Türk Ceza Kanunu 160. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 160- (1) Kaybedilmiş olması nedeniyle malikinin zilyedliğinden çıkmış olan ya da hata sonucu ele geçirilen eşya üzerinde, iade etmeksizin veya yetkili mercileri durumdan haberdar etmeksizin, malik gibi tasarrufta bulunan kişi, şikayet üzerine, bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
Hileli iflâs
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
19 karar eşleşti
2. Ceza Dairesi, 2022/515 E., 2022/5926 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
Sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 160 ve 62. maddeleri uyarınca belirlenen 25 gün karşılığı adlî para cezası üzerinden, 5271 sayılı Kanunun 251.
2. Ceza Dairesi 2022/515 E. , 2022/5926 K.
"İçtihat Metni"
Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf suçundan sanık ...'ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 160, 62, 52/1 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 251/3. maddeleri uyarınca 375,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Samsun 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/02/2021 tarihli ve 2021/9 esas, 2021/141 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 02/11/2021 gün ve 8529-2021 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17/12/2021 gün ve 2021/135159 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 160 ve 62. maddeleri uyarınca belirlenen 25 gün karşılığı adlî para cezası üzerinden, 5271 sayılı Kanunun 251. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1/4 oranında indirim yapılarak, bu suretle belirlenecek 18 gün karşılığı adlî para cezasının 5237 sayılı Kanunun 52/1. maddesi uyarınca günlüğü 20,00 Türk lirası üzerinden 360,00 Türk lirası adlî para cezasına çevrilmesi ve sonuç cezanın buna göre belirlenmesi gerekirken, önce adlî para cezasına hükmolunup sonrasında 5271 sayılı Kanunun 251. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1/4 oranında indirim yapılması suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayin edilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanık ... hakkında kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf suçundan cezalandırılması istemiyle açılan davada, basit yargılama usulünün uygulanması sonucu hüküm kurulurken 5237 sayılı TCK’nın 160 ve 62. maddeleri uyarınca belirlenen 25 gün karşılığı adli para cezası üzerinden, 5271 sayılı CMK’nın 251/3. maddesi uyarınca 1/4 oranında indirim yapılması sonucu belirlenecek olan 18 gün karşılığı adli para cezasının 5237 sayılı TCK’nın 52/1-2. maddeleri uyarınca günlüğü 20,00 TL üzerinden hesaplanması suretiyle sanığın 360,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken, sanık hakkında önce 25 gün karşılığı olarak 500,00 TL adli para cezasına hükmolunup sonrasında 5271 sayılı CMK’nın 251/3. maddesi uyarınca 1/4 oranında indirim yapılarak sanığın 375,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi suretiyle fazla ceza tayin edilmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (SAMSUN) 6. Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 05/02/2021 tarihli ve 2021/9 Esas, 2021/141 Karar sayılı kararın, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (d) bendinin verdiği yetkiyle; sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK’nın 160 ve 62. maddeleri uyarınca belirlenen 25 gün karşılığı adli para cezasının, 5271 sayılı CMK’nın 251/3. maddesi uyarınca 1/4 oranında indirilerek sanığın 18 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına, devamında 5237 sayılı TCK’nın 52/1-2. maddeleri uyarınca günlüğü takdire göre 20,00 TL’den hesaplanarak sanığın 360,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, infazın bu miktar üzerinden yapılmasına, hükmün diğer bölümlerinin aynen korunmasına, 28/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
2. Ceza Dairesi, 2023/29276 E., 2024/10025 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
"5237 sayılı Kanun'un 160. maddesinde yer alan, ''Kaybedilmiş olması nedeniyle malikinin zilyedliğinden çıkmış olan ya da hata sonucu ele geçirilen eşya üzerinde, iade etmeksizin veya yetkili mercileri durumdan haberdar etmeksizin, malik gibi tasarrufta bulunan kişi, şikayet ü
2. Ceza Dairesi 2023/29276 E. , 2024/10025 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf
İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04.12.2023 tarihli ve KYB-2023/116604 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"5237 sayılı Kanun'un 160. maddesinde yer alan, ''Kaybedilmiş olması nedeniyle malikinin zilyedliğinden çıkmış olan ya da hata sonucu ele geçirilen eşya üzerinde, iade etmeksizin veya yetkili mercileri durumdan haberdar etmeksizin, malik gibi tasarrufta bulunan kişi, şikayet üzerine, bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır." şeklindeki düzenleme ile aynı Kanun'un 49/1. maddesinde yer alan "Süreli hapis cezası, kanunda aksi belirtilmeyen hâllerde bir aydan az, yirmi yıldan fazla olamaz." şeklindeki düzenleme ve yine 61/9. maddesinde yer alan "Adlî para cezasının seçimlik ceza olarak öngörüldüğü suçlarda bu cezaya ilişkin gün biriminin alt sınırı, o suç tanımındaki hapis cezasının alt sınırından az; üst sınırı da, hapis cezasının üst sınırından fazla olamaz." şeklindeki düzenlemeler uyarınca kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf suçuna ilişkin adlî para cezası tercih edilmesi durumunda para cezasının 1 ay karşılığı 30 günden az olamayacağı nazara alındığında,
Dosya kapsamına göre, sanık hakkında anılan suçtan mahkemesince alt sınırdan olduğu belirtilmesine rağmen, temel cezanın asgari hadden uzaklaşılıp 90 gün adli para cezası tayin edilerek 1/6 oranında takdiri indirim sonucu neticeten 75 gün adli para cezası karşılığı 1.500,00 Türk lirası adli para cezasına karar verildiği, ancak suçun yaptırımının bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası olduğundan alt hadden para cezası seçilerek cezalandırılması halinde temel cezanın 30 gün olarak tayin edilip 1/6 oranında takdiri indirim sonucu neticeten 25 gün karşılığı 500,00 Türk lirası adli para cezasına hükmolunması gerekirken sanık hakkında fazla ceza tayin edilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 61/9. maddesinde yer alan "Adlî para cezasının seçimlik ceza olarak öngörüldüğü suçlarda bu cezaya ilişkin gün biriminin alt sınırı, o suç tanımındaki hapis cezasının alt sınırından az; üst sınırı da, hapis cezasının üst sınırından fazla olamaz." şeklindeki hüküm gereğince, seçimlik ceza öngörülen kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf suçuna ilişkin adlî para cezası tercih edilmesi durumunda, para cezasının 1 ay karşılığı 30 günden az olamayacağı, sanık hakkında kurulan hükümde “temel cezanın alt sınırdan belirlenmesi suretiyle ceza tayin edildiği” belirtildiği hâlde, anılan suçun para cezası olarak cezasının alt sınırının 1 ay karşılığı 30 gün olacağı, sanık hakkında aynı Kanun'un 160/1. maddesi uyarınca temel cezanın 1 ay karşılığı 30 gün olarak belirlenmesi gerekirken 90 gün karşılığı olarak adlî para cezasının belirlenmesi suretiyle fazla cezaya hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Çivril Asliye Ceza Mahkemesinin 21.09.2021 tarihli ve 2020/536 Esas, 2021/1171 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkrasının (d) bendinin verdiği yetkiyle; 5237 sayılı Kanun'un 160/1. maddesi uyarınca hükmolunan temel adli para cezasının 30 gün olarak belirlenmesine, aynı Kanun'un 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak 25 gün karşılığı adlî para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 52/2. maddesi uyarınca mahkemenin takdiri gözetilerek bir gün karşılığı 20,00 TL kabul edilerek sonuç adlî para cezasının 500,00 TL olarak belirlenmesine, hükmün diğer bölümlerinin aynen korunmasına, 24.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
6. Ceza Dairesi, 2020/5987 E., 2021/3163 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
5237 sayılı TCK'nın "Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf" başlıklı 160. maddesinde;
6. Ceza Dairesi 2020/5987 E. , 2021/3163 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri de yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Suç tarihinde sanık ...’ın gerçekleştirdiği, katılan ...’a ait olduğu anlaşılan bir atın açık yerden (ç)alınması fiilinin, hukuki nitelendirilmesi ayrıntılı olarak irdelenmelidir.
5237 sayılı TCK'nın "Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf" başlıklı 160. maddesinde;
"(1)Kaybedilmiş olması nedeniyle malikinin zilyetliğinden çıkmış olan ya da hata sonucu ele geçirilen eşya üzerinde, iade etmeksizin veya yetkili mercileri haberdar etmeksizin, malik gibi tasarrufta bulunan kişi, şikayet üzerine, bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır."
Aynı Kanunun "Hırsızlık" başlıklı 141. maddesinde;
"(1)Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir."
"Nitelikli hırsızlık" başlıklı 142. maddesinin birinci fıkrasının "e" bendinde,
"Âdet veya tahsis veya kullanımları gereği açıkta bırakılmış eşya hakkında,"
(TCK'nın 142. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen nitelikli hâllerin, 28.06.2014 öncesinde iki yıldan beş yıla, 28.06.2014 sonrasında işlenmesi halinde ise; üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasını müstelzimdir.)
İkinci fıkrasının "g" bendinde 28.06.2014 yürürlük tarihli, 6545 sayılı Kanundan önce;
"Barınak yerlerinde, sürüde veya açık yerlerde bulunan büyük veya küçükbaş hayvan hakkında,"
Değişiklikten sonra ise; “Büyük veya küçükbaş hayvan hakkında” ... cezalandırılır, düzenlemesine yer verilmiştir.
(6545 sayılı Kanun değişikliği ile bu bendin uygulama alanı genişletilmiştir. TCK'nın 142. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen nitelikli hâllerin, 28.06.2014 öncesinde üç yıldan yedi yıla, 28.06.2014 sonrasında işlenmesi hali ise; beş yıldan on yıla kadar hapis cezasını müstelzimdir.
Öncelikle atın sahipli ve büyükbaş hayvan olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekir.
Suç yeri ... ili, ... ilçesine bağlı ... köyüdür. Katılan ...’ın beyanında açıkça belirtiği gibi yörede atların zaman zaman kendi başına beslenebilmesi için doğaya salındığı, (Esasen Anadolu’nun değişik bölgelerinde, at, eşek, hatta keçi gibi hayvanların genellikle kış aylarında bakımı zor olduğu için doğaya salındığı, hayvanların yaban hayatı yaşadığı süre ve sonrasında başkaları tarafından sahiplenilmemesi için malikleri tarafından bir şekilde işaretlendiği, bahar aylarında hayvanların hizmetinden yararlanma ihtiyacı ortaya çıkınca tekrar yakalandığı, bu şekilde “Doğaya başıboş bırakılmış at, eşek gibi tek tırnaklı hayvanlara yılkı -Bkz. tdk.gov.tr-” denildiği, bilinmektedir.), bu itibarla suç konusu hayvanın, işaretli ve bir gözü de görmeyen, sahipli at (yılkı atı) olduğu, terk veya kaybedilmiş bir eşya (hayvan) olmadığı, sanık ...’ın bu durumu bilerek hayvanı yakalayıp sahiplendiği dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Bu itibarla başkasına ait olup ta adet ve kullanım gereği açık yerde bulunan bir (1) adet atın yakalanıp sahiplenilmesi (ve bilahare de 1.500 TL karşılığı katılana tekrar geri verilmeye çalışılması...) fiilinin, kaybolmuş eşya üzerinde tasarruf değil, hırsızlık olarak nitelendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Hırsızlık fiilinin suçun temel şeklini mi yoksa daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlini mi, nitelikli hâl ise; hangisini oluşturduğu konusuna gelince;
Sahipli eşek, tavşan vb. bazı hayvanların büyük veya küçükbaş hayvan sayılıp sayılmaması tartışmalı ise de; sahipli at konusunda böyle bir tartışma yoktur.
Bazı müellifler, 765 sayılı TCK döneminde yürürlükte bulunan 5617 sayılı Kanun 3488 sayılı Kanun yürürlükten kalkmış olsa bile, büyük ve küçükbaş hayvanları 5617 sayılı Kanun'un 2. maddesindeki tanıma göre belirlemek gerektiği görüşündedirler. Bu görüşe göre; “Deve, at, eşek, katır, manda, sığır ve bunların yavruları” büyükbaş, “Koyun ve keçi ile bunların yavruları” ise; küçükbaş hayvandır.
Kimi müelliflere göre ise, 05.01.2005 tarihli RG.'de yayımlanan "Et ve Et Ürünleri Üretim Tesislerinin Çalışma ve Denetleme Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik"in 4. maddesine göre, büyük ve küçükbaş hayvanı belirlemek gerekir. Bu Yönetmeliğe göre de, “Sığır, manda, at, deve, devekuşu ve domuz” büyükbaş; “Koyun, keçi ve tavşan” ise küçükbaş hayvandır.
Tavuk, horoz, ördek, kaz, hindi gibi kümes hayvanları ile güvercin, arı, köpek, kedi, papağan büyük veya küçükbaş hayvan olmadıkları için 5237 sayılı TCK'nın 142. maddesinin 2. fıkrasının "g" bendi kapsamında değerlendirilmeleri mümkün değildir.
Nitekim Yargıtay 13. Ceza Dairemiz 01.04.2014 günlü, 2013/11715 esas ve 2014/12061 sayılı kararında, katılana ait olup açıkta otlamakta olan sürünün başında bulunan çoban köpeğinin çalınması suçunun failini; çoban köpeği büyük veya küçükbaş hayvan olmadığı, ancak açıkta bulunmakla birlikte "âdet, kullanım ve tahsis gereği" sürünün başında iken çalmış olduğu için, TCK'nın 141. veya 142(2)-g maddesinden değil, 142(1)-e maddesi kapsamındaki nitelikli hırsızlık suçundan sorumlu bulmuştur.
Öte yandan Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 28.02.2017 günlü, 833-115 esas ve karar sayılı içtihadında özetle, kamu binasından işlenen hırsızlık suçunda TCK'nın 142(1)-a bendi kapsamında nitelikli hâl söz konusu olmakla birlikte, daha ağır cezayı gerektiren 142(2)-h ile düzenlenen nitelikli hâl de gerçekleşmiş olduğundan, yalnızca daha ağır cezayı gerektiren TCK'nın 142. maddesinin 2. fıkrasının "h" bendinden hüküm kurmak gerekir.
Bu açıklamalardan sonra somut olay değerlendirilecek olursa, suç tarihinde sanığın, katılana ait olup büyükbaş hayvan olarak kabul edilmesi gereken bir adet atı, âdet ve kullanım gereği açıktan çaldığı kabul edilmekle, hem TCK'nın 142(1)-e bendi kapsamında nitelikli hâl, hem de TCK'nın 142(2)-g bendi kapsamındaki daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâl söz konusudur. Ancak, sanık hakkında yalnızca daha ağır cezayı gerektiren ve suç tarihi 18.11.2013 itibariyle yürürlükte olan (lehe) TCK'nın 142(2)-g maddesinden mahkûm edilmesi gerekir.
Açıklanan nedenlerle,
5271 sayılı CMK’nın 226. maddesi uyarınca ek savunma verilmek suretiyle sanığın sübuta eren TCK'nın 142(2)-g maddesi kapsamındaki nitelikli hırsızlık suçundan mahkûmiyeti yerine, TCK'nın 160. maddesinden cezalandırılması,
Bozmayı gerektirmiş, O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 24.02.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.
2. Ceza Dairesi, 2020/10661 E., 2021/10875 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
vetlerine, köylerde muhtara bildirmek veya araştırma yapmak ve gerektiğinde ilân etmek zorundadır.) yerine getirmeden mal üzerinde malik gibi tasarrufta bulunarak telefonu 2 aydan fazla süre boyunca zilyetliğinde tutmaktan ibaret eyleminin TCK'nun 160. maddesinde düzenlenen kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde beraat kararı ver
2. Ceza Dairesi 2020/10661 E. , 2021/10875 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-Sanık ... hakkında kurulan beraat hükmüne ilişkin temyiz isteminin incelenmesinde;
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
2-Sanık ... hakkında kurulan beraat hükmüne ilişkin temyiz isteminin incelenmesinde;
a-Suça konu cep telefonun ... numarasına ilişkin olarak yapılan ... incelemesinden telefonu olaydan 11 gün sonra kullandığı tespit edilen sanığın, tüm aşamalarda üzerine atılı suçu kabul etmeyerek, suça konu cep telefonunu ifadesinin alındığı 05.02.2014 tarihinden 2 ay öncesinde çarşıda postane peronuna girerken iki çöp bidonunun arasında arka kapak rengi beyaz ve ekranı kırık halde bulduğunu, telefonun sahibine ulaşmak adına telefonu açmak için...'nun telefon ile uyumlu sim kartını, ricaen temin ederek taktığını, telefonun yarım saat sonra kendiliğinden kapanması üzerine kimseye ulaşamadığından telefonu torpido gözüne bıraktığını ve polislerin kendisini aramasına kadar da orda durduğunu ifade ettiğinin anlaşılması karşısında; sanığın hırsızlık suçunu işlediğine ilişkin kesin ve yeterli delil olmadığı ancak sanığın Türk Medeni Kanunu'nun 769. maddesinde belirtilen yükümlülükleri (Kaybedilmiş bir şeyi bulan kimse, malın sahibine, sahibini bilmiyorsa kolluk kuvvetlerine, köylerde muhtara bildirmek veya araştırma yapmak ve gerektiğinde ilân etmek zorundadır.) yerine getirmeden mal üzerinde malik gibi tasarrufta bulunarak telefonu 2 aydan fazla süre boyunca zilyetliğinde tutmaktan ibaret eyleminin TCK'nun 160. maddesinde düzenlenen kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
b-(1) Nolu bozma nedenine göre, 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile düzenlenen 5271 sayılı CMK'nın 251. maddesindeki "Basit Yargılama Usulü"nün uygulanmasıyla ilgili olarak, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle 5271 sayılı CMK'ya eklenen geçici 5/1-d maddesi ile "01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz" şeklinde sınırlama getirilmiş ise de; Hükümden sonra, 19.08.2020 tarihli ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren ... Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile yukarıda anılan geçici madde 5/1-d'de yer alan "kovuşturma evresine geçilmiş" ibaresinin, bilahare 16.03.2021 tarihli ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ... Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı iptal kararı ile de yukarıda anılan geçici madde 5/1-d'de yer alan "hükme bağlanmış" ibaresi aynı bentte yer alan "basit yargılama usulü" yönünden Anayasanın 38. maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. CMK’nın 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olması nedeniyle, temyize konu ve CMK'nın 251/1. maddesi kapsamına giren, TCK’nın 160. maddesinde düzenlenen kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf suçu yönünden, aynı Kanun’un 7. ve CMK’nın 251. maddeleri uyarınca yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 31.05.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
13. Ceza Dairesi, 2018/11245 E., 2019/4331 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
en arkadaşının otobüsten birlikte indiklerinde tanık muavin ...’nun müştekiye ait olan suça konu çantayı da sanık ve yanında bulunan arkadaşına ait olduğunu sanarak kendilerine teslim ettiğinde sanığın alması şeklinde gerçekleşen eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 160. maddesinde düzenlenen kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf suçunu oluşturduğunun kabul edilerek yapılan incelem
13. Ceza Dairesi 2018/11245 E. , 2019/4331 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Dosya kapsamına göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Olay günü müştekiyle aynı otobüste yolculuk etmekte olan sanık ve yanında bulunan ve açık kimliği tespit edilemeyen arkadaşının otobüsten birlikte indiklerinde tanık muavin ...’nun müştekiye ait olan suça konu çantayı da sanık ve yanında bulunan arkadaşına ait olduğunu sanarak kendilerine teslim ettiğinde sanığın alması şeklinde gerçekleşen eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 160. maddesinde düzenlenen kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf suçunu oluşturduğunun kabul edilerek yapılan incelemede;
Hükümden sonra 02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve 5237 sayılı TCK'nın 160. maddesinde tanımı yapılan kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesi uyarınca; ''suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.'' hükmü de gözetilerek 6763 sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik CMK'nın 254. maddesi uyarınca aynı kanunun 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, sair hususları incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 19/03/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Genel
Bir sanat galerisindeki sergi kapanışında, ressam Deniz, aceleyle çıkarken kendisine ait olduğunu sandığı ve kendi portfolyo çantasına çok benzeyen, aslında koleksiyoner Arda'ya ait olan bir çantayı alıp evine götürür. Evde çantayı açtığında içinde kendisine ait olmayan değerli bir antika saat olduğunu fark eder. Durumu bildirmek veya saati iade etmek yerine, saati kendi koleksiyonuna dahil edip kullanmaya başlar. Bu olayda, Deniz'in eylemi aşağıdaki suçlardan hangisini oluşturur?
A) Hırsızlık
B) Güveni kötüye kullanma
C) Dolandırıcılık
D) Yağma
E) Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf
Bu maddeyle ilgili 5 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.