4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 715

Türk Medeni Kanunu 715. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 715- Sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait mallar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Aksi ispatlanmadıkça, yararı kamuya ait sular ile kayalar, tepeler, dağlar, buzullar gibi tarıma elverişli olmayan yerler ve bunlardan çıkan kaynaklar, kimsenin mülkiyetinde değildir ve hiçbir şekilde özel mülkiyete konu olamaz. Sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait malların kazanılması, bakımı, korunması, işletilmesi ve kullanılması özel kanun hükümlerine tâbidir. III. Tescili isteme hakkı

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

198 karar eşleşti
1. Hukuk Dairesi, 2023/1066 E., 2024/3222 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTrabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
adına tespit ve tescil edildiğini, çekişmeli taşınmazın ortasından Fırtına Deresi'ne akan bir ırmak geçtiğini, taşınmazın tarım arazisi vasfı taşımadığını, zilyetlikle iktisabı mümkün olmayan yerlerden olduğunu, Türk Medeni Kanunu'nun 715 inci maddesi gereğince bu nitelikteki yerlerin özel mülkiyete koru edilemeyeceğini, davalı taraf yararına zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmadığını ileri sür
1. Hukuk Dairesi         2023/1066 E.  ,  2024/3222 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/560 E., 2021/591 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul/Kısmen Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Pazar(Rize) 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/348 E., 2020/378 K. Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı Hazine vekili; Rize ili, Çamlıhemşin ilçesi, ... Mahallesi 105 ada 4 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sonucunda davalıların miras bırakanı ... adına tespit ve tescil edildiğini, çekişmeli taşınmazın ortasından Fırtına Deresi'ne akan bir ırmak geçtiğini, taşınmazın tarım arazisi vasfı taşımadığını, zilyetlikle iktisabı mümkün olmayan yerlerden olduğunu, Türk Medeni Kanunu'nun 715 inci maddesi gereğince bu nitelikteki yerlerin özel mülkiyete koru edilemeyeceğini, davalı taraf yararına zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmadığını ileri sürerek 105 ada 4 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalılar ..., ... ve ... vekili; açılan davanın haksız ve görünürdeki nedenlerin dışında başka nedenlere dayalı olduğunu, suyun kaynağı ile çekişmeli taşınmaz arasında herhangi bir şekilde dere yatağı bulunmadığını, söz konusu suyun doğduğu kaynaktan Fırtına Deresi'ne aktığı yere kadar olan mesafedeki tüm taşınmazların sahipleri adına tapuya tescil edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ...; davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davaya konu taşınmazın teknik bilirkişi raporuna ekli krokide (B) harfi ile gösterilen kısmının dere olduğu ve eskiden beri aynı yerden aktığı, özel mülkiyete konu olamayacağı, derelerin tescile tabi yerlerden olmayıp tescil harici bırakılması gerektiği belirlenerek davanın kısmen kabulü ile 105 ada 4 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile teknik bilirkişi raporuna ekli krokide (B) harfi ile gösterilen 179,38 metrekare yüz ölçümündeki kısmının dere vasfında olması sebebiyle Türk Medeni Kanunu'nun 715 inci maddesi uyarınca tescil harici bırakılmasına, (A) harfi ile gösterilen 527,02 metrekare ve (C) harfi ile gösterilen 188,98 metrekarelik kısımlarının ise ağaçlık vasfıyla ayrı birer parsel numarası verilmek suretiyle davalıların mirasbırakanı ... adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Nedenleri Davacı Hazine vekili istinaf başvuru dilekçesinde; çekişmeli taşınmazın dere yatağının kapsamında kalması nedeniyle tapusunun iptalinin talep edildiğini, dere yatağının kapsamı ve sınırlarının yeterince incelenmediğini, 28.02.2019 tarihli bilirkişi raporunda taşınmazın üç parçaya ayrılarak (B) harfi ile gösterilen kısmın dere vasfında olduğunun, (A) ve (C ) harfi ile gösterilen kısımların ise derenin aktif etkisi altında olmadığının belirtildiğini, raporun kendi içerisinde çelişkiler taşıdığını, bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen kısmın jeolojik durumu anlatılırken aynı zamanda topoğrafik yapısına da değinildiğini, dava konusu taşınmazın bulunduğu alanın yüksek-orta eğimli bir alanda yeraldığının ve parselin içinden akan derenin her mevsim akış özelliğine sahip özellikle de aşırı yağışlı zamanlarda yüksek debi ile akış gösteren ve çevresini etkileyebilecek bir özelliğe sahip olduğunun belirtildiğini, bir nevi dere yatağının alanının tespit edilen 179,38 metrekareden daha fazla olduğunun ifade edildiğini, bilirkişi raporuna yargılama sırasında bu yönlerden itiraz ettiklerini ve mahallinde yeniden keşif yapılmasını talep ettiklerini ancak Mahkemece bu talebin değerlendirilmediğini, alanında uzman en az üç kişiden oluşan jeoloji bilirkişi heyetinin katılımıyla keşif yapılması gerekirken tek jeoloji bilirkişinin raporuyla yetinildiğini, müvekkili Hazine lehine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, yine dava kapsamındaki harçların davalılardan tahsiline hükmedilmemesinin de kamu düzenine ve hukuka aykırılık teşkil ettiğini, bununla birlikte davalılar lehine hükmedilen vekalet ücretinin de haksız ve fahiş olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tarıma elverişli olmayan ve ileride de tarım alanına dönüştürülmesi veya ekonomik yarar sağlanması mümkün olmayan sahipsiz yerler ile deniz, göl ve nehir gibi genel suların tescile tabi olmadıkları ve bu gibi yerler hakkında açılacak davalarda hak düşürücü süre kuralının uygulanmayacağı, çekişmeli taşınmazın halihazırda tarıma elverişli olmamakla birlikte, ileride tarım alanına dönüştürülmesi veya ekonomik yarar sağlanması mümkün olan yerlerden ise, bu takdirde davanın hak düşürücü süreye tabi olduğu değerlendirilmesi gerektiği, davacı Hazine vekilinin dava dilekçesinde çekişmeli taşınmazın Hazine adına tescilini talep etmekle, bu taşınmazın ileride tarım alanına dönüştürülmesi veya ekonomik yarar sağlanması mümkün olan yerlerden olduğunu iddia ettiği, ziraat ve jeoloji mühendisi bilirkişiler tarafından düzenlenen asıl raporda çekişmeli taşınmazın niteliği ayrıntısıyla belirtilmemiş ise de, davacı Hazine vekilinin itirazları sonrası düzenlenen ek raporda, çekişmeli taşınmazın (A) ve (C) harfleriyle gösterilen kısımlarının özel mülkiyete elverişli olduklarının açıklandığı, bu kısımlarla ilgili davanın hak düşürücü süreye tabi olduğu, kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile dava tarihi olan 10.08.2016 arasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 üncü maddesinde yazılı on yıllık hak düşürücü süre geçtiği, bu kısımlara ilişkin davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmesi ve davacı Hazine aleyhine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin gerekirken yazılı şekilde davanın esastan reddine ve davacı Hazine aleyhine nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi isabetsiz olduğu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 36/A maddesi uyarınca davacı Hazine lehine vekalet ücreti takdir edilmemesinde ve yargılama giderlerinin Hazine üzerinde bırakılmasında ise herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenerek davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kısmen kabulüne, 105 ada 4 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile harita mühendisi bilirkişileri tarafından düzenlenen 25.01.2019 tarihli teknik bilirkişi raporuna ekli krokide (B) harfi ile gösterilen 179,38 metrekare yüz ölçümündeki bölümün dere vasfında olması nedeniyle Türk Medeni Kanunu'nun 715 inci ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16/C maddeleri gereğince tescil harici bırakılmasına, davacı Hazinenin fazlaya ilişkin talebinin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 üncü maddesi gereğince hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı Hazine vekili temyiz başvuru dilekçesinde;istinaf dilekçesini tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 üncü, 16/C maddeleri Türk Medeni Kanunu'nun 715 inci maddesi 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Kadastro sonucu;Rize ili, Çamlıhemşin ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 105 ada 4 parsel sayılı 895,38 metrekare yüz ölçümündeki ağaçlık vasfındaki taşınmaz senetsizden kazandırıcı zamanaşımı nedeniyle 03.05.1996 tarihinde davalıların miras bırakanı ... adına tespit ve tescil edilmiştir. 3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun değişik 13. maddesinin j. bendi gereğince davacı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.05.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

8. Hukuk Dairesi, 2012/5003 E., 2012/8803 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Bu nitelikle tespit dışı bırakılan bir yer kural olarak; TMK.nun 715 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/C maddelerinde düzenlenen Devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan yerlerden sayılır.
8. Hukuk Dairesi         2012/5003 E.  ,  2012/8803 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali tescil ve elatmanın önlenmesi Davacı-karşı davalı ... ile davalı-karşı davacı Hazine ve davalı DSİ Genel Müdürlüğü aralarındaki tapu iptali, tescil ve elatmanın önlenmesi davasının reddine dair Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 28.04.2011 gün ve 632/240 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı-karşı davalı vekili, duruşmasız olarak incelenmesi ise davalı-karşı davacı Hazine vekili taraflarından istenilmiştir. Dosya incelenerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı birleşen dosyada davalı vekili Avukat ... ve karşı taraftan davalı birleşen dosyada davacı Hazine vekili Avukat Buket Çağlar geldiler. Başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... vekili, mirasen intikal, taksim ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle dava dilekçesinde mevkii ve sınırları belirtilen taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı Belediye Başkanlığı, yargılama oturumlarına katılmamış, cevap ve delil bildirmemiştir. Birleştirilen dava dosyasında; davacı Hazine vekili, dava konusu taşınmaza davalı ...’in elatmasının önlenmesine, boş olarak Hazineye teslimine, bu yerin Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiş, davalı vekili ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, asıl davanın kabulüne, teknik bilirkişinin 12.07.2004 günlü krokili raporunda A ve B harfleri ile gösterilen toplam 23767,74 m2 yerin davacı adına tapuya tesciline, birleştirilen davanın reddine ilişkin hüküm, davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine Dairenin 22.05.2006 tarih 2006/2510 Esas 2006/3520 Karar sayılı ilamı ile bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş, hüküm davacı-birleşen dosyanın davalısı ... vekili ile davalı-birleşen dosyanın davacısı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Asıl dava tapuya tescil, birleştirilen dava ise elatmanın önlenmesi ve tescil isteğine ilişkindir. Dairenin bozma ilamında kısaca, dava konusu taşınmazın davacıya miras bırakan babası ...’ten kaldığının yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından ifade edildiği, taksim hakkında da bir açıklama yapılmadığı, davacının miras bırakanına ait mirasçılık belgesinin getirtilerek ölüm tarihi itibariyle tereke elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olduğundan davacıdan başka mirasçı bulunması halinde mirasçılardan birinin taşınmazın tamamının, bölünebilir bir parçasının veya belli bir payının adına tescilini isteyemeyeceğini, bu şekilde açılmış bir davaya diğer mirasçıların katılmalarının sağlanması, muvafakatlarının alınması ya da miras ortaklığına bir temsilci tayini suretiyle davanın yürütülmesinin de mümkün olamayacağının gözönünde tutulması, diğer yandan dava konusu yerin hangi tarihte ve nedenle tespit dışı bırakıldığının Kadastro Müdürlüğünden sorularak açıklığa kavuşturulması, davaya sınırdan geçen DSİ kanalı nedeniyle DSİ Genel Müdürlüğünün dahil edilmesi ve mahallinde yerel, teknik ve jeolog bilirkişi kurulu aracılığı ile keşif yapılarak yapılan ıslah çalışmalarının Deliçay Deresi yatağında daralma meydana getirip getirmediğinin belirlenmesi gerektiği açıklanmıştır. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre davacı-birleşen dosyada davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Davalı-birleşen dosyada davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Mersin Kadastro Müdürlüğü tarafından, dava konusu yerin 1962 yılında yapılan tapulama çalışmalarında “dere yatağı” niteliğiyle tespit dışı bırakıldığı bildirilmiştir. Bu nitelikle tespit dışı bırakılan bir yer kural olarak; TMK.nun 715 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/C maddelerinde düzenlenen Devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan yerlerden sayılır. Böyle bir yerin zamanaşımı yoluyla kazanılması ve özel mülkiyet şeklinde tapuya tesciline karar verilebilmesi için 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesindeki koşullar altında imar ve ihya edilerek kültür arazisi haline getirilmiş olması ve bu olgunun tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar kazanma koşullarının geçmiş olması gerekir. Mahallinde yapılan keşifler sonunda alınan beyanlar; jeolog uzman bilirkişi raporları ve DSİ Genel Müdürlüğünün dava konusu yerin durumu ile ilgili bilgiler içeren 31.03.2008 tarihli yazı cevabı ile dosya kapsamına göre dava konusu yerin Deliçay Deresi yatağı olduğu, Deliçay Deresi ile ilgili DSİ tarafından kısmen ıslah çalışmaları yapılmış ise de dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde herhangi bir ıslah çalışması yapılmadığı, sınırda makine ile dere çakıllarının yığılması ile oluşturulan yapay bir set bulunduğu, taşınmazın toprak yapısının taşkın malzemeden oluştuğu, sonradan dere yatağının çekilmesi ile meydana geldiği anlaşılmakta olup bu nedenle henüz imar ihyasının tamamlanmış olduğundan ve dere yatağı niteliğinden kurtulduğundan söz edilemez. Belirlenen bu nitelik karşısında TMK.nun 715. maddesi kapsamında kalan ve aynı Kanunun 999. maddesi uyarınca tapuya tescili ve özel mülkiyete konu yapılması mümkün olmayan dava konusu taşınmazın Hazine adına tapuya tescilini içeren isteğinin reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle davacı-birleşen davada davalı ... vekili ile davalı-birleşen dosyanın davacısı Hazine vekilinin tescil isteği ile ilgili temyiz itirazlarının reddiyle her iki dava ile ilgili esasların ONANMASINA, Ancak, birleşen dosyada davacı Hazine vekili tarafından ayrıca dava konusu taşınmaza birleşen dosyanın davalısı ... tarafından müdahale edildiği açıklanarak elatmasının önlenmesi de istenmiştir. Yukarıdaki açıklamalar karşısında TMK.nun 715, 999 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/C maddesi kapsamında kalan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve özel mülkiyete konu olabilecek biçimde tapuya tescili mümkün olmayan yerlere vaki tecavüz durumunda Hazine tarafından elatmanın önlenmesine ilişkin dava açılması ve tecavüzün tesbiti halinde mütecavizin elatmasının önlenmesine karar verilmesi gerektiğinde duraksamamak gerekir. Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğu belirlenen dava konusu taşınmazın tapuya tescilinin mümkün olmadığının belirlenmesi Hazinenin elatmanın önlenmesi talebinde bulunmasını engellemez. Bu nedenle dosya kapsamı, toplanan deliller, alınan beyanlar ve bilirkişi raporları karşısında dere yatağı niteliğinden kurtulmadığı belirlenen dava konusu taşınmaza birleşen dosyanın davalısı ... tarafından ağaç dikmek, bahçe olarak kullanmak şeklindeki müdahale edildiği tesbit edildiğine göre birleşen dosyada davacı Hazinenin elatmanın önlenmesine ilişkin isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde bu isteğin de reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır. Bu durumda elatmanın önlenmesi davası ile ilgili kendisini yargılama oturumlarında vekille temsil eden Hazine lehine vekalet ücreti takdiri gerekeceğinin de dikkate alınması gerekir. Davalı-birleşen dosyanın davacısı Hazine vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazları açıklanan nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile usul ve yasaya aykırı bulunan yerel mahkeme hükmünün birleşen dosyadaki elatmanın önlenmesi isteğine ilişkin olarak 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 900 TL avukatlık ücretinin davacı-karşı davalı ...'ten alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan Hazineye verilmesine ve HUMK.nun 388/4 (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/1 maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve aşağıda dökümü yazılı ...'e ait 21,15 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna 09.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
1. Hukuk Dairesi, 2021/8222 E., 2023/3273 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
e, çekişmeli taşınmazın bu kısımları bina yapılarak kullanıldığı kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve davacı tanıklarının bu yapıların kayalar oyularak yapıldığını belirttikleri, bu şekildeki taşınmazların TMK'nın 715. maddesi gereğince Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kayalık niteliğindeki yerlerden olduğunun kabulü gerektiği, kazanmayı sağlayan zilyet
1. Hukuk Dairesi         2021/8222 E.  ,  2023/3273 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 24.06.2019 tarihli ve 2016/10229 Esas, 2019/4707 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı; ... ili, ... kasabası, ... Mahallesi, No:5 adresinde bulunan gerçek miktarı keşifte belirlenecek tahmini 232 m² yüzölçümündeki iki oda, bir mutfak, tuvalet, kışlık, kaya dam, kömürlük ve önü bahçe niteliğindeki taşınmazın murisi babasından intikalen yirmi yılı aşkın zamandır zilyetliğinde olmasına karşın kadastro harici bırakılarak tapulanmadığını, oysa devamı niteliğindeki ahırın 672 parsel numarası ile tescil edildiğini belirterek, dava konusu taşınmazın adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili , dava konusu kaya damının devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını, ayrıca Afet Kanunu kapsamında afet bölgesi içeresinde yer aldığı gibi sit alanı içeresinde bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili; belediyeye husumet yöneltilemeyeceğini, davacıya Afet Kanunu'na göre yer tahsis edildiğini ancak başvuruda bulunmadığı için hak sahibi olamadığını, dava konusu taşınmazın sit alanında olup tescile elverişli olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.02.2013 tarihli ve 2011/109 Esas, 2013/84 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne , dava konusu ... ili,Merkez ,... Kasabası ... mevkiinde kain bilirkişi ... Türkkan tarafından düzenlenmiş 17.04.2012 tarihli rapor ve ekli krokide 1 ila 19 noktaları ile çevrili olan A, B, C, D, harfleri ve bahçe ibaresi ile gösterilen toplam 232,19 m2' lik ev ve bahçe cinsindeki taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 13.03.2014 tarihli ve 2014/4703 Esas, 2014/2577 Karar sayılı kararıyla;davalı Hazine vekilinin üzerinde bina bulunan ve 17.04.2012 tarihli fen bilirkişi raporunda (A), (B), (C) ve (D) harfleri ile gösterilen taşınmaz bölümlerine yönelik temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede Mahkemece, çekişmeli taşınmazın bu kısımları bina yapılarak kullanıldığı kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve davacı tanıklarının bu yapıların kayalar oyularak yapıldığını belirttikleri, bu şekildeki taşınmazların TMK'nın 715. maddesi gereğince Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kayalık niteliğindeki yerlerden olduğunun kabulü gerektiği, kazanmayı sağlayan zilyetlikle bir taşınmazın edinilebilmesi için her şeyden önce taşınmazın nitelik itibariyle kazanmaya elverişli yerlerden olması gerekmekte olup TMK'nın 715. maddesi kapsamında kalan kaya ve benzeri yerlerin oyulmak suretiyle mekan veya benzeri yerler haline getirilmesi ve bunların TMK'nın 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddeleri gereğince zilyetlik, imar ve ihya yoluyla edinilmesinin mümkün bulunmadığ, bu halde taşınmazın bu kısımları için davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmiş bulunması usul ve kanuna aykırı olduğu, davalı Hazine vekilinin 17.04.2012 tarihli fen bilirkişi raporunda (A), (B), (C) ve (D) harfleri ile gösterilen taşınmaz bölümünleri haricinde kalan ve bahçe olarak kullanıldığı belirtilen bölümlere yönelik temyiz itirazlarına gelince; bu bölümler yönünden yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmadığı, eksik incelemeyle şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.03.2016 tarihli ve 2014/438 Esas , 2016/154 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne, dava konusu ... ili, Merkez ... Kasabası, ... mevkiinde kain ...: ... tüf kayalık, Batısı: Yol, Kuzeyi: Yol, ...: Vadi ile çevrili 16.04.2012 tarihli fen bilirkişi raporunda bahçe olarak gösterilen ve bilirkişiler Doç.Dr. ... ... ve Doç. Dr. ... ... tarafından düzenlenmiş 02.03.2016 havale tarihli raporda gösterilen 672 parselin doğusunda yer alan 137,82 m2' lik bahçe cinsindeki taşınmazın davacı adına tapuya tesciline ; dava konusu ... ili, Merkez ... Kasabası ... mevkiinde kain, 16.04.2012 tarihli fen bilirkişi raporu ve ekindeki krokide A, B, C ve D harfleriyle gösterilen yerlere ilişkin tescil isteminin reddine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 24.06.2019 tarihli ve 2016/10229 Esas, 2019/4707 Karar sayılı kararıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporunda (A), (B), (C) ve (D) harfleri ile gösterilen bölümler yönünden dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olmadığı, ne var ki, davalı Hazine vekili, 18.01.2016 tarihli dilekçesi ile dava konusu taşınmaz bölümlerinin Hazine adına tescilini talep ettiği halde, Hazinenin tescil talebi hakkında olumlu olumsuz bir hüküm kurulmamış olup, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün bozulmasına ; hükme esas alınan bilirkişi raporunda “bahçe” rumuzu ile gösterilen bölüme yönelik temyize gelince ise Mahkemece, zilyetlikle iktisap koşulları oluştuğu gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de verilen kararın dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun bulunmamakta olduğu, çekişmeli taşınmaz bölümünün bulunduğu alanın imar-ihyaya muhtaç yerlerden olup bu nitelikteki yerlere sadece ev yapmak veya avlu olarak kullanmanın imar-ihya sayılamayacağı, dosya kapsamında dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından, çekişmeli taşınmaz bölümünün kayanın oyulması suretiyle meydana getirilen ev yerlerinin avlusu olarak kullanıldığı, eskiden bu yerde tuvalet bulunduğu, zaman zaman da arı kovanı koyulmak suretiyle kullanıldığının beyan edilmiş olmasına , zirai bilirkişi kurulu raporunda ise taşınmaz bölümü üzerinde bulunan 20 yaşın üzerindeki ağaçlardan, dikilip bakım yapılmak suretiyle yetiştirilen ağaç sayısının çok az sayıda olduğunun anlaşılmasına göre davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığı anlaşıldığı gibi davacının sürdürdüğü zilyetliğin ekonomik amaca uygun zilyetlik niteliğinde de bulunmadığı, hal böyle olunca; bu bölüm yönünden de davacının davasının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz oluduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.02.2021 tarihli ve 2020/74 Esas , 2021/107 Karar sayılı kararıyla; davanın reddine, dava konusu ... ili,Merkez ... Kasabası ... mevkiinde kain ...: ... tüf kayalık, Batısı: Yol, Kuzeyi: Yol, ...: Vadi ile çevrili 16.04.2012 tarihli fen bilirkişi raporunda bahçe olarak gösterilen ve bilirkişiler Doç.Dr. ... ve Doç. Dr. ... ... tarafından düzenlenmiş 02.03.2016 havale tarihli raporda gösterilen 672 parselin doğusunda yer alan 137,82 m² 'lik bahçe cinsindeki taşınmazın davalı Hazine adına tapuya tesciline; dava konusu ... ili Merkez ... Kasabası ... mevkiinde kain, 16.04.2012 tarihli fen bilirkişi raporu ve ekindeki krokide A, B, C ve D harfleriyle gösterilen 94,34 m² yerlere ilişkin taşınmazın davalı hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı temyiz dilekçesinde özetle ;dava konusu alanın tarafına muris babasından kaldığını , evvelinden ve kadimden beri ev ve müştemilatı olarak kullanıldığının dosya kapsamı itibariyle sabit olduğunu, dava konusu yer için her türlü belediye hizmeti sağlandığını, ruhsat verildiğini, kamusal nitelikli işlemler sırasında dahi ne Belediye ne Hazine ne de diğer komşu taşınmaz malikleri tarafından bir çekişme yaratılmadığını, gerek dava konusu ev gerekse de bahçeyi yıllardır kullanmakta olup zilyetlik şartlarının oluştuğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi; “Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüz ölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir.” 2. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesi; “Orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14 üncü maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde Hazine adına tespit edilir.” 3.4721 sayılı ... Medeni Kanunu’nun 713/1. maddesi, "Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir." 4. 4721 sayılı ... Medeni Kanunu'nun 715 ... maddesi; "Sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait mallar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Aksi ispatlanmadıkça, yararı kamuya ait sular ile kayalar, tepeler, dağlar, buzullar gibi tarıma elverişli olmayan yerler ve bunlardan çıkan kaynaklar, kimsenin mülkiyetinde değildir ve hiçbir şekilde özel mülkiyete konu olamaz. Sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait malların kazanılması, bakımı, korunması, işletilmesi ve kullanılması özel kanun hükümlerine tâbidir." hükümlerini düzenlemiştir. 3. Değerlendirme 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı HMK’nın geçici 3/2 maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un uygulanacağı davalar yönünden HUMK’un 428.maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna ve bozma kararına uygun olup davacının temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR : Açıklanan sebeplerle; Davacının yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı 120,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına; Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
7. Hukuk Dairesi, 2021/7545 E., 2022/584 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Bununla birlikte; TMK'nun 715/1-2. Maddesinin "Sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait mallar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.
7. Hukuk Dairesi         2021/7545 E.  ,  2022/584 K. "İçtihat Metni" 7. Hukuk Dairesi MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVALILAR : Hazine vd. Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 12/12/2014 gününde verilen dilekçe ile zilyetliğe dayalı tescil istenmesi üzerine Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 17/07/2020 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Mahkemece, Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin bozma ilamı doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak verilmiş olan karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19/01/2022 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi. (Muhalif) KARŞI OY İlk derece mahkemesince, Türk Medeni Kanununun 713/1., Kadastro Kanununun 14. ve 17. maddelerinde belirtilen sürelerin dolduğu, taşınmazın 1978 yılından sonra imar ve ihyasının yapılarak zeytinlik haline dönüştürüldüğü kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, her iki davalı vekilinin temyizi üzerine dairemizin çoğunluk görüşü ile kararın onanmasına karar verilmiştir. Dava konusu taşınmaz 1965 yılında kadastro görmüş ve kadastro çalışmaları sırasında tescil harici bırakılmıştır. Tescil harici bırakılma da bir kadastro işlemidir. Nitekim 3402 sayılı Yasanın 16. maddesinin "C" bendinde: "Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kayalar, tepeler, dağlar (bunlardan çıkan kaynaklar) gibi, tarıma elverişli olmayan sahipsiz yerler ile, deniz, göl, nehir gibi genel sular tescil ve sınırlandırmaya tabi değildir, istisnalar saklıdır." denilmek suretiyle, tepelik yerlerin tescil edilemeyeceğine hükmedilmiştir. Yapılan keşif sonunda Fen Bilirkişisi, Ziraat Bilirkişisi ve Orman Bilirkişisi tarafından hazırlanarak mahkemeye sunulan 19/02/2016 tarihli raporun birinci sayfasında; tescili talep edilen dava konusu taşınmazın kuzeyinin 13 No'lu parsel, güneyinin yol, doğusunun tescil harici alan, batısının ise 1 No'lu parsel ile çevrili olduğu, klizimetre ile yapılan ölçümde, kuzeybatı-güneydoğu istikametinde artan %30-35 meyilde olduğu belirtilmiştir. Yine keşif sırasında çekilen fotoğraflardan, taşınmazın tepelik ve kayalık olduğu açıkça görülmektedir. Kadastro çalışmaları sırasında taşınmazın tescil harici bırakılmasının nedeni kayalık ve tepelik olmasından kaynaklanmaktadır. Zira, kadastro tesbiti sırasında dava konusu yer için mülkiyet iddiasında bulunulmadığına göre, tescile uygun tarım arazisi niteliğinde bir yer olması halinde Hazine adına tarla vasfında tescil edilmesi gerekecekti. Dava konusu taşınmazın üzerinde çok miktarda kaya mevcut olup, bu haliyl imar-ihyanın gerçekleştiğinden de söz edilemez. Bununla birlikte; TMK'nun 715/1-2. Maddesinin "Sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait mallar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Aksi ispatlanmadıkça, yararı kamuya ait sular ile kayalar, tepeler, dağlar, buzullar gibi tarıma elverişli olmayan yerler ve bunlardan çıkan kaynaklar, kimsenin mülkiyetinde değildir ve hiçbir şekilde özel mülkiyete konu olamaz." hükmü dikkate alındığında, imar ihya olgusu gerçekleşmiş olsa dahi, kayalık ve tepelik niteliğindeki dava konusu yer özel mülkiyete konu olamaz. Davanın kısmen kabulü kararının onanması halinde, mutlak surette devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerin, -velev ki bu yerler dağ, tepe ve kayalık olsun- özel mülkiyete konu edilmesinin yolu açılmış olacaktır. Bu ise, TMK'nun yukarıda bahsedilen 715. Maddesi hükmüne tamamen aykırıdır. Bu nedenlerle; ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kısmen kabulüne karar verilmesi ve bu kararının onanması yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmiyorum. ...
7. Hukuk Dairesi, 2021/7354 E., 2022/7877 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
tam metni aç
nın reddine dair verilen karar hakkında, davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuş; Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu taşınmazın kadastro sırasında dere yatağı olarak tescil harici bırakıldığı, taşınmazın belirlenen niteliği gereği TMK'nın 715. maddesi gereğince özel mülkiyete konu olamayacağı, 4721 sayılı TMK’nın 713 ve 3402 sayılı Kadasro Kanununun 14.
7. Hukuk Dairesi         2021/7354 E.  ,  2022/7877 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 13.03.2018 tarihinde verilen dilekçeyle tapusuz taşınmazın tescili (TMK 713/1) talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 14.11.2019 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davacı vekili tarafından talep edilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince istinaf talebinin esastan reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü. KARAR Davacı vekili, doğusunda 270 ada 24 numaralı imar parseli, batısında 1704 numaralı kadastro parseli, güneyinde asfalt yol, kuzeyinde boş arazi ile sınırlandırılmış yaklaşık 341 m² büyüklüğündeki tarla vasıflı taşınmazın müvekkilince 22/06/1994 tarihinde eklemeli zilyetlik yolu ile ... 'dan devir ve satın aldığını, taşınmazın kültür arazisi vasfı ile malik sıfatıyla zilyet olarak kullanıldığını, vergilerinin ödendiğini, dava konusu taşınmazın 1957-1958 yıllarında yapılan arazi kadastrosu sırasında eski dere yatağı vasfı ile tespit dışı bırakıldığını ancak, hiçbir zaman aktif olmadığını, davaya konu 341 m² yüzölçümlü tarla vasıflı taşınmazın müvekkili adına TMK'nın 713. maddesi gereğince tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, davanın Belediye yönünden husumet nedeni ile reddi gerektiğini, bunun dışında davacı tarafın taleplerinin zamanaşımına uğradığını, Plan Proje Müdürlüğüne göre, davaya konu Yenidoğan 270 ada, 24 ve 25 parseller ile Yenidoğan 1704 numaralı parsel arasında kalan alanın kadastral dere olduğunu bildirerek, davanın reddini savunmuştur. Davalı Hazine vekili, idare tarafından dava konusu taşınmaz ve civarında yaptırılan çalışmada davacının zilyetlikle iktisabını talep ettiği, taşınmazın etrafını çevreleyen ... direk ve tel çitin 2018 yılı Mart ayında yapılmış olduğu ve davacının bu taşınmazı zaman zaman kullandığının öğrenildiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın reddine dair verilen karar hakkında, davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuş; Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu taşınmazın kadastro sırasında dere yatağı olarak tescil harici bırakıldığı, taşınmazın belirlenen niteliği gereği TMK'nın 715. maddesi gereğince özel mülkiyete konu olamayacağı, 4721 sayılı TMK’nın 713 ve 3402 sayılı Kadasro Kanununun 14. maddesindeki şartların davacı yararına oluşmadığı anlaşılmakla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, TMK’nın 713. maddesi uyarınca açılan tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkindir. Kural olarak, dere yatakları TMK'nın 715. maddesine göre Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup, aktif dere yatakları ile derenin etki alanında kalan yerlerin özel mülkiyete konu olması ve zilyetlikle kazanılması mümkün bulunmamaktadır. Ancak, aktif dere (nehir-çay) yatağında ve etki alanında kalmayan bir yer koşulları mevcut olduğu takdirde, TMK'nın 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddeleri gereğince zilyetlik ve imar-ihya yoluyla kazanılabilir Dava konusu taşınmaz, tespit dışı bırakıldığına göre, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddelerinde imar-ihya için öngörülen tüm olumlu ve olumsuz koşulların davacı lehine oluşup oluşmadığının araştırılıp belirlenmesi gerekir. Taşınmaz ve çevresinin hangi tarihte ve hangi nedenle tespit dışı bırakıldığının ilgili Kadastro Müdürlüğünden sorularak belirlenmesi, çalışmalara ilişkin harita ve paftaların getirtilmesi, tespit dışı bırakılma tarihinden sonra ve dava tarihinden geriye doğru en az 20-25 yıl öncesine ait iki ayrı zamanda çekilmiş yüksek çözünürlüklü ... fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığından, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotoğrametrik paftaların ise, İl Kadastro Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulması, yeniden yapılacak keşifte ziraat bilirkişi, jeoloji ve fotogrametri uzmanı mühendis, teknik bilirkişi, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla açıklanan ... fotoğrafları, kadastro paftalarının keşifte uygulanması, ... fotoğraflarının çekildikleri, kadastro paftalarının tarihlerine göre dava konusu taşınmazın kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı, imar-ihyasının tamamlanıp tamamlanmadığı, dere yatağında kalıp kalmadığı, özel mülkiyete konu edilebilen yerlerden olup olmadığı üzerinde durulması konusunda uzman bilirkişilerden tarafların ve Yargıtayın denetimine açık gerekçeli rapor alınması, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK'nın 243, 244, 259 ve 290/2. maddeleri gereğince, keşif yerine davetiyeyle çağırılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenilmeleri, davacının ya da satın aldığı kişinin hangi tarihte taşınmazın imar-ihyasına başladıkları, ne şekilde sürdürdükleri ve hangi tarihte tamamlandığı konularında yerel bilirkişi ve tanıkların bilgilerine başvurulması, yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki bulunduğu takdirde HMK'nın 261. maddesi uyarınca yüzleştirilmek suretiyle aykırılığın giderilmesi, imar-ihyanın tamamlandığı tarihten davanın açıldığı tarihe kadar 20 yıllık kazanma süresinin dolup dolmadığının belirlenmesi, daha önce götürülmeyen başka bir uzman ziraat mühendisi aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı incelenerek yukarıdaki açıklamalar da göz önünde tutularak gerekçeli, denetime açık, karşılaştırmalı rapor istenmesi, bir önceki bilirkişinin raporuyla mukayese edilerek taşınmazın niteliğinin belirlenmesine çalışılması, taşınmazın yağışlı mevsimlerde ... sularının etkisinde kalıp kalmadığının belirlenmesi; ayrıca davacı adına aynı çalışma alanı içerisinde belgesiz zilyetlik nedeniyle tespit edilen taşınmaz bulunup bulunmadığı Adliye Yazı İşleri Müdürlüğü, Kadastro ve Tapu Müdürlüklerinden (senetsiz defteri) sorularak varsa bu taşınmazlara ait kadastro tutanaklarının kesinleşip kesinleşmediğini gösterir şekilde onaylı örneklerinin getirtilmesi; TMK’nın 713/4 ve 5. maddeleri gereğince  keşif sonucu  düzenlenen bilirkişi rapor ve krokisine göre gerekli yerel ve gazete ilanlarının yöntemine uygun bir şekilde yapılması,  ilanın yapıldığı gazete ile ilan tutanaklarının dosya arasına konulması, 3 aylık yasal sürenin dolmasının beklenilmesi gerekmektedir. Mahkemece, dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğu, aksi ispatlanmadıkça yararı kamuya ait sular ile kayalar, tepeler, dağlar, buzullar gibi tarıma elverişli olmayan yerler ile bunlardan çıkan kaynakların kimsenin mülkiyetinde bulunmadığı ve hiçbir şekilde özel mülkiyete konu olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yukarıda açıklanan ilke ve esaslar uyarınca araştırma yapılmadan eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 20.12.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Genel

Türk Medeni Kanunu'na göre, sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait olan malların (dağlar, kayalıklar, genel yollar vb.) hukuki statüsüyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

A) Bu yerler üzerinde herkes dilediği zaman özel mülkiyet kurabilir.
B) Sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait olan mallar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.
C) Bu yerler tapu siciline mutlaka bir şahıs adına tescil edilmelidir.
D) Kamu malları üzerinde 20 yıl zilyetlik kuran kişi mülkiyeti kazanır.
E) Bu mallar sadece belediyelerin özel mülkü sayılır.