4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 716

Türk Medeni Kanunu 716. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 716- Mülkiyetin kazanılmasına esas olacak bir hukukî sebebe dayanarak malikten mülkiyetin kendi adına tescilini istemek hususunda kişisel hakka sahip olan kimse, malikin kaçınması hâlinde hâkimden, mülkiyetin hükmen geçirilmesini isteyebilir. Bir taşınmazın mülkiyetini işgal, miras, kamulaştırma, cebrî icra veya mahkeme kararına dayanarak kazanan kişi tescili doğrudan doğruya yaptırabilir. Bir taşınmazın mülkiyetinde eşler arasındaki mal rejimi dolayısıyla meydana gelen değişiklikler, eşlerden birinin istemiyle tapu kütüğüne doğrudan tescil olunur. C. Taşınmaz mülkiyetinin kaybı

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

38 karar eşleşti
7. Hukuk Dairesi, 2022/6641 E., 2023/940 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 706 ve 716 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 29 ve 237 inci maddeleri, 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 89 uncu maddesi.
7. Hukuk Dairesi         2022/6641 E.  ,  2023/940 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 14. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; ...Mahallesi, 28 ada, 74 parselde kain gayrimenkuldeki 6/24 hisseyi ... Noterliğinin 19.11.2007 tarih ve 1179 yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki gayrımenkul satış vaadi sözleşmesiyle davalıdan satın alıp taşınmazı da fiilen teslim aldığını beyan ederek; davalı adına kayıtlı dava konusu hissenin iptalini ve müvekkili adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ...; veraset nedeniyle iştirakli olan tarım arazisi nitelikli taşınmazda paylı bir devir yapılamayacağını, zira ifa olanağı bulunmadığını, bedelin ödenmediğini, zamanaşımı itirazının bulunduğunu, kanunun aradığı şartlar altında yapılmayan satış işleminin geçersiz olduğunu, sözleşme tarihinde 74 yaşında ve sözleşmenin içeriğini kavrama, okuma - yazma yeteneğine sahip olmadığını, sözleşmede adının yazılı olup imzasının bulunmayışının yapılan işlemin aceleye getirilmiş olduğunun kanıtı olduğunu, oysaki Türk Borçlar Kanununa göre kanunun yazılı şekilde yapılmasını öngördüğü sözleşmelerde borç altına girenlerin imzalarının bulunmasının şart olduğunu, sözleşmenin yoklukla malul olduğunu beyan ederek; davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 20.01.2016 tarihli ve 2015/42 E. - 2016/9 K. sayılı kararıyla; "...Borç altına giren satım vaadi borçlusunun sözleşmede imzasının bulunmadığı, imzanın geçerlilik şartı ve kanunen emredici hüküm niteliğinde olduğu, taraflar arasında geçerli bir sözleşme olmadığı, batıl bir sözleşmeye dayanılarak tarafların birbirlerini edimlerini yerine getirmeye zorlayamayacağı..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 31.03.2021 tarih ve 2018/226 Esas, 2021/2328 Karar sayılı ilamında; "...Davaya dayanak 19.11.2007 tarihli satış vaadi sözleşmesinde satış vaadi borçlusu davalı ...'un el yazısıyla isminin altını imzaladığı, sözleşmedeki imzanın noter huzurunda atılmış ve geçerli olduğu, imzanın bulunmadığına dair mahkeme gerekçesinin yerinde olmadığı, diğer taraftan satış bedelinin kendisine ödenmediği davalı tarafça savunulmuş olmakla, satış vaadi sözleşmesinde kararlaştırılan bedelin ödendiğinin vaad alacaklısı tarafından kanıtlanması gerektiği, bu nedenle tarafların bedelin ödendiğine ilişkin tüm delilleri toplanarak bedel ödenmemiş veya kısmi ödenmiş ise Borçlar Kanununun 97 nci maddesi uyarınca davacının ödemesi gereken miktar belirlendikten sonra depo ettirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediği..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesi, 07.06.2022 tarih, 2021/101 E., 2022/109 K.sayılı kararında; "... Taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinin dayanağını; mülga 818 sayılı Borçlar Kanununun 22 nci ve 6098 sayılı TBK'nın 29 uncu maddesinden aldığı, bir sözleşmenin ileride kurulmasına ilişkin sözleşmelerin geçerli olduğu, ön sözleşmenin geçerliliğinin ileride kurulacak sözleşmenin şekline bağlı olduğu, 1512 sayılı Noterlik Kanununun 60 ıncı maddesinde noterlerin görevleri arasında taşınmaz satış vaadi sözleşmelerini yapmanın da sayıldığı... Somut olayda; 19/11/2007 tarihli satış vaadi sözleşmesinde vaat borçlusu muris/davalı ...'un noter huzurunda isminin altına el yazısıyla ıslak imzasını attığı, satış vaadi sözleşmesinde kararlaştırılan bedelin ödendiğinin vaad alacaklısı davacı tarafından kanıtlanamadığı, bunun üzerine Borçlar Kanununun 97. maddesi uyarınca depo kararı verildiği, davacı tarafından 15/03/2022 tarihinde 1.500,00 TL depo bedelinin mahkeme veznesine yatırıldığı, sözleşmenin geçerli olabilmesi için resmi şekilde yapılmış olması gerektiği ve asıl sözleşmenin tabi olduğu sözleşmenin şekil şartlarını haiz olması gerektiği, TBK. nun 12. ve devamı maddelerinde düzenlendiği üzere sözleşmenin yazılı şekilde yapılması gerektiği ve borç altına girenlerin imzaların bulunmasının zorunlu olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin kanuni şekil şartına uygun düzenlendiği ve borç altına girenlerin imzalarının bulunduğu... " gerekçesiyle, davanın kabulüne, Sinop ili, ... İlçesi, Merkez Mahallesi, 28 ada, 74 parsel üzerinde, müteveffa/davalı ...'un 6/24 hissesinin ... adına olan mevcut tapu kaydının iptaliyle davacı adına tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve davalı ... temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; satış vaadi sözleşmelerinini resmi şekil şartlarını taşıması gerektiğini, davalıların murisinin imzasının bulunmadığını, sadece isminin el yazılı olup 74 yaşında olduğunu, okuma yazması olmayıp hukuki işlem ehliyeti bulunmadığı halde tanıkları da hazır olmadan noterde işlem yapıldığını, mahkemece depo ettirilen 1.500,00 TL'nin günümüz değerlerine uyarlanarak revize edilen bedelin depo ettirilmesi gerektiğini beyan ederek, usul ve yasaya aykırı hüküm bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... temyiz dilekçesinde; satış vaadi sözleşmelerinini resmi şekil şartlarını taşıması gerektiğini, davalıların murisinin imzasının bulunmadığını, sadece isminin el yazılı olup 74 yaşında olduğunu, okuma yazması olmayıp hukuki işlem ehliyeti bulunmadığı halde tanıkları da hazır olmadan noterde işlem yapıldığını, mahkemece depo ettirilen 1.500,00 TL'nin günümüz değerlerine uyarlanarak revize edilen bedelin depo ettirilmesi gerektiğini beyan ederek, usul ve yasaya aykırı hüküm bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 706 ve 716 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 29 ve 237 inci maddeleri, 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 89 uncu maddesi. 2. Kaynağını Türk Borçlar Kanunu'nun 29 uncu maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Türk Borçlar Kanunu'nun 237 inci maddesi ile Türk Medeni Kanunu'nun 706 ncı ve Noterlik Kanunu'nun 89 uncu maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanunu'nun 716 ncı maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir. Taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanunu'nun 146 ncı maddesi hükmü gereğince on yıllık zamanaşımı süresi uygulanır ve bu süre sözleşmenin ifa olanağının doğması ile işlemeye başlar. Ancak satışı vaat edilen taşınmaz, sözleşme ile veya fiilen satış vaadini kabul eden kişiye yani vaat alacaklısına teslim edilmiş ise on yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılan davalarda zamanaşımı savunması Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesinde yer alan “dürüst davranma kuralı” ile bağdaşmayacağından dinlenmez. 3. Değerlendirme Somut olayda; satış vaadi sözleşmesine konu taşınmazın bedelinin muris/malik ...'a ödenmediği dosya kapsamıyla sabittir. Buna göre davacı tarafça depo edilmesi gereken bedel, malik muris/vaat borçlusu ...'un sahibi olduğu 6/24 hissenin dava tarihindeki rayiç değeri olup bu bedel depo ettirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken hatalı olarak satış vaadi sözleşmesinde belirlenen 1.500.00 TL'nin depo ettirilerek bu miktara göre ve yeniden eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple hüküm bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 16.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

7. Hukuk Dairesi, 2023/5474 E., 2024/4594 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 706 ve 716 ncı maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 29 ve 237 nci maddeleri, 1512 sayılı Noterlik Kanununun 89 uncu maddesi.
7. Hukuk Dairesi         2023/5474 E.  ,  2024/4594 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/3033 E., 2023/1890 K. DAVACILAR : ... vekili Avukat ..., vd. DAVALILAR : ..., ... vekili Avukat ... vd. DAVA TARİHİ : 20.05.2016 HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 15. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/236 E., 2021/47 K. Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın bir kısım davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı bir kısım davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili,... ilçesi,...Mahallesi, 17 ada 5 sayılı 358,00-m² alanlı parselin 1/2 hissesinin ... ... oğlu ... adına kayıtlı iken 15.04.2002 tarih 2841 yevmiye no ile iştirak halinde mülkiyet olarak ..., ..., ... ..., ......, ..., ... ..., ... ......, ..., ........., ... ...,... ve...adlarına tescil edildiğini, İstanbul ili,... ilçesi,...Mahallesi, 17 ada 5 sayılı 358,00-m² alanlı parseldeki iştirakçilerden ... ...,... ve...hisselerini ...'a miras payının temliki suretiyle ferağ ettiğini ve bu hisselerin ... adına 15.04.2002 tarih 2842 yevmiye no ile tescil edildiğini,...4. Noterliğince 06.07.1993 tarih 45546 yevmiye No.lu satış vaadi sözleşmesi ile ..., ..., ... ..., 40 ada 7 parseldeki toplam 4/16 hisse ve 17 ada 5 parseldeki toplam 80/480 hissesini 200.000.000,00 TL bedelle ...'a satışını vaat ettiklerini, satış vaadinin 01.04.2002 tarih, 2840 yevmiye ile ... tarafından tapuya şerh edildiğini ve taşınmazların bu tarihe kadar ... mirasçıları tarafından kullanıldığını, satış vaadinde bulunanlardan .....un 05.08.2014 tarihinde vefatı üzerine mirasçı olarak davalılar ... ve Gülay Uğur Öztürk'ün kaldığını, satış vaadinde bulunanlardan ... ve ...'ın hayatta bulunduğunu, satış vaadi lehdarı ...'ın 18.07.2012 tarihinde vefat üzerine mirasçı olarak... ..., ..., ..., ... ve ...'ın kaldığı, 40 ada 7 sayılı parsel ile 17 ada 5 sayılı parselin satış vaadinde bulunan ve mirasçıları tarafından tapuda tescil işleminin yapılmadığını, tapuda ferağın verilmesi için davalılara ... 15. Noterliğince 27.04.2016 tarih, 4802 yevmiye no ile tebligat gönderildiğini, ancak herhangi bir cevap alınmadığını belirterek 40 ada 7 sayılı parseldeki 4/16 payı ile 17 ada 5 parseldeki 80/480 payının müvekkilleri adına muris ...'a ait veraset belgesi doğrultusunda tescilini, aksi takdirde davalılara ait payların satış bedelinin satış vaadi sözleşmesi tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılardan Gülay ve ... cevap dilekçelerinde özetle; anneleri müteveffa .....un dava konusu taşınmazların başka bir parselle takas edileceği gerekçesiyle ilgili sözleşmeyi imzaladığını, sözleşme karşılığı herhangi bir bedel almadığını, davacıların taşınmazdaki zilyetliğinin devir sebebinin sözleşme değil miras olduğunu, aradan 23 yıl geçtikten sonra dava açılmasının zamanaşımı süresine uygun olmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 40 ada 7 parsel sayılı taşınmazdaki hissede taraflar elbirliği ortaklardan olup üçüncü bir kişiye satış vaadi yapılmadığından sözleşmenin geçerli olduğu ve ifa olanağının bulunduğu, dava konusu 17 ada 5 parsel sayılı taşınmazdaki hissenin ise tüm elbirliği ortaklarınca davacılar murisine satış vaadi konusu edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ... ile ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalılar ... ile ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, 40 ada 7 parsel sayılı taşınmazda davacıların zilyetlik iddiasını ispatlayamadığını, yargılama esnasında hakim değiştiğini, eksik incelemeye dayalı olarak hüküm verildiğini, mazeretli olduğu celsede sözlü yargılama safhasına geçilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ilişkin kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ... ile ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalılar ... ile ... vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 706 ve 716 ncı maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 29 ve 237 nci maddeleri, 1512 sayılı Noterlik Kanununun 89 uncu maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar ... ile ... vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.10.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
7. Hukuk Dairesi, 2023/3765 E., 2024/2890 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
tam metni aç
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 706 ve 716 inci maddeleri.
7. Hukuk Dairesi         2023/3765 E.  ,  2024/2890 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2068 E., 2023/676 K. DAVA TARİHİ : 23.02.2018 KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine, kararın re’sen kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/119 E., 2021/244 K. Taraflar arasındaki taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, kamu düzenine aykırılık nedeniyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulü yönünde yeni hüküm kurulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında Bakırköy .... Noterliğinin 11.11.2016 gün ve 29782 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi sözleşmesi düzenlendiğini, buna göre İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... mevkinde kain, tapunun 30 pafta, 848 parsel sayısında kayıtlı arsa vasıflı taşınmazdaki davalı adına kayıtlı hissenin ½ sinin 140.500,00 TL bedelle müvekkiline satılmasının taahhüt edildiğini, düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin 12.12.2016 tarihinde tapuya şerh edildiğini, müvekkilinin davalı tarafı defalarca uyarmasına rağmen davalının devri gerçekleştirmeyip müvekkilini sürekli oyaladığını, davalıdan ... 13. Noterliğinin 08.02.2018 tarih 03441 yevmiye numaralı ihtarı ile satış vaadine konu taşınmazdaki hissenin müvekkili adına tapuda devrinin yapılmasının talep edildiğini ancak davalının devir yapmadığını, bu nedenle davanın kabulü ile tapunun 30 pafta, 848 parsel sayısında kayıtlı arsa vasıflı taşınmazdaki davalı ... adına kayıtlı olan hissenin 1/2 sinin iptali ile müvekkili adına tapuya tesciline, bu mümkün olmadığı takdirde taşınmazın güncel piyasa değerinin tespit edilerek dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte, güncel piyasa değeri belli olmadığı takdirde satış bedeli olan 140.000,00 TL nin satış vaadi sözleşmesinin düzenlenme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu edilen İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 30 pafta, 848 parselde kayıtlı gayrimenkulün 86/213 hissesinin müvekkiline ait olduğunu, müvekkilinin bu yeri dava dışı bir şahısla birlikte yarı yarıya ortaklı şeklinde aldığını, bu kişinin tapuda adına kayıt olmadığını, taşınmazın tamamının müvekkili adına kaydedildiğini, ancak şifahen ortak olarak alındığını, davacının bu kişi ile pazarlık yaptığını ve ne miktarla anlaştıklarının taraflarınca da tam olarak bilinmediğini, davacının müvekkiline herhangi bir para ödemediğini, müvekkiline şifahen ortak olan bu şahsa ödeme yaptığını, bu hususun tanık ve yemin gibi her türlü delille ispat edilebileceğini, müvekkilinin devir ve ferağ yapmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, zira taşınmazla ilgili gerek Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/190 Esas sayılı dosyasında açılan dava ve gerekse kendi açtıkları ... 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/416 Esas sayılı dosyasından dolayı devir işlemi yapılamadığını, müvekkilinin devirden hiçbir şekilde kaçınmadığını tüm bu nedenlerle hukuki menfaatten yoksun ve haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; dava konusu arsa nitelikli taşınmazın maliklerinin ..., ve .... olduğu, Bakırköy .... Noterliğinin 11.11.2016 tarih ve 29782 yevmiye No.lu düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin incelenmesinde; arsa niteliğindeki gayrimenkuldeki davalının hak ve hisselerinin 100 hisse itibar edilerek 50 hissesinin 140.500,00 TL bedel mukabilinde satılması - alınması hususunda düzenlendiği, ayrıca sözleşmede satmayı vaad eden ...' e vekaleten ...'in satış vaadi bedelinin alıcısından aynı gün nakten ve tamamen alındığı, başkaca hiçbir hak ve alacağın kalmadığını belirterek taşınmazların kati ferağ takrirlerinin dilediği zaman ve süre içinde alıcı lehine verilmesini taahhüt ettiği, yapılan keşifte, dava konusu taşınmazın tapuda 339,00 m2 yüz ölçümlü arsa niteliğindeki taşınmaz olarak kayıtlı olduğu, tapu kayıtlarına göre davalının taşınmazda 86/213 hissesi bulunduğu, talebin davalının arsasındaki hisselerinin 1/2 si olduğu, satış vaadi sözleşmesine göre davalının taşınmazdaki hisselerinin 1/2 sinin değerinin 140.500,00 TL olduğu, 23.02.2018 dava tarihindeki davalının taşınmazdaki hisselerinin 1/2 sinin değerinin 253.215,49 TL olduğu yönünde rapor düzenlendiği, tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; taraflar arasında satış vaadi sözleşmesinin akdedildiği, davacının bu sözleşmeden doğan yükümlülükleri yerine getirdiği, davalının sözleşme gereği taşınmazın 1/2'sinin mülkiyetini devretmekle mükellef olduğu, ancak bu görevini yerine getirmediği anlaşılmakla davanın kabulü yönünde, ... Mahallesi, 848 parsel sayılı taşınmazda davalı ... adına olan 86/213 hissesinin 1/2 sinin tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu gayrimenkulün 86/213 hissesinin müvekkiline ait olduğunu, müvekkilinin bu yeri dava dışı bir şahısla birlikte yarı yarıya ortaklı şeklinde aldığını, davacının, müvekkiline taşınmazın ½ sini satın aldığını bildirdiğinde müvekkilinin tapuya giderek satışı vaad edilen hisseyi kendisine devretmek istediğini, ancak taşınmazın müvekkilden önceki malikinin açtığı dava sonucu devir işlemlerinin yapılamadığını, müvekkilinin edimini yerine getirmekten kaçınmadığını, aksine davacıya devri yapmak için çabaladığını ancak devam eden davada tedbir kararı kaldırılamadığından edimini hukuki engelden dolayı yerine getiremediğini, ifanın imkansızlığı söz konusu olduğundan devir yapılamadığını, Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/190 Esas sayılı dava dosyasının karara bağlandığını ve kesinleştiğini, davacıya tapu devrinin mümkün hale geldiğini ve müvekkilinin devir yapmaya hazır olduğunu, açıklanan nedenlerle usul ve esas açısından yerinde olmayan kararın kaldırılması ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; dava konusu 848 parsel sayılı 339,00 m² yüzölçümlü arsa niteliğindeki taşınmazın ..., Çakı adına hisseli olarak tapuda kayıtlı olduğu, davalı ...'in 86/213 pay sahibi olduğu, bu payın 1/2 sinin iptali ile davacı adına tescilinin talep edildiği, satış vaadi şerhinin 12.12.2016 tarih 43975 yevmiye numaralı kayıt ile tapu kaydına şerh edildiği, taraflar arasında Bakırköy .... Noterliğinin 11.11.2016 gün ve 29782 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin bulunduğu, sözleşme kapsamında satış bedeli olan 140.500,00 TL nin nakden ve tamamen satmayı vaad eden ... tarafından alındığı hususunun yazılı olduğu, davacı tarafından davalıya gönderilen ihtarname örneğinin dosyaya ibraz edildiği, mahallinde keşif yapıldığı, dava tarihi itibariyle davalının taşınmazdaki hisselerinin 1/2 sinin değerinin 253.215,49 TL olarak belirlendiği, bu değer üzerinden eksik harcın tamamlatıldığı, ancak kamu düzenine aykırılık yönünden re'sen yapılan incelemede yerel mahkemece gerekçeli kararda alınması gereken 17.297,15TL nispi karar ve ilam harcının yazılması gerekirken 14.025,00 TL alınması gereken nispi harç miktarının yazıldığı anlaşılmakla ve bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden gerekçeli kararda hatalı hesaplanan karar ve ilam harcının düzeltilmek suretiyle yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği, bu itibarla; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden dosya kapsamına ve hukuka uygun olduğu anlaşılmakla; davalı vekilinin istinaf başvuru gerekçeleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, harç kamu düzenine ilişkin olup re'sen dikkate alınması gerektiğinden gerekçeli kararda hatalı hesaplanan karar ve ilam harcının düzeltilmek suretiyle yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1. Bölge Adliye Mahkemesince istinaf itirazlarının değerlendirilmediğini, 2. Tapuda devir yasağı bulunduğundan dolayı müvekkilinin devri yapamadığını, dolayısıyla müvekkilinin inisiyatifinde olmayan bir husustan sorumlu tutulmasının hukuka uygun olmadığını, 3. Müvekkilinin hiçbir zaman devirden kaçınmadığını, bu itirazlarının değerlendirilmediğini, mahkemece devir için kendilerine süre verilmesi gerektiğini, ancak bu sürenin verilmediğini, 4. Gelinen aşamada devre engel olan Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasının kesinleştiğini, devir için engel kalmadığını, müvekkilinin dava konusu taşınmazı devre hazır olduğunu, 5. Müvekkilinin kusuruyla dava açılmasına sebebiyet vermediğini bu nedenle maktu harç ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini beyanla Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden kaynaklı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 706 ve 716 inci maddeleri. 3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 29 ve 237 inci maddeleri. 4. 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 89 uncu maddesi. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.05.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
7. Hukuk Dairesi, 2022/7109 E., 2024/1106 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSamsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanunu'nun 716 ncı maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
7. Hukuk Dairesi         2022/7109 E.  ,  2024/1106 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2338 E., 2022/2488 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Erbaa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/7 E., 2021/496 K. Taraflar arasındaki satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların murisi ...’nın 444 ada 6 parsel sayılı taşımazın 5.000 m²’lik kısmını Erbaa Noterliğinin 29.05.2008 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile davacıya 50.000,00 TL bedelle satarak zilyetliğini devrettiğini ve davalıların devir yükümlülüğünü yerine getirmediklerini belirterek dava konusu taşınmazın davalılar adına kayıtlı 5.000,00 m² miktarına denk gelen hissesinin tapu kaydının iptali ile davacı adına kayıt ve tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılardan ... ve devamı vekili cevap dilekçesinde özetle; vekil edenlerinin miras bırakanı ... ile davacı ... arasında gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi yapıldığını, sözleşme ile tarla vasfındaki taşınmazın imar dışında olması nedeniyle bir kısmının satışının vaat edildiğini, vaat edilen yerin dava dilekçesinde tarif edilen kısım olup bedelin alındığı, talep halinde tapudan devrin verileceği ve tapu masraflarının alıcıya (davacıya) ait olacağının ifade edildiğini, satışa konu yerin 4.000,00 m²’ye tekabül ettiğini, taşınmazın imar sahası dışında olması sebebiyle devretme imkanı olmadığını, davacının kötüniyetli hareket ettiğini ve sözleşmenin hiçbir yerinde 5.000,00 m²'den bahsedilmediğini, ... ’in davalı sıfatı bulunmadığını, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesini ve içeriğinin kabul ettiklerini, alış verişi inkar etmediklerini, aleyhlerine vekalet ücreti ve yargılama gideri yükletilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; 1. Satış vaadine konu taşınmazın davalıların murisi adına kayıtlı olup vaat borçlusunun bizzat murisin kendisi olduğu, 2. Murisin dava konusu taşınmazın 05/10/2018 havale tarihli fen bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen 4.176,58 m²’ilk kısmına yönelik satış vaadinde bulunduğu ve bu kısmın zilyetliğini de satım ile birlikte davacıya teslim ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 444 ada 6 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile taşınmazın yüzölçümü olan 14.229,00 m²'nin toplam hisse kabul edilerek 4176,58/14229,00 hissenin davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, geri kalan 10.052,42 hissenin ise kayıt maliki davalılar murisi Hamit Taşova'nın üzerine ipkasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın 5.000 m²’sinin davacı müvekkil tarafından satın alınmış olduğunun tüm yönleriyle ortaya konulduğunu, karara bu yönüyle itiraz ettiklerini ve davacı müvekkil adına 5000 m² hissenin tescilini talep ettiklerini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. 2. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin yasal olarak devri mümkün olmayan payın davacı adına iptal ve tesciline karar verdiğini, bu durumun kanuna karşı hile teşkil ettiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalıların ve muris babalarının davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, müvekkillerin satış vaadini ve bu haliyle davayı kabul ettiklerini, davacının tapusunu vermek isteyen davalı müvekkillerin kabul beyanlarının dikkate alınmasını, tapuda yapılması mümkün olmayan işlemi yapamamaları sebebiyle satış vaadi şeklinde yapılan işlemde davanın açılmasına sebebiyet vermediklerinin dikkate alınması gerektiğini, yargılama masraflarının davacılar üzerinde bırakılması ve davalılar aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde tüm harç, masraf ve vekalet ücretinin müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmesinin doğru olmadığını, dava konusu yerin keşiften de anlaşılacağı üzere davacıya teslim edilmiş olup halen de onun kullanımında bulunduğunu ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekili ve davalılar vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; cevap dilekçesi, dosya kapsamındaki beyanlar ve istinaf sebeplerine benzer gerekçeler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, düzenleme şeklindeki satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2. Kaynağını Türk Borçlar Kanunu'nun 29 uncu maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Türk Borçlar Kanunu'nun 237 inci maddesi ile Türk Medeni Kanunu'nun 706 ncı ve Noterlik Kanunu'nun 89 uncu maddesi hükümleri uyarınca Noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanunu'nun 716 ncı maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir. 3. 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nda toprağın korunması, geliştirilmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak planlı kullanımını sağlayacak usul ve esasları belirlemek amacıyla yeniden bazı düzenlemeler yapılmıştır. 4. Kanun'un “Tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi” başlıklı 8 inci maddesi gereğince tarım arazileri; doğal özellikleri ve ülke tarımındaki önemine göre nitelikleri mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ve marjinal tarım arazileri olarak sınıflandırılmıştır. 5. Yapılan düzenlemelerle, asgari tarımsal arazi büyüklüğüne erişmiş tarımsal arazilerin bölünemez eşya niteliği kazanmış olacağı, 6. Asgari tarımsal arazi büyüklüğünün mutlak tarım arazileri, marjinal tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 0,3 hektardan küçük belirlenemeyeceği, ifraz edilemeyeceği, hisselendirilemeyeceği, Hazine taşınmazlarının satış işlemleri hariç olmak üzere pay ve paydaş adedinin artırılamayacağı hüküm altına alınmıştır. 7. Bu nedenle birlikte mülkiyetin söz konusu olduğu tarım arazilerinin asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin altında ifrazı, dolayısıyla satışı mümkün değildir. Ancak, bu nitelikteki arazilerde asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin altındaki yüzölçümlerine karşılık gelen mevcut payların bölünmeden üçüncü kişilere satışına bir engel bulunmamaktadır. 3. Değerlendirme 1. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davalıların murisi ...’nın tam hisse ile maliki olduğu 444 ada 6 parsel sayılı tarla vasıflı 14.229 m² miktarındaki taşımazın fen bilirkişi raporuna göre 4.176,58 m²’lik kısmını Erbaa Noterliğinin 29.05.2008 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile davacıya 50.000,00 TL bedelle satmayı vadettiği anlaşılmaktadır. 2. Somut olayda, Erbaa İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü'nün 11.06.2021 tarihli yazısında; "...5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazı Kullanım Kanunu ve bu Kanunda değişiklik yapan 6537 sayılı Kanun çerçevesinde yapılan değerlendirmede; en küçük alana sahip ve daha fazla küçülmemesi gereken bölünemez parsel büyüklükleri mutlak tarım arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar ve örtü altı tarım yapılan arazilerde 0,3 hektar olarak belirlendiğinden dava konusu olan tarımsal nitelikli taşınmazda ifraz işleminin yapılması uygun değildir. Tarımsal nitelikli taşınmazlarda 3'üncü şahıslara mülkiyet aktarımı, yeni bir hisse oluşturmaksızın aynen devir şeklinde olabilmektedir...” şeklinde görüş bildirmiştir. 3. Dava konusu taşınmazın güncel tapu kaydının incelenmesinde de halen ''..tarla..'' vasfını koruduğu görülmektedir. 4. Satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan davaların kabulüne karar verebilmek için sözleşmenin ifa olanağı bulunmalıdır. 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun 8 inci maddesi hükmüne aykırı şekilde taşınmaz satışı vaat edilmesi halinde sözleşmenin ifa olanağının varlığından söz edilemez. 5. Aynı şekilde 5403 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereğince bölünemez büyüklüğün altında kalan tarım arazilerinde tam pay malik olunsa dahi paydaşın payının bir kısmını hisselendirerek satması da mümkün değildir. 6. O halde yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, taşınmaz tarım arazisi olup 5403 sayılı Kanun'a ekli 1 sayılı listeye göre Tokat ili, Erbaa ilçesinde yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğü (kuru arazide) 150 DA (150.000 m²) dir. Mahkemece, 5403 sayılı Yasa uyarınca asgari bölünemez tarım arazisi büyüklüğü dikkate alınmaksızın dava konusu 444 ada 6 parsel sayılı 14.229,00 m² taşınmazdan 4176,58/14229,00 payın (4.176,58 m²’lik alanın) davalılar murisi adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesi doğru olmamıştır. 7. Hâl böyle olunca; davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup hükmün bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Yargılamanın yenilenmesi talep eden davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davacı kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.02.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
7. Hukuk Dairesi, 2023/867 E., 2024/1473 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanunu'nun 716 ncı maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
7. Hukuk Dairesi         2023/867 E.  ,  2024/1473 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/256 E., 2022/1796 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Yalova 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/224 E., 2021/522 K. Taraflar arasındaki satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalılar murisinin müvekkillerinin murisine dava konusu eski 72 parsel (yeni 130 ada 33 parsel) sayılı taşınmazın batı kısmında yer alan toplam 2700 m2'lik kısmını, noterden düzenleme şeklinde akdedilen 21.12.1960 ve 18.09.1964 tarihli satış vaadi sözleşmeleri ile satmayı vaadettiğini, taşınmaz bedelinin sözleşme esnasında ödendiğini ve ilgili kısmın müvekkillerinin murisine teslim ediliğini, dava tarihine kadar devrin gerçekleştirilmediğini belirterek, 130 ada 33 parselde sayılı taşınmazda 2700 m2'lik kısmına ait tapu kaydının iptali ile müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmazın zilyetliğinin fiilen devredilmediğini ve zaman aşımı süresinin geçtiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 12.10.2021 tarihli, 2020/224 Esas, 2021/522 Karar sayılı kararı ile "...dava konusu taşınmazın tarla vasfında olduğu, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun 8 inci maddesi uyarınca taşınmazın ifrazının veya bölünmesinin kanunun aradığı şartlar yönünden olanaklı olmadığı..." gerekçesiyle "...davanın reddine..." karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konu taşınmazın İmar Kanunu Plansız Alanlar Yönetmeliğine tabi olduğunu, yönetmeliğin imkanlarına göre sorunun çözülmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verildiğini, köy camisinin 33 parselden ayrılan 32 parsel üzerinde olduğunu, 33 ve 32 parselin bitişiğinde müvekkillerinin maliki bulunduğu 35 parsel sayılı taşınmazın bulunduğunu, 35 parsel sayılı taşınmazın ana yola cephesinin 17,58 mt olduğunu, ifraz sırasında Plansız Alanlar Yönetmeliğindeki 15 mt yol cephesi şartını yerine getirmek için 33 parselden müvekkilleri lehine ayrılacak kısmın, müvekkillerinin taşınmazı 35 parselle tevhidini talep ettiklerini, 28 cm eksiklik yüzünden davanın reddedildiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 02.12.2022 tarihli ve 2022/256 Esas, 2022/1796 Karar sayılı kararı ile "... bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 22.03.2021 tarihli raporu ile belirlendiği gibi, dava konusu taşınmazın Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği kapsamında kaldığı, dava konusu 130 ada 33 parsel sayılı taşınmazın kullanım şekline göre ikiye bölünmek sureti ile veya davacılara ait 35 parsel sayılı taşınmazla birleştirilmek suretiyle ifrazının mümkün olmadığı hususunun fen bilirkişinin 20.08.2021 tarihli ek raporu, 10.03.2021 tarihli fen bilirkişi raporu ile Yalova İl Özel İdaresinin 03.03.2021 tarihli yazısından anlaşıldığı, dava konusu edilen satış vaadine konu kısmın ifrazının mümkün olmadığı, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun 8 inci maddesi uyarınca hisseden hisse iptali ile pay ve paydaş adedinin arttırılmasının da mümkün olmadığından mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı..." gerekçeleriyle "...davacı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine..." karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda (IV.C) bendinde belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili dosya kapsamındaki beyan ve istinaf sebeplerine dayanarak Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. 2. Davacılar vekili temyiz dilekçesinin ibrazından sonra verdiği 28.09.2023 tarihli ek beyan dilekçesinde ise özetle; 3402 sayılı Kanun'un 41 nci maddesi gereği dava konusu 33 parsel sayılı taşınmaz alanının 5246 m2'den 5181 m2'ye düştüğünü, hata düzeltme krokisinin dilekçe ekinde sunulduğunu, 33 parsel sayılı taşınmazda krokide yer aldığı şekilde D3 ve D5 kırıkları arasındaki mesafenin 19,28 m2 olduğunu, bu durumun 15 mt cephe şartını sağlayacağını belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, düzenleme şeklindeki satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2. Kaynağını Türk Borçlar Kanunu'nun 29 uncu maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Türk Borçlar Kanunu'nun 237 nci maddesi ile Türk Medeni Kanunu'nun 706 ncı ve Noterlik Kanunu'nun 89 uncu maddesi hükümleri uyarınca Noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmî şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanunu'nun 716 ncı maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir. 3. 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nda toprağın korunması, geliştirilmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak planlı kullanımını sağlayacak usul ve esasları belirlemek amacıyla yeniden bazı düzenlemeler yapılmıştır. 4. Kanun'un “Tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi” başlıklı 8 inci maddesi gereğince tarım arazileri; doğal özellikleri ve ülke tarımındaki önemine göre nitelikleri mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ve marjinal tarım arazileri olarak sınıflandırılmıştır. 5. Yapılan düzenlemelerle, asgari tarımsal arazi büyüklüğüne erişmiş tarımsal arazilerin bölünemez eşya niteliği kazanmış olacağı, 6. Asgari tarımsal arazi büyüklüğünün mutlak tarım arazileri, marjinal tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 0,3 hektardan küçük belirlenemeyeceği, ifraz edilemeyeceği, hisselendirilemeyeceği, Hazine taşınmazlarının satış işlemleri hariç olmak üzere pay ve paydaş adedinin artırılamayacağı hüküm altına alınmıştır. 7. Bu nedenle birlikte mülkiyetin söz konusu olduğu tarım arazilerinin asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin altında ifrazı, dolayısıyla satışı mümkün değildir. Ancak, bu nitelikteki arazilerde asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin altındaki yüzölçümlerine karşılık gelen mevcut payların bölünmeden üçüncü kişilere satışına bir engel bulunmamaktadır. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.03.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Genel

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 705. maddesi uyarınca, taşınmaz mülkiyetinin kural olarak tescille kazanılacağı ilkesinin istisnaları mevcuttur. Bu ilke ve istisnaları dikkate alındığında, aşağıdaki durumlardan hangisinde mülkiyetin kazanılması anı, tapu kütüğüne yapılan tescil anı olup, kanunda sayılan tescilsiz kazanma hallerinden birini oluşturmaz?

A) Murisin vefatıyla birlikte, terekesinde yer alan taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının mirasçılara intikal etmesi.
B) Tapu kütüğünde maliki anlaşılamayan bir taşınmazı yirmi yıl süreyle davasız ve aralıksız olarak malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişinin açtığı dava sonucunda hâkimin tescile karar vermesi.
C) Borçlunun taşınmazının, kesinleşen icra takibi neticesinde yapılan cebri artırma yoluyla en yüksek teklifi veren alıcıya ihale edilmesi.
D) Geçerli bir taşınmaz satış sözleşmesine dayanarak mülkiyetin kendi adına tescilini isteme hususunda kişisel hakka sahip olan alıcının, devirden kaçınan malike karşı açtığı dava sonucunda mahkemenin mülkiyetin hükmen geçirilmesine karar vermesi.
E) Tapu kütüğündeki kaydı bizzat malikin talebiyle terkin edilmiş olan sahipsiz bir arazinin, diğer koşulların da gerçekleşmesiyle işgal edilmesi.