4857 sayılı İş Kanunu Madde 77

İş Kanunu 77. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 77 – (Mülga: 20/6/2012-6331/37 md.) İş sağlığı ve güvenliği yönetmelikleri[26]

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

670 karar eşleşti
10. Hukuk Dairesi, 2022/7269 E., 2023/9855 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİş Mahkemesi
si ve sonrasında, zararlandırıcı olayın uçak kazası sonucu meydana geldiği gözetilmek suretiyle özellikle havacılık ve uçak mühendisliği, işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzmanlarından oluşturulacak üç kişilik bilirkişi heyetinden, İş Kanunu'nun 77. maddesinin öngördüğü koşullar da gözetilerek olayın niteliğine göre işverenin alması gerekli veya alabileceği önlemlerin olup olmadığı, varsa
10. Hukuk Dairesi         2022/7269 E.  ,  2023/9855 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2019/718 E., 2021/195 K. KARAR : Kısmen Kabul Dava, iş kazasından kaynaklanan manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Mahkemece, bozmaya uyularak ilamda belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkillerinin murisinin uçak kazasında hayatını kabettiğini, uçağın davalı işveren şirket tarafından Irak'a işçilerin taşınması için kiralandığından bahisle davacılar eş ve çocuklar için 100.000,00'er TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiş, aşamalarda davalı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü hakkındaki istemlerin eldeki dava dosyasından tefrikine karar verilmiştir. II. CEVAP Davalı ... İnş. Tic. ve San. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin görevli olmadığını, davada Irak hukukunun uygulanması gerektiğini, davalı şirketin eylemleri ile davacıların murisinin ölümü arasında uygun illiyet bağının bulunmadığnıı, davalının kusur ve ihmalinin de bulunmadığını, uçağın düşürülmüş olduğunu, kazanın üçüncü kişinin ağır kusuru nedeniyle meydana gelmiş olmasından dolayı zarar ve davalı arasındaki illiyet bağının kesilmiş olduğunu, davacıların talebinin fahiş olduğunu, düşen uçağın yasaklı bir uçak olmadığını, emniyetsiz olmadığını ve bütün dünyada kullanıldığını, davalı işverenin personele uçağa binme konusunda emir ve talimat vermediğini, davalı şirket sahibinin oğlunun da kazada hayatını kaybettiğni ve bu nedenlerle davalının kusurlu ve sorumlu olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 10.03.2009 tarih ve 2007/966 Esas, 2009/160 Karar sayılı kararı ile uyuşmazlığın çözümünde idari yargının görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi'nin 15.03.2010 tarih, 2009/6138 Esas, 2010/2744 Karar Sayılı Bozma Kararı Mahkemenin 10.03.2009 tarih ve 2007/966 Esas, 2009/160 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi'nin 15.03.2010 tarih, 2009/6138 Esas, 2010/2744 Karar sayılı kararı ile davalı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü yönünden görevsizlik kararının yerinde olduğu ne var ki davalı işveren şirket yönünden iş mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen 15.02.2018 Tarih, 2012/292 Esas, 2018/147 Karar sayılı Karar Mahkemece bozma ilamına uyulduktan ve davalı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü hakkındaki istemlerin eldeki dava dosyasından tefrikine karar verilmesinden sonra verilen 15.02.2018 Tarih, 2012/292 Esas, 2018/147 Karar Sayılı Kararla aynı olaya ilişkin açılan diğer mahkemelerdeki dava dosyalarında alınan 08.12.2009, 30.07.2012, 20.04.2015 ve 22.04.2016 tarihli bilirkişi kusur raporlarında davalı işverene kusur atfedilemeyeceğinin tespit edildiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir. C. Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi'nin 26.09.2019 tarih, 2019/867 Esas, 2019/5527 Karar sayılı bozma kararı Mahkemenin 15.02.2018 tarih, 2012/292 Esas, 2018/147 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesi'nin 26.09.2019 tarih, 2019/867 Esas, 2019/5527 Karar sayılı kararı ile somut uyuşmazlıkta, pilotun üçüncü kişi olduğu ve pilotaj hatasının da sorumluluğun tüm halleri için gerekli illiyet bağını keseceği gözetilmek suretiyle Mahkemece, öncelikle maddi olguya ilişkin tüm deliller toplanarak, dinlenen tanık beyanları da gözetilmek suretiyle uçak kazasının oluşumuna ilişkin maddi olguların eksiksiz biçimde saptanması, sorumluluğu gerektiren her koşulun, kendi özelliği çerçevesinde araştırılıp irdelenmesi ve sonrasında, zararlandırıcı olayın uçak kazası sonucu meydana geldiği gözetilmek suretiyle özellikle havacılık ve uçak mühendisliği, işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzmanlarından oluşturulacak üç kişilik bilirkişi heyetinden, İş Kanunu'nun 77. maddesinin öngördüğü koşullar da gözetilerek olayın niteliğine göre işverenin alması gerekli veya alabileceği önlemlerin olup olmadığı, varsa bunlardan hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar belirtilerek, işverene atfedilebilecek bir kusur veya üçüncü kişi olarak pilot hatasının bulunup bulunmadığı hususları ile, olayda mevcut ise kusurun aidiyeti ve oranının hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirleneceği bir rapor alınıp irdelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen 04.03.2021 tarih, 2019/718 Esas, 2021/195 Karar sayılı Karar Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra verilen temyiz incelemesine konu 04.03.2021 tarih, 2019/718 Esas, 2021/195 Karar sayılı kararda alınan 28.05.2020 tarihli bilirkişi kusur raporuna göre olayın %100 oranında kaçınılmazlıktan kaynaklandığı kabulünden hareketle ve hakkaniyet gereğince eş lehine 40.000,00 TL manevi, çocuklar lehine 20.000,00'er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin 04.03.2021 tarih, 2019/718 Esas, 2021/195 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, davalı işverene kusur verilmemesinin hatalı olduğunu, kazanın meydana gelişinde işverenin ihmalleri bulunduğunu, hüküm altına alınan manevi tazminatların az olduğunu ileri sürerek Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci, 438 inci maddesinin yedi, sekiz, dukuzuncu fıkraları, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77'inci maddesi, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 8'inci ve 31'inci maddeleri. 3. Değerlendirme Dosya kapsamından, 09.01.2007 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucunda davacılar murisinin vefat ettiği, hükme dayanak kılınan bilirkişi kusur raporunda iş kazasının meydana gelişinde kaçınılmazlığın %100 oranında etkili olduğu yönünde görüş bildirildiği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık, kusurun oran ve aidiyetinin tespiti noktasında toplanmaktadır. Davanın Yasal dayanağı; zararlandırıcı sigorta olayının meydana geldiği 09.01.2007 tarihinde yürürlükte bulunan 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesidir. 4857 sayılı Kanun'un 77 nci maddesi uyarınca, işverenler iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumluluklar konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar. Anılan madde ile işverenlere, işçi sağlığı ve iş güvenliği kavramından kapsamlı olarak, her türlü önlemi almak yanında, bir anlamda objektif özen yükümlülüğü de öngörülmektedir. Bu itibarla işverenin, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçinin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı takdirde gerekmeyeceği gibi bir düşünce ile almaktan sarfınazar etmesi kabul edilemez. Diğer taraftan, işçilerin beden ve ruh sağlığının korunmasında önemli olan yön, iş güvenliği tedbirlerinin alınmasının hakkaniyet ölçüleri içinde işverenlerden istenip istenemeyeceği değil, aklın, ilmin, fen ve tekniğin, tedbirlerin alınmasını gerekli görüp görmediği hususlarıdır. Bu itibarla işverenler, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçilerin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı taktirde gerekmeyeceği gibi düşünceler ile almaktan çekinemeyeceklerdir. Çalışma hayatında süre gelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı da, işverenlerin önlem alma ödevini etkilemez. İşverenler, çalıştırdığı sigortalıların bedeni ve ruh bütünlüğünü korumak için yararlı her önlemi, amaca uygun biçimde almak, uygulamak ve uygulatmakla yükümlüdürler. Tazminat davalarının özelliği gereği İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin öngördüğü koşullar gözönünde tutularak ve özellikle zararlandırıcı olayın niteliğine göre, İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinin ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, zararlandırıcı sigorta olayı yönünden alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle işveren ve işçi yönünden kusurun aidiyeti ve oranı, olayın meydana gelmesinde üçüncü kişinin eyleminin bulunup bulunmadığı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalıdır. Somut olayda, Irak Sivil Havacılık Dairesi Uçuş Güvenliği Departmanının 31.12.2007 tarih ve 12/36 numaralı yazıları ve bilirkişi raporundan enkaz ve düşme alanı üzerinde yapılan inceleme sırasında önceden var olan bir arıza tespit edilmediği, herhangi bir uçuş yapı hatasına ve çalışma eksikliğine rastlanmadığının belirtildiği, davaya konu olan Antonov 26B-100 uçağının hem yük taşımayı, hem de yolcu taşımayı sağlayacak şekilde yapılandırıldığı, uçuşa elverişlilik sertifikasının da kaza tarihinde geçerliliğini koruduğu, dosya kapsamına göre uçağın uçuşunda 1944 Şikago Uluslararası Sivil Havacılık Anlaşması göre tip sertifikası bulunduğu, diğer bir ifade ile uçuş emniyeti açısından Antonov 26B-100 de sakınca bulunmadığı, yine dosya kapsamında bulunan raporda :”… pilotun AN-26 konusunda 15 yıllık deneyime sahip ve 10.000 saatlik bir birikime sahip olduğu. eğitimci ve müfettiş olduğu, öngörülen görev sürelerini aşmamış olduğu, yardımcı pilotun 1500 saatlik uçuşu olduğu, üç adet mürettebat, rotacı, uçuş görevlisi ve uçak makinistinin olduğu, Moldova tescil ve havada kalabilme yeteneği belgesi Moldova CAA tarafından verilmiş olup kaza anında geçerliliğini koruduğu, motor ve pervanelerin incelenmesinde kazadan önceki normal çalışmalarını engelleyecek bir arıza bulunmadığı..." saptamalarının yapıldığı, buna karşılık Dairemizin aynı kaza olayından kaynaklanan tazminat dava dosyalarında verdiği emsal nitelikteki kararlarda da belirtildiği gibi dosya kapsamında Irak Sivil Havacılık Makamı Uçuş Emniyet Dairesi'nin 31.12.2007 tarihli ve 12/36 sayılı Nihai Kaza Raparu'nun tam ve eksiksiz örneğinin, kaza incelemesini yapan Irak, Moldovya ve ABD makamlarında bulunması gereken hava aracı kazasına ilişkin bilgi ve belgelerin, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü'nde bulunan, hava aracına ilişkin (hava aracına verilen uçuş izni dahil) tüm bilgi ve belgelerin, Ulaştırma Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın 28.07.2008 tarihi ve B.11.0.ATKB.006./664.01/1006-433 sayılı raporunun tam ve eksiksiz bir örmeğinin, davalı ... İnş.Taah.Tic, ve San. İth. ve İhr. A.Ş. tarafından hava aracına yapılan yüklemenin ayrıntılı bilgilerinin dosya arasında bulunmadığı halde mahkemece bu eksiklikler giderilip bu hususların değerlendirildiği yeni bir kusur raporu alınmaksızın, kazanın oluşumunda %100 oranında kaçınılmazlığın etkili olduğu kabulünden hareketle sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur. Mahkemece yapılacak iş, yukarıda belirtilen eksiklik bilgi ve belgeler ikmal edildikten sonra aynı olaya ilişkin olarak açılan Adana 1. İş Mahkemesi'nin 2014/203 Esas sayılı dava dosyasında alınan 05.04.2017 tarihli bilirkişi kusur raporunu düzenleyen aynı heyetten yeniden kusur raporu almak, davalı tarafın temyiz yoluna başvurmamış olması nedeniyle oluşan usuli kazanılmış hakkı da gözetip oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davacıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine, 17.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

10. Hukuk Dairesi, 2023/8396 E., 2023/9101 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİş Mahkemesi
tam metni aç
rçlar Kanunun 332, 41, 42, 43, 45, 46 ve 47 nci maddeleri, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 2 nci maddesi gereğince uygulanma olanağı bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 55 inci maddesi, 4857 sayılı İş Kanunun 77 nci maddesi, manevi tazminatın belirlenmesi yönünden 22.06.1996 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, usuli kazanılm
10. Hukuk Dairesi         2023/8396 E.  ,  2023/9101 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/62 E., 2023/245 K. KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasındaki iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Dairemizce verilen bozma ilamına uyularak Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin davalı şirketler tarafından yürütülen iş kapsamında 30.07.2011 tarihinde iş kazası geçirmesi nedeniyle fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 10.000 TL maddi ve 150.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden faiziyle davalı ...şirketinin işin sahibi, Nordex Şirketinin yüklenici, ...Şirketinin taşeron olarak müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını beyanla iş bu davalılardan tahsilini talep etmiştir. 2. Yargılamada dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen ...Danışmanlık Enerji Taah. İşleri Amb. San Tic. Ltd. Şti. Yönünden taraf teşkilinin sağlanaması üzerine davacı vekilinin 12.12.2012 tarihli celsede dava dilekçesinde gösterdikleri bu davalının unvanının hatalı olduğunu iş bu davalının ...Enerji Aş olduğunu beyan etmiş, aynı celse HMK 124 üncü maddesi kapsamında taraf değişikliği kabul edilerek iş bu davalı taraf kılınmak suretiyle yargılamaya devam edildiği anlaşılmıştır. 3. yargılamanın devamında ...Enerji A.Ş.'nin 07.01.2013 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yapılan ilanla önce ...Enerji AŞ'ne sonrasında 12.11.2021 tarihli ilanla ...Enerji A.Ş.'ne dönüştüğü anlaşılmıştır. II. CEVAP 1.Davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili şirket çalışanı olmadığını, davacının ...Proje nezdinde çalıştığını, meydana gelen kazanın iş kazası niteliğinde olup olmadığınınn tespitinin bekletici mesele yapılması gerektiğine beyan ettiği.davacının geçirmiş olduğu kazada davacının %100 kusurlu olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmektedir. 2.Davalı ...Proje vekili 16.08.2012 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkilinin çalışanı olmadığını, diğer davalılar ile iş ilişkisinin bulunmadığın, adı geçen firmaların taşeronu yada alt işvereni olmadığını, diğer davalıların dava konusu olay ile ilişkisinin bulunmadığını, davacının müvekkili şirkette çalışırken 30.07.2012 tarihinde trafik kazası geçirmiş olduğunu, geçirmiş olduğu kazada bir kolunu kaybetmiş olduğunu, bu kazaya davacının kendisinin sebep olduğunu, davacıya işe başlamadan önce oryantasyon eğitimi verilmiş olduğunu, davacının mühendis olduğunu, araç kullanmaya yetkisinin bulunmadığını, davacıya şoför görevlendirilmiş olduğunu, davacının şoför olmadan aracı kullanmış olduğunu, davacının aracı hızlı kullanmış olduğunu, hiç bir şekilde trafik akışı olmayan yolda aracı devirmiş olduğunu, müvekkili şirketin olay sonrasında davacı ile ilgilenmiş olduğunu,davacının tedavisi bittikten sonra müvekkili şirkette çalışmaya devam ettiğini, davacının kendi isteği ile müvekkili şirketten ayrılmış olduğunu, davacı kaza sonucu oluşan iş gücü kaybı nedeniyle uğradığı zararı SGK dan tahsil etmesi gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmektedir. III. BOZMA ÖNCESİ VE BOZMA KARARLARI A) Mahkemenin İlk Kararı Mahkemenin 16.03.2016 tarih ve 2012/573-2016/148 E-K sayılı ilk kararında; Mahkemece; davacının kazada %100 oranında kusurlu olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir. B) Yargıtayın İlk Bozma Kararı Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 18.06.2020 tarih ve 2020/1503 E- 2020/2431 K sayılı ilamında özetle; makine mühendisi olan davacının proje mühendisi sıfatı ile .... bünyesinde çalışırken, montaj işinde kullanılacak malzemeleri şirket tarafından kiralanan pikap türü araç ile ilgili işçilere şantiye içinde teslim ederek geri döndüğü sırada stabilize yolda aracın direksiyon hakimiyetini kaybederek kaza geçirdiği gözetilerek öncelikle davacının çalışma kapsamı ve görev tanımı tespit edilerek, iş yerinde ayrıca şoför görevlendirmesi yapılıp yapılmadığı da araştırılmak sureti ile işçilere montaj malzemelerinin teslimatı konusunda davacının görev ve sorumluluğu irdelenmek, işveren ve/veya işverenler tarafından işin denetim ve gözetim altında yapılması için iş organizasyonunun usulüne uygun teşkil edilip edilmediği konusunda, 77 nci madde kapsamında dosyanın trafik kazaları konusunda uzman iş güvenliği bilirkişilerinden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi heyetine incelettirilerek, davacı tarafın itirazlarını da karşılayacak şekilde, tarafların kusur ve sorumluluklarını belirleyerek sonuca göre karar verilmesine işaret edilmiştir. C) Mahkemenin İkinci Kararı Bozma kararına uyan Mahkemenin 24.06.2021 tarih ve 2020/196-2021/378 E- K sayılı kararında özetle ; davalı .... unvanlı işveren müessesenin, 34 EY 4135 plakalı aracın işleteni ve kazazedenin işvereni olarak, aracın kullanılmasına yönelik yeterli denetim ve gözetim yapması, şantiyede şoför görevlendirmesi yapılmasını sağlaması, görevlendirilen şoför dışında diğer çalışanların aracı kullanmalarını engelleyecek tedbirleri aldırması, görevlerin yerine getirilmesine yönelik iş organizasyonunu kurması, çalışmaların denetim ve gözetim altında yürütülmesini sağlaması, proje mühendisinin görev tanımında pikap türü araçla işçilere malzeme dağıtılmasının bulunmadığı göz önünde bulundurularak kazazedenin görev tanımına uygun işlerde çalıştırılmasını sağlaması, şantiye sahasına hız sınırını belirten uyarıcı levhaların konulmasını sağlaması, kazazedeye şantiyede olabilecek riskler ve korunma yolları konusunda yeterli eğitim verilmesini sağlaması, kazazedeye imzalatılan talimatların uygulanmasını sağlaması, çalışma biçimlerini işçilerin tercihlerine ve gelişigüzel davranışlarına bırakmaması, işyerinde iş güvenliği kurallarına uyulmasını davranış biçimi haiine getirmesi, iş disiplinini sağlaması gerektiği, ancak bu hususları yerine getirmediği tespit edilmekle bu olayın meydana gelmesinde %40 oranında kusurlu olduğu, davalı ...Enerji A.Ş. unvanlı firmanın, alt işveren ...'nin çalışmaları sırasında yeterli denetim ve gözetim yapması, şantiyede görevlerin yerine getirilmesine yönelik iş organizasyonunu kurması, çalışmaların denetim ve gözetim altında yürütülmesini sağlaması, şantiye sahasına hız sınırını belirten uyarıcı levhaların konulmasını sağlaması, kazazedeye şantiyede olabilecek riskler ve korunma yolları konusunda yeterli eğitim verilmesini sağlaması, kazazedeye imzalatılan talimatların uygulanmasını sağlaması, şantiyede iş güvenliği kurallarına uyulmasını davranış bîçîmi haline getirmesi, iş disiplinini sağlaması gerektiği ancak bu hususlara riayet etmediği anlaşılmakla bu olayın meydana gelmesinde %10 oranında kusurlu olduğu, davalı .... unvanlı firmanın, alt işveren ....'nin çalışmaları sırasında yeterli denetim ve gözetim yapması, şantiyede görevlerin yerine getirilmesine yönelik iş organizasyonunu kurması, çalışmaların denetim ve gözetim altında yürütülmesini sağlaması, şantiye sahasına hız sınırını belirten uyarıcı levhaların konulmasını sağlaması, kazazedeye şantiyede olabilecek riskler ve korunma yolları konusunda yeterli eğitim verilmesini sağlaması, kazazedeye imzalatılan talimatların uygulanmasını sağlaması, şantiyede iş güvenliği kurallarına uyulmasını davranış biçimi haline getirmesi, iş disiplinini sağlaması gerektiği ancak bu hususlara riayet etmediği anlaşılmakla bu olayın meydana gelmesinde %10 oranında kusurlu olduğu, kaza tarihinde 26 yaşında ve aklı selim sahibi bir kişi olduğu anlaşılan davacının kullandığı araç açısından da yeterli ehliyete sahip olduğu hususu gözetildiğinde, şantiye sahasında stabilize yolda kamyonetle seyri sırasında hızlı gitmemesi, idaresindeki araç ile seyir halindeyken stabifize yolun durumunu göz önünde bulundurarak hızını aracının teknik özellikleri ve mevcut yol şartlarına göre ayarlaması, araç ile seyir halinde iken özenli ve tedbirli araç kullanması, trafik ve iş güvenliği kurallarına riayet etmesi gerektiği ancak bu hususlara riayet etmediği anlaşılmakla %40 oranında kusurlu olduğu kanaatine varıldığı, davacının %46,2 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş olduğu, SGK Başkanlığı ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Pendik Sosyal Güvenlik Merkezi’nin 14.03.2013 tarih 53796855 numaralı yazısında, davacı işçiye 30.07.2011-23.11.2011 tarihleri arasında 1.388,87 TL geçici iş göremezlik ödemesi yapıldığının belirtildiği, davacı işçi tarafından ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Sosyal Güvenlik Merkezi’ne dilekçe verilerek sürekli iş göremezlik gelirinin bağlanmasını talep ettiği, SGK tarafından davacı işçiye %46,2 SİD üzerinden aylık gelir bağlama kararına onay verildiği, birikim başlama tarihinin 01.12.2011, birikim bitiş tarihinin 23.04.2013 olduğu, aylık toplamının 5.080,15 TL olduğu, geçici iş göremezlik ödemesinin 1.388,87 TL olduğu, ilk gelir peşin sermaye değerinin 60.036,24 TL olarak belirtildiği, tüm dosya kapsamından meydana gelen iş kazasında davacının alabileceği maddi tazminat miktarı 657.573,85 TL olarak tespit edildiği, davacının önceki hükmü istinaf etmediği anlaşılmakla davalılar lehine kazanılmış hak oluştuğundan tekrar hesaplama yapılmadığı, davacı manevi tazminat talebinde bulunmuş olup meydana gelen kaza neticesinde davacının maruz kaldığı acı ve üzüntünün şiddeti, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutularak 100.000,00 TL manevi tazminat hükmedilmesine karar verildiği belirtilmiştir. D) Yargıtayın İkinci Bozma Kararı Kararın davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 22.11.2022 tarih ve 2022/11817 E- 2022/14654K sayılı ilamında HMK 124 üncü maddesi kapsamda iradi taraf değişikliği ile davalı haline gelen “...Enerji A.Ş.”nin usulüne uygun yapılan dava dilekçesi tebliği, giderek yargılamanın devamında raporların tebliği, duruşma gününden haberdar edilme ve kararların tebliği suretiyle kendi aleyhinde yürütülen yargılamadan usulüne uygun olarak haberdar edilmediğinin anlaşılmasına göre, bu davalı şirketin unvan değişikliği ile dönüştüğü anlaşılan “...Enerji A.Ş.”nin davalı olarak yargılamadan usulüne uygun haberdar edilip; dava dilekçesi ve taraf değişikliğine ilişkin ara kararlar ile raporlar tebliğ edilip, taraf teşkili sağlanmak, gösterdiği deliller toplanılıp itirazları karşılanmak suretiyle yargılama yapılıp, sonucuna göre taraf olmaktan çıkartılan davalı yerine anılan davalı şirket ile beraber diğer ilgililer hakkında yargılamanın esası hakkında bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur. IV. SON BOZMA KARARI SONRASI YARGILAMA SÜRECİ VE KARAR Mahkemenin yukarıda tarih ve numarası yazılı kararında özetle; bir önceki kararda yazılı sebeplere benzer sebeplerle; taraf değişikliği yönünde bozma gereği yerine getirilmekle beraber davanın kısmen kabulü ile; Maddi tazminat talebinin kabulü ile, net 657.573,85 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 30.07.2011 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, Manevi Tazminat talebinin kısmen kabulü ile, net 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 30.07.2011 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz istemlerinde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ...Ş. vekili; Dava dilekçesinin tebliğ edilmediğini, 07.04.2013 tarihli itiraz dilekçesinin dikkate alınmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde müvekkil şirket ile hiçbir ilişkisinin olmadığını ve maaş vs. özlük haklarını zaten tek ve gerçek işvereni ...proje ile belirlediğini ve ödemeler hususunda ...Proje’nin sorumlu olduğunu, davalı ...Projenin ise 16.08.2012 tarihli cevap dilekçesinde davalı şirketlerin davacı işçi ile hiçbir ilişkisinin bulunmadığını kabul ettiğini, işin anahtar teslim olduğunu, davacının tam kusurlu olduğunu illiyet bağınını kesildiğini, kusur raporları arasında ve rücu davasında çelişki olduğunu, maddi ve manevi tazminat isteminin kusursuzluk nedeniyle reddi gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı .... vekili; Davacının dava dilekçesindeki anlatımlarında da anlaşılacağı üzere işveren sıfatının ...Proje Şirketine ait olduğunu bu şirketle aralarındaki ilişkinin asıl işveren ilişkisi olmadığı, işin anahtar teslim olarak davacının işvereni olan ...Proje Şirketine verildiğini, davacının Trafik Kazasında %100 kusurlu olduğunun yaptığı hızdan belli olduğunu, davacının olay ile ilgili SGK müfettişine vermiş olduğu ifade de hızının şantiye alanına göre biraz yüksek olduğunu, 50-60 km/h civarında olduğunu açıkta beyan etmiş olduğunu bu kapsamda Davacının kural olarak konulan 20 km/h hız sınırının neredeyse 3 katı kadar (50-60 km/h) hızlı gittiğini ve bu durumu açıkça kabul ettiğini, SGK Müfettişi raporundaki tespitin de işçinin kusurlu olduğu yönünde olduğunu bu yönde olduğunu, müvekkilinin iş sağlığı ve güvenliği kapsamında gerekmemesine karşın tüm önlemleri aldığını 14 adet iş sağlığı ve güvenliği talimatını davacıya tebliğ ettiğini ve kazadan 7 gün öncesinde iş sağlığı ve güvenliği eğitimi almış olduğunu, davacının tam kusurlu eylemiyle illiyet bağının kesilmiş olduğunu, müvekkilinin dünya çapında proje yöneten bir şirket olarak iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almadığından bahsedilemeyeceğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. 3. Davalı ...Proje Taş. ve Yük. Müh. A.Ş. vekili; kusurun tamamen davacıda olduğunu, raporlar arasında çelişki giderilmediğini, rücu davasıyla çelişkilin kabuller olduğunu, dava konusu aynı olayla ilgili devam eden SGK tarafından iş göremezlik geliri ile ilgili rücu davasında çelişki olduğunu, ücret tespitinin hatalı olduğunu, pasif devre hesabı yapılmaması gerektiğini, iş göremezlik oranı tespitinin hatalı olduğunu, maddi ve manevi tazminat isteminin reddi gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı HMK Geçici 3. maddesi delaletiyle uygulama imkanı bulan 26.9.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 1086 sayılı HUMK’nun 427 ilâ 444 üncü maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunun 332, 41, 42, 43, 45, 46 ve 47 nci maddeleri, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 2 nci maddesi gereğince uygulanma olanağı bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 55 inci maddesi, 4857 sayılı İş Kanunun 77 nci maddesi, manevi tazminatın belirlenmesi yönünden 22.06.1996 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, usuli kazanılmış hak yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır. 3. Değerlendirme 1.4857 sayılı Kanun'un 2 nci maddesine göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir. 2. İş Kanunu'nun 2 nci maddesinin 7 nci fıkrasına göre bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur. 3. 5510 sayılı Kanun'un 12/6 ncı maddesi ile de asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile sorumlu tutulmuştur. 4. 4857 sayılı Kanun'un 2/7 nci maddesi ile işçilerin İş Kanunu'ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden doğan hakları, 5510 sayılı Kanun'un 12/6 ncı maddesi ile de Kurumun alacakları ve işçinin sosyal güvenlik hakkı daha geniş koruma-güvence altına alınmak istenmiştir. Aksi halde, 4857 veya 5510 sayılı Kanun'dan kaynaklanan yükümlülüklerinden kaçmak isteyen işverenlerin işin bölüm veya eklentilerini muvazaalı bir biçimde başka kişilere vermek suretiyle yükümlülüklerinden kaçması mümkün olurdu. 5. Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu "müteselsil sorumluluktur". Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte İş Kanunu'nun 2 nci maddesinin 6 ncı fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle meslek hastalığına veya iş kazasına uğrayan alt işverenin işçisi veya ölümü halinde mirasçıları tazminat davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabilirler. 6.Alt işverenden söz edebilmek ve asıl işvereni, aracının borçlarından sorumlu tutabilmek için bir takım zorunlu unsurlar bulunmaktadır. a) İşyerinde işçi çalıştıran bir asıl işveren bulunmalıdır. Sigortalı çalıştırmayan “işveren” sıfatını kazanamayacağı için, bu durumdaki kişilerden iş alanlar da aracı sayılmayacak ve anılan madde kapsamında dayanışmalı sorumluluk doğmayacaktır. b) Bir başka işveren, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde iş almalı ve sigortalı çalıştırmalıdır. c) İşverenlik sıfatını, alınan işte ve o iş nedeniyle sigortalı çalıştırılması sonucunda kazanmış olması aranacaktır. Bu kişinin diğer bir takım işyerlerinde çalıştırdığı sigortalılar nedeniyle kazandığı işverenlik sıfatının sonuca etkisi bulunmamaktadır. d) İşverenden alınan iş, işverenin sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir işyeri olarak değerlendirilebilecek nitelikte olmamalıdır, aksi halde iş alan kimse aracı değil, bağımsız işveren niteliğinde bulunacaktır. e) İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, iş anahtar teslimi verildiğinde veya işveren kendi iştigal konusu olmayan bir işi kendisi sigortalı çalıştırmaksızın bölerek ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı) Yasanın tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt-üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır. f) Alt işverenin aldığı iş, işverenin asıl işinin bölüm ve eklentilerindeki işin bir kesimi yada yardımcı işler kapsamında bulunmalıdır. Asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktaysa, işi alan kimse alt işveren değil, bağımsız işveren sayılacaktır. Bu noktada belirleyici yön; yapılan işin, diğerinin bütünleyici, yardımcı parçası olup olmadığıdır. İş yerindeki üretimle ilgili olmayan ve asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi halinde, alt işverenden söz etme olanağı kalmayacak, ortada iki bağımsız işveren bulunacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.05.1995 gün ve 1995/9-273-548 sayılı kararı da aynı yöndedir.) 7. Davanın kusurun tespiti yönünden yasal dayanağını zararlandırıcı sigorta olayının meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi oluşturmaktadır. 4857 sayılı Kanun'un 77 nci maddesi uyarınca, işverenler iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumluluklar konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar. Anılan madde ile, işverenlere, işçi sağlığı ve iş güvenliği kavramından kapsamlı olarak, her türlü önlemi almak yanında, bir anlamda objektif özen yükümlülüğü de öngörülmektedir. Bu itibarla işverenin, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçinin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı takdirde gerekmeyeceği gibi bir düşünce ile almaktan sarfınazar etmesi kabul edilemez. 8. Diğer taraftan, işçilerin beden ve ruh sağlığının korunmasında önemli olan yön, iş güvenliği tedbirlerinin alınmasının hakkaniyet ölçüleri içinde işverenlerden istenip istenemeyeceği değil, aklın, ilmin, fen ve tekniğin, tedbirlerin alınmasını gerekli görüp görmediği hususlarıdır. Bu itibarla işverenler, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçilerin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı taktirde gerekmeyeceği gibi düşünceler ile almaktan çekinemeyeceklerdir. Çalışma hayatında süre gelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı da, işverenlerin önlem alma ödevini etkilemez. İşverenler, çalıştırdığı sigortalıların bedeni ve ruh bütünlüğünü korumak için yararlı her önlemi, amaca uygun biçimde almak, uygulamak ve uygulatmakla yükümlüdürler. 9.Tazminat davalarının özelliği gereği İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin öngördüğü koşullar göz önünde tutularak ve özellikle zararlandırıcı olayın niteliğine göre, İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinin ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, zararlandırıcı sigorta olayı yönünden alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle işveren ve işçi yönünden kusurun aidiyeti ve oranı, olayın meydana gelmesinde üçüncü kişinin eyleminin bulunup bulunmadığı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalıdır. 10. Somut olayda davalı ...Ş. (eski unvanı: ...Enerji A.Ş.) ile davalılardan .... arasında sözleşmesel ilişkiyi ortaya koyan belgenin dosya kapsamında olmadığı anlaşılmaktadır. Öncelikle iş bu davalı şirketler arasındaki sözleşmesel ilişki dosya kapsamına dahil edilip ...Enerji AŞ'nin yapılan iş kapsamında elektrik santrali kurulumu işinde işçi istihdamının söz konusu olup olmadığı da belirlenerek, akabinde; bu ilişkinin asıl-alt işveren ilişkisi mi yoksa eser aktine dayalı uygulamada anahtar teslimi bir iş ilişkisi mi olduğunun belirlenip, akabinde ...Enerji A.Ş.'nin eser akti kapsamında iş sahibi taraf olduğunun kabulü halinde eser aktinden kaynaklı bir kusurunun bulunup bulunmadığı da ortaya konularak tarafların sorumluluklarının irdelenmesi gerekirken yazılı şekilde irdeleme yapılmaksızın hüküm tesisi hatalı olmuştur. 11. Öte yandan 30.07.2011 tarihinde iş kazasının gerçekleştiği rüzgar tribünlerinden müteşekkil elektrik santrali kurulumu işyerinde, davacının uyması gereken iş güvenliği talimatlarının belirlendiği ve bu talimatlar içerisinde şantiye içi ve ara yollarda 20 km/saat hız sınırının aşılmayacağı kendisine tebliğ edilmesine, davacının makine mühendisi olmakla beraber olay anında sürmekle görevlendirildiği araca uygun (B sınıf) sürücü ehliyetinin de bulunduğunun anlaşılması karşısında, sigortalının şantiye içerisi stabilize yolda acele ederek aracı hızlı bir şekilde sevk ve idare ederek olay yeri tespit tutanağına yansıyan bilgilere göre; yol üzerinde 60 metre fren izi bıraktıktan sonra gidiş istikametine göre yolun sağ tarafından yoldan çıkıp 20 metre şarampole yuvarlanıp takla atarak durabildiği olay sonucu sol ön kolunun araç altında kalması ile sürekli iş göremezlik sonucunu doğuran iş kazası olayına maruz kaldığı gözetildiğinde, davacı sigortalının olayda davalılara kıyasla baskın oranda kusurlu olduğunun kabulü gerekirken hatalı değerlendirme ile hükme esas alınan kusur raporunda davalıların toplamda %60 davacı sigortalının ise %40 oranında kusurlu olarak kabulü gerektiğine işaret edilen 16/10/2020 tarihli kusur raporuna itibarla hüküm tesisi de hatalı olmuştur. 12. Kabule göre de hükme esas alınan kusur oranında davalıların toplamda %60 oranında kusurlu olduğu kabul edilmesine karşın, bu kabul ile çelişir mahiyette maddi tazminat hesabında davalıların kusurunun %100 olarak kabul edilmesi ve bu oran üzerinden yapılan hesabın hükme esas alınması da hatalı olmuştur. 13. Mahkemece yapılacak iş olayın gerçekleştiği alanda uzman iş sağlığı ve güvenliği uzmanı bilirkişilerden teşkil edilecek heyetten yukarıda yapılan açıklamaları dikkate alır mahiyette kusur oran ve aidiyetlerinin tespitine dair rapor almak dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile birlikte davalılar lehine oluşan usuli kazanılmış haklar gözetilerek tazminat alacağından sorumlu tutulması gerektiği kanaatine erişilen davalılar yönünden özellikle kararın davacı tarafça temyiz edilmemiş olması nedeniyle bu kusur oranını 21.04.2021 tarihli hesap raporuna uygulayarak (işlemiş devre olarak iş bu raporda esas alınan tarihi gözetmek, bu tarihten sonra yürürlüğe giren ücret değişikliklerini rapora yansıtmayarak) davacının maddi tazminat alacağı ile manevi tazminat alacağı hakkında bir karar vermekten ibarettir. 14. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 15. O halde, temyiz edenin sıfatına temyiz kapsam ve nedenlerine göre davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin Mahkemece verilen hüküm bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Temyiz olunan, Mahkeme kararının BOZULMASINA, 2. Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, 3.Dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,03.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10. Hukuk Dairesi, 2022/9406 E., 2023/5078 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
tam metni aç
un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile aynı Kanun'un 281 ve 282 nci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16 ve 20 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417, 49,50,51,52,54,55, 56 ncı maddeleri, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'u maddeleri, 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Ka
10. Hukuk Dairesi         2022/9406 E.  ,  2023/5078 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/209 E., 2022/1131 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Uşak 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/161 E., 2021/415 K. Taraflar arasındaki iş kazasından maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın davalılardan Payteks Deri Tekstil İnş Turz. Tan. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılardan Payteks Deri Tekstil İnş. Turz. Tan. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve ... vekili tarafından murafaa istemli temyiz edilmiş, murafaa yapılmak üzere tayin olunan 09.05.2023 Salı günü için yapılan tebligatlar üzerine murafaalı temyiz eden davalılardan Payteks Deri Tekstil İnş.Turz. Tanıtım San. ve Tic.Ltd.Şti. ve ... adlarına Av. ... ile davacı adına Av. .... ....'ın geldiği, diğer davalı adına gelen olmadığı gelenlerin yüzlerine karşı murafaaya başlanarak sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra murafaaya son verilerek, aynı gün öğleden sonra yapılan incelemede; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilin davalılardan ...’in ortağı olduğu Payteks Deri Tekstil İnş Turz. Tan. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nde 20.11.2013 tarihinden itibaren çalışmakta iken 28.12.2013 tarihinde iş kazası geçirdiği ve sağ elini tarak makinasına kaptırdığı, kaza sebebinin tarak makinasının korumasının olmadığı, müvekkilin bakım usta yardımcısı olarak işe girdiği, eleman eksikliğinden işyeri patronu ve sorumlusu ...’in talimatı üzerine makinanın kullanımının müvekkil tarafından yapıldığı, makinanın kapanmamasının istendiği, müvekkilin makine arkasında oluşan pislik nedeniyle malzemenin yırtık geldiğini fark ettiği ve diğer işçiler gibi makinanın arkasına geçerek temizlemek maksadıyla hava hortumu ile hava tutmaya başladığı, bir anda kaza meydana geldiği ve sağ kolu makina içinde kalarak dirsek seviyesinden koptuğu, makinada önceden de aynı şekilde kaza meydana geldiği, kazanın en önemli sebebinin tarak makinası etrafında herhangi bir koruma tedbirinin olmaması olduğu, kazaya zemin hazırlayan hava hortumu ile hava tutma işleminin işyerinde rutin hale geldiği, işlem yapılırken makinanın kapatılmasına işverenin izin vermediği, tarak makinası ile ilgili müvekkile herhangi bir eğitim ve iş güvenliği kursunun verilmediği, kullanma ve bakım talimatı imzalatılmadığı, iş kazasında müvekkilin herhangi bir kusuru bulunmamakta olup kusurun tamamının işverende olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 10.000 TL maddi, 250.000 TL manevi tazminatın 28.12.2013 kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte (davalı ... şirketinin sorumluluğu poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiş, yargılamanın devamında maddi tazminat istemini 366.379,80 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP 1.Davalı ... İnş Turz. Tan. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; somut olayda müvekkili şirketin ortağı olan müvekkili ...’in işveren olmadığı gibi iş kazasının oluşumunda kişisel bir kusurunun bulunmadığı, işverenin diğer müvekkili Payteks Deri Tekstil İnş Tur. Tan. San. ve Tic. Ltd. Şti. olduğunu, iş kazasının kazazedenin emir ve talimatlara aykırı olarak koruyucu kapaklarla kapatılmış, switch sistemine de haiz olan çalışır durumdaki tarak makinasının girilmesi yasak olan bölümüne girerek, motor üzerine çıkarak hareket halindeki silindirlere hava hortumuyla hava tutmaya kalkması sırasında sağ kolunu/elini dönen silindirlere kaptırması şeklinde meydana geldiği, somut olayda iş kazasının oluş şekli gözetildiğinde işverene kusur izafe edilmemesi gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu talebin iş kazasından kaynaklandığının kesin biçimde ispatlanması ve davacının hizmet akdi ile sigortalıya bağlı ve SGK'ya tabi işçi olması gerektiği, müvekkil şirketin ancak davacının zararını ispatlayabildiği miktarda ve sigortalısının kusuru oranında sorumlu olabileceği, manevi tazminat talebi fahiş olup kabulünün mümkün olmadığı, haksız zenginleşmeye neden olmaksızın değerlendirilmesini talep etmiştir. III. KALDIRMA KARARI VE İLK DERECE MAHKEMESİ KARARLARI 1.İlk Derece Mahkemesinin 08.09.2020 tarih, 2014/81 Esas ve 2020/242 Karar sayılı ilk kararında özetle; davanın maddi tazminat istemi yönünden kabulüne, manevi tazminat istemi yönünden ise kısmen kabulü ile 150.000,00 TL manevi tazminata karar verilmiştir. 2.Davalılar ... ve Payteks Deri Tekstil İnş Tur. Tan. San ve Tic Ltd. Şti. vekilinin istinafı üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 05.05.2021 tarih, 2020/1688 Esas ve 2021/779 Karar sayılı ilamında özetle; "Somut olayda, Mahkeme gerekçesine bakıldığında sadece tarafların iddia ve cevaplarının, tanık beyanlarının, yargılama aşamasında yapılan işlemlerin, toplanan delillerin, bu kapsamda bilirkişi raporlarının bulunduğunun yazılı olduğu ve sonuç olarak yazılı şekilde hüküm verildiği görülmektedir. Bu hali ile Mahkemenin gerekçe olarak yazdığı metinde tarafların iddia ve savunmalarının hukuki nitelendirilmesinin, hangi hukuki kuralların uygulanacağının tespitinin yapılmadığı, delillerin ve hangi delile ne sebeple üstünlük tanındığının tartışılmadığı, kabulüne karar verilen alacakların ulaşılan hangi kanuni ve hukuki sonuca dayandırıldığının yazılı olmadığı açıktır. Soyut, dayanağı belirlenmeyen ve her hükmün gerekçesiymiş gibi yazılabilecek ifadelerin, sadece bilirkişi raporuna atıfta bulunmanın, gerekçede bulunması gereken özellikleri taşısa dahi, gerçek anlamda gerekçe olarak kabulü mümkün değildir. Özelikle; davacının malûliyet oranının tespiti bakımından açılan davada Uşak 2. İş Mahkemesi'nin 19.09.2019 tarih 2017/37 - 2019/149 sayılı kararının taraflar vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi'nce verilen 05.02.2020 tarih 2020/100 - 220 sayılı kararının temyiz incelemesi için Yargıta'ya gönderildiği ve derdest olduğu anlaşılmakla bu davanın sonucu beklenmeden hesap bilirkişisi marifetiyle maddi tazminat belirlenerek karar verilmesi hatalıdır. Tüm bu nedenlerle gerekçeli kararda iddia ve savunmanın hukuki nitelendirilmesinin, uygulanacak kanuni ve hukuki kuralların, toplanan delillerin, hangi delile ne sebeple üstünlük tanınıp hangi hukuki sonuca varıldığının tartışılmaması, kabulüne karar verilen alacakların fiili ve hukuki gerekçelerinin yazılmaması, HMK'nun 297/1-c ve 355 inci maddesi kapsamında gerekçesinin bulunmaması nedeniyle kamu düzenine aykırılık oluşturduğu HMK'nun 353/1-a-6 maddesi kapsamında taraflarca sunulan delillerin hiç değerlendirilmemesi anlamına geldiği kanaatine varılmış hükmün kaldırılarak Mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. 3. İlk Derece Mahkemesinin kaldırma kararından sonra verdiği yukarıda tarih ve numarası yazılı kararda özetle; dava konusu uyuşmazlıkla ilgili sürekli iş göremezlik oranının tespitine ilişkin kesinleşen Uşak 2.İş Mahkemesi'nin 2017/37 Esas ve 2019/149 Karar sayılı ilamı uyarınca davacının iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının %79 olarak belirlendiğini, rücu dava dosyasında davalı işveren Payteks şirketinin % 50, kazazede sigortalının % 50 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, bu dosyanın kesinleşmesinin beklenilmesi talep edilmiş ise de; bahse konu dosyanın tarafları ile eldeki dosyanın taraflarının farklı olması da dikkate alınarak davalılar tarafın aksi yöndeki savunmasına itibar edilmediği, bu dosya kapsamında çelişkiyi giderir nitelikteki 21.01.2020 tarihli raporun olaya ve dosya kapsamına uygun olması, uyuşmazlık ile ilgili daha önce alınan kusur raporlarının ayrıntılı olarak değerlendirilerek somut veri ve gerekçelere dayalı rapor tanzim edilmesi nedeniyle yeniden kusur raporu alınmasına ilişkin talebin reddine karar verilerek 21.01.2020 tarihli kusur raporu oluşa uygun, yargısal denetime elverişli, somut veri ve gerekçelere dayalı ve yöntemince düzenlendiği görülmekle Mahkememizce hükme dayanak yapılmış olup bu kasamda dava konusu kazanın meydana gelmesinde davalı işveren şirket Payteks Deri Teks. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile işveren/işveren vekili konumunda olan işyeri ortağı davalı ..., işyeri işletme kısmında işvereni temsil eden yönetici konumundaki dava dışı işletme müdürü ... ve dava dışı ustabaşı ...'un müştereken % 70, kazalı sigortalının % 30 oranında kusurlu olduğunun kabul edildiği, 15.05.2020 tarihli kök ve 13.07.2020 tarihli ek raporun olaya ve dosya kapsamına uygun olması, somut veri ve gerekçelere dayalı olarak tanzim edilmesi nedeniyle yeniden hesap raporu alınmasına ilişkin talebin reddine karar verilmiş olup 15.05.2020 tarihli kök ve 13.07.2020 tarihli ek raporu oluşa uygun, yargısal denetime elverişli, somut veri ve gerekçelere dayalı ve yöntemince düzenlendiği görülmekle hükme dayanak yapılmış olup bu kapsamda meydana gelen iş kazası nedeniyle davalının sorumlu olduğu miktarın 366.379,80 TL olduğu kabul edilerek bu maddi tazminatın olay tarihi olan 28.12.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte (davalı ... şirketi yönünden dava tarihi olan 07.02.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ve poliçe kapsam ve limiti ile sınırlı olmak üzere ve uyuşmazlık ile ilgili Uşak 2. İcra Müdürlüğü'nün 2020/2994 Esas sayılı icra dosyasında yapılan ödemeler dikkate alınarak tahsilde tekerrür olmamak şartı ile) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Manevi tazminat talebi yönünden ise dava konusu olayın meydana geliş şekli, davacıda meydana gelen yaralanmanın derecesi, tarafların kusur durumu, olay tarihi, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, olay nedeniyle duyulan acı ve elemin derecesi ve B.K.nun 47 nci (6098 sayılı TBK’nın 56 ncı) maddesindeki özel haller dikkate alınarak davacı için 150.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 28.12.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte (davalı ... şirketi yönünden dava tarihi olan 07.02.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ve poliçe kapsam ve limiti ile sınırlı olmak üzere ve uyuşmazlık ile ilgili Uşak 2. İcra Müdürlüğü'nün 2020/2994 Esas sayılı icra dosyasında yapılan ödemeler dikkate alınarak tahsilde tekerrür olmamak şartı ile) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan Payteks Deri Tekstil İnş. Tur. Tanıtım San. Ltd. Şti. ve ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri 1.Davalılar Payteks Deri Tekstil İnş. Tur. Tanıtım San. Ltd. Şti. ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerinden ...'in bu davada taraf sıfatının bulunmadığını, somut olayda davacının, sadece davalı işveren şirketin kusuru ile sınırlı olarak tazminat talebinde bulunduğunu, dava dışı kişilerin kusuruna dayanmadığı gibi davalı gerçek kişi olan ve işveren sıfatı bulunmayan ...'in kusuruna da dayanmadığını, hükme esas alınan 21.01.2020 tarihli kusur raporunun kabul etmediklerini, aynı iş kazasından ötürü SGK tarafından Uşak 2. İş Mahkemesi'nin 2017/347 Esas sayılı dosyasında alınan rücuen tazminat davasındaki kusur raporu ile çeliştiğini, hukuk güvenliği ilkesine aykırı olduğu halde çelişkinin giderilmediğini, aynı iş kazası nedeniyle Uşak 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/531 Esas sayılı kamu davasının yargılaması sonucunda verilen kararın Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2019/779 Karar sayılı ilamı ile kusur raporu yönünden iş güvenliği uzmanından oluşan 3 kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiği, eksik inceleme ile karar verildiği belirtilerek hükmün bozulduğunu, ceza davası sonucunun beklenmediğini, dosya içeriğinde bulunan kusur raporlarının birbiri ile çelişkili olduğunu, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, mahkemenin taleple bağlılık ilkesine aykırı hüküm kurduğunu, müvekkilinin iş kazasının oluşumunda kusurunun bulunmadığını bu nedenle davanın reddedilmesi gerektiğini, hesap raporunda davacının günlük brüt ücretinin 40,15 TL olarak hatalı tespit edildiğini, indirimin yanlış yapıldığını zira hesaplanan miktar üzerinden değil talep edilen 10.000,00 TL'lik maddi tazminat üzerinden yapılması gerektiğini, %10 iskonto oranının hatalı olduğunu, sosyal güvenlik kurumu ilk peşin sermaye değeri hesaplamalarına paralel olarak %5 uygulanması gerektiğini, hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının zenginleşmeye yol açacak kadar yüksek olduğunu, manevi tazminatın bölünmezliği ilkesine aykırı karar verildiğini bildirerek kararı istinaf etmiştir. 2.Davalı ... Şirketi istinaf maktu harcını yatırmış ise de 10.02.2022 tarihli dilekçesi ile karar aleyhine istinaf kanun yoluna başvurmadıklarını bildirerek sehven yatırılan harcın iadesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç 1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; dosya kapsamındaki yazı, bilgi ve belgelere göre; davacı işçinin davalıya ait iş yerinde 28.12.2013 tarihinde tarak makinesinin merdane temizliğini yaptığı sırada sağ kolunu döner silindirine kaptırdığı, sağ kolunun dirsek üzerinden koptuğu, meydana gelen kazanın iş kazası olduğu, iş göremezlik oranının kesinleşen yargı kararına göre %79 olarak belirlendiği, hükme esas alınan 21.01.2020 tarihli kusur raporunun İş Kanunu ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü'ne göre uygun düzenlendiği, SGK tarafından açılan rücuen tazminat dosyasında işçinin taraf olmadığı, ceza davasındaki kusur raporunun hukuk hakimini bağlamayacağı, yerel mahkemece rücu dosyası, ceza dosyası ve eldeki dava dosyasında alınan raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi yönünden alınan 21.01.2020 tarihli kusur raporuna göre iş kazasının meydana gelmesinde davacı işçinin %30, davalı işverenin %70 oranına kusurlu bulunduğu, davalı işveren Payteks Deri Tekstil İnş. Tur. San. Ltd. Şti.'nin işveren vekili konumunda bulunan diğer davalı şirket ortağı ...'in ve işvereni temsil eden dava dışı usta başı ... ve işletme müdürü ...'ın kusurundan da sorumlu olduğu, bu kişilerin kusur dağılımının iç ilişkide görülecek rücu davasında değerlendirilebileceği hükme esas alınan hesap raporunda hata bulunmadığı, davacı işçinin ücretinin işverence ibraz edilen ücret bordrolarına göre belirlendiği, yapılan indirimin belirlenen gerçek zarar üzerinden yapılması gerektiği, %10 iskonto uygulamasında hata bulunmadığı, 22.06.1966 gün 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirlenen ilkeler uyarınca kusur oranı ve maluliyet oranına göre hükmedilen manevi tazminat miktarının hak ve nesafet ilkelerine uygun olduğu, manevi tazminatın bölünmezliği ilkesine aykırılık bulunmadığı, tahsilde tekerrüre yer vermeyecek şekilde hüküm kurulduğu, yerel mahkeme kararında isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından HMK'nın 359 uncu maddesine 28.07.2020 tarihli 31199 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'u ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun'un 38 inci maddesiyle eklenen fıkra ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 numaralı alt bendi uyarınca davalılar vekillerince yapılan istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan Payteks Deri Tekstil İnş Turz. Tan. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... İnş Turz. Tan. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu olayla ilgili ceza dosyasında verilen karar üzerine Yargıtay bozma kararında müvekkillerinden şirket müdürü ...'e kusur verilmeyeceğine dair karar verildiğini, bu tespitin hukuk mahkemesini bağlayacağını, Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğunu, müvekkili Ayhan'ın şirket ortağı olmaktan öte kişisel kusuru olmadığını, işverenin şirket olduğunu, davacının teselsüle dayanmadığını, dava dilekçesinde şirket kusuruna tekabül eden kusuru talep ettiğini, davacının tam kusurlu olduğunu, çalışır durumdaki makineye müdahale etmesi nedeniyle kusurlu olduğunu, sviç tertibatıyla korunan makineye yasak olan bölgeden girerek kazaya davacının sebep olduğunu, iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verildiğini, SGK Müfettişi Raporunda ve Rücu Davasında müvekkili şirkete %50 sigortalıya %50 kusur verildiği halde bu dosyadaki tespitlerin bu durumla çeliştiğini, dosyamız kapsamında alınan 06.06.2015 tarihli raporda ...’e kusur verilmediği davacıya %60 kusur verildiği sabit olmasına karşın bu rapora itibar edilmemesini gerekçesi gösterilmediğini, ceza dosyasında bozma kapsamında mahkemeye İş Güvenliği uzmanının ... ve İş Güvenliği denetimi bakımından ...’un yetkili olduğu bildirilmesine karşın bu kişilerin sorumluluğu yönünden değerlendirme yapılmadığını, itibar edilen kusur raporu kapsamında ... ve ... kusurları kapsamında davacının teselsüle dayanmaması nedeniyle indirim yapılması gerektiğini, kusur indiriminin dava dilekçesinde talep edilen 10.000,00 TL’lik maddi tazminattan yapılması gerektiğini, ücretin hatalı tespit edildiğini, bordrolara göre günlük ücret 39,57 ilen 40,15 TL esas alınmasının hatalı olduğunu, bilinmeyen dönem iskontolamanın %5 alınması gerekirken %10 alınmasının hatalı olduğunu, davalı ... şirketinin icra dosyasına ödeme yaptığı dikkate alınmadığını, hükmedilen manevi tazminatın işleyen faizle beraber fazla olduğunu hükmedilen manevi tazminatın icra dosyasına ödenmiş olduğunun gözetilmediğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile aynı Kanun'un 281 ve 282 nci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16 ve 20 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417, 49,50,51,52,54,55, 56 ncı maddeleri, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'u maddeleri, 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır. 3. Değerlendirme 1.Geniş anlamıyla sorumluluk kavramı, bir kişinin başka bir kişiye verdiği zararları giderme yükümlülüğü olarak açıklanmıştır. Hukuki anlamda sorumluluk ise, taraflar arasındaki borç ilişkisinin zedelenmesi sonucu doğan zararların giderilmesi (tazmin edilmesi) yükümlülüğünü içerir. 2.İşçi ve işverenin hizmet sözleşmesinden kaynaklanan sıkı iş ilişkisi, işçi yönünden işverene içten bağlılık (sadakat borcu), işveren yönünden işçiyi korumak ve gözetmek borcu şeklinde ortaya çıkar. Gerçekten işçi, işverenin işi ve iş yeri ile ilgili çıkarlarını korumak, çıkarlarına zarar verebilecek davranışlardan kaçınmak, buna karşı işveren de, işçinin kişiliğine saygı göstermek, işçiyi korumak, iş yeri tehlikelerinden zarar görmemesi için iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak, işçinin özlük hakları ve diğer maddi çıkarlarının gerektirdiği uygun bildirimlerde ve davranışlarda bulunmak, işçinin çıkarına aykırı davranışlardan kaçınmakla yükümlüdür. 3.Sanayi ve teknolojideki gelişmeler, yeni işletmelerin açılması, fabrikaların kurulması iş yerlerindeki makinalaşmanın artmasına yol açmış, bu durum iş kazaları ile meslek hastalıklarında artışlara neden olmuştur. Bu gelişme, iş yerinde iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin daha etkili şekilde alınması gereğini ortaya çıkarmıştır. 4.İşveren, gözetme borcu gereği, çalıştırdığı işçileri, iş yerinde meydana gelen tehlikelerden korumak, onların yaşam, bedensel ve ruhsal sağlık bütünlüklerini korumak için iş yerinde teknik ve tıbbi önlemler dahil olmak üzere bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı tüm önlemleri almak zorundadır. 5.Anayasanın 17 nci maddesinde; "Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz." hükmü getirilerek yaşama hakkı güvence altına alınmış, bu yasal güvencenin yaşama geçirilmesinde İş ve Sosyal Güvenlik Mevzuatında da işçilerin korunması, işin düzenlenmesi, iş güvenliği, sosyal düzen ve adaletin sağlanması düşüncesi ile koruyucu bir takım hükümler getirilmiştir. 6.818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 332 nci maddesinde; "İş sahibi, aktin özel halleri ve işin mahiyeti noktasından hakkaniyet dairesinde kendisinden istenilebileceği derecede çalışmak dolayısıyla maruz kaldığı tehlikelere karşı icap eden tedbirleri ittihaza ve münasip ve sıhhi çalışma mahalleri ile, işçi birlikte ikamet etmekte ise sıhhi yatacak bir yer tedarikine mecburdur. 7.İş sahibinin yukarıdaki fıkra hükmüne aykırı hareketi neticesinde işçinin ölmesi halinde onun yardımından mahrum kalanların bu yüzden uğradıkları zararlara karşı isteyebilecekleri tazminat dahi akde aykırı hareketten doğan tazminat davaları hakkındaki hükümlere tabi olur." hükmü düzenlenmiştir. 8.Kanun koyucu 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 332 nci maddesinin karşılığını 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren yeni 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesinin 2 nci fıkrasında düzenlemiştir. 9.Anılan fıkrada "İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli olan her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür." hükmü yer almaktadır. Bu fıkraya göre, işverenin, işçinin yaşam, sağlık ve bedensel bütünlüğünü korumak için gerekli önlemleri alma yükümlülüğü öngörülmektedir. Burada işverenin özellikle iş kazalarına karşı gerekli önlemleri alma yükümlülüğü söz konusudur. Buna göre işveren, hizmet ilişkisinin ve yapılan işin niteliği göz önünde tutulduğunda, hakkaniyet gereği kendisinden beklenen; deneyimlerin zorunlu kıldığı, teknik açıdan uygulanabilir ve iş yerinin özelliklerine uygun olan önlemleri almakla yükümlüdür. 10.Aynı maddelere paralel olarak, 4857 sayılı İş Kanunu'nun "İşverenlerin ve İşçilerin Yükümlülükleri" kenar başlıklı 77 nci maddesinin 1 inci fıkrasında da benzer bir düzenlemeye yer verilmiştir. Bu fıkraya göre "İşverenler iş yerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler." 11.Bundan başka işveren, mevzuatta öngörülmemiş olsa dahi bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak zorundadır. Bilim, teknik ve örgütlenme düşüncesi yönünden alınabilme olanağı bulunan, yapılacak gider ve emek ne olursa olsun bilimin, tekniğin ve örgütlenme düşüncesinin en yeni verileri göz önünde tutulduğunda işçi sakatlanmayacak, hastalanmayacak ve ölmeyecek ya da bu kötü sonuçlar daha da azalacaksa her önlem işverenin koruma önlemi alma borcu içine girer. 12.Bu önlemler konusunda işveren iş yerini yeni açması nedeniyle tecrübesizliğini, bilimsel ve teknik gelişmeler yönünden bilgisizliğini, ekonomik durumunun zayıflığını, benzer iş yerlerinde bu iş güvenliği önlemlerinin alınmadığını savunarak sorumluluktan kurtulamaz. Gerçekten, çalışma hayatında süregelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı işverenin önlem alma borcunu etkilemez. Işverenlerce, iş güvenliği açısından yaşamsal önem taşıyan araç ve gereçlerin işçiler tarafından kullanılması sağlandığında, kaza olasılığının tamamen ortadan kalkabileceği de tartışmasız bir gerçektir. 13.Nitekim, günümüzde gelişen sanayi ve teknoloji karşısında yukarıda açıklanan hükümler yeterli görülmemiş, insan yaşamının kutsallığı çerçevesinde işverenin, iş yerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin açık buyruğu iken, İş Kanununun 77 ve devamı bir kısım maddeler 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37 nci maddesiyle yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümlülüğünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. 14.6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4 üncü maddesine göre; (1) İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup, bu çerçevede; a) Mesleki risklerin önlenmesi eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar. b) İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar. c) Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır. ç) Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğu göz önüne alır. d) Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışındaki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır. (2) İşyeri dışındaki uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet alınması, işverenin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz. (3) Çalışanların iş sağlığı ve güvenliği alanındaki yükümlülükleri, işverenin sorumluluklarını etkilemez. (4) İşveren, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin maliyetini çalışanlara yansıtamaz. Aynı kanunun "Risklerden Korunma İlkeleri" kenar başlıklı 5 inci maddesine göre; (1) İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler gözönünde bulundurulur. a)Risklerden kaçınmak. b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek. c) Risklerde kaynağında mücadele etmek. ç) İşin kişilere uygun hale getirilmesi için işyerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı çalışma şekli ve üretim metodlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek. d) Teknik gelişmelere uyum sağlamak. e) Tehlikeli olanı tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek. f) Teknoloji, iş organizasyonu, çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek. g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine göre öncelik vermek. ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek. 15.Yine 6331 sayılı Kanun "Risk Değerlendirmesi; Kontrol, Ölçüm ve Araştırma" karar başlıklı 10 uncu maddesinde şu hüküm düzenlenmiştir. (1) İşveren, iş sağlığı ve güvenliği yönünden risk değerlendirmesi yapmak veya yaptırmakla yükümlüdür. Risk değerlendirmesi yapılırken aşağıdaki hususlar dikkate alınır. a) Belirli risklerden etkilenecek çalışanların durumu, b) Kullanılacak iş ekipmanı ile kimyasal madde ve müstahzarların seçimi, c) İşyerinin tertip ve düzeni, ç) Genç, yaşlı, engelli, gebe veya emziren çalışanlar gibi özel politika gerektiren gruplar ile kadın çalışanların durumu, 2) İşveren, yapılacak risk değerlendirmesi sonucu alınacak iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri ile kullanılması gereken koruyucu donanım veya ekipmanı belirler. (3) İşyerinde uygulanacak iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri, çalışma şekilleri ve üretim yöntemleri, çalışanların sağlık ve güvenlik yönünden korunma düzeyini yükseltecek ve işyerinin idari yapılanmasının her kademesinde uygulanabilir nitelikte olmalıdır. (4) İşveren, iş sağlığı ve güvenliği yönünden çalışma ortamına ve çalışanların bu ortamda maruz kaldığı risklerin belirlenmesine yönelik gerekli kontrol, ölçüm, inceleme ve araştırmaların yapılmasını sağlar. 16.Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümlülüğünün çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 üncü maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, "Çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı bir takım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5 inci maddede işverenin anılan yükümlülüklerle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10 uncu maddede ise işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir. (HGK. 09/10/2013 tarih, 2013/21-102 Esas, 2013/1456 Karar) 17.6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu işverenlerin yükümlülüklerini belirlerken aynı zamanda çalışanların da yükümlülüklerini belirlemiştir. Kanun'un 19 uncu maddesine göre; (1) Çalışanlar, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili aldıkları eğitim ve işverenin bu konudaki talimatları doğrultusunda, kendilerinin ve hareketlerinden veya yaptıkları işten etkilenen diğer çalışanların sağlık ve güvenliklerini tehlikeye düşünmemekle yükümlüdür. (2) Çalışanların, işveren tarafından verilen eğitim talimatları doğrultusunda yükümlülükleri şunlardır. a) İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tehlikeli madde, taşıma ekipmanı ve diğer üretim araçlarını kurallara uygun şekilde kullanmak, bunların güvenlik donanımlarını doğru olarak kullanmak, keyfi olarak çıkarmamak ve değiştirmemek. b) Kendilerine sağlanan kişisel koruyucu donanımı doğru kullanmak ve korumak. c) İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tesis ve binalarda sağlık ve güvenlik yönünden ciddi ve yakın bir tehlike ile karşılaştıklarında ve koruma tedbirlerinde bir eksiklik gördüklerinde, işverene veya çalışan temsilcisine derhal haber vermek, ç) Teftişe yetkili makam tarafından işyerinde tespit edilen noksanlık ve mevzuata aykırılıkların giderilmesi konusunda, işveren ve çalışan temsilcisi ile işbirliği yapmak. d) Kendi görev alanında iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için işveren ve çalışan temsilcisi ile işbirliği yapmak. 18. İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37 nci maddesiyle 4857 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin dördüncü fıkrası, 63 üncü maddesinin dördüncü fıkrası, 69 uncu maddesinin dördüncü, beşinci ve altınca fıkraları, 77,78,79,80,81,83,84,85,86,87,88,89,95,105 ve geçici 2 nci maddeleri yürürlükten kaldırılmış, 4857 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde yer alan "İş Sağlığı ve güvenliği hükümleri saklı kalmak üzere" ifadesi ile 98 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan" 85 inci madde kapsamındaki işyerlerinde ise çalıştırılan her işçi için bin Yeni Türk Lirası" ifadesi metinden çıkartılmıştır. 19.Yine 6331 sayılı Kanun'un "Atıflar" kenar başlığını taşıyan geçici 1 inci maddesinde "(1) Diğer mevzuatta iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili olarak 4857 sayılı Kanun'a yapılan atıflar bu kanuna yapılmış sayılır" hükmü düzenlenmiştir. 20.Yukarıda yapılan bu açıklamalardan sonra 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 332 nci maddesinin karşılığı olarak çağdaş yaklaşımla düzenlenen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesinin 2 nci fıkrasında; "İşveren, iş yerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçilerde iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlü" olacağı belirtilerek, İş Kanununun 77/1 inci maddesiyle bütünlük sağlandığı gibi 3 üncü fıkrasında; "İşverenin yukarıdaki hükümler dahil kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabi" olduğu hükme bağlanmak suretiyle, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan sorumluluğun hukuki niteliği konusunda tartışmalar sona erdirilmiş, sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan ölüme ve vücut bütünlüğünün zedelenmesine veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmininde sözleşmeden doğan sorumluluk hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür. 21.4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci ve devamı maddelerini yürürlükten kaldıran 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'u 4 ve 5 inci maddelerinde işverenin yükümlülüklerini, 19 uncu maddede de çalışanların yükümlülüklerinin çağdaş anlaşıyla daha ayrıntılı ve somut olarak ortaya koymuş ve kusur sorumluluğunun sınırlarını kusursuz sorumluluğun sınırlarına yaklaştırmıştır. 22.6331 sayılı Kanun'un 4 ve 5 inci maddeleri ile buna uygun olarak çıkarılan iş sağlığı ve güvenliği yönetmelikleri hükümleri işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. 23.Öte yandan objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştüremez. Çünkü, bazı istisnalar dışında işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Ancak Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2 nci maddesi, Anayasa ve 6331 sayılı Kanun hükümleri objektifleştirilmiş kusur sorumluluğu ilkesi gereğince işverenin sorumluluğunu oldukça genişletmiştir. 24.Öte yandan işvereni, zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluktan kurtaracak olan durum, eylem ile meydana gelen zarar arasındaki uygun illiyet rabıtasının kesilmesidir. Kusursuz sorumlulukta olduğu gibi kusur sorumluluğunda da illiyet bağı; mücbir sebep, zarar görenin ve üçüncü kişinin ağır kusuru nedenleriyle kesilebilir. Uygun illiyet bağının kesildiğinin ispatı halinde, işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. (HGK, 20/03/2013 tarih, 2012/21-1121 Esas, 2013/386 Karar) 25.Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre; davacının olay günü tarak makinesinin temizliği için makineye basınçlı hava tutarken gözünün kararması üzerine sağ kolunu makineye uzatması üzerine makinenin sağ kolunu kapması neticesinde sağ kolundan yaralanarak iş kazası geçirdiği anlaşılmıştır. İş bu dava dosyası kapsamında üç farklı heyetten kusur raporu alındığı, 06.05.2015 tarihli ilk kusur raporunda davalı işveren şirketin %30, davalı ...'in kusursuz, dava harici şirket ustabaşı ...'un %10, davacının %60 kusurlu olduğunun belirtildiği, 03.04.2016 tarihli ikinci kusur raporunda davalı işveren şirketin %35, davalı ...'in %30, dava harici şirket ustabaşı ...'un % 5, davacının %30 kusurlu olduğunun belirtildiği, 21.01.2020 tarihli üçüncü kusur raporunda davalı işveren şirketin, davalı ...'in, dava harici şirket ustabaşı ...'un ve işletme müdürü ...'ın müştereken % 70, davacının %30 kusurlu olduğunun belirtildiği mahkemece üçüncü kusur raporuna itibar edilerek karar verildiği anlaşılmıştır. 26. Aynı olayla ilgili Uşak 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/174 esasında görülen ceza dava dosyasında mahkemece verilen karara göre sanık ...'in doğrudan, sanık ...'ın dolaylı, katılan'ın tali kusurlu olduğu kabul edilerek sabık Ayhan ve İbrahim'in cezalandırılmalarına karar verildiği anlaşılmıştır. 27. SGK müfettişi tarafından düzenlenen raporda davalı işveren şirketin %50, sigortalının %50 oranında kusurlu olduğu, SGK tarafından açılan Uşak 2. İş Mahkemesinin 2017/347 esasında görülen dava dosyasında hükme esas alınan ve birbirini doğrulayan her iki kusur raporunda da davalı işverenin %50 ve sigortalının %50 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiştir. 28. Bu açıklamalar doğrultusunda; SGK müfettiş raporu ile SGK tarafından açılan rücu dava dosyasında aynı iş kazası olayıyla ilgili davalı işveren şirketin %50 ve davacı işçinin %50 kusurlu olduğunun tespit edilmiş olmasına karşın, iş bu temyize konu dava dosyasında davalıların ve dava harici sorumluların müştereken %70, davacı işçinin ise %30 oranında kusurlu olduğunun kabul edilmiş olması nedeniyle oluşan çelişkiyi gidermek, öte yandan davalı işveren şirketin işveren vekili olarak sorumlu olduğu iddia edilen davalı ... ile dava harici işletme müdürü ... ve dava harici şirket ustabaşı ...'un şahsi kusurlarının bulunup bulunmadıklarının tespiti açısından ceza dava dosyasında tespit edilen olguları gözetmek, bu kapsamda rücu ve ceza dava dosyasında belirlenen ve kesinleşen olgularla beraber iş bu dava dosyası kapsamında toplanan bilgi ve belgelere göre, işverenin yukarıdaki mevzuat hükümleriyle teknoloji kapsamında alması gereken tüm iş güvenliği tedbirlerini alıp almadığı, işçinin de alınan bu tedbirlere uygun davranıp davranmadığı hususunda kusur oran ve aidiyetlerinin tespiti açısından iş kazasının gerçekleştiği tekstil işyeri alanında uzman iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak heyetten rapor almak, sonucuna göre davacı tarafça kararın temyiz edilmemiş olması nedeniyle temyiz eden davalılar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları gözeterek (özellikle maddi tazminatın hesabında dikkate alınan hesap raporunda işlemiş/bilinen devre sonu tarihinden sonra yürürlüğe giren asgari ücret değişikliklerini rapora yansıtmadan belirlenecek) davacının maddi ve manevi tazminat istemleri hakkında bir karar vermekten ibarettir. 29.Mahkemece, açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. 30.O hâlde, davalılar Payteks Deri Tekstil İnş Turz. Tan. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve ... vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bozma sebebine göre bu aşamada temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin hükmü kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalılardan Payteks Deri Tekstil İnş Turz. Tan. San ve Tic Ltd Şti ve ... vekilinin sair temyiz itiraları bu aşamada incelenmeksizin, temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3. Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince davalılardan Payteks Deri Tekstil İnş. Turz. Tan. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve ... lehine takdir edilen 8.400 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan tahsiline, 5. Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10. Hukuk Dairesi, 2023/4229 E., 2023/5445 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
tam metni aç
ncu maddesinin birinci fıkrası ile 361, 370 ve 371 inci maddeleri ile aynı Kanun'un 281 ve 282 nci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16 ve 20 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 417, 49, 50, 51, 52, 54, 55, 56 ncı maddeleri, 4857 sayılı İş Kanunun 77 nci maddesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu maddeleri, 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı
10. Hukuk Dairesi         2023/4229 E.  ,  2023/5445 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2325 E., 2023/56 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/653 E., 2022/33 K. Taraflar arasındaki iş kazasına dayalı manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı ve davalılar vekilleri tarafından tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin temyiz başvurusunun kesinlikten reddine dair ek karar verilmiş, davacı vekilinin iş bu ek karara karşı süresi içerisinde temyiz başvurusunda bulunduğu anlaşılmakla ; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'ın davalılardan ... ve Metafor İnşaat Taah. Mad. Tem. Nak. Oto Tek. San ve Tic. Ltd. Şti'ye ait işyerinde çalışmakta iken 30.04.2014 tarihinde iş kazası geçirdiğini, müvekkilinin trafik işaret levhası çakma işi sırasında, kamyon üzerinde bulunan kazık çakma düzeneğini kullandığı sırada bu düzeneğin enerji nakil hattına yaklaşarak değmesi sonucunda elektrik akımına kapılarak kazanın meydana geldiğini, müvekkilinin bu kaza nedeniyle sakat kalarak yardıma muhtaç duruma düştüğünü ve % 100 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığını ve bakıma muhtaç hale geldiğini, asıl işveren, alt işveren arasındaki ilişkinin muvazaalı olup, müvekkilinin işe giriş tarihinden itibaren asıl işveren işçisi olarak kabul edilmesi gerektiğini, Karayolları Genel Müdürlüğünün asıl işveren olarak işi vermiş olduğu Metafor İnşaat Şirketinin faaliyetlerine ilişkin olarak yapması gereken denetim ve gözetim görevini yerine getirmediğinden dolayı alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumlu olduğunu, Enerjisa Elektrik Dağıtım Şirketinin de kazanın meydana geldiği enerji nakil hattıyla ilgili önlemleri almadığından kusur ve sorumluluğunun bulunduğunu her üç davalının müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, müvekkilinin şu anda makinaya bağlı olarak ailesi tarafından bakımının üstlenildiğini belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile maddi tazminata ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile 300.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 9. ve 36. Maddesi gereğince inşaatın yapımı sırasında meydana gelen kazalardan yüklenici firmanın sorumlu olduğundan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, enerji nakil hatlarının mesafelerinin uygun tutulmasını sağlayacak olan işletmenin bu hatlarının sahibi olan kurum olduğunu, bu husus ile ilgili 15. Bölge Müdürlüğünün BEDAŞ ... İşletme Müdürlüğüne başvurarak, işin yapıldığı güzergahtaki enerji nakil hattının deplase edilmesi için talepte bulunulduğunu, talebe rağmen hiç bir önlem alınmadığını, kazazede ...'ın da yaptığı işe dikkat etmeden kazanın gerçekleşmesine sebep olması nedeniyle kusurlu olduğunu, sürekli iş göremezlik oranını kabul etmediklerini, olayda kusurlarının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı ... İnş.Taah. Tem.Nak. Oto. Teks. San ve Tic. Ltd. Şti vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin görevi ve işin ifası sırasında yer ve yükümlendiği iş kapsamında iş kazasının gerçekleştiği alanın sorumluluğunda olmadığını, müvekkilinin asıl görevinin yapım, onarım ve karla mücadele olduğunu, şirket yetkilileri tarafından da kazalıya yazılı ve sözlü bir emir verilmediği halde, olay günü ... yetkilisi tarafından verilen emir çerçevesinde iş kazasının trafiğe açık bir yolun genişlemesi ile birlikte yol içerisinde kalan yüksek gerilim hattından kaynaklı gerçekleştiğinden müvekkiline yüklenebilecek bir kusur olmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 3.Davalı ... Enerjisa A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili kuruma husumet yöneltilemeyeceğini, davacının müvekkili davalı şirketin işçisi olmadığını, diğer davalılar işçisi olduğunu, müvekkilinin davalı şirketler ile davacı arasında ya da dolaylı olarak hiç bir iş hizmet ilişkisi olmadığını, kaza ile ilgili olarak soruşturmanın devam ettiğini, ayrıca davacının kullandığı trafik uyarı levhası takma apartının değdiği ve enerji patlamasının olduğu yüksek gerilim enerji iletim hattının da müvekkili davalı şirkete ait olmayıp TEİAŞ'a ait olduğunu, davanın husumet ve kusur yokluğundan reddi gerektiğini talep etmiştir. III. KALDIRMA KARARI VE İLK DERECE MAHKEMESİ KARARLARI 1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararda özetle; Davalı ... ile davalılar Metafor İnşaat ortaklığı arasında ...-... yolu dağköy yol ayırımında kamyon arkasına monte edilen levha yapımı konusunda yapım işi sözleşmesi imzalanarak söz konusu işin anahtar teslimi olarak ihale edildiği, davacının davalı ... inşaat şirketinde işçi olarak trafik levhası çakmak için kullanılan apartı kullandığı, apart üzerinden geçen enerji hattına apartın üst kısmının çok yaklaşması nedeniyle elektrik akımına kapılarak 30.04.2014 tarihinde iş kazası geçirdiği ve % 100 oranında malul kaldığı, aldırılan ve itibar edilen kusur raporunda tespit edildiği üzere iş kazasının oluşumunda davalı ... Müdürlüğünün kazanın oluşumunda % 50 oranında kusurlu olduğu, davalı ... İnşaat Limited Şirketinin kazanın oluşumunda % 20 oranında kusurlu olduğu, davacı kazalı işçi ...'ın kazanın oluşumunda %5 oranında kusurlu olduğu, Başkent Bedaş'ın sahibi ve sorumlusu olduğu YG hattının Karayoluna olan düşey ve yatay mesafesinin elektrik kuvvetli akım tesisleri yönetmeliğine aykırı olmasına va Karayolları Genel Müdürlüğünün hattın deplase edilmesi talebine rağmen bu talebi yerine getirmemesi nedeniyle kazanın oluşumunda % 25 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Hükmedilecek manevi tazminat miktarı zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Davacının iş kazası geçirdiği tarihte yaşı (27 yaşında), bakıma muhtaç durumda olması, %100 maluliyet ile geçireceği bakiye ömrü, kaza olayı nedeni ile duyulan elem ve üzüntü, davalı işverenin ekonomik durumu, hastalığın oluşumundaki davalı işverenin kusur oranları, iş kazası tarihi, iş kazasının gerçekleşme biçimi, kazanın meydana gelmesindeki davalıların müterafik kusurları, davacının sosyal ve ekonomik durumu, ülkenin ekonomik koşulları, davalı işverenlerin mali durumu, paranın satın alma gücü, 22.06.1966 gün 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında belirtilen ilkeler ve hak nesafet kuralları gözönünde tutularak, Mahkememizce takdir edilen ve hükümde gösterilen manevi tazminat miktarının davacı tarafta bir tatmin duygusu yaratabileceği ve karşı tarafın mahvına yol açmayacağı sonuç ve inancına varılarak 300.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 30.04.2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Maddi tazminat talebi tam olarak kabul edilmekle beraber, müvekkiline atfedilen kusura ve yerel mahkeme kararının gerekçesine ilişkin istinaf kanun yoluna başvurduklarını, dava konusu iş kazasında işverenlerin gerekli tedbir ve güvenliği sağlamadığı, müvekkilinin uzun süre iş kazasına sebep olan işte çalışmadığı yani tecrübeli olmadığının açık olduğunu, müvekkili işyerine işçi olarak başladığını, müvekkiline işyerinde levha çakma işi değil diğer işlerin yaptırıldığını, müvekkiline, iş kazasının meydana geldiği makinanın kullanılması konusunda yetkinliğine ilişkin belgesinin de olmadığını, ayrıca kazanın meydana geldiği gün müvekkili ve diğer çalışanlar ... yetkililerinin talimatı üzerine çalışmaya gittiklerini, Karayolları Genel Müdürlüğünün kendi işi olan bu işte asıl işveren kabul edilmesi gerektiğini beyanla istinaf yoluna başvurmuştur. 2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı müvekkili kurumun çalışanı olmadığını, dosya içeriğinden de anlaşılacağı gibi müvekkili kurumun belirli bir işi yapımı için ihale makamı olarak sözleşme ile işi ihale ettiği diğer davalı ... Ltd. Şti.'nin çalışanı olduğunu, gerekçeli kararda her ne kadar işin "anahtar teslim" yükleniciye bırakıldığına yer verilse de bu nitelikteki yapım işlerinin yüklenici şirket ile müvekkili kurum arasında alt-üst işverenliği bağı oluşturmayacağı hususuna riayet edilmeksizin müvekkili kurum yönünden de üst işveren gibi sorumluluk ortaya çıkarıldığını, müvekkili kurum çalışanları ve yöneticilerinin davacının bağlı olduğu şirket çalışanlarına emir vermediğini, sadece çalışma yapılacak alanı gösterdiğini, Metafor Ltd. Şti. bünyesindeki çalışanlarının çalışma alanı ve şartlarını kontrol etme yükümlülüğünün kendisinde olduğunu, müvekkili kurum işin gerçekleşmesinde ihale makamı olduğunu, iş yürütülürken her anı kontrol ve denetim vazifesinin olmadığını, dosya içeriğinden ve karara esas bilirkişi raporunun son sayfasında da anlaşılacağı üzere kazadan çok önce Başkent EDAŞ'ın sorumlusu ve sahibi olduğu yüksek gerilim hattının, karayoluna olan düşey ve yatay mesafesinin Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği'ne aykırı olması sebebiyle müvekkili kurumun Başkent EDAŞ'tan hattın deplase edilmesini talep ettiğini, bu talebe rağmen hattın açık olması ve kazanın gerçekleşmesinde Başkent EDAŞ'ın %25 sorumlu gösterilirken, tüm bildirim ve uyarıları yapan müvekkili kuruma %50 oranında kusur oranı verilmesinin hakkaniyete ve mantığa aykırı olduğunu, müvekkili kurumun ihale makamı olduğu için husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini, eğer husumet yokluğu nazara alınmayacak ise kusur oranı yönünden kararın bozulmasının gerektiğini belirterek istinaf yoluna başvurmuştur. 3.Davalı ... İnş. Taah. Mad. Tem. Nak. Oto. Teks. San. Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan kusur raporunda iş kazasının oluşumuna etken kusur oranlarının saptanmasına yönelik incelemede; ihlal edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüyle aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar, ayrıntılı olarak irdelenmediğini, hiçbir ifade somut olaya uygun tahlil edilmediğini, diğer davalıların kusurlarına yönelik irdeleme yapılmadığını, kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmadığını, bu açıdan müvekkili şirketin hiç kusuru olmamasına, diğer davalılar ve işçinin açık kusuruna rağmen, müvekkili şirketin % 20 kusurlu gösterilmesinin yerinde olmadığını, kusur oranı değerlendirmesinde müvekkili şirkete kusur atfedildiğini, aksine dosya kapsamında itiraz ve beyanlarında değinildiği kazanın meydana geldiği yerde ki yol yapım işlerini üstlenen “ Koçyiğit İnş. Ltd.Şti –Gürsan Makine san. Tic.A.Ş. ortak girişimi hakkında bir değerlendirme yapılmadığını, iş kazasının oluşumunda etken olan yol yapımı sırasında gerekli işlemlerin yapılmamış olması olduğunu, eğer yol ilgili firma tarafından uygun şekilde yapılmış veya gerekli merciler yolun yükselmesi sebebiyle elektrik hatlarının güvenliği tehlikeye düşürdüğü noktasında bir ihbar veya beyanda bulunmuş olsalardı bu elim kaza da meydana gelmeyeceğini, hüküm gerekçesinde bu yöndeki itirazlarının değerlendirmeye dahi alınmadığını, emir ve talimat verme, işin yapıldığı sırada denetim yükümlülüğü olan Karayollarına kusur oranının % 50 olarak verilmiş olmasının da uygun olmadığını, müvekkili şirketin görevini ve ifasının ne olduğu, yer ve işin içeriği açısından sınırlarının dikkate alınmasının gerektiğini, müvekkili şirket ile Karayolları arasındaki sözleşme içeriği müvekkili sorumluğu sadece Karayolları 155.( Devrek) Şb Şefliği Bakım Ağında bulunan trafiğe açık yollarda Yolarda ve bakım, yapım, onarım kar ve buzla mücadele olduğunu, somut olay müvekkili ( coğrafi olarak ) sorumluluk alanı dışında olduğunu, yol trafiğe açık bir yol olmadığını ve sözkonusu yolun sorumluluğu; yolu yapan firma ile karayolları ve enerji işlemlerini tesis eden kuruma ait olduğunu, somut olay, trafiğe açılmış yollarda gerçekleşmediğini, müvekkili sorumluluğu sadece “trafiğe açık ve teslimi müvekkili şirkete yapılmış “ yerler olduğunu, kazanın meydana geldiği yol müvekkilinin sorumluluğunda olan veya kendisine teslimi yapılmış bir yol olmadığını, dolayısı ile bilirkişinin "çalışma yapılacak alanların tespit edilmesi, önlemlerin alınması, elektrik hatlarının gerektiğinde kaldırılması bu konuda ilgili kurumlara bilgi verilmesi v.b" sorumlulukların müvekkiline atfedilmesinin mümkün olmadığını, karayolları görevlileri tarafından emrivaki yapılarak görev alanında bulunmayan bir yere müvekkili şirketin emir ve talimatı olmaksızın kazalı kişinin görevlendirmesinde müvekkili şirkete kusur verilemeyeceğini, bu halde işveren müvekkili şirket yetkili kişilerinin “ işlemin yapılmaması yönündeki kesin talimatı dinlemeyerek “ kazanın olduğu yere giden kazalı ...’a da verilen % 5 kusuru oranı az takdir edildiğini, bir an olsun kusurlu oldukları düşünülse dahi takdir edilen manevi tazminat günün ekonomik koşulları, kusur oranları dikkate alındığında fazlaca takdir edildiğini, bu yönüyle de kararın kaldırılmasını belirterek istinaf yoluna başvurmuştur. 4.Davalı ...Ş. vekili, öncelikle davanın Türk Borçlar Yasasında öngörülen zamanaşımı sürelerinin geçmesinden sonra açıldığından zamanaşımı def'inin kabulü ile davanın zamanaşımından reddine karar verilmesi gerektiğini, kazanın meydana geldiği yüksek gerilim hattının müvekkili Başkent EDAŞ' a ait olmadığını, öncelikle her ne kadar yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalı müvekkili Başkent EDAŞ'ın yüksek gerilim hattının sahibi ve sorumlusu olduğu gerekçesiyle müvekkiline % 25 kusur izafe edilmiş ise de kaza sırasında davacının kullandığı trafik uyarı levhası çakma aparatının değdiği veya enerji atlamasının olduğu yüksek gerilim enerji iletim hattı müvekkil davalı şirkete ait olmayıp TEİAŞ'a ait olduğunu, zira ilgili mevzuat gereği yüksek gerilim hatlarının kurulması, bakım ve onarım işleri TEİAŞ'ın sorumluluğunda olduğunu, davalı ... tarafından 2012 tarihli yol yapım sözleşmesinden sonra müvekkili Başkent Edaş'a yazılmış hiç bir yazı ve bildirimin olmadığını, yine 08.07.2021 tarihli bilirkişi raporunda her ne kadar Karayolları Genel Müdürlüğünün hattın deplase edilmesi talebine rağmen bu talebi yerine getirmemesi nedeniyle müvekkili şirketin kazanın oluşumunda %25 (yirmibeş) oranında kusurunun ve sorumluluğunun olduğu ileri sürülmüş ise de, söz konusu yazının o dönemde ...-... (2B) yolu inşaatını yürüten Koçyiğit İnşaat ve Tic. Ltd. Şti.'nin 27.06.2008 tarihli talep dilekçesi uyarınca 02.07.2008 tarihinde yazıldığını, ancak bahis konusu ihale dönemi içerisinde herhangi bir kaza meydana gelmediğini, daha sonra 2012 yılında yol yapım çalışmalarına ilişkin yeni bir sözleşme yapıldığını ve bu sözleşmeden sonra da herhangi bir talepte bulunulmadığını, nitekim, kaza nedeniyle açılan ve halen sonuçlanmamış olup derdest olan ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/370 E. Nolu ceza davası dosyasında aldırılan 07.09.2018 tarihli bilirkişi kurulu raporunda da müvekkiline kusur atfedilemeyeceğinin belirtildiğini, kaza tarihinde yada öncesinde enerji akımının kesilmesi talep edilmediğini, mahkemece ceza davası dosyası bekletici mesele yapılarak sonucu beklenmesine rağmen daha sonra bu ara kararından dönülerek ceza davası sonuçlanmadan iş kazası nedeniyle manevi tazminat talebi yönünden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu beyan ederek istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç 1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; Mahkemece, dosya kapsamında mevcut 02.09.2019 ve 08.07.2021 tarihli heyet kusur raporları esas alınmak suretiyle tarafların kusur durumunun tespit edildiği, bilirkişi heyet raporlarının ehil ve konusunda uzman üç kişilik bilirkişi heyetleri tarafından tanzim edildiği, işbu bilirkişi heyetleri tarafından tanzim edilen kusur durumunun tespitine ilişkin raporun kapsamlı, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu gibi dosya kapsamına, delil durumuna ve somut olayın meydana geliş şekline de uygun olduğu, taraflara izafe edilen kusur oranlarının tarafların somut olaydaki yükümlülükleri ile de örtüştüğü ve kusur oranlarının hakkaniyete uygun olarak tasnif edildiği anlaşılmakla tarafların kusura ilişkin istinaf taleplerinin yerinde görülmediği, Ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın oluş şekli, maluliyet oranı ve olay tarihi dikkate alındığında ilk derece mahkemesinin takdir edilen manevi tazminat miktarına ilişkin kararının isabetli olduğu, dava tarihi dikkate alındığında talep edilen alacakların zaman aşımına uğramadığı, olayın meydana geldiği elektrik hattının davalı ...Ş.'ye ait olduğu, davacının karla mücadele, yol bakım, yapım, onarım işi kapsamında çalıştığı anlaşılmakla davalıların bu yöndeki istinafları da yerinde görülmeyerek tarafların istinaf başvurularının HMK 353/1-b.1 inci maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. 2. Bölge Adliye Mahkemesi 20.02.2023 tarihli ek kararıyla, ilk derece mahkemesince davacının davasının kabulüne karar verildiği, haliyle reddedilen kısmın bulunmadığı anlaşıldığından davanın niteliği itibariyle temyiz istem talebinin 6100 sayılı HMK'nun 362 nci maddesi uyarınca miktar itibarıyla kesin olması nedeniyle reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin temyiz başvurusunun kesinlikten reddine dair ek karar verilmiş, davacı vekilinin iş bu ek karara karşı süresi içerisinde temyiz başvurusunda bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili ek ve asıl kararı temyiz dilekçelerinde özetle; Hükmü gerekçesi yönüyle temyiz ettiklerini, Bu davadaki kabullerin derdest olan maddi tazminat davasını etkileyeceğini, İlk Derece Mahkemesi gerekçesinde ... tarafından işin anahtar teslim olarak verildiği kabul edilmiş ise de ; Karayolları Genel Müdürlüğünün asıl işveren olarak kabul edilmesi gerektiğini, ve müvekkiline atfedilen % 5 oranındaki kusurun hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararında işin anahtar teslim olarak Metafor şirketine verildiği kabul edilmesine karşın asıl işveren olarak sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu müvekkilinin İhale makamı olduğunu, husumet yokluğu nedeiyle hakkında ret kararı verilmesi gerektiğini, müvekkilinin davacıya çalışma sırasında emir vermediğini çalışılacak alanı gösterdiğini, Metafor şirketinin çalışma alan ve şartlarını kendisinin belirlendiğini, hattın deplasesi için müvekkilinin başvurusu olduğu halde Başkent EDAŞ'ın hattı deplase etmediğini bu nedenle Başkent EDAŞ'a%25 kusur verilmişken müvekkiline %50 kusur verilmesinin hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. 3. Davalı ... İnşaat Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle: davaya konu iş kazasının gerçekleştiği yolun yapım işinin dava harici Koçyiğit İnş. Ltd.Şti –Gürsan Makine san. Tic.A.Ş. ortak girişimi tarafından üstlenilmesine karşın bu şirketin kusuru hakkında bir değerlendirme yapılmamasının hatalı olduğunu zira yol yapımı sırasında anılan şirketçe gerekli merciler yolun yükselmesi sebebiyle elektrik hatlarının güvenliği tehlikeye düşürdüğü noktasında bir ihbar veya beyanda bulunmuş olsalardı bu elim kazanın da meydana gelmeyeceğini, davacının çalışma yerine ... yetkilisi Abdulkadir Köken tarafından gönderildiğini, bu durumun davacı beyanı ile ... 1.Asliye Ceza Mahkemesi 2016/370 E. sayılı dosyadaki beyanlarla sabit olduğunu, müvekkilinin sözleşme kapsamında sorumluluğu trafiğe açık yollar olduğu halde henüz trafiğe açık olmayan teslimi yapılmamış yolda davacının çalışmaya zorlandığından müvekkiline kusur verilemeyeceğini, yol yapımı aşamasında elektirik direk yüksekliğinin 7 metreden, 3,5 metreye düşmesi hususunda müvekkiline atfedilebilecek kusur olmadığını, manevi tazminat miktarının fazla olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. 4. Davalı ... EDAŞ vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, davanın husumetten reddi gerektiğini, kazanın gerçekleştiği elektirik hattının müvekkiline değil TEİAŞ’a ait olduğunu, müvekkilinin 36 KV altındaki hatlarının arıza bakım ve onrasımı ile ilgilendiğini, kazanın gerçekleşitiği hattın ise TEİAŞ’a ait 154 KV’lık Yüksek Gerilim hattı olduğunu, diğer davalı ... tarafından yaplan 2012 tarihli yol yapım sözleşmesinden sonra müvekkili şirkete hattın deplase edilmesine ilişkin bir başvurusunun olmadığını, 02.07.2008 tarihinde çalışma başlamadan önce hattın deplasesi için yazı yazıldığını, ceza dava dosyasında bilirkişi heyetinden alınan 07.09.2018 tarihli raporda, deplase yapıldıktan sonra Karayolu çalışması yapılması gerektiğinden müvekkiline kusur verilmediğini, kaza öncesinde enerji akımının kesilmesinin talep edilmediğini, trafiğe açık olmayan yolda çalışması konusunda işçiye talimat verilmediğini, ... tarafından emrivaki suretiyle davacının trafiğe açık olmayan ve iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri alınmayan yolda çalıştırıldığının sabit olduğunu, Ceza Dosyasında, SGK müfettişi raporuyla rücu davasında müvekkiline ksuur izafe edilmediğini, manevi tazminat miktarlarının fazla olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 361, 370 ve 371 inci maddeleri ile aynı Kanun'un 281 ve 282 nci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16 ve 20 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 417, 49, 50, 51, 52, 54, 55, 56 ncı maddeleri, 4857 sayılı İş Kanunun 77 nci maddesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu maddeleri, 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır. 3. Değerlendirme a) Davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesinin 20.02.2023 tarihli ek kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.6100 sayılı HMK'nun 361/2 nci maddesi kapsamında davada haklı çıkmış olan taraf da hukuki yararı bulunmak şartıyla temyiz yoluna başvurabilir. 2. Somut olayda İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin talebinin tam kabulüne karar verilmekle beraber, davacılar vekilinin kusur oran ve aidiyeti ile davalıların sorumluluğunun dayanağı olan hukuki sebebin niteliği konusunda temyiz itirazlarının bulunduğu ve bu itirazları ileri sürmesinde hukuki yararı bulunduğu anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı bulunmasına karşın, temyiz başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince reddolan istemi olmadığına işaretle kesinlikten reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. b) Davacı ve davalılar vekillerinin Bölge Adliye Mahkemesince verilen 10.01.2023 tarihli asıl karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Geniş anlamıyla sorumluluk kavramı, bir kişinin başka bir kişiye verdiği zararları giderme yükümlülüğü olarak açıklanmıştır. Hukuki anlamda sorumluluk ise, taraflar arasındaki borç ilişkisinin zedelenmesi sonucu doğan zararların giderilmesi (tazmin edilmesi) yükümlülüğünü içerir. 2.İşçi ve işverenin hizmet sözleşmesinden kaynaklanan sıkı iş ilişkisi, işçi yönünden işverene içten bağlılık (sadakat borcu), işveren yönünden işçiyi korumak ve gözetmek borcu şeklinde ortaya çıkar. Gerçekten işçi, işverenin işi ve iş yeri ile ilgili çıkarlarını korumak, çıkarlarına zarar verebilecek davranışlardan kaçınmak, buna karşı işveren de, işçinin kişiliğine saygı göstermek, işçiyi korumak, iş yeri tehlikelerinden zarar görmemesi için iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak, işçinin özlük hakları ve diğer maddi çıkarlarının gerektirdiği uygun bildirimlerde ve davranışlarda bulunmak, işçinin çıkarına aykırı davranışlardan kaçınmakla yükümlüdür. 3.Sanayi ve teknolojideki gelişmeler, yeni işletmelerin açılması, fabrikaların kurulması iş yerlerindeki makinalaşmanın artmasına yol açmış, bu durum iş kazaları ile meslek hastalıklarında artışlara neden olmuştur. Bu gelişme, iş yerinde iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin daha etkili şekilde alınması gereğini ortaya çıkarmıştır. 4.İşveren, gözetme borcu gereği, çalıştırdığı işçileri, iş yerinde meydana gelen tehlikelerden korumak, onların yaşam, bedensel ve ruhsal sağlık bütünlüklerini korumak için iş yerinde teknik ve tıbbi önlemler dahil olmak üzere bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı tüm önlemleri almak zorundadır. 5.Anayasanın 17 nci maddesinde; "Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz." hükmü getirilerek yaşama hakkı güvence altına alınmış, bu yasal güvencenin yaşama geçirilmesinde İş ve Sosyal Güvenlik Mevzuatında da işçilerin korunması, işin düzenlenmesi, iş güvenliği, sosyal düzen ve adaletin sağlanması düşüncesi ile koruyucu bir takım hükümler getirilmiştir. 6.818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 332 nci maddesinde; "İş sahibi, aktin özel halleri ve işin mahiyeti noktasından hakkaniyet dairesinde kendisinden istenilebileceği derecede çalışmak dolayısıyla maruz kaldığı tehlikelere karşı icap eden tedbirleri ittihaza ve münasip ve sıhhi çalışma mahalleri ile, işçi birlikte ikamet etmekte ise sıhhi yatacak bir yer tedarikine mecburdur. 7.İş sahibinin yukarıdaki fıkra hükmüne aykırı hareketi neticesinde işçinin ölmesi halinde onun yardımından mahrum kalanların bu yüzden uğradıkları zararlara karşı isteyebilecekleri tazminat dahi akde aykırı hareketten doğan tazminat davaları hakkındaki hükümlere tabi olur." hükmü düzenlenmiştir. 8.Yasa koyucu 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 332 nci maddesinin karşılığını 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren yeni 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesinin 2 nci fıkrasında düzenlemiştir. 9.Anılan fıkrada "İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli olan her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür." hükmü yer almaktadır. Bu fıkraya göre, işverenin, işçinin yaşam, sağlık ve bedensel bütünlüğünü korumak için gerekli önlemleri alma yükümlülüğü öngörülmektedir. Burada işverenin özellikle iş kazalarına karşı gerekli önlemleri alma yükümlülüğü söz konusudur. Buna göre işveren, hizmet ilişkisinin ve yapılan işin niteliği göz önünde tutulduğunda, hakkaniyet gereği kendisinden beklenen; deneyimlerin zorunlu kıldığı, teknik açıdan uygulanabilir ve iş yerinin özelliklerine uygun olan önlemleri almakla yükümlüdür. 10.Aynı maddelere paralel olarak, 4857 sayılı İş Kanunu'nun "İşverenlerin ve İşçilerin Yükümlülükleri" kenar başlıklı 77 nci maddesinin 1 inci fıkrasında da benzer bir düzenlemeye yer verilmiştir. Bu fıkraya göre "İşverenler iş yerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler." 11.Bundan başka işveren, mevzuatta öngörülmemiş olsa dahi bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gerekli kıldığı iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almak zorundadır. Bilim, teknik ve örgütlenme düşüncesi yönünden alınabilme olanağı bulunan, yapılacak gider ve emek ne olursa olsun bilimin, tekniğin ve örgütlenme düşüncesinin en yeni verileri göz önünde tutulduğunda işçi sakatlanmayacak, hastalanmayacak ve ölmeyecek ya da bu kötü sonuçlar daha da azalacaksa her önlem işverenin koruma önlemi alma borcu içine girer. 12.Bu önlemler konusunda işveren iş yerini yeni açması nedeniyle tecrübesizliğini, bilimsel ve teknik gelişmeler yönünden bilgisizliğini, ekonomik durumunun zayıflığını, benzer iş yerlerinde bu iş güvenliği önlemlerinin alınmadığını savunarak sorumluluktan kurtulamaz. Gerçekten, çalışma hayatında süregelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı işverenin önlem alma borcunu etkilemez. Işverenlerce, iş güvenliği açısından yaşamsal önem taşıyan araç ve gereçlerin işçiler tarafından kullanılması sağlandığında, kaza olasılığının tamamen ortadan kalkabileceği de tartışmasız bir gerçektir. 13.Nitekim, günümüzde gelişen sanayi ve teknoloji karşısında yukarıda açıklanan hükümler yeterli görülmemiş, insan yaşamının kutsallığı çerçevesinde işverenin, iş yerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin açık buyruğu iken, İş Kanunu'nun 77 nci ve devamı bir kısım maddeler 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37 nci maddesiyle yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümlülüğünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. 14.6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4 üncü maddesine göre; (1) İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup, bu çerçevede; a) Mesleki risklerin önlenmesi eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar. b) İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar. c) Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır. ç) Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğu göz önüne alır. d) Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışındaki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır. (2) İşyeri dışındaki uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet alınması, işverenin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz. (3) Çalışanların iş sağlığı ve güvenliği alanındaki yükümlülükleri, işverenin sorumluluklarını etkilemez. (4) İşveren, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin maliyetini çalışanlara yansıtamaz. Aynı kanunun "Risklerden Korunma İlkeleri" kenar başlıklı 5 inci maddesine göre; (1) İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler gözönünde bulundurulur. a)Risklerden kaçınmak. b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek. c) Risklerde kaynağında mücadele etmek. ç) İşin kişilere uygun hale getirilmesi için işyerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı çalışma şekli ve üretim metodlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek. d) Teknik gelişmelere uyum sağlamak. e) Tehlikeli olanı tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek. f) Teknoloji, iş organizasyonu, çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek. g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine göre öncelik vermek. ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek. 15.Yine 6331 sayılı Kanun "Risk Değerlendirmesi; Kontrol, Ölçüm ve Araştırma" karar başlıklı 10. maddesinde şu hüküm düzenlenmiştir. (1) İşveren, iş sağlığı ve güvenliği yönünden risk değerlendirmesi yapmak veya yaptırmakla yükümlüdür. Risk değerlendirmesi yapılırken aşağıdaki hususlar dikkate alınır. a) Belirli risklerden etkilenecek çalışanların durumu, b) Kullanılacak iş ekipmanı ile kimyasal madde ve müstahzarların seçimi, c) İşyerinin tertip ve düzeni, ç) Genç, yaşlı, engelli, gebe veya emziren çalışanlar gibi özel politika gerektiren gruplar ile kadın çalışanların durumu, 2) İşveren, yapılacak risk değerlendirmesi sonucu alınacak iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri ile kullanılması gereken koruyucu donanım veya ekipmanı belirler. (3) İşyerinde uygulanacak iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri, çalışma şekilleri ve üretim yöntemleri, çalışanların sağlık ve güvenlik yönünden korunma düzeyini yükseltecek ve işyerinin idari yapılanmasının her kademesinde uygulanabilir nitelikte olmalıdır. (4) İşveren, iş sağlığı ve güvenliği yönünden çalışma ortamına ve çalışanların bu ortamda maruz kaldığı risklerin belirlenmesine yönelik gerekli kontrol, ölçüm, inceleme ve araştırmaların yapılmasını sağlar. 16.Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümlülüğünün çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 üncü maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, "Çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı bir takım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5 inci maddede işverenin anılan yükümlülüklerle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10 uncu maddede ise işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir. (HGK. 09/10/2013 tarih, 2013/21-102 Esas, 2013/1456 Karar) 17.6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu işverenlerin yükümlülüklerini belirlerken aynı zamanda çalışanların da yükümlülüklerini belirlemiştir. Kanun'un 19 uncu maddesine göre; (1) Çalışanlar, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili aldıkları eğitim ve işverenin bu konudaki talimatları doğrultusunda, kendilerinin ve hareketlerinden veya yaptıkları işten etkilenen diğer çalışanların sağlık ve güvenliklerini tehlikeye düşünmemekle yükümlüdür. (2) Çalışanların, işveren tarafından verilen eğitim talimatları doğrultusunda yükümlülükleri şunlardır. a) İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tehlikeli madde, taşıma ekipmanı ve diğer üretim araçlarını kurallara uygun şekilde kullanmak, bunların güvenlik donanımlarını doğru olarak kullanmak, keyfi olarak çıkarmamak ve değiştirmemek. b) Kendilerine sağlanan kişisel koruyucu donanımı doğru kullanmak ve korumak. c) İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tesis ve binalarda sağlık ve güvenlik yönünden ciddi ve yakın bir tehlike ile karşılaştıklarında ve koruma tedbirlerinde bir eksiklik gördüklerinde, işverene veya çalışan temsilcisine derhal haber vermek, ç) Teftişe yetkili makam tarafından işyerinde tespit edilen noksanlık ve mevzuata aykırılıkların giderilmesi konusunda, işveren ve çalışan temsilcisi ile işbirliği yapmak. d) Kendi görev alanında iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için işveren ve çalışan temsilcisi ile işbirliği yapmak. 18. İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37 nci maddesiyle 4857 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin dördüncü fıkrası, 63 üncü maddesinin dördüncü fıkrası, 69 uncu maddesinin dördüncü, beşinci ve altınca fıkraları, 77, 78, 79, 80, 81, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 95, 105 ve geçici 2 nci maddeleri yürürlükten kaldırılmış, 4857 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde yer alan " İş Sağlığı ve güvenliği hükümleri saklı kalmak üzere" ifadesi ile 98. maddesinin birinci fıkrasında yer alan " 85 inci madde kapsamındaki işyerlerinde ise çalıştırılan her işçi için bin Yeni Türk Lirası" ifadesi metinden çıkartılmıştır. 19.Yine 6331 sayılı Kanun'un "Atıflar" kenar başlığını taşıyan geçici 1. maddesinde "(1) Diğer mevzuatta iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili olarak 4857 sayılı Kanuna yapılan atıflar bu kanuna yapılmış sayılır" hükmü düzenlenmiştir. 20.Yukarıda yapılan bu açıklamalardan sonra 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 332 nci maddesinin karşılığı olarak çağdaş yaklaşımla düzenlenen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesinin 2 nci fıkrasında; "İşveren, iş yerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçilerde iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlü" olacağı belirtilerek, İş Kanunu'nun 77/1 inci maddesiyle bütünlük sağlandığı gibi 3 üncü fıkrasında; "İşverenin yukarıdaki hükümler dahil kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabi" olduğu hükme bağlanmak suretiyle, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan sorumluluğun hukuki niteliği konusunda tartışmalar sona erdirilmiş, sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan ölüme ve vücut bütünlüğünün zedelenmesine veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmininde sözleşmeden doğan sorumluluk hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür. 21.4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci ve devamı maddelerini yürürlükten kaldıran 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu 4 ve 5 inci maddelerde işverenin yükümlülüklerini, 19 uncu maddede de çalışanların yükümlülüklerinin çağdaş anlaşıyla daha ayrıntılı ve somut olarak ortaya koymuş ve kusur sorumluluğunun sınırlarını kusursuz sorumluluğun sınırlarına yaklaştırmıştır. 22.6331 sayılı Kanun'un 4 ve 5 inci maddeleri ile buna uygun olarak çıkarılan iş sağlığı ve güvenliği yönetmelikleri hükümleri işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. 23.Öte yandan objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştüremez. Çünkü, bazı istisnalar dışında işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Ancak Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesi, Anayasa ve 6331 sayılı Kanun hükümleri objektifleştirilmiş kusur sorumluluğu ilkesi gereğince işverenin sorumluluğunu oldukça genişletmiştir. 24.Öte yandan işvereni, zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluktan kurtaracak olan durum, eylem ile meydana gelen zarar arasındaki uygun illiyet rabıtasının kesilmesidir. Kusursuz sorumlulukta olduğu gibi kusur sorumluluğunda da illiyet bağı; mücbir sebep, zarar görenin ve üçüncü kişinin ağır kusuru nedenleriyle kesilebilir. Uygun illiyet bağının kesildiğinin ispatı halinde, işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. (HGK, 20/03/2013 tarih, 2012/21-1121 Esas, 2013/386 Karar) 25.4857 sayılı Kanun'un 2 nci maddesine göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir. Aynı maddenin 7 nci fıkrasına göre bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur. 26.5510 sayılı Kanun'un 12/6 ncı maddesi ile de asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile birlikte sorumlu tutulmuştur. 27.4857 sayılı Kanun'un 2/7 nci maddesi ile işçilerin İş Kanunu'ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden doğan hakları, 5510 sayılı Kanun'un 12/6 ncı maddesi ile de Kurumun alacakları ve işçinin sosyal güvenlik hakkı daha geniş koruma-güvence altına alınmak istenmiştir. Aksi halde, 4857 veya 5510 sayılı Kanun'dan kaynaklanan yükümlülüklerinden kaçmak isteyen işverenlerin işin bölüm veya eklentilerini muvazaalı bir biçimde başka kişilere vermek suretiyle yükümlülüklerinden kaçması mümkün olurdu. Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu "müteselsil sorumluluktur". Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte İş Kanunu'nun 2.maddesinin 6.fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle meslek hastalığına veya iş kazasına uğrayan alt işverenin işçisi veya ölümü halinde mirasçıları tazminat davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabilirler. 28.Alt işverenden söz edebilmek ve asıl işvereni, aracının borçlarından sorumlu tutabilmek için bir takım zorunlu unsurlar bulunmaktadır. a) İşyerinde işçi çalıştıran bir asıl işveren bulunmalıdır. Sigortalı çalıştırmayan “işveren” sıfatını kazanamayacağı için, bu durumdaki kişilerden iş alanlar da aracı sayılmayacak ve anılan madde kapsamında dayanışmalı sorumluluk doğmayacaktır. b) Bir başka işveren, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde iş almalı ve sigortalı çalıştırmalıdır. c) İşverenlik sıfatını, alınan işte ve o iş nedeniyle sigortalı çalıştırılması sonucunda kazanmış olması aranacaktır. Bu kişinin diğer bir takım işyerlerinde çalıştırdığı sigortalılar nedeniyle kazandığı işverenlik sıfatının sonuca etkisi bulunmamaktadır. d) İşverenden alınan iş, işverenin sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir işyeri olarak değerlendirilebilecek nitelikte olmamalıdır, aksi halde iş alan kimse aracı değil, bağımsız işveren niteliğinde bulunacaktır. e) İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, iş anahtar teslimi verildiğinde veya işveren kendisi sigortalı çalıştırmaksızın işi bölerek ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı) Yasanın tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt-üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır. f) Alt işverenin aldığı iş, işverenin asıl işinin bölüm ve eklentilerindeki işin bir kesimi yada yardımcı işler kapsamında bulunmalıdır. Asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktaysa, işi alan kimse alt işveren değil, bağımsız işveren sayılacaktır. Bu noktada belirleyici yön; yapılan işin, diğerinin bütünleyici, yardımcı parçası olup olmadığıdır. İşyerindeki üretimle ilgili olmayan ve asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi halinde, alt işverenden söz etme olanağı kalmayacak, ortada iki bağımsız işveren bulunacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.05.1995 gün ve 1995/9-273-548 sayılı kararı da aynı yöndedir.) 29.İş kazası ve dava tarihinde yürürlükte olan ve uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 470. maddesinde eser sözleşmesi; “Yüklenicinin bir eser meydana getirmesi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme” olarak nitelendirilmiş, sözleşmenin tarafları yüklenici ve iş sahibi olarak isimlendirilmiştir. 30.Eser sözleşmesinde tarafların edimleri birbirinin karşılığını oluşturmakta olduğundan tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmedir. Bu sözleşmenin unsuru olan meydana getirilecek eser, aynı zamanda sözleşmenin konusunu oluşturur. Ayırt edici diğer bir temel unsuru ise bedeldir. Meydana getirilecek bir sonuç bulunmasına rağmen bedel ödenmeyeceği kararlaştırılmış ise eser sözleşmesinin varlığından söz edilemez. Bedel, eser sözleşmesinin unsuru ise de tarafların anlaşırken bedeli kararlaştırmamış olmaları sözleşmenin kurulmasına etki etmez. Taraflar kararlaştırmamış olsa da bedel ödeneceğini taraflar biliyor veya bilmesi gerekiyor ise eser sözleşmesinin bulunduğu yine kabul edilecektir. 31.Eser sözleşmesinin konusu, meydana getirilmesi istenen sonuçtur. İstenen sonuç, bir şeyin yapılmasına ilişkin olabileceği gibi, ortadan kaldırılmasına, iyileştirilmesine veya montajına ilişkin de olabilecektir. Diğer bir ifadeyle baştan yeni bir eser meydana getirilmesine ilişkin olabileceği gibi mevcut bir eserde yapılacak değişiklik veya ilavelerle farklı bir hale getirilmesine de ilişkin olabilir. 32. Eser sözleşmesinde yüklenici, iş sahibinin istemi üzerine kural olarak bir şey meydana getirmeyi ve bedel karşılığında teslim etmeyi üstlenmektedir. Sözleşmede beceriye dayalı sonuç unsuru yerine emek verilmesi üstün ise eser sözleşmesi değil, hizmet sözleşmesi söz konusu olacaktır. (YHGK’nun 14.11.2019 ve 2016/21-627 E- 2019/1192 K sayılı ilamı da bu yöndedir) 33.Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre; davalı ... Müdürlüğünün ... - Karadeniz Ereğlisi yoluna eski yol yanına iksa duvarı ve dolgu yaparak yeni yol yapılması işini dava harici Koçyiğit İnş ve Tic Ltd Şit ve Gürsan Mak. San Tic AŞ ortak girişimine verdiği, Gücek köyü yol ayrımı mevkiinde yol kenarında daha önce 11-12 metre yüksekliği bulunan enerji nakil hattının, yol yapım çalışması nedeniyle 3,20 metreye düşmesine neden olunduğu, davacının yapılan yeni yol kenarına, bakım onarım yüklenicisi olan Metafor İnşaat Şirketi işçisi olarak levha çakma işinde çalıştığı, araçta bulunan Karayolları Bölge Müdürlüğünde görevli teknikerin levhaların çakılacağı yerleri gösterdiği, davacının da bu yere levha çakma makinesinin 3,10 metrelik kollarını açarken yol üzerinden düşey mesafede 3,20 metreden, yatay mesafede ise 3,10 mesafede bulunması nedeniyle yüksek gerilim akımına kapılarak meydana gelen ark neticesinde davacının elektirik akımına kapılması neticesinde iş kazası geçirdiği ve %100 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı anlaşılmaktadır. 34. İş bu dava dosyası kapsamında hükme esas alınan kusur raporuna göre Karayolları Genel Müdürlüğünün %50, Metafor İnşaat şirketinin %20, Başkent EDAŞ'ın %25 ve davaının %5 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiş ise de; sigortalının greyder operatörü olduğunun iddia edildiği, bu kapsamda kullandığı direk çakma makinesinin uzun kollarının çalıştığı alan üzerindeki elektirik telleri ile meydana getirebileceği arkı öngörebilecek nitelikçe bir işçi olduğu gözetilerek dosya kapsamında kabul edilen %5 oranından daha fazla kusurlu olması gerektiğinin kabulü gerektiği açıktır. 35.Öte yandan her ne kadar İlk Derece Mahkemesince açıklanan gerekçede Karayolları 15. Bölge Müdürlüğü tarafından yapılan ihale kapsamında işin anahtar teslim olarak davalı ... şirketine verildiği belirtilerek şahsi kusurunun bulunduğu kabul edilerek Karayolları Genel Müdürlüğüne kusur atfedilmiş ve tazminat alacağından sorumlu tutulmuş ise de; Karayolları Bölge Müdürlüğünün işveren Metafor şirketine verdiği ve kapsamında trafik işaret ve levhalarının tesisi işini de barındırdığı anlaşılan işin, Karayolları Genel Müdürlüğünün kendi asıl işi olup, uzmanlık gereği anılan şirkete verilmiş olması nedeniyle ... ile davalı ... Şirketi arasında asıl-alt işveren ilişkisinin oluştuğunu kabulü gerekirken yazılı şekilde anahtar teslim iş niteliğinde olduğu değerlendirilerek sonuca gidilmesi de hatalı olmuştur. 36. Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece yapılacak iş, ceza dava dosyası ile SGK tarafından açılan rücu dava dosyası içeriği dosya kapsamına getirilerek, davacının mesleki eğitiminin niteliği, greyder operatörü belgesinin olup olmadığı, davaya konu levha çakma işinde daha önce çalışıp çalışmadığı, hususları da açıklığa kavuşturularak, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda yaptığı işin meydana getirebileceği tehlikeleri öngörmesinin kendisinden beklenebilecek durumda olup olmadığının belirlenerek, tehlikeyi öngörebilecek bilgi ve donanımda olduğunun kabulü halinde %5 oranından daha fazla oranda kusurlu olduğunu kabul etmek, Karayolları Genel Müdürlüğünün davaya konu trafik işaretlendirme işinin kendi işi olduğu gözetilerek asıl işveren sıfatıyla sorumlu olduğu gözeterek kusur oran ve aidiyetlerinin tespiti açısından iş kazasının gerçekleştiği alanda uzman A belgeli iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak heyetten, kusur raporu alınarak sonucuna göre davacının esası hakkında bir karar vermekten ibarettir. 37.Mahkemece, açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. 38.O hâlde, davacı ve davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bozma sebebine göre bu aşamada temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin hükmü kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesinin 20.02.2023 tarihli ek kararına yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile EK KARARIN BOZULMASINA, 2. Davacı vekili ile davalılar vekillerinin sair temyiz itiraları bu aşamada incelenmeksizin, temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3. Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, 4. Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10. Hukuk Dairesi, 2022/10274 E., 2023/4399 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
tam metni aç
rihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri gözetilerek; 818 sayılı Borçlar Kanunun 332 ve 98 inci maddeleri gereğince aynı kanunun 41, 42, 43, 44 , 46 ve 47 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 18, 19, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunun 77 inci maddesi, usuli kazanılmış hak yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 2
10. Hukuk Dairesi         2022/10274 E.  ,  2023/4399 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/3448 E., 2020/1257 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul, Kısmen Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Batı 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/709 E., 2019/503 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın asıl ve birleşen dosya davalıları vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvuruların kabulü ile yeniden esas hakkında kısmen kabul ve kısmen redde dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl dosya davalı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ....’ye bağlı olarak dava dışı Genpower Jeneratör A.Ş.’nin jeneratör fabrikası inşaatında asgari ücret ile çalışmakta iken 24.12.2009 tarihinde meydana gelen iş kazası neticesinde ağır şekilde yaralandığını, fabrika binasının dış duvarında yükselebilen demir iskele üzerinde çalışırken tekerlekli iskelenin savrularak devrilmesi sonucu meydana gelen kazanın oluşumunda müvekkilinin herhangi bir kusuru bulunmadığını, kaza neticesinde müvekkilinin ciddi ve hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığını ve oldukça uzun ve meşakkatli bir tedavi süreci geçirdiğini, 19 gün hastanede tedavi gördüğünü, ameliyat olduğunu, tedavisi taburcu olduğu 12.01.2010 tarihinden sonra da devam ettiğini, müvekkilinin aylarca çalışamadığını, tüm gereksinimlerinin bakıcı tarafından karşılandığını, müvekkilinin çalışma gücünü de kaybettiğini ve manevi zarara uğradığını beyan ederek, fazlaya ilişkin talep hakkı saklı olmak üzere (250 TL geçici iş göremezlik, 250 TL sürekli iş göremezlik ve 500 TL bakıcı gideri olmak üzere) 1.000,00 TL maddi, 25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle davalı ....’den tahsilini istemiştir. 2. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; davalı ... şirketinden poliçe limitleri dahilinde sorumlu olmak kaydıyla (250 TL geçici iş göremezlik, 250 TL sürekli iş göremezlik ve 500 TL bakıcı gideri olmak üzere) 1.000,00 TL maddi azminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle davalı Zurich Sigorta AŞ.’den tahsilini istemiştir. 3. Davacı vekili asıl ve birleşen dosyadaki geçici iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat istemini 3.401,68 TL'ye, sürekli işgöremezlikten kaynaklı maddi tazminat istemini 154.961,27 TL'ye arttırmıştır. II. CEVAP 1.Asıl dosyada davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkiline ait işyerinde çalışmadığını, kabul anlamında olmamak üzere davacının iddia ettiği iş kazasında müvekkilinin bir kusurunun bulunmadığını, davacının talep ettiği manevi zarar miktarının fahiş olduğunu, müvekkiline ait işyerinde iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alındığını ve işçilere gerekli eğitimlerin zamanında ve tam olarak verildiğini beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Birleşen dosyada davalı Zurich Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından düzenlenen İşveren Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinde taşeron teminatı bulunmadığını, bu nedenle işbu davada talep edilen zararlar hususunda müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, .... adına müvekkil şirket tarafından düzenlenen sigorta poliçesi incelendiğinde, poliçenin taşeron teminatı ihtiva etmediğinin görüleceğini, dolayısıyla meydana gelen zarar, taşeron teminatı ihtiva etmeyen poliçenin teminatı dışında kalacağından müvekkili şirkete izafe edilebilecek herhangi bir sorumluluğun söz konusu olmadığını, müvekkili tarafından düzenlenen sigorta poliçesinin kapsamının sigortalının poliçede belirtilen riziko adresinde bulunan işyeri ile sınırlı olduğunu, meydana gelen iş kazasının poliçede belirtilen riziko adresi dışında gerçekleşmiş olması nedeniyle sigorta teminatı dışında kaldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; 1.Kaza tarihinde davacının Temelli, Avcı Mahallesindeki Organize Sanayi Bölgesinde Genpower Jeneratör A.Ş.'nin yapımı süren jeneratör fabrikası inşaatında prefabrik ve beton işlerini yüklenen Kam Beton A.Ş.'ye bağlı işçi olarak çalıştıkları esnada fabrikanın dış duvarında bulunan delik yerleri elektrikli alçalıp yükselebilen tekerlikli demir asansör iskele üzerine çıkarak kapatma işini yürüttükleri, bu esnada iskelenin savrularak devrildiği, davacının alınan adli tıp raporuna göre meslekte kazanma gücünü %52 oranında kaybettiği, ayrıca 9 ay süresi ile tedavi süresi devam ettiği, alınan kusur bilirkişi heyet raporlarına göre davacının olayda kusurlu olmadığı, davalı işveren Kam Beton'un müştereken ve müteselsilen %80 oranında kusurlu olduğu, (üçüncü kişi N.K %10, üçüncü kişi H. Ç %10) Genpower jeneratör, %20 oranında kusurlu olduğu, davacıya SGK'ca %52 oran üzerinden peşin sermaye değerli gelir bağlandığı, ayrıca geçici işgöremez ödemeleri yapılmış olduğu, davacının adli tıp kurumu raporunda sürekli bakıma muhtaç olmadığının bildirildiği, bakıcı gideri maddi zararının olmadığı anlaşılmakla hesap bilirkişisine davacının uğramış olduğu geçici işgöremezlik zararları ve sürekli işgöremezlik zararı hesaplattırılmış, kusur oranına göre SGK'ca bağlanan peşin sermaye değerin işverenden rücu edileceği miktar mahsup edilerek davanın kısmen kabulü ile, bakıcı gideri talebinin reddine, 154.961,27 TL sürekli işgöremezlik geliri ve 3.401,68 TL geçici işgöremezlik zararı olmak üzere toplam 158.362,95 TL maddi tazminatın kaza 24.12.2009 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen sigorta şirketi poliçe limiti ile sorumlu olmak üzere tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. 2. Birleşen dosyada davalı ... şirketi yönünden sigorta poliçesindeki miktar dahilinde sorumlu olduğundan tahsiline karar vermek gerekmiş, sigorta poliçesinde manevi tazminat dahil olmadığından manevi tazminat yönünden davalı ... şirketi sorumlu olmak üzere davacı işçinin kaza sebebiyle uğramış olduğu cismani zarar nedeniyle duyduğu elem ve üzüntü, ruhsal dengesinin bozulması oluşan iş kazasındaki işçi ve işverenin kusur oranları işçi ve işverenin ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminat miktarının takdir ederken işverenlerin iş güvenlik tedbirlerini almalarına ve iş yerinde uygulamalarına hassas davranmalarına temin, dava ve kaza tarihi itibariyle günün ekonomik koşulları ve paranın satın alma gücü nazara alınarak, manevi tazminatın zenginleşme vasıtası sayılmaması ve davalı için ayrıca bir zarar ve yıkıma neden olmayacak bir meblağanın belirlenmesi gerektiği gibi kriterler nazara alınarak talep edilen manevi tazminat miktarının 25.000,00 TL manevi tazminatın 24.12.2009 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ....'den tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen dosya davalıları vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri 1.Asıl dosya davalısı .... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının müvekkili şirket nezdinde çalışması olmadığını bu nedenle davanın husumetten reddini, iş kazasında müvekkilinin bir kusuru olmadığını, kazanın oluşmasında kusurun davacı ve dava dışı ...'da olduğunu, müvekkilinin iş sağlığı ve güvenliği yönünden tüm tedbir önelemleri aldığını, kusur raporuna itiraz etmelerine rağmen mahkemece itirazın red veya kabulü yönünde bir ara karar oluşturulmadan karar verildiğini, dava dışı ... tarafından açılan dosyada alınan raporla bu dosyada alınan rapor arasında çelişki bulunduğunu, çelişkinin giderilmediğini, davacının yaşlılık aylığı alıp almadığı, uzun vadeli sigorta kolundan aylık alıp almadığı araştırılmadan karar verildiğini, davacının yaşlılık aylığı veya uzun vadeli sigorta kolundan aylık alması halinde, pasif dönem zararının aylığın bağlandığı tarihten itibaren hesaplanması gerektiğini davanın ...'a ihbar edilmesi talebinin karşılanmadığını, manevi tazminat miktarının fazla olduğunu, poliçe kapsamında sigorta şirketinin manevi tazminattan sorumlu tutulması gerektiğini beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2.Birleşen dosya davalısı Zurich Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; Poliçede ifade edildiği haliyle sigorta şirketince verilen teminat poliçede yazılı riziko adresi olan ... Karayolu 28. Km Sarayköy Kahramankazan/... adresinde meydana gelen iş kazalarını kapsamaktadır. Oysa davacının iş kazası geçirdiği adres dava dilekçesinde de ifade edildiği üzere Genpower Jeneratör A.Ş.'nin Temelli Alcı Mahallesi Organize Sanayi Bölgesinde yapımı devam eden jeneratör fabrikası inşaatıdır. Müvekkil şirketçe düzenlenen poliçenin kapsamı sigortalının poliçede belirtilen riziko adresi ile sınırlı olduğundan talep edilen zarar poliçe kapsamı dışında kaldığını, Müvekkil şirket tarafından düzenlenen sigorta poliçesi taşeron teminatı ihtiva etmediğinden zarar teminat dışında kalacağından müvekkile bu hususta sorumluluk atfedilemeyeceğini, sürekli iş göremezlik oranına itiraz hakkı tanınmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesinin de hatalı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; 1. Davacının davalı şirketin şantiyesinde kaza geçirdiğini, kaza tarihinde davacının sigortalı olmayıp, kaza tarihinden sonra kaza tarihi itibariyle Bekam Beton San. Ltd. Şti. nezdinde sigorta kaydı yapıldığını, kazanın davalı şirketin şantiyesinde ve davalı şirketin işi yapılırken meydana geldiği dikkate alındığında davalı şirketin davalının işvereni olarak meydana gelen kazadan sorumlu olduğu açıktır. 2. SGK inceleme raporu, ceza davası ve diğer işçi Hamdi’nin açtığı davada alınan rapor olmak üzere olayla ilgili alınan tüm kusur raporlarında davacının kusursuz olduğunun tespit edildiği, davalı şirketin kusur durumu yönünden ise raporlarım birbiriyle uyumlu olmadığı, ancak çelişkili olan husus davalı şirket ile müteselsil olarak birlikte sorumlu olduğu dava dışı şirketler ile çalıştırdığı kişilerin kusuru arasında olduğu, davalı şirket hem müteselsil olarak birlikte sorumlu olduğu dava dışı şirketlerin hem de çalıştırdığı kişilerin de kusurundan sorumlu olduğundan esasında olayda %100 kusurlu şekilde tazminat sorumluluğu bulunduğu, ne var ki, davacı istinafı bulunmadığı, kaldı ki, davacıyla aynı kazada yaralanan diğer işçi Hamdi’nin açtığı ve Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin denetiminden geçerek kesinleşen davada alınan kusur raporunda meydana gelen kazadan davalı işverenin %80 kusur oranıyla tazminat sorumluluğuna hükmedildiği, eldeki dosyada da kesinleşen dosya ile aynı oranda yani %80 kusur oranıyla tazminat sorumluluğuna hükmedildiği, bu duruma göre, davalı vekilinin kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmediği yönündeki itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. 3.Dosya arasındaki Sosyal Güvenlik Kurumu kaydında 01.01.2015 tarihinde iş kazası aylığı bağlandığı görülmekte olup davacının yaşlılık aylığı almadığı sabittir. 4. Davalının talebi üzerine dava ...’a ihbar edilmiş olup ihbar tebligatı 12.06.2017 tarihinde bu kişi tarafından tebliğ alınmıştır. 5. Ayrıca somut olayın özellikleri, tazminata esas olan fiilin ağırlığı, tarafların sosyal ekonomik durumu, maluliyet oranı gibi hususlar dikkate alındığında, hükmedilen manevi tazminat miktarı hakkaniyete uygun ve yerinde olduğundan, davalı vekilinin manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf istemi de yerinde görülmemiştir. 6.Birleşen dosya davalısının kazanın poliçe kapsamı dışında olduğu yönündeki itirazı da yerinde değildir. Zira meydana gelen kaza poliçe kapsamındadır ve kaza davalı şirketin işi yapılırken meydana gelmiştir. Bu nedenlerle asıl ve birleşen dosya davalı vekillerinin açıklanan hususlara ilişkin istinaf itirazlarının hiçbiri yerinde görülmemiştir. 7.Davalı şirketin manevi tazminattan birleşen dosya davalısı sigorta şirketinin de sorumlu tutulması gerektiğine yönelik istinaf itirazlarına gelince; birleşen dosya davalısı sigorta şirketinin sorumluluğu sigorta poliçesi ve sigortanın tabi olduğu genel şartlara göre belirlenir. Somut uyuşmazlıkta, işveren mali sorumluluk sigorta poliçesinde, teminatın konusu olarak “davalı işyerinde meydana gelebilecek iş kazaları sonucunda işverene terettüp edecek hukuki sorumluluk nedeniyle işverene bir hizmet akdi ile bağlı ve Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi işçiler veya bunların hak sahipleri tarafımdan işverenden talep edilecek ve Sosyal Sigortalar Kurumunun sağladığı yardımların üstündeki ve dışındaki tazminat talepleri ile yine aynı kurum tarafımdan işverene karşı iş kazalarından dolayı ikame edilecek rücu davaları sonunda ödenecek tazminat miktarlarını poliçede yazılı sigorta bedellerine kadar” temin edileceği ve manevi tazminat taleplerinin teminata dahil olduğu açık şekilde belirtilmiştir. Mahkemece manevi tazminatın teminata dahil olmadığı gerekçesiyle birleşen dosya davalısı sigorta şirketi manevi tazminattan sorumlu tutulmamıştır. Ne var ki mahkeme gerekçesinin aksine sigorta poliçesinde açık şekilde “manevi tazminat taleplerinin teminata dahil” olduğu belirtilmiştir. Bu itibarla işveren mali sorumluluk sigorta poliçesine göre manevi tazminatlar sigorta teminatı kapsamına dahil olmasına karşın, birleşen dosya davalısı sigorta şirketinin poliçe limiti dahilinde manevi tazminatlardan sorumlu tutulması gerektiği gözden kaçırılarak, sigorta poliçesinde manevi tazminatın teminata dahil olmadığından bahisle davalı ... şirketinin hüküm altına alınan manevi tazminattan sorumlu tutulmaması hatalıdır. 8. Somut uyuşmazlıkta, davalı ... şirketi birleşen dava tarihinden önce temerrüde düşürüldüğü iddia edilmediğine göre temerrüdün birleşen davanın açılmasıyla birlikte gerçekleştiği kabul edilerek, birleşen dosya davalısı sigorta şirketinin sorumlu olacağı faizin başlangıç tarihinin de birleşen dava tarihine göre belirlemek gerekirken, yazılı şekilde kaza tarihinden itibaren işleyecek faizle sorumlu tutulması da hatalı olmuştur. 9. Anılan sebeplerle Asıl ve birleşen dosya davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK 353/1-b.2 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl ve birleşen davaların kısmen kabulü ile, a. 154.961,27 TL sürekli işgöremezlik zararı ve 3.401,68 TL geçici işgöremezlik zararı olmak üzere toplam 158.362,95 TL maddi tazminatın, davalı .... yönünden kaza tarihi olan 24.12.2009 tarihinden, birleşen dosya davalısı Zürich Sigorta A.Ş. yönünden ise birleşen dava tarihi olan 25.05.2017 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı ve birleşen dosya davalısından müştereken ve müteselsilen (birleşen dosya davalısı sigorta şirketi poliçe limiti ile sorumlu olmak üzere) tahsili ile davacıya verilmesine, b. 25.000 TL manevi tazminatın, davalı .... yönünden kaza tarihi olan 24.12.2009 tarihinden, birleşen dosya davalısı Zürich Sigorta A.Ş. yönünden ise birleşen dava tarihi olan 25.05.2017 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı ve birleşen dosya davalısından müştereken ve müteselsilen (birleşen dosya davalısı sigorta şirketi poliçe limiti ile sorumlu olmak üzere) tahsili ile davacıya verilmesine, c. Davacının bakıcı gideri talebinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl dosyada davalı .... vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı .... vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; sigorta şirketine kendi ihbarları ile riziko ihbar edildiğinden kaza tarihinden faiz işletilmesi gerektiğini, kazaya sebep olan ...’ın kendisi tarafından açılan davada %20 kusurlu kabul edilmişken bu dosyada %10 kusurlu kabul edilmesinin çelişki oluşturduğunu, davacıya yaşlılık aylığı bağlanıp bağlanmadığı sorulup bu tarihten pasif devre hesabı yapılması gerektiğini, davacının müvekkili çalışanı değil ...’a yardım etmek için bu işçi tarafından çağrılmış kişi olduğundan, davanın işçi işveren ilişkisi olmadığından husumetten reddi gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, ile aynı kanunun 26.maddesi, kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri gözetilerek; 818 sayılı Borçlar Kanunun 332 ve 98 inci maddeleri gereğince aynı kanunun 41, 42, 43, 44 , 46 ve 47 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 18, 19, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunun 77 inci maddesi, usuli kazanılmış hak yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır. 3. Değerlendirme A) Taleple bağlılık ilkesi kapsamında yapılan incelemede; 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26 ıncı maddesine göre “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.” hukuki düzenlemesi yer almaktadır. 2.Somut olayda davacı vekilinin birleşen dava dosyasında, davalı ... şirketinden maddi tazminat talebinde bulunduğu, manevi tazminat talebinin olmadığı anlaşılmakla beraber Bölge Adliye Mahkemesince ilk derece mahkemesi kaldırılarak yeniden esas hakkında verilen kararda bu husus gözden kaçırılarak poliçe kapsamında manevi tazminatın bulunduğu değerlendirilerek davalı ... şirketi yönünden talep aşımıyla manevi tazminattan sorumlu tutulması kanunun emredici hükmüne aykırı olmuştur. B) Kusur oran ve aidiyeti yönünden yapılan incelemede; 1.Davanın kusurun tespiti yönünden yasal dayanağını iş kazasının meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi oluşturmaktadır. 2.4857 sayılı Kanun'un 77 nci maddesi uyarınca, işverenler iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumluluklar konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar. Anılan madde ile, işverenlere, işçi sağlığı ve iş güvenliği kavramından kapsamlı olarak, her türlü önlemi almak yanında, bir anlamda objektif özen yükümlülüğü de öngörülmektedir. Bu itibarla işverenin, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçinin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı takdirde gerekmeyeceği gibi bir düşünce ile almaktan sarfınazar etmesi kabul edilemez. 3.Diğer taraftan, işçilerin beden ve ruh sağlığının korunmasında önemli olan yön, iş güvenliği tedbirlerinin alınmasının hakkaniyet ölçüleri içinde işverenlerden istenip istenemeyeceği değil, aklın, ilmin, fen ve tekniğin, tedbirlerin alınmasını gerekli görüp görmediği hususlarıdır. Bu itibarla işverenler, mevzuatın kendisine yüklediği tedbirleri, işçilerin tecrübeli oluşu veya dikkatli çalıştığı taktirde gerekmeyeceği gibi düşünceler ile almaktan çekinemeyeceklerdir. Çalışma hayatında süre gelen kötü alışkanlık ve geleneklerin varlığı da, işverenlerin önlem alma ödevini etkilemez. İşverenler, çalıştırdığı sigortalıların bedeni ve ruh bütünlüğünü korumak için yararlı her önlemi, amaca uygun biçimde almak, uygulamak ve uygulatmakla yükümlüdürler. 4. Tazminat davalarının özelliği gereği İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin öngördüğü koşullar gözönünde tutularak ve özellikle zararlandırıcı olayın niteliğine göre, İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinin ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, zararlandırıcı sigorta olayı yönünden alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle işveren ve işçi yönünden kusurun aidiyeti ve oranı, olayın meydana gelmesinde üçüncü kişinin eyleminin bulunup bulunmadığı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalıdır. 5. Somut olayda; davalı ... AŞ’nin ise dava harici Genpower Jeneratör Sanayi ve Tic. A.Ş.’den fabrika binası inşaası işini üstlendiği, olay günü beton blokların dış cephesindeki sıva boşluklarının kapatılması işi için şantiyede bulunan manlift adı verilen yükselip alçalan iskelenin davalı ... AŞ işçisi ... tarafından kullanıldığı sırada, manliftin yukarıya doğru yükseltilmeden önce yan denge ayaklarının açılması gerekirken Hamdi’nin bu duruma dikkat etmemesi nedeniyle iskele yukarı doğru yükseltilirken yana doğru devrilmesi neticesinde manliftte bulunan dava harici alt işveren Bekam Beton Ltd. Şti. işçisi davacı ve iskeleyi kontrol eden ...’ın 7-8 metre yüksekten düşerek iş kazasının gerçekleştiği anlaşılmıştır. 6. Hükme esas alınan kusur raporunda davalı .... ve Bekam Beton Ltd. Şti. müştereken %80 kusurlu, dava harici Genpower Jeneratör Sanayi ve Tic. A.Ş. %20 kusurlu kabul edilmişken, davacının kusursuz olduğu, dava harici şantiye şefi Nihat Kolcu ve manlifti olay anında kullanan ...'ın %80 kusur oranı içerisinde %10'ar kusurlu oldukları kabul edilmişken, aynı olayda iş kazası geçiren ... tarafından açılan ve temyiz incelemesinden geçen davada davalı ... AŞ %60, Genpower Jeneratör Sanayi ve Tic. A.Ş. %20 ve o dosya davacısı ... %20 kusurlu kabul edilmiştir. 7. Bu açıklamalar doğrultusunda; davacının iş kazasının gerçekleşmesinde kusursuz olduğu açık olmakla beraber, davalı ... AŞ'nin eylemlerinden davacıya karşı müteselsilen sorumlu olduğu ...'ın kendisi tarafından açılan davada da kusurunun %20 oranında kabul edilmesine karşın iş bu dava dosyasında %80 şirket kusuru içerisinde %10 olarak kabulü hatalı olmuştur. 8. O halde mahkemece yapılacak iş, olayın gerçekleşmesinde davacının kusursuz olduğu açık olmakla beraber, yapılan açıklamalar doğrultusunda dava harici ...'ın kusur oranının olayın gerçekleşme şekline uygun olarak tayin ve tespiti ile bu duruma göre diğer ilgililerin kusur oran ve aidiyetlerinin tespiti açısından olayın gerçekleştiği alanda uzman A sınıf iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak üç kişilik heyetten kusur raporu alınarak sonucuna göre kusur oran ve aidiyetlerinin belirlenmesinden ibarettir. C) Maddi tazminattan tenzili gereken gelir yönünden yapılan incelemede; 1.Bu hususta davanın yasal dayanağını, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 55 inci maddesinin oluşturmakta olup, anılan maddede “Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez.” hükmüne yer verilmiştir. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe gire 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 21/1 inci maddesinde “İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır.” 21/4 üncü maddesinde ise “İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücû edilir.” Düzenlemesi yer almaktadır. 2.Öte yandan, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanunun 2 inci maddesine göre “Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları, gerçekleştirildikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanır” Dairemizin ve giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşleri, Kurumca bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerinin ve geçici iş göremezlik ödeneklerinin hesaplanan zarardan indirilmesi, Kurumun rücu hakkının korunması ve mükerrer ödemeyi önleme ilkesine dayandığından, kamu düzenine ilişkin olarak kabul edilmiştir. Kaldı ki, 6098 sayılı Kanunun 55 inci maddesi de emredici bir hükme yer verdiğinden gerçekleştiği tarihe bakılmaksızın tüm fiil ve işlemlere uygulanmalıdır. 3. Somut olayda hükme esas alınan kusur oranlarına göre dava harici asıl işveren Genpower Jeneratör Sanayi ve Tic. A.Ş. %20 ve alt işverenler davalı .... ve dava harici Bekam Beton Ltd Şti'nin (şahsi kusurlarının) müşteren %60, üçüncü kişi niteliğinde olan şantiye şefi Nihat Kolcu %10 ve ... %10 oranında kusurlu olduğu anlaşılmakla, kusur durumunun bu şekilde kabulü halinde; rücu edilebilir gelirin %80 işverenler kusuruna üçüncü kişi kusurlarının yarısı olan %10 eklenmek suretiyle %90 olduğu gözetilmesi gerekirken; hükme esas alınan 26.04.2019 tarihli hesap raporunda dava harici Genpower Jeneratör Sanayi ve Tic. A.Ş. kusuruna isabet eden %20 oranındaki gelir miktarının rücu edilebileceği değerlendirilmeden, ilk peşin sermaye değerinin toplam %70 oranındaki kısmının hesap edilen tazminattan tenzili ile sonuca gidilmesi hatalı olmuştur. 4. O halde mahkemece yapılacak iş, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda, kusur oranları belirlendikten sonra T.B.K.'nun 55 ve 5510 sayılı Kanun'un 21/1 ve 4 üncü madde hükümleri gözetilerek, davacı vekilinin temyiz itirazı olmadığı dikkate alınarak usuli kazanılmış hak kapsamında hükme esas alınan 26.04.2019 tarihli hesap raporunda tespit edilen 215.708,58 TL sürekli iş göremezlik maddi tazminat alacağından ilk peşin sermaye değerinin rücuya kabil kısmını tenzil ederek tespit edilecek sürekli iş göremezlik maddi tazminat alacağı ile birlikte geçici iş göremezlik maddi tazminat alacağı ve manevi tazminat istemleri hakkında usuli kazanılmış haklara uygun bir karar vermekten ibarettir. 5. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 6. O halde, HMK 369 /1 inci maddesi kapsamında kanun açık hükmüne aykırı görülen sebepler ile davalı .... vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bozma sebeplerine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazları bu aşamada incelenmeksizin Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf istemlerinin kabulü ile yeniden esas hakkında verdiği hüküm bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı .... vekilinin temyiz itirazları ile kanun açık hükmüne aykırı görülen hususlar dikkate alınarak, istinaf başvurularını kabul ederek İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak yeniden esas hakkında karar veren Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2.Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 3. Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.