Türk Ceza Kanunu 1. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 1- (1) Ceza Kanununun amacı; kişi hak ve özgürlüklerini, kamu düzen ve güvenliğini, hukuk devletini, kamu sağlığını ve çevreyi, toplum barışını korumak, suç işlenmesini önlemektir. Kanunda, bu amacın gerçekleştirilmesi için ceza sorumluluğunun temel esasları ile suçlar, ceza ve güvenlik tedbirlerinin türleri düzenlenmiştir.
Suçta ve cezada kanunîlik ilkesi
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
596 karar eşleşti
12. Ceza Dairesi, 2020/1235 E., 2024/6909 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
- Ana dosyada; 2863 sayılı Kanun'un 65/1, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 52/2, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. Maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,
12. Ceza Dairesi 2020/1235 E. , 2024/6909 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2010/122 E. 2017/933 K.
HÜKÜMLER : Beraat, mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması,mükerrerlik nedeniyle davanın reddi, ceza verilmesine yer olmadığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, karar verilmesine yer olmadığı, onama, düzeltilerek onama, bozma
Yargıtay 18. Ceza Dairesinin bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık, 4708 sayılı Kanuna aykırılık, imar kirliliğine neden olma, mühür bozma suçlarından kurulan hükümlerin ve verilen kararların sanık ... müdafii, sanıklar ... ve ...müdafii, katılanlar ..., ..., ..., ... vekili, katılan ... vekili, katılan ... vekili, müşteki Çevre ve Şehircilik Bakanlığı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan incelemede;
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.10.2013 tarih, 2012/775 Esas, 2013/886 Karar sayılı kararı ile sanık ...'ın imar kirliliğine neden olma suçundan; 5237 sayılı Kanun'un 184/1, 53. Maddeleri gereğince 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, mühür bozma suçundan; 5237 sayılı Kanun'un 203/1, 53. Maddeleri gereğince 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 10/02/2016 tarih, 2015/13911 Esas, 2016/2494 Karar sayılı bozma ilamında; "Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-TCK'nın 184/1. maddesindeki "yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran" kişilerin cezalandırılması öngörülmüş olup, İmar Yasasının 5. maddesinde de bina kavramı kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarayan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılardır." şeklindeki açıklanma karşısında, suça konu güneşlenme platformu ile falazler üzerinde inişi sağlamak için yapılan yolun babaları ile üzerine döşenen çelik profilin İmar Yasasının 5. maddesi kapsamında tanımı yapılan “bina” vasfında bulunup bulunmadığı hususunda uzman bilirkişiden rapor alınmaması,
2-Yapılan imalatların bulunduğu taşınmazın “sit alanında ve kıyı kenar çizgisi içerisinde” kaldığının anlaşılması nedeniyle 2863 sayılı Kanun ile 3621 sayılı Kıyı Kanununa aykırılıktan suç duyurusunda bulunulması, bu yönde davaların açılması halinde ise davaların birleştirilmesi, TCK'nın 44. maddesi gereğince daha ağır cezayı gerektiren suçtan hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ve yerinde olmayan gerekçe ile hüküm kurulması,
3-Sanık müdafinin, “müvekkilimiz oteli işleten şirketin yönetim kurulu başkanıdır ancak otelin işletmesi yönetim kurulu tarafından atanan genel müdürü tarafından yapılmaktadır, mühürleme yapıldığından müvekkil haberdar değildir, bundan sonraki yapım aşamasından da haberi olmamıştır” şeklindeki savunması karşısında, suç tarihinde otelin genel müdürü olan Vefa Çelik'in tanık olarak bilgisine başvurularak, mühürleme olayından sanığın haberdar olup olmadığı ile haberdar olması halinde ise, suça konu imalatların devamı yönünde sanık tarafından kendisine talimat verilip verilmediği hususlarının tespit edilmesinden sonra mühür bozma suçu yönünden sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
4-Kabule göre de;
TCK'nın 184/5. maddesinin uygulanabilmesi için kişinin, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirmesi gerekir. Sanık müdafinin 24.10.2013 tarihli celse de, suça konu imalatlara dair izin alındığı yönündeki savunması, bu savunmayı destekleyen karardan sonra Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesine yaptırılan tespit neticesinde alınan bilirkişi raporu ile Antalya Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunun “suça konu güneşlenme platformu uygulama projesinin falezlerin topografik doğal yapısına zarar vermeyecek şekilde yapılması ayrıca talep edilen alanın falezler üzerinde taşıyıcı görevi yapan temel alanlarındaki beton kütlelerin, falezlerin doğal yapısına uygun aynı taş malzeme ile gizlenmesi, çelik konstrüksiyon yapının falezlerin doğal rengine uygun olarak boyanması, platformun korkulukları, zemin kaplaması ile merdiven korkuluklarının ahşap malzemeden yapılması koşuluyla projenin tasdikinin uygun olduğu” yönündeki 07.05.2012 ve 21.05.2012 tarihli kararları karşısında, mahallinde yapılacak keşif neticesinde alınacak uzman bilirkişi raporuyla, yapılan imalatların Antalya Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunun 07.05.2012 ve 21.05.2012 tarihli kararlarına uygun hale getirilip getirilmediğinin tespit edilmesinden sonra sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ve yetersiz gerekçe ile karar verilmesi, " gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
3.Bozma ilamı sonrasında dosya Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/202 esas numarasını almış olup, 20.12.2016 tarihinde dosyanın Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/122 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
4. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 19.04.2010 tarih, 2010/13037 soruşturma nolu iddianamesi ile, sanıklar ... ve ...'ın mühür bozma suçundan cezalandırılması talebi ile açılan kamu davasının Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/214 Esas numarasını aldığı, 13.10.2010 tarihinde dosyanın Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/122 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
5. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 22.11.2013 tarih, 2012/20976 soruşturma nolu iddianamesi ile, sanık ...'ın Kıyı Kanunu'na aykırılık, 2863 sayılı Kanuna aykırılık ve imar kirliliğine neden olma suçlarından cezalandırılması talebi ile açılan kamu davasının Antalya 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/758 Esas numarasını aldığı, 18.11.2014 tarihinde dosyanın Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/122 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
6. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 23.06.2011 tarih, 2011/2080 soruşturma nolu iddianamesi ile, sanıklar ... ve ...'ın 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan cezalandırılması talebi ile açılan kamu davasının Antalya 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/495 Esas numarasını aldığı, 20.10.2011 tarihinde dosyanın Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/122 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
7. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 27.10.2010 tarih, 2010/4562 soruşturma nolu iddianamesi ile, sanıklar ..., ... ve ...'ın 2863 sayılı Kanuna aykırılık, imar kirliliğine neden olma ve mühür bozma suçlarından cezalandırılması talebi ile açılan kamu davasının Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas numarasını aldığı, 29.12.2010 tarihinde dosyanın Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/122 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
8. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 18.11.2015 tarih, 2014/77344 soruşturma nolu iddianamesi ile, sanıklar ... ve ... 'in 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan cezalandırılması talebi ile açılan kamu davasının Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/827 Esas numarasını aldığı, 02.09.2016 tarihinde dosyanın Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/122 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
9. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 16.07.2013 tarih, 2013/31714 soruşturma nolu iddianamesi ile, sanıklar ... ve ...'in imar kirliliğine neden olma suçundan cezalandırılması talebi ile açılan kamu davasının Antalya 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/477 Esas numarasını aldığı, 15.02.2017 tarihinde dosyanın Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/122 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
10. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 06.10.2015 tarih, 2015/14303 soruşturma nolu iddianamesi ile, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ...'ın 4708 sayılı Kanuna aykırılık suçundan cezalandırılması talebi ile açılan kamu davasının Antalya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/719 Esas numarasını aldığı, 16.05.2016 tarihinde dosyanın Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/122 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
11.Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.10.2017 tarih, 2010/122 Esas, 2017/933 Karar sayılı kararı ile;
- Sanık ...'ın;
- Ana dosyada; 2863 sayılı Kanun'un 65/1, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 52/2, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. Maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,
-Ana dosyada; 5237 sayılı Kanun'un 203/1, 43/1, 62/1, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. Maddeleri gereğince 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,
-Ana dosyada; imar kirliliğine neden olma suçundan; ceza tayinine yer olmadığına,
- Birleşen Antalya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/719 esas sayılı dosyasında, 4708 sayılı Kanuna aykırılık suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-a maddesi gereğince beraatine,
-Birleşen Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas sayılı dosyasında, 2863 sayılı Kanuna aykırılık, imar kirliliğine neden olma ve mühür bozma suçlarından, mükerrerlik nedeniyle davanın reddine,
- Birleşen Antalya 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/495 Esas sayılı dosyasında; 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, mükerrerlik nedeniyle davanın reddine,
-Birleşen Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/202 Esas sayılı dosyasında; imar kirliliğine neden olma ve mühür bozma suçlarından, mükerrerlik nedeniyle davanın reddine,
- Birleşen Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/827 Esas sayılı dosyasında; 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, mükerrerlik nedeniyle davanın reddine,
-Birleşen Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/214 Esas sayılı dosyasında; mühür bozma suçundan, mükerrerlik nedeniyle davanın reddine,
- Sanık ...'ın;
- Ana dosyada; 2863 sayılı Kanun'un 65/1, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 52/2, 51/1-3-7-8. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine,
-Ana dosyada; 5237 sayılı Kanun'un 203/1, 43/1, 62/1, 51/1-3-7-8. maddeleri gereğince 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine,
-Ana dosyada; imar kirliliğine neden olma suçundan; ceza tayinine yer olmadığına,
- Birleşen Antalya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/719 esas sayılı dosyasında, 4708 sayılı Kanuna aykırılık suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-a maddesi gereğince beraatine,
-Birleşen Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas sayılı dosyasında, 2863 sayılı Kanuna aykırılık, imar kirliliğine neden olma ve mühür bozma suçlarından, mükerrerlik nedeniyle davanın reddine,
- Birleşen Antalya 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/495 Esas sayılı dosyasında; 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, mükerrerlik nedeniyle davanın reddine,
- Birleşen Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/214 Esas sayılı dosyasında; mühür bozma suçundan, mükerrerlik nedeniyle davanın reddine,
- Sanık ...'in;
- Birleşen Antalya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/719 esas sayılı dosyasında, 4708 sayılı Kanun'un 9/1, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. Maddeleri gereğince 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,
- Sanık ...'ın
- Birleşen Antalya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/719 esas sayılı dosyasında, 4708 sayılı Kanun'un 9/1, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. Maddeleri gereğince 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,
- Sanık ...'ın ;
- Birleşen Antalya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/719 esas sayılı dosyasında, 4708 sayılı Kanun'un 9/1, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. Maddeleri gereğince 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,
- Sanık ...'ın;
- Birleşen Antalya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/719 esas sayılı dosyasında, 4708 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-a maddesi gereğince beraatine,
-Sanık ...'ın;
-Birleşen Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas sayılı dosyasında, 2863 sayılı Kanunun 65/1, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 52/2, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. Maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,
-Birleşen Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas sayılı dosyasında,5237 sayılı Kanun'un 203/1, 5237 sayılı Kanun'un 43/1, 62/1, 52/2, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. Maddeleri gereğince 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,
-Birleşen Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas sayılı dosyasında, imar kirliliğine neden olma suçundan, ceza tayinine yer olmadığına,
- Sanık ...'in;
-Birleşen Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/827 Esas sayılı dosyasında; 2863 sayılı Kanun'un 65/1, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 52/2, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. Maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,
-Birleşen Antalya 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/477 Esas sayılı dosyasında; imar kirliliğine neden olma suçundan ceza tayinine yer olmadığına,
-Sanık ...'in;
-Birleşen Antalya 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/477 Esas sayılı dosyasında; imar kirliliğine neden olma suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-b maddesi gereğince beraatine, karar verilmiş olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 17.06.2020 tarih, 2019/36189 sayılı ve ret, karar verilmesine yer olmadığı, onama, düzeltilerek onama ve bozma görüşlü tebliğname ile Dairemize tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Müşteki ... vekilinin temyiz isteği; kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmediğine, eksik inceleme ile karar verildiğine, aleyhe olan tüm hususları yönünden kararın bozulması gerektiğine ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.
Katılan ... vekilinin temyiz isteği; sanıkların lehine verilen tüm hükümlerin bozulması gerektiğine, sanıkların cezalandırılması gerektiğine, ceza alan sanıklar yönünden cezanın ertelenmesinin yerinde olmadığına, sanıkların her birinin birleşen dosyadaki suçlar da dahil olmak üzere tüm suçlardan, cezaların azami haddi üzerinden ve indirim uygulanmaksızın ceza alması gerektiğine ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.
Katılan ... vekilinin temyiz isteği; eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, birleşen dosyalar açısından birleştirme kararları sonrası bilirkişi raporu alınmadığına ve değerlendirme yapılmadığına, sanıkların eylemlerine uyan suçlar nedeniyle cezalandırılmaları gerektiğine ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.
Katılan ..., ..., , ... vekilinin temyiz isteği;cezalandırılan sanıklar yönünden az ceza tayin edildiğine, erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine, beraat, ceza tayinine yer olmadığı ve davanın reddi kararlarının yerinde olmadığına, katılanlar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.
Sanık ... müdafinin temyiz isteği; sanığın 2863 sayılı Kanuna aykırılık ve mühür bozma suçundan mahkumiyetine ilişkin hükümlerin yasaya aykırı olduğuna, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, her iki suçun da oluşmadığına ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.
Sanıklar ... ve ... müdafinin temyiz isteği; sanıklar ... ve ...'in cezalandırılmasına yönelik usul ve yasaya aykırı hükümlerin bozulması gerektiğine ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece, " Sanıklar ... ve ...'ın ... Sanayi ve Ticaret AŞ Antalya şubesi temsilcisi olduğu, Ant Birlik ile Antalya ... Noterliğinin 02/10/2006 tarih ve 25488 Yevmiye nolu sözleşmesi ile Antalya ... caddesi 1259 ada 27 Parsel 1260 ada 20-28-29 parsel üzerinde kayıtlı taşınmaz üzerinde kat karşılığı veya mülkiyet ortaklığı şeklinde inşaat sözleşmesi yapıldığı, söz konusu sözleşme uyarınca sanıkların yetkilisi olduğu ... inşaat isimli firmanın yüklenici firma olarak Muratpaşa Belediyesinden inşaat ruhsatı alarak inşaata başladığı ve inşaatın yapı denetimini ... Yapı denetim İnşaat Ltd firması olduğu ve inşaatın yapımı sırasında Belediye Görevilerince yapılan projeye aykırılık tespiti üzerine inşaatın ilk olarak 19/10/2009 tarihinde mühürlendiği, 12/11/2009 tarihinde yapılan kontrolde mührün bozulduğunun tespiti üzerine 26/01/2010 tarihinde yeniden mühürlendiği, 01/02/2010 tarihinde yapılan kontrolde mührün yeniden bozulduğunun tespit edildiği, inşaat alanının 1. derecede doğal sit alanı olarak belirlenmiş falezlerde otel müşterilerine sunulmak üzere platform yapımı için çukur kazıldığı ve 1. derecede doğal sit alanı içerisinde gerekli izin alınmaksızın fiziki müdahale ve izinsiz uygulama yapıldığı, mahkememiz dosyası ile birleştirilen Antalya 7. Asliye ceza mahkemesinin 2015/ 827 esas sayılı dosyasında sanık ...'in de ... inşaat şirketinin yetkilisi olduğu, mahkememizin 2010/ 122 esas sayılı dosyasında yapılan keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda sanıkların 1. derecede doğal sit alanı içerisinde bulunan yerde koruma bölge kurulu izni olmadan projeye aykırı bir şekilde eylemleri olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği ve bu suretle sanıklar , ... ve ...'in üzerlerine atılı 2863 sayılı Yasa'nın 65. maddesinde düzenlenen suçu işledikleri, dosya kapsamında bulunan mevcut bilirkişi raporu, ilgili kurum yazıları ve tüm dosya kapsamı ile sabit görülerek sanıkların bu suç yönünden cezalandırılmaları yoluna gidildiği, sanıklar hakkında yargılama sürecindeki davranışları , cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak hükmolunan cezasından 5237 sayılı TCK’nun 62. maddesi gereğince takdiri indirim uygulandığı, sanıklardan ... ve ... hakkında belirlenen cezanın 2 yıldan az süreli hapis cezası olması, sanıkların duruşmada alınan beyanda hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulanmasını kabul ettiği, imara aykırılık durumunun daha sonradan yapılan keşif ile yapılan tespitte gidermiş olmaları, diğer kişilik özellikleri itibariyle yeniden suç işlemeyeceği yönünde mahkememizde kanaat hasıl olduğundan CMK’nun 231/5 maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, diğer sanık ...'ın hakkında daha önce hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği , 6545 sayılı Kanun'da CMK 231/8 maddesinde yapılan değişiklik nedeni ile sanık hakkında yeniden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verilemeyeceğinden hakkında CMK' nın 231 Maddelerinin uygulanmasına takdiren ve kanunen yer olmadığına, sanığın daha önce 3 aydan fazla kasıtlı herhangi bir suçtan mahkum olmamış olması, verilen hapis cezasının miktarı, sanığın geçmişteki hali ve yargılama safhasındaki gösterdiği pişmanlık da dikkate alınarak tekrar suç işlemeyeceğine ilişkin Mahkememize olumlu kanaat gelmekle; hapis cezasının 5237 sayılı TCK’nun 51/1 maddesi gereğince ertelenmesine karar verildiği, sanıklardan ... ve ...'ın ayrıca zincirleme olarak mühür bozma suçunu işledikleri dosya kapsamında bulunan mühür bozma tutanakları ve ilgili Belediye yazıları ile sabit görülerek bu sanıkların eylemlerine uyan TCK' nun 203/1, 43/1 maddeleri uyarınca cezalandırılmaları yoluna gidildiği, bu suç yönünden de sanıklar hakkında takdiri indirim uygulanarak sanıklardan ... hakkında yasal şartlar bulunduğundan HAGB kararı verildiği, diğer sanık ... hakkında da cezanın ertelenmesine karar verildiği,
Mahkememiz dosyası ile birleştirilen Antalya 8. Asliye Ceza mahkemesinin 2015/719 Esas sayılı dosyasında sanıklar ..., ... ve ... ' ın ... Yapı Denetim Ltd Şirketinde görevli mühendisler olup sorumlu denetim elamanı oldukları, sanıkların 4708 sayılı yapı denetim hakkındaki kanunun 2, c, d , g fıkralarında belirtilen görev ve sorumluluklarına yerine getirmeyerek denetim ile görevli oldukları inşaat şirketi ile ilgili aykırılık durumlarını yetkili mercilere bildirmedikleri bu suretle üzerlerine atılı 4708 sayılı yasanın 9/1 maddesinde tanımlanan suçu işledikleri dosya kapsamında bulunan bilirkişi raporları, ilgili kurum yazıları ile sabit görülerek sanıklar ..., ... ve ...'ın 4708 sayılı yasanın 9/1 maddesi gereğince cezalandırılmaları yoluna gidildiği, sanıklar hakkında takdiri indirim uygulandığı, yasal şartları bulunduğundan sanıklar hakkında Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına dair karar verildiği,
Her ne kadar sanıklar ... ve ... hakkında imar kirliliğine neden olma suçlarını işledikleri iddiasıyla TCK' nun 184/1 maddesi gereğince cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmış ise de; sanıkların tek bir eylemle hem 2863 sayılı Yasaya muhalefet, hem de imar kirliliğine neden olma suçlarını işlediklerinin iddia edildiği, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre sanıkların eyleminin fikri içtima kuralları gereğince ( TCK' nun 44 md ) daha ağır cezayı gerektiren suçtan hüküm kurulması gerektiği ve sanıklar hakkında 2863 sayılı yasa uyarınca ceza tayinine gidildiği ve bu sebeple imar kirliliğine neden olma suçu yönünden yeniden ceza tayin edilemeyeceği anlaşılmakla imar kirliliğine neden ola suçu yönünden açılan dava yönünden ceza tayinine yer olmadığına karar verildiği,
Her ne kadar mahkememiz dosyası ile birleştirilen Antalya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/719 Esas sayılı dosyasında sanıklar ..., ... ve ... hakkında da Yapı Denetimi Hakkındaki Kanunun 9/1 maddesinde düzenlenen suçu işledikleri iddiasıyla cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmış ise de; sanıklar ..., ... ve ...'ın ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A,Ş nin yönetim kurulu üyesi olması nedeniyle haklarında dava açıldığı, Yapı Denetimi ile ilgili ... Yapı Denetim Lmt ile sözleşme yaptıkları iddiasıyla sanıklar hakkında dava açıldığı, sanıkların cezalandırılması istenen yasa maddesinde yapı denetim şirketinin sorumluları hakkında ceza hükmü bulunduğu, sanıklar ..., ... ve ...'ın yapı denetim şirketi sorumluları olmadıkları, ve bu sebeple atılı suçun sanıklar yönünden olayımızda oluşmadığı anlaşılmakla sanıklar ..., ... ve ...'ın bu suç yönünden CMK' nun 223/ 2-a maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlarına karar verildiği,
Her ne kadar sanık ... birleşen Antalya 13 Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/ 506 esas sayılı dosyasında hakkında imar kirliliğine neden olma suçunu işlediği iddiasıyla TCK' nun 184/1 maddesi gereğince cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmış ise de; sanığın tek bir eylemle hem 2863 sayılı yasaya muhalefet, hem de imar kirliliğine neden olma suçunu işlediğinin iddia edildiği, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre sanıkların eyleminin fikri içtima kuralları gereğince ( TCK' nun 44 md ) daha ağır cezayı gerektiren suçtan hüküm kurulması gerektiği ve sanık hakkında 2863 sayılı yasa uyarınca ceza tayinine gidildiği ve bu sebeple imar kirliliğine neden olma suçu yönünden yeniden ceza tayin edilemeyeceği anlaşılmakla imar kirliliğine neden olma suçu yönünden açılan dava yönünden ceza tayinine yer olmadığına karar verildiği,
Her ne kadar sanıklar ... ve ... hakkında mahkememiz dosyası ile birleştirilen Antalya 13 Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/ 506 Esas sayılı dosyasında 2863 sayılı Yasanın 65 ve TCK' nun 203/1,43/1, 184/1 maddeleri gereğince cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açılmış ise de sanıkların atılı bu suçlardan dolayı mahkememizin 2010/122 esas sayılı dosyasında yargılandıkları ve bu suçlar yönünden değerlendirme yapıldığı ve mükerrir dava olduğu anlaşıldığından CMK' nun 223/7 maddesi uyarınca birleşen bu dosya üzerinde açılan davaların reddine karar verildiği,
Her ne kadar sanıklar ... ve ... hakkında mahkememiz dosyası ile birleştirilen Antalya 18 Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/ 495 Esas sayılı dosyasında 2863 sayılı yasanın 65. maddesi gereğince cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açılmış ise de sanıkların atılı bu suçlardan dolayı mahkememizin 2010/122 esas sayılı dosyasında yargılandıkları ve bu suçlar yönünden değerlendirme yapıldığı ve mükerrir dava olduğu anlaşıldığından CMK' nun 223/7 maddesi uyarınca birleşen bu dosya üzerinde açılan davaların reddine karar verildiği,
Her ne kadar ... hakkında mahkememiz dosyası ile birleştirilen Antalya 7 Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/202 Esas sayılı dosyasında mühür bozma ve imar kirliliğine neden olma TCK' nun 184/1, 203/1 maddeleri gereğince cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de sanığın atılı bu suçlardan dolayı mahkememizin 2010/122 esas sayılı dosyasında yargılandığı ve bu suçlar yönünden değerlendirme yapıldığı ve mükerrir dava olduğu anlaşıldığından CMK' nun 223/7 maddesi uyarınca birleşen bu dosya üzerinde açılan davaların reddine karar verildiği,
Her ne kadar mahkememiz dosyası ile birleştirilen Antalya 7 Asliye Ceza Mahkemesi 2015/ 827 esas sayılı dosyasında sanık ... hakkında da 2863 sayılı Yasaya muhalefet suçunu işlediği iddiasıyla cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; sanığın atılı suçtan dolayı mahkememizin 2010/122 esas sayılı dosyasında yargılandığı ve bu suç yönünden değerlendirme yapıldığı ve mükerrir dava olduğu anlaşıldığından CMK' nun 223/7 maddesi uyarınca birleşen bu dosya üzerinde açılan davanın reddine karar verildiği,
Her ne kadar mahkememiz dosyası ile birleştirilen Antalya 11 Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/477 esas sayılı dosyasında sanık ... hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan TCK' nun 184/1 maddesi gereğince cezalandırılması istemi ile kamu dava açılmış ise de ; sanık ... hakkında aynı eylemi nedeniyle 2863 sayılı Yasaya muhalefet suçundan ceza tayinine gidildiği ve fikri içtima kuralları gereğince imar kirliliğine neden olma suçundan ayrıca ceza verilemeyeceği anlaşıldığından bu suç yönünden ceza tayinine yer olmadığına karar verildiği,
Her ne kadar mahkememiz dosyası ile birleştirilen Antalya 11 Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/477 esas sayılı dosyasında sanık ... hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan TCK' nun 184/1 maddesi gereğince cezalandırılması istemi ile kamu dava açılmış ise de ; sanık ...'in Ant Birlik Genel Müdürü olması nedeniyle hakkında kamu davası açıldığı, yapılan sözleşmeyle ... İnşaat AŞ ile sözleşme imzalanarak tüm inşaat faaliyetlerinin ... İnşaat isimli şirket tarafından yapıldığı, sanık ...' in yüklenen suçu işlemediğinin sabit olduğu anlaşıldığından CMK' nun 223/2-b maddesi gereğince beraatına karar verildiği,
Her ne kadar mahkememizin 2010/122 esas sayılı dosyası ile birleştirilen mahkememizin 2010/214 esas sayılı dosyasında sanıklar Mesut ve ... hakkında mühür bozma suçunu işledikleri iddiasıyla cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açılmış ise de; sanıkların atılı suçtan dolayı mahkememizin 2010/122 esas sayılı dosyasında yargılandığı ve bu suç yönünden değerlendirme yapıldığı ve mükerrir dava olduğu anlaşıldığından CMK' nun 223/7 maddesi uyarınca birleşen bu dosya üzerinde açılan davanın reddine karar verildiği," şeklinde hüküm tesis edildiği anlaşılmıştır.
IV.GEREKÇE VE KARAR
Mahkemece birleşen Antalya 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/758 Esas sayılı dosyası hakkında hüküm kurulmadığı anlaşılmakla, zamanaşımı süresi içerisinde Mahkemesince hüküm tesis edilebilmesi mümkün görülmüştür.
Suçtan zarar gören ... vekilinin temyiz istemi davaya katılma talebi olarak değerlendirilmiş olup, müşteki kurumun 5271 sayılı CMK'nın 237/2. maddesi uyarınca kamu davasına katılan olarak kabulüne karar verilmek suretiyle ve Antalya Belediye Başkanlığı vekili, ... vekili, ... vekili, katılanlar ..., ..., ..., ... vekilinin temyiz dilekçelerinin içerikleri ve istem kısımlarının incelenmesinde tüm hüküm ve kararları temyiz ettikleri anlaşılarak yapılan incelemede;
1-Sanıklar ... ve ... müdafinin, sanık ... hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık ve mühür bozma suçundan, sanık ... hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, Antalya Belediye Başkanlığı vekili, ... vekili, ... vekilinin sanık ... hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık ve mühür bozma suçundan, sanık ..., ... hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, sanıklar ..., ..., ... hakkında 4708 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, sanık ... hakkında mühür bozma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlara yönelik temyiz istemleri açısından;
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5271 sayılı CMK'nın 231/12. maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna tabi bulunduğu, aynı Kanunun 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda mercide yanılmanın başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağı nazara alınarak, sanıklar ... ve ... müdafinin, ... vekilinin, Antalya Belediye Başkanlığı vekilinin, ... vekilinin temyiz istemlerinin itiraz mahiyetinde değerlendirilmesi suretiyle, CMK'nın 264/2. maddesi uyarınca gereği merciince yapılmak üzere dosyanın incelenmeksizin mahkemesine iadesinin temini için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE;
2- Katılanlar ..., Nesibe Nasip Berberoğlu, ..., ... vekilinin 2863 sayılı Kanuna aykırılık, 4708 sayılı Kanuna aykırılık, imar kirliliğine neden olma, mühür bozma suçlarından, katılan ... vekilinin imar kirliliğine neden olma, mühür bozma suçlarından, katılan ... vekilinin ve katılan ... vekilinin 2863 sayılı Kanuna aykırılık ve 4708 sayılı Kanuna aykırılık suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz istemleri açısından;
Mağdur kavramı gibi kanunda açıkça tanımlanmamış olan "suçtan zarar görme" kavramının, gerek Ceza Genel Kurulu, gerekse Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında; "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılıp uygulandığı, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların, davaya katılma hakkı vermeyeceğinin kabul edildiği, bu hususun, Ceza Genel Kurulunun 11/04/2000 gün ve 65–69, 22/10/2002 gün ve 234–366, 04/07/2006 gün ve 127–180, 03/05/2011 gün ve 155–80, 21/02/2012 gün ve 279–55, 15/04/2014 gün ve 599-190, 28/03/2017 gün ve 214-206 sayılı kararlarında; “dolaylı veya muhtemel zarar, davaya katılma hakkı vermez” şeklinde açıkça ifade edildiği ve Ceza Genel Kurulunun 25/03/2003 gün ve 41–54 sayılı kararında da “tazminat ödenmesi, itibar zedelenmesi ve güven kaybı” gibi dolaylı zararlara dayanarak kamu davasına katılmanın olanaklı olmadığının kabul edilmesi karşısında;
Katılanlar ..., ..., ..., ...'nun 2863 sayılı Kanuna aykırılık, 4708 sayılı Kanuna aykırılık, imar kirliliğine neden olma, mühür bozma suçlarından, katılan ...'nın imar kirliliğine neden olma, mühür bozma suçlarından, katılan ...'nın ve katılan ...'nın 2863 sayılı Kanuna aykırılık ve 4708 sayılı Kanuna aykırılık suçlarından kurulan açılan davalara katılma ve tesis edilen hükmü temyiz etme hak ve yetkilerinin bulunmaması karşısında; Katılanlar ..., ..., ..., ... vekilinin 2863 sayılı Kanuna aykırılık, 4708 sayılı Kanuna aykırılık, imar kirliliğine neden olma, mühür bozma suçlarından, katılan ... vekilinin imar kirliliğine neden olma, mühür bozma suçlarından, katılan ... vekilinin ve katılan ... vekilinin 2863 sayılı Kanuna aykırılık ve 4708 sayılı Kanuna aykırılık suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesi uyarınca isteme uygun olarak REDDİNE,
3- Sanık ...'ın 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik sanık ... sanık müdafii ile katılan ... vekilinin temyiz istemleri açısından;
Sanığa isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabidir. Dava zamanaşımını kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, bu süre 67/4. maddesi uyarınca en fazla yarı oranında uzayacağından, suç tarihi olan " "06.10.2009-19.09.2009- 12.11.2009-05.01.2020-26.01.2010- 01.02.2010" tarihlerinden itibaren, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımı, inceleme tarihinden önce 01.02.2022 tarihinde gerçekleşmiş ve 5271 sayılı CMK'nın 223/9. maddesindeki şartların da oluşmadığı anlaşılmakla, sanık hakkındaki hükmün, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA,
1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e, 67/4 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince kamu davasının DÜŞMESİNE,
4- Sanık ...'ın mühür bozma suçundan mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik sanık ... sanık müdafii, katılan ... vekili, ... vekilinin temyiz istemleri açısından;
Sanığa isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem, 5237 sayılı Kanunun 203/1. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabidir. Dava zamanaşımını kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, bu süre 67/4. maddesi uyarınca en fazla yarı oranında uzayacağından, suç tarihi olan "01.03.2010" tarihinden itibaren, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımı, inceleme tarihinden önce 01.03.2022 tarihinde gerçekleşmiş ve 5271 sayılı CMK'nın 223/9. maddesindeki şartların da oluşmadığı anlaşılmakla, sanık hakkındaki hükmün, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA,
1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e, 67/4 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince kamu davasının DÜŞMESİNE,
5-Sanık ... ve Mesut hakkında Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas, Antalya 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/495 Esas sayılı dosyalarında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan verilen davanın reddine ilişkin hükümlere yönelik ... vekilinin temyiz istemi açısından;
Her ne kadar Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas sayılı dosyasının ana dosya olan 2010/122 Esas sayılı dosya ile mükerrer olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; dosya kapsamında yer alan bilgi, belgelere ve her iki dosya açısından yapılan izinsiz uygulamalara ilişkin farklı tespitlere göre; 2010/506 esas sayılı dosya iddianamesine konu eylemlerin tamamının 2010/122 Esas sayılı dosya iddianamesinde yer almadığı, Mahkemece de her iki yargılamaya konu aykırılıkların aynı olup olmadığının tereddüte mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmediği anlaşılmış ise de; suç tarihinin "21.04.2010" olarak kabulü ile yapılan incelemede;
Her ne kadar Antalya 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/495 Esas sayılı dosyasının ana dosya olan 2010/122 Esas sayılı dosya ile mükerrer olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; dosya kapsamında yer alan bilgi, belgelere ve her iki dosya açısından yapılan izinsiz uygulamalara ilişkin farklı tespitlere göre; 2011/495 Esas sayılı dosya iddianamesine konu eylemlerin tamamının 2010/122 Esas sayılı dosya iddianamesinde yer almadığı, 2011/495 Esas sayılı dosyasına konu iddianamesine konu 25.04.2011 tarihli tespitin 2010/122 Esas sayılı dosyasına konu 04.03.2010 tarihli iddianame tarihinden sonra olduğu, Mahkemece de her iki yargılamaya konu aykırılıkların aynı olup olmadığının tereddüte mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmediği anlaşılmış ise de; suç tarihinin "25.04.2011" olarak kabulü ile yapılan incelemede;
Sanıklara isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem, 2863 sayılı Kanunun 65/1. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabidir. Dava zamanaşımını kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, bu süre 67/4. maddesi uyarınca en fazla yarı oranında uzayacağından, Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas sayılı dosyası açısından suç tarihi olan "21.04.2010" tarihinden itibaren, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımı, inceleme tarihinden önce "21.04.2022" tarihinde, Antalya 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/495 Esas sayılı dosyası açısından suç tarihi olan " 25.04.2011" tarihinden itibaren, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımı, inceleme tarihinden önce "25.04.2023" tarihinde gerçekleşmiş ve 5271 sayılı CMK'nın 223/9. maddesindeki şartların da oluşmadığı anlaşılmakla, sanıklar hakkındaki hükümlerin, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA,
1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e, 67/4 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince kamu davalarının DÜŞMESİNE,
6-4708 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanık ..., ... ve ... hakkında Antalya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/719 Esas sayılı dosyasında verilen beraat hükümlerine yönelik ... vekilinin temyiz istemi açısından;
Sanıklara isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem, 4708 sayılı Kanunun 9/1. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabidir. Kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, zamanaşımını kesen en son işlem, 08.03.2016 tarihli savunma olup, anılan tarihten itibaren 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık zamanaşımı inceleme tarihinden önce 08.03.2024 tarihinde gerçekleşmiş olmakla, dosya içeriği itibariyle de, 5271 sayılı CMK'nın 223/9. maddesindeki derhal beraat kararı verilmesini gerektirir şartlar bulunmadığından, hükümlerin, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince sanıklar hakkındaki kamu davasının DÜŞMESİNE,
7-Antalya Belediye Başkanlığı vekili ve ... vekilinin imar kirliliğine neden olma suçundan, ana dosyada ... ve ... hakkında ceza verilmesine yer olmadığına, ... hakkında Antalya 13 Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas dosyasında verilen ceza verilmesine yer olmadığına, sanık ... hakkında Antalya 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/477 Esas sayılı dosyasında verilen ceza tayinine yer olmadığına ilişkin hükümlere yönelik temyiz istemleri açısından;
Sanıklara isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem, 5237 sayılı Kanunun 184/1. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabidir. Dava zamanaşımını kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, bu süre 67/4. maddesi uyarınca en fazla yarı oranında uzayacağından, ana dosya açısından suç tarihi olan "06.10.2009-19.09.2009-12.11.2009-05.01.2020-26.01.2010-01.02.2010" tarihlerinden itibaren, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımı, inceleme tarihinden önce "01.02.2022" tarihinde, Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas sayılı dosyası açısından suç tarihi olan "21.04.2010" tarihinden itibaren, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımı, inceleme tarihinden önce "21.04.2022" tarihinde, Antalya 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/477 Esas sayılı dosyası açısından ise; dava zamanaşımını kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, zamanaşımını kesen en son işlem, 05.02.2014 tarihli savunma olup, anılan tarihten itibaren 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık zamanaşımı inceleme tarihinden önce 05.02.2022 tarihinde gerçekleşmiş olmakla ve 5271 sayılı CMK'nın 223/9. maddesindeki şartların da oluşmadığı anlaşılmakla, sanıklar hakkındaki hükümlerin, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA,
1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e, 67/4 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince kamu davalarının DÜŞMESİNE,
8-Antalya Belediye Başkanlığı vekili ve ... vekilinin imar kirliliğine neden olma suçundan, ... hakkında Antalya 13 Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas sayılı dosyasında verilen davanın reddine, Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/202 Esas sayılı dosyasında verilen davanın reddine, ... hakkında Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas dosyasındaverilen davanın reddine ilişkin hükümlere yönelik temyiz istemleri açısından;
Her ne kadar Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas sayılı dosyasının ana dosya olan 2010/122 Esas sayılı dosya ile mükerrer olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; dosya kapsamında yer alan bilgi, belgelere ve her iki dosya açısından yapılan izinsiz uygulamalara ilişkin farklı tespitlere göre; 2010/506 Esas sayılı dosya iddianamesine konu eylemlerin tamamının 2010/122 Esas sayılı dosya iddianamesinde yer almadığı, Mahkemece de her iki yargılamaya konu aykırılıkların aynı olup olmadığının tereddüte mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmediği anlaşılmış ise de; suç tarihinin "21.04.2010" olarak kabulü ile yapılan incelemede;
Her ne kadar Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/202 Esas sayılı dosyasının ana dosya olan 2010/122 Esas sayılı dosya ile mükerrer olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; dosya kapsamında yer alan bilgi, belgelere ve her iki dosya açısından yapılan izinsiz uygulamalara ilişkin farklı tespitlere göre; 2016/202 Esas sayılı dosya iddianamesine konu eylemlerin tamamının 2010/122 Esas sayılı dosya iddianamesinde yer almadığı, 2016/ 202 Esas sayılı dosyasına konu iddianamesine konu 04.04.2012 ve 10.04.2012 tarihli tespitlerin 2010/122 Esas sayılı dosyasına konu 04.03.2010 tarihli iddianame tarihinden sonra olduğu, Mahkemece de her iki yargılamaya konu aykırılıkların aynı olup olmadığının tereddüte mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmediği anlaşılmış ise de; suç tarihinin "10.04.2012" olarak kabulü ile yapılan incelemede;
Sanıklara isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem, 5237 sayılı Kanunun 184/1. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabidir. Dava zamanaşımını kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, bu süre 67/4. maddesi uyarınca en fazla yarı oranında uzayacağından, Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas sayılı dosyası açısından suç tarihi olan "21.04.2010" tarihinden itibaren, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımı, inceleme tarihinden önce "21.04.2022" tarihinde, Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/202 Esas sayılı dosyası açısından suç tarihi olan " 10.04.2012" tarihinden itibaren, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımı, inceleme tarihinden önce "10.04.2024" tarihinde gerçekleşmiş ve 5271 sayılı CMK'nın 223/9. maddesindeki şartların da oluşmadığı anlaşılmakla, sanıklar hakkındaki hükümlerin, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA,
1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e, 67/4 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince kamu davalarının DÜŞMESİNE,
9-Antalya Belediye Başkanlığı vekili ve ... vekilinin imar kirliliğine neden olma suçundan sanık ... hakkında Antalya 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/477 Esas sayılı dosyasında verilen beraat hükmüne yönelik temyiz istemleri açısından;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan kurum vekillerinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
10- Antalya Belediye Başkanlığı vekili ve ... vekilinin mühür bozma suçundan, ... hakkında Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas dosyasında verilen davanın reddine, Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/202 Esas sayılı dosyasında verilen davanın reddine, Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/214 Esas sayılı dosyasında verilen davanın reddine, ... hakkında Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas dosyasında verilen davanın reddine, Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/214 Esas sayılı dosyasında verilen davanın reddine ilişkin hükümlere yönelik temyiz istemleri açısından;
Her ne kadar Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas sayılı dosyasının ana dosya olan 2010/122 Esas sayılı dosya ile mükerrer olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; dosya kapsamında yer alan bilgi, belgelere ve her iki dosya açısından yapılan izinsiz uygulamalara ilişkin farklı tespitlere göre; 2010/506 Esas sayılı dosya iddianamesine konu eylemlerin tamamının 2010/122 Esas sayılı dosya iddianamesinde yer almadığı, Mahkemece de her iki yargılamaya konu aykırılıkların aynı olup olmadığının tereddüte mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmediği anlaşılmış ise de; suç tarihinin "21.04.2010" olarak kabulü ile yapılan incelemede;
Her ne kadar Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/202 Esas sayılı dosyasının ana dosya olan 2010/122 Esas sayılı dosya ile mükerrer olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; dosya kapsamında yer alan bilgi, belgelere ve her iki dosya açısından yapılan izinsiz uygulamalara ilişkin farklı tespitlere göre; 2016/202 Esas sayılı dosya iddianamesine konu eylemlerin tamamının 2010/122 Esas sayılı dosya iddianamesinde yer almadığı, 2016/ 202 Esas sayılı dosyasına konu iddianamesine konu 04.04.2012 ve 10.04.2012 tarihli tespitlerin 2010/122 Esas sayılı dosyasına konu 04.03.2010 tarihli iddianame tarihinden sonra olduğu, Mahkemece de her iki yargılamaya konu aykırılıkların aynı olup olmadığının tereddüte mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmediği anlaşılmış ise de; suç tarihinin "10.04.2012" olarak kabulü ile yapılan incelemede;
Her ne kadar Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/214 esas sayılı dosyasının ana dosya olan 2010/122 Esas sayılı dosya ile mükerrer olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; dosya kapsamında yer alan bilgi, belgelere ve her iki dosya açısından yapılan izinsiz uygulamalara ilişkin farklı tespitlere göre; 2010/214 Esas sayılı dosya iddianamesine konu eylemlerin tamamının 2010/122 Esas sayılı dosya iddianamesinde yer almadığı, Mahkemece de her iki yargılamaya konu aykırılıkların aynı olup olmadığının tereddüte mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmediği anlaşılmış ise de; suç tarihinin "01.03.2010" olarak kabulü ile yapılan incelemede;
Sanıklara isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem, 5237 sayılı Kanunun 203/1. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabidir. Dava zamanaşımını kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, bu süre 67/4. maddesi uyarınca en fazla yarı oranında uzayacağından, Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas sayılı dosyası açısından suç tarihi olan "21.04.2010" tarihinden itibaren, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımı, inceleme tarihinden önce "21.04.2022" tarihinde, Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/202 Esas sayılı dosyası açısından suç tarihi olan " 10.04.2012" tarihinden itibaren, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımı, inceleme tarihinden önce "10.04.2024" tarihinde, Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/214 Esas sayılı dosyası açısından suç tarihi olan "01.03.2010" tarihinden itibaren, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımı, inceleme tarihinden önce "01.03.2022" tarihinde gerçekleşmiş ve 5271 sayılı CMK'nın 223/9. maddesindeki şartların da oluşmadığı anlaşılmakla, sanıklar hakkındaki hükümlerin, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA,
1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e, 67/4 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince kamu davalarının DÜŞMESİNE,
11- Sanık ... Hakkında Birleşen Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/827 Esas sayılı dosyasında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan verilen davanın reddine ilişkin hükme yönelik ... vekilinin temyiz istemi açısından;
Her ne kadar Antalya 7.Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/827 Esas sayılı dosyasının ana dosya olan 2010/122 Esas sayılı dosya ile mükerrer olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; dosya kapsamında yer alan bilgi, belgelere ve her iki dosya açısından yapılan izinsiz uygulamalara ilişkin farklı tespitlere göre; 2015/827 Esas sayılı dosya iddianamesine konu eylemlerin tamamının 2010/122 Esas sayılı dosya iddianamesinde yer almadığı, 2015/827 Esas sayılı dosyasına konu iddianamesine konu 14.02.2013 ve 05.04.2013 tarihli tespitlerin 2010/122 Esas sayılı dosyasına konu 04.03.2010 tarihli iddianame tarihinden sonra olduğu, Mahkemece de her iki yargılamaya konu aykırılıkların aynı olup olmadığının tereddüte mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmediği anlaşılan dosya kapsamında;
1-Birleşen Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/827 Esas sayılı dosyasına ilişkin 18/11/2015 tarihli iddianame ve birleştirme kararı okunmaksızın, CMK'nın 191 ve 147. maddeleri gereğince usulünce sorgusu yapılmayan sanık hakkında, yargılamaya devamla karar verilmek suretiyle savunma hakkının ihlal edilmesi,
2-Dava konusu yerde inşaat, arkeolog ve sanat tarihçisi bilirkişiler refakatinde keşif icra edilerek; her iki dosya iddianamesine konu eylemler raporda tek tek irdelenmek suretiyle, her iki yargılamaya konu aykırılıkların aynı olup olmadığının tereddüte mahal vermeyecek şekilde tespiti, 2015/827 Esas sayılı dosya iddianamesine konu aykırılıkların Antalya Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 07.05.2012 tarih 101 sayılı kararına uygun hale getirilip getirilmediği, aykırılıklar nedeniyle doğal sit alanında zarar meydana gelip gelmediğinin tereddütsüz şekilde belirlenmesi neticesinde sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kanuna aykırı olup, açıklanan nedenle Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.11.2024 tarihinde karar verildi.
Diğer kararlar (4)
3. Ceza Dairesi, 2021/11343 E., 2023/9868 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
Asliye Ceza Mahkemesinin 29/03/2018 tarihli ve 2015/944 esas, 2018/234 sayılı kararı ile, ceza ehliyeti bulunmadığından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 32/1. ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/3-a-son maddeleri gereğince ceza verilmesine yer olmadığına, TCK’nın 57/1.
10. Ceza Dairesi 2020/19308 E. , 2022/9385 K.
"İçtihat Metni"
Adalet Bakanlığı'nın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık ... hakkındaki Yalova 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/06/2018 tarihli ve 2017/85 esas, 2018/546 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 27/10/2020 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A-) Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Şüpheli Nazmiye Öztürk hakkında, 26/08/2016 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Yalova Cumhuriyet Başsavcılığının 31/01/2017 tarihli ve 2016/7551 soruşturma, 2017/359 esas, 2017/321 sayılı iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle Yalova 4. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, iddianamede; şüpheli hakkında daha önce Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/45 sayılı soruşturma dosyasında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, ihlal nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak 19/10/2015 tarihinde kamu davası açıldığı hususunun belirtildiği,
2- Yalova 4. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 21/06/2018 tarihli ve 2017/85 esas, 2018/546 sayılı kararı ile,
“Sanık ... Öztürk hakkında, mahkememizce yapılan kovuşturma sonucu akıl hastalığı nedeniyle kendisine isnat olunan kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak suçunun hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğini ortadan kaldıracak boyutta akıl hastalığı bulunduğu anlaşılan sanığa yüklenen suçu işlediği sabit olmasına rağmen 5237 sayılı TCK'nın 32. ve 5271 sayılı CMK 223/3-a maddesi uyarınca akıl hastalığı nedeniyle kusurunun bulunmaması dolayısıyla CEZA VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
TCK’nın 57/1-7. maddeleri gereğince sanığın yüksek güvenlikli bir sağlık kurumunda KORUMA VE TEDAVİ ALTINA ALINMASINA” karar verildiği, kararın istinaf edilmeden kesinleştiği,
3- Dosya arasında bulunan Bursa 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/944 esas ve 2018/234 karar sayılı dosyasının incelenmesinde;
a-) Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 20/02/2015 tarihli ve 2015/45 soruşturma, 2015/204 sayılı kararı ile; 02/01/2015 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, aynı Kanun'un 191/4. maddesi gereğince erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolunun gösterilmediği, tebliğ edilip edilmediği hususunun dosya kapsamından anlaşılamadığı, infazı için 20/02/2015 tarihinde Bursa Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
b-) Denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine aykırı davrandığı gerekçesiyle erteleme kararı kaldırılarak Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 21/10/2015 tarihli ve 2015/45 soruşturma, 2015/20152 esas, 2015/18390 sayılı iddianamesi ile Bursa 20. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
c-) Bursa 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/11/2015 tarihli ve 2015/712 iddianamenin değerlendirilmesi sayılı kararı ile; iddianamede sanığın ısrar ettiğini gösterir bir anlatımın bulunmadığı gerekçesiyle iddianamenin iadesine karar verildiği, iddianame Cumhuriyet savcısının iade kararına itiraz ettiği, itirazı inceleyen mercii Bursa 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/11/2015 tarihli ve 2015/1293 değişik iş sayılı kararı ile, iade kararında belirtilen hususun yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle itirazın kabulüne, iade kararının ortadan kaldırılmasına kesin olarak karar verildiği,
d-) Bursa 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/03/2018 tarihli ve 2015/944 esas, 2018/234 sayılı kararı ile, ceza ehliyeti bulunmadığından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 32/1. ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/3-a-son maddeleri gereğince ceza verilmesine yer olmadığına, TCK’nın 57/1. maddesi gereğince koruma ve tedavi amaçlı güvenlik tedbirine hükmedilmesine, yüksek güvenlikli sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınmasına karar verildiği, sanık müdafiinin karara karşı istinaf kanun yoluna başvurduğu,
e-) Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 30/11/2018 tarihli ve 2018/1583 esas, 2018/1991 sayılı kararı ile; hükmün kaldırılmasına ve kamu davası açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeden kesinleştirilerek denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, ısrar şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle “davanın durmasına” karar verildiği, durma kararının 24/01/2019 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
B-) Kanun Yararına Bozma İstemi:
Kanun yararına bozma istemi ve ihbar yazısında;
“Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak suçundan sanık ... Öztürk'ün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 32 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/3-a maddeleri uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına dair Yalova 4. Ceza Mahkemesinin 21/06/2018 tarihli ve 2017/85 esas, 2018/546 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, sanığın 26/08/2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediği iddiası ile yapılan soruşturma sonucunda, 5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmeden 31/01/2017 tarihli iddianame ile kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda ise her ne kadar Yalova 4. Ceza Mahkemesince Mahkemesince ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmış ise de,
Sanık hakkında daha önce 02/01/2015 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı kamu davasının açılmasının ertelenmesi ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar verilmesi sonrasında, adı geçen sanığın kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar ettiği gerekçesiyle bu suçtan dolayı kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına dair Bursa 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/03/2018 tarihli ve 2015/944 esas, 2018/834 sayılı kararının istinaf edilmesi üzerine, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi'nin 30/11/2018 tarihli ve 2018/1583 esas, 2018/1991 sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğinden bahisle anılan hükmün kaldırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 223/8. maddesi uyarınca yargılamanın durmasına karar verildiği,
26/08/2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediği iddiasıyla aynı sanık hakkında yapılan soruşturma sonucunda ise, 5237 sayılı Türk Ceza
Kanunu'nun 191/6. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmeden 31/01/2017 tarihli iddianameyle kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda da Yalova 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/06/2018 tarihli ve 2017/85 esas, 2018/546 sayılı kararıyla sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 32 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/3-a maddeleri uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği, hükmün kanun yolu incelemesinden geçmeksizin kesinleştiği,
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesinin 2. fıkrasında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu nedeniyle yapılan soruşturmalarda beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verileceği, 4. fıkrasında erteleme kararının kaldırılarak kamu davası açılması gereken durumlar sayılarak, maddenin 6. fıkrasında ise “Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez.” hükmüne yer verildiği,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesinde ise, "... soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." hükmünün yer aldığı,
Somut olayda, 02/01/2015 tarihli önceki kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmiş, ancak sanığın yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar ettiği gerekçesiyle kamu davası açılmış ise de, yapılan yargılama sonucunda sanığın ceza verilmesine yer olmadığına dair Bursa 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/03/2018 tarihli ve 2015/944 esas, 2018/834 sayılı kararının istinaf edilmesi üzerine, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 30/11/2018 tarihli ve 2018/1583 esas, 2018/1991 sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğinden bahisle anılan hükmün kaldırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 223/8. maddesi uyarınca yargılamanın durmasına karar verildiğinin anlaşılması karşısında,
Bu durumda artık sanık hakkında önceki suçu nedeniyle verilmiş olan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının durma kararı nedeniyle geçerliliği ortadan kalkmış olduğundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/6. maddesindeki şartın gerçekleşmediği ve sonraki eylemin tek başına dava konusu yapılmayıp her iki suça ilişkin dava dosyalarının birleştirilerek tek bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilerek Yalova 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/06/2018 tarihli ve 2017/85 esas, 2018/546 sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca bozulması istenilmiştir.
C-) Konunun Değerlendirilmesi:
Şüpheli Nazmiye Öztürk hakkında, 26/08/2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/6. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmeden Yalova Cumhuriyet Başsavcılığının 31/01/2017 tarihli ve 2016/7551 soruşturma, 2017/359 esas, 2017/321 sayılı iddianamesi ile Yalova 4. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda Yalova 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/06/2018 tarihli ve 2017/85 esas, 2018/546 sayılı kararı ile, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 32 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/3-a maddeleri uyarınca “ceza verilmesine yer olmadığına” karar verildiği, anlaşılmıştır.
Sanık hakkında daha önce 02/01/2015 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesinden sonra, sanığın kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar ettiği gerekçesiyle bu suçtan dolayı kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonucunda Bursa 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/03/2018 tarihli ve 2015/944 esas, 2018/834 sayılı kararı ile “ceza verilmesine yer olmadığına” karar verildiği, sanık müdafiinin kararı istinaf etmesi üzerine, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi'nin 30/11/2018 tarihli ve 2018/1583 esas, 2018/1991 sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği gerekçesiyle hükmün kaldırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 223/8. maddesi uyarınca yargılamanın durmasına karar verildiği,
26/08/2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediği iddiasıyla sanık hakkında yapılan soruşturma sonucunda ise, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/6. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmeden 31/01/2017 tarihli iddianameyle kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda da Yalova 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/06/2018 tarihli ve 2017/85 esas, 2018/546 sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 32. ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/3-a maddeleri uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği, hükmün kanun yolu incelemesinden geçmeksizin kesinleştiği,
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesinin 2. fıkrasında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu nedeniyle yapılan soruşturmalarda beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verileceği, 4. fıkrasında erteleme kararının kaldırılarak kamu davası açılması gereken durumlar sayılarak, 5. fıkrasında erteleme süresi içerisinde yeniden aynı suçun işlenmesi halinde bu suçun ihlal nedeni sayılarak ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı, maddenin 6. fıkrasında ise “Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemeyeceği” hükmüne yer verildiği,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesinde ise, "... soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." hükmünün yer aldığı,
Somut olayda, 02/01/2015 tarihli önceki kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmiş ve sanığın yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar ettiği gerekçesiyle kamu davası açılmış ise de, yapılan yargılama sonucunda sanığın ceza verilmesine yer olmadığına dair Bursa 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/03/2018 tarihli ve 2015/944 esas, 2018/834 sayılı kararının istinaf edilmesi üzerine, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 30/11/2018 tarihli ve 2018/1583 esas, 2018/1991 sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği gerekçesiyle hükmün kaldırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 223/8. maddesi uyarınca yargılamanın durmasına karar verildiğinin anlaşılması karşısında,
Bu durumda artık sanık hakkında önceki suçu nedeniyle verilmiş olan durma kararı nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının devam ettiği, hukuki geçerliliğini sürdürdüğü, incelemeye konu 21/06/2018 tarihli suçun erteleme kararının ihlali niteliğinde sayılacağı ve TCK’nın 191/5. maddesi gereğince ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı anlaşıldığından, mahkemece CMK’nın 223/8. maddesinin son cümlesi gereğince düşme kararı verilerek Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulması gerektiği gözetilmeden sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi kanuna aykırı olup, kanun yararına bozma isteminin değişik gerekçe ile kabulüne karar vermek gerekmiştir.
D-) Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle, mahkemesince, 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince “düşme kararı” verilmesi ve Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulması gerektiği gözetilmeden sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi kanuna aykırı olup, kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görüldüğünden; Yalova 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/06/2018 tarihli ve 2017/85 esas, 2018/546 sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, CMK’nın 309. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi uyarınca yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere, gerekli işlemin yapılması için dosyanın Adalet Bakanlığı'na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesine,
21/09/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
4. Ceza Dairesi, 2021/35677 E., 2021/28140 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
13/11/2014 tarihli ilamı ile sanığın TCK'nun 184/1, 62, 53/1-a-b-c-d-e-2-3, 3621 SY 15/5 maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hak yoksunluğu kararı verilmiştir.
4. Ceza Dairesi 2021/35677 E. , 2021/28140 K.
"İçtihat Metni"
KARAR
İmar kirliliğine neden olma suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonucunda; sanığın mahkumiyetine dair ... 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 14/01/2020 gün ve 2018/379 Esas 2020/82 Karar sayılı hükmün sanık müdafisi tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 23/06/2021 tarih ve 2020/26330 Esas, 2021/20518 Karar sayılı kararıyla;
“Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığa yükletilen imar kirliliğine neden olma eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın Kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından sanık ... müdafisinin ileri sürdüğü temyiz nedenleri yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA,” 23/06/2021 tarihinde oy birliğiyle” karar verilmiştir.
İTİRAZ NEDENLERİ:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 29/09/2021 tarih ve 2021/114373 sayılı yazısı ile;
“Sanık hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından imara aykırı imalat yaptığı iddiası ile TCK 184/1, 53 kamu davası açılmıştır.
... 2. Asliye ceza mahkemesinin 2014/298-669 esas ve karar sayılı
13/11/2014 tarihli ilamı ile sanığın TCK'nun 184/1, 62, 53/1-a-b-c-d-e-2-3, 3621 SY 15/5 maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hak yoksunluğu kararı verilmiştir.
Kararın temyizi üzerine Yargıtay 18. Ceza dairesinin 2016/10729 esas 2018/9269 karar sayılı 11/06/2018 tarihli ilamı ile "Hükümden sonra 18 Mayıs 2018 tarih ve 30425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7143 sayılı Kanun'un 16. maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanunu'na eklenen geçici 16. maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması," gerekçesi ile bozulmuştur.
... Asliye Ceza Mahkemesi tarafından yeniden yapılan yargılama sonrasında 14/01/2020 tarih 2018/379 esas 2020/82 karar sayılı ilamı ile, TCK'nun 184/1, 62, 53/1-2-3, 51, 51/3, 3621 SY 15/5 maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hak yoksunluğu erteleme ve 2 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verilmiştir.
Kararın temyizi üzerine, Yargıtay 4. Ceza dairesinin 23/06/2021 tarih 2020/26330 esas 2021/20518 karar sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmiştir.
İTİRAZ NEDENLERİ : Sanık binanın Ankara Üniversitesi Rektörlüğüne ait ...'ta bulunan ÖRSEM (öğrenci rehabilitasyon merkezi ve spor eğitim merkezi) tapu kaydı kapsamında kalması nedeniyle yıkım işlemleri için Ankara Üniversitesi Rektörlüğü'ne Ankara 47. Noterliğinin 5726 yevmiye numaralı 28/02/2020 tarihli ihtarnamesini keşide etmiştir.
Dosya içinde bulunan 06/06/2020 tarihli tutanak içeriği ve eklenen fotoğraflara göre de imara aykırılığın yıkım suretiyle giderildiği anlaşılmaktadır.
Sanık müdafii avukat ... dosyaya 19/06/2020 tarihinde gönderildiği anlaşılan esas hakkındaki beyan dilekçesinde söz konusu imara aykırı yapının yıktırıldığını TCK'nun 184/5 maddesinin uygulanması gerektiğini beyan ederek, yıkım tutanağı ile fotoğrafları UYAP üzerinden gönderdiği anlaşılmaktadır.
TCK'nun 184/5 maddesinde "Kişinin, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde, bir ve ikinci fıkra hükümleri gereğince kamu davası açılmaz, açılmış olan kamu davası düşer, mahkum olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar." hükmü bulunmaktadır.
Sanık müdafii temyiz incelemesi öncesinde 19/06/2020 tarihinde binanın yıkıldığına ilişkin belgeleri dosyaya sunmuş olmasına rağmen karar kesinleşmeden temyiz incelemesi sırasında 23/06/2021 tarihli onama ilamında değerlendirilmemiştir. Esas hakkındaki beyanda ileri sürülen iddia ve belgeler değerlendirilse idi hüküm TCK 184/5 maddesinin uygulanabilmesi için kesinleşmeden bozulması gerekirken belgeler temyiz incelemesinde değerlendirme dışı kalmış ve hüküm onanmıştır.
SONUÇ VE İSTEM : 1-Sanığın cezalandırılmasına konu olan; ... 2. Asliye Mahkemesinin 2018/379 Esas ve 2020/82 Karar sayılı 14/01/2020 tarihli ilamı ile sanığın TCK 84/1, 62, 53/1-2-3, 51, 51/3, 3621 SY 15/5 maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hak yoksunluğu erteleme ve 2 yıl denetim süresi belirlenmesi ile ilgili ilam hakkındaki hükmün onanmasına, ilişkin Yargıtay 4. Ceza dairesinin 23/06/2021 gün ve 2020/26330 Esas, 2021/20518 Karar sayılı onama ilamının KALDIRILMASI,
2-... 2. Asliye Mahkemesinin 2018/379 Esas ve 2020/82 Karar sayılı 14/01/2020 tarihli ilamı ile sanığın TCK 84/1, 62, 53/1-2-3, 51, 51/3, 3621 SY 15/5 maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hak yoksunluğu erteleme ve 2 yıl denetim süresi belirlenmesi ile ilgili ilamı ile ilgili yıkım belgeleri değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun takdir ve ifası için TCK 184/5 maddesi uyarınca değerlendirme yapılması için hükmün CMUK’nun 321 nci maddesi uyarınca BOZULMASI,
3- İtirazımız yerinde görülmez ise dosyanın YARGITAY CEZA GENEL KURULU'NA gönderilmesi, itirazen arz ve talep olunur.” denilerek, itirazda bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanun'un 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,
Dairemizin 23/06/2021 tarih ve 2020/26330 Esas, 2021/20518 Karar sayılı ilamının KALDIRILMASINA,
... 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 14/01/2020 gün ve 2018/379 Esas 2020/82 Karar sayılı hükmünün yeniden incelenmesi sonucu;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
TCK’nın 184/5. maddesinde yer alan “kişinin ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsata uygun getirmesi halinde, bir ve ikinci fıkra hükümleri gereğince kamu davası açılmaz, açılmış olan kamu davası düşer, mahkum olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar” biçimindeki düzenlemeye göre; ... Belediye Başkanlığı tarafından yıkılan binada,sanığın TCK’nın 184/5. maddesindeki düzenlemeden faydalanabilmesi için, yıkım masraflarını karşılayıp karşılamadığı ve sanığa yıkım masrafları açısından katılan ... tarafından bildirimde bulunulup bulunulmadığı belirlenmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı ve sanık ... müdafisinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye aykırı olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 30/11/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
16. Ceza Dairesi, 2016/760 E., 2016/6279 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
33/1, TCK’nın 62, 50/1-a, 52/2-4 ve 2911 sayılı Kanunun 32/2. maddesi delaletiyle TCK’nın 265/1-3,
16. Ceza Dairesi 2016/760 E. , 2016/6279 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt
adına suç işlemek, 2911 sayılı Kanuna aykırılık,
Görevi yaptırmamak için direnme
Hüküm : Sanıkların TCK’nın 314/3 ve 220/6. maddeleri
delaletiyle 314/2, TCK’nın 220/6-son, 3713 sayılı
Kanunun 5/1, TCK’nın 62, 53/1, 58/9 maddeleri ve
2911 sayılı Kanunun 32/1, 62, 50/1-a, 52/2-4
maddeleri gereğince mahkumiyetlerine, sanık ...
Ay’ın 2911 sayılı Kanunun 23/b maddesi delaletiyle
33/1, TCK’nın 62, 50/1-a, 52/2-4 ve 2911 sayılı
Kanunun 32/2. maddesi delaletiyle TCK’nın 265/1-3,
4, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 62, 50/1-a,
52/2-4 maddesi gereğince mahkumiyetine ve TCK’nın
63. maddesi gereği mahsuba ilişkindir
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıkların suçunun sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek suçundan kurulan hükümlerde Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 E. 2015/85 sayılı iptal kararı ile TCK'nın 53. maddesindeki bazı düzenlemelerin iptal edilmiş olması nedeniyle bu karar doğrultusunda hüküm kurulmasında zorunluluk bulunması,
2-Sanıklar hakkında 2911 sayılı Kanuna aykırılık suçlarından kurulan hükümler ve sanık ... hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan hükümde 01.03.2008 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 5739 sayılı Kanunun 4. maddesi ile TCK’nın 50/6. maddesinde yer alan “yaptırımın” ibaresinin “tedbirin” olarak değiştirildiği, yine aynı Kanunla 5275 sayılı Kanunun 106/10. maddesinin yürürlükten kaldırıldığı, 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 81. maddesi ile değişik 106/3. maddesi uyarınca adli para cezalarının ödenmemesi halinde kamuya yararlı bir işte çalışma kararı verileceği de gözetilerek, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde hapisten çevrilen adli para cezasının ödenmemesi halinde kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infaz edileceğinin sanıklara ihtar edilmesine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususların yine aynı Kanunun 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hükümlerdeki TCK'nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısımların bütünüyle çıkarılarak yerine "Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 E. 2015/85 sayılı iptal kararı doğrultusunda yürürlükte bulunan TCK'nın 53. maddesinin sanıklar hakkında uygulanmasına" ibaresi eklenmek ve adli para cezasına hükmolunan hükümlerden "taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamen tahsil edileceğinin ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin" sanıklara ihtar edildiğine dair bölümlerin çıkarılması suretiyle sair yönleri usul ve Kanuna uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 30.11.2016 tarihinde sanık ... hakkında kurulan hükümler yönünden oybirliği, sanıklar ... ve ... hakkında silahlı terör örgütü adına suç işlemek, 2911 sayılı Kanunun 32/1. maddesinden kurulan mahkumiyet hükmü yönünden oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ:
Sanıklar ..., ... ve ... hakkında Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda; "Sanıklar ..., ... ve ...'in yasadışı PKK terör örgütü ile illegal uzantılarının örgüt güdümünde faaliyet yürüten basın yayın organları aracılığı ile yaptığı eylem çağrıları doğrultusunda 17.11.2012 tarihinde gerçekleştirilen yasadışı gösterilere katılıp, güvenlik güçlerinin dağılın uyarılarına ve zor kullanmaya rağmen dağılmadıkları, sanıkların güvenlik görevlilerine taş atmak suretiyle mukavemette bulunan grupla birlikte hareket ettikleri iddiasıyla sanıklar hakkında yapılan yargılama sonucunda;
Sanık ... hakkında 17.11.2012 tarihinde terör örgütünün çağrısı üzerine korsan gösteriye katılıp ihtar ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar ederek 2911 sayılı Yasanın 32/1. maddesine tanımlanan suçu yine bu toplantıya taşla katılmak suretiyle 33/1 maddesine muhalefet ettiği ihtar ve zor kullanmaya rağmen kolluk görevlilerine karşı cebir ve tehdit kullanarak direnmek suretiyle TCK 265 maddesine muhalefet ettiği kabul edildiği, sanığın örgüte üye olmadan bu suçları örgüt adına işlediği kabul edilerek TCK 314/3 delaletiyle 314/2 maddesine muhalefet ettiği kabul edilerek cezalandırılmasına karar verildiği,
Dairemizce sanık ...'ın eylemleri yönünden yapılan değerlendirmede sanığın gösteri ve toplantı yürüyüşü sırasında güvenlik görevlilerine mukavemette bulunduğu tespit edildiğinden cezalandırıldığı TCK 265 maddenin TMK 4. maddesinde sayılan terör amacıyla işlenen suçlar arasında sayıldığından tarafımızın da iştirakiyle bu sanık hakkındaki hükümler OYBİRLİĞİYLE onanmıştır.
Sanık ...'ın hukuki durumu;
Sanık ...'ın 17.11.2012 tarihinde terör örgütünün çağrısı üzerine korsan gösteriye katılıp ihtar ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar ederek 2911 sayılı Yasanın 32/1. maddesine tanımlanan suçu işlediği bu suçu örgüt adına işlediği kabul edilerek TCK 220/6, 314/3 delaletiyle 314/2 maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın 17.11.2012 tarihinde "Görevi yaptırmamak için direnme suçunu işlediği iddiasıyla hakkında cezalandırılması için kamu davası açılmışsa da; sanığın yüklenen suçunu işlediği sabit olmaması nedeniyle hakkında beraat kararı verildiği tespit edilmiştir.
Dairemizce sanık ... hakkında yerel mahkemece verilen görevi yaptırmamak için direnme ve 2911 sayılı Yasanın 33/1. maddesine muhalefet suçundan verilen beraat kararının oybirliğiyle ONANMASINA,
Dairemizce sanığın kendisine isnat edilen 2911 sayılı Yasanın 32/1. maddesine tanımlanan suçu işlediği oyçokluğuyla kabul edilip kararın ONANMASINA karar verildiği,
Sanığın toplantı ve gösteri yürüyüşünde ihtar ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar etme eylemi (2911 sayılı Yasanın 32/1) eylemi örgüt adına işlediği kabul edilerek sanığın örgüte üye olmadan bu suçu örgüt adına işlediği kabul edilerek TCK 314/3 delaletiyle 314/2 maddesi uyarınca örgüt üyeliğinden verilen cezanın oyçokluğuyla ONANMASINA karar verildiği,
Sanık ...'in hukuki durumu;
Sanık ...'in 17.11.2012 tarihinde terör örgütünün çağrısı üzerine korsan gösteriye katılıp ihtar ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar ederek 2911 sayılı Yasanın 32/1. maddesine tanımlanan suçu işlediği bu suçu örgüt adına işlediği kabul edilerek TCK 220/6, 314/3 delaletiyle 314/2 maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verildiği,
Sanığın 17.11.2012 tarihinde Görevi yaptırmamak için direnme ve 2911 sayılı Yasanın 33/1 maddesine muhalefet suçunu işlediği iddiasıyla hakkında cezalandırılması için kamu davası açılmışsa da; sanığın yüklenen suçları işlediği sabit olmaması nedeniyle hakkında beraat kararı verildiği tespit edilmiştir.
Dairemizce sanık ... hakkında yerel mahkemece verilen görevi yaptırmamak için direnme ve 2911 sayılı Yasanın 33/1. maddesine muhalefet suçundan verilen beraat kararının oybirliğiyle ONANMASINA,
Dairemizce sanığın kendisine isnat edilen 2911 sayılı Yasanın 32/1. maddesine tanımlanan suçu işlediği oyçokluğuyla kabul edilip kararın ONANMASINA karar verildiği,
Sanığın toplantı ve gösteri yürüyüşünde ihtar ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar etme eylemi (2911 sayılı Yasanın 32/1) eylemi örgüt adına işlediği kabul edilerek sanığın örgüte üye olmadan bu suçu örgüt adına işlediği kabul edilerek TCK 314/3 delaletiyle 314/2 maddesi uyarınca örgüt üyeliğinden verilen cezanın oyçokluğuyla ONANMASINA karar verildiği,
Sanık ...'ın eyleminin sübuta ermediğine yönelik tespitler:
Sanık ...'a isnat edilen 2911 sayılı Yasanın 32/1 maddesine muhalefet ettiği yönündeki mahkeme ve Dairemizin kabulünün bu suçun subutuna ilişkin muhalefet görüşümüzün olduğunu, sanığa isnat edilen suçla ilgili eksik soruşturma yapıldığı, dinlenen tanık beyanlarında sanığın ne şekilde ikaz ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar ettiği yönünde bir tespit bulunmadığı nitekim mahkeme huzurunda dinlenen polis tanıklardan;
TANIK ... sicil numaralı polis memurunun mahkemede beyanında: "Ben olayı çok iyi hatırladım, sanığı da çok iyi hatırladım, sanığı ilk ve ikinci gördüğümüzde istesek alabilirdik, fakat bayan olduğu için bizim de bacımız anamız yanlışlıkla girmiş olabilir diye almadık, biz izdiham olmasın herkes dağılır diye düşündük, 3. defa gördüğümüz yerde bu sefer aldık. Bu bayanın yanında başka bayanlar da vardı, biz bu bayanın herkesi topladığını düşündük. Ben bayanın bizzat taş atarken görmedim, elinde hiçbirşey yoktu, sadece az önce belirtiğim gibi göz teması olarak insanları topladığını düşündük. Bayanın üzerinde renkli-menkli kıyafetler vardı. Bana göstermiş olduğunuz bağlar il binası önündeki sanığın görüntüsüne ilişkin fotoğraflardaki kıyafeti şuan gördüm, tam olarak buydu diyemiyorum, fakat alacalı bir kıyafetti çok insan yakalandığım için karıştırmış olabilirim, şeklinde beyanda bulunmuştur."
TANIK ... sicil numaralı polis memurunun mahkemede alınan beyanında: "Bayanı hatırladım. Bağlar Belediyesini arkasına almıştı. Bekleme yapıyordu. .... biz ara sokaklarda ring halindeydik, ara ara bayanı görüyorduk, ama tam gösterici olduğu kanaatini taşımıyorduk, daha sonra bir kez daha gördüğümüzde etrafında göstericiler vardı, ben bayanı taş atarken görmedim, bayanın elinde birşey yoktu. Bayan sadece gruplar içerisindeydi, üzerinde yöresel bir kıyafet vardı." Şeklinde beyanda bulunmuştur.
TANIK ... sicil numaralı polis memurunun mahkemede alınan beyanında: "Ben olayı hatırladım, ben ayrıca sanığı da şuanda gördüm, kendisini hatırladım, bize karşı yoğun taşlama olayı vardı, biz grupları kovaladık ve şahsı kovaladığımı grup içerisinde olduğu için aldık, ben şahsı taş atarken gördüm, şahsı yakalarken bize herhangi bir tepkisi olmadı, ben şahsın üzerinde hangi kıyafet olduğunu şuanda hatırlamıyorum ve şahsın hangi cadde üzerinde ve ne şekilde olduğunu hatırlamıyorum." dedi. (Mahkemece bu tanığın sanığın elinde taş gördüm. Bize attı yönündeki beyanları kabul edilmediği zira sanığın görevli memura direnme ve taşla toplantı ve gösteriye katıldığına yönelik beyanı kabul edilmeyerek TCK 265 ve 2911 sayılı Yasanın 33/1 maddesine muhalefet suçlarından beraat kararı verdiği, mahkemece verilen bu beraat kararının Dairemizce onandığı tespit edilmiştir.)
Sanığın savunmasında Bağlar belediyesinde temizlik işçisi olarak olay günü asfaltta çalıştığını, saat 10.00'da paydos edip saat 13.00'de yeniden işbaşı yaptıklarını, olay günü kendisinin bulunduğu yere gönderildiğini, temizlik işi vardır diye düşündüğünü bu amaçla gittiğini, yakasında personel kartının olduğunu, bulunduğu yere gittiğinden polisler olduğunu, herhangi bir eylemden haberi olmadığını, olaylardan uzak durduğunu, kesinliklikle olaylara katılmadığını beyan ettiği,
TANIK ... ve TANIK ... sicil numaralı polis memurları beyanlarında sanığın toplantı ve gösteri yürüşüne katılıp ihtar ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar ettiği yönünde bir beyanlarının olmadığı üçüncü tanığın (TANIK ...) beyanı ise mahkemece bu tanığın sanığın elinde taş gördüm. Bize attı yönündeki beyanları kabul edilmediği zira sanığın görevli memura direnme ve taşla toplantı ve gösteriye katıldığına yönelik beyanı kabul edilmeyerek TCK 265 ve 2911 sayılı Yasanın 33/1 maddesine muhalefet suçlarından beraat kararı verdiği, mahkemece verilen bu beraat kararının Dairemizce onandığı tespit edilmiştir. Bu durumda sanığın ihtar ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar ettiğine yönelik bir tespit, beyan, görüntü olmadığından isnat edilen sübuta ermediği gözönüne alınarak beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Sanık ...'in eyleminin sübuta ermediğine ilişkin tespitler;
Sanık ...'in 17.11.2012 tarihinde terör örgütünün çağrısı üzerine korsan gösteriye katılıp ihtar ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar ederek kolluk görevlilerine karşı cebir ve tehdit kullanarak direndiği, olay tarihinde görevlilerce yakalandığı, hakkında yapılan yargılama sonucunda sanığın 17.11.2012 tarihinde "Görevi yaptırmamak için direnme ve 2911 sayılı Yasanın 33/1 maddesine muhalefet suçunu işlediği iddiasıyla hakkında cezalandırılması için kamu davası açılmışsa da; sanığın yüklenen suçları işlediği sabit olmaması nedeniyle hakkında beraat kararı verildiği tespit edilmiştir. Bu beraat kararlarının Dairemizce onanmasına karar verilmiştir. Sanığın savunmasında olay tarihinde işlettiği internet cafenin kepenklerini kapatıp eve giderken önünde bulunan sokağın diğer köşesinde iki tane polis memurunun çıktığının arkasından da akli dengesi olmayan bir şahsın gelip gittiğini bu arada polislerin bunun üzerine çullandığını, arbede olunca geri dönüp giderken polis memurlarının ateş ettiğini gaz bombası ile vurulduğunu anladığını, kendisinin herhangi bir olaya katılmadığını, kolluk kuvvetinin kolundan yaralanmasına sebebiyet verdiği için kendilerine biber gazının koluna değilde başına gelebileceğini söylediğini ve haklarında suç duyurusunda bulunacağını söylemesi üzerine bu suçlamaların kendisine isnat edildiğini, olay günü dükkanında elektrikler kesilince çıkmaya karar verdiğini, olaylara katılmadığını sadece dışarı çıkmanın dışında bir hatasının bulunmadığıını beyan etti.
TANIK (...) sicil numaralı polis memurunun mahkemedeki beyanında; "Ben olay gününü hatırladım, ayrıca sanığı da simaen hatırladım, o gün orada kepenk kapatma eylemi vardı, uyarmamıza rağmen şahıslar dağılmadı, bizde gaz kullandık, ara sokaklara dağıldılar, ara sokağa girdiğimizde şahsı kovalamaca sonucu yakaladık, şahıs kaçıyordu, yakalandığında kolunda kan damlıyordu, şahıs kolunu tutuyordu ...... şahsı bize taş atan grubun içinde gördüm. Ancak bize taş attığını görmedim. Bana hakaret vari el kol hareketlerini görmedim." Şeklinde beyanda bulunduğu,
Sanığın olaylara katıldığına dair henhangi bir görüntü kayıtları bulunmadığı sanığın savunmasının aksine kendisine isnat edilen yasadışı gösteriye katılıp ihtar ve zor kullannmaya rağmen dağılmamakta ısrar ettiğine dair herhangi bir tespit ve delil tespit edilemediği zira sanığın kamu görevlilerine mukavemet etmediği, (TCK 265) taş ve benzeri aletle gösteri ve toplantı yürüyüşüne katılmadığı (2911 S.Y. 33 madde) mahkemece tespit edilip hakkında beraat kararı verildiği tespit edilmiştir. Dolayısıyla sanğın kendisine isnat edilen suçları işlediğine dair her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
2911 sayılı Yasanın 32/1. maddesine tanımlanan suçu işlediği bu suçu örgüt adına işlediği kabul edilerek TCK 220/6, 314/3 delaletiyle 314/2 maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verildiği,
Örgüte Üye Olmamakla Birlikte Örgüt Adına Suç İşleyen Failin Örgüt Üyesi Gibi Cezalandırılabilmesi İçin İşlemiş Olduğu Suçun 3713 Sayılı Yasanın 4. maddesinde Sayılan Suçlardan Olması Gerekir mi?
Sanıklar ... ve ...'in terör örgütü üyeliğine kaynak suç kabul edilen 2911 sayılı Yasanın 32. maddesine muhalefet suçu, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun, "terör amacıyla işlenen suçlar" başlıklı 4. maddesinde sayılan suçlardan bulunmadığı tespit edildiği;
Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen failin örgüt üyesi gibi cezalandırılması için işlemiş olduğu suçun 3713 sayılı Yasanın 4. maddesinde sayılan suçlardan olması gerektiği,
Terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen failin 3713 sayılı yasanın 4. maddesinde sayılan suçlardan birini işlemesi gerekir.
3713 sayılı TMK'nın Terör amacı ile işlenen suçlar başlıklı 4. maddesi:
Aşağıdaki suçlar 1'inci maddede belirtilen amaçlar doğrultusunda suç işlemek üzere “kurulmuş bir terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlendiği takdirde”, terör suçu sayılır:
a)Türk Ceza Kanununun 79, 80, 81, 82, 84, 86, 87, 96, 106, 107, 108, 109, 112, 113, 114, 115, 116, 117,118, 142, 148, 149, 151, 152, 170, 172, 173, 174, 185, 188, 199, 200, 202, 204, 210, 213, 214, 215, 223, 224, 243, 244, 265, 294, 300, 316, 317, 318 ve 319'uncu maddeleri ile 310'uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan suçlar.
b)10.07.1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan suçlar.
c)31.08.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110'uncu maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları.
ç)10.07.2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.
d)Anayasanın 120'nci maddesi gereğince olağanüstü hal ilan edilen bölgelerde, olağanüstü halin ilanına neden olan olaylara ilişkin suçlar.
e)21.07.1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 inci maddesinde tanımlanan suç) şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Görüldüğü gibi kanun koyucu terör amacıyla işlenen suçları tek tek katalog olarak saymıştır.,
Kanun koyucu TMK'nın 4 maddesinde TCK'da düzenlenen bazı suçlar yanında 5 tane özel yasa sayılmasına rağmen 2911 sayılı toplantı ve gösteri yürüyüşleri Kanunu bu suçlar arasında sayılmamıştır. Kanun koyucu esas itibariyle Anayasamızda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde ve 2911 sayılı Yasada düzenlenen ifade özgürlüğü, toplanma ve örgütlenme özgürlüğü kapsamındaki Uluslararası taahhütlerine aykırılık teşkil etmemesi düşüncesiyle ifade ve toplanma ve örgütlenme özgürlüğünü düzenleyen 2911 sayılı toplantı ve gösteri yürüyüşleri Kanunu katalog suçlar arasında sayılmamıştır.
Türk Ceza Kanunundaki ilgili düzenlemeler
Ceza Kanununun amacı
MADDE 1. - (1) Ceza Kanununun amacı; kişi hak ve özgürlüklerini, kamu düzen ve güvenliğini, hukuk devletini, kamu sağlığını ve çevreyi, toplum barışını korumak, suç işlenmesini önlemektir. Kanunda, bu amacın gerçekleştirilmesi için ceza sorumluluğunun temel esasları ile suçlar, ceza ve güvenlik tedbirlerinin türleri düzenlenmiştir.
Suçta ve cezada kanunîlik ilkesi
MADDE 2. - (1) Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz.
(3) Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.
Suç işlemek amacıyla örgüt kurma
MADDE 220. -
(6) Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca örgüte üye olmak suçundan dolayı cezalandırılır.
Silahlı örgüt
MADDE 314. - (1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silâhlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.
(3) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır.
Uluslararası ve ulusal yasal düzenlemelere bakıldığında gerek Türkiye Cumhuriyeti Anayasası gerek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, toplantı ve gösteri yürüyüşleri hakkının “demokratik bir toplumda gerekli olma” kriteri gözetilmek şartıyla, kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın ya da ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla sınırlanabileceğini düzenlemektedir. Bununla birlikte soyut bir kamu düzeni ve kamu güvenliği tehlikesine dayanarak toplantı ve gösteri yürüyüşü yasaklanmamalı, göstericilerin saldırgan ve tehdit edici herhangi bir davranış sergileyip sergilemedikleri tespit edilmelidir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 10/1 maddesinde düzenlenen görev ve sorumluluklarda yüklenen bu özgürlüklerin kullanılmasıyla ilgili 10/2 maddede sınırlandırmalar getiren kriterler ilgili verdiği;
-Gül ve diğerleri-Türkiye No:4870/2, 8/6/2010- “Kamu güvenliğin korunması, kamu düzenini sağlanması”
-Belek ve Velioğlu-Türkiye No:44227/4, 6/10/2015- “Kamu güvenliğinin korunması, düzenin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi”
-Erbakan-Türkiye No:59405/0, 6/6/2006- “Kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, ahlakın korunması ve özellikle de başkalarının haklarının korunması”
-Jersild-Danimarka[BD], No:15890/89, 23/9/1994- “Başkalarının haklarının korunması”
kararlarında sınırlandırmalarda belirtilen kriterlerin sınırlarının ne olduğu açıklanmıştır.
Gerek Anayasa 34/2 gerekse AİHS madde 10/2 düzenlenen görev ve sorumluklarda yükleyen bu özgürlükleri kullanılması “yasayla öngörülen” sınırlamalara ve yaptırımlara tabi tutulabilir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, içtihatlarındaki “yasayla öngörülen” kavramından ne anlaşılmalıdır sorusuna Sunday Times- Birleşik Krallık no:6538/74, 26.04.1979 tarihli sayılı kararında cevap vermiştir.
-Ulaşılabilir,
-Öngörülebilir... olması gerekir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ...- Türkiye (TCK m. 301), No:27520/07, 25/10/2011, ... ve diğerleri - Türkiye (Internet), No:48226/10, 01.12.2015 tarihli kararlarında yasaların öngörülebilir ve ulaşılabilir olmadığı sonucuna ulaşarak ihlal kararları vermiştir.
Yine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, sözleşmenin 10. maddesinde düzenlenen görev ve sorumluluklar yükleyen bu özgürlüklerin kullanılması “demokratik bir toplumda (...) gerekli olan” sınırlamalara veya yaptırımlara tabi tutulabilir.
Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ifade özgürlüğü ve toplantı ve gösteri hakkı ile ilgili olarak kararlarında uyguladığı kriterler birlikte değerlendirildiğinde kanun koyucumuz TMK 4. maddede sayılan adi suçların kurulmuş bir terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlendiği takdirde terör amacıyla işlenen suç sayılacağını kabul edip; bu suçları katalog halinde tek tek saymıştır. 2911 sayılı toplantı ve gösteri yürüyüşü kanunun muhalefet suçlarını bu maddede saymamıştır.
Bununla birlikte aynı Kanunda düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşleri sırasında kolluğa direnme çekim yapan kolluk görevlilerini engelleme(TCK 265), yürüyüş sırasında silah taşıma(6136 sayılı yasaya SM), mala zarar verme (TCK151, 152), izinsiz tehlikeli madde bulundurma (TCK 174) eylemlerinin “düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle” işlenmediğinde şüphe yoktur. Ancak, toplantı ve gösteri yürüyüşü sırasında bu eylemlerin gerçekleşmiş olması toplantı ve gösteri yürüyüşünü sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemi olduğunu gerçeğini de değiştirmeyecektir (Ceza Genel Kurulu 16.09.2014 tarih, 2014/9-147-376 sayılı kararı)
Görüldüğü üzere 2911 sayılı Kanunun asıl olarak toplantı ve gösteri yürüyüşlerine katılmayı düzenleyen gerek 32/1 gerekse 33/1 maddelerinde toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılmanın yanında gerçekleştirilen diğer fiillerin başka suçları oluşturması halinde gerçek içtima kuralları uygulanarak cezalandırılması gerektiğinde sadece toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılma kapsamında kalan eylemelere ilişkin bölümün düşünce ve kanaat açıklama yöntemi olduğu kabul edilmelidir. (Ceza Genel Kurulu 11.07.2014 tarihli 2013/9-386-353, 16.09.2014 tarih 2014/9-96-375 sayılı kararı)
Dolayısıyla kanun koyucu esas itibariyle Anayasamızda düzenlenen yine Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde yer alan ve Anayasamızın 90/5 de güvence altına alınan ve kanunlarımızın üstünde olduğu kabul edilen düzenlemelere, ifade özgürlüğü ve toplanma ve gösteri özgürlüğüne aykırılık teşkil etmemesi için diğer özel yasaları saydığı halde toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanunu özellikle TMK 4. maddede saymamıştır. Dolayısıyla 3713 sayılı Yasanın 4. maddesinde sayılmayan bir suçu örgüt adına işlenmiş terör suçu olarak kabul etmek gerek kanunlarımızda gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve yine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararlarına aykırıdır. İkinci aykırılık unsuru ise toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılan ve bu hakkını kullandığını düşünen kişinin kanunda “ulaşılabilir ve öngörülebilir” şekilde düzenlenmeyen TCK'nın 220/6 ve 314/3 maddesi delaletiyle TCK'nın 314/2 maddesinde düzenlenen terör örgütü üyesi olarak cezalandırılması mümkün değildir.
Şekilde olursa olsun, örgütün hayatta kalmasına veya güçlenmesine katkı sağlayacak biçimde örgüt adına suç işlemesini önlemek olduğu söylenebilir. Yine, bu hükmün düzenleniş amacının kamu barışını bozan suçlarla etkin mücadele etme gayesi olduğu da söylenebilir.
Ancak kanun koyucu burada tercihini yaparak hangi suçların terör amacıyla işlenebilen suçlar olduğunu tek tek katalog halinde saymak suretiyle bunun dışındaki suç tiplerini bu kapsamda kabul etmemiştir. Zira kanun koyucu 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 3. maddesinde, Türk Ceza Kanununun 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315, 320. maddeleriyle 310. maddenin 1. fıkrasında yazılan suçları doğrudan terör suçları olarak tanımlamıştır. Terör amacıyla işlenen suçları ise 4. maddede katalog halinde tek tek saymıştır. Kanuni sistematik göz önüne alındığında TCK'nın 314. maddesi, TCK'nın 220. maddesine göre daha özel bir düzenlemedir. TMK'nın 4. madde ise TCK'nın 314. maddesine göre daha özel düzenlemedir. Kanun koyucu TMK'nın 4. maddesinde katalog suç sistemini kabul ederek iradesini açıkça ortaya koymuştur. TCK'nın 2/3 maddesindeki düzenlemede olduğu gibi “kanunların suç ve ceza içeren hükümlerin uygulamasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz” hükmü de göz önüne alındığında TMK'nın 4. maddesinde sayılan suçlar dışındaki suçların terör amacıyla işlenen suç kategorisine sokulmadığı için bu suçların örgüt adına işlendiği kabul edilerek örgüt üyeliğinden ceza verilmesi mümkün değildir. Bunun dışında kanun koyucu 3713 sayılı Yasada yapılan değişiklerle ifade özgürlüğü ve toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının bu düzenleme kapsamında olmadığı belirtmiştir. 3713 sayılı Yasada değişiklik yapan 5532 sayılı Yasanın gerekçesi üzerinden kamuoyunda suçların kapsamının geniş olduğu eleştirileri üzerine tasarının değiştirilmiş olması ve yasanın genel gerekçesi dikkate alındığında terör suçlarında örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen failin örgütü üyesi olarak cezalandırılabilmesi için işlemiş olduğu suçun 3713 sayılı Yasanın 4. maddesinde sayılan suçlardan olması gerektiği, işlenen suçun örgütün amacı doğrusunda yaptığı çağrı sonucunda işlenmesi gerektiği, terör amacıyla işlenen suçlarda yasada tek tek sayıldığına göre bu sayılan suçların dışındaki suçların terör amacıyla veya terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlenebileceğini kabulünün mümkün olmadığı bu nedenle de terör amacıyla veya terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlenemeyecek bir suç işleyen failin terör örgütü üyesi gibi cezalandırılması mümkün değildir (Prof. Dr. Feridun Yenisey, Doç. Dr. Namık Kemal Topçu, Yrd. Doç. Dr. Önder Tozman, Yrd. Doç Dr. Kemal Şahin, Örgütlü suçlar ve terör suçları- Avrupa Konseyi Ortak Projesi, adı geçen eser s. 157, 158)
"Madde 220/6'nın tatbiki için örgüt adına işlenen eylemler suç duyurusunda bulunması yetmez, dava açılıp cezalandırılmalıdır...Sanığın TCK 220/6 hükmünden sorumlu tutulabilmesi için eylemin örgüt adına işlendiğinin ispatı gerekir.", "Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen suç işleyen kişi ayrıca örgüte üye olmak suçunda cezalandırılabilmesi için işlediği Mahkeme kararıyla tespit edilen suç olmalıdır." (Prof. Dr. Feridun Yenisey, Doç. Dr. Namık Kemal Topçu, Yrd. Doç. Dr. Önder Tozman, Yrd. Doç Dr. Kemal Şahin, Örgütlü suçlar ve terör suçları- Avrupa Konseyi Ortak Projesi, adı geçen eser s. 157, 158)
Kanun koyucu TMK'nın 4 maddesinde TCK'da düzenlenen bazı suçlar yanında 5 tane özel yasa sayılmasına rağmen 2911 sayılı toplantı ve gösteri yürüyüşleri Kanunu bu suçlar arasında sayılmamıştır. Kanun koyucu esas itibariyle Anayasamızda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde ve 2911 sayılı Yasada düzenlenen ifade özgürlüğü, toplanma ve örgütlenme özgürlüğü kapsamındaki Uluslararası taahhütlerine aykırılık teşkil etmemesi düşüncesiyle ifade ve toplanma ve örgütlenme özgürlüğünü düzenleyen 2911 sayılı toplantı ve gösteri yürüyüşleri Kanunu katalog suçlar arasında sayılmamıştır.
Dolayısıyla TMK'nın 4. maddesinde sayılmayan bir suçu örgüt adına işlenmiş terör suçu kabul ederek ayrıca örgüt üyeliğinden cezalandırılmasına karar verilmesi “suçta ve cezada kanunilik ilkesi”ne (kanunsuz suç ve ceza olmaz) aykırıdır. İkinci aykırılık unsuru ise toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılan ve bu hakkını kullandığını düşünen kişinin kanunda “ulaşılabilir ve öngörülebilir” şekilde düzenlenmeyen TCK'nın 220/6 ve 314/3 maddesi delaletiyle TCK'nın 314/2 maddesinde düzenlenen terör örgütü üyesi olarak cezalandırılması mümkün değildir.
Sanığa isnat edilen toplantı ve gösteri yürüyüşünde ihtar ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar etme eyleminin ne şekilde gerçekleştiği tespit edilemediği eylemin sübuta ermediği, savunmanın aksine suçun işlendiğine dair yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığından sanık ... ile ...’in bu suçlardan beraatleri yerine mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Örgüt adına suç işleme suçunun ise kaynak kabul edilen 2911 sayılı Yasanın 32/1 maddesine muhalefet suçunun unsurlarının oluşmaması ve bu suçun TMK 4. maddesinde terör amacıyla işlenen suçlar arasında sayılmaması toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılan bu hakkını kullandığını düşünen kişinin kanunda “ulaşılabilir ve öngörülebilir şekilde” düzenlenmeyen TCK’nın 220/6 ve 314/3 delaletiyle TCK’nın 314/2 maddesinde düzenlenen örgüt üyesi olarak cezalandırılması yönündeki mahkeme kararı ve Dairemizin kararı, Anayasa, AİHS, yasalarımız ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararlarına aykırıdır. Bu nedenle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Ceza Hukuku Genel Hükümler
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) normatif hedefleri ve ceza hukukunun teleolojik kapsamı göz önüne alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi kanunun birincil amacını en doğru ve kapsamlı şekilde tanımlamaktadır?
A) Suç işleyen kişi hakkında, işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunmasını temin etmek.
B) Ceza muhakemesi sürecine katılan kişilerin hak, yetki ve yükümlülüklerini düzenleyerek adil bir yargılamanın usuli çerçevesini oluşturmak.
C) Kişi hak ve özgürlükleri, kamu düzeni ve güvenliği, hukuk devleti, kamu sağlığı, çevre ve toplum barışı gibi temel hukuki değerleri korumak ve suç işlenmesini önlemek.
D) Özel ceza kanunları ve ceza içeren diğer kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanacak genel hükümleri belirleyerek ceza hukukunda normatif birliği sağlamak.
E) Cezai konularda yabancı devletlerle yapılacak adli iş birliğinin usul ve esaslarını düzenleyerek uluslararası alanda etkinliği artırmak.
Bu maddeyle ilgili 5 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.