4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 642

Türk Medeni Kanunu 642. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 642- Mirasçılardan her biri, sözleşme veya kanun gereğince ortaklığı sürdürmekle yükümlü olmadıkça, her zaman mirasın paylaşılmasını isteyebilir. Her mirasçı, terekedeki belirli malların aynen, olanak yoksa satış yoluyla paylaştırılmasına karar verilmesini sulh mahkemesinden isteyebilir. Mirasçılardan birinin istemi üzerine hâkim, terekenin tamamını ve terekedeki malların her birini göz önünde tutarak, olanak varsa taşınmazlardan her birinin tamamının bir mirasçıya verilmesi suretiyle paylaştırmayı yapar. Mirasçılara verilen taşınmazların değerleri arasındaki fark para ödenmesi yoluyla giderilerek miras payları arasında denkleştirme sağlanır. Paylaşmanın derhâl yapılması, paylaşım konusu malın veya terekenin değerini önemli ölçüde azaltacaksa; sulh hâkimi, mirasçılardan birinin istemi üzerine bu malın veya terekenin paylaşılmasının ertelenmesine karar verebilir. C. Cenin nedeniyle erteleme

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

4 karar eşleşti
5. Hukuk Dairesi, 2021/10093 E., 2021/14009 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Hukuk Mahkemesi
Dava, Türk Medeni Kanununun 642. maddesinde düzenlenen tereke mallarının paylaştırılması istemine ilişkindir.
5. Hukuk Dairesi         2021/10093 E.  ,  2021/14009 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Mirasin paylaştırılması istemine ilişkin olarak açılan davada Marmara Sulh Hukuk ile Tekirdağ 2. Sulh Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı yetkisizlik kararı verilmesi nedeni ile dosyada son karar bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesinden sonra verilmiş ise de iki farklı bölge adliye mahkemesinin yargı çevresinde kalan mahkemelerce karşılıklı olarak yetkisizlik kararı verilmiş olması ve 5235 sayılı Kanunun 36/3. maddesi gereğince bölge adliye mahkemeleri hukuk dairelerinin görevinin yargı çevresi içerisinde bulunan adlî yargı ilk derece hukuk mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarını çözmek olduğundan yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: - K A R A R - Dava, Türk Medeni Kanununun 642. maddesinde düzenlenen tereke mallarının paylaştırılması istemine ilişkindir. Marmara Sulh Hukuk Mahkemesince,davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, belirtilen taşınmazların; aynen taksimi mümkün olmadığından varsa üzerinde bulunan tüm yükümlülükleri ile birlikte tapu kaydında mevcut ipotek ve haciz şerhleriyle birlikte satılarak ortaklığın giderilmesine, satış işlemlerinin tapu kaydında bulunan ipotek ve hacizlerle yükümlü olarak İcra İflas Kanununu hükümlerine göre ve açık artırma suretiyle yapılmasına, dava dilekçesinde bulunan diğer kalemler yönünden ise murise ait olduğuna dair belgeyi verilen süre içerisinde sunmadığı ve murise ait olduğuna dair tespit davası açılmadığı gerekçesiyle bu taşınır mallar yönünden davanın reddine karar verilmiş, taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuş Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi 02/07/2018 tarih, 2018/870 E., 2018/859 K. sayılı kararıyla dava dilekçesinde murisin tüm mirasının paylaştırılması istendiği ve mahkemenin davayı ortaklığın giderilmesinden ziyade tüm terekenin paylaştırılması olarak görüp buna göre bahsedilen tüm menkul, gayrimenkul, şirket ve araçlarda dahil olmak üzere değerlendirmesi gerekli iken sadece taşınmazlar için satışa karar verip diğer kalemler için red kararı vermesi usul ve yasaya aykırı olduğu ve davada yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, Marmara Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/79 Esas, 2018/3 Karar sayılı dava dosyasında verilen 12/01/2018 tarihli kararın HMK 353/1-a-4 maddesi uyarınca kaldırılmasına,gerekçede belirtilen eksikliklerin giderilmesi amacıyla davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Marmara Sulh Hukuk Mahkemesince, istinaf bozma ilamında davanın hukuki niteliği, 4721 sayılı TMK’nın 642. maddesinde düzenlenen mirasın paylaşılması olarak tespit edilmiş olup, esasen dava dilekçesinin tetkikinden davacıların da hukuki neden olarak bu hükme dayandığı ve talep sonucunda açıkça murisin mirasın paylaştırılmasına karar verilmesini talep ettikleri, 6100 sayılı HMK’nın 11. maddesi uyarınca terekenin paylaşılmasına ilişkin davalarda ölen kimsenin son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkili olduğu yine TMK’nın 576. maddesi gereğince de miras, malvarlığının tamamı için mirasbırakanın yerleşim yerinde açılacağı ve mirasın paylaştırılması davaları bu yerleşim yeri mahkemesinde görüleceği anlaşılmakatdır. Dolayısıyla murisin nüfus kaydının tetkikinden son yerleşim yeri adresinin ... Tekirdağ olduğu, ayrıca ... İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün 29/05/2019 tarihli cevabı yazısı ekinde aynı mümzilerce imzalanmış 27/05 ve 16/05 tarihli iki farklı tutanak bulunduğu, bunlardan birinde son yerleşim yerinin Marmara ilçesi, diğerinde ise ... Tekirdağ olarak tespit edildiği, bunlardan sonraki tarihli olması, davacılardan biri dahil daha fazla kişiyle yapılan görüşmelerin dayanak gösterilmesi ve mernis adresinin ... Tekirdağ olması karşısında ilk tarihli tutanaktaki mernis adresine de dayandırılan bilginin yanlış olduğunun anlaşılması sebebiyle 27/05/2019 tarihli tutanağa itibar edilmiştir. Yine Marmara İlçe Seçim Kurulu’na yazılan müzekkereye verilen 05/07/2019 tarihli cevapta murisin en son 10/08/2014 tarihindeki seçimlerde Tekirdağ’da oy kullandığı, vefatından 3 hafta önceki 07/06/2015 tarihli oy kullanmadığı seçimde de aynı adreste seçmen listesine kayıtlı olduğu ,ayrıca dosya kapsamındaki İstanbul Bezmialem Vakıf Üniversitesi Hastanesi’nce düzenlenmiş ölüm belgesi, 12/01/2016 tarihli vergi mükellefiyet kaydı gibi belgelerde de murisin adresi olarak ... Tekirdağ olduğu buna karşılık davacı vekilince her ne kadar murisin son yerleşim yerini Marmara İlçesi olarak beyan etse de bu hususta talep edilen somut verileri sunamadığı, bu nedenle 08/05/2019 tarihli beyanları hükme esas alınmadığı gerekçeleriyle yetkisizlik kararı verilmiştir. Tekirdağ 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce, her ne kadar yetkisizlik kararı veren mahkemece davanın hukuki nitelemesinin TMK'nın 642. maddesinde düzenlenen mirasın paylaşımı davası olarak kabul edilmiş ve HMK'nın 11. maddesi gereğince terekenin paylaştırılmasına ilişkin davanın murisin son yerleşim yerinde görülmesi gerektiği yönünde karar verilmiş ise de; 19.06.2016 tarihinde Tekirdağ 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nde muris adına Tekirdağ İlindeki taşınmazlar ve taşınır mallar için ortaklığın giderilmesi davası açıldığı, Tekirdağ 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/840E. 2017/488 K. sayılı kararı ile ilgili taşınmazın ortaklığının açık artırma usulü genel ihale yoluyla satış suretiyle giderilmesine karar verildiği, hükmün 04/07/2017 tarihinde kesinleştiği ve satış işlemleri için dosyanın Tekirdağ 1. Sulh Hukuk Mahkemesi Satış Memurluğuna tevdii edildiği tespit edilmiş olmakla davacı tarafın bu davayı açarken amacının TMK'nın 642. maddesinde düzenlenen miras paylaşım davası değil, muris adına Balıkesir İli, Marmara İlçesindeki taşınmazlar ve taşınır mallar için ortaklığın giderilmesi davası olduğu ve yetkili mahkemenin ise HMK'nın m. 12 gereğince taşınmazların bulunduğu yer mahkemesi olan kesin yetkili Marmara Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir. Somut olayda davacılar vekili dava dilekçesinde, muris ...’in 28/06/2015 tarihinde vefat ettiği ve mirasının davacılar ile davalılara kaldığı, davalıların olumsuz ve kötüniyetli davranışları nedeniyle miras paylaşımında sorunlar ortaya çıktığı ve taraflar arasında ihtilaflar yaşandığı belirtilerek Balıkesir İli Marmara İlçesine bağlı menkul, gayrimenkul, şirket ve araçlarda dahil olmak üzere murisin mirasın paylaştırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir. 4721 sayılı TMK'nın 640/1-2'de “Birden çok mirasçı bulunması halinde mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler.”, m. 642/1-2'de “Mirasçılardan her biri sözleşme veya kanun gereğince ortaklığı sürdürmekle yükümlü olmadıkça, her zaman mirasın paylaşılmasını isteyebilirler. Her mirasçı, terekedeki belirli malların aynen, olanak yoksa satış yoluyla paylaştırılmasına karar verilmesini sulh hakiminden isteyebilir.” düzenlemeleri mevcuttur. Miras, mirasbırakanın ölümüyle açılır (TMK. md. 575). Miras, malvarlığının tamamı için mirasbırakanın yerleşim yerinde açılır. Mirasbırakanın tasarruflarının iptali veya tenkisi, mirasın paylaştırılması ve miras sebebiyle istihkak davaları bu yerleşim yeri mahkemesinde görülür. (TMK. md. 576) Bu nedenle paylaşma davasında yetkili mahkeme murisin yerleşim yeri mahkemesidir. Dosya kapsamında, murisin, yerleşim yeri hakkında yapılan araştırmalara göre ".../Tekirdağ" adresinde ikamet ettiği anlaşılmakla, uyuşmazlığın Tekirdağ 2. Sulh Mahkemesinde çözümlenmesi gerekmektedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri ve 5235 sayılı Kanunun 36/3. maddesi gereğince Tekirdağ 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 29/11/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (3)

düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- TAŞINMAZ ÜZERİNDEKİ TESİSLER**- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 642 ]
6. Hukuk Dairesi 2005/1267 E., 2005/2775 K. 6. Hukuk Dairesi 2005/1267 E., 2005/2775 K. - PAYDAŞLIĞIN GİDERİLMESİ - TAŞINMAZ ÜZERİNDEKİ TESİSLER- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 642 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 644 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 684 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 699 ] "İçtihat Metni" Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar davalılardan ... tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava dört adet taşınmazın paylaşılmasına ilişkindir. Mahkeme istem gibi karar vermiş, hükmü davalı ... vekili temyiz etmiştir. 1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere göre davalı vekilinin 507, 652, 544 parsellere ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davalının 495 parsele ilişkin temyizine gelince: Dava konusu edilen ve satışına karar verilen taşınmaz üzerinde plastik seraların bulunduğu yapılan keşifte belirlenmiştir. Bu plastik seraların ve ekipmanlarının sabit olup olmadıkları, bir yerden bir yere taşınıp taşınamayacağı, taşınma esnasında malzemede değer kaybının olup olmayacağı bilirkişilerce tesbit edilmemiştir. Mahkemece yapılacak iş seraların sabit veya seyyar olup olmadıklarının araştırılması, sabit ise taraflar arasında ittifak bulunduğundan oran kurularak satış bedelinin bu oranlar dahilinde taraflara dağıtılması, sabit olmayan ve taşınabilir nitelikte ise MK. 684. maddesi kapsamında taşınabilir seraların arzın bütünleyici parçası olarak kabul edilemeyeceğinden satış bedelinin oran kurulmadan mirasçılık belgesindeki payları oranında taraflara dağıtılması gerekir. Bu husus gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir. Sonuç: Yukarıda bir nolu bentte açıklanan nedenle 507, 652 ve 544 parsellere ilişkin hüküm kısmının (ONANMASINA), İki nolu bentte yazılı nedenle 495 parsele ilişkin hüküm kısmının (BOZULMASINA) ve onanan kısım için taşınmaz malın satış bedelinden payına düşecek paranın %09 oranında hesaplanacak onama harcından peşin alınan 10.10,-YTL'nin mahsubu ile bakiyesinin temyiz edenden alınmasına, 28.3.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Hukuk Dairesi 2004/1683 E., 2004/2074 K.**- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 642 ]
7. Hukuk Dairesi 2004/1683 E., 2004/2074 K. 7. Hukuk Dairesi 2004/1683 E., 2004/2074 K.- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 642 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 683 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 684 ] - 743 S. TÜRK KANUNU MEDENİSİ (MÜLGA) [ Madde 583 ] - 743 S. TÜRK KANUNU MEDENİSİ (MÜLGA) [ Madde 619 ] - 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 561 ] - 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 562 ] - 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 569 ] - 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 19 ] "İçtihat Metni" Muhdesatın tesbiti istemiyle açılan davada mahkemece verilen kararın incelenmesi davalı Şadıman vekili tarafından istenilmekle temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü; Davacılar Ayşe ve paydaşları vekili, müvekkilleri ile davalı Şadıman ve arkadaşlarının müştereken malik oldukları 2161 ada 6 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan tek katlı 90 m2 binanın davacıların miras bırakanı İbrahim tarafından yapıldığının tesbiti istemi ile dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, 2161 ada 6 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 80 m2 miktarındaki ve 6.524.000.000.-TL değerindeki binanın "muhdesatın" davacıların miras bırakanı İbrahim tarafından yapıldığının tesbitine karar verilmiş, hüküm davalı Şadıman vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece dava ve temyiz konusu binanın "muhdesatın" davacıların miras bırakanı tarafından meydana getirildiği gerekçe gösterilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Davacıların öne sürdükleri ortaklığın giderilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda oluşturulan hükmün 19.9.2001 tarihinde kesinleştiği aidiyetin tespitine ilişkin davanın ise daha sonra 25.10.2002 tarihinde açıldığı dosya kapsamı ile belirlenmiştir. Öte yandan davacı taraf yargılama sırasında davasının "Aidiyetin Tesbitine" ilişkin bir dava olduğunu açıklamıştır. Daha açık bir anlatımla davacı taraf davasını "Aidiyetin Tesbiti" davası olarak sınırlamıştır. Hal böyle olunca davacıların "eda davası" açabileceği hallerde, icrai niteliği bulunmayan tespit davası açmakta hukuki yararlarının bulunmadığı tartışmasızdır. Hukuki yarar dava koşuludur. Ortaklığın giderilmesi davası sonuçlanıp hüküm kesinleştiğine göre davacının sebepsiz zenginleşmeye dayalı daha geniş kapsamlı "eda davası" niteliğindeki tazminat davası açabilecekleri tespit davasında öne sürdükleri ve sürecekleri her türlü kanıtın eda davasının yargılaması sırasında tartışılacağı da kuşkusuzdur. Mahkemece davacılar yararına dava koşulunun oluşmadığı dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün (BOZULMASINA) temyiz harcının istek halinde davalı tarafa iadesine, 31.5.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 642 ]
16. Hukuk Dairesi 2004/5244 E., 2004/7367 K. 16. Hukuk Dairesi 2004/5244 E., 2004/7367 K.- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 599 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 640 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 642 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 495 ] - 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 13 ] - 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 14 ] - 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 15 ] "İçtihat Metni" Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında 1674, 1675, 1676, 1677, 1701, 1702, 1703, 3168, 3173 ve 3174 parsel sayılı muhtelif yüzölçümündeki taşınmazlardan 1674, 1675, 1676, 1677 parsel sayılı taşınmazlar irsen intikal, harici satış, tapu kaydı nedeniyle 1701, 1702, 1703 parseller tapu kaydı, harici ve rızai taksim kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 3168, 3173, 3174 parsel sayılı taşınmazlar irsen intikal, taksim, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar adlarına tespit edilmiştir. Davacı Muteber yasal süresi içinde taşınmazların müşterek murisleri Ali'ye ait olup hissesi oranında adına tescili isteği ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ve çekişmeli 1674, 3168, 3173, 3174 nolu parsellerin tespit gibi davalı Fikret mirasçıları adlarına payları oranında, 1676, 1677, 1701 parsellerin tespit gibi davalı Sait adına, 1675, 1702 sayılı parsellerin tespitinin iptali ile 12/72 pay davacı Muteber, bakiye hissenin Mehmet mirasçıları adlarına payları oranında tesciline, 1703 sayılı parselin 12/72 payının davacı adına, bakiye hisselerin payları oranında davalı Ali mirasçıları adlarına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Muteber vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1- Temyiz konusu 1701 sayılı parselin davalı tarafın dayandığı tapu kaydı kapsamında kaldığı mahkemece toplanan ve doğru olarak değerlendirilen delillerle saptanmıştır. Taşınmazın öncesinin tarafların ortak miras bırakanları Ali adına tapuda kayıtlı iken, 24.3.1973 tarihinde bağış sureti ile davalı oğullarına intikal ettiği saptanmıştır. Tapu kaydı bağış yoluyla intikal ettiğinden dava konusu parselle ilgili olarak 1.4.1974 gün 1/2 sayılı Içtihatı Birleştirme Kararının olayda uygulama yeri bulunmamaktadır. Bu nedenlerle sözü edilen parsele ilişkin hükmün onanması gerekir. Bu itibarla yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi ile çekişmeli 1701 sayılı parsele ilişkin hükmün (ONANMASINA), 2- Dava konusu 1674, 1676, 1677, 3168, 3173 ve 3174 sayılı parsellere ilişkin temyiz itirazlarına gelince: Dava konusu 1674, 1676, 1677 sayılı parsellerin kayden ortak miras bırakan adına tapuda kayıtlı bulunduğu, diğer 3168, 3173 ve 3174 sayılı parsellerin ise tapusuz olup ortak miras bırakan Ali'ye ait olduğu gerek mahkemenin gerekse tarafların kabulündedir. Mahkemece taksim senedi başlığını taşıyan 19.8.1971 tarihli senede değer verilerek hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Senedin miras bırakanın iradesine göre yorumlanması zorunludur. Miras bırakanın vasiyet şeklinde taşınmazları oğulları arasında taksim etmeyi amaçladığı ve bu amaca uygun olarak taşınmazları oğullarına teslim ettiği anlaşılmaktadır. Senetteki şartlar bu hususu açıkça doğrulamaktadır. Senet usulen düzenlenmediğinden vasiyetname olarak kabulü de olanaksızdır. Öte yandan tapulu taşınmazların paylaşımının tapu sicilinde ve resmi senetle yapılması zorunludur. Dava konusu olayda 3402 sayılı Kadastro Kanununun 15. madde hükmünün uygulama yerinde bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; davacının payı ile sınırlı olmak üzere tespitin iptali ile davacı payının kendi adına ve diğer payların davalı tespit malikleri adlarına iştirak halinde mülkiyet şeklinde tesciline karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün (BOZULMASINA), 20.5.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Hukuk

Miras paylaşımında (taksim), mirasçılar aralarında anlaşamazlarsa, herhangi bir mirasçının istemi üzerine paylaşmayı kim gerçekleştirir?

A) Aile Meclisi
B) Noter
C) Sulh Hukuk Hakimi
D) Asliye Hukuk Hakimi
E) İcra Dairesi

Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol