Türk Ceza Kanunu 13. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 13- (1) Aşağıdaki suçların, vatandaş veya yabancı tarafından, yabancı ülkede işlenmesi halinde, Türk kanunları uygulanır:
a) İkinci Kitap, Birinci Kısım altında yer alan suçlar.
b) İkinci Kitap, Dördüncü Kısım altındaki Üçüncü, Dördüncü, Beşinci, Altıncı, Yedinci ve Sekizinci Bölümlerde yer alan suçlar.
c) İşkence (madde 94, 95).
d) Çevrenin kasten kirletilmesi (madde 181).
e) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188), uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma (madde 190).
f) Parada sahtecilik (madde 197), para ve kıymetli damgaları imale yarayan araçların üretimi ve ticareti (madde 200), mühürde sahtecilik (madde 202).
g) Fuhuş (madde 227).
h) (Mülga : 26/6/2009 – 5918/1 md.)
i) Deniz, demiryolu veya havayolu ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması (madde 223, fıkra 2, 3) ya da bu araçlara karşı işlenen zarar verme (madde 152) suçları.
(2) (Ek ikinci fıkra: 29/6/2005 – 5377/3 md.) İkinci Kitap, Dördüncü Kısım altındaki Üçüncü, Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerde yer alanlar hariç; birinci fıkra kapsamına giren suçlardan dolayı Türkiye'de yargılama yapılması, Adalet Bakanının talebine bağlıdır
(3) Birinci fıkranın (a) ve (b) bentlerinde yazılı suçlar dolayısıyla yabancı bir ülkede mahkûmiyet veya beraat kararı verilmiş olsa bile, Adalet Bakanının talebi üzerine Türkiye'de yargılama yapılır.[3]
Seçimlik cezalarda soruşturma
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
109 karar eşleşti
6. Ceza Dairesi, 2023/13838 E., 2023/11008 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
İpsala Cumhuriyet Başsavcılığının 22.12.2006 tarihli iddianamesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 87/3, 106/2-a, 6136 sayılı Kanun'un 13/1, 53, 63, 54 maddeleri uyarınca kamu davası açılmıştır.
6. Ceza Dairesi 2023/13838 E. , 2023/11008 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten nitelikli yaralama, silahla tehdit, 6136 sayılı kanuna muhalefet
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu,7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İpsala Cumhuriyet Başsavcılığının 22.12.2006 tarihli iddianamesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 87/3, 106/2-a, 6136 sayılı Kanun'un 13/1, 53, 63, 54 maddeleri uyarınca kamu davası açılmıştır.
2. İpsala Asliye Ceza Mahkemesinin 18.01.2008 tarihli ve 2006/433 Esas, 2008/15 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 14.12.2006 tarihinde katılan ...'a yönelik silahla tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun'un 106/2-a maddesi gereğince 2 yıl hapis, 14.12.2006 tarihlerinde ruhsatsız tabanca bulundurup taşımak suçundan 6136 sayılı Kanun'un 13/1 maddesi gereğince 1 yıl 6 ay hapis ve 450,00 TL adli para, 02.09.2006 tarihinde katılan ...'ya yönelik silahla tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun'un 106/2-a maddesi gereğince 2 yıl hapis ve 26.08.2006 tarihinde katılan ...'e yönelik kasten nitelikli yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 87/3 maddesi gereğince 2 yıl hapis, cezaları ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. Hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 21.12.2009 tarihli ve 2009/26666 Esas, 2009/20868 Karar sayılı ilamı ile ""5271 sayılı Kanunun 231 maddesinin uygulanması koşullarının tartışılmaması.."
Nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
4. Bozma üzerine İpsala Asliye Ceza Mahkemesinin 27.04.2010 tarihli ve 2010/28 Esas, 2010/151 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 14.12.2006 tarihinde katılan ...'a yönelik silahla tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun'un 106/2-a maddesi gereğince 2 yıl hapis, 14.12.2006 tarihlerinde ruhsatsız tabanca bulundurup taşımak suçundan 6136 sayılı Kanun'un 13/1 maddesi gereğince 1 yıl hapis ve 450,00 TL adli para, 02.09.2006 tarihinde katılan ...'ya yönelik silahla tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun'un 106/2-a maddesi gereğince 2 yıl hapis ve 26.08.2006 tarihinde katılan ...'e yönelik kasten nitelikli yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 87/3 maddesi gereğince 2 yıl hapis, cezaları ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına dair kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilerek 5 yıl denetim süresi belirlenmiştir.
5. Sanığın denetim süresi içerisinde işlediği kasıtlı suç nedeniyle Malkara 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/383 Esas, 2019/80 Karar sayılı kararı ile mahkûmiyetine karar verildiğinin bildirilmesi üzerine, İpsala Asliye Ceza Mahkemesinin 01.04.2021 tarihli ve 2021/113 Esas, 2021/226 Karar sayılı kararı ile hükmün aynen açıklanmasına karar verilmiştir.
6. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 07.11.2022 tarih 4-2022/114919 sayılı, "Kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesi" görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanığın Temyiz Sebepleri;
Suçu işlemediğine, alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verilmesinin yasaya aykırı olduğuna, mahkûmiyeti gerektirir delil bulunmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraat karar verilmesi gerektiğine,
2.Vesaire
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılan ...’in 26.08.2006 tarihinde arkadaşları ... ve ... ile sanığın işlettiği birahaneye sabah 05.00 sıralarında gittiklerin ...’in sanıktan 4 adet bira getirmesini isteyip 100,00 TL verdiği, sanığın ise 3 adet bira getirdiğinde, 1 adet bira daha istediğini sanığın ise “bu saatte bira yok” dediği, ...'in para üstünü istemesi üzerine sanığın “bu saatte bira 20,00 TL bu saatten sonra para üstü müstü yok” diyerek cevap verdiği, çıkan tartışma sırasında sanığın eline aldığı satır ile ...'in üzerine yürüdüğü, katılan ...’in engel olmak isterken sanığın ...’i dizinden kemik kırığı olacak şekilde yaraladığı, bu olaydan bir süre sonra 02.09.2006 tarihinde saat 03.30 sıralarında katılanın kahvehane önünde oturduğu sırada sanığın katılanın yanına gelerek katılanın kuzeni ...'e yönelik yaralama olayıyla ilgili "niye benim aleyhime tanıklık yapıyorsun ananı avradını sinkaf ederim" diyerek hakaret ettiği olay yerinde bulunanların araya girerek sanığı uzaklaştırmaya çalıştıkları, bu sırada sanığın tabancasını çekerek havaya 3-4 el ateş ettikten sonra katılana "seninle yine görüşeceğiz" diyerek olay yerinden ayrıldığı, yargılamaya konu diğer olayda ise, katılan ...'ın 14.12.2006 tarihinde saat 01.30 sıralarında evine giderken sanığın yanında kardeşi Birkan ile karşısına çıktıkları, katılanın ağabeyi ... ve kuzeni ... ile yaşanan olaylar nedeniyle kendisine de husumet besleyen sanığın üzerine geldiğini görünce kaçmaya başladığı, bu sırada sanığın tabanca çekerek 2 el ateş ettiği, sanığın olaylarda kullandığı ruhsatsız tabancanın ele geçirildiği, anlaşılmıştır.
2. Katılan ... aşamalardaki ifadelerinde özetle; "Olay gecesi sabaha doğru saat 04.00-05.00 sıralarında sanık ...'ın işlettiği dükkana müşteki ... ile birlikte gittiklerini, müşteki ...'ın sanığa 100,00 TL para vererek 4 adet bira istediğini, sanığın bu sırada dükkan dışında bira içtiğini, ...'ın paranın üstünü istediğini sanığın para üstünü vermek istemediğini ve bu sebepten dolayı aralarında tartışma çıktığını, sanığın dükkanın içine girip kapı dibinde duran satırı alarak ...'ın üzerine yürüdüğünü kendisinin bu esnada araya girip olayı engellemeye çalıştığı sırada sanık ...'ın elinde bulunan satır ile kendisinin sağ dizinin altına vurduğunu; darbe sonucu yere düştüğünü, daha sonra kendisini hastaneye götürdüklerini, sanığın diğer müştekilere vurup vurmadığın görmediğini", katılan ...'in 04.09.2006 tarihli şikâyet dilekçesi ile aşamalardaki ifadelerinde özetle, .."akrabası olan ... ile sanık arasında olan husumet sebebiyle tanıklık yaptığı için sanık ...'ın olay tarihinde tabancayı üzerine doğrulttuğunu, bu esnada tanıkların araya girdiklerini ve tabancanın havaya doğru yöneldiğini sanığın havaya 3-4 el ateş ettiğini, sanığın elinde tabanca olduğu halde, kendisini ölümle tehdit ettiğini", katılan ... ise 14.12.2006 tarihli şikâyet dilekçesi ile aşamalardaki ifadelerinde özetle, "Olay gecesi saat 24.00 sıralarında halasının kızının evinden kendi evine giderken yolda sanık ...'ın önüne çıktığını, yanında kardeşi olan ...' in de olduğunu, sanık ...'ın kendisine hitaben "etrafımda dolaşma, senin ananı avradını sinkaf ederim" diyerek sövdüğünü, bu esnada belinden bir tabanca çıkararak korkutma amacıyla yan tarafa ateş ettiğini, kendisinin korkarak kaçtığını, olaydan sonra olay yerinde yaptığı araştırmada iki adet boş kovan bulduğunu ve bunları savcılığa teslim ettiğini.." beyan etmişlerdir.
3. Sanık aşamalarda olaylara ilişkin ifadelerinde özetle, "iş yerini temizleyip kapatmaya hazırlanırken katılan ...'in yanında arkadaşları ..., ... ve kardeşi ... ile alkollü şekilde dükkanına gelerek kendisinden köfte yapmasını istediklerini iş yerini kapatacağını iş yerini açamayacağını söylediğinde tartışma çıktığını üzerine yürüdüklerini kendini korumak için eline aldığı satırı hedef gözetmeden savurduğunu, diğer katılanlara yönelik eylemlere ilişkin savunmasında ise, "aralarında önceye dayalı bir sorun olduğunu, devamlı kendisini tehdit ettiklerinden kendisinde tabanca olduğunu bilmelerini ve kendisinden uzak durup rahatsız etmemelerini istediği için ateş ettiğini" beyan etmiştir.
4. Katılan ... hakkında düzenlenen 07.11.2006 tarihli adli raporda yaralamanın "yaşamını tehlikeye düşürmediği sağ tibia plato kırığının hayat fonksiyonlarına etkisinin orta derecede olduğu" belirtilmiştir.
5. Mağdurlar ... ..., ... ve katılan ... aşamalardaki ifadelerinde katılan ...'i destekleyen anlatımlarında olay bölümü gibi beyan etmişlerdir.
6. Tanık K.Ö. 21.12.2006 tarihli savcılık ifadesinde., "olay sonrası sanığın birahanesine görevli olarak gittiğinde camda kırık görmediğini bir iki sandalyenin etrafa dağılmış halde kırık olmadığını, herhangi bir zarar görmediği için de tutanak tutmadıklarını" beyan etmiştir.
7. Kolluk tarafından düzenlenen olay yeri inceleme, geçici el koyma tutanakları, uzmanlık raporları dava dosyasında mevcuttur.
8. Tanık H.H.T., M.B., C.T. ve H.C.'nin sanığın tabancasıyla ateş ettiğine ilişkin anlatımlarını içeren ifadeleri dava dosyasında mevcuttur.
IV. GEREKÇE
A. Kasten Nitelikli Yaralama Suçu Yönünden Tebliğnamede Yer Alan Görüşe İlişkin,
Sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-e, 87/3 maddeleri (5237 sayılı Kanun'un 87/3 maddesinde 5560 sayılı Kanun'un 4 maddesiyle yapılan 06.12.2006 tarihli değişiklik öncesi öngörülen ceza miktarı da gözetilerek) kapsamında kalan suçun aynı Kanun’un 66/1-d, ve 66/3, 67/4. maddeleri gereğince olağan zamanaşımı süresinin 15 yıl, aynı suçun olağanüstü zamanaşımı süresinin ise 22 yıl 6 ay olduğu, sanığın üzerine atılı eylemler nedeniyle zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla tebliğnamedeki düşme isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
B. Suçu İşlemediğine, Alt Sınırdan Uzaklaşılarak Ceza Verilmesinin Yasaya Aykırı Olduğuna, Mahkûmiyeti Gerektirir Delil Bulunmadığına, Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi Gereğince Beraat Karar Verilmesi Gerektiğine, İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden;
1. Sanık Hakkında Katılanlara Yönelik Silahla Tehdit Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmünde,
5237 sayılı Kanun'un 7/2. maddesi uyarınca; ''Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.'' hükmü de gözetilerek, sanığa yüklenen silahla tehdit ve 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından 5237 sayılı Kanun'un 106/2-a ve 6136 sayılı Kanun'un 13/1 maddelerinin gerektirdiği cezaların türü ve üst sınırlarına göre; aynı Kanun’un 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıl olağan dava zamanaşımının, sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 30.09.2010 tarihi ile ihbara konu ikinci suçun işlendiği 02.09.2012 tarihi arasında geçen durma süresi de dikkate alınarak, bozma ilamı öncesi verilen 18.01.2008 tarihli hüküm ile hükmün açıklanması tarihine kadar geçmiş bulunduğu anlaşılmıştır.
2. Sanık Hakkında Katılan ...'e Yönelik Kasten Silahla Nitelikli Yaralama Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmünde İse,
Katılanın aşamalardaki kararlı ve değişmeyen beyanları, sanığın ikrarı, olayın diğer mağdurlarının katılanı destekleyen birbiriyle uyumlu anlatımları, kolluk tarafından düzenlenen tutanaklar ile adli rapor dikkate alındığında, ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı anlaşıldığından, sanığın temyiz sebepleri yönünden, hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Ancak,
Oluş ve dosya kapsamından, sanığın silahtan sayılacak satır ile katılanı dizinden kemik kırığı oluşturacak şekilde yaraladığı olayda, kemik kırığı oluşturacak şekilde yaralamanın 5237 sayılı Kanun'un 87/3 maddesinde 5560 sayılı Kanun'un 4 maddesiyle yapılan 06.12.2006 tarihli değişiklik öncesi artırım nedeni olmayıp bağımsız şekilde 1 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması düzenlemesini içerdiği, anılan yasa değişikliği sonrasında ise nitelikli yaralama suçunun artırım sebebi olarak kabul edildiği dikkate alındığında, 5252 sayılı Yasanın 9/3 maddesi uyarınca, sanık yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/2-e, 87/3 maddelerinin anılan yasa değişikliği gözönünde bulundurularak maddi ceza hukuku yönünden ayrı ayrı ve bir bütün halinde somut olaya uygulanması ve denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan Yasa maddelerinin ayrı tespit edilip karşılaştırılarak lehe olan düzenlemenin belirlenip uygulama yapılması gerektiği düşünülmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Nedenleriyle hükümde hukuka aykırılık bulunmuştur.
V. KARAR
A. Sanık Hakkında Katılanlara Yönelik Silahla Tehdit ve 6136 Sayılı Kanun'a Muhalefet Suçları Yönünden,
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İpsala Asliye Ceza Mahkemesinin 01.04.2021 tarihli ve 2021/113 Esas, 2021/226 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321/1. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1-1 bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
B. Sanık Hakkında Katılan ...'e Yönelik Kasten Nitelikli Yaralama Suçu Yönünden,
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İpsala Asliye Ceza Mahkemesinin 01.04.2021 tarihli ve 2021/113 Esas, 2021/226 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istemi, gerekçe bölümünde B paragrafının (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca sonuç ceza miktarı açısından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
25.05.2023 tarihinde karar verildi.
Diğer kararlar (4)
3. Ceza Dairesi, 2015/5423 E., 2015/28241 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara 7. Ağır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Ç..'in 5237 sayılı TCK'nin 86/1, 86/3-e, 87/3, 151/1, 265/1, 171/1-c, 53, 58, 63. ve 6136 sayılı Yasa'nın 13/1. maddeleri uyarınca, diğer sanıklar S..
3. Ceza Dairesi 2015/5423 E. , 2015/28241 K.
"İçtihat Metni"
Tebliğname No : 6 - 2013/104743
MAHKEMESİ : Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 24/01/2013
NUMARASI : 2012/435 (E) ve 2013/7 (K)
S
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Sanık M.. Ç..'in 5237 sayılı TCK'nin 86/1, 86/3-e, 87/3, 151/1, 265/1, 171/1-c, 53, 58, 63. ve 6136 sayılı Yasa'nın 13/1. maddeleri uyarınca, diğer sanıklar S.. Ç..'in TCK'nin 265/1, 58. maddeleri ve S.. Ç..'in 265/1. maddesi uyarınca cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açıldığı, Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 07/12/2012 tarih ve 2012/1840 esas 2012/1852 sayılı kararı ile Görevsizlik kararı verilerek, sanıkların eylemlerinin sabit olması halinde TCK'nin 82/1.g, 151/1, 265/1, 171/1-c, 53, 58 ve 6136 sayılı Yasa'nın 13/1. maddeleri gereğince ayrı ayrı cezalandırılmaları için dosyanın görevli ve yetkili Ankara Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmesine dair karar verildiği, Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 24/01/2013 tarih ve 2012/435 esas 2013/7 sayılı kararı ile, sanıklar S.. Ç.. ve S.. Ç..'in sübut bulmayan memura direnme suçundan ayrı ayrı beraatlerine, sanık M.. Ç.. hakkında kasten yaralama suçundan TCK'nin 86/1, 86/3-e, 87/3 ve 62. maddeleri, görevli memura direnme suçundan TCK'nin 265/1, 265/4 ve 62. maddeleri, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan TCK'nin 170/1-c ve 62. maddeleri, 6136 sayılı Yasaya muhalefet suçundan aynı yasanın 13/1, TCK'nin 62. ve 52/2. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına, mala zarar verme suçundan kamu davasının düşürülmesine dair karar verildiği, Yargıtay 1. Ceza Dairesi Yüksek Başkanlığı'na hitaben Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 04/04/2013 tarih ve 2013/104743 sayılı tebliğnamesinin tanzim edildiği, Yüksek Yargıtay 1. Ceza Dairesi Başkanlığı'nın 23/10/2014 tarih ve 2013/2163 esas – 2014/4775 sayılı kararı ile ek tebliğname düzenlenilmesinin istenildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 13/11/2014 tarihli ek tebliğname düzenlendiği, Yüksek Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 05/02/2015 tarih ve 2014/6167 esas 2015/456 sayılı kararı ile Dairemizin görevli olduğundan bahisle Görevsizlik kararı verilmiş ise de;
Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesince verilen görevsizlik kararı, hüküm ve temyizin kapsamına, tebliğname tarihine, Yüksek Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından ek tebliğname talep edilmesine, Yargıtay Kanununun 14. maddesi uyarınca muhtelif suçlara ait temyiz incelemesinin suçlardan en ağırını incelemeye yetkili Daireye ait bulunmasına ve Yargıtay Büyük Genel Kurulu’nun 22.01.2015 tarih ve 29244 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 19.01.2015 tarih ve 2015/8 sayılı iş bölümü kararı gereğince temyiz inceleme görevi Yüksek Yargıtay (1.) Ceza Dairesine ait olmakla Dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, görev uyuşmazlığının çözümlenmesi için Yüksek Yargıtay Ceza Daireleri Başkanlar Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 13.10.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
1. Ceza Dairesi, 2013/4147 E., 2013/8187 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
hakkında, 5237 sayılı TCK. 81/1, 35/2, 62/1, 53/1, 106/2, 62/1, 53/1, 6136 sayılı Yasanın 13/1, TCK. 62/1, 53/1, 52/2, 63 ve 54. maddelerine göre, 10 yıl hapis, 2 yıl 6 ay hapis, 2 yıl 6 ay hapis, 1740.TL.
1. Ceza Dairesi 2013/4147 E. , 2013/8187 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs, kasten yaralamaya teşebbüs, tehdit, 6136 sayılı Yasaya muhalefet,
HÜKÜM : 1- Sanık ... hakkında, 5237 sayılı TCK. 81/1, 35/2, 62/1, 53/1, 106/2, 62/1, 53/1, 6136 sayılı Yasanın 13/1, TCK. 62/1, 53/1, 52/2, 63 ve 54. maddelerine göre, 10 yıl hapis, 2 yıl 6 ay hapis, 2 yıl 6 ay hapis, 1740.TL. adli para cezası ile cezalandırılmasına,
2- Sanık ... hakkında, 5237 sayılı TCK. 86/2, 86/3-e, 35, 53/1, 58/1-6, 106/2-a, 53/1, 58/1-6, 6136 sayılı Yasanın 13/1, TCK. 52/2, 53/1, 58/1-6, 63 ve 54. maddelerine göre, 9 ay hapis, 3 yıl hapis, 2 yıl 6 ay hapis, 2000.TL. adli para cezası ile cezalandırılmasına.
TÜRK MİLLETİ ADINA
1- Sanık ... hakkında mağdur ...'ı kasten öldürmeye teşebbüs, 6136 sayılı Yasaya aykırılık, sanık ... hakkında 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıkların, suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suçların niteliği tayin,
sanık ... yönünden takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebinin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçeler ile reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık ... müdafiinin teşdiden ceza tayinin yersizliğine yönelen, sanık ... müdafiinin bir sebebe dayanmayan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin tebliğnamedeki düşünce gibi (ONANMASINA),
2- Sanık ... hakkında tehdit suçundan, sanık ... hakkında mağdur ...'a yönelik tehdit, mağdur ...'ı kasten yaralamaya teşebbüs suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde,
A) Sanık ... hakkında tehdit suçundan kurulan hüküm yönünden,
Gerekçeli kararın, Anayasa’nın 141 ve 5271 sayılı CMK.nun 34, 230 ve 232. maddelerinde belirtilen nitelikleri taşıması gerektiği, gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin açıkça gösterilmesi, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, Yargıtay denetimine imkan verecek biçimde ayrı ayrı gösterilmesi ve hangisinin hangi sebeple diğerine üstün tutulduğu belirtilerek, ulaşılan kanaat ve sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiilleri ve bunların nitelendirilmesi ile buna göre hüküm kurulması gerektiği düşünülmeyerek, yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
B) Sanık ... hakkında mağdur ...'a yönelik tehdit suçundan kurulan hüküm yönünden;
Sanık hakkında düzenlenen 15.03.2012 tarihli iddianamenin başlık kısmında ...'ı "mağdur", ...'ın, "mağdur şüpheli", ...'ın "müşteki" olarak gösterildiği, olay anlatımında "şüpheli Sabri'nin, hesap yüzünden kızgınlıkları nedeniyle araçtan silahını alarak tanık güvenlik görevlileri ve işletme müdürü mağdur şüpheli ile tartıştıkları, şüpheli ...'ın bana ...derler şeklinde tehdit içerir sözler sarf ettiği" ve devamında şüpheli Sabri’nin "silahlarını gösterecek şekilde araçlarından üçü birlikte inerek mağdur ve mağdur şüpheli ile çalışanları korkutmaya ve tehdit etmeye devam ettiklerinden" bahisle sanık hakkında dava açıldığının anlaşılması karşısında;
a) Sanık hakkında mağdur ...'a yönelik tehdit suçundan iddianamede anlatılan bir eylem ve açılmış bir dava bulunmadığı anlaşıldığı halde, yazılı biçimde hüküm kurulması,
b) Sanık hakkında mağdurlar ... ve ... yönelik tehdit suçundan açılan davalar hakkında hüküm kurulmaması,
Suretiyle CMK.nun 225 maddesine aykırı davranılması,
C) Sanık ... hakkında mağdur ...'a yönelik kasten yaralamaya teşebbüs suçundan kurulan hüküm yönünden,
Sanık ...'nin, mağdur ...'ın yakasında tutarak "bana ...derler" dediği, daha sonra silahını doğrultup tetiğini düşürmesine rağmen silahın ateş almadığı olayda; sanığın eyleminin sadece silahla tehdit suçunu oluşturacağı gözetilmeden ayrıca yaralamaya teşebbüs suçundan da hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii ile Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak (BOZULMASINA), sanık ... hakkında kasten yaralamaya teşebbüs suçu yönünden CMUK nun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkının korunmasına, 26.12.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
lgede çıkış, sol uyluk ön yüzde giriş ve arka yüzde çıkış, boyun arka oksipital kemik hattından 3-4 cm altında giriş-çıkış olmak üzere hayati tehlike oluşturmayacak şekilde, basit tıbbi müdahale ile giderilemez nitelikte yaraladığı olayda; 5237 sayılı Yasanın 9-15 yıl arasında ceza öngören 35. maddesinin uygulanması sırasında meydana gelen zararın ağırlığı dikkate alınarak, alt ve üst sınırlar ara
Ceza Genel Kurulu 2010/1-55 E. , 2010/116 K.
"İçtihat Metni"
İtirazname : 2009/211054
Yargıtay Dairesi : 1. Ceza Dairesi
Sanık A. Z..’nın kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 5237 sayılı TCY’nın 81/1, 35/2 ve 62/1. maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 03.05.2007 gün ve 442-173 sayılı hüküm sanık mü¬dafii tarafından temyiz edilmekle, dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 18.11.2008 gün ve 3648-7350 sayı ile;
“Tanıklar H. T.. ve F.T..’ın ifadelerinin alındığı 20.12.2006 tarihli talimat tutanaklarının ilk sayfasının hakim tarafından imzalanmaması ve bu eksikliğin mahkemece tamamlattırılmaması suretiyle CMK’nun 219. maddesine aykırı davranılması” isabetsizliğinden bozulmuştur.
Bozmaya uyan yerel mahkemece 10.03.2009 gün ve 427-105 sayı ile; bu kez sanığın 5237 sayılı TCY’nın 81/1, 35/2 ve 62/1. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalan¬dırılmasına karar verilmiş, sanık müdafiinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 02.02.2010 gün ve 8948-555 sayı ile;
“Sanık A.Z..’nın, mağdura tüfek ile ateş ederek, sol kosta frenik bölgesinde sıyrık, sağ ayak dorsalde giriş ve planter bölgede çıkış, sol uyluk ön yüzde giriş ve arka yüzde çıkış, boyun arka oksipital kemik hattından 3-4 cm altında giriş-çıkış olmak üzere hayati tehlike oluşturmayacak şekilde, basit tıbbi müdahale ile giderilemez nitelikte yaraladığı olayda; 5237 sayılı Yasanın 9-15 yıl arasında ceza öngören 35. maddesinin uygulanması sırasında meydana gelen zararın ağırlığı dikkate alınarak, alt ve üst sınırlar arasında makul bir ceza tayini gerektiği gözetilmeden, 15 yıla hükmedilerek fazla ceza tayini” isabetsizliğinden hüküm bozulmuştur.
Yargıtay C. Başsavcılığı ise 03.03.2010 gün ve 211054 sayı ile;
“Sanık A. Z..'nın mağdura tabanca ile 4 el ateş ettiği, 4 atışta da isabet sağlayarak mağduru sol ayak, sağ ayak, sol uyluk ve boyun arka kısımlarından yaraladığı, alınan raporda sol kosta frenik bölgesinde sıyrık, sağ ayak dorsalde giriş ve planter bölgede çıkış, sol uyluk ön yüzde giriş ve arka yüzde çıkış, boyun arka oksipital kemik hattından 3-4 cm altında giriş-çıkış olmak üzere hayati tehlike oluşturmayacak şekilde, basit tıbbi müdahale ile giderilemez nitelikte yaraladığının anlaşıldığı, hayati nahiyeler olan sol uyluk ve boyun bölgesine ateş edildiği halde şans eseri mağdurun ağır yaralanmayıp hayati tehlike geçirmediği, ancak meydana gelen tehlikenin büyük olduğu, olayda kullanılan silah, atış sayısı, meydana gelen zarar ve tehlike dikkate alınarak mahkemece teşebbüs nedeni ile 5237 sayılı Yasanın 9-15 yıl arasında ceza öngören 35. maddesinin uygulanması sırasında alt ve üst sınırlar arasında makul bir ceza olan 12 yıl hapis cezasına hükmedildiği halde, Yüksek Yargıtay 1.Ceza Dairesince sanığın olayda tüfek kullandığı ve daha az bir ceza verilmesi gerektiği gerekçesine dayanan bozma kararının yasaya aykırı olduğu” görüşüyle itiraz yasa yoluna başvurarak, Özel Daire bozma kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmünün onanmasına karar verilmesi isteminde bulunmuştur.
Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendi¬ril¬miş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanığın kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 5237 sayılı TCY’nın 81/1, 35/2 ve 62/1. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilen somut olayda Yargıtay Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın cezasından teşebbüs nedeniyle yapılması gereken indirim miktarının belirlenmesine ilişkindir.
5237 sayılı TCY’nın 35/2. maddesi; “Suça teşebbüs halinde fail, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onüç yıldan yirmi yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine dokuz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir” şeklindedir.
Dosyanın incelenmesinde;
Olay öncesinde sanık A.Z.. ile mağdurun ailesi arasında çeşitli sorunlardan dolayı anlaşmazlık bulunduğu, ailesine karşı uygunsuz sözler söylemesi üzerine kendisiyle konuşmak üzere gelen mağdura, sanığın yakın mesafeden tabanca ile ateş ederek, sol kosta frenik bölgesinde sıyrık, sağ ayak arka giriş ve planter bölgede çıkış, sol uyluk ön yüzde giriş ve arka yüzde çıkış, boyun arka oksipital kemik hattından 3-4 cm altında giriş-çıkış olmak üzere hayati tehlike oluşturmayacak şekilde ve basit tıbbi müdahale ile giderilemez nitelikte yaraladığı, olayın bu şekilde gerçekleştiği konusunda yerel mahkeme, Özel Daire ve Yargıtay C. Başsavcılığı arasında herhangi bir uyuşmazlığın bulunmadığı, her ne kadar Özel Daire bozma kararında, sanığın mağdura tüfekle ateş ettiği belirtilmekte ise de, dosya içeriğinde bulunan 24.07.2006 tarihli olay yeri inceleme raporu ve tutanağı, muhafaza alma tutanağı, silah taşıma ruhsat fotokopisi, Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuarının 17.08.2006 gün ve 2524 ile 21.11.2006 gün ve 1498 sayılı raporları, emanet kayıtları, Malatya Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğünün 29.09.2006 gün ve 3788 sayılı raporu, sanık, mağdur ve tanık anlatımları ve tüm dosya içeriği karşısında sanığın olay tarihinde üzerinde bulunan taşıma ruhsatlı Unique marka 7.65 mm çaplı 770609 seri nolu tabanca ile yakın mesafeden ateş ederek mağdurun yaralanmasına neden olduğu Özel Daire ilamındaki tüfek ibaresinin yazım yanılgısından kaynaklandığı, bu yazım yanılgısının oluş ve kabule her hangi bir etkisinin bulunmadığı görülmektedir.
Yerel mahkeme 03.03.2007 tarihli ilk hükmünde, eylemin teşebbüs aşamasında kalması nedeniyle en az oranda indirim uygulayarak sanığın cezasını 15 yıl olarak belirlemiş, bu hükmün Özel Daire tarafından usule ilişen bir nedenden dolayı bozulması üzerine ise bu kez daha fazla oranda indirim uygulamak suretiyle 12 yıl hapis cezası belirlemiştir.
Yerel mahkeme, Özel Daire ve Yargıtay C. Başsavcılığı tarafından kabul edilip, dosya içeriği ile de uyum sağlayan oluş ve meydana gelen zararın ağırlığı birlikte ele alınıp değerlendirildiğinde, yerel mahkemenin sanık hakkında TCY’nın 81/1. maddesi uyarınca hükmettiği müebbet hapis cezasını, eylemin teşebbüs aşamasında kalması nedeniyle 35/2. maddesi uyarınca 12 yıla indirmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamakta, bu nedenle Özel Dairenin; “TCY’nın 35. maddesinin uygulanması sırasında meydana gelen zararın ağırlığı dikkate alınarak, alt ve üst sınırlar arasında makul bir ceza tayini gerektiği gözetil¬meden, 15 yıla hükmedilerek fazla ceza tayini” şeklindeki bozma kararı Yerel Mahkeme uygulaması ile de örtüşmemektedir.
Bu itibarla, Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Dairenin bozma kararı¬nın kaldırılmasına, sair yönleri de usul ve yasaya uygun bulunan yerel mahkeme hükmünün onanmasına karar verilmesi gerekmektedir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2- Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 02.02.2010 gün ve 8948-555 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,
3- Malatya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.03.2009 gün ve 427-105 sayılı kararının ONANMASINA,
4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.05.2010 günü yapılan müzakerede oybirliği ile karar verildi.
3. Ceza Dairesi, 2022/11609 E., 2025/13995 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
HÜKÜM: 1- TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 3, 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi
3. Ceza Dairesi 2022/11609 E. , 2025/13995 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI: 2019/767 E., 2021/1215 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2017/760 E., 2019/82 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık
HÜKÜM: 1- TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 3, 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi
2- TCK’nın 158/1-e-son, 158/3, 43/1, 62, 63, 52/2, 53. maddeleri uyarınca İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, Bozma
Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı CMK’nın 299/1. maddesi gereğince REDDİNE,
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-Sanık müdafiinin nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükmüne dair temyiz isteminin incelenmesinde;
Dosya içerisine alınan bilirkişi raporunda sanığın iki ayrı sınavdaki başarı farklılığının tesadüfi olamayacağına yönelik kuvvetli kanaat oluştuğunun ifade edilmesi karşısında; ihtimallere dayanan yüzdelik oranlarının yer aldığı değerlendirme içermesi, sanığın hileli bir davranışını ortaya koymaya elverişli olmadığı gibi, kişinin önceki ve sonraki yıllardaki doğru ve yanlış cevap sayılarının kıyaslanarak, sınav sorularını haksız elde etmek sureti ile sınavda hileli yollarla yüksek puan aldığının kesin olarak ispatlanamayacağı, ayrıca bilirkişi raporunu teyit eder başkaca delil, beyan, bilgi bulunmadığı gibi, bilirkişi raporunda sınav sorularının alındığına dair kesin kanaatin de bildirilmediği de gözetilerek, sanığın üzerine atılı kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçunu işlediğine dair her türlü kuşkudan uzak mahkûmiyetini gerektirir yeterli delil bulunmadığından beraati yerine, delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye kısmen uygun olarak BOZULMASINA,
2-Sanık müdafiinin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz istemi yönünden;
Ayrıntıları Dairemizin 26.10.2017 tarih ve 2017/1809 Esas 2017/5155 sayılı Kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir.(Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır(Toroslu özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280).
Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri Dairemizin 2015/3 Esas sayılı Kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında;
Sanığın dosya kapsamına yansıyan eylemleri nazara alındığında; suç tarihi itibariyle örgütsel bağını ortaya koyan herhangi bir kod adı kullanmayan veya örgütsel iletişim ağına dahil olmayan, soruşturmanın en başından itibaren aksi kanıtlanamayan savunmalarında da görüleceği üzere hakkında mahkumiyete yeterli, somut delil bulunmayan sanığın bu haliyle dosya kapsamına yansıyan eylemleri hiyerarşik yapıya girip organik ilişki içinde olduğunu gösterir çeşitlilik, yoğunluluk ve süreklilik göstermediğinden, her türlü kuşkudan uzak mahkumiyetine yeterli ve kuvvetli delil elde edilemediğinden sanığın beraati yerine sızdırılan sınav sorularının FETÖ terör örgütü üyeleri dışında kişilere verilmesi mümkün olmadığı şeklindeki karineden yola çıkarak varsayım ile mahkumiyetine hükmedilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Genel
Türk kanunlarının yer bakımından uygulanması kapsamında, "İnsanlığa Karşı Suçlar"ın bir yabancı tarafından yabancı bir ülkede işlenmesi halinde Türkiye'de yargılama yapılabilmesi için gereken temel şart aşağıdakilerden hangisidir?
A) Mağdurun Türk vatandaşı olması şarttır.
B) Sadece suçun Türkiye'de bir netice doğurması yeterlidir.
C) Türkiye'de yargılama yapılması Adalet Bakanının talebine bağlıdır.
D) Failin mutlaka Türk vatandaşı olması gerekir.
E) Yabancı ülkede bu suçtan dolayı bir hüküm verilmişse Türkiye'de asla yargılama yapılamaz.
Bu maddeyle ilgili 16 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.