Türk Medeni Kanunu 676. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 676- Mirasçılar arasında payların oluşturulması ve fiilen alınması veya aralarında yapacakları paylaşma sözleşmesi mirasçıları bağlar.
Paylaşma sözleşmesiyle mirasçılar, tereke mallarının tamamı veya bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetinin miras payları oranında paylı mülkiyete dönüştürülmesini de kabul edebilirler.
Paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır.
II. Miras payı üzerinde sözleşme
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
9 karar eşleşti
8. Hukuk Dairesi, 2014/27384 E., 2015/178 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; Mahkemece; TMK'nun 676. maddesinde yer alan yasal düzenleme açıklanarak, davaya konu taksim sözleşmesinde, 1011 parsel sayılı taşınmazda iki ayrı ev yapılabilmesinin mümkün olması koşulunun yer almadığı, bunun aksine yazılı delil de sunulmadığı gerekçesi ile davanın kabulün
8. Hukuk Dairesi 2014/27384 E. , 2015/178 K.
"İçtihat Metni"
Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
.. ile .. ve .. aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 18.12.2013 gün ve 391/446 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili; vekil edeni ve davalıların kardeş olduklarını, anne ve babalarından kalan taşınmazlara ilişkin aralarında rızai taksim sözleşmesi yaptıklarını, sözleşmeye göre birçok taşınmazın intikalini sağladıklarını ancak, sözleşme gereği vekil edenine düşen 1800 parsel sayılı taşınmazın intikalinin sağlanmadığını açıklayarak; dava konusu 1800 parsel sayılı taşınmazda davalılara ait hisselerin tapu kayıtlarının iptali ile vekil edeni adına tescilini istemiştir.
Davalılar vekili; davacının kötü niyetli olduğunu, taraflar arasındaki taksime konu 1011 parsel sayılı taşınmazda iki adet bina yapılması halinde 1800 parselin davacıya ait olacağı şeklinde anlaştıklarını ancak 1011 parsel sayılı taşınmazda yasal olarak iki adet bina yapılmasının mümkün olmadığını bu nedenle anlaşmanın geçersiz olduğunu açıklayarak, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne, .. taşınmazın davalılar adına 1/3'er oranda tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; Mahkemece; TMK'nun 676. maddesinde yer alan yasal düzenleme açıklanarak, davaya konu taksim sözleşmesinde, 1011 parsel sayılı taşınmazda iki ayrı ev yapılabilmesinin mümkün olması koşulunun yer almadığı, bunun aksine yazılı delil de sunulmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, Mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktır. Şöyle ki, davaya konu 1800 parsel sayılı taşınmaza ilişkin tapu kayıtlarının incelenmesinde; ... ve... ½'şer hisse ile tapulama nedenine dayalı olarak 07.01.1969 tarihinde tapuya tescil edildiği,...'in ölümü ile, 25.06.2009 tarihinde payının mirasçılara intikal etmesi nedeni ile ... adına 1/8'er hisseli olarak tescil edildiği, 06.07.2009 yılında mirasçılar arasında 9099 yevmiye nolu resmi senet ile yapılan taksim neticesinde .. adına tam hisse şeklinde tescil edildiği ve ...'in ölümünden sonra 09.11.2012 tarih 13761 yevmiye nolu senetle bütün mirasçıların katılımı ile intikal işlemi yapılarak .... adına 1/3'er hisse ile tapuya tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Davacı, tarafların ortak miras bırakanlarına ait mirasın, tüm mirasçılar arasında taksim edildiğini iddia etmektedir. TMK'nun 676.maddesi hükmüne göre; tapulu taşınmazlara ilişkin paylaşma sözleşmesinin geçerliliği tüm mirasçıların katılımı ile yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. Ancak; mirasçılar adına paylı mülkiyet şeklinde tapuya kayıtlı olan taşınmazlara ilişkin taksim sözleşmesinde, paylı mülkiyete geçilmekle taşınmazlar miras bırakanların terekesinden çıktığından ve elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olmadığından, payın temliki resmi şekilde yapılması (TMK.m.706, 6098S. TBK.m 237) gerekeceğinden, tüm mirasçıların katılımıyla da yapılsa bu sözleşmeye değer verilemez.
Somut olaya gelince, dosya arasında mevcut " taksim sözleşmesidir" başlıklı sözleşmenin incelenmesinde; miras bırakanlar ...'den kalan taşınmazların paylaşımına ilişkin olduğu ve adı geçen miras bırakanların tüm mirasçılarının sözleşmede yer aldığı anlaşılmaktadır. Sözleşmenin hangi tarihte düzenlendiği senet üzerinde belirtilmemiştir. Her ne kadar davaya konu taksim sözleşmesinin tarihi belirtilmemiş ise de; dosya içeriğine toplanan delillere göre sözleşmenin, davacı ve davalılar tarafından 09.11.2012 tarihinde tapuda gerçekleştirilen intikal tarihinden önce yapılmış olduğu kabul edilmelidir. Bütün mirasçıların rızası ile tapuda gerçekleştirilen intikal işlemi ile tarafların taksim sözleşmesindeki iradelerinden döndüklerinin kabul edilmesi gerekecektir. Bundan ayrı, sözleşmenin 09.11.2012 tarihinden sonra yapıldığı kabul edilecek olsa dahi, az yukarıda açıkladığımız üzere, taşınmazın sözleşme tarihinde miras bırakanların terekesine dahil olmadığı, davacı ve davalılar adına paylı olarak tapuda kayıtlı bulunduğu anlaşıldığından, bütün mirasçıların katılımı ile yapılmış olsa bile davacıların davasına dayanak olan taksim sözleşmesinin geçerli olduğundan bahsedilmesi mümkün olmayacaktır. Bu durumda, bahsi geçen taksim sözleşmesinin; dava konusu taşınmazda intikal işleminin gerçekleştirildiği tarih olan 09.11.2012 tarihinden önce ya da sonra yapılmış olması durumları değerlendirildiğinde gerçersiz olduğunun kabulü gerekir.
Hal böyle olunca; yukarıda açıklanan olgular karşısında; davacının dayandığı miras taksim sözleşmesinin TMK'nun 676. ve 706 maddeleri ile 6098 saylı TBK'nun 237. maddeleri uyarınca geçersiz olduğudan ve miras taksim sözleşmesi hükmünde bulunmadığından, Mahkemece; davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 388/4., HMK m.297/ç) ve 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 170,80 TL peşin harcın istek halinde davalılara iadesine 12.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
8. Hukuk Dairesi, 2017/10219 E., 2020/3487 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
maddesi uyarınca miras payının devri ve TMK'nin 676. maddesi uyarınca taksim sözleşmesine istinaden tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
8. Hukuk Dairesi 2017/10219 E. , 2020/3487 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacılar vekili, ortak muris Osman'dan intikal eden iki parça taşınmazda mirasçı eski eş Ayşe'nin miras payını, davacılardan Hüseyin'in haricen devraldığını, daha sonra geriye kalan dört mirasçı olan davacıların kendi aralarında bu taşınmazlarla ilgili miras taksimi yaptıklarını açıklayarak, muris adına kayıtlı 951 parseldeki 170/440 hissenin iptali ile davacı ... adına, yine muris adına kayıtlı 945 parsel taşınmazın tapusunun iptali ile davacılar Neslihan, Fatma Hanım ve Ayşe adına 1/3 'er hisse nispetinde tapuya tescilini talep etmiştir.
Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... davayı kabul ettiğini bildirmiştir.
Diğer davalılar usulüne uygun dava dilekçesinin tebliğine rağmen cevap vermemiş, yargılmaya katılmamıştır.
Mahkemece, tapulu taşınmazların TMK'nin 706, BK'nin 213,ve 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26. maddesi ile Noterlik Kanunu'nun 60 ve 89 maddeleri gereğince satış ve devirleri resmi şekilde yapılmadıkça hukuki sonuç doğurmayacağı ve miras payı devir sözleşmesinin tüm mirasçılar arasında yapılmadığı, TMK'nin 677 maddesine göre miras payı devrinin tüm mirasçılar arasında yapılması gerektiği, muris Osman'ın tüm mirasçılar arasında yapılmayan sözleşmeye dahil olmayan mirasçıların yani davalıların bağlamayacağı gerekçesiyle, davacıların davasının kısmen kabul kısmen reddine, davacıların davasının davayı dosya içerisinde bulunan 08.04.2014 tarihli kimlik tespiti yapılmış kabul beyanı ile kabul eden davalı ... hariç diğer davalılar yönünden ayrı ayrı reddine, davayı kabul eden Veli'nin tapu kaydındaki ortak muris Osman'ın en son alınmış 10.06.2016 tarihli veraset ilamındaki miras payı olan miras payı oranında davanın kabulüne, 951 parseldeki davalı ...'nin veraset ilamındaki payı oranında murisin hissesindeki davalı ...'ye düşecek pay miktarı ile sınırlı olmak üzere iptali ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, 945 parseldeki davalı ...'nin veraset ilamındaki payı oranında murisin hissesindeki davalı ...'ye düşecek pay miktarı ile sınırlı olmak üzere iptali ile davacılar Neslihan, Ayşe, Fatma Hanım üzerine 1/3 hisse oranında ayrı ayrı tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK'nin 677. maddesi uyarınca miras payının devri ve TMK'nin 676. maddesi uyarınca taksim sözleşmesine istinaden tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
TMK'nin 677. maddesine göre terekenin tamamı veya bir kısmı üzerinde miras payının devri konusunda mirasçılar arasında yapılan sözleşmenin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır. Yazılı olması geçerlilik şartıdır, bu yazılı şeklin adi yazılı olarak yapılması yeterlidir. Ancak; mirasçılar adına paylı mülkiyet şeklinde tapuya kayıtlı olan taşınmazlarda payın temlikinin resmi şekilde tapu memuru önünde yapılması (TMK mad.706, 6098 S. TBK mad. 237) gereklidir. TMK'nin 676. maddesi uyarınca miras paylaşımı (taksim) ancak taksim sözleşmesinin yapıldığı sırada miras ortaklığına dahil, paylaşılmamış olan miras mallar için söz konusudur. Paylı mülkiyete dönüştürülmüş ya da diğer mirasçıların oluruyla bir veya birkaç mirasçı adına tescil edilen durumlarda miras taksim sözleşmesi yapılması sonuç doğurmaz. Miras ortaklığına (terekeye) dahil taşınmazlara ilişkin miras taksim sözleşmesinin geçerliliği için tüm mirasçıların katılımı ile adi yazılı şekil yeterlidir.
Somut uyuşmazlık incelendiğinde, dava konusu taşınmazların tapulama yoluyla 1972 yılında muris Osman adına tapuda tescil edildiği, Osman'ın 1985 yılında vefat ettiği ve geriye dört çocuğu davacılar ile eşi (davalıların murisi) Ayşe'nin mirasçı olarak kaldıkları anlaşılmaktadır. Davacılardan Hüseyin'in Ayşe ile miras payı devir sözleşmesi yaptığı 28.7.1987 ve diğer mirasçılarla taksim sözleşmesi yaptığı 04.11.2011 tarihleri itibariyle taşınmazlar tapuda muris adına kayıtlıdır. Yasa'da aranan geçerlilik için adi yazılı şekilde yapılması koşulu ise her iki işlem yönünden de sağlanmıştır. Mahkemenin miras payı devir ve taksimin resmi şekilde yapılması yönündeki gerekçesi yerinde değildir. 2011 yılında gerçekleşen miras taksim sözleşmesindeki mirasçıların tapu maliki Osman'ın tüm mirasçıları olup olmadığı ise 1987 yılındaki miras payı devir sözleşmesinin geçerli olarak yapılıp yapılmadığına bağlıdır.
Davalı tarafça 1987 tarihinde gerçekleşen miras payı devir sözleşmesinin imza, irade sakatlığı, bedel ödeme vb sebeplerle geçersizliliğine yönelik iddialarda bulunmuştur. Mahkemece bu savunma üzerinde gereği gibi durularak araştırma ve inceleme yapılmalı, sonucuna göre davalı tarafın savunmalarını ispat edemediği kanaatine varılırsa, yukarıda izah edilen şartlar somut olayda sağlanacağından davanın tümden kabulü gerekeceği gözetilmelidir. Mahkemece, yanılgılı değerlendirme ve eksik araştırma ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda gösterilen nedenlerle davacılar vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 16.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
8. Hukuk Dairesi, 2014/25376 E., 2015/1018 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Dava dilekçesinin içeriği ve yargılama aşamasındaki beyanlara göre dava TMK'nun 676 maddesinde düzenlenen miras taksim sözleşmesine dayanan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
8. Hukuk Dairesi 2014/25376 E. , 2015/1018 K.
"İçtihat Metni"
sliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
.. ile .. ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 08.05.2013 gün ve 1294/858 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı .. ve davalı .. taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı .., ortak murisin ölümünden sonra tarla vasfındaki taşınmazlar mirasçılar arasında paylaşıma tabi tutulmuşken arsa vasfındaki taşınmazların paylaşılmadığını, murisin sağlığında davalılardan ...'e devrettiği 1987 parsele ilişkin davalılardan... ve ... tarafından açılan davanın kabul edilmesine rağmen kendisi tarafından açılan davanın reddedildiğini açıklayarak 1947 parsel sayılı taşınmazın tapusunun iptaliyle 2.400 m2'lik kısımının adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan ..., mirasçılar arasında gayri resmi bir paylaşım yapıldığını ve dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan ve anneleri...nin ikamet ettiği evin ölünceye kadar ...ye ait olması ve ölümünden sonra ise bütün mirasçıların kullanımında bulunması şartıyla açılan davayı kabul ettiğini bildirmiş, diğer davalılar ise açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılardan.... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesinin içeriği ve yargılama aşamasındaki beyanlara göre dava TMK'nun 676 maddesinde düzenlenen miras taksim sözleşmesine dayanan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Dava konusu taşınmaz 20.06.1978 tarihinde tapulama çalışmaları sonucunda ortak miras bırakan ... adına tescil edilmiş olup, ... 30.05.2008 tarihinde vefat etmiştir. TMK'nun 676. maddesine göre, miras taksim sözleşmesinin terekenin tamamı veya bir kısmı üzerinde de yapılabilmesi mümkün olup taşınmazın tapulu yerlerden olması halinde taksim sözleşmesinin geçerliliği bütün mirasçıların iştiraki ile yazılı olarak düzenlenmesine bağlıdır. Somut olayda davacının iddiasına dayanak oluşturan tarihsiz taksim sözleşmesinde mirasçılardan ... yer almadığından usulüne uygun bir taksimden bahsedilemez.
.
Öte yandan 1987 parsele ilişkin olarak davacı tarafından ...'e karşı açılan davaya ilişkin Mahkemenin 2010/78 Esas 2012/29 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde, 1987 parselin murisin sağlığında ...'e devredilmesi üzerine mirasçılardan ... tarafından açılan davanın, bu dosyanın davalısı ...r'in kabulü üzerine lehlerine sonuçlanmışken davacı ... tarafından açılan davanın reddine karar verildiği, bu davanın konusu, tarafları ve hukuki sebebinin eldeki davadan farklı olması nedeniyle kesin hüküm oluşturmadığı gibi miras taksim sözleşmesinin yapıldığına ilişkin kuvvetli delil niteliğinde olduğu da kabul edilemez. Kaldı ki davacı tarafından ortak muristen kalan taşınmazların taksim edildiği ve her mirasçının kendisine düşen yeri aldığı iddia edilmişse de, dosyadaki tapu kayıtlarından muris adına pasif tapu kaydı bulunmadığı ve aktif kayıtların tamamının muris adına olduğu görülmekle davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Davalılar...r'in temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün temyiz eden davalılar yönünden 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 24,30 TL peşin harcın istek halinde davalılara ayrı ayrı iadesine 19.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
8. Hukuk Dairesi, 2014/14944 E., 2014/17379 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varElmalı Asliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Dayanak miras paylaşım sözleşmesi, TMK'nun 676. maddesi uyarınca tüm mirasçıların katılımı ile usulüne uygun olarak düzenlenmiştir.
8. Hukuk Dairesi 2014/14944 E. , 2014/17379 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Elmalı Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 17/01/2013
NUMARASI : 2011/126-2013/15
E.. S.. ve İ.. S.. ile A.. G.. ve müşterekleri aralarındaki Miras taksim sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Elmalı Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 17.01.2013 gün ve 126/15 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar ve davalılardan A.. G.. tarafından süresinde olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar, muris babaları H. S.'in 28.06.2001 tarihinde vefat ettiğini mirasçılarının 25.08.2001 tarihinde miras mallarını paylaşmak için anlaştıklarını ve sözleşmeyi imzaladıklarını, davalıların tapuda akit yapmaya yanaşmadıklarını, bu anlaşmaya göre 01.11.2001 tarihinde davalı Rabia'ya 7.200 Amerikan Doları vermeleri gerektiğini; ancak, ödeme günü gelmeden davalı A.. G..'in anlaşmayı bozduğunu beyan ederek ödenecek parayı da kasıtlı olarak istemediğini, davalıların kendilerine düşen evde 92 ay fazladan oturduklarını bildirerek, sözleşme gereği 3 nolu parseldeki 2 katlı ev, 9 nolu parseldeki yolluk nitelikli taşınmazın tamamı ile 73, 239, 597 ve 646 parsel sayılı taşınmazların 2/8 hissesi ve 632 nolu parselin ise 6/256 hissesi ile 457 nolu parselin de 2/8 hissesinin adlarına eşit hisse ile tescil edilmesini ve R.. S..'e ödemede bulunmak için talimat verilmesini istemişler. Islah tarihi, dava konusu edimlerin gecikmiş ifası nedeni ile uğranılan 56.100-TL tutarındaki müspet zararın Borçlar Kanunu 106/2. maddesi gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere tazminine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Davalılar, ayrı ayrı verdikleri cevap dilekçelerinde, özetle: Davalı R.. S..'in okuma yazma bilmediğini, sözleşmeye atılan imzanın tanıklarca tasdik edilmesi gerektiğinden, bu sözleşmenin geçersiz olduğunu, davacıların sözleşmede belirlenen bedeli ödemediklerini, bu nedenle dava açamayacaklarını, sözleşmenin açık olmadığını, kime, neresinin verileceğinin belli olmadığını ve ıslah talebini de kabul etmediklerini, davacıların kendi edimlerini yerine getirmedikçe, davalıyı temerrüde düşüremeyeceklerini, ayrıca müspet zarar kavramı adı altında istenen bedelin ne olduğu açıkça belli olmadığını, Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi gereğince istenilen alacağın zamanaşımına uğradığını bildirerek, davanın ve ıslah talebinin reddini savunmuşlardır.
Mahkemece; davanın hukuki niteliği itibari ile davacıların dayandığı 25.08.2001 tarihli sözleşmenin muris Hüsnü Serin'in tüm mirasçıları tarafından imzalandığını, sözleşmede muristen kalan taşınmazların mirasçılar tarafından ne şekilde paylaşılacağının kararlaştırıldığını, her ne kadar davalılar mirasçı R.. S..'in okuma yazma bilmediğinden sözleşmedeki imzanın tanıklar huzurunda atılmadığından geçersiz olduğunu bildirmiş iseler de, davalı R.. S..'in mahkemenin 2011/127 ve 2004/124 esas sayılı dava dosyalarında taraf olup kendisine gönderilen davetiyeyi bizzat imza karşılığı tebellüğ ettiği, yine R.. S..'in, emekli maaşını aldığı bankada ve Vergi Dairesine verilen beyannamelerde kendi imzasını kullandığı göz önüne alındığında davalının okuma yazma bilmeyip imzasının geçersiz olduğu yönündeki savunmanın doğru bulunmadığı, dayanak sözleşmenin bu nedenle geçerli olduğunu, ancak sözleşmede “E. G. Mahallesi, Y. F. Caddesindeki evin arsası ve ortak yolun davacılara eşit hisse ile kaldığı,” ve “davacıların eşit değerde 7.200 Amerikan Doları 01 Kasım 2001 tarihinde R.. S..'e ödemede bulunacakları... ödeme tarihinden itibaren 6 ay içerisinde R.. S..'in evi boşaltacağı” kararlaştırıldığı, davacılar tarafından ödenmesi kararlaştırılan bu paranın belirtilen tarihte ve halen ödenmediği davacıların da kabulünde olduğu, her ne kadar davacılar, davalı A.. G..'in anlaşmayı bozduklarını beyan etmesi üzerine ve davalı R.. S..'in parayı kasıtlı olarak kendilerinden istemediği, bu nedenle parayı ödemediklerini ileri sürmüş iseler de; edimini ifa etmek isteyen davacıların mahkemeden tevdi yeri tayini talep ederek vadesinde edimlerini yerine getirmeleri mümkün olup bu husus davalıların rızasına bağlı olmadığından, davacılar edimlerini yerine getirmediklerinden sözleşme tarihinde yürürlükte olan Borçlar Kanunu'nun 81. maddesi gereğince bir kimse kendi edimini ifa etmedikçe karşı taraftan edim ifası isteyemeyeceğinden, bu nedenle davacılar sözleşme gereği 01 Kasım 2001 tarihinde davalı R.. S..'e ödemeleri gereken parayı ödemediklerinden aynı sözleşmede kararlaştırılan karşı taraf ediminin yerine getirilmesini isteyemeyecekleri hükmü bulunduğundan bu nedenle miras taksim sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil isteminin reddine ve davacılar ıslah dilekçelerinde dava dilekçesinde yer alan tescil taleplerinden vazgeçmeksizin ecrimisil talep ettiklerinden, ıslah ile talep sonucuna yeni bir talep eklemek mümkün olmadığından ıslah dilekçesindeki ecrimisil talebi dikkate alınmayarak davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm davalılardan Aysel Serin Girgin ve davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Miras paylaşım sözleşmesi, borçlandırıcı nitelikte bir sözleşme olduğundan; tasarrufi işlemin yapılması için, taşınmazlar yönünden tapu iptal ve tescil davası açılması gerekir. Sözleşmenin yapıldığı 25.08.2011 tarihinde davalı taşınmaz miras ortaklığı kapsamında olarak elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabidir. Dayanak miras paylaşım sözleşmesi, TMK'nun 676. maddesi uyarınca tüm mirasçıların katılımı ile usulüne uygun olarak düzenlenmiştir. Davacıların dayandığı sözleşmenin, murisleri Hüsnü Serin'in 28.06.2001 tarihinde vefatı sonrası tüm mirasçılarının katılımı ile oybirliğiyle düzenlenmiş olması sebebiyle TMK’nun 676. ve devamı maddeleri uyarınca miras paylaşım (taksim) sözleşmesi olarak kabul edilmesi gerekir. Bu durumda davacılar tarafından dosyaya sunulan 25.08.2001 tarihli Harici Taksim Senedi başlıklı adi yazılı ve murisin tüm mirasçıları tarafından imzalanan miras paylaşım sözleşmesi geçerli olup, taraflarını bağlar. Mirasçılar söz konusu bu miras taksim sözleşmesinde yazılı hükümleri yerine getirmek zorundadır. İkiden fazla mirasçının bulunduğu miras ortaklığında, miras paylaşım sözleşmesi karşılıklı nitelikte olmakla birlikte; bir mirasçı karşı ifanın yapılmasını tek başına isteyemeyeceğinden; karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde ödemezlik def'ini düzenleyen BK. md. 81 (TBK. md. 97) uygulanamaz. Yazılı paylaşma (taksim) sözleşmesinden doğan borç ifa edilmediği takdirde, her bir mirasçı, paylaşma sözleşmesinden doğan borcu ifa etmekten kaçınan mirasçı aleyhine ifa davası açabilir.
Somut uyuşmazlıkta, ifa davası tapu iptal/tescil davası olarak açılmıştır. Dayanılan sözleşme bir ön sözleşme olmayıp, TMK. 676. maddesine uygun olarak düzenlenmiş bir miras paylaşım (taksim) sözleşmesidir. Mirasçılardan R.. S..'in okur-yazar olmadığı halde, sözleşmeyi imzaladığı iddia edilmiş ise de; bu mirasçının böyle bir iddiası olmadığı gibi; olsa bile böyle bir iddianın TMK. 2. maddesi anlamında hakkın kötüye kullanılmasını teşkil edeceği açıktır. Davalıların da davacılardan kendilerine düşen edimi talep ve dava hakları mevcuttur. Öyleyse, davacıların bu yönlere ilişkin temyiz itirazları haklıdır. Mahkemenin ret kararı hatalı olmuştur. Mahkemece, miras taksim sözleşmesinde, davacılara bırakılan taşınmazlar yerinde yapılacak keşif ile kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ayrıntılı olarak belirlenerek, miras taksim sözleşmesi dikkate alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde miras taksim sözleşmesinin geçersiz olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Davacıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı A. G.'in temyiz isteminin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK 297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 24,30 TL peşin harcın istek halinde davacılara, 148,80 TL peşin harcın da davalılardan A.. G..'e iadesine 29.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
**- TAPU İPTALİ VE TESCİL**- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 676 ]
1. Hukuk Dairesi 2010/8890 E., 2010/10376 K.
1. Hukuk Dairesi 2010/8890 E., 2010/10376 K.
- TAPU İPTALİ VE TESCİL- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 676 ]
- 743 S. TÜRK KANUNU MEDENİSİ (MÜLGA) [ Madde 611 ]
- 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 288 ]
- 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 290 ]
- 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 293 ]
"İçtihat Metni"
Dava, hata hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 1179 parsel sayılı taşınmazın mirasçılar arasında yapılan rızai ve fiili taksim neticesinde 07.08.2009 tarihli akitle ¼
¼ payının diğer payı ile birlikte tevhidi suretiyle davalı adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, Türk Medeni Kanununun 676. maddesi hükmü (743 Sayılı Yasanın 611. maddesi) uyarınca, mirasçılar arasında payların oluşturulması ve filen alınması veya aralarında yapacakları paylaşma sözleşmesi mirasçıları bağlayabileceği gibi, taksim sözleşmesinin geçerliliği 10.12.1952 tarih, 2/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. Mirasçılar haricen bir taksim sözleşmesi yapmamışlar, resmi memur önünde akit düzenlenmesi suretiyle taksim iradelerini gerçekleştirmişlerdir.
Bu durumda, HUMK.nun 288 ve 290. maddesi düzenlemeleri karşısında iddianın yazılı belge ile ispatı zorunludur. Somut olayda, HUMK.nun 293. maddesi hükmünün de uygulama yeri bulunmadığı açıktır.
Hal böyle olunca; davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir.
Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açılanan nedenlerle HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 14.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Genel
Vefat eden Bay (M)’nin mirasçıları olan (A), (B) ve (C), terekeye dahil olan taşınmazların paylaşımı konusunda kendi aralarında bir anlaşmaya varmışlardır.
Söz konusu "miras taksim sözleşmesi"nin hukuken geçerli olabilmesi için uyulması gereken şekil şartı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Tarafların sözlü olarak anlaşması ve bu durumu iki tanık önünde beyan etmesi yeterlidir.
B) Paylaşma sözleşmesinin mutlaka noterde resmi senet şeklinde düzenlenmesi zorunludur.
C) Paylaşma sözleşmesi, ancak tüm mirasçıların katılımıyla "yazılı" şekilde yapıldığı takdirde geçerli olur.
D) Taşınmaz paylaşımı söz konusu olduğu için sözleşmenin tapu müdürlüğünde yapılması şarttır.
E) Mirasçılardan birinin talebiyle mahkemece onaylanmadıkça sözleşme hüküm doğurmaz.