Türk Medeni Kanunu 748. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 748- Taşınmaz malikinin taşınmazını işletme veya iyileştirme ya da taşınmazı üzerinde yapı yapma amacıyla komşu taşınmaza geçici olarak girme hakkı ile tarla yolu, hayvan sulama yolu, kış geçidi, tomruk kaydırma yolu ve oluğu ve bunlara benzer diğer geçitler özel kanun hükümlerine tâbidir.
Özel kanun hükmü yoksa yerel âdet uygulanır.
Doğrudan doğruya kanundan kaynaklanan geçit hakları, tapu kütüğüne tescil edilmeksizin doğar. Ancak, bunlardan sürekli nitelikte olanlar beyanlar sütununda gösterilir.
8. Sınırlıklar
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
52 karar eşleşti
7. Hukuk Dairesi, 2023/5735 E., 2024/4823 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
maddesinde, diğer geçit haklarından olan “komşu taşınmaza geçici olarak girme hakkı” ise TMK’nın 748. maddesinde düzenlenmiştir.
7. Hukuk Dairesi 2023/5735 E. , 2024/4823 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1904 E., 2023/1532 K.
DAVACILAR : ... vekili Avukat ..., ...
DAVALILAR : ... vekili Avukat ..., ...
...vd.
İHBAR OLUNAN : ...Belediye Başkanlığı vekili Avukat ...
...
DAVA TARİHİ : 20.06.2017
KARAR : Esastan ret
TEMYİZ EDENLER : Davacı ... vekili ile davacı ...
İLK DERECE MAHKEMESİ : KDZ.Ereğli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/137 E., 2022/225 K.
Taraflar arasındaki komşuluk hukukundan kaynaklanan el atmanın önlenmesi, kâl ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı ... vekili ve davacı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili ve davacı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ... vekili ve davacı ... ortak verdikleri dava dilekçesinde özetle; müvekkili ve davacı ...'in Zonguldak ili, ...ilçesi, ... Mah. 5 ada 12 parsel sayılı gayrimenkulün hissedarları olduğunu, davalıların ise 5 ada 346 parsel sayılı taşınmazın malikleri olduğunu, davalılara ait olan 346 parsele inşaat yapılmakta olduğunu, bu inşaatı yapmak için arazi sınırına hafriyat yaptıklarını, yapılan hafriyatın araziler arasında yaklaşık olarak 20 metre civarında kot farkı oluşturduğunu, sonrasında bu sınıra istinat duvarı yapmaya başladıklarını, arazinin en üst seviyesindeki 5 metreye kadar olan kot boyutunda yapılan istinat duvarına ankraj kazıkları çakıldığını, ankraj kazıklarının niteliği gereği yatay şekilde, minimum 25 metre delerek içine çelik ve beton monte edilerek yapıldığını, yapılan ankraj kazıklarının davacılara ait araziye 25 metre tecavüz ettiğini, ayrıca bu kazıkların çakıldığı istinat boyunun yaklaşık 70 metre olduğunu, minimum 50 adet ankraj kazığının davacıların arazisine çakıldığını, hissedar davacı ...’in bu durumu tespit ettiğini ve durumu ...Belediye Başkanlığına 09.05.2017 tarihinde bildirdiğini, Belediye Başkanlığı tarafından 13.06.2017 tarihinde verilen cevabi yazıda, ankraj kazıklarının müvekkilline ait olan parsele geçtiğinin kabul edildiğini, ancak bu hususla ilgili imar mevzuatında bir hüküm olmadığından dolayı inşaatı durdurmadığını, mevcut ankraj kazıklama işleminin devam etmesi halinde telafisi imkansız zararlar oluşacağını, taşınmaza tecavüz edildiği açıkça belli olan bu kazıklama işleminin sökülmesinin çok ağır ve meşakkatli bir yıkım gerektireceğini, bunun da çok ağır bir ekonomik maliyet ortaya çıkartacağını, davalılarca yapılan bu istinat duvarı ve ankraj kazıklama işlemi sonucunda müvekkillerinin gayrimenkulüne davalılar tarafından tecavüz edildiğinin aşikar olduğunu, davalılar tarafından yapılan kazıklamaların sökülerek tecavüzün önlenmesini, müvekkili ve davacı ...'in, davalıları bir çok kez uyarmasına rağmen davalıların tecavüzü sonlandırmadığını, davalıların taşınmaza müdahalelerinin önlenmesi ve oluşan kaybın (ecrimisil) telafisi için iş bu davayı açmak zorunda kaldıklarını, açıklanan nedenlerle; davacı ... ve müvekkilinin taşınmazına yapılan müdahalenin men'ini, yapılan ankraj kazıklarının sökülmesini, dava tarihinden önce Eylül 2016 tarihinden itibaren oluşan kullanımdan dolayı ecrimisil takdirine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle dava değerinin çok düşük gösterildiğini, davacı taşınmazı ile müvekkilinin taşınmazı arasında en az 15 metre genişliğinde imar yolu olduğunu, davacıların taşınmazlarına inşaat yapmaları halinde yoldan en az 5 metre çekmek zorunda olduklarını, dolayısıyla müvekkilinin sınırından 20 metre mesafeye inşaat yapamaya hakları olduğunu, müvekkilinin çaktığı kazıkların 19 metre olduğunu, kaldı ki müvekkilinin çakmış olduğu kazıkların davacıların da menfaatine olduğunu, davacıların taşınmazının da bu kazıklar sayesinde inşaata elverişli hale geldiğini, davacı tarafın belediyeye müracaat ederek inşaatın durdurulmasını talep ettiğini ancak belediyenin davacı tarafın iddialarını reddettiğini, davacının dava açmada menfaati olmadığını, davacıların taşınmazına herhangi bir müdahalenin olmadığını, müvekkiline ait taşınmazın projesinin ankrajlı istinat duvarı yapılmak suretiyle kabul edilerek yapı ruhsatı verildiğini, müvekkilinin almış olduğu yapı ruhsatının usule ve kanuna uygun olduğunu, açıklanan nedenlerle davacıların davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalılar ... ve ... davaya cevap vermemişlerdir.
3. İhbar olunan ...Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili idarenin söz konusu olayda kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, ihbarda bulunma şartlarının oluşması için ise davayı ihbar eden ile ihbar olunan arasında rücu hakkının olması gerektiğini, davanın tamamıyla tarafları ilgilendiren bir dava olduğunu, mülkiyeti ... ve müştereklerine ait taşınmaz üzerinde yapılması amaçlanan inşai faaliyet için yapılan başvuru üzerine, müvekkili idare tarafından gerekli inceleme yapılmak suretiyle 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun ve 3194 sayılı İmar Kanunu uyarınca 07.1.2015 tarih ve 167-167 sayıları ile yapı ve istinat duvarına ait ruhsatlar düzenlendiğini, müvekkili idarenin gerekli incelemeyi yaparak usulüne uygun ruhsat düzenlediğini, ruhsat verildikten sonra her türlü sorumluluğun ruhsat sahibine ait olduğunu, söz konusu ankrajlı istinat duvarının yatayda ankraj uzunlukları ruhsatlı proje ve eklerine göre 12 metre ile 19 metre arasında değişmekte ve kazı alt kotu ile üst kotu arasında 21.70 metrelik kot farkı bulunduğunu, ankrajlı perde duvarının projelendirme ve uygulamasında, yerinde görülmekte olan teknik uygulanmakta olup birçok parselde örnekleriyle karşılaşılmakta olduğunu, diğer taraftan ankraj çubukların uzantısının komşu parsel sınırına geçmesi hususunda projelendirmeye dayanak olan yasalardan 3194 sayılı İmar Kanunu, 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun ve Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği ve diğer yasalarda herhangi bir düzenleme bulunmadığını, müvekkili belediye aleyhine hüküm kurulmaması gerektiğini, açıklanan nedenlerle müvekkilinin davaya dahil edilmemesini, müvekkili idare yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; yapılan yargılama, icra edilen keşif ve tanzim edilen bilirkişi raporları sonucunda; 31.08.2018 tarihli bilirkişi heyeti kök raporu, 08.03.2019 ve 20.12.2019 tarihli bilirkişi heyeti ek raporlarıyla; ankraj kazıklarının davacı tarafından ileride yapılacak imalatlara herhangi bir zararının olmadığı, ankrajların ve yatay kazıkların davacı parseline zarar vermediği, yapılan imalatların mevcut yolun ve davacı parselinin can ve mal güvenliğini sağladığı, araziler arasındaki kot farkı ve kaya yapısı nedeni ile bu kazıkların yapılmasının zorunlu olduğu kanaatine varıldığı ve zarar doğmadığı gerekçesiyle sübuta ermeyen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili ile davacı ... istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı ... vekili ile davacı ... istinaf dilekçesinde özetle; yerel Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, davalının inşaat çalışması nedeniyle araziler arasında yüksek miktarda kot farkı oluştuğunu, bu nedenle davalı tarafça istinat duvarı yapılmaya başlandığını, aldırılan fen bilirkişi raporu ile işgalin belirlendiğini ve raporda gösterildiğini, ankraj kazıklama işleminin devamı halinde telafisi imkansız zararlar oluşacağını, 2021 yılında istinat duvarında çökmeler meydana geldiğini, bilirkişi raporlarının eksik ve yanlış hazırlandığını, ecrimisile yönelik itirazlarının dikkate alınmadığını, müvekkillerinin mülkiyet haklarının engellendiğini, heyelan riskinin bulunduğunu, itirazları dikkate alınmadan karar verildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmişlerdir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; dava açılışında davacılara ait 5 ada 12 parsel No.lu taşınmazın tapuda tarla vasfında olduğu, davacıların paydaşlardan olduğu, dava dışı çok sayıda paydaş olduğu, komşu 5 ada 346 No.lu parselin tapuda arsa vasfında olduğu, davalıların bu taşınmazda paydaş oldukları başkaca dava dışı paydaş olmadığı, yargılama sırasında 5 ada 12 No.lu parselde imar uygulaması yapıldığı, arsa vasfı ile 2743 ada 1 No.lu parselle, 2744 ada 1 No.lu parselin oluştuğu, her iki parselde de davacıların paydaşlardan olduğu, yine yargılama sırasında davalı 5 ada 346 No.lu parselin yenileme kadastrosu görüp, 2673 ada 53 No.lu parsel haline geldiği, aldırılan ziraat bilirkişisi raporu ve sunulan fen bilirkişisi raporu sonrasında, davacı tarafça açılan davanın ecrimisil yönünden 4.432,42 TL üzerinden, el atmanın önlenmesi yönünden ise; 152.746,00 TL üzerinden harçlandırıldığı, aldırılan inşaat bilirkişisi ve jeoloji yüksek mühendisi bilirkişisinin kök ve ek raporlarına göre; davalı parselinde yapılacak inşaat için öncesinde gerekli yapı ruhsatlarının alındığı, bu doğrultuda davalı tarafça inşaat çalışmasına başlandığı, kot farkı ve arazinin yapısı nedeniyle davalı tarafça ankrajlı betonarme istinat duvarının yapıldığı, davalı tarafça yaptırılan ankrajların ve yatay kazıkların davacı parseline zarar vermediği hususunun anlaşıldığı, kot farkı ve arazi yapısı nedeniyle bu işlemin yapılıp, keyfilik taşımadığı gerekçesiyle davacıların istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili ile davacı ... temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı ... vekili ile davacı ... birlikte sundukları temyiz dilekçesinde özetle;
1. Yerel Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu,
2. Davalının inşaat çalışması ve dökülen hafriyat nedeniyle araziler arasında yüksek miktarda kot farkı oluştuğunu, bu nedenle davalı tarafça istinat duvarı yapılmaya başlandığını,
3. Aldırılan fen bilirkişi raporu ile işgalin belirlendiğini ve raporda gösterildiğini, ankraj kazıklama işleminin devamı halinde telafisi imkansız zararların oluşacağını, ilgili belediyeye durum bildirilmesine rağmen belediyece hiçbir işlem yapılmadığını,
4. 2021 yılında istinat duvarında çökmeler meydana geldiğini,
5. Bilirkişi raporlarının eksik ve yanlış hazırlandığını, belediyeden alınan cevabi yazıların dikkate alınmadığını, hatalı olarak düzenlenen raporlara yaptıkları itirazlar dikkate alınmadan karar verildiğini,
6. Ecrimisile yönelik itirazlarının dikkate alınmadığını, kendilerine ait parsel, imar alanında olmasına rağmen ziraat bilirkişisinden rapor alınmasının hatalı olduğunu,
7. Yapılan işlem ile müvekkillerinin mülkiyet haklarının engellendiğini, kendi taşınmazlarının altına dört katlı bir otopark yapmak istediklerinde, kazıklar nedeniyle bunun mümkün olamayacağını belirterek, tüm bu gerekçelerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davacılara ait parsele yapıldığı iddia edilen müdahalenin men'i, kâl ve ecrimisil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 683, 722 ve 995 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekili ve davacı ... tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.10.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
(Muhalif) (Muhalif)
K A R Ş I O Y
Davalılar tarafından inşa edilen duvarın ankraj kazıklarının, davacılara ait taşınmaza geçmiş olduğundan, davacılar tarafından açılan dava ile el atmanın önlenmesi, ecrimisil ve kal’e karar verilmesi istenmiştir.
TMK m. 683 deki "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir” hükmü ile mülkiyet hakkının kanunla toplum yararına kısıtlanabileceği temel ilke olarak kabul edilmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında, mülkiyet hakkının nasıl korunacağı hükme bağlanmış, 730 ve 737. maddeleriyle de taşınmaz malikinin başkalarına zarar vermesinin önlenmesi hedeflenmiştir.
Yapma, kaçınma, katlanma olarak özetlenebilecek bu sınırlamaların önemli bir bölümü TMK’nın "komşu hakkı" başlığı altında, 737 ile 750. maddelerinde düzenlenmiş, 751 ile 761. maddelerinde de yine malikin yapması ve katlanması gereken hususlar belirtilmiştir.
Komşuluk hukukundan kaynaklanan zorunlu geçit hakkı TMK’nın 747. maddesinde, diğer geçit haklarından olan “komşu taşınmaza geçici olarak girme hakkı” ise TMK’nın 748. maddesinde düzenlenmiştir.
Haksız el atmada davranışların haksız olması, davalının bir hakka dayanmaması gerekli ve yeterlidir.
Komşu parsel malikleri tarafından imalat gerçekleştirilen taşınmaz maliklerinin muvafakatı alınmamış, mahkemeden de TMK’nın 748. maddesi gereğince geçici izin kararı da alınmamıştır.
El atma olgusu sabit olduğundan, el atmanın önlenmesine karar verilmesi gerekir. Mahkemenin davanın reddine ilişkin kararı bu sebeple doğru olmadığından Sayın çoğunluğun onama kararına iştirak edememekteyiz.
Diğer kararlar (4)
14. Hukuk Dairesi, 2013/10784 E., 2013/11471 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyarınca tapu kaydının beyanlar hanesine şerhi de gereklidir.
14. Hukuk Dairesi 2013/10784 E. , 2013/11471 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 07.02.2009 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 14.03.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... Gedik tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
\_K A R A R\_
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Davacı 106 ada 25 parsel sayılı taşınmazı yararına, davalılara ait 106 ada 1, 18, 19, 20, 21, 22, 23 ve tescil harici dere yatağından geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile 106 ada 25 parsel sayılı taşınmaz yararına 29.05.2008 tarihli bilirkişi raporu ve krokisinde gösterilen106 ada 21 parsel sayılı taşınmazın (B), 106 ada 22 parsel sayılı taşınmazın (C), 106 ada 23 parsel sayılı taşınmazın (D), tescil harici dere yatağının ise (A) harfi ile gösterilen kesimlerinden geçit hakkı kurulmasına karar verilmiştir.
Karar, Davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Bu tür davalar ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı”ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Geçit tesisi davalarında başlangıçta davacı tarafından öngörülemediğinden dava dilekçesinde talep edilen yer dışındaki güzergahlardan da geçit kurulması gerekebilir. Bu güzergah üzerindeki taşınmazların maliklerine dava dilekçesi ile husumet yöneltilmemiş olması kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından 6100 sayılı HMK’nun 124. maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı olmayan bu taraf değişikliği talebi kabul edilerek davacının bu kişilerin harçsız olarak davaya katılmalarını sağlamasına imkan verilmelidir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile bu ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazlar bölünerek kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi mümkün değilse bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilmesinin zorunlu olduğu hallerde, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Bu bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin belirlenmesinden
sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyarınca tapu kaydının beyanlar hanesine şerhi de gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında, komşuluk hukukundan kaynaklanan geçit davalarında uygulanan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi uyarınca geçit ihtiyacı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak karşılanmalıdır. Bilirkişi raporunda (A) ile işaretli kesim tescil harici dere yatağı olduğundan buradan geçit hakkı kurulması ve bunun Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi hükmü uyarınca tapu kaydının beyanlar hanesine şerh edilmesi mümkün değildir. Dosya kapsamına, 29.05.2008 tarihli bilirkişi raporu ve krokisine göre fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi uyarınca en uygun geçit güzergahının 106 ada 16 parsel sayılı taşınmazın (E), 15 parsel sayılı taşınmazın (F), 2 parsel sayılı taşınmazın (G) ile işaretli kesimleri olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, davacıya 106 ada 16, 15 ve 2 parsel sayılı taşınmazların maliklerini yukarıda açıklanan 6100 sayılı HMK’nın 124. maddesi uyarınca davaya dahil etmesi için süre vermek, davaya dahil edildikleri takdirde belirtilen güzergahtan geçit kurmak olmalıdır.
Açıklanan bu yönler nazara alınmadan yazılı olduğu şekilde davanın kabulü doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile kararın BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 13.09.2013 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi, 2012/4386 E., 2012/5171 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyarınca tapu siciline kaydı gereklidir.
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2012/4386 E. , 2012/5171 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 29.11.2010 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 21.12.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayalı geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Davalı ... davanın reddini istemiştir.
Davalı Hazine, paftada her nekadar geçit hakkı talep edilen taşınmaz sınırında dere olduğu belirtilmiş ise de derenin fiilen mevcut olmadığını, bu yerden Hazineye bedel ödenerek geçit tesisinin mümkün olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, ... hakkında açılan davanın reddine, davacıya ait 1436 parsel sayılı taşınmaz lehine 22/08/2011 tarihli bilirkişi raporunda birinci alternatif yol olarak gösterilen 4645 parsel sayılı taşınmazdan ve ... yatağından geçit tesisine, bu bölümlerin tapu ve paftaya işlenmesine yer olmadığına, karar verilmiştir.
Hükmü, davalı Hazine vekili temyiz etmiştir.
Tapuda kayıtlı bulunmayan taşınmazdan geçit kurulamayacağından zorunlu geçit hakkının hukuki niteliği gereği leh ve aleyhine geçit tesisi istenen taşınmazların tapu siciline kayıtlı olmaları gerekir.
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyarınca tapu siciline kaydı gereklidir.
Somut olayada; davacı taşınmazı ile davalı taşınmazları arasında kalan taşınmazın paftada dere yatağı niteliğindeki yerlerden olduğu belirtilmiş olup tapuda kaydı bulunmadığı şüphesizdir. Hükümle kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Sicilinin beyanlar sütununda gösterilmesine karar verilmesi gerektiği halde, mahkemece geçit hakkının 4645 parsel sayılı taşınmazdan ve ... yatağından tesisine, çayyatağı içinde kalan kısımların tapu ve paftaya işlenmesine yer olmadığına, karar verilmesi doğru değil ise de bu yön hükmün bozulmasını ve yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK'nun 438/VII. maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda yazılı nedenlerle;
1-Hükmün 2. bendinin 4.,5.,6.,7.,8. ve 9. satırında yazılı “... ... yatağından bilirkişi kurulunun 22/11/2011 tarihli ek raporunda (A-1) olarak gösterilen 55,65m2 ve (B-1) olarak gösterilen 54,75m2 olarak gösterilen ve toplam 272,52m2 üzerinde 3m.eninde, 1436 parsel lehine geçit hakkı tesisine, ek bilirkişi raporunda çayyatağı içinde kalan (A-1) ve (B-1) olarak gösterilen kısımların geçit yolu ile bağlantı kurulmasına, bu bölümlerin tapu ve paftaya işlenmesine yer olmadığına,” yazı ve rakamları hükümden çıkarılarak, yerine “...olarak gösterilen ve toplam 162,12m2 üzerinde 3m.eninde, 1436 parsel lehine geçit hakkı tesisine ve tapuya şerh verilmesine” yazı ve rakamlarının yazılmasına,
2-Hükmün 4. bendinin 2. ve 3. satırında yazılı “...ve çay yatağı ve kurudere nedeniyle 1.656.-TL'nin hazineye” kelimelerinin hükümden çıkarılmasına,
Hükmün değiştirilmiş bu şekli ile HUMK'nun 438/VII. maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASINA,09.04.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
14. Hukuk Dairesi, 2011/15648 E., 2012/517 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyarınca tapu siciline kaydı da gereklidir.
14. Hukuk Dairesi 2011/15648 E. , 2012/517 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 07.04.2011 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 03.11.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 98 parsel sayılı taşınmazı yararına, davalıya ait 97 parsel sayılı taşınmaz üzerinden 2,5 metre eninde geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava kabul edilmiş, 98 parsel yararına davalının maliki olduğu 97 sayılı parselden krokide (E) harfi ile gösterilen yerden geçit tesis edilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyarınca tapu siciline kaydı da gereklidir.
Somut olaya gelince; davacının maliki olduğu 98 sayılı parselin güneyinde 96 parsel sayılı taşınmaz bulunmaktadır. Paftasına göre 96 parsel sayılı taşınmaz davalının maliki olduğu 97 sayılı parselden büyüktür. Bu yüzden 98 sayılı parselin geçit ihtiyacı 96 sayılı parsel üzerinden de aranmalıdır.
Mahkemece yapılması gereken iş; davacıya 96 sayılı parsel maliki hakkında dava açmak üzere uygun bir süre vermek, açılırsa davaları birleştirmek, gerekirse yeniden keşif yapılarak fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gereğince davacının geçit ihtiyacının 96 parselden karşılanıp karşılayamayacağını incelemek böylelikle oluşacak sonuca göre uygun bir karar vermek olmalıdır.
Kabule göre de; 98 parsel sayılı taşınmaz yararına kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanunu’nun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Sicilinin beyanlar sütununda gösterilmesine karar verilmesi gerekirken “tapuya tesciline” karar verilmesi de doğru olmamıştır.
Hükmün açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 19.01.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
7. Hukuk Dairesi, 2021/1965 E., 2022/23 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 ve 1012. maddesi ile yeni Tapu Sicil Tüzüğünün "İrtifak hakları ve taşınmaz yükünün tescili" başlıklı 30.
7. Hukuk Dairesi 2021/1965 E. , 2022/23 K.
"İçtihat Metni"
7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
...
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 04.07.2014 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın usulden reddine dair verilen 22.12.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle; süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Davacılar vekili, davacıların maliki olduğu 636 ada 3 parsel sayılı taşınmazın genel yola bağlantısının bulunmadığını ileri sürerek; davalılara ait taşınmazlardan geçit hakkı tesisini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı tarafa verilen kesin süreye rağmen geçit hakkı bedelini depo etmemesi nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacılar vekili ve davalı ... vekili ayrı ayrı temyiz etmiştir.
Bu tür davalar ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine "Mutlak geçit ihtiyacı" veya "Geçit yoksunluğu", ikincisine de "Nispi geçit ihtiyacı" ya da "Geçit yetersizliği" denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Geçit tesisi davalarında başlangıçta davacı tarafından öngörülemediğinden, dava dilekçesinde talep edilen yer dışındaki güzergahlardan da geçit kurulması gerekebilir. Bu güzergah üzerindeki taşınmazların maliklerine dava dilekçesi ile husumet yöneltilmemiş olması kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından, 6100 sayılı HMK’nin 124. maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı olmayan bu taraf değişikliği talebi kabul edilerek davacının bu kişilerin harçsız olarak davaya katılmalarını sağlamasına imkan verilmelidir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile bu ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazlar bölünerek kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi mümkün değilse bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak; özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilmesinin zorunlu olduğu hallerde, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 ve 1012. maddesi ile yeni Tapu Sicil Tüzüğünün "İrtifak hakları ve taşınmaz yükünün tescili" başlıklı 30. maddesi gereğince kütük sayfasında ayrılan özel sütununa tesciline karar verilmelidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olaya gelince; mahkemece 31.10.2014 tarihinde yapılan keşif sonucu alınan 04.11.2014 tarihli fen bilirkişisi raporunda, 636 ada 3 parsel sayılı taşınmaz lehine üç farklı geçit güzergahı belirlenmiştir. Mahkemece, 17.11.2015 tarihli celsede davacı tarafa 603 ada 3 parsel sayılı taşınmaz lehine bilirkişiler marifeti ile belirlenen 3. alternatifin geçit hakkı bedeli olan 11.768,76-TL’nin yatırılması için 3 haftalık kesin süre verilmiş, aksi halde davanın usulden reddedileceği ihtar olunmuştur.
Ancak mahkemece verilen kesin süre usulüne uygun değildir. Geçit hakkı bedelinin depo edilmesi istenen 3. alternatif dere üzerinden geçmektedir. Dere yatakları kural olarak Türk Medeni Kanununun 715. maddesi kapsamına giren devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerdendir. Bu özelliği itibariyle de kamu malıdır. Kamu malı niteliğinde olan bir yerin, kişinin özel istifadesine terki olanaklı değildir. Kısaca belirtmek gerekirse, dere yatağı üzerinden köprü kurularak dahi olsa geçit kurulamaz. Kaldı ki geçit davalarındaki amaç, yol ihtiyacı içinde bulunan bir taşınmazın, kesintisiz olarak genel yola ulaşımını sağlamaktır. Dere yatağı tapuya tescil edilmiş bir yer olmadığından bu şekilde kurulan geçitle kesintisizlik ilkesi de ihlal edilmiş olur.
Bu durumda mahkemece, mahallinde uzman bilirkişiler marifetiyle yeniden keşif yapılmak suretiyle kamu malı niteliğinde olan yerlerden geçit hakkı tesis edilemeyeceği ve geçit davalarında uygulanan kesintisizlik ilkesi göz önünde bulundurularak lehine geçit hakkı tesisi istenilen taşınmazın yola ulaşımının sağlanmasının mümkün olup olmadığı araştırılmalı, bilirkişi tarafından belirlenen tüm alternatif güzergahlar tek bir krokide-raporda denetime elverişli olarak gösterilmeli, yukarıda açıklanan ilkeler gözetilerek en uygun alternatif belirlendikten sonra, usulüne uygun olarak geçit hakkı bedelinin depo edilmesi için süre verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de, mahkemece tapu kayıt maliki olmayan feri müdahil ... Enerji Madencilik Mühendislik İnşaat San. ve Dış Ticaret Limited Şirketi lehine vekalet ücretine hükmedilmesi, aleyhine açılan dava reddedildiği halde tapu kayıt maliki olan davalı ... lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacılar vekili ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
03.01.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Medeni Hukuk
Malik (A), kendisine ait (X) taşınmazı üzerinde, komşu (Y) taşınmazının maliki (B) lehine, (B)'nin ana yola ulaşımını sağlamak amacıyla bir geçit kurulması hususunda anlaşmıştır. Bu hak tapu kütüğüne, (Y) taşınmazı lehine, (X) taşınmazı aleyhine tescil edilmiştir. Anlaşmaya göre hak sahibi (B), geçidi kullanma yetkisinin yanı sıra bu geçidin yıllık bakımını yapma yükümlülüğünü de üstlenmiştir. Bu hukuki durumda, (X) taşınmazının maliki (A)'nın, (B)'nin taşınmazını kullanmasına katlanma borcu altına girdiği ve bu hakka bir yapma ediminin de bağlandığı ayni hak aşağıdakilerden hangisidir?