Türk Medeni Kanunu 713. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 713- Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.
Aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan veya yirmi yıl önce (…)[35] hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.
Tescil davası, Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişilerine veya varsa tapuda malik gözüken kişinin mirasçılarına karşı açılır.
Davanın konusu, mahkemece bir gazete ve bir internet haber sitesinde ve ayrıca taşınmazın bulunduğu yerde uygun araç ve aralıklarla en az üç defa ilân olunur.[36]
Son ilândan başlayarak üç ay içinde yukarıdaki koşulların gerçekleşmediğini ileri sürerek itiraz eden bulunmaz ya da itiraz yerinde görülmez ve davacının iddiası ispatlanmış olursa, hâkim tescile karar verir. Mülkiyet, birinci fıkrada öngörülen koşulların gerçekleştiği anda kazanılmış olur.
Davalılar ve itiraz edenler, aynı davada kendi adlarına tescile karar verilmesini isteyebilirler.
Kararda, tescili istenilen taşınmazın niteliği, yeri, sınırları ve yüzölçümü belirtilir ve karara, uzmanlarca düzenlenen teknik bilgileri içeren krokisi de eklenir.
Özel kanun hükümleri saklıdır.
c. Sürelerin hesabı
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
1.114 karar eşleşti
8. Hukuk Dairesi, 2023/2957 E., 2025/953 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKadastro Mahkemesi
davacı yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilerek hüküm verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırmanın karar vermek için yeterli olmadığı, davanın, TMK'nın 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddelerine dayalı tescil isteğine ilişkin olduğu, dava konusu taşınmazın, 1965 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında tapulama harici bırakılan yerl
8. Hukuk Dairesi 2023/2957 E. , 2025/953 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2021/474 E., 2023/40 K.
KARAR : Davanın kabulü
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan inceleme sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararın, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... vekili Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, Milas ilçesi ... köyünde kain 1965 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakılan taşınmazın, müvekkili olan davacı adına tescilini talep etmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonunda verilen, Belediye Başkanlığına karşı açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, Hazine ve Köy Tüzel Kişiliğine karşı açılan davanın kabulü ile fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 2.962,45 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın davacı ... adına tesciline ilişkin hüküm, davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2014/4942 Esas, 2014/5217 Karar sayılı ilamıyla ".. davacı yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilerek hüküm verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırmanın karar vermek için yeterli olmadığı, davanın, TMK'nın 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddelerine dayalı tescil isteğine ilişkin olduğu, dava konusu taşınmazın, 1965 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında tapulama harici bırakılan yerlerden olduğu, davacının, imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği hukuki nedenlerine dayanarak tescil isteğinde bulunduğu, böyle bir taşınmazın iktisap edilebilmesi için, 3402 sayılı Yasa'nın 14 ve 17. maddeleri uyarınca, emek ve masraf sarfı suretiyle imar-ihya işlemlerinin tamamlanarak tarıma elverişli ... getirilmesinin ve bu işlemlerin tamamlanmasından sonra kazanmayı sağlayacak zilyetlik süresinin geçmesinin zorunlu olduğu açıklanarak, her ne kadar Milas Belediye Başkanlığı hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş ve davacı ve adı geçen Tüzel kişilik tarafından hüküm temyiz edilmemiş ise de, hüküm tarihinden sonra 30.03.2014 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca büyükşehir belediyesi sınırları içinde bulunan köylerin tüzel kişiliği kaldırılıp büyükşehir belediyesinin sınırlarının bir ilin mülki sınırları haline gelmiş olduğundan, Muğla Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı'nın ve aynı Yasa'nın geçici 1. maddesinin 13. fıkrası uyarınca ilgili İlçe Belediyesine karşı davanın yöneltilmesinin zorunlu olduğu göz önünde bulundurularak ... da davaya dahil edilmek suretiyle taraf teşkili sağlanması, dava tarihinden 20-30 yıl öncesine ait üç ayrı zamanda çekilmiş (1982, 1992 ve 2002 yılları) hava fotoğraflarının dosya arasına konulması ve bu fotoğrafların jeodezi ve fotogrametri uzmanı fen bilirkişilerince stereoskopla incelenmesi, uyuşmazlığın çözüme kavuşturulabilmesi için dava konusu yere ait uydu ve hava fotoğrafları getirtilerek açıklandığı şekilde inceleme ve değerlendirme yapılması, bilirkişi ve tanık sözlerinin hava fotoğrafları ve komşu taşınmaz kayıtlarıyla denetlenmesi, tescili istenen taşınmazın niçin tescil harici bırakıldığının sorulması, bundan sonra, 3 kişilik ziraat mühendisleri kurulu ile 3 kişilik jeodezi veya fotogrametri uzmanı harita mühendisinden oluşacak bilirkişi heyetleri aracılığıyla yapılacak keşifte, hava fotoğrafları üzerine stereoskop aletiyle inceleme yaptırılması, temin edilebilen en eski tarihli uydu fotoğraflarının değerlendirilmesi, çekişmeli taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin, imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığının ve tamamlandığının, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılması, tanık ve yerel bilirkişi ifadelerinin de bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmesi, taşınmazın kadastro paftasındaki konumunun bilgisayar programı aracılığıyla uydu ve hava fotoğraflarına aktarılması, ziraatçi bilirkişi kurulu vasıtasıyla taşınmazın öncesi ve zirai faaliyete konu olup olmadığı hangi tarihte imar-ihyaya başlandığı, tamamlandığı ve zilyetliğin hangi tasarruflar ile sürdürüldüğü hususlarının özellikle irdelenmesi, bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gereğine ve kabule göre de, TMK'nın 713/3. hükmü uyarınca Hazine ve ilgili Kamu Tüzel Kişiliği yasal hasım durumunda olup yargılama giderleriyle sorumlu tutulamayacağı halde, yazılı şekilde karar verilmesinin isabetsizliğine " değinilerek bozulmuştur.
Asliye Hukuk Mahkemesince bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda; "... davanın, TMK'nın 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddelerine dayalı tescil isteğine ilişkin olduğu, tüm dosya kapsamına göre, somut olayda niza konusu taşınmazın davacı tarafından bedeli mukabilinde satın alındığının ve 1975 yılından bu yana da nizasız ve fasılasız malik sıfatıyla davacının tasarrufunda bulunduğunun tespiti karşısında, 6360 Sayılı Yasanın 1/3 maddesi gereği köy tüzel kişiliği mahalle olarak ilçe belediyesine bağlanmış oluduğu ve aynı yasanın geçici 1. Maddesinin 13. Fıkrası gereğince ilçe belediyesinin davada taraf ve temsil sıfatının tespiti ile aynı yasa gereği ...'nın taraf sıfatının bulunmadığı, diğer davalılar yönünden ise, harita mühendisleri ... Yahşi, Tülay ... ve ... Çınar tarafından ibraz edilen 28/04/2016 tarihli hüküm kurmaya elverişli teknik bilirkişi raporunda, niza konusu ... mahallesinde bulunan 2658,30 m² büyüklüğündeki 0 ada 3633 nolu taşınmaz üzerinde 30 - 40 yaşlarında ağaların ve 1975 yılındaki hava fotoğrafında binanın bulunduğunun, imar - ihyanın 1975 yılında başladığının belirtilmesi ve mahali bilirkişi ve tanık beyanları ile davacının taşınmaz üzerindeki çalılık ve fundalığı temizleyip toprak dökerek taşınmazın vasfını iyileştirdiğinin ve sonra aile ihtiyacı için yaptığı bu yetiştiricilikleri bina yaptıktan sonrada kesintisiz olarak devam ettiğini ifade edilmesi karşısında imar - ihyanın dava tarihinden asgari 25 yıl önce tamamlandığının anlaşıldığı, ..." gerekçesiyle, davanın kabulüne ve Muğla ili Milas ilçesi ... köyü Köyiçi mevkinde kain ve 28.04.2016 tarihli bilirkişi raporu ekindeki Bilirkişi tarafından tanzim edilen 12.04.2016 tarihli "Durum Tespit Krokisinde" (A) harfi ile gösterilen 2658,30 metrekarelik kısmın yeni bir parsel numarası ile davacı adına kayıt ve tesciline, 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (6360 sayılı Kanun) 1/3 üncü maddesi gereği köy tüzel kişiliği mahalle olarak ilçe belediyesine bağlanmış olduğu ve aynı Kanun'un Geçici 1 inci maddesinin 13 üncü fıkrası gereğince ilçe belediyesinin davada taraf ve temsil sıfatının tespiti ile aynı Kanun gereği Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığının taraf sıfatı yokluğundan bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmiş; iş bu kararın esas yönünden davalı Hazine vekili ve Milas Belediye Başkanlığı vekili, vekalet ücreti yönünden ise davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2017/3873 Esas ve 2020/5944 Karar sayılı ilamıyla "... davanın, TMK'nın 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 17. maddelerine dayalı olarak açılan tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkin olduğu, 4721 sayılı TMK'nın 713/3. maddesi gereğince, tescil davalarında Hazine’nin yanında ilgili kamu tüzel kişiliklerine de husumet yöneltilmesinin zorunlu olduğu, somut olayda davanın, Hazine ve Milas Belediye Başkanlığı hasım gösterilerek açıldığı ve yargılama sırasında 6360 sayılı Yasa hükümleri uyarınca önceki bozma ilamına da uyularak Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığının da davada taraf haline getirildiği, davanın niteliği göz önüne alındığında ...’nın ilgili kamu tüzel kişisi olarak davada yasal hasım konumunda olduğu, ne var ki, İlk Derece Mahkemesince bu husus göz ardı edilerek sözü edilen hükmi şahıs yönünden husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, TMK'nın 713/4 ve 5. fıkraları gereğince, tescil davalarında, keşif sonucu elde edilen bilirkişinin rapor ve krokisine göre gerekli yerel ve gazete ilanlarının yöntemine uygun bir biçimde yapılması, ilanın yapıldığı gazete ile ilan tutanaklarının dosya arasına konulması ve yasal 3 aylık sürenin dolmasının beklenilmesi gerekirken yasal ilanlar yapılmadan hüküm kurulmasının da isabetsiz olduğu ..." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma sonrası yapılan yargılama sırasında çekişmeli taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlenmiş olması nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesince dava dosyası Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
Kadastro Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; "... dava konusu 252 ada 4 parselin 1965 yılında seri bazda yapılıp kesinleşen orman kadastrosuna göre orman sayılmayan yerde kaldığı, ilk tesis kadastrosunun geçtiği 1965 yılında boşluk olarak tespit harici bırakıldığı, 11/01/2023 tarihli bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen 2683,00 m2 bölüm yönünden davacının talebi olduğu, kalan B harfi ile gösterilen 260,36 m2 ile C harfi ile gösterilen 68.70 m2'lik bölümler yönünden ise talep bulunmadığı, köy yerleşim alanı içerisinde bulunan taşınmazın kuzey, güney ve batı sınırında yol ile doğusunda kısmen yol ve kısmen tapulu 252 ada 1 ve 3 parsellerin bulunduğu, taşınmazın A harfi ile gösterilen bölümünde 1975 yılından sonra başlayarak taş ve yabancı bitki örtüsü temizlenerek tarımsal faaliyete uygun ... getirildiği, toprağın işlenerek tarımsal faaliyet yapıldığı, dava tarihi olan 2012 yılından geriye doğru en az 1992 yılı itibariyle imar ihyasının tamamlandığı, yine bu bölümün bir kısmında hububat yetiştirildiği, bir kısmında ise çeşitli ağaçların bulunduğu, bu haliyle davacılar yararına 3402 sayılı Kadastro Kanun'u 14 ve 17 maddesinde aranan şartların sağlandığı..." gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu Muğla ili Milas ilçesi ... Mahallesi Köy Civarı mevki 252 ada 4 parsel sayılı taşınmazın harita mühendisi bilirkişi tarafından tanzim edilen 11.01.2023 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide dava konusu 252 ada 4 parsel içerisinde sınırlandırılıp (A) ile gösterilen 2683,00 metrekarelik kısmın bu parselden ifraz edilerek içerisinde bulunduğu adanın son parsel numarası verilmek suretiyle tarla vasfı ile tamamı 8 pay kabul edilerek; 2 payın ..., 3 payın ..., 3 payın ... adlarına tespiti ile tapuya kayıt ve tesciline, harita mühendisi bilirkişi tarafından tanzim edilen 11.01.2023 tarihli fen bilirkişi raporunun ekli krokide dava konusu 252 ada 4 parsel içerisinde sınırlandırılıp (B) ile gösterilen 260,36 metrekarelik kısmın bu parselden ifraz edilerek içerisinde bulunduğu adanın son parsel numarası verilmek suretiyle tarla vasfı ile Hazine adına tespiti ile tapuya kayıt ve tesciline, harita mühendisi bilirkişi tarafından tanzim edilen 11.01.2023 tarihli fen bilirkişi raporunun ekli krokide dava konusu 252 ada 4 parsel içerisinde sınırlandırılıp (C) ile gösterilen 68.70 metrekarelik kısmın aynı ada parsel numarasıyla tarla vasfı ile Hazine adına tespiti ile tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ : Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
11.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
1. Hukuk Dairesi, 2025/543 E., 2025/1787 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
ındaki yerlerden olduğunu, İdareleri tarafından yaptırılan tahkikat sonucu taşınmazın kullanılmadığının, taşlık kayalık vaziyette olduğunun tespit edildiğini, davacı lehine zilyetlikle mülkiyet kazanma koşullarının oluşmadığını, taşınmazın Türk Medeni Kanunu'nun 713/6. maddesi hükmü uyarınca Hazine adına tescilini talep ederek davanın reddini istemiştir.
1. Hukuk Dairesi 2025/543 E. , 2025/1787 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/347 E., 2024/574 K.
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda verilen davanın reddine ilişkin karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; Batman ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan ve 1957 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakılan taşınmazın davacıya babasından intikal ettiğini, çok uzun süredir davacının zilyetliğinde olduğunu ileri sürerek taşınmazın davacı adına tescilini talep etmiş, davacı ...'ın yargılama sırasında ölümü ile davaya mirasçıları devam etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, İdareleri tarafından yaptırılan tahkikat sonucu taşınmazın kullanılmadığının, taşlık kayalık vaziyette olduğunun tespit edildiğini, davacı lehine zilyetlikle mülkiyet kazanma koşullarının oluşmadığını, taşınmazın Türk Medeni Kanunu'nun 713/6. maddesi hükmü uyarınca Hazine adına tescilini talep ederek davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 25.09.2014 tarihli ve 2013/65 Esas, 2014/482 Karar sayılı kararıyla; teknik bilirkişinin 22.05.2014 tarihli rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 31.465,27 metrekarelik bölümü üzerinde davacı lehine Kadastro Kanunu'nun 14. ve 17. maddeleri uyarınca zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 22.04.2019 tarihli ve 2016/9436 Esas, 2019/2964 Karar sayılı kararıyla; yapılan araştırma ve uygulamanın hükme yeterli bulunmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemenin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen kısmın 2002 tarihli hava fotoğrafında tarımsal faaliyette kullanıldığı, 1984 ve 2002 tarihleri arasında hava fotoğrafı bulunmadığından mahalli bilirkişi beyanlarının esas alındığı, böylece davacı lehine zilyetlikle mülkiyet edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın anılan kısım yönünden kabulüne, fen bilirkişi raporunda (B1) ve (B2) harfleri ile gösterilen taşınmazlarda herhangi bir kullanım tespit edilemediğinden bu taşınmazlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 04.12.2023 tarih, 2022/5638 Esas, 2023/7091 Karar sayılı kararı ile; temyize konu (A) harfli taşınmazda 08.11.2021 tarihli jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişinin raporunda 1977 ve 1984 yıllarına ilişkin hava fotoğraflarında tarımsal kullanım olmadığı, 2002 yılına ait hava fotoğrafında ise tarımsal kullanım olduğunun belirtildiği, 10.11.2021 tarihli 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi heyetinin raporunda ise (A) harfli taşınmazın öncesinin çok taşlı olması nedeniyle imar-ihyaya ihtiyaç duyulan yerlerden olduğu, heyet gözlemine göre taşınmazın 1984 ile 2002 yılları arasında imar-ihyasının tamamlandığı belirtilmiş olup bu haliyle (A) harfli taşınmaz bölümü üzerinde imar-ihyanın tamamlandığı tarih ile davanın açıldığı 2013 yılı arasında ekonomik amaca uygun zilyetlik süresinin oluşmadığı ve zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının davacı taraf lehine gerçekleşmediği, davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile karar bozulmuştur.
Mahkemenin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; bozma kararındaki gerekçe benimsenerek krokide (A) harfi ile gösterilen 28.792,07 m²'lik taşınmaz yönünden zilyetlikle edinme koşulları gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın harca esas değeri üzerinden tarifede öngörülen nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, ayrıca TMK'nın 713/6. maddesi gereğince dava konusu taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın düzeltilerek onanmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro sırasında tespit harici bırakılan yerin tescili istemine ilişkindir.
Batman ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan dava konusu taşınmazın 09.11.1957 yılında kesinleşen kadastro çalışmaları sonucunda kayalık olması nedeniyle tescil harici bırakıldığı anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere, TMK'nın 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 17. maddelerine dayalı olarak açılan tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkin davalarda TMK'nın 713/6. maddesi uyarınca, davalılar ve itiraz edenler aynı davada kendi adlarına tescile karar verilmesini isteyebilirler.
Somut olaya gelince, davalı Hazine vekili cevap dilekçesi ile çekişmeli taşınmaz bölümünün Hazine adına tescilini talep etmiş, Mahkemece davanın reddine karar verilmesine karşın davalı Hazinenin tescil talebi yönünden bir karar verilmemiştir.
Hal böyle olunca; Mahkemece, davalı Hazinenin tescil talebi yönünde bir değerlendirme yapılarak olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerekirken bu hususun göz ardı edilmesi isabetsizdir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekilinin değinilen yöne ilişkin temyiz itirazının kabulüyle 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın kararı veren Batman 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
07.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Hukuk Genel Kurulu, 2023/434 E., 2024/570 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKadastro Mahkemesi
tam metni aç
Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 3402 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesine dayalı tescil istemine ilişkindir.
Hukuk Genel Kurulu 2023/434 E. , 2024/570 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2021/155 E., 2022/25 K.
KARAR : Davanın kabulüne
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 09.11.2021 tarih ve
2021/14307 Esas, 2021/11067 Karar sayılı BOZMA kararı
1.Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Bursa Kadastro Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar davalılar ... ve Maliye Hazinesi vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda hükmün onanmasına karar verilmiş, Özel Dairenin onama kararına karşı davalılar ... ve Maliye Hazinesi vekilleri tarafından karar düzeltme isteminde bulunulması üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince hüküm bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davalılar ... vekili, Maliye Hazinesi vekili, dahili davalı ... vekili ile asli müdahil ... tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi
4. Davacı asıl dava dilekçesinde; Bursa ili, Gemlik ilçesi, Cihatlı köyü Düzbağlar mevkiinde bulunan kuzeyi ... adına kayıtlı 369 No.lu kadastro parseli, güneyi kadastro harici çalılık, doğusu kısmen Salim Tufan zeytinliği ve kısmen 1491 No.lu kadastro parseli, batısı kadastro harici çalılık ile çevrili yaklaşık 4780 m2 yüzölçümlü zeytinlik vasfındaki taşınmazı otuz yılı aşkın süredir ıslah ederek zeytin ağaçları diktiğini ve bu süre boyunca davasız ve aralıksız olarak zeytinliğin bakımının tarafından yapıldığını ileri sürerek sınırları belirtilen taşınmazın adına kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Asli Müdahil İstemi
5. Asli Müdahil ... müdahale dilekçesinde; tescili talep edilen taşınmazın müşterek muris babaları ...'den intikal ettiğini, dava konusu taşınmazda kendisinin de hakkı bulunduğunu ileri sürerek davaya müdahil olarak katılmasına ve dava konusu taşınmazın ... ve ... adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar Cevabı
6. Davalı Maliye Hazinesi vekili; yargılama aşamasındaki beyanlarında davanın reddi ile taşınmazın Maliye Hazinesi adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
7. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu yapılıp kesinleştiğini, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
8. Dahili davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davanın Maliye Hazinesine karşı görülmesi gerektiğini, taşınmazın Hazineye ait olan yerlerden olduğunu, nazım imar planında özel mahsul alanı olarak gösterilen kısımda kaldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
9. Dahili davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın Maliye Hazinesine karşı görülerek taşınmazın kamu malı niteliğinin araştırılması gerektiğini, kamu mallarının özel mülkiyete konu olamayacağını, taşınmazın orman sınırları içinde kalması hâlinde de özel mülkiyete konu olamayacağından orman sınırları içinde kalıp kalmadığının araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin Birinci Kararı
10. Gemlik Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.05.2012 tarihli ve 2010/193 Esas, 2012/403 Karar sayılı kararı ile; uygulanan dayanak kayıtların dava konusu taşınmazı orman olarak okumaları karşısında tanık beyanlarına itibar edilmediği, bir yer kesinleşen orman sınırları dışında kalsa bile resmi belgelerde orman olarak gösteriliyorsa yine orman olarak kabulü gerektiği, davacının çekişmeli taşınmazın zilyetlik yoluyla kazanılabilecek taşınmazlardan olduğunu kanıtlayamadığı, öncesi orman olan yerlerin zilyetlik süresi ne olursa olsun özel mülkiyete konu olmasının mümkün bulunmadığı gerekçesiyle davacı ve asli müdahilin davalarının ayrı ayrı esastan reddine, Bursa ili, Gemlik ilçesi, Cihatlı köyü, Düzbağlar mevkiinde kain fen bilirkişisi Kerim Karabulut'a ait 24.04.2012 tarihli rapora ekli krokide "A" harfi ile sembolize edilen 4915,60 m2’lik taşınmazın orman vasfı ile davalı Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Özel Dairenin Birinci Bozma Kararı
11. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.
12. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 07.03.2013 tarihli ve 2012/13260 Esas, 2013/2321 Karar sayılı kararı ile;
"…Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1965 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında dava konusu taşınmaz tapulama harici bırakılmıştır. Bölgede 1948 yılında kesinleşen orman kadastrosu, 1978 yılında yapılarak kesinleşen 2. madde uygulamaları ve 1988 yılında kesinleşen 2/B madde çalışmaları bulunmaktadır.
Mahkemece, komşu parsellere uygulanan dayanak kayıtların çekişmeli yeri orman olarak okuduğu ve öncesi orman olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmişse de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir: Şöyle ki; çekişmeli taşınmaza komşu olan Cihatlı Köyü 367, 368, 369, 370 ve 343 sayılı taşınmazlara uygulanan tapu kayıtları tüm geldi ve gitti kayıtları ile revizyon kayıtları getirtilerek keşif sırasında mahallinde usûlüne uygun şekilde uygulanmamıştır. Eksik araştırma ve incelemeye dayalı hüküm kurulamaz.
Bu nedenle; mahkemece, komşu Cihatlı Köyü 367, 368, 369, 370 ve 343 sayılı taşınmazlara uygulanan tapu kayıtları tüm geldi ve gitti kayıtları ile birlikte getirtilerek, kadastro sırasında revizyon görüp görmediği araştırılmalı, revizyon görmüş ise, revizyon gördüğü kadastro parsellerine ait kadastro tesbit tutanakları getirtildikten sonra önceki bilirkişiler dışında seçilecek bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte tapu kayıtları mahalli bilirkişi eliyle mahallinde uygulanmalı, sınır denetimi yapılmalı tapu kayıtlarının kapsadığı taşınmazları gösterir fenni bilirkişi tarafından düzenlenecek denetlemeye elverişli krokili rapor alınmalı, hükme esas alınan raporlarda çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman sınırları dışında kaldığı, % 5-8 eğimli, üzerinde düzenli dikilmiş 45-50 yaşlarında zeytin ağaçları bulunduğu, eski tarihli memleket haritasında zeytin ve çalılık alanda görüldüğü, 6831 sayılı Kanunun 1/j maddesi gereğince toprak muhafaza karakteri taşıyan funda ve makiliklerin orman sayılan yerlerden olduğu, bilimsel olarak eğimin % 12’yi geçmesi halinde, taşınmazın toprak muhafaza karakteri taşıyacağı ve orman sayılan yer olduğunun kabul edilmesi gerektiği, taşınmazın düşük eğimli, zeytinlik niteliğinde bulunduğu ve bu haliyle zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğu gözetilmeli ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilip oluşacak sonuca göre karar verilmelidir,…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin İkinci Kararı
13. Gemlik 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.02.2014 tarihli ve 2013/220 Esas, 2014/117 Karar sayılı kararı ile; yargılama sırasında dava konusu taşınmaza ait kadastro tutanağının düzenlendiği ve taşınmazın Cihatlı Köyü 1935 ve 1937 parsel olduğu anlaşılmakla, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 27 nci maddesi de dikkate alınarak görevli mahkemenin kadastro mahkemesi olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine, dosyanın kadastro mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin Üçüncü Kararı
14. Bursa Kadastro Mahkemesinin 28.12.2017 tarihli ve 2015/23 Esas, 2017/108 Karar sayılı kararı ile; her ne kadar ... yargılama sırasında müdahale talebinde bulunmuş ise de, asliye hukuk mahkemesince davanın reddine dair verilen önceki kararın yalnızca davacı tarafından temyiz edilmesiyle, asli müdahil yönünden önceki kararın kesinleştiği, bu nedenle yargılamaya davacı yönünden devam edildiği, dava konusu taşınmaza ait kadastro tutanak asıllarının incelenmesinde; taşınmazları 1973 yılından beri davacının tarla olarak kullandığı, bu taşınmazlar üzerine 1974 yılında dikilen zeytin ağaçlarının davacıya ait olduğu, taşınmazların tarla vasfıyla Maliye Hazinesi adına tespitinin yapıldığı, mahkemece yapılan gözlemde; dava konusu taşınmazın kuzeyi zeytin bahçesi, güneyi İstanbul-Bursa otobanı, batısı çalı örtüsü ile kaplı ve doğusu zeytin bahçesi ile çevrili olup, arazinin düz bir yapıya sahip olduğu, yer yer sabit kayalıklar bulunduğu, keşifte dinlenilen mahalli bilirkişilerin taşınmazın elli, altmış yıl önce ihya edilerek davacının murisi tarafından zeytinlik hâline getirildiği ve kullanılmaya başlandığı, sonrasında da zilyetliğin mirasçılar arasındaki paylaşım üzerine dava konusu taşınmazın davacıya kaldığını beyan ettikleri, miras paylaşımına ilişkin ayrıntılı açıklamada bulundukları, orman bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda taşınmazın durumu, getirtilen hava fotoğrafları, memleket haritası ve orman amenajman haritaları ile meşcere haritası ve orman kadastrosu birlikte değerlendirilerek eski tarihli hava fotoğraflarında 1935 parsel sayılı taşınmazın tarım alanı, 1937 parsel sayılı taşınmazın ise çalılık olarak görüldüğü, 1997 tarihli hava fotoğrafında da tarım alanı olarak görüldükleri, memleket haritasında da aynı niteliklerin belirlendiği açıklanarak taşınmazların orman kadastrosu çalışmalarında orman komisyonu tarafından orman sınırları dışında bırakıldığı ve kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında kaldığı, bu hâliyle orman niteliği taşımadığının mütalaa belirlendiği, mahkemece yeterli görülen rapor uyarınca taşınmazların orman niteliği bulunmadığı ve tarım alanı niteliği ile zilyetliğe elverişli ve olağanüstü zamanaşımı ile kazanımının mümkün olduğu, her ne kadar yargılama sırasında 1935 parsel sayılı taşınmaz üzerinden karayolu geçirildiği ancak tescil harici alan olduğundan kamulaştırma işleminin yapılmadığı yalnızca kamu yararı kararı alındığı anlaşılmış ise de değerlendirmenin taşınmazların davanın açıldığı sıradaki hukuki durumuna göre yapılacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu Bursa ili, Gemlik ilçesi, Cihatlı mahallesi, 1935 ve 1937 parsel sayılı taşınmazların davacı adına tespit ve tesciline karar verilmiştir.
Özel Daire Onama Kararı
15. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ... ve Maliye Hazinesi vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulmuş; Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 22.04.2021 tarihli ve 2020/4229 Esas, 2021/3894 Karar sayılı kararı ile hükmün onanmasına karar verilmiştir.
Özel Dairenin Bozma Kararı
16. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ... ve Maliye Hazinesi vekilleri tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuştur.
17. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 09.11.2021 tarihli ve 2021/14307 Esas, 2021/11067 Karar sayılı kararı ile;
“…Mahkemece, davacı lehine iktisap koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki; çekişmeli taşınmazların imar planı kapsamında kalıp kalmadıkları araştırılmamış ve taşınmazların dava tarihinden önce kesinleşmiş imar planı kapsamında kalmaları halinde zilyetlik yoluyla kazanma koşullarının bu tarihe göre değerlendirilmesi gerektiği düşünülmemiş, dava konusu taşınmazlardan 1935 parselin tamamının, 1937 parselin ise bir kısmının otoban yolu üzerinde kaldığı dosya kapsamından anlaşıldığı halde, kamulaştırma haritası ve tutanakları dosya içerisine alınarak bu haritalar uygulanmak suretiyle kamulaştırma kapsamında olup olmadıkları belirlenmemiş, taşınmazlarla ilgili kamulaştırma işlemlerinin kesinleşip kesinleşmediği belirlenmediği gibi davada yararı bulunan Karayolları Genel Müdürlüğünün yöntemince davaya katılımı sağlanmak suretiyle taraf teşkili de tamamlanmamıştır.
Hâl böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, Karayolları Genel Müdürlüğüne husumet yaygınlaştırılarak taraf teşkili sağlanmalı; taşınmazların bulunduğu alanda yapılmış imar planı bulunup bulunmadığı varsa imar planının hangi tarihte kesinleştiği ve taşınmazların imar plan kapsamında kalıp kalmadıkları ilgili belediyelerden sorularak açıklığa kavuşturulmalı; taşınmazın bulunduğu yere ilişkin kamulaştırma tutanak ve haritaları dosya içerisine alındıktan sonra, önceki fen bilirkişiden, kamulaştırma evrakları ile kadastro paftası ve kamulaştırma haritasının ölçekleri eşitlenmek suretiyle, dava konusu edilen bölümlerin kamulaştırılan alan içerisinde mi yoksa tescil harici alan içinde mi kaldığını gösterir ayrıntılı rapor ve kroki alınmalı, davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu kabul edilse dahi yol olarak kamulaştırılan alana denk gelen yerler açısından tescil hükmü kurulamayacağı, bu kısımlar hakkında ancak davacı lehine tespit kararı verilebileceği düşünülmeli ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Yerel mahkeme kararının, yukarıda açıklanan nedenlerle bozulması gerekirken, onandığı anlaşılmakla, davalı Hazine ve Orman İdaresi vekillerinin karar düzeltme talebinin bu yönü ile kabulüne karar vermek gerekmiştir,…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Direnme Kararı
18. Bursa Kadastro Mahkemesinin 12.04.2022 tarihli ve 2021/155 Esas, 2022/25 Karar sayılı kararı ile; Karayolları Genel Müdürlüğünce kamulaştırma işleminin uygulandığı, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) 18 inci maddesinde, kamulaştırma yapan idarenin aynın ihtilaflı bulunmasına rağmen bu ihtilafa iştirak etmeyip kamulaştırma doğrudan uygulanarak kamulaştırma bedeli yönünden ihtilaf çözümü sonunda hak sahibine paranın ödeneceği esası getirildiği, Özel Dairenin bozma kararında her ne kadar dosya içerisinde imar planı bulunmadığı belirtilmiş ise de bozma kararının aksine dosyada mevcut Gemlik Belediye Başkanlığının 09.08.2016 tarihli yazısında, taşınmazın 1/5000 ölçekli nazım imar planı sınırı içinde kaldığının ve imar durumunun da özel mahsul alanı olarak tanımlı olduğunun belirtildiği, bilirkişi raporlarında da bu durumun değerlendirildiği, kamulaştırma işleminin davadan sonra yapıldığı anlaşılmakla bu konuda kadastro tespiti sonrasında oluşan durumların mahkemece değerlendirmeye alınamayacağı, kadastro davasında dava konusu taşınmazların hukuki durumlarının yalnızca tespit anındaki koşullara göre değerlendirileceği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi
19. Direnme kararı süresi içinde davalı ... vekili, davalı Maliye Hazinesi vekili, dahili davalı ... vekili ile asli müdahil tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
20. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda, Karayolları Genel Müdürlüğünün davaya dâhil edilmesinin gerekip gerekmediği, taşınmazların bulunduğu alanda yapılmış imar planı bulunup bulunmadığının araştırılmasının gerekip gerekmediği, dava konusu bölümlerin kamulaştırılan alan içerisinde mi yoksa tescil harici bırakılan alan içinde mi kaldığını gösteren rapor ve kroki alınarak, davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu kabul edilse bile yol olarak kamulaştırılan alana denk gelen yerler açısından tescil hükmü kurulmasının mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
A) Dahili Davalı ... vekili ile asli müdahil ...’in temyiz itirazlarının incelenmesinde;
21. Bilindiği üzere, hukuki yarar dava şartı olduğu gibi, temyiz istemi için de gerekli bir şarttır. Gemlik Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.05.2012 tarihli ve 2010/193 Esas, 2012/403 Karar sayılı davanın reddine dair verilen ilk karar yalnızca davacı tarafından temyiz edilmiş, asli müdahil tarafından temyiz edilmediğinden asli müdahil yönünden davanın reddine dair verilen karar kesinleşmiştir. Bu durumda asli müdahilin direnme kararını temyizde hukuki yararı bulunmadığından temyiz itirazının hukuki yarar yokluğundan reddine karar vermek gerekmiştir.
22. Bursa Kadastro Mahkemesinin 28.12.2017 tarihli ve 2015/23 Esas, 2017/108 Karar sayılı davanın kabulüne dair verilen kararı dahili davalı ... vekili tarafından temyiz edilmemiş, davalı ... ve Maliye Hazinesi vekillerinin temyizi üzerine Özel Dairece onama kararı verilmiş, davalı ... ve Maliye Hazinesi vekillerinin karar düzeltme isteminde bulunması üzerine Özel Dairenin 09.11.2021 tarihli ve 2021/14307 Esas, 2021/11067 Karar sayılı kararı ile davalı ... ve davalı Maliye Hazinesi vekillerinin karar düzeltme istemlerinin kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bu durumda Bursa Kadastro Mahkemesince verilen ilk karar dahili davalı ... vekili tarafından temyiz edilmediğinden, direnme kararını temyizde hukuki yararı bulunmamaktadır. Hâl böyle olunca dahili davalı ... vekilinin temyiz itirazının hukuki yarar yokluğundan reddine karar vermek gerekmiştir.
B) Davalı ... ve davalı Maliye Hazinesi vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
23. Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 3402 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesine dayalı tescil istemine ilişkindir.
24. Uyuşmazlığın çözümünde orman kavramı ve mevzuatı ile tapuda kayıtlı olmayan taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle kazanma koşullarının irdelenmesinde yarar vardır.
25. 1937 tarihli 3116 sayılı Orman Kanunu, Cumhuriyet döneminin ormanlarla ilgili ilk toplu mevzuatı olarak yürürlüğe girmiştir. Ormanın hukuki tanımı ilk defa bu Kanunda yapılmış, 1938 yılında 3444 sayılı Kanun ile bazı maddeleri değiştirilmiş, 1945 yılında da 4785 sayılı Kanun ile orman tanımının yer aldığı 1 inci maddesinde değişiklik yapılarak Devlet Ormanları dışındaki özel ormanların bazı istisnaları hariç olmak üzere devletleştirilmesi esası getirilmiştir.
26. 1950 yılında 5653 sayılı Kanun ile 3116 sayılı Kanun’un 1 inci maddesinde orman; “Bu kanunun tatbikinde kendi kendine yetişmiş veya emekle yetiştirilmiş olup da herhangi bir çeşit orman hasılatı veren ağaç ve ağaççıkların toplu halleri ile beraber orman sayılır” şeklinde tanımlanmıştır. 1956 tarihinde yürürlüğe giren 6831 sayılı Orman Kanunu’nda da, 3116 sayılı Kanun gibi 1 inci maddesinde orman tanımına yer verilmiş ancak maddenin kapsamı daha genişletilmiştir.
27. 6831 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi;
“Tabii olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaççık toplulukları yerleriyle birlikte orman sayılır.
Ancak :
A) Sazlıklar;
B) Step nebatlariyle örtülü yerler;
C) Her çeşit dikenlikler;
Ç) Parklar;
D) (Değişik: 23/9/1983 - 2896/1 md.) Şehir mezarlıklarıyla kasaba ve köylerin hudutları içerisinde bulunan eski (kadim) mezarlıklardaki ağaç ve ağaçlıklarla örtülü yerler,
E) Sahipli arazide bulunan ve civarındaki ormanlarda tabii olarak yetişmiyen ağaç ve ağaççık nevilerinin bulunduğu yerler;
F) (Değişik : 22/5/1987 - 3373/1 md.) Orman sınırları içinde veya bitişiğinde tapulu, orman sınırları dışında ise her türlü tasarruf belgeleriyle özel mülkiyette bulunan ve tarım arazisi olarak kullanılan, dağınık veya yer yer küme ve sıra halindeki her nevi ağaç ve ağaçcıklarla örtülü yerler,
G) (Değişik : 22/5/1987 - 3373/1 md.) Orman sınırları dışında olup, yüzölçümü üç hektarı aşmayan sahipli arazideki her nevi ağaç ve ağaççıklarla örtülü yerler,
H) (Değişik: 5/11/2003-4999/1 md.) Orman sınırları içinde veya bitişiğinde tapulu, orman sınırları dışında ise her türlü tasarruf belgeleri ile özel mülkiyette bulunan ve muhitin hususiyetlerine göre yetişmiş veya yetiştirilecek olan (…)(1) fıstık çamlıkları ve palamut meşelikleri dahil olmak üzere her nevi meyveli ağaç ve ağaççıklar;
İ) (Değişik: 23/9/1983 - 2896/1 md.) Sahipli arazideki aşılı ve aşısız zeytinliklerle, özel kanunu gereğince Devlet Ormanlarından tefrik edilmiş ve imar, ıslah ve temlik şartları yerine getirilmiş bulunan yabani zeytinlikler ile 9/7/1956 tarih ve 6777 sayılı Kanunda tasrih edilen yabani veya aşılanmış fıstıklık, sakızlık ve harnupluklar.
J) Funda veya makilerle örtülü orman ve toprak muhafaza karakteri taşımayan yerler, orman sayılmaz” şeklinde düzenlenmiştir.
28. 1956 yılında 6831 sayılı Kanun ile birlikte 3116 sayılı ve sonraki kanunlarda yer alan “orman mahsulü verme” koşuluna yer verilmemiş, ölçüt olarak “orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyıp taşımama olgusu” getirilmiştir (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 30.04.2010 tarihli ve 2004/1 Esas, 2010/1 Karar sayılı kararı).
29. Öte yandan devlete ait ormanların hepsinin devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu ve özel mülkiyete konu olamayacağı Anayasa ve kanunlarda belirtilmiştir. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 169 uncu maddesi, "Devlet, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz. Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir.
Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Devlet ormanları kanuna göre, Devletçe yönetilir ve işletilir. Bu ormanlar zamanaşımı ile mülk edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz..." hükmünü haizdir.
30. Kadastro Kanunu’nun “Tapuda kayıtlı olmayan taşınmaz malların tespiti” başlıklı 14 üncü maddesinde;
“Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir…" .
Aynı Kanun’un 17 nci maddesinde ise;
“Orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14 üncü maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde hazine adına tespit edilir.
İl, ilçe ve kasabaların imar planının kapsadığı alanlarda kalan taşınmaz mallarda bu hüküm uygulanmaz…” düzenlemesine yer verilmiştir.
31. Türk Medeni Kanunu’nun "Olağanüstü zamanaşımı" başlıklı 713/1 inci maddesinde de;
"Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir…" düzenlemelerine yer verilmiştir.
32. Açıklanan kanun hükümlerine göre, olağanüstü zamanaşımı yolu ile taşınmaz mülkiyetinin kazanılmasına ilişkin temel koşulların 4721 sayılı Kanun’un 713 ve 3402 sayılı Kanun’un 14 üncü maddelerinde hüküm altına alındığı görülmektedir. Buna göre; tapuda kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız yirmi yıllık süreyle malik sıfatı ile elinde bulunduran ve zilyedi olan kişi, taşınmazın kendi mülkü olmak üzere adına tescilini talep edebilir.
33. Uygulama ve teorideki açıklamalara göre 4721 sayılı Kanun’un 713 ve 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddelerinde hüküm altına alınan koşulları taşınmaza ilişkin koşullar ve zilyetliğe ilişkin koşullar olarak ikiye ayırmak mümkündür. Tapuda kayıtlı olmayan taşınmazların zamanaşımına dayanılarak kazanılabilmesi için taşınmazın özel mülkiyete elverişli olması, zamanaşımı ile kazanılmasını yasaklayan bir kanun hükmünün bulunmaması ve taşınmazın kanunlar uyarınca Devlete kalan taşınmazlardan olmaması gerekir. Taşınmaz üzerinde sürdürülmesi gerekli olan zilyetliğin ise, malik sıfatı ile davasız ve aralıksız ve yirmi yıllık süreyle olması gereklidir.
34. Kadastro Kanunu’nun 17/2 nci maddesinde de il, ilçe ve kasabaların imar planının kapsadığı alanlarda kalan taşınmaz mallarda aynı Kanun’un 17 nci maddesinin uygulanmayacağı belirtilmiştir.
35. Gerek 4721 sayılı Kanun’da gerekse 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinin süresi davasız ve aralıksız yirmi yıl olarak kabul edilmiştir. Kazanmayı sağlayan zilyetliğin lehine olan tarafça kanıtlanması gerekir. Maddi olaylardan olan zilyetlik her türlü delille kanıtlanabilir. Her somut olayın özelliğine göre yerel bilirkişi, tanık beyanları, teknik bilirkişi raporları gibi deliller zilyetliğin kanıtlanmasında kullanılabilir. Nitekim 3402 sayılı Kanun’un 141/1 inci maddesinde çekişmesiz, aralıksız ve malik sıfatıyla geçen yirmi yıllık zilyetliğin belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla kanıtlanabilineceği hüküm altına alınmıştır. Maddede bilirkişi ve tanık beyanları yanında belgelere de yer verilmiştir (Hukuk Genel Kurulunun 08.03.2022 tarihli ve 2019(20)8-251 Esas, 2022/269 Karar sayılı kararı).
36. Tüm bu açıklanan maddi ve hukuki olgular ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı, dava konusu taşınmazları davasız ve aralıksız olarak yirmi yıldan fazla süredir zeytinlik olarak kullandığını iddia ederek taşınmazların adına tescilini talep etmiş, yargılama sırasında kadastro çalışmalarının yapılması ve taşınmazlar ile ilgili olarak kadastro tutanaklarının düzenlenmesi nedeniyle genel mahkemede görülen dava dosyası kadastro mahkemesine gönderilmiştir.
37. Mahkemece alınan 05.05.2012 tarihli ve 01.05.2017 tarihli bilirkişi raporları ile Özel Dairenin bozma kapsamına göre, dava konusu taşınmazların 1948 yılından beri kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında kaldığı, 1935 sayılı parselin 1943 yılından beri tarım alanı olarak kullanıldığı, 1937 sayılı parselin ise 1976 yılından beri ve hâlen tarım alanı olarak kullanıldığı, orman içi açıklığı, yaylak ya da kışlak olmadığı, ilk tesis kadastrosunda tapulama harici çalılık olarak tespit edildiği, orman sayılmayan yerlerden olduğu belirtilmekle, dava konusu taşınmazların orman niteliğinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
38. Kadastro mahkemesince davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisap koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle dava konusu taşınmazların davacı adına tesciline karar verilmiş ise de dosya içerisinde yer alan bilirkişi raporlarına göre, dava konusu taşınmazlardan 1935 parselin tamamının, 1937 parselin ise bir kısmının otoyol üzerinde kaldığı anlaşılmakla, Karayolları Genel Müdürlüğünün davaya dâhil edilerek yargılamaya devam edilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmadan sonuca varılması yerinde değildir.
39. Öte yandan ...’nın 09.08.2016 tarihli yazısında dava konusu taşınmazların 1/5000 ölçekli Gemlik Nazım İmar Planı sınırı içerisinde kaldığı, imar durumunun ise "Özel Mahsül Alanı" olarak tanımlandığı belirtilmiş ise de anılan yazıda taşınmazların bulunduğu yörede imar planlarının hangi tarihte kesinleştiği açıklanmamıştır.
40. Kadastro Kanunu’nun 17 nci maddesi uyarınca il, ilçe ve kasabaların imar planının kapsadığı alanlarda kalan taşınmaz mallarda aynı Kanun’un 17 nci maddesinin uygulanmayacağı dikkate alındığında, dava konusu taşınmazların kesinleşmiş imar planı kapsamında kalması durumunda zilyetlik yoluyla kazanma koşullarının bu tarihe göre değerlendirilmesi gerekmekte olup, mahkemece dava konusu taşınmazların bulunduğu yöredeki imar planlarının hangi tarihte kesinleştiği tespit edilerek, bu tarihten geriye doğru kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile sonuca varılması doğru olmamıştır.
41. Bununla birlikte mahkemece yapılacak değerlendirme sonucunda davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle iktisap koşullarının oluştuğunun belirlenmesi hâlinde, dava konusu taşınmazlardan 1935 sayılı parselin tamamı ile 1937 sayılı parselin ise bir kısmının otoyol üzerinde kalıp kamulaştırılan alana denk geldiği gözetildiğinde, bu kısımlara isabet eden yerler açısından tescil hükmü kurulması mümkün olmadığından davacı lehine tespit kararı verilerek taşınmazların haritasında yol olarak gösterilmesiyle yetinilmesi gerekirken davacı lehine tescil hükmü kurulması yerinde değildir.
42. Her ne kadar Özel Dairenin bozma kararında, dava konusu taşınmazlardan 1935 parselin tamamının, 1937 parselin ise bir kısmının otoyol üzerinde kaldığı dosya kapsamından anlaşıldığı hâlde, kamulaştırma haritası ve tutanakları dosya içerisine alınarak bu haritalar uygulanmak suretiyle kamulaştırma kapsamında olup olmadıklarının belirlenmediği, bu nedenle taşınmazın bulunduğu yere ilişkin kamulaştırma tutanak ve haritalarının temin edilmesinden sonra, önceki fen bilirkişisinden, kamulaştırma evrakları ile kadastro paftası ve kamulaştırma haritasının ölçekleri eşitlenmek suretiyle, dava konusu bölümlerin kamulaştırılan alan içerisinde mi yoksa tescil harici bırakılan alan içinde mi kaldığını gösteren ayrıntılı rapor ve kroki alınması gerektiği belirtilmiş ise de mahkemece dava konusu taşınmazların bulunduğu yere ilişkin kamulaştırma evrakları dosya içerisine alınarak fen bilirkişisinden rapor alınmış olup düzenlenen 12.10.2017 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazlardan 1935 parselin tamamının, 1937 parselin ise bir kısmının kamulaştırma sahası içerisinde olduğu tespit edilmiş olup, Özel Dairenin bu yöndeki bozma gerekçesi yerinde değildir.
43. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, dava konusu taşınmazların öncesinde orman sayılan yerlerden olduğu hâlde kesinleşen orman kadastrosu ile orman sınırları dışına çıkarıldığı ve orman sayılmayan yerlerden olduğu yönündeki tek orman bilirkişisinden alınan raporun yeterli olmadığı, mahkemece mahallinde üç kişilik orman mühendisi bilirkişi marifetiyle yeniden keşif yapılarak, taşınmazların orman niteliğinin bulunup bulunmadığının yöntemine uygun biçimde tespit edilmesi gerektiği, ayrıca her ne kadar Özel Daire bozma kararında mahkemece yapılan yargılama sonucunda dava konusu taşınmazların yolda kaldığı gerekçesiyle tescil hükmü kurulamayacağı belirtilmiş ise de kadastro mahkemeleri doğru sicil oluşturmakla yükümlü olduğundan, yapılacak yargılama sonucunda tescil hükmü kurulması gerektiği, tespit hükmü kurulmasının yerinde olmayacağı, tespit hususunun genel mahkemelerin görevine girdiği, açıklanan nedenlerle direnme kararının belirtilen farklı değişik nedenlerle bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
44. Hâl böyle olunca direnme kararı yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulmalıdır.
IV. KARAR
Açıklanan s
1. Hukuk Dairesi, 2023/6409 E., 2024/6925 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki tescil harici yerlerden oluğunu belirterek davanın reddini savunmuş, davacının mülk edinme koşullarını ispat edememesi durumunda, TMK’nın 713/6. maddesi uyarınca taşınmazın Hazine adına tescilini talep etmiştir.
1. Hukuk Dairesi 2023/6409 E. , 2024/6925 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/158 E., 2023/65 K.
HÜKÜM : Kısmen Kabul
Taraflar arasındaki tespit harici bırakılan taşınmazın tapuya tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın, davalı Hazine vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 03.03.2022 tarihli 2021/4109 Esas 2022/1740 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davalı Hazine vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ...; tapuda adına kayıtlı 141 ada 3 parsel sayılı taşınmazın doğusunda bulunan takriben 2.500 m2'lik tescil harici bırakılan kısmı kendi taşınmazı ile birlikte bir bütün halinde zilyet ve tasarruf ettiğini, lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğunu ileri sürerek tespit harici bırakılan bu kısmın adına tescilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki tescil harici yerlerden oluğunu belirterek davanın reddini savunmuş, davacının mülk edinme koşullarını ispat edememesi durumunda, TMK’nın 713/6. maddesi uyarınca taşınmazın Hazine adına tescilini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı yararına tescil şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Dragon Çayı kenarında ve taşkın sahasında kaldığını, bu nedenle özel mülkiyete konu edilemeyecek Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Anamur 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.03.2015 tarih ve 2014/79 Esas 2015/176 Karar sayılı kararıyla; davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, teknik bilirkişi raporunda (A), (B), (C) harfleri ile gösterilen toplam 2.620,70 m2 yüz ölçümündeki taşınmazın tarla vasfı ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Yukarıda belirtilen karara karşı süresi içinde davalılar Hazine, ... ve ... vekilleri ayrı ayrı temyiz isteminde bulunmuştur.,
Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 15.02.2019 tarih ve 2016/5738 Esas, 2019/1037 Karar sayılı ilamıyla; kadastroda tescil harici bırakılan yerler için açılan tescil davalarında TMK’nın 713/4-5. maddesi gereğince keşif sonucu düzenlenen bilirkişinin rapor ve krokisine göre gerekli ilanların yöntemine uygun bir biçimde yapılması, yasal 3 aylık sürenin dolmasının beklenilmesi ve ilanın yapıldığı gazete ile ilan tutanaklarının dosya arasına konulması gerektiği halde Mahkemece yasal ilanlar yapılmadan davanın esası hakkında karar verilmesinin isabetsiz olduğu belirtilerek karar bozulmuştur.
Anamur 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.10.2019 tarihli ve 2019/113 Esas 2019/352 Karar sayılı kararıyla; davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, teknik bilirkişi raporunda (A), (B), (C) harfleri ile gösterilen toplam 2.620,70 m2 yüz ölçümündeki taşınmazın tarla vasfı ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Yukarıda belirtilen karara karşı süresi içinde davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 03.03.2022 tarihli 2021/4109 Esas 2022/1740 Karar sayılı kararı ile; Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yetersiz olduğu, dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait en az 3 adet hava fotoğrafı, memleket haritaları ile en eski ve yeni tarihli uydu fotoğrafları getirtilerek uzman bilirkişilerce incelettirilmesi, mahallinde yeniden keşif yapılarak yerel bilirkişi ve tanıklardan imar-ihya işlemlerine hangi tarihte başlanıp hangi tarihte tamamlandığı hususlarının sorulması; 3 kişilik ziraat bilirkişi kurulundan ve jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden çekişmeli taşınmaz bölümü üzerinde ekonomik amaca uygun zilyetliğin hangi tarihte başlandığı, imar-ihyanın en erken ne zaman başladığını ve ne zaman tamamlandığını belirtir rapor alınması; jeolog bilirkişinden taşınmaz üzerinde araştırma kuyuları açılarak alınacak numunelerin incelenerek taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğu, dere yatağında kalıp kalmadığı, dere yatağından kazanılıp kazanılmadığı, derenin etkisinde kalıp kalmadığı, derenin taşkın riski taşıyıp taşımadığı hususlarını açıklar nitelikte rapor alınması gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; krokide (A) harfi ile gösterilen 2.212,78 m² ve (C) harfi ile gösterilen toplam 139,57 m² yüz ölçümündeki tescil harici taşınmaza davacının 20 yılı aşkın süredir nizasız ve fasılasız olarak malik sıfatıyla zilyet bulunduğu, imar-ihyanın tamamlanma tarihinden davanın açıldığı tarihe kadar 20 yıllık kazanma süresinin davacı lehine dolduğu, taşınmazın mera ve orman ile bir ilgisinin olmadığı, TMK'nın 713. maddesinde aranan zilyetlik koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle 02.12.2022 tarihli raporda ve ekli krokide (A) ve (C) harfleri ile gösterilen taşınmazlar yönünden davanın kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle, Mahkemece verilen kısmen kabul kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosya arasında yer alan bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğu, davacının zilyetliğinin ekonomik amaca uygun olmadığı, taşınmazın sınırında bulunan derenin etkisi altında olduğu hususları göz önüne alındığında çekişmeli taşınmazın zilyetlikle iktisabı mümkün yerlerden olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle, bilirkişi raporlarına ekli görüntüler incelendiğinde dava konusu taşınmazın imar-ihyası tamamlanarak tarım arazisi halini almadığını, davacının taşınmaz üzerinde ekonomik amaca uygun zilyetliğinin bulunmadığını, taşınmaz üzerine alabalık tesisi inşa etmenin ekonomik amaca uygun tarımsal zilyetlik sayılamayacağını, ayrıca taşınmazın dere yatağı vasfında olduğundan zilyetlikle mülk edinilemeyecek nitelikte olduğunu belirtilerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, TMK'nın 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddelerine dayalı tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkindir.
2. Değerlendirme
Mersin ili, ... ilçesi, .... Mahallesinde 1968 yılında yapılan kadastro çalışmalarında çekişmeli taşınmaz bölümü, Dragon çay yatağında kalması nedeniyle 766 sayılı Kanun hükümlerine göre tespit harici bırakılmıştır.
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda, zilyetlikle iktisap koşullarının davacı lehine oluştuğu gerekçesiyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli olmadığı gibi bozma kararına uyulduğu halde bozma gerekleri de tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozma kararına uyulmakla taraflar yararına usuli müktesep hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozma gereklerinin tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir.
Bozma ilamında, mahalli bilirkişi beyanlarında taşınmazın dışarıdan toprak getirilmek suretiyle doldurulduğu, öncesinde bataklık niteliğinde olduğunun belirtilmesi nedeniyle bu hususun araştırılması, gerekirse taşınmazda araştırma kuyuları açılmak suretiyle alınacak karot numunelerinin laboratuvar ortamında incelenip toprağın yan kesit dökümü yapılarak taşınmazın toprak yapısının duraksamasız biçimde belirlenmesi gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen Mahkemece bu yönde yeterli araştırma yapılmamıştır. Bozma kararından sonra jeoloji bilirkişisi tarafından hazırlanan raporda arazinin iş makinesi ile düzeltilmiş olduğu ve tarıma elverişli hale getirildiği, bataklık toprağı özelliği göstermediği, Dragon Çayı'nın taşkın sahası dışında kaldığı, davaya konu arazide aktif dere yatağı olabileceğine ilişkin bir bulguya rastlanılmadığı, dava konusu taşınmazın içerisinden akan kaynağın akış yönlerinin kenarlarında nem oranı yüksek lokal hidromofik topraklara rastlandığı belirtilmiş ancak araştırma kuyuları açılmamış, toprak getirtilip getirtilmediği, davacının malik olduğu sınırdaki taşınmaz da incelenerek bu taşınmazdaki toprağın taşınıp taşınmadığı hususları değerlendirilmemiştir.Dragon Çayı'nın ne zaman ıslah edilmeye başlandığı, ıslah çalışmalarının ne zaman tamamlandığı hususları açıkça belirtilmemiş, sedde yapılıp yapılmadığı, Dragon Çayı'nın yatak değiştirip değiştirmediği netlik kazanmamıştır.
Davacı taraf dava dilekçesinde, çekişmeli bölümü, sınırda bulunan taşınmazı satın aldığı tarih olan 14.11.1989 tarihinde bu taşınmaz ile birlikte kullanmaya başladığını ileri sürerek dava açmış ve mahalli bilirkişiler de davacı tarafın sınırda bulunan taşınmazından toprak getirerek çekişmeli taşınmaza döktükten sonra dava konusu yeri 1990 yılında kullanmaya başladığı belirtilmiş ise de dosyaya gelen tapu kaydından davacın malik olduğu çekişmeli taşınmaz bölümünün sınırında bulunan 141 ada 3 parsel sayılı taşınmazı 29.09.2011 tarihinde satın aldığı anlaşılmış olmasına rağmen bu husus davacı tarafa açıklattırılmadığı gibi mahalli bilirkişilere de sorulmamış aradaki çelişki giderilmemiştir.
Temyize konu çekişmeli taşınmaz bölümlerinin 1977 ve 1986 yıllarında sınırlarının belirli olmadığı, taşınmaz üzerinde herhangi bir toprağın işlenmesi, sürülmesi, teraslanması gibi faaliyetin olmadığı, ağaçlık-çalılık görünümünde olduğu, 1986 yılında krokide (B) ve (C) harfleri ile gösterilen taşınmazların bir kısmının yolda kaldığı, (A) harfi ile gösterilen kısmın 1990 yılı hava fotoğrafında imar-ihya çalışmalarının büyük oranda tamamlandığı ve halen devam ettiği, (A) ve (C) harfi ile gösterilen kısımlar üzerinde muhtelif ağaçların ve çalılıkların göründüğü, sınırlarının belirli olmadığı belirtildiği halde Mahkemece hangi gerekçe ile (A) ve (C) harfi ile gösterilen kısmın imar-ihyasının 1990 yılında tamamlandığı kabul edildrek bu bölümler yönümden zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluştuğu kabul edilerek davacı adına tescil kararı verildiği anlaşılamamış olduğundan yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Bilindiği üzere, bataklık ve sazlıklar birçok canlı türünün yaşamını sürdürdüğü alanlar olup istikrar kazanmış ve devamlılık gösteren Yargıtay uygulamalarına göre doğal dengenin bozulmaması bakımından bataklık ve sazlıkların imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanılmalarına olanak yoktur. Ayrıca Yargıtay’ın kararlılık kazanmış içtihatlarına göre tarıma uygun olmayacak yapıdaki bir arazinin dışarıdan toprak getirtilip doldurulması sureti ile yapılan işlemin imar-ihya sayılamayacağı hususlarının göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı tarafa çelişkiyi gidermek için dava konusu taşınmaz bölümlerini ne zaman ve hangi sebeple kullanmaya başladığı hususu açıklattırılmalı, dava konusu taşınmaz bölümlerini kapsayan topografik haritalar ile taşınmazın doğusunda yer alan çayın hangi tarihte ıslah edildiğini belirleyecek şekilde ıslah projesi getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi, 3 kişilik jeolog bilirkişi ve 3 kişilik ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulu katılımı ile keşif yapılmalıdır.
Taşınmazın başında yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, taşınmazın doğusunda yer alan çay ıslah edilmeden önce ne durumda bulunduğu, davacının dışarıdan toprak getirmek suretiyle taşınmazın yapısında esaslı değişiklikte bulunup-bulunmadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanlar arasında çelişki bulunması halinde aykırılık giderilmeye çalışılmalı; 3 kişilik zirai bilirkişi kurulundan taşınmaz bölümlerinin toprak yapısı ve niteliğini, davacının malik olduğu 141 ada 3 parsel sayılı taşınmaz ile birlikte kullanılıp kullanılmadığı, dışarıdan malzeme getirmek suretiyle toprak üst tabakasının doldurulup doldurulmadığını, taşınmaz bölümlerinin öncesinde bataklık olup olmadığını; jeolog bilirkişi kurulundan ise taşınmaz bölümleri üzerinde açılacak araştırma kuyularından alınacak numunelerin laboratuvar ortamında incelenmesi sonucunda taşınmazın önceki ve hali hazırdaki niteliğinin ne olduğu, dere yatağı yahut bataklık niteliğinde olup olmadığı ya da dereden kazanılıp kazanılmadığını, derenin etki alanında kalıp kalmadığını, taşınmazın doğusunda yer alan çaya ait ıslah çalışmaları yapılmadan önceki niteliği ile dava tarihindeki niteliğini belirten ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; raporun ekinde topografik haritalardan istifade edilmesi suretiyle yapılan tespitlerin denetimi sağlanmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı harita mühendisi bilirkişiden stereoskopik hava fotoğrafının incelenmesi neticesinde taşınmaz bölümlerinin sınırlarını ve niteliğini, dere yatağı olarak gözüküp gözükmediğini, komşusu durumunda bulunan taşınmaz ile bütünlük arz edip etmediğini, taşınmaz bölümlerindeki zilyetliğinin süresini belirtir şekilde rapor alınmalı; taşınmaz bölümlerinin tüm yönlerinden gösterir fotoğrafları çektirilmeli; fen bilirkişiye keşfi takibe imkan verir ve denetime elverişli kroki ve ayrıntılı rapor düzenlettirilmeli ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece, belirtilen hususlar gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekili ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasa'nın geçici 3. maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı Belediyeye iadesine,
Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın Anamur 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
18.12.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
1. Hukuk Dairesi, 2023/1743 E., 2024/3869 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
nu olmayacağını, davacılar lehine kazandırıcı zamanaşımıyla iktisap şartlarının oluşmadığını, imar planı kapsamında kalan taşınmazlar hakkında da kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle iktisabın mümkün olmadığını belirterek davanın reddi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713 üncü maddesi uyarınca dava konusu taşınmazın Hazine adına tescil edilmesini istemiştir.
1. Hukuk Dairesi 2023/1743 E. , 2024/3869 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/192 E., 2022/452 K.
HÜKÜM : Ret
Taraflar arasında kadastro sırasında tespit harici bırakılan tapusuz taşınmaz hakkında irsen intikâl, imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı nedenlerine dayalı tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilâmına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Erzurum ili, Olur ilçesi, ... Mahallesinde kain, ... ve müşterekleri taşınmazı, ... ve müşterekleri taşınmazı, Oltu çayı hududu ve dere ile çevrili olup kadastro çalışmaları sırasında 110 ada 2 ve 3 (Yeni 110 ada 6 ve 7) parsellerin yanında tespit harici bırakılan tapusuz taşınmazın davacılara babaları ...'tan irsen intikâl ettiğini ve müştereken kullanıldığını, taşınmaz üzerinde eskiden davacıların babaları mirasbırakan ...'a ait kahvehane bulunduğunu, şimdi ise bahçe olarak kullanıldığını, cevaba cevap dilekçesinde taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığını, kadastro öncesinde üzerinde harap halde ev, kahvehane ve bahçesi bulunduğunu, taşınmaz köyde olup imar alanı olmadığını, mevkide orman parseli de olmadığını ileri sürerek dava konusu tapusuz taşınmazın miras payları oranında davacılar adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu edilen tapusuz taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında kalması gereken yerlerden olması sebebiyle tespit harici bırakıldığını, özel mülkiyete konu olmayacağını, davacılar lehine kazandırıcı zamanaşımıyla iktisap şartlarının oluşmadığını, imar planı kapsamında kalan taşınmazlar hakkında da kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle iktisabın mümkün olmadığını belirterek davanın reddi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713 üncü maddesi uyarınca dava konusu taşınmazın Hazine adına tescil edilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 03.06.2014 tarihli ve 2013/1159 Esas, 2014/883 Karar sayılı kararıyla; fen bilirkişi raporuna göre (A) harfli kısmın dere yatağıyla ilgisinin bulunmadığı, ancak (B) harfli kısmın taşmalar nedeniyle üzerinde yer yer çakıl taşları olduğu, tanık ve mahalli bilirkişilerin taşınmaz üzerinde önceden bina bulunduğunu beyan ettikleri, 31.03.2014 tarihli memleket haritasında (B) harfli kısmın pasif dere yatağında kaldığı gerekçesiyle, (A) harfli kısım yönünden davanın kabulü ile (B) harfli kısım yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 16.11.2015 tarihli ve 2015/1 Esas, 2015/13474 Karar sayılı kararı ile; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları gereği yapılması gereken ilânların yapılmadığı, dava kısmen reddedildiği hâlde 4721 sayılı Kanunun 713 üncü maddesinin altıncı fıkrası gereğince Hazinenin tescil isteminin karşılanmadığı, ziraat bilirkişi raporunun kısa, gerekçesiz ve soyut olduğu, jeolog bilirkişi raporunda taşınmaz dere yatağında görünmesine karşın gerekçe açıklanmaksızın taşınmazın tarım arazisi olarak değerlendirildiği, hava fotoğraflarının uzman olmayan fen bilirkişine uygulatıldığı, yasal hasım olan Erzurum Büyükşehir Belediyesinin davaya dahil edilmeden karar verildiği gerekçesiyle, tarafların temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Birinci Bozma İlâmına Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 01.04.2019 tarihli ve 2016/484 Esas, 2019/267 Karar sayılı kararı ile; jeolog ve jeodezi bilirkişi raporlarına göre taşınmazın dere yatağında kalmadığı, jeodezi ve ziraat mühendisi bilirkişi raporuna göre arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine tahminen 1971 ile 1985 yılları arasında; muhtar ve mahalli bilirkişi beyanlarına göre ise 1970'lerin başında başlandığı, zilyetliğin taşınmaz üzerine ağaç dikmek, ekip biçmek, kulübe inşa etmek -hava fotoğraflarında bahsi geçen kulübenin yüksek ihtimalle mahalli bilirkişilerin söz ettiği kahvehane olduğu değerlendirmesiyle- şeklinde sürdürüldüğü, davacıların dava konusu kısımlar üzerinde zilyetliğinin en erken 1970'li yılların ortalarında, en geç 1985 yılında başladığı, en erken 1990'ların ortalarında ve en geç 2005 yılına kadar zilyetliğin bahsedilen şekillerde önce mirasbırakan sonra davacılar tarafından aralıksız olarak malik sıfatıyla sürdürüldüğü, dava tarihi itibariyle dava konusu taşınmazların imar-ihyasının tamamlandığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı Hazinenin tescil talebinin reddine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili ve davalı ... Belediyesi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 15.06.2021 tarihli ve 2019/3247 Esas, 2021/5362 Karar sayılı kararı ile; mahalli bilirkişiler tarafından dava konusu taşınmaz üzerinde davacılar mirasbırakanı ...'ın şu anda yıkılmış kahvehanesinin bulunduğu beyan edilmişse de ziraat mühendisi bilirkişi raporunda dava konusu (A) harfli kısımda 20 yıllık bir kavak ağacı ve bina kalıntısı olduğu, (B) harfli kısımda 20 yıllık 5 adet ve 15 yıllık 2 adet kavak ağacı, 10 yıllık 1 adet asma, 15 yıllık 1 adet iğde ağacının bulunduğunun belirtildiği, kavak ve iğde ağaçlarının kendiliğinden yetişen ağaçlardan olduğu, davacıların taşınmaz üzerinde başkaca tarımsal faaliyetlerinin ispatlanmadığı, mirasbırakan ... mirasçıları davacıların ekonomik amacına uygun bir zilyetliğinin bulunmadığı, davanın reddi gerektiği gerekçesiyle; davalı Hazine ve Olur Belediyesinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Ç. Karar Düzeltme Talebi
1.Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 15.06.2021 tarihli ve 2019/3247 Esas, 2021/5362 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 21.04.2022 tarihli ve 2021/8946 Esas, 2022/3364 Karar sayılı kararı ile; davacılar vekilinin karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir.
D. Mahkemece İkinci Bozma İlâmına Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 30.11.2022 tarihli ve 2022/192 Esas, 2022/452 Karar sayılı kararı ile; ikinci bozma ilâmının ardından dava yeni esas numarasına kaydedildikten sonra, davacı vekili tarafından kesin hüküm itirazında bulunularak eldeki davaya konu taşınmazın davacılar mirasbırakanı ... adına tesciline dair olduğu iddia edilen Olur Asliye Hukuk Mahkemesinin 1971/49 Esas, 1973/23 Karar sayılı kararının ve kararın onanarak kesinleştiğine dair Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 22.11.1973 tarihli ve 4895 Esas, 1973/6616 Karar sayılı ilâmının ibraz edildiği, Olur Tapu Müdürlüğünün 29.11.2022 tarihli cevabi yazısında kesin hüküm teşkil ettiği iddia edilen dosyanın, karar örneğinin ve karara dayanak krokinin bulunmadığının bildirildiği, Olur (Kapatılan) Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.07.2022 tarihli cevabi yazısında arşivdeki dosyalar arasında dosyanın bulunamadığı, karar kartonunda yalnızca gerekçeli kararın bulunduğu ancak ekinde kesinleşme şerhi ve kroki bulunmadığının bildirildiği ve ilâmın yazı ekinde gönderildiği, kesin hüküm olduğu iddia edilen dava dosyasının ve krokisinin bulunması hâlinde eldeki davaya konu taşınmazlara uyup uymadığı hususunda 18.07.2022 tarihli celsede ek rapor tanzim edilmek istense de, krokinin ve dava dosyasının aslı bulunmaması sebebiyle 30.11.2022 tarihli celsede bu ara karardan rücu edildiği, davacılar vekilinin 30.11.2022 tarihli son celsesinde kesin hüküm olgusunun tetkiki açısından hava fotoğraflarının celbini ve yeniden keşif yapılması talebinin aynı gerekçeyle reddedildiği, mahalli bilirkişiler tarafından dava konusu taşınmaz üzerinde davacılar mirasbırakanı ...'ın şu anda yıkılmış kahvehanesinin bulunduğu beyan edilmişse de, ziraat mühendisi bilirkişi raporunda dava konusu (A) harfli kısımda 20 yıllık bir kavak ağacı ve bina kalıntısı olduğu, (B) harflı kısımda 20 yıllık 5 adet ve 15 yıllık 2 adet kavak ağacı, 10 yıllık 1 adet asma, 15 yıllık 1 adet iğde ağacının bulunduğunun belirtildiği, bozma ilâmına uyularak, kavak ve iğde ağaçlarının kendiliğinden yetişen ağaçlardan olduğu, davacıların taşınmaz üzerinde başkaca tarımsal faaliyetlerinin ispatlanmadığı, mirasbırakan ... mirasçıları davacıların ekonomik amacına uygun bir zilyetliğinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; eldeki davaya konu taşınmazlarla ilgili kesin hüküm teşkil eden Olur Asliye Hukuk Mahkemesinin 1971/49 Esas, 1973/23 Karar sayılı kararının ve kararın onanarak kesinleştiğine dair Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 22.11.1973 tarihli ve 4895 Esas, 1973/6616 Karar sayılı ilâmını ibraz ettiklerini, davanın konusunun tescil ve men'i müdahale olarak birleştirilen iki ayrı dava olduğunu, tescil davasının taraflarının davacılar mirasbırakanı ... ile Hazine ve ... Köy Tüzel Kişiliği; men'i müdahale davası davacısının ..., davalısının ... olduğunu, davacıların taşınmazı ... Noterliğinin 3416 sayılı ve 08.06.1961 tarihli Re'sen Noter Senedine istinaden dava dışı Muhuttin Narmanlı'dan satın aldıkları ve zilyet oldukları tespit edildiğini, davacılar mirasbırakanı adına doğusu Poğut deresi, kuzeyi Oltu Çayı, batısı ..., güneyi ... olan 80 m2 yüz ölçümlü taşınmazın tesciline ve ...'ın bu taşınmaz dışında kalan tescilini istediği 420m2'lık kısma kahvehane yapmak suretiyle tecavüzünün menine karar verildiği, tecavüzün men'i kararı verilen taşınmazın ...'a intikâl eden şimdiki 110/3 (Yeni 110/6) parsel olduğu, men'i müdahale kararının ardından ...'ın kahvehanesini sökerek eldeki dava konusu (A) harfli yere yaptığını, yıkılan kahvehane kalıntılarının zeminde durduğunu, yeniden keşif yapılarak kesin hükmün zemine uyup uymadığının denetlenmesini ve hükmün taşınmaza uyduğu tespit edilerek davanın kesin hüküm nedeniyle reddedilmesini, kesin hüküm olmaması hâlinde tescil kararı ve noter senedinin lehe değerlendirilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, bozma ilâmında kavak ağaçlarının kendiliğinden yetişen türler olduğu belirtilse de kavakçılığın bölgede yaygın şekilde dikilerek inşaat malzemesi olarak satıldığını belirterek Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava; kadastro sırasında tespit harici bırakılan tapusuz taşınmaz hakkında irsen intikâl ve kazandırıcı zamanaşımı nedenlerine dayalı tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası.
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17 nci maddeleri ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2 nci maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un uygulanacağı davalar yönünden HUMK'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen kararın bozma ilâmına uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ilâmına uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 247,70 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına,
Dosyanın kararı veren Oltu Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
1086 sayılı HUMK'un 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
27.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Medeni Hukuk
(A), bir taşınmaz üzerindeki zilyetliğini yirmi yılı aşkın bir süredir davasız ve aralıksız olarak malik sıfatıyla sürdürmektedir. (A)’nın, bu zilyetliğine dayanarak mülkiyet hakkının kendi adına tapu kütüğüne tescilini mahkemeden talep edebilmesi için, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda düzenlenen olağanüstü zamanaşımı koşulları dikkate alındığında, söz konusu taşınmazın tapu sicilindeki durumuna ilişkin aşağıdaki varsayımlardan hangisi doğrudur?
A) Taşınmazın tapu kütüğünde, geçerli bir hukuki sebep olmaksızın (A) adına tescil edilmiş olması ve (A)’nın zilyetliğini on yıl boyunca iyiniyetle sürdürmesi
B) Taşınmazın tapu kütüğünde kayıtlı olmaması ya da kayıtlı ise malikinin kim olduğunun tapu kütüğünden anlaşılamaması veya malik hakkında yirmi yıl önce gaiplik kararı verilmiş olması
C) Taşınmazın tapuda kayıtlı malikinin yirmi yıl önce öldüğünün nüfus kayıtlarıyla ispatlanması ve mirasçılarının bulunamaması
D) Taşınmazın Hazine adına tapu kütüğüne kayıtlı olması ve tescil davasının Hazineye karşı açılması
E) Taşınmazın tapu siciline malik olmadığı hâlde (A) adına tescil edilmiş olması ve bu kaydın beş yıldır sicilde yer alması
Bu maddeyle ilgili 4 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.