İş Kanunu 1. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
BİRİNCİ BÖLÜM
Genel Hükümler
Amaç ve kapsam
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
140 karar eşleşti
(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi, 2014/13102 E., 2014/21724 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİş Mahkemesi
Davanın yasal dayanağı 4857 sayılı İş Kanunu'nun 5763 sayılı Kanunun 1.maddesi ile değişik 3/2.maddesidir.
(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi 2014/13102 E. , 2014/21724 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda; hüküm duruşmalı olarak süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiş ise de; işin mahiyeti itibariyle duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davacının davalı ... İş Teftiş Kurulu Başkanlığınca ... Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hizmeti alımında çalışan 9 işçi dolayısıyla muvazaalı işlemin tespitine ilişkin gönderilen 13/09/2012 tarih ve HAY/13-RD/13 nolu müfettiş raporunun iptali ile muvazaa bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağı 4857 sayılı İş Kanunu'nun 5763 sayılı Kanunun 1.maddesi ile değişik 3/2.maddesidir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 5763 sayılı Kanunun 1. maddesi ile değişik 3/2. maddesi aynen “Bu Kanunun 2'nci maddesinin altıncı fıkrasına göre iş alan alt işveren; kendi işyerinin tescili için asıl işverenden aldığı yazılı alt işverenlik sözleşmesi ve gerekli belgelerle birlikte, birinci fıkra hükmüne göre bildirim yapmakla yükümlüdür. Bölge müdürlüğünce tescili yapılan bu işyerine ait belgeler gerektiğinde iş müfettişlerince incelenir. İnceleme sonucunda muvazaalı işlemin tespiti halinde, bu tespite ilişkin gerekçeli müfettiş raporu işverenlere tebliğ edilir. Bu rapora karşı tebliğ tarihinden itibaren altı işgünü içinde işverenlerce yetkili iş mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir. Rapora altı iş günü içinde itiraz edilmemiş veya mahkeme muvazaalı işlemin tespitini onamış ise tescil işlemi iptal edilir ve alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçileri sayılır.” hükmünü içermektedir.
Yasanın açık hükmü karşısında Mahkemenin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 5763 sayılı Kanunun 1.maddesi ile değişik 3/2. maddesi çerçevesinde düzenlenen İş Müfettiş raporuna karşı yapılan itiraz üzerine verdiği kararın kesin olduğu anlaşıldığından davacının temyiz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Mahkemenin itiraz üzerine verdiği karar 4857 sayılı İş Kanunu'nun 5763 sayılı Kanunun 1. maddesi ile değişik 3/2. maddesi uyarınca kesin olduğundan davacı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 01.12.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
22. Hukuk Dairesi, 2016/29910 E., 2020/2147 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİş Mahkemesi
tam metni aç
Davalılar vekilleri İş Kanunu’nun 1. maddesinin yasanın kimler bakımından uygulanabileceğini açıkça düzenlendiğini, bu Kanunun amacının işverenler ile bir iş sözleşmesine dayanarak çalıştırılan işçilerin çalışma şartları ve çalışma ortamına ilişkin hak ve sorumluluklarını düzenlemek old
22. Hukuk Dairesi 2016/29910 E. , 2020/2147 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı İETT Genel Müdürlüğü bünyesinde şoför olarak kadrolu işçi statüsünde çalıştığını, çocuklarının sağlık durumu mazereti nedeniyle davalılar ..., ... ve ... Belediye Başkanlığına naklen atanma isteminde bulunduğunu, talebinin reddedildiğini, işlemin iptali için idare mahkemesine açtığı davanın görev yönünden reddine karar verildiğini, davacının halen ... Büyükşehir Belediyesi İETT Genel Müdürlüğü'nde şoför olarak çalışmaya devam ettiğini, çocuklarının engelli olmasından dolayı eşi ve çocuklarının ... ilinde ikamet ettiğini, çocuklarından sürekli akıl hastalıkları bulunmakta olup her üçünün çalışamaz olduklarını, kanunda açıkça naklen geçemez diye bir hukuki dayanak olmamasına rağmen naklen atanmasının yapılmadığını, İçişleri Bakanlığı Hukuk Müşavirliğince 28/07/2006 tarih ve 7598 sayı ile verilen görüşte, mevcut mevzuatımızda işçilerin naklen atanması ile ilgili düzenleme olmadığından bir mahalli idareye bağlı olan bir işçinin başka bir mahalli idareye geçmesinin yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar mümkün olamayacağının değerlendirildiğini, Bu görüşün talebine ilişkin Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü'nün 24/06/2006 tarih ve B.050.MAH.0.71.00.01/6723 sayılı yazısında ise, Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü konuyla ilgili olarak; " Devir işlemleri sonunda mahalli idare personeli olan işçilerin başka bir mahalli idareye naklinin bütçe imkanları ve iki kurumun kıdem tazminatının üstlenilmesine ilişkin karşılıklı mavufakatı dahilinde yapılabileceğini belirtmiştir ki davacı müvekkilinin mağduriyetinin değerlendirilerek davalı kurumlardan birine naklen geçişinin yapılmasının istendiğini, her ne kadar iş sözleşmesinin devri direkt olarak iş kanununda düzenlenmemiş olsa da bu durumun birçok Yargıtay kararlarında görüldüğü gibi iş sözleşmesinin devrine engel oluşturmadığını, kamuda iş sözleşmesinin devri veya işçi nakillerinin söz konusu olabilmesi için öncelikle hukuken geçerli iş sözleşmelerinin olmasının gerektiğini, davacının iş sözleşmesinin bulunduğunu, geçerli olan iş sözleşmesinin yasal çerçevede ve legal bir sözleşme olması gerektiğini, iş sözleşmesinin kanun ve ahlaka aykırı olmaması, konusunun imkansız olmaması gerekir ki bu hususta bir sorun olmadığını, iş sözleşmesinin kanunun aradığı şekil şartlarına uygun olduğunu, davacının kamuda kadrolu işçi statüsünde çalıştığını, ayrıca istihdam edebilecekleri başkaca kadroların da bulunduğunu, daimi işçilerin işe alınma yöntemlerinin tüm kurumlarda kamu kurum ve kuruluşlarına işçi alınmasında uygulanacak usul ve esaslar hakkında yönetmelik hükümlerinin çerçevesinde aynı esaslara tabi olduğunu, yasal düzenlemeler ve yargıtay kararlarının açık bir şekilde naklin olabileceği halde davacının mağdur edilmesinin kanun ve Anayasa'ya aykırı olduğunu belirterek davacının tayin veya naklen atanmaya ilişkin talebinin kabulü ile davalıların talebin reddine ilişkin işlemlerinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar Cevabının Özeti:
Davalılar vekilleri İş Kanunu’nun 1. maddesinin yasanın kimler bakımından uygulanabileceğini açıkça düzenlendiğini, bu Kanunun amacının işverenler ile bir iş sözleşmesine dayanarak çalıştırılan işçilerin çalışma şartları ve çalışma ortamına ilişkin hak ve sorumluluklarını düzenlemek olduğunu, davacı ...'nun, müvekkili Belediye ile herhangi bir iş sözleşmesi çerçevesinde çalıştırılmadığı gibi, aralarında başkaca bir iş ilişkisinin de mevcut olmadığını, İş Mahkemelerinin yetki ve görev tanımlarında, idareler tarafından iş ilişkisi ile bağlantılı olmayan gerçekleştirilen işlemlerin iptaline karar vermek olmadığı gibi idarelerin yerine geçerek nakil ve atama işlemleri tesis etmek de bulunmadığını bu nedenlerle, idarenin işlemlerinin iptalini talep eden işbu davanın İş Mahkemesi nezdinde görülemeyeceğinin tespiti ile öncelikle görev yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, Mahalli İdarelerde çalışan isçilerin, kurumlar arası geçişine izin veren bir düzenlemenin mevcut olmadığı, işçinin sözleşmesini düzenleyen birkaç hususun, ancak taraflar serbest iradeleri ile bir anlaşma sağladığında ve işçinin de buna muvafakat vermesi halinde uygulanabileceği, ancak ne İstanbul Büyüksehir Belediyesi ne de ..., ... ile Battalgazi Belediyesinin böyle bir iradelerinin olmadığı, yasal mevzuatta, ne özel hukuk kişilerini ne de kamu tüzel kişilerini başvuran her işçiyi işe almaya veya nakil etmeye zorlayan bir düzenleme olmadığından, kamu kurumlarının özel statüsü gereği ancak kadro imkanları ve mali durumları el verdiği ölçüde istihdamı sağlamaları mümkün olduğu kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe
Görev konusu kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden dikkate alınmalıdır.
Karar tarihi itibari ile yürürlükte olan 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesine göre; İş Kanunu'na göre işçi sayılan kimselerle (o kanunun değiştirilen ikinci maddesinin Ç, D ve E fıkralarında istisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu'na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde iş mahkemeleri kurulur. 5521 sayılı Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen İş Kanunu, şu an yürürlükte olan 4857 sayılı İş Kanunu’dur. Keza 4857 sayılı İş Kanunu'nun 1'inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, 4'üncü maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu Kanun'un uygulanacağı belirtilmiştir. Bu nedenle 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıkları, iş mahkemelerinde çözülecektir. İş mahkemesinin diğer kanunlardaki ayrık düzenlemeler hariç görevli olması için taraflar arasında iş ilişkisi bulunması gerekir. Taraflar arasındaki ilişkinin iş ilişkisi dışında diğer iş görme edimi içeren özel sözleşmeler (vekalet, eser, ortaklık gibi) veya iş ilişkisi olmakla birlikte Yasa'nın 4. maddesinde sayılan işler ve iş ilişkilerinde çalışan işçi olması halinde genel Hukuk Mahkemelerinin (görev uyuşmazlığı), statü hukuku kapsamında olması halinde ise idari yargının görevli olması (yargı yolu uyuşmazlığı) sözkonusudur.
Davalı idareler ile davacı arasında işçi-işveren ilişkisi yoktur. Sırf davacının işçi olması diğer kurumlar ile arasındaki işlemleri işçi-işveren uyuşmazlığı haline de getirmez.
Dosya içeriğine göre, İçişleri Bakanlığı Hukuk Müşavirliğince 28.07.2006 tarih ve 7598 sayı ile verilen görüşte; "mevcut mevzuatımızda, işçilerin naklen atanması ile ilgili düzenleme olmadığından; bir mahalli idareye bağlı olan bir işçinin, başka bir mahalli idareye geçmesinin yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar mümkün olamayacağının" değerlendirildiğini, Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünün 24.06.2006 tarih ve B.050.MAH.0.71.00.01/6723 sayılı yazısında ise Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü konuyla ilgili olarak; Devir İşlemleri sonunda mahalli idare personeli olan işçilerin başka bir mahalli idareye naklinin bütçe imkanları ve iki kurumun kıdem tazminatının üstlenilmesine ilişkin karşılıklı muvafakati dahilinde yapılabileceğininin belirtildiğinin"anlaşılması karşısında davacının mazereti nedeniyle tayin isteğinin davalılarca reddine yönelik işlemin iptalinin işçi ile işveren arasında iş sözleşmesinden kaynaklı bir uyuşmazlık olmadığı ve iş mahkemesinin görevli olmadığı ortadadır. Bu durumda davacının hukuka aykırı olduğunu iddia ettiği işlem ve dayanağı düzenleyici işlemin iptalini ancak idari yargı mercilerinden talep edebileceği de açıktır.
Netice itibariyle yukarıdaki yer verilen mer’i mevzuat hükümleri ve açıklamalar dikkate alındığında, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözüm yeri idari yargı olup, Mahkemece “dava dilekçesinin yargı yolunun caiz olmaması nedeni ile usulden reddine” karar verilmesi gerekirken uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 11.02.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
9. Hukuk Dairesi, 2016/19230 E., 2020/6243 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİŞ MAHKEMESİ
tam metni aç
İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş aktinden veya İş Kanunu’na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözüm yeri, mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesine göre iş mahkemeleridir.
9. Hukuk Dairesi 2016/19230 E. , 2020/6243 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, müvekkili işçinin ...'na bağlı ... Yetişkin Zihinsel Engelliler Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürlüğünde ek ders karşılığı usta öğretici olarak çalıştığını, evlilik sebebiyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı Kaymakamlık vekili husumet itirazında bulunmuş, Mahkemece Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına dahili dava dilekçesi tebliğ edilmiş ve davalı Bakanlık hakkında kabule dair karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Öncelikle çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında iş sözleşmesine dayalı olup olmadığı, davanın adli yargı da mı yoksa idari yargı da mı görüleceği noktasında toplanmaktadır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “ders görevi” başlıklı değişik 89. maddesinde “Her derecedeki eğitim ve öğretim kurumları ile Üniversite ve Akademi (Askeri Akademiler dahil), okul kurs veya yaygın eğitim yapan kurumlarda ve benzeri kuruluşlarda öğretmen veya öğretim üyesi bulunmaması halinde öğretmenlere, öğretim üyelerine veya diğer memurlara veyahut açıktan atanacaklara ücret ile ek ders görevi verilebilir. Ücretle okutulacak ders saatlerinin sayısı, ders görevi alacakların nitelikleri ve diğer hususlar Cumhurbaşkanı kararı ile tespit olunur.” hükmü yer almaktadır.
657 sayılı Kanun’un 89. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hazırlanmış, 09/11/2000 tarihli ve 2000/1648 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe konulan, 22/12/2000 tarihli ve 24268 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünün Merkez ve Taşra Teşkilatı ile Sosyal Hizmet Kuruluşlarında Okutulacak Ders Saatlerinin Sayısı, Ders Görevi Alacakların Nitelikleri ve Benzeri Diğer Hususların Tespitine Dair Esasların “ders ücreti karşılığında görevlendirme” başlıklı 6. maddesinde; maddenin “a,b, ve c” bentlerinde belirtilen özelliklere sahip olanlara, kuruluş müdürlüğünün talebi, İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğünün teklifi üzerine valilik makamının onayı ile ek ders görevi verilebileceği; maddenin “d ve e” bentlerinde belirtilen özelliklere sahip olanlara İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğünün talebi, valilik makamının teklifi üzerine Genel Müdürlük makamının onayı ile ek ders görevi verilebileceği kabul edilmiştir.
Esasların, “ek ders birim ücreti” başlıklı 8. maddesinde ise, “657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 176 ıncı maddesi gereğince ödenecek birim saat ücretleri, gündüz öğretimi kapsamında görev yapanlar bakımından gündüz öğretimi için belirlenen gösterge rakamı, gece öğretimi kapsamında görev yapanlar bakımından da gece öğretimi için belirlenen gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımından oluşan miktar üzerinden ödenir” hükmü düzenlenmiştir.
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünün Merkez ve Taşra Teşkilatı ile Sosyal Hizmet Kuruluşlarında Okutulacak Ders Saatlerinin Sayısı, Ders Görevi Alacakların Nitelikleri ve Benzeri Diğer Hususların Tespitine Dair Esaslar, yapılan bir kısım değişiklikler ( 04/03/2006 tarihli ve 26098 sayılı; 30/12/2008 tarihli ve 27096 sayılı ; 15/07/2009 tarihli ve 27289 sayılı ; 11/12/2010 tarihli ve 27782 sayılı; 10/01/2012 tarihli ve 28169 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan değişiklikler) ile birlikte 24/04/2015 tarihine kadar yürürlükte kalmıştır.
24/04/2015 tarihi itibariyle ise, 24/04/2015 tarihli ve 29336 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan (Bakanlar Kurulunun 2015/7446 sayılı kararı ile 16/03/2015 tarihinde kararlaştırılan) ... Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Esaslar yürürlüğe girmiştir. 657 sayılı Kanun’un 89. maddesine dayanılarak kabul edilen bu esasların 9. maddesinde, kendilerine ek ders görevi verileceklerin, Bakan veya yetkilendireceği ilgili makam onayı ile tespit edileceği; 7. maddesinde ise ek ders görevi verilenlere 657 sayılı Kanun’un 176. maddesi uyarınca ek ders ücreti ödeneceği düzenlenmiştir.
İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş aktinden veya İş Kanunu’na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözüm yeri, mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesine göre iş mahkemeleridir. 25/10/2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca ise, iş mahkemeleri; a) 5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına, b) İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara, c) Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara ilişkin dava ve işlere bakar.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 1. maddesinin ikinci fıkrasında, kanunun 4. maddesinde belirtilen ayrık durumlar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve çalışma şekline bakılmaksızın işçilere bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir.
4857 sayılı Kanun’un 2. maddesinde “işçi”, bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişi olarak tanımlanmıştır. İşçi sıfatının kazanılması iş sözleşmesinin varlığına dayandığından, her şeyden önce ortada tarafların serbest iradeleriyle kabul edilmiş bir sözleşme ilişkisinin bulunması zorunludur. Çalışma ilişkisinin iş sözleşmesine, idarece yapılan bir görevlendirmeye veya idari sözleşmeye dayalı olup olmadığının tespiti, sonuç itibariyle yargı yolunu da belirleyecektir. Niteliği itibariyle bir özel hukuk sözleşmesi olan iş sözleşmesinde taraflar, yasaların öngördüğü sınırlar içinde sözleşmenin konusunu, amacını, biçimini, bağlantı kuracakları kişileri serbestçe seçebilirler. Buna karşılık istihdamın idari sözleşme, görevlendirme veya atama suretiyle yapılması durumunda, çalışma ilişkisinin çerçevesini oluşturan yasal mevzuat tarafların hareket serbestisini kısıtlamakta ve kişileri statü hukukuna tabi kılmaktadır. Bu nedenledir ki, özel hukuk sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar adli yargıda, idarece yapılan görevlendirmelerden ve atamalardan doğan uyuşmazlıklar ise idari yargıda çözümlenmektedir ( YHGK 18/01/2017, 2015/736 esas- 2017/25 karar sayılı kararı).
Somut olayda, davacının, davalıya bağlı Arifiye Yetişkin Zihinsel Engelliler Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürlüğü işyerinde, 657 sayılı Kanun’un 89. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hazırlanan “Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünün Merkez ve Taşra Teşkilatı ile Sosyal Hizmet Kuruluşlarında Okutulacak Ders Saatlerinin Sayısı, Ders Görevi Alacakların Nitelikleri ve Benzeri Diğer Hususların Tespitine Dair Esaslar” kapsamında, Genel Müdürlük makamının onayıyla usta öğretici olarak ek ders ücreti karşılığında yapılan görevlendirmeler ile çalıştığı, ödenecek ücretinin 657 sayılı Kanun’un 176. maddesine göre belirlendiği anlaşılmaktadır.
657 sayılı Kanun’un 89. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hazırlanan esaslarda, ders görevi alacakların taşıması gereken nitelikler, göreve alınma, çalışma koşulları ile yapılacak ödemeler önceden düzenlenmiş, idareye göreve alma ve sonlandırma gibi konularda üstün yetkiler verilmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında varılan neticede, taraflar arasında iş sözleşmesi bulunmadığı, çalışma ilişkisinin idarece yapılan görevlendirmeye dayalı olduğu, göreve alınma, çalışma koşulları ile ödenecek ücretin statü hukuku içinde düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla taraflar arasındaki ilişki statü hukukuna tabi olup, uyuşmazlığın çözümü iş mahkemelerinin görev alanına girmemektedir. Sosyal Güvenlik Hukuku açısından, primlerin Sosyal Güvenlik Kurumu’na ödenmesi, davacının özel hukuk kapsamında sözleşme ile çalıştığını göstermez.
Ücret, çalışma saati, süreleri ve benzeri bir çok esaslı çalışma koşulunun statü hukuku içinde önceden düzenlendiği ve idareye üstün yetkiler tanındığı çalışma ilişkisinde, başta İş Kanunu olmak üzere özel hukuk hükümlerinin uygulanması ilişkinin niteliğiyle bağdaşmamaktadır.
Anılan sebeplerle, uyuşmazlığın çözüm yeri idari yargı olup, Mahkemece, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-b ve 115. maddeleri uyarınca, yargı yolunun caiz olmaması sebebiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmelidir. Aksi yönde kabul ile esasa girilerek karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16.06.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
22. Hukuk Dairesi, 2016/4619 E., 2019/7290 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİş Mahkemesi
tam metni aç
maddesi uyarınca ek ders ücreti ödeneceği düzenlenmiştir.İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş aktinden veya İş Kanunu’na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözüm yeri, mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesine göre iş mahkemeleridir.
22. Hukuk Dairesi 2016/4619 E. , 2019/7290 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi ve davacı vekilince duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 05/03/2019 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına vekili Avukat ... ile karşı taraf adına vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkili işçinin 14/10/2002 tarihinde başlayan ve her yıl birer yıllık dönemlerle yenilenen sözleşmelerle, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’na bağlı ... Rehabilitasyon Merkezinde usta öğretici olarak çalıştığını, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından kendisine yaşlılık aylığı bağlandığını, 2010 yılı ekim ayından itibaren sosyal güvenlik destek primi ödenmek suretiyle çalışmaya devam ettiğini, 27/03/2012 tarihinde ise iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini, ücretlerinin eksik ödendiğini, ilave tediye alacağının ise ödenmediğini, yıllık ücretli izinlerinin kullandırılmadığını ileri sürerek, kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, eksik ödenen ücret ve ilave tediye alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.Davalı vekili, davacının müvekkiline bağlı olarak hizmet veren... Engelsiz Yaşam Bakım Rehabilitasyon ve Aile Danışma Merkezi Müdürlüğü işyerinde, ilk olarak 2002 yılında alınan onayla ek ders ücreti karşılığında 14/11/2002 tarihinde başlamaya başladığını, daha sonraki yıllarda da her onayın bitişinden sonra çalışmasının birer yıl uzatıldığını, eylül 2010 ayında emekli olduğunu, 20/10/2010 tarihli ve 234 sayılı onay ile talebi üzerine emekli olduktan sonra çalışmaya devam ettiğini, davacının üç gün üst üste işe gelmediğini, herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Öncelikle çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında iş sözleşmesine dayalı olup olmadığı, davanın adli yargı da mı yoksa idari yargı da mı görüleceği noktasında toplanmaktadır.657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “ders görevi” başlıklı değişik 89. maddesinde “Her derecedeki eğitim ve öğretim kurumları ile Üniversite ve Akademi (Askeri Akademiler dahil), okul kurs veya yaygın eğitim yapan kurumlarda ve benzeri kuruluşlarda öğretmen veya öğretim üyesi bulunmaması halinde öğretmenlere, öğretim üyelerine veya diğer memurlara veyahut açıktan atanacaklara ücret ile ek ders görevi verilebilir. Ücretle okutulacak ders saatlerinin sayısı, ders görevi alacakların nitelikleri ve diğer hususlar Cumhurbaşkanı kararı ile tespit olunur.” hükmü yer almaktadır.657 sayılı Kanun’un 89. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hazırlanmış, 09/11/2000 tarihli ve 2000/1648 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe konulan, 22/12/2000 tarihli ve 24268 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünün Merkez ve Taşra Teşkilatı ile Sosyal Hizmet Kuruluşlarında Okutulacak Ders Saatlerinin Sayısı, Ders Görevi Alacakların Nitelikleri ve Benzeri Diğer Hususların Tespitine Dair Esasların “ders ücreti karşılığında görevlendirme” başlıklı 6. maddesinde; maddenin “a,b, ve c” bentlerinde belirtilen özelliklere sahip olanlara, kuruluş müdürlüğünün talebi, İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğünün teklifi üzerine valilik makamının onayı ile ek ders görevi verilebileceği; maddenin “d ve e” bentlerinde belirtilen özelliklere sahip olanlara İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğünün talebi, valilik makamının teklifi üzerine Genel Müdürlük makamının onayı ile ek ders görevi verilebileceği kabul edilmiştir.Esasların, “ek ders birim ücreti” başlıklı 8. maddesinde ise, “657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 176 ıncı maddesi gereğince ödenecek birim saat ücretleri, gündüz öğretimi kapsamında görev yapanlar bakımından gündüz öğretimi için belirlenen gösterge rakamı, gece öğretimi kapsamında görev yapanlar bakımından da gece öğretimi için belirlenen gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımından oluşan miktar üzerinden ödenir” hükmü düzenlenmiştir.Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünün Merkez ve Taşra Teşkilatı ile Sosyal Hizmet Kuruluşlarında Okutulacak Ders Saatlerinin Sayısı, Ders Görevi Alacakların Nitelikleri ve Benzeri Diğer Hususların Tespitine Dair Esaslar, yapılan bir kısım değişiklikler ( 04/03/2006 tarihli ve 26098 sayılı; 30/12/2008 tarihli ve 27096 sayılı ; 15/07/2009 tarihli ve 27289 sayılı ; 11/12/2010 tarihli ve 27782 sayılı; 10/01/2012 tarihli ve 28169 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan değişiklikler) ile birlikte 24/04/2015 tarihine kadar yürürlükte kalmıştır.24/04/2015 tarihi itibariyle ise, 24/04/2015 tarihli ve 29336 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ( Bakanlar Kurulunun 2015/7446 sayılı kararı ile 16/03/2015 tarihinde kararlaştırılan) Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Esaslar yürürlüğe girmiştir. 657 sayılı Kanun’un 89. maddesine dayanılarak kabul edilen bu esasların 9. maddesinde, kendilerine ek ders görevi verileceklerin, Bakan veya yetkilendireceği ilgili makam onayı ile tespit edileceği; 7. maddesinde ise ek ders görevi verilenlere 657 sayılı Kanun’un 176. maddesi uyarınca ek ders ücreti ödeneceği düzenlenmiştir.İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş aktinden veya İş Kanunu’na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözüm yeri, mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesine göre iş mahkemeleridir. 25/10/2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca ise, iş mahkemeleri; a) 5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına, b) İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara, c) Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara ilişkin dava ve işlere bakar.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 1. maddesinin ikinci fıkrasında, kanunun 4. maddesinde belirtilen ayrık durumlar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve çalışma şekline bakılmaksızın işçilere bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir.4857 sayılı Kanun’un 2. maddesinde “işçi”, bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişi olarak tanımlanmıştır. İşçi sıfatının kazanılması iş sözleşmesinin varlığına dayandığından, her şeyden önce ortada tarafların serbest iradeleriyle kabul edilmiş bir sözleşme ilişkisinin bulunması zorunludur. Çalışma ilişkisinin iş sözleşmesine, idarece yapılan bir görevlendirmeye veya idari sözleşmeye dayalı olup olmadığının tespiti, sonuç itibariyle yargı yolunu da belirleyecektir. Niteliği itibariyle bir özel hukuk sözleşmesi olan iş sözleşmesinde taraflar, yasaların öngördüğü sınırlar içinde sözleşmenin konusunu, amacını, biçimini, bağlantı kuracakları kişileri serbestçe seçebilirler. Buna karşılık istihdamın idari sözleşme, görevlendirme veya atama suretiyle yapılması durumunda, çalışma ilişkisinin çerçevesini oluşturan yasal mevzuat tarafların hareket serbestisini kısıtlamakta ve kişileri statü hukukuna tabi kılmaktadır. Bu nedenledir ki, özel hukuk sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar adli yargıda, idarece yapılan görevlendirmelerden ve atamalardan doğan uyuşmazlıklar ise idari yargıda çözümlenmektedir ( YHGK 18/01/2017, 2015/736 esas- 2017/25 karar sayılı kararı).Somut olayda, davacının, davalıya bağlı ... Engelsiz Yaşam Bakım Rehabilitasyon ve Aile Danışma Merkezi Müdürlüğü işyerinde, 657 sayılı Kanun’un 89. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hazırlanan “Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünün Merkez ve Taşra Teşkilatı ile Sosyal Hizmet Kuruluşlarında Okutulacak Ders Saatlerinin Sayısı, Ders Görevi Alacakların Nitelikleri ve Benzeri Diğer Hususların Tespitine Dair Esaslar” kapsamında, Genel Müdürlük makamının onayıyla usta öğretici olarak ek ders ücreti karşılığında yapılan görevlendirmeler ile çalıştığı, ödenecek ücretinin 657 sayılı Kanun’un 176. maddesine göre belirlendiği anlaşılmaktadır.657 sayılı Kanun’un 89. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hazırlanan esaslarda, ders görevi alacakların taşıması gereken nitelikler, göreve alınma, çalışma koşulları ile yapılacak ödemeler önceden düzenlenmiş, idareye göreve alma ve sonlandırma gibi konularda üstün yetkiler verilmiştir.Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında varılan neticede, taraflar arasında iş sözleşmesi bulunmadığı, çalışma ilişkisinin idarece yapılan görevlendirmeye dayalı olduğu, göreve alınma, çalışma koşulları ile ödenecek ücretin statü hukuku içinde düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla taraflar arasındaki ilişki statü hukukuna tabi olup, uyuşmazlığın çözümü iş mahkemelerinin görev alanına girmemektedir. Sosyal Güvenlik Hukuku açısından, primlerin Sosyal Güvenlik Kurumu’na ödenmesi, davacının özel hukuk kapsamında sözleşme ile çalıştığını göstermez.Her ne kadar, dava dosyası içeriğine sunulmuş Dairemizin 08/12/2014 tarihli ve 2014/33277 esas, 2014/34707 karar sayılı ilamında, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı rehabilitasyon merkezinde istihdam edilen bir başka usta öğreticinin benzer taleplerle açtığı davaya, iş mahkemelerinin bakmakla görevli olduğunun kabul edildiği görülmekte ise de; bu yöndeki kabulün uygulamada bir çok soruna yol açtığı sabittir. Diğer taraftan sözü edilen ilam içeriğinde bahsi geçen Uyuşmazlık Mahkemesi kararının, dava dışı ... Büyükşehir Belediyesi’nde çalışan usta öğretici ile ilgili olduğu da anlaşılmaktadır. Ücret, çalışma saati, süreleri ve benzeri bir çok esaslı çalışma koşulunun statü hukuku içinde önceden düzenlendiği ve idareye üstün yetkiler tanındığı çalışma ilişkisinde, başta İş Kanunu olmak üzere özel hukuk hükümlerinin uygulanması ilişkinin niteliğiyle bağdaşmamaktadır. Konunun etraflıca yeniden değerlendirilmesinde, bahsi geçen ilamda açıklanan görüşün sürdürülmesi mümkün olmayıp, uyuşmazlığın statü hukukunu ilgilendirdiği kanaatine varılmıştır.
Anılan sebeplerle, uyuşmazlığın çözüm yeri idari yargı olup, Mahkemece, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-b ve 115. maddeleri uyarınca, yargı yolunun caiz olmaması sebebiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmelidir. Aksi yönde kabul ile esasa girilerek karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, davalı yararına takdir edilen 2.037,00 TL duruşma vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02/04/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
22. Hukuk Dairesi, 2016/7298 E., 2019/8098 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİş Mahkemesi
tam metni aç
İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş aktinden veya İş Kanunu’na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözüm yeri, mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesine göre iş mahkemeleridir.
22. Hukuk Dairesi 2016/7298 E. , 2019/8098 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, süresi içinde temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi, davacı vekilinin duruşma talep etmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 09/04/2019 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına vekili Avukat ... ile karşı taraf adına vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkili işçinin her yıl birer yıllık dönemlerle yenilenen sözleşmelerle, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’na bağlı ... . Rehabilitasyon Merkezinde usta öğretici olarak çalıştığını, 20/05/2009 tarihinde iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini, ücretlerinin eksik ödendiğini, ilave tediye alacağının ise ödenmediğini, yıllık ücretli izinlerinin kullandırılmadığını ileri sürerek, kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, eksik ödenen ücret ve ilave tediye alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki ilişkinin statü hukukuna dayandığını, davanın öncelikle görev yönünden reddi gerektiğini, davacının ek ders ücreti karşılığında çalıştığını, çalışmanın tam gün esasına göre olmadığını, izin hakkının ve kıdem tazminatı hakkının olmadığını, ödenmeyen ücret alacağının bulunmadığını, iddia ve taleplerin haksız olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraflar vekilleri temyiz etmiştir.
Öncelikle çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında iş sözleşmesine dayalı olup olmadığı, davanın adli yargı da mı yoksa idari yargı da mı görüleceği noktasında toplanmaktadır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “ders görevi” başlıklı değişik 89. maddesinde “Her derecedeki eğitim ve öğretim kurumları ile Üniversite ve Akademi (Askeri Akademiler dahil), okul kurs veya yaygın eğitim yapan kurumlarda ve benzeri kuruluşlarda öğretmen veya öğretim üyesi bulunmaması halinde öğretmenlere, öğretim üyelerine veya diğer memurlara veyahut açıktan atanacaklara ücret ile ek ders görevi verilebilir. Ücretle okutulacak ders saatlerinin sayısı, ders görevi alacakların nitelikleri ve diğer hususlar Cumhurbaşkanı kararı ile tespit olunur.” hükmü yer almaktadır.
657 sayılı Kanun’un 89. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hazırlanmış, 09/11/2000 tarihli ve 2000/1648 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe konulan, 22/12/2000 tarihli ve 24268 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünün Merkez ve Taşra Teşkilatı ile Sosyal Hizmet Kuruluşlarında Okutulacak Ders Saatlerinin Sayısı, Ders Görevi Alacakların Nitelikleri ve Benzeri Diğer Hususların Tespitine Dair Esasların “ders ücreti karşılığında görevlendirme” başlıklı 6. maddesinde; maddenin “a,b, ve c” bentlerinde belirtilen özelliklere sahip olanlara, kuruluş müdürlüğünün talebi, İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğünün teklifi üzerine valilik makamının onayı ile ek ders görevi verilebileceği; maddenin “d ve e” bentlerinde belirtilen özelliklere sahip olanlara İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğünün talebi, valilik makamının teklifi üzerine Genel Müdürlük makamının onayı ile ek ders görevi verilebileceği kabul edilmiştir.
Esasların, “ek ders birim ücreti” başlıklı 8. maddesinde ise, “657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 176 ıncı maddesi gereğince ödenecek birim saat ücretleri, gündüz öğretimi kapsamında görev yapanlar bakımından gündüz öğretimi için belirlenen gösterge rakamı, gece öğretimi kapsamında görev yapanlar bakımından da gece öğretimi için belirlenen gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımından oluşan miktar üzerinden ödenir” hükmü düzenlenmiştir.
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünün Merkez ve Taşra Teşkilatı ile Sosyal Hizmet Kuruluşlarında Okutulacak Ders Saatlerinin Sayısı, Ders Görevi Alacakların Nitelikleri ve Benzeri Diğer Hususların Tespitine Dair Esaslar, yapılan bir kısım değişiklikler ( 04/03/2006 tarihli ve 26098 sayılı; 30/12/2008 tarihli ve 27096 sayılı ; 15/07/2009 tarihli ve 27289 sayılı ; 11/12/2010 tarihli ve 27782 sayılı; 10/01/2012 tarihli ve 28169 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan değişiklikler) ile birlikte 24/04/2015 tarihine kadar yürürlükte kalmıştır.
24/04/2015 tarihi itibariyle ise, 24/04/2015 tarihli ve 29336 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ( Bakanlar Kurulunun 2015/7446 sayılı kararı ile 16/03/2015 tarihinde kararlaştırılan) Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Esaslar yürürlüğe girmiştir. 657 sayılı Kanun’un 89. maddesine dayanılarak kabul edilen bu esasların 9. maddesinde, kendilerine ek ders görevi verileceklerin, Bakan veya yetkilendireceği ilgili makam onayı ile tespit edileceği; 7. maddesinde ise ek ders görevi verilenlere 657 sayılı Kanun’un 176. maddesi uyarınca ek ders ücreti ödeneceği düzenlenmiştir.
İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş aktinden veya İş Kanunu’na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözüm yeri, mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesine göre iş mahkemeleridir. 25/10/2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca ise, iş mahkemeleri; a) 5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına, b) İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara, c) Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara ilişkin dava ve işlere bakar.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 1. maddesinin ikinci fıkrasında, kanunun 4. maddesinde belirtilen ayrık durumlar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve çalışma şekline bakılmaksızın işçilere bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir.
4857 sayılı Kanun’un 2. maddesinde “işçi”, bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişi olarak tanımlanmıştır. İşçi sıfatının kazanılması iş sözleşmesinin varlığına dayandığından, her şeyden önce ortada tarafların serbest iradeleriyle kabul edilmiş bir sözleşme ilişkisinin bulunması zorunludur. Çalışma ilişkisinin iş sözleşmesine, idarece yapılan bir görevlendirmeye veya idari sözleşmeye dayalı olup olmadığının tespiti, sonuç itibariyle yargı yolunu da belirleyecektir. Niteliği itibariyle bir özel hukuk sözleşmesi olan iş sözleşmesinde taraflar, yasaların öngördüğü sınırlar içinde sözleşmenin konusunu, amacını, biçimini, bağlantı kuracakları kişileri serbestçe seçebilirler. Buna karşılık istihdamın idari sözleşme, görevlendirme veya atama suretiyle yapılması durumunda, çalışma ilişkisinin çerçevesini oluşturan yasal mevzuat tarafların hareket serbestisini kısıtlamakta ve kişileri statü hukukuna tabi kılmaktadır. Bu nedenledir ki, özel hukuk sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar adli yargıda, idarece yapılan görevlendirmelerden ve atamalardan doğan uyuşmazlıklar ise idari yargıda çözümlenmektedir ( YHGK 18/01/2017, 2015/736 esas- 2017/25 karar sayılı kararı).
Somut olayda, davacının, davalıya bağlı ... . Engelsiz Yaşam Bakım Rehabilitasyon ve Aile Danışma Merkezi Müdürlüğü işyerinde, 657 sayılı Kanun’un 89. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hazırlanan “Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünün Merkez ve Taşra Teşkilatı ile Sosyal Hizmet Kuruluşlarında Okutulacak Ders Saatlerinin Sayısı, Ders Görevi Alacakların Nitelikleri ve Benzeri Diğer Hususların Tespitine Dair Esaslar” kapsamında, Genel Müdürlük makamının onayıyla usta öğretici olarak ek ders ücreti karşılığında yapılan görevlendirmeler ile çalıştığı, ödenecek ücretinin 657 sayılı Kanun’un 176. maddesine göre belirlendiği anlaşılmaktadır.657 sayılı Kanun’un 89. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hazırlanan esaslarda, ders görevi alacakların taşıması gereken nitelikler, göreve alınma, çalışma koşulları ile yapılacak ödemeler önceden düzenlenmiş, idareye göreve alma ve sonlandırma gibi konularda üstün yetkiler verilmiştir.Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında varılan neticede, taraflar arasında iş sözleşmesi bulunmadığı, çalışma ilişkisinin idarece yapılan görevlendirmeye dayalı olduğu, göreve alınma, çalışma koşulları ile ödenecek ücretin statü hukuku içinde düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla taraflar arasındaki ilişki statü hukukuna tabi olup, uyuşmazlığın çözümü iş mahkemelerinin görev alanına girmemektedir. Sosyal Güvenlik Hukuku açısından, primlerin Sosyal Güvenlik Kurumu’na ödenmesi, davacının özel hukuk kapsamında sözleşme ile çalıştığını göstermez.
Her ne kadar, dava dosyası içeriğine sunulmuş Dairemizin 08/12/2014 tarihli ve 2014/33277 esas, 2014/34707 karar sayılı ilamında, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı rehabilitasyon merkezinde istihdam edilen bir başka usta öğreticinin benzer taleplerle açtığı davaya, iş mahkemelerinin bakmakla görevli olduğunun kabul edildiği görülmekte ise de; bu yöndeki kabulün uygulamada bir çok soruna yol açtığı sabittir. Diğer taraftan sözü edilen ilam içeriğinde bahsi geçen Uyuşmazlık Mahkemesi kararının, dava dışı ... Büyükşehir Belediyesi’nde çalışan usta öğretici ile ilgili olduğu da anlaşılmaktadır. Ücret, çalışma saati, süreleri ve benzeri bir çok esaslı çalışma koşulunun statü hukuku içinde önceden düzenlendiği ve idareye üstün yetkiler tanındığı çalışma ilişkisinde, başta İş Kanunu olmak üzere özel hukuk hükümlerinin uygulanması ilişkinin niteliğiyle bağdaşmamaktadır. Konunun etraflıca yeniden değerlendirilmesinde, bahsi geçen ilamda açıklanan görüşün sürdürülmesi mümkün olmayıp, uyuşmazlığın statü hukukunu ilgilendirdiği kanaatine varılmıştır.Anılan sebeplerle, uyuşmazlığın çözüm yeri idari yargı olup, Mahkemece, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-b ve 115. maddeleri uyarınca, yargı yolunun caiz olmaması sebebiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmelidir. Aksi yönde kabul ile esasa girilerek karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, davalı yararına takdir edilen 2.037,00 TL duruşma vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 09/04/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
İş Hukuku
4857 sayılı İş Kanunu’nda belirtilen "Kanun'un Amacı" ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi en kapsamlı ve doğru tanımı içerir?
A) İşverenlerin ticari faaliyetlerini düzenlemek ve rekabeti korumak.
B) Sadece sendikalı işçilerin çalışma koşullarını belirlemek.
C) İşverenler ile bir iş sözleşmesine dayanarak çalıştırılan işçilerin çalışma şartları ve çalışma ortamına ilişkin hak ve sorumluluklarını düzenlemek.
D) Kamu kurumlarında çalışan memurların disiplin işlemlerini yürütmek.
E) İşsizlik oranlarını düşürmek için istihdam politikaları geliştirmek.