4857 sayılı İş Kanunu Madde 104

İş Kanunu 104. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 104 - Bu Kanunun 63 üncü maddesinde ve bu maddede belirtilen yönetmelikte belirlenen çalışma sürelerine aykırı olarak işçilerini çalıştıran veya 68 inci maddesindeki ara dinlenmelerini bu maddeye göre uygulamayan veya işçileri 69 uncu maddesine aykırı olarak geceleri yedibuçuk saatten fazla çalıştıran; gece ve gündüz postalarını değiştirmeyen, 71 inci maddesi hükmüne ve bu maddenin son fıkrasında anılan yönetmelik hükümlerine aykırı hareket eden, 72 nci maddesi hükümlerine aykırı olarak bu maddede belirtilen yerlerde onsekiz yaşını doldurmamış erkek çocukları ve gençleri ve her yaştaki kadınları çalıştıran, 73 üncü maddesine aykırı olarak çocuk ve genç işçileri gece çalıştıran veya aynı maddede anılan yönetmelik hükümlerine aykırı hareket eden 74 üncü maddesindeki hükme aykırı olarak doğumdan önceki ve sonraki sürelerde gebe veya doğum yapmış kadınları çalıştıran veya ücretsiz izin vermeyen, 75 inci maddesindeki işçi özlük dosyalarını düzenlemeyen, 76 ncı maddesinde belirtilen yönetmelik hükümlerine uymayan işveren veya işveren vekiline binikiyüz Türk Lirası idari para cezası verilir.[37] 64 üncü (…)[38] maddede öngörülen hükümlere aykırı davranan işveren veya işveren vekiline bu durumda olan her işçi için ikiyüzyirmi Türk Lirası idari para cezası verilir. İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili hükümlere aykırılık

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

2 karar eşleşti
9. Hukuk Dairesi, 2015/20859 E., 2018/14950 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİŞ MAHKEMESİ
ğına dair bir tespit yapılamadığından'' davacının bu yöndeki talebinin reddine karar vermek gerektiği, davacı, süt izinlerinin kullandırılmadığı, bu nedenle bunun için ücret talebinde bulunmuş ise de süt izni kullandırılmamasının yaptırımı 4857 sayılı Yasa'nın 104. maddesinde idari para cezası olarak düzenlendiğinden, Yargıtay uygulaması da süt iznine karşılık bir ücret talep edilemeyeceği yönünde
9. Hukuk Dairesi         2015/20859 E.  ,  2018/14950 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı isteminin özeti: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirket iş yerinde 11.10.2007 tarihinden, 06.09.2012 tarihine kadar depo ve satış sorumlusu olarak çalıştığını, davalı şirketin 4857 ve 5510 sayılı yasa ve ILO sözleşmelerinden kaynaklanan sorumluluklarını gereği gibi yerine getirmediğini, uyanlardan sonra davacının zorunlu olarak iş akdini feshettiğini, işçilikten kaynaklanan hak ve alacaklarının ödenmesini ihtar ettiğini, davacının aylık ücretinin 1.150,00 TL. olduğunu, asgari ücret kısmının bankaya yatırıldığını, bakiyesinin elden ödendiğini, böylece sigorta primlerinin eksik ödendiğini, davalı şirkette Cumartesi, Pazar dahil haftada 6 gün çalışıldığını, hafta içi bir gün izin yapıldığını, ... saatlerinin 09.00-21.30 hata 22.00 olduğunu, manyetik parmak içi çizelgelerinden bu durumun anlaşılacağını, gün içinde 20 dakika yemek molası verildiğini, dini bayramlarda ilk 2 gün çalışılmadığını, diğer günler aynı saatlerde çalışıldığını, ulusal bayram ve genel tatillerde çalışıldığını, bu ücretlerin ödenmemesi uyarılarının sonuç vermediğini, iş yerinde yılda 3 kez olmak üzere dört ayda 1 kere net maaş tutarında elden ikramiye verildiğini, davacının 2012 yılı 2.dilim ikramiyesinin ve diğer fazla ... ücretlerinin ödenmediğini, oysa Ağustos 2012 ayına kadar 2.dilim ikramiyesi olarak 1.150,00TL ödenmesi gerektiğini,2012 Ağustos maaşının elden ödenen kısmının verilmediğini, Eylül ayı 6 günlük ücretinin ödenmediğini, (toplam ücret alacağı 380,00 TL)süt izinlerinin eksik kullandırıldığını, 1. yıl içinde günde 1 saat, 2. yıl günde 2 saat süt izni kullandırılmadığından süt izni ücreti talep ettiklerini, aynı zamanda satış temsilcili olan davacıya özet tazminat verildiğini, tazminatın yıl sonunda net karın yüzdesi oranında ödendiğini, 2011 yılı için depo tazminatı olarak 3.600,00 TL., 2012 yılı için 3.000,00 TL. talep ettiklerini, davacıdan her sene başında alınmış boş senetle olduğunu, davalı şirketin 2011 ve 2012 yıllar için depo sorumlularından boş senet almadığım, çünkü bu yıllarda depo tazminatı ödemediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ücret, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti, ikramiye, depo tazminatı, süt izin ücreti, noter gideri alacakları ile teminat senetlerinin iadesini ya da iptalini istemiştir. B)Davalı cevabının özeti: Davalı vekili, zamanaşı defîinde bulunduklarını, hafta tatili, bayram, ulusal bayram ve genel tatil ücreti kaleminin açık olmadığını, mükerrer talep bulunduğunu, davacının işi terkederek ayrıldığını, davacının Ağustos 2012 ayı fazla ... ücretin çekince koymadan aldıktan sonra Eylül 2012 ayı için fazla ... ücretinin ödenmediği gerekçesiyle iş akdini feshetmesinin haklı neden olmayacağını, iş akdi yasal haklı nedenle bozulmadığından kıdem tazminatına hak kazanmadığını, davacının en son ücretini aylık brüt 1.285,00 TL, aylık net 920,00 TL olduğunu, ücretlerin imzalı bordro ile ödendiğini, imzalı sözleşme ve bordroların yazılı delil olduğunu, aylık 1.150,00 TL ücret, ikramiye ve depo tazminatı iddialarını kabul etmediklerini, iş sözleşmesinde fazla çalışmaların ücrete dahil olduğunu, ayrıca davacının fazla ... yaptığı ayların ücretlerini aldığını, banka kaydı ile yapılan ödemeleri çekince konulmayan bordroların doğruladığını, davacının günde 12-13 saat çalıştığı iddiasının hayatın gerçeklerine uymadığını, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. C)Yerel Mahkeme kararının özeti: Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davalı defterleri üzerinde mali müşavir tarafından bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, 25/02/2015 tarihli raporun sonuç kısmında, kasa tazminatı, depo tazminatı, ciro prim ödememsi, ikramiye ödemesi adı altında muhasebe kaydı tespit edilemediğini bildirdiği, iddia, savunma, tanık beyanları, bilirkişi raporları, ek rapor ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacının 14/11/2007-06/09/2012 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde çalıştığının ... kayıtları ve tanık beyanları ile anlaşıldığı, davacının aylık ücretinin net 1.150,00 TL, brüt 1.606,38 TL olduğunun emsal ücret araştırması ve tanık beyanları ile anlaşıldığı, davacı en son net 1.150,00 TL aldığını iddia ederken davalının ise 920,00 TL aldığını beyan ettiği, davalı tarafından sunulan ve davalı şirketin taraf olduğu İnegöl 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/187 Esas sayılı ilamında (bu kararın Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 2012/8024 Esas sayılı ilamı ile onandığı) davalı işyerinde çalışan işçinin ücreti net 1.100,00 TL. kabul edildiği, bu işçinin fesih tarihi 02/03/2011 olduğundan, davacının fesih tarihi ise bu tarihten daha sonra 06/09/2012 olduğundan, davacının net ücretinin 1.150TL olarak dikkate alındığı, iş aktinin davacı tarafından sigorta primlerinin asgari ücretten yatırılması, fazla mesai ve genel tatil ücretinin ödenmemesi nedeniyle haklı olarak feshedildiğindan davacının kıdem tazminatına yönelik talebinin bilirkişi raporu doğrultusunda ve taleple bağlı kalınarak kabul edildiği, davacının aylık ücretinin ödendiğinin davalı tarafından yazılı belge ile ispatı gerekmekte olup, davalı işveren bu hususu ispat edecek belgeler ibraz etmediğinden, davacının Ağustos 2012 dönemi ücret farkı ile Eylül 2012 dönemine ait 6 günlük ücret talebinin kabul edildiği, davacının haftada 18 saat fazla mesai yaptığının tanık beyanları ile anlaşıldığı, bu ücretin ödendiğini gösteren belgeler davalı tarafından sunulmadığı, bilirkişi raporu ile belirlenen fazla mesai alacağından işçinin raporlu, mazeretli, izinli olduğu günler ile çalışılmayan günler göz önünde bulundurularak takdiren %30 oranında hakkaniyet indirimi yapıldığı, davacının dini bayramların ilk 2 günü hariç diğer dini bayram günleride ve diğer genel tatil günlerinde çalıştığının tanık beyanları ile anlaşıldığın ve bu günlere ilişkin ücretin ödendiğini gösteren belgeler davalı tarafından sunulmadığı, bilirkişi raporu ile belirlenen genel tatil alacağından işçinin raporlu, mazeretli, izinli olduğu günler ile çalışılmayan günler göz önünde bulundurularak takdiren %30 oranında hakkaniyet indirimi yapıldığı, davacının hafta tatilini hafta içi bir günde kullandığının anlaşıldığı, davacı yılda 3 kez tam maaş tutarında ikramiye ödemesi olduğunu ve 2012 yılı 2. dilim ikramiye ücretinin ödenmediğini iddia ederek talepte bulunmuş ve bu iddiası davacı tanıklarınca da doğrulanmış ise de ikramiye ödemesine ilişkin yazılı bir delil sunulmadığından, Yargıtay uygulaması dikkate alınarak yöntemine uygun olarak ispatlanamayan ikramiye alacak talebinin reddine karar vermek gerektiği, davacı satıştan elde edilen karın % 1 oranında depo tazminatı ödendiğini iddia ederek bu yönde talepte bulunmuş ise de dinlenen tanıklardan E. ve Z.nin işyeri çalışanı olmamaları, işyeri uygulaması olan bu konu ile ilgili görgüye dayalı somut bir bilgileri olması beklenemeyeceğinden, diğer davacı tanığı Y.nin ise depo tazminatını davacıdan duyduğunu beyan etmesi nedeniyle, depo tazminatı ödendiği hususu ispatlanamadığı gibi mali müşavir bilirkişiden alınan 25/02/2015 tarihli raporda da ''davalı defterleri üzerinde depo tazminatı ve benzeri bir isimle işçilere ödeme yapıldığına dair bir tespit yapılamadığından'' davacının bu yöndeki talebinin reddine karar vermek gerektiği, davacı, süt izinlerinin kullandırılmadığı, bu nedenle bunun için ücret talebinde bulunmuş ise de süt izni kullandırılmamasının yaptırımı 4857 sayılı Yasa'nın 104. maddesinde idari para cezası olarak düzenlendiğinden, Yargıtay uygulaması da süt iznine karşılık bir ücret talep edilemeyeceği yönünde olduğundan, davacının bu yöndeki talebinin de reddine karar vermek gerektiği gerekçesi ile kıdem tazminatı, ücret, fazla mesai ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti taleplerinin kabulüne, sair işçilik alacakları taleplerinin reddine karar verilmiş, senedin iadesi ya da iptali talebi hakkında ise bir karar verilmemiştir. D)Temyiz: Karar süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. E)Gerekçe: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Somut uyuşmazlıkta, ikramiye alacağı bakımından, davacı tanığı .... “4 ayda 1 bir maaş kadar ikramiye elden ödenirdi" yönünde beyanda bulunmuş olup bu tanığın davalı ile davası bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı tanığı.... "çalışanlara 4 ayda bir 1 maaş ikramiye verilirdi" yönünde beyanda bulunmuştur. Davalı tanığı ... "Halen davalı işyerinde çalıştığı, iş yerinde ikramiye adı altında bir ücret ödenmediği" yönünde beyanda bulunmuştur. İş yeri kayıtları üzerinde inceleme yapan bilirkişi raporunda "davalının bazı defterlerinin onaylarının usulüne uygun olduğu bazılarının onaylarının ise usulüne uygun olmadığı, bazılarının davalı lehine delil niteliği olduğu, bazılarının olmadığı, kasa tazminatı, depo tazminatı, ciro prim ödemesi, ikramiye adı altında muhasebe kaydı tespit edilemediği, evrak ve belge sirkülasyonunun çok fazla olduğu, şirket defterlerinin sayfa adedinin çık fazla olduğu" yönünde açıklama içermektedir. Davacı tanıklarından .... “Ben davacıyı tanıyorum. ben davalı firmanın ümraniye mağazasında gözlük ve saat firmalarının ürünlerini pazarlardım. Yani davalı firmanın çalışanı değilim. 02/2010-09/2012 tarihleri arasında bu işi yaptım.” yönündeki açıklaması ile davalı işverenlikle ilgisini açıklamış olup beyanına göre ikramiye ödemesi sübut bulmaktadır. Davacı tanıklarından .... de ikramiye ödemesini doğrulamış olup, her ne kadar ....nin davalıyla arasında dava olduğu anlaşılmakta ise de ....nin beyanı da gözetildiğinde ....nin beyanı dosyadaki tek delil de değildir. İkramiye alacağının yukardaki açıklamalara göre sübut bulduğu ve ilâveten hesaplanabilir olduğu anlaşıldığından kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddi hatalıdır. 3-Dava dilekçesinde, depo sorumlularından davalının her sene başında boş teminat senedi aldığı, davalının amacının, davacının zimmetindeki ürünlerin başına bir hal gelmesi halinde zararın tahsili olduğu, davacıdan 2007, 2008, 2009, 2010 yıllarında her sene başında 1 adet, toplam 4 adet senet alındığı ileri sürülerek, bu senetlerin iadesi veya iptali talebinde bulunulmuştur. HMK'nun 297. maddesi uyarınca tüm talepler hakkında bir karar verilmesi gerekir. Bu talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi hatalıdır. F)SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 09/07/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (1)

22. Hukuk Dairesi, 2013/9516 E., 2014/9765 K.
düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKayseri 3. İş Mahkemesi
tam metni aç
dava ve takip hakkında feragat etmesi sebebiyle fazla mesai alacağının olmadığı, doğum sebebiyle doğumdan sonra kullanması gereken doğum ve süt izinlerini kullanmadığı, bu sürelerde de çalıştığı iddiasıyla ücret talebinde bulunmuş ise de; 4857 sayılı Kanun'un 104. maddesinde bu dönemde yapılan çalışmaların ayrı bir ücreti gerektirdiğinin ön görülmemesi ve bu alacaklarının zamanaşımına uğraması seb
22. Hukuk Dairesi         2013/9516 E.  ,  2014/9765 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kayseri 3. İş Mahkemesi TARİHİ : 04/04/2013 NUMARASI : 2012/200-2013/185 Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili; davacının, davalıya ait işyerinde 03.07.2000-16.03.2012 tarihleri arasında idari kadroda çalıştığını, fazla çalışma yaptığını, süt izninin kullandırılmadığını ileri sürerek, fazla çalışma ücreti ile doğum ve süt izni ücreti alacaklarının faizleriyle birlikte davalıdın tahsilini istemiştir. Davalı şirket vekili; zamanaşımının dolduğunu, iş sözleşmesinin emeklilik sebebiyle sona erdiğini, dava konusu alacak kalemleri yönünden hiçbir hak ve alacağı kalmadığını ikrar ederek her türlü dava ve takip haklarından feragat ettiğini, ücret bordrolarında fazla çalışma tahakkuku yapıldığını ve ihtirazi kayıt konulmaksızın bordroların işçi tarafından imzalandığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, davacının, davalıya ait işyerinde 07.03.2000-16.03.2012 tarihleri arasında onbir yıl sekiz ay onüç gün çalıştığı, 16.03.2012 tarihli imzası inkar edilmeyen ve sahteliği iddia olunmayan ibraname ile fazla mesai alacakları yönünden davalı şirketi ibra etmesi ve hiçbir alacağının kalmadığını beyan ederek her türlü dava ve takip hakkında feragat etmesi sebebiyle fazla mesai alacağının olmadığı, doğum sebebiyle doğumdan sonra kullanması gereken doğum ve süt izinlerini kullanmadığı, bu sürelerde de çalıştığı iddiasıyla ücret talebinde bulunmuş ise de; 4857 sayılı Kanun'un 104. maddesinde bu dönemde yapılan çalışmaların ayrı bir ücreti gerektirdiğinin ön görülmemesi ve bu alacaklarının zamanaşımına uğraması sebebiyle bu alacak talebi yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı kanuni süresi içinde davacı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. Taraflar arasında düzenlenen ibranamenin geçerliliği olup olmadığı uyuşmazlık konusudur. İbra sözleşmesi, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nda düzenlenmemiş, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiş olup, bu Kanun'un 132. maddesine göre “Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir”. 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 420. maddesince,“İşçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin yazılı olması, ibra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi, ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır. Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür. Hakkın gerçek tutarda ödendiğini ihtiva etmeyen ibra sözleşmeleri veya ibra beyanını muhtevi diğer ödeme belgeleri, içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmündedir. Bu hâlde dahi, ödemelerin banka aracılığıyla yapılmış olması zorunludur. İkinci ve üçüncü fıkra hükümleri, destekten yoksun kalanlar ile işçinin diğer yakınlarının isteyebilecekleri dâhil, hizmet sözleşmesinden doğan bütün tazminat alacaklarına da uygulanır”. Sözü edilen hüküm 01.07.2012 tarihinde yürürlülüğe girmiş olup belirtilen tarihten sonra düzenlenen ibra sözleşmeleri için kanuni şartların varlığı aranmalıdır. Başka bir anlatımla 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girmediği dönem için ibranamenin geçerliliği sorunu, Dairemizin konuyla ilgili ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. Feshi izleyen bir aylık süre içinde ibraname düzenlenememesi ve ödemelerin banka kanalıyla yapılması zorunluluğu 01.07.2012 tarihinden sonra düzenlenecek ibra sözleşmeleri için geçerlidir. Dairemizin kökleşmiş içtihatları çerçevesinde iş ilişkisi devam ederken düzenlenen ibra sözleşmeleri geçersizdir. İbranamenin tarih içermemesi ve içeriğinden de fesih tarihinden sonra düzenlendiğinin açıkça anlaşılamaması durumunda ibranameye değer verilemez. İbranamenin geçerli olup olmadığı 01.07.2012 tarihine kadar yürürlükte olan mülga 818 sayılı Kanun’un irade fesadını düzenleyen 23-31. maddeleri yönünden değerlendirilmelidir. İbra sözleşmesi yapılırken taraflardan birinin esaslı hataya düşmesi, diğer tarafın veya üçüncü şahsın hile ya da korkutmasıyla karşılaşması halinde ibra iradesine değer verilemez. Savunma ve işverenin diğer kayıtları ile çelişen ibra sözleşmelerinin geçersiz olduğu kabul edilmelidir. Miktar içeren ibra sözleşmelerinde ise alacağın tamamen ödenmiş olması durumunda borç ifa yoluyla sona ermiş olur. Buna karşın kısmi ödeme hallerinde Dairemizin kökleşmiş içtihatlarında ibraya değer verilmemekte ve yapılan ödemenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilmektedir. Miktar içeren ibranamenin çalışırken alınmış olması makbuz etkisini ortadan kaldırmaz. Miktar içermeyen ibra sözleşmelerinde ise geçerlilik sorununu titizlikle ele alınmalıdır. İrade fesadı denetimi uygulanmalı ve somut olayın özelliklerine göre ibranamenin geçerliliği konusunda çözümler aranmalıdır. Fesihten sonra düzenlenen ve alacak kalemlerinin tek tek sayıldığı ibranamede irade fesadı halleri ileri sürülüp ispatlanmadığı sürece ibra iradesi geçerli sayılmalıdır. İşçinin ibranamede kanuni haklarını saklı tuttuğuna dair ihtirazi kayda yer vermesi ibra iradesinin bulunmadığını gösterir. Somut olayda, davacının 16.03.2012 tarihli ve imzalı ibraname ile, “03.07.2000-16.03.2012 tarihleri arasında çalışmış olduğum, yukarıdaki adreste kurulu olan işyerinden 1475 sayılı iş Kanunu'nun 14. maddesi gereğince emeklilik (yaş dışındaki diğer şartların tamamlanması) sebebi ile ayrıldım. Bu işyerinde çalıştığım süre boyunca hak kazandığım normal ücret, fazla mesai, hafta tatili, resmi ve genel tatil ücretlerimi, ikramiye ve primlerimi, yıllık izin haklarımı tam ve noksansız bir şekilde almış olduğumu beyan ve kabul ederim. Böylece adı geçen şirketten her türlü alacağımı eksiksiz almış olduğumu, ayrıca yukarıda sayılanlar dışında da kıdem tazminatı olarak net 16.403,20 TL aldığımı, yıllık izin alacağı olarak net 1.098,54 TL aldığımı ve herhangi bir alacağım kalmadığını ve toplamda net- 17.501,74 TL aldığımı ve gerek hizmet akdimden veya gerekse kanundan doğan hiçbir alacağım kalmadığını ikrarla her türlü dava ve takip hakkımdan feragat ettiğimi beyan eder H. Ecza Deposu Tic. A.Ş. Anadolu Kayseri Şubesini tam bir şekilde ibra eylerim.” şeklinde beyanda bulunduğu, ibranamenin iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra verildiği, savunmayla çelişmediği, alacaklar tek tek sayılarak, kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti miktarlarının belirtildiği, irade fesadı ile alındığına dair delil olmadığı gibi itirazi kayıtta bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacının ibranamedeki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürdüğü dikkate alındığında, ibranamedeki imzanın davacıya ait olup olmadığı araştırılarak, imzanın davacıya ait olduğunun tesbiti halinde şimdiki gibi, imzanın davacıya ait olmadığının tesbiti halinde ise işyeri belgeleri getirtilerek, fazla çalışma ücreti ödemesi ve tahakkuku yapılıp yapılmadığı belirlendikten sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 25.04.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

İş Hukuku

Tekstil sektöründe faaliyet gösteren (X) A.Ş. isimli işyerinde Çalışma ve İş Kurumu müfettişlerince yapılan bir denetimde, işveren vekilinin bazı uygulamalarının 4857 sayılı İş Kanunu'na aykırı olduğu tespit edilmiştir. Kanun'un "İşin düzenlenmesine ilişkin hükümlere aykırılık" başlıklı 104. maddesi kapsamında idari para cezası uygulanmasını gerektiren fiil aşağıdakilerden hangisidir?

A) Fazla çalışma yapan işçilere, bu çalışmalarının karşılığı olan serbest zamanın kanunda öngörülen altı aylık süre zarfında kullandırılmaması
B) İş sözleşmesi sona eren ve hak ettiği yıllık ücretli izni kullanmayan bir işçiye, bu izne ait ücretin ödenmemesi
C) İşçilerin ücret, prim ve ikramiyelerinin, zorunlu tutulmasına rağmen özel olarak açılan banka hesaplarına yatırılmaması
D) Kanuni bir grev sırasında, grev yapan işçilerin yerine yeni işçi alınması
E) Gece postasında çalışan işçilerin, kanunda belirtilen yedi buçuk saatlik azami çalışma süresini aşacak şekilde çalıştırılması

Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol