5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 103

Türk Ceza Kanunu 103. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 103- (Değişik: 18/6/2014-6545/59 md.) (1) (Yeniden düzenlenen birinci ve ikinci cümle: 24/11/2016-6763/13 md.) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/13 md.) Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza, istismar durumunda on yıldan, sarkıntılık durumunda beş yıldan az olamaz. Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır. Cinsel istismar deyiminden; [48] a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış, b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar, anlaşılır. (2) (Yeniden düzenleme: 24/11/2016-6763/13 md.) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza on sekiz yıldan az olamaz. (3) Suçun; a) Birden fazla kişi tarafından birlikte, b) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle, c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya evlat edinen tarafından, d) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından, e) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. (4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehditle ya da (b) bendindeki çocuklara karşı silah kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. (5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. (6) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur. Reşit olmayanla cinsel ilişki

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

777 karar eşleşti
9. Ceza Dairesi, 2023/13468 E., 2024/1279 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
istismarı; diğer sanık ...'in mağdureyle vajinal yolla organ sokmak suretiyle çocuğun nitelikli cinsel istismarı, sanık ...'ın ise mağdurenin vücuduna dokunmak sureti ile çocuğun cinsel istismarı suçunu işledikleri iddiası ile sanık ...'in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci, 43 üncü maddesinin birinci, sanık ...'in 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesin
9. Ceza Dairesi         2023/13468 E.  ,  2024/1279 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/782 E., 2023/1448 K. SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR 1. Sanıklar hakkında; sanıklardan ...'in, kuzeni olan yaşı küçük mağdureye vajinal yolla organ sokmak suretiyle çocuğun nitelikli cinsel istismarı; diğer sanık ...'in mağdureyle vajinal yolla organ sokmak suretiyle çocuğun nitelikli cinsel istismarı, sanık ...'ın ise mağdurenin vücuduna dokunmak sureti ile çocuğun cinsel istismarı suçunu işledikleri iddiası ile sanık ...'in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci, 43 üncü maddesinin birinci, sanık ...'in 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci, sanık ...'ın ise 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile tüm sanıklar yönünden aynı Kanun'un 53 üncü ve 63 üncü maddeleri uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Yalova 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.01.2023 tarihli ve 2022/118 Esas, 2023/25 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi ile 6763 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenen, a) Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanık ...'in 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesinin bir ve iki, 53 üncü ve 63 üncü maddelerince 22 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, b) Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanık ...'in 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi, 53 üncü ve 63 üncü maddelerince 16 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, c) Çocuğun cinsel istismarı suçundan sanık ...'ın 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 53 üncü ve 63 üncü maddelerince 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, dair verilen kararın Bakanlık vekili ve sanıklar müdafileri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile duruşmalı yapılan inceleme neticesinde bu kez İlk Derece Mahkemesi kararının 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin ikinci fıkrasınca kaldırılarak; a) Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanık ...'in 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 63 üncü maddelerince 13 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, b) Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanık ... ile çocuğun cinsel istismarı suçundan sanık ...'ın ise suçu işledikleri sabit olmadığından, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince ayrı ayrı beraatlerine, karar verilmiştir. 2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemleri 1. Usul ve esas yönünden hukuka aykırı karar verildiği, 2. Sanıkların sübut bulan eylemleri nedeni ile atılı suçtan ağırlaştırıcı nedenlerin uygulanıp, indirim yapılmaksızın üst hadden cezalandırılmaları yerine delil değerlendirilmesinde düşülen yanılgı neticesinde sanıklardan ... hakkında eksik ceza tayini, diğer sanıklar hakkında ise beraat kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğu, 3. Katılan kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul ve kanuna aykırı olduğu beyanıyla kararın bozulması gerektiğine ilişkindir. B. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemleri 1. Sanığın avukat yardımından yararlandırılmamasına ilişkin iddiaları kapsamında suç duyurusunda bulunduklarının gözetilmesi lüzumu, 2. Adil yargılanma hakkının ihlal edilmesi, 3. Müdafii olmadan alınan sanığın ikrar içerir kolluk beyanının hükme esas alınması, 4. Katılan'ın kolluk beyanının psikolog çağırılmaksızın okul öğretmeninin katılımı ile alınması ve bu öğretmenin tanık olarak dinlenilmesi, 5. Segbis tutanaklarının eksik tanzimi ile heyet başkanının ihsası reyde bulunması, 6. Katılanların olayın intikaline yönelik çelişkili ifadelerinden aslında durumu bildirmeyeceklerinin anlaşılması karşısında, mağdurenin kovuşturma aşamasındaki beyanları da nazara alınmadan rıza ile gerçekleşen eyleme dair delillerin hatalı değerlendirilmesi sureti ile usul ve kanuna aykırı olarak mahkûmiyet kararı verilmesine ve saire ilişkindir. C. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi İlk Derece Mahkemesi kararının onaylanıp, cezalandırılmalarına karar verilmesi gerekirken, sanık ... ve sanık ...'ın beraatine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ve saire ilişkindir. III. GEREKÇE A. Sanık ... Hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı ve Sanık ... Hakkında Çocuğun Cinsel İstismarı Suçlarından Kurulan Beraat Hükümleri Yönünden İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı anlaşılmakla hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış ve katılan Bakanlık vekili ile katılan mağdure vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmediğinden ayrı ayrı reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. B. Sanık ... Hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden 5271 sayılı Kanun'un 237 nci ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve Devletin kanundan kaynaklanan koruma yükümlülüğünü yerine getirdiği nazara alınarak katılan Bakanlık vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz istemi yerinde görülmemiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olduğu, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, 5271 sayılı Kanun'un 288 inci ve 294 üncü maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun'un 289 uncu maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri ve temyiz dilekçelerinde belirtilen nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde kurulan hükme yönelik sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmediği anlaşıldığından kararda hukuka aykırılık görülmemiştir. IV. KARAR 1. Sanık ... Hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı ve Sanık ... Hakkında Çocuğun Cinsel İstismarı Suçlarından Kurulan Beraat Hükümleri Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle Bursa Bölge Adliyesi Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 12.07.2023 tarihli ve 2023/782 Esas., 2023/1448 Karar sayılı kararında katılan mağdure vekili ile katılan Bakanlık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, 2. Sanık ... Hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Bursa Bölge Adliyesi Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 12.07.2023 tarihli ve 2023/782 Esas, 2023/1448 Karar sayılı kararında sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Yalova 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.02.2024 tarihinde karar verildi. ...

Diğer kararlar (4)

9. Ceza Dairesi, 2021/11276 E., 2024/5705 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103/1, 103/1-a-b, 103/2 ve 109/1,109/3-f,109/5. maddeleri uyarınca açılan kamu davalarının yapılan yargılaması sonucunda, Elazığ 1.
9. Ceza Dairesi         2021/11276 E.  ,  2024/5705 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/286 E., 2015/344 K. Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR 1. Sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103/1, 103/1-a-b, 103/2 ve 109/1,109/3-f,109/5. maddeleri uyarınca açılan kamu davalarının yapılan yargılaması sonucunda, Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin kararı ile sanığın zihinsel engeli bulunan katılan mağduru civarda bulunan bir ikametin müştemilatı içerisinde bulunan tuvalete götürmek ve burada kendisinin ve katılan mağdurun kıyafetlerini çıkararak cinsel organını katılan mağdurun anüs bölgesine sokmaya çalışmak şeklindeki eylemleri sebebiyle çocuğun nitelikli cinsel istismarına teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103/2, 35/2 ve 62. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise aynı Kanun'un 109/1, 109/3-f, 109/5 ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca kısmi onama ve kısmi bozma görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Mağdur Vekilinin Temyiz İsteği Ceza miktarının işlenen suçlar ile orantılı olmadığına ilişkindir. B. Sanığın Temyiz İsteği Mahkumiyetlere yeter delil olmadığına, eksik araştırma yapılarak hükümler kurulduğuna ve lehe hükümlerin hakkında tatbik edilmediğine ilişkindir. C. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Mahkumiyetlere yeter delil olmadığına ve katılan mağdurun beyanlarına itibar edilemeyeceğine ilişkin rapor olmasına karşın Mahkemece itibar edilerek sanığın cezalandırıldığına ilişkindir. III. GEREKÇE A. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İncelemesinde Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından katılan mağdur vekili ile sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. B. Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarına Teşebbüs Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İncelemesinde Oluşa, 09.06.2015 tarihli "Olay ve Yakalama Tutanağı" başlıklı belge içeriğine, katılan mağdurun beyanlarına itibar edilemeyeceğine ilişkin 28.09.2015 tarihli rapor içeriği ve tüm dosya kapsamına göre; sanık ve orta düzeyde zeka geriliği olan katılan mağdurun birlikte civarda bulunan bir ikametin bahçesinde mevcut tuvalete girdikleri, katılan mağdurun belden aşağısını tamamen soyduğu, sanığın kendisinin de soyunduğu, ancak polis ekiplerinin son anda yetişip sanık ve katılan mağduru bu halde yakalamaları nedeniyle sanığın amaçladığı icra hareketlerine başlayamadığı sabit olduğundan sanığın 5237 sayılı Kanun' un 103/1. maddesi kapsamında çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılması gerekirken yazılı şekilde nitelikli halden hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR A. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında katılan mağdur vekili ile sanık ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan mağdur vekili ile sanık ve müdafinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B. Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarına Teşebbüs Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik katılan mağdur vekili ile sanık ve müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, Başkan vekili ... ve sayın üye ...'in karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.06.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Sanık ... hakkında mağdur ...'a yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan açılan kamu davasında, Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, çocuğun nitelikli cinsel istismarına teşebbüs suçundan mahkumiyetine karar verilmiş olup verilen bu kararın katılan mağdur vekili sanık ve müdafi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda eylemin oy çokluğuyla çocuğun basit cinsel istismarı suçu olduğu gerekçesiyle bozulmasına dair verilen karara karşı, sanığın mağdura yönelik eyleminin çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçuna teşebbüs niteliğinde olduğu ancak verilecek cezanın çocuğun basit cinsel istismarı suçundan verilecek olan asgari ceza miktarından Dairemizin yerleşmiş içtihadına göre düşük olamayacağı düşüncesiyle bozulması görüşünde olduğumuzdan, Sayın Çoğunluğun eylemin çocuğun basit cinsel istismarı suçunu oluşturduğu gerekçesiyle verilen bozma kararına muhalifiz. Şöyle ki; katılan mağdurun Çocuk İzlem Merkezinde Adli Görüşmeci Psikolog ... tarafından düzenlenen, 10.06.2015 tarihli raporunda çocukta ön görüşme neticesinde mental retardasyon olduğu, gerçek yalan ayrımını yapamadığı, adli görüşme esnasında sorulan soruları anlayamadığı ve cevap veremediği, adli görüşme sırasında bilişsel yetersizliğinin öne çıktığı, yaşanılan istismarın genel belirtilerinin belirgin şekilde öne çıktığı, IQ seviyesinin 55 seviyesinde olduğu, yapılan görüşmenin geçerlilik ve güvenirlilik açısından yetersiz olduğu belirtilmiştir. Katılan ...'ın 11.06.2015 tarihinde Elazığ Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen raporunda, herhangi bir akut veya kronik livata bulgularına rastlanmadığı, yetişkin olması, istek dahilinde olması ve cinsel saldırının kayganlaştırıcı madde (krem, tükürük vs.) kullanılması durumlarında livata bulgularının oluşmayacağı yönünde rapor tanzim edilmiştir. Katılan mağdur hakkında aldırılan 28.09.2015 Fırat Üniversitesi Cinsel Suçlar Sağlık Kurulu Raporuna göre; katılan mağdurun beyanlarına itibar edilmeyecek şekilde orta düzey zeka geriliğine sahip olduğu belirtilmiştir. Dosya içerisinde bulunan olay yeri inceleme raporu formuna göre olay yerinin Elazığ Caddesi Numara:54 sayılı bahçe içerisinde bulunan iki katlı kerpiç binanın arkasında bulunan tuvalet olduğu, buna ilişkin fotoğraf ve krokilerin de dosya içerisinde olduğu görülmüştür. Dosya içerisinde bulunan 09.06.2015 tarihli CD inceleme tutanağına göre; Cumhuriyet Mahallesi Elazığ Caddesi No:64 sayılı adreste bulunan "Nazar Tuhafiye adlı iş yerinden alınan kamera kayıtlarının çözüm tutanağı olduğu, kayıt cihazındaki saate göre 09:43,05 sıralarında sanık ile mağdur ...'ın, Elazığ Caddesi No:54 sayılı ikametin bahçe tel örgülerinin önüne gelerek duraksadıkları, mağdurun tel örgülerin üzerinden geçerek görüntüden çıktığı, sanığın çevreyi gözle kontrol ettikten sonra tel örgülerin üzerinden bahçeye geçerek görüntü kaytılarından çıktığı, yaklaşık 3 dakika 24 saniye sonra 09:46,28 sıralarında görevli ekibin söz konusu yere intikal ettiği, olay yerine intikal eden personelin yine tel örgülerin üzerinden geçmek suretiyle, bahse konu ikametin tuvalet olduğu değerlendirilen müştemilatına yöneldikleri, ahşap kapısı açıldığında mağdurun iç çamaşırını ve pantolonunu çekmekte olduğunun" tutanak altına alındığı görülmüştür. 09.06.2015 tarihli dosya içerisinde bulunan olay ve yakalama tutanağına göre; nöbet istirahatinde bulunan sivil giyimli Polis Memuru ...'nın, ilgili görevli polis memurlarına, ekipler tarafından tanınan sanık ... ile yine ekipler tarafından tanınan mağdur ...'ın No:34 sayılı iki katlı kerpiç binanın arka tarafına götürüldüğünü görevli polislere söylemesi üzerine, bu tutanağın tutulduğu, buna göre ikametin bulunduğu bahçenin takriben 60 cm'lik tel örgüden geçilerek yol ile arasında 50 metre mesafe bulunan kerpiç binanın arkasından dolaşılarak yan tarafta bulunan 1 metrekarelik tahta kapalı kerpiç tuvaletin olduğu yerden insan seslerinin gelmesi üzerine kapının iteklenerek açıldığı, sanık ve mağdurun karşılıklı olarak tuvalet içinde ayakta durur vaziyette oldukları, her iki şahsın belden aşağı alt kısımlarının çıplak olduğu, her iki şahsın erkeklik organlarının erekte vaziyette olduğunun görüldüğü, görevli polisleri fark eden mağdurun ve sanığın aceleyle üzerlerindeki pantolon ve iç çamaşırlarını çekmeye çalıştıkları esnada cep telefonu kamerası ile görüntü almaya çalışıldığına ilişkin tutanak olduğu anlaşılmıştır. Sanığın alınan savunmasında suçlamayı kabul etmediğini, mağdur ve ailesiyle herhangi bir düşmanlık ve husumetinin olmadığını beyan etmiştir. Olay yerinde ilgili dosya içerisindeki tutanakları düzenleyen görevli polis memurlarının da tanık sıfatıyla beyanlarının alındığı, tutanak içeriklerinin doğru olduğunu ve altındaki imzaların da kendilerinin olduğunu beyan etmişlerdir. Sanık hakkında Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen iddianamede çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan iddianamenin tanzim edildiği, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda da mağdurun sanık tarafından makatına cinsel organının sokulduğunu beyan etmiş olmasına rağmen, alınan svaplarda sanığa ait DNA örneğinin tespit edilememesi ve görevli polis memurlarının olaya müdahale etmeleri nedeniyle, eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı gerekçesiyle sanığın mahkumiyetine karar verildiği görülmüştür. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen tebliğnamede de eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı ancak Türk Ceza Kanununun 103/2 ve 35. maddeleriyle kurulan hükmün, çocuğun basit cinsel istismarı suçundan Türk Ceza Kanununun 103/1. maddesi gereğince kurulan hüküm sonucu verilen cezanın altında olamayacağından eksik cezaya hükmedilmesi nedeniyle dosyanın bozulması yönünde tebliğname düzenlenmiştir. Bu açıklamalar ışığında; sanığın zeka özürlü olduğunu bildiği mağduru, suç tarihinde olay yerinin arka tarafında bulunan kerpiç tuvalete götürerek kendi alt kıyafetlerini ve mağdurun alt kıyafetlerini çıkarıp, mağdura organ sokma aşamasındayken sivil giyimli polis memuru ...'nın sanık ve mağdurun olay yerine gittiklerini görmesi ve görevli polis memurlarına haber vermesi üzerine, görevli polis memurlarının olay yerine gittikleri ve dosya içerisindeki olaya ilişkin tutanakları düzenledikleri görülmüştür. Sanık kendi ve mağdurun alt kıyafetlerini çıkarmış nitelikli eyleme geçmek için eylemlerini gerçekleştirmiş fakat olay yerine gelen görevli polis memurlarının olaya müdahale etmeleri sonucu bu engel nedeniyle eylemini sonuçlandıramamıştır. Eylem teşebbüs aşamasında kalmıştır. Yerel Mahkemenin eylemin teşebbüs aşamasında kaldığına ilişkin bu yöndeki olay kabulü ve değerlendirmesi bize göre dosya kapsamına uygundur. Fakat Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesinde de belirtildiği üzerine, nitelikli cinsel istismar suçuna teşebbüsten verilen hükmün, basit cinsel saldırı suçundan verilen ceza miktarından düşük olamayacağı Dairemizin yerleşmiş kararlarındandır. Bu yüzden dosyadaki kararın bozulması düşüncesindeyiz. Bunun aksi yönündeki eylemin basit cinsel istismar suçuna vücut verdiği ve bu yüzden bozulması gerektiği yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne muhalifiz.
9. Ceza Dairesi, 2021/5776 E., 2024/1078 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varÇocuk Ağır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci ve altıncı fıkraları, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 9 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, suça sürüklenen çocuk ...
9. Ceza Dairesi         2021/5776 E.  ,  2024/1078 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/123 E., 2015/101 K. SUÇ : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Suça sürüklenen çocuklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Suça sürüklenen çocuklar ...,... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmedilen ceza miktarına göre 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 318 inci maddesi uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ- OLAY VE OLGULAR 1. Suça sürüklenen çocuklar hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işledikleri iddiası ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, İstanbul Anadolu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 26.02.2015 tarihli ve 2013/123 Esas, 2015/101 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi ile 05.03.2013 tarihinde suça sürüklenen çocuk ...'ın mağdure ile anal ve oral yoldan cinsel ilişkiye girip devamında suça sürüklenen çocuk ...'a "sen de ilişkiye gir" şeklindeki söylemleri ile adı geçeni azmettirmesi sonucu suça sürüklenen çocuk ...'un da mağdure ile oral ve anal yoldan cinsel ilişkiye girdiğinin, suça sürüklenen çocuk ...'ın da 10.03.2013 tarihinde mağdureye arkadaşlık teklif edip devamında okul bahçesine giderek cinsel organını mağdurenin ağzına soktuğunun kabulü ile beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, suça sürüklenen çocuk ... hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci ve altıncı fıkraları, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 9 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, suça sürüklenen çocuk ... hakkında 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci ve altıncı fıkraları, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, suça sürüklenen çocuk ... hakkında 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci ve altıncı fıkraları, 31 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Suça Sürüklenen Çocuklar ... ve ... Müdafiinin Temyiz İsteği Mağdurenin soyut beyanı ile aşamalarda çelişkili anlatımlarda bulunan tanık ...’in beyanı dışında mahkumiyete yeterli delil bulunmadığına, suçun yasal unsurları itibarıyla oluşmadığına, mağduredeki zeka geriliğini bilmeyen suça sürüklenen çocukların bu hatalarından faydalanmaları ve eylemin reşit olmayanla cinsel ilişki suçu kapsamında gerektiğine, adli muayene raporlarında da cinsel ilişkiye dair bir bulguya rastlanılmadığına, mağdurenin ruh sağlığının hangi eylem neticesinde bozulduğunun belirlenmediğine ilişkindir. B. Suça Sürüklenen Çocuk ... Müdafiinin Temyiz İsteği Hükmü temyiz etme iradesinden ibarettir. III. GEREKÇE 1. Mağdure hakkında düzenlenen Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 21.05.2012 tarihli raporunda hafif derecede bilişsel gelişim geriliği bildirilmekle birlikte yargılama aşamasında temin edilen Kartal Adlî Tıp Şube Müdürlüğünün 20.03.2013 tarihli raporunda orta derecede zeka geriliği bulunmakla mağduru bulunduğu eylemlerin anlam ve sonuçlarını kavrayabilmesini ve mukavemet etmesine engelleyecek nitelikte olmadığı ve rahatsızlığın diğer kişiler tarafından anlaşılmayacağının bildirilmesine karşın Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 13.01.2014 tarihli heyet raporunda kendisine yönelik cinsel istismar eyleminin anlam ve sonuçlarını kavrayabilmekle birlikte davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmediği ve zeka geriliğinin hekim olmayan kişiler tarafından ilk bakışta kolayca anlaşılamayacağı ancak kısa süre içinde fark edilebileceğinin bildirilmesi karşısında anılan raporlar arasındaki çelişki gözetilerek mağdurenin kendisine karşı işlenen eylemlerin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamayacağı, bu fiillerle ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişip gelişmediği, beden veya ruh bakımından kendisini savunabilecek durumda olup olmadığı, durumunun hekim olmayanlar ile çevresinde yaşayan üçüncü kişilerce anlaşılıp anlaşılamayacağı, beyanlarına itibar edilip edilemeyeceği hususlarında İstanbul Adlî Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulundan ve gerekirse üst kuruldan rapor alınmasından sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre, suça sürüklenen çocukların hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hükümler kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. 2. Mahkemesince, mağdurenin ruh sağlığının bozulup bozulmadığı hususunda Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen 02.09.2013 tarihli raporda mağduru bulunduğu olay nedeniyle ruh sağlığının bozulduğunun bildirilmesi karşısında suça sürüklenen çocuklar haklarında 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin altıncı fıkrası tatbik edilmişse de, mağdurenin ruh sağlığının hangi suça sürüklenen çocuğun eylemine bağlı olarak bozulduğu veya suça sürüklenen çocukların farklı zamanlardaki eylemleri sebebiyle ruh sağlığının ayrı ayrı bozulup bozulmadığı hususlarında bilgi verilmemesinden dolayı anılan raporun içeriği itibarıyla yetersiz olduğu gözetilerek İlk Derece Mahkemesince mağdurenin suç tarihinde maruz kaldığı nitelikli cinsel istismar eylemleri nedeniyle ruh sağlığının bozulup bozulmadığı, bozulmuş ise ruh sağlığındaki bozulmanın hangi suça sürüklenen çocuğun eyleminden kaynaklandığı, suça sürüklenen çocukların eylemlerinden dolayı ruh sağlığının ayrı ayrı bozulup bozulmadığı hususlarında İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulundan ayrıntılı rapor alındıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek suça sürüklenen çocukların hukuki durumlarının tayin ve takdir edilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. 3. Suç tarihi dönemde on iki - on beş yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuk ... hakkında Kartal Adlî Tıp Şube Müdürlüğünün 20.03.2013 tarihli raporunda çocuğun cinsel istismarı suçunun hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabilecek ve davranışlarını yönlendirebilecek durumda olduğunun belirtilmesine karşın 13.05.2013 tarihli sosyal inceleme raporunda atılı suçun hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olduğunun belirtilmesi karşısında, raporlar arasında ortaya çıkan çelişkilerin hali hazırda giderilmediği nazara alınarak suça sürüklenen çocuğun suç tarihi itibarıyla üzerine atılı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin var olup olmadığı konusunda İstanbul Adlî Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulu veya ruh sağlığı ve hastalıkları hastanesi sağlık kurulundan rapor alınıp sonucuna göre hükümler kurulması gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. 4. Kabule göre de; 5271 sayılı Kanun'un 225 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan ''Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir'' şeklindeki düzenleme nazara alınarak yapılan değerlendirmede hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemden ibaret olduğu, açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılması, davaya konu edilmeyen bir eylemden dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulmasının kanuna aykırı olduğu gözetildiğinde, Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 26.03.2013 günlü iddianame anlatımı ve sevk maddesine göre suça sürüklenen çocuk ...'ın kendi eylemi dışında suça sürüklenen çocuğun eylemine azmettiren sıfatıyla iştirak ettiğine dair herhangi bir anlatımda bulunmadığı halde suça sürüklenen çocuk ... hakkında müsnet suçtan belirlenen temel cezanın 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi ile arttırılması suretiyle fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur. 5. Bozma gerekçesine göre Tebliğname'de onama isteyen düşünceye iştirak olunmamıştır. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle; İstanbul Anadolu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 26.02.2015 tarihli ve 2013/123 Esas, 2015/101 Karar sayılı kararına yönelik suça sürüklenen çocuklar müdafilerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.02.2024 tarihinde karar verildi. ...
9. Ceza Dairesi, 2021/11341 E., 2024/1503 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
ile oynamakta olan on iki yaşından küçük mağdureyi rızası hilafına zorla alıkoyup, pantolonun içine elini sokup cinsel organını ellemek sureti ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve çocuğun cinsel istismarı suçlarını işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci ve altıncı fıkraları ile 109 uncu maddesinin birinci ve beşinci fıkraları, 63 v
9. Ceza Dairesi         2021/11341 E.  ,  2024/1503 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/115 E., 2015/411 K . SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı, HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ- OLAY VE OLGULAR 1. Sanık hakkında, okul bahçesinde arkadaşları ile oynamakta olan on iki yaşından küçük mağdureyi rızası hilafına zorla alıkoyup, pantolonun içine elini sokup cinsel organını ellemek sureti ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve çocuğun cinsel istismarı suçlarını işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci ve altıncı fıkraları ile 109 uncu maddesinin birinci ve beşinci fıkraları, 63 ve 53 üncü maddesinin birinci fıkralarıı uyarınca açılıp, İstanbul Anadolu 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.02.2015 tarihli, 2014/299 Esas, 2015/62 Karar sayılı görevsizlik kararı sonucunda, İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.12.2015 tarihli ve 2015/115 Esas, 2015/411 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi ile sanığın; a) Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun, sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine, b) Çocuğun cinsel istismarı suçundan, lehe olan 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'nun 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 62, 53 ve 63 üncü maddeleri uyarınca, 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, Karar verilmiştir. 2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz isteği, olay yerindeki ...,... isimli çocuklar dinlenilmeden eksik araştırma karar verildiğine, öte yandan tanık ...'in süreçte verdiği çelişkili beyanlarının hatalı değerlendirilip, tanığın kabul etmemesine rağmen de kollukta alınan ifadesine itibar edilerek ve diğer taraftan mağdurenin ruh sağlığının bozulduğuna dair yetersiz rapora istinaden eksik araştırma ve inceleme ile delillerin hatalı değerlendirilerek suç kastı bulunmayan sanığın mahkumiyetine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ve sair hususlara ilişkindir. III. GEREKÇE Gerekçeli kararın elektronik imza ile imzalandığının belirtilmesine rağmen 181516 sicilli katip tarafından imzalanmamış olması mahallinde giderilebilir eksiklik olarak değerlendirilmiş; diğer taraftan 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesi ile ilgili olarak 24.11.2015 tarihli, 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı ilamıyla verilen iptal kararının infaz aşamasında nazara alınması mümkün görülmüştür. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir. Her ne kadar dosya gönderme formunda iki suç adı yazılmış ise de sanık müdafiinin süre tutum dilekçesinde suç adı olarak çocuğun cinsel istismarı suçunu, gerekçeli temyiz layihasında ise ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunu belirtip, içeriğinde açıkça beraat hükmü gerekçesine yönelik bir temyiz nedeninde bulunmadığının anlaşılması karşısında, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan verilen beraat hükmü, inceleme dışında bırakılmış, bu hususta Tebliğname de görüş belirtilmemesi tevdii sebebi sayılmamıştır. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 8.Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.12.2015 tarihli ve 2015/115 Esas, 2015/411 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, üye ...'ün karşı oyu ve oy çokluğuyla ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.02.2024 tarihinde karar verildi. (Karşı Oy) KARŞI OY Dairemizin sayın çoğunluğu ile ihtilafa düştüğüm husus, mağdur hakkında düzenlenen ruh sağlığının bozulduğuna dair raporun hüküm kurmaya yeterli olup olmadığı hususudur. Mağdur hakkında Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 16.06.2014 tarih 2014/67 sayılı raporda; " olay sonrası çoçukta " anksiyete ile giden uyum bozukluğu" geliştiği; güncel muayenesinde "Anksiyete giden uyum bozukluğu - Kısmı remisyon (kısmı düzelme) ile devam ettiği ve halihazırda ruh sağlığının bozuk olduğu, ruh sağlığı bozukluğunun mahkemeye konu cinsel istismar olayı ile kuvvetle ilişkilendirildiği, "şeklinde tespit yapıldığı anlaşılmıştır. 5237 sayılı ...nın 103/6. maddesi " Suçun sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması hâlinde, onbeş yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur."şeklinde düzenlenmiştir. 5237 sayılı ...nın 103/6. maddesinin uygulanabilmesi için ruh sağlının bozulma olgusunun hiç bir tereddüde mahal bırakmadan, açık ve net olarak sanığın eylemi sonucu mağdurun beden veya ruh sağlığının geçici değil kalıcı olarak bozulduğunun tıbben tespit edilmesi gerekir. Benzer olaylarda beklenen mağdurda travma sonrası sitres bozukluğu teşhislerinin konulduğu bilinmektedir. Mağdurun ruh veya beden sağlığının belli bir müddet bozulması ve sonra iyileşmesi durumunda veya iki kişinin eylemlerinin birlikte bozması veya failin eyleminin bozulmayı artırması durumunda bu madde hükmü uygulanmayacaktır. Maddenin uygulanabilmesi için failin eylemi nedeniyle mağdurun ruh veya beden sağlığının başka bir neden olmaksızın kalıcı olarak bu eylem nedeniyle bozulması olgusunun gerçekleşmesi gerekir. Mağdurda tespit edilen anksiyete giden uyum bozukluğu - kısmı remisyon (kısmı düzelme) ve ruh sağlığı bozukluğunun cinsel istismar olayı ile kuvvetle ilişkilendirildiği şeklindeki raporun ...nın 103/6. maddesinin uygulanması açısından yetersiz ve gerekçesiz olduğu ve Adli Tıp Kurumundan rapor alınarak değerlendirme yapılması gerektiği ve eksik inceleme ile hüküm kurulduğu görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun kararın onanması yönündeki görüşüne iştirak edilmemiştir. ...
9. Ceza Dairesi, 2023/7060 E., 2024/3411 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 31 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Çanakkale 2.
9. Ceza Dairesi         2023/7060 E.  ,  2024/3411 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/648 E., 2023/157 K. SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜM : Güvenlik tedbiri uygulanmasına TEMYİZ EDENLER : Mağdur vekili, katılan Bakanlık vekili, suça sürüklenen çocuk müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Mağdur vekilinin temyiz istemi yönünden, suç tarihinde on beş yaşından küçük mağdurun velayet hakkına sahip olan babası olan Hüseyin'in kovuşturma evresinde alınan ifadesinde şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin davaya katılma ve hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığı belirlenmiştir. Katılan Bakanlık vekili ve suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz istemleri yönünden, suça sürüklenen çocuk hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ, OLAY VE OLGULAR 1. Suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 31 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Çanakkale 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.12.2016 tarihli ve 2015/119 Esas, 2016/258 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi ile çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi delaletiyle ikinci fıkrası, dördüncü fıkrası, 31 nci maddesinin üçüncü fıkrası ve son cümlesi, 32 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair verilen kararın katılan Bakanlık vekili ve suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. 2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15.Ceza Dairesi kararının suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 27.10.2022 tarihli ve 2021/4130 Esas, 2022/9655 Karar sayılı kararı ile "...sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; mağdurun aşamalardaki ifadeleri, savunma, tanık beyanı ve tüm dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocuğun suç tarihinde on beş yaşından küçük olan mağdura yönelik eylemini cebir veya tehditle gerçekleştirdiği hususunda değerlendirme yapılırken olayın gelişimine ilişkin dosya içerisinde yer alan görüntü CD’sinin 5271 sayılı CMK’nın 217. maddesinin 1.fıkrasında 'Hakim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdani kanaatiyle serbestçe takdir edilir' hükmü de gözetilerek duruşmada incelenip mağdur ve suça sürüklenen çocuk beyanları buna göre denetlendikten sonra ilk derece mahkemesince suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi karşısında, istinaf başvurusunun kabulü yerine düzeltilerek esastan reddedilmesi" nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 3. Çanakkale 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.04.2023 tarihli ve 2022/648 Esas, 2023/157 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk ...'un çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 31 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 32 nci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 7 yıl 4 ay 26 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 32 nci maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi uyarınca ceza süresi kadar akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak uygulanmasına, 57 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanığın yüksek güvenlikli bir sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınmasına karar verilmekle, 5271 sayılı Kanun'un 307 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer verilen; "Yargıtaydan verilen bozma kararına uyulması hâlinde ilk derece mahkemesi tarafından verilen karara karşı, istinaf veya temyiz sınırlarına bakılmaksızın sadece temyiz yoluna başvurulabilir." hükmü uyarınca dava dosyası doğrudan temyiz merciine gönderilmiştir. 4. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Sanığın üst sınırdan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uygulanarak cezalandırılması gerektiğine, mağdurun beyanları incelendiğinde eylemin cebirle gerçekleştiğinin anlaşıldığına, uygulanan takdiri indirimin de hukuka aykırı olduğuna, lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İstemi Suça sürüklenen çocuğun (SSÇ) hem bedensel hem zihinsel özürlü olduğuna, SSÇ'nin yürümekte zorlanan, kendi pantolonunu toplamakta güçlük yaşayan biri olduğuna, mağdur da engelli olduğu için tuvalet sonrası temizliğini yapamadığından kaşınmaya bağlı olarak tahriş oluşabileceğine, ayrıca mağdurun geçmişe dayalı olarak da bu tarz dosyalarının mevcut olduğuna, SSÇ’nin öğretmeni Nur Melek Talay’ın Mahkemece dinlenmediğinin dikkate alınmadığına, SSÇ'nin tüm raporlarının dosya içerisinde yer almadığına, fiziksel olarak fonksiyon kaybı yüksek dereceli olmasına rağmen erkek cinsel organının işlevine dair hiçbir rapor alınıp dosyaya sunulmadığına, eksik inceleme sonucu karar verildiğine ilişkindir. III. GEREKÇE A.Mağdur Vekilinin Temyiz İsteminin İncelenmesinde Suç tarihinde on beş yaşından küçük mağdurun velayet hakkına sahip olan babası Hüseyin'in kovuşturma evresinde alınan ifadesinde şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin davaya katılma ve hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığı anlaşıldığından vaki temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. B. Suça Sürüklenen Çocuk Hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden 5271 sayılı Kanun'un 288 ve 294 üncü maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun'un 289 uncu maddesinde sayılı kesin hukuka aykırılık halleri ve katılan Bakanlık vekili ile suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz dilekçelerinde belirttikleri nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanı kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği, 5271 sayılı Kanun'un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve Devletin kanundan kaynaklanan koruma yükümlülüğünü yerine getirmesi nedeniyle vekalet ücretine hükmedilmemesinin de yerinde olduğu anlaşıldığından, kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARAR A.Mağdur Vekilinin Temyiz İsteminin İncelenmesinde Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle mağdur vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Suça Sürüklenen Çocuk Hakkında Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Çanakkale 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.04.2023 tarihli ve 2022/648 Esas, 2023/157 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekili ile suça sürüklenen çocuk müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Çanakkale 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.04.2024 tarihinde karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ceza Hukuku Özel Hükümler

(TCK Mağdur) 15 yaşını doldurmuş ancak fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş bir çocuğa karşı işlenen cinsel davranışın hukuki niteliği nedir?

A) Reşit olmayanla cinsel ilişki
B) Cinsel taciz
C) Çocukların cinsel istismarı
D) Cinsel saldırı
E) Hürriyeti tahdit

Bu maddeyle ilgili 3 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol