın hali arazi vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, taşınmazın uzun yıllardır kendisi tarafından buğday ekimi yapmak bazen de ot biçmek suretiyle kullanıldığını, malik sıfatıyla zilyetliğin nizasız fasılasız bir şekilde halen devam ettiğini, dava konusu taşınmazın bitişiğinde kendisi ve kardeşlerine ait tapulu taşınmazlar bulunduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir. II. CEVAP Davalı Hazine temsilcisi cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın zilyetlikle iktisabı ve özel mülkiyete konu teşkil etmesi mümkün olmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kamu malı niteliğinde olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Solhan Asliye Hukuk Mahkemesinin 05.01.2016 tarihli ve 2015/18 E. 2015/233 K. sayılı kararıyla; davanın kabulü ile çekişmeli 177 ada 6 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 03.07.2018 tarihli 2016/2076 E. 2018/4514 K. sayılı kararıyla; “...öncelikle kadastro tespit tarihinden (2004) geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ilişkin farklı tarihlerde çekilmiş en az 3 adet stereoskopik hava fotoğrafı ile temin edilebilen en eski tarihli uydu fotoğrafları Harita Genel Komutanlığından getirtilerek dosyaya konulmalı, daha sonra mahallinde elverdiğince yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile üç kişilik ziraat bilirkişi kurulu, fen bilirkişisi, jeoloji mühendisi bilirkişi ve jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, yapılacak keşifte yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelemesi yaptırılmalı, bu inceleme sırasında temin edilebilen en eski tarihli uydu fotoğraflarından yararlanılmalı, çekişmeli taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının, varsa imar-ihya çalışmalarının tamamlanma tarihinin, zilyetliğin sürdürülüş şekli ve süresinin belirlenmesine çalışılmalı; tanık ve yerel bilirkişilerden taşınmazın önceki durumu, kime ait olduğu, kimden kime nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığı, varsa imar-ihya çalışmalarının hangi tarihte tamamlandığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi beyanları bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, taşınmazın kadastro paftasındaki konumu bilgisayar programı aracılığıyla ölçekleri eşitlenmek suretiyle uydu ve hava fotoğraflarına aktarılmalı, üç kişilik ziraat bilirkişi kurulundan önceki raporu da irdeler şekilde çekişmeli taşınmaz bölümlerinin nitelikleri, toprak yapıları, zirai faaliyete konu olup olmadıkları, zilyetliğin kimden kime ne zaman geçtiği ve hangi tasarruflar ile sürdürüldüğü, kullanım sınırlarının oluşup oluşmadığı ve komşu parseller ile dava konusu taşınmaz bölümleri arasında nitelik farkı bulunup bulunmadığı hususlarında ayrıntılı rapor alınmalı, jeolog bilirkişiden dava konusu taşınmazın dere yatağından kazanılıp kazanılmadığı ve halen aktif dere yatağında kalıp kalmadığı hususlarında ayrıntılı rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın tüm yönlerinden çekilmiş fotoğrafları dosya arasına konulmalı, fen bilirkişisine keşfi takibe imkan verir ayrıntılı rapor ve kroki düzenlettirilmeli, bundan sonra da toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup...." gerekçesiyle bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dinlenen tanık beyanları, alınan bilirkişi raporları, kurumlardan gelen yazılar ve tüm dosya kapsamına göre dava konusu taşınmazda davacı tarafından 1982 yılında imar ve ihyanın yapılmış olduğu, 20 yıldan fazladır malik sıfatıyla nizasız ve fasılasız olarak kullanıldığı, ancak dava konusu taşınmazın ... İşletmesi Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırıldığı gerekçesiyle dava konusu taşınmazın davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine temsilcisi ve dahili davalı ... İşletmesi Genel Müdürlüğü vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı Hazine temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Dahili davalı ... İşletmesi Genel Müdürlüğü vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın davalı Kurum tarafından kamulaştırılarak üzerine demiryolu inşaa edildiğini ve fiili olarak kullanıldığını, bozma kararı gereklerinin Mahkemece yerine getirilmeden karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kadastro tespiti öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 üncü, 17 nci; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6 ncı, 708 inci, 713/1 inci; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190 ıncı maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Dosya içeriği ve toplanan delillerden; Bingöl ili, ... ilçesi, ... köyünde yapılan kadastro çalışmaları sonucunda 177 ada 6 parsel sayılı 4.902,61 m2 miktarlı taşınmazın vergi kaydı nedeniyle Hazine adına tespit ve tescil edildiği, 23.08.2011 tarihli kamu yararı kararına istinaden demiryolu olarak ... işletmesi Genel Müdürlüğü adına kamulaştırıldığı anlaşılmaktadır. 2.Davacı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tapu iptali ve adına tescili istemiyle dava açmıştır. 3. Bir taşınmaz malın bir payının veya bir parçasının mülkiyetini zilyetlik yoluyla kazanmanın, Türk Medeni Kanunu'nun 713/1 inci ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 üncü maddesi hükümlerine göre belli şartların gerçekleşmesi halinde mümkün olabileceği görülmektedir. 4. Dava dosyası içerisinde bulunan 06.08.2019 havale tarihli ziraat mühendisi kurulu bilirkişi raporunda keşif günü itibari ile toprağının düzeltildiği, kuzeyinde demiryolu çalışması olduğu için dolgu yapıldığı, dolgunun devamında eğimin % 5-10 olduğu, devamında toprak kayması olduğu, heyelan oluşmaması için taş ve dağ malzemesi dolgusu yapıldığı, işlemeli tarımsal faaliyet yapılabilmesi için arazinin özelliğini kaybettiği, 2022 yılı hava fotoğrafına göre komşu tarım parseliyle aynı özellikte ve imar-ihyanın olduğunun düşünüldüğü değerlendirilmiştir. 5. Harita mühendisi bilirkişiden alınan 06.08.2019 tarihli raporda, dava konusu taşınmaza ait 1973, 1982 ve 2002 tarihli hava fotoğraflarının stereoskopik olarak incelendiği, 1973 yılında dava konusu taşınmazın tamamının sınırlarının belirgin olmadığı, doğu, batı ve güneyinde dere ile çevrili olduğu ve taşınmazın boş bir alan olduğu, tarımsal faaliyetin söz konusu olmadığı, 1982 ve 2002 yıllarında taşınmazın krokide (A) ve (B) ile gösterilen yerlerin tamamının bir bütün olarak kullanıldığı ve komşu sınırlarında mevcut kullanımların tespit edildiği, komşu parseller ile aynı ışık yansıtım değerlerine sahip olduğu, tarıma maruz kalan taşınmazlar ile benzer değerlere dönüştüğü, bu nedenle imar-ihyanın olduğunun düşünüldüğü değerlendirilmiştir. 6. Jeoleji mühendisi bilirkişiden alınan 07.08.2019 tarihli raporda, dava konusu taşınmazın batısında bulunan derenin debisinin düşük olmasından dolayı dere taşkınlarına maruz olmadığı, aktif dere yatağında bulunmadığı, fiili zemininde irili-ufaklı, çakıllı, kumlu birimlerden de anlaşılacağı üzere dolgu malzemesi ile doldurulup sıkılaştırma işlemi yapılarak dere yatağından kazanıldığı değerlendirilmiştir. 7. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 708 inci maddesine göre; birikme, dolma, toprak kayması veya kamuya ait suların yatağında ya da seviyesinde değişme gibi sebeplerle sahipsiz yerlerde yeniden oluşan yararlanmaya elverişli arazi Devlete ait olur. Kaldı ki taşınmazın zemindeki hali hazır durumu, bilirkişi raporu ve mahalli bilirkişi beyanları birlikte değerlendirildiğinde davacının çekişmeli taşınmazda mülkiyetin kazanılmasını sağlayacak ekonomik amaca uygun bir zilyetliğinin bulunmadığı da görülmektedir. 8. Hal böyle olunca, davaya konu taşınmazın imar-ihya edilmediği, dere yatağından dolgu malzemesi alınıp sıkılaştırılarak kazanıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davacı lehine zilyetlik koşullarının oluştuğundan bahisle davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine temsilcisi ve dahili davalı ... İşletmesi Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Yerel Mahkeme kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, İstek halinde temyiz eden dahili davalı ... İşletmesi Genel Müdürlüğü tarafından yatırılan peşin harcın iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-1 inci maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 22.02.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasında yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince (İDM) davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizin Sayın Çoğunluğunca ise dava konusu yerin dere yatağından kazanıldığı ve imar-ihyanın 2002 yılından itibaren gerçekleştiği, dolayısıyla zilyetlikle taşınmaz kazanımı için aranan sürenin dolmadığından bahisle davanın ret edilmesi gerektiği gerekçesiyle İDM kararı bozulmuştur. Sayın Çoğunluk ile aramızda oluşan uyuşmazlık dava konusu yerin zilyetlikle kazanılıp kazanılamayacağı, eğer kazanılması mümkün ise kazanma şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Sayın Çoğunlukça dava konusu yerin dere yatağı olduğu ve dereden zilyetlikle taşınmaz kazanımının mümkün olmadığı değerlendirilmiş ise de dosya arasında bulunan 04.08.2019 tarihli jeoloji bilirkişisinin raporunda dava konusu yerin aktif dere yatağı olmadığı ve dere taşkınlarına maruz kalmayacağı ifade edilmiştir. Aynı raporda dava konusu yerin dolgu malzemesi ile doldurulup sıkılaştırma işi yapılarak dere yatağından kazanıldığı ifade edilmiş ise de; anılan yerin aktif dere yatağından değil evveliyatı dere yatağı olan yerden imar-ihya edilmek suretiyle tarıma elverişli hale getirildiği anlaşılmaktadır. Aktif dere yatağı olmadığı ve dere taşkınına maruz kalmadığı sürece kurumuş dere yatağının imar-ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilmesinin Kanun kapsamında zilyetlikle kazanıma engel bir durum olmadığı değerlendirilmektedir. Dolayısıyla dava konusu yerin zilyetlikle kazanılmasının mümkün olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Dava konusu taşınmazın zilyetlikle kazanılması mümkün olan bir yer olması yeterli olmayıp davanın tescil olması nedeniyle davanın açıldığı tarihten geriye doğru 20 yıllık zilyetliğin de bulunması gerekmektedir. Davanın açılma tarihi 2015 yılı olup dosya arasında bulunan harita mühendisinin raporu uyarınca; 1982 tarihli hava fotoğrafında imar-ihyanın bulunduğu ifade edilmiştir. Aynı raporda 2002 tarihli hava fotoğrafında da aynı durumun geçerli olduğu belirtilmiştir. Keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişiler de genel olarak davacının dava konusu taşınmazda ortalama 30 yıllık zilyetliğinin bulunduğunu ifade etmişlerdir. Bununla birlikte ziraat bilirkişileri raporlarında dava konusu yerde keşif günü itibariyle demiryolu çalışması için dolgu yapıldığı, yapılan dolgu nedeniyle hali hazırda tarımsal faaliyetin olup olmadığının tespit edilemediği, ancak 2002 yılında çekilen hava fotoğrafları dikkate alındığında dava konusu yerde 2002 yılında imar-ihyanın olduğunun düşünüldüğü ifade edilmiştir. Bütün bu veriler ışığında davacı tarafın davasını ispatladığı, dolayısıyla dava tarihinden geriye yönelik 20 yıllık zilyetlik koşullarının oluştuğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar ziraat bilirkişisi raporunda taşınmazda 2002 yılında imar-ihyanın olduğu bildirilmiş ise de bu ifade bu tarihten önce imar-ihyanın bulunmadığı şeklinde anlaşılmaya müsait değildir. Zira ziraat bilirkişilerinin keşif tarihinde taşınmazda tren yolunun yapılması amacıyla yapılan dolgu nedeniyle toprak üzerinde inceleme yapamadıkları, değerlendirmelerini 2002 yılında çekilen fotoğraf üzerinde gerçekleştirdikleri anlaşılmaktadır. Hava fotoğraflarının değerlendirilmesi ayrı bir uzmanlık alanına girmekte olup ziraat bilirkişilerinin hava fotoğrafı üzerinden değerlendirme yapmaları onların uzmanlık alanları ile bağdaşmamaktadır. Bu nedenle ziraat bilirkişilerinin bu konuda ayrıca 1982 tarihli hava fotoğraflarını da inceleyip bir görüş vermelerinin istenmesine ihtiyaç duyulmayabilir. Bu yönüyle raporlar arasında çelişki olmadığı da söylenebilir. Bu itibarla İDM kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. Raporlar arasında çelişki bulunduğu veya en azından ziraat bilirkişilerine 1982 tarihli hava fotoğraflarının da inceletilerek bir görüş aldırılması gerektiği kabul edilse bile bunun için de davanın ret edilmesi gerektiğinden bahisle kesin bir bozma kararı verilmesi yerine raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek veya ziraat bilirkişilerinden ek rapor alınmasını sağlayacak bir bozma kararı verilmesi gerekir. Bu itibarla, İDM kararının onanması veya yukarıda belirtilen hususun açıklığa kavuşturulması amacıyla İDM kararının bozulması gerekirken davanın ret edilmesi gerektiği yönündeki Sayın Çoğunluğun bozma kararına iştirak edemiyorum.
9. Hukuk Dairesi, 2024/12289 E., 2024/14319 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
tam metni aç
da yapılan organ seçiminin iptaline karar verildiği takdirde mahkeme; genel kurulu kanun ve tüzük hükümlerine göre en kısa zamanda toplamak, seçimleri yapmak ve yeni yönetim kurulu seçilinceye kadar kuruluşu yönetmekle görevli olmak üzere, 4721 sayılı Kanun hükümleri gereğince bir veya üç kayyım tayin eder ve görev sürelerini belirler.” 4. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kan
9. Hukuk Dairesi         2024/12289 E.  ,  2024/14319 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Muğla İş Mahkemesi Taraflar arasındaki genel kurul iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 14.08.2022 tarihinde yapılmış olan ... Sendikası ... 2 No.lu Şubesinin 1. Olağan Genel Kurul organ seçimlerinin usulüne uygun yapılmadığını, müvekkilinin seçim pusulası pembe renk olmasına rağmen kasti ve bilinçli olarak müvekkilinin tanıtım konuşması yapması için davet edildiği esnada müvekkilinin seçim pusulasının renginin kırmızı olduğu şeklinde davet edilerek kasti bir şekilde müvekkilinin seçmenlerine yönelik sabote ve kafa karışıklığına sebep olunduğunu, yapılmış olan seçimin birleşik oy pusulaları ile yapılmadığını, her bir adayın farklı renkte oy pusulası bulunmasına rağmen bu oy pusulalarının seçim kurulu başkanı tarafından seçmenlerin eline verildiğini ancak her bir oy pusulasının gizli kabinde bulunması gerektiğini, olması gereken usulün oy pusulalarının gizli oyların yapıldığı kabinde bulunması ve kişinin oy kullanmak için kabine girdikten sonra istediği renkteki oy pusulasını kendisine başkan tarafından verilmiş olan zarfa koyması şeklinde olduğunu, seçmenlerin eline 4 adet oy pusulasının verilmesi sonucunda 3 oy pusulası ile dışarı çıkan kişilerin kime oy verdiğinin açık ve net olarak anlaşıldığını, oyların kullanıldığı kısmın arkasının boş yani hiçbir perde veya kapalı bir kabin şeklinde olmadığını, gizli oy ilkesinin ihlal edildiğini, eli kırık olan bir seçmene sandığa kadar giderken yanında gidildiğini ve bu seçmene K.F. tarafından kabine kadar eşlik edilerek psikolojik baskı yapıldığını belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle 14.08.2022 tarihli Genel Kurul ve seçimin usule aykırı olarak yapıldığının tespiti ile bu seçimlerin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; oy pusulasının renkleri incelendiğinde kırmızıya yakın tek rengin davacıya ait oy pusulası olduğunu, kabul etmemekle birlikte Genel Kurulda davacının oy pusulasının kırmızı olarak söylenmesinin seçmenin iradesini sakatlayan bir durum oluşturmayacağını, zaten oy pusulalarında adayların ve yönetim kurulu adaylarının isimleri ve soy isimlerinin bulunduğunu, oy pusulalarının gizli bölmede bulunması gerektiği yönünde bir düzenlemenin bulunmadığını, oy kullanmanın ve seçimin Kanun, Tüzük ve Yönetmelik'e uygun bir şekilde yapıldığını, kabinin yasal mevzauata uygun bir şekilde düzenlendiğini, seçmenin hür iradesini etkileyen bir durumun oluşmadığını, görevli olmayan kişi tarafından kabine kadar götürülerek psikolojik baskı yapıldığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, seçimlerin yasaya, anatüzüğe ve yönetmeliğe uygun bir şekilde gizli oy, açık sayım/döküm esaslarına riayet edilerek gerçekleştiğini belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; seçim anında oy kullanmayı veya tarafsızlığı engelleyecek seçim iradesini etkileyecek bir durum olduğu yönünde tespit, şikâyet veya itirazın bulunmadığı, bu yönde de somut bir belirlemenin yapılmadığı, 298 sayılı Kanun'un 68 inci maddesinin üçüncü fıkrasında belirlenen oy vermenin gizliliğini engelleyecek 74 ve 75 inci maddelerde aranan, sandıkların konulacağı yerlerin belirlenmesinde seçmenin oyunu kolaylıkla, serbestçe ve gizli şekilde verebilmesine aykırılık teşkil eden bir durum tespiti yapılamadığı, Kanun ve Tüzük hükümlerine aykırı olarak genel kurul ve seçim yapılmadığı ve seçim sonuçlarını etkileyecek ölçüde bir usulsüzlük ya da kanuna aykırı uygulama bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili, dava dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının seçim sırasında iddia ettiği hususlar ile ilgili olarak itirazını ileri sürmediği, bu durumun tutanağa bağlanmadığı, herhangi bir aykırılığın da tespit edilemediği, davacı tarafından seçim sonuçlarını etkileyecek ölçüde bir usulsüzlük veya kanuna aykırılığın ispat edilemediği, bu itibarla kararda bir yanlışlık bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; dava ve istinaf dilekçelerinde belirttiği sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı Sendika Şube Genel Kurulunun iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 1. 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun (6356 sayılı Kanun) "Genel kurulun toplantı zamanı" kenar başlıklı 12 nci maddesinin ilgili kısımları şöyledir: “(1) Kuruluşların ilk genel kurulu tüzel kişiliğin kazanılmasından, şubelerin ilk genel kurulu ise kuruluş tarihinden itibaren altı ay içinde yapılır. (2) Olağan genel kurul en geç dört yılda bir toplanır. (3) İki genel kurul toplantısı arasındaki döneme ait faaliyet ve hesap raporu, yeminli mali müşavir raporu, denetleme kurulu raporu ve gelecek döneme ait bütçe teklifi toplantı tarihinden on beş gün önce genel kurula katılacaklara gönderilir.” 2. 6356 sayılı Kanun’un "Genel kurulda yapılacak seçimlerde uyulacak esaslar" kenar başlıklı 14 üncü maddesinin birinci fıkrası şöyledir: "(1) Genel kurulda yönetim kurulu, denetleme kurulu ve disiplin kuruluna üye seçimi ile delege seçimi, yargı gözetimi altında serbest, eşit, gizli oy, açık sayım ve döküm esasına ve tüzük hükümlerine göre yapılır. 3. 6356 sayılı Kanun’un "Seçimlere itiraz" kenar başlıklı 15 inci maddesi şöyledir: “(1) Genel kurulda yapılan organ ve delege seçimlerinin devamı sırasında yapılan işlemlere ilişkin olarak seçim sonuç tutanaklarının düzenlenmesinden itibaren iki gün içinde yapılacak itirazlar hâkim tarafından aynı gün incelenir ve kesin olarak karara bağlanır. İtiraz süresinin geçmesi ve itirazların karara bağlanmasından hemen sonra hâkim, 14 üncü madde hükümlerine göre kesin sonuçları ilan eder ve ilgili kuruluş veya şubesine bildirir. (2) Bakanlık veya kuruluş ya da şubesinin üye ve delegeleri; kanun ve tüzük hükümlerine aykırı olarak genel kurul ve seçim yapılması veya seçim sonuçlarını etkileyecek ölçüde bir usulsüzlük ya da kanuna aykırı uygulama iddiasıyla, bu işlemlerin veya genel kurulun iptali için genel kurul tarihinden itibaren bir ay içerisinde dava açabilir. Dava basit yargılama usulüne göre iki ay içerisinde sonuçlandırılır. (Ek cümle: 12/10/2017-7036/30 md.) Karar hakkında istinaf yoluna başvurulması hâlinde bölge adliye mahkemesi bir ay içinde kararını verir. (Değişik cümle: 12/10/2017-7036/30 md.) Bu karara karşı temyiz yoluna başvurulması hâlinde Yargıtayca on beş gün içinde kesin olarak karar verilir. (3) Genel kurulun veya genel kurulda yapılan organ seçiminin iptaline karar verildiği takdirde mahkeme; genel kurulu kanun ve tüzük hükümlerine göre en kısa zamanda toplamak, seçimleri yapmak ve yeni yönetim kurulu seçilinceye kadar kuruluşu yönetmekle görevli olmak üzere, 4721 sayılı Kanun hükümleri gereğince bir veya üç kayyım tayin eder ve görev sürelerini belirler.” 4. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Davalı Türkiye Genel Hizmetler İşçileri Sendikasının (... Sendikası) isminin; İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararında "..." olarak belirtilmesi, mahallinde düzeltilebilir maddi yazım hatası niteliğinde kabul edilmiştir. 3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.