5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 114

Türk Ceza Kanunu 114. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 114- (1) Bir kimseye karşı; a) Bir siyasi partiye üye olmaya veya olmamaya, siyasi partinin faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, siyasi partiden veya siyasi parti yönetimindeki görevinden ayrılmaya, b) Seçim yoluyla gelinen bir kamu görevine aday olmamaya veya seçildiği görevden ayrılmaya, Zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir siyasi partinin faaliyetlerinin engellenmesi halinde, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

5 karar eşleşti
4. Ceza Dairesi, 2021/4691 E., 2023/16751 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararı ile sanık hakkında siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası, aynı Kanun'un 119 uncu maddesinin birinci fıkrasının c bendi, 35 inci maddesi, 62 inci, 53 üncü ve 58 inci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandı
4. Ceza Dairesi         2021/4691 E.  ,  2023/16751 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun ( 1412 sayılı kanun ) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararı ile sanık hakkında siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası, aynı Kanun'un 119 uncu maddesinin birinci fıkrasının c bendi, 35 inci maddesi, 62 inci, 53 üncü ve 58 inci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği, işyerinin önünde olayların meydana geldiğine, müşterileri ve sığınanları koruma içgüdüsüyle hareket ettiğine, meşru müdafaa kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine, eksik araştırma ile kurulan hükmün bozulması gerektiğine vesaire ilişkin olduğu belirlenmiştir. III. OLAY VE OLGULAR Olay günü ... Partisi'nin mitinginin olduğu, sanığın miting alanı ve çevresinde taş ve sopalarla bu alana girerek mitingin yapılmasını engellemeye çalıştığı yine mitinge gitmek isteyen kişi ve araçlara elindeki taşları fırlattığı böylece üzerine atılı suçu işlediği Yerel Mahkemece kabul edilmiştir. IV. GEREKÇE Sanığın bozma sebebi dışındaki temyiz istemleri ile vesair nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak, 1. Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçu, Türk Ceza Kanununun 114 üncü maddesinde, “(1) Bir kimseye karşı; a) Bir siyasî partiye üye olmaya veya olmamaya, siyasî partinin faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, siyasî partiden veya siyasî parti yönetimindeki görevinden ayrılmaya, b)Seçim yoluyla gelinen bir kamu görevine aday olmamaya veya seçildiği görevden ayrılmaya, zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir siyasî partinin faaliyetlerinin engellenmesi hâlinde, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur." şeklinde düzenlenmiştir. Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçu ile korunmak istenen hukuki değer, birinci fıkra açısından, bir kimsenin bireysel olarak bir siyasi partiye girme veya girmeme, faaliyete katılma veya katılmama, seçim yoluyla gelinen bir kamu görevine aday olma ve o görevden ayrılma iradesidir. Yani bireysel siyasi hakların kullanılması özgürlüğüdür. İkinci fıkra açısından ise, Anayasayla güvence altına alınan siyasi partilerin faaliyet özgürlüğüdür. Suçun maddenin ikinci fıkrasındaki halinin maddi unsuru cebir veya tehdit ya da hukuka aykırı başka bir davranışla, mevzuata uygun olarak kurulmuş bir siyasî partinin faaliyetlerinin engellenmesidir. Bu suçun oluşumu için birinci fıkradan farklı olarak hakkın kullanılmasının engellenmiş olması gerekir. Siyasi partinin faaliyetinden maksat, siyasi partilerin mevzuata ve tüzüklere uygun olarak gerçekleştirdikleri her türlü faaliyettir. Suçun manevi unsuru, birinci fıkra açısından, bir kimseyi siyasi partiye üye olmaya veya olmamaya, siyasi parti faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, siyasi partiden veya siyasi parti yönetimindeki görevinden ayrılmaya, seçim yoluyla gelinen bir kamu görevine aday olmamaya veya seçildiği görevden ayrılmaya zorlamak amacıyla bilerek ve isteyerek cebir-tehdit icrasıdır. İkinci fıkra açısından ise failin belli bir saikle hareket etmesi gerekmez; fiilin bilerek ve isteyerek icrası yeterlidir. Somut olayda, miting bittikten sonra sanığın eylemini gerçekleştirdiği anlaşıldığından siyasi hakların kullanıldığı bir siyasi parti faaliyeti mevcut olmadığından sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi, 2. Kabule göre de; tekerrüre esas alınan önceki ilamda, tekerrür hükümleri uygulanmadığının anlaşılması karşısında, temyize konu kararda sanığın ikinci kez mükerrir olmadığı gözetilmeyerek 5275 sayılı Kanun'un 108 inci maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanmasına karar verilmesi, Nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanunun 321 inci maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.04.2023 tarihinde karar verildi.

Diğer kararlar (4)

4. Ceza Dairesi, 2021/426 E., 2023/16499 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararı ile sanıklar hakkında siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası, aynı Kanun'un 119 uncu maddesinin birinci fıkrasının c bendi ve 62 inci maddesi uyarınca ayrı ayrı 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yok
4. Ceza Dairesi         2021/426 E.  ,  2023/16499 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibariyle 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun ( 1412 sayılı kanun ) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararı ile sanıklar hakkında siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası, aynı Kanun'un 119 uncu maddesinin birinci fıkrasının c bendi ve 62 inci maddesi uyarınca ayrı ayrı 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanıkların temyiz isteğinin, siyasi faaliyetin engellenmesinin söz konusu olmadığına, eylemin mala zarar verme suçunu oluşturacağına, atılı suçun işlendiğine dair delil olmadığına, kararın bozulması gerektiğine vesaire ilişkin olduğu belirlenmiştir. O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteğinin, olayda sanıkların gerçekleştirdikleri eylemin siyasi partiye ait bayrağın indirilmesi şeklinde gerçekleşmesi sebebiyle uygulanan madde kapsamında siyasi parti faaliyetlerinden olmadığı gözetilmeksizin kurulan hükümlerin sanıklar lehine bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir. III. OLAY VE OLGULAR Olay günü sanıkların ... Partisi isimli partiye ait bayrak ve flamaları sopa yardımı ile ve elleri ile çekmek suretiyle yere düşürdükleri, böylece üzerine atılı suçu işledikleri Yerel Mahkemece kabul edilmiştir. IV. GEREKÇE Sanıkların ve O yer Cumhuriyet savcısının bozma sebebi dışındaki temyiz istemleri ile vesair nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak, Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçu, Türk Ceza Kanunun'un 114 üncü maddesinde, “(1) Bir kimseye karşı; a)Bir siyasî partiye üye olmaya veya olmamaya, siyasî partinin faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, siyasî partiden veya siyasî parti yönetimindeki görevinden ayrılmaya, b)Seçim yoluyla gelinen bir kamu görevine aday olmamaya veya seçildiği görevden ayrılmaya, zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir siyasî partinin faaliyetlerinin engellenmesi hâlinde, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur." şeklinde düzenlenmiştir. Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçu ile korunmak istenen hukuki değer, birinci fıkra açısından, bir kimsenin bireysel olarak bir siyasi partiye girme veya girmeme, faaliyete katılma veya katılmama, seçim yoluyla gelinen bir kamu görevine aday olma ve o görevden ayrılma iradesidir. Yani bireysel siyasi hakların kullanılması özgürlüğüdür. İkinci fıkra açısından ise, Anayasayla güvence altına alınan siyasi partilerin faaliyet özgürlüğüdür. Suçun maddenin ikinci fıkrasındaki halinin maddi unsuru cebir veya tehdit ya da hukuka aykırı başka bir davranışla, mevzuata uygun olarak kurulmuş bir siyasî partinin faaliyetlerinin engellenmesidir. Bu suçun oluşumu için birinci fıkradan farklı olarak hakkın kullanılmasının engellenmiş olması gerekir. Siyasi partinin faaliyetinden maksat, siyasi partilerin mevzuata ve tüzüklere uygun olarak gerçekleştirdikleri her türlü faaliyettir. Suçun manevi unsuru, birinci fıkra açısından, bir kimseyi siyasi partiye üye olmaya veya olmamaya, siyasi parti faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, siyasi partiden veya siyasi parti yönetimindeki görevinden ayrılmaya, seçim yoluyla gelinen bir kamu görevine aday olmamaya veya seçildiği görevden ayrılmaya zorlamak amacıyla bilerek ve isteyerek cebir-tehdit icrasıdır. İkinci fıkra açısından ise failin belli bir saikle hareket etmesi gerekmez; fiilin bilerek ve isteyerek icrası yeterlidir. Somut olayda, siyasi hakların kullanıldığı bir siyasi parti faaliyeti mevcut olmadığından sanıkların beraati yerine mahkumiyetlerine karar verilmesi, Nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanıklar ve O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.03.2023 tarihinde karar verildi.
4. Ceza Dairesi, 2021/30428 E., 2024/7979 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Yerel Mahkemece bozma üzerine sanıklar hakkında siyasî hakların kullanılmasının engellenmesi suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 119 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca neticeten ayrı ayrı 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
4. Ceza Dairesi         2021/30428 E.  ,  2024/7979 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/440 E. 2020/129 K. SUÇ : Siyasî hakların kullanılmasının engellenmesi HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece bozma üzerine sanıklar hakkında siyasî hakların kullanılmasının engellenmesi suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 119 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca neticeten ayrı ayrı 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanıklar sebep bildirmeksizin süre tutum dilekçesi ile temyiz talebinde bulunmuşlardır. III. OLAY VE OLGULAR Katılan ...'nın Bağımsız Türkiye Partisi İzmir İl Başkan Yarımcısı, katılan ...'in ise aynı partinin belediye başkan adayı oldukları, olay günü Kiraz İlçesi'ne geldikleri ve seçim çalışmaları kapsamında broşür dağıttıkları sırada sanıkların "S... gidin lan buradan." diyerek hakaret ettikleri, ellerindeki cisimlerle katılanlara vurdukları ve bu şekilde üzerlerine atılı suçu işledikleri, Yerel Mahkemece kabul olunmuştur. IV. GEREKÇE A. Sanıkların Temyizi Yönünden Sanıklar hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde; katılanların anlatımları, sanıkların savunmaları, adli raporlar ile tüm dosya kapsamı karşısında, sanıkların üzerlerine atılı suçu işledikleri sabit görülmekle, Yerel Mahkemenin inanç ve takdirinin isabetli olduğu anlaşılmıştır. B. Sair Yönlerden Sanıklara yükletilen siyasî hakların kullanılmasının engellenmesi eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanıklar tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu, Cezaların kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından, Sair yönlerden yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkeme kararında sanıklar tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle HÜKÜMLERİN Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.06.2024 tarihinde karar verildi.
4. Ceza Dairesi, 2021/1932 E., 2023/17278 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Sanıklar hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'unun (5237 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinde düzenlenen siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraat kararı verilmiştir.
4. Ceza Dairesi         2021/1932 E.  ,  2023/17278 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanıklar hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'unun (5237 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinde düzenlenen siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraat kararı verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Katılan vekilinin temyiz istemi, tanık ...'nin sanık ...'nun tehdit içeren sözler sarfettiğini, katılana bağırdığını, soruşturma aşamasında belirttiği davranışların sanıklar tarafından gerçekleştiğini, tanık ...'nin beyaz bir araç içinden birkaç kişinin geldiğini ve halkı söz ve davranışları ile kışkırttıklarını beyan ettiklerini, sanıkların atılı suçu işlediklerinin tanık anlatımlarıyla doğrulandığını, beraat kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükümlerin bozulmasına karar verilmesi gerektiğine vesaire ilişkindir. 2. Sanıklar ... ve ... müdafiinin temyiz istemi, kararın usul ve yasaya aykırı olması, her bir sanık yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken Mahkemece tek vekalet ücretine hükmedilmesinin bozma nedeni olduğu, vesaire ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Katılan ve beraberindeki heyetin, seçim çalışması yapmak maksadıyla köye gittikleri, şüphelilerden ...'nun katılana hitaben ''burada köpeklerin çok olduğunu bilmiyormusunuz da buraya değneksiz geliyorsunuz, derhal burayı terk edeceksiniz yoksa olanlardan sorumlu olmayacağız, ... Partisi burada toplantı yapamaz, buraya sizin dışınızda her parti gelebilir, ancak siz gelemezsiniz, sizi bu köyde istemiyoruz, bu köyde seçim çalışması yürütemezsiniz'' dediği diğer şüphelilerin de sonradan olay yerine gelerek tehdit içerikli beyanlarda bulundukları, partililerin üzerlerine doğru yürümek suretiyle hamle yaptıkları, kolluk kuvvetlerinin olaya müdahale ettiği, iddiasıyla açılan davada sanıkların atılı suçu işlemediği, Yerel Mahkemece kabul olunmuştur. IV. GEREKÇE A. Katılan Vekilinin Temyiz Nedenleri Yönünden, Sanıkların üzerine atılı suçlamaları kabul etmemesi, tanıklar ..., ..., ..., beyanları karşısında sanıklar hakkında beraat kararı verilmesine ilişkin Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. B. Sanıklar Müdafiinin Temyiz Nedenleri Yönünden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, vekalet ücretinin tayininde esas ve ilke olarak davacı veya sanık adedini ya da bir sanığın birden çok suç işlemiş olmasını değil usulünce açılan ve avukat tarafından takip olunan davaların adedini ele almakta ve taraflara yükletilecek avukatlık ücretinin her dava için ayrı ayrı tayinini öngörmüş bulunmaktadır. Buna göre, ayrı ayrı dava açılmadıkça ücreti vekaletin de ayrı ayrı tayin ve takdiri mümkün değildir. Somut olayda ise açılan dava tek olduğuna göre, aynı vekille temsil edilen sanıklar lehine tek vekalet ücreti tayininde isabetsizlik görülmediğinden, hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır. C. Sair Temyiz Sebepleri Yönünden, Sanıklar hakkında kurulan hükümlere yönelik yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, sanıklar müdafii ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanıklar müdafii ve katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.04.2023 tarihinde karar verildi.
4. Ceza Dairesi, 2019/6831 E., 2019/19386 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
maddesinde düzenlenen oy sandığı üzerinde suçlar başlıklı hükmün uygulanması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde sanığın TCK'nın 114/2. maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verilmesi,
4. Ceza Dairesi         2019/6831 E.  ,  2019/19386 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, iddianameye konu olayın 25/02/2006 tarihinde gerçekleşmesine karşın, gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 01/03/2006 olarak gösterilmesinin mahallinde giderilebilir maddi hata niteliğinde olduğu kabul edilerek ve hükmolunan ceza miktarı nedeniyle sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme isteğinin 1412 sayılı CMUK’nın 318/1. maddesi uyarınca reddine karar verilerek, dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-2820 sayılı Siyasi Partiler Yasası’nın partilerde “seçimlerin yapılması” başlıklı 21 nci maddesinde , “Siyasi partilerin genel merkez, il ve ilçe organları seçimleri ile il kongresi ve büyük kongre delegelerinin seçimleri, yargı gözetimi altında gizli oy ve açık tasnif esasına göre aşağıdaki şekilde yapılır” (2820, m.21/1) ve “26 Nisan 1961 tarihli ve 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri, önseçimlerde ve kullanılacak parti seçmen kütükleri hakkında da uygulanır” (2820, m.39) düzenlemelerinin yer aldığı, 2820 sayılı Yasanın 21 ve 39 ncu maddeleri ile 298 sayılı Yasanın 16/7 ve 20/7 nci maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Yasa hükümlerinin siyasal partilerin il ve ilçe seçimleri bakımından da uygulanabilirliğini ortaya koyduğu ve bu düzenlemelerin, partinin iç oylamalarının da kamusal yön kazandığına işaretle, konunun 298 sayılı Yasa kapsamında değerlendirilmesini zorunlu kıldığı, Bu değerlendirmeler ışığında, 25/02/2006 tarihinde Milliyetçi Hareket Partisi Afşin ilçe Başkanlığı yönetim kurulu üyelikleri ve il delegeliklerini belirleme amacıyla yapılan seçimde sanığın kimliği belirlenemeyen bir kişi ile birlikte hareket ederek oyların sayımı esnasında oy pusulalarının konulduğu ilçe seçim müdürlüğüne ait sandığa tiner döküp ateşe vererek sandığı ve oy pusulalarını yakmak suretiyle gerçekleştirdiği kabul edilen ve doğrudan parti ve partililerle ilgili olmayan eylemi hakkında 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri hakkında kanunun 161. maddesinde düzenlenen oy sandığı üzerinde suçlar başlıklı hükmün uygulanması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde sanığın TCK'nın 114/2. maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verilmesi, 2-Kabule göre de; a-Sanık hakkında TCK'nın 62. maddesi uygulanması sırasında sonuç cezanın 4 yıl 2 ay hapis yerine hesap hatası nedeniyle 3 yıl 14 ay hapis olarak eksik tayin edilmesi, b-Anayasa Mahkemesi'nin 24.11.2015 günü, Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin kararının yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu, Kanuna aykırı ve sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, HÜKMÜN 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken karşı temyiz olmadığından ceza miktarı açısından 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesinin gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 10/12/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Genel

Fail Mert, bir siyasi partinin düzenlediği mitinge gitmekte olan bir grup vatandaşı, yollarını keserek ve tehdit ederek miting alanına girmelerine engel olmuştur. Mert’in bu eylemi Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen hangi suçu oluşturur?

A) Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
B) Siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi
C) İş ve çalışma hürriyetinin ihlali
D) Konut dokunulmazlığının ihlali
E) Kamu görevine avdet