4857 sayılı İş Kanunu Madde 70

İş Kanunu 70. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 70 - Genel olarak bir işyerinde belirli çalışma saatlerinden önce veya sonra gerekli olan hazırlama veya tamamlama yahut temizleme işlerinde çalışan işçiler için işin düzenlenmesi ile ilgili hükümlerden hangilerinin uygulanmayacağı yahut ne gibi değişik şartlar ve usullerle uygulanacağı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanacak bir yönetmelikte gösterilir. Çalıştırma yaşı ve çocukları çalıştırma yasağı

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

48 karar eşleşti
9. Hukuk Dairesi, 2018/3733 E., 2018/16658 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... ...... ......... MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ
i halde işyerini terk etmediği, 10.09.2015 tarihinde 08-16 vardiyasında çalışmadığı, uyarılara rağmen iş görme borcunu yerine getirmediği, 11.09.2015 tarihinde 08-16 vardiyasında çalışmadığı iş görme borcunu yerine getirmediği gerekçesiyle 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II ve 6356 sayılı Kanun’un 70/1. Maddeleri uyarınca haklı nedenle feshedilmiştir.
9. Hukuk Dairesi         2018/3733 E.  ,  2018/16658 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... ...... ......... MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve sendikal tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın işe iade yönünden kabulüne, sendikal tazminat yönünden reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı taraflar avukatları istinaf başvurusunda bulunmuştur. ... ...... ......... Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi taraflar avukatlarının istinaf başvurusunu ayrı ayrı esastan reddetmiştir. ... ...... ......... Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi'nin kararı süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili dava dilekçesinde ; davacının,.........üyesi olduğunu, ...... Sendikası'nın 08/06/2015 tarihinde ... yetkisi aldığını, davalının itiraz ettiğini, işverenin sendikal örgütlenmenin başını çektiğini düşündüğü işçilerin iş akitlerini feshettiğini, fesih bildiriminde uyarılara rağmen iş görme borcunu yerine getirmediği ve kanun dışı grev yaptığı, işyerini terk etmeyerek hukuka aykırı bir şekilde işgal ettiği gibi gerekçelere dayanıldığını, iş akdinin gerçek nedeninin sendika üyeliği ve sendikal faaliyeti olduğunu iddia ederek feshin geçersizliğine, feshin sendikal nedenle olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili; ...... Sendikası’nın bakanlık tarafından sendikanın yetki tespitine ilişkin yazı tebliğ edildiğini, ... 3. İş Mahkemesi 2015/417 esas sayılı dosyası ile yetki tespitine itiraz edildiğini, dava açtığını, bu süreçte sendikanın müvekkili şirkette toplu iş sözleşmesi yapma yetkisi bulunmadığı ve toplu pazarlıkta ......... aşamasına gelinmediği halde, davacı ve bazı diğer çalışanlar 09, 10 ve 11 ...... tarihlerinde iş bıraktıklarını, üretimi tamamen durdurarak müvekkili şirketin faaliyetlerini yürütmesini engellediklerini, bunun üzerine müvekkil şirket tarafından ...... vasıtası ile işyerinde tespit yaptırıldığını, yapılan inceleme sonucunda işyerinde iş bırakarak üretimi durduran işçilerin tespit edildiğini ve tespit sırasında da defalarca işlerinin başlarına dönmeleri için uyarıldıkları halde grev yaptıklarından bahisle uyarılara uymadıklarını, davacı da 09 Eylül 2015 tarihinde 08.00–16.00 vardiyasında görevli olduğu halde, haksız olarak saat 14:30 itibariyle işi haksız olarak bıraktığını işveren tarafından defalarca uyarılmasına rağmen işinin başına dönmediğini ve iş görme borcunu yerine getirmediğini, davacının 24/08/2015 geç iş yaptığı, 09–10–11/09/2015 tarihlerinde iş görme borcunu yerine getirmediği, 09–10/09/2015 tarihinde işyerini terk ettiğinden bahisle uyarılar verildiğini, 14/09/2015 tarihinde haklı nedenle, tazminatsız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, 6356 sayılı ......... Kanunu’nun “Kanun dışı .........ın sonuçları” başlıklı 70. maddesinin ikinci fıkrasında “Kanun dışı bir grev yapılması hâlinde bu grev nedeniyle işverenin uğradığı zararlar, greve karar veren işçi kuruluşu veya kanun dışı grev herhangi bir işçi kuruluşunca kararlaştırılmaksızın yapılmışsa, bu greve katılan işçiler tarafından karşılanır.” hükmü bulunduğunu, davacının iş akdinin haklı sebeple feshedildiğinin açıkça ortada olduğunu savunarak davanın reddini savunmuştur. C) İlk Derece Mahkeme Kararının Özeti: İlk derece mahkemesince toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak iş akdinin feshinin haklı veya geçerli nedene dayandığının işverence ispat edilemediği bu nedenle davacının işine iadesine karar vermek gerektiği feshin sendikal nedene dayandığının davacı işçi tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle davacının işe iadesi ile sendikal tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. D) İstinaf Başvurusu Karara karşı davacı ve davalı taraf istinaf kanun yoluna başvurmuştur. E) ...... ......... Mahkemesi Kararının Özeti: Davacının katıldığı iddia edilen eylem sonucu çalışma düzeni ve üretimin olumsuz etkilendiğinin de dosya kapsamıyla ispat edilemediği, davacının katıldığı ......lik tespiti ile sabit olan 02/10/2015 tarihli eylemin sadece 1 vardiyanın dinlenme ve çay saati zaman dilimlerinde sürdürüldüğü, bu süreleri aştığı kabul etse dahi 24 saatten fazla olması söz konusu olmadığı gibi yine eylemde atılan sloganların da eleştirel, demokratik ve barışçıl tepki mahiyetinde oldukları, dolayısıyla davacının bugüne dair eylemlerinin haklı feshe konu edilemeyeceği ve yine davacının sendikalı işçilere karşı baskı ve tehditte bulunduğu savunmasının da dosya kapsamıyla ve somut şekilde ispatlanamamış olmasına göre ve varlığı başkaca şekilde de ispatlanamadığından geçerli sebeple feshin varlığının da kabul edilemeyeceği, iş akdinin feshinin geçersiz olduğu davalı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, ve yine davacıya atfedilen eylemlerin işyeri çalışanları İlkay Akgün ile Murat Erzurumlu'nun işlerine son verilmesine tepki ve bunların tekrar işe iadelerinin teminine yönelik olduğu, kaldı ki dosya kapsamına yansıyan sendika yekti tespitine itiraz davasının işverence geri alınmasına yönelik eylemlerin yasal hakkın kullanılması kapsamında sendikal hak arama özgürlüğü faaliyetleri olarak da değerlendirilemeyeceği, davacının iş akdinin sendikal nedenlerle sona erdirildiğine ilişkin iddiaların ispat edilemediği dolayısıyla davacı vekilinin istinaf başvurusunun da yerinde olmadığı anlaşılmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. F) Temyiz Başvurusu: ...... ......... Mahkemesi’nin kararına karşı davalı ve davacı vekilince temyiz başvurusunda bulunulmuştur. G) Gerekçe: Öncelikle ...... ......... Mahkemesi Hukuk Dairesi’nin kararında davacının iş sözleşmesinin haklı ve geçerli nedenle feshedilmediği açıklanmışsa da, Somut uyuşmazlıkta, davacının iş sözleşmesi 09.09.2015 tarihinde 08-16 vardiyasında görevli olduğu vardiyası sırasında 14:30 itibariyle haksız olarak işi bıraktığı uyarıya rağmen işinin başına dönmediği, vardiyası sona erdiği halde işyerini terk etmediği, 10.09.2015 tarihinde 08-16 vardiyasında çalışmadığı, uyarılara rağmen iş görme borcunu yerine getirmediği, 11.09.2015 tarihinde 08-16 vardiyasında çalışmadığı iş görme borcunu yerine getirmediği gerekçesiyle 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II ve 6356 sayılı Kanun’un 70/1. Maddeleri uyarınca haklı nedenle feshedilmiştir. Dolayısıyla ...... ......... Mahkemesi Hukuk Dairesi’nin tartıştığı fesih gerekçeleri dosya içeriğiyle uyumlu değildir. 07.11.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6356 sayılı Kanun’un 58. Maddesine göre “(1) İşçilerin, topluca çalışmamak suretiyle işyerinde faaliyeti durdurmak veya işin niteliğine göre önemli ölçüde aksatmak amacıyla, aralarında anlaşarak veya bir kuruluşun aynı amaçla topluca çalışmamaları için verdiği karara uyarak işi bırakmalarına grev denir. (2) Toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması hâlinde, işçilerin ekonomik ve sosyal durumları ile çalışma şartlarını korumak veya geliştirmek amacıyla, bu Kanun hükümlerine uygun olarak yapılan greve kanuni grev denir. (3) Kanuni grev için aranan şartlar gerçekleşmeden yapılan grev kanun dışıdır.” Aynı Kanun’un 71. maddesine göre “(1) Taraflardan her biri, karar verilen veya uygulanmakta olan bir grev veya lokavtın kanun dışı olup olmadığının tespitini mahkemeden her zaman talep edebilir. Mahkeme bir ay içinde karar verir. Kararın temyizi hâlinde, Yargıtay bir ay içinde kesin olarak karara bağlar. Verilecek karar, tarafları, işçi ve işveren sendikasının üyelerini bağlar ve ceza davaları için kesin delil teşkil eder. (2) Hâkim tedbir olarak dava konusu grev veya lokavtın durdurulmasına karar verebilir.” Grev hakkı Anayasa’nın 54. maddesinde düzenlenmiştir. Anayasanın 54. maddesi uyarınca: "Toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde işçiler grev hakkına sahiptirler." 07.05.2010 tarihli Anayasa değişiklikleri kapsamında 54. maddede bir takım değişiklikler gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda Anayasamızın 54/7 maddesinde yer alan "Siyasi amaçlı ........., dayanışma .........ı, genel ........., işyeri işgali, işi yavaşlatma, verimi düşürme ve diğer direnişler yapılamaz." hükmü kaldırılmıştır. Anayasanın 54. maddesinin değişiklik gerekçesinde: "Maddeyle, tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmeler ile çağdaş demokratik toplumlarda çalışma hayatını düzenleyen ve genel kabul gören evrensel ilkelerle bağdaşmayan, ......... hakkına gereksiz sınırlamalar getiren, 54. maddenin üçüncü ve yedinci fıkraları yürürlükten kaldırılmaktadır. Söz konusu hükümlerin kaldırılmasıyla, sendikal haklar ile ......... hakkının kullanılabilmesi bakımından, ileri bir adım atılmış olmaktadır." denilmiştir. Anayasanın 54. maddesinde anılan yasaklar kaldırılmasına rağmen 2822 sayılı Kanunda bu yönde bir değişiklik yapılmamış, ancak 6356 sayılı Kanunda ise bu yasaklara yer verilmemiştir. Diğer taraftan Anayasanın 90. maddesi gereği usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmeler ulusal hukukun üstündedir. Kanunlar bu sözleşmelere aykırı olamaz. Genişletilmiş .........Şartı’nın 5. maddesine göre; “Akit Taraflar, çalışanların ve çalıştıranların ekonomik ve sosyal çıkarlarını korumak için, yerel, ulusal ve uluslararası örgütler kurma ve bu örgütlere üye olma özgürlüğünü sağlamak veya geliştirmek amacıyla ulusal mevzuatın bu özgürlüğü zedelemesini veya zedeleyici biçimde uygulanmasını önlemeyi taahhüt ederler.” Uluslararası Çalışma Örgütü’nün 87 sayılı Sendika Özgürlüğüne ve Örgütlenme Hakkının Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin 11. maddesinde de benzer düzenleme yapılmış ve örgütlenme hakkının korunacağı belirtilmiştir. Yine 98 sayılı Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Sözleşmesi’nin 1. maddesine göre: “İşçiler çalışma hususunda sendika hürriyetine halel getirmeye matuf her türlü fark gözetici harekete karşı tam bir himayeden faydalanacaktır. Böyle bir himaye bilhassa, bir işçinin çalıştırılmasını, bir sendikaya girmemesi veya bir sendikadan çıkması şartına tabi kılmak; bir sendikaya üye olması yahut çalışma saatleri dışında veya işverenin muvafakatı ile çalışma saatlerinde sendika faaliyetlerine iştirak etmesinden dolayı bir işçiyi işinden çıkarmak veya başka suretle onu izrar etmek; maksatları güden hareketlere mütaallik hususlarda uygulanacaktır”. Anayasadaki yasakların kaldırılması ile bağlantılı olarak değerlendirilmesi gereken bir başka durum konuya ilişkin uluslararası düzenlemeler ve Anayasanın 90. maddesi hükmüdür. Gerek ILO gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Mahkeme kararları ve yine .........Şartı kapsamında grevi de kapsayan toplu eylem hakkı bir insan hakkı olarak kabul edilmektedir. Bu bağlamda toplu eylem hakkı bir üst kavram olarak benimsenmiş olup, buna grev yanında grev benzeri protesto eylemleri, kurallı çalışma, işi yavaşlatma gibi eylemler de dahil edilmiştir. ILO denetim organları çeşitli tarihlerde verdikleri kararlarda siyasi amaçlı grev, genel grev ve sempati grevlerinin yasaklanmasını Türkiye bakımından eleştirmiş ve sendika üyelerinin menfaatlerini etkileyen konularda eylem yapma imkanının tanınması ve desteklenen grevin yasal olması kaydıyla sempati eylemlerine izin verilmesi gerekliliğini belirtmiştir. ILO'nun denetim organlarına göre; grev hakkı yalnızca toplu iş sözleşmesinin imzalanması ile çözülebilecek endüstriyel uyuşmazlıklarla sınırlı değildir. İşçilerin grev hakkı vasıtasıyla korudukları mesleki ve ekonomik menfaatler sadece daha iyi çalışma koşulları veya mesleki nitelikteki toplu taleplere ilişkin değildir. Ayrıca işçileri doğrudan ilgilendiren ekonomik ve sosyal politika sorunları ve işletmenin karşılaştığı problemlere yönelik çözümleri de içerir. Hükümetin ekonomik politikasının sosyal ve istihdama ilişkin sonuçlarını protesto eden ulusal grevin yasak olmadığına ilişkin açıklama ve grevin yasaklanması, örgütlenme özgürlüğünün ciddi ihlali niteliğindedir. ILO denetim organlarına göre dayanışma grevlerinin tümüyle yasaklanması kötüye kullanmalara sebebiyet verebilecektir. Aynı değerlendirme sempati grevleri için de geçerli olup, bu tür eylemlerin meşruiyeti grevin yasal olması şartına bağlıdır. ......... bırakılması, işi yavaşlatma, oturma, aşırı kurallı çalışma gibi eylemler barışçıl şekilde gerçekleştirildiği sürece korunmalıdır. Bu eylemler ancak barışçıl olma niteliğini kaybettiği takdirde kısıtlanabilir. Grev hakkı bakımından önemli bir diğer düzenleme de .........Şartı ve denetim organı olan............nin yorumudur. .........Şartının 6/4. maddesinde "grev hakkı dahil toplu eylem hakkı" düzenlenmiştir............. maddeyi yorumunda: grev hakkının sadece toplu iş sözleşmesi prosedürü sırasında ve bu prosedürle bağlantılı olarak kullanılamayacağını kabul etmektedir. Komiteye göre: toplu iş sözleşmesi prosedürü dışında, işçilerin iş sözleşmelerinin feshinin bildirildiği dönemde bir grup işçinin bunu önleme veya işten çıkarılanların geri alınması için yaptıkları eylemler toplu eylem hakkı kapsamında yer alır. Belirtmek gerekir ki .........Şartı'nın 5 ve 6. maddelerini onaylamamıştır. Bununla birlikte,............Mahkemesi Türkiye'ye ilişkin kararlarında Şartın ilgili hükümlerini uygulamıştır. AIHM, Türkiye aleyhinde verdiği kararda toplu iş sözleşmesi prosedürü ile bağlantılı olmayan 1 günlük genel grevin Hükümet tarafından yasaklanmasının ve çalışanlara disiplin cezası uygulanmasının AİHS ve .........Şartı ve ILO ile benimsenen kurallara aykırı olduğunu kabul etmiştir. Sonuç olarak, uluslararası normlar uyarınca; işçilerin ekonomik ve sosyal durumlarını etkileyen veya işyerindeki uygulamalara yönelik olarak kısa süreli, demokratik bir hakkın kullanımı niteliğindeki protesto eylemleri toplu eylem hakkına dahildir. Bu gibi eylemler salt politik nitelikte olmadıkça yasaklanamaz. Somut uyuşmazlıkta 08.09.2015 tarihinde iş sözleşmeleri feshedilen Dairemizce iş sözleşmelerinin feshinin haklı nedene dayandığı kabul edilen .........Akgün isimli işçilerin işten çıkarılmasını protesto ve işten çıkarılanlara destek olmak için işyerinde bir kısım işçilerin 09.09.2015 günü işi bıraktıkları bu eylemin 11.09.2015 tarihine kadar 3 gün boyunca devam ettiği, tutulan tutanak ve tanık beyanlarından davacının da eyleme katıldığı, her ne kadar işçilerin işten çıkarılan işçilere yönelik dayanışma amacıyla iş yavaşlatabilecekleri, protesto eylemi yapabilecekleri kabul edilse de somut uyuşmazlıkta bunun 3 gün kadar sürdüğü dikkate alındığında eylemin ölçülü kabul edilemeyeceği, feshin geçerli nedene dayandığı, bu açıdan ilk derece mahkemesinin davanın kabulü kararının dosya içeriğine uygun olmadığından davalının istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesi gerekirken başvurunun esastan reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararının (davacının iş sözleşmesinin haklı ve geçerli nedenle feshedilmediği yönündeki kararın) onanmasına karar verilmesi hatalıdır. 4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 1....... ......... Mahkemesi Hukuk Dairesi’nin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.Davanın REDDİNE, 3.Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 4.Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 1.530,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5.Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 2.180,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6.Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin ...... ......... Mahkemesi'ne gönderilmesine, Kesin olarak 25/09/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Diğer kararlar (4)

9. Hukuk Dairesi, 2017/28281 E., 2018/3771 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİŞ MAHKEMESİ
tam metni aç
i halde işyerini terk etmediği, 10.09.2015 tarihinde 08-16 vardiyasında çalışmadığı, uyarılara rağmen iş görme borcunu yerine getirmediği, 11.09.2015 tarihinde 08-16 vardiyasında çalışmadığı iş görme borcunu yerine getirmediği gerekçesiyle 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II ve 6356 sayılı Kanun’un 70/1. maddeleri uyarınca haklı nedenle feshedildiği ileri sürülmüştür.
9. Hukuk Dairesi         2017/28281 E.  ,  2018/3771 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili davalı işyerinde 150 işçinin 62’sinin sendikaya üye olması üzerine, Bakanlığın yetki tespit başvurusunu olumlu sonuçlandırdığı, işverenin yetki tespitine ... 3. İş Mahkemesinin 2015/417 Esas sayılı dosyası ile itiraz ettiğini, davanın derdest olduğunu, davalı işverenin sendikal örgütlenmenin başını çektiğini düşünerek işyerindeki işçilerden ... ile ...’ün iş akdinin haklı ve geçerli bir neden olmadan feshettiğini, ilgililerin açtığı işe iade davalarının derdest olduğunu, müvekkilinin iş akdinin kanunsuz grev ve iş görme borcunun yerine getirilmediği gerekçesi ile feshedildiğini, müvekkilinin iş akdinin feshedilerken savunmasının alınmadığını, fesih gerekçesinin açık ve net olmadığını, müvekkilinin sendika üyesi olduğunu, müvekkili ile birlikte 14-15 Eylül 2015 tarihinde 25 sendikalı işçinin iş akitlerinin feshedildiğini, feshin sendikal nedenlerle yapıldığı ileri sürerek iş akdinin feshinin geçersizliğinin tespitine, müvekkilinin işe iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili davacının 17.2.2015 tarihinden itibaren davalı işyerinde çalışıp davacının iş akdinin feshedildiği 14.10.2015 tarihine kadar çalıştığını, görevinin üretim operatörü olduğunu, yetki tespitinin iptali için açtıkları davanın derdest olduğunu, sendikanın müvekkil işverenle toplu sözleşme yapma yetkisinin olmadığı halde davacı ve diğer çalışanların 9,10,11 Eylül tarihlerinde iş bıraktığını, üretimi tamamen durdurarak müvekkilinin üretim yapmasını engellediğini, bunun üzerine noter vasıtası ile tespit yapıldığını, uyarılara rağmen davacı ve işçilerin görevlerinin başlarına dönmediklerini, bunun üzerine davacının ve diğer çalışanların iş akitlerinin 4857 sayılı Yasanın 25/II maddesi gereğince feshedildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, davalı işyerinde sendikanın yetki alması üzerine yetki tespitinin iptali için açılan davada sendikanın örgütlenmesine yönelik faaliyetlerde bulunan ... ve ... isimli işçilerin iş sözleşmelerinin feshedildiği, işyerinde çalışan işçilerin ise bu kişilerin işe alımı yönünde çeşitli gösteri ve faaliyetlerde bulundukları bunun üzerine işverenin sendikaya üye işçinin iş sözleşmesini feshettiği tüm bu gelişmelerin sendikal faaliyetler sonucu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüyle, feshin sendikal nedene dayandığına karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. E) Gerekçe: 07.11.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6356 sayılı Kanun’un 58. maddesine göre “(1) İşçilerin, topluca çalışmamak suretiyle işyerinde faaliyeti durdurmak veya işin niteliğine göre önemli ölçüde aksatmak amacıyla, aralarında anlaşarak veya bir kuruluşun aynı amaçla topluca çalışmamaları için verdiği karara uyarak işi bırakmalarına grev denir. (2) Toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması hâlinde, işçilerin ekonomik ve sosyal durumları ile çalışma şartlarını korumak veya geliştirmek amacıyla, bu Kanun hükümlerine uygun olarak yapılan greve kanuni grev denir. (3) Kanuni grev için aranan şartlar gerçekleşmeden yapılan grev kanun dışıdır.” Aynı Kanun’un 71. maddesine göre “(1) Taraflardan her biri, karar verilen veya uygulanmakta olan bir grev veya lokavtın kanun dışı olup olmadığının tespitini mahkemeden her zaman talep edebilir. Mahkeme bir ay içinde karar verir. Kararın temyizi hâlinde, Yargıtay bir ay içinde kesin olarak karara bağlar. Verilecek karar, tarafları, işçi ve işveren sendikasının üyelerini bağlar ve ceza davaları için kesin delil teşkil eder. (2) Hâkim tedbir olarak dava konusu grev veya lokavtın durdurulmasına karar verebilir.” Grev hakkı Anayasa’nın 54. maddesinde düzenlenmiştir. Anayasanın 54. maddesi uyarınca: "Toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde işçiler grev hakkına sahiptirler." 07.05.2010 tarihli Anayasa değişiklikleri kapsamında 54. maddede bir takım değişiklikler gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda Anayasamızın 54/7 maddesinde yer alan "Siyasi amaçlı grev ve lokavt, dayanışma grev ve lokavtı, genel grev ve lokavt, işyeri işgali, işi yavaşlatma, verimi düşürme ve diğer direnişler yapılamaz." hükmü kaldırılmıştır. Anayasanın 54. maddesinin değişiklik gerekçesinde: "Maddeyle, tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmeler ile çağdaş demokratik toplumlarda çalışma hayatını düzenleyen ve genel kabul gören evrensel ilkelerle bağdaşmayan, grev ve lokavt hakkına gereksiz sınırlamalar getiren, 54. maddenin üçüncü ve yedinci fıkraları yürürlükten kaldırılmaktadır. Söz konusu hükümlerin kaldırılmasıyla, sendikal haklar ile grev ve lokavt hakkının kullanılabilmesi bakımından, ileri bir adım atılmış olmaktadır." denilmiştir. Anayasanın 54. maddesinde anılan yasaklar kaldırılmasına rağmen 2822 sayılı Kanunda bu yönde bir değişiklik yapılmamış, ancak 6356 sayılı Kanunda ise bu yasaklara yer verilmemiştir. Diğer taraftan Anayasanın 90. maddesi gereği usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmeler ulusal hukukun üstündedir. Kanunlar bu sözleşmelere aykırı olamaz. Genişletilmiş Avrupa Sosyal Şartı’nın 5. maddesine göre; “Akit Taraflar, çalışanların ve çalıştıranların ekonomik ve sosyal çıkarlarını korumak için, yerel, ulusal ve uluslararası örgütler kurma ve bu örgütlere üye olma özgürlüğünü sağlamak veya geliştirmek amacıyla ulusal mevzuatın bu özgürlüğü zedelemesini veya zedeleyici biçimde uygulanmasını önlemeyi taahhüt ederler.” Uluslararası Çalışma Örgütü’nün 87 sayılı Sendika Özgürlüğüne ve Örgütlenme Hakkının Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin 11. maddesinde de benzer düzenleme yapılmış ve örgütlenme hakkının korunacağı belirtilmiştir. Yine 98 sayılı Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Sözleşmesi’nin 1. maddesine göre: “İşçiler çalışma hususunda sendika hürriyetine halel getirmeye matuf her türlü fark gözetici harekete karşı tam bir himayeden faydalanacaktır. Böyle bir himaye bilhassa, bir işçinin çalıştırılmasını, bir sendikaya girmemesi veya bir sendikadan çıkması şartına tabi kılmak; bir sendikaya üye olması yahut çalışma saatleri dışında veya işverenin muvafakatı ile çalışma saatlerinde sendika faaliyetlerine iştirak etmesinden dolayı bir işçiyi işinden çıkarmak veya başka suretle onu izrar etmek; maksatları güden hareketlere mütaallik hususlarda uygulanacaktır”. Anayasadaki yasakların kaldırılması ile bağlantılı olarak değerlendirilmesi gereken bir başka durum konuya ilişkin uluslararası düzenlemeler ve Anayasanın 90. maddesi hükmüdür. Gerek ... gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Mahkeme kararları ve yine Avrupa Sosyal Şartı kapsamında grevi de kapsayan toplu eylem hakkı bir insan hakkı olarak kabul edilmektedir. Bu bağlamda toplu eylem hakkı bir üst kavram olarak benimsenmiş olup, buna grev yanında grev benzeri protesto eylemleri, kurallı çalışma, işi yavaşlatma gibi eylemler de dahil edilmiştir. ... denetim organları çeşitli tarihlerde verdikleri kararlarda siyasi amaçlı grev, genel grev ve sempati grevlerinin yasaklanmasını Türkiye bakımından eleştirmiş ve sendika üyelerinin menfaatlerini etkileyen konularda eylem yapma imkanının tanınması ve desteklenen grevin yasal olması kaydıyla sempati eylemlerine izin verilmesi gerekliliğini belirtmiştir. ...'nun denetim organlarına göre; grev hakkı yalnızca toplu iş sözleşmesinin imzalanması ile çözülebilecek endüstriyel uyuşmazlıklarla sınırlı değildir. İşçilerin grev hakkı vasıtasıyla korudukları mesleki ve ekonomik menfaatler sadece daha iyi çalışma koşulları veya mesleki nitelikteki toplu taleplere ilişkin değildir. Ayrıca işçileri doğrudan ilgilendiren ekonomik ve sosyal politika sorunları ve işletmenin karşılaştığı problemlere yönelik çözümleri de içerir. Hükümetin ekonomik politikasının sosyal ve istihdama ilişkin sonuçlarını protesto eden ulusal grevin yasak olmadığına ilişkin açıklama ve grevin yasaklanması, örgütlenme özgürlüğünün ciddi ihlali niteliğindedir. ... denetim organlarına göre dayanışma grevlerinin tümüyle yasaklanması kötüye kullanmalara sebebiyet verebilecektir. Aynı değerlendirme sempati grevleri için de geçerli olup, bu tür eylemlerin meşruiyeti grevin yasal olması şartına bağlıdır. Aletlerin bırakılması, işi yavaşlatma, oturma, aşırı kurallı çalışma gibi eylemler barışçıl şekilde gerçekleştirildiği sürece korunmalıdır. Bu eylemler ancak barışçıl olma niteliğini kaybettiği takdirde kısıtlanabilir. Grev hakkı bakımından önemli bir diğer düzenleme de Avrupa Sosyal Şartı ve denetim organı olan Avrupa Sosyal Haklar Komitesinin yorumudur. Avrupa Sosyal Şartının 6/4. maddesinde "grev hakkı dahil toplu eylem hakkı" düzenlenmiştir. Avrupa Sosyal Haklar Komitesi maddeyi yorumunda: grev hakkının sadece toplu iş sözleşmesi prosedürü sırasında ve bu prosedürle bağlantılı olarak kullanılamayacağını kabul etmektedir. Komiteye göre: toplu iş sözleşmesi prosedürü dışında, işçilerin iş sözleşmelerinin feshinin bildirildiği dönemde bir grup işçinin bunu önleme veya işten çıkarılanların geri alınması için yaptıkları eylemler toplu eylem hakkı kapsamında yer alır. Belirtmek gerekir ki Türkiye, Avrupa Sosyal Şartı'nın 5 ve 6. maddelerini onaylamamıştır. Bununla birlikte, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Türkiye'ye ilişkin kararlarında Şartın ilgili hükümlerini uygulamıştır. AIHM, Türkiye aleyhinde verdiği kararda toplu iş sözleşmesi prosedürü ile bağlantılı olmayan 1 günlük genel grevin Hükümet tarafından yasaklanmasının ve çalışanlara disiplin cezası uygulanmasının AİHS ve Avrupa Sosyal Şartı ve ... ile benimsenen kurallara aykırı olduğunu kabul etmiştir. Sonuç olarak, uluslararası normlar uyarınca; işçilerin ekonomik ve sosyal durumlarını etkileyen veya işyerindeki uygulamalara yönelik olarak kısa süreli, demokratik bir hakkın kullanımı niteliğindeki protesto eylemleri toplu eylem hakkına dahildir. Bu gibi eylemler salt politik nitelikte olmadıkça yasaklanamaz. Somut uyuşmazlıkta davacının iş sözleşmesinin 09.09.2015 tarihinde 08-16 vardiyasında görevli olduğu vardiyası sırasında 14:30 itibariyle haksız olarak işi bıraktığı uyarıya rağmen işinin başına dönmediği, vardiyası sona erdiği halde işyerini terk etmediği, 10.09.2015 tarihinde 08-16 vardiyasında çalışmadığı, uyarılara rağmen iş görme borcunu yerine getirmediği, 11.09.2015 tarihinde 08-16 vardiyasında çalışmadığı iş görme borcunu yerine getirmediği gerekçesiyle 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II ve 6356 sayılı Kanun’un 70/1. maddeleri uyarınca haklı nedenle feshedildiği ileri sürülmüştür. 08.09.2015 tarihinde iş sözleşmeleri feshedilen Dairemizce de iş sözleşmelerinin feshinin haklı nedene dayandığı kabul edilen ... ve ... isimli işçilerin işten çıkarılmasını protesto ve işten çıkarılanlara destek olmak için işyerinde bir kısım işçilerin 09.09.2015 günü işi bıraktıkları bu eylemin 11.09.2015 tarihine kadar 3 gün boyunca devam ettiği, davacının da işi bıraktığı ve görevini yapmadığı yönünde tutanak tutulduğu, buna göre davacının da eyleme katıldığının anlaşıldığı her ne kadar işçilerin işten çıkarılan işçilere yönelik dayanışma amacıyla iş yavaşlatabilecekleri, protesto eylemi yapabilecekleri kabul edilse de somut uyuşmazlıkta bunun 3 gün kadar sürdüğü dikkate alındığında eylemin ölçülü kabul edilemeyeceği, işveren açısından haklı fesih imkanı doğduğu ancak işverence eyleme katıldığı kabul edilip sonradan baskıyla eyleme katıldığını söyleyerek işe devam etmek isteyen işçilerin iş sözleşmelerinin feshedilmediğinin belirtildiği, işverenin eşit işlem borcuna uygun davrandığını somut olarak kanıtlayamadığı, bunun haklı feshi, haksız duruma düşüreceği ancak feshin geçerliliğini etkilemeyeceği anlaşıldığından feshin geçerli nedene dayandığı kabulüyle davanın reddi yerine yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir. 4857 sayılı İş Yasası'nın 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. Davanın REDDİNE, 3. Alınması gereken 35,90 TL karar - ilam harcından davacının yatırdığı 29,20 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 6,70 TL karar - ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4. Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 420,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 2.180,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, Kesin olarak 22/02/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
9. Hukuk Dairesi, 2018/8665 E., 2018/18489 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
i halde işyerini terk etmediği, 10.09.2015 tarihinde 08-16 vardiyasında çalışmadığı, uyarılara rağmen iş görme borcunu yerine getirmediği, 11.09.2015 tarihinde 08-16 vardiyasında çalışmadığı iş görme borcunu yerine getirmediği gerekçesiyle 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II ve 6356 sayılı Kanun’un 70/1. Maddeleri uyarınca haklı nedenle feshedilmiştir.
9. Hukuk Dairesi         2018/8665 E.  ,  2018/18489 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 3. İŞ MAHKEMESİ DAVA :Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin kabul kararına karşı davalı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi davalı avukatının istinaf başvurusunun kabulüne karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi'nin kararı süresi içinde taraflar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili dava dilekçesinde ; davacının, ... İş Sendikası üyesi olduğunu, ...–İş Sendikası'nın 08/06/2015 tarihinde TİS yetkisi aldığını, davalının itiraz ettiğini, işverenin sendikal örgütlenmenin başını çektiğini düşündüğü işçilerin iş akitlerini feshettiğini, fesih bildiriminde uyarılara rağmen iş görme borcunu yerine getirmediği ve kanun dışı grev yaptığı, işyerini terk etmeyerek hukuka aykırı bir şekilde işgal ettiği gibi gerekçelere dayanıldığını, iş akdinin gerçek nedeninin sendika üyeliği ve sendikal faaliyeti olduğunu iddia ederek feshin geçersizliğine, feshin sendikal nedenle olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili; Tek Gıda–İş Sendikası’nın bakanlık tarafından sendikanın yetki tespitine ilişkin yazı tebliğ edildiğini, ... 3. İş Mahkemesi 2015/417 esas sayılı dosyası ile yetki tespitine itiraz edildiğini, dava açtığını, bu süreçte sendikanın müvekkili şirkette toplu iş sözleşmesi yapma yetkisi bulunmadığı ve toplu pazarlıkta grev ve lokavt aşamasına gelinmediği halde, davacı ve bazı diğer çalışanlar 09, 10 ve 11 Eylül tarihlerinde iş bıraktıklarını, üretimi tamamen durdurarak müvekkili şirketin faaliyetlerini yürütmesini engellediklerini, bunun üzerine müvekkil şirket tarafından noter vasıtası ile işyerinde tespit yaptırıldığını, yapılan inceleme sonucunda işyerinde iş bırakarak üretimi durduran işçilerin tespit edildiğini ve tespit sırasında da defalarca işlerinin başlarına dönmeleri için uyarıldıkları halde grev yaptıklarından bahisle uyarılara uymadıklarını, davacı da 09 Eylül 2015 tarihinde 08.00–16.00 vardiyasında görevli olduğu halde, haksız olarak saat 14:30 itibariyle işi haksız olarak bıraktığını işveren tarafından defalarca uyarılmasına rağmen işinin başına dönmediğini ve iş görme borcunu yerine getirmediğini, davacının 24/08/2015 geç iş yaptığı, 09–10–11/09/2015 tarihlerinde iş görme borcunu yerine getirmediği, 09–10/09/2015 tarihinde işyerini terk ettiğinden bahisle uyarılar verildiğini, 14/09/2015 tarihinde haklı nedenle, tazminatsız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun “Kanun dışı grev ve lokavtın sonuçları” başlıklı 70. maddesinin ikinci fıkrasında “Kanun dışı bir grev yapılması hâlinde bu grev nedeniyle işverenin uğradığı zararlar, greve karar veren işçi kuruluşu veya kanun dışı grev herhangi bir işçi kuruluşunca kararlaştırılmaksızın yapılmışsa, bu greve katılan işçiler tarafından karşılanır.” hükmü bulunduğunu, davacının iş akdinin haklı sebeple feshedildiğinin açıkça ortada olduğunu savunarak davanın reddini savunmuştur. C) İlk Derece Mahkeme Kararının Özeti: İlk derece mahkemesince toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak; iş akdinin feshinin haklı veya geçerli nedene dayandığının işverence ispat edilemediği bu nedenle davacının işine iadesine karar vermek gerektiği ayrıca feshin sendikal nedene dayandığı kanaatine de varılarak davacının işe iadesi ile sendikal tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir. D) İstinaf Başvurusu Karara karşı davacı ve davalı taraf istinaf kanun yoluna başvurmuştur. E) Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; feshin haklı veya geçerli nedene dayanılmadığı kanaatine varılmış,davalı vekilinin bu konudaki istinaf sebepleri yerinde bulunmamıştır denilmiştir. Davalı tarafın sendikal tazminata ilişkin istinaf sebepleri irdelendiğinde ise; sendikal tazminatın hüküm altına alınabilmesi için, feshin sendikal sebebe dayandığı hususunun kuşkuya yer vermeyecek şekilde ispatlanması zorunlu olduğunu, dosyadaki bilgi ve belgeler ile tanık beyanlarına göre feshin sendikal nedenle yapıldığının ispat edilemediği anlaşıldığından, ilk derece mahkemesi tarafından feshin sendikal nedenle yapıldığı gerekçesiyle sendikal tazminata hükmetmesi hatalı olduğunu, nitekim davacıyla aynı tarihte ve aynı gerekçeyle iş sözleşmesi feshedilen... isimli işçi tarafından açılan davada feshin sendikal nedenle yapıldığının ispatlanamadığına ilişkin ... 6.İş Mahkemesi'nin 2016/272-2017/172 E/K sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusu ... Bölge Adliye Mahkemesi 26.hukuk Dairesi'nin 15/02/2018 tarih ve 2017/1507-2018/278 E/K sayılı kararı ile esastan reddine karar verilmiştir denilerek davalı vekilinin bu konudaki istinaf sebepleri yerinde kabul etmiştir. F) Temyiz Başvurusu: Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına karşı davalı ve davacı vekilince temyiz başvurusunda bulunulmuştur. G) Gerekçe: Öncelikle Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi’nin kararında davacının iş sözleşmesinin haklı ve geçerli nedenle feshedilmediği açıklanmışsa da, Somut uyuşmazlıkta, davacının iş sözleşmesi 09.09.2015 tarihinde 08-16 vardiyasında görevli olduğu vardiyası sırasında 14:30 itibariyle haksız olarak işi bıraktığı uyarıya rağmen işinin başına dönmediği, vardiyası sona erdiği halde işyerini terk etmediği, 10.09.2015 tarihinde 08-16 vardiyasında çalışmadığı, uyarılara rağmen iş görme borcunu yerine getirmediği, 11.09.2015 tarihinde 08-16 vardiyasında çalışmadığı iş görme borcunu yerine getirmediği gerekçesiyle 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II ve 6356 sayılı Kanun’un 70/1. Maddeleri uyarınca haklı nedenle feshedilmiştir. Dolayısıyla Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi’nin tartıştığı fesih gerekçeleri dosya içeriğiyle uyumlu değildir. 07.11.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6356 sayılı Kanun’un 58. Maddesine göre “(1) İşçilerin, topluca çalışmamak suretiyle işyerinde faaliyeti durdurmak veya işin niteliğine göre önemli ölçüde aksatmak amacıyla, aralarında anlaşarak veya bir kuruluşun aynı amaçla topluca çalışmamaları için verdiği karara uyarak işi bırakmalarına grev denir. (2) Toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması hâlinde, işçilerin ekonomik ve sosyal durumları ile ... şartlarını korumak veya geliştirmek amacıyla, bu Kanun hükümlerine uygun olarak yapılan greve kanuni grev denir. (3) Kanuni grev için aranan şartlar gerçekleşmeden yapılan grev kanun dışıdır.” Aynı Kanun’un 71. maddesine göre “(1) Taraflardan her biri, karar verilen veya uygulanmakta olan bir grev veya lokavtın kanun dışı olup olmadığının tespitini mahkemeden her zaman talep edebilir. Mahkeme bir ay içinde karar verir. Kararın temyizi hâlinde, Yargıtay bir ay içinde kesin olarak karara bağlar. Verilecek karar, tarafları, işçi ve işveren sendikasının üyelerini bağlar ve ceza davaları için kesin delil teşkil eder. (2) Hâkim tedbir olarak dava konusu grev veya lokavtın durdurulmasına karar verebilir.” Grev hakkı Anayasa’nın 54. maddesinde düzenlenmiştir. Anayasanın 54. maddesi uyarınca: "Toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde işçiler grev hakkına sahiptirler." 07.05.2010 tarihli Anayasa değişiklikleri kapsamında 54. maddede bir takım değişiklikler gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda Anayasamızın 54/7 maddesinde yer alan "Siyasi amaçlı grev ve lokavt, dayanışma grev ve lokavtı, genel grev ve lokavt, işyeri işgali, işi yavaşlatma, verimi düşürme ve diğer direnişler yapılamaz." hükmü kaldırılmıştır. Anayasanın 54. maddesinin değişiklik gerekçesinde: "Maddeyle, tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmeler ile çağdaş demokratik toplumlarda ... hayatını düzenleyen ve genel kabul gören evrensel ilkelerle bağdaşmayan, grev ve lokavt hakkına gereksiz sınırlamalar getiren, 54. maddenin üçüncü ve yedinci fıkraları yürürlükten kaldırılmaktadır. Söz konusu hükümlerin kaldırılmasıyla, sendikal haklar ile grev ve lokavt hakkının kullanılabilmesi bakımından, ileri bir adım atılmış olmaktadır." denilmiştir. Anayasanın 54. maddesinde anılan yasaklar kaldırılmasına rağmen 2822 sayılı Kanunda bu yönde bir değişiklik yapılmamış, ancak 6356 sayılı Kanunda ise bu yasaklara yer verilmemiştir. Diğer taraftan Anayasanın 90. maddesi gereği usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmeler ulusal hukukun üstündedir. Kanunlar bu sözleşmelere aykırı olamaz. Genişletilmiş Avrupa Sosyal Şartı’nın 5. maddesine göre; “Akit Taraflar, çalışanların ve çalıştıranların ekonomik ve sosyal çıkarlarını korumak için, yerel, ulusal ve uluslararası örgütler kurma ve bu örgütlere üye olma özgürlüğünü sağlamak veya geliştirmek amacıyla ulusal mevzuatın bu özgürlüğü zedelemesini veya zedeleyici biçimde uygulanmasını önlemeyi taahhüt ederler.” Uluslararası ... Örgütü’nün 87 sayılı Sendika Özgürlüğüne ve Örgütlenme Hakkının Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin 11. maddesinde de benzer düzenleme yapılmış ve örgütlenme hakkının korunacağı belirtilmiştir. Yine 98 sayılı Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Sözleşmesi’nin 1. maddesine göre: “İşçiler ... hususunda sendika hürriyetine halel getirmeye matuf her türlü fark gözetici harekete karşı tam bir himayeden faydalanacaktır. Böyle bir himaye bilhassa, bir işçinin çalıştırılmasını, bir sendikaya girmemesi veya bir sendikadan çıkması şartına tabi kılmak; bir sendikaya üye olması yahut ... saatleri dışında veya işverenin muvafakatı ile ... saatlerinde sendika faaliyetlerine iştirak etmesinden dolayı bir işçiyi işinden çıkarmak veya başka suretle onu izrar etmek; maksatları güden hareketlere mütaallik hususlarda uygulanacaktır”. Anayasadaki yasakların kaldırılması ile bağlantılı olarak değerlendirilmesi gereken bir başka durum konuya ilişkin uluslararası düzenlemeler ve Anayasanın 90. maddesi hükmüdür. Gerek ... gerekse ... İnsan Hakları Sözleşmesi ve Mahkeme kararları ve yine Avrupa Sosyal Şartı kapsamında grevi de kapsayan toplu eylem hakkı bir insan hakkı olarak kabul edilmektedir. Bu bağlamda toplu eylem hakkı bir üst kavram olarak benimsenmiş olup, buna grev yanında grev benzeri protesto eylemleri, kurallı ..., işi yavaşlatma gibi eylemler de dahil edilmiştir.... denetim organları çeşitli tarihlerde verdikleri kararlarda siyasi amaçlı grev, genel grev ve sempati grevlerinin yasaklanmasını Türkiye bakımından eleştirmiş ve sendika üyelerinin menfaatlerini etkileyen konularda eylem yapma imkanının tanınması ve desteklenen grevin yasal olması kaydıyla sempati eylemlerine izin verilmesi gerekliliğini belirtmiştir. ...'nun denetim organlarına göre; grev hakkı yalnızca toplu iş sözleşmesinin imzalanması ile çözülebilecek endüstriyel uyuşmazlıklarla sınırlı değildir. İşçilerin grev hakkı vasıtasıyla korudukları mesleki ve ekonomik menfaatler sadece daha iyi ... koşulları veya mesleki nitelikteki toplu taleplere ilişkin değildir. Ayrıca işçileri doğrudan ilgilendiren ekonomik ve sosyal politika sorunları ve işletmenin karşılaştığı problemlere yönelik çözümleri de içerir. Hükümetin ekonomik politikasının sosyal ve istihdama ilişkin sonuçlarını protesto eden ulusal grevin yasak olmadığına ilişkin açıklama ve grevin yasaklanması, örgütlenme özgürlüğünün ciddi ihlali niteliğindedir. ... denetim organlarına göre dayanışma grevlerinin tümüyle yasaklanması kötüye kullanmalara sebebiyet verebilecektir. Aynı değerlendirme sempati grevleri için de geçerli olup, bu tür eylemlerin meşruiyeti grevin yasal olması şartına bağlıdır. Aletlerin bırakılması, işi yavaşlatma, oturma, aşırı kurallı ... gibi eylemler barışçıl şekilde gerçekleştirildiği sürece korunmalıdır. Bu eylemler ancak barışçıl olma niteliğini kaybettiği takdirde kısıtlanabilir. Grev hakkı bakımından önemli bir diğer düzenleme de Avrupa Sosyal Şartı ve denetim organı olan Avrupa Sosyal Haklar Komitesinin yorumudur. Avrupa Sosyal Şartının 6/4. maddesinde "grev hakkı dahil toplu eylem hakkı" düzenlenmiştir. Avrupa Sosyal Haklar Komitesi maddeyi yorumunda: grev hakkının sadece toplu iş sözleşmesi prosedürü sırasında ve bu prosedürle bağlantılı olarak kullanılamayacağını kabul etmektedir. Komiteye göre: toplu iş sözleşmesi prosedürü dışında, işçilerin iş sözleşmelerinin feshinin bildirildiği dönemde bir grup işçinin bunu önleme veya işten çıkarılanların geri alınması için yaptıkları eylemler toplu eylem hakkı kapsamında yer alır. Belirtmek gerekir ki Türkiye, ... Sosyal Şartı'nın 5 ve 6. maddelerini onaylamamıştır. Bununla birlikte, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Türkiye'ye ilişkin kararlarında Şartın ilgili hükümlerini uygulamıştır. ..., Türkiye aleyhinde verdiği kararda toplu iş sözleşmesi prosedürü ile bağlantılı olmayan 1 günlük genel grevin Hükümet tarafından yasaklanmasının ve çalışanlara disiplin cezası uygulanmasının ... ve ... Sosyal Şartı ve ... ile benimsenen kurallara aykırı olduğunu kabul etmiştir. Sonuç olarak, uluslararası normlar uyarınca; işçilerin ekonomik ve sosyal durumlarını etkileyen veya işyerindeki uygulamalara yönelik olarak kısa süreli, demokratik bir hakkın kullanımı niteliğindeki protesto eylemleri toplu eylem hakkına dahildir. Bu gibi eylemler salt politik nitelikte olmadıkça yasaklanamaz. Somut uyuşmazlıkta 08.09.2015 tarihinde iş sözleşmeleri feshedilen Dairemizce iş sözleşmelerinin feshinin haklı nedene dayandığı kabul edilen ...ve... isimli işçilerin işten çıkarılmasını protesto ve işten çıkarılanlara destek olmak için işyerinde bir kısım işçilerin 09.09.2015 günü işi bıraktıkları bu eylemin 11.09.2015 tarihine kadar 3 gün boyunca devam ettiği, tutulan tutanak ve tanık beyanlarından davacının da eyleme katıldığı, her ne kadar işçilerin işten çıkarılan işçilere yönelik dayanışma amacıyla iş yavaşlatabilecekleri, protesto eylemi yapabilecekleri kabul edilse de somut uyuşmazlıkta bunun 3 gün kadar sürdüğü dikkate alındığında eylemin ölçülü kabul edilemeyeceği, feshin geçerli nedene dayandığı, bu açıdan ilk derece mahkemesinin davanın (davacının işe iadesi) ve sendikal tazminat talebinin kabulüne yönelik kararının dosya içeriğine uygun olmadığı anlaşıldığından, davalının istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesi gerekirken başvurunun işe iade yönünden esastan reddi ile sendikal tazminat yönünden kabulüne karar verilmesi hatalıdır. 4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 1.Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi’nin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.Davanın REDDİNE, 3.Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 4.Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 1.530,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5.Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 2.180,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6.Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, Kesin olarak 16/10/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
9. Hukuk Dairesi, 2018/212 E., 2018/3773 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varMAHKEMESİ 24. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
i halde işyerini terk etmediği, 10.09.2015 tarihinde 08-16 vardiyasında çalışmadığı, uyarılara rağmen iş görme borcunu yerine getirmediği, 11.09.2015 tarihinde 08-16 vardiyasında çalışmadığı iş görme borcunu yerine getirmediği gerekçesiyle 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II ve 6356 sayılı Kanun’un 70/1. Maddeleri uyarınca haklı nedenle feshedilmiştir.
9. Hukuk Dairesi         2018/212 E.  ,  2018/3773 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : MAHKEMESİ 24. HUKUK DAİRESİ DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin red kararına karşı davacı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur. ... Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi davacı avukatının istinaf başvurusunu kabul etmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi'nin kararı süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının,... İş Sendikası üyesi olduğunu,...–İş Sendikası'nın 08/06/2015 tarihinde ... yetkisi aldığını, davalının itiraz ettiğini, işverenin sendikal örgütlenmenin başını çektiğini düşündüğü işçilerin iş akitlerini feshettiğini, fesih bildiriminde uyarılara rağmen iş görme borcunu yerine getirmediği ve kanun dışı grev yaptığı, işyerini terk etmeyerek hukuka aykırı bir şekilde işgal ettiği gibi gerekçelere dayanıldığını, iş akdinin gerçek nedeninin sendika üyeliği ve sendikal faaliyeti olduğunu beyanla feshin geçersizliğine, feshin sendikal nedenle olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili; ...–İş Sendikası’nın bakanlık tarafından sendikanın yetki tespitine ilişkin yazı tebliğ edildiğini, ... 3. İş Mahkemesi 2015/417 esas sayılı dosyası ile yetki tespitine itiraz edildiğini, dava açtığını, bu süreçte sendikanın müvekkili şirkette toplu iş sözleşmesi yapma yetkisi bulunmadığı ve toplu pazarlıkta grev ve lokavt aşamasına gelinmediği halde, davacı ve bazı diğer çalışanlar 09, 10 ve 11 Eylül tarihlerinde iş bıraktıklarını, üretimi tamamen durdurarak müvekkili şirketin faaliyetlerini yürütmesini engellediklerini, bunun üzerine müvekkil şirket tarafından noter vasıtası ile işyerinde tespit yaptırıldığını, yapılan inceleme sonucunda işyerinde iş bırakarak üretimi durduran işçilerin tespit edildiğini ve tespit sırasında da defalarca işlerinin başlarına dönmeleri için uyarıldıkları halde grev yaptıklarından bahisle uyarılara uymadıklarını, davacı da 09 Eylül 2015 tarihinde 08.00–16.00 vardiyasında görevli olduğu halde, haksız olarak saat 14:30 itibariyle işi haksız olarak bıraktığını işveren tarafından defalarca uyarılmasına rağmen işinin başına dönmediğini ve iş görme borcunu yerine getirmediğini, davacının 24/08/2015 geç iş yaptığı, 09–10–11/09/2015 tarihlerinde iş görme borcunu yerine getirmediği, 09–10/09/2015 tarihinde işyerini terk ettiğinden bahisle uyarılar verildiğini, 14/09/2015 tarihinde haklı nedenle, tazminatsız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun “Kanun dışı grev ve lokavtın sonuçları” başlıklı 70. maddesinin ikinci fıkrasında “Kanun dışı bir grev yapılması hâlinde bu grev nedeniyle işverenin uğradığı zararlar, greve karar veren işçi kuruluşu veya kanun dışı grev herhangi bir işçi kuruluşunca kararlaştırılmaksızın yapılmışsa, bu greve katılan işçiler tarafından karşılanır.” hükmü bulunduğunu, davacının iş akdinin haklı sebeple feshedildiğinin açıkça ortada olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur. C) İlk Derece Mahkeme Kararının Özeti: İlk derece mahkemesince toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak kısa süreli protestoyu aşan üç gün süren işçi eyleminin ölçülü kabul edilemeyeceği feshin haklı sebep ağırlığında olmamakla birlikte geçerli nedene dayandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. D) İstinaf Başvurusu Karara karşı davacı taraf istinaf kanun yoluna başvurmuştur. E) Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti: Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince davacının iş sözleşmesinin toz üretim sahasında arıza meydana geldiğinde çağrıldığı halde mazeret bildirmeden işe girmemesi aynı gece geç saatlerde davacının işyerinde eylem çadırının bulunduğu yerde görülmesi nedeniyle feshedildiği, sendika yazı cevapları tanık ...’ın beyanı sendikanın yetki almasından sonra sendikaya üye işçilerin işten çıkartılmaları sonucu üye sayısının 73’den 23’e düştüğü olayların kronolojik gelişimi davacının iş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiğini gösterdiği gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin kararının ortadan kaldırılarak feshin geçersizliğine ve işe başlatmama tazminatının 1 yıllık ücreti tutarında belirlenmesine karar verilmiştir. F) Temyiz Başvurusu: Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına karşı davalı vekilince temyiz başvurusunda bulunulmuştur. G) Gerekçe: Öncelikle Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi’nin kararında davacının iş sözleşmesinin arıza nedeniyle çağrıldığı halde mazeret bildirmeden gitmediği gerekçesiyle feshedildiği açıklanmışsa da, somut uyuşmazlıkta davacının iş sözleşmesi 09.09.2015 tarihinde 08-16 vardiyasında görevli olduğu vardiyası sırasında 14:30 itibariyle haksız olarak işi bıraktığı uyarıya rağmen işinin başına dönmediği, vardiyası sona erdiği halde işyerini terk etmediği, 10.09.2015 tarihinde 08-16 vardiyasında çalışmadığı, uyarılara rağmen iş görme borcunu yerine getirmediği, 11.09.2015 tarihinde 08-16 vardiyasında çalışmadığı iş görme borcunu yerine getirmediği gerekçesiyle 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II ve 6356 sayılı Kanun’un 70/1. Maddeleri uyarınca haklı nedenle feshedilmiştir. Dolayısıyla Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi’nin tartıştığı fesih gerekçesi dosya içeriğiyle uyumlu değildir. 07.11.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6356 sayılı Kanun’un 58. Maddesine göre “(1) İşçilerin, topluca çalışmamak suretiyle işyerinde faaliyeti durdurmak veya işin niteliğine göre önemli ölçüde aksatmak amacıyla, aralarında anlaşarak veya bir kuruluşun aynı amaçla topluca çalışmamaları için verdiği karara uyarak işi bırakmalarına grev denir. (2) Toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması hâlinde, işçilerin ekonomik ve sosyal durumları ile çalışma şartlarını korumak veya geliştirmek amacıyla, bu Kanun hükümlerine uygun olarak yapılan greve kanuni grev denir. (3) Kanuni grev için aranan şartlar gerçekleşmeden yapılan grev kanun dışıdır.” Aynı Kanun’un 71. maddesine göre “(1) Taraflardan her biri, karar verilen veya uygulanmakta olan bir grev veya lokavtın kanun dışı olup olmadığının tespitini mahkemeden her zaman talep edebilir. Mahkeme bir ay içinde karar verir. Kararın temyizi hâlinde, Yargıtay bir ay içinde kesin olarak karara bağlar. Verilecek karar, tarafları, işçi ve işveren sendikasının üyelerini bağlar ve ceza davaları için kesin delil teşkil eder. (2) Hâkim tedbir olarak dava konusu grev veya lokavtın durdurulmasına karar verebilir.” Grev hakkı Anayasa’nın 54. maddesinde düzenlenmiştir. Anayasanın 54. maddesi uyarınca: "Toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde işçiler grev hakkına sahiptirler." 07.05.2010 tarihli Anayasa değişiklikleri kapsamında 54. maddede bir takım değişiklikler gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda Anayasamızın 54/7 maddesinde yer alan "Siyasi amaçlı grev ve lokavt, dayanışma grev ve lokavtı, genel grev ve lokavt, işyeri işgali, işi yavaşlatma, verimi düşürme ve diğer direnişler yapılamaz." hükmü kaldırılmıştır. Anayasanın 54. maddesinin değişiklik gerekçesinde: "Maddeyle, tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmeler ile çağdaş demokratik toplumlarda çalışma hayatını düzenleyen ve genel kabul gören evrensel ilkelerle bağdaşmayan, grev ve lokavt hakkına gereksiz sınırlamalar getiren, 54. maddenin üçüncü ve yedinci fıkraları yürürlükten kaldırılmaktadır. Söz konusu hükümlerin kaldırılmasıyla, sendikal haklar ile grev ve lokavt hakkının kullanılabilmesi bakımından, ileri bir adım atılmış olmaktadır." denilmiştir. Anayasanın 54. maddesinde anılan yasaklar kaldırılmasına rağmen 2822 sayılı Kanunda bu yönde bir değişiklik yapılmamış, ancak 6356 sayılı Kanunda ise bu yasaklara yer verilmemiştir. Diğer taraftan Anayasanın 90. maddesi gereği usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmeler ulusal hukukun üstündedir. Kanunlar bu sözleşmelere aykırı olamaz. Genişletilmiş Avrupa Sosyal Şartı’nın 5. maddesine göre; “Akit Taraflar, çalışanların ve çalıştıranların ekonomik ve sosyal çıkarlarını korumak için, yerel, ulusal ve uluslararası örgütler kurma ve bu örgütlere üye olma özgürlüğünü sağlamak veya geliştirmek amacıyla ulusal mevzuatın bu özgürlüğü zedelemesini veya zedeleyici biçimde uygulanmasını önlemeyi taahhüt ederler.” Uluslararası Çalışma Örgütü’nün 87 sayılı Sendika Özgürlüğüne ve Örgütlenme Hakkının Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin 11. maddesinde de benzer düzenleme yapılmış ve örgütlenme hakkının korunacağı belirtilmiştir. Yine 98 sayılı Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Sözleşmesi’nin 1. maddesine göre: “İşçiler çalışma hususunda sendika hürriyetine halel getirmeye matuf her türlü fark gözetici harekete karşı tam bir himayeden faydalanacaktır. Böyle bir himaye bilhassa, bir işçinin çalıştırılmasını, bir sendikaya girmemesi veya bir sendikadan çıkması şartına tabi kılmak; bir sendikaya üye olması yahut çalışma saatleri dışında veya işverenin muvafakatı ile çalışma saatlerinde sendika faaliyetlerine iştirak etmesinden dolayı bir işçiyi işinden çıkarmak veya başka suretle onu izrar etmek; maksatları güden hareketlere mütaallik hususlarda uygulanacaktır”. Anayasadaki yasakların kaldırılması ile bağlantılı olarak değerlendirilmesi gereken bir başka durum konuya ilişkin uluslararası düzenlemeler ve Anayasanın 90. maddesi hükmüdür. Gerek ... gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Mahkeme kararları ve yine Avrupa Sosyal Şartı kapsamında grevi de kapsayan toplu eylem hakkı bir insan hakkı olarak kabul edilmektedir. Bu bağlamda toplu eylem hakkı bir üst kavram olarak benimsenmiş olup, buna grev yanında grev benzeri protesto eylemleri, kurallı çalışma, işi yavaşlatma gibi eylemler de dahil edilmiştir. ... denetim organları çeşitli tarihlerde verdikleri kararlarda siyasi amaçlı grev, genel grev ve sempati grevlerinin yasaklanmasını Türkiye bakımından eleştirmiş ve sendika üyelerinin menfaatlerini etkileyen konularda eylem yapma imkanının tanınması ve desteklenen grevin yasal olması kaydıyla sempati eylemlerine izin verilmesi gerekliliğini belirtmiştir. ...'nun denetim organlarına göre; grev hakkı yalnızca toplu iş sözleşmesinin imzalanması ile çözülebilecek endüstriyel uyuşmazlıklarla sınırlı değildir. İşçilerin grev hakkı vasıtasıyla korudukları mesleki ve ekonomik menfaatler sadece daha iyi çalışma koşulları veya mesleki nitelikteki toplu taleplere ilişkin değildir. Ayrıca işçileri doğrudan ilgilendiren ekonomik ve sosyal politika sorunları ve işletmenin karşılaştığı problemlere yönelik çözümleri de içerir. Hükümetin ekonomik politikasının sosyal ve istihdama ilişkin sonuçlarını protesto eden ulusal grevin yasak olmadığına ilişkin açıklama ve grevin yasaklanması, örgütlenme özgürlüğünün ciddi ihlali niteliğindedir. ... denetim organlarına göre dayanışma grevlerinin tümüyle yasaklanması kötüye kullanmalara sebebiyet verebilecektir. Aynı değerlendirme sempati grevleri için de geçerli olup, bu tür eylemlerin meşruiyeti grevin yasal olması şartına bağlıdır. Aletlerin bırakılması, işi yavaşlatma, oturma, aşırı kurallı çalışma gibi eylemler barışçıl şekilde gerçekleştirildiği sürece korunmalıdır. Bu eylemler ancak barışçıl olma niteliğini kaybettiği takdirde kısıtlanabilir. Grev hakkı bakımından önemli bir diğer düzenleme de Avrupa Sosyal Şartı ve denetim organı olan Avrupa Sosyal Haklar Komitesinin yorumudur. Avrupa Sosyal Şartının 6/4. maddesinde "grev hakkı dahil toplu eylem hakkı" düzenlenmiştir. Avrupa Sosyal Haklar Komitesi maddeyi yorumunda: grev hakkının sadece toplu iş sözleşmesi prosedürü sırasında ve bu prosedürle bağlantılı olarak kullanılamayacağını kabul etmektedir. Komiteye göre: toplu iş sözleşmesi prosedürü dışında, işçilerin iş sözleşmelerinin feshinin bildirildiği dönemde bir grup işçinin bunu önleme veya işten çıkarılanların geri alınması için yaptıkları eylemler toplu eylem hakkı kapsamında yer alır. Belirtmek gerekir ki Türkiye, Avrupa Sosyal Şartı'nın 5 ve 6. maddelerini onaylamamıştır. Bununla birlikte, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Türkiye'ye ilişkin kararlarında Şartın ilgili hükümlerini uygulamıştır. AIHM, Türkiye aleyhinde verdiği kararda toplu iş sözleşmesi prosedürü ile bağlantılı olmayan 1 günlük genel grevin Hükümet tarafından yasaklanmasının ve çalışanlara disiplin cezası uygulanmasının AİHS ve Avrupa Sosyal Şartı ve ... ile benimsenen kurallara aykırı olduğunu kabul etmiştir. Sonuç olarak, uluslararası normlar uyarınca; işçilerin ekonomik ve sosyal durumlarını etkileyen veya işyerindeki uygulamalara yönelik olarak kısa süreli, demokratik bir hakkın kullanımı niteliğindeki protesto eylemleri toplu eylem hakkına dahildir. Bu gibi eylemler salt politik nitelikte olmadıkça yasaklanamaz. Somut olayda 08.09.2015 tarihinde iş sözleşmeleri feshedilen Dairemizce iş sözleşmelerinin feshinin haklı nedene dayandığı kabul edilen ...ve ...isimli işçilerin işten çıkarılmasını protesto ve işten çıkarılanlara destek olmak için işyerinde bir kısım işçilerin 09.09.2015 günü işi bıraktıkları bu eylemin 11.09.2015 tarihine kadar 3 gün boyunca devam ettiği, tutulan tutanak ve tanık beyanlarından davacının da eyleme katıldığı, her ne kadar işçilerin işten çıkarılan işçilere yönelik dayanışma amacıyla iş yavaşlatabilecekleri, protesto eylemi yapabilecekleri kabul edilse de somut uyuşmazlıkta bunun 3 gün kadar sürdüğü dikkate alındığında eylemin ölçülü kabul edilemeyeceği, feshin geçerli nedene dayandığı, bu açıdan ilk derece mahkemesinin davanın reddi kararının dosya içeriğine uygun olduğundan davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekirken başvurunun kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak feshin geçersizliğine ve davacının iş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiği yönünde karar verilmesi hatalıdır. 4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 1. Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi’nin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. Davanın REDDİNE, 3. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 4. Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 1.530,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 2.180,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, Kesin olarak 22/02/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
9. Hukuk Dairesi, 2018/639 E., 2018/3774 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varMAHKEMESİ 24. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
i halde işyerini terk etmediği, 10.09.2015 tarihinde 08-16 vardiyasında çalışmadığı, uyarılara rağmen iş görme borcunu yerine getirmediği, 11.09.2015 tarihinde 08-16 vardiyasında çalışmadığı iş görme borcunu yerine getirmediği gerekçesiyle 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II ve 6356 sayılı Kanun’un 70/1. Maddeleri uyarınca haklı nedenle feshedilmiştir.
9. Hukuk Dairesi         2018/639 E.  ,  2018/3774 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :MAHKEMESİ 24. HUKUK DAİRESİ DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin red kararına karşı davacı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur. ... Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi davacı avukatının istinaf başvurusunu kabul etmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi'nin kararı süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, ... İş Sendikası üyesi olduğunu,...–İş Sendikası'nın 08/06/2015 tarihinde ... yetkisi aldığını, davalının itiraz ettiğini, işverenin sendikal örgütlenmenin başını çektiğini düşündüğü işçilerin iş akitlerini feshettiğini, fesih bildiriminde uyarılara rağmen iş görme borcunu yerine getirmediği ve kanun dışı grev yaptığı, işyerini terk etmeyerek hukuka aykırı bir şekilde işgal ettiği gibi gerekçelere dayanıldığını, iş akdinin gerçek nedeninin sendika üyeliği ve sendikal faaliyeti olduğunu beyanla feshin geçersizliğine, feshin sendikal nedenle olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili; ...–İş Sendikası’nın bakanlık tarafından sendikanın yetki tespitine ilişkin yazı tebliğ edildiğini, ... 3. İş Mahkemesi 2015/417 esas sayılı dosyası ile yetki tespitine itiraz edildiğini, dava açtığını, bu süreçte sendikanın müvekkili şirkette toplu iş sözleşmesi yapma yetkisi bulunmadığı ve toplu pazarlıkta grev ve lokavt aşamasına gelinmediği halde, davacı ve bazı diğer çalışanlar 09, 10 ve 11 Eylül tarihlerinde iş bıraktıklarını, üretimi tamamen durdurarak müvekkili şirketin faaliyetlerini yürütmesini engellediklerini, bunun üzerine müvekkil şirket tarafından noter vasıtası ile işyerinde tespit yaptırıldığını, yapılan inceleme sonucunda işyerinde iş bırakarak üretimi durduran işçilerin tespit edildiğini ve tespit sırasında da defalarca işlerinin başlarına dönmeleri için uyarıldıkları halde grev yaptıklarından bahisle uyarılara uymadıklarını, davacı da 09 Eylül 2015 tarihinde 08.00–16.00 vardiyasında görevli olduğu halde, haksız olarak saat 14:30 itibariyle işi haksız olarak bıraktığını işveren tarafından defalarca uyarılmasına rağmen işinin başına dönmediğini ve iş görme borcunu yerine getirmediğini, davacının 24/08/2015 geç iş yaptığı, 09–10–11/09/2015 tarihlerinde iş görme borcunu yerine getirmediği, 09–10/09/2015 tarihinde işyerini terk ettiğinden bahisle uyarılar verildiğini, 14/09/2015 tarihinde haklı nedenle, tazminatsız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun “Kanun dışı grev ve lokavtın sonuçları” başlıklı 70. maddesinin ikinci fıkrasında “Kanun dışı bir grev yapılması hâlinde bu grev nedeniyle işverenin uğradığı zararlar, greve karar veren işçi kuruluşu veya kanun dışı grev herhangi bir işçi kuruluşunca kararlaştırılmaksızın yapılmışsa, bu greve katılan işçiler tarafından karşılanır.” hükmü bulunduğunu, davacının iş akdinin haklı sebeple feshedildiğinin açıkça ortada olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur. C) İlk Derece Mahkeme Kararının Özeti: İlk derece mahkemesince toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak kısa süreli protestoyu aşan üç gün süren işçi eyleminin ölçülü kabul edilemeyeceği davalı işyerinde çalışan işçilerin yaptıkları eyleme gerekçe gösterdikleri taleplerin hukuka uygun olmadığı, eylemin ölçülü olmaması ve 14.09.2015 tarihinde de davacının dahil olduğu işçilerin eyleme devam etme isteğinde bulunmaları üzerine davacının iş akdinin haklı olarak feshedildiği konusunda tam bir kanaat oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. D) İstinaf Başvurusu Karara karşı davacı taraf istinaf kanun yoluna başvurmuştur. E) Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti: Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince sendika yazı cevapları heyetten alınan bilirkişi raporundaki işveren zararının oluşmadığı yönündeki tespitleri, yetki almasından sonra sendikaya üye işçilerin işten çıkartılmaları sonucu üye sayısının 73’den 23’e düştüğü olayların kronolojik gelişimi, tanıkların beyanları tanıklıktan çekilen ...’ın çekilme gerekçesine göre davalı işverenliğin işyerinde oluşturduğu sendikal baskılamayı ortaya koyması dikkate alınarak davacının iş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiğini gösterdiği gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin kararının ortadan kaldırılarak feshin geçersizliğine ve işe başlatmama tazminatının 1 yıllık ücreti tutarında belirlenmesine karar verilmiştir. F) Temyiz Başvurusu: Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına karşı davalı vekilince temyiz başvurusunda bulunulmuştur. G) Gerekçe: 07.11.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6356 sayılı Kanun’un 58. Maddesine göre “(1) İşçilerin, topluca çalışmamak suretiyle işyerinde faaliyeti durdurmak veya işin niteliğine göre önemli ölçüde aksatmak amacıyla, aralarında anlaşarak veya bir kuruluşun aynı amaçla topluca çalışmamaları için verdiği karara uyarak işi bırakmalarına grev denir. (2) Toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması hâlinde, işçilerin ekonomik ve sosyal durumları ile çalışma şartlarını korumak veya geliştirmek amacıyla, bu Kanun hükümlerine uygun olarak yapılan greve kanuni grev denir. (3) Kanuni grev için aranan şartlar gerçekleşmeden yapılan grev kanun dışıdır.” Aynı Kanun’un 71. maddesine göre “(1) Taraflardan her biri, karar verilen veya uygulanmakta olan bir grev veya lokavtın kanun dışı olup olmadığının tespitini mahkemeden her zaman talep edebilir. Mahkeme bir ay içinde karar verir. Kararın temyizi hâlinde, Yargıtay bir ay içinde kesin olarak karara bağlar. Verilecek karar, tarafları, işçi ve işveren sendikasının üyelerini bağlar ve ceza davaları için kesin delil teşkil eder. (2) Hâkim tedbir olarak dava konusu grev veya lokavtın durdurulmasına karar verebilir.” Grev hakkı Anayasa’nın 54. maddesinde düzenlenmiştir. Anayasanın 54. maddesi uyarınca: "Toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde işçiler grev hakkına sahiptirler." 07.05.2010 tarihli Anayasa değişiklikleri kapsamında 54. maddede bir takım değişiklikler gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda Anayasamızın 54/7 maddesinde yer alan "Siyasi amaçlı grev ve lokavt, dayanışma grev ve lokavtı, genel grev ve lokavt, işyeri işgali, işi yavaşlatma, verimi düşürme ve diğer direnişler yapılamaz." hükmü kaldırılmıştır. Anayasanın 54. maddesinin değişiklik gerekçesinde: "Maddeyle, tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmeler ile çağdaş demokratik toplumlarda çalışma hayatını düzenleyen ve genel kabul gören evrensel ilkelerle bağdaşmayan, grev ve lokavt hakkına gereksiz sınırlamalar getiren, 54. maddenin üçüncü ve yedinci fıkraları yürürlükten kaldırılmaktadır. Söz konusu hükümlerin kaldırılmasıyla, sendikal haklar ile grev ve lokavt hakkının kullanılabilmesi bakımından, ileri bir adım atılmış olmaktadır." denilmiştir. Anayasanın 54. maddesinde anılan yasaklar kaldırılmasına rağmen 2822 sayılı Kanunda bu yönde bir değişiklik yapılmamış, ancak 6356 sayılı Kanunda ise bu yasaklara yer verilmemiştir. Diğer taraftan Anayasanın 90. maddesi gereği usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmeler ulusal hukukun üstündedir. Kanunlar bu sözleşmelere aykırı olamaz. Genişletilmiş Avrupa Sosyal Şartı’nın 5. maddesine göre; “Akit Taraflar, çalışanların ve çalıştıranların ekonomik ve sosyal çıkarlarını korumak için, yerel, ulusal ve uluslararası örgütler kurma ve bu örgütlere üye olma özgürlüğünü sağlamak veya geliştirmek amacıyla ulusal mevzuatın bu özgürlüğü zedelemesini veya zedeleyici biçimde uygulanmasını önlemeyi taahhüt ederler.” Uluslararası Çalışma Örgütü’nün 87 sayılı Sendika Özgürlüğüne ve Örgütlenme Hakkının Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin 11. maddesinde de benzer düzenleme yapılmış ve örgütlenme hakkının korunacağı belirtilmiştir. Yine 98 sayılı Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Sözleşmesi’nin 1. maddesine göre: “İşçiler çalışma hususunda sendika hürriyetine halel getirmeye matuf her türlü fark gözetici harekete karşı tam bir himayeden faydalanacaktır. Böyle bir himaye bilhassa, bir işçinin çalıştırılmasını, bir sendikaya girmemesi veya bir sendikadan çıkması şartına tabi kılmak; bir sendikaya üye olması yahut çalışma saatleri dışında veya işverenin muvafakatı ile çalışma saatlerinde sendika faaliyetlerine iştirak etmesinden dolayı bir işçiyi işinden çıkarmak veya başka suretle onu izrar etmek; maksatları güden hareketlere mütaallik hususlarda uygulanacaktır”. Anayasadaki yasakların kaldırılması ile bağlantılı olarak değerlendirilmesi gereken bir başka durum konuya ilişkin uluslararası düzenlemeler ve Anayasanın 90. maddesi hükmüdür. Gerek ... gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Mahkeme kararları ve yine Avrupa Sosyal Şartı kapsamında grevi de kapsayan toplu eylem hakkı bir insan hakkı olarak kabul edilmektedir. Bu bağlamda toplu eylem hakkı bir üst kavram olarak benimsenmiş olup, buna grev yanında grev benzeri protesto eylemleri, kurallı çalışma, işi yavaşlatma gibi eylemler de dahil edilmiştir. ... denetim organları çeşitli tarihlerde verdikleri kararlarda siyasi amaçlı grev, genel grev ve sempati grevlerinin yasaklanmasını Türkiye bakımından eleştirmiş ve sendika üyelerinin menfaatlerini etkileyen konularda eylem yapma imkanının tanınması ve desteklenen grevin yasal olması kaydıyla sempati eylemlerine izin verilmesi gerekliliğini belirtmiştir. ...'nun denetim organlarına göre; grev hakkı yalnızca toplu iş sözleşmesinin imzalanması ile çözülebilecek endüstriyel uyuşmazlıklarla sınırlı değildir. İşçilerin grev hakkı vasıtasıyla korudukları mesleki ve ekonomik menfaatler sadece daha iyi çalışma koşulları veya mesleki nitelikteki toplu taleplere ilişkin değildir. Ayrıca işçileri doğrudan ilgilendiren ekonomik ve sosyal politika sorunları ve işletmenin karşılaştığı problemlere yönelik çözümleri de içerir. Hükümetin ekonomik politikasının sosyal ve istihdama ilişkin sonuçlarını protesto eden ulusal grevin yasak olmadığına ilişkin açıklama ve grevin yasaklanması, örgütlenme özgürlüğünün ciddi ihlali niteliğindedir. ... denetim organlarına göre dayanışma grevlerinin tümüyle yasaklanması kötüye kullanmalara sebebiyet verebilecektir. Aynı değerlendirme sempati grevleri için de geçerli olup, bu tür eylemlerin meşruiyeti grevin yasal olması şartına bağlıdır. Aletlerin bırakılması, işi yavaşlatma, oturma, aşırı kurallı çalışma gibi eylemler barışçıl şekilde gerçekleştirildiği sürece korunmalıdır. Bu eylemler ancak barışçıl olma niteliğini kaybettiği takdirde kısıtlanabilir. Grev hakkı bakımından önemli bir diğer düzenleme de Avrupa Sosyal Şartı ve denetim organı olan Avrupa Sosyal Haklar Komitesinin yorumudur. Avrupa Sosyal Şartının 6/4. maddesinde "grev hakkı dahil toplu eylem hakkı" düzenlenmiştir. Avrupa Sosyal Haklar Komitesi maddeyi yorumunda: grev hakkının sadece toplu iş sözleşmesi prosedürü sırasında ve bu prosedürle bağlantılı olarak kullanılamayacağını kabul etmektedir. Komiteye göre: toplu iş sözleşmesi prosedürü dışında, işçilerin iş sözleşmelerinin feshinin bildirildiği dönemde bir grup işçinin bunu önleme veya işten çıkarılanların geri alınması için yaptıkları eylemler toplu eylem hakkı kapsamında yer alır. Belirtmek gerekir ki Türkiye, Avrupa Sosyal Şartı'nın 5 ve 6. maddelerini onaylamamıştır. Bununla birlikte, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Türkiye'ye ilişkin kararlarında Şartın ilgili hükümlerini uygulamıştır. AIHM, Türkiye aleyhinde verdiği kararda toplu iş sözleşmesi prosedürü ile bağlantılı olmayan 1 günlük genel grevin Hükümet tarafından yasaklanmasının ve çalışanlara disiplin cezası uygulanmasının AİHS ve Avrupa Sosyal Şartı ve ... ile benimsenen kurallara aykırı olduğunu kabul etmiştir. Sonuç olarak, uluslararası normlar uyarınca; işçilerin ekonomik ve sosyal durumlarını etkileyen veya işyerindeki uygulamalara yönelik olarak kısa süreli, demokratik bir hakkın kullanımı niteliğindeki protesto eylemleri toplu eylem hakkına dahildir. Bu gibi eylemler salt politik nitelikte olmadıkça yasaklanamaz. Somut uyuşmazlıkta davacının iş sözleşmesi 09.09.2015 tarihinde 08-16 vardiyasında görevli olduğu vardiyası sırasında 14:30 itibariyle haksız olarak işi bıraktığı uyarıya rağmen işinin başına dönmediği, vardiyası sona erdiği halde işyerini terk etmediği, 10.09.2015 tarihinde 08-16 vardiyasında çalışmadığı, uyarılara rağmen iş görme borcunu yerine getirmediği, 11.09.2015 tarihinde 08-16 vardiyasında çalışmadığı iş görme borcunu yerine getirmediği gerekçesiyle 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II ve 6356 sayılı Kanun’un 70/1. Maddeleri uyarınca haklı nedenle feshedilmiştir. 08.09.2015 tarihinde iş sözleşmeleri feshedilen Dairemizce iş sözleşmelerinin feshinin haklı nedene dayandığı kabul edilen... ve ... isimli işçilerin işten çıkarılmasını protesto ve işten çıkarılanlara destek olmak için işyerinde bir kısım işçilerin 09.09.2015 günü işi bıraktıkları bu eylemin 11.09.2015 tarihine kadar 3 gün boyunca devam ettiği, tutulan tutanak ve tanık beyanlarından davacının da eyleme katıldığının anlaşıldığı, her ne kadar işçilerin işten çıkarılan işçilere yönelik dayanışma amacıyla iş yavaşlatabilecekleri, protesto eylemi yapabilecekleri kabul edilse de somut uyuşmazlıkta bunun 3 gün kadar sürdüğü dikkate alındığında eylemin ölçülü kabul edilemeyeceği, ilk derece mahkemesince feshin haklı nedene dayandığı kabul edilmişe de, eyleme katılan herkesin iş sözleşmesinin feshedilmediği, işverenin eşit işlem borcuna uygun davrandığını somut olarak kanıtlayamadığı, bunun haklı fesih haksız duruma düşüreceği ancak feshin geçerliliğini etkilemeyeceği anlaşıldığından feshin geçerli nedene dayandığı kabulüyle davanın reddi yerine yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir. 4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarda açıklanan gerekçe ile; 1. Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi’nin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. Davanın REDDİNE, 3. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 4. Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 1.480,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 2.180,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, Kesin olarak 22/02/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.