Türk Medeni Kanunu 747. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 747- Taşınmazından genel yola çıkmak için yeterli geçidi bulunmayan malik, tam bir bedel karşılığında bir geçit hakkı tanınmasını komşularından isteyebilir.
Bu hak, ilk önce kendisinden bu geçidin istenmesi önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun düşen komşuya karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana karşı kullanılır.
Zorunlu geçit iki tarafın menfaati gözetilerek belirlenir.
b. Diğer geçit hakları
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
306 karar eşleşti
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi, 2009/3274 E., 2009/4158 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2009/3274 E. , 2009/4158 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 26.04.2000 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 18.06.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, paydaşı bulunduğu 802 parsel sayılı taşınmazının yola bağlantısı bulunmadığını ileri sürerek davalılara ait taşınmazlardan geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Mahkemece, 802 parsel yararına 818, 819 ve 825 parsel sayılı taşınmazlardan geçit hakkı kurulmasına karar verilmiştir.
Hükmü, davalı 825 parsel sayılı taşınmaz maliki ... temyiz etmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak
hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Dava, Türk Medeni Kanunun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek ... bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın ... bir değer tespiti yapılmalıdır.
Somut olayda, davacının paydaş bulunduğu 802 parsel sayılı taşınmazın mutlak geçit ihtiyacı içinde bulunduğu sabittir. Mahkemece, 802 parsel yararına 818, 819 ve 825 parsel sayılı taşınmazlardan geçit hakkı kurulmuştur. Yararına geçit hakkı kurulması istenen davacının da paydaş olduğu 802 parselde, 1805 parselin tam pay maliki ... da paydaştır. Açılan ve kesinleşen
başka bir dava ile 1805 sayılı parsel yararına 831 ile 833 parsel sayılı taşınmazlar yükümlendirilmek suretiyle geçit kurulduğu anlaşılmaktadır. Eldeki davada hükme de esas alınan 15.11.2007 tarihli bilirkişi raporunda, üçüncü seçenek olarak gösterilen ve turuncu renk ile işaretli 816 ile 1805 sayılı parsellerden kurulan geçitin, bir önceki karar ile kurulan geçit yerine ulaşılabileceği anlaşılmaktadır. 1805 sayılı parselin tamamına malik olan ... eldeki davada geçite ihtiyacı olan 802 sayılı parselin de paydaşıdır. Bu nedenle bu hattan kurulacak geçite öncelikle onun katlanması gerekir. Açıklanan nedenlerle 816, 1805, 831 ve 833 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden geçit kurulması hakkaniyete daha uygun düşeceğinden, yeniden keşif yapılarak ve geçit bedeli de bu keşif tarihi itibariyle belirlenerek dava kabul edilmelidir. Değişik düşüncelerle yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiş hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 02.04.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Diğer kararlar (4)
14. Hukuk Dairesi, 2015/13542 E., 2018/3282 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Dava, TMK'nın 747 maddesi gereğince geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
14. Hukuk Dairesi 2015/13542 E. , 2018/3282 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 17.04.2014 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 29.06.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
\_ K A R A R \_
Dava, TMK'nın 747 maddesi gereğince geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Davacı, maliki bulunduğu ... İli, ... İlçesi 372 parsel sayılı taşınmaz yararına davalılara ait 492 ve 81 parsel sayılı taşınmazlardan genel yola çıkabilmek için geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Davalı ..., dere yatağı dışında başka bir yerden geçit hakkı tesis edilmesi gerektiğini, 81 ve 492 parsel sayılı taşınmazların maliki davalı ... ise davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile ... İli, ... İlçesi, Esentepe Mahallesi beşiktaş mevkinde kain 81 parsel sayılı taşınmazın üzerine ve dere üzerinde fen bilirkişisi heyeti tarafından 18/02/2015 havale tarihli raporuna ve ekli krokide sarı renk ile gösterilen 119,11 metre uzunluğunda, toplamda 476,44 m2 lik alan üzerinde ... ilçesi, Esentepe mahallesi beşiktaş mevkinde kain davacıya ait 372 parsel sayılı taşınmaz lehine TMK nın 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulmasına, karar verilmiştir.
Hükmü, davalı ... ... ve davalı ... vekilleri temyiz etmiştir.
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine "mutlak geçit ihtiyacı" veya "geçit yoksunluğu", ikincisine de "nispi geçit ihtiyacı" ya da "geçit yetersizliği" denilmektedir.
TMK'nın 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile bu ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazlar bölünerek kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi mümkün değilse bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilmesinin zorunlu olduğu hallerde, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Geçit hakkı kurulması davalarında amaç, genel yola bağlantısı olmayan taşınmazların yolla bağlantısının sağlanmasıdır. Bundan dolayı, geçit kurulurken ihtiyaç içinde olan taşınmazdan genel yola ulaşıncaya kadar aradaki bütün taşınmazlar üzerinden ve taşınmazların leh ve aleyhine geçit kurulacak şekilde kesintisiz olarak genel yola bağlanması sağlanmalıdır. Buna uygulamada "kesintisizlik ilkesi" denilir.
Somut olayda, davacının 372 parsel sayılı taşınmazı yararına geçit kurulan ve kroki ile raporlarda sarı renkli 1. güzergah olarak gösterilen 81 parsel sayılı taşınmazdan kurulan geçit yerinin dereden geçilmesi suretiyle kurulmuş olmasının, geçit yerlerinin kesintisiz olarak genel yola bağlanmasını amaçlayan "kesintisizlik ilkesini" zedelediği görülmektedir. Dere yatakları kural olarak devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerdendir ve bu özelliği itibariyle de kamu malıdır. Kamu malı olan bir yerin, kişinin özel yararlanmasına terki olanaklı değildir. Geçit davalarında amaç yol ihtiyacı içinde bulunan bir taşınmazın genel yola ulaşımın kesintisiz olarak sağlanmasıdır. Dere yatağı tapuya tescil edilmiş bir yer de olmadığından kesintisizlik ilkesi ihlal edilmiş olur.
Bu durumda mahkemece , yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak başka bir alternatiften geçit tesis edilip edilmeyeceği belirlenmelidir. Davalılara ait taşınmazlar dışında başkaca geçit güzergahının belirlenmesi halinde bu güzergah üzerindeki taşınmazların malikleri davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra tüm alternatifler birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile kesintisizlik ilkesini zedeleyecek şekilde kısmen dere yatağından geçen 1. seçenekten geçit kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu nedenle somut olayda; geçit eninin 4 metre olarak saptanması da yerinde görülmemiş, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.04.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Hukuk Genel Kurulu, 2014/359 E., 2015/2889 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir.
Hukuk Genel Kurulu 2014/359 E. , 2015/2889 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki “geçit hakkı tesisi” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Eğirdir Sulh Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 18.03.2013 tarih ve 2010/494 E.2013/120 K. sayılı kararın incelenmesi davalı ... vekili ve dahili davalı Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 17.05.2013 tarih, 2013/5652 E. 2013/7601 K. sayılı ilamı ile hüküm ;
(…Davacı, maliki bulunduğu 127 ada 32 parsel sayılı taşınmazının genel yola bağlantısı bulunmadığını ileri sürerek, 127 ada 31 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar temyiz etmiştir.
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergâh saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Somut olayda, davacının maliki olduğu 127 ada 32 parsel sayılı taşınmazın genel yola çıkışının bulunmadığı, mutlak geçit ihtiyacı içinde olduğu sabittir. Davaya konu olayda kuzeydeki 1 no'lu seçenek ile doğudaki 4 no'lu seçenekten geçit kurulmasının uygun olup olmadığı tartışılmadan ve yüzölçümü küçük olan 31 parsel sayılı parsele daha çok külfet yükleyecek şekilde geçit kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir...)
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, geçit hakkı tesisi istemine ilişkindir.
Davacı, maliklerinden olduğu 32 nolu parselde bulunan elma bahçesine davalıya ait 31 parsel nolu taşınmazdan geçmekteyken, davalının kendisini ve aile bireylerini geçirmediğini ve yollarını kapattığını, bahçeye giremez hale geldiğini, bu sebeple bahçesine girip çıkabilmesi için en yakın ana yola ve daha masrafsız yerin davalıya ait 31 nolu parsel olduğunu, başka yolunun olmadığını, mahkemece takdir edilecek bedeli davalıya ödemeye hazır olduğunu, bu taşınmazın üzerinden kendisine ait 32 parsel lehine, yüklü bir aracın girip çıkabileceği şekilde bahçesinden ana yola kadar bir geçit hakkının tesisine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, davacının Hazineye ait 36 nolu parseli yıllardır kullandığını, bu parselin de yola çıkışının bulunduğunu, geçit ihtiyacının olmadığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacıya ait parselin genel yola çıkma imkanı bulunmadığı ve bu hali ile mutlak geçit ihtiyacı içerisinde olduğu, bilirkişilerin raporlarında belirttiği alternatif yollar ve bunlara ilişkin açıklamaları nazara alınarak mahkemece tek tek değerlendirildiği, burada geçit hakkı kurulması ile üzerinde geçit hakkı kurulacak taşınmazda kaplayacağı alanın azlığı, kullanılacak yolun kısalığı ve taşınmaz üzerinde ağaç bulunmaması sebebiyle en az zarar görecek taşınmazın davalıya ait 31 parsel numaralı taşınmaz olduğu kanaatine varıldığı, bilirkişilerin raporlarının da bunu doğruladığı, TMK 747. maddesinde belirlenen ilkeler göz önüne alındığında 12.01.2011 tarihli bilirkişi raporunda 3 nolu alternatif olarak gösterilen 32 parsel lehine, davalıya ait 31 parsel nolu taşınmazdan geçit hakkı tesis olunmasına bilirkişi raporunda 3 nolu alternatif olarak gösterilen plana göre aynı mevkiide kain 127 ada 31 parselde bulunan taşınmazın 53,28 m2'lik kısmında 3 metre eninde geçit hakkı tesis edilmesine, bunun tapuya tescil edilmesine, geçit hakkından doğup mahkemeler yazı işleri müdürlüğü veznesine depo edilen geçit bedeli olan 799,20 TL’nin kararın kesinleşmesi ile 127 ada 31 parsel sayılı kayıt malikine ödenmesine, karar verilmiştir.
Davalı ... vekili ve dahili davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine hüküm Özel Dairece özetle, davaya konu olayda kuzeydeki 1 no'lu seçenek ile doğudaki 4 no'lu seçenekten geçit kurulmasının uygun olup olmadığı tartışılmadan ve yüzölçümü küçük olan 31 nolu parsele daha çok külfet yükleyecek şekilde geçit kurulmasının doğru görülmediği, bozma nedenine göre davalı hazine vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığı gerekçesi ile bozulmuştur.
Yerel Mahkeme, davacıya ait parselin genel yola çıkma imkanının bulunmadığı ve bu hali ile mutlak geçit ihtiyacı içerisinde olduğu, teknik ve zirai bilirkişilerin raporlarında belirttiği alternatif yollar ve bunlara ilişkin açıklamaları nazara alınarak mahkemece tek tek değerlendirildiği, burada geçit hakkı kurulması ile üzerinde geçit hakkı kurulacak taşınmazda kaplayacağı alanın azlığı, kullanılacak yolun kısalığı ve taşınmaz üzerinde ağaç bulunmaması sebebiyle en az zarar görecek taşınmazın davalıya ait 31 parsel numaralı taşınmaz olduğu kanaatine varıldığı, teknik bilirkişilerin raporlarının da bunu doğruladığı, burada Yargıtay bozma ilamında tartışılmadığı belirtilen seçeneklerden 1 no'lu seçenekte üzerinde geçit hakkı kurulabileceği belirtilen alanın, hem 3 no'lu seçenekte belirtilen alanın yaklaşık 2 katı büyüklüğünde bir alanı kaplaması hem de maliyetinin yine 3 no'lu seçeneğin yaklaşık olarak 6,5 katı fazlalığında olması nedeniyle üzerinde geçit hakkı kurulmasına uygun olmadığı kanaatine varıldığı, raporlarda belirtilen 4 no'lu seçenek açısından ise, yine üzerinde geçit hakkı kurulabileceği belirtilen alanın büyüklük ve maliyet olarak az da olsa 3 no'lu seçenekteki alandan ve bu alanın maliyetinden fazla olması hem de üzerinde ekonomik değeri bulunan ağaçların olması sebebiyle üzerinde geçit hakkı kurulmasına uygun olmadığı; izah olunan bu nedenlerden dolayı TMK 747. maddesinde belirlenen ilkeler göz önüne alındığında 12.01.2011 tarihli bilirkişi raporunda 3 nolu alternatif olarak gösterilen 32 parsel lehine, davalıya ait 31 parsel nolu taşınmazdan geçit hakkı tesis olunması gerektiği gerekçesi ile önceki kararında direnmiştir.
Direnme kararını davalı ... vekili temyiz etmiştir.
Hukuk Genel Kurulu görüşmeleri sırasında; yerel mahkemece, bozma ilamında değinilen bilirkişi raporunda 1 ve 4 nolu alternatif olarak gösterilen taşınmazlar hakkında değerlendirme de yapılarak kurulan hükmün gerçekte yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı, dolayısıyla temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulunca mı, yoksa Özel Dairece mi yapılması gerektiği hususu ön sorun olarak değerlendirilmiştir.
Bilindiği üzere; direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için mahkeme, bozmadan esinlenerek yeni herhangi bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli, gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir (6217 sayılı Kanun'un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi). Eş söyleyişle; mahkemenin yeni bir bilgi, belge ve delile dayanarak veya bozmadan esinlenip gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek, dolayısıyla da ilk kararının gerekçesinde dayandığı hukuki olguyu değiştirerek karar vermiş olması halinde, direnme kararının varlığından söz edilemez.
Somut olayda; Hukuk Genel Kurulunca yerel mahkemenin temyize konu kararında, bozma ilamında geçit hakkı tesisi yönünden diğer alternatiflerin değerlendirilmesi gerektiği gerekçesi ile hükmün bozulduğu, mahkemece bilirkişi raporunda gösterilen diğer alternatifler irdelenerek hüküm kurulması nedeniyle bozma ilamının karşılandığı, bu nedenle mahkemenin direnme olarak adlandırdığı temyize konu kararın usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı, yeni hüküm niteliğinde olduğu kanaatine varılmıştır.
Hal böyle olunca; kurulan bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevi, Hukuk Genel Kuruluna değil, Özel Daireye aittir.
Bu nedenle, yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmelidir.
SONUÇ : Yukarıda gösterilen nedenlerle davalı ... vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 14. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 09.12.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.
14. Hukuk Dairesi, 2014/15078 E., 2015/11288 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Dava, TMK'nın 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
14. Hukuk Dairesi 2014/15078 E. , 2015/11288 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 12.01.2005 ve 27.05.2013 gününde verilen dilekçeler ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 20.05.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
\_ K A R A R \_
Dava, TMK'nın 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Davacı, 131 parsel sayılı taşınmazı lehine geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Mahkemece, davacıya ait 131 parsel sayılı taşınmaz lehine, davalılara ait 104 ve 105 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden bilirkişi raporunda A1, A2, B1 ve B2 ile gösterilen kısımların tamamından geçit hakkı kurulmasına karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar vekili temyiz etmiştir.
TMK'nın 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Bu tür davalar ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine "mutlak geçit ihtiyacı" veya "geçit yoksunluğu", ikincisine de "nispi geçit ihtiyacı" ya da "geçit yetersizliği" denilmektedir.
Geçit tesisi davalarında başlangıçta davacı tarafından öngörülemediğinden dava dilekçesinde talep edilen yer dışındaki güzergahlardan da geçit kurulması gerekebilir. Bu güzergah üzerindeki taşınmazların maliklerine dava dilekçesi ile husumet yöneltilmemiş olması kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından 6100 sayılı HMK'nın 124. maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı olmayan bu taraf değişikliği talebi kabul edilerek davacının bu kişilerin harçsız olarak davaya katılmalarını sağlamasına imkan verilmelidir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile bu ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazlar bölünerek kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi mümkün değilse bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilmesinin zorunlu olduğu hallerde, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Somut olayda; mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler gözönüne alınmaksızın, davalı 105 parsel sayılı taşınmazda (A1) ve (A2) ile gösterilen, 104 parselde (B1) ve (B2) ile gösterilen kısımların tamamı üzerinden davacı lehine
geçit hakkı kurulmuşsa da 25.03.2013 tarihli bilirkişi raporunda her bir kısmın eni 1.5 m. olarak belirtildiği halde hükme esas alınan 17.02.2014 tarihli bilirkişi raporunda 3 m. olarak belirtildiği, ilk rapora göre tesis edilen yolun toplam 6 m. olduğu, ek rapora göre de 12 m. olduğu anlaşılmaktadır. Öncelikle raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi, daha sonra davacı taşınmazının niteliği ve kullanım amacı göz önüne alınarak geçit eninin 2,5-3 m. olarak belirlenmesi gerekirken bu genişliği aşan şekilde bir yol verilmesini zorunlu kılacak hallerin de bulunmadığı anlaşılmasına rağmen yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Ayrıca 08.03.2013 tarihinde yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporuna göre geçit bedeli belirlenmişse de hüküm tarihine yakın bir tarihte yapılacak keşifle değerlendirme yapılması gerektiğinin gözetilmemesi de doğru görülmemiş, bu nedenlerle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzer 07.12.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi, 2012/4117 E., 2012/4837 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayalı geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2012/4117 E. , 2012/4837 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalılar aleyhine 12.09.2008 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 27.01.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayalı geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Davacı, 660 parsel sayılı taşınmazı yararına davalılara ait 659, 666 parsel sayılı taşınmazlardan geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Mahkemece, bilirkişilerce belirlenen uygun güzergahtaki taşınmazların davalılar adına kayıtlı olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanunu'nun 747 maddesi uyarınca geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi
araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Geçit davalarında tarafların subjektif arzularının önemi yoktur. Yargılama sırasında, uygun geçit yeri olarak dava açılanlar dışında yeni bir taşınmaz belirlenmesi halinde, bu yeni taşınmaz malikleri hakkında usulünce dava açılıp eldeki dava ile birleştirilmesi gerekir.
Eldeki davada; bilirkişilerce davalılara ait taşınmazlar dışındaki 656, 657, 658 parsel numaralı taşınmazlar da alternatif olarak belirlenmiştir. Mahkemece bilirkişilerce belirlenen güzergahta bulunan taşınmazlar maliklerine dava açılması için davacıya süre verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekide hüküm kurulması doğru olmamış bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 02.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Medeni Hukuk
Malik (A), kendisine ait (X) taşınmazı üzerinde, komşu (Y) taşınmazının maliki (B) lehine, (B)'nin ana yola ulaşımını sağlamak amacıyla bir geçit kurulması hususunda anlaşmıştır. Bu hak tapu kütüğüne, (Y) taşınmazı lehine, (X) taşınmazı aleyhine tescil edilmiştir. Anlaşmaya göre hak sahibi (B), geçidi kullanma yetkisinin yanı sıra bu geçidin yıllık bakımını yapma yükümlülüğünü de üstlenmiştir. Bu hukuki durumda, (X) taşınmazının maliki (A)'nın, (B)'nin taşınmazını kullanmasına katlanma borcu altına girdiği ve bu hakka bir yapma ediminin de bağlandığı ayni hak aşağıdakilerden hangisidir?
A) Taşınmaz Yükü
B) Taşınmaz Lehine İrtifak Hakkı
C) Şahsa Bağlı (Düzensiz) İrtifak Hakkı
D) Tapu Siciline Şerh Edilmiş Kişisel Geçit Hakkı
E) Zorunlu Geçit Hakkı
Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.