5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 104

Türk Ceza Kanunu 104. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 104- (1) Cebir, tehdit ve hile olmaksızın, onbeş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, şikayet üzerine, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.[49] (2) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 23/11/2005 tarihli ve E: 2005/103, K: 2005/89 sayılı kararı ile; Yeniden düzenleme: 18/6/2014-6545/60 md.) Suçun mağdur ile arasında evlenme yasağı bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın, on yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (3) (Ek: 18/6/2014-6545/60 md.) Suçun, evlat edineceği çocuğun evlat edinme öncesi bakımını üstlenen veya koruyucu aile ilişkisi çerçevesinde koruma, bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın ikinci fıkraya göre cezaya hükmolunur. Cinsel taciz

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

97 karar eşleşti
Ceza Genel Kurulu, 2023/135 E., 2023/231 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza
maddeleri ile 5237 sayılı Kanun'un 102, 103, 104 ve 105. maddelerinde yer alan cinsel dokunulmazlığa karşı suçların yeniden düzenlenmesi karşısında;
Ceza Genel Kurulu         2023/135 E.  ,  2023/231 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2020/27127 YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 154-325 I. HUKUKÎ SÜREÇ Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan suça sürüklenen çocuk ...'ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1-a maddesi delaletiyle 103/2, 103/6, 31/3, 62 ve 63. maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba; sanık ...'un ise aynı suçtan TCK'nın 103/1-a maddesi delaletiyle 103/2, 103/6, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanun'un 109/1, 109/3-b-f, 109/5, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, her iki suç yönünden hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin İskenderun 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 14.11.2013 tarihli ve 100-270 sayılı hükümlerin suça sürüklenen çocuk ve sanık müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 23.02.2015 tarih ve 9027-2052 sayı ile; "Sanıkların, mağdurede akıl hastalığı bulunduğunu bilmediklerini beyan etmeleri karşısında, Adli Tıp 6. İhtisas Kurulunun 31.07.2013 tarihli raporuyla mağdurede saptanan orta-hafif derecede zekâ geriliği rahatsızlığının hekim olmayanlarca anlaşılıp anlaşılmayacağı hususunda ek rapor alındıktan sonra sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilmesi yerine eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi, Hükümden sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 58, 59, 60 ve 61. maddeleri ile 5237 sayılı Kanun'un 102, 103, 104 ve 105. maddelerinde yer alan cinsel dokunulmazlığa karşı suçların yeniden düzenlenmesi karşısında; 5237 sayılı TCK'nın 7/2. madde-fıkrasındaki 'Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.' hükmü gözetilerek, lehe olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın, denetime imkân verecek şekilde kararda gösterilmesi suretiyle yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması," nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan Yerel Mahkemece 03.12.2015 tarih ve 154-325 sayı ile suça sürüklenen çocuğun beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan TCK'nın 103/1-a maddesi delaletiyle 103/2, 103/6, 31/3, 62 ve 63. maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba; sanığın aynı suçtan TCK'nın 103/1-a maddesi delaletiyle 103/2, 103/6, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise TCK'nın 37. maddesi delatiyle 109/1, 109/3-b-f, 109/5, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve her iki suç yönünden hak yoksunluğuna karar verilmiş, bu hükümlerin de suça sürüklenen çocuk ve sanık müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 20.12.2016 tarih ve 7450-8623 sayı ile; "... Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 28.08.2015 tarihli raporunda, mağdurede hafif-orta derecede zekâ geriliği saptandığı, kendisinde mevcut olan zekâ geriliğinin hekim olmayanlarca anlaşılamayabileceği ancak yakın çevresinde yaşayanlar ile kendisini tanıyanlarca ve tekrarlayan görüşmelerle anlaşılabileceğinin belirtildiği ve dosya kapsamında göre sanıklar ile suça sürüklenen çocuğun, onbeş yaşını tamamlamakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan mağduredeki zekâ geriliğini bildiklerine dair dosyaya yansıyan yeterli delil bulunmadığı anlaşılmakla, sanıkların eylemlerinin TCK'nın 104/1, 234/3. maddelerinde düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki, çocuğun kaçırılması ve alıkonulması, suça sürüklenen çocuğun eyleminin ise TCK'nın 104/1. maddesinde yer alan reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde hükümler kurulması," isabetsizliğinden suça sürüklenen çocuk yönünden oy birliği, sanık bakımından ise oy çokluğu ile bozulmasına karar verilmiş, Daire Üyeleri ... ve ...; “... Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 28.08.2015 tarihli raporunda, mağdurede hafif-orta derecede zekâ geriliği saptandığı, kendisinde mevcut olan zekâ geriliğinin hekim olmayanlarca anlaşılamayabileceğinin ancak yakın çevresinde yaşayanlarca, kendisini tanıyanlarca ve tekrarlayan görüşmelerle anlaşılabileceği belirtilmesi, mağdure ile sanık ...'in olaydan önce birçok kez buluşup görüştüklerini ifade etmeleri ve mesaj tutanakları karşısında, sanık ...'in mağdurede bulunan zekâ geriliğini bilmesi gerektiği” düşüncesi ile karşı oy kullanmışlardır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 16.02.2017 tarih ve 174711 sayı ile; sanık ve suça sürüklenen çocuğun katılan mağdurun zekâ geriliğini bildikleri gerekçesiyle itiraz kanun yoluna başvurmuş, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 25.04.2017 tarih, 1379-2229 sayı ve sanık yönünden oy çokluğu ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca 16.04.2019 tarih ve 743-327 sayı ile itiraz değişik gerekçeyle kabul edilmek suretiyle Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 20.12.2016 tarihli ve 7450-8623 sayılı bozma kararının kaldırılmasına ve gerekçeli kararların Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına tebliğinin sağlanması için dosyanın Özel Daireye gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmiş; Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 26.11.2019 tarih ve 6409-12738 sayı ile söz konusu tebligat eksikliğinin usulüne uygun şekilde ikmalinden ve verildiği takdirde temyiz ve cevap dilekçelerinin eklenip hükümlerin temyizi hâlinde bu hususta ek tebliğname düzenlendikten sonra iade edilmek üzere esası incelenmeyen dosya, Yerel Mahkemeye gönderilmek amacıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edilmiş; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin işlerini devralan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 14.06.2022 tarih ve 12482-6030 sayı ile; süresinde yapılmayan temyiz istemi reddedildikten sonra sanık ve suça sürüklenen çocuk müdafilerinin temyiz istemlerinin yeniden incelenmesi sonucunda; "... Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 28.08.2015 tarihli raporunda, mağdurede hafif-orta derecede zekâ geriliği saptanıp, kendisinde mevcut bu durumun hekim olmayanlarca anlaşılamayabileceği ancak yakın çevresinde yaşayanlar ile kendisini tanıyanlarca ve tekrarlayan görüşmelerle anlaşılabileceğinin belirtilmesi ve dosya kapsamına göre sanık ile suça sürüklenen çocuğun, olay tarihinde on beş yaşını tamamlamakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan mağduredeki zekâ geriliğini bildiklerine dair dosyaya yansıyan her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığının anlaşılması karşısında, mevcut hâliyle sanığın sübuta eren eylemlerinin TCK'nın 104/1, 234/3. maddelerinde düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki, çocuğun kaçırılması ve alıkonulması, suça sürüklenen çocuğun eyleminin ise aynı Kanun'un 104/1. maddesinde yer alan reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde hükümler kurulması," isabetsizliğinden suça sürüklenen çocuk yönünden oy birliği, sanık bakımından ise oy çokluğu ile bozulmasına karar verilmiş, Daire Üyesi ...; "... Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 28.08.2015 tarihli raporunda, mağdurede hafif-orta derecede zekâ geriliği saptandığı, kendisinde mevcut olan zekâ geriliğinin hekim olmayanlarca anlaşılamayabileceğinin ancak yakın çevresinde yaşayanlarca, kendisini tanıyanlarca ve tekrarlayan görüşmelerle anlaşılabileceği belirtilmesi, mağdure ile sanık ...'in olaydan önce ...'in beyanına göre 1 yıldan fazla süredir görüşüp birçok kez buluştukları ve mesajlaştıklarını ifade etmesi karşısında sanık ...'in mağdurede bulunan zekâ geriliğini bilmesi gerektiğinden, sayın çoğunluğun ...'in de mağduredeki zekâ geriliğine dair görüşüne katılmadığımdan ...'e verilen nitelikli cinsel istismar cezasının onanması gerektiği," düşüncesi ile karşı oy kullanmıştır. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 10.09.2022 tarih ve 27127 sayı ile; "1- İtirazın konusu, sanık ... ve SSÇ ...'ın, mağdurenin fiile mukavemetini ruhsal yönden imkânsız kılan zekâ geriliğini bilerek atılı suçları işledikleri ve bu kişiler yönünden hükümlerin onanması gerektiğine ilişkindir. 2- Suç tarihinde; sanıklar ile SSÇ'nin 15-18 yaş aralığında bulunan ve ayrıca ve kendisinde mevcut orta düzeyde zekâ geriliği nedeni ile kendisine yönelik gerçekleşen cinsel istismar eyleminin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve eyleme karşı mukavemet yeteneği bulunmayan mağdure ...'yu SSÇ ...'ın ailesine ait olan ... ilçesindeki eve götürdükleri, bu evde mağdure ile önce SSÇ ...'ın, ardından ...'un ve sanık ...'un vücuda organ sokmak suretiyle cinsel ilişkiye girdikleri dosya kapsamı ile sabittir ve bu konuda Yüksek Daire ile Başsavcılığımız arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Yüksek Daire ile Başsavcılığımız arasındaki uyuşmazlık sanık ... ve SSÇ ...'ın mağdurenin kendisine yönelik cinsel istismar fiiline ruhsal yönden mukavemetini engelleyecek düzeyde olduğu saptanan zekâ geriliğini bilebilecek durumda olup olmadıklarına, dolayısı ile eylemlerinin niteliğinin ne olduğuna ilişkindir. Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 31.07.2013 tarihli ve 3021 karar sayılı mütalaasında; mağdure ...'nun hafif-orta düzeyde zekâ geriliğinin bulunduğunun, zekâ geriliğinin olayın hukuki anlam ve sonuçlarını kavramasını ve fiile ruhsal yönden mukavemet etmesini engelleyecek mahiyet ve derecede olduğunun, mağdurede tespit edilen travma sonrası stres bozukluğu nedeniyle ruh sağlığının bozulduğunun oy birliği ile mütalaa olunduğu, Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 28.08.2015 tarihli ve 3584 karar sayılı mütalaasında; mağdurede hafif-orta derecede zekâ geriliği saptandığı, kendisinde mevcut olan zekâ geriliğinin hekim olmayanlarca anlaşılamayabileceği ancak yakın çevresinde yaşayanlar ile kendisini tanıyanlarca ve tekrarlayan görüşmelerle anlaşılabileceğinin oy birliği ile mütalaa olunduğu anlaşılmıştır. Sanık ...'un, duruşmada mağdure ile olan tanışıklığını tarif ederken 'Benim mağdure ile yaklaşık 1 yılı aşkın zamandır arkadaşlığım vardı, kendisi ile telefonda mesajlaşır, 3-4 ayda bir de yüzyüze görüşürdük.' şeklinde beyanda bulunduğu, keza 22.05.2012 günü Cumhuriyet savcısına verdiği ifadede de 'Karakoldaki ifademde belirttiğim gibi yaklaşık bir yıl dört aydır ... ile bir arkadaşlığım vardı. Sık sık kendisi ile telefonla mesajlaşırdık. Üç dört ayda bir de görüşürdük.' şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır. SSÇ ... ise mağdure ile olan tanışıklığını duruşmada 'Mağdure ile daha önce arkadaşım ... aracılığı ile tanıştık, daha sonra mağdurenin beni Facebook'ta arkadaşı olarak eklediğini gördüm, ben de arkadaşlığını kabul ettim, kendisi ile yaklaşık 1 ay kadar Facebook'ta görüştük, mağdure Facebook profilinde 1992 doğumlu olarak görünüyordu, daha sonra kendisi ile sahilde buluştuk, biraz gezdikten sonra ayrıldık, daha sonra birkaç kez kendisi ile buluşup aynı şekilde dolaştık, olay tarihinde mağdure ile buluşup halk otobüsü ile ...'de bulunan yayla evine gittik.' şeklinde, 22.05.2012 günü Cumhuriyet savcısına verdiği ifadede 'Bundan yaklaşık 7 ay kadar önce sahilde arkadaşım ..., ... ve ben dolaşıyorduk. O sırada ... ile tanıştık. Eve gittiğimde Facebook'ta bana arkadaşlık teklifinde bulunmuş. Ben de kabul ettim. Facebook'ta yaklaşık bir ay kadar yazışmamız oldu. Profilimde 1992 doğumlu olduğu gözüküyordu. Bir ayın sonunda sahilde buluştuk. Biraz gezdik. Sonra ayrıldık. Buluştuğumuz gün Cumartesi günüydü. Bu kez pazar günü de buluştuk. Sahilde dolaşıyorduk. Ağabeyinin görebileceğini söyleyerek daha sakin bir yere gitmek istedi. Bana sohbet arasında daha önceki erkek arkadaşının kendisini gece kulübüne götürdüğünü, içeceğine ilaç attığını ve ırzına geçtiğini anlatmıştı. Mahalleden arkadaşlarımın tamamı bu kızı tanıyorlarmış. Hatta bu kız ile çıkmamı yadırgadılar. Ayıp sana şeklinde sözler de söylediler.' şeklinde tanımladığı anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere sanık ... ve SSÇ ...'ın mağdure ile tanışıklıklarının onun zekâ geriliğinin bilebilecek derecede eskiye dayandığı, keza aralarında tekrarlayan görüşmeler olduğu, SSÇ'nin mahalledeki arkadaşları vasıtası ile de mağdure hakkında malumat sahibi olduğu, olay tarihindeki hareket tarzlarına bakıldığında; mağdureyi ...'deki yazlık evlerine götüren SSÇ'nin sanık ...'i arayarak 3-4 saat sonra onun da gelmesinin söylediği, ...'in ise tanık ...'e gidip mağdureyi kastederek 'Sana bir sürprizim var.' diyerek tanıktan kendisi ile gelmesinin istediği, daha sonra aracı olan, hakkındaki bozma kararına itiraz edilmeyen diğer sanık ...'u alarak olay mahalline gittiği, sanık ... ve SSÇ'nin diğer sanık ile tanık ...'u da mağdure ile ilişkiye girmeye teşvik ettikleri, bu şekilde ortaya çıkan hareket tarzlarının hem sanık ... hem de SSÇ ...'nin mağdurenin durumundan faydalanabileceklerini bildiklerine ve bu şekilde planlı hareket ettiklerine delalet ettiği düşüncesine varılmıştır. 3- Olayın oluş şekli ve sanık ... ile SSÇ ...'nin mağdure ile ilişkilerinin eskiye dayanıyor olması, mağdure ile tekrarlayan görüşmelerinin bulunması karşısında, mağdurenin zekâ geriliğini bildiklerinin kabul edilmesi ve haklarındaki mahkûmiyet hükümlerinin onanması gerektiği," görüşüyle 16.02.2017 tarihli ve 174711 sayılı itirazında yer verdiği aynı gerekçelerle itiraz kanun yoluna başvurmuştur. CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 13.12.2022 tarih, 12091-11363 sayı ve sanık yönünden oy çokluğu, suça sürüklenen çocuk yönünden ise oy birliğiyle itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU Suça sürüklenen çocuk ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar itirazın reddedilmesi suretiyle kesinleşmiş, inceleme dışı sanık ... hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen mahkûmiyet hükümleri ise Özel Dairece bozulmuş olup itirazın kapsamına göre inceleme; sanık ... hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçları ile suça sürüklenen çocuk ... hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın ve suça sürüklenen çocuğun katılan mağdurda bulunan zekâ geriliğini bilip bilmediklerinin belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Suç tarihi itibarıyla sanığın 19 yaş 11 aylık, suça sürüklenen çocuğun 16 yaş 2 aylık, katılan mağdurun ise 15 yaş 7 aylık olduğu, ortaokul mezunu olan sanığın, babasına ait olan fırında çalıştığı, suça sürüklenen çocuğun da kendi beyanına göre öğrenci olduğu ve market işlettiği, ... Devlet Hastanesinin 21.05.2012 tarihli raporuna göre; katılan mağdurun 10 hafta 3 günlük gebe olduğu, 24.05.2012 tarihli raporuna göre ise; katılan mağdurun 11 hafta 2 günlük gebe olduğu, ... Devlet Hastanesinin 13.09.2011 tarihli raporuna göre; katılan mağdurun ortalama IQ düzeyinin 75 olduğu, ... Devlet Hastanesinin 05.03.2009 tarihli raporuna göre ise; katılan mağdurun 70-85 IQ düzeyinde bulunduğu, sınır zekâya sahip ve %25 engelli olduğu, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı ... Şube Müdürlüğünün 21.05.2012 tarihli ve 1911 sayılı raporuna göre; katılan mağdur ile yapılan görüşmede; 3-4 ay kadar önce sevdiği bir çocuğun üç arkadaşı ile birlikte kendisini bir eve götürdüklerini, "Seni seviyoruz. Sana kontör alırız." şeklindeki sözlerle kendisini kandırıp ve korkutarak zorla sırayla önden ve arkadan tecavüz ettiklerini, utanıp korktuğu için olayı annesine anlatamadığını, adetleri gecikince annesinin hastaneye götürmesi üzerine hamile olduğunu öğrendiğini beyan ettiği, katılan mağdurda darp ve cebir izine rastlanmadığı, muayeneye karşı büyük bir direnç gösteren katılan mağdura hamile olduğu için jinekolojik muayene yapılamadığı ve hymenin değerlendirilemediği, anal muayenede fiili livatanın maddi delillerinin bulunmadığı ancak kişinin yaşı ve vücut gelişim özellikleri göz önüne alındığında; tehdit, hile, kayganlaştırıcı ve zor kullanma gibi direncin kırıldığı durumlarda, anal sfinkterin genişleyerek penisin duhulune müsait hâle gelebileceği ve herhangi bir lezyon oluşmayabileceği, beden ve ruh sağlığını bozacak mahiyet ve derecede olan posttravmatik stres bozukluğu denen ağır nöroz arazı tespit edilen katılan mağdurun iddia edilen cinsel istismar nedeniyle beden ve ruh sağlığının bozulduğu, kişide saptandığı bildirilen gebeliğin, eylemin vücuda organ sokmak suretiyle işlendiğinin tıbbi delili olduğu, muayenesinde; sınır zekâ olarak değerlendirilen ve soyut düşünme yeteneği yeterince gelişmemiş katılan mağdurun kronolojik yaşı da dikkate alındığında; katılan mağduru bulunduğu iddia edilen cinsel istismarın hukuki anlam ve sonuçlarını anlama yeteneğinin kısmen gelişmiş olduğu ancak kandırılmaya, iknaya ve korkutulmaya yeterli direnç gösteremeyeceği, önceden vermiş olduğu ve daha sonra vereceği ifadelerine diğer delillerle desteklendiği takdirde itibar edilebileceği, 22.05.2012 tarihli teşhis tutanağına göre; 1 numaralı kişinin suça sürüklenen çocuk, 2 numaralı kişinin sanık ve 3 numaralı kişinin de inceleme dışı sanık olarak dizildiği teşhis ortamında, katılan mağdurun; 2. sırada bulunan şahsın ... olarak tanıdığı kişi, 1. sırada bulunan şahsın ev sahibi ve 3. sırada bulunan şahsın otoyu kullanan şahıs olduğunu, 1, 2 ve 3 numaralı kişilerin kendisiyle rızası dışında cinsel ilişkiye girdiklerini, 1. sırada bulunan şahsın ise kendisi ile ters ilişkiye girmek için ısrarda bulunduğunu beyan ettiği, katılan mağdurun 3 kişiyi de tam ve kesin olarak teşhis ettiği, 23.05.2012 tarihli teşhis tutanağına göre ise; katılan mağdurun ağlamasına acıdığı için ilişkiye girmeyerek diğer şahıslara "Kızı evine bırakın!" diyen şahıs olarak tanık ...'ü tam ve kesin olarak teşhis ettiği, 21.05.2012 tarihli müşterek yakalama tutanağına göre; katılan mağdurun beyanları üzerine yakalanan sanığın katılan mağdurla birlikte bulunan suça sürüklenen çocuğun telefon açarak ... ilçesinde bulunan yazlıklarına gideceklerini söyleyip kendisini de çağırdığını, bunun üzerine inceleme dışı sanık ve tanığı da yanına alarak inceleme dışı sanığın kullandığı araç ile suça sürüklenen çocuğun ...'deki evine gittiklerini, suça sürüklenen çocuk ve kendisinin katılan mağdurla rızası dahilinde cinsel ilişkiye girdiklerini, tanık ve inceleme dışı sanığın cinsel ilişkiye girmediklerini beyan ettiği, yakalanan suça sürüklenen çocuğun ...'deki evinde katılan mağdurla rızası dahilinde anal yoldan ilişkiye girdiğini, yakalanan inceleme dışı sanığın ise; katılan mağdurla cinsel ilişkiye girmediğini beyan ettikleri, ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığının 13.06.2012 tarihli raporuna göre; M harfiyle kodlanmış katılan mağdura ait kan örneği ve cenin ile A1 kodlu sanık, A2 kodlu inceleme dışı sanık, A3 kodlu tanık ve MAT kodlu suça sürüklenen çocuğa ait biyolojik örneklerde DNA analizi yapılarak soybağına ilişkin karşılaştırma yapıldığı, yapılan DNA incelemesi sonucunda A1 kodlu sanığın %99,99999'un üzerinde ihtimalle katılan mağdurun cenininin babası olabileceğinin tespit edildiği, Kolluk ifadesinde görevli pedagogun; katılan mağdurun psiko-sosyal gelişim becerilerinin yaş düzeyinden geri olup mevcut bilişsel becerileri dikkate alındığında beyanlarına itibar edilmesine engel teşkil eden bir durum bulunmadığını, maruz kaldığı olayın hukuki anlam ve sonuçlarını tam olarak olmasa da anlayabileceğini ifade ettiği, Adli Tıp Kurumu 6. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 31.07.2013 tarihli raporuna göre; katılan mağdurun sayı sayamadığı, okuma yazma bilmediği, dışarı çıkamadığı, üç kişinin kendisine tecavüz ettiğini söylediği, olay sonrası hamile kaldığı ancak gebeliğin sonlandırıldığı, katılan mağdurda hafif-orta düzeyde zekâ geriliğinin saptandığı, bu zekâ geriliğinin olayın hukuki anlam ve sonuçlarını algılamasını ve fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olmasına engel teşkil edecek mahiyet ve derecede bulunduğu, ruh sağlığını bozacak mahiyet ve derecede olan travma sonrası stres bozukluğu tespit edildiği, buna göre katılan mağdurun olayın hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayacağı ve fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olamayacağı, ruh sağlığının bozulduğu, 28.08.2015 tarihli raporuna göre ise; katılan mağdurun okumayı bilmediği, sadece harfleri tanıdığı, olay sorulduğunda; "Hatırlamıyorum!" dediği, sanıkları tanıdığını, onların kendisini kaçırıp dövdüğünü, bebeği olduktan sonra olayın sürekli rüyasına girdiğini ve çok korktuğunu ifade ettiği, klinik olarak hafif-orta derecede mental retardasyon ve hafif/orta derecede zekâ geriliği saptanan katılan mağdurun, suç tarihinde kendisinde mevcut olan bu zekâ geriliğinin hekim olmayanlarca anlaşılamayabileceği ancak yakın çevresinde yaşayanlarca ve kendisini tanıyanlarca ve yine tekrarlayan görüşmelerle anlaşılabileceği, 22.05.2012 tarihinde muhafaza altına alınan sanığa ait cep telefonunun ve bu telefona takılı sim kartın incelenmesi sonucunda düzenlenen 21.05.2013 havale tarihli bilirkişi raporuna göre; inceleme dışı sanık adına kayıtlı olan ancak sanık tarafından kullanıldığı anlaşılan ... numaralı cep telefonunun mesajlar kısmı incelenmek sureti ile cep telefonunun hafızasına "..." olarak kayıtlı olan ve katılan mağdur tarafından kullanıldığı anlaşılan ... numaralı hat ile 16.11.2011 ile 21.05.2012 tarihleri arasında yapılan mesajlaşmaların sekiz sayfalık dökümünün yapıldığı, mesaj içerikleri incelendiğinde; 16.11.2011 tarihinde sanık "Ac teli ben ... Acsana bi dk sana manita buldum sana yüzük takacakmış sonra sana takacakmış", 17.11.2011 tarihinde sanık "Kizzz", "Ac sana Canm", "Ac hadi bekliyok seni kızsa", 07.12.2011 tarihinde katılan mağdur "Ara Ara beni", "Arasana", "Ara ... polise cıkat edecem cıkmıyor ben kendirdi by yalnız bırak beni", sanık ... "Tamam iste ...le cık sende akıllı", katılan mağdur "senide soyluyecem yeter", sanık "Kız ben ne yaptım", katılan mağdur "Soyluyecem by", sanık "Tamam ... dicem çıkacak senle", katılan mağdur "Sımdı onla konus bana mesaj yazsın yoksa gerisini dusunun", "Lan nepinizi şimdi soylemeye gıdiyom ... benle cıkmıyor ben gidirak beni ara", sanık "Ne yapion musaitmisin Neredesin", 08.12.2011 tarihinde katılan mağdur "Sen ben ... tanıdın mi dun ben ...yi göndermedim haberin olsun", sanık "Neden ne oldu", katılan mağdur "Dun ben sevgilimle ayrıldım ondan gondermedım yanı ona kızma tamam :-*", sanık "Kızmadimde senin için üzüldüm neden ayrildinki", katılan mağdur "Yalancıydı ondan", sanık "Ne zamandan beri cikiyosunuz peki", katılan mağdur "6", sanık "...", "Ordamisin", "Filan Pardon ... yani ordamisin", "Kizz", 14.12.2011 tarihinde sanık "... acil cvp ver", katılan mağdur "Tamam", sanık "...'in numarasını versene bana", katılan mağdur "Ara beni", sanık "Numarasını ver hele Çabuk hadi", katılan mağdur "Lan niye ıstıyon soyle veremem", sanık "Sen ver bana", katılan mağdur "Soyle ne oldu bisemi oldu veremem", sanık "Abin yanında onla konuşmam lazınız", katılan mağdur "Soyle ne oldu", "Kımın abısı", "Sen ...i ne yapacktır", "Mesaj yaz musayıt deyilim", sanık "Nerdesin", katılan mağdur "Evdeyim uzanıyon halım yok ...la bırlıkeydim bugun", sanık "Sex mi yaptınız", katılan mağdur "Evet", sanık "Cıksana alım seni arabayla Karanlıkta daha güzel yapion bilion sende Gelimi kizz abazayim karanlıkta daha güzel yapiom", "Kizz", katılan mağdur "Soyle", sanık "Nie cvp vermedin", katılan mağdur "Soyle isım vardı soyle ne oldu", 16.12.2011 tarihinde sanık "Piisssttt kız", "Ordamsn", "Ne yapion", 18.12.2011 tarihinde katılan mağdur "Ne yapıyon Cevap ver", sanık "Hiç sen ne yapion", katılan mağdur "Kardesine telimin ver mesaj haki bitecek mis telinin ona ver fırına gelsinde ver lütfen benim icin ver tamam", "Cevap ver", sanık "Kızım sen beni dinlemionki ...le kaç kere seni bekledik takmion bizi", katılan mağdur "Hadı ver telini soz bulusuru hadı ver gelsin yanına ver tamam hadı Hadı ver telini tamam", sanık "Evde şimdi o aksamni bulasak hep beraber", katılan mağdur "Tamam bulusak sımdı senin yanına gelecek telini ona ver tamam", sanık "Tmm aksam gelecenmi", katılan mağdur "Evet sen kardesine telinin ver o yanına gelsin sımdı ver ona hadi", sanık "Gelsin sonra ...a nerde", katılan mağdur "Tamam gelecek oda kardesin sımdı gelsin mi fırına haber bekliyor", sanık "Neredeymiş o bide kuzenin ...a nerde", katılan mağdur "Kardesin evde yanına gelecek onun mesaj hakik bitecek senin telinin alacak gelsin mi soyle", sanık "Gelsin telefonumla mesajlassin", katılan mağdur "Tamam", "Ara beni", 20.12.2011 tarihinde katılan mağdur "Nerdesin evdesen kardesin niye mesaj yazmıyor.", sanık "Ben ...", "SMS bitti cvp ver", katılan mağdur "Söyle", sanık "Bulusalimmi neden cvp vermiyon", katılan mağdur "Artık beni unutanı bende unutacam", sanık "Aksim SMS pitmişti ama lutfen buluşalım şimdi", katılan mağdur "Tamam olur ama bızim oraya gel tamam", sanık "İtfaiyenin oraya bi dolmuşa bin tütfen bende para var geri dönmen için para verim sana gerekirse seni ben bırakırım eve dolmusla yemin ederim motor olsa gelirdim yanına", "Beni seviyorsan gelirsin lütfen Hadi cvp ver Aksim cvp ver", 22.12.2011 tarihinde katılan mağdur "Ne yapıyon", sanık "Hiç sen kızım sen var ya çok ibne olmussun oyun oynuyon benle", katılan mağdur "Niye ne oldu Ne oldu", sanık "Neden gel dediğimizde gelmiyon sanra tmm gelecem dion ekion dalgamı geciyon", katılan mağdur "Sen bızım oraya gel öyle gelirim", sanık "Bes kere geldim gene gelmion Kime diom ben", katılan mağdur "Sen kardesımsın", sanık "Ben ...", katılan mağdur "Kardesine mesaj yazıyom nıye cevap vermiyon", sanık "Oldu bizi okadar yukarda beklet dalga geç sonra neden cvp atmiyon dalgamı geciyon dalgamı geciyon lan", katılan mağdur "Dalga gec miyom", sanık "Neden gelmiyon amina koyim gelecem dion evin oraya geliok, bekle iki saat gene yok Mesaj ariyom bari gelemicem de isim var bıse de bekletiyon bizi iki saat aq", katılan mağdur "Bekletmem ya kardesinine soyle Mesaj atsın bana", sanık "Atmicak bu aksam ya gelirsin itfaiyenin oraya yada benim numaramı bide kardesimin numarasını sil gelirseler seni motorla bırakırım eve", 25.12.2011 tarihinde sanık "...", katılan mağdur "Ne oldu", sanık "Ne yapion nerdesin", katılan mağdur "Evdeyim", sanık "Cikabilirmisin", katılan mağdur "Sana kusum yoksa cikardim ama kusum gecen gun bagirdin bana", sanık "Tmm barışalım ama çıkacam dion bı saat bekletion ama gelemicem de demiom bidaha bağırmam soz", katılan mağdur "Kalbim cok kirirk sana hayata birasam senle", sanık "Tmm soz ama 6 soğukta bekletion beni ...i yazık degimi bize babam ...in telefonunu aldı. ...de gelsin Dio", "Bulusalimmi Ordamisin", 26.12.2011 tarihinde sanık "... ben ... ne yapion", katılan mağdur "Arama musayıt deyılim", sanık "Np yosun sekermiş", katılan mağdur "Oturyom", sanık "Napyon aksam isin varmı ozledim demoya,0", katılan mağdur "Isım yok", sanık "Oraya gelsem çıkabilirmisin motorla gezek biraz", katılan mağdur "Bugun cıkımam askım musayıt deyılım", sanık "Lütfen aksim cok özledim seni ama İstesen çıkarsın biliyorum yarım saat tek ...da yatacaktim seni görmeden yatamadım kaçtım ordan geldim çık lütfen", katılan mağdur "Tamam", sanık "Gelim motorla ozaman", katılan mağdur "Tamam", sanık "Seni seviyorum", katılan mağdur "Bende", sanık "ordamsı", "Askimmm", 20.01.2012 tarihinde sanık "Ne yapion ordamisin", 29.01.2012 tarihinde sanık "Nerdesin is bankasınin onundeyim badi yemek iyelim #rabanın içindeyim ... bankasını önünde çok aciktim seni bekliyom mesaj at daha yemek icez, bekleyimmi nerdesin oraya gelim Nerdesin mesaj bekliyom gelecenmi", "Nerdesin mesaj at gelecem dedim sözümde durdum ben geldim is bankasının onundeyim Bak kaç oldu bole yapion nerdesin gelim bekliyimmi seni btse sole bı ay sonra askere gidecem özlicem seni Nerdesin Sole gelim ne oldu", "Ödemeli at Gel hadi", "Morelim cok bozuk gel gezek Gelecenmi bak evine kadar geldim geri bu raya brakirim seni badi gel Telefonunu ac Seni gene buraya brakirim ben morelim cok bozuk bekliyom lütfen gel", "Hadi gel Bekliyom hadi gel mesaj atsen on tl yüklerim sana ben", katılan mağdur "Yarim saat daha beklermisin", sanık "Bellerimde şimdi gelemezmisin peki Cvp at soz yuklicem ben sana", katılan mağdur "Yarim saat bekle lutfen tamami", sanık "Saat tam yedide tm Bekliyom geç kalma tmm", katılan mağdur "Tamam", sanık "Biyere gitmicem bekliyom", katılan mağdur "Tamam dukanin orda bekli demin durdugun yerde tamam", sanık "Tmm bekliyom kaç tane mesaj hakkın kaldı", katılan mağdur "Az kaldı", sanık "Tmm geç kalma şimdi on ti yüklerim yaparsın mesaj hakkı geç kalma ama", katılan mağdur "Tamam gec kalmam", sanık "Ne yapion Mesaj at Mesaj hadi bekliyom gel artık", "Hadi yarım saat oldu gel artık", "Hadi artık gelecenmi yoksa gidecem hadi mesaj attt", 12.02.2012 tarihinde sanık "Nerdesin Nerdesin", "Mesaj at disardayim Gelecenmi Gelmiceksen sole", 12.04.2012 tarihinde katılan mağdur "Musayıt deyılim", sanık "Nerdesin", katılan mağdur "Arama", sanık "Ne oldu ne yapion", katılan mağdur "Evde aglıyom", sanık "Neden ne oldu", katılan mağdur "Elim alcıda ya elım agrıyor", sanık "Nasıl kırıldı", katılan mağdur "Dustum", 16.04.2012 tarihinde sanık "Kizzzz", 21.04.2012 tarihinde sanık "Nerdesin çabuk mesaj at veyatta Kız mesaj att", katılan mağdur "Evdeyım", sanık "Neden evp atmiyon hemen buluşmamız lazım ne yapion nasisin", katılan mağdur "Yok buluşamam", sanık "Neden ne oldu ...", "ya", "gel", katılan mağdur "Bıse olmadı gelmem", sanık "Nie ama beni sevmiyonmu", katılan mağdur "Sevıyomda gelmem", sanık "Nie ama ... ne oldu sole", katılan mağdur "Bıse olmadı", sanık "Sole ozaman ... Hadi futfen", "Hadi ne olur", katılan mağdur "Yok yok", sanık "Nie sole ama", "Nie gelmiyon ama", katılan mağdur "Yok gelmiyecem by", sanık "Nie ama arasana bi dk", katılan mağdur "Konturum yok arayamam by gelemem ya hastayım", sanık "...", katılan mağdur "Bızim evin orda duğun var", sanık "Sen ... oldun", katılan mağdur "Yok olmadım duğune gelsene", sanık "bulusak ozaman", katılan mağdur "Gel dugune o zaman", sanık "... oraya in alım seni motorla", katılan mağdur "Yok ben duğundeyim inemem, bizim evın yukarısındakı okulu orda duğun gel", sanık "Yarın bulusak ozaman", katılan mağdur "Yarın olmaz ben burda deyılım ... didecem", sanık "saat kacta", katılan mağdur "Yarın erken gideceyız saat onda", sanık "Neyle gidiceksiniz", katılan mağdur "Normal, arabamızla dayımın armasıyla", sanık "Ayarla sabah bı saat bulusak", katılan mağdur "Yarın olmaz bugun olursa olsun yarın olmaz", sanık "Tmm frinin oraya in", katılan mağdur "Yok inemem dugüne gel", sanık "Gel ben seni motorla brakrım", katılan mağdur "Yok fırına kadar ınemem ya", sanık "Gel yapak senle", katılan mağdur "...den gelince bulusak", sanık "Ne zaman gelecen", 25.04.2012 tarihinde sanık "Nerdesin", "Cypversen kız", 26.04.2012 tarihinde sanık "Nerdesin Nerdesin Mesaj at Ben ariyom ac Mesaj at kız", "Mesaj at", 27.04.2012 tarihinde sanık "Ne yapion", 28.04.2012 tarihinde sanık "Ben ... beni ara", "Ne yapion", "Cvp yAz gelim alım seni arabayla", 29.04.2012 tarihinde sanık "Nerdesin acil", "Nerdesin Hattı ac aricam Hattı ac aricam Hattı ac acil hadi önenli", 30.04.2012 tarihinde sanık "Ac bı dkk", 01.05.2012 tarihinde sanık "Ac kz", "Nerdesin gelim alım seni arabayla kontur aldım sana", 07.05.2012 tarihinde sanık "Ara beni ödemeli at", katılan mağdur "Arıyamam vede sen arama sakın abım burda", sanık "Arayım iki dk konusak", katılan mağdur "Yok sakın arama ya abım burda ya arama ya", sanık "Beni seviyonmu Ne zaman gidecek abi'n", katılan mağdur "Seviyomda arama abım burda anlamıyonmu arama by", sanık "Tmm ne zaman gidecek onu sole", katılan mağdur "Ne bılım ben daha bugun geldi nezaman giderse gitsın sanane by ya abım burda by", sanık "Tmm gidince bulusak tmm", katılan mağdur "Yok bulusmak istemiyom benım numaramı sılın by ya", sanık "Kız ben ... kız", katılan mağdur "Tanıdım bulusmak ıstemıiyom artık bana mesaj yazma yazma by ya abım burda benı cağırıyor by ya", sanık "Tmm", 08.05.2012 tarihinde sanık "Nerdesin", katılan mağdur "Sız kımsınız lan bu numaryı kulanan kısını absiyim ben", "Lan ...e gıtık ya bıtane ayı vardı ya sım dı hahilde top oynuyordu ona soyle", sanık "Nerdesin", 09.05.2012 tarihinde sanık "Nerdesin", katılan mağdur "Ben abısıyım", 12.05.2012 tarihinde sanık "Mesaj at ne yapion", "Kizz mesaj at ne yapion", katılan mağdur "Lan bzım oraya gel duğune", sanık "Gelim arabayla alım seni bugün kontur atım sana soz", katılan mağdur "Lan dugune gelin tamam sen yarım saat sonra gelin", sanık "Nerdesin", katılan mağdur "Dugundeyim", sanık "Gelicem ha biyere gitme sana 20 t1 kontur aldın", katılan mağdur "Gel kurtlerin dugunu sehmuzuda getir.", sanık "Ymm seni alım sonra onuda alırız tmm", katılan mağdur "İlk sehmuzu al", sanık "Tmm ... evde bizi beklio gelim hemen eve gidecez", katılan mağdur "...uda getir yada canı", sanık "Kız ... evde zaten ...'ın evine gidicez seni nerden alımkontur aldım gercekten hemde 20 tI", katılan mağdur "Dugune gel", sanık "Ordanmi alicam seni", katılan mağdur "Evet", sanık "Tmm", katılan mağdur "Gelirsen çarsamba pazarının ordan gel ...lerin ordan gel sarı camının yokusundan cık gel", sanık "Tmm gel caminin oraya iki dk ya ordayım ben", katılan mağdur "Lan hangi takımı tutuyon soyle", sanık "sen sen kangi takmlisin", "Bende şampiyon olduk gel hadi bekliyorum caminin orada neredesin neredesi Geldim düğüne", katılan mağdur "Dugune gel dugundeyim bakalın ordayım gel göremiyorum", sanık "Yoksun son durak yatagimdayim bakkalın onundayim gel hadi Hadi bak gordunmu beni", sanık "Kız hadi kak", katılan mağdur "Daha yeni gördüm seni lan saclarımı boyadım guzel olmusmu", sanık "Süper olmuş hadi gidek", katılan mağdur "İkı daka bekle", sanık "Bu sefer gercekten yirmi tele alDın ...la ...' beklio", katılan mağdur "Iyı tamam", sanık "Sacların guZel olmuş ama", katılan mağdur "Tesekur buğun yaptırdım abm kız kacırdı haftaya cumartesi abımın duğunu var", sanık "Tmm hadi lutfen kak", "Hadi hutfen", katılan mağdur "Tamam kalkacam", sanık "Kız bekleme zaman daralıyor kak hadi", katılan mağdur "Tamam", sanık "... kak hadi ben gidicem yoksa kontörü geri bakkala verecem artık ağaç oldum :(", "Hadi kak artık ben eve gdyom de annene Hadi bak tam zamanı gel artık Bak ağaç oldum yeter gidimi ben Kamicaksan ben gidecem", 13.05.2012 tarihinde katılan mağdur "Musayıt deyılım arama", sanık "Dur neden gelmedin", "Ac iki dk", katılan mağdur "Yok arama by musayıt deyılım", sanık "İki dk çık ne yapion", katılan mağdur "Musayıt deyilim anlamıyon mu", sanık "İki dk diyom ama", katılan mağdur "Yok yok anla ya", sanık "Ben ... degilim ben ... 2 dk arayım bıse diyecem", 18.05.2012 tarihinde sanık "...e aksam saat 8.30ta gelsek olurmu? İsimiz çıktıda ondan hem sana 20 tlik kontür adlim hediye tamammi. Bu arada ben ... ... degil ha unutma tamammi?", 19.05.2012 tarihinde sanık "Ne haber Beh ...", "Ne yapion", 21.05.2012 tarihinde saat 10.46'da katılan mağdur "Lan benle ...de yaparken ıcıme bosalmadınız demı", aynı dakika içerisinde sanık "Nerden bilim ben Ben boşalmadım ama ne yapion", katılan mağdur "Ara", sanık "Sen ara" şeklinde mesajlara rastlandığı, Anlaşılmıştır. Katılan mağdur, kollukta; geçen yıl ... İlköğretim Okulunu bitirdiğini, eğitim hayatına devam etmediğini, 2011 yılı yaz döneminde soy ismini bilmediği sanık ile arkadaş olduğunu, sanığın kendisini arayarak ısrarla arkadaş olmak istediğini söylemesi üzerine arkadaşlık teklifini kabul ettiğini, sanıkla ... sahilinde buluştuklarını, telefonla çok sık konuştuklarını, ilk zamanlarda sanığın kendisine karşı cinsel davranışlarda bulunmadığını, yaklaşık üç ay kadar önce sanığın kendisini arayarak sahile çağırdığını, sahilde sanıkla buluşup konuştuklarını, daha sonra sanıkla ... Mahallesinde bir eve gittiklerini, sanığın telefonla bir arkadaşını aradığını, bir müddet sonra ismini hatırlamadığı bir erkek şahsın geldiğini, kimsenin cinsel bir eylemde bulunmadığını, sanığın telefonda evin sahiplerinin geleceğini öğrenmesi üzerine evden ayrılarak araçla çarşıya doğru gittiklerini, araçtayken sanığın bir arkadaşını arayıp evin müsait olup olmadığını sorduktan sonra aracı kullanan arkadaşına ... ilçesine sürmesini söylediğini, ... ilçesinde açık adresini tam olarak bilmediği bir eve gittiklerini, eve girdikten sonra bir süre oturduklarını, ardından sanığın kendisini bir odaya götürüp cinsel ilişkiye girmek istediğini söylediğini ancak kabul etmediğini, sanığın "Senin telefonuna kontör alırım, para veririm!" dediğini, yine de teklifini kabul etmediğini, daha sonra sanığın odadan çıktığını, evin sahibi olan şahsın odaya gelerek ilişkiye girmeyi teklif ettiğini, teklifi kabul etmediği hâlde rızası dışında normal yoldan bir kere ilişkiye girdiğini, daha sonra odaya sanığın yanında bulunup aracı kullanan şahsın gelerek rızası dışında anal ve vajinal yoldan ilişkiye girdiğini, daha sonra da odaya gelen sanığın da kendisiyle rızası dışında normal yoldan bir kez cinsel ilişkiye girdiğini, bu şahıslara "Yapmayın!" dediğini ancak kendisini dinlemediklerini, odada ağladığı sırada ismini bilmediği erkek şahsın yanına gelerek "Sen bir daha bunlarla dolaşma, gerekirse git polise şikâyet et!" dediğini, giyindikten sonra ... ilçesine aracıyla geldikleri şahısla ... ilçesine döndüklerini, bu olaydan sonra sanık ile hiç görüşmediğini, sanığın kendisini sürekli telefonla aradığını ancak cevap vermediğini, telefonla ulaşamayınca da mesajla buluşmak istediğini söylediğini, mesajlara da cevap vermediğini, ailesinin tepkisinden korktuğu için olayları anlatamadığını, 21.05.2012 tarihinde iki aydır âdet olmadığı için annesiyle birlikte hastaneye gittiklerinde hamile olduğunu öğrendiğini, şikâyetçi olduğunu, ek ifadesinde ise; olay sırasında evde bulunan dördüncü şahsın tanık olduğunu, ağlaması nedeniyle kendisine dokunmadığını, ilişkiye girmek istemediğini söylemesi üzerine kendisine bir şey yapmayıp arkadaşlarına; "Bu kızı gönderin!" dediğini, tanıktan şikâyetçi olmadığını, Mahkemede ise; olay tarihinde suça sürüklenen çocuk ile buluşup dolmuşla ...'de bulunan evine gittiklerini, cinsel ilişkiye girme teklifini kabul etmeyince suça sürüklenen çocuğun kendisine; "Benim abim öldü, seni de öldürürüm, kimse de duymaz!" diyerek tehdit edip tokatlamak suretiyle vajinal yoldan bir kez ilişkiye girdiğini, daha sonra eve sanık, inceleme dışı sanık ve tanığın geldiklerini, sanık ve inceleme dışı sanığın kendisiyle zorla birer kez vajinal yoldan cinsel ilişkiye girdiklerini ancak tanığın kendisiyle ilişkiye girmediğini, bu şahıslara direndiğini, bağırmak istediğini, ağzını kapattıklarını, dönerken uygulama yapan polislere de tehdit ettikleri için bir şey söylemediğini, korktuğu için olayı kimseye anlatmadığını, sanığın sürekli olarak kendisine mesaj gönderdiğini, sanığa karşılık vermediğini, ağabeyinin ağzından sanığa rahatsız etmemesine ilişkin mesaj attığını, kolluk ifadesinin doğru olduğunu ancak olay yerine suça sürüklenen çocukla birlikte dolmuşla gittiklerini, şikâyetçi olduğunu, Katılan, kollukta; kızı olan katılan mağdurun ortaokul mezunu olduğunu, âdet olmaması sebebiyle katılan mağduru doktora götürdüğünde 2,5 aylık hamile olduğunu öğrendiğini, doktorun durumu polislere bildirmesi üzerine emniyete geldiklerini, kızının olayı tam olarak anlatmadığını ancak kızına 3-4 kişinin otomobille gezdireceğini söyleyip ...'e götürerek tecavüz ettiklerini öğrendiğini, tanımadığı bu şahıslardan şikâyetçi olduğunu, Mahkemede ise; görgüye dayalı bilgisi olmadığını, engelli olan katılan mağduru engelliler okuluna gönderdiğini, şikâyetçi olup davaya katılmak istediğini, Tanık, aşamalarda; olay tarihinde sanığın, kendisini arayarak "Sana bir sürprizim var!" dediğini, sanığın kendisini okul çıkışında inceleme dışı sanığın kullandığı araç ile aldığını, sürprizin ne olduğunu sorduğunda söylemediklerini ancak bir kız meselesi olduğunu anladığını, gittikleri evde önceden tanımadığı suça sürüklenen çocuk ve önceden arkadaşları aracılığıyla tanıdığı katılan mağdurun olduğunu, suça sürüklenen çocuğun üzerinde sadece bir şort olduğunu, katılan mağdurun ise sütyen ve külotla bir kanepede oturduğunu, üzerine de beyaz bir çarşaf aldığını, sanıkların eve geliş sebebinin katılan mağdurla ilişkiye girmek olduğunu öğrenince sanıklara bu işin yanlış olduğunu, yapmamalarını söylediğini, bu sırada sanığın katılan mağdura odaya geçmesini söylediğini, kabul etmeyen katılan mağdura ısrar etmesi üzerine katılan mağdurun sanıkla odaya geçtiğini, yaklaşık 5-10 dakika kadar içeride kalan sanığa katılan mağdurun "Yapma!" diye seslendiğini duyduğunu, sonrasında inceleme dışı sanığın katılan mağdurun yanına gidip 3 dakika kadar kaldığını, inceleme dışı sanık çıktıktan sonra odaya kendisinin girdiğini, sorması üzerine katılan mağdurun; "Biraz zorla yaptılar!" dediğini, katılan mağdura; "Zorla yaptılarsa polise şikâyet edebilirsin!" diyerek odadan çıktığını, diğer şahıslara da "Böyle şeyler yapmayın, yeter artık, artık gidelim." dediğini, sonrasında hep birlikte ...'a dönerken polis uygulamasına denk geldiklerini, katılan mağdurun polislere bir şey söylemediğini, suça sürüklenen çocuğun kendisi evdeyken katılan mağdurla ilişkiye girmediğini, katılan mağdurda darp izi görmediğini, katılan mağdurun hem ağlamaklı olduğunu hem de güldüğünü, katılan mağdurun evden kaçmaya çalışmadığını ve bağırmadığını ancak sanıklara "Yapmayın!" dediğini, konuşulanlardan suça sürüklenen çocuk ve sanığın katılan mağdurla ilişkiye girdiğini anladığını ancak inceleme dışı sanığın katılan mağdurla ilişkiye girip girmediğini bilmediğini, İnceleme dışı sanık, soruşturma evresinde; arkadaşı olan sanığın babasına ait fırında işçi olarak çalıştığını, çevreden başka şahıslarla ilişkisi olduğunu bildiği katılan mağdurun, çalıştığı fırının yanında gezdiğini, katılan mağdurun sanık ile arkadaş olduğunu sanıktan öğrendiğini, katılan mağdurla önceden hiçbir görüşmesi olmadığını, yaklaşık 2-3 ay önce sanık ve tanıkla birlikte, kendisinin kullandığı araçla gezdikleri sırada sanığa bir telefon geldiğini, sanığın "...'e doğru sür!" dediğini, sanığa nedenini sorduğunda, arkadaşı olan suça sürüklenen çocuğun kendisini aradığını, katılan mağdurla birlikte olduğunu ve onun evine gelmelerini istediğini söylediğini, saat 20.00 sıralarında ... ilçesi ... yolu üzerinde bulunan bir binanın 2 veya 3. katına çıktıklarını, kapıyı suça sürüklenen çocuğun açtığını, katılan mağdurun ise salonda üzerinde kıyafet olmaksızın beyaz çarşafla sarılı hâlde ve ağlar vaziyette bulunduğunu, ardından sanıkla odaya geçtiklerini, ne olduğunu sorduğu suça sürüklenen çocuğun; öğleden itibaren katılan mağdurla beraber olup rızasıyla ilişkiye girdiklerini söylediğini, sanığın 10-15 dakika odada kaldıktan sonra salona geldiğini, katılan mağdurun odada kaldığını, sanığın, kendisine; "İçeri sen de geç, bedava bulmuşsun, sen de işini gör!" demesi üzerine kızın bulunduğu odaya girdiğini, çıplak vaziyette yatan katılan mağdurun şişman olması ve göbeğinde sperm olması sebebiyle ilişkiye girmediğini, katılan mağdurun; "Amcam beni telefonla arıyor, beni evime götürün!" diyerek ağladığını, bunun üzerine ilişkiye girmeden odadan çıktığını, salondaki arkadaşlarına; "Bu kızı evine götürelim, başımıza iş açarız!" dediğini, katılan mağduru evine götürmek üzere yola çıktıklarını, ... ilçesi çıkışında polis kontrolüne girdiklerini, saat 21.00 sıralarında katılan mağduru evine bıraktıklarını, tanığın katılan mağdurun bulunduğu odaya hiç girmediğini, katılan mağdurla önce suça sürüklenen çocuk daha sonra da sanığın ilişkiye girdiklerini, kendisi ve tanığın ise katılan mağdura yönelik cinsel bir davranışta bulunmadıklarını, kapıların kilitli olmadığını, katılan mağdurun rahatsızlığının olup olmadığını bilmediğini, suçu kabul etmediğini, Mahkemede ise; sanıkla birlikte tanığı alarak ...'deki bir eve giderken sanığı, katılan mağdurun ya da suça sürüklenen çocuğun arayarak bulundukları eve çağırdığını, eve girdiklerinde salonda uzanan katılan mağdurun üzerinde çarşaf bulunduğunu, suça sürüklenen çocuğun bir odaya geçip 5-10 dakika odada kaldığını, sanık ve katılan mağdurun ise ayrı bir odaya geçtiklerini, ne yaptıklarını bilmediğini, arkadaşları olan sanık, suça sürüklenen çocuk ve tanığın katılan mağdurla ilişkiye girmesi konusunda kendisini teşvik etmelerine rağmen katılan mağdura yönelik herhangi bir cinsel davranış gerçekleştirmediğini, katılan mağdurla sanığın gülüştüklerini, sonrasında katılan mağdurun bulunduğu odaya gittiğinde katılan mağduru çıplak yatarken gördüğünü, katılan mağdurun üşüdüğünü söylediğini, evden telefon geldiğini söyleyip ağlamaklı konuştuğunu ancak ağlamadığını, bu sırada tanığın odaya girdiğini, katılan mağdurun eve gitmek istediğini söylediğini, suça sürüklenen çocuğun kendisine katılan mağdurla ilişkiye girdiğini anlatmadığını ancak öğle saatlerinde halk otobüsü ile katılan mağdurla eve geldiklerini söylediğini, katılan mağdurun üzgün ve endişeli bir hâli olduğunu, bazen de güldüğünü, katılan mağdurda zekâ geriliği olduğunu anlamadığını, suçlamayı kabul etmediğini, Beyan etmişlerdir. Suça sürüklenen çocuk, Savcılıkta ve Sorguda; yaklaşık 7 ay önce sanığın da aralarında bulunduğu arkadaşları ile sahilde dolaştıkları sırada katılan mağdurla tanıştıklarını, eve gittiğinde katılan mağdurun Facebook üzerinden arkadaşlık teklifinde bulunduğunu gördüğünü, bu teklifi kabul edip katılan mağdurla yaklaşık bir ay kadar yazıştıklarını, katılan mağdurun Facebook'ta 1992 doğumlu göründüğünü, bir ayın sonunda cumartesi günü sahilde buluşup gezdiklerini, bir gün sonra yine sahilde katılan mağdurla dolaşırken katılan mağdurun, ağabeyinin görebileceğini ve daha sakin bir yere gitmek istediğini söyleyerek sohbet esnasında önceki erkek arkadaşının içeceğine ilaç atarak kendisine tecavüz ettiğini anlattığını, pazar günü buluştuktan sonra saat 13.00 sıralarında halk otobüsü ile ...'te bulunan yayla evlerine gittiklerini, alt komşusunun kendilerine yemek getirdiğini, katılan mağdurla sohbet ettiklerini, aralarında duygusal yakınlaşma olduğunu, katılan mağduru öpüp okşadığını, katılan mağdurun mesaj atması üzerine kendisinden habersiz şekilde sanık ve inceleme dışı sanığın, bulundukları eve geldiklerini, bu duruma kızarak bilgisayar odasına geçtiğini, bir süre sonra bu şahısların gitmek istemesi üzerine birlikte evden ayrıldıklarını, sanığın katılan mağdurla anal yoldan ilişkiye girdiğini anlattığını, inceleme dışı sanığın da katılan mağdurun bulunduğu odaya gittiğini ancak midesi bulandığından ilişkiye girmediğini söylediğini, katılan mağdura yönelik cinsel bir davranışta bulunmadığını, mahalle arkadaşlarının tamamının katılan mağduru tanıdığını ve katılan mağdurla çıkmasını yadırgayıp "Ayıp sana!" dediklerini, katılan mağdurun 1992 doğumlu olduğunu sandığını, normal davranan katılan mağdurun herhangi bir anormalliğini görmediğini, zekâ geriliği olduğunu yeni öğrendiğini, suçlamayı kabul etmediğini, Mahkemede ise; arkadaşı olan sanık aracılığı ile tanıştıktan sonra katılan mağdurla yaklaşık 1 ay kadar Facebook üzerinden görüştüklerini, sahilde buluşup birkaç kez gezdiklerini, olay tarihinde ise katılan mağdurla ...'deki evlerine gittiklerini, diğer şahısları eve çağırmadığını, katılan mağdurla cinsel ilişkiye girmediğini, sadece öpüp okşadığını, bu şahıslar eve gelince odasına çekilip 1-2 saat odada kaldığını, yaz olduğu için sadece şortla ve tişörtle durduğunu, katılan mağdurun da çıplak olmadığını, saat 21.30 sularında evden ayrıldıklarını, dönüş yolunda katılan mağdurun çevirme yapan polislere bir şey söylemediğini, katılan mağdurun kendi isteğiyle evine geldiğini, katılan mağduru evine bıraktıktan sonra sanığın katılan mağdurla anal yoldan ilişkiye girdiğini, inceleme dışı sanığın ise ilişkiye girmediğini söylediklerini, görüşmelerinde katılan mağdurun herhangi bir anormalliğini görmediğini, katılan mağduru darp etmediğini, Sanık, müdafii huzurunda, kollukta; yaklaşık 1 yıl önce katılan mağdurla bir arkadaş ortamında tanıştıklarını, katılan mağdurla tanıştıktan sonra sürekli olarak görüşmeye başladıklarını, aralarında duygusal ilişki olmadığını, genelde çarşı merkezinde buluştuklarını, bir akşam arkadaşı olan suça sürüklenen çocuğun kendisini cep telefonundan arayıp ... ilçesindeki evlerinde katılan mağdurla birlikte olduklarını söylemesi ve akabinde katılan mağdurun kendisini arayarak yanlarına gelmesini istemesi üzerine inceleme dışı sanığı telefonla arayarak, arkadaşı olan tanıkla kendisini ... ilçesine götürmesini istediğini, kısa bir süre sonra inceleme dışı sanığın araçla kendilerini evinin önünden aldığını, üçünün birlikte ... ilçesindeki suça sürüklenen çocuğun evine gittiklerini, evde katılan mağdur ve suça sürüklenen çocuğun bulunduklarını, salondayken katılan mağdurun, kendisine; "Sana bir şey söyleyeceğim, odaya geçelim!" dediğini, bunun üzerine odaya geçtiklerini, katılan mağdurun; suça sürüklenen çocuğun kendisini darp ettiğini, rızasıyla cinsel ilişkiye girdiğini, daha önceki buluşmalara gelmediği için kendisine tokat attığını söylediğini, yüzünde darp izleri olduğunu, ardından katılan mağdurla rızasıyla anal yoldan ilişkiye girdiklerini, vajinal yoldan ise ilişki gerçekleşmediğini, ilişki sonrası katılan mağdurun odada kaldığını, kendisinden sonra odaya giren tanığın odada birkaç dakika kaldıktan sonra dışarı çıktığını, bildiği kadarıyla tanığın katılan mağdurla ilişkiye girmediğini, yine hemen akabinde odaya girip birkaç dakika kalan inceleme dışı sanığın da katılan mağdurla ilişkiye girip girmediklerini bilmediğini, araçla katılan mağduru ikametine bıraktıklarını, olaydan sonra katılan mağdurla buluşmadıklarını ancak çarşı merkezinde görüştüklerini, 21.05.2012 tarihinde katılan mağdurun "İçime boşalmadınız değil mi?" şeklinde mesaj gönderdiğini, katılan mağdura "Boşalmadık hayır!" şeklinde cevap verdiğini, mesajların telefonunda kayıtlı olduğunu, katılan mağdurun engelli raporunun olduğunu bilmediğini, kendisine bu durumdan bahsetmediğini, ilk tanıştıklarında 1992 doğumlu olduğunu söylediğini, katılan mağdurun konuşmalarında ve davranışlarında herhangi bir olumsuzluk veya anormallik fark etmediğini, katılan mağdurun kimden ve nasıl hamile kaldığı konusunda bilgisi olmadığını, çevreden katılan mağdurun çok sayıda şahısla ilişkiye girdiğini duyduğunu, Savcılıkta; önceki ifadesini aynen tekrar ettiğini, yaklaşık bir yıl dört aydır katılan mağdurla arkadaş olduklarını, sık sık mesajlaştıklarını, üç dört ayda bir de görüştüklerini, katılan mağdurda zekâ geriliği olduğunu zannetmediğini, katılan mağdurun bir gün önce kendisine; "İçime boşalmadınız değil mi?" şeklinde mesaj gönderdiğini, mesajın kayıtlı olup cep telefonunun incelenmesini istediğini, katılan mağdurla rızasıyla ilişkiye girdiğini, suça sürüklenen çocuğun ifadesini kabul etmediğini, evdeyken suça sürüklenen çocuğun katılan mağdurla ilişkiye girdiğini söylediğini, Mahkemede ise; anal yoldan ilişkiye girdiklerini söylemişse de katılan mağdurla rızası dâhilinde vajinal yoldan 1 kez ilişkiye girdiklerini, 1992 doğumlu bildiği katılan mağdurun, tavır ve davranışları itibarıyla zekâ geriliği emaresi göstermediğini, sağlıklı göründüğünü, katılan mağdurla yaklaşık 1 yılı aşkın süredir arkadaşlığı olduğunu, telefonla mesajlaştıklarını, 3-4 ayda bir de yüz yüze görüştüklerini, olay tarihinde suça sürüklenen çocuğun katılan mağdurla birlikte ...'deki evlerine gideceklerini söyleyip kendilerini de çağırması üzerine inceleme dışı sanık ve tanıkla bu eve gittiklerini, kapıyı suça sürüklenen çocuğun üzerinde şortla açtığını, katılan mağdurun ise üzerinde herhangi bir şey olmadan çarşafla uzandığını, kendisini çağırması üzerine odaya gittiklerinde, katılan mağdurun odada suça sürüklenen çocuğun kendisiyle ilişkiye girdiğini ve tokat attığını söylediğini, katılan mağdurun isteği üzerine vajinal yoldan ilişkiye girdiklerini, sonrasında katılan mağdurun bulunduğu odaya sırasıyla inceleme dışı sanık ve tanığın girip 1-2 dakika kaldıklarını, arkadaşlarının katılan mağdurla ilişkiye girip girmediklerini bilmediğini, sonrasında evden ayrıldıklarını, katılan mağdurun, kendisine; "İçime boşalmadınız değil mi?" diye mesaj attığını, katılan mağdurda darp izi olmadığını, katılan mağdurun 10 TL kontör karşılığında başka erkeklerle cinsel ilişkiye girdiğini, telefonunda "Aşkım" şeklinde kayıtlı olan şahsın kız arkadaşı ... olduğunu, katılan mağduru ise "..." olarak kaydettiğini olay günü, öncesi ve sonrasında katılan mağdurla mesajlaştığını, 1,5 yıldır arkadaşlık yaptıkları katılan mağdurun, sevgilisi olmadığını, inceleme dışı sanık adına kayıtlı ... numaralı telefonu kullandığını, katılan mağdurun zekâsının normal düzeyde olduğunu düşündüğünü, katılan mağdurun internet ve telefon kullanabildiğini, Adli Tıp Kurumunca düzenlenen raporu kabul etmediğini, Savunmuşlardır. V. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Görüşler TCK'nın "Hata" başlıklı 30. maddesi, üç fıkra hâlinde; "Fiilin icrası sırasında suçun kanunî tanımındaki maddî unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz. Bu hata dolayısıyla taksirli sorumluluk hali saklıdır. Bir suçun daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli hâllerinin gerçekleştiği hususunda hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır. Ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait koşulların gerçekleştiği hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır." şeklinde düzenlenmiş iken, 08.07.2005 tarihli ve 25869 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5377 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile eklenen; "İşlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, cezalandırılmaz." biçimindeki dördüncü fıkra ile son hâlini almıştır. Madde gerekçesinde ise; "Madde metninde çeşitli hata hâlleri düzenlenmiştir. Birinci fıkrada suçun maddî unsurlarında hataya ilişkin hükme yer verilmiştir. Kast, suçun kanuni tanımındaki maddî unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. Bu unsurlara ilişkin bilgisizlik, eksik veya yanlış bilgi sahibi olunması durumu ise, maddî unsurlarda hata olarak adlandırılır. Böyle bir hata kastın varlığına engel olur. Örneğin, kişi vestiyerden kendisininki zannederek başkasının paltosunu alır. Keza, kişi gece karanlığında vahşi bir hayvan zannıyla hareketli bir cisme ateş eder. Ancak, gerçekte bu hareket eden cisim bir insandır ve dolayısıyla; bu insan ölür veya yaralanır. Örnek olarak verilen bu olaylarda failin bilgisi gerçeğe uysaydı; işlediği fiil haksızlık teşkil etmeyecekti. Bu nedenle hata hâlinde kasten işlenmiş bir suçtan söz etmek mümkün değildir. Fıkrada ayrıca, maddî unsurlarda hata hâlinde, taksirle sorumluluğa ilişkin hükme yer verilmiştir. Buna göre, meydana gelen neticeye ilişkin olarak gerekli dikkat ve özen gösterilmiş olsaydı böyle bir netice ile karşılaşılmazdı şeklinde bir yargıya ulaşılabiliyorsa; taksirle işlenmiş bir suç söz konusu olur. Ancak bu durumda neticenin taksirle gerçekleştirilmesinin kanunda suç olarak tanımlanmış olması gerekir. Bu nedenle, kendisinin sanarak başkasının çantasını alan kişinin yanılgısında taksirin varlığı kabul edilse bile; kanunda hırsızlık fiilinin ancak yararlanma kasdıyla işlenebileceği belirtildiği için; böyle bir olay dolayısıyla ceza sorumluluğu doğmayacaktır. Buna karşılık, av hayvanı zannederek gerçekte bir insana ateş edip onun ölümüne neden olan kişinin bu hatasında taksiri varsa, adam öldürme kanunda taksirle işlenen bir suç olarak da tanımlandığı için, böyle bir olayda fail, taksirle adam öldürme suçundan dolayı sorumlu tutulacaktır. Kastın varlığına engel olan hata, suçun sadece temel şekline ilişkin unsurlar hakkında değil, aynı zamanda failin daha ağır veya hafif ceza ile cezalandırılmasını gerektiren nitelikli unsurları bakımından da ortaya çıkabilir. İkinci fıkra ile kişinin, suçun nitelikli unsurlarına ilişkin hatasından yaralanması öngörülmüştür. Hükûmet Tasarısının 23 üncü maddesinin birinci fıkrasında 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 52 nci maddesinde düzenlemeye paralel olarak şahısta hata ve hedefte sapma hâli düzenlenmiştir. 'Şahısta hata' aslında bir ve ikinci fıkra hükümleri bağlamında düşünülmesi gereken bir durum olduğu için, bu hususa ilişkin ayrı bir hükme yer verilmesi gereksiz görülmüştür. Keza, hedefte sapma hâli ile ilgili olarak bu madde kapsamında düzenleme yapılmasına gerek görülmemiştir. Çünkü hedefte sapma hâlinde bir hata söz konusu değildir. Bu durumda suçların içtimaı hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gereken bir sorun söz konusudur. Nitekim, uygulamada da hedefte sapma, suçların içtimaı ve özellikle fikri içtima bağlamında ele alınmaktadır. Hükûmet Tasarısının 23 üncü maddesinin 3 üncü fıkra veya bendinde düzenlenen ‘hukuka uygunluk nedenlerinde hata’ ile ilgili hüküm, bölüm başlığına paralel olarak değiştirilmiştir. Madde metnindeki ‘hukuka uygunluk nedenleri’ yerine, ‘ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenler’ ibaresi konulmuştur. Somut olayda söz konusu nedenlere ait koşulların gerçekleştiği hususunda hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanabilecektir. Ancak, bunun için hatanın kaçınılmaz olması gerekir. Hatanın kaçınılabilir olması durumunda ise, kişi işlediği fiilden dolayı sorumlu tutulacak ve fakat bu hata, temel cezanın belirlenmesinde göz önünde bulundurulacaktır." açıklamalarında bulunulmuştur. Hata (yanılma); genel olarak kişinin tasavvuru ve zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu, dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şeyin olduğundan farklı bir biçimde algılanması hâlinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi hâlinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası, bir algılama hatası olduğu hâlde yasak hatası, bir değerlendirme hatasıdır. Hata, kastı ortadan kaldıran veya kusurluluğu etkileyen hata olmak üzere ikiye ayrılır. Suçun maddi unsurlarında (TCK'nın 30/1. maddesi), nitelikli hâllerinde (TCK'nın 30/2. maddesi) ve hukuka uygunluk nedenlerinin maddi şartlarında (TCK'nın 30/1-3. maddesi) hata kastı kaldırır. Kusurluluğu ortadan kaldıran veya azaltan sebeplerin maddi şartlarında hata (TCK'nın 30/3. maddesi) ile haksızlık yanılgısı (yasak hatası) (TCK'nın 30/4. Maddesi) ise kusurluluğu etkileyen hata şekilleridir. Kastı kaldıran hata türüne hukuka uygunluk nedenlerinin sınırındaki yanılgıyı da eklemek gerekmektedir (TCK'nın 27/1. maddesi). TCK’nın 30. maddesinde çeşitli hata hâlleri düzenlenmiş olup maddenin birinci fıkrasında suçun maddi unsurlarında hataya ilişkin hükme yer verilmiştir. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi olup bu unsurlara ilişkin bilgisizlik, eksik ya da hatalı bilgi, maddi unsurlara ilişkin bir hatadır. Bu hatanın kastın varlığına engel olacak düzeyde bulunması hâlinde sanığa ceza verilmeyecektir. Suçun maddi unsurlarına ilişkin hata, eylemin suç teşkil etmesi için bulunması zorunlu hususlara ilişkin bir yanılmadır. Maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde, hata dolayısıyla taksirli sorumluluk hâlinin saklı olduğu belirtildiğinden, taksirle de işlenebilen bir suçun maddi unsurlarında tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu hataya düşülmesi kusurluluğu ortadan kaldırmayacaktır. Örneğin, gerekli dikkat ve özeni göstermeden gece gördüğü karartıya av hayvanı olduğunu düşünerek ateş eden ve bir kişinin ölümüne neden olan fail, taksirle öldürmeden sorumlu olacaktır. Öğretide bu konuya ilişkin olarak; "Suçun maddi unsurlarına ilişkin hata, eylemin suç teşkil etmesi için bulunması zorunlu hususlara ilişkin bir yanılmadır. Örneğin, arkadaşını ziyarete giden bir kimsenin, arkadaşının olduğu düşüncesiyle bir başkasının konutuna girmesi veyahut onbeş yaşını bitirmiş olan çocukla rızaen cinsel ilişkide bulunanın, mağdurun reşit olduğunu düşünerek bu eylemi gerçekleştirmesi." (M.Emin Artuk/Ahmet Gökcen/A.Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Adalet Yayınevi, 7. Baskı, s. 522), "Suçun maddi unsurlarında hata (unsur yanılgısı), müşahhas bir olayda suçun maddi unsurlarına müteallik hususlardaki bilgisizliği, eksik veya yanlış bilgiyi ifade eder. Bir başka ifadeyle, faildeki müşahhas olaya ilişkin tasavvurun gerçekle bağdaşmaması hâlidir. Bu hata, suça ilişkin kastı ortadan kaldırır. Bu hata hâlinde kasten işlenmiş bir haksızlıktan bahsetmek mümkün değildir. Failin bilgisi veya tasavvuru gerçeğe uysaydı; işlediği fiilin bir haksızlık teşkil etmeyeceği muhakkak olmalıdır." (İzzet Özgenç, Türk Ceza Kanunu Gazi Şerhi Genel Hükümler, Seçkin, 1. Baskı, 2005, s. 421), "Failin suç tipindeki bir unsurda yanılması, bu suçun kasten işlenmesini engeller. Bu takdirde suç taksirle işlendiği takdirde cezalandırılabilen bir suç ise, sorumluluk taksirli suçtan dolayıdır." (Hakan Hakeri, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Adalet Yayınevi, 12. Baskı, s. 362) görüşlerine yer verilmiştir. Failin isnat olunan suçun maddi unsurlarına ilişkin hatası esaslı, diğer bir ifadeyle kabul edilebilir bir hata olursa, bu takdirde fail TCK'nın 30. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu hatasından yararlanacak, bunun sonucu olarak yüklenen suç açısından kasten hareket etmiş sayılmayacağından, suçun taksirle işlenmesi hâli de kanunda cezalandırılmıyor ise CMK'nın 223. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi gereğince beraatına karar verilmesi gerekecektir. İkinci fıkra ile, kişinin suçun daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli hâllerinin gerçekleştiği hususundaki hatasından yararlanması öngörülmüş, buna göre, kardeşi olduğunu bilmediği bir kişiyi öldüren failin, kasten öldürme suçunun nitelikli hâllerinden olan kardeşini öldürmekten değil, kasten öldürmenin temel şeklinden sorumlu olacağı, değersiz zannederek değerli bir kolyeyi çalan fail hakkında ise değer azlığı hükmünün uygulanacağı ilke olarak kabul edilmiştir. Üçüncü fıkrada, ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait şartların gerçekleştiği konusunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişinin, bu hatasından yararlanacağı hüküm altına alınmış olup fıkrada hem hukuka uygunluk sebebinin maddi şartlarında hata, hem de kusurluluğu etkileyen hata hâlleri düzenlenmiştir. Failin bu fıkra hükmünden yararlanabilmesi için bulunduğu durum itibarıyla hatasının kaçınılmaz olması gerekmektedir. Hataya düşmenin kaçınılmaz olmasını, kusursuz olmak şeklinde anlamak gerekir (Nevzat Toroslu, Ceza Hukuku, Genel Kısım, Savaş Yayınevi, Ankara 2016, sayfa 194). Bunun için fail, fiili işlediği sırada ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait koşulların gerçekleştiği hususundaki hatası nedeniyle kınanamamalı, dikkatsiz ve özensiz davranmış olmamalıdır. Maddeye, 5377 sayılı Kanun'la eklenen dördüncü fıkrada ise, kişinin işlediği fiilden dolayı kusurlu ve sorumlu tutulabilmesi için, bu fiilin bir haksızlık oluşturduğunu bilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre fail, işlediği fiilin haksızlık oluşturduğu konusunda kaçınılmaz bir hataya düşmüşse, diğer bir ifadeyle, eyleminin hukuka aykırı olmadığı, haksızlık oluşturmadığı, meşru olduğu düşüncesiyle hareket etmişse ve bu yanılgısı içinde bulunduğu şartlar bakımından kaçınılmaz nitelikte ise artık cezalandırılmayacaktır. Hatanın kaçınılmaz olduğunun belirlenmesinde, kişinin bilgi düzeyi, gördüğü eğitim, içinde bulunduğu sosyal ve kültürel çevre şartları göz önünde bulundurulacaktır. Üçüncü ve dördüncü fıkraların uygulanması yönüyle kişinin kaçınılmaz bir hataya düşmesi şartı aranmakta olup hatanın kaçınılabilir olması durumunda kişi kusurlu sayılacak, diğer bir ifadeyle fiilden dolayı sorumlu tutulacak, ancak bu hata temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınacaktır. B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme Suç tarihi itibarıyla 15 yaş 7 aylık olan ilköğretim okulu mezunu katılan mağdurun 16 yaş 2 aylık olan suça sürüklenen çocuk ile birlikte suç tarihinde saat 13.00 sıralarında ... ilçesinde bulunan suça sürüklenen çocuğun ailesine ait yazlık eve gittiği, katılan mağdurun suça sürüklenen çocukla cinsel ilişkiye girdikten sonra 19 yaş 11 aylık olan arkadaşları sanığın da eve çağrılması üzerine, sanığın inceleme dışı sanık ve tanık ile birlikte saat 20.00 sıralarında katılan mağdur ve suça sürüklenen çocuğun bulundukları eve gittiği, sanık ve inceleme dışı sanığın da katılan mağdurla cinsel ilişkiye girdikleri, rızasıyla gerçekleşen söz konusu ilişkiler sırasında katılan mağdura karşı cebir, tehdit veya hile kullanılmadığı, katılan mağdurun 21.05.2012 tarihinde 10 hafta 3 günlük hamile olduğunun anlaşılması üzerine olayın adli makamlara intikal ettiği, yapılan soruşturma sırasında ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen 13.06.2012 tarihli rapor uyarınca sanığın %99,99999'un üzerinde ceninin babası olduğunun tespit edildiği, Adli Tıp Kurumu 6. Adli Tıp İhtisas Kurulunca düzenlenen raporlara göre; katılan mağdurda saptanan hafif-orta düzeydeki zekâ geriliğinin olayın hukuki anlam ve sonuçlarını algılamasına ve fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olmasına engel teşkil edecek mahiyet ve derecede bulunduğu, buna göre katılan mağdurun olayın hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayacağı ve fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olamayacağı, suç tarihinde katılan mağdurda mevcut olan zekâ geriliğinin hekim olmayanlarca anlaşılamayabileceği, ancak yakın çevresinde yaşayanlarca ve kendisini tanıyanlarca ve yine tekrarlayan görüşmelerle anlaşılabileceği, katılan mağdurun; 2011 yılı yaz döneminde sanık ile arkadaş olduğunu, sanığın kendisini arayarak ısrarla arkadaş olmak istediğini söylemesi üzerine arkadaşlık teklifini kabul ettiğini, sanıkla ... sahilinde buluştuklarını, telefonla çok sık konuştuklarını, suç tarihinde buluştukları suça sürüklenen çocuğun evine dolmuşla gittiklerini, bu evde sanığın "Senin telefonuna kontör alırım, para veririm!" diyerek kendisiyle ilişkiye girdiğini ifade ettiği, beyanlarına göre market işleten ve öğrenci olan suça sürüklenen çocuğun yaklaşık 7 ay önce aralarında sanığın da bulunduğu arkadaşları ile sahilde dolaştıkları sırada katılan mağdurla tanıştıklarını, eve gittiğinde katılan mağdurun Facebook üzerinden arkadaşlık teklifinde bulunduğunu gördüğünü, bu teklifini kabul ettiği katılan mağdurla yaklaşık bir ay kadar yazıştıklarını, bir ayın sonunda cumartesi günü sahilde buluşup gezdiklerini, bir gün sonra yine sahilde dolaştıkları katılan mağdurun; ağabeyinin kendilerini görebileceğini söyleyerek daha sakin bir yere gitmek istemesi üzerine halk otobüsü ile ...'te bulunan yayla evine gittiklerini, mahalle arkadaşlarının tamamının katılan mağduru tanıdığını ve katılan mağdurla çıkmasını yadırgayıp "Ayıp sana!" dediklerini, normal davranan katılan mağdurun herhangi bir anormalliğini görmediğini, zekâ geriliği olduğunu yeni öğrendiğini savunduğu, beyanına göre fırında işçi olarak çalışan ortaokul mezunu olan sanığın ise; yaklaşık 1 yıl 4 ay önce katılan mağdurla bir arkadaş ortamında tanıştıklarını, katılan mağdurla tanıştıktan sonra sürekli olarak görüşmeye başladıklarını, sık sık mesajlaştıklarını, üç dört ayda bir de yüz yüze görüştüklerini, 10 TL kontör karşılığında çok sayıda şahısla ilişkiye girdiğini duyduğu katılan mağdurun konuşmalarında ve davranışlarında herhangi bir olumsuzluk veya anormallik fark etmediğini, internet ve telefon kullanabilen katılan mağdurun tavır ve davranışlarına bakıldığında zekâsının normal düzeyde olduğunu düşündüğünü savunduğu, Yerel Mahkemece kabul edildiği şekliyle eylemlerin sübut bulduğu hususunda Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında bir uyuşmazlık bulunmayan ve bu kabulde de dosya içeriği itibarıyla bir isabetsizliğin bulunmadığı anlaşılan olayda; Adli Tıp Kurumu 6. Adli Tıp İhtisas Kurulunca, katılan mağdurda mevcut olan hafif-orta düzeyde zekâ geriliğinin hekim olmayanlarca anlaşılamayabileceğinin, ancak yakın çevresinde yaşayanlarca ve kendisini tanıyanlarca ve yine tekrarlayan görüşmelerle anlaşılabileceğinin belirtilmesi, katılan mağdur beyanları ve sanık savunması ile adı geçenlerin 16.11.2011 ile 21.05.2012 tarihleri arasında yaptıkları mesajlaşmaların içeriği itibarıyla kendisiyle sürekli buluşmaya çalışan, kardeşi ...'le birlikte başka şahıslarla da sevgili olması veya ilişki yaşaması konusunda aracılık eden ve isteklerini yerine getirmesi için kontör alacağı vaadinde bulunan sanığın davranışlarına karşılık katılan mağdurun buluşmak için sözleştiği hâlde sanığı sürekli bekletmek ve sanığın mesajlarına olağan seyrin dışında karşılıklar vererek ve tanık ile inceleme dışı sanığın beyanlarına yansıdığı üzere olay sırasında hem ağlamaklı olan hem de ... katılan mağdurun akli durumuna ilişkin dış dünyaya yansıyan davranışları ve katılan mağdurla suç tarihinden önceki yaklaşık 1 yıl 4 ay süreyle arkadaş olup sık sık buluşan ve mesajlaşan sanığın bilgi düzeyi ve gördüğü eğitim ile içinde bulunduğu sosyal ve kültürel şartlar birlikte değerlendirildiğinde; sanığın eylemini, katılan mağdurda zekâ geriliği olduğunu bilerek gerçekleştirdiği ve bu husustaki savunmalarına itibar edilemeyeceği, dolayısıyla sanık hakkında TCK'nın 30. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanamayacağı, Buna karşılık; buluşup dolmuşla evlerine giderek ilişkiye girdiklerini beyan etmesi dışında katılan mağdurun suç tarihinde 16 yaş 2 aylık olan suça sürüklenen çocukla sık sık buluşup görüştüğüne ilişkin herhangi bir anlatımda bulunmaması, suça sürüklenen çocuğun da katılan mağdurla yaklaşık 7 ay önce tanışıp 1 ay kadar yazıştıklarını, iki kere buluştuklarını, ikinci buluşmalarında da olayın gerçekleştiği eve gittiklerini, normal davranışlar sergileyen katılan mağdur da zekâ geriliği olduğunu soruşturma sürecinde öğrendiğini savunması hususları göz önüne alındığında; dosyada mevcut delillere göre suça sürüklenen çocuğun katılan mağdurun yakın çevresinde yaşadığını, katılan mağduru yakından tanıyıp tekrarlayan şekilde görüştüğünü gösteren kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığı, suça sürüklenen çocuğun katılan mağdurda var olan zekâ geriliğini bildiğinin şüphede kaldığı ve bu şüphenin de lehe yorumlanması gerektiği anlaşılmakla, yaşı ile sosyal ve kültürel durumu da gözetildiğinde, suça sürüklenen çocuğun eylemini, katılan mağdurda zekâ geriliği olduğunu bilerek gerçekleştirmediği ve bu bağlamda hakkında TCK'nın 30. maddesinin uygulanması gerektiği, Kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının suça sürüklenen çocuk yönünden reddine, sanık yönünden ise kabulüne karar verilmelidir. Suça sürüklenen çocuk yönünden çoğunluk görüşüne katılmayan dört Ceza Genel Kurulu Üyesi; itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği görüşüyle, sanık yönünden ise çoğunluk görüşüne katılmayan yedi Ceza Genel Kurulu Üyesi ise; itirazın reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının; a) Suça sürüklenen çocuk yönünden REDDİNE, b) Sanık yönünden ise KABULÜNE, 2- Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 14.06.2022 tarihli ve 12482-6030 sayılı bozma kararının sanık yönünden KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın, sanık yönünden uygulamanın denetlenmesi için Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.04.2023 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi. Suça sürüklenen çocuk yönünden 25.04.2023 tarihli müzakerede;

Diğer kararlar (4)

10. Ceza Dairesi, 2014/899 E., 2014/865 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
fıkraları uyarınca yargılandığı, Mahkemece hükümlünün eylemi TCK'nın 104. maddesinin 1.
10. Ceza Dairesi         2014/899 E.  ,  2014/865 K. "İçtihat Metni" Yüksek Adalet Bakanlığı'nın, uyuşturucu madde ticareti yapma ve hırsızlık suçlarından hükümlü ... hakkındaki hükmün infaz aşamasında...Ağır Ceza Mahkemesi'nce 08.11.2013 tarihinde 2013/1137 değişik sayı ile verilen itirazın kabulüne ilişkin kararın kanun yararına bozulmasına ilişkin talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 23.12.2013 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: İncelenen dosyadan; a) Hükümlü ...'nın uyuşturucu madde ticareti yapma ve hırsızlık suçlarından kesinleşmiş mahkûmiyet hükümlerinin infazı sırasında,... Ağır Ceza Mahkemesi'nce 14.01.2013 tarihinde 2013/15 değişik iş sayı ile mahkûmiyet hükümlerine konu hapis cezalarının 5275 sayılı Kanun'un 99 ve 101. maddeleri gereğince 9 yıl 23 ay 10 gün hapis cezası olarak toplanmasına karar verildiği, b) Hükümlünün ...Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda cezasını infaz ederken 23.10.2013 tarihli dilekçesiyle, cezasının kalan kısmını...Açık Ceza İnfaz Kurumu'nda çekmek istediğini belirttiği, c) ... Cumhuriyet savcısınca 23.10.2013 tarihinde 2013/1848 B.M. sayı ile hükümlünün.... Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2007/290 esas sayılı dosyasında, TCK'nın 103. maddesinin 2 ve 4. fıkraları uyarınca yargılandığı, Mahkemece hükümlünün eylemi TCK'nın 104. maddesinin 1. fıkrası kapsamında değerlendirilerek bu maddeye göre cezalandırılmasına karar verildiği, ancak hükmün temyiz edilmesi nedeniyle kesinleşmediğinden, iddianamede belirtilen suçtan kovuşturmanın devam ettiğinin kabul edilmesi gerektiği belirtilerek, Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği'nin 8. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca hükümlünün açık ceza infaz kurumuna nakledilmesine ilişkin talebinin reddine karar verildiği, d) Hükümlünün belirtilen karara itiraz etmesi üzerine,...İnfaz Hakimliği'nce 31.10.2013 tarihinde 2013/618 esas ve 2013/620 karar sayı ile hükümlü hakkında TCK'nın 103/2, 43 ve 103/4 maddeleri uyarınca cezalandırılması için iddianame düzenlendiği, ancak.... Ağır Ceza Mahkemesi'nin 09.07.2009 tarihli kararı ile TCK'nın 104/1. maddesinden hüküm kurulduğu, hükmün sanığın temyizi üzerine temyiz incelemesine gönderildiği, hükümlü hakkında devam eden kovuşturmanın 5237 sayılı TCK'nın 104/1. maddesinde düzenlenen suça ilişkin olduğunun kabulü gerektiği, belirtilen suçun kanunda öngörülen cezasının üst sınırının ise yedi yıldan az olduğu, bu durumda hükümlünün açık ceza infaz kurumuna ayrılma talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtilerek, hükümlünün başvurusunun kabulü ile ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 23.10.2013 tarihinde 2013/1848 B.M. sayı ile kararının iptaline karar verildiği, e) Cumhuriyet savcısının, hükümlü hakkında TCK'nın 103/2, 43, 103/4 ve 109/2. maddeleri uyarınca cezalandırılması için kamu davası açıldığı,.... Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen hükümlerin sanık ve katılanlar tarafından temyiz edildiği, hükümlü hakkındaki kovuşturmanın 7 yıldan fazla ceza içeren kişi hürriyetinden yoksun kılma ve çocuğun cinsel istismarı suçlarından devam etmesi nedeniyle açık ceza infaz kurumuna ayrılamayacağı gerekçesiyle...İnfaz Hakimliği'nin kararına itiraz etmesi üzerine,...Ağır Ceza Mahkemesi'nce 08.11.2013 tarihinde 2013/1137 değişik iş sayı ile, itirazın kabulü ile...İnfaz Hakimliği'nin 31.10.2013 tarih ve 2013/618 esas ve 2013/620 karar sayılı kararının kaldırılmasına karar verildiği Anlaşılmıştır. Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, «Dosya kapsamına göre; 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 105/1-7 b maddesi ile hükümlü hakkında; denetimli serbestlik tedbiri uygulanmaya başlanmasından önce işlediği iddia olunan ve cezasının üst sınırı yedi yıldan az olmayan bir suçtan dolayı soruşturma veya kovuşturmaya devam edilmesi, hâlinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine, infaz hâkimi tarafından, hükümlünün kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verilir”, ve “Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği’nin 8/2-b. maddesinde, “Kapalı kurumda hükümlü olup; haklarında üst sınırı yedi yıldan az olmayan başka bir suçtan soruşturma veya kovuşturması devam etmekte olanlar ile üst sınırı yedi yıldan az olmayan bir suçtan henüz kesinleşmemiş mahkûmiyet kararı bulunanlar, bu durumları devam ettiği sürece açık kurumlara ayrılamaz.” şeklindeki hükümler gereğince,... Ağır Ceza Mahkemesi'nin 09/07/2009 tarihli, 2007/290 esas, 2009/203 sayılı kararı ile sanığın, reşit olmayan ancak 15 yaşından büyük mağdure ile rızaen cinsel ilişkide bulunmak suçundan hükmolunan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 104/1. maddesindeki öngörülen cezanın üst sınırının 7 yıldan az olduğu ve kurulan mahkûmiyet hükmünün de henüz kesinleşmediği gözetilmeden ve açık ceza infaz kurumuna nakli bakımından diğer koşullar değerlendirilmeden yazılı şekilde Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazının kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir.» denilerek,...Ağır Ceza Mahkemesi'nin 08.11.2013 tarihli kararının kanun yararına bozulması istenmiştir. Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği'nin 8. maddesinin 2. fıkrasında; “Kapalı kurumda hükümlü olup; a) İşlediği iddia olunan başka bir suçtan dolayı haklarında 04/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100 üncü maddesine göre tutuklama kararı verilenler, b) Haklarında üst sınırı yedi yıldan az olmayan başka bir suçtan soruşturma veya kovuşturması devam etmekte olanlar ile üst sınırı yedi yıldan az olmayan bir suçtan henüz kesinleşmemiş mahkûmiyet kararı bulunanlar, bu durumları devam ettiği sürece açık kurumlara ayrılamaz.” hükmü öngörülmüştür. Somut olayda, hükümlü ... hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan TCK'nın 103. maddesinin 2 ve 4. fıkraları ile kişi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanunun 109. maddesinin 2, 3 ve 5. fıkraları uyarınca cezalandırılması için kamu davası açıldığı, her iki suç için de kanunda öngörülen ceza miktarının üst sınırının yedi yıldan az olmadığı,.... Ağır Ceza Mahkemesi'nce 09.07.2009 tarihinde 2007/290 esas ve 2009/203 karar sayı ile hükümlü hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan açılan dava ile ilgili olarak eyleminin TCK'nın 104. maddesinin 1. fıkrası kapsamında reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu gerekçesiyle 2 yıl 1 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, kişi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise beraatine karar verilmiş ise de, her iki hükmün de katılanlar tarafından temyiz edilmesi nedeniyle, hükümlü hakkında TCK'nın 103 ve 109. maddeleri uyarınca açılan davalarla ilgili kovuşturmanın devam ettiği, bu durumda hükümlünün açık ceza infaz kurumuna ayrılamayacağı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteğinin CMK'nın 309. maddesi gereğince REDDİNE, dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine, 10.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Ceza Genel Kurulu, 2020/309 E., 2023/56 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varÇocuk Ağır Ceza
tam metni aç
diğine ve hürriyetinden yoksun bıraktığına dair mağdurenin açıklandığı üzere aşamalardaki kendi içindeki çelişkili ve hayatın olağan akışına aykırı beyanları dışında şüpheden uzak, kesin inandırıcı deliller olmadığı, eylemlerin bu hali ile TCK.nın 104/1. maddesinde tanımlanan reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu atılı suçun takibinin anılan Kanunun 73/1.
Ceza Genel Kurulu         2020/309 E.  ,  2023/56 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Çocuk Ağır Ceza I. HUKUKÎ SÜREÇ Suça sürüklenen çocuk ...’un beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan TCK’nın 103/2, 103/6, 43, 31/3, 62 ve 63. maddeleri uyarınca 9 yıl 5 ay 10 gün hapis; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanun'un 109/2, 109/3-f, 109/5, 43, 31/3, 62 ve 63. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis; cezalarıyla cezalandırılmasına ve mahsuba ilişkin ... Anadolu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince verilen 23.05.2013 tarihli ve 65-149 sayılı hükümlerin suça sürüklenen çocuk müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 28.04.2014 tarih ve 3166-5695 sayı ile; "…Mağdurenin 06.04.2012 günü vekil huzurunda kollukta alınan beyanında, sanıktan önce ... isimli şahıs ile cinsel ilişkiye girdiğini, ondan ayrıldıktan sonra 2011 yılı Ekim ayında sanıkla tanıştığını, tanıştıktan birkaç gün sonra sanığın işyerinde önceki ilişkisini bildiğini, kendisini rezil edeceğini söyleyerek cinsel organına bakmak istediğini söyledikten sonra iç çamaşırını indirerek cinsel organını ellediğini, o gün cinsel ilişkiye girmediklerini ve sanığın dükkanından çıkıp evine gittiğini, daha sonra sanığın kendisine şantaj ve tehditte bulunarak yanına çağırdığını ve birden fazla cinsel ilişkiye girdiklerini söylemesi, 26.04.2012 günlü Cumhuriyet Savcılığındaki ifadesinde, 2011 yılı Ağustos aylarının sonuna doğru sanıkla tanıştığını, birkaç gün sonra sanığın dükkanında otururken kendisine daha önce yaşadıklarını herkese anlatmak konusunda şantaj yaptığını, işyerinin kapısını kilitleyerek şantaj altında cinsel ilişkiye girdiğini, daha sonra sevgili olarak iyi görüşmeye başladıklarını, sanıkla evlenme ümidi bulunduğundan rızasıyla 5-10 kez cinsel ilişki yaşadığını, ancak daha sonra aralarının bozulduğunu 2011 Eylül ayında ayrıldıklarını belirtmesi, mahkemedeki 10.04.2013 günlü anlatımında ise sanığın ilk cinsel ilişkiyi şantajla yaptığını daha sonra ise evlenme vaadinde bulununca rızasıyla 4-5 kez cinsel ilişkiye girdiğini söylemesi, intikalin olaydan yaklaşık 6 ay sonra, mağdurenin evden kaçtığı bir zaman polis tarafından bulunduğunda alınan ifadesinden sonra olması, sanığın ise aşamalarda mağdure ile birden fazla kez rızası ile cinsel ilişkiye girdiğini savunması, mağdurenin sanığın yanına gittiğinde tokatla vurduğunu, boynunu sıktığını beyan etmesine karşın 07.04.2012 günü alınan adli raporunda darp ve cebir izi bulunmadığının tespit edilmesi, sanıkla mağdure arasındaki yazışmalar, fotoğraflar ve tüm dosya içeriği karşısında, sanığın mağdure ile cebir, tehdit veya iradeyi etkileyen başka bir nedenle cinsel ilişkiye girdiğine ve hürriyetinden yoksun bıraktığına dair mağdurenin açıklandığı üzere aşamalardaki kendi içindeki çelişkili ve hayatın olağan akışına aykırı beyanları dışında şüpheden uzak, kesin inandırıcı deliller olmadığı, eylemlerin bu hali ile TCK.nın 104/1. maddesinde tanımlanan reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu atılı suçun takibinin anılan Kanunun 73/1. maddesi uyarınca 6 aylık şikâyet süresine tâbi olduğu, sanığın en son eyleminin Eylül 2011 olmasına rağmen şikâyetin Nisan 2012 tarihinde yapıldığı anlaşılmakla CMK.nın 223/8. maddesi uyarınca açılan kamu davasının düşürülmesi yerine yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilmesi ve dosya içeriğine göre, suç tarihinde 17 yaşı içerisinde olan mağdurenin rızası ile sanıkla birlikte kalması şeklinde sübut bulan eylemde, sanığın TCK.nın 109. maddesi anlamında hukuka aykırı bir davranışından söz edilemeyeceğinden kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraati yerine mahkûmiyetine hükmedilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Yerel Mahkeme ise 11.09.2014 tarih ve 287-259 sayı ile; "Olay tarihinde 15-18 yaş grubunda bulunan ve kendisine yönelik eylemleri bilebilecek durumda bulunan mağdurun polis merkezindeki anlatımında da açıkça izah ettiği gibi ...'la olan cinsel deneyiminden sonra sanık ...'la, açık kimlik ve bilgilerini bilmediği... isimli bir şahsın aracılığı ile tanıştığı ve birkaç gün sonra...'in dükkanında otururken ifadesinde de açıkça bildirdiği üzere maruz kaldığı tehdit ve şantaj üzerine korktuğu için sanıkla rızası dışında cinsel ilişkiye girdiğini ve tehditlerini sürdürmesi ve onunla ilişkisini sona erdirdiğini bildirdiğinde bende ses kaydın var herkese yayarım diye tehdit etmesi üzerine sanıkla ilişkisini sürdürdüğü ve mağdurun o sırada başka bir genç kızla ilişkisini öğrendiği ve sanıkla olan ilişkilerini o kişiye anlattığı, 03.12.2012 günü sanık ...'in kendisini telefonla arayarak.'de bulunan . mağazasının karşısında bulunan bir pasaj içerisindeki fotoğraf stüdyosuna çağırdığı, 'gel bendeki ses kaydını sileceğim' diye korkuttuğu için yanına gittiğinde 'tekrar benimle başlayacaksın dükkanın anahtarını sana veririm, benimle birlikte yaşa', ben 'hayır istemiyorum' dedikçe üzerine doğru yürüyerek bağırdığı ve ... attığı, 'istesem seni zorla yapamayacak mıyım' diye bağırıp kendisine sarıldığını, boyunun ve omuzlarını öpüp ısırdığı, kendisine karşı koyunca çeşitli sözlerle küfür ettiği ve bu olayları kaldıramayınca önce intihara teşebbüs ettiği ve daha sonra evden kaçmaya karar verip 04.02.2012 günü sabah evden okula çıkıyorum diye ayrıldığı, daha sonra polis tarafından bulunduğunda mağdurun kendisini güvende hissettiğinden başından geçen olayları sebep sonuç ilişkisi içerisinde ve samimi olarak anlattığı ve ifadesine itibar edilmemesi için hiçbir neden bulunmadığı, Cumhuriyet Savcılığı'ndaki ifadesinde de aynı hususları tekrar ettiği anlaşılmaktadır. Cinsel istismara uğrayan mağdur çocukların soruşturma aşamasında adli makamlar tarafından dinlemedeki güçlükler bir yana bırakılıp ayrıntılı dinlenmelidirler. Özellikle sonuca etkili ve soruşma sırasında sorulmayan bir hususun kovuşturma sırasında sorulması ve kovuşturma makamınca o hususun soruşturmada ileri sürülmemesi sebebiyle mağdur aleyhine değerlendirilmesi özellikle çocuklar bakımından hiç düşünülmemelidir. Cinsel istismara uğrayan çocuklardan yetişkinlerin verdiği tepkileri vermeleri beklenemez. Kaldı ki cinsel istismara uğrayan yetişkinlerin dahi cinsel istismar eyleminden sonra ne yapacaklarını bilemedikleri her zaman karşılaşılan bir durumdur.Somut olayda sanğın ibraz ettiği görüşme kayıtları ve birlikte çekilmiş fotoğraflarından sonradan mağdur ile sanık arasında samimiyet gelişdiği anlaşılmakta ve bu husus -açıkça belirtilmemekle beraber- bozma kararında eylemin rıza ile gerçekleştiğine dayanak yapılmakta ise de mağdurun başlangıçta tehdit ve şantajla başlayan organ sokma suretiyle cinsel istismar eyleminin devamı sırasında mağdurun anlatımına göre daha önce sonuçları kendisi bakımından ağır olan ... ile cinsel istismar eyleminden sonra sanığın cinsel istismarına maruz kalması güvenli ve huzurlu bir aile ortamında bulunmayan mağdurun sanığın gerçekte evlenme niyeti olmamasına rağmen mağdurla evleneceğine ilişkin güvence vermesi ve hile ile mağdurun kandırılması karşısında mağdurun sanıkla samimi pozlar içerisinde fotoğraf çektirmesi ve ona duygusal mesajlar göndermesini olağan karşılamak gerekir. Burada asıl kötü niyetli olan sanıktır. Bu kadar mesaj kaydını ve fotoğrafları saklamakta amacının suç işlediğini ve kötü niyet taşıdığını bilen sanığın ileride bir soruşturmaya maruz kaldığında savunmasına gerekçe yapacağı çok açık anlaşılmaktadır. Dosyada mevcut 20 sahife tutan 'facebook' mesajlarının saklanmasında sanığın başka ne gibi amacı olabilir. Sanık mağdurla evleneceğini soruşturma ve kovuşma aşamasında hiç bir şekilde ileri sürmemiş olup bu konudaki hile ve kötü niyete dayanan kastını da doğrulamıştır. Mağdur ... Üniversitesi Çocuk Koruma Birimi'nde uzman hekimlerle adli görüşmesi sırasında olayı özetle . 1995 doğumludur, .'de bir kız teknik meslek lisesine gitmektedir, annesi babası ve kendisinden küçük iki kardeşi ile birlikte Maltepe'de yaşamaktadır, ... önce ... adlı erkek arkadaşı tarafından daha sonra... adlı kişi tarafından defalarca cinsel istismara maruz kaldığını aktarmıştır. Genç kız, ...'ın kendisini ilk olarak cinsel birliktelik için zorladığını, o gün yaşadığı istismarın ardından birden çok kez aynı travmalara maruz kaldığını anlatmıştır. 'Ben o çocukla olay olunca bir iki ay kullandı, evlenicem, bırakmıycam, kötü kadın olursun. Meğersem kullanmak için yatmış, bir ay boyunca içirdi içirdi ben hiç hatırlamıyorum, adı ...'dı, erkek gördüğümde hemen kaçmak istiyorum, o olay olduktan sonra saklanarak gittim, kullanacaklar diye, daha öncesine kadar benim erkek arkadaşım yoktu, diyorsun ki niye böyle oldu, ben hakettim mi, şimdi artık ne evlilik isterim, ne başka birşey, ama mahkemeyi geri çekmek istiyorum, nasıl yüzleşeceğim, yıkılırım diyorum, Allah'ından bulur diyorum, sonra da anneme falan bu kadar açıldı, devam et diyor, sonra babam dayanamıyo, mahkeme olunca dövüyor, ama şimdi polis koruması var', ...'ın kendisinden ayrıldıktan sonra... adlı çocukla tanıştığını, ...'in kendisiyle ...'la olan eski ilişkisinden haberdar olduğunu, ...'in de kendisine tecavüz ettiğini aktarmıştır, aşağıda ...'nın... ile anlattıklarının bir kısmına yer verilmiştir. '...'dan sonra da oldu, ama o olayda daha kötü oluyorum, ... ... olayını biliyormuş, ondan sonra o daha berbat, bir erkek sürekli kızlara yatan bir çocuk, ...'ın yaptıklarını yapmış, hayatıma girdikten sonra ...'ı öğrenince ne yapabilir, ... ilk yapan olduğu için mahveden ...'dı, ikinci hiç şeyim yoktu, o da yıktı, o kadar erkeklerden nefret ediyorum ki, kendime kızıyorum, nasıl yaptım, kendime öfkem bitmiyor, kanmamalıydım' yaşadığı cinsel istismarın ardından yaşadığı zor olayı şöyle aktarmıştır, 'kendime öfkem gitmiyor, çevreme öfkem, korkular geçmiyor, en ufacık birşeyle yüzleşince kendime zarar veriyorum, elimi kesiyorum, sürekli iğrenç iğrenç şeyler yapmak istiyorum, intihar etmeyi düşünüyorum, kendime hiç değer vermiyorum, giyiniyorum, ediyorum ama biri bakınca rahatsız oluyorum, bacaklarımdan anlaşılır mı diyorum' şeklinde özetlendiği ve raporun sonucunda mağdurun travma sonrası stres bozukluğu DSM-IV-TR geliştiği ve bu ruh sağlığı bozukluğunun yaşadığı ifade edilen cinsel istismar olayları ile ilişkilendirildiği ve TCK'nun 103/6. maddesi kapsamında değerlendirileceği bildirilmiş, raporda açıklanan bulgular ve sonuç mahkememizin kabul şeklini doğrulamıştır. Yapılan yargılama ve toplanan delillerin birlikte incelenip değerlendirilmesi sonucu mağdurenin sanık ... ile ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere tanıştıktan sonra ... isimli çocukla aralarında geçen cinsel ilişkiyi bildiğini ve kendisiyle cinsel ilişkiye girmediği takdirde bu ilişkiyi ailesine ve başkalarına anlatabileceği şantaj ve tehdidi altında mağdureyi korkutarak zorla ve değişik zamanlarda birden fazla organ sokmak suretiyle cinsel istismarda bulunduğu ve mağdurun içinde bulunduğu koşullar ve sonradan sanığın evlenme vaadi hilesinde bulunması üzerine mağdurenin bundan sonra sanıkla olan ilişkilerinin rızası ile gerçekleştiği ve mağdurenin sanık tarafından kandırıldığını öğrenmesi ve ilişkisini bitirmek istemesi üzerine sanığın mağduru kendisinde bulunan cinsel ilişkiye dayalı ses kaydını silebileceğini gelmediği takdirde ses kaydını başkalarına yayacağı tehdidi karşısında mağdurun tekrar sanığın çalıştığı fotoğraf stüdyosuna gittiği ve polis merkezinde ayrıntılı olarak bildirdiği gibi sanığın yeniden cinsel ilişkilerine devam etmek istediğini bildirdiği mağdurun kabul etmemesi üzerine ona cebir ve şiddette bulunduğu ve küfür ettiği, mağdurun bu olaydan sonra intihara kalkıştığı ve ilerleyen aşamada evden kaçtığı, polis tarafından bulunduğunda başından geçen olayları samimi bir şekilde anlattığı, sanığın 15-18 yaş grubu arasında bulunan mağdura tehditle bir çok defa organ sokmak suretiyle cinsel istismarda bulunduğu daha sonra evlenme vaadi hilesiyle cinsel istismarını devam ettirdiği, her ne kadar Yargıtay 14. Ceza Dairesi evlenme vaadi hilesini TCK'nun 103. maddesi anlamında hile kabul etmiyor ise de bu hususun bu kamu davası bakımından sonuca etkili bulunmadığı ancak 765 sayılı TCK'da evlenmek vaadiyle kızlık bozma suçunun 5237 Sayılı TCK'da yer almadığı ancak cinsel istismar eyleminin hileyle gerçekleştirilmesi halinin bir unsuru olarak kabul edildiği, özellikle çocuklara karşı cinsel istismar eylemlerinde çocukların çabuk aldatılabilme özellikleri dolayısıyla hilenin çok kez başvurulan bir yöntem olduğu Yargıtay 14. Ceza Dairesinin kabulünün kanun koyucunun amacına uygun bulunmadığı kanaatine varılmış Yargıtay 14. Ceza Dairesince mağdur ile sanık arasındaki özellik taşıyan ilişkiler incelenip analitik bir düşünceye tabi tutulmadan ve mağdurun samimi anlatımları gözönüne alınmadan sanığın evlenme vaadi hilesi dönemi içerisinde samimiyet taşıyan fotoğraflar ve mesaj kayıtları gerekçe kabul edilerek eylemin TCY'nin 104/1 maddesine uyduğu ve kişi hürriyetini yoksun bırakma suçunun unsurları oluşmadığından beraat kararı verilmesi gerekçesiyle bozma kararı verilmesi ... ve hakkaniyet duyguları ile bağdaşmadığı ve sanığın sonuç olarak organ sokmak suretiyle cinsel istismar ve kişi hürriyetini yoksun bırakmak suçlarını işlediği vicdani kanısına ulaşıldığından eski kararda direnilmesi gerekmiştir." gerekçesiyle bozmaya direnerek önceki hükümler gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Direnme kararına konu bu hükümlerin de suça sürüklenen çocuk müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.12.2014 tarihli ve 372495 sayılı "onama" istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya, Ceza Genel Kurulunca 14.12.2016 tarih ve 782-1644 sayı ile; 6763 sayılı Kanun'un 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 12.04.2017 tarih ve 408-1989 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca 28.02.2019 tarih ve 616-144 sayı ile yargılama aşamasında kamu davasından haberdar edilmeyen Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda verilen kararların tebliğinin sağlanması için dosya Yerel Mahkemeye gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edilmiş, tebligat eksikliğinin giderilmesinin ardından anılan Bakanlık vekili tarafından hükmün temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08.07.2019 tarihli ve 58158 sayılı "onama" istekli ek tebliğnamesiyle Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 08.07.2020 tarih ve 6202-3208 sayı ile 5271 sayılı CMK'nın 237/2. maddesine göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağından Bakanlık vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmesinden sonra Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eylemlerine mağdurenin rızasının bulunup bulunmadığı, bu bağlamda sanığın eyleminin reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu mu yoksa çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu mu oluşturduğu ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Mağdure ...’nın suç tarihinde 17 yaşında olduğu, suça sürüklenen çocuk ...’un ise suç tarihinde 18 yaşını henüz bitirmediği, Mağdurenin babası ...’nın 05.04.2012 tarihinde mağdure hakkında kayıp müracaatında bulunduğu, 06.04.2012 tarihinde bulunarak karakola getirilen mağdurenin alınan beyanında suça sürüklenen çocuğun eylemlerini anlatarak şikâyetçi olması üzerine soruşturmanın başlatıldığı, 07.04.2012 tarihinde . ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından mağdure hakkında düzenlenen rapora göre; mağdurede darp ve cebir izinin tespit edilmediği, yapılan hymen muayenesinde; hymen saat 2, 6 ve 8 hizalarında kaideye varan deşirür izlendiği, yapılan rektal muayenesinde; anal fissür, fistül ve ekimoz saptanmadığı, anal sfinkter tonusunun normal olduğu, 08.04.2012 tarihinde Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesince mağdure hakkında düzenlenen yatan hasta epikriz raporunda; yaklaşık üç yıllık hastalık öyküsü bulunan ve daha önce hastane yatışı olmayan mağdurenin yaklaşık bir yıl önce yaşadığı stresör olaydan sonra uykusuzluk, gece ağlamaları, küfretme, saldırganlık ve sinirlilik şikâyetlerinin arttığının, yatışından yaklaşık iki gün önce ilaç içerek intihar girişiminde bulunduğunun, depresif epizodlar ve kişilik bozuklukları tanısı ile tedavi gördüğünün, 08.04.2012 tarihinde yatışı yapılan mağdurenin 17.04.2012 tarihinde taburcu edildiğinin belirtildiği, 09.04.2012 tarihinde polis memurları tarafından suça sürüklenen çocuk ile mağdure arasında ... isimli sosyal medya sitesi aracılığıyla gerçekleşen yazışmaların tutanak hâline getirildiği ve dosyada mevcut olduğu, 26.04.2012 tarihinde ... Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından mağdure hakkında düzenlenen rapora göre; mağdurede herhangi bir travmatik lezyona rastlanılmadığı, hymen açıklığı yaklaşık 2 cm olup saat 2,6 ve 8 hizalarında kaideye uzanan eski yırtıklar bulunduğu, bakire olmadığı, akut ya da kronik fiili livataya delalet edecek bir bulgu saptanmadığı, mağdurenin baba sevgisinden uzak büyüdüğünü, babasının çok sert olduğunu, birlikte hiçbir paylaşımlarının olmadığını, geçmişinde birçok kez intihar girişiminde bulunduğunu, ilaç tedavisi gördüğünü, 2011 yılının Şubat ayında ... isimli şahısla tanıştığını ve ilişkilerinin bir süre devam ettiğini, sonrasında ise suça sürüklenen çocuk ... ile tanıştığını ve onunla da bir süre ilişki yaşadığını, yaşananları babasının öğrenmesinden sonra korktuğu için en son yaklaşık 15 gün önce ilaç içmek suretiyle yeniden intihar girişiminde bulunduğunu, hâlihazırda intihar etmeyi düşünmediğini ifade ettiği, mağdurenin öz bakımının tam, düşünce hızı ve akışının olağan, çağrışımlarının düzgün olduğu, amaca yönelimi mevcut olup hezeyan tariflemediği, aktif suicid düşüncesinin bulunmadığı, Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 08.04.2012 tarihli raporunda; intihar girişimi nedeniyle götürüldüğü, depresif epizodlar ve kişilik bozuklukları tanısı ile tedavi gördüğü belirtilmekle birlikte geçmişten gelen psikiyatrik sorunları da dikkate alındığında; mağdurenin söz konusu olay nedeniyle ruh sağlığının bozulup bozulmadığı hususunda ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezinden görüş alınmasının uygun olacağı, 03.10.2012 tarihinde ... Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesince mağdure hakkında düzenlenen ... kurulu raporuna göre; yapılan adli görüşmede mağdurenin suça sürüklenen çocukla ilgili olarak "...’dan sonra da oldu ama o olayda daha kötü oluyorum. ... ... olayını biliyormuş, ondan sonra. O daha berbat bir erkek, sürekli kızlarla yatan bir çocuk. ...’ın yaptıklarını yapmış. Hayatıma girdikten sonra ...’ı öğrenince ne yapabilir? ... ilk yapan olduğu için mahfeden ...’dı. İkinci hiç şeyim yoktu, o da yıktı. O kadar erkeklerden nefret ediyorum ki. Kendime kızıyorum nasıl yaptım? Kendime öfkem gitmiyor. Kanmamalıydım." şeklinde anlatımlarda bulunduğu, mağdurenin fiziksel, zihinsel ve psikososyal yaşının akranlarıyla uyumlu olduğu, oryantasyonunun tam ve duygulanımının künt olduğunun gözlendiği, mağdurenin çocukluk çağı travmalarının bulunduğu, özellikle babasının mağdureye ve annesine yoğun fiziksel şiddet uyguladığını mağdurenin anlattığı, mağdurenin yapılan güncel durum muayenesinde yaşında gösterdiğinin, sözel iletişim kurmakta istekli olduğunun tespit edildiği, yer, kişi, zaman yöneliminin tam, bellek ve dikkat fonksiyonlarının normal, duygudurumunun depresif, duygulanımının kaygılı olduğu, düşünce içeriğinde yaşadığını ifade ettiği olaylarla ilgili korku, kaygı, suçluluk ve pişmanlık temalarıyla birlikte yoğun özkıyım düşüncelerinin bulunduğu, sonuç olarak mağdurede travma sonrası stres bozukluğu ve majör depresif bozukluk tespit edildiği, bu ruh sağlığı bozukluğunun yaşadığını ifade ettiği olaylarla ilişkilendirildiği, dolayısıyla TCK’nın 103/6. maddesi kapsamında değerlendirilebileceği, 11.04.2013 tarihinde suça sürüklenen çocuk müdafisi tarafından dosyaya sunulan tutukluluğa itiraz dilekçesi ekinde olay adli makamlara intikal ettikten sonra mağdure ile suça sürüklenen çocuk arasında gerçekleştiği bildirilen görüşme dökümlerinin yer aldığı, Suça sürüklenen çocuğun kendi el yazısıyla yazdığı, mağdure tarafından kendisine gönderildiğini belirttiği telefon mesajlarının yer aldığı tek sayfadan ibaret kâğıtta; "Nisan 2012’de ...’dan farklı telefon mesajları 15.10.2012 05xx 30xx1xx mesajlaşma 04.11.2012 05xx 67xx3xx kıyamam sana aşık mı oldun 27.11.2012 05xx 26xx7xx Whatsapp mesajlaşma Saat 18.26 sana çok ihtiyacım var... lütfen en azından konuş benimle 4 aydır ailemden ayrıyım tek yaşıyorum artık tüm bağlarımı kopardım olaylardan sonra ihtiyacım var konuşmaya lütfen konuş 08.01.2013 05xx 03xx2xx Whatsapp mesajlaşma Çok özledim Saat 00.30 napıyorsun 26.01.2013 05xx 03xx2xx Whatsapp mesaj Günaydın ne yapıyorsun 01.02.2013 05xx 35xx1xx mesajlaşma görüşme Saat 07.24... gelebiliyorsan Maltepe börekçisindeyim gel konuşalım biraz gidersin sonra telefondan çağıramadım çekindim yanlış anlarsın diye. Hala SMS’in yokmu 05 Şubat 2013 saat 04.00-05.00 arası telefon görüşmesi numara kayıtlı değil. Konuşmada bana dayı diye birinin onu yanına aldığını ona kartalda ev ve araba alıp dükkan açacağını söyledi 08 Mayıs 2013 Anneye Büşradan mesaj (2. mahkeme sonrası) Saat 12.27 abla ne olur Timuçinle konuşun nefret etmesin benden her gece girmesin rüyama ben onu çok sevdim" Şeklinde olduğu, Mağdurenin 17.01.2014 tarihli "Şikâyetimden ve Eski Beyanlarımdan Vazgeçmem Hakkında" başlıklı ve 08.12.2014 tarihli "Mahkemenin verdiği karara karşı beyanlarım ve şikâyetim hakkında" konulu dilekçelerde özetle; mağdurenin yargılama sırasında suça sürüklenen çocuk hakkındaki şikâyetinden vazgeçtiğini, o duruşmada kendisini tam olarak ifade edemediğini, kendi rızasıyla suça sürüklenen çocukla birlikte olduğunu söylediği hâlde bu hususun tutanağa yazılmadığını, yaklaşık 3 ay arkadaşlık yaptığı suça sürüklenen çocukla kendi rızasıyla birlikte olduğunu ve sonrasında ayrıldıklarını, babasıyla arası bozulduğu için evden kaçtığını ve bir hafta eve gitmediğini, karakola müracaat eden babasının suça sürüklenen çocuğa telefonla ulaştığını, bunun üzerine suça sürüklenen çocuğun da kendisini telefonla arayarak randevu verdiğini ve bu şekilde polislere yakalanmasını sağladığını, bu olay nedeniyle suça sürüklenen çocuğa kızdığını, psikolojisi de bozuk olduğu için olayları abarttığını ancak suça sürüklenen çocuğun ceza almasına çok üzüldüğünü belirttiği, ... ... hakkında mağdureye yönelik gerçekleştirdiği iddia olunan eylemlerle ilgili olarak ... Cumhuriyet Başsavcılığının 20.11.2012 tarihli ve 17590-837 sayılı iddianamesi ile TCK’nın 103/1-b, 103/2, 103/6, 104/1, 43/1 ve 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, aynı soruşturma kapsamında suça sürüklenen çocuk hakkında 03.02.2012 tarihinde mağdureye yönelik tehdit, hakaret ve çocuğun basit cinsel istismarı suçlarından delil yetersizliği nedeniyle ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, ... Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.07.2013 tarihli ve 547-124 sayılı kararıyla ... ...’in mağdureye yönelik eylemlerinin kül hâlinde reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu kabul edilerek hakkındaki kamu davalarının şikâyet yokluğu nedeniyle CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca düşürülmesine karar verildiği, Anlaşılmaktadır. Mağdure ... Kollukta; 04.04.2012 tarihinde sabah saatlerinde "Okula gidiyorum." diyerek evden ayrıldığını ve eve bir daha dönmediğini, İdealtepe'de ikamet eden . isimli arkadaşının yanına gittiğini, evden ayrıldığı gün ve sonraki gün .'in evinde kaldığını, daha sonra durumdan şüphelenilmesini önlemek amacıyla oradan ayrılarak .da ikamet eden arkadaşı .'in evine gitmeye karar verdiğini, yolda Buket'in, kendisine "Neredesin?" şeklinde telefon mesajı gönderdiğini, kendisinin de .’e "Zaten sana geliyorum." içerikli bir mesajla cevap verdiğini, yaklaşık 30-40 dakika sonra Buket’in evine gittiğinde aç olduğu için.t'in yemek yaptığını, o esnada kapı zilinin çaldığını ve ailesiyle birlikte polisin bulunduğu eve geldiklerini, kendisini alarak karakola götürdüklerini, evden ayrıldığı süre içinde zorla alıkonulmadığını, cinsel istismara maruz kalmadığını, kendi rızası ve isteğiyle evden ayrıldığını, evden kaçmasına daha önce yaşadığı olayların neden olduğunu, 02.02.2011-22.02.2011 tarihleri arasında bir zamanda ... ... isimli şahsın evinde aldığı alkolün ve uzun süredir kullandığı depresyon ilaçlarının etkisiyle uyuyup kaldığını, kendisine geldiğinde ... ile cinsel ilişkiye girdiğini anladığını, ...’ın dini nikâh yaptıracağını, kendisini bırakmayacağını söylemesi üzerine sonrasında da ...’la 5-6 defa rızalı cinsel ilişki yaşadığını, ...’ın, kendisini aldatması, yalan söylemesi, telefonunu kapatıp uzun bir süre ortadan kaybolması nedenleriyle depresyon ilaçları kullanmaya başladığını, son olarak 2011 yılı Aralık ayının sonlarına doğru ... isimli sosyal medya sitesinden ...’a ulaşmayı başardığını, ...’ın bildirdiği adreste bulunan eve gittiğini, orada ...’ın tekrar ayrılmayacaklarına, dini nikâh kıydıracaklarına dair vermiş olduğu sözlere inanarak onunla cinsel ilişkiye girdiğini ve o tarihten sonra bir daha ...’a ulaşamadığını, 2011 yılının Ekim ayında... isimli bir arkadaşı vasıtasıyla suça sürüklenen çocuk ile tanıştığını, tanışmalarından birkaç gün sonra suça sürüklenen çocuğun ...’la arasında yaşananları bildiğini, elinde kanıtların bulunduğunu söyleyerek bunları ailesine ve çevresine duyurmakla tehdit ettiğini, duyduklarından sonra ağlamaya başladığını, suça sürüklenen çocuğun da ağlaması nedeniyle "Söylediklerim doğru olmasaydı ağlamazdın. Seni kontrol edeceğim." şeklinde sözler söylediğini, suça sürüklenen çocuğa direndiğini ancak karşı koyamadığını, pantolon ve iç çamaşırını indiren suça sürüklenen çocuğun zorla cinsel organına bakıp dokunduktan sonra "Bunu ben yapmış sayıyorum. Bundan sonra benimlesin. Benimle olmazsan seni rezil ederim." dediğini, devam eden zamanlarda suça sürüklenen çocuğun benzer tehditlerle çağırması üzerine her defasında onun yanına gittiğini ve çeşitli defalar bu tehditler altında suça sürüklenen çocukla cinsel ilişkiye girdiğini, 2011 yılı Aralık ayında kesin olarak ayrılmak istediğini söylediği suça sürüklenen çocuğun "Bende ses kaydın var. Herkese yayarım." diyerek tehditlerine devam ettiğini, o dönemde suça sürüklenen çocuğun, aynı okulda öğrenci olan ... ile flört etmeye başladığını ve kendisiyle yaşadıklarını.’e de anlattığını, .’in bu durumu sorması üzerine önce inkâr ettiğini ancak "Olanları bana anlatırsan arkanda dururum." demesi nedeniyle suça sürüklenen çocukla yaşadıklarını .’le paylaştığını, 03.02.2012 tarihinde suça sürüklenen çocuğun Küçükyalı’da bir pasajın içinde bulunan As Pruduction isimli stüdyoya kendisini çağırdığını, ses kaydını sileceğini söylediğini, korkarak suça sürüklenen çocuğun ... yerine gittiğinde suça sürüklenen çocuğun tekrar ilişkiye başlamak istediğini ifade ettiğini, reddetmesi üzerine önce ... atıp sonra tehditle kendisine saldırdığını, omuzlarını ve boynunu öpüp ısırdığını, sinkaflı sözlerle hakaret ettiğini, bu olayları kaldıramayınca evden kaçmaya karar verdiğini, suça sürüklenen çocuktan şikâyetçi olduğunu, Savcılıkta önceki beyanına ek ve önceki beyanından farklı olarak; yaklaşık üç yıldır psikolojik sorunlarının olduğunu ve kendisine konulan depresyon teşhisi nedeniyle antidepresan kullandığını, 2011 yılında Ağustos ayının sonlarına doğru suça sürüklenen çocukla tanıştığını, ilk cinsel ilişkinin suça sürüklenen çocuğun ...’la arasında geçenleri ailesine anlatacağı tehdidi ve zorlaması altında gerçekleştiğini, sonrasında sevgili olup görüşmeye başladıklarını, bu süre içinde çoğunlukla suça sürüklenen çocuğun ... yerinde, bir keresinde evinde ve bir defasında da...’ın evinde olmak üzere suça sürüklenen çocukla çok sayıda cinsel birlikteliğinin olduğunu, bu ilişkileri suça sürüklenen çocuğun kendisiyle evleneceği ümidiyle rızasıyla yaşadığını, 2011 yılı Eylül ayının ortalarında ise suça sürüklenen çocukla arkadaşlığını bitirdiğini, ... üzerinden görüşmeyi engellediğini, suça sürüklenen çocuğun okul arkadaşı ... ile flört etmeye başladığını öğrenerek .’e suça sürüklenen çocuğun iyi bir insan olmadığını söylediğini,.’in de suça sürüklenen çocuğun elinde kendisinin ilişki sırasında çıkardığı sesleri içeren bir ses kaydı olduğunu söyleyerek "Kimin kötü olduğunu ben biliyorum." dediğini, suça sürüklenen çocuğun bu ses kaydını .’a da dinlettiğini daha sonra öğrendiğini, 03.02.2012 tarihinde suça sürüklenen çocuğun elindeki ses kaydını sileceğini söyleyerek kendisini o dönemde çalıştığı stüdyoya çağırdığını, gittiğinde yeniden ilişkiye başlamak istediğini söylediğini, bu teklifini reddetmesi üzerine kendisini darp ettiğini ve tehditlerde bulunduğunu, hakaret içeren sözler söylediğini, ağlayarak stüdyodan ayrılıp evine döndüğünü, 04.02.2012 tarihinde de evden kaçtığını, 10.04.2013 tarihinde Mahkemede önceki beyanlarına ek ve önceki beyanlarından farklı olarak; evden kaçtıktan sonra Tuzla’ya giderken ... Mahallesi’nde bayıldığını, kendisini oradan alıp karakola götürdüklerini, muayene olduktan sonra yaşananları anlatmak zorunda kaldığını, suça sürüklenen çocuğun esasen ...’la olan ilişkisini bilmediğini, "...’la yaşadıklarını biliyorum." demesi üzerine kendisinin ağlamaya başladığını, suça sürüklenen çocuğun da esasen bilmediği ama tahmin yürüttüğü bu olayın doğru olduğunu anlayarak kendisini tehdit etmeye başladığını, hatta suça sürüklenen çocuğun, görüştüğü her kıza aynısını yaptığını söylediğini, ilk ilişkinin bu tehditler altında gerçekleşmesinden sonra suça sürüklenen çocuğun, evlenme konusunu gündeme getirdiğini hatta kendisini annesiyle tanıştırdığını, suça sürüklenen çocukla evlenecekleri beklentisiyle birden fazla defa rızalı cinsel ilişki yaşadığını, intikalden sonra internet ortamında suça sürüklenen çocukla görüşüp helalleşmek istediğini, bu görüşmeler esnasında suça sürüklenen çocuğun "Benim avukat paramı bile sen ödeyeceksin. Ben ne yapmışım? Dava senin aleyhine dönecek." demesi üzerine korkarak suça sürüklenen çocuğa "Mahkeme olmasın. Gel seninle helalleşelim." şeklinde mesajlar gönderdiğini ve görüşmek istediğini, dosyada yer alan suça sürüklenen çocukla arasındaki ... yazışmalarının içeriğini kabul ettiğini, bu mesajları evlenme ümidiyle gönderdiğini, annesinin suça sürüklenen çocukla olan arkadaşlığını bildiğini ancak cinsel ilişkiden haberdar olmadığını, o dönemde suça sürüklenen çocukla ilişkisinin iyi olduğunu ve evlenme beklentisinde olduğunu, 08.05.2013 tarihinde ise Mahkemede; suça sürüklenen çocuktan şikâyetçi olmak istemediğini, şikâyetinden vazgeçtiğini, İfade etmiştir. Tanık ... ... şüpheli sıfatıyla Savcılıkta; mağdureyle ortak arkadaşları vasıtasıyla tanıştığını, aralarında duygusal bir ilişkinin başladığını, bu ilişki esnasında öpüşmelerinin olduğunu ancak cinsel bir birliktelik yaşamadıklarını, 2011 yılı Mayıs ayında mağdurenin psikolojik bozukluğunun olduğunu ve ilaç kullandığını gördüğünü, değişik tavırları nedeniyle o dönemde mağdureyle olan arkadaşlığını bitirdiğini, sonrasında da zaman zaman bir araya geldiklerini, barışma konusunda girişimlerde bulunduklarını ancak anlaşamadıklarını, mağdureyle rızasıyla ya da rızasına aykırı olarak cinsel ilişkiye girmediğini, suçlamaları kabul etmediğini, Tanık ... Kollukta; 2011 yılı Eylül ayında bir kafeye kahvaltı yapmak için gittiğinde suça sürüklenen çocuğu yanında bir kızla gördüğünü, suça sürüklenen çocuğun bu kişiyi kız arkadaşı olarak tanıttığını ancak adını söylemediğini, masaya oturup bir bardak çay içtiğini ve kalktığını, o esnada suça sürüklenen çocuk ... kız arkadaşının oldukça samimi olduklarını, herhangi bir tehdit ve zorlamanın olmadığını, suça sürüklenen çocuğun kafede yanında oturan kız arkadaşının mağdure olduğunu 07.04.2012 tarihinde kendisine söylediğini, suça sürüklenen çocuğun mağdureyi cinsel ilişkiye zorladığını görmediğini ve duymadığını, Mahkemede; suça sürüklenen çocuğun olayla ilgili olarak karakola alınmasından sonraki bir tarihte suça sürüklenen çocukla gece çalışması yapmak üzere pasaj içinde bulunan dükkânda kaldıklarını, dükkân kapısını çalan kimseleri kapı deliğinden gördüklerini, suça sürüklenen çocuğun delikten baktığında mağdurenin geldiğini görünce içeri kaçtığını, kapıyı açtığında mağdureye suça sürüklenen çocuğun içeride olmadığını söylediğini, mağdurenin bekleyeceğini söylemesi üzerine suça sürüklenen çocuğun, karşısına çıkarak mağdureye "Beni arama." tarzında sözler söylediğini, sonrasında mağdurenin evden kaçtığını ve eve dönmeyeceğini öğrendiklerini, sokakta kalmaması için mağdureye eşlik ettiklerini, Tanık Fikri... Kollukta; suça sürüklenen çocuk ile mağdureyi kendisinin tanıştırdığını, suça sürüklenen çocuğun, kendisinin evinde kalacağı bir gün "... gelecek." dediğini, kendisinin de kabul ettiğini, tarihini hatırlayamadığı bir günde suça sürüklenen çocuğun saat 15.30 sıralarında ... yerine gelerek mağdureyle saat 15.00’e kadar evde olduklarını söyleyip anahtarı kendisine teslim ettiğini, suça sürüklenen çocuğun sonradan o gün evde çektiği videoyu izlettiğini ve videonun konusunun "Kız arkadaşınız eve geldiğinde nasıl azdırırsınız? Nasıl davranırsınız?" olduğunu, mağdurenin regl döneminde olduğunu söylediğini, suça sürüklenen çocuğun dinlettiği diğer bir ses kaydında da "Arkadan gir." dendiğini duyduğunu, bunlar dışında bir kayıt olup olmadığını bilmediğini, 2011 yılı Eylül ayı içinde mağdureyle suça sürüklenen çocuğun ayrıldıklarını öğrendiğini, 2012 yılı Ocak ayında da suça sürüklenen çocukla kavga edip bir daha görüşmediğini, Tanık ... ... Kollukta; suça sürüklenen çocuğu beş aydır, mağdureyi ise yaklaşık bir yıldır tanıdığını, kendisinden önce mağdureyle suça sürüklenen çocuğun birlikte olduklarını bildiğini ancak suça sürüklenen çocuğun mağdureyi cinsel ilişkiye zorladığını görmediğini ve duymadığını, Tanık . Kollukta; mağdurenin ses kaydı yapan stüdyo tarzı yerlere çok sık gittiğini ve burada arkadaşlar edindiğini bildiğini, bunlardan birinin de suça sürüklenen çocuk olduğunu, 2011 yılı Ekim ayında... isimli şahsın "...’in stüdyosundayım. ... da burada. Sen de gel." şeklinde telefon mesajı gönderdiğini, bunun üzerine eski PTT Pasajının ikinci katında bulunan suça sürüklenen çocuğun ... yerine gittiğini, kapı zilini birkaç kez çaldığını ancak kimsenin kapıyı açmadığını, daha sonra .’ın, kendisine "Gelme git." şeklinde mesaj gönderdiğini, durumdan şüphelenerek mağdureyi telefonla aradığını, mağdurenin önce aramayı meşgule aldığını, sonrasında da "Git." içerikli bir mesaj gönderdiğini, kısa bir süre sonra Nihat’ın kapıyı açtığını ve çevredeki esnafın çok kız geldiğini söyleyerek laf ettiklerini, o nedenle kapıyı açamadıklarını, mağdurenin de stüdyoya sabah gelip akşam çıktığını anlattığını, o esnada mağdureyle suça sürüklenen çocuğun ... yerinde olmadıklarını, mağdureyle suça sürüklenen çocuğun 2011 yılı yaz aylarından itibaren tanışıklıklarının olduğunu, suça sürüklenen çocuğun mağdureyi zorla alıkoyduğuna dair bilgisinin bulunmadığını, Beyan etmişlerdir. Suça sürüklenen çocuk ... aşamalarda özetle; 2011 yılı Ağustos ayında mağdureyle tanıştığını ve flört etmeye başladıklarını, bu süreçte mağdureyle ... yerinde, evinde ve çeşitli arkadaşlarının evlerinde birden fazla defa cinsel ilişkiye girdiğini, bu ilişkilerin tamamının mağdurenin rızasıyla gerçekleştiğini, hatta ilk ilişki sırasında regl döneminde olan mağdurenin bu kanamasını göstererek kızlığının bozulduğunu söylediğini ancak araştırdığında mağdurenin, kendisinden önce ... ... isimli bir şahısla da birlikte olduğunu öğrendiğini, ilişkilerinin 2011 yılı Eylül ayının ortalarında sona erdiğini, ayrılma sebebinin ise mağdurenin ... ile tekrar birlikte olmak istediğini söylemesinin olduğunu, arkadaşlıkları sona erdikten sonra dahi zaman zaman görüştüklerini, sıklıkla evden kaçan mağdurenin zaman zaman kendisinden para istediğini, yanında kalmak isteğini dile getirdiğini, elinde mağdureye ait görüntü ya da ses kaydı bulunmadığını, mağdureyi bu kayıtları ya da ...’la olan ilişkisini ailesine söylemekle tehdit etmediğini, son olarak birkaç gün önce evden kaçan mağdurenin nerede olabileceği konusunda polise yardımda bulunduğunu, mağdurenin, hakkında böyle bir suçlamada bulunarak intikam almak istemiş olabileceğini, suçlamaları kabul etmediğini, mağdureyle arasında ... isimli sosyal medya sitesi aracılığıyla gerçekleşen yazışmaların olduğunu, Savcılıkta ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldığında dahi mağdurenin başka numaralardan kendisine mesaj göndererek görüşme talebinde bulunduğunu savunmuştur. IV. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Görüşler Çocukların cinsel istismarı suçu, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın 103. maddesinde; "(1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismar deyiminden; a) Onbeş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış, b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar, Anlaşılır. (2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (3) Cinsel istismarın üstsoy, ikinci veya üçüncü derecede kan hısmı, üvey baba, evlat edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, ... hizmeti veren veya koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan diğer kişiler tarafından ya da hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. (4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehdit kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. (5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. (6) Suçun sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması hâlinde, on beş yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. (7) Suçun mağdurun bitkisel hayata girmesine veya ölümüne neden olması durumunda, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur." şeklinde düzenlenmiş iken, 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 59. maddesi ile; "(1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır. Cinsel istismar deyiminden; a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış, b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar, anlaşılır. (2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. (3) Suçun; a) Birden fazla kişi tarafından birlikte, b) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle, c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya evlat edinen tarafından, d) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya ... hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından, e) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. (4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehditle ya da (b) bendindeki çocuklara karşı silah kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. (5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. (6) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.", 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 13. maddesi ile de; "Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza, istismar durumunda on yıldan, sarkıntılık durumunda beş yıldan az olamaz. Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır. Cinsel istismar deyiminden; a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış, b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar, anlaşılır. (2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza on sekiz yıldan az olamaz. (3) Suçun; a) Birden fazla kişi tarafından birlikte, b) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle, c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya evlat edinen tarafından, d) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya ... hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından, e) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. (4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehditle ya da (b) bendindeki çocuklara karşı silah kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. (5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. (6) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur." Hâlini almıştır. "Reşit olmayanla cinsel ilişki" başlıklı 104. maddesinin 1. fıkrası ise suç tarihinde; "Cebir, tehdit ve hile olmaksızın, onbeş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, şikayet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." şeklindedir. Uyuşmazlıkla ilgili 5237 sayılı TCK’nın “Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” başlıklı 109. maddesi ise; "(1) Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir. (2) Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (3) Bu suçun; a) Silahla, b) Birden fazla kişi tarafından birlikte, c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle, d) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, e) Üstsoy, altsoy veya eşe karşı, f) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, İşlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat arttırılır. (4) Bu suçun mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kaybına neden olması halinde, ayrıca bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. (5) Suçun cinsel amaçla işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarı oranında artırılır. (6) Bu suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır." şeklinde düzenlenmiş iken 14.07.2021 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmak suretiyle yürürlüğe giren 7331 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 9. maddesiyle anılan maddenin 3. fıkrasının (e) bendine "eşe" ibaresinden sonra gelmek üzere "ya da boşandığı eşe" ibaresi eklenmek suretiyle madde son şeklini almıştır. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda korunan hukukî değer, "kişilerin kendi istekleri ve iradeleriyle serbestçe hareket edebilme özgürlükleri"dir. Kişilerin bir yerde kalma ve bir yere gitme hürriyetleri bulunduğundan bu suçun işlenmesi sonucu anılan hürriyetleri ihlal edilmiş olmaktadır. Ancak suçun oluşabilmesi için bu ihlalin hukuka aykırı olarak yapılması zorunludur. Ceza Genel Kurulunun 10.06.2014 tarihli ve 551-311, 12.11.2013 tarihli ve 511-449 ile 11.03.2008 tarihli ve 253-52 sayılı kararlarında vurgulandığı üzere; 5237 sayılı TCK'nun 6/1-a maddesinde, "henüz onsekiz yaşını doldurmamış kişi" olarak tanımlanan çocuk kavramının, kanun koyucu tarafından cinsel dokunulmazlığa karşı suçların düzenlendiği bölümde, "onbeş yaşını bitirmiş", "onbeş yaşını tamamlamamış" şeklinde iki ayrı dönem olarak ele alındığı görülmektedir. Buna göre bu bölümde "onbeş yaşını tamamlamamış" çocuklar ile "onbeş yaşını bitirmiş olup da onsekiz yaşını tamamlamamış" çocuklara karşı işlenen cinsel suçlar farklı kategoride mütalaa edilmiştir. TCK'nun 103/1-a maddesinde "onbeş yaşını tamamlamamış" olan çocuklara karşı her türlü cinsel davranış cinsel istismar olarak tanımlanmışken, aynı maddenin (b) bendinde; diğer çocuklar ifadesiyle "onbeş yaşını bitirmiş olup da onsekiz yaşını tamamlamamış" çocuklar kastedilerek bunlara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışların cinsel istismar suçunu oluşturabileceği kabul edilmiştir. Böylece kanun koyucu bu maddede "onbeş yaşını bitirmiş olup da onsekiz yaşını tamamlamamış" olan çocuklara karşı rızalarıyla işlenen cinsel davranışları cinsel istismar suçu kapsamına almamış ve bu kategorideki çocukların rızalarına önem vermişken, "onbeş yaşını tamamlamamış" çocuklara karşı yapılan her türlü cinsel davranışı rızaları olsa bile çocukların cinsel istismarı suçu kapsamına almıştır. Aynı kanunun 104. maddesinde de; cebir, tehdit ve hile olmaksızın, onbeş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunmayı şikâyete bağlı bir suç olarak hüküm altına alınmıştır. Bu düzenlemeden hareketle çocuklara karşı işlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun da iki kategoride ele alınması gerekmektedir: Birinci kategoride yer alan "onbeş yaşını tamamlamamış" olan çocukların kendi özgür iradeleri ile serbestçe hareket etme hakkı, niteliği itibarıyla üzerinde mutlak surette tasarrufta bulunabilecekleri bir hak olmadığından, bu haklarının ihlaline yönelik olarak gerçekleştirilen eylemlerle ilgili gösterdikleri rıza, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden bir hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilemeyecektir. Buna karşın ikinci kategoride yer alan "onbeş yaşını bitirmiş olup da onsekiz yaşını tamamlamamış" çocuklara karşı işlenen suçlarda ise mümeyyiz olmaları hâlinde rızaları hukuka uygunluk nedeni olabilecektir. B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme Mağdurenin Kollukta özetle; ortak arkadaşı vasıtasıyla tanıştığı suça sürüklenen çocuğun, ... ... isimli şahısla arasında geçenleri bildiğini ve bunları ailesiyle çevresine anlatacağı, kendisini rezil edeceği yönünde tehditlerde bulunması üzerine suça sürüklenen çocuk ile rızası hilafına birden fazla defa cinsel birliktelik yaşadığını, cinsel ilişkilerin tamamının suça sürüklenen çocuğun bu tehditleri sonucu gerçekleştiğini, Savcılık ve Mahkemede ise; tehditle gerçekleşen ilk cinsel ilişkiden sonra suça sürüklenen çocuk ile duygusal anlamda arkadaşlık etmeye başladıklarını ve suça sürüklenen çocuğun kendisiyle evleneceğini düşünerek onunla birden fazla defa cinsel ilişkiye girdiğini, 2011 yılı Ağustos ayında başlayan bu ilişkinin 2011 yılı Eylül ayının ortalarına doğru sona erdiğini, aralarındaki ilişki bittikten sonra suça sürüklenen çocuğun, okul arkadaşı ... ile flört etmeye başladığını öğrenerek .’e suça sürüklenen çocuğun iyi bir insan olmadığını söylediğini, Elçin’in de suça sürüklenen çocuğun elinde kendisinin ilişki sırasında çıkardığı sesleri içeren bir ses kaydı olduğunu söyleyerek "Kimin kötü olduğunu ben biliyorum." dediğini, 03.02.2011 tarihinde suça sürüklenen çocuğun elindeki ses kaydını sileceğini söyleyerek kendisini o dönemde çalıştığı stüdyoya çağırdığını, gittiğinde yeniden ilişkiye başlamak istediğini söylediğini, reddetmesi üzerine kendisini darp ettiğini ve tehditlerde bulunduğunu, hakaret içeren sözler söylediğini, ağlayarak stüdyodan ayrılıp evine döndüğünü, daha sonra da yaşananlar nedeniyle evden kaçtığını iddia ettiği, 17.01.2014 tarihinde dosyaya sunduğu dilekçede; yaklaşık 3 ay arkadaşlık yaptığı suça sürüklenen çocukla kendi rızasıyla birlikte olduğunu ve sonrasında ayrıldıklarını, babasıyla arası bozulduğu için evden kaçtığını ve bir hafta eve gitmediğini, karakola müracaat eden babasının suça sürüklenen çocukla irtibat kurduğunu, suça sürüklenen çocuğun da kendisinin yakalanması hususunda babasına yardım ettiğini, bu olay nedeniyle suça sürüklenen çocuğa kızdığını, psikolojisi de bozuk olduğu için olayları abarttığını belirttiği, suça sürüklenen çocuğun ise aşamalarda özetle; 2011 yılı Ağustos ayında mağdureyle tanıştığını ve flört etmeye başladıklarını, bu süreçte mağdureyle ... yerinde, evinde ve çeşitli arkadaşlarının evlerinde birden fazla defa cinsel ilişkiye girdiğini, bu ilişkilerin tamamının mağdurenin rızasıyla gerçekleştiğini, elinde mağdureye ait görüntü ya da ses kaydı bulunmadığını, mağdureyi bu kayıtları ya da ...’la olan ilişkisini ailesine söylemekle tehdit etmediğini, suçlamaları kabul etmediğini savunduğu olayda; 2011 yılı Ağustos-Eylül aylarında gerçekleştiği iddia olunan eylemlerin 05.04.2012 tarihinde mağdurenin babasının, mağdure hakkında kayıp ihbarında bulunması üzerine bulunarak adli makamlara teslim edilmesinden sonra ortaya çıkması, Kollukta; . isimli şahısla arasında geçenleri bildiğini ve bunları ailesiyle çevresine anlatacağı, kendisini rezil edeceği yönünde tehditlerde bulunması üzerine suça sürüklenen çocukla rızası hilafına birden fazla defa cinsel birliktelik yaşadığını iddia eden mağdurenin Savcılık ve Mahkemede; ilk cinsel ilişkinin bu tehditler altında gerçekleşmesinden sonra suça sürüklenen çocukla yakınlaşarak sevgili olduklarını, devam eden süreçte suça sürüklenen çocuğun, kendisiyle evleneceği ümidiyle birden fazla defa karşılıklı rızaya dayanan cinsel birliktelik yaşadıklarını, 2011 yılı Eylül ayında da bu arkadaşlığı kendi inisiyatifiyle sona erdirdiğini belirtmesi, 17.01.2014 tarihinde dosyaya sunduğu dilekçede ise yaklaşık 3 ay arkadaşlık yaptığı suça sürüklenen çocukla kendi rızasıyla birlikte olduğunu, evden kaçtığında yakalanması konusunda adli makamlara yardımcı olması nedeniyle suça sürüklenen çocuğa kızarak olayları abarttığını, bu şekilde suçlamalarda bulunduğunu bildirmesi, olayın ortaya çıkmasından öncesi ve sonrasında suça sürüklenen çocukla mağdure arasında . isimli internet sitesi aracılığıyla gerçekleşen yazışmaların içeriği dikkate alındığında, mağdurenin sanıkla yaşadığı ilişkiye rızasının bulunmadığına dair bir görüşmeye rastlanılmaması, tanıklar ..., ., ... ... ve .’in suça sürüklenen çocuğun mağdureyi zorla alıkoyduğuna ve cinsel istismarda bulunduğuna dair bir görgü ve duyumlarının bulunmadığını ifade etmeleri, evlenme vaadinin tek başına mağdurenin cinsel eylemlere karşı koyma gücünü bertaraf edecek ve iradesini ortadan kaldıracak mahiyette bir hile olarak da değerlendirilmemesi, aşamalarda mağdureyle rızasına aykırı olarak cinsel ilişkiye girmediğini belirten suça sürüklenen çocuğun savunmasının aksine bir delil bulunmaması hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; suça sürüklenen çocuğun mağdureyle zora dayalı olarak cinsel ilişki gerçekleştirdiği iddiasının şüphede kalması, bu şüphenin de yasal olarak suça sürüklenen çocuk lehine değerlendirilmesinin gerekmesi nedenleriyle suça sürüklenen çocuğun eylemlerinin reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğunun ve mağdurenin hukuken üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakka ilişkin rızası olduğundan suça sürüklenen çocuğa atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığının kabulü gerekmektedir. Ulaşılan bu sonuç karşısında suça sürüklenen çocuğun eylemlerinin reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturması, 2011 yılı Ağustos-Eylül aylarında gerçekleşen eylemlerle ilgili olarak 6 aylık yasal şikâyet süresinden sonra 06.04.2012 tarihinde şikâyetçi olduğunu bildiren mağdurenin yargılama sırasında da şikâyetinden vazgeçtiğini beyan etmesi nedeniyle suça sürüklenen çocuk hakkındaki kamu davasının düşmesine, suça sürüklenen çocuğa atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun yasal unsurları itibarıyla oluşmaması nedeniyle Yerel Mahkemenin bu suçtan kurulan direnme hükmünün bozulmasına karar verilmesi gerekmektedir. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yerel Mahkemenin direnme gerekçelerinin mağdurenin suça sürüklenen çocuğun eylemlerine rızasının bulunması nedeniyle İSABETLİ OLMADIĞINA, 2- ... Anadolu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 11.09.2014 tarihli ve 287-259 sayılı hükümlerinin; A) Suça sürüklenen çocuğun mağdureye yönelik eyleminin reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturması, TCK’nın 104/1. maddesinde düzenlenen bu suçun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikâyete bağlı olması ve yasal süresinden sonra şikâyetçi olduğunu bildiren mağdurenin yargılama sırasında da şikâyetinden vazgeçtiğini beyan etmesi sebebiyle kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA ancak, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda 1412 sayılı CMUK'nın, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 322. maddesine göre karar verilmesi mümkün olduğundan, suça sürüklenen çocuk hakkındaki kamu davasının TCK'nın 73/4 ve CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞMESİNE, B) Suça sürüklenen çocuğa atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun yasal unsurları itibarıyla oluşmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 3- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 01.02.2023 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
Ceza Genel Kurulu, 2021/197 E., 2023/636 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza
tam metni aç
maddeleri ile 5237 sayılı Kanun'un 102, 103, 104 ve 105. maddelerinde yer alan cinsel dokunulmazlığa karşı suçların ve 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 13.
Ceza Genel Kurulu         2021/197 E.  ,  2023/636 K. "İçtihat Metni" YARGITAY DAİRESİ : (Kapatılan) 14. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 127-258 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında çocuğun basit cinsel istismarı suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sırasında İzmir 12. Asliye Ceza Mahkemesince 29.11.2011 tarih ve 431-666 sayı ile; sanığın eyleminin beden ve ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı suçunu oluşturabileceği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek dosyanın gönderildiği İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesince 26.02.2014 tarih ve 33-30 sayı ile; sanığın eyleminin beden ve ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı suçunu oluşturduğu kabul edilerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1-b delaletiyle 103/1, 103/6, 43/1, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 13 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba karar verilmiştir. Hükmün, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 16.01.2017 tarih ve 10468-162 sayı ile; "Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 05.04.2011 gün ve 2011/56 Esas, 2011/76 sayılı kararında açıklandığı üzere; Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulundan veya Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun 7, 23/B ve 31. maddeleri gereğince Yükseköğretim Kurumları veya birimlerine bağlı hastanelerden, bir çocuk psikiyatristi ile adli tıp uzmanının zorunlu katılımı ile Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulunun teşekkülüne göre oluşturulmuş en az beş kişilik bir heyetten, suçun sonucunda mağdurun ruh sağlığının bozulup bozulmadığı hususunda rapor alınması gerektiği gözetilmeden içinde çocuk psikiyatri uzmanı bulunmayıp usulüne uygun teşekkül etmeyen heyetçe verilen içerik olarak da yetersiz rapora istinaden sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 103/6. maddesinin uygulanması, Hükümden sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 58, 59, 60 ve 61. maddeleri ile 5237 sayılı Kanun'un 102, 103, 104 ve 105. maddelerinde yer alan cinsel dokunulmazlığa karşı suçların ve 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 13. maddesi ile TCK'nın 103. maddesinin yeniden düzenlenmesi karşısında, 5237 sayılı TCK'nın 7/2. madde-fıkrasındaki 'Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.' hükmü gözetilerek lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi, her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime imkân verecek şekilde kararda gösterilmesi ve 24.11.2015 günlü, 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesi yönünden kısmi iptal kararı verildiğinden, anılan hususlar nazara alınarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması," nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda sanığın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-a maddesi uyarınca beraatine ilişkin verilen 26.10.2017 tarihli ve 104-355 sayılı hükmün, katılan ... Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 27.02.2020 tarih ve 5613-1598 sayı ile; "Sanık hakkında müstehcenlik ve beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı suçlarından açılan kamu davasına bakan mahkemece sanığın atılı suçlardan mahkûmiyetine dair verilen kararın temyiz incelemesi üzerine Dairemizin 16.01.2017 gün ve 2016/10468 Esas, 2017/162 Karar sayılı ilamıyla müstehcenlik suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün onanıp beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı suçundan verilen mahkûmiyet kararının ise Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulundan veya adı geçen ihtisas kurulu ölçütlerine göre Yükseköğretim Kurumları veya birimlerine bağlı hastanelerden, bir çocuk psikiyatristi ile adli tıp uzmanının zorunlu katılımıyla en az beş kişilik bir heyetten, suçun sonucunda mağdurun ruh sağlığının bozulup bozulmadığı hususunda rapor alınması gerektiği gözetilmeden içinde çocuk psikiyatri uzmanı bulunmaması nedeniyle usulüne uygun teşekkül etmeyen heyetçe verilen içeriği itibarıyla da yetersiz rapora istinaden sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 103/6. maddesinin uygulanmasının hatalı olduğu gerekçesiyle bozulmasının ardından mahkemece uyma kararı verildikten sonra usulüne uygun rapor alınarak 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda değişiklik yapan 6545 sayılı Kanun'la yapılan değişiklik sonrası lehe olan hükmün belirlenmesi suretiyle sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile atılı suçun kanuni unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesi ise 25.09.2020 tarih, 127-258 sayı ve oy çokluğu ile; "...15 yaşından büyük 18 yaşından küçük çocuklara karşı cinsel istismar suçunun oluşması için 6545 sayılı Yasa'nın 59. maddesi ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 103/1-b maddesi gereğince çocuğa cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak cinsel davranışların gerçekleştirilmesi gerekmektedir. 15 yaşından büyük çocuğun rızasıyla çocuğa karşı gerçekleştirilecek cinsel davranışlar 5237 sayılı TCK hükümlerine göre suç sayılmamıştır. Bunun istisnası 5237 sayılı TCK'nın 104. maddesinde düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki durumudur. Eğer bir kimse 15 yaşından büyük bir çocukla cebir, tehdit ve hile olmaksızın rızasıyla cinsel ilişkiye girmişse bu durumda 5237 sayılı TCK'nın 104/1. maddesinde düzenlenen takibi şikâyete bağlı tutulan reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu işlemiş olacaktır. Somut olayımızda hastabakıcı olan sanığın hastanede tedavi gördüğü sırada tanıştığı 16 yaşındaki mağdurun taburcu olmasından sonra mağdurun ailesiyle birlikte yaşadığı evde mağdurun vücuduna krem sürdüğü sırada cinsel organına dokunduğu, 21.06.2011 tarihinde ise yolda karşılaştığı mağduru çay içmek için evine davet eden sanığın ona doğal yoldan olmayan cinsel görüntüler içeren film CD'sini izlettirdiği sırada mağdurun cinsel organına dokunduğu, fermuarını açıp iç çamaşırının içine elini sokarak cinsel organına dokunduğu anlaşılmaktadır. Mağdur aşamalardaki tüm anlatımlarında sanığın kendisine karşı herhangi bir biçimde hile, cebir ve tehdit kullandığından bahsetmemiştir. Sanığın dokunma eylemleri sırasında mağdura karşı hile, cebir ve tehdit kullandığına veya iradesini etkileyen başka bir nedene dayalı olarak eylemini gerçekleştirdiğine ilişkin herhangi bir iddia ve açıklamada bulunmamaktadır. 15 yaşından büyük 18 yaşından küçük çocuklara karşı cinsel istismar suçunun oluşması için 6545 S.K.nun 59. maddesi ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 103/1-b maddesi gereğince mağdura karşı cebir, tehdit, hile kullanılması veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak cinsel davranışların gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bu durum karşısında hükümden sonra yürürlüğe giren düzenlemede sanığın eyleminin suç olarak düzenlenmediği, sanığın atılı cinsel istismar suçuna yasada öngörülen unsurlarıyla vücut veren ve suç teşkil eden bir eyleminin bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. [...] Sanığın eylemine uyan 6545 S.K. ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 103/1 maddesinin b) bendinde yer alan düzenlemede yukarıda açıklandığı üzere eylem suç olarak tanımlanmadığı için 6545 S.K. ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 103. maddesi hükümlerinin uygulanmasının sanık lehine bulunduğu göz önünde tutularak aşağıdaki biçimde hüküm kurmak gerekmiştir." gerekçesiyle bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın beraatine karar vermiştir. Direnme kararına konu bu hükmün de katılan ... Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.12.2020 tarihli ve 104625 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile dosya 6763 sayılı Kanun'un 36. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 27.05.2021 tarih ve 11359-3722 sayı ile direnme kararı yerinde görülmeyerek Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU Sanık hakkında müstehcenlik suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş olup direnmenin kapsamına göre inceleme sanık hakkında çocuğun basit cinsel istismarı suçundan kurulan beraat hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yerel Mahkeme çoğunluğu arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa yüklenen çocuğun basit cinsel istismarı suçunun unsurları itibarıyla sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Suç tarihi itibarıyla mağdurun, on altı, sanığın ise kırk yaşında oldukları, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde hasta bakıcı olarak çalışan sanığın, suç tarihinden önce trafik kazası sebebiyle aynı hastanede tedavi gören mağdurla tanıştığı, 21.06.2011 tarihli yakalama ve üst arama tutanağına göre; aynı gün saat 15.30 sıralarında mağdurun Bayraklı Çocuk Büro Amirliğine başvurarak sanık tarafından çay içmeye davet edilmesi üzerine birlikte gittikleri sanığın evinde, kendisine pornografik içerikli film izlettirip cinsel yönden istismar ettiğinden bahisle şikâyetçi olduğu, sanığın 2117 Sokak, No. 7, Bayraklı adresindeki evinde saat 16.30 sıralarında yakalandığı, Kolluk görevlileri tarafından düzenlenen 21.06.2011 tarihli tutanaklara göre; sanığın eşi tarafından rızasıyla teslim edilen Karışık ibareli CD içerisinde 11 adet pornografik görüntünün bulunduğu, İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görevli adli tıp uzmanı tarafından düzenlenen 21.06.2011 tarihli rapora göre; mağdurun, aynı gün saat 12.00-13.00 sıralarında kendisini evine çağıran sanığın cinsel içerikli film seyretmesini ve cinsel organını öpmek istediğini, fiziksel temas olmadan olay yerinden kaçarak ayrıldığını, olay nedeniyle moralinin bozuk olduğunu ifade ettiği, mağdurun muayene sırasında anksiyöz ve tedirgin olduğu, vücudunda eski operasyon izleri bulunduğu, harici muayenesinin olağan olduğu, kesin raporun çocuk psikiyatrisi bulunan bir sağlık kurulunca verilmesi gerektiği, İzmir Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görevli çocuk psikiyatrı tarafından düzenlenen 10.08.2011 tarihli rapora göre; postravmatik stres ve anksiyete bozukluğu saptanan mağdurun cinsel istismara bağlı olarak ruh sağlığının bozulduğu, Mağdurun 21.06.2011 tarihinde kollukta alınan beyanı sırasında hazır bulunan psikolog tarafından düzenlenen görüşme raporuna göre; mağdurun ifade sırasında beden dilinin doğal, sakin ve rahat; ifade tarzının samimi, uyumlu, katılımcı ve tutarlı; yakın zamanda trafik kazasına bağlı olarak geçirdiği beyin ameliyatının emarelerini yansıtmakla birlikte sözel ifadesinin yeterli olduğu, güven duyduğu ve davranışlarını mahrem alanına yönelik saldırı olarak algıladığı kişi tarafından yönlendirilmeye açık bir tablo sergilediği, ifadesinin genelinde ve detay aktarımı sırasında dahi belirgin nitelikte anksiyete-travma belirtisinin gözlenmediği, mağdurun yaşananlardan psikolojik anlamda olumsuz etkilendiğini gösteren herhangi bir belirtiye rastlanmadığı, profesyonel desteğe ihtiyacı bulunmadığı, Mağdurun Asliye Ceza Mahkemesinde alınan beyanı sırasında hazır bulunan sosyal hizmet uzmanının; mağdurun fiziksel ve zihinsel gelişiminin yaşıyla doğru orantılı olduğunu, zekâ geriliği bulunmadığını, olayları oluş sırasına göre anlatabileceğini, yaşadıkları sebebiyle olumsuz yönde etkilendiğini, sanığa benzer kişiler gördüğünde korktuğunu ve uzaklaşmak istediğini belirttiğini, uzman psikiyatr tarafından yardım alması gerektiğinin söylendiğini ifade ettiği, mağdurun mahkemede alınan beyanı sırasında hazır bulunan psikoloğun ise; mağdurun zihinsel ve fiziksel gelişiminin yaşıyla uyumlu olduğunu, ifadelerini baskı altında vermediğini, yaşadığı olaydan etkilendiğini ancak bu etkilenmenin geçtiğini, ruhsal durumunda önemli bir bozukluk olmadığını, beyanlarına itibar edilebileceğini beyan ettiği, 28.06.2011 tarihli bilirkişi raporuna göre; incelemeye konu CD içerisinde bulunan on üç adet videodan dördünün açılmadığı, altı adet videonun; "doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlar" içerdiği, bu videolardan ikisinde ise şiddet kullanılarak yapılan cinsel davranışlar bulunduğu, diğer üç adet dosyanın ise müstehcen içerik taşıdığı, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesince 16.05.2012 tarih ve 14641 sayı ile kayıt altına alınan ve mağdur tarafından düzenlenen şikâyet formuna göre; taburcu olduktan sonra sanığın üç veya dört defa kendisine krem sürdüğünü, sonrasında ise evine davet edip ırzına geçmeye çalıştığını, cinsel istismarda bulunduğunu, sanığın hâlen aynı hastanede çalıştığını, bu durumun zoruna gittiğini, olayın etkisini ve utancını üstünden atamadığını, gereğinin yapılmasını talep ettiğini beyan ettiği, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 28.05.2012 tarihli ve 18933-1934 sayılı iddianamesi ile; mağdurun 26.07.2011 tarihinde sanığa mesaj göndermek suretiyle hakaret; 29.11.2011 tarihinde ise evine taş atmak suretiyle mala zarar verme suçlarını işlediğinden bahisle kamu davası açılması üzerine İzmir 1. Çocuk Mahkemesince 27.11.2012 tarih ve 532-924 sayı ile; mağdur hakkında hakaret suçundan ceza verilmesine yer olmadığına, mala zarar vermek suçundan ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, Mağdur ... babası olan şikâyetçi tarafından sunulan 13.12.2012 tarihli dilekçelerde; mağdurun kısa süre izlediği görüntülerin normal olduğunu, sanığın eylemlerinin görevini yaptığı esnada ve görev yerinde gerçekleşmediğini, zararlarının karşılandığını, şikâyetlerinden vazgeçtiklerini ve davaya katılma taleplerinin olmadığını, mağdurun beden ve ruh sağlığının yerinde olduğunu beyan ettikleri, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Erişkin Adli Kurulunda görevli iki adli tıp uzmanı ile üç ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı tarafından düzenlenen 28.06.2013 tarihli rapora göre; mağdurla yapılan görüşmede; sanığın, evindeyken kendisine porno film seyrettirdiğini, cinsel organını ellemesi sebebiyle evden kaçarak uzaklaştığını, arkadaşının kendisini ağlar vaziyette bulması üzerine yaşadıklarını arkadaşına anlatıp şikâyetçi olduğunu, olaydan sonra sanık gibi beyaz tenli insanları gördüğünde korkup öfkelendiğini beyan ettiği, mağdurun yaşında gösterdiği, bilincinin açık ve koopere, oryantasyonunun tam, duygu durumunun ötimik, affektinin duygu durumu ile uyumlu olduğu, ruh sağlığının olay nedeniyle bozulduğu, bu bozulmanın kalıcı nitelikte olmadığı, klinik olarak zekâ geriliğinin bulunmadığı, ruh sağlığı olarak kendisini savunabileceği, ifadelerine tek başına itibar edilebileceği, Anlaşılmaktadır. Mağdur kollukta; 21.06.2011 tarihinde saat 11.30 sıralarında hastaneden çıkıp dolmuşa bindiğinde trafik kazası sebebiyle ameliyat olup tedavi gördüğü hastanenin anestezi bölümünde çalışması sebebiyle tanıdığı sanıkla karşılaştığını, sanığın kendisini çay içmeye davet etmesi üzerine birlikte evine gittiklerini, sanığın çay demleyip kendisinin yanına oturduktan sonra Kadir İnanır'ın filmini izlemeyi teklif ettiğini, sanığın teklifini kabul edip filmi izlemeye başladıktan sonra pornografik içerikli olduğunu anladığını, sanığa filmi kapatmasını söylemesine rağmen sanığın filmi kapatmadığını, kendisine; "Siftahın var mı?" diye sorduğunu, olmadığını söyleyince sanığın; "Tavsiye ederim, yap." dediğini, işinin olduğunu söyleyip gitmek istediği sırada sanığın cinsel organına pantolonu üzerinden dokunduğunu, fermuarını açıp elini iç çamaşırının içerisine soktuğunu, cinsel organına dokunmaya başladığı anda acil gitmesi gerektiğini söylediğini, sanığın gitmemesi için ısrar ettiğini, önce lavaboya gidip sonrasında bahane bularak evden çıktığını, eve girdiklerinde sanığın anahtarı kapıya taktığını ancak kilitleyip kilitlemediğini görmediğini, açık olan pencereleri ise kapattığını, başka şeyler yapmak amacıyla bir teklifte bulunmadığını, hastaneden taburcu olduktan sonra evde anne ve babası varken yalnız oldukları bir odada sanığın beline krem sürdüğü esnada cinsel organına dokunduğunu, şikâyetçi olduğunu, ek ifadesinde ise; yaklaşık 4 dakikalık ilk iki videoda kadın erkek arasında normal yoldan ilişki, üçüncü videoda ise anal ilişki, dördüncü ve beşinci videolarda ise iki kadın arasındaki ilişkiye ait görüntülerin olduğunu, yaklaşık 10 dakika süren beş ayrı videonun yirmi yaşın üzerindeki iki şahıs arasında geçtiğini ve asliye ceza mahkemesinde; geçirdiği trafik kazası sebebiyle Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde yatarak tedavi gördüğü sırada hasta bakıcı olan sanığın bakımını yaptığını, hastaneden taburcu olduktan sonra da iki kez evlerine gelip vücuduna krem sürdüğünü, sırtına ve kollarına krem sürdüğü sırada cinsel organına dokunduğunu, sanığa neden dokunduğunu sorduğunda sanığın; "Bir buçuk aydır hastanede yatıyorsun, organlarında kan dolaşımı olması gerekiyor, bunun için elliyorum." dediğini, sanığın söylediklerine inandığını, evine gittiğinde de sanığın kendisine yönelik cinsel eylemlerine karşı geldiğinde sanığın elini pantolonun içerisinden çıkardığını, sanığın pantolonunun kirli olduğunu söyleyip çıkartmasını istediğini, pantolonunu makinede yıkayabileceğini ve pantolonun iki dakikada kuruyacağını söylediğini, pantolonunu çıkartmak istemeyince sanığın pantolonunu çıkartmaya çalıştığını, bu sırada seslerinin yükseldiğini ancak kimsenin duymadığını, bu sırada lavaboya gitmesi gerektiğini söyleyince sanığın; "Asılmaya mı gidiyorsun?" dediğini, sanığın evden gitmemesi için ısrar etmesine rağmen kendisinin lavaboya gidip evden ayrıldığını, sanığın tedavi amaçlı dokunmadığını düşündüğünü, üroloğa gitmesi konusunda sanığın bir şey söylemediğini, ağır ceza mahkemesinde; asliye ceza mahkemesinde alınan beyanlarına ekleyecek bir şeyi olmadığını, önceki ifadelerinin doğru olduğunu, şikâyetten vazgeçtiğini ve davaya katılmak istemediğini, Şikâyetçi Tevfik Arslan kollukta; sanığı, oğlu olan mağdurun tedavi gördüğü hastaneden tanıdığını ancak kendisiyle samimiyetinin olmadığını, sanığın evlerine gelip mağdurun ellerine ve kollarına pansuman yaptığını, polislerin haber vermesi üzerine hastaneye gittiğinde mağdurun, evine gittiği sanığın kendisine porno film izlettirdiğini ve cinsel organına dokunduğunu, bunun üzerine evden kaçtığını anlattığını, şikâyetçi olduğunu, ağır ceza mahkemesinde ise; şikâyetinden vazgeçtiğini ve davaya katılmak istemediğini, Sanık kollukta ve sorguda; Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Anestezi Yoğun Bakım Bölümünde çalıştığını, mağduru çalıştığı hastanede ameliyat olması sebebiyle tanıdığını, mağdurun hastaneden çıkmasından sonra ailesi de evdeyken kendisine masaj yapıp ... kesici kremler sürdüğünü, 21.06.2011 tarihinde saat 11.30 sıralarında Çay Mahallesi Gültepe dolmuşuyla evine giderken mağdurun da aynı dolmuşa binmesi üzerine konuşmaya başladıklarını, mağduru ikametinde çay içmeye davet ettiğini, mağdurun daveti kabul etmesi üzerine birlikte dolmuştan inerek ikametine gittiklerini, mağdura çay ve bisküvi ikram ettiğini, çöpte bulduğu ve daha önce izlemediği iki adet CD'yi izlemeyi teklif etmesi üzerine mağdurun bu teklifi kabul ettiğini, CD'de pornografik görüntüler olduğunu anlayınca mağdura izlemeye devam etmek isteyip istemediğini sorduğunu, mağdurun; "Fark etmez, devam etsin." demesi üzerine görüntüleri izlemeye devam ettiklerini, bu sırada mağdura; "Ne yaptın, ufaklığı kaldırdın mı?" diye sorup mağdurun cinsel organını pantolon üzerinden yoklayarak erekte olmadığını fark edince iki ay yoğun bakımda yattığından damarlarının tıkanmış olabileceğini söyleyerek ve tedavi olmasını önerdiğini, sonrasında ise mağdura; "Aç bakayım fermuarını, vaziyeti nasıl bakayım." dediğini; mağdurun kendi rızasıyla fermuarını açıp cinsel organını göstermesi üzerine mağdura kesinlikle tedavi görmesi gerektiğini söylediğini, mağdurun cinsel organını ellerken veya fermuarını açmasını söylerken kötü bir niyetinin olmadığını, mağdurun geçirdiği kaza ve devam eden tedaviler akabinde bir araz kaldığını düşünüp mağdurun iyiliği için dokunma eylemini gerçekleştirdiğini, mağdurun evinden kız arkadaşıyla buluşacağını söyleyip saat 12.30 gibi ayrıldığını, daha önce de defalarca evine gittiği mağdurun vücudunun her tarafına krem sürdüğünü, krem sürerken cinsel organına bilinçli dokunmadığını, bir kere yanlışlıkla elinin mağdurun cinsel organına değdiğini, her iki dokunmada da cinsel saikle hareket etmediğini, mağdura maddi menfaati olmadan iyileşmesi için yardım ettiği hâlde neden suçlamada bulunduğunu anlayamadığını, suçu kabul etmediğini, mahkemede; önceki tüm aşamalardaki beyanlarının doğru olduğunu, mağdura karşı kötü niyetle hareket etmediğini, suçlamayı kabul etmediğini savunmuştur. IV. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Çocukların cinsel istismarı suçu, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren ve suç tarihinde yürürlükte bulunan TCK’nın 103. maddesinde; "(1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismar deyiminden; a) Onbeş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış, b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar, Anlaşılır. (2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur..." şeklinde düzenlenmiş iken, 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 59. maddesi ile; "(1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır. Cinsel istismar deyiminden; a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış, b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar, anlaşılır. (2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur...", 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 13. maddesi ile de; "Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza, istismar durumunda on yıldan, sarkıntılık durumunda beş yıldan az olamaz. Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır. Cinsel istismar deyiminden; a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış, b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar, anlaşılır. (2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza on sekiz yıldan az olamaz..." Hâlini almıştır. Görüldüğü gibi TCK'nın 103. maddesinde çocuğun cinsel istismarı tanımlanmış olup birinci fıkraya göre cinsel istismar deyiminden; on beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış ile diğer çocuklara karşı cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen bir başka nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar anlaşılmaktadır. Maddenin ilk fıkrasında çocuğun cinsel istismarı suçunun temel şekli düzenlenmiş, ikinci fıkrasında ise cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi, suçun temel şekline nazaran daha ağır cezayı gerektiren nitelikli bir hâl olarak yaptırıma bağlanmıştır. Bu suçun, maddenin birinci fıkrasında düzenlenen basit hâli, çocuğa karşı gerçekleştirilen cinsel davranışın organ ya da sair bir cisim sokulmadan vücut dokunulmazlığının ihlali şeklinde işlenmesi ve kastın da cinsel arzuları tatmin amacına yönelmesi bakımından ikinci fıkrada hüküm altına alınan nitelikli hâlinden ayrılır. Anılan maddede üç grup mağdura yer verilmiş olup birincisi on beş yaşını tamamlamamış olan çocuklar, ikincisi on beş yaşını tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklar, üçüncüsü ise on beş yaşını tamamlayıp on sekiz yaşını tamamlamamış çocuklardır. Birinci ve ikinci grupta yer alan çocuklara karşı cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın dahi gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış istismar suçunu oluşturmakta, eylemin bu kişilere karşı cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle gerçekleştirilmesi ise anılan maddenin dördüncü fıkrası uyarınca cezanın yarı oranında artırılmasını gerektirmektedir. Üçüncü grupta yer alan çocuklar yönüyle eylemin suç oluşturması için gerçekleştirilen cinsel davranışların cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme Suç tarihinden önce Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde yatarak tedavi gören on altı yaşındaki mağdurun, aynı hastanede hasta bakıcı olarak çalışan kırk yaşındaki sanıkla tanıştığı, mağdurun hastaneden taburcu olmasından sonra sanığın, ailesiyle birlikte yaşayan mağdurun evine giderek vücuduna krem sürdüğü sırada cinsel organına dokunduğu, mağdurun cinsel organına dokunma sebebini sorduğu sanığın; "Bir buçuk aydır hastanede yatıyorsun, organlarında kan dolaşımı olması gerekiyor, bunun için elliyorum." dediği, mağdurun sanığa inanarak bu olayın ardından şikâyetçi olmadığı, yaklaşık iki hafta sonra dolmuşta karşılaşmaları üzerine sanığın mağduru evine çay içmeye davet ettiği, mağdurun bu teklifi kabul ederek sanığın eşiyle birlikte yaşadığı ancak olay sırasında kimsenin bulunmadığı eve sanıkla birlikte gittiği, film izleme teklifinin mağdur tarafından kabul edilmesi üzerine sanığın; Karışık ibareli CD'yi çalıştırdığında görüntülerin pornografik içerikli olduğunun anlaşıldığı, 1-2 dakika izledikten sonra mağdurun sanığa filmi kapatmasını söylediği hâlde görüntüleri kapatmayan sanığın mağdurun yanına oturup; "Siftahın var mı?" diye sorduğu, mağdurun olumsuz cevap vermesi üzerine sanığın; "Tavsiye ederim, yap." dediği, ardından sanığın; "Ne yaptın, ufaklığı kaldırdın mı?" diyerek önce mağdurun pantolonu üzerinden cinsel organını ellediği, sonrasında ise mağdurun pantolonunun fermuarını açıp elini iç çamaşırının içine sokarak cinsel organını ellemeye devam ettiği, mağdurun karşı gelmesi üzerine sanığın elini çekerek eylemlerine son verdiği, sanığın mağdura pantolonunun kirli olduğunu ve yıkayabileceğini söyleyip pantolonunu çıkartmasını istediği, mağdurun bu teklifi kabul etmeyerek lavaboya gittiği sırada sanığın; "Asılmaya mı gidiyorsun?" dediği, lavabodan sonra evden ayrılmak isteyen mağdura sanığın gitmemesi için ısrar ettiği ancak mağdurun evden ayrılarak arkadaşlarının yanına gittiği, üzgün olduğunu anlayan arkadaşlarının sorması üzerine yaşadıklarını anlatan mağdurun arkadaşları tarafından polis merkezine yönlendirilerek şikâyetçi olmasının sağlandığı iddia edilen, sanığın ise mağdurun vücuduna tıbbi nedenlerden dolayı dokunduğunu, cinsel saikle hareket etmediğini savunduğu anlaşılan olayda; 1- Sanığın mağdura yönelik 21.06.2011 tarihli eylemi bakımından çocuğun basit cinsel istismarı suçunun unsurları itibarıyla sabit olup olmadığı; Yerel Mahkeme sanığın on altı yaşındaki mağdura karşı cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak cinsel davranış gerçekleştirmemesi nedeniyle yüklenen suçun unsurlarının oluşmadığını kabul etmiş, sanık ise tıbbi nedenlerden dolayı mağdura dokunduğunu savunarak cinsel amacı olmadığını belirtmiş ise de; sanığın eylemini, evine çay içme bahanesiyle çağırdığı mağdura rızası olmadığı hâlde pornografik görüntüler izlettirip mağdurun cinsel organını öncelikle pantolonu üzerinden hemen ardından ise iç çamaşırının içerisine elini sokarak tutması şeklinde gerçekleştirmesi, sanığın eylemi sırasında mağdura; "Siftahın var mı?", "Tavsiye ederim, yap.", "Ne yaptın, ufaklığı kaldırdın mı?", "Asılmaya mı gidiyorsun?" gibi cinsel saikle hareket ettiğini gösterir nitelikte sözler söyleyip yine aynı saikle mağdurun pantolonunu da çıkartmasını istemesi, mağdurun sanığa karşı gelmesi üzerine sanığın eylemine son vermesi, olayın hemen ardından ısrarlara rağmen mağdurun, sanığın evinden ayrılması, sonrasında ise arkadaşlarının yanına giderek yaşadıklarını anlatıp Bayraklı Çocuk Büro Amirliğine müracaat etmesi, mağdurun yaşı ve sağlık durumu ile sanıkla arasındaki ilişkinin mahiyeti gözetildiğinde, sanığın cinsel arzuları tatmin amacıyla ve rıza açıklamasına fırsat vermediği mağdura yönelik olarak aniden gerçekleştirdiği sabit olan 21.06.2011 tarihli eyleminin çocuğun basit cinsel istismarı suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir. 2- Sanığın mağdura yönelik 21.06.2011 tarihinden önceki eylemi bakımından çocuğun basit cinsel istismarı suçunun unsurları itibarıyla sabit olup olmadığı, bu bağlamda sanık hakkında TCK'nın 43. maddesinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı; Mağdurun tedavi gördüğü hastanede hasta bakıcı olarak çalışan sanığın, ailesinin talebiyle mağdurun ikametine gidip vücuduna krem sürdüğü esnada cinsel organına dokunması şeklinde gerçekleşen olayla ilgili olarak; eylemin mağdur ile ailesinin izniyle yapılan tedavi sırasında gerçekleşmesi, mağdurun sanığın eylemini cinsel amaçla gerçekleştirdiğine yönelik kanaate varmaması ve bu nedenle olayın hemen ardından şikâyetçi olmaması, ikinci eylemden dolayı şikâyetçi olmak için beyanı alındığı sırada önceki olayı da anlatması, mağdurun ailesine de bu durumdan bahsetmemesi, sanığın cinsel amaçla hareket ettiğini gösterir herhangi bir söylemde bulunmaması, sanığın; krem sürdüğü esnada yanlışlıkla elinin mağdurun cinsen organına değmiş olabileceğini, dokunmaların tıbbi amaçla yapıldığını, cinsel saikle hareket etmediğini beyan ederek suçlamayı kabul etmemesi hususları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın mağdura yönelik 21.06.2011 tarihinden önceki eylemini cinsel arzuları tatmin amacıyla gerçekleştirdiği hususunun şüphede kaldığı ve bu şüphenin de sanık lehine yorumlanması gerektiği anlaşılmakla, sanığa yüklenen söz konusu eylem nedeniyle çocuğun basit cinsel istismarı suçunun unsurları itibarıyla sabit olmadığı, bu bağlamda sanık hakkında TCK'nın 43. maddesinin uygulanma şartlarının da gerçekleşmediğinin kabulünde zorunluluk bulunmaktadır. Çoğunluk görüşüne katılmayan altı Ceza Genel Kurulu üyesi; sanığın mağdura yönelik 21.06.2011 tarihinden önceki eylemi bakımından çocuğun basit cinsel istismarı suçunun unsurları itibarıyla sabit olduğu, bu bağlamda sanık hakkında TCK'nın 43. maddesinin uygulanma koşullarının bulunduğu düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Sanığın mağdura yönelik 21.06.2011 tarihli eylemi bakımından çocuğun basit cinsel istismarı suçunun unsurları itibarıyla SABİT OLDUĞUNA, anılan tarihten önceki eylemi bakımından ise çocuğun basit cinsel istismarı suçunun unsurları itibarıyla SABİT OLMADIĞINA, bu bağlamda sanık hakkında TCK'nın 43. maddesinin uygulanma koşullarının BULUNMADIĞINA, 2- İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.09.2020 tarihli ve 127-258 sayılı direnme kararına konu hükmünün, sanığın mağdura yönelik 21.06.2011 tarihli eylemi bakımından sanığa yüklenen çocuğun basit cinsel istismarı suçunun unsurları itibarıyla sabit olduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 3- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.12.2023 tarihinde yapılan müzakerede 21.06.2011 tarihli eylem bakımından oy birliğiyle, anılan tarihten önceki eylem bakımından oy çokluğuyla karar verildi.
Ceza Genel Kurulu, 2018/286 E., 2021/573 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
"Mağdurenin aşamalardaki çelişkili anlatımları, savunma, doktor raporu ve tüm dosya içeriğine göre, mahkemece sanığın eyleminin TCK'nın 104/1. maddesinde düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğunun kabulü ile şikayetten vazgeçme nedeniyle sanık hakkındaki kamu davasının düşmesine dair verilen hüküm usul ve kanuna uygun görüldüğünden, sanığın atılı suçtan mahkûmiyeti gerek
Ceza Genel Kurulu         2018/286 E.  ,  2021/573 K. "İçtihat Metni" Sanık ... hakkında mağdureye yönelik beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda sanığın eyleminin reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu kabul edilerek TCK’nın 104/1, 73 ve CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca kamu davasının düşmesine ilişkin İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 27.12.2013 tarihli ve 170-538 sayılı hükmün Cumhuriyet savcısı ve katılan mağdure vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 07.12.2015 tarih, 7610-11355 sayı ve oy çokluğu ile; "...Onyedi yaşı içerisindeki mağdurenin özellikle olay sonrası verdiği soruşturma beyanı, sanığın aşamalardaki çelişkili savunmaları kovuşturması ayrı yürütülen dosyada suça iştirak eden ...'ın savunmalarının sanık savunması ile çelişkiler içermesi doktor raporları ve tüm dosya içeriğine göre, olay günü çalıştığı su satış istasyonuna gelen mağdureye karşı sanık tarafından, yaşı nedeniyle dosyası tefrik edilen suça sürüklenen çocuk ...'la beraber cebirle ve ruh sağlığını bozacak şekilde birbirini takiben organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel istismarda bulunulduğunun sabit olması karşısında, sanığın eylemine uyan TCK'nın 103/2, 103/3, 103/6, 43. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi yerine suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek eylemin reşit olmayanla cinsel ilişki kabulü ile şikayet yokluğu nedeniyle kamu davasının düşmesine karar verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiş, Daire Üyesi ...ise; "Mağdurenin aşamalardaki çelişkili anlatımları, savunma, doktor raporu ve tüm dosya içeriğine göre, mahkemece sanığın eyleminin TCK'nın 104/1. maddesinde düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğunun kabulü ile şikayetten vazgeçme nedeniyle sanık hakkındaki kamu davasının düşmesine dair verilen hüküm usul ve kanuna uygun görüldüğünden, sanığın atılı suçtan mahkûmiyeti gerektiğine dair sayın çoğunluğun bozmaya ilişkin kararına katılmıyorum." düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır. Bozmaya uyarak yargılama yapan Yerel Mahkemece 16.05.2017 tarih ve 104-238 sayı ile; sanığın beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan TCK'nın 103/2, 103/3, 103/6, 43/1, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin verilen resen de temyize tabi hükmün katılan ... Hizmetler Bakanlığı vekili ve sanık müdafisi tarafından da temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 09.01.2018 tarih, 7213-301 sayı ve oy çokluğu ile onanmasına karar verilmiş; Daire Üyeleri ...e...ise; "Mağdurenin aşamalardaki çelişkili anlatımları, savunma, doktor raporu ve tüm dosya içeriğine göre, sanığın eyleminin TCK'nın 104/1. maddesinde düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğunun kabulü ile şikayetten vazgeçme nedeniyle sanık hakkındaki kamu davasının düşmesine dair karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekirken sayın çoğunluğun hükmün onanmasına dair kararına katılmıyoruz." düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 21.02.2018 tarih ve 53743 sayı ile; "Kartal Cumhuriyet Başsavcılığının; '28/03/2011 günü saat 12:00 sularında mağdurenin, şüpheli ... ile buluşup oturdukları sırada diğer yetişkin şüpheli ...'in yanlarına geldiği ve birlikte buradan bir parka gittikleri burada da çocuk şüpheli ...'ın yanlarına geldiği ve birlikte şüpheli ...'in çalıştığı ...mah. ... Ülker sok. No:14 adresinde bulunan Abant Su isimli işyerine geldikleri, şüpheli ...'in buradan ayrılmasından sonra şüpheliler ... ve ...'in, ...'in çalıştığı işyerine gelmeleri ve mağdureyi buradan götürmek istemeleri üzerine ...'in karşı çıktığı ve mağdureyi bırakmadığı, ...'in işyerinde şüpheli ... ile birlikte bulundukları sırada ...'in mağdureyi öpmeye başladığı, mağdurenin karşı koyması üzerine diğer şüpheli ...'ın, mağdureyi arka tarafından tuttuğu ve şüpheli ...'in ayakta mağdure ile cinsel ilişkiye girdikten sonra bu defa ...'in mağdureyi tuttuğu ve şüpheli ...'ın da zorla mağdure ile cinsel ilişkiye girdiği, mağdurenin bu ilişki nedeniyle 'travma sonrası stres bozukluğu ve majör depresif bozukluk' geliştiği ve ruh sağlığının bozulduğu,nun doktor raporunda belirtildiği, şüphelilerin alınan savunmalarında cinsel ilişkiyi doğruladıkları ancak cinsel ilişkinin zorla değil rızaen olduğunu beyan etmişler ise de, şüpheli ...'ın mağdure ile zorla cinsel ilişkiye girdiği' şeklinde ki 06/04/2011 tarihli iddianame ile sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılması talebiyle açtığı kamu davasının yapılan yargılaması sonunda, İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/12/2013 gün ve 2011/170 Esas, 2013/538 Karar sayılı kararı ile sanığın eylemi reşit olmayanla cinsel ilişki suçu olarak vasıflandırılmış ve şikayet yokuluğundan kamu davasının düşmesine karar verilmiştir. Hükmün O Yer Cumhuriyet Savcısı ve katılan mağdure vekili tarafından temyizi üzerine, bağlantılı İstanbul Anadolu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 14.03.2013 gün ve 2011/203 Esas, 2013/68 Karar sayılı dava dosyası ile birlikte yapılan inceleme sonunda Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 07/12/2015 gün ve 2015/7610 Esas, 2015/11355 Karar sayılı kararı ile 'Onyedi yaşı içerisindeki mağdurenin özellikle olay sonrası verdiği soruşturma beyanı, sanığın aşamalardaki çelişkili savunmaları kovuşturması ayrı yürütülen dosyada suça iştirak eden ...'ın savunmalarının sanık savunması ile çelişkiler içermesi doktor raporları ve tüm dosya içeriğine göre, olay günü çalıştığı su satış istasyonuna gelen mağdureye karşı sanık tarafından, yaşı nedeniyle dosyası tefrik edilen suça sürüklenen çocuk ...'la beraber cebirle ve ruh sağlığını bozacak şekilde birbirini takiben organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel istismarda bulunulduğunun sabit olması karşısında, sanığın eylemine uyan TCK'nın 103/2, 103/3, 103/6, 43. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi yerine suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek eylemin reşit olmayanla cinsel ilişki kabulü ile şikayet yokluğu nedeniyle kamu davasının düşmesine karar verilmesi' gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bu Karar oy çokluğu ile verilmiş olup, karşı suç vasfının reşit olmayanla cinsel ilişki olduğu yönündedir. Yerel mahkeme bozmaya uyarak yaptığı yargılama sonucunda temyize konu kararı vermiştir. Mağdurenin bağlantılı İstanbul Anadolu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 14.03.2013 gün ve 2011/203 Esas, 2013/68 Karar sayılı dava dosyasında talimatla alınan ve bir örneği bu dosya içinde bulunan 10/06/2011 tarihli ifadesinin bu dosyanın kovuşturma aşamasında alınan beyanı ile çelişkili olduğu, o ifadesinde ilişkinin rızaya dayalı olduğunu beyan ettiği gözetildiğinde, suç vasfının reşit olmayanla cinsel ilişki mahiyetinde olduğunun kabul edilmesi gerektiği," görüşüyle itiraz kanun yoluna müracaat etmiştir. CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 15.05.2018 tarih, 3029-3690 sayı ve oy çokluğu ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. TÜRK MİLLETİ ADINA CEZA GENEL KURULU KARARI Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; mağdurenin sanığın eylemine rızasının bulunup bulunmadığı, bu bağlamda sanığın eyleminin reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu mu yoksa beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkindir. İncelenen dosya kapsamından; 29.03.2011 tarihinde kolluk görevlilerince düzenlenen tutanağa göre; saat 21.45 sıralarında devriye görevini ifa ederken durdurdukları kişinin kayıp şahıs olarak aranan mağdure olduğunu tespit ettiklerinin, işlemlerin yapılması için mağdurenin çocuk büro amirliğine teslim edildiğinin belirtildiği, 30.03.2011 tarihinde saat 02.00’de kolluk görevlilerince düzenlenen teşhis tutanağına göre; mağdurenin, kendisine tecavüz eden şahıslar olarak inceleme dışı sanıklar .... ..., ... ..., ... İşler, ...ve sanık ...'ı tam ve kesin olarak teşhis ettiği, 30.03.2011 tarihinde saat 03.00’te kolluk görevlilerince düzenlenen tutanağa göre; yakalanan inceleme dışı sanık ... ’e olay hakkında bilgi verilip iddia edilen kamera görüntüsünün sorulduğu, sanığın samimi olarak görüntüleri cep telefonuna çektiğini, cep telefonundan bilgisayarına aktardığını ancak bilgisayarda görüntüleri açamadığını, cep telefonunu da bir ay kadar önce telefoncuya sattığını belirttiği, 30.03.2011 tarihinde saat 13.15’te kolluk görevlilerince düzenlenen tutanağa göre; Cumhuriyet savcısının yazılı talimatı üzerine inceleme dışı sanık ... ...’in ikamet ettiği eve saat 12.15’te gidildiği, arama yapıldığı, ...’in odasında bulunan bilgisayar kasasının incelenmek üzere muhafaza altına alındığı, saat 13.00’te aramaya son verildiği, 30.03.2011 tarihinde kolluk görevlilerince düzenlenen tutanağa göre; sanık ... ’in adresinde yapılan aramada bulunan bilgisayar kasasında yapılan inceleme sonucu ele geçen CD’de bir kadının yüzüstü ve belden aşağısı çıplak bir şekilde yattığı, görüntüdeki erkek şahıs olan ...’in tamamen çıplak vaziyette olduğu ve kamerayı yatak istikametine doğru ayarladığı, ardından kadınla ilişkiye girdiği, görüntülerin 4 dakika 18 saniye sürdüğü, 01.08.2011 tarihinde düzenlenen bilirkişi raporuna göre; mağdurenin yüzüstü, belden aşağısı çıplak ve kameraya sırtı dönük bir şekilde yattığı, ...’in bilgisayar yanında bulunan kayıt cihazını yatak istikametine doğru ayarlamış olduğu, bilgisayar masasından kalkıp mağdurenin yanına gittiği, ilişkiye girdikleri, mağdurenin ilişki süresince uyanık ve bilincinin yerinde olduğu, cinsel ilişkide konuşmaları ve hareketleriyle karşılık vererek ve isteyerek birlikte olduğu, görüntülerde tecavüz olayının olmadığı sonucuna varıldığı, Mernis doğum tutanağına göre; mağdurenin 10.09.1994 tarihinde doğduğu, doğum oluş şekline ilişkin bölmede "diğer" yazdığı, mernis doğum formunun 10.09.2001 tarihinde mağdurenin annesi ve babasının bildirimde bulunması üzerine düzenlendiği, mağdurenin yaşının 7 olarak tahmin edildiği, 02.06.2011 tarihinde Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen, heyette radyoloji uzmanı bulunmayan sağlık kurulu raporuna göre; mağdurenin radyolojik ve klinik olarak 17 yaşın üzerinde olduğu, 17.08.2012 tarihinde Adli Tıp 2. İhtisas Kurulunca düzenlenen raporda; mağdurenin film çekilme tarihi olan 02.06.2011 ve olay tarihi olduğu iddia edilen 25.03.2011 tarihlerinde 16 yaşını bitirmiş, 17 yaşının içerisinde olduğunun, 17 yaşını bitirmediğinin mütalaa edildiği, 30.03.2011 tarihinde Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen rapora göre; mağdurenin sağ ön kolunda düzgün kenarlı yüzeysel kesi, sağ göğüs üstünde eski ekimoz, sol göğüs üstünde sarımtırak lezyon (eski ekimoza bağlı) bulunduğu, anal mukozada external-internal ekimoz, fissür ve fistüle rastlanılmadığı, perianal ekimoz olmadığı, RT'de anal sfinkter tonusunun az da olsa azalmış olduğu, yapılan jinekolojik muayenesinde; saat 7 hizasında hymenin eski, deflore olduğunun izlendiği, mağdurenin beyanına göre gündüz vakti âdetinin başladığı, kanamalı olmasına rağmen vajinal örnek alındığı, 31.03.2011 tarihinde Kartal Adli Tıp Şube Müdürlüğünce mağdure hakkında düzenlenen rapora göre; yapılan mauyenesinde; hymende saat 2 hizasında doğal çentik olduğu, hymenin özellikle alt tarafta iyice inceldiği, ince kenarlı açıklığın yaklaşık 2 cm olduğu, eski ya da yeni yırtık izine rastlanılmadığı, hâlen anatomik bakire olduğu, anal muayenesinde; akut ya da kronik livata bulgusuna rastlanılmadığı, memeler üzerinde bulunan rengi sararmış ekimozların sevişme izi olduğu, sağ kol içte yer alan 4 cm uzunluğundaki sıyrığın kesici aletle meydana gelmesinin mümkün olduğu, İnceleme dışı sanıkların yargılandığı İstanbul Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 14.03.2013 tarihli ve 203-68 sayılı kararında yer alan 13.05.2011 tarihli İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen rapora göre; mağdureye ait olduğu belirtilen yarım badi üzerindeki meni lekeleri ile askılı tişört üzerindeki meni lekelerine ait genotip özelliklerin sanık ...’ın genotip özellikleri ile uyumlu olduğu, mağdureden alınan vajinal yıkama sıvısında herhangi bir erkek karakteristik özelliğe rastlanılmadığı, mağdureye ait külotlu çorap üzerindeki meni lekesinin inceleme dışı sanıklar ve sanık ...’dan farklı bir erkek şahsa ait olduğu, mağdureye ait külotlu çorap üzerindeki diğer meni lekesinin inceleme dışı sanıklar ve sanık ... dışında farklı ikinci bir erkek şahsa ait olduğu, mağdureye ait askılı tişört üzerindeki diğer meni lekesinin inceleme dışı sanıklar ve sanık ...’dan farklı üçüncü bir erkek şahsa ait olduğu, 04.04.2011 tarihinde Marmara Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Psikiyatrisi Polikliniğince mağdurenin değerlendirmeye alındığı 3 hekim tarafından düzenlenen rapora göre; mağdure ve babasıyla yapılan görüşmede; mağdurenin davaya konu olaydan sonra mutsuz, içine kapanık bir hâle geldiğinin, yaşantılarından keyif almadığının, kendini değersiz ve suçlu hissettiğinin, neredeyse her gün ağladığının, uykusuzluk yakınmalarının olduğunun, olayla ilgili kabuslar gördüğünün, olayın zaman zaman gözünün önüne geldiğinin ve o sırada yoğun bir kaygı yaşadığının, olayı hatırlatan kişi ve etkinliklerden uzak durduğunun, aşırı irkilme tepkilerinin olduğunun öğrenildiği, yapılan ruhsal durum muayenesinde; mağdurenin yaşında gösterdiği, sorulan sorulara uygun yanıtlar verdiği, görüşmeye istekli olduğunun gözlendiği, duygu durumunun depresif olduğu, görüşme sırasında travma yaratan olayları duygu içeriğinden yoksun bir şekilde anlattığı, olay sonrasında mağdurede "Travma sonrası stres bozukluğu" ve "Major depresif bozukluk" geliştiği, ruh sağlığının bozulduğu kanaatine varıldığı, 16.03.2012 tarihinde 6. Adli Tıp İhtisas Kurulunca mağdure hakkında düzenlenen rapora göre; yapılan genital muayenesinde; hymenin anüler, elastiki yapıda olup fevhasının 4 cm olduğu, saat 7-8 hizasında doğal çentik bulunduğu, yırtılmaksızın duhule müsait olduğu, Temmuz 2010-29.03.2011 tarihleri arasında mağduru bulunduğu olay nedeniyle ruh sağlığının bozulduğu, İstanbul Anadolu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince 14.03.2013 tarihinde inceleme dışı sanıklar ... , ... , ... , ... ... ve ...'in mağdureye yönelik nitelikli cinsel istismar ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkûmiyetlerine ilişkin verilen hükümlerin sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 07.12.2015 tarihinde ... hakkında mağdureye yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hüküm dışındaki hükümlerin oy çokluğuyla onanmasına karar verilmiş, bir Daire Üyesi ise; "Mağdurenin aşamalardaki çelişkili anlatımları, suça sürüklenen çocuklar ..., ..., ... ve ...'ın savunmaları, doktor raporu ve tüm dosya içeriğine göre, suça sürüklenen çocuklar ... ve ...'ın cinsel amaçla alıkoydukları mağdure ile cinsel ilişkiye girdikleri hususunda soyut iddia dışında cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek müsnet suçlardan karar verilmesi gerekirken kurulan mahkûmiyet hükümlerinin onanması yönündeki, Ayrıca suça sürüklenen çocuklar ... ve ...'in suç tarihinde onyedi yaşı içerisinde bulunan mağdureyi cinsel amaçla alıkoyup tehdit ile cinsel ilişkiye girdikleri hususunda cezalandırılmalarına yeter, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı ve mevcut hali ile cinsel ilişkiye girme eylemlerinin TCK'nın 104/1. maddesinde düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğunun kabulü ile şikayetten vazgeçme nedeniyle suça sürüklenen çocuklar haklarındaki kamu davalarının düşmesine ve TCK'nın 26/1. maddesinde yer alan mağdurenin hukuken geçerli rızasına istinaden alıkonulması eyleminin suç teşkil etmemesi nedeniyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraatlerine karar verilmesi gerekirken her iki suçtan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin onanması yönündeki sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum." düşüncesiyle karşı oy kullandığı, Anlaşılmaktadır. Mağdure ... 30.03.2011 tarihinde saat 01.30’da Kollukta; ev sahiplerinin kızı ...’de kendisine ait bir fotoğrafın olduğunu, bu fotoğrafı gören inceleme dışı sanık ... İşler’in ...’den, kendisinin telefon numarasını isteyip kendisini telefonla aradığını, tanışmak istediğini söylediğini, yaklaşık 7-8 ay önce ...’le bir kafeye gidip tanıştıklarını, ardından inceleme dışı sanık ...’in geldiğini, onunla da tanışıp oradan ayrıldıklarını, aradan bir süre geçtikten sonra ...’in, kendisini inceleme dışı sanık ...'le de tanıştırdığını ve kendisini ...’in evine götürdüğünü, ...’in ...’den evden çıkmasını istediğini, ardından kendisine cinsel ilişki teklifinde bulunduğunu, ilişki teklifini kabul etmediğini, bunun üzerine ...’in, üzerine saldırdığını ancak ...’e tokat atıp oradan ayrıldığını ve eve gittiğini, yine 7 ay önce ...’in, kendisini telefonla arayıp evine çağırdığını, evde kimsenin olmadığını, ...’in odasına geçtiğini, ...’le görüşürken ...’in ilişkiye girmek istediğini, ona "Daha arkadaşlığımızın ilk gününde olmaz." dediğini, ...’in, kendisine saldırıp sadece üst tarafındaki elbise kalacak şekilde üzerinde bulunan kıyafetlerin hepsini çıkardığını, ...’in de soyunduğunu, yatağına kendisini sırtüstü yatırdığını, onu yapmaması için defalarca uyardığını ancak ...'in dinlemediğini, cinsel organını kendi cinsel organına soktuğunu, 5 dakika boyunca cinsel ilişki yaşadıklarını, ...’in dışarı boşaldığını, orada kızlığını kaybettiğini, hemen üzerini giyinerek eve gittiğini, duş almak için soyunurken iç çamaşırında kan gördüğünü, iç çamaşırını da makineye attığını, olayı kimseye anlatmadığını, olaydan 2-3 gün geçtikten sonra ...’in telefon mesajı göndererek kendisini evine çağırdığını, gittiğinde ...’in evlenmek istediğini söylediğini, "Yüzüklerimizi alalım." diyerek boynuna sarıldığını, "Olan oldu artık. Birlikte olalım yine." dediğini, ona her defasında "Birlikte olamam." dediğini, yine ...’in, üzerine saldırdığını, üzerindeki elbiseleri çıkardıktan sonra kendisiyle cinsel ilişkiye girdiğini, ilişkiye girerken ...’in bilgisayarındaki kameranın açık olduğunu fark ettiğini, bilgisayarın çalışıp çalışmadığını görmediğini, sadece şüphelendiğini, cinsel ilişkiye girdiklerinde ...’in yine yatağa boşaldığını, üzerini giyindikten sonra eve gittiğini, yine kimseye anlatmadığını, aradan bir hafta geçtikten sonra ... ile ayrıldığını, 2 ay sonra ...’in, kendisini çağırdığını, eşyalarının kendisinde olduğunu söylediğini, buluştuktan sonra fotoğraf ve anahtarlığını verdiğini, ardından "...’le senin videon var." dediğini, ilk başta inanmadığını ancak yemin etmesi nedeniyle inandığını, "Benimle birlikte olmazsan videoyu herkese yayarım." dediğini, korktuğu için onunla gitmeye karar verdiğini, ...’in, kendisini bir arkadaşının evine götürdüğünü, evde kimsenin olmadığını ancak sonra 5 kişinin daha geldiğini, gelen kişileri daha önce görmediğini ve tanımadığını, ...’in yatak odasında kendisine zorla sahip olduğunu, cinsel organını vajinasına soktuğunu, yatağa boşaldığını, yataktan kalkıp üzerini giyinirken ...’in odaya girdiğini, "Giyinme ilişkiye girelim." dediğini, kabul etmediğini ancak ...’in zorla kendisine sahip olduğunu, cinsel organını vajinasına soktuğunu ancak yatağa boşaldığını, ...’in de odadan çıktığını, üzerini giyinirken, gördüğü takdirde tanıyabileceği 15-16 yaşlarında, sarışın ve mavi gözlü birinin gelerek "Neden giyiniyorsun?" dediğini, ona giyineceğini söylemesi üzerine bu kişinin, eline vurduğunu, kendisinin de ona vurduğunu, ağladığını, ...’in içeri geldiğini, ...’e "Beni o...u yerine mi koyuyorsunuz?" dediğini, ...’in "Yok öyle bir şey." diyerek kendisinden ...’le barışmasını istediğini, kabul etmemesi üzerine ... ve ...’le birlikte evden çıktıklarını, diğer 5 kişinin evde kaldıklarını, onlardan ayrılıp eve gittiğini, ...'in bir hafta önce kendisine mesaj gönderdiğini, "Yanıma gelmezsen senin videonu herkese dağıtırım." dediğini, korktuğu için 24.03.2011 tarihinde buluştuklarını, ...’in, kendisine video olduğunu, videoyu gösterebileceğini söylediğini, ...’ın evine götürdüğünü, ...’in, kendisini odaya çağırıp "Video yok." dediğini ve üzerine saldırdığını, karşı çıktığını ancak başarılı olamadığını, ...'le, ...’ın odasında cinsel ilişkiye girdiğini, ilişkinin zorla olduğunu, ardından ...’in odadan çıktığını, ...’in geldiğini, ...’in de kendisiyle cinsel ilişkiye girip odadan çıktığını, üzerini giyindiğini, evden çıkacağı esnada ...’in elindeki bıçakla gelerek "...’la da ilişkiye girmezsen seni bu evden çıkartmam, öldürürüm." dediğini, ...’e "Yapamazsın." dediğini, ...’in bıçağı boğazına dayayıp kendisini ilişkiye girdiği odaya götürdüğünü, soyunmasını istediğini, soyunduğunu, ... ve ...’in evden çıktıklarını, ... ve kendisinin evde yalnız kaldıklarını, ...’ın cinsel ilişkiye girmek istediğini, kabul etmediğini, ...’ın zorla kendisiyle ilişkiye girdiğini, ...’la evden çıktıktan sonra ayrılmak için koşmaya başladığını, ..., ... ve ...’ın, peşinden koşarak kendisini yakaladıklarını, ...’ın kendisine "Benim evimin adresini verirsen seni yakarım." dediğini, ...’in ise elindeki telefonu zorla alıp telefon numarasını sildiğini, ...’in "Senin videon olduğunu babana söyleyeceğim." dediğini, babasının da sürekli kendisini telefonla aramaya başlaması üzerine korkup eve gidemediğini, gece Maltepe’de bir parkta kaldığını, başına bir olay gelmediğini, 25.03.2011 tarihinde aynı mahalledeki sevgilisinin, kendisini evine çağırıp dışarıda kalmamasını istediğini, kabul ederek iki gün onun evinde kaldığını, ikinci gün erkek arkadaşıyla rızası dahilinde ilişkiye girdiğini, 27.03.2011 tarihinde ...’in telefonla arayıp ...’ın evine geçmesini ve ellerindeki videoyu sileceklerini söylediğini, gittiğinde evde ... ve ...'ın olduğunu, ...’ın bıçakla bileklerini kestiğini, ... ile cinsel ilişkiye girmesini istediğini, odaya geçtiğini, bıçak bileğinde dururken soyunmasını istediklerini, korktuğu için soyunduğunu, ...’ın balkonda tütünle karışık esrar içtiğini gördüğünü, ...'ın zorla kendisine sahip olduğunu, evden çıktıktan sonra Burcu’nun evine gittiğini, ...’in kendisine mesaj atıp yanına çağırdığını, onunla 28.03.2011 tarihinde Maltepe’de saat 12.00 sıralarında buluştuklarını, ... ile otururken ... ile ismini bilmediği bir kişinin geldiğini, ..., ... ve yanlarındaki kişinin biraz uzakta görüştüklerini, ...’in "Seni bir yere götüreceğim." dediğini, kendisini başka bir parka götürdüklerini, parkta ...’in yanına gelen isminin ... olduğunu öğrendiği kişinin tek başına yürüyerek yanına geldiğini, ...’in "Arkamdan gel. Beni takip et." dediğini, onu takip edip bir iş yerine girdiğini, ...’e, kendisini neden oraya götürdüğünü sorduğunu, ...’in "Oturup biraz sonra gideceğiz." dediğini, ...’in dışarı çıkıp gittiğini, geri gelmediğini, ...’in üzerine saldırdığını, karşı koyduğunu, cinsel ilişki yaşanmadığını, biraz zaman geçtikten sonra ..., ... ve ismini bilmediği bir erkek şahsın geldiğini, ...’in "Seni buradan götüreceğim." dediğini, ...’in ise dükkânda kalmasını istediğini, dükkânda sadece ... ve ...’ın kaldığını, 29.03.2011 tarihinde saat 21.00 sıralarında ...’in, kendisini öpmeye başladığını, kendisine saldırdığını, ona karşı koyduğunu ancak ...’ın, kollarından tuttuğunu, ...’in, üzerindeki kıyafetleri çıkardığını, ...’ın ise kendisini arkadan tuttuğunu, ayaktayken ...’in, kendisiyle cinsel ilişkiye girdiğini, ...’ın, kendisini koltuğa oturttuğunu, ...’in, ellerini arkaya çektiğini, ...’ın, ayaklarını açarak cinsel ilişkiye girdiğini, ilişkiye girdikten sonra gece orada kaldığını, sabah saatlerinde ...’e mesaj attığını, "Gel seninle konuşacağım." dediğini, polise şikâyette bulunacağını söylemeyi düşündüğünü, ağlayarak ...’le görüşmeye giderken... isimli tanıdığının kendisini gördüğünü, "Ailen seni arıyor. Seni ailene götüreceğim." dediğini, başından geçenleri ona anlattığını, onun da aynı mahalledeki tanık Deniz’e söylediğini, Deniz’in bu kişilerin hepsini toplayıp konuştuğunu, "Video olayını kapattım." dediğini, teyzesine olanları anlattığını, şikâyetçi olduğunu, 30.05.2011 tarihinde Mahkemede; sanık ...'in beyanlarının doğru olmadığını, ...’le tanışmadan önce ...'le sevgili olduğunu, ...’in, kendisiyle zorla birlikte olmak istediğini, kabul etmeyip ona tokat attığını, bu şekilde ayrıldıklarını, daha sonra ...’in yine kendisine telefonla çağrı atıp "Seni seviyorum." dediğini, buluştuklarında kendisini ...'in evine götürüp orada cinsel ilişkiye girmeyi teklif ettiğini, kabul etmediğini, ...'in, telefonunu aldığını, sonra ...'in evinde ..., ..., ... ve ...’ın zorla kendisine tecavüz ettiklerini, ardından ...’in, kendisiyle birlikte olmak istediğini ancak kabul etmediğini, ...’in, annesinin evde olduğunu söyleyip evlerine davet ettiğini, evde annesinin olduğunu düşünerek gittiğini, orada ...’in, kendisine tekrar zorla tecavüz ettiğini, sonra ...’in, kendisini telefonla arayıp ...'le olan görüntüleri eve gönderdiğini söylediğini, kendisini "Eşyalarını vereceğim." diyerek çağırdığını, onları verdikten sonra birlikte olmak istediğini ancak kendisinin kabul etmediğini, orada ... ile birlikte parkta otururken ...'in arkadaşı ...’ın geldiğini, ... ve ...'ın konuştuklarını, ...’ın oradan ayrıldığını, ...’in, kendisine "Seni bir yere götüreyim." dediğini, oradan sanık ...'in dükkânına götürdüğünü, ...’ın da orada olduğunu, kendisini dükkâna götürdükten sonra ...’in ortadan kaybolduğunu, o akşam, ...'in çalıştığı dükkânda kaldıklarını, dükkânın kapısını kilitlediklerini, ardından bir film koyup kendisine soyunmasını söylediklerini, kabul etmemesi üzerine ellerini ...’ın tuttuğunu, ...’le birlikte kendisini soyundurduklarını, her ikisinin kendisine tecavüz ettiğini, sabahleyin kendisini serbest bıraktıklarını, sonunda polise gitmeyi düşündüğü için bağırıp da kendisini rezil etmek istemediğini, soruşturma aşamasındaki ifadesi okunup kısmi aykırılık nedeniyle sorulması üzerine; o ifadesinin de doğru olduğunu, ...’in, kendisini ...'in dükkânında bırakıp gittikten sonra ... ile ...’in geldiklerini, ...’in "Seni götüreceğim." dediğ. 10.06.2011 tarihinde inceleme dışı sanıkların yargılaması sırasında istinabe olunan Mahkemede; inceleme dışı sanıklardan ... İşler, ... ..., ... ve ... ...’in, kendisine herhangi bir cinsel saldırıda bulunmadıklarını, ... ve ...’ı olay nedeniyle tanıdığını, 7-8 ay önce ev sahibinin kızının, telefon numarasını ...’e vermesi nedeniyle ...’in, kendisini bir hafta boyunca rahatsız ettiğini, bu durumdan rahatsız olduğu için ...’in yanına gittiğini, ...’in kötü biri olmadığını anladığını, 1-2 ay boyunca cinsel birliktelik olmadan ...’le sevgili gibi bir arkadaşlıklarının olduğunu, bir gün Maltepe’de ...’le tartıştıklarını, aralarında bir mesafe oluştuğunu, tartışmalarından sonra ...’in, kendisini tekrar Maltepe’ye çağırdığını, "Hava soğuk. Arkadaşımın evine gidelim." dediğini, ...’le birlikte ...’in evine gittiklerini, ...’in orada kendisine birlikte olma teklifinde bulunduğunu, sinirlenerek ona tokat attığını, ...’in lavaboya gittiğini, o sırada ...’in gelerek kendisine ne olduğunu sorup üstelediğini, ona bir şey olmadığını söylediğini, ...’in "... senden bir şey isteyeceğim ama yanlış anlama." dediğini, ne istediğini sorduğunda "Telefon numaranı istiyorum." dediğini, ona telefon numarasını verdiğini, ...’in "Cep telefonunu aldığımı ...’e söyleyeceğim." dediğini, ... döndüğünde ona karşı sinirli olması nedeniyle gitmek istediğini söylediğini, ... ve ...’in, kendisini minibüs durağına bıraktıklarını, ertesi gün ...’in kendisine "Ne oldu? Neden mesaj atmıyorsun?" şeklinde mesaj gönderdiğini, ona "Senden ayrılacağım." şeklinde cevap verdiğini, 2-3 gün sonra ...’in "Ne yapıyorsun? Buluşalım." içeriğinde mesaj gönderdiğini, kabul ettiğini, ...’in, annesinin de evde olduğunu söyleyip eve davet ettiğini, eve gittiğinde sadece ...’in orada olduğunu, annesinin nerede olduğunu sorduğunu, ...’in "Bir yere kadar gitti. Gelecek." dediğini, ardından ...’in "Senden hoşlandım." diyerek kendisine çıkma teklif ettiğini, ...’le sevgili olduklarını, biraz oturup eve döndüğünü, 2 gün sonra ...’in, kendisini tekrar eve çağırdığını, evde ...’in, kendisine cinsel ilişkiye girme teklifinde bulunduğunu, orada ...’le rızası dahilinde ilişkiye girdiklerini, bu olayın 2010 yılının son aylarında yaşandığını, ardından eve gittiğini, 1 ay kadar ...’le konuşmadığını, sonra ...’in, kendisine "Elimde videon var." içerikli mesaj gönderdiğini, ...’e "Ne videosu?" şeklinde soru sorduğunu, ...’in "...’le senin videon var. İnanmazsan gel." şeklinde cevap yazdığını, ...’in, yanına gittiğinde "Videon bir arkadaşın bilgisayarında." dediğini, inanmayıp eve döndüğünü, ...’in sonraki günlerde ısrarla mesaj atarak videoyu ailesine göndereceğini söylediğini, ...’le ayrılmaları nedeniyle ondaki fotoğrafını almak ve video konusunu konuşmak için buluştuklarını, fotoğrafı ve anahtarlığı aldığını, ...'in "Videon arkadaşımda. Benimle gel. Videoyu sileceğim." dediğini, ...’le onun bir arkadaşının evine gittiklerini, ...’e "Videoyu göster." dediğini ancak gitttikleri evde bilgisayar olmadığını, ...’in birlikte olmak istediğini, ona "Yok." dediğini ancak buna rağmen rızasıyla birlikte olduğunu, onunla ilişkiye girmesinin "...’le videon var." şeklindeki şantajı nedeniyle olduğunu fakat ...’in, kendisini fiziksel olarak zorlamadığını, bu ilişkinin 2010 yılının son aylarında olduğunu, ardından eve gittiğini ve ...’le 5 ay kadar konuşmadığını, ...’in sonrasında mesaj gönderip barışmayı teklif ettiğini, bu teklifi kabul etmediğini, ardından ...’in "Videon elimde. Buluşalım." içeriğinde kendisine mesaj attığını, ...’le daha önce tanışlıklarının olduğunu, ...’in yanına gittiğini, bir alışveriş merkezinin önünde buluştuklarını, ...’in kendisine video olayından bahsettiğini, ...’e neden videoyu silmediklerini sorduğunu, ...’in "Gel benimle." dediğini, minibüse binip ...’ın evine gittiklerini, ...’ın mutfakta olduğunu, ...’in "... ve ...’le birlikte olmuşsun. Benimle de birlikte ol." dediğini, bunun üzerine ...’le rızası dahilinde cinsel ilişkiye girdiğini, ...’le birlikte olmasında video şantajının bir etkisinin olmadığını, ...’in cinsel ilişkiye girmek için fiziksel bir şiddet uygulamadığını, sonra giyindiklerini, o sırada odaya ...’ın geldiğini, ...’ın "Benimle de birlikte olacaksın." dediğini, ...’la tartıştıklarını, bunun üzerine ...’in geldiğini, ...’in evde olduğunu o zaman fark ettiğini, ...’in kendisine "...’la birlikte ol." dediğini, ...’e "Ne oluyor?" şeklinde cevap verdiğini, ...’in "Ne olur." diyerek sinirlendiğini ve ...’le birlikte evden çıkıp aşağı indiğini ancak çıkmadan önce kendisinin ve ...’ın üzerine kapıyı kilitlediğini, sonra ...’la birbirlerine bakıştıklarını, ...’ın "Bir kereden bir şey olmaz." dediğini, bunun üzerine ...’la rızası dahilinde bir kez cinsel ilişkiye girdiğini, ...’ın, kendisine video konusunda şantaj yapmadığını, videodan haberinin de olmadığını, kendisine karşı fiziksel bir şiddet de uygulamadığını, bu ilişkinin 2011 yılında olduğunu ancak hangi ay yaşandığını hatırlamadığını, ...’ın telefonla mesaj göndermesi üzerine ...’in geldiğini, ..., ... ve ...’le birlikte evden çıktıklarını, ...’in "Videonu babana göndereceğim." dedikten sonra elinden telefonunu aldığını ve kendi numarasını sildiğini, sonra telefonu iade ettiğini, telefon geçmişinden ...’in numarasını bulup ona "Kendini çok mu akıllı sanıyorsun?" içeriğinde mesaj gönderdiğini, ...’in bu duruma çok sinirlendiğini, o günlerde babasının kendisini çok sık telefonla araması nedeniyle ...’in videoyu göndermiş olabileceğinden şüphelendiğini, ...’e bu durumu sorduğunu ancak ...’in göndermediğini söylediğini, o gece parkta yattığını, sabah olunca Burcu isimli bir arkadaşında kaldığını, ardından 2 gün erkek arkadaşında kaldığını, o gün ...’in, kendisine "Ne yapıyorsun?" içerikli bir mesaj gönderdiğini, ...’e "Eve gidemiyorum. Babamdan korkuyorum." şeklinde cevap yazdığını, ...’in tekrar "Babana video göndermedim." dediğini, ardından ...’in, kendisini bir parka çağırdığını, parkta ...’in de olduğunu, ...’in, yanlarından ayrıldığını, ...’le birlikte parkta oturduklarını, yanlarına ...’ın geldiğini, ... ve ...’in aralarında bir şeyler konuştuklarını, ...’ın ayrıldığını, sonra tekrar geldiğini, hep birlikte ...’in bulunduğu dükkâna gittiklerini, ...’in "Sen ...’le otur. Ben kapıdayım." dediğini, ...’in acil bir işinin çıktığını ve gittiğini, ...’le otururken ...’in gelerek kendisini öpmeye çalıştığını, ...’e kızdığını, akşam vakti olması nedeniyle gece dükkânda kaldığını, ...’in gelip kendisini almasını beklediğini, ...’in "Gitme. Bu havada seni bırakmam." dediğini, o gece ...’le rızası dahilinde cinsel ilişkiye girdiklerini, ...’in, kendisine video şantajı ya da fiziksel bir şiddetinin olmadığını, bu olayın yaklaşık 2-3 ay önce olduğunu, sabah ...’ın mesaj atıp davet ettiğini, ...’ın evine gittiğini, o sırada inceleme dışı sanık ...’ın da evde olduğunu, beraber oturduklarını, oradan kalkıp ayrıldığını, ardından polise gittiğini, orada teyzesini telefonla aradığını, polisle beraber teyzesine gittiklerini, hiçbir ilişkisinde zorlama olmadığını, her ne kadar ... ilişkiden önce videodan bahsetse de bunun ilişkiye girmelerinde bir etkisinin olmadığını, onunla da herhangi bir şantaj ve zorlama olmadan rızasıyla ilişkiye girdiğini, çelişki nedeniyle sorulması üzerine; ...’le rızasıyla ilişkiye girdiğini, 30.06.2011 tarihinde inceleme dışı sanıkların yargılandığı Mahkemede; inceleme dışı sanıklar ... ile ...'ın hiçbir şekilde kendisine organ sokmak suretiyle cinsel istismarda bulunmadıklarını, inceleme dışı sanık ...’le tanıştıktan sonra yanlarına inceleme dışı sanık ...’in geldiğini, ...’in hesap ödemek için yanlarından ayrılması üzerine ...’in, cep telefonu numarasını istediğini, aradan bir iki hafta geçtikten sonra ... ile tekrar buluştuklarını, ...’in "Arkadaşımın evine gidelim. Hava biraz soğuk." dediğini, bunun üzerine daha önceden tanımadığı inceleme dışı sanık ...’in evine gittiklerini, ...’in, kendisine cinsel birliktelik teklif ettiğini, ilk defa ... ya da ...’den birisiyle cinsel ilişkiye girdiğini, sorulması üzerine; ilk defa ...'le cinsel ilişkiye girdiğini, ilişkinin ...’in evinde gerçekleştiğini, ...'le başka bir odaya gittiklerini, ilişkiden sonra bekaretinin bozulduğunu, iç çamaşırında kan gördüğünü, ayrılıp eve gittiğini, ardından ...’le aralarının soğuduğunu, ...'le dertleşmek için ...'in telefon numarasını evdeyken istediğini, ...’in hasta olması nedeniyle evine gittiğini, ...’in sevgili olmayı teklif ettiğini, cinsel ilişkiye girdiklerini, o sırada bilgisayarın kamerasının ışığının yandığını, ...’e "Beni kameraya mı aldın?" dediğini, ...’in gülerek hiçbir şey söylemediğini, bu durumu kendisinin takıntı hâline getirdiğini, ailesine ya da başkalarına göstermesinden korktuğunu, eve gittikten sonra mesajla ona video çekip çekmediğini ısrarla sorduğunu ancak ...’in hiçbir şey söylemediğini, bu nedenle ondan ayrıldığını, videoyu öğrenmek için ...’in arkadaşları olan ... ve ...’la görüşmeye başladığını, bir hafta sonra ...’in, kendisini ...'ın evine götürdüğünü, ... ile ilişkisinin daha sonra olduğunu, ...'ın evinde ...’le rızasıyla cinsel ilişkiye girdiğini, ...’e videoyu sorduğunu, ...’in haberinin olmadığını söylediğini, ...’ten ertesi gün ...'ın telefon numarasını istediğini, ...'ı telefonla aradığını, mesaj attığını, o gün ...'ın evine gittiğini, aralarında yakınlaşma olduğunu, ikisinde de cinsel ilişkiye girme konusunda bir arzu oluştuğunu, ilişkiye girdiklerini, o sıralarda eve gitmediğini, bir gün dışarıda, iki gün de erkek arkadaşının evinde kaldığını, ...’la telefonla mesajlaşarak görüştüklerini, ...’ın "Ertesi gün bize gel." dediğini, gittiğinde inceleme dışı sanık ...’ı ilk kez gördüğünü, ...’tan rica edip duş aldığını, bornozla banyodan dışarı çıktığını, ...’ın "Sen kadın mısın?" şeklinde soru yönelttiğini, ona "Evet." dediğini, ardından çay içip ayrıldığını, ... ile bir dükkâna gittiğini, ...’in de oraya geldiğini, ...’in "Bizim antrenmanımız var. Biz gideceğiz." dediğini, kendisinin oturmaya devam ettiğini, sonra ...’in gelip kendisini çağırdığını ancak onunla gitmediğini, ... ve ...’la konuştuğunu, o sırada aralarında bir yakınlaşma olduğunu ve öpüştüklerini ancak cinsel ilişkiye girmediklerini, sonra ...’ın eve gittiğini, kalacak yeri olmadığı için dükkânda kaldığını, ...’le sabaha kadar sohbet ettiklerini, onunla da bir defa rızasıyla cinsel ilişkiye girdiklerini, Mersin’de ikamet etmesine rağmen ...’in davasına girdiğinde onu elleri kelepçeli ve tutuklu gördüğü için vicdanının sızladığını, Mersin’de konu ile ilgili ifade vermekle beraber doğruları anlatmak için Mahkeme’ye geldiğini, sanıkların aileleriyle görüşmediğini, ...’ın ablasıyla telefonda görüştüğünü, ablasının davadan bahsettiğini, kendisinin de "Vicdanım el vermiyor. Doğruları söyleyeceğim." dediğini, polise ifade verdiğinde ruhsal durumunun çok bozuk olduğunu, ilaç kullanmaya başladığını, yaklaşık 1 aydır ilaç kullanmadığını, ruh sağlığının iyi olduğunu, nasıl ifade vermesi gerektiği konusunda herhangi bir tembihte bulunulmadığını, Kolluk ifadesiyle arasında oluşan çelişki nedeniyle sorulması üzerine; o sırada anne ve babasının hasta olduklarını, ailesinden de bu olaylar dolayısıyla çok korktuğunu, olayları polis merkezinde anlattığını ancak doğru olmadığını, Mahkemede doğruları söylediğini, polis memurunun kendiliğinden ifade yazmadığını, kendisinin anlattıklarına göre yazdığını ancak ailesinden korkması nedeniyle kafasında tasarlayıp o şekilde ifade verdiğini, 10.06.2011 tarihinde istinabe olunan Mahkemede verdiği ifadesinin okunup sorulması üzerine; 10.06.2011 tarihinde ifade verdiği sırada zaman zaman video şantajından bahsettiğini, kafasının videoya takıldığını, suça sürüklenen çocukların hapiste yattığını, yüreğinin el vermediğini, bu nedenle olayın en doğrusunu Mahkemede anlattığını, sorulması üzerine; suça sürüklenen çocuklara 19 yaşında olduğunu hiçbir şekilde söylemediğini, bir anaokulunun servis aracında hosteslik yaptığını ancak hiç kimseye hostes kıyafetiyle fotoğraf göstermediğini, böyle bir kıyafetinin olmadığını, Müşteki ... Kollukta; 25.03.2011 tarihinde saat 13.45’te mağdurenin kayıp olduğunu belirterek müracaatta bulunduğunu, 29.03.2011 tarihinde saat 22.00 sıralarında polis memurlarının, kendisini telefonla arayıp mağdurenin bulunduğunu söylediklerini, emniyet amirliğine gittiğinde mağdurenin sanık ... ile inceleme dışı sanıklar ... ..., ... , ... ..., ... ...ve ...'in tecavüzüne uğradığını öğrendiğini, şikâyetçi olduğunu, Mahkemede; şikâyetçi olduğunu, davaya katılmak istediğini, 07.12.2016 tarihinde bozma sonrası Mahkemede; mağdurenin evlendiğini ve çocuğunun olduğunu, mağdurenin eşinin dava hakkında bilgi sahibi olmadığını, bu nedenle duruşmalara katılmak istemediğini, daha önceki şikâyetlerinden vazgeçtiklerini, Tanık ... Kollukta; mağdureyi aynı mahallede olmaları nedeniyle yaklaşık 3 yıldır tanıdığını, 28.03.2011 tarihinde büfede yemek yediğini, mahalleden arkadaşı olan ... ve mağdurenin yanına geldiklerini, geldiklerinde mağdurenin ağladığını, ...’ın, mağdurenin evden kaçtığını, evine götürmediği takdirde kız kardeşini ifadeye çağıracaklarını söylediğini, mağdurenin eve gitmediğini ve bir arkadaş grubunun kendisiyle sırayla cinsel ilişkiye girdiklerini anlattığını, mağdurenin kendisine bahsettiği şahısları tanımadığını, mağdureden söz konusu kişilerden birisinin telefon numarasını istediğini, mağdurenin inceleme dışı sanık ...’in numarasını verdiğini, ...’i cep telefonundan arayıp buluşmak ve bu konuları çözmek istediğini söylediğini, aynı günün akşamı ...’le buluştuklarını, ...’e ulaşmasında ...’in arkadaşları olan inceleme dışı sanık ... ve sanık ...’in yardımcı olduklarını, ..., ..., ...ve ...'le buluştuklarını, kendisinin yanında ise ... ve mağdurenin olduğunu, orada ...’in "Ben bu kızı seviyorum. Ama bu gidip benim arkadaşımla yatmış. Bu yüzden artık ...’ı istemiyorum." dediğini, diğer şahısların da mağdureyle rızası dahilinde birlikte olduklarını söylediklerini, oradaki konuşma bitince ...’a, mağdureyi götürüp ailesine bırakmasını söylediğini, daha sonra mağdureyi tekrar görmediğini, İnceleme dışı sanık ... İşler 31.03.2011 tarihinde Savcılıkta ve tutuklanması istemiyle sevk edildiği Sulh Ceza Mahkemesinde; mağdure ile kendisini iki buçuk yıl önce ...isimli bir arkadaşının tanıştırdığını, bir buçuk hafta sonra ondan ayrıldığını, bir müddet sonra mağdurenin, kendisine mesaj gönderdiğini, ona yaşını sorduğunda mağdurenin 19 yaşında olduğunu söylediğini, mağdureyle Maltepe’de buluştuklarını, mağdurenin, sokakta elini tuttuğunu, öpüşmeye başladıklarını, mağdureyi ... isimli bir arkadaşının evine götürdüğünü, orada mağdurenin rızasıyla cinsel ilişkiye girdiğini, sonra mağdureyi minibüs yoluna bıraktığını, bir buçuk hafta sonra tekrar buluştuklarını, sohbet edip ayrıldıklarını, mağdureyi ondan sonra tekrar görmediğini, bakire olmadığını daha önce mağdurenin kendisine, söylediğini, şantaj yapmadığını, Mahkemede; mağdureyle kafede buluşup konuştuklarını, mağdurenin, kendisine hostes kıyafetli fotoğrafını gösterdiğini, o sırada yanlarına inceleme dışı sanık ...’in geldiğini, 4-5 gün sonra tekrar buluştuklarını, mağdureyle konuşurken hayatında daha önceden bir erkek arkadaşı olduğunu, onunla cinsel ilişkiye girdiğini, bakire olmadığını söyleyip daha rahat konuşabilecekleri bir yer olup olmadığını sorduğunu, bunun üzerine inceleme dışı sanık ...’in evine gittiklerini, mağdurenin rızasıyla cinsel ilişkiye girdiğini, ...’in ayrı bir odada olduğunu, ...'le mağdurenin cinsel ilişkiye girmediklerini, yaklaşık iki hafta sonra mağdurenin telefonla aradığını, buluştuklarını, mağdurenin, kendisine soğuk davrandığını, bu nedenle onu bir daha aramadığını, şantaj ve tehdit yoluyla cinsel ilişkide bulunmadığını, İnceleme dışı suça sürüklenen çocuk ...30.03.2011 tarihinde saat 12.21’de Kollukta; mağdureyle 4 ay önce inceleme dışı sanık ... İşler vasıtasıyla tanıştığını, ... ve mağdurenin, ailesiyle birlikte kaldığı evine geldiklerini, o dönemde mağdure ve ...’in sevgili olduklarını, evde mağdure ve ...’in bir süre oturduklarını ancak çok fazla yalnız kalmadıklarını, evde otururken mağdure ve ... arasında bir şey geçip geçmediğini bilmediğini, telefon numarasını mağdurenin istediğini, kendisini kuzeniyle tanıştıracağını söylediğini, sonra ayrıldıklarını, akşam kendisine mağdureden "Ne haber tatlım?" yazan bir mesaj geldiğini, mesajı atan kişiye kim olduğunu sorduğunu, mağdure olduğunu anlayınca bir süre mesajlaştıklarını, mağdurenin "Ne yapıyorsun?" içerikli mesaj gönderdiğini, kendisinin mağdureye evde olacağını söylediğini, mağdurenin ise "Tek başıma Maltepe’ye inip sahilde gezeceğim. İşin yoksa görüşelim mi?" içeriğinde mesaj gönderdiğini, mağdurenin görüşme teklifini kabul ettiğini, ardından mağdurenin "Evine geleyim." dediğini, mağdureye "Sen bilirsin." şeklinde cevap yazdığını, ertesi gün mağdurenin eve geldiğini, evde kimsenin olmadığını, oturup müzik dinlediklerini, sohbet ettiklerini, mağdurenin "...’i sevmiyorum. Senden hoşlanmaya başladım." dediğini, bunun üzerine aralarında bir yakınlaşma olduğunu, mağdureye "Başıma iş açma. Bakire misin?" şeklinde soru sorduğunu, mağdurenin daha önce iki kişiyle cinsel ilişkiye girdiğini ve bakire olmadığını söylemesi üzerine rızasıyla cinsel ilişkiye girdiklerini, mağdureyi zorlamadığını, ilişki esnasında yanında bulunan cep telefonuyla ilişkiye girmelerini 2-3 dakika görüntüleyip telefonuna kaydettiğini, sonra mağdurenin evden ayrıldığını, 1-2 hafta sevgili olarak kaldıklarını, bu süreçte iki kez mağdurenin rızasıyla cinsel ilişkiye girdiklerini, mağdurenin cep telefonuna sürekli mesajlar gelmesi ve telefonuna bakmasına izin vermemesi nedenleriyle ayrıldıklarını, mağdurenin telefon rehberinde çok sayıda erkek isminin olduğunu, mağdureye sorduğunda mağdurenin hiç kız arkadaşının olmadığını belirttiğini, ayrılmadan önce mağdureyi ...isimli bir kişinin telefonla aradığını, mağdureye kızdığını ancak mağdurenin telefona cevap verip konuşarak gittiğini, o günden sonra tekrar mağdureyle görüşmediklerini, cinsel ilişki görüntüsünü telefonundan sildiğini ve kimseyle paylaşmadığını, görüntüyü silmeden bilgisayarına aktardığını ancak açılmaması nedeniyle oradan silmeyi unuttuğunu, görüntüyü kaydedip bilgisayara aktardığından ...’e telefonda bahsettiğini ancak ...’in görüntüleri izlemediğini, ...’in mağdureye görüntüleri kullanarak şantaj yapıp yapmadığını bilmediğini, mağdureye şantaj yapmadığını, evinde, adı geçen diğer şahıslarla mağdurenin ilişkiye girmediklerini, mağdureyle rızası dahilinde iki kez birlikte olduklarını, ilk cinsel ilişkiyi kaydettiğini, mağdurenin de buna rızasının olduğunu, görüntüyü telefonundan sildiğini ve telefonunu bir ay önce sattığını, mağdureye şantaj yapmadığını, Savcılıkta; görüntüleri kullanarak ne kendisinin ne de diğer arkadaşlarının şantaj mahiyetinde mağdureyle cinsel birliktelik yaşadıklarını, diğer arkadaşlarının mağdureyle ilişkiye girip girmediğini bilmediğini, görüntü kaydını ailesine göndereceğine dair bir beyanının olmadığını, hiç kimseyle paylaşmadığını, polis memurlarına da bilgisayarında olduğunu söylediğini, mağdureyle arkadaşlığına son verdikten sonra mağdurenin, kullandığı eski telefon numarasına "Beni bıraktığına seni pişman edeceğim." şeklinde mesaj göndererek tehditte bulunduğunu, mağdureyi yaklaşık 4 aydır tanıdığını, 2010 yılının son ayında mağdureden ayrıldığını, Tutuklanması istemiyle sevk edildiği Sulh Ceza Mahkemesinde; 3-4 ay önce mağdureyle cinsel ilişkiye girdiğini, ilk defa olduğu için mağdureyle cinsel ilişkisini kameraya aldığını ancak kimseye söylemediğini, göstermediğini, ilişkiye girdikten sonra mağdurenin kendisini tehdit ettiğini, "Sen pişman olacaksın." dediğini, mağdurenin telefon rehberinde çok sayıda erkek ismi olması nedeniyle ayrıldıklarını, Mahkemede; inceleme dışı sanık ... ile mağdurenin eve gelmesi üzerine onunla tanıştığını, ertesi gün mesajlaşıp buluştuklarını, aralarında duygusal yakınlaşma olduğunu, sevgili olduklarını, rızası dahilinde iki kez cinsel ilişkiye girdiğini, cinsel ilişkiyi mağdurenin bilgisi dahilinde cep telefonuna kaydettiğini, başka bir erkekten mağdureye mesaj gelmesi üzerine tartışıp ayrıldığını, görüntüleri bir başkasının eline geçmemesi için bilgisayara kaydettiğini, polis memurları geldiğinde bu durumu onlara da söylediğini, Savcılık ifadesiyle arasında oluşan çelişki nedeniyle sorulması üzerine; o tarihte psikolojisinin biraz bozuk olduğunu, ne dediğini bilmediğini, İnceleme dışı suça sürüklenen çocuk ... Savcılıkta; mağdureyi, arkadaşları inceleme dışı sanıklar ... ... ve ... İşler aracılığıyla tanıdığını, 27.03.2011 tarihinde ... ve ...’in mağdureyi dükkâna bırakıp idmana gittiklerini, mağdurenin akşama kadar dükkânda oturduğunu, sohbet ettiklerini, akşam arkadaşlarının geri geldiklerini ancak mağdurenin ...’le gitmek istemediğini, kendisinin mağdureyle rızası dahilinde seviştiğini, inceleme dışı sanık ...’in de orada olduğunu, ardından eve gittiğini, ... ve mağdurenin dükkânda kaldıklarını, ne yaptıklarını bilmediğini, Tutuklanması istemiyle sevk edildiği Sulh Ceza Mahkemesinde; diğer arkadaşları olduğu hâlde mağdurenin, kendisiyle öpüşmeye başladığını, mağdureyle cinsel ilişkiye girmediğini, Mahkemede; dükkânın dışarıdan görünmeyen iç kısmında mağdureyle öpüşmek ve yakınlaşmak suretiyle zaman geçirdiğini, cinsel ilişkiye girmediğini, İnceleme dışı suça sürüklenen çocuk ... 31.03.2011 tarihinde Savcılıkta ve tutuklanması istemiyle sevk edildiği Sulh Ceza Mahkemesinde; inceleme dışı sanık ... İşler ile arkadaş olduğunu, mağdure ve ...’in daha önce sevgili olup bir şeyler yaşadıklarını, mağdureyle ...’in yanında tanıştığını, mağdurenin, telefon numarasını alıp kendisine mesaj göndererek buluşma teklif ettiğini, ...’ın evinde buluşmaya karar verdiklerini, ...’ın evden ayrılarak gittiğini, evde mağdureyle yalnız kaldıklarını, mağdurenin, kendisini tahrik edici ve erotik hareketler yaptığını, orada mağdureyle cinsel ilişkiye girdiğini, mağdurenin bakire olmadığını, ardından oradan ayrıldıklarını, bir gün sonra mağdurenin, kendisine mesaj gönderip ...’ın numarasını istediğini, ...’ın telefon numarasını mağdureye verdiğini, mağdureyle sadece 26.03.2011 tarihinde bir kez rızası dahilinde birliktelik yaşadığını, şantaj yapmadığını, Mahkemede; tutuklanmadan yaklaşık 1 ay ya da 3 hafta önce mağdureyle rızası dahilinde cinsel ilişkiye girdiğini, bir gün bir kafede inceleme dışı sanık ...’in yanında mağdureyi gördüğünü, birlikte oturup bir şeyler yediklerini, ...’in hesabı ödemek için ayrıldığı sırada mağdurenin, kendisinden cep telefonu numarasını istediğini, ertesi gün idmana giderken sorduğunda ...’in, mağdureyle sevgili olduklarını ancak ayrıldıklarını söylediğini, aradan tahminen 1 ya da 2 ay geçtikten sonra mağdurenin buluşmak istediğini, bir kafeye gittiklerini, mağdurenin orada kendisine 19 yaşında olduğunu ve hosteslik yaptığını söyleyip fotoğraflarını gösterdiğini, aralarında bu nedenle bir yakınlaşma olduğunu, mağdurenin "Daha müsait bir yere gidebilir miyiz?" dediğini, inceleme dışı sanık ...’ın evine gittiklerini, ...’ın alışveriş yapmak için dışarı çıktığını, mağdureyle cinsel ilişkiye girdiğini, ... geldikten sonra evden ayrıldığını, ertesi gün mağdurenin ...’ın cep telefonu numarasını istediğini, bunun üzerine ...'ı telefonla arayıp mağdurenin evin önünde olduğunu söylediğini, tutuklanmadan birkaç gün önce ... ve sanık ...’in dükkânın önünde oturduğunu gördüklerini, antrenmana gitmek için ... ile birlikte ayrılırken ...’in sinirli bir vaziyette mağdureyi kastederek "Bende kendisinin videosu olduğunu söylüyor. Gerizekalı." dediğini, böyle bir video olup olmadığını anlatmak istemediğini, Savcılık ve Sulh Ceza Mahkemesindeki ifadeleriyle arasında oluşan çelişki nedeniyle sorulması üzerine; o gün ailesinin yüzüne nasıl bakacağını düşünerek baskı altında olduğunu, o nedenle yanlış açıklamada bulunduğunu, Mahkemede anlattıklarının doğru olduğunu, Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Ana Bilim Dalının raporunun okunup sorulması üzerine; eğer rızaya aykırı bir durum olsaydı en ufak bir bağırma sesinde apartman komşularının geleceğini, İnceleme dışı suça sürüklenen çocuk ... 31.03.2011 tarihinde Savcılıkta ve tutuklanması istemiyle sevk edildiği Sulh Ceza Mahkemesinde; mağdure ile kendisini inceleme dışı sanık ...’in tanıştırdığını, yaklaşık bir hafta önce evdeyken kapının çaldığını, ... ve mağdurenin eve girdiklerini, bir odaya geçtiklerini, odada ne yaptıklarını bilmediğini, ardından çıkıp gittiklerini, bir gün sonra ...’in, kendisini telefonla arayıp evinin çevresinde mağdurenin gezdiğini söylediğini, dışarı çıktığında mağdurenin evin karşısında olduğunu gördüğünü, mağdureyle evde sohbet ettiklerini, sonra mağdurenin istemesiyle cinsel ilişkiye girdiklerini, mağdurenin bakire olmadığını, sonra mağdurenin evden çıkıp gittiğini, mağdurenin, kendisine 19 yaşında olduğunu söylediğini, rızasıyla cinsel birliktelik yaşadıklarını, şantaj yapmadığını, Mahkemede; mağdurenin 19 yaşında olduğunu söylediğini, kendisine tahrik edici sözler söyleyip hareketler yaptığını, rızasıyla bir kez cinsel ilişkiye girdiğini, İnceleme dışı suça sürüklenen çocuk ... Kaya aşamalarda; mağdureyi ilk kez 28.03.2011 tarihinde arkadaşı inceleme dışı sanık ...’in evinde gördüğünü, mağdurenin ...’ın arkadaşı olduğunu, ... ile mağdureyi inceleme dışı sanık ...’in, ... ile mağdureyi ise inceleme dışı sanık ...’in tanıştırdığını öğrendiğini, ...’ın evinde otururken mağdurenin de orada olduğunu, biraz sonra mağdurenin banyoya gitmek istediğini söylediğini, mağdurenin üzerini banyoda çıkarıp bornoz giyerek yanlarına geldiğini, yemekte mağdureye "İlk kim kadın yaptı?" şeklinde soru yönelttiğini, mağdurenin "O bende saklı." şeklinde cevap verdiğini, mağdureyle cinsel ilişkiye girmediğini, Beyan etmişlerdir. Sanık ... Kollukta müdafisi huzurunda; mağdureyi üç gündür tanıdığını, çalıştığı dükkâna arkadaşı inceleme dışı sanık ...’in mağdureyi getirdiğini, ardından ...’in işi olduğunu söyleyerek yanlarından ayrıldığını, kendisiyle mağdurenin dükkânda kalıp sohbet etmeye başladıklarını, mağdurenin, kendisine, evine fotoğraf ya da video gönderildiğini, bu şekilde ailesiyle arasının bozulduğunu, bu nedenle 3 gün önce evden kaçtığını, Burcu isimli bir arkadaşının evinde kaldığını, ...’le sevgili olduğu günlerde onunla cinsel ilişkiye girdiğini, daha sonra ...’in en yakın arkadaşı inceleme dışı sanık ...'le cinsel ilişkiye girdiğini, ardından inceleme dışı sanık ...'ın da cinsel ilişkiye girmek istediğini ancak kendisinin kabul etmediğini, bunun üzerine ...'in, kendisine bıçak çekip ...'la cinsel birliktelik yaşamasını istediğini, tehdit nedeniyle mecburen ...’la birlikte olduğunu, en sonunda bir şekilde ailesine fotoğraf ya da video gönderilmesi üzerine ailesiyle arasının kötü olduğunu, ardından tekrar ...’le görüşmeye başladığını anlattığını, mağdurenin başka şeyler de söylediğini ancak hatırlayamadığını, mağdurenin bunları anlatması üzerine yanında bulunan arkadaş grubuna mağdureyi ...’e vermemelerini söylediğini, daha sonra ... ve arkadaşlarının geldiğini ancak arkadaşlarının mağdureyi ona vermediklerini, mağdurenin gideceği yeri olmadığını söylediğini, o gece mağdureyle beraber dükkânda kaldıklarını, onun rızasıyla bir kez cinsel ilişkiye girdiklerini, sabah olduğunda mağdureye gidecek yerinin olup olmadığını sorduğunu, mağdurenin "Mahalleme döneceğim. Ne var ne yok bir bakacağım." diyerek ayrıldığını, tekrar mağdureyle görüşmediğini, inceleme dışı sanıklar ..., ..., Muhammet ... ve ...’i tanıdığını, diğer şahısları tanımadığını, ...’in evine hiç gitmediğini, belirtilen kamera görüntülerini izlemediğini ve kaydetmediğini, Savcılıkta; mağdureyi yaklaşık 4 gündür tanıdığını, iş yerine mağdureyi inceleme dışı sanık ...’in getirdiğini, mağdurenin, yanında yaklaşık 2,5-3 saat kaldığını, mağdureyle uzun uzun sohbet ettiklerini, ...’in de daha önceden mağdurenin başından geçenleri kısmen anlattığını, mağdureye ilk kez cinsel ilişkiye girdiği erkeği sorduğunu, hâlihazırda adliyede olan arkadaşlarıyla cinsel birliktelik yaşayıp yaşamadığını sorduğunu, mağdurenin, onlarla birlikte olduğunu ama ilk cinsel ilişkisini onlardan biriyle yaşamadığını söyleyip bir yıl kadar önce sevgilisiyle olan ilişkisini anlattığını, oturdukları sırada ...’in mağdurenin telefonuna mesaj gönderip kendisini almaya geleceğini söylemesi, mağdurenin de gitmek istememesi, patronunun da dükkâna gelme saatinin yaklaşması nedenleriyle mağdureyi dükkânın biraz ilerisinde bulunan parka iş yerindeki arkadaşlarıyla gönderdiğini, "... gelip mağdureyi almak isterse kesinlikle vermeyin." diyerek onları tembihlediğini, saat 06.00 sıralarında mağdure ile arkadaşlarının, çalıştığı dükkâna geldiklerini, babasının kötü davranacağını düşünmesi nedeniyle mağdurenin eve gitmek istemeyip daha önce birlikte oldukları kişilerin cinsel ilişkiyi kaydettiklerini, video kaydını babasına gönderdiklerini ya da göndereceklerini söylediğini, kendisinden kalacak yer sağlamasını istediğini, bu nedenle dükkânda birlikte kalmaya karar verdiklerini, televizyon izlerken kendisine yaklaşması üzerine mağdurenin rızası ve isteğiyle cinsel ilişkide bulunduğunu, kesinlikle mağdureye zorla sahip olmadığını, mağdureyle cinsel ilişkiye girdiği sırada inceleme dışı sanık ...’ın da dükkânda bulunduğunu, ...’ın mağdureyle ilişkiye girdiğini kendisinin görmediğini, Tutuklanması istemiyle sevk edildiği Sulh Ceza Mahkemesinde; kamera ya da video kaydını, herhangi bir şekilde şantaj yapmadığını, yanına geldiğinde zaten mağdurenin evden kaçmış durumda olduğunu, rızasıyla cinsel ilişkiye girdiklerini, Mahkemede; mağdureyi daha önceden tanımadığını, 27.03.2011 tarihinde inceleme dışı sanık ... ile mağdurenin iş yerine geldiklerini, ...’le daha önce kendisine kadın bir arkadaş getirmesi hususunda konuştuklarını, sonra ...’in ayrıldığını, kendisinin ve mağdurenin dükkânda kaldıklarını, inceleme dışı sanık ...'ın da dükkânda olduğunu ancak onun bilgisayar başında durduğunu, kendileriyle ilgilenmediğini, mağdurenin, inceleme dışı sanık ...’in, kendisiyle yaşadığı cinsel ilişkiyi kameraya aldığını, kendisini tehdit ettiğini, bu olayın da babası tarafından öğrenildiğini, bu nedenle evden kaçtığını anlattığını, mağdureye onu eve bırakmayı teklif ettiğini ancak mağdurenin, kendisine eve gitmek istemediğini söyleyip kalabileceği bir yer bulmasını istediğini, mağdureyle birlikte dükkânda kaldıklarını, ailesiyle sorunları olan yakın arkadaşı ...'ın da orada kaldığını, oturup muhabbet ettiklerini, mağdureyle cinsel ilişkiye varmayan boyutta seviştiklerini, sabah 08.00'de dükkânı açtığını, mağdurenin de ayrıldığını, ... mağdureyi getirdiği zaman mağdurenin başına gelenleri bilmediğini, daha sonra mağdurenin, kendisine anlattığını, akşamüzeri ... ile ... mağdureyi almaya geldiklerinde, mağdurenin anlattıklarından dolayı, önceden olduğu gibi yine başına kötü şeyler gelebileceği düşüncesiyle mağdurenin onlarla gitmesine razı olmadığını, onların da fazla üstelemediklerini, Sulh Ceza Mahkemesindeki ifadesinin okunup sorulması üzerine; o ifadesini kabul etmediğini, Kollukta kendisinin ifadesini almadıklarını, sadece tutanağı imzalattıklarını, adliyeye gittiğinde de polisin nasıl ifade vereceğini kendisine söylediğini, o nedenle o şekilde ifade verdiğini, Savcılık ifadesinin okunup sorulması üzerine; Mahkemedeki ifadesinin daha doğru olduğunu, Kolluk ifadesinin okunup sorulması üzerine; Mahkemedeki ifadesinin daha doğru olduğunu, karakolda ifadesini almadıklarını, Savunmuştur. Çocukların cinsel istismarı suçu, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nun 103. maddesinde; "(1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismar deyiminden; a) Onbeş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış, b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar, Anlaşılır. (2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (3) Cinsel istismarın üstsoy, ikinci veya üçüncü derecede kan hısmı, üvey baba, evlat edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, sağlık hizmeti veren veya koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan diğer kişiler tarafından ya da hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. (4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehdit kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. (5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. (6) Suçun sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması hâlinde, onbeş yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. (7) Suçun mağdurun bitkisel hayata girmesine veya ölümüne neden olması durumunda, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur." şeklinde düzenlenmiş iken, 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 59. maddesi ile; "(1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır. Cinsel istismar deyiminden; a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış, b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar, anlaşılır. (2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. (3) Suçun; a) Birden fazla kişi tarafından birlikte, b) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle, c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya evlat edinen tarafından, d) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından, e) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. (4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehditle ya da (b) bendindeki çocuklara karşı silah kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. (5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. (6) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur", biçiminde değişikliğe uğramış, 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 13. maddesi ile de; "Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza, istismar durumunda on yıldan, sarkıntılık durumunda beş yıldan az olamaz. Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır. Cinsel istismar deyiminden; a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış, b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar, anlaşılır. (2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza on sekiz yıldan az olamaz. (3) Suçun; a) Birden fazla kişi tarafından birlikte, b) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle, c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya evlat edinen tarafından, d) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından, e) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. (4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehditle ya da (b) bendindeki çocuklara karşı silah kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. (5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. (6) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur" şeklinde son hâlini almıştır. “Reşit olmayanla cinsel ilişki” başlıklı 104. maddesinin 1. fıkrası ise; "Cebir, tehdit ve hile olmaksızın, onbeş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, şikayet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." şeklindedir. TCK'nın 103. maddesinde üç grup mağdura yer verilmiş olup birincisi onbeş yaşını tamamlamamış olan çocuklar, ikincisi onbeş yaşını tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklar, üçüncüsü ise onbeş yaşını tamamlayıp onsekiz yaşını tamamlamamış çocuklardır. Birinci ve ikinci grupta yer alan çocuklara karşı cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın dahi gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış istismar suçunu oluşturmakta, eylemin bu kişilere karşı cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle gerçekleştirilmesi ise anılan maddenin dördüncü fıkrası uyarınca cezanın yarı oranında artırılmasını gerektirmektedir. Üçüncü grupta yer alan çocuklar yönüyle eylemin suç oluşturması için gerçekleştirilen cinsel davranışların cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Nitekim cebir, tehdit ve hile olmaksızın onbeş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, anılan Kanun'un 103. maddesinde düzenlenmiş olan çocukların cinsel istismarı suçundan değil, şikâyet üzerine 104. maddede düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan cezalandırılacaktır. Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de insan haklarına dayalı, demokratik rejimle yönetilen ülkelerin hukuk sistemlerinde bulunması gereken, öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" şeklinde, Latincede ise "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi açısından gözönünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlak surette sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ya da gerçekleştiriliş şekli hususunda herhangi bir şüphe belirmesi hâlinde uygulanabileceği gibi, suç niteliğinin belirlenmesi bakımından da geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate veya herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Olay tarihinde 17 yaşının içerisinde olan mağdurenin Kollukta; sanık ...’in dükkânına gittiğini, sanığın, üzerine saldırdığını, karşı koyduğunu, cinsel ilişki yaşanmadığını, biraz zaman geçtikten sonra inceleme dışı sanıklar ..., ... ile ismini bilmediği bir erkek şahsın dükkâna geldiklerini, ...’in "Seni buradan götüreceğim." dediğini, sanığın ise dükkânda kalmasını istediğini, dükkânda sadece sanık ... ...’ın kaldığını, 29.03.2011 tarihinde saat 21.00 sıralarında sanığın, kendisini öpmeye başladığını, kendisine saldırdığını, ona karşı koyduğunu ancak ...’ın, kollarından tuttuğunu, sanığın, üzerindeki kıyafetleri çıkardığını, ...’ın ise kendisini arkadan tuttuğunu, ayaktayken sanığın, kendisiyle cinsel ilişkiye girdiğini, ...’ın kendisini koltuğa oturttuğunu, sanığın, ellerini arkaya çektiğini, ...’ın, ayaklarını açarak cinsel ilişkiye girdiğini, ilişkiye girdikten sonra gece orada kaldığını, Mahkemede; ...’in kendisine "Seni bir yere götüreyim." dediğini, oradan sanığın dükkânına götürdüğünü, ...’ın da orada olduğunu, kendisini dükkâna götürdükten sonra ...’in ortadan kaybolduğunu, o akşam, sanığın çalıştığı dükkânda kaldıklarını, dükkânın kapısını kilitlediklerini, ardından bir film koyup kendisine soyunması söylediklerini, kabul etmemesi üzerine ellerini ...’ın tuttuğunu, sanıkla birlikte kendisini soyundurduklarını, her ikisinin kendisine tecavüz ettiğini, sabahleyin kendisini serbest bıraktıklarını, sonunda polise gitmeyi düşündüğü için bağırıp da kendisini rezil etmek istemediğini, soruşturma aşamasındaki ifadesi okunup kısmi aykırılık nedeniyle sorulması üzerine; o ifadesinin de doğru olduğunu, ...’in, kendisini sanığın dükkânında bırakıp gittikten sonra ... ile ...’in geldiklerini, ...’in "Seni götüreceğim." dediğini, sanığın izin vermediğini, neden bırakmadığını bilmediğini, şikâyetçi olduğunu, inceleme dışı sanıkların yargılanması sırasında istinabe olunan Mahkemede; sanığın bulunduğu dükkâna gittiklerini, ...’in "Sen ...’le otur. Ben kapıdayım." dedikten sonra ...’in acil bir işinin çıktığını söyleyerek gittiğini, birlikte otururken sanığın, yanına gelerek kendisini öpmeye çalıştığını, sanığa kızdığını, akşam vakti olması nedeniyle gece dükkânda kaldığını, ...’in gelip kendisini almasını beklediğini, sanığın "Gitme. Bu havada seni bırakmam." dediğini, o gece sanıkla rızası dahilinde ilişkiye girdiklerini, sanığın, kendisine video şantajı ya da fiziksel bir şiddetinin olmadığını, inceleme dışı sanıkların yargılandığı Mahkemede; ... ile bir dükkâna gittiğini, ...’in de oraya geldiğini, ...’in "Bizim antrenmanımız var. Biz gideceğiz." dediğini, kendisinin oturmaya devam ettiğini, sonra ...’in gelip kendisini çağırdığını ancak onunla gitmediğini, sanık ... ...’la konuştuğunu, o sırada aralarında bir yakınlaşma olduğunu ve öpüştüklerini ancak cinsel ilişkiye girmediklerini, sonra ...’ın eve gittiğini, kalacak yeri olmadığı için dükkânda kaldığını, sanıkla sabaha kadar sohbet ettiklerini, onunla da bir defa rızalı bir şekilde cinsel ilişkiye girdiklerini, Mersin’de ikamet etmesine rağmen sanığın duruşmasına girdiğinde onu elleri kelepçeli ve tutuklu gördüğü için vicdanının sızladığını, Mersin’de konuyla ilgili ifade vermekle beraber doğruları anlatmak için Mahkeme’ye geldiğini iddia ettiği, sanığın ise Kollukta, Savcılıkta ve tutuklanması istemiyle sevk edildiği Sulh Ceza Mahkemesinde; mağdurenin gideceği yeri olmadığını söylediğini, o gece mağdureyle beraber dükkânda kaldıklarını, onun rızasıyla bir kez cinsel ilişkiye girdiklerini, sabah olduğunda mağdurenin dükkândan ayrıldığını, Mahkemede; mağdureyle cinsel ilişkiye varmayan şekilde seviştiklerini savunduğu olayda; Mağdurenin Kollukta; sanık ...'in dükkânına gittiğini, sanığın, kendisine saldırdığını, ona karşı koyduğunu belirtmesine karşın daha sonra dükkânda kalmaya devam ettiğini belirtmesinin hayatının olağan akışına ve genel hayat tecrübelerine uygunluk göstermemesi, mağdurenin Kollukta; sanığın, kendisiyle rızasına aykırı olarak ilişkiye girdikten sonra orada kaldığını, sanığın yargılandığı Mahkemede ise sanığın kendisiyle rızasına aykırı olarak ilişkiye girmesinden sonra sabahleyin kendisini serbest bıraktıklarını, sonunda polise gitmeyi düşündüğü için bağırıp da kendisini rezil etmek istemediğini belirtmesine karşın inceleme dışı sanıkların yargılanması sırasında istinabe olunan Mahkemede; birlikte otururken sanığın, yanına gelerek kendisini öpmeye çalıştığını, sanığa kızdığını, akşam vakti olması nedeniyle gece dükkânda kaldığını, ...’in gelip kendisini almasını beklediğini, sanığın "Gitme. Bu havada seni bırakmam." dediğini, o gece sanıkla rızası dahilinde ilişkiye girdiklerini, sanığın, kendisine video şantajı ya da fiziksel bir şiddetinin olmadığını, inceleme dışı sanıkların yargılandığı Mahkemede ise; kalacak yeri olmadığı için dükkânda kaldığını, sanıkla sabaha kadar sohbet ettiklerini, onunla da bir defa rızalı bir şekilde cinsel ilişkiye girdiklerini, Mersin’de ikamet etmesine rağmen sanığın duruşmasına girdiğinde onu elleri kelepçeli ve tutuklu gördüğü için vicdanının sızladığını, Mersin’de konu ile ilgili ifade vermekle beraber doğruları anlatmak için Mahkeme’ye geldiğini belirterek çelişkili açıklamalarda bulunması, mağdurenin ertesi gün alınan raporunda sanıkla ilgili anlattığı olaya ilişkin herhangi bir darp cebir izinin olmaması ve aşamalarda mağdureyle rızasına aykırı olarak cinsel ilişkiye girmediğini belirten sanık savunmasının aksine bir delil bulunmaması hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sanığın mağdureyle zora dayalı olarak cinsel ilişki gerçekleştirdiği iddiasının şüphede kalması, bu şüphenin de yasal olarak sanık lehine değerlendirilmesinin gerekmesi nedenleriyle sanığın eyleminin reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğunun kabulü gerekmektedir. Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne, Özel Dairenin onama kararının kaldırılmasına, Yerel Mahkeme hükmünün, mağdurenin sanığın eylemine rızası bulunduğundan, sanığa atılı suçun reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2- Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 09.01.2018 tarihli ve 7213-301 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, 3- İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.05.2017 tarihli ve 104-238 sayılı hükmünün, mağdurenin sanığın eylemine rızası bulunduğundan, sanık ...'a atılı suçun reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 4- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabul edilip Özel Daire onama kararının kaldırılarak Yerel Mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesi ve reşit olmayanla cinsel ilişki suçu için kanunda öngörülen ceza miktarı göz önüne alındığında sanık ...' hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezasının infazına başlanmış ve cezaevine alınmış ise İNFAZIN DURDURULMASINA, başka bir suçtan tutuklu veya hükümlü değilse DERHAL SERBEST BIRAKILMASI için YAZI YAZILMASINA, 5- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 18.11.2021 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ceza Hukuku Özel Hükümler

Fail A (20 yaşında), B (16 yaşında) ile B'nin rızasıyla cinsel ilişkiye girmiştir. Daha sonra B ile A evlenmiştir. Türk Ceza Kanunu'na göre, "evlenme" bu suçta ne tür bir etki yapar?

A) Cezayı artırır.
B) Cezayı kaldırır.
C) Kanunda evlenmenin etkisinden bahsedilmemiştir.
D) Şikayet hakkını düşürür.
E) Kamu davasına dönüşür.