Türk Ceza Kanunu 167. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 167- (1) Yağma ve nitelikli yağma hariç, bu bölümde yer alan suçların;
a) Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin,
b) Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlatlığın,
c) Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin,
Zararına olarak işlenmesi halinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz.
(2) Bu suçların, haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamayan kardeşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamakta olan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derecede kayın hısımlarının zararına olarak işlenmesi halinde; ilgili akraba hakkında şikayet üzerine verilecek ceza, yarısı oranında indirilir.
Etkin pişmanlık
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
32 karar eşleşti
6. Ceza Dairesi, 2021/18537 E., 2022/12919 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
yönünden TCK’nın 167. maddesi uygulanamaz ise de, altsoyu olan ve müşteki ...
6. Ceza Dairesi 2021/18537 E. , 2022/12919 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hâkimin takdirine göre; suçun, sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri de yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanık ... ile müşteki ...’in ... 2. Aile Mahkemesinin 18.12.2014 günlü, 2014/604 E. ve 2014/1062 K. sayılı ilamı ile boşandıkları, anılan kararın suç tarihinden önce 06.01.2015 tarihinde kesinleştiği, bu tarihten sonra olay günü sanığın, eski eşi müşteki ... ile çocuklarının birlikte yaşadığı eve gelerek evin dış kapı camını kırdığının anlaşılması karşısında; boşanma nedeniyle eski eşi müşteki ... yönünden TCK’nın 167. maddesi uygulanamaz ise de, altsoyu olan ve müşteki ... ile birlikte aynı konutu kullanan katılan ... ve diğer müştekiler Ceren, Songül ve Lale yönünden TCK’nın 167/1. maddesinin uygulanabilirliği açısından, suça konu konutun kime ait olduğu yahut kim tarafından kiralandığı araştırılıp tespit edildikten sonra sanık hakkında, TCK’nın 167/1. maddesi ile uygulama yapılıp yapılmayacağı hususunun karar yerinde tartışılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...’in temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, ceza miktarı bakımından 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’un 326/son (5271 sayılı CMK 307) maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının korunmasına, 03/10/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Diğer kararlar (4)
2. Ceza Dairesi, 2022/1453 E., 2022/11073 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
2- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun sanığın üzerine atılı mala zarar verme suçunu da kapsayan "Şahsi cezasızlık sebebi veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebep" başlıklı 167/1. maddesinde yer alan "(1) Yağma ve nitelikli yağma hariç, bu bölümde yer alan suçların;
2. Ceza Dairesi 2022/1453 E. , 2022/11073 K.
"İçtihat Metni"
Tehdit ve mala zarar verme suçlarından sanık ...’nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/1-2,151/1, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 1.000,00 Türk lirası ve 2.000,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına, tehdit suçu yönünden kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Eşme Asliye Ceza Mahkemesinin 10/09/2020 tarihli ve 2019/382 esas, 2020/282 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 10/12/2021 gün ve 22547/2021 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14/01/2022 gün ve 2021/155966 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 10/04/2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz veya istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddî boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği gözetilerek yapılan incelemede;
1- Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 15/12/2017 tarihli ve 2017/19084 esas, 2017/28185 karar sayılı ilâmında; "...uzlaştırmaya tabi olan bir suçla uzlaştırmaya tabi olmayan bir suçun yargılaması devam ederken, hakimin uzlaştırmaya tabi olacağını öngördüğü suçla ilgili olarak dosyayı soruşturma bürosuna göndermesi veya bu düşünceyle tefrik kararı vermesi durumunda uzlaştırma kapsamında olmayan suç açısından ihsası reyde bulunduğundan bahsedilemeyecektir.Yapılan yargılama neticesinde ise, sanığın kamu görevlisine hakaret suçundan beraatine hükmolunup, mercii kararından ve kanun yararına bozma talebinden önce kesinleşmesi nedeniyle bu suçun işlendiğinden bahsedilemeyeceği için, sair tehdit suçu yönünden de uzlaştırmaya engel olan CMK'nın 253/3. maddesinin uygulanma olanağı kalmayacak ve bu suç yönünden CMK'nın 254. maddesi gereğince uzlaştırma işlemlerinin yapılması gerekecektir…" şeklinde yer alan açıklamalar kapsamında, hüküm kurulurken uzlaştırma hükümlerine tabi olmayan suçtan beraat kararı verilmesi halinde, uzlaştırma kapsamında bulunan suç yönünden dosyanın soruşturma bürosuna gönderilebileceği, bu durumun ise ihsası rey olarak nitelendirilmeyeceği;
Somut olayda, sanık hakkında tehdit, eşe karşı kasten yaralama ve mala zarar verme suçlarından kamu davası açıldığı, yapılan yargılama neticesinde sanığın eşe karşı kasten yaralama suçundan beraatine, tehdit ve mala zarar verme suçlarından ise mahkûmiyetine hükmedildiği anlaşılmış ise de, sanık hakkında eşe karşı kasten yaralama suçundan beraat kararı verilmesi sebebiyle, tehdit ve mala zarar verme suçları yönünden uzlaştırmaya engel olan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 'uzlaşma' başlıklı 253/3. maddesinde yer alan ".... Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz.” şeklindeki düzenlemenin uygulama olanağının kalmadığı, bu hâli ile de tehdit ve mala zarar verme suçları yönünden 5271 sayılı Kanunu’nun 253. maddesindeki esas ve usullere göre aynı Kanun'un 254. maddesi uyarınca uzlaştırma işlemlerinin yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
Kabule göre de;
2- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun sanığın üzerine atılı mala zarar verme suçunu da kapsayan "Şahsi cezasızlık sebebi veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebep" başlıklı 167/1. maddesinde yer alan "(1) Yağma ve nitelikli yağma hariç, bu bölümde yer alan suçların; a) Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin, b) Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlatlığın, c) Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin, zararına olarak işlenmesi halinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz." şeklindeki düzenleme karşısında, dosya kapsamına göre, katılan ...'ın suç tarihi olan 26/09/2019 tarihinde sanık ...'nın resmi nikahlı eşi olduğu ve bu nedenle sanığın mala zarar verme suçundan mahkumiyetine karar verilemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
1-Sanığın suç tarihi itibarıyla resmi nikahlı eşi olan katılanın cep telefonuna zarar vermesi nedeniyle hakkında mala zarar suçu yönünden mahkumiyet kararı verilmiş ise de; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun sanığın üzerine atılı mala zarar verme suçunu da kapsayan "Şahsi cezasızlık sebebi veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebep" başlıklı 167/1. maddesinde yer alan "(1) Yağma ve nitelikli yağma hariç, bu bölümde yer alan suçların; a) Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin, b) Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlatlığın, c) Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin, zararına olarak işlenmesi halinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz." şeklindeki düzenleme karşısında, suç tarihi olan 26/09/2019 tarihinde sanığın katılanın ayrılık kararı verilmiş olmayan eşi olduğu ve cezalandırılamayacağı gözetilmeksizin, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi nedeniyle (2) numaralı kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, sanık ... hakkında mala zarar verme suçu ile ilgili olarak (EŞME) Asliye Ceza Mahkemesinden kesin olarak verilen 10.09.2020 tarihli ve 2019/382 esas, 2020/282 karar sayılı kararın, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (d) bendinin verdiği yetkiyle, mala zarar verme suçundan sanık hakkında CEZA VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, tayin olunan cezanın çektirilmemesine,
2-Somut olayda, sanık hakkında tehdit, eşe karşı kasten yaralama ve mala zarar verme suçlarından kamu davası açıldığı, yapılan yargılama neticesinde sanığın eşe karşı kasten yaralama suçundan beraatine, tehdit suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve mala zarar verme suçundan ise mahkûmiyetine hükmedildiği anlaşılmış ise de, sanık hakkında eşe karşı kasten yaralama suçundan beraat kararı verilmesi sebebiyle, tehdit suçu yönünden uzlaştırmaya engel olan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 'uzlaşma' başlıklı 253/3. maddesinde yer alan ".... Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz.” şeklindeki düzenlemenin uygulama olanağının kalmadığı, bu hâli ile de tehdit suçu (TCK 106/1-2. cümle) yönünden 5271 sayılı Kanunu’nun 253. maddesindeki esas ve usullere göre aynı Kanun'un 254. maddesi uyarınca uzlaştırma işlemlerinin yapılarak sonucuna göre sanık ...’nın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi nedeniyle (1) numaralı kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, sanık hakkında tehdit suçundan (EŞME) Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 10.09.2020 tarihli ve 2019/382 esas, 2020/282 karar sayılı kararının belirtilen nedenle 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 01/06/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
15. Ceza Dairesi, 2013/23614 E., 2014/14605 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
2- Mala zarar verme ve paydaş ile malik olunan mal üzerinde hırsızlık suçundan verilen hükümler açısından; TCK'nın 167/2. maddesine göre, mala karşı işlenen suçların aynı konutta beraber yaşamakta olan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derecede kayın hısımlarının zararına olarak işlenmesi hâlinde şikayet üzerine verilecek cezanın yarı oranında indirileceğinin
15. Ceza Dairesi 2013/23614 E. , 2014/14605 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, hakaret, sair tehdit, paydaş ile malik olunan mal üzerinde hırsızlık
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
... hakkında hakaret suçundan verilen beraat kararıyla ilgili herhangi bir temyiz isteminin bulunmadığı dikkate alınarak, sanık ... hakkında verilen hükümlerle sınırlı olarak yapılan incelemede;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Tehdit, bir kimsenin başkasını,kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin,onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi,verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur
haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye ..., şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun ... şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, ... ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır. Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır. Hakaret huzurda işlenebileceği gibi, gıyapta da işlenebilir. Gıyapta hakaretin cezalandırılabilmesi için, mağdurun yokluğunda en az ikiden fazla kişilerle ihtilat edilerek yani en az üç kişinin hakaret sözünü öğrenmiş olması kaydıyla hakaretin yapılması şarttır. Mağdur bu sayıya dâhil değildir. Mağdurun hazır olması halinde gıyapta hakaret den bahsedilemez. Kendileriyle ihtilat edilen kişilerin bir arada bulunmaları ve hakaret sözünü aynı anda öğrenmelerine gerek yoktur. İhtilat aktarma suretiyle gerçekleşmişse hakaret sözlerinin aynı yada benzer olması aranmalıdır. Fail, sözlerini ikiden fazla kişiye söylemekte yada daha çok kişinin duyabileceği bir yerde konuşmakta ve sözleri başkaları tarafından duyulabilmekte, failde bu durumun bilincinde ise ihtilat oluşmuştur. Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Sanığın, amcasının eşi olan katılanla .. ilçesi ... Mevkii ... nolu parselde hissedar oldukları, bahse konu taşınmazın taraflarca anlaşmaya istinaden ortak olarak kullanıldığı, bu nedenle tarlanın çitlerle örüldüğü, sanığın böyle bir taksim yapılmadığını savunduğu, daha sonra sanığın, taşınmazın kenarında bulunan ve katılan tarafından yapılan kazıkları söktüğü, yine müşterek mülkiyete konu taşınmazda bulunan ağaçları budamak ve kesmek suretiyle evine götürdüğü, ayrıca traktörle, katılana ait ekini çiğneyerek zarar verdiği, katılana yönelik olarak “tarlayı sürersen sana gününü gösteririm, sinkaf ederim” şeklinde hakaret ve tehditte bulunduğu, böylece sanığın mala zarar verme, alanen hakaret, sair tehdit ve paydaş ile malik olunan mal üzerinde hırsızlık suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda,
1-Tehdit suçundan verilen beraat kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık, katılan ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre, tehdit suçunun sanık tarafından işlendiğine dair mahkumiyete yeter kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmakla, bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Mala zarar verme, hakaret ve paydaş ile malik olunan mal üzerinde hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık, katılan ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre, suçların sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Bütün hükümler açısından; 5237 sayılı TCK’nın 58.maddesinin 3. fıkrasında “tekerrür halinde sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis cezasıyla adli para cezası öngörülmüşse hapis cezasına hükmolunacağı” ve aynı Kanunun 50. maddesinin 2. fıkrasında ise, “suç tanımında hapis cezası ile adli para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hallerde hapis cezasına hükmedilmişse bu cezanın artık adli para cezasına çevrilemeyeceği” düzenlenmiştir. Bu durumda, sanık hakkında mükerrir olması nedeniyle uygulanan maddede seçenek olarak öngörülen yaptırımlardan hakimin tercih hakkı bulunmadığından zorunlu olarak hapis cezasına hükmedilmesinin gerektiği, fakat, bu cezanın, koşulların bulunması durumunda aynı Kanun’un 50/1. maddesinde yazılı diğer seçenek yaptırımlardan birisine çevrilmesine yasal bir engel bulunmadığı halde, sanıklar hakkında hükmolunan hapis cezalarının 5237 sayılı TCK’nın 50/2. maddesi uyarınca adli para cezasına çevrilmek suretiyle hüküm kurulması,
2- Mala zarar verme ve paydaş ile malik olunan mal üzerinde hırsızlık suçundan verilen hükümler açısından; TCK'nın 167/2. maddesine göre, mala karşı işlenen suçların aynı konutta beraber yaşamakta olan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derecede kayın hısımlarının zararına olarak işlenmesi hâlinde şikayet üzerine verilecek cezanın yarı oranında indirileceğinin hüküm altına alındığı dikkate alınarak, somut olayda, katılanın, sanığın amcasının eşi olduğu ve sanıkla aynı konutta oturmadığının anlaşılması karşısında TCK'nın 167/2. maddesinin yasal koşullarının oluşmadığı gözetilmeden, bu cezalardan indirim yapmak suretiyle eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi, 2013/14239 E., 2013/13685 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Güveni kötüye kullanma suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 155/2, 167/2 ve 62/1. maddeleri uyarınca 5 ay hapis ve 50 gün adlî para cezaları ile cezalandırılmasına, kısa süreli hapis cezasının aynı Kanun'un 51.
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2013/14239 E. , 2013/13685 K.
"İçtihat Metni"
Güveni kötüye kullanma suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 155/2, 167/2 ve 62/1. maddeleri uyarınca 5 ay hapis ve 50 gün adlî para cezaları ile cezalandırılmasına, kısa süreli hapis cezasının aynı Kanun'un 51. maddesine göre ertelenmesine, gün adlî para cezasının anılan Kanun'un 52/2. maddesi gereğince 1.000 Türk lirası adlî para cezasına çevrilmesine dair ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/06/2012 tarihli ve 2010/282 esas, 2012/661 sayılı sayılı karar aleyhine Yüksek ... Bakanlığınca verilen 03/05/2013 gün ve 2013/7194/28823 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22/05/2013 gün ve 2013/165218 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "güveni kötüye kullanma" kenar başlıklı 155. maddesinde, " (1) Başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkar eden kişi, şikâyet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır. (2) Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde, bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur." aynı Kanun'un 52/1 ve 2. fıkrasında ise, "Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir. En az yirmi ve en fazla yüz Türk lirası olan bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsi hâlleri göz önünde bulundurularak takdir edilir." hükümlerinin yer alması karşısında, sanık hakkında hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde, herhangi bir teşdit sebebi ve farklı uygulamanın gerekçesi gösterilmeden adlî para cezasının alt sınırın üzerinde belirlenmesinde, isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dosya incelendi, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-1/1/8 esas, 2007/152 karar sayılı ilamında da açıklandığı gibi yasa koyucunun hapis cezasının yanında ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde mahkemece “suçun niteliğine ve işleniş biçimine göre takdiren ve para cezasına teşdiden” denilerek hapis cezası alt sınırdan tayin edilmesine rağmen ayrıca gerekçe gösterilmeden adli para cezasının alt sınırın üzerinde tayin edilmek, suretiyle çelişkiye düşülmesinin usul ve yasaya aykırı bulunduğunun anlaşılması karşısında, Kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görüldüğünden,
... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.06.2012 gün ve 2010/282 esas, 2012/661 sayılı kararın CMK’nın 309. maddesinin 4. fıkrasının d bendi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre, sanık hakkında TCK'nın 155/2,167/2, 62, ve 52/2 maddelerine göre kurulan hükümde adli para cezasınına ilişkin uygulamaların çıkartılarak, yerine, sırasıyla 5 gün, 2 gün, 1 gün ve 20. TL adli para cezası olarak eklenmesine, infazın bu miktarlar üzerinden yapılmasına, hükümdeki diğer hususların aynen bırakılmasına, 23.09.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
9. Ceza Dairesi, 2009/7008 E., 2011/2729 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
hakkında tayin edilen cezada TCK'nın 167/2. maddesi gereğince indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
9. Ceza Dairesi 2009/7008 E. , 2011/2729 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Mala zarar verme, Kasten yaralamaya teşebbüs etme
Hüküm : 1- Sanık ... hakkında; TCK'nın 151/1, 52. maddeleri gereğince mahkumiyet
2- Sanık ... hakkında; TCK'nın 86/2-3-a, 35, 29, 52. maddeleri gereğince mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanıkların yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sanıkların ayrı konutlarda yaşayan kardeş olmaları sebebiyle sanık ... hakkında tayin edilen cezada TCK'nın 167/2. maddesi gereğince indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Temel adli para cezalarının gün yerine ay esas alınarak belirlenmesi,
3- Adli para cezalarının taksitlendirilmesinin dayanağı olan Kanun ve maddesinin hükümde gösterilmemesi,
Kanuna aykırı olup hükmün bu nedenlerle BOZULMASINA, bu hususların yeniden duruşma yapılmaksızın CMUK'nın 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan;
A) Sanık ... hakkında mala zarar verme suçundan; TCK'nın 151/1. maddesi gereğince tayin edilen 120 gün adli para cezasından TCK'nın 167/2. maddesi uyarınca 1/2 oranında indirim yapılarak belirlenen 60 gün adli para cezasının TCK'nın 52. maddesi gereğince günlüğü 20 TL'den 1200 YTL adli para cezasına indirilmesi,
B) Sanık ... hakkında kasten yaralama suçundan; TCK'nın 86/2. maddesi gereğince 120 gün adli para cezası belirlenerek TCK'nın 86/3-a maddesi uyarınca 1/2 oranında artırım yapılarak 180 gün adli para cezası ve aynı Kanunun 35. maddesi gereğince 1/4 oranında indirim yapılarak belirlenen 135 gün adli para cezasında aynı Kanunun 29. maddesi gereğince 1/4 oranında indirim yapılarak tespit edilen 101 gün adli para cezasının TCK'nın 52. maddesi gereğince günlüğü 20 TL'den paraya çevrilerek 2020 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
C) Her iki sanık hakkındaki hükümdeki taksitlendirmeye ilişkin cümlelerin başına "TCK'nın 52/4. maddesi gereğince" ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 05.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Ceza Hukuku Özel Hükümler
Hırsızlık suçunun, failin aşağıdaki akrabalarından hangisinin zararına işlenmesi durumunda "şahsi cezasızlık sebebi" uygulanır ve faile ceza verilmez? I. Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eş II. Aynı konutta beraber yaşayan kardeş III. Aynı konutta beraber yaşamayan kardeş
A) Yalnız I
B) I ve II
C) I ve III
D) II ve III
E) I, II ve III
Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.