5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 131

Türk Ceza Kanunu 131. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 131- (1) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç; hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, mağdurun şikayetine bağlıdır. (2) Mağdur, şikayet etmeden önce ölürse, veya suç ölmüş olan kişinin hatırasına karşı işlenmiş ise; ölenin ikinci dereceye kadar üstsoy ve altsoyu, eş veya kardeşleri tarafından şikayette bulunulabilir. DOKUZUNCU BÖLÜM Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar Haberleşmenin gizliliğini ihlal[57]

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

102 karar eşleşti
18. Ceza Dairesi, 2016/10761 E., 2018/7567 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
TCK'nın soruşturma ve kovuşturma başlıklı 131. maddesinin birinci fıkrasında ise;
18. Ceza Dairesi         2016/10761 E.  ,  2018/7567 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hakaret HÜKÜM : Mahkumiyet KARAR Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede,başkaca nedenler yerinde görülmemiştir, Ancak; Hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir, bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kamu görevlileri veya sivil vatandaşa yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir. Sanığın başka bir suçtan yargılandığı davada, duruşma düzenini bozduğu gerekçesiyle duruşma salonundan çıkartıldığı esnada mahkeme heyetine hitaben "beni nereye atıyorsunuz lan" şeklinde, kaba ifade niteliğindeki sözlerin, mağdurların onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, mahkumiyet kararı verilmesi, Kanuna aykırı ve sanık ...'ın temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 16/05/2018 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Adana Cumhuriyet Başsavcılığı 01/12/2011 gün ve 2011/11242 sayılı iddianame ile ... hakkında 18/10/2011 tarihinde kurulu halinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret suçu nedeniyle TCK 125/3-a-5, 53 maddeleri gereğince cezalandırılmaları için kamu davası açmış. Adana 5. Sulh Ceza Mahkemesi 24/09/2012 gün 2012/1939 sayılı kararı ile sanığın TCK 125/1-3-a, 43, 62, 53 maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar vermiştir. Karar 02/11/2012 tarihinde sanık tarafından temyiz edilmiş. Yargıtay 18. Ceza Dairesi 24/11/2015 gün 2015/11769 sayılı kararıyla sözlerin kaba söz olduğunu suç oluşturmadığını, kabule göre aleniyet unsurunun uygulanmaması, ek savunma verilmemesi, eksik ceza tayin nedeniyle hükmün bozulmasına karar vermiştir. Adana 23. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonrası 08/03/2016 tarihinde 2016/50 esas ve 2016/178 sayılı kararıyla sanığın TCK 125/3a, 125/4, 43/2, 62/1, 58, CMK 326/son maddeleri gereğince mahkumiyetine karar verildiği. Bu karar 14/03/2016 tarihinde sanık tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 18. Ceza Dairesi 16/05/2018 gün 2016/11761 esas ve 2018/7567 sayılı kararı ile eylemin suç oluşturmadığı belirtilerek hükmün bozulmasına oy çokluğuyla karar vermiştir. Yüksek Dairenin bozma kararına katılmıyorum. Nedenler: İddianameye, mahkeme kararına ve Yargıtay bozmasına konu olan ve kabul edilen eylem "18/10/2011 tarihinde sanığın Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/62 esas sayılı dosyasında nitelikli cinsel saldırı ve yağma suçlarından tutuklu olarak yargılandığı sırada duruşma esnasında huzuru bozma ve müdahillere hakaret vari eylemlerde bulunup yargılamayı engellemeye çalıştığından salondan dışarı çıkartıldığı sırada "beni nereye atıyorsunuz lan" şeklindeki eylemleridir. Sanık Adana Ağır Ceza Mahkemesinde cinsel saldırı ve yağma suçlarından yargılanırken duruşmada sergilediği tavırları nedeniyle salon dışına çıkartılırken aleni ortamda mahkeme heyetine hitaben söz konusu eylemi işlemiştir. Hakaret suçu TCK 125. maddesinde tanımlanmıştır. TCK 125 maddesi; 1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir. 2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur. 3) Hakaret suçunun; a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı, b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı, c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle, işlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz. 4) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır. 5) Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır. Maddenin birinci fıkrasında hakaret suçunun temel şekli, 3. ve 4. fıkralarında ise nitelikli halleri düzenlenmiş olup, madde gerekçesinde de "hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunun hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığıdır" şeklinde açıklama yapılmıştır. TCK'nın soruşturma ve kovuşturma başlıklı 131. maddesinin birinci fıkrasında ise; "kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç" hakaret suçunun soruşturması ve kovuşturması, mağdurun şikayetine bağlıdır" hükmüne yer vermiştir. Buna göre TCK 131/1 maddesinde kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret dışında kalan hakaret suçlarının takibinin şikayete tabi olduğu açıkça ifade edilmiştir. Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zaman, yer ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadı veya sövme fiilini oluşturmaması gerekmektedir. Hakaret suçu serbest hareketli bir suç olup sözler, yazılar, çizim vb. hareketlerle işlenebilir. Bu suçun manevi unsuru genel kasttır, mağdurun sıfatı bilinerek hareket edilmelidir. Hakaret suçları ifade özgürlüğünü sınırlayan hallerden bir tanesidir. Doğal haklardan kabul edilen ifade hürriyeti çoğulcu demokrasilerde vazgeçilmez ve devredilmez bir niteliğe sahiptir. İfade hürriyeti insanın özgürce fikirler edinebilme, edindiği fikir ve kanaatlerden dolayı kınanmama, bunların meşru yöntemlerle dışa vurabilme imkan ve özgürlüğüdür. Temel hak ve özgürlüklerden olan bu hak bir çok uluslararası belgeye, Anayasaya ve kanunları konu oluşturmuştur. Ancak ifade hürriyetinin sonsuz ve sınırsız olmadığı kısıtlı da olsa sınırlandırılmasının gerekeceği uluslararası ve ulusal alanda normlara konu edinmiştir. Uluslararası alanda İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 10/2. maddesinde "kullanılması görev ve sorumluluk yükleyen bu özgürlükler, demokratik bir toplumda, gerekli tedbirler niteliğinde olarak ... başkalarının şöhret ve haklarının korunması ... için Yasayla öngörülen bazı merasime, koşullara, sınırlamalara veya yaptırımlara bağlanabilir. "Anayasa'nın 26/2. maddesinde "bu hürriyetlerin kullanılması ... başkalarının şöhret veya haklarının ... korunması amacıyla sınırlanabilir". Söz konusu sınırlama veya müdahale için Yasal bir düzenleme, sınırlamanın meşru bir amacı ve nedenlerinin bulunması, sınırlamanın meşru amaçla orantılı ve önlemin demokratik toplum bakımından zorunlu olması gerekmektedir. TCK 125/3-a maddesinde hakaret suçunun kamu görevlisine karşı işlenmesi halinde verilecek cezanın yaptırımı düzenlenmiş, TCK 6. maddesi kamu görevlisi deyiminden "kamusal faaliyetin yürütülmesine, atama veya seçilme yoluyla ya da her hangi bir suretle sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi" tanımlamıştır. Burada ki temel ölçüt kamusal bir faaliyetin olmasıdır. Mahkemede görevi yapan hakimlerin kamusal görev ifa ettiğinden tereddüt etmemek gerekir. AİHM, Lesnik/Slovakya davasında kamu görevlilerinin görevlerini yerine getirirken hoşgörü göstermeleri gereken eleştiri sınırınını diğer insanlara göre daha geniş olduğu ancak kamu görevlilerinin siyasetçilerde olduğu gibi her türlü söylemlerini yakın denetime açtıkları anlamına gelmeyeceği üstelik görevlerini hakkıyla yerine getirmeleri için kamu güvenine sahip olmaları gerektiğini bunun ise kamu görevlisinin asılsız suçlamalara karşı korunmakla sağlanabileceğini vurgulamıştır. AİHM, Schöpfer/İsviçre davasında ise davanın taraflarından biri olan avukatların yargı sistemine saygılı olması gerektiğini, avukatların hakim aleyhine aşırı abartılı ve hakaretvari dil kullanmamaları gerektiğini belirtmiştir. Sonuç: Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinde cinsel saldırı ve yağma suçlarından tutuklu sanık olarak yargılandığı duruşmada duruşmanın huzurunu bozan ve müdahillere hakaretvari eylemlerde bulunan, yargılamayı engellemeye çalışan ve salon dışına çıkartılmasına karar verilen ...'ın bu sırada Mahkeme Heyetine hitaben onların toplum,adliye,meslektaşları içindeki ve duruşma salonundaki saygınlığını küçük düşüren, onurunu zedeleyen ve kamunun yargısal faaliyete güveninin dedikoduya malzeme olmasına ve zayıf düşmesine, toplumun adalet duygusunun bozulmasına neden olan bu eylemini mahkeme heyetini kücük düşürmek için ve hakaret etme kastıyla işleyen ...'ın üzerine atılı kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret suçunu işlediği için hükmün onanması gerektiği düşüncesindeyiz.

Diğer kararlar (4)

18. Ceza Dairesi, 2017/8301 E., 2018/8491 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
TCK'nın "Soruşturma ve kovuşturma koşulu" başlıklı 131. maddesinin birinci fıkrasında ise;
18. Ceza Dairesi         2017/8301 E.  ,  2018/8491 K. "İçtihat Metni" KARAR Hakaret suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, Siirt(Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesince verilen 26/02/2014 tarih ve 2013/373 esas, 2014/145 sayılı kararın sanık müdafisi tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 08/11/2017 tarih ve 2015/41589 esas, 2017/12672 sayılı kararıyla; "Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Yargılamaya konu somut olayda, sanığın vali ile görüşebilmek ve dikkat çekebilmek kastı ile iki adet yumurtayı tören alanında protokole yaklaşarak atması şeklindeki kişilere zarar vermeyen eyleminin, demokratik bir tepki niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, yasal olmayan ve yerinde görülmeyen gerekçe ile mahkumiyet kararı verilmesi, Kabule göre ise; Temel ceza belirlenirken doğrudan TCK'nın 125/3-a maddesi gereğince uygulama yapılması yerine, TCK'nın 125/1. maddesi uyarınca ceza belirlendikten sonra 125/3-a maddesinin uygulanması, Kanuna aykırı, sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye aykırı olarak HÜKMÜN BOZULMASINA," oy birliğiyle karar verilmiştir. I-İtiraz Nedenleri Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23/12/2017 gün ve 2014/193557 sayılı yazısı ile; "itiraza konu uyuşmazlık sanık ...'in vali ile görüşebilmek ve dikkat çekebilmek kastı ile iki adet yumurtayı tören alanında protokole yaklaşarak müştekilere atması şeklindeki eyleminin hakaret suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkindir. Hakaret suçu TCK’nun 125. maddesinde; “(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilât ederek işlenmesi gerekir. (2)Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur. (3)Hakaret suçunun; a)Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı, b)Dinî, siyasî, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı, c)Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle, İşlenmesi hâlinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz. (4) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır. (5)Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır" şeklinde düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasında hakaret suçunun temel şekli, üçüncü ve dördüncü fıkralarında ise nitelikli halleri düzenlenmiş olup, madde gerekçesinde de; "hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığıdır” şeklinde açıklama yapılmıştır. TCK'nın "Soruşturma ve kovuşturma koşulu" başlıklı 131. maddesinin birinci fıkrasında ise; “Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç; hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, mağdurun şikâyetine bağlıdır” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre, TCK'nın 131/1. maddesinde kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret dışında kalan hakaret suçlarının şikâyete tâbi olduğu açıkça ifade edilmiştir. Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde; maddi olayda, müşteki ...'ın Siirt Valisi, müşteki ...'nin Siirt İl Jandarma Komutanı, müşteki ...'nun ise Siirt İl Emniyet Müdürü olarak görev yaptıkları, olay tarihinde Karayolları Trafik Haftası olması nedeniyle Siirt İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürlüğü tarafından bir etkinlik düzenlediği, müştekilerin de bu etkinliğe katıldıkları, etkinlik sırasında sanığın, pek çok kişiye borcunun bulunduğu, borçlarını ödeyemediği, bu nedenle sesini duyurmak için eylem yapmaya karar verdiği, valilik binasına yakın yerden iki adet yumurta aldığı ve yumurtaları cebine koyduğu, yavaş yavaş tören alanına geldiği, tören alanına öğrencilerin arka kısmından girdiği, valilik binası önünde bulunan mermerden yapılmış amblemin bulunduğu yere geldiği sırada, protokolde oturan müştekilere doğru yaklaştığı ve cebinden çıkardığı ilk yumurtayı müşteki vali ...'a doğru fırlattığı, yumurtanın müşteki ...'a çarptığı ve onun omzundan sekerek diğer jandarma komutanı müşteki ...'ye isabet ettiği, sanığın, ardından ikinci yumurtayı da müştekilere doğru attığı, attığı yumurtanın protokolde bulunan birisi tarafından müştekilere doğru gitmesinin engellenmeye çalışıldığı, parçalanan yumurtanın bir kısmının müşteki emniyet müdürü ...'nun üzerine geldiği, daha sonra sanık ...'in çevrede bulunan polislerce etkisiz hale getirildiği, şeklinde gerçekleşen eylemde; Sanığın müştekilerin onur, şeref ve saygınlığını rencide etmek amacıyla Karayolları Trafik Haftası nedeniyle düzenlenen etkinlik çerçevesinde, resmi kutlamaların yapıldığı sırada küçük düşürmek kastıyla hakaret ettiği ve protokole ait zevata yönelik tahkir edici ve aşağılayan nitelikte bir eylem olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluştuğu gözetilmeden yasal olmayan yetersiz gerekçeyle, demokratik bir tepki olduğu kabul edilerek sanık hakkında hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığına ilişkin gerekçeyle bozma kararı verilmesi hukuka aykırılık oluşturmaktadır. Kabule görede; sanığın, vali ile görüşebilmek ve dikkat çekebilmek kastı ile iki adet yumurtayı tören alanında protokole yaklaşarak atması şeklindeki eyleminde müştekilerin üzerinde bulunan elbiselerinin kirlenmesine neden olduğu ve eyleminin mala zarar verme suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir. Buna ilişkin Yargıtay 15 Ceza Dairesinin 27/05/2014 tarih ve 2013/20074 Esas ve 2014/10468 Karar sayılı ilamında İşçi Partisi üyesi olan suça sürüklenen çocuğun Doğu Perinçekin uzun süre tutuklu kalmasının protesto etmek amacıyla Ak Parti İl binasının önünde slogan atmak ve binaya yumurta atarak duvar ve pencerelerin kirlenmesine sebebiyet vererek mala zarar verme suçunu işlediği kabul edilmiştir. Ayrıca, sanığın müştekilere yumurta atma eyleminde, vücut bütünlüğüne yönelik bir cismani saldığı olduğunu, şayet müştekilerin kafasına yada çehresine yüz bölgesine çarpması durumunda yaralama suçunun gerçekleşeceğinin kabul edilmesi ve vücut bütünlüğüne yönelik etkili eylemin gerçekleşmemesi durumunda yaralamaya teşebbüs suçunun işlediğinin kabulü gerekmekdir. Bu itibarla, Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 08/11/2017 gün ve 2015/41589 Esas, 2017/12672 Karar sayılı bozma kararının hukuka aykırı nitelikte olduğu ve sanık hakkında eyleminin hakaret suçunu oluşturmadığına yönelik bozma kararının kaldırılarak sanık hakkında hakaret suçundan verilen mahkumiyet kararının onanmasına sanığın eyleminin hakaret suçunu oluşturmadığının kabul edilmesi halinde sanık hakkında mala zarar verme ve yaralamaya teşebbüs suçlarının oluştuğunun kabul edilerek bozma kararı verilmesi istemiyle anılan karara itiraz edilmiştir. Sonuç Ve İstem : Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya kapsamında göre, 1- İtirazımızın KABULÜNE, 2- Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 08/11/2017 gün ve 2015/41589 Esas, 2017/12672 Karar sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA, 3- Siirt Sulh Ceza Mahkemesinin 26/02/2014 tarih 2013/373 Esas ve 2014/145 Karar sayılı ilamıyla, sanık hakkında TCK 125/1-3-a, 125/4, 43/2, 62 md 442 Gün Adpc ve TCK'nın 52 md. 8840 TL Adpc cezalandırılmasına ilişkin kararın ONANMASINA, sanığın müştekilere yumurta atma eyleminin hakaret suçu kabul edilmemesi halinde eylemin mala zarar verme ve yaralamaya teşebbüs suçu oluşturduğunun kabulüyle hükmün bu nedenlerle bozulmasına, 4- İtirazımız yerinde görülmediği taktirde dosyanın incelenmek üzere, Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmesi, itirazen arz ve talep olunur. " isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü: II- İtirazın Kapsamı İtiraz, hakaret suçundan, sanık ...'in mahkumiyetine ilişkin kararının bozulmasına dair, Dairemizin 08/11/20176 tarihli kararına ilişkindir. III- Karar Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE, Dairemizce verilen 08/11/2017 tarih ve 2015/41589 esas, 2017/12672 sayılı, hakaret suçundan, sanık ... Taşkesi'nin mahkumiyetine ilişkin olarak verilen bozma kararının KALDIRILMASINA, Siirt(Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesince verilen 26/02/2014 tarih ve 2013/373 esas, 2014/145 sayılı hükmün yeniden incelenmesi sonucu; Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Dosya kapsamına göre, sanığın vali ile görüşebilmek ve dikkat çekebilmek kastı ile iki adet yumurtayı tören alanında protokole yaklaşarak atması şeklindeki eyleminin, yaralama ve mala zarar verme suçlarını oluşturup oluşturmadığı tartışılmadan yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hakaret suçundan hüküm kurulması, Kabule göre ise; Temel ceza belirlenirken doğrudan TCK'nın 125/3-a maddesi gereğince uygulama yapılması yerine, TCK'nın 125/1. maddesi uyarınca ceza belirlendikten sonra 125/3-a maddesinin uygulanması, Kanuna aykırı, sanık ... müdafisinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye aykırı olarak, HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 30/05/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
18. Ceza Dairesi, 2015/31303 E., 2016/3689 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç: hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, mağdurun şikayetine bağlıdır." şeklindeki 131/1. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin
18. Ceza Dairesi         2015/31303 E.  ,  2016/3689 K. "İçtihat Metni" KARAR Hakaret suçundan sanık ... in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/1, 125/4, 62, 52. maddeleri uyarınca 1.740,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/01/2015 tarihli ve 2014/186 esas, 2015/62 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25/05/2015 gün ve 179526 sayılı istem yazısıyla Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi. İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç: hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, mağdurun şikayetine bağlıdır." şeklindeki 131/1. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa: gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir. " şeklindeki 223/8. maddesi birlikte nazara alındığında, somut olayda müştekinin 28/05/2014 tarihli ifadesinde, sanıktan şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında, sanık hakkında düşme yerine yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde görülmemiştir.” denilmektedir. Hukuksal Değerlendirme: 5237 sayılı TCK'nın 131/1. maddesinde, “Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç; hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, mağdurun şikâyetine bağlıdır." hükmüne yer verildiği, Aynı Kanun'un 73. maddesinin 4. fıkrasında ise, “Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür." hükümleri düzenlenmiştir. 5271 sayılı CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrasında da, “Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı yada soruşturma yada kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir." hükmü yer almaktadır. İncelenen dosyada; müşteki Gizem Özfalcı’nın 28.05.2014 tarihli sanık ...’ın bulunmadığı duruşmada şikayetinden vazgeçtiği, sanık ...’ın 29.07.2014 tarihli yakalama evrakı üzerine aynı tarihte 5. Asliye Ceza Mahkemesinde savunmasının alındığı, alınan savunmasında şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediğinin sorulmadığı ve sanığın da bu hususta beyanda bulunmadığı anlaşılmıştır. Sanığa şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorularak sonucuna göre hakaret suçundan açılan kamu davasının düşmesine karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesi zorunluluğu, bozmayı gerektirmiştir. Sonuç ve Karar:Yukarıda açıklanan nedenlerle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, yapılan açıklamalara göre yerinde görüldüğünden, 1- Hakaret suçundan sanık ... hakkında, 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/01/2015 tarihli ve 2014/186 esas, 2015/62 sayılı kararının, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 2- Sanığa şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediğinin sorulması gerektiğinden, CMK'nın 309/4-b maddesi gereğince sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, 29.02.2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 131 ]
4. Ceza Dairesi 2007/5527 E., 2009/421 K. 4. Ceza Dairesi 2007/5527 E., 2009/421 K. - SORUŞTURMA VE KOVUŞTURMA KOŞULU - SORUŞTURULMASI VE KOVUŞTURULMASI ŞİKÂYETE BAĞLI SUÇLAR- 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 73 ] - 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 131 ] - 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 223 ] "İçtihat Metni" Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; sanığın mağdur polis memuruna yönelik sövme suçunun görev nedeniyle olmayıp görev sırasında işlenmesi nedeniyle 5237 sayılı TCY.nın 131/1.maddesi uyarınca takibi yakınmaya bağlı suçlardan olması ve mağdurun yakınmasını geri alması karşısında, 5237 sayılı TCY.nın 73/4 ve CYY.nın 223/8.maddeleri uyarınca kamu davasının düşürülmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı biçimde hükümlülük kararı verilmesi, Bozmayı gerektirmiş ve O yer C.Savcısının temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 21.01.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
4. Ceza Dairesi, 2024/9274 E., 2025/1660 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
5237 sayılı Kanun'un 131 inci maddesinin birinci fıkrasında “Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç;
4. Ceza Dairesi         2024/9274 E.  ,  2025/1660 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/1962 Esas, 2023/718 Karar SUÇ : Hakaret İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkeme kararı ile sanık hakkında hakaret suçundan mahkumiyetine hükmedilmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.09.2024 tarihli ve 94660652-105-26-7268-2024-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.10.2024 tarihli ve KYB-2024/96305 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02/10/2024 tarihli ve KYB-2024/96305 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5237 sayılı Kanun'un 73/4. maddesinde yer alan "Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz." ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddesinde yer alan "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, Somut olayda, müşteki ...'ın 23/09/2021 tarihli oturumda sanık hakkında şikâyetinden vazgeçtiğini beyan ettiği, hakaret suçunun soruşturma ve kovuşturmasının şikâyete bağlı olduğu, sanığın da şikâyetten vazgeçmeyi kabul etmediğine dair bir beyanının bulunmadığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında takibi şikâyete bağlı hakaret suçundan düşme kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5237 sayılı Kanun'un 131 inci maddesinin birinci fıkrasında “Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç; hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, mağdurun şikâyetine bağlıdır." hükmüne yer verildiği, Aynı Kanun'un 73 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında ise, “Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür." hükümleri düzenlenmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasında da, “Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı yada soruşturma yada kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir." hükmü yer almaktadır. İncelenen somut olayda; mağdurun 23.09.2021 tarihli duruşmada şikayetinden vazgeçtiği, sanığa ise şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorulmadan 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulduğu anlaşılmıştır. Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.10.2020 tarih ve 2018/18-589 Esas, 2020/421 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun'un 73 üncü maddesinin altıncı fıkrasına göre kanunda aksi yazılı olmadıkça şikâyetten vazgeçmenin bunu kabul etmeyen sanığı etkilemeyeceğinin düzenlenmiş olması ve anılan Kanun hükmünün amacının yargılama sonucunda beraat etme ihtimali bulunan sanık hakkında yargılamaya devam olunarak suçun sabit olmaması hâlinde sanığın beraatine, sabit olduğunun anlaşılması durumunda ise cezalandırma zorunluluğu ortadan kalktığı için davanın düşmesine karar verilmesini gerektirmesi karşısında, her ne kadar sanığın şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediğine ilişkin bir beyanı yok ise de yargılama sonucu sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olması nedeniyle mahkumiyetine karar verildiği ve bu kararın kesinleşerek kanun yararına bozma talebiyle incelendiği dolayısıyla beraat etme ihtimalinin bulunmadığı, ancak 5237 sayılı Kanun'un 73 üncü maddesinin dördüncü fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkraları uyarınca, kovuşturma şartının ortadan kalkması ve bir düşme sebebi bulunduğundan davanın düşmesine karar verilmesi gerektiği kabul edilmelidir. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Yerel Mahkeme kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca karardaki hukuka aykırılık, hükmün Yargıtay tarafından düzeltilmesini gerektirmekle; "Sanık hakkında hakaret suçundan açılan kamu davasının, 5237 sayılı Kanun'un 73 üncü maddesinin dördüncü ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkraları gereğince DÜŞMESİNE, Sanık hakkında hakaret suçundan açılan kamu davasının düşmesi nedeniyle bu suç için yapılan yargılama giderinin Hazine üzerinde bırakılmasına," Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.02.2025 tarihinde karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.