4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 873

Türk Medeni Kanunu 873. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 873- Borç ödenmezse alacaklı, alacağını rehinli taşınmazın satış bedelinden elde etme hakkına sahiptir. Borcun ödenmemesi hâlinde rehinli taşınmazın mülkiyetinin alacaklıya geçeceğine ilişkin sözleşme hükmü geçersizdir. Aynı alacak için birden çok taşınmazın rehnedilmiş olması hâlinde, rehnin paraya çevrilmesi istemi, taşınmazların tamamı hakkında yapılır. Bununla birlikte, icra dairesi onlardan ancak gerektiği kadarını paraya çevirir. 2. Satış bedelinin dağıtılması

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

11 karar eşleşti
12. Hukuk Dairesi, 2023/4720 E., 2023/4407 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
Dairenin yerleşik içtihatlarına göre; TMK'nın 850 ve 873. maddeleri uyarınca, aynı alacaktan dolayı birden fazla taşınmaz üzerinde toplu ipotek tesis edildiğinde, tüm taşınmazların birlikte satışının istenmesi zorunlu olup, belirtilen yasa maddeleri emredici nitelikte ve kamu düzenine ilişkin bulunduğundan
12. Hukuk Dairesi         2023/4720 E.  ,  2023/4407 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/183 E., 2023/621 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. İcra Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/593 E., 2022/726 K. Taraflar arasındaki taşınmaz ihalesinin feshi şikayetinden dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince; şikayetin reddi ile şikayetçiler aleyhine ihale bedeli üzerinden % 5 oranında para cezasına hükmedilmesine karar verilmiştir. Kararın şikayetçi ipotek borçluları tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine hükmedilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi ipotek borçluları tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. ŞİKAYET İpotek borçluları şikayet dilekçelerinde; diğer ilgililere kıymet takdir raporu ve satış ilanı tebliğlerinin yapılmadığını, şikayete konu taşınmazın tapu kaydında "yabancıların satışa giremeyeceği" yönünde şerh bulunmasına rağmen satış ilanında bu hususun yazılmadığını, ihale salonunda kimliğini tespit edemedikleri kişiler tarafından, taşınmazın çürük bir bina olup kullanıma uygun olmadığının bağırarak söylenmesi suretiyle, bazı katılımcıların ihaleye girmesinin engellendiğini ve böylece taşınmazın daha yüksek bir bedelden satılmasının önlendiğini, ihale alıcısı tarafından borçluya "masrafım oldu, bana 100 milyon lira ödeyin" denildiğini ileri sürerek, tapunun 6 parselinde kayıtlı 7 bağımsız bölüm numaralı taşınmaz ihalenin feshini talep etmiştir. II. CEVAP Şikayet edilen ihale alıcısı cevap dilekçesinde; tebligatların usulüne uygun olduğunu, kamera kayıtları incelendiğinde ihaleye fesat karıştırılmadığının anlaşılacağını, kendisi tarafından borçluya şikayet dilekçesinde iddia edildiği gibi bir beyanda bulunulmadığını ve şikayetçinin amacının zaman kazanmak olduğunu ileri sürerek, şikayetin reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararı ile; taraflara gönderilen satış ilanı tebligatlarının usulüne uygun yapılmış olup, diğer ilgililere gönderilen tebligatların şikayetçi tarafından fesih nedeni yapılamayacağı, yabancıların ihaleye giremeyeceğine dair bilginin satış ilanında yazılmamasının katılımı azaltıcı nitelikte olmadığı, fesat hususunda dinlenen tanık beyanlarının görgüye dayanmayan soyut beyanlar olması nedeniyle ihaleye fesat iddiasının ispatlanamadığı belirtilerek, şikayetin reddi ile şikayetçiler aleyhine ihale bedeli üzerinden % 5 oranında para cezasına hükmedilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi ipotek borçluları istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri Şikayetçi ipotek borçluları istinaf başvurularında; şikayet dilekçelerinde ileri sürdükleri hususları tekrar etmek suretiyle, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmişlerdir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararı ile; satışa hazırlık işlemlerinin yasal 7 günlük süre içerisinde şikayet konusu yapılmaması nedeniyle ihalenin feshi aşamasında incelenemeyeceği, şikayetçilere yapılan ilan tebligatlarının usulüne uygun olduğu, diğer ilgililere yapılan tebligatların usulsüz olduğunun ise şikayetçiler tarafından ileri sürülemeyeceği, taşınmazın tapu kaydında bulunan yabancılara yönelik şerhin satış ilanında yer aldığı, ihaleye fesat karıştırıldığı iddiasının dosya kapsamı ve tanık beyanlarına göre ispatlanamadığı, şikayete konu taşınmazın muhammen değerinin üzerinde satılması nedeniyle şikayetçilerin ihalenin feshi isteminde hukuki yararı yok ise de, ihaleye fesat karıştırıldığı iddiasının esasının incelenmesi nedeniyle şikayetçiler aleyhine para cezasına hükmedilmesinin yerinde olduğu ve kamu düzeni yönünden de bir hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçeleriyle, şikayetçilerin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi ipotek borçluları temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri İpotek borçluları temyiz dilekçelerinde; istinaf başvurularında ileri sürdükleri hususları tekrar etmek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmişlerdir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; taşınmaz ihalesinin feshi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk İİK md. 127.,134, 3. Değerlendirme Dairenin yerleşik içtihatlarına göre; TMK'nın 850 ve 873. maddeleri uyarınca, aynı alacaktan dolayı birden fazla taşınmaz üzerinde toplu ipotek tesis edildiğinde, tüm taşınmazların birlikte satışının istenmesi zorunlu olup, belirtilen yasa maddeleri emredici nitelikte ve kamu düzenine ilişkin bulunduğundan ihalenin feshi şikayetlerinde bu hususun re’sen değerlendirilmesi gerektiği tabi olmakla, bu yönde yapılan incelemede, şikayet konusu taşınmazın da içinde bulunduğu takip konusu taşınmazların toplu ipotek kapsamında olduğu ve alacaklı tarafından tüm taşınmazların satışının birlikte istendiği görüldüğünden, ihalenin, TMK'nın 850 ve 873. maddelerine uygun olduğunun anlaşılmasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre şikayetçilerin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi, 2011/15066 E., 2012/2536 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
Türk Medeni Kanununun 873. maddesi hükmü gereğince borçlu borcunu ödemediği takdirde alacaklıya taşınmazı temellük etme hakkı veren her türlü sözleşme geçersizdir.
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi         2011/15066 E.  ,  2012/2536 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Davacılar vekili tarafından, davalı ... aleyhine 04.03.2010 gününde, birleşen dosyada da aynı davacılar davalı ... aleyhine 10.06.2010 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil, olmazsa rayiç bedel tahsili istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davalı ... yönünden davanın reddine, davalı ... aleyhine açılan rayiç bedel istemine ilişkin talebin kabulüne dair verilen 06.06.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin masraf yokluğundan reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacılar, davalılardan ...’dan alınacak borç paraya teminat olmak üzere S.S.Riva Evleri Kooperatifindeki A9 Blok 10 numaralı ve A12 Blok zemindeki 3 numaralı bağımsız bölümler tapusunun geçirildiğini, ancak davalı ...’ın anlaşmaya aykırı davranarak vermesi gereken 770.000,00 ... vermediğini, böylelikle tapuda devir işleminin sebepsiz kaldığını, taşınmazların tapusunu 16.02.2010 tarihinde diğer davalı ...’a devrettiğini, bu davalının da kötüniyetli olduğunu ileri sürerek çekişmeli taşınmazlara ait kaydın iptali ve adlarına tescilini istemiştir. Birleşen davada ise sözleşmenin ademi ifası sebebiyle dava konusu taşınmazların rayiç değerlerinin ...’dan tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir. Davalı ..., dava konusu taşınmazları davacıların aracılık yapmasıyla dava dışı kişilerden satın aldığını, davada dayanılan protokolün de bu sebeple yapıldığını, davanın reddini savunmuştur. Diğer davalı ..., iyiniyetli kayıt maliki olduğunu, davanın reddini bildirmiştir. Mahkemece, çekişmeli taşınmazları 16.02.2010 tarihinde tapuda kazanan davalı ... iyiniyetli tapu maliki olduğundan bahisle mülkiyet aktarımına ilişkin istemin reddine, birleşen davanın kabulü ile bilirkişinin saptadığı rayiç bedel olan 525.000,00 TL’nin davalı ...’dan tahsiline karar verilmiştir. Hükmü, davacılar temyiz etmiştir. Davada dayanılan ve davacılar ile davalı ... arasında imzalanan tarihsiz “protokol” başlıklı belge bir inançlı temlik işlemidir. Sözleşmenin içeriğinden, davalılardan ...’ın vereceği 770.000,00 ... borca karşılık davacıların dava konusu taşınmazların tapusunu bu kişiye geçirdiği anlaşılmaktadır. Sözleşmenin 4.maddesi hükmüne göre borç, 10.09.2010 tarihinde ödenecek, aksi takdirde davalı ... bu dairelerin mülkiyetini alacağına karşılık sayacaktır. Burada belirtilmesi gereken diğer bir husus da davalı ...’ın sözleşme uyarınca vermesi gereken 770.000,00 ... davacılara ödemediğidir. Türk Medeni Kanununun 873. maddesi hükmü gereğince borçlu borcunu ödemediği takdirde alacaklıya taşınmazı temellük etme hakkı veren her türlü sözleşme geçersizdir. Bu kuralın alacaklının borçlunun ödememe halinden yararlanarak taşınmazı elde etmesini önlemek amacıyla getirildiği kuşkusuzdur. Anılan bu kural Roma Hukukundan gelen “... yasağı” olarak bilinir. Ne var ki, başlangıçtaki temlik “inançlı temlik” olarak yapılmışsa yapılan bu temlik geçerlidir. Zira inançlı temlikte alacaklının borçlunun borcunu ödeyememesi halinde temlik edilen taşınmazı hileli bir şekilde ele geçirmek gibi bir amacı yoktur. Bu gibi işlemlerde mülkiyet daha baştan alacaklı yana geçirilmekte borç ödendiği takdirde borçluya mülkiyeti iade hakkı tanınmakta ve fakat bu şart gerçekleşmezse mülkiyet alacaklı tarafta kalmaktadır. Böyle bir sözleşme ifa yerini tutan edim ile borcun ödenmesi niteliği taşır. Soruna Türk Medeni Kanununun 873. maddesi ve az önce sözü edilen “... yasağı” çerçevesinde bakılırsa davalıya hem başlangıçta yapılan inançlı temlik işlemi ve hem de dayanılan “protokol” başlıklı sözleşme geçerlidir. Ne var ki, davalının mülkiyeti kendisine devredilen taşınmazlar üzerinde hak iddia edebilmesi davacılara 770.000,00 ... ödemesine bağlıdır. Aksi takdirde, hiç kuşkusuz sözleşmede davalılardan ... üzerine geçirilen mülkiyet sebepsiz kalacaktır. Esasen eldeki davanın açılma nedeni de budur. Yukarıdan beri yapılan açıklamaların sonucuna göre, davacılar kendilerine verilmesi kararlaştırılan borç para verilmediğinden, taşınmazların mülkiyetinin iadesini isteyebilir. Çünkü, Türk Medeni Kanununun 1025.maddesine göre bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise bu yüzden ayni hakkı zedelenen kimse tapu sicilinin düzeltilmesini dava edebilir. Ancak, dava konusu taşınmazların mülkiyeti davalı ... üzerinde kalmamış, bu davalı mülkiyetini 03.02.2010 tarihinde kazandığı taşınmazları tapuda satış suretiyle 16.02.2010 tarihinde diğer davalı ...’a devretmiştir. İlke olarak da davalılardan ..., Türk Medeni Kanununun 1023.maddesindeki iyiniyetli tapu maliki kabul edilmelidir. Zira, hukukumuzda kişilerin satın aldığı şeylerin ileride kendilerinden alınabileceği endişesi taşımamaları dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle satın alan kişinin iyiniyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bir tanımlama yapmak gerekirse iyiniyetten maksat, 08.11.1991 tarih ve 1990/4-3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Karar gerekçesinde açıklandığı üzere “hakkın doğumuna engel olacak bir hususun hak iktisap edilirken kusursuz olarak bilinememesidir”. Belirtilen bu ilke, Türk Medeni Kanununun 1023. maddesinde aynen “tapu kütüğündeki sicile iyiniyete dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur” şeklinde açıklanmış, aynı ilke tamamlayıcı madde olan m.1024’de “bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz” biçiminde vurgulanmıştır. Bu saptamaya göre, kayda sonradan malik olan davalı ...’ın iyiniyetli veya kötüniyetli olup olmadığının yeterli biçimde araştırılması gerekmektedir. Her ne kadar, davalı ...’ın kötüniyetli malik olup olmadığı konusunda davacı tanık deliline dayanmış ve savunmasında belirtildiği şekilde bir benzinlikteki kendisi ve eşine ait payın 15.02.2010 tarihinde davalı ...’e devredildiği, ancak bundan kısa bir süre sonra davalı ...’ın aynı hisseleri iade ettiği ticaret sicilindeki hareketten görülmektedir. Diğer taraftan davacılar ve davalı ... arasında çeşitli sebeplerle açılmış kamu davalarının bulunduğu da anlaşılmaktadır. Mahkemece bu davaların neler olduğu ve eldeki davayı etkileyip etkilemeyeceği ceza dava dosyaları incelenerek değerlendirilmemiş, gerek duyulursa sonuçlarının beklenmesi hususu üzerinde de durulmamıştır. Bütün bu anlatılanlardan sonra yapılması gereken iş, davalılardan ... ile ... arasındaki hisse devir işlemleri ve bunların iade edilmesi de dikkate alınarak açılmış bulunan ceza davaları dosyalarını incelemek ve değerlendirmek, gerekirse Borçlar Kanununun 53.maddesi hükmüne göre bunların sonuçlanmasını beklemek, davalı ...’ın iyiniyetli veya kötüniyetli olup olmadığını bütün bunlardan sonra değerlendirmek olmalıdır. Değinilen yönler üzerinde durulmaksızın eksik inceleme ve araştırmayla davacıların ilk kademedeki mülkiyet aktarımı isteminin reddi doğru olmadığından, karar bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 24.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- SIRA CETVELİNİN İPTALİ**- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 873 ]
23. Hukuk Dairesi 2011/2062 E., 2011/2730 K. 23. Hukuk Dairesi 2011/2062 E., 2011/2730 K. - İKİNCİ DERECE İPOTEK HAKKI - SIRA CETVELİNİN İPTALİ- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 873 ] "İçtihat Metni" Şikayetçi vekili, dava dışı borçluya ait taşınmazların satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde ikinci derecede ipotek alacaklısı olan müvekkili şirkete para ödenmesine yer olmadığına karar verilmesinin haksız olduğunu ileri sürerek, sıra cetvelinin iptalini talep ve dava etmiştir. Şikayet olunan vekili, şikayetçinin ikinci sırada ipotek alacaklısı olduğu, taşınmazın satış parasının birinci sıradaki ipotek alacaklısının alacağına yetmemesi nedeniyle, sıra cetvelinde herhangi bir önceliğinin bulunmadığını savunarak, şikayetin reddini istemiştir. İcra mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve toplanan delillere göre, dava dışı borçluya ait üç taşınmaz üzerinde Türkiye Vakıflar Bankası' nın birinci sırada ipoteğinin bulunduğu, taşınmazlardan birinde ikinci sırada şikayetçiye ait ipotek kaydının bulunduğu, Vakıfbank lehine kurulan ipotek tarihinin daha önce olup, yapılan takip sonucu üç adet taşınmazın satışına karar verilip, düzenlenen sıra cetvelinde şikayetçiye ait ipotek alacağının öncelikli olması nedeniyle birinci sırada bulunan banka ipoteğinden sonra dikkate alınması gerektiği, satış işleminin ve satış bedelinin bir bütün olarak değerlendirilmesinin zorunlu bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, sıra cetvelinin iptaline, bakiye satış bedelinin ikinci sırada ipotek alacaklısı olan şikayetçiye verilmesine, diğer sıraların aynen bırakılmasına karar verilmiştir. Kararı şikayet olunan vekili temyiz etmiştir. Dava, hacizde sıra cetvelindeki sıraya itiraz istemine ilişkindir. Dava dışı Türkiye Vakıflar Bankası' nın borçlu adına kayıtlı 126,127 ve 138 nolu bağımsız bölümlerin tamamı üzerine 220.000,00 YTL bedelli kesin borç ipoteği tesis edildiği ve ipoteğin bu hali ile birlikte rehin niteliğinde olduğu, şikayetçi tarafından 127 nolu bağımsız bölüm üzerine 02.05.2008 tarihli 50.000.00 TL bedelli 2. derece ipotek tesis edildiği, şikayet olunanın da her üç taşınmaz üzerinde 02.01.2009 tarihli haczi bulunduğu anlaşılmaktadır. Birlikte rehnin paraya çevrilmesi konusunda 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 873/3 maddesinde “ “Aynı alacak için birden çok taşınmazın rehnedilmiş olması hâlinde, rehnin paraya çevrilmesi istemi, taşınmazların tamamı hakkında yapılır. Bununla birlikte, icra dairesi onlardan ancak gerektiği kadarını paraya çevirir.” ” hükmüne yer verilmiştir. Bu hüküm aynı alacak için birden fazla taşınmazın rehnedilmesi halinde, bunların paraya çevrilmesi sırasında bazı hileli işlemlerin önlenmesi amacıyla konulmuş olup, özellikle rehin edilenin bir veya birkaçının borçlu olmayan bir kimseye ait olması halinde bu ihtimal daha fazladır. (K. Tahir, Gürsoy: Birden Ziyade Gayrimenkulün Aynı Borç İçin İpotek Edilmesi ve Uygulamada Ortaya Çıkan Sorunlar S.22) Rehinli taşınmazlardan borçluya ait olanlar ilk önce satılır. Bunların satışından elde edilen bedelin alacağı karşılamaması halinde icra memuru 3. kişilere ait taşınmazları TMK'nun 873/III maddesindeki takdir hakkını kullanarak satar. Taşınmazların tamamı aynı kişiye aitse icra memuru bunların satılması zorunlu olanlarını, farklı kişilere aitse tümünü satması gerekir. ( Zekeriya Kürşat: Birlikte Rehin, Prof. Özer Seliçi'ye Armağan S.425) Somut olayda bedeli paylaşıma konu taşınmazların satışından 126 nolu taşınmaz için 34.957,26 TL, 127 nolu taınmaz için 48.000,00 TL, 138 nolu taşınmaz için 97.993,83 TL olmak üzere toplam 180.951,09 TL' nin sıra cetveli düzenlenen dosyaya göderildiği ve dava dışı bankaya 135.376,65 TL'nin ödendiği, artan 45.995,05 TL'nin ise dağıtılmak üzere icra dosyasına gönderildiği anlaşılmaktadır. Şikayetçinin 127 no'lu bağımsız bölüm üzerinde ikinci derecede ipotek hakkı olduğundan basit denklem işlemi yapılarak dava dışı bankaya ödenen 135.376,65 TL'nin kaç lirasının 127 no'lu bağımsız bölümün satış bedelinden ödendiği orantı kurulmak suretiyle hesaplanmalı ve bulunacak miktara göre dosyaya gönderilen 45.995,05 TL'den davacının ipotekten ötürü payına düşecek rakam bulunmalıdır. Somut olaya gelindiğinde, dava dışı banka 180.951,09 TL'den 135.376,65 TL alırsa 127 no'lu taşınmazın satışından kalan 48.000,00 TL'den kaç lira alması gerektiği orantı kurulup bulunduktan sonra, şikayetçinin ikinci derece ipotek hakkına isabet eden rakam belirlenerek, şikayetçiye ödenecek rakamın belirlenmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmadığından, yerel mahkeme kararının yazılı nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle şikayet olunan vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 20.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2022/5663 E., 2024/197 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Gözüpek'e ait taşınmaz üzerinde tesis edildiğini, 4721 sayılı Kanun'un 873 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince aynı alacak için birden çok taşınmazın rehni hâlinde rehnin paraya çevrilmesi isteminin taşınmazların tamamı hakkında yapılması gerektiğini, buna rağmen taşınmazlardan birinin takip dışı tutulmasının hukuka aykırı
11. Hukuk Dairesi         2022/5663 E.  ,  2024/197 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2018/3186 Esas, 2022/797 Karar DAVALILAR : 1.... vekili Avukat ... 2.... vekili Avukat ... İHBAR OLUNAN : ... DAVA TARİHİ : HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2015/1165 E., 2018/621 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 09.01.2024 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... ... ve Av. ... ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile dava dışı Post Prodüksiyon Merkezi Ltd. Şti. arasında 03.09.2008 tarihli finansal kiralama sözleşmesi imzalandığını, davalıların ise sözleşmenin teminatı olarak müvekkili şirket lehine ayrı ayrı ipotek tesis ettiklerini, kira borçlarının ödenmemesi üzerine ihtarname gönderdiklerini, ihtarnamelerin dava dışı borçlu şirket ile davalılara tebliğ edildiğini, ancak verilen süre içerisinde borçların ödenmediğini, bunun üzerine başlattıkları icra takibinin davalıların haksız itirazı sonucu durduğunu iddia ederek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; ihtarnamenin müvekkiline 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 887 nci maddesine uygun olarak tebliğ edildiğinin kabul edilemeyeceğini, davacı alacağının teminatı olarak 3 adet lehine ipotek tesis edildiğini, bunlardan birinin müvekkiline, diğerinin diğer davalıya, üçüncüsünün ise dava dışı ... Gözüpek'e ait taşınmaz üzerinde tesis edildiğini, 4721 sayılı Kanun'un 873 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince aynı alacak için birden çok taşınmazın rehni hâlinde rehnin paraya çevrilmesi isteminin taşınmazların tamamı hakkında yapılması gerektiğini, buna rağmen taşınmazlardan birinin takip dışı tutulmasının hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline 4721 sayılı Kanun'un 887 nci maddesine uygun bir şekilde ödeme emri yöneltilmediğinden müvekkilinden talepte bulunulamayacağını, tebligatın tapuda düzenlenen resmi senette belirtilen adrese yapılmadığını, tebligat yapılan adresin müvekkili ile ilgisinin olmadığını, dava şartının gerçekleşmediğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan delillere ve bilirkişi raporlarına göre; dosya kapsamında davacı tarafından keşide edilen iki ayrı ihtarname bulunduğu, takip talebine 30448 yevmiye numaralı ihtarnamenin eklendiği, bu ihtarnamenin asıl borçlunun sözleşmede belirtilen adresine tebliğe çıkarıldığı, fakat bila ikmal iade edildiği, bahsi geçen ihtarnamenin davalıların ipotek akit tablosunda belirtilen adresi dışında bir adrese çıkarıldığı ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 21 ... maddesinin birinci fıkrasına göre tebliğ edildiği, tebligat zarfında muhatabın tevziat saatlerinde bulunmaması nedeniyle imza mukabilinde muhtarlığa teslim edildiğinin, ihtarnamenin kapıya asıldığının ve komşu ... ...'a haber bırakıldığının yazılı olduğu, ipotek borçlularının sözleşmede belirtilen adresine çıkarılan tebligatın ise bila ikmal geldiği, ihtarnamenin sözleşmenin 57 nci maddesi hükmü nazara alındığında asıl borçluya tebliğ edilemediği, sözleşmede kararlaştırılan adrese çıkarılan tebligatın tebliğ edilmiş sayılacağı yönünde bir düzenleme olmadığı gibi 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 21 ... maddesindeki usulün uygulanması kabul edilse dahi 7201 sayılı Kanun'un 35 ... maddesine göre yapılan tebligatın da bulunmadığı, sözleşme dışındaki adrese çıkarılan tebligatların ise usulsüz olduğu, buna göre 4721 sayılı Kanunu'nun 887 nci maddesi uyarınca asıl borçluya ihtarname tebliğ edilememiş olması şeklindeki dava şartının gerçekleşmediği, davalılara yapılan tebligatın da geçersiz olduğu gerekçeleriyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının eksik incelemeye dayalı olduğunu, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu'nun (6361 sayılı Kanun) 33 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince kiralayanın noter aracılığıyla kiracıya gönderdiği fesih ihtarnamesi hakkında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 68/b maddesi hükmünün uygulanacağını, buna göre sözleşmede belirtilen adresin değiştirilmesi hâlinde bildirilmesi gerektiğini, bildirilmemesi hâlinde ise eski adrese tebligatın ulaştığı tarihin tebliğ tarihi sayılacağını, anılan madde uyarınca noter aracılığıyla kiracıya gönderilen fesih ihtarnameleri hakkında 68/b maddesinin uygulanması gerektiğini, dava dışı kiracının sözleşmedeki adresinin "Bestekar ... ... Sk. No:8 Balmumcu Beşiktaş/İstanbul" olduğunu, ticaret odası faaliyet belgesinin incelenmesinde ise adresin değiştiğinin bildirildiğini, bu adresin ise "H.... ... Mah. Perpa Ticaret Merkezi, Kat:6 B Blok, No:803 Okmeydanı/İstanbul" olduğunu, buna göre hem sözleşmedeki adresine hem de bildirilen bu adrese tebligat çıkarıldığını, sonradan bildirilen adrese yapılan tebligatın usulüne uygun olduğunu, sözleşmedeki adrese yapılacak tebligatlarla ilgili hükmün genel işlem koşullarına aykırı olmadığını, bu konuda Yargıtay kararları olduğunu, aksi düşüncenin adresini terkedip giden tüzel kişiler yönünden finansal kiralama sözleşmesinin feshi imkansız kılacağını, tebligatın usulüne uygun olduğunu, müvekkilinin 10.10.2012 tarihli, 30448 yevmiye numaralı ihtarnameyi bu şekilde gönderdiği gibi bununla da yetinmeyerek 13.02.2013 tarihli, 5001 yevmiye numaralı ihtarnameyi de gönderdiğini ve bu ihtarnamenin de 15.02.2013'de davalılara imza mukabilinde teslim edildiğini, tebligatların usulüne uygun olduğunu, Mahkeme kararının hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile dava dışı Post Prodüksiyon Merkezi Ltd. Şti. arasında 03.09.2008 tarihli finansal kiralama sözleşmesinin imzalandığı, davalıların ise ipotek veren 3. kişi konumunda olduğu, dava dışı asıl borçlu şirketin sözleşmedeki adresinin "Bestekar ... ... Sk. No:8 Balmumcu Beşiktaş/İstanbul" olduğu, sözleşmenin 57 nci maddesinde kiralayan tarafından yapılacak her türlü tebligatın kanuni ikametgahlarına veya kendilerine yapılmış tebligat olduğu, 7201 sayılı Kanun'un 35 ... maddesi ve 2004 sayılı Kanun'un 21 ... maddesindeki usulün uygulanmasının borçlu tarafından kabul edildiği, davacı tarafından dava dışı borçlunun yukarıda belirtilen adresine çıkarılan tebligatın bila ikmal döndüğü, buna göre sözleşmenin 57. maddesi hükmü dikkate alındığında ihtarnamenin asıl borçluya usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilemediği, sözleşmede bu adrese çıkarılacak tebligatın yapılmış sayılacağı yolunda bir hüküm bulunmadığı gibi sözleşmede yer ... 7201 sayılı Kanun'un 35 ... maddesinin, kazai mercilerce çıkarılacak tebligata ilişkin olup yine 2004 sayılı Kanun'un 21 ... maddesindeki tebligatın ise icra müdürlüklerince çıkarılacak tebligata ilişkin olduğu, dolayısıyla asıl borçlunun sözleşmedeki adresine çıkarılan tebligatın usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilemediği, öte yandan davalılar ayrı ayrı ipotek ... olup davalı ... hem 02.09.2008 tarihli ipotek resmi senedinde (150.000,00 TL'lik) hem de 06.11.2008 tarihli ipotek resmi senedinde (120.000,00 USD'lik), davalı ... ise 10.11.2008 tarihli resmi senetle (250.000,00 USD'lik), 03.09.2008 tarihli resmi senetle ise (400.000,00 YTL'lik) ipotek tesis ettiği, söz konusu ipotek resmi senetlerinde davalıların adreslerinin "Bestekar ... ... Sk. No:8 Balmumcu Beşiktaş/İstanbul" olduğu ve ipotek resmi senetlerinin 18. maddesinde bu adreslere yapılacak tebligatın kanuni ikametgahına ya da şahsına yapılmış tebligat olduğu, 7201 sayılı Kanun'un 35 ... ve 2004 sayılı Kanun'un 21 ... maddesinin kendisine uygulanmasını kabul ve taahhüt ettiğinin belirtildiği, davalıların ipotek resmi senedinde yer ... bu adreslerine yapılan tebligatların bila tebliğ iade edildiği, istinaf aşamasında ilgili noterlikten istenilen tebligat evraklarının fotokopilerinin incelenmesinde ise davalıların sözleşmede belirtilenin dışındaki başka başka adreslere tebligatlar çıkarıldığı, çıkarılan tebligatlarda farklı adresler olmasına rağmen mazbataların ön yüzünde bu adreslerin muhatapların mernis adresleri olduğunun belirtildiği, oysa davalıların mernis adresleri özellikle ...'in daha farklı adresler olduğu nüfus kayıt sisteminden alınan çıktılardan anlaşıldığı, sadece davalı ...'nın ayrıntılı mernis dökümündeki 5. ve 6. sıradaki adresinin "Mecidiyeköy Mah. Sarıbal Sok. No:16/2 ..." adresinin tebligat çıkarılan adreslerden olduğu ve bu adrese 7201 sayılı Kanun'un 21 ... maddesinin ikinci fıkrasına göre tebligat yapıldığının görüldüğü, yine bir kısım tebligatlarda "H. Rıfatpaşa Mah. Perpa Ticaret Merkezi B Blok K.6 No:803 Okmeydanı" şeklinde bir adres var ise de, bu adresin İstanbul Ticaret Odası kayıtlarından internet ortamında yapılan sorgulamada dava dışı asıl borçlu şirketin adresi olduğu, dolayısıyla davalı ... kişiler yönünden bu adrese çıkarılan tebligatın da usulsüz olduğu, 4721 sayılı Kanun'un 887 nci maddesi uyarınca ipotek borçlusu borçtan şahsen sorumlu değilse hem asıl borçluya hem de ipotek borçlusuna usulüne uygun bir şekilde tebligat yapılması gerektiği, davalılara yapılan tebligatın bu anlamda usulüne uygun olmadığı, bir an için davalılardan sadece ...'nın ayrıntılı dökümde gözüken mernis adresi olan "Mecidiyeköy Mah. Sarıbal Sok. No:16/2 ..." yapılan tebligat geçerli olduğu kabul edilse bile diğer davalıya ve dava dışı asıl borçluya yapılan tebligatlar usulüne uygun olmadığından farklı farklı ipoteklere dayalı olarak her iki davalı hakkında da birlikte takip yapılmasının usule uygun olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde açıkladığı sebepleri tekrar ederek ve davalılara yapılan tebligatların usulüne uygun olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, finansal kiralama sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri. 2.4721 sayılı Kanun'un 887 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.4721 sayılı Kanun'un 887 nci maddesine göre, ipotekli taşınmazın maliki borçtan şahsen sorumlu değilse, alacaklının ödeme isteminin ona karşı etkili olması, bu istemin hem borçluya hem de kendisine karşı yapılmış olmasına bağlıdır. Diğer bir anlatımla, asıl borçlu ile beraber borçtan şahsen sorumlu olmayan ipotekli taşınmaz malikine ihbar yapılmadıkça, ipotek borçlusu bakımından borç muaccel hâle gelmez. Muaccel hâle gelmemiş bir borç için de icra takibi yapılamayacaktır. Bu husus, takip şartıdır. 2004 sayılı Kanun'un 149/b madde hükmünde de alacağın muaccel olması aranmıştır. 2.6361 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında, "Kiracının bu Kanunda belirtilen süreler içinde borcunu ödememesinden dolayı kiralayan tarafından noter aracılığıyla kiracıya gönderilen fesih ihtarnameleri hakkında 2004 sayılı Kanunun 68/b maddesi hükümleri uygulanır." düzenlemesine yer verilmiş olup buna göre sözleşmede gösterilen adresin değiştirilmesi, yurt içinde bir adresin noter aracılığıyla finansal kiralama şirketine bildirilmesi hâlinde sonuç doğurur; ... adresin bu şekilde bildirilmemesi hâlinde ihtarnamenin sözleşmede belirtilen adrese ulaştığı tarih tebliğ tarihi sayılır. 3.Somut uyuşmazlığa gelindiğinde; finansal kiralama sözleşmesinin asıl borçlusu dava dışı Post Prodüksiyon Merkezi Ltd. Şti.'nin sözleşmedeki adresinin "Bestekar ... ... Sk. No:8 Balmumcu Beşiktaş/İstanbul" olduğu, davacı tarafça dava dışı asıl borçlunun yukarıda belirtilen adresine çıkarılan ihtar içerikli tebligatın bila ikmal döndüğü, 6361 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca ihtarın sözleşmede belirtilen adrese ulaştığı tarihin tebliğ tarihi sayılması gerektiği, öte yandan dava dışı asıl borçlu şirketin ticaret odası faaliyet belgesinde görünen adresinin "H.... ... Mah. Perpa Ticaret Merkezi, Kat:6 B Blok, No:803 Okmeydanı/İstanbul" olduğu, bu adrese çıkarılan ihtar içerikli tebligatın usulüne uygun olarak tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Buna göre 4721 sayılı Kanun'un 887 nci maddesine göre asıl borçluya usulüne uygun olarak ödeme isteminde bulunulmuştur. 4.Bölge Adliye Mahkemesi kararında da ifade edildiği üzere davalı ...'nın mernis adresi olan "Mecidiyeköy Mah. Sarıbal Sok. No:16/2 ..." adresine çıkarılan ihtar içerikli tebligat, 7201 sayılı Kanun'un 21 ... maddesinin ikinci fıkrasına göre usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Buna göre 4721 sayılı Kanun'un 887 nci maddesine göre ipotek borçlusu davalı ...'ya usulüne uygun olarak ödeme isteminde bulunulmuştur. 5.Davalı ...'in mernis adresi olan "... Mah. Dereiçi Sk. 45/6-8 Üsküdar /İstanbul" adresine çıkarılan ihtar içerikli tebligat 7201 sayılı Kanun'un 21 ... maddesinin ikinci fıkrasına göre usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir (Dava dilekçesinin tebliğ edildiği adres). Buna göre 4721 sayılı Kanun'un 887 nci maddesine göre ipotek borçlusu davalı ...'e usulüne uygun olarak ödeme isteminde bulunulmuştur. 6.Yukarıda anılan Kanun hükümleri ve yapılan açıklamalar çerçevesinde, 4721 sayılı Kanun'un 887 nci maddesi uyarınca hem asıl borçluya hem de ipotek borçlusu davalılara usulüne uygun olarak ödeme isteminde bulunulduğu, takipten önce alacağın muaccel kılındığı gözetilerek tarafların diğer iddia ve savunmaları doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2022/13381 E., 2023/862 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
tam metni aç
rtta yayınlanan bir gazetede yapılması gerekirken, mahalli gazetede yapılmasının yasaya aykırı olduğunu, takip borçlusu şirket ile ipotek veren arasında zorunlu takip arkadaşlığı olduğundan, haklarında birlikte takip yapılması gerektiğini, TMK'nın 873/3. maddesine göre toplu rehin durumunda, ipotek alacaklısının toplu rehin kurulan taşınmazların her birinin aynı zamanda satılmasını talep etmesinin
12. Hukuk Dairesi         2022/13381 E.  ,  2023/862 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davalar yönünden ihalenin feshi şikayetinden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen dosyalarda talep edilen ihalelerin feshi isteminin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Kararın borçlu vekili ve alacaklı banka vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı borçlu vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı borçlu vekili dava dilekçesinde; asıl ve birleşen davalarda; Manisa 2. İcra Müdürlüğünün 2015/5614 Esas sayılı dosyası ile hakkında başlatılan takipte, maliki ve hissedarı olduğu ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 564 ada 13 parsel 3 nolu bağımsız bölümün ...'e, ... Mahallesi 3350 ada 2 parsel 8 blok 29 nolu bağımsız bölümün ...'a, ... Mahallesi 3350 ada 2 parsel 9 blok 4 nolu bağımsız bölümün ...'a, ... Mahallesi 1320 ada 105 parsel A blok 2 nolu bağımsız bölümün ...'a, ... Mahallesi 1320 ada 105 parsel A blok 38 nolu bağımsız bölümün ...'e, ... Mahallesi 1320 ada, 105 parsel A blok 42 nolu bağımsız bölümün ...'a ihale edildiğini, ihaleye yönelik tebligatların Tebligat Yasasının 21. maddesine aykırı olduğunu, taşınmazların kıymet takdirinin 2020 yılı içinde yapıldığını ve geçen 2 senelik süre içinde yaşanan ekonomik gelişmeler nedeniyle taşınmazların güncel değerinin çok altında ihale edildiğini, satış ilanının şeklinin de yasaya aykırı olduğunu, satış ilanının tirajı yüksek ve tüm yurtta yayınlanan bir gazetede yapılması gerekirken, mahalli gazetede yapılmasının yasaya aykırı olduğunu, takip borçlusu şirket ile ipotek veren arasında zorunlu takip arkadaşlığı olduğundan, haklarında birlikte takip yapılması gerektiğini, TMK'nın 873/3. maddesine göre toplu rehin durumunda, ipotek alacaklısının toplu rehin kurulan taşınmazların her birinin aynı zamanda satılmasını talep etmesinin zorunlu olduğunu, banka borcu teminatı olarak verilen iki adet taşınmazın satışının aynı anda yapılmadığını belirterek, ihalelerin feshine karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı alacaklı banka vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının aksine, satış ilanı tebligatlarının Tebliğat Kanunu ve Tebligat Tüzüğüne uygun olarak yapıldığını, dosya borçlusu davacı şirket ve ipotek veren sıfatı ile ... hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını, takibe konu taşınmazlarda toplu ipotek olduğu ve birlikte satılması gerektiği yönündeki itirazın da haksız olduğunu, takibe konu ipoteklerin limit ipoteği olduğunu, usulüne uygun olarak satışların gerçekleştirildiğini, iki adet ipotekli taşınmazın adresinin Buca ve Menemen ilçeleri olduğunu, birlikte satış yapılmasının doğal olarak mümkün olmadığını belirterek, davanın reddi ile ihale bedelinin %10'u oranında para cezasına hükmedilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şikayetçi borçlu tarafından tüm taşınmaz ihalelerine yönelik olarak aynı nedenlere dayalı olarak ihalelerin feshinin istenildiğini, ortak bir değerlendirme yapılmasının gerektiğini, şikayetçinin ilk olarak yapılan tebligatların usulsüz olduğunu ileri sürdüğünü,şikayetçinin ancak kendisi açsından bunu ileri sürme hakkına sahip olup her ilgilinin bu durumu kendisinin şikayet konusu yapabileceğini, bu bağlamda kıymet takdiri ve satış ilanı tebligatlarının borçlu şirkete 21/1 maddesi uyarınca ticaret sicilinde kayıtlı adreslerine usulüne uygun olarak yapıldığını, borçlu şirket tarafından 3350 ada 2 parsel 4 ve 29 no.lu dairelere ilişkin olarak kıymet takdirine itiraz davası açıldığını ve davanın kabulüne karar verilerek taşınmazlara yeniden kıymet takdir edildiğini, bu halde kıymet takdirine itiraz davalarında verilen hükmün incelenebileceğini ancak ihalenin feshi sebebi olarak ileri sürülen sebebin geçen iki senedeki ekonomik gelişmeler olup bu durumda kıymet takdirine ilişkin olarak öne sürdüğü hususların esasa etkili olmayıp, yeniden kıymet takdiri işlemi yapılmasına gerek olmadığı gibi ( Yargıtay 08.11.2018 tarih 12 HD 2017/9190 E, 2018/11054K sayılı ilamı) satış ilanı tebliğine rağmen satışa hazırlık işlemi olan bu hususta şikayet konusu edilmediğinden bu aşamada incelenmesinin mümkün görülmediğini,(Yargıtay 12 HD 12.11.2019 tarih 2019/12589 E, 2019/16404K sayıl ilamı) diğer taşınmazlar açısından ise kıymet takdirine itiraz edilmediğini, bunun yanında gazete ilanı yapılan gazetenin trajı ve ihalenin yapılış şeklinde de ileri sürülen iddiaların da gelen yazı cevabı ve ihale tutanakları ile yerinde olmadığını, şikayetçi borçlu şirket hakkındaki iflas erteleme davasında verilen tedbir kararının diğer ipotekli taşınmazları da bağlayacağını ileri sürmüş iseler de 27.01.2020 tarihinde tüm tedbirlerin kaldırıldığını ve iflas erteleme davasının reddedildiğinden bu iddianın da yerinde olmadığını, şikayetçi borçlunun satışına gidilen taşınmazların toplu ipotek olduğunu ve tümünün birlikte satılması gerektiğini ileri sürdüğünü ancak alacaklı tarafından tüm ipotekli taşınmazların birlikte satışının istenildiği ancak Buca ve Menemen ilçelerinde bulunan taşınmazların fiilen birlikte satışlarının mümkün olmadığını,bu durumda yukarıda belirtilen taşınmazlara ilişkin muhammen ve satış bedelleri göz önüne alınarak, taşınmazlar muhammen bedelinin üzerinde satılmış olmakla zarar unsuru oluşmayacağından ihalenin feshi isteminin reddine, İİK m.134/2 (son cümlesinde) işin esasına girilmeden ihalenin feshi talebinin reddi halinde şikayetçi aleyhine para cezasına hükmedilemeyeceği öngörüldüğünden, esasa girilmediğinden para cezası takdirine yer olmadığına karar karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu vekili ve alacaklı banka vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri B-1-Davacı borçlu vekilinin istinaf sebeplerinin incelenmesinde; Davacı borçlu vekili, satış ilanının davacıya tebliği ile satış tarihi arasında geçen 21 günlük sürenin müşteri bulma borcu ödeyebilmek için para temin etmek amacı ile hazırlık yapabilmek ve satışa katılımın artırılmasını sağlamak için makul süre olmadığını, taşınmazın değerinin ve borcun yüksek olduğunu, bu nedenle yapılacak hazırlıkların daha fazla zaman alacağını, icra emrinin davacıya tebliğinin usulsüz olduğunu, ihale salonu önünde katılımcı sıfatı ile 10-12 kişi olmasına rağmen sadece 5 kişinin ihaleye katıldığını, ihaleye katılanlar arasında yakın arkadaş ve hısımlık ilişkileri olduğundan birlikte hareket ederek taşınmazın gerçek değerinin altında satılmasını sağladıklarını, ihale katılımcısı Muhammet Karaca'nın pey sürmeye devam ederken ihale süresi dolmadan ihalenin kapatıldığını, bu kişinin tanık olarak beyanda bulunduğunu ancak ihale bittikten sonraki tavırları ile uyuşmayan çelişkili ifade verdiğini, mezat salonunun kapısında polis olduğunu bildirdiğini, oysa sadece bir adliye güvenlik personeli bulunduğunu, bu nedenle tanığın menfaat sağladığını düşündüklerinden beyanlarına itibar edilmemesi gerektiğini, tanık Kasım Yılmaz'ın beyanda bulunurken davalı ihale alıcısı avukatı ile zapta geçmeyen sözlü bir tartışma yaşadığını, tanığın adı geçen avukatın bakışlarından rahatsız olduğunu dile getirmesi üzerine tartışma başladığını, tanık Kasım'ın " 12-13 Milyonluk yeri 3,5 Milyona satın aldınız, ayıptır tüm bildiklerimi anlatayım mı" dediğini, bu tartışmanın bile akıllarda şüphe uyandırdığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B-2- Davalı alacaklı banka vekilinin istinaf sebeplerinin incelenmesinde; Davalı alacaklı banka vekili, dava dilekçesine ve birleşen dava dosyalarına sundukları cevap dilekçelerinde haksız olarak dava açan davacının ihale bedeli üzerinden hesaplanacak para cezası ile cezalandırılmasının istenildiğini, mahkemece, tebligatların usulüne uygun olup olmadığı yönündeki itirazların usul yönünden inceleme kabul edildiği düşünülmüş olsa dahi; gazete ilanının hukuk, kanun ve usule uygun olup olmadığı, ipoteklerin toplu ipotek olup olmadığı ve toplu şekilde satışa çıkarılıp çıkarılmadığı, kıymet takdirine yönelik itirazlar usuli itiraz olarak kabul edilerek, dosyanın esası yönünden inceleme yapılmadığı yönündeki kabulün hatalı bir değerlendirme olduğunu, davacının tüm dosyalar yönünden taşınmazların ihale bedelinin %10'u oranında para cezası ile cezalandırılmaları gerektiğini belirterek, kararın para cezası yönünden kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile borçlunun iki taşınmaza ilişkin kıymet takdirine itiraz davası açtığını, onun dışında kalan taşınmazlara ilişkin kıymet takdirine itiraz edilmediğini, kıymet takdirine itiraz edilmeyen taşınmazlara ilişkin de değerlerinin düşük belirlendiğine dair bir itirazı olmadığını, kaldı ki diğer taşınmazlar yönünden de ihaleye fesat ve taşınmazların değerinin düşük belirlendiğine dair itirazları olmaması karşısında davanın hukuki yarar yokluğundan reddine dair kararın yerinde olduğunu, muhammen bedelin üzerinde satılan taşınmazlara ilişkin hukuki yarar yokluğundan reddine dair karar verilmesi halinde para cezasına hükmedilemeyeceğini belirterek tarafların istinaf başvurusunun ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı borçlu vekili istinaf sebebi olarak ileri sürülen hususlarla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ihalenin feshi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk İİK'nun 134.maddesi 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup borçlu vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, 14.02.2023 tarihinde karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Hukuk

Bir alacak için taşınmaz üzerinde ipotek kurulmuş, ancak borçlu borcunu vadesinde ödememiştir. İpotekli alacaklının (Banka vb.), alacağını tahsil etmek için başvurabileceği yasal yol aşağıdakilerden hangisidir?

A) Taşınmazın mülkiyetinin kendisine geçirilmesini istemek (Lex Commissoria)
B) Taşınmazı bizzat satıp paraya çevirmek
C) İcra dairesine başvurarak taşınmazın satılmasını ve bedelinden alacağının ödenmesini istemek
D) Taşınmaza el koyup kiraya vererek gelirini toplamak
E) Taşınmazı borçlunun diğer mallarıyla takas etmek