5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 116

Türk Ceza Kanunu 116. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 116- (1) Bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak giren veya rıza ile girdikten sonra buradan çıkmayan kişi, mağdurun şikayeti üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) (Değişik: 31/3/2005 – 5328/8 md.) Birinci fıkra kapsamına giren fiillerin, açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalan işyerleri ve eklentileri hakkında işlenmesi hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine altı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur. (3) (Değişik: 31/3/2005 – 5328/8 md.) Evlilik birliğinde aile bireylerinden ya da konutun veya işyerinin birden fazla kişi tarafından ortak kullanılması durumunda, bu kişilerden birinin rızası varsa, yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Ancak bunun için rıza açıklamasının meşru bir amaca yönelik olması gerekir. (4) Fiilin, cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle ya da gece vakti işlenmesi halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. İş ve çalışma hürriyetinin ihlali

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

560 karar eşleşti
2. Ceza Dairesi, 2023/941 E., 2023/778 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
Cumhuriyet Başsavcılığının 22.12.2020 tarihli ve 2020/54254 Soruşturma, 2020/32611 Esas sayılı iddianamesiyle hükümlü hakkında yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 149/1-a-d, 35, hakaret suçundan 125/1 ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan 116/1. maddesi uyarınca cezalandırılması amacıyla dava açılmıştır.
2. Ceza Dairesi         2023/941 E.  ,  2023/778 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Konut dokunulmazlığının ihlâli ... Cumhuriyet Başsavcılığının 22.12.2020 tarihli ve 2020/54254 Soruşturma, 2020/32611 Esas sayılı iddianamesiyle hükümlü hakkında yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 149/1-a-d, 35, hakaret suçundan 125/1 ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan 116/1. maddesi uyarınca cezalandırılması amacıyla dava açılmıştır. ... Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.11.2021 tarihli ve 2021/9 Esas, 2021/428 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında yağma ve hakaret suçlarından beraat, konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan ise 5237 sayılı Kanun'un 116/1, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 18.12.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309/1. maddesi uyarınca, 23.11.2022 tarihli ve 2022/8335 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.01.2023 tarihli ve KYB-2022/150493 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.01.2023 tarihli ve KYB-2022/150493 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 149/1, 116/1 ve 125/1. maddeleri uyarınca nitelikli yağmaya teşebbüs, konut dokunulmazlığının ihlali ve hakaret suçlarından kamu davası açıldığı, yapılan yargılama neticesinde sanığın uzlaştırma hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil eden nitelikli yağmaya teşebbüs ve uzlaştırmaya engel teşkil etmeyen hakaret suçlarından beraatine, konut dokunulmazlığını ihlal etme suçundan ise mahkûmiyetine hükmedildiği anlaşılmış ise de, sanık hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan beraat kararı verilmesi sebebiyle, konut dokunulmazlığını ihlal etme suçu yönünden uzlaştırmaya engel olan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun ''Uzlaşma" başlıklı 253/3. maddesinde yer alan "...Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz.” şeklindeki düzenlemenin uygulama olanağının kalmadığı, bu hâli ile konut dokunulmazlığının ihlâli suçu yönünden 5271 sayılı Kanun’un 253. maddesindeki esas ve usullere göre uzlaştırma işlemlerinin aynı Kanun'un 254. maddesi uyarınca mahkemesince yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir..” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. Hüküm kurulurken uzlaştırma hükümlerine tabi olmayan suçtan beraat kararı verilmesi halinde, uzlaştırma kapsamında bulunan diğer suç yönünden dosya soruşturma bürosuna gönderilebilir ve bu durum ise ihsası rey olarak nitelendirilmez. 2. Dosya kapsamına göre, hükümlü hakkında 5237 sayılı Kanun'un 149/1, 116/1 ve 125/1. maddeleri uyarınca nitelikli yağmaya teşebbüs, konut dokunulmazlığının ihlâli ve hakaret suçlarından kamu davası açıldığı, yapılan yargılama neticesinde hükümlünün uzlaştırma hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil eden nitelikli yağmaya teşebbüs ve uzlaştırmaya engel teşkil etmeyen hakaret suçlarından beraatine, konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan ise mahkûmiyetine hükmedildiği anlaşılmıştır. 3. Hükümlü hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan beraat kararı verilmesi sebebiyle, konut dokunulmazlığının ihlâli suçu yönünden uzlaştırmaya engel olan 5271 sayılı Kanun'un ''Uzlaşma" başlıklı 253/3. maddesinde yer alan "...Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz.” şeklindeki düzenlemenin uygulama olanağının kalmadığı, bu hâli ile konut dokunulmazlığının ihlâli suçu yönünden 5271 sayılı Kanunu’nun 253. maddesindeki esas ve usullere göre uzlaştırma işlemlerinin aynı Kanun'un 254. maddesi uyarınca mahkemesince yapılarak sonucuna göre hükümlünün hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiğinden konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan uzlaştırma işlemi yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. ... Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.11.2021 tarihli ve 2021/9 Esas, 2021/428 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.02.2023 tarihinde karar verildi.

Diğer kararlar (4)

9. Ceza Dairesi, 2022/11517 E., 2023/1451 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Saray Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.06.2011 tarihli ve 2010/346 Esas, 2011/139 Karar sayılı kararı ile sanığın konut dokunulmazlığının ihlali suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 116 ncı maddesinin dördüncü fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
9. Ceza Dairesi         2022/11517 E.  ,  2023/1451 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Konut dokunulmazlığının ihlali HÜKÜM : Mahkûmiyet Sanık müdafiinin temyiz dilekçesinin içeriğine göre sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlali suçundan kurulan mahkumiyet hükmünü temyiz ettiği kabul edilerek inceleme yapılmıştır. Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ 1. Saray Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.06.2011 tarihli ve 2010/346 Esas, 2011/139 Karar sayılı kararı ile sanığın konut dokunulmazlığının ihlali suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 116 ncı maddesinin dördüncü fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Saray Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.06.2011 tarihli ve 2010/346 Esas, 2011/139 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 20.02.2014 tarihli ve 2012/3621 Esas, 2014/2104 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir. 3. Saray (Tekirdağ) Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.03.2015 tarihli ve 2014/54 Esas, 2015/133 Karar sayılı kararı ile sanığın konut dokunulmazlığının ihlali suçundan 5237 sayılı Kanun'un 116 ncı maddesinin dördüncü fıkrası, 32 nci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 8 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 4. Saray (Tekirdağ) Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.03.2015 tarihli ve 2014/54 Esas, 2015/133 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 04.02.2020 tarihli ve 2018/5378 Esas, 2020/772 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir. 5. Saray Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.02.2021 tarihli ve 2020/196 Esas, 2021/201 Karar sayılı kararı ile sanığın konut dokunulmazlığının ihlali suçundan 5237 sayılı Kanun'un 116 ncı maddesinin dördüncü fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 6. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 04.08.2022 tarihli ve 2-2022/88980 sayılı bozma görüşlü Tebliğname ile Dairemize tevdi edilmiştir. II. GEREKÇE Sanığın işlediği konut dokunulmazlığı suçunun 5237 sayılı Kanun'un 116 ıncı maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenip, öngörülen cezanın üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 67 nci maddesinin dördüncü fıkrasında belirtilen 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımına tabi bulunduğu ve 29.09.2010 olan suç tarihi ile inceleme günü arasında bu sürenin geçtiği belirlenmiştir. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Saray ( Tekirdağ ) Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.02.2021 tarihli ve 2020/196 Esas, 2021/201 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.03.2023 tarihinde karar verildi.
2. Ceza Dairesi, 2023/908 E., 2023/1081 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 21.04.2011 tarihli 2011/10795 soruşturma numaralı iddianame ile, sanıkların mağdura ait işyerinden 15.000,00 TL değerindeki mutfak ve banyo malzemeleri çalındığı tespit edilerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-b, 143, 116/4 ve 53. maddelerinin uygulanması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. Ceza Dairesi         2023/908 E.  ,  2023/1081 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.... Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 21.04.2011 tarihli 2011/10795 soruşturma numaralı iddianame ile, sanıkların mağdura ait işyerinden 15.000,00 TL değerindeki mutfak ve banyo malzemeleri çalındığı tespit edilerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-b, 143, 116/4 ve 53. maddelerinin uygulanması istemiyle kamu davası açılmıştır. 2.... 21. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.03.2012 tarihli ve 2011/207 Esas, 2012/184 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hırsızlık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 142/1-b, 143, 62 ve 53 maddeleri uyarınca 1 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına; ... yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 116/4, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. 3.Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararın 30.03.2012 tarihinde kesinleşmiş, sanığın 29.04.2014 tarihinde işlemiş olduğu suç sebebiyle 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 93/1-2 maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verildiğinden asıl mahkemesine ihbarda bulunulmuştur. 4.İhbar üzerine ... 21.Asliye Ceza Mahkemesi 25.02.2016 tarihli ve 2015/624 Esas, 2016/176 Karar sayılı kararı ile sanık hakkındaki hükmü açıklayarak, hırsızlık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 142/1-b, 143, 62 ve 53 maddeleri uyarınca 1 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; ... yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 116/4, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 5 ... 21.Asliye Ceza Mahkemesinin 25.02.2016 tarihli ve 2015/624 Esas, 2016/176 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 27.04.2021 tarihli ve 2020/21250 Esas, 2021/9190 Karar sayılı kararı ile "Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141, CMK'nın 34/1, 230. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması ve Yargıtay'ın bu işlevini yerine getirmesi için gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi ve ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesinin belirtilmesi, delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında açıklanması geri bırakılan hükmün neden açıklandığına ilişkin gerekçeyle yetinilip yazılı şekilde gerekçesiz hüküm kurulması,” sebebiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 6.Bozma ilamına uyan ... 21. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.05.2022 tarihli ve 2021/449 Esas, 2022/436 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hırsızlık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 142/1-b, 143, 62 ve 53 maddeleri uyarınca 1 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; ... yeri dokunulmazlığının ihlali suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 116/4, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyizi, suç işleyen kişinin kendisi olmadığına, malzemeleri satın aldığı yönündeki ifadesinin tevil yollu ikrar olarak değerlendirilemeyeceğine, suçun kendisi tarafından işlendiğine dair bir delil bulunmadığına, aksi halde dahi lehe hükümlerin uygulanmadığına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Şikayetçiye ait ... yeri giriş demir kapısının kilitlerini kırmak suretiyle içeriye girilerek 15.000,00 TL değerinde mutfak ve banyo malzemeleri çalındığı tespit edilmiştir. 2.Şikayetçi ... işyerinde metal kaplama işiyle uğraştığını, olayın akabinde polisler ile kamera görüntülerini incelediklerinde hırsızlık eylemini gerçekleştiren kamyonun geri geri bir hurdacı dükkânına girdiğini gördüğünü, hurdacı dükkânına giderek eşyalarını sorduğunu, eşyaların dükkânda olmadığını, ancak o an dükkan içinde bulunan .isimli şahıs ile etrafı aradıklarında dükkâna 200 metre mesafede çalınan malların tamamını bulduklarını söylemiştir. Yargılama aşamasında ise malzemeleri yıkılmış binaların bir köşesine saklanmış halde bulduklarını, hurdacı dükkânına 50-60 metre mesafede olduğunu beyan etmiştir. 3.Mevlüt ... dinlenilmesinde, dükkana gelen şikayeçinin çalınan mallarını bulmak için yardım istediğini, kendisi ile beraber dükkâna 200 metre mesafede malzemeleri bulduklarını beyan etmiştir. 4.Dosya kapsamında yer alan tutanak içeriğine göre, .isimli işyerinden meydana gelen hırsızlık eylemi ile ilgili olarak çevre işyerinin kamera görüntülerinin incelenmesinde, hırsızlık eyleminin meydana geldiği işyerinin yanında bulunan inşaatın önüne saat 02.48 sıralarında bir şahsın gelerek, işyerine girilen yerden bakarak uzaklaştığı, 04.46'de farklı giyimli bir şahsın geldiği ve içeriye girdiği, 05.42'de elinde beyaz bir çuvalla çıktığı, 05.11'de hurdacı dükkânının yanındaki otopark girişi önünde bulunan çuvalları eşgalleri belli olmayan iki şahsın alarak hurdacı istikametine gittiği, şahısların nereye gittiklerinin görülemediği, 05.29'da sırtında koli bulunan hırsızlığı gerçekleştiren şahsın hurdacı istikametine gittiği görülmüştür. UYAP verilerine göre suç tarihinde yaz saati uygulaması ile gecenin 05.24'te sona erdiği, tutanakta 05.11'de çuvalları iki şahsın götürdüğüne dair belirleme bulunması sebebiyle eylemin gece vakti gerçekleştiğinin kabulü gerekmektedir. 5. Bilirkişi raporunda, video görüntülerinin bir sokağı gösterdiği, görüntülerin gece çekilmiş olduğu, görüntü çözünürlüklerinin çok düşük, hırsızlığın olduğu dükkânın girişinin kamera açısının en üst noktasında olması sebebiyle tespit yapılamadığı, örnek resimlerden bir kısmının sunulduğu belirtilmiştir. 6.Olay yeri inceleme raporunda, hırsızlığın meydana geldiği yerin dört katlı inşaat halindeki binanın arka tarafında tek odalı baraka halindeki depo olup, deponun giriş demir kapısı sol tarafındaki suntanın ve demir giriş kapısının kilit karşılığının kırılmış olduğu tespit edilmiştir. 7.Sanığın savunmalarında, hurda dükkânını ortağı temyiz dışı sanık .ile ortaklaşa işlettiklerini, 13.04.2011 günü temyiz dışı sanık. ile saat 05.30'da işyerinde yattıkları sırada ... yeri demir kapısının çaldığını, kapıyı çalan şahsın hurda alıp alamayacaklarını sorduğunu, kendilerinin de alamayacaklarını söylemeleri üzerine yattıklarını, bu şahsın yüzünü görmediğini, bu sırada .isimli otelin görevlisi temyiz dışı sanık Hakkı Tetik'i arayarak moloz olduğunu, almaları gerektiğini söylediğini, .'in de kendilerini araması üzerine kendisinin de Yunus'a kamyonu çıkarmasını söylediğini, 05.45'te. plakalı kamyonu .'un garajdan çıkardığını, kamyonun içini boşalttığını, bu sırada Hakkı isimli şahsın tekrar arayarak 08.30'da gelinmesini istediğini söylediği, bunun üzerine Yunus ile yatmaya devam ettiklerini, böyle bir suça karışmadığını savunduğu tespit edilmiştir. Ancak yargılama sırasında mahkemece talimat ile dinlenilmesinde, malları ismini bilmediği birinden satın aldığını, satan kişinin malları gece yarısı getirdiğini, ancak kesinlikle hırsızlık yapmadığını beyan etmiştir. IV. GEREKÇE Yargılama sürecinde aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. Ancak; 1.Olay yeri inceleme raporunda, hırsızlığın meydana geldiği yerin dört katlı inşaat halindeki binanın arka tarafında tek odalı baraka halindeki depo olduğunun tespiti karşısında; suç tarihi itibariyle bu yerde herhangi bir ticari faaliyetin sürdürülüp sürdürülmediği, ... yeri sahibinin ya da işçilerin sürekli bulunup bulunmadığı kesin olarak belirlenip sonucuna göre ... yeri dokunulmazlığının ihlâli suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığı tartışılarak karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi, 2.Mahkemece hüküm kurulurken 5237 sayılı Kanun'un 61/4-5.maddesi uyarınca her suç için ayrı bir başlık açılarak hüküm ve uygulama kısımlarının kanunda belirlenen sıra ile düzenlenmesi gerekirken, yargısal denetimde ve infazda tereddüte yer verecek şekilde her iki suça ilişkin uygulama maddelerinin karıştırılması ve 5237 sayılı Kanun'un 53.maddesinin her suç için ayrı ayrı uygulanması gerekirken bir kez uygulanması,. 3.Lehe bozma sonrası yapılan yargılama giderlerinin sanığa yükletilemeyeceğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur. Kabule göre; 4.Dosya kapsamında yer alan tutanağa göre çuvalları iki şahsın alarak hurdacı istikametine doğru ilerledikleri tespit edildiğinden sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 119/1-c maddesinin uygulanmaması hukuka aykırı kabul edilmiştir. V. KARAR A. Hırsızlık Suçu Yönünden Gerekçe bölümünde 2. ve 3. paragraflarında açıklanan nedenlerle, ... 21. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.05.2022 tarihli ve 2021/449 Esas, 2022/436 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden; hükmün 1412 sayılı Kanun’un 321. uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 1412 sayılı Kanun'un 322. maddesi uyarınca hükümde hırsızlık suçu bakımından 5237 sayılı Kanun'un 142/1-b ve 143. maddeleri uyarınca 2 yıl 2 ay 12 gün hapis cezası verilmesine ilişkin kısmından sonra gelmek üzere "TCK'nın 62 maddesi gereğince duruşmadaki iyi haline göre takdiren 1/6 indirimle 1 YIL 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,", "Hapis cezasına mahkumiyetin kanunî sonucu olarak TCK’nın 53. maddesinin 1.2. ve 3. fıkralarının Anayasa Mahkemesinin iptal kararları ve 7242 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikler gözetilerek sanık hakkında uygulanmasına" hükümlerinin eklenmesi ve yargılama giderlerine ilişkin kısımdan bozma sonrası yapılan yargılama gideri olan tutarın çıkartılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, B. ... Yeri Dokunulmazlığının İhlali Suçu Yönünden Gerekçe bölümünde 1,2,3 ve 4. paragraflarında açıklanan nedenlerle, ... 21. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.05.2022 tarihli ve 2021/449 Esas, 2022/436 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı Kanun’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1412 sayılı Kanun’un 326/son maddesi uyarınca sonuç ceza miktarı açısından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
2. Ceza Dairesi, 2022/16165 E., 2023/551 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
fark edilmesi üzerine kaçmaya başladığı, kaçarken de müşteki ...'e ait evden çalmış olduğu bir adet bakır kepçe ve bir adet bakır kevgiri müşteki ...'in bahçesine attığı nazara alınarak sanık hakkında müşteki ...'ye karşı eyleminden dolayı TCK 'nın 142/1-b, 143, 35, 116/1, 4, 53/1 maddeleri, müşteki ...'e karşı eyleminden dolayı TCK 'nın 142/1-b, 143, 145, 151/1, 116/1, 4, 53/1 maddeleri, müşteki
2. Ceza Dairesi         2022/16165 E.  ,  2023/551 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇLAR :Bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali, mala zarar verme Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi uyarınca temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. ... Cumhuriyet Başsavcılığının 18.03.2014 tarihli, 2014/6 soruşturma numaralı iddianamesiyle sanık ...'ün olay tarihinde gece saat 00.40 sularında kendisine ait ... plakalı aracı ile hırsızlık yapmak amacıyla ... köyüne gittiği, aracını burada bir yere park ettiği ve ilk önce müşteki ...'ye ait evin alt katında bulunan ve kapısı açık olan evin içerisine girdiği, içeriye karıştırdığı ancak çalacak herhangi bir şey bulamadan çıkıp gittiği ve eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı, sanığın buradan çıktıktan sonra diğer müşteki ...'e ait kullanılmayan ikametinin dış kapısına zarar vermek suretiyle girdiği, buradan bir adet bakır kevgir, bir adet bakıp kepçe çaldığı, sanığın daha sonra buradan çıkarak diğer müşteki ...'e ait eve gittiği evin kapısını sert bir cisimle zorlayarak içeriye girdiği, içeride bulunan ağaç sandığı karıştırdığı ancak çalacak herhangi bir şey bulamadığı eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı, akabinde sanığın diğer müşteki ...'e ait kullanılmayan eve gitiği, evin alt katında bulunan ikametin penceresinin tel kafesini söktüğü, pencere demirini eğerek kenara aldığı, buradan içeriye girdiği, içeriyi karıştırdığı ancak çalacak herhangi bir şey bulamadığı, sanığın burada hırsızlık yaparken köylüler tarafından fark edilmesi üzerine kaçmaya başladığı, kaçarken de müşteki ...'e ait evden çalmış olduğu bir adet bakır kepçe ve bir adet bakır kevgiri müşteki ...'in bahçesine attığı nazara alınarak sanık hakkında müşteki ...'ye karşı eyleminden dolayı TCK 'nın 142/1-b, 143, 35, 116/1, 4, 53/1 maddeleri, müşteki ...'e karşı eyleminden dolayı TCK 'nın 142/1-b, 143, 145, 151/1, 116/1, 4, 53/1 maddeleri, müşteki ...'e karşı eyleminden dolayı TCK 'nın 142/1-b, 143, 35, 116/1, 4, 53/1, 151/1, 53/1 maddeleri, müşteki ...'e karşı eyleminden dolayı TCK'nın 142/1-b, 143, 116/1,4, 35, 151/1, 53/1 maddeleri uyarınca kamu davası açılmıştır. B. ... Asliye Ceza Mahkemesinin 04.05.2016 tarihli 2014/102 Esas, 2016/565 Karar sayılı kararıyla; 1. Mağdur ...'ye karşı hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından 5237 sayılı TCK 'nın 142/1-b, 143, 35,116/1-4, 53 ve 58. maddeleri gereği 2 yıl 8 ay hapis ve 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve birinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği, 2. Mağdur ...'e karşı hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından TCK 'nın 142/1-b, 143, 35,116/1-4, 151/1, 53 ve 58. maddeleri gereği 2 yıl 8 ay hapis, 2 yıl hapis ve 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve birinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği, 3. Katılan ...'e karşı hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından TCK 'nın 142/1-b, 143, 35,116/1-4, 151/1, 53 ve 58. maddeleri gereği 2 yıl 8 ay hapis, 2 yıl hapis ve 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve birinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği, 4. Mağdur ... hakkında hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından TCK 'nın 142/1-b, 143, 116/1-4, 151/1, 53 ve 58. maddeleri gereği 4 yıl hapis, 2 yıl hapis ve 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve birinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği görülmüş, 5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan,04.03.2021 tarihli, kurulan mahkumiyet hükmünün onanmasına ilişkin görüşünü içerir tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz istemi; mahkumiyetine yeterli kesin delil bulunmadığına ve diğer hukuka aykırılıklara ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Sanığın olay tarihinde gece vakti ... Köyü'ne gelerek mağdurlar ..., ...,... ve katılan ... 'e ait evlere hırsızlık yapmak amacıyla girdiği, ...'e ait evden bir adet bakır kevgir, bir adet bakır kepçe çaldığı, diğer evlerden bir şey çalamadığı eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı, tanıklar ..., ... ve ...'in yeminli anlatımları, sanığın arabasının bozulması nedeniyle ilgili yerde bulunduğu savunmasına karşı Olay Yeri İnceleme Tutanağında, sanığın aracının kontak anahtarı ile yapılan ilk marşta çalıştığının bildirilmiş olması, tutanak içeriğine göre normal bir araçta bulunması gerekenden farklı aletlerin bulunmuş olması, sanığın kesintisiz takip sonucu yakalanmış olması, sanığın savunmasının hayatın olağan akışına uygun düşmemesi ve tüm dosya kapsamından üzerine atılı suçları işlediği vicdani kanaatine varılarak mahkumiyet hükümleri kurulmuştur. 2. Tanıklar ..., ... ve ...'in ifadeleri dosya içerisine alınmıştır. 3. Sanığın aşamalarda alınan savunmalarında üzerine atılı suçları işlemediğini beyan etmiştir. 4. Kolluk görevlilerince 05.01.2014 tarihinde düzenlenen olay yeri inceleme raporu içeriğine göre; a.) ...'nin konutunun iki katlı, taş duvarlı ahşap tavanlı yığma taş duvardan bahçe duvarı olan bir köy evi olduğu, bahçe kapısı kontrol edildiğinde açık olduğu ev sahibinin 80-85 yaşlarında kulağı az işiten evinden hırsızlık olduğundan haberi olmayan konutun ikinci katında olduğunun görüldüğü, hırsızlık için evin alt katına girildiği, köy evinde bulunan malzemelerin karıştırıldığı, b.) ...'e ait olan ancak oğlu olan ... sorumluluğunda olan evin genel itibariyle kullanılmayan bir ev olduğunun görüldüğü, taş duvarlı bir avlu içerisinde üç odalı, her odanın kapısının kilitli olduğu ve bahçeye açıldığı, bahçenin kapısının eğri bir tel kancayla kilitlendiği ancak herhangi bir araca gereksinmeden elle açılabildiği, çalınan bir adet kevgir ve bakır kepçenin bu evin bahçesinde kapı önünden alındığı, c.) ...'in sorumluluğunda bulunan konutun bir kısmı taş bir kısmı briketle örülmüş bir avlu duvarı ile çevrili olduğu, iki adet kilitli bahçe kapısının olduğu, evin tek katlı bir ev olduğu, bahçe duvarının alt tarafında köydeki diğer evlerden gözükmeyecek bir noktaya ağaç bir merdiven dayanarak bahçeye girilebilir bir imkan sağlandığı, evin dış kapısı sert bir cisimle zorlanarak ağaç ve metal parçaların tahrip edildiği, açılan kapıdan içeriğe girilmiş kapı kilit mekanizması kilitli halde bulunduğu bu kapıdan girilen bir antre ve antreden eve girilen bir kapı olduğu kapının zorlandığı ancak açılamadığı , antrede bulunan malzemelerin sandığın karıştırılmış olduğu, d.) ...'e ait olan evin kullanılmadığı, evin alt ve üst katlarının kapıları kilitli, alt penceresinde çivili olan tel kafesin sökülmüş, pencere demiri eğilerek kenara alınmış ve buradan içeriğe girilmiş olduğu, içeride odun tahta parçaları ve çalı gibi maddelerin olduğu, içeride düzenlilik ya da dağınıklığa ait bir kanaate varılmadığı, e-) Sanığa ait araç içinde 1 adet çekiç, 1 adet hidrolik kriko, üç adet açık anahtar, 1 adet kurbağacık anahtar, 1 adet eğe, 1 adet maket bıçağı, 1 adet pense, sapı kırılmış tahra bulunduğu tespit olunmuştur. IV. GEREKÇE A. Sanık Hakkında ...'ye Karşı Hırsızlık ve Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden Tanıklar ..., ... ve ...'in aşamalarda görgüye dayalı değişmeyen beyanları ve kolluk görevlilerince düzenlenen olay yeri inceleme tutanağı içeriğininde tanık beyanları doğrultusunda olduğu nazara alındığında kurulan hükümlerde hukuka aykırılık görülmemiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir B. Sanık Hakkında Mağdur ...’e Karşı Hırsızlık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden 1. Tanıklar ... ve ...'in aşamalarda görgüye dayalı değişmeyen beyanları göre sanığın ...'nin konutuna girdikten sonra ...'in konutuna girdiğini görerek muhtar tanık ...'a haber verdikleri, tanık ...'in ilgili yere gittiğinde sanığın kaçmaya başladığı mağdurun konutundan çaldığı bir adet kevgir ve bakır kepçeyi attığı ve mağdur ...'in konutuna girdiğini ve sanığı burada yakaladıklarını beyan ettikleri nazara alındığında sanığın kesintisiz takip sonucu yakalandığının anlaşılması karşısında, hırsızlık suçunun da teşebbüs aşamasında kaldığı ve sanık hakkında TCK'nın 35. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden tamamlanmış suçtan hüküm kurularak fazla ceza tayini, 2. İddianamede sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 145. maddesinin uygulanması talep edildiği halde bu maddenin uygulanmaması ihtimaline binaen ek savunma hakkı tanınmadan 5271 sayılı CMK'nın 226. maddesine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması, 3. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 29.09.2015 tarihli, 2015/13-103 Esas ve 2015/299 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, 5237 sayılı TCK'nın 145/1. maddesinin uygulanmasındaki en önemli kriter kuşkusuz değer ölçüsüdür ve bu değerin “ceza vermeme” halini haklı kılacak düzeyde az olmasıdır. Hakim, çalınan veya çalınmaya kalkışılan bu değerin azlığını ya indirimli bir cezayla ya da suçun işlenmesindeki özellikler itibarıyla ceza vermemekle değerlendirebilecektir. TCK’nın 145. maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının, 765 sayılı TCK’nın 522. maddesindeki hafif ve pek hafif ölçütleriyle, her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlanmak dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığının ” 5237 sayılı Kanun'a özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, bunun; daha çoğunu alabilme olanağı varken, yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da az olan şeyi alma durumunda, olayın özelliği ve sanığın kişiliği ve özgülenen kastı da değerlendirip yasal ve yeterli gerekçelerinin de gösterilerek uygulanabileceği gözetilerek somut olayda; suça konu çalınan bir adet kevgir ve bakır kepçe değerinin ne olduğuna ilişkin değer tespiti yaptırılarak; sonucuna göre 5237 sayılı TCK'nın 145. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur. C. Sanık Hakkında Mağdur ...’e Karşı Mala Zarar Verme Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Olay ve Olgular bölümünde 4 numaralı paragrafın b bendi ve mağdurun aşamalarda konuta girilmek maksadıyla zarar verildiğine ilişkin beyanı bulunmadığı nazara alındığında mala zarar verme suçunun ne şekilde oluştuğu şüpheye yer bırakmayacak ve denetime olanak verecek şekilde açıklığa kavuşturulduktan sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik kovuşturma ile yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. D. Sanık Hakkında Mağdur ...’e Karşı Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Olay ve Olgular bölümünde 4 numaralı paragrafın b bendi nazara alındığında sanığın hırsızlığa konu malları etrafı duvar ile çevrili bahçe içinden çaldığı nazara alındığında kurulan hükümlerde hukuka aykırılık görülmemiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. E. Sanık Hakkında Katılan ...'e Karşı Hırsızlık, Konut Dokunulmazlığının İhlali ve Mala Zarar Verme Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden Tanıklar ... ve ...'in aşamalarda görgüye dayalı değişmeyen beyanları göre sanığın ...'nin konutuna girdikten sonra ...'in konutuna girdiğini görerek muhtar tanık ...'a haber verdikleri, tanık ...'in ilgili yere gittiğinde sanığın kaçmaya başladığı mağdurun konutundan çaldığı bir adet kevgir ve bakır kepçeyi attığı ve mağdur ...'in konutuna girdiğini ve sanığı burada yakaladıklarını beyan ettikleri, sanığın katılan ...'in konutuna girdiğine dair bir görgülerinin olmadığı, kolluk görevlilerince düzenlenen rızaen teslim tutanağı içeriğinde sanığın üzerinde ele geçirilen saatin internet ortamında katılana resminin gönderildiği, katılanın telefon ile sözlü olarak kendisine ait girişte bulunan sandık içerisinde bulunan saat olduğunu belirttiğinin düzenlendiği ancak katılanın aşamalarda alınan savunmalarında babasına ait saatin kendisinde olduğunu , başka saatinin olup olmadığını beyan ettiği nazara alındığında sanığın, yüklenen suçları işlediğine ilişkin mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, hukuka uygun, kesin ve inandırıcı kanıtların bulunmadığı anlaşılmakla; sanığın atılı suçtan beraati yerine, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. F. Sanık Hakkında Mağdur ...’e Karşı Hırsızlık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Tanıklar ... ve ...'in aşamalarda görgüye dayalı değişmeyen beyanları göre sanığın ...'nin konutuna girdikten sonra ...'in konutuna girdiğini görerek muhtar tanık ...'a haber verdikleri, tanık ...'in ilgili yere gittiğinde sanığın kaçmaya başladığı mağdurun konutundan çaldığı bir adet kevgir ve bakır kepçeyi hakimiyeti altına alamadan attığı ve mağdur ...'in konutuna girdiğini ve sanığı burada yakaladıklarını beyan ettikleri nazara alındığında sanığın hırsızlık kastıyla hareket ettiğine dair dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmadığının anlaşılması karşısında; sanığın savunmalarının aksine, mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı nazara alınarak ve sanığın atılı suçu işlediği yönündeki kuşkunun sanık lehine yorumlanarak beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. G. Sanık Hakkında Mağdur ...’e Karşı Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Olay ve Olgular bölümünde 4 numaralı paragrafın d bendi ve mağdurun aşamalarda alınan ifadelerinde evin boş olduğu, kimsenin oturmadığını beyan ettiği nazara alındığında suça konu yerin seyrekte olsa konut olarak kullanılmadığı anlaşılmakla; sanık hakkında, yasal unsurları oluşmadığından konut dokunulmazlığının ihlali suçundan beraat kararları verilmesi gerekirken yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyet kararları verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. H. Sanık Hakkında Mağdur ...’e Karşı Mala Zarar Verme Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Olay ve Olgular bölümünde 4 numaralı paragrafın d bendinde açıklandığı üzere sanığın konuta girebilmek için konutun alt penceresinde çivili olan tel kafesini söktüğü ve pencere demiri eğdiği nazara alındığında kurulan hükümlerde hukuka aykırılık görülmemiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. I. Diğer Hukuka Aykırıklar Yönünden Sanık için tekerrüre esas alınan ...(...) ... Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/48 E., 2013/160 K. sayılı 12.06.2013 tarihinde kesinleşen mahkûmiyetine konu suçun 5237 sayılı TCK'nın 165/1. maddesinde yazılı suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçuna ait olduğu ve 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesinde 6763 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrası uzlaşma kapsamına alındığının ve sanığın başka da tekerrüre esas alınabilecek sabıkası olmadığının anlaşılması karşısında, tekerrüre esas alınan bu ilam sebebi ile uyarlama yargılaması yapılarak sonucuna göre sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasının ve TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının sanıklar hakkında uygulanmasının, 15.04.2020 gün ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile TCK’nın 53. maddesinde yapılan değişiklikle birlikte infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. V. KARAR A. Sanık Hakkında Mağdur ...'ye Karşı Hırsızlık, Konut dokunulmazlığının İhlali, Mağdur ...' Karşı Mala Zarar Verme, Mağdur ...'e Karşı Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle ... Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.05.2016 tarihli ve 2014/102 Esas, 2016/565 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, oy birliğiyle ONANMASINA, B. Sanık Hakkında Mağdur ...' Karşı Hırsızlık ve Konut Dokunulmazlığının İhlali, Katılan ...'e Karşı Hırsızlık, Konut dokunulmazlığının İhlali Ve Mala Zarar Verme, Mağdur ...'e Karşı Hırsızlık Ve Mala Zarar Verme Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle ... Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.05.2016 tarihli ve 2014/102 Esas, 2016/565 Karar sayılı kararırına yönelik sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
18. Ceza Dairesi, 2018/2342 E., 2020/908 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
A- Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 10/06/2014 tarih ve 2014/15-157 esas, 2014/314 sayılı kararında açıklandığı üzere, Türk Ceza Kanunu'nun "Konut dokunulmazlığının ihlali" başlıklı 116. maddesinin birinci fıkrası;
18. Ceza Dairesi         2018/2342 E.  ,  2020/908 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Konut dokunulmazlığının ihlali HÜKÜM : Mahkumiyet KARAR Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararların niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; A- Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 10/06/2014 tarih ve 2014/15-157 esas, 2014/314 sayılı kararında açıklandığı üzere, Türk Ceza Kanunu'nun "Konut dokunulmazlığının ihlali" başlıklı 116. maddesinin birinci fıkrası; "Bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak giren veya rıza ile girdikten sonra buradan çıkmayan kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır", ikinci fıkrası ise; "Birinci fıkra kapsamına giren fiillerin açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalan iş yerleri ve eklentileri hakkında işlenmesi halinde, mağdurun şikâyeti üzerine altı aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur" şeklinde düzenlenmiştir. Maddenin işyeri dokunulmazlığının ihlalini düzenleyen ikinci fıkrasının gerekçesinde ise; "Birinci fıkrada tanımlanan fiillerin açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalan işyeri ve eklentileri hakkında işlenmesi ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Bu fıkranın uygulanmasında, birinci fıkrada söz konusu olan koşullar aranacaktır. Niteliği itibarıyla açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi alışılmış, mutat olan yerler dışında kalan yerlere rıza olmaksızın girilmesi bu suçu oluşturacaktır. Avukatlık bürosu ve özel muayenehane bu gibi izinle girilmesi gereken yerlere örnek olarak gösterilebilir. Keza herkesin herhangi bir koşulu yerine getirmeksizin girebileceği yerlere, söz gelimi süpermarketlere, dükkânlara, mağazalara, halka açık olmadıkları zamanlarda, mesela mesai saatleri dışında rıza hilafına girilmesi halinde de bu suç oluşacaktır. Zira hak sahipleri bu gibi yerlere isteyenin girmesi hususunda daha başlangıçta rızalarını örtülü olarak açıklamış sayılırlar" biçimindeki açıklamalara yer verilmiştir. Sahibi ya da çalışanlarının iznine ihtiyaç duyulmaksızın zımni bir rızanın varlığı kabul edilerek herkesin girebileceği ve sunulan hizmeti alabileceği lokanta, dükkan, mağaza, manav, kasap, tiyatro, kahvehane, hastane, banka şubesi gibi yerlere, halka açık bulundukları sırada veya mesai saatleri içerisinde girilmesi suç teşkil etmeyecektir. TCK'nın 116/1. maddesinde, seçimlik olarak düzenlenen hareketlerden birisi de “çıkmama” eylemidir. Çıkmamak; belli bir yerde kalmaya devam etmeyi ifade eder. Çıkmama eyleminin gerçekleşmesi için, konuta rıza ile girilmiş olması gerekmektedir. Çıkmama fiilinin meydana gelmesi için, hak sahibinin söz, hareket veya tavırlarıyla faili çıkmaya davet etmesi gerekir. Ancak, bazen doğrudan faile bildirilmiş olmasa bile yapılan hareketlerle rızanın ortadan kalktığı faile gösterilmiş olabilir. Örnek verilecek olursa; fail, çalışma saatleri içerisinde bir markete girdikten sonra, burada sunulan hizmetin amacına aykırı olacak bir davranışta bulunması durumunda, örneğin, başkasına sarkıntılık, işyeri sahibine ya da müşteriye saldırma gibi hukuka aykırı davranışlarda bulunması halinde, hak sahibi tarafından dışarı çıkmaya davet edilip de çıkmaması, TCK'nın 116/2. maddesinde düzenlenen suça vücut verecektir. İnceleme konusu somut olayda; sanığın, müştekiye ait cafeye, gece vakti sayılan zaman diliminde girdiği ve buradan müşterilere rahatsızlık verdiği gerekçesi ile çıkarılmak istendiği ancak, çıkmadığı için geceleyin işyeri dokunulmazlığını ihlal ettiğinin Mahkemece kabul edilmesi karşısında; sanığın suça konu yerin, işyeri dokunulmazlığının ihlali suçu açısından niteliği itibarıyla açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilebilen, mutat bir yer olduğu anlaşıldığından, suçun yasal unsurları oluşmadığı halde, yetersiz gerekçeyle, işyeri dokunulmazlığının ihlali suçundan mahkumiyet hükmü kurulması, B- Kabule göre de; Sanık ve temyiz kapsamı dışında kalan diğer sanık ... hakkında işyeri dokunulmazlığının ihlali suçundan kamu davası açıldığı, yapılan ilk yargılama neticesinde sanık ...’un beraat etmesi üzerine, olayda TCK'nın 119/1-c maddesinin uygulama imkanının ortadan kalktığının anlaşılması karşısında; TCK'nın 116/4. maddesinde düzenlenen geceleyin işyeri dokunulmazlığının ihlali suçunun CMK'nın 253/3. maddesi uyarınca uzlaşmaya tabi hale geldiği anlaşılmakla, aynı Kanun'un 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaşma hükümlerinin uygulanması ve sonucuna göre sanığın hukuksal durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak, HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 15/01/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Genel

Gece vakti, Pelin'e ait konutun eklentisi niteliğindeki bahçeye izinsiz girerek burada bulunan antika heykeli çalan Mert'in eylemi hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

A) Mert sadece hırsızlık suçundan cezalandırılır, konut dokunulmazlığının ihlali suçu hırsızlığın içinde erir.
B) Hırsızlık suçuyla konut dokunulmazlığının ihlali suçları arasında gerçek içtima hükümleri uygulanır.
C) Mert'in eylemi sadece "kişilerin huzur ve sükununu bozma" suçunu oluşturur.
D) Konut dokunulmazlığının ihlali suçu sadece konutun içine girilmesiyle oluşur, bahçe girişi suç teşkil etmez.
E) Hırsızlık amacıyla konuta girilmesi durumunda şikayet şartı aranır.

Bu maddeyle ilgili 5 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol