5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 168

Türk Ceza Kanunu 168. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 168 – (Değişik: 29/6/2005 – 5377/20 md.) (1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs (…)[72] suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir. (2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir. (3) Yağma suçundan dolayı etkin pişmanlık gösteren kişiye verilecek cezanın, birinci fıkraya giren hallerde yarısına, ikinci fıkraya giren hallerde üçte birine kadarı indirilir. (4) Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun rızası aranır. (5) (Ek: 2/7/2012 – 6352/84 md.) Karşılıksız yararlanma suçunda, fail, azmettiren veya yardım edenin pişmanlık göstererek mağdurun, kamunun veya özel hukuk tüzel kişisinin uğradığı zararı, soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi halinde kamu davası açılmaz; zararın hüküm verilinceye kadar tamamen tazmin edilmesi halinde ise, verilecek ceza üçte birine kadar indirilir. Ancak kişi, bu fıkra hükmünden iki defadan fazla yararlanamaz. Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

1.034 karar eşleşti
2. Ceza Dairesi, 2023/11556 E., 2024/17180 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/168 Esas, 2016/208 Karar sayılı kararla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-a, 168/1 ve 62. maddelerine göre uygulama yapılarak 10 ay hapis cezası, mağdur ...
2. Ceza Dairesi         2023/11556 E.  ,  2024/17180 K. "İçtihat Metni" B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/478 E., 2023/40 K. ŞİKÂYETÇİLER : ...,..., ...,... SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: Sanık hakkında, Tıp Fakültesi öğrencisi olan mağdurlara yönelik derslikte bulanan çantalarından muhtelif miktarlarda para çalınması şeklindeki olayla ilgili olarak ayrı ayrı iddianamelerle kamu davası açılıp yargılamaların yapıldığı ve neticeten sanık hakkında, mağdur ... Akday'a yönelik ...i sebebiyle Mersin 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/168 Esas, 2016/208 Karar sayılı kararla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-a, 168/1 ve 62. maddelerine göre uygulama yapılarak 10 ay hapis cezası, mağdur ... ...'e yönelik ...i sebebiyle Mersin 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/177 Esas, 2016/212 Karar sayılı kararla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-a, 168/1 ve 62. maddelerine göre uygulama yapılarak 10 ay hapis cezası, mağdur ...'a yönelik ...i sebebiyle Mersin (Kapatılan) 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/177 Esas, 2016/468 Karar sayılı kararla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-h, 168/1 maddelerine göre uygulama yapılarak 1 yıl 8 ay hapis cezası ve tüm mağdurlara yönelik olarak açılmış olan davada da Mersin 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/286 Esas, 2016/341 Karar sayılı kararıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-h, 168/1. maddelerine göre uygulama yapılarak 2 yıl hapis cezası ile mahkûmiyetine karar verildiği, söz konusu hükümlerin sanık tarafından ayrı ayrı temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 14.06.2021 (aynı) tarihli, yukarıda belirtilen sıraya göre 2020/8662 Esas, 2021/11306 Karar, 2021/730 Esas, 2021/11307 Karar, 2021/18845 Esas, 2021/11305 Karar ve 2021/5151 Esas, 2021/11304 Karar sayılı ilâmları ile ...in 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h suçuna uyduğu ve tüm dosyaların birleştirilerek sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43/2. maddesi gereği zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gerekçeleriyle bozulmalarına karar verildiği, bozma sonrasında bahsi geçen dosyaların yeni esaslara kaydedilerek Mersin 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/168 Esas sayılı dosyasının bozmadan almış olduğu 2021/478 Esas sayılı dosyasında birleştirildikleri, mahkemece yapılan yargılama neticesinde bozma ilâmı doğrultusunda hüküm kurmak suretiyle 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h, 43/2 delaletiyle 43/1 ve 168/1. maddelerine göre uygulama yapılarak neticeten 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında bozma öncesinde her bir mağdura yönelik farklı dosyalardan kurulan ceza miktarları toplamı ile bozma sonrasında tüm mağdurlara yönelik ... sebebiyle kurulan hükümdeki ceza miktarları nazara alındığında, bozma sonrasındaki ilâm ile verilen cezanın sanık lehine olduğu anlaşıldığından, Tebliğname'deki, ceza miktarı bakımından sanığın ayrıca kazanılmış hakkının gözetilmesi gerektiği yönündeki görüşe iştirak edilmemiştir. Bozma öncesindeki 31.03.2016 tarihli mahkeme kararında sanık hakkında adli sicil kaydında yer alan Çankırı 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/215 Esas ve 2011/132 Karar sayılı nitelikli hırsızlık suçundan verilen 1 yıl 8 aylık hapis cezasını içeren 09.09.2011 kesinleşme tarihli mahkûmiyetin tekerrüre esas alındığı, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 14.06.2021 tarihli bozma ilâmında da bahsedilip aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmadığı anlaşılan, tekerrüre alınması gereken Mersin 8. Sulh Ceza Mahkemesinin 2013/477 Esas 2013/158 Karar sayılı dosyasında, kasten basit yaralama suçundan 5 ay hapis cezası ile mahkûmiyetine karar verilen sanığın 2. defa mükerrir olduğu, Mahkemece; "Mersin 8. Sulh Ceza Mahkemesinin 2013/477 esas 2013/158 karar sayılı dosyasından kasten basit yaralama suçundan mahkumiyetine karar verilen 5 ay hapis cezası ilamı ile 2. defa mükerrir ise de; Ancak Mersin 19. Asliye Ceza Mahkemesi'nce 20.04.2016 tarihli 2016/286 esas 2016/3541 karar (Mersin 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.04.2016 tarihli 2016/286 Esas 2016/341 karar sayılı dosyası olduğu tespit edildi) sayılı ilâmı yalnızca sanık tarafından temyiz edilmiş olup, sanığın tekerrür hükümlerinin uygulanması itibarıyla kazanılmış hakkı bulunduğundan 5271 sayılı CMK'nın 307/5. maddesi gereğince sanığın bu kazanılmış hakkı saklı tutulmak suretiyle Mersin 8. Sulh Ceza Mahkemesinin 2013/477 esas 2013/158 karar sayılı kasten basit yaralama suçundan mahkûmiyetine karar verilen 5 ay hapis cezası ilâmı ile mükerrir olduğundan cezasının 5237 sayılı TCK'nın 58. maddesinin (6 ve 7) fıkraları uyarınca, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezasının infazından sonra hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına," şeklinde infazda karışıklığa sebebiyet verebilecek mahiyette hüküm kurulmuş ise de sanık hakkında birinci kez tekerrürlük durumu ve koşullu salıverme süresi yönünden kazanılmış hakkının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu husus bozma nedeni yapılmamış, kazanılmış hakkı korunurken uygulama maddesinin 1412 sayılı Kanun'un 326/son yerine 5271 sayılı CMK'nın 307/5. maddesi olarak yazılması ve hüküm fıkrasının "A" başlığı altında mükerrer açıldığının tespit edilmesi sebebiyle reddine karar verilen Mersin 9. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/529 esas sayılı dosyası yerine, hükmün kurulduğu, Mahkemenin 2021/478 esas sayılı dosya numarasının yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir. Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; Önceki hükmün sanık tarafından temyiz edildiğinin anlaşılması karşısında, lehe bozma sonrası yapılan yargılama giderlerinin sanığa yükletilemeyeceğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeple Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı Kanun’un 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan, hüküm fıkrasından "Yargılama nedeniyle yapılan posta gideri 170,15 TL, ile 17 adet tebligat gideri 278,00'nin toplamı olan 448,15 TL'nin sanıktan tahsili ile hazineye irad kaydına'' dair ibarenin hükümden çıkarılması suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

Ceza Genel Kurulu, 2023/97 E., 2023/618 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza
tam metni aç
Asliye Ceza Mahkemesince bozma ilamına uyularak, sanık ve inceleme dışı sanıkların nitelikli hırsızlık suçundan TCK'nın 142/1-b, 143, 168 ve 62. maddeleri uyarınca 8 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231.
Ceza Genel Kurulu         2023/97 E.  ,  2023/618 K. "İçtihat Metni" YARGITAY DAİRESİ : 6. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Asliye Ceza SAYISI : 179-455 I. HUKUKİ SÜREÇ Sanık ... ile inceleme dışı sanıklar ... ve...'ın, basit hırsızlık suçundan cezalandırılmaları talebiyle açılan kamu davasında yapılan yargılama sırasında eylemin nitelikli hırsızlık suçunu oluşturduğu düşüncesiyle Kartal (Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 02.03.2004 tarihli ve 188-201 sayılı görevsizlik kararı ile dosyanın gönderildiği Kartal (Kapatılan) 4. Asliye Ceza Mahkemesince 27.12.2004 tarih ve 279-1069 sayı ile; sanık ve inceleme dışı sanıkların nitelikli hırsızlık suçundan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 493/2-son, 522 (pek hafif), 59 ve 40. maddeleri uyarınca 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve mahsuba karar verilmiş, hükmün, inceleme dışı sanık İsmail müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 25.10.2006 tarih ve 173679 sayı ile lehe kanun hükümlerinin değerlendirilmesi amacıyla dosya mahalline iade edilmiştir. Kartal (Kapatılan) 4. Asliye Ceza Mahkemesince 12.10.2006 tarih ve 1013-823 sayı ile; nitelikli hırsızlık suçundan inceleme dışı sanık İsmail'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-e, 143, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba karar verilmiştir. Hükmün, inceleme dışı sanık İsmail müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 18.12.2012 tarih ve 20096-24180 sayı ile; "1-Mağdurun kilitleyerek park ettiği aracının sürgülü cam kilit mandal kısmını zorlayıp açarak teybini çalan sanığın eylemi TCK'nın 142. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki suçu oluşturduğu hâlde aynı fıkranın (e) bendiyle hüküm kurulması, 2-Mağdura ait araçtan teyp çalan sanık ve inceleme dışı sanıkların aynı gün kolluk tarafından şüphe üzerine aranmak istendiklerinde, sanığın kaçtığı, yakalanan inceleme dışı sanık ... ...'ın ise, Kartal ve Pendik ilçelerinde teyp çaldıklarını, teyplerden birinin sanık İsmail'de olduğunu söyleyerek sanığın evini gösterdiği, sanığın da sonradan yer gösterme yaparak suça konu teybin bulunmasını ve bu şekilde mağdura iadesini sağladığı anlaşıldığından, sanık hakkında iade hükümlerinin uygulanmaması, 3-Kasten işlemiş olduğu suçtan, hapis cezasıyla mahkûmiyetinin yasal sonucu olarak sanığın, TCK’nın 53. maddesinin birinci fıkrasının 'a, b, c, d, e' bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin üçüncü fıkrası uyarınca mahkûm olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi," isabetsizliklerinden bozulmasına, (2) numaralı bozma sebebinin, 27.12.2004 tarihli mahkûmiyet hükümleri temyiz edilmeksizin kesinleşen sanık ... ve inceleme dışı sanık ... ...'a sirayetine karar verilmiştir. Dosyanın devredildiği İstanbul Anadolu 16. Asliye Ceza Mahkemesince bozma ilamına uyularak, sanık ve inceleme dışı sanıkların nitelikli hırsızlık suçundan TCK'nın 142/1-b, 143, 168 ve 62. maddeleri uyarınca 8 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi gereğince hükümlerin açıklanmasının geri bırakılması ile 5 yıl denetim süresi belirlenmesine ilişkin 24.09.2013 tarihli ve 51-420 sayılı karar itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir. Denetim süresi içinde sanığın kasıtlı suç işlediğinin ihbar edilmesi üzerine dosyayı yeniden ele alan İstanbul Anadolu 16. Asliye Ceza Mahkemesince 01.12.2020 tarih ve 179-455 sayı ile; hükmün açıklanarak sanığın, nitelikli hırsızlık suçundan TCK'nın 142/1-b, 143, 168, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 8 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir. Hükmün, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 05.10.2022 tarih ve 21453-13203 sayı ile onanmasına karar verilmiştir. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 27.10.2022 tarih ve 2690 sayı ile; “...İlk hükmü temyiz etmeyen sanığın, yalnızca inceleme dışı sanık ... hakkındaki lehe bozmanın sonucundan yararlanması nedeniyle Yerel Mahkemece kurulan ikinci hükmü temyiz etme hakkının bulunmadığı," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 21.12.2022 tarih ve 11681-17898 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI VE KONUSU İnceleme dışı sanıklar ... ve... hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları itiraz edilmeksizin kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme sanık hakkında kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; ilk hükmü temyiz etmeyen sanık ...'in, inceleme dışı sanık ...'ın temyizi üzerine hükmün lehe bozulmasının ardından, sirayet nedeniyle hakkında kurulan ikinci hükmü temyiz etmesinin olanaklı olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Kartal Cumhuriyet Başsavcılığınca 13.02.2004 tarih ve 1059-319 sayı ile; sanık ve inceleme dışı sanıkların 09.02.2004 tarihinde gece vakti mağdurun ikametinin önüne park ettiği aracının sağ ön kelebek camını zorlayıp açarak oto teybini çaldıklarından bahisle 765 sayılı TCK'nın 491/son, 522/son, 81 ve 40. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açıldığı, Kartal (Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 02.03.2004 tarihli ve 188-201 sayılı görevsizlik kararı üzerine dosyanın gönderildiği Kartal (Kapatılan) 4. Asliye Ceza Mahkemesince 27.12.2004 tarih ve 279-1069 sayı ile; sanık ve inceleme dışı sanıkların 765 sayılı TCK'nın 493/2-son, 522 (pek hafif) ve 59. maddeleri uyarınca 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verildiği, Yokluğunda verilen hükmün, savunması alınırken bildirdiği adrese 22.02.2005 tarihinde tebliğ edilen sanığın temyiz talebinin bulunmadığı, Hükmün, inceleme dışı sanık İsmail müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının iade yazısı ile dosyanın gönderildiği Yerel Mahkemece duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 08.02.2006 tarih ve 279-1069 sayı ile; “Sanık ve inceleme dışı sanık ... ...’ın eylemlerinin TCK’nın 142/1-e ve 143. maddelerine uyduğu, asgari cezanın 2 yıl 6 ay hapis cezasını gerektirdiği, bu bağlamda 765 sayılı Kanun'un daha lehe olduğu,” şeklindeki gerekçe ile 27.12.2004 tarihli hükmün değiştirilmesine yer olmadığına ve aynen infazına karar verildiği, ek kararın sanığa 04.03.2006 tarihinde tebliğ edildiği; inceleme dışı sanık İsmail bakımından ise yargılamaya devam olunarak hakkında lehe olduğu kabul edilen TCK’nın 142/1-e, 143 ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Hükmün, inceleme dışı sanık İsmail müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesince bozulmasına ve lehe bozma sebebinin diğer sanıklara sirayetine karar verilmesinin ardından bozma ilamına uyan Yerel Mahkemece, sanığın ve inceleme dışı sanıkların TCK’nın 142/1-b, 143, 168 ve 62. maddeleri uyarınca 8 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına, CMK’nın 231. maddesi uyarınca hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 31.10.2013 tarihinde kesinleştiği, Sanığın denetim süresi içinde 09.10.2018 tarihinde kasıtlı suç işlemesi nedeniyle ihbar üzerine dosyayı yeniden ele alan Yerel Mahkemece verilen hükmün açıklanması ile sanığın TCK’nın 142/1-b, 143, 168, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 8 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin karara yönelik sanık müdafiinin temyiz talebinde bulunduğu, Anlaşılmaktadır. V. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Çok sanıklı dosyalarda, sanıkların her biri birbirlerinden bağımsız olarak kanun yoluna başvurma hakkına sahiptir. Kural olarak sanıklardan birinin, verilen karara karşı yaptığı kanun yolu başvurusu, diğer sanıklar hakkında kurulan hükümleri kapsamaz. Kanun yoluna başvurmayan diğer sanıklar hakkında verilen hüküm, kanun yoluna başvurma için öngörülen sürenin sonunda kesinleşir. Bu durum, davasız yargılama olmaz ilkesinin bir sonucudur. Ancak temyiz yolu bakımından, gerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nda gerekse CMK'da, ilgili hükümlerdeki koşullar oluştuğu takdirde, temyiz edenler lehine oluşacak durumdan, temyiz yoluna başvurmayan, süresinden sonra başvuran veya temyize başvurmakla beraber başvurusu kabul edilmeyen sanıkların da yararlanmaları kabul edilmiştir. Bu duruma bozma kararının sirayeti, genişleme etkisi ya da teşmili (yayılma) etkisi denilmektedir. CMUK'un, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca ilk karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken "Hükmün bozulmasının diğer maznunlara sirayeti" başlığını taşıyan 325. maddesi; "Hüküm, cezanın tatbikatında kanuna muhalefet edilmesinden dolayı maznun lehine olarak bozulmuşsa ve bozulan cihetlerin temyiz talebinde bulunamamış olan diğer maznunlara da tatbiki kabil olursa bu maznunlar dahi temyiz talebinde bulunmuşcasına hükmün bozulmasından istifade ederler." şeklinde, Benzer düzenlemeyi içeren CMK'nın "Hükmün bozulmasının diğer sanıklara etkisi" başlığını taşıyan 306. maddesi ise "Hüküm, sanık lehine bozulmuşsa ve bu hususların temyiz isteminde bulunmamış olan diğer sanıklara da uygulanması olanağı varsa, bu sanıklar da temyiz isteminde bulunmuşçasına hükmün bozulmasından yararlanırlar." Biçiminde düzenlenmiş olup bahse konu maddeler, hükmü temyiz etmeyenlerin veya temyiz istemi reddedilenlerin, temyiz edenlerden daha ağır bir ceza ile cezalandırılmaları adaletsizliğini gidermek amacı ile Kanun'a konulmuştur. Bu suretle temyiz edenler lehine oluşacak durumdan, temyiz etmeyenlerin de istifadesi sağlanmış olacaktır. Bozmanın sirayetinde hüküm, temyiz etmeyen sanık yönünden bozulmamakta, anılan maddeler uyarınca sanık, bozma kararının sonucundan yararlandırılmaktadır. Hükmü temyiz etmeyen ya da temyiz istemi reddedilen sanık, bozma kararının sonucundan yararlanacağı için öncelikle bozmaya uyulması ve cezanın uygulanmasında temyiz eden sanık lehine yeni bir karar verilmesi zorunludur. Lehe bozma bu takdirde, hükmü temyiz etmeyen sanığa sirayet ettirilecektir. Bunun sonucu olarak önceki kararda direnilmesi hâlinde, sirayetten söz edilemeyecektir. Aksi takdirde temyiz davası açan sanık için kabul edilmeyen bir bozma nedeninin, kanun yoluna başvurmayan sanık lehine kabulü gibi bir sonuca ulaşılacaktır. Bu sonuç ise temyiz edenin aleyhine, temyiz etmeyenin lehine olup çelişkili bir uygulamaya neden olacağından sirayet müessesesinin amacına aykırıdır. Diğer taraftan temyiz incelemesi sırasında, bozma nedeninin hükmü temyiz etmeyen sanığa sirayet ettirilmesine işaret edilmesi de zorunlu olmayıp lehe bir bozma sebebinin bulunması durumunda mahkemelerce bu hususunun kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. Nitekim, Ceza Genel Kurulunun istikrar kazanmış 12.07.1948 tarihli ve 163-121; 07.12.1987 tarihli ve 322-588; 31.01.2017 tarihli ve 982-29 sayılı ve Özel Dairelerin yerleşmiş kararları ile önceki hükmü temyiz etmeyen veya temyiz istemi reddedilen, ancak lehe bozma nedeninden faydalanan sanığın, bozmadan sonra yeniden kurulan hükmü temyize yetkisi bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğretide de; "Temyiz etmişcesine faydalanma kabul edilmesi, bu kimselerin bozmadan sonra verilecek son kararları da temyiz edebilmelerinin kabul olunması demek değildir" (Nurullah Kunter-Feridun Yenisey-Ayşe Nuhoğlu, Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, 18. Bası, s. 1771) denilmek suretiyle uygulamadaki bu görüş benimsenmiştir. Gelinen aşamada ifade etmek gerekir ki, kamu davasının her iki tarafı bakımından kanun yollarına başvurmak olmazsa olmaz bir hak ise de bunun kurallara ve sürelere tabi olması da gelişmiş toplum düzeni ve hukuk devletinin bir gereğidir. Burada sanık açısından savunma; katılan açısından ise iddia hakkının kısıtlanmasından değil, ilgilinin hukukun işleyiş kuralına riayet etmemesinden bahsedilebilir. İlk hükmü temyiz etmeyen sanık bozmanın sirayeti yoluyla sanki hükmü temyiz etmişcesine kanun yoluna başvurma hakkından bir kez yararlandırılmıştır. Bu kapının ister sanık isterse katılan açısından tekrar açılması usul hukukunun denetlenebilirlik ve öngörülebilirlik; maddi ceza hukukunun ise hukuki kesinlik ilkeleri ile bağdaşmaz. Asıl bu durum sanıklara ilanihaye hak sağlayacağından, suçun mağdurlarının daha fazla mağdur olmasının yolu açılmış olur. O hâlde, somut olaydaki uyuşmazlığın isabetli bir çözüme kavuşturulabilmesi için, sanığın, kararı temyiz etmesinde hukuki menfaatinin bulunup bulunmadığı değil, sirayet sonrası kurulan hükmün temyiz edilebilir nitelikte bir hüküm olup olmadığı bağlamında bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. Öte yandan, kesinleşmiş hükümlerde lehe kanunun uygulanmasına ilişkin uyarlama yargılamasının, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, kanıt toplanması veya takdir hakkının öncekinden farklı biçimde ve kanunda öngörülen alt sınırın üzerinde ceza tayin edilerek kullanılmasını ya da cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanmasını gerektirdiği hâllerde duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu, evrak üzerinde inceleme yapılarak karar verilemeyeceği, hakkındaki mahkûmiyet hükmü kesinleşen ve hükümlü durumuna gelen sanığa ait uyarlama yargılamasının, aynı olay nedeniyle birlikte yargılandığı ve dava dosyası derdest olan diğer sanık veya sanıkların yargılamalarından ayrı yürütülmesi gerektiği de gözden uzak tutulmamalıdır. B. Hukuki Nitelendirme İnceleme dışı sanık İsmail’in temyizi üzerine 12.10.2006 tarihli hükmün lehe bozulmasının ardından, Yerel Mahkemece sirayet nedeniyle kurulan hükmün açıklanmasına ilişkin 01.12.2020 tarihli kararın, sanık müdafii tarafından temyiz edildiği anlaşılan dosya kapsamında; Sirayet kurumunun, koşulları oluştuğu takdirde, hükmü temyiz edenler lehine oluşacak durumdan, temyiz yoluna başvurmayan, süresinden sonra başvuran veya temyize başvurmakla beraber başvurusu kabul edilmeyen sanıkların da yararlanmalarının sağlanması suretiyle, bu kişilerin temyiz edenlerden daha ağır bir ceza ile cezalandırılmaları adaletsizliğini giderme amacını taşıması ve bozmanın sirayetinde, yerel mahkeme hükmünün, temyiz etmeyen sanık yönünden bozulmayıp sanığın sadece bozma kararının sonucundan yararlandırılması, aksi düşüncenin kabulünün, usul hukukundaki belirsizliği önlemeye yönelik temyiz ve itiraz sürelerinin konuluş amacı ile bağdaşmayacak ve kesinleşme sürecinin öngörülebilirliğini ortadan kaldıracak olması karşısında; kanun yoluna başvurmayan, süresinden sonra başvuran veya temyize başvurmakla beraber başvurusu kabul edilmeyen sanık hakkında kurulan hükmün de bozulacağını ve yeniden kurulan hükmün temyiz denetimine tabi olacağını açıkça düzenleme imkânı bulunan kanun koyucunun, bilinçli bir tercih göstererek bu yönde bir düzenlemeye yer vermemesi hususu da dikkate alındığında, adil yargılanma ilkesi çerçevesinde etkin bir şekilde temyiz yoluna başvurma hakkı olduğunda tereddüt bulunmayan ancak yöntemine uygun tebliğe rağmen ilk hükmü temyiz etmeyen sanığın, inceleme dışı diğer sanığın temyizi üzerine hükmün lehe bozulmasının ardından, sirayet nedeniyle kurulan, temyiz edilemez nitelikteki ikinci hükmü temyiz etme hakkının bulunmadığı, kaldı ki, 27.12.2004 tarihli hükmün sanık yönünden kesinleşmesinden sonra 01.06.2005 tarihinde TCK’nın yürürlüğe girmesi üzerine lehe kanunun tespiti bakımından duruşma açılıp ayrı bir uyarlama yargılaması görülmesi gerekirken, sanığın, dava dosyası derdest olan inceleme dışı sanığın yargılamasına dâhil edilerek lehe bozmanın sonucundan yararlandırılmasına ilişkin bu hükmün hukuki değerden de yoksun olduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan dört Ceza Genel Kurulu Üyesi; itirazın reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2-Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 05.10.2022 tarihli ve 21453-13203 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, 3-Sanık müdafiinin, İstanbul Anadolu 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.12.2020 tarihli ve 179-455 sayılı kararına yönelik temyiz isteminin REDDİNE, 4-Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.11.2023 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.
2. Ceza Dairesi, 2023/7665 E., 2023/5370 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
maddeleri uyarınca kurulan “3 yıl 1 ay 15 ...” hapis cezası ile mahkûmiyete ilişkin hükmün, Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılarak 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h, 143, 168/2 ve 62. maddeleri uyarınca “3 yıl 1 ay 15 ...” hapis cezası ile mahkûmiyete hükmedilmesi ve bu karara yönelik temyizin niteliği karşısında;
2. Ceza Dairesi         2023/7665 E.  ,  2023/5370 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/2098 E., 2021/1434 K. HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama A.Sanık ... Hakkında Kurulan Hükmün Temyiz İncelemesi ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 09.06.2021 tarihli ve 2018/2098 Esas, 2021/1434 Karar sayılı kararının sanık ve müdafi tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: Sanık hakkında, ... 13. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.03.2018 tarihli ve 2017/963 Esas, 2018/197 Karar sayılı kararı ile hırsızlık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-h, 143, 39/1-2-c ve 62. maddeleri uyarınca kurulan “3 yıl 1 ay 15 ...” hapis cezası ile mahkûmiyete ilişkin hükmün, Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılarak 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h, 143, 168/2 ve 62. maddeleri uyarınca “3 yıl 1 ay 15 ...” hapis cezası ile mahkûmiyete hükmedilmesi ve bu karara yönelik temyizin niteliği karşısında; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/2-b maddesinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, 5271 sayılı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık ve müdafinin temyiz istemlerinin, aynı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak REDDİNE, B.Sanık ... Hakkında Kurulan Hükmün Temyiz İncelemesi İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.... Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.12.2017 tarihli ve 2017/23439 Esas No.lu iddianamesi ile sanığın suç tarihinde saat 02.40 sıralarında şikâyetçiye ait iş yerine girdiği ve bir televizyonu alarak ayrıldığı, daha sonra saat 04.05 sıralarında temyiz dışı diğer sanıklar ile birlikte tekrar gelerek ikinci bir televizyonu alarak ayrıldıkları iddiasıyla hırsızlık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h, 143, 43. maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır. 2. ... 13. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.03.2018 tarihli ve 2017/963 Esas, 2018/197 Karar sayılı kararı ile sanığın hırsızlık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h, 143, 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca 7 yıl 9 ay 22 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun'un 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir. 3. ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 09.06.2021 tarihli ve 2018/2098 Esas, 2021/1434 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve sanık müdafinin istinaf başvurusu üzerine 5271 sayılı Kanun'un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak sanık hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h, 143, 43/1, 168/2, 62. maddeleri uyarınca 3 yıl 10 ay 15 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun'un 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi; suçun teşebbüs aşamasında kaldığına, sanığın samimi beyanlarıyla sürece yardımcı olduğuna, pişmanlığını gösterdiğine, zararı giderdiğine ve şikâyetçinin şikâyetinden vazgeçtiğine bu nedenlerle beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Sanığın suç tarihinde gece saat 02.40 sıralarında şikâyetçinin işyerine girerek bir adet televizyonu alıp çıktığı, daha sonra ikinci bir televizyonu almak için temyiz dışı sanıklar ... ve H.Ş.'yi aradığı, sanıkların hep birlikte araçla birlikte saat 04.05 te olay yerine geldikleri, sanık ... ve temyiz dışı sanık ...'in birlikte televizyonu taşıyarak H.Ş.'nin beklemekte olduğu araca yükleyip götürdükleri kabûlüyle sanığın zincirleme şekilde hırsızlık suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Sanığın hırsızlık suçunu tanınmayacak şekilde başını kapatmak suretiyle işlemesi sebebiyle hakkında 5237 sayılı Kanun'un 142/2-f maddesnin de uygulanması gerektiği kanaatiyle duruşma açılmasına karar verildiği, yapılan yargılama sonucunda; şikâyetçi beyanına göre zararın yargılama aşamasında giderilmiş olması nedeniyle sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinden sanık hakkında ilk derece mahkemesinde hırsızlık, suçundan verilen mahkûmiyet kararı kaldırılarak sanığın gece sayılan zaman dilimi içerisinde şikâyetçiye ait işyerine aynı suç işleme iradesi ile iki kez girerek hırsızlık suçunu işlediği ve meydana gelen zararı yargılama aşamasında giderdiği kabûlüyle mahkûmiyet kararı verilmiştir. IV. GEREKÇE Sanığın suç konusu televizyonları işyerinden alıp götürmek suretiyle hakimiyet alanına geçirdiği, her ne kadar televizyonları bıraktığı yerden alamadan cezaevine girmiş olduğunu belirtmiş ise de televizyonlar üzerinde şikâyetçinin tasarruf imkânı kalmamış olduğundan suçun tamamlanmış olduğu, sanığın yargılama aşamasında gözlenen tutum ve davranışları ile zararı gidermiş olması sonucunda beraat kararı verilmesine yönelik temyiz isteminin; bahse konu gerekçelerle beraat kararı verilemeyeceği ve hakkında 5237 sayılı Kanun'un 62 ve 168. maddeleri uygulanmak suretiyle cezasından indirim yapılmış olduğu anlaşıldığından reddinin gerektiği, aynı Kanun'un 142/2-h maddesinde düzenlenen suçun şikâyete tabi olmadığı anlaşıldığından şikâyetçinin şikâyetten vazgeçmesi nedeniyle beraat kararı verilmesine yönelik temyiz nedeninin yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. 2. Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h, 143, 43/1 ve 168/2. maddeleri uyarınca hükmolunan 4 yıl 8 ay 7 ... hapis cezasından aynı Kanun'un 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılırken sonuç cezanın 3 yıl 10 ay 25 ... yerine 3 yıl 10 ay 15 ... olarak tayin edilmesi suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 09.06.2021 tarihli ve 2018/2098 Esas, 2021/1434 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca ... 13. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
2. Ceza Dairesi, 2023/21795 E., 2023/5362 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
1.Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.07.2012 tarihli ve 2012/10118 Esas numaralı iddianamesi ile sanığın karakolun camına vurarak kırması şeklindeki eylemi nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 152/1-a, 168/1, 53. maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. Ceza Dairesi         2023/21795 E.  ,  2023/5362 K. "İçtihat Metni" B O Z M A Ü Z E R İ N E İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi KARAR SAYISI : 2022/819 E., 2023/406 K. HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma sonrası kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.07.2012 tarihli ve 2012/10118 Esas numaralı iddianamesi ile sanığın karakolun camına vurarak kırması şeklindeki eylemi nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 152/1-a, 168/1, 53. maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi istemiyle kamu davası açılmıştır. 2. Küçükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.01.2013 tarihli ve 2012/425 Esas, 2013/32 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kamu malına zarar verme suçundan 5237 sayılı Kanun’un 152/1-a, 168/1, 62/1. maddeleri uyarınca 3 ay 10 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedilerek 5271 sayılı Kanun’un 231/5. maddesi gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın 28.03.2013 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. 3. Küçükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.02.2016 tarihli ve 2015/689 Esas, 2016/193 Karar sayılı kararı ile sanığın, tabi tutulduğu denetim süresi içinde ... bir kasıtlı suç işlediğinin ihbarı üzerine 5271 sayılı Kanun’un 231/11. maddesi uyarınca hükmün açıklanması ile sanığın kamu malına zarar verme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 152/1-a, 168/1, 62. maddeleri uyarınca hükmedilen 3 ay 10 ... hapis cezasının, aynı Kanun'un 50. maddesi uyarınca 2.000,00 TL adlî para cezasına çevrilmesine karar verildiği, o yer Cumhuriyet savcısının temyizi üzerine, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 24.11.2022 tarihli ve 2021/25079 Esas, 2022/16410 Karar sayılı kararı ile ''Deenetim süresi içinde kasten ... bir suç işlendiği yönündeki ihbar üzerine hükmün aynen açıklanması gerektiğinin gözetilmemesi'' sebebi ile hükmün bozulmasına karar verimiştir. 4. Bozma sonrası Küçükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.06.2023 tarihli ve 2022/819 Esas, 2023/406 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kamu malına zarar verme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 152/1-a, 168/1, 62. maddeleri gereğince 3 ay 10 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi, hükmün usûl ve yasaya aykırı olduğuna, hapis cezasının adlî para cezasına çevrilmesi gerektiğine, ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Suç tarihinde karakola götürülen sanığın sinir ve öfke ile karakolun camına vurarak kırdığı ancak dosyaya eklenen 21.06.2012 tarihli tutanağa göre, kırılan camı yaptırdığı, bu hâliyle hemen akabinde zararı giderdiği, sanık ikrarı, tutanaklar ve tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanığın kamu malına zarar verme suçu ... görülerek denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlediği anlaşılan sanık hakkında önceki hükmün aynen açıklanmasına Yerel Mahkemece karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Sanık üzerine atılı suçu suçu ikrar ettiği anlaşılmakla, sanığın mahkemece cezalandırılmasında herhangi bir hukuka aykırılık görülmemiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. Ancak; Sanığın 14.02.2023 tarihli duruşmada "lehe olan yasa maddelerinin uygulanmasına” ilişkin talebinin bulunduğu, Mahkemece sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 50 ve 51. maddelerinin uygulanmamasına yönelik değerlendirme yapılmadığı hükmün bozma sonrası aynen açıklandığı görülmekle; sanık hakkındaki verilen ilk hükmün o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edildiği ve Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 24.11.2022 tarihli ilamıyla bozulduğu nazara alınarak; bozma sonrası kurulan hükümde, hükmün aynen açıklanması zorunluluğunun olamayacağı, hükmedilen kısa süreli hapis cezasının sanığın kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre seçenek yaptırımlara çevrilip çevrilmeyeceğinin ve tekrar suç işlemeyeceği konusunda bir kanaatin oluşup oluşmadığı değerlendirilerek erteleme hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 50. ve 51. maddelerinin hiç tartışılmaması hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Küçükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.06.2023 tarihli ve 2022/819 Esas, 2023/406 Karar sayılı kararında sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
6. Ceza Dairesi, 2022/15444 E., 2023/8694 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
babası olan şikayetçi ...'ın 24.03.2022 tarihli mahkeme beyanında 10,00 TL paranın ödenmesini istemediğini belirtmesi karşısında; sanıkların soruşturma aşamasında etkin pişmanlık gösterdiğinin kabulunün gerektiği, bu nedenle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 168 inci maddesinin üçüncü fıkrasının birinci bendi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde
6. Ceza Dairesi         2022/15444 E.  ,  2023/8694 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Birden fazla kişi ile birlikte yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Sanık hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2022/4893 soruşturma No'lu 20.01.2022 tarihli iddianamesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 148 inci maddesi, 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) ve (d) bentleri, 53 üncü ve 63 üncü maddeleri uyarınca iki kez nitelikli yağma suçundan kamu davası açılmıştır. 2.... 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 24.03.2022 tarihli ve 2022/44 Esas, 2022/120 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, 62 nci ve 53 üncü maddesi uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezasına; 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, 62 nci ve 53 üncü maddesi uyarınca 9 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 3. ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 10.10.2022 tarihli ve 2022/2816 Esas, 2022/1818 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. 4. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.12.2022 tarihli ve 2022/142544 numaralı Tebliğnamesi onama istemli Dairenize tevdii olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanığın Temyiz İstemi Sanığın temyiz iradesinden ibarettir. B. Sanık Müdafiinin Temyiz istemi, 1.Sanığın atılı suçu işlemediğine, hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine 2. Etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasına İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1. Sanık ...’ın suç tarihinde arkadaşı olan diğer temyiz dışı sanık ... ile birlikte yolda yürümekte olan mağdurlar ... ve ...’a laf attıkları, akabinde tekme, yumruk ve ... atarak mağduru darp ettikleri, mağdura hitaben “Siz kimsiniz lan, buranın Allah’ı biziz, sizi burada yaşatmayacağız, Allah’ınız sinkaf ederiz” şeklinde tehdit ve hakaret içeren sözler söylediği, ardından mağdur ...'nin cebinde bulunan Iphone marka cep telefonunu, mağdur ...'ın cebinde bulunan Xiaomi marka cep telefonunu ve 10.00 TL parasını zorla aldığı kabul edildiği anlaşılmıştır. 2. Dosya içerisinde 14.01.2022 tarihli canlı teşhis tutanağı aynı tarihli yakalama ve muhafaza altına alma tutanağı bulunmaktadır. 3. Değer tespit ve teslim tesellüm tutanakları bulunmaktadır. 4. Dosya içerisinde 15.01.2022 tarihli görüntü izleme tutanağı bulunmaktadır. 5. Mağdurların aşamalarda değişmeyen beyanları mevcuttur. 6. Sanığın ikrar içerikli savunmaları mevcuttur. 7. Mağdurların adli muayene raporları aldırılmıştır. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Suçu İşlemediğine, Beraat Etmesi Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden Sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan nitelikli hale vücut verdiği, mağdurun aşamalarda değişmeyen beyanı, tanık beyanı, sanığın savunması, doktor raporu ve araştırma tutanağı karşısında, eyleminin sabit olduğu belirlendiğinden, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. B. Etkin Pişmanlık Hükümlerinin Uygulanması Yönünden Ancak; 14.01.2022 tarihli yakalama ve muhafaza altına alma tutanağına göre şüphelilerin tespiti için yapılan kamera çalışmaları ve araştırma neticesinde şahıslardan bir tanesinin ... olduğunun tespiti üzerine çalıştığı tespit edilen işyerine gidildiği, burada ... isimli şahsa ulaşılamadığı; ancak şahıslar içinde kimlik tespiti yapılan ... ...'nun sol kulağında küpe olduğu ve boynunun sol kısmında gül şeklinde dövme olduğunun görülmesi ve olaya karışan şahıs ile eşgal olarak benzerlik göstermesi üzerine şahsa olay sorulduğunda, 13.01.2022 günü akşam saatlerinde arkadaşı ... ile parkta alkol aldıklarını, iki gencin kendilerine ters baktıklarını düşünerek şahısları darp ettiklerini ve bu şahıslardan bir tanesinden 10.00 TL para ve şahısların cep telefonlarını aldıklarını, iphone marka cep telefonunun kendisinde olduğunu, diğer telefonun ise arkadaşı ...'ta olduğunu beyan ettiği ve iphone marka cep telefonunu çıkararak rızası ile kolluk görevlilerine teslim ettiği, ...'ın çalıştığı işyerini söylemesi ile bu işyerine gidildiğinde ...'a olayın sorulduğu, bunun üzerine ...'ın üzerindeki cep telefonunu çıkartarak kolluk görevlilerini rızası ile teslim ettiği ve şikayetçi ...'ın babası olan şikayetçi ...'ın 24.03.2022 tarihli mahkeme beyanında 10,00 TL paranın ödenmesini istemediğini belirtmesi karşısında; sanıkların soruşturma aşamasında etkin pişmanlık gösterdiğinin kabulunün gerektiği, bu nedenle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 168 inci maddesinin üçüncü fıkrasının birinci bendi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde (B) paragrafında açıklanan nedenle sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 10.10.2022 tarihli ve 2022/2816 Esas, 2022/1818 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, bozmanın hükmü temyiz etmeyen sanık ... ...'ya SİRAYETİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren ... 9.Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 07.02.2023 tarihinde karar verildi. (Karşı Oy) (Karşı Oy) K A R Ş I O Y Dairemiz heyet çoğunluğu ile aramızdaki uyuşmazlık temyiz davasına konu olan iki ayrı mağdura karşı işlenen yağma suçlarından temyize gelen sanık ...'nın etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanması gerekip gerekmediğine ilişkin olup ... Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine kararı verilerek onanan hükme göre yerel mahkeme ve dairemizce kabul edilen maddi vakıa "sanık ...'ın 13.01.2022 tarihinde arkadaşı olan temyiz dışı sanık ... ile birlikte yolda yürümekte olan mağdurlar ... ve ...'a laf attıkları akabinde tekme, yumruk ve ... atarak mağdurları darpettikleri ve ölümle tehdit ederek mağdur ...'nin İphone marka cep telefonunu, mağdur ...'ın da Xiaomi Red Me 9 marka cep telefonu ile 10 Türk lirasını zorla aldıkları" şeklinde kabul edilmiştir. 13.01.2022 saat 21.00 tarihli kolluk olay tutanağına göre aynı gün saat 18.00 ila 19.00 sıralarında işlenen yağma suçunun mağdurlarca ihbarı üzerine harekete geçilerek olay yeri civarındaki apartman ve işyerlerindeki güvenlik kamerası görüntülerinin dijital ortamda alınıp sanıkların kimliklerinin tespitine çalışılmış, 14.01.2022 tarihli yakalama ve muhafaza altına alma tutanağına göre, yapılan kamera kaydı incelemesi sonucu sanık ...'nın kimlik bilgisinin ve muhtemel işyeri adresi tespit edilmiş, temyiz dışı sanığın da boynunda gül dövmesi ve sol kulağının küpeli olduğu mağdurların beyanı ile tespit edilmiş ama açık kimliğinin tespit edilememiştir. Kollukça sanık ...'ın çalıştığı iş yerine gidilerek yakalama işlemi yapılmak istenirken olaya karışan temyiz dışı sanık ... eşgal bilgilerinden tespit edilmiş ve ...'ın olayı doğrulayarak almış olduğu Iphone marka cep telefonunu kolluk görevlilerine teslim ederek sanık ...'nın çalıştığı işyeri adresini söylemiştir. Sanık ...'ı yakalamak üzere derhal verilen işyerine giden görevlilerin ...'ı yakaladıkları esnada sanık ...'ın üzerinde bulunan suça konu mağdur ...'dan yağmaladığı Xiaomi Red Me 9 marka cep telefonunu kolluk görevlilerine teslim etmiştir. Bu aşamada uyuşmazlık konusu Etkin pişmanlık hükümlerinin temyiz eden sanık ... yönünden uygulanıp uygulanmayacağı hususunun burada irdelenmesi gerekmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.05.2008 gün ve 127-147 sayılı kararı başta olmak üzere bugüne kadar birçok kararında vurgulandığı üzere; TCK'nın 168. maddesinde yer alan etkin pişmanlık hükmünün uygulanabilmesi için, maddede sınırlı bir şekilde sayılan suçların işlenmesi halinde, failin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı, geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi gerekmektedir. Öğretide hâkim olan görüşe göre de; 5237 sayılı TCK'nun 168. maddesinin, 765 sayılı TCK'nın 523. maddesinden farklı olarak, tazminden çok pişmanlık esasına dayandığı kabul edilmektedir. (Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku, Durmuş Tezcan-Mustafa Ruhan Erdem-R. ... Önok, 7. Baskı, Seçkin Yayınevi, ... 2010, s. 638; Ceza Hukuku Özel Hükümler, ..., Adalet Yayınevi, ... 2008, s. 934; Hırsızlık Suçları, Erdal Noyan, Bilge Yayınevi, ... 2007, s. 396; Türk Ceza Kanunu Yorumu, ... Parlar-Muzaffer Hatipoğlu, ... 2007, c. 2, s.1318) TCK'nın 168. maddesinin düzenlenmesi sırasında maddeye, "failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi" ibaresi eklenmek suretiyle, muhtemel tereddütlerin önüne geçilmek istenmiştir. Zira metinde geçen "bizzat pişmanlık göstererek" ibaresi, düzenlemenin "tek başına iade ve tazmine" değil, "pişmanlık sonucu olan iade ve tazmine" önem atfettiğinin açık göstergesidir. Kanun koyucunun da "tek başına iade ve tazmine" değil, "pişmanlık sonucu olan iade ve tazmine" önem verdiği madde ile ilgili görüşmelerde kullanılan ifadelerden açıkça anlaşılmaktadır. (Tutanaklarla Türk Ceza Kanunu, Adalet Bakanlığı Yayın İşleri Dairesi Başkanlığı, ... 2005, s. 616). Bu açıklamaların sonucu olarak; iade ve tazminin cebri icra yoluyla gerçekleştirilmesi, zararın failin rızası hilafına veya ondan habersiz olarak üçüncü kişilerce giderilmesi, eşyanın failin yakalanmamak için kaçarken atması sonucu veya kaçarken yakalanan failin üzerinde ele geçirilmiş olması gibi hallerde, failin gerçek anlamda pişmanlığından söz edilemeyeceğinden, TCK'nın 168. maddesinin uygulanma şartları oluşmayacaktır. Buna karşılık, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için mağdurun uğradığı zararın aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi şartı yerine getirilirken duyulan pişmanlığın mutlaka sözle ifade edilmesi zorunluluğu bulunmayıp, davranışlar yoluyla da ifade edilmesi olayın özelliğine göre mümkün olabilecektir. Bu bağlamda, iştirak halinde işlenmiş suçlarda fail, yardım eden veya azmettiren suç ortaklarından birinin mağdurun zararını tamamen gidermesi halinde, artık giderilmesi gereken bir zarar bulunmadığından zararı gidermeyen diğer suç ortakları yönünden etkin pişmanlık müessesesinin uygulanması için "iade ve tazmin" şartı aranmayacaktır. Ancak TCK'nın 168. maddesi tazminden çok pişmanlık esasına dayandığından zararı gidermeyen diğer suç ortaklarının en azından pişmanlıklarını ya da iade ve tazmine ... gösterdiklerini ortaya koyacak söz veya davranışlarda bulunmaları gerekmektedir. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Açıklandığı üzere olayda kollukça açık kimliği ve yeri tespit edilmiş olan sanık ...'nın kendisini yakalamak üzere gelen kolluk görevlilerinin kaba üst aramasında zaten bulacaklarını bildiği suça konu cep telefonunu teslim etmesinde etkin bir pişmanlığı bulunmadığı halde sayın çoğunluğun temyize gelen sanık ... yönünden etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına yönelik hükmün Bozulması ve temyiz dışı sanık ... ... hakkında Sirayetten yararlanması gerektiği düşüncesine katılmıyoruz. (Karşı Oy) (Karşı Oy)

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Genel

Türk Ceza Hukukunda bir şahsi cezasızlık veya cezada indirim nedeni olan etkin pişmanlık kurumuna ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

A) Etkin pişmanlık kurumunun uygulanabilmesinin temel şartı, suçtan zarar görenin bu duruma onay vermesidir.
B) Suça iştirak edenlerden sadece birinin pişmanlık göstererek gerekli edimleri yerine getirmesi, cezanın indirilmesi bakımından diğer şerikler açısından da aynı sonucu doğurur.
C) Etkin pişmanlık, failin suçu işlemeye yönelik icra hareketlerine başlamadan önce gösterdiği bir pişmanlık türüdür.
D) Failin ceza indiriminden faydalanabilmesi için sergilemesi gereken pişmanlık eylemleri, işlenen suçun niteliğine göre kanunda farklı şekillerde düzenlenmiştir.
E) Türk Ceza Kanunu sistematiğinde etkin pişmanlık, kanunda ayrıca bir düzenleme bulunmasa dahi tüm suç tipleri için geçerli olan genel bir ceza indirimi nedenidir.

Bu maddeyle ilgili 10 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol