4857 sayılı İş Kanunu Madde 84

İş Kanunu 84. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 84 - (Mülga: 20/6/2012-6331/37 md.) Ağır ve tehlikeli işler

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

2 karar eşleşti
9. Hukuk Dairesi, 2019/265 E., 2019/11856 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 25. HUKUK DAİRESİ
İlk derece mahkemesince, dinlenen davalı tanıklarının anlatımlarından davacının iş yerinde alkol aldığı, davacının 4857 sayılı Yasanın 84. maddesine aykırı davrandığı yine 25.
9. Hukuk Dairesi         2019/265 E.  ,  2019/11856 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 25. HUKUK DAİRESİ DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin red kararına karşı davacı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi davacı avukatının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi'nin kararı süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, müvekkilinin davalı işveren yanında makine mühendisi olarak çalıştığını, kendisine verilen görev ve sorumlulukları emir talimat içerisinde özen ve sadakat yükümlülüğüne uygun olarak ifa ettiğini ancak müvekkiline yazılı bildirim yapılmadan ve herhangi bir gerekçe göstermeden iş akdinin feshedildiğini iddia ederek müvekkilinin işe iadesini ve işe iadeye bağlı olarak verilen hak ve tazminatların davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, davacının işine son verildiğinde tüm haklarını aldığını beyan ettiğini, davacının çalışma müddetinde davacıdan yeterli randıman alınamadığını, alkole düşkün olduğunu, diğer çalışanlar tarafından bu hususun şikayet konusu olduğunu savunarak haksız davanın reddini talep etmiştir. C)İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: İlk derece mahkemesince, dinlenen davalı tanıklarının anlatımlarından davacının iş yerinde alkol aldığı, davacının 4857 sayılı Yasanın 84. maddesine aykırı davrandığı yine 25. maddenin 2. bendinde açıklandığı üzere işyeri disiplini ve kurallarına aykırı davrandığı güven, özen ve doğruluk hükümlülüğüne uymadığı anlaşıldığından işverence yapılan feshin haklı olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir. D) İstinaf başvurusu : İlk derece mahkemesinin kararına karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. E) İstinaf Sebepleri: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davacının iş sözleşmesinin hiçbir sebep yokken işveren tarafından yazılı fesih bildirim yapılmaksızın feshedildiğini, ispat yükü kendisinde olan işverenin halen yanlarında çalışan işçileri şahit olarak gösterdiğini, İşverenin sosyal güvenlik kurumuna fesih sebebini 04 koduyla bildirdiğini, bunun da belirli süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep bildirilmeden feshi olduğunu işverenin bu fesih sebebiyle bağlı olduğunu artık başka bir fesih sebebine dayanamayacağını, fesih sebebinin yazılı yapılmadığını davacının işyerinde alkol kullandığını dair iddianın yersiz olduğunu beyan ederek ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. F) Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti : Bölge adliye mahkemesince, davacının işyerinde alkol kullandığını tanık beyanlarıyla tespit edildiği bu durumunda işverene iş sözleşmesinin ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller nedeniyle derhal fesih hakkı tanıdığı, iş sözleşmesinin bu nedenle feshedildiğinin dosya kapsamından sabit olduğu, davacının çalıştığı yerde alkol aldığı İş Kanunu 25/2-d maddesi gereği yapılacak fesihte savunma almaya ve feshi yazılı yapmaya gerek olmadığı, davalı işveren haklı feshe dayandığından 4857 sayılı İş Kanunu uyarınca feshin yazılı yapılması gerekmediği gibi işçinin fesih öncesi savunmasının da alınmasına gerek olmadığı, fesih kodunun farklı bildirilmesinin somut olay ispatlandığından neticeye etkili olmadığı, yerinde bulunmayan davacı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. G) Temyiz başvurusu : Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına karşı davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. H) Gerekçe: Davalı davacının iş akdini davacıdan yeterli randıman alınamadığını, alkole düşkün olduğunu, diğer çalışanlar tarafından bu hususun şikayet konusu olduğu gerekçesiyle haklı nedenle feshettiğini savunmuştur. Mahkemece dinlenen davalı tanıklarının anlatımlarından davacının iş yerinde alkol aldığı anlaşılmış bulunduğundan davacının 4857 sayılı Yasanın 84. maddesine aykırı davrandığı yine 25. maddenin 2. bendinde açıklandığı üzere işyeri disiplini ve kurallarına aykırı davrandığı güven, özen ve doğruluk hükümlülüğüne uymadığı gerekçesiyle işverence yapılan feshin haklı olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi’nce davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. Davalı vekili 17.01.2017 tarihli duruşmadaki beyanında aynen;”.... Kıdem, ihbar tazminatları, 2 günlük yıllık izin ücreti, Şubat 2016 6 günlük net ücreti ödendiğine ilişkin davacı tarafından imzalı ibra mahiyetinde belge fotokopisini ibraz ediyorum. Aslını bilahare sunalım..” şeklinde olup dava dosyasına kıdem ve ihbar aldığına yönelik ibranın yer alan belgeler hep birlikte değerlendirildiğinde davacının iş akdi geçerli nedenle feshedildiğinden işe iade talebinin bu gerekçe ile reddi gerekirken haklı nedenle feshedildiği gerekçesiyle reddi hatalı olup İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının bozularak ortadan kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Dairemizce 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/3. maddesi uyarınca aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir. I) Hüküm: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi’nin temyiz edilen kararlarının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2- Fesih geçerli nedene dayandığından davanın REDDİNE, 3-Alınması gereken 44,40 TL. karar-ilam harcından davacının yatırdığı 29,20 TL. peşin harcın mahsubu ile bakiye 15,20 TL. karar- ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 2.725,00 TL. ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Taraflarca yatırılan gider avansının varsa kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve isteği halinde ilgilisine iadesine, 7-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davacıya iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Kesin olarak 22.05.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (1)

9. Hukuk Dairesi, 2008/21920 E., 2010/6805 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Ayrıca 4857 Sayılı İş Kanunun 84. maddesinde işyerine sarhoş veya uyuşturucu madde almış olarak gelmenin ve işyerinde alkollü içki kullanmanın yasak olduğu düzenlenmiştir.
9. Hukuk Dairesi         2008/21920 E.  ,  2010/6805 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA :Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm duruşmalı olarak davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; HUMK.nun 435.maddesi gereğince duruşma isteğinin süreden reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verilmiş olmakla Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi. gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-İş sözleşmesinin, işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı söz veya davranışları sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur. 4857 sayılı İş Kanununun 25. maddesinin II. bendinde, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığında işverenin haklı fesih imkanının olduğu açıklanmıştır. Yine aynı maddenin II. bendinin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkanı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkanı tanımaktadır. Ayrıca 4857 Sayılı İş Kanunun 84. maddesinde işyerine sarhoş veya uyuşturucu madde almış olarak gelmenin ve işyerinde alkollü içki kullanmanın yasak olduğu düzenlenmiştir. Somut olayda mesai bitiminden sonra davacının işyerinde alkol aldığı, kontrol için gelen işverenle müşteriye yapılan küfür nedeniyle kavga ettikleri ve olayın işverence ilgili makamlara intikal ettirildiği sabittir. Mahkemece davacı tanıklarının beyanlarına itibarla kavganın fazla çalışma ücretlerinin ödenmemesi sebebiyle çıktığı ve işverenin bu sebeple iş sözleşmesini feshettiğini kabulü dosya içeriği ile çelişmektedir. Çünkü davacı poliste verdiği savunmada kavganın patronun “neden müşteriye bakmıyorsun, neden içki içiyorsun” demesinden kaynaklandığını ve işverenin polisi aradığını açıkça beyan etmiştir. Davacının bu savunması ile çelişen tanık beyanlarına itibar edilemez. Bu nedenle işveren feshi haklı olup, kıdem ve ihbar tazminatının reddine karar vermek gerekirken kabulüne hüküm kurulması doğru değildir. 3 - Fazla çalışma ücretlerinin hesabı yönünden de taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur. Fazla çalışma saat ücreti, normal çalışma saat ücretinin yüzde elli fazlasıyla ödenir (İş K. m.41/2). İşçiye fazla çalışma yaptığı saatler için normal çalışma ücreti ödenmişse, bu halde sadece kalan yüzde elli zamlı kısmı ödenir. Kanunda öngörülen yüzde elli fazlasıyla ödeme kuralı, nispi emredici bir nitelik taşır. Tarafların bunun altında bir oran belirlemeleri mümkün değilse de, sözleşmelerle daha yüksek bir oran tespiti olanaklıdır. Fazla çalışma ücreti ait olduğu dönem ücretiyle hesaplanır. Son ücrete göre hesaplama yapılması doğru olmaz. Yargıtay kararları da bu yöndedir (Yargıtay 9.HD. 16.2.2006 gün 2006/ 20318 E, 2006/3820 K.). Bu durumda fazla çalışma ücretlerinin hesabı için işçinin son ücretinin bilinmesi yeterli olmaz. İstek konusu dönem içinde işçi ücretlerinin miktarı da belirlenmelidir. İşçinin geçmiş dönemlere ait ücretinin belirlenememesi halinde bilinen ücretin asgari ücrete oranı yapılarak bilinmeyen ücretin buna göre tespiti de Dairemiz tarafından kabul görmektedir. Ancak işçinin işyerinde çalıştığı süre içinde terfi ederek çeşitli unvanlar alması veya son dönemlerde toplu iş sözleşmesinden yararlanması gibi durumlarda, bilinen son ücretin asgari ücrete oranının geçmiş dönemler yönünden dikkate alınmasının doğru olması doğru olmaz. Bu gibi hallerde ilgili meslek kuruluşundan bilinmeyen dönemler ücretleri sorulmalı ve dosyadaki diğer deliller bir değerlendirmeye tabi tutularak bir karar verilmelidir. İşçinin normal çalışma ücretinin sözleşmelerle haftalık 45 saatin altında belirlenmesi halinde, işçinin bu süreden fazla, ancak 45 saate kadar olan çalışmaları, fazla sürelerle çalışma olarak adlandırılır (İş K. 41/3.). Bu şekilde fazla saatlerde çalışma halinde normal çalışma saat ücreti yüzde yirmibeş yükseltilerek ödenir. 4857 sayılı İş Kanunu işçiye isterse ücreti yerine serbest zaman kullanma hakkı tanımıştır. Bu süre, fazla çalışma için her saat karşılığı 1 saat 30 dakika, fazla süreli çalışmada ise 1 saat 15 dakika olarak belirlenmiştir. Bu sürelerin de sözleşmelerle attırılması mümkündür. Parça başına veya yapılan iş tutarına göre ücret ödenen işlerde, fazla çalışma süresince işçinin ürettiği parça veya iş tutarının hesaplanmasında zorluk çekilmeyen hallerde, her bir fazla saat içinde yapılan parçayı veya iş tutarını karşılayan ücret esas alınarak fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma ücreti hesaplanır. Bu usulün uygulanmasında zorluk çekilen hallerde, parça başına veya yapılan iş tutarına ait ödeme döneminde meydana getirilen parça veya iş tutarları, o dönem içinde çalışılmış olan normal ve fazla çalışma saatleri sayısına bölünerek bir saate düşen parça veya iş tutarı bulunur. Bu şekilde bulunan bir saatlik parça veya iş tutarına düşecek bir saatlik normal ücretin yüzde elli fazlası fazla çalışma ücreti, yüzde yirmibeş fazlası ise fazla sürelerle çalışma ücretidir. İşçinin parça başı ücreti içinde zamsız kısmı ödenmiş olmakla, fazla çalışma ücreti sadece yüzde elli zam miktarına göre belirlenmelidir. Otel, lokanta, eğlence yerleri gibi işyerlerinde müşterilerin hesap pusulalarında belirli bir yüzde olarak eklenen paraların işverence toplanarak işçilerin katkılarına göre belli bir oranda dağıtımı şeklinde uygulanan ücret sistemine “yüzde usulü ücret” denilmektedir. Yüzde usulünün uygulandığı işyerlerinde fazla çalışma ücreti, 4857 sayılı İş Kanununun 51 inci maddesinde öngörülen yönetmelik hükümlerine göre ödenir. İşveren, yüzde usulü toplanan paraları işyerinde çalışan işçiler arasında, Yüzdelerden Toplanan Paraların İşçilere Dağıtılması Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre eksiksiz olarak dağıtmak zorundadır. Fazla çalışma yapan işçilerin fazla çalışma saatlerine ait puanları normal çalışma puanlarına eklenir (Yönetmelik m. 4/1.). Yüzdelerden ödenen fazla saatlerde çalışmanın zamsız karşılığı ile zamlı olarak ödenmesi gereken ücret arasındaki fark işverence ödenir. Zira yüzde usulü ödenen ücret içinde fazla çalışmaların zamsız tutarı ödenmiş olmaktadır. Yapılan bu açıklamalara göre yüzde usulü ya da parça başı ücret ödemesinin öngörüldüğü çalışma biçiminde fazla çalışmalar, saat ücretinin % 150 zamlı miktarına göre değil, sadece % 50 zam nispetine göre hesaplanmalıdır. Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır (Yargıtay, 9.HD. 18.7.2008 gün 2007/ 25857 E, 2008/ 20636 K., Yargıtay 9.HD. 28.4.2005 gün 2004/ 24398 E, 2005/ 14779 K. ve Yargıtay 9.HD. 9.12.2004 gün 2004/ 11620 E, 2004/ 27020 K.). Fazla çalışma ücretinden indirimi öngören bir yasal düzenleme olmasa da, bir işçinin günlük normal çalışma süresinin üzerine sürekli olarak fazla çalışma yapması hayatın olağan akışına aykırıdır. Hastalık, mazeret, izin gibi nedenlerle belirtilen şekilde çalışılamayan günlerin olması kaçınılmazdır. Böyle olunca fazla çalışma ücretinden bir indirim yapılması gerçek duruma uygun düşer. Ancak, fazla çalışmanın taktiri delil niteliğindeki tanık anlatımları yerine, yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Fazla çalışma ücretinden indirim, taktiri indirim yerine, kabul edilen fazla çalışma süresinden indirim olmakla, davacı tarafın kendisini avukat ile temsil ettirmesi durumunda reddedilen kısım için davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekir. Somut olayda tanık beyanları ile davacının lokanta işyerinde çalıştığı ve ücretini yüzde usulü aldığı sabittir. Yukarıda yazılı ilkeler doğrultusunda kış dönemi için fazla çalışmanın % 50 zamlı kısmına hüküm kurulması gerekirken, bilirkişinin % 150 zamlı saat ücreti hesabı yaptığı raporuna itibarla karar verilmesi de hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 15.03.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.