5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 174

Türk Ceza Kanunu 174. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 174- (1) Yetkili makamlardan gerekli izni almaksızın, patlayıcı, yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal, biyolojik maddeyi imal, ithal veya ihraç eden, ülke içinde bir yerden diğer bir yere nakleden, muhafaza eden, satan, satın alan veya işleyen kişi, dört yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Yetkili makamların izni olmaksızın, bu fıkra kapsamına giren maddeleri imal etmek, işlemek veya kullanmak amacıyla, gerekli olan malzeme ve teçhizatı ithal eden, ihraç eden, satışa arz eden, başkalarına veren, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi de aynı ceza ile cezalandırılır. (2) Bu fiillerin suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır. (3) Önemsiz tür ve miktarda patlayıcı maddeyi satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında, kullanılış amacı gözetilerek, bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Akıl hastası üzerindeki bakım ve gözetim yükümlülüğünün ihlali

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

67 karar eşleşti
3. Ceza Dairesi, 2022/33872 E., 2024/7258 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
5237 sayılı TCK'nın 7/2 nci maddesi uyarınca lehe aleyhe yasa değerlendirilmesi: 02.12.2016 tarihinde yürürülüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 15 inci maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklikle cezanın alt sınırını belirleyen "üç yıldan" ibaresinin "dört yıldan" şeklinde değiştirild
3. Ceza Dairesi         2022/33872 E.  ,  2024/7258 K. "İçtihat Metni" TUTUKLU İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1713 E., 2022/264 K. MAKTULLER : ..., ... KATILANLAR : ..., ..., ..., ... ..., ... SUÇ : Devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma, kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle tasarlayarak öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme, tasarlayarak öldürme, terör örgütü propagandası yapmak HÜKÜM : Sanık ... hakkında; I-) Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan; TCK'nın 302/1, 3713 sayılı TMK'nın 5, TCK'nın 53, 58/9, 63 maddeleri gereği ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.05.2021 tarih 2017/560 E., 2021/141 K. sayılı hükmüne yönelik Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddi II-) Maktul ... ...'e yönelik kasten öldürme suçundan; TCK'nın 302/2 maddesi yollaması ve 3713 sayılı 4/1-a maddesi atfıyla 5237 sayılı TCK'nın 37/1 delaleti ile 5237 sayılı TCK'nın 82/1-a, 3713 sayılı TMK'nın 5, TCK'nın 53, 58/9, 63 maddeleri gereği ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.05.2021 tarih 2017/560 E., 2021/141 K. sayılı hükmüne yönelik Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddi III-) Tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması suçundan; TCK'nın 174/1, 174/2 3713 sayılı TMK'nın 5, TCK'nın 53, 58/9, 52/2-4, 63 maddeleri gereği 8 yıl hapis ve 200 TL APC cezası ile cezalandırılmasına dair Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.05.2021 tarih 2017/560 E. 2021/141 K. Sayılı hükmüne yönelik Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddi Sanık ... hakkında; I-) Maktul ... ...'e yönelik kasten öldürme suçundan; CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine dair Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.05.2021 tarih 2017/560 E., 2021/141 K. sayılı hükmüne yönelik Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddi II-) Devletin birligini ve ülke bütünlüğü bozma suçundan; TCK'nın 302/1, 3713 sayılı TMK'nın 5, TCK'nın 53, 58/9, 63 maddeleri gereği ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.05.2021 tarih 2017/560 E., 2021/141 K. sayılı hükmüne yönelik Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddi III-) Maktul ...'a yönelik nitelikli kasten öldürme suçundan; TCK'nın 82/1-a-g, 3713 sayılı TMK'nın 5/1, TCK'nın 53, 58/9, 63 maddeleri gereği ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.05.2021 tarih 2017/560 E. 2021/141 K. sayılı hükmüne yönelik Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddi IV-) Müşteki ...'e yönelik nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan; TCK'nın 82/1-a-g, 3713 sayılı TMK'nın 5/1, TCK'nın 35/2, 53, 58/9, 63 maddeleri gereği 13 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.05.2021 tarih 2017/560 E. 2021/141 K. sayılı hükmüne yönelik Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddi V-) Tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması suçundan; TCK'nın 174/1, 174/2 3713 sayılı TMK'nın 5, TCK'nın 53, 58/9, 52/2-4, 63 maddeleri gereği 5 yıl hapis ve 160 TL APC cezası ile cezalandırılmasına dair Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.05.2021 tarih 2017/560 E., 2021/141 K. sayılı hükmüne yönelik Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddi VI-) Terör örgütünün propagandasını yapmak suçundan; 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanun'un 7/2, ve 7/2-2 nci cümle, TCK'nın 53, 63 maddeleri gereği 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.05.2021 tarih 2017/560 E., 2021/141 K. sayılı hükmüne yönelik Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddi TEMYİZ EDENLER : Sanık ... müdafii, Sanık ... müdafii, Katılan ..., ..., ... ..., ... ... vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.05.2021 tarihli ve 2017/560 Esas, 2021/141 sayılı kararı ile sanıklar ... ve ... hakkında, Devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma suçundan TCK'nın 302/1, 3713 sayılı TMK'nın 5, TCK'nın 53, 58/9, 63 üncü maddeleri gereğince mahkumiyetine, sanık ... hakkında, Maktul ... ...'e yönelik kasten öldürme suçundan TCK'nın 302/2 maddesi yollaması ve 3713 sayılı 4/1-a maddesi atfıyla 5237 sayılı TCK'nın 37/1 delaleti ile 5237 sayılı TCK'nın 82/1-a, 3713 sayılı TMK'nın 5, TCK'nın 53, 58/9, 63 üncü maddeleri gereğince mahkumiyetine, tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması suçundan TCK'nın 174/1, 174/2, 3713 sayılı TMK'nın 5, TCK'nın 53, 58/9, 52/2-4, 63 üncü maddeleri gereğince mahkumiyetine, sanık Sanık ... hakkın da Maktul ... ...'e yönelik kasten öldürme suçundan CMK 223/2-e maddesi gereğince beraatine, Devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma suçundan TCK'nın 302/1, 3713 Sayılı TMK'nın 5, TCK'nın 53, 58/9, 63 üncü maddeleri gereğince mahkumiyetine, maktul ...'a yönelik nitelikli kasten öldürme suçundan TCK'nın 82/1-a-g, 3713 sayılı TMK'nın 5/1, TCK'nın 53, 58/9, 63 üncü maddeleri gereğince mahkumiyetine, müşteki ...'e yönelik nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan TCK'nın 82/1-a-g, 3713 sayılı TMK'nın 5/1, TCK'nın 35/2, 53, 58/9, 63 üncü maddeleri gereğince mahkumiyetine, tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması suçundan TCK'nın 174/1, 174/2 3713 sayılı TMK'nın 5, TCK'nın 53, 58/9, 52/2-4, 63 üncü maddeleri gereğince mahkumiyetine, Terör örgütünün propagandasını yapmak suçundan 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 7/2, ve 7/2-2 nci cümle, TCK'nın 53, 63 maddeleri gereğince mahkumiyetine karar verilmiştir. 2. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 03.03.2022 tarihli ve 2021/1713 Esas, 2022/264 sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar, sanıklar müdafileri katılanlar ve katılanlar müdafileri ile İlk derece mahkemesi Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 16.06.2022 tarihli ve 3-2022/78521 Tebliğ nolu onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık ... ve ... müdafilerinin temyiz sebepleri özetle; 1. Sanıkların üzerine atılı suçları işlemediklerine, 2. Tanık dinlemedeki usulsüzlüklere, 3. Sanık ...'ın soruşturma aşamasındaki beyanının maddi ve manevi işkence altında alındığına, 4. Sanık ...'ın SEGBİS sistemindeki aksaklıklar nedeniyle beyanının düzgün alınmadığına 5. Temyiz dilekçelerinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara, İlişkindir. B. Katılanlar ..., ..., ... ... ve ... vekilinin temyiz sebepleri özetle; 1. Sanık ...'ın maktul ...'e yönelik öldürme eyleminden beraat hükmü almasının usul ve kanuna aykırı olduğuna, 2. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Sanık ... ... Açısından; Sanık hakkında, 11.10.2016 tarihli ölü muayene ve otopsi tutanağına göre maktül ...'in öldürülmesi olayı dolayısıyla başlayan soruşturma kapsamında, ...’in öldürülmesine ilişkin vicdan azabı duyduğu için müdafii huzurunda samimi beyanlarda bulunmak istediğini, ifadesinde ...’in öldürülmesinde öncülük (keşif) yapmayı kabul ettiğini beyan ettiği içerikli beyanı ile etkin pişmanlık içerikli beyanda bulunmuştur. Beyanının gizli tanık ... beyanı ile birebir doğrulandığı anlaşılmıştır. Mahkeme aşamasında ise ifadesinden dönerek atılı suçlamayı kabul etmediğini önceki beyanının doğru olmadığını beyan etmiştir. Sanıkların yakalandıktan sonra usule uygun olarak verdikleri ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması hususunda delil niteliği taşıyan itiraf içerikli beyanları hükme esas alınabilecektir. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu 27.03.2018 tarih, 2017/16-1118 E., 2018/121 K sayılı ilamındaki tespit de "faillerin yakalandıktan sonra usule uygun olarak verdikleri ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması hususunda delil niteliği taşıyan itiraf içerikli beyanları hükme esas alınabilir" aynı yöndedir. Sanık beyanı itibar edilen tanık beyanları ele geçen patlayıcı madde delilleri uyarınca; sanığın örgüt içerisinde güvenilir milis/işbirlikçi olarak faaliyet gösterdiği, örgütün üst düzey kadro elemanları ile irtibat halinde olduğu, terör örgütü tarafından düzenlenen eylemlerden bilgisi olduğu ve vahim eyleme (öldürme) yardım ettiği, örgütün bomba ve patlayıcı maddelerinin sevki ve saklanması eylemlerinde organizasyonunun içince yer aldığı, terör örgütlerinin amaç suçun işlenmesi yolunda güven, disiplin ve sıkı irtibata önem veren iş bölümüne dayalı, hiyerarşik düzene sahip yapılar olarak istihbarat, gizlilik, güvenlik ve denetim konularında duyarlı oldukları, işleyiş ve yapılanma itibariyle bu özellikleri gösteren yapılar olduğu dikkate alındığında, örgütün patlayıcılarını sevk ve saklama, örgütün vahim eylemlerine yardım etme gibi faaliyetlere ilişkin organizasyonun örgütsel yapı dışında değerlendirilemeyeceği ve bu eylemlerin salt yardım düzeyini aşmamış eylemlerden nitelik itibariyle farklılık arz ettiği, örgütün güvenilir bulmadıkları, denetlemedikleri kaynakları kabul etmeyecekleri gibi, gizlilik ve güvenlik kuralları ile hiyerarşiye uymayan kişilerin bu tür faaliyetlerine de izin vermeyecekleri göz önüne alındığında, tespit edilen eylemler nedeniyle sanığın örgüt hiyerarşisine girip, örgütle organik bağ kurduğu, yukarıda açıklanan, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk içeren eylem ve faaliyetlerde bulunduğu kabul edilmiştir. PKK/KCK terör örgütü sözde yürütme konseyinin öz yönetimden başka seçenek kalmadığına yönelik çağrısı üzerine, terör örgütünün amaca ulaşmak için gerçekleştirdiği stratejik hamlelerin en önemlilerinden birisi olan, yoğun olarak Güneydoğu Anadolu Bölgesinde ve Ülkemizin değişik yörelerinde hakimiyet alanları oluşturmak için güvenlik güçlerine ve kamu binalarına topluca saldırı girişiminde bulunmak kararı kapsamında, PKK/KCK terör örgütünün şehirlerdeki milisleri ve kırsal alandaki örgüt mensuplarının silahları ile şehir merkezlerine gizlice girerek halkın arasına karıştıkları, kendi siyasal uzantıları olan partileri haricinde yöre halkının demokratik siyaset yapmasına izin vermedikleri, bu kapsamda, iktidar partisi olan Ak Parti içerisinde sorumlu derecede siyaset yapan yöre halkını hedef aldıkları soruşturma ve kovuşturma dosyalarından anlaşılmıştır. Bu cümleden olarak; aynı olayların yaşandığı Dicle ilçe merkezinde 02.09.2015 tarihi saat 20:00 sıralarında PKK/KCK terör örgütü mensupları tarafından kamu binalarına, (İlçe emniyet amirliği, adliye lojmanları, kaymakamlık konutuna, özel harekat unsurlarınca korunan Kartal tepe noktalarına) eş zamanlı olarak saldırı eylem gerçekleştirildiği, ilçe merkezinin ele geçirilmeye çalışıldığı, olayın kamera kayıtlarına da yansıdığı, kaymakamlık konutu ile emniyet amirliğine uzun namlulu silahlar ve roketatarlı saldırı gerçekleştirildiği, 27 Mayıs Mahallesi Bahçeler mevkinden atılan 7 adet roketin ilçe emniyet amirliği binasına isabet ettiği, Hani Yolu Caddesi Dicle-Hani Karayolu üzerinde kepçe ile hendek kazıldığı, grubun içerisinde ellerinde uzun namlulu silahlar olan şüpheli şahısların bulunduğu, yüzleri kapalı ve silahlı olan PKK/KCK mensuplarına müdahale etmek ve hendek kazmaya çalışan kepçeyi durdurmak için zırhlı araçlarla İlçe Emniyet Amirliğinden olay yerine intikal edildiği esnada 27 Mayıs Mahallesi Ergani Caddesi Akmar Market mevkinden PKK/KCK mensuplarınca roketatarlı ve uzun namlulu silahlarla saldırı yapıldığı, 4 adet roket atıldığı, roketlerden ikisinin Tepe Kartal Pusu Noktasına, bir tanesinin Kaymakamlık Konutu bahçesindeki tel örgülere, bir tanesinin ise zırhlı araca doğru atıldığı zırhlı araca isabet etmediği, Ergani Caddesi 3 Yol Kavşağında bulunan adliye lojmanı karşısına bomba yüklü araç park edildiği (gri renkli 34 ... plakalı renault fluence), araç içerisinden kamera kayıtlarına göre 3 şahsın indiği bir PKK-KCK örgüt mensubunun yol emniyeti aldığı elinde uzun namlulu bixi ağır silah olduğu diğerinin ise araçtan bomba düzeneğini aktif etmek için kablo çektiği, lojman güvenliğinden sorumlu polis memurlarının teröristlere uzun namlulu silahla karşılık vermesi üzerine PKK/KCK mensuplarının ara sokaklara doğru karanlıktan da faydalanarak kaçtığı anlaşılmış olup devamı eylem olarak; PKK/KCK terör örgütünün üst düzey yöneticilerinin talimatları doğrultusunda, Dicle ilçesinde, Ak Parti Dicle İlçe başkanı olan, maktul ...'e yönelik suikast eyleminin düzenlendiği, 11.10.2016 tarihli ölü muayene ve otopsi tutanağına göre maktül ...'in vücudunda toplam 8 adet mermi giriş ve çıkış yarası olduğunun belirtildiği, yukarıda ayrıntısı belirtilen tanık beyanları ve sanık etkin pişmanlık içerir ikrar beyanı uyarınca, firar olan terör örgütü kadro elamanı ... adlı BTÖ mensubu ...'ın Dicle ilçe merkezine geldiği, sanık ile irtibat kurduğu, sanık vasıtası ile Körmik mevkine geçtiği, ikrara göre ... tarafından sanığa eylem planının anlatıldığı, sanığın eylem planına uygun olarak ... talimatlarını yerine getirdiği, suikast planına uygun olarak sanık ... ...'ın, maktulün işlettiği iş yerine yönelik gözcülük/öncülük yaparak suikast eylemi organizasyonu içinde yer aldığı, en son olarak motosikleti ile maktulün işyeri yanından geçerken maktulün işyerinde olduğunu ... adlı örgüt mensubuna bildirdiği, bu örgüt mensubunun da aldığı bu bilgi içeriğine göre maktulün işyerine giderek maktule ateşli silahla suikast düzenlediği ve maktulü şehit ettiği dosya kapsamından anlaşılıp kabul edilmiştir. Sanığın bu eylem organizasyonu içerisinde milis/işbirlikçi olarak yer aldığı, eylemle ilgili öncülük yaptığı ve keşif faaliyetlerinde bulunduğu, olay öncesinde, olay sırasında ve olay sonrasında sergilediği davranışlar birlikte değerlendirildiğinde, diğer örgüt mensubu şahıslar ile aldıkları birlikte suç işleme kararının icrası kapsamında, fikir ve eylem birliği içerisinde hareket edip fiil üzerinde diğer şahıslarla birlikte ortak hakimiyet kurduğu açıkça anlaşılan sanığın eylemi, olaya asli iştirak olarak kabul edilmiştir. Maktulün öldürülmesinde rol alan ve bu olaya iştirak eden sanığın eyleminin üyesi bulundukları silahlı terör örgütünün Devletin birliğini bozma ve ülke topraklarından bir kısmını Devlet idaresinden ayırma amacına yönelik olarak vahamet arzeden elverişli eylem niteliğinde olduğu, kasten öldürme eyleminin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğe göre amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu da gözetilerek sübut bulan bu eylemlerinin TCK'nın 302 nci maddesinde düzenlenen Devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozma suçunu ve araç suç olan kasten öldürme suçlarının sübuta erdiği mahkememizce kabul edilmiştir. 5237 sayılı TCK’nın 314 üncü maddesinde tanımlanan suçun, Devletin güvenliğine, toprak bütünlüğüne, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçları işlemek amacıyla kurulan silahlı örgütlerin kurucularını, yöneticilerini ve üyelerini cezalandırmaya yönelik hazırlık hareketlerini suç sayan ve yaptırıma bağlayan özel bir suç tipi olup, amaç suç işlendiğinde failin, geçitli suçlardaki özellik nedeniyle amaç suç ile amaç suça yönelik olarak gerçekleştirilmiş bulunan araç suçlardan ilgili hükümlere göre cezalandırılmakla birlikte örgütün üyesi olmaktan cezalandırılamayacağı da gözetilerek sanık hakkında örgüt üyeliği suçundan ayrıca hüküm kurulmamıştır. Tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirilmesi suçu açısından, yürütülen soruşturma kapsamında gömülü halde patlayıcı maddelerin ele geçirildiği, dosyada mevcut Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığının 01.10.2018 tarihli raporunda birleşen dosya kapsamı itibariyle ele geçirilen mutfak tüpüne hazırlanmış malzemelerin canlılar üzerinde öldürücü etkiye sahip patlayıcı madde olduğu, tanık beyanları uyarınca bu patlayıcı maddelerin sanığın asli iştiraki ile örgüt adına taşındığı ve patlayıcı maddelerin toprağa gömdüğü anlaşılmakla, patlayıcı maddeler üzerinde sanığın fiili hakimiyet kurduğu ve sanık ile ele geçen patlayıcı maddeler arasında ilyet bağının kurulduğu anlaşılmakla, sanığın örgüt adına tehlikeli madde bulundurma suçunu işlediği mahkememizce kabul edilmiştir. Sanık ... ... Açısından; Dosya kapsımı itibariyle itibar edilen tanık beyanları uyarınca; sosyal medya paylaşımları içeriğine göre sanığın PKK/KCK terör örgütü ideolojisini benimsediğinin anlaşıldığı, sanığın örgüt içerisinde güvenilir milis/işbirlikçi olarak faaliyet gösterdiği, örgütün üst düzey kadro elemanları ile irtibat halinde olduğu, terör örgütü tarafından düzenlenen eylemlerden bilgisi olduğu ve vahim eyleme (öldürme) işbirlikçi sıfatı ile asli fail olarak iştirak ettiği, örgütün bomba ve patlayıcı maddelerinin sevki ve saklanması eylemlerinde organizasyonunun içinde yer aldığı, aracı ile örgüt mensuplarını taşıdığı, örgüt üyelerinin geçiş güzergâhlarında ve keşif faaliyetlerinde öncülük yaptığı, örgüt üyelerine istihbari bilgi verdiği, örgüt üyelerine yaşamsal maddeler sağladığı, terör örgütlerinin amaç suçun işlenmesi yolunda güven, disiplin ve sıkı irtibata önem veren iş bölümüne dayalı, hiyerarşik düzene sahip yapılar olarak istihbarat, gizlilik, güvenlik ve denetim konularında duyarlı oldukları, işleyiş ve yapılanma itibariyle bu özellikleri gösteren yapılar olduğu dikkate alındığında, örgütün patlayıcılarını sevk ve saklama, örgütün vahim eylemlerine katılma, örgüte istihbarat saglama, örgüte yaşamsal malzeme temin etme gibi faaliyetlere ilişkin organizasyonun örgütsel yapı dışında değerlendirilemeyeceği ve bu eylemlerin salt yardım düzeyini aşmamış eylemlerden nitelik itibariyle farklılık arz ettiği, örgütün güvenilir bulmadıkları, denetlemedikleri kaynakları kabul etmeyecekleri gibi, gizlilik ve güvenlik kuralları ile hiyerarşiye uymayan kişilerin bu tür faaliyetlerine de izin vermeyecekleri göz önüne alındığında, tespit edilen eylemler nedeniyle sanığın örgüt hiyerarşisine girip, örgütle organik bağ kurduğu, yukarıda açıklanan, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk içeren eylem ve faaliyetlerde bulunduğu kabul edilmiştir. PKK/KCK terör örgütü sözde yürütme konseyinin öz yönetimden başka seçenek kalmadığına yönelik çağrısı üzerine, terör örgütünün amaca ulaşmak için gerçekleştirdiği stratejik hamlelerden en önemlilerinden birisi olan, yoğun olarak Güneydoğu Anadolu Bölgesinde ve Ülkemizin değişik yörelerinde hakimiyet alanları oluşturmak için güvenlik güçlerine ve kamu binalarına topluca saldırı girişiminde bulunmak kararı kapsamında, PKK/KCK terör örgütünün şehirlerdeki milisleri ve kırsal alandaki örgüt mensuplarının silahları ile şehir merkezlerine gizlice girerek halkın arasına karıştıkları, zaman zaman bir kısım belediyelerin araç ve gereçlerini de kullanmak suretiyle insanların yoğun olarak yaşadıkları sokaklara, mahallelere hendekler kazarak el yapımı bomba ve düzenekleri yerleştirdikleri, umumun kullandığı karayollarına mayın döşeyerek patlamaya hazır hale getirdikleri, tonlarca patlayıcı yüklü kamyonlar, iş makineleri ve diğer araçlarla canlı bomba saldırıları hedefledikleri, kamu görevlisi ve güvenlik güçlerinin ölüm ve yaralanmasına sebebiyet verdikleri, Bu cümleden olarak; aynı olayların yaşandığı Dicle ilçe merkezinde 02.09.2015 tarihi saat 20:00 sıralarında PKK/KCK terör örgütü mensupları tarafından kamu binalarına, (İlçe emniyet amirliği, adliye lojmanları, kaymakamlık konutuna, özel harekat unsurlarınca korunan Kartal tepe noktalarına) eş zamanlı olarak saldırı eylem gerçekleştirildiği, ilçe merkezinin ele geçirilmeye çalışıldığı, olayın kamera kayıtlarına da yansıdığı, kaymakamlık konutu ile emniyet amirliğine uzun namlulu silahlar ve roketatarlı saldırı gerçekleştirildiği, 27 Mayıs Mahallesi Bahçeler mevkinden atılan 7 adet roketin ilçe emniyet amirliği binasına isabet ettiği, Hani Yolu Caddesi Dicle-Hani Karayolu üzerinde kepçe ile hendek kazıldığı, grubun içerisinde ellerinde uzun namlulu silahlar olan şüpheli şahısların bulunduğu, yüzleri kapalı ve silahlı olan PKK/KCK mensuplarına müdahale etmek ve hendek kazmaya çalışan kepçeyi durdurmak için zırhlı araçlarla İlçe Emniyet Amirliğinden olay yerine intikal edildiği esnada 27 Mayıs Mahallesi Ergani Caddesi Akmar Market mevkinden PKK/KCK mensuplarınca roketatarlı ve uzun namlulu silahlarla saldırı yapıldığı, 4 adet roket atıldığı, roketlerden ikisinin Tepe Kartal Pusu Noktasına, bir tanesinin Kaymakamlık Konutu bahçesindeki tel örgülere, bir tanesinin ise zırhlı araca doğru atıldığı zırhlı araca isabet etmediği, Ergani Caddesi 3 Yol Kavşağında bulunan adliye lojmanı karşısına bomba yüklü araç park edildiği (gri renkli 34 ... plakalı renault fluence), araç içerisinden kamera kayıtlarına göre 3 şahsın indiği bir PKK-KCK örgüt mensubunun yol emniyeti aldığı elinde uzun namlulu bixi ağır silah olduğu diğerinin ise araçtan bomba düzeneğini aktif etmek için kablo çektiği, lojman güvenliğinden sorumlu polis memurlarının teröristlere uzun namlulu silahla karşılık vermesi üzerine PKK/KCK mensuplarının ara sokaklara doğru karanlıktan da faydalanarak kaçtığı anlaşılmış olup devamı eylem olarak; 28.06.2016 tarihi saat 10:01 sıralarında PKK/KCK mensuplarının Dicle ilçesi Ergani Caddesi üzerindeki Afet Küme Evleri Sokak girişine 06 ... plaka sayılı bomba yüklü aracı park halinde bırakıp polis memuru ...'in sevk ve idaresindeki 21 ... plaka sayılı Dicle İlçe Emniyet Amirliği'ne ait aracın Ergani istikametine/Dicle Adliyesine doğru ilerleyerek geçişi esnasında bomba yüklü aracın uzaktan kumanda düzeneğiyle patlatılması, araç içerisinde ön yolcu koltuğunda bulunan polis memuru ...'ın hayatını kaybederek şehit olması, diğer polis memuru ...'in yaralanması olayının meydana geldiği, kamera kayıtları üzerinde yapılan çalışmalarda PKK/KCK terör örgütü tarafından eylemde kullanılan 06 ... (çalıntı araç, gerçek plaka bilgileri 34 ET 9018) plaka sayılı aracın 27.06.2016 tarihinde Hani istikametinden gelerek saat 07:35:40'da Korkut Petrole ait kamera açısına girdiği daha sonra, Hani yolu caddesi Bağlar 2. sokağa girerek kamera açısından çıktığı, sokakta yaklaşık 45 dakika kaldıktan sonra bomba yüklü aracın 27.06.2016 günü saat 08:18:53'te Bağlar 2.sokaktan çıkarak üçyol istikametine doğru ilerlediği, 27 Mayıs Mah. 519. Sokakta devam ederek eylemin gerçekleştirildiği Ergani Caddesine çıkış yaptığı, 27.06.2016 tarihinde bomba yüklü aracın uzaktan kumanda sisteminde meydana gelen arıza nedeniyle şüphelilerin eylemi gerçekleştiremedikleri, bomba yüklü aracın Korkut Petrol isimli iş yerine ait kamera kaydına göre saat 10:15:00'da Hani istikametine doğru ilerleyerek ilçeden çıkış yaptığı, 28.06.2016 tarihinde bomba yüklü aynı aracın Korkut Petrol isimli iş yerine ait kamera kayıtlarına göre saat 07:54:21'de tekrardan Hani istikametinden ilçeye geldiği, Hani yolu caddesi Bağlar 2.sokağa saat 07:55 sıralarında girerek kamera açısından çıktığı, bomba yüklü aracın olay günü saat 07:55:00 ile saat 08:43 arasında yaklaşık 47 dakika boyunca bu sokakta kaldığı saat 08:43:59'da Bağlar 2. Sokaktan çıkarak 27.06.2016 günü izlemiş olduğu güzargah üzerinden (Hani Yolu Caddesinden Üç Yol istikametine doğru ilerleyerek 27 Mayıs Mah. 519.Sokaktan Ergani Caddesine çıkış yaptığı) eylemin gerçekleştirildiği Ergani Caddesi Afet Küme Evleri Sokak girişine giderek aracın park edildiği, saat 10:01 sıralarında Dicle Adliyesi istikametine doğru ilerlemekte olan 21 ... plaka sayılı sivil polis aracının geçişi esnasında bomba yüklü aracın patlatılarak eylemin gerçekleştirildiği, eylem sonucunda polis memuru olan ...'ın hayatını kaybederek şehit olduğu, diğer polis memuru ...'in yaralandığı anlaşılmıştır. Olayın oluşuna uygun itibar edilen beyanlar uyarınca, PKK/KCK terör örgütü içersinde milis/işbirlikçi olarak faaliyet yürüten sanık ... ... ın eylemin planlamasında yer aldığı, görev bölüşümü olarak keşif faaliyetlerinde bulunduğu eylem öncesi ve sonrası bombalı aracı getiren terör örgütü üyesinin ilçe merkezine gizlilik içinde geliş ve gidişini sağladığı, ilk olarak bombalı aracın uzaktan kumanda ile patlatılmasına yönelik eylemden sonra patlaması nedeniyle olay yerine yakın gelip örgüt üyesine patlamanın neden olmadığını sorduğu, bomba düzeneğinin tamiri için organizasyona katıldığı, araç tekrar geldikten sonra aracı getiren örgüt üyesini güvenli şekilde tekrar şehirden çıkmasın aracılık ettiği kabul edilip anlaşılmıştır. Sanığın bu eylem içerisinde milis/işbirlikçi olarak yer aldığı, eylemle ilğili keşif faaliyetlerinde bulunduğu, eylem öncesi ve sonrası bombalı aracı getiren terör örgütü üyesinin ilçe merkezine gizlilik içinde geliş ve gidişini sağladığı, olay öncesinde, olay sırasında ve olay sonrasında sergilediği davranışlar birlikte değerlendirildiğinde, diğer örgüt mensubu şahıslar ile aldıkları birlikte suç işleme kararının icrası kapsamında, eylem ve irade birliği içerisinde hareket edip fiil üzerinde diğer şahıslarla birlikte hakimiyet kurduğu açıkça anlaşılan sanığın eyleminin, meydana gelen olaya asli iştirak olduğu kabul edilmiştir. Sanığın eyleminin TCK’nın 302 nci maddesinde düzenlenen suçu oluşturması nedeniyle, aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca, bu suçun işlenmesi sırasında işlediği araç suçlardan dolayı da cezaya hükmolunması gerektiğinden, sanık hakkında yukarıda belirtilen gerekçelerle, TCK'nın 37 nci maddesi kapsamında müşterek fail olarak katıldığı nitelikli kasten öldürme ve kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından da cezalandırılması gerektiği kabul edilmelidir. Bir kamu görevlisinin şehit edilmesinde ve bir kamu görevlisinin yaralanmasında rol alan ve bu olaya iştirak eden sanığın eyleminin üyesi bulundukları silahlı terör örgütünün Devletin birliğini bozma ve ülke topraklarından bir kısmını Devlet idaresinden ayırma amacına yönelik olarak vahamet arzeden elverişli eylem niteliğinde olduğu, kasten öldürme ve öldürmeye teşebbüs eyleminin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğe göre amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu da gözetilerek sübut bulan bu eylemlerinin TCK'nın 302 nci maddesinde düzenlenen Devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozma suçunu ve araç suç olan kasten öldürme ve öldürmeye teşebbüs suçlarının sübuta erdiği mahkememizce kabul edilmiştir. 5237 sayılı TCK’nın 314 üncü maddesinde tanımlanan suçun, Devletin güvenliğine, toprak bütünlüğüne, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçları işlemek amacıyla kurulan silahlı örgütlerin kurucularını, yöneticilerini ve üyelerini cezalandırmaya yönelik hazırlık hareketlerini suç sayan ve yaptırıma bağlayan özel bir suç tipi olup, amaç suç işlendiğinde failin, geçitli suçlardaki özellik nedeniyle amaç suç ile amaç suça yönelik olarak gerçekleştirilmiş bulunan araç suçlardan ilgili hükümlere göre cezalandırılmakla birlikte örgütün üyesi olmaktan cezalandırılamayacağı da gözetilerek sanık hakkında örgüt üyeliği suçundan ayrıca hüküm kurulmamıştır. Tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirilmesi suçu açısından, bombalı araç saldırısında sanığın örgüt üyeleri ile birlikte hareket ettiği, organizasyonun içinde yer aldığı kabul edilmekle, patlayıcı maddeler üzerinde sanığın fiili hakimiyet kurduğu ve sanık ile patlayıcı maddeler arasında ilyet bağının kurulduğu bu kapsamda, sanığın örgüt adına tehlikeli madde bulundurma suçunu işlediği mahkememizce kabul edilmiştir. 5237 sayılı TCK'nın 7/2 nci maddesi uyarınca lehe aleyhe yasa değerlendirilmesi: 02.12.2016 tarihinde yürürülüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 15 inci maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklikle cezanın alt sınırını belirleyen "üç yıldan" ibaresinin "dört yıldan" şeklinde değiştirildiği, maddenin ikinci fıkrasında yer alan "yarı oranında" ibaresinin ise "bir kat" şeklinde değiştirildiği anlaşılmıştır. Somut olayda suç tarihinin 29.01.2016 olduğu hususu göz önüne alındığında yasa değişikliğinden önceki halde 5237 sayılı TCK'nın 174/1 inci maddesinde cezanın alt sınırının 3 yıl hapis cezası olması nedeniyle sanık lehine olduğu anlaşılmış, böylece sanık hakkında TCK'nın 61/1 inci maddesi kapsamında temel ceza olarak alt sınırdan 3 yıl hapis cezası belirlenmiştir. Ayrıca sanığın üzerine atılı suçu suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlemiş olduğu anlaşılmış, TCK'nın 174/2 maddesinde yasal değişiklikten sonraki "bir kat" artırım öngören fıkra sanık aleyhine olduğundan uygulanmamış, suç tarihinde TCK'nın 174/2 nci maddesinde yer alan yarı oranında artırım öngören fıkra ile 3713 sayılı TMK'nın 5 inci maddesinin 2 nci fıkrasının son cümlesinde 2/3 oranında artırım öngören fıkra birlikte değerlendirilmiş, neticeten sanık hakkında 3713 sayılı TMK'nın 5/2-son cümle uyarınca 2/3 oranında artırım yapılmıştır. (Aynı yönde Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2018/3446 Esas 2019/5113 Karar sayılı ilamı) Terör örgütü propagandası yapma suçu açısından; terör örgütü ile ilgili bir öğreti, düşünce veya inancı başkalarına tanıtma, benimsetme ya da yayma amacıyla yapılmasının yanında terör örgütünün cebir, şiddet ve tehdit içeren yöntemlerini meşru göstermeli veya bu yöntemleri övmeli ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde yapılması gerekmektedir. Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suçu oluşturmamaktadır. Bu açıklamalar ışığında, somut olay değerlendirildiğinde, sanığın herkese görünür şekilde sosyal medya hesabında, 18.04.2010 tarihinde “... söylüyor bismilli ... söylüyor le le daye ez gerillame" başlıklı videoyu paylaştığı, video içerisinde, silahlı terör örgütü mensubu olduğu anlaşılan ve ellerinde uzun namlulu silah bulunan görsellerin yer aldığı, söz konusu görsel paylaşımın, PKK/KCK silahlı terör örgütü lehine olduğu, silahlı görsel paylaşımın ve yorumun muhatap kitle üzerindeki etkisi gözetildiğinde; örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da teşvik edecek nitelikte olduğu ve silahlı terör örgütünün propagandası suçunu oluşturduğu, bu kapsamda sanığın eyleminin, ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği kabul edildiğinden, sanığın müsnet suçtan cezalandırılmasına karar verilmiştir. Sanığın, dosya kapsamındaki kişiliği, geçmişi, diğer işlediği suçlarla birlikte değerlendirme yapıldığında, mahkememizce suça eğilimli olarak değerlendirmiş, bu durum gözetildiğinde, sanığın bir daha suç işlemeyeceği yönünde mahkememizde kanaat oluşmadığından TCK'nın 51 maddesi hakkında uygulanmamış ve CMK'nın 231 maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmemiştir. 11.10.2016 tarihli ...'in öldürülmesi olayı ile ilgili; sanık aleyhine tanık ... beyanı bulunduğu, bu beyanın duyuma dayalı olduğu, görgüye dayalı bir tespit olmadığı, sanığın da bu yönde atılı suçlamayı kabul etmediği anlaşılmakla, sanığın atılı eylemi gerçekleştirdiği yönünde kesin delil elde edilmediğinden, delil yetersizliğinden beraat kararı verilmiştir." B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin kararlarında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılan sanıklar hakkında; Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak eksiksiz yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanıklar müdafileri ve katılanlar vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdükleri temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle, sanıklar hakkında kurulan hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 03.03.2022 tarihli ve 2021/1713 Esas, 2022/264 sayılı kararında, sanıklar müdafileri ve katılanlar vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.05.2024 tarihinde karar verildi.

Diğer kararlar (4)

8. Ceza Dairesi, 2021/7686 E., 2023/9707 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
İslahiye Cumhuriyet Başsavcılığının 09.07.2013 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 174 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava açılmıştır.
8. Ceza Dairesi         2021/7686 E.  ,  2023/9707 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/535 E. 2014/251 K. SUÇ : Tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İslahiye Cumhuriyet Başsavcılığının 09.07.2013 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 174 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava açılmıştır. 2. İslahiye 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.06.2014 tarihli kararı ile sanık hakkında tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçundan 5237 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 3 yıl 9 ay hapis ve 10.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği; 1. Eksik araştırma ile hüküm kurulduğuna, 2. Savunma hakkının kısıtlandığına, 3. Suçun yasal unsurlarının oluşmadığına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Dava konusu olay, sanığın yetkili makamlardan izin almaksızın tehlikeli madde bulundurduğu iddiasına ilişkindir. 2. 19.06.2013 tarihli olay, yakalama ve muhafaza altına alma tutanağı ile seyir halinde olan 31 \*\* \*\*\* plakalı aracın arka kısmının normalden daha aşağıda olduğunun fark edilmesi üzerine kolluk ekipleri tarafından önleme arama kararına istinaden durdurulduğu, sanığın araç içerisinde yolcu olarak bulunduğu, araçta gözle yapılan kontrolde üzerinde potasyum nitrat, alüminyum nitrat, metal boruların olduğu, malzemelerin bomba yapımında kullanılabileceği değerlendirilerek mahkeme kararı ile araçta yapılan aramada, aracın arka bagaj kapısı açıldığında, 5 adet potasyum nitrat ibareli 25 kg'lik çuval, 2 adet amonyum nitrat ibareli 50 kg'lık çuval, 2 adet bikarbonat medicasol ibareli nevi belli olmayan 6 litrelik sıvı bulunan bidon, 3 adet 162 x 15 cm 1 cm kalınlığında boru, 3 adet 10 x16 cm ebatlarında demir tapa, 7 adet şeffaf renkli poşet içerişinde alborz ibareli mavi renkli termos içerisinde çeşitli ağırlıklarda beyaz renkli nevi belirsiz toz, beyaz renkli çuval içerisinde 24.8 kg ağırlığında gri renkli toz, aracın ön sağ koltuğu kaldırıldığında 39 adet saydam poşet içerisinde el yapımı yaylı iğne tertibatı, 100 adet av tüfeği fişeği kapsülü, 100 adet kırmızı uçlu siyah renkli elektrik kablosu, 50 m uzunluğunda kırmızı renkli fitil, 10 adet siyah renkli poşet içerisinde muhtemelen el yapımı ateşleme iğnesi olarak hazırlanmış 12 x 4 cm ebatlarında metal parçalar, aracın arka koltuğu üzerinde 1 adet tasko marka 3-9 x 30 E ibareli uzun namlulu silah üzerine silah üzerine monte edilebilen dürbün, bir adet siyah renkli uydu telefonu, 1 adet sap kısmı örülü sap kısmı 13 cm, kesici kısmı 36 cm toplam 49 cm uzunluğunda siyah kılıf içesinde kama ele geçirildiği belirlenmiştir. 3. a) Adana Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 27.11.2013 tarihli raporu ile yedi adet naylon poşet içerisinde beyaz renkli toz maddenin potasyumklorat ve sodyumbenzoat karışımı bir tür madde oldukları, naylon poşet içerisinde beyaz renkli katı parçacıklarının amonyum nitrat, beyaz renkli toz maddenin ve fitik parçasının potasyum nitrat olduğu, gri renkli toz maddenin alimunyum tozu içerdiği, sarı renkli sıvı maddenin sülfirik asit içerdiğinin tespit edildiği, amonyum nitratın sanayi ve tarım sektörlerinin değişik alanlarında kullanılmasının yanısıra patlayıcı maddelerin yapımında ve güçlendirilmesinde de kullanılabilen kimyasal maddelerden olduğu, potasyum nitratın, sanayinin değişik alanlarında kullanılmasının yanısıra patlayıcı madde yapımında da kullanılan bir tür kimyasal madde olduğu, sülfirik asitin kuvvetli asitlerden olup sanayinin değişik alanlarında kullanılmasının yanısıra patlayıcı madde düzeneklerinde zamanlayıcı olarak kullanılabilen maddelerden olduğu, b) Gaziantep Emniyet Müdürlüğü Bomba İmha ve İnceleme Büro Amirliğinin raporu ile potasyum nitratın değişik kimyasallarla birlikte patlayıcı madde karışımlarında oksitleyici olarak, amonyum nitratın bir takım kimyasallar ve yanıcı maddeler karıştırılarak patlayıcı madde olarak kullanılabileceği fakat ele geçiriliş halleriyle potasyum nitratın ve amonyum nitratın herhangi bir kimyasalla karıştırılıp patlayıcı madde karışımı oluşturmadıkları, alüminyum tozunun ve sülfirik asitin patlayıcı madde yapımında kullanılabileceği fakat bu halleriyle patlayıcı madde karışımı oluşturmadıkları el yapımı ateşleme iğnelerinin, demir boruların, demir parçaların ve av tüfeği fişek kapsüllerinin el yapımı roket yapımında kullanabileceği, alüminyum boruların el yapımı boru bomba yapımında dış kap olarak kullanılabileceği, elektrikli kibrit başı eczalarının el yapımı bombalarda başlatıcı olarak kullanılabileceği, saniyeli fitilin el yapımı bombalarda başlatıcı olarak kullanılabileceği, potasyum klorat ve sodyum benzoat karışımı patlayıcı maddenin el yapımı bombalarda patlayıcı madde olarak kullanılabileceğinin tespit edildiği, potasyum klorat ve sodyum benzoatdan oluşan, el yapımı bombalarda patlayıcı madde olarak kullanılabileceği tespit edilen patlayıcı maddenin patlatılması neticesinde canlılar üzerinde öldürücü ve yaralayıcı, cansızlar üzerinde ise yakıcı, yıkıcı ve tahrip edici özellik taşıdığından ve potasyum nitrat ihtiva eden fabrikasyon saniyeli fitilin 5237 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesi kapsamında mütalaa edilmesi gerektiği, diğer malzemelerin ise bu halleriyle bu kapsama girmediğinin değerlendirildiği belirlenmiştir. IV. GEREKÇE 1. Kolluk tutanakları, kriminal rapor, Bomba İmha ve İnceleme Büro Amirliğinin raporu ve dava dosyası kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, sanığın yetkili makamlardan gerekli izinleri almaksızın patlayıcı nitelikteki malzemeleri bulundurduğunun anlaşılması karşısında, sanık hakkında kurulan hükümde bir isabetsizlik görülmemiştir. 2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. 3. Sanık hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesi uyarınca temel ceza tayin edilirken birinci fıkrasının gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına aykırı davranılması dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde (3) numaralı bentte açıklanan nedenle İslahiye 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.06.2014 tarihli kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının (D) bölümünün birinci bendinde yer alan "174. maddesi" ibaresi yerine "174 üncü maddesinin birinci fıkrası" yazılması suretiyle hükmün, Tebliğnameye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.12.2023 tarihinde karar verildi.
3. Ceza Dairesi, 2021/599 E., 2023/506 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
e)Tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma suçundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 5.000TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, hapis cezal
3. Ceza Dairesi         2021/599 E.  ,  2023/506 K. "İçtihat Metni" T. C. Y A R G I T A Y 3. C E Z A D A İ R E S İ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Y A R G I T A Y İ L Â M I İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2011/274 - 2015/399 SUÇ : 2911 sayılı Kanun'un 31/1 ve 33/1. maddelerine muhalefet, terör örgütünün propagandasını yapma, görevi yaptırmamak için direnme, nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs, silah sağlama, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma, mala zarar verme, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme HÜKÜM : Kovuşturmanın ertelenmesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, beraat, mahkumiyet, mahkumiyet kararının ertelenmesi Suça sürüklenen çocuklar hakkında kurulan hükümlerin suça sürüklenen çocuklar müdafiileri ve katılan ... AŞ. vekili tarafından temyiz edildiği görülmekle yapılan ön inceleme neticesinde, gereği düşünüldü: A. 1. 18 yaşını doldurmayan suça sürüklenen çocuklar hakkındaki 19.02.2013, 16.12.2014 ve 19.02.2015 tarihindeki duruşmaların 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 185 inci maddesi gereğince kapalı yapılması gerekirken açık yapılması telafisi mümkün olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. 2. Suça sürüklenen çocuklar hakkındaki 2911 sayılı Kanunun 32 inci maddesinin birinci ve 33 üncü maddesinin birinci fıkralarına aykırılık ve terör örgütünün propagandasını yapma suçlarından 6352 sayılı Kanun'un Geçici 1 inci maddesinin (b) bendi uyarınca verilen kovuşturmanın ertelenmesi dair kararlar, anılan maddenin 4 üncü fıkrası ile 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin 8 inci fıkra 2 nci cümlesi hükmü karşısında durma kararı niteliğinde itiraz yasa yoluna tabi olduğundan; tüm suça sürüklenen çocuklar hakkında görevi yaptırmamak için direnme ve suça sürüklenen çocuk ... hakkındaki silahlı terör örgütü adına suç işleme suçlarından 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararların Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı Kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı ve aynı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği anlaşılmakla, dava dosyasının, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, 3. Tüm suça sürüklenen çocuklar hakkında tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma, suça sürüklenen çocuklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütü adına suç işleme, suça sürüklenen çocuklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında nitelikli öldürmeye teşebbüs ile suça sürüklenen çocuklar ... ve ... hakkında silah sağlama suçlarının nitelikleri itibariyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kamu davasında katılan sıfatının bulunmadığı, verilen katılma kararının da hükümleri temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmakla katılan ... AŞ. vekilinin temyiz talebinin karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, 4. Suça sürüklenen çocuklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükümlerde hükmolunan netice cezanın türü ve miktarı gözetildiğinde 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 2 nci maddesi uyarınca hükmün kesin nitelikte bulunduğu anlaşılmakla, suça sürüklenen çocuklar müdafiileri ve ... AŞ. vekilinin temyiz isteklerinin karar tarihi itibarıyla 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Suça sürüklenen çocuk ... hakkında mala zarar verme ve silahlı terör örgütü adına suç işleme, suça sürüklenen çocuklar ..., ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütü adına suç işleme ve suça sürüklenen çocuklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma suçlarından kurulan hükümlerin karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanunu’nun 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Van 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.12.2015 tarihli ve 2011/274 Esas, 2015/399 sayılı Kararı ile; 1. Suça sürüklenen çocuklar ..., ..., ... ve ... hakkında ayrı ayrı: a)2911 sayılı Kanunun 32/1 ve 33/1. maddelerine aykırılık ve terör örgütünün propagandasını yapma suçlarından; Kovuşturmanın ertelenmesi, b)Görevi yaptırmamak için direnme suçundan; Hükmün açıklanmasının geri bırakılması c)Nitelikli öldürmeye teşebbüs suçundan; Beraat d)Mala zarar verme suçundan; 5237 sayılı Kanun'un 151 inci maddesinin birinci fıkrası, 152 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 2.660TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, e)Tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma suçundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 5.000TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, hapis cezalarının 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ertelenmesine, 1 yıl denetim süresi belirlenmesine, f)Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan; 5237 sayılı Kanun'un 220 nci maddesinin altıncı fıkrası delaletiyle aynı Kanun'un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 220 nci maddesinin altıncı fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 3 ay 23 ... hapis cezası ile cezalandırılmalarına, cezaların 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ertelenmesine, 1 yıl denetim süresi belirlenmesine, 2. Suça sürüklenen çocuk ... hakkında: a)2911 sayılı Kanunun 32/1 ve 33/1. maddelerine aykırılık ve terör örgütünün propagandasını yapma suçlarından; Kovuşturmanın ertelenmesi, b)Görevi yaptırmamak için direnme suçundan; Hükmün açıklanmasının geri bırakılması c)Nitelikli öldürmeye teşebbüs suçundan; Beraat d)Mala zarar verme suçundan; 5237 sayılı Kanun'un 151 inci maddesinin birinci fıkrası, 152 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 3.220TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, e)Tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma suçundan (2 kez); 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 5.000TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezalarının 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ertelenmesine, 1 yıl denetim süresi belirlenmesine, f)Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan; 5237 sayılı Kanun'un 220 nci maddesinin altıncı fıkrası delaletiyle aynı Kanun'un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 220 nci maddesinin altıncı fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 3 ay 23 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ertelenmesine, 1 yıl denetim süresi belirlenmesine, 3. Suça sürüklenen çocuklar ... ve ... hakkında ayrı ayrı: a)2911 sayılı Kanunun 32/1 ve 33/1. maddelerine aykırılık ve terör örgütünün propagandasını yapma suçlarından; Kovuşturmanın ertelenmesi, b)Görevi yaptırmamak için direnme suçundan; Hükmün açıklanmasının geri bırakılması c)Silah sağlama suçundan; Beraat d)Tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma suçundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 5.000TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, hapis cezalarının 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ertelenmesine, 1 yıl denetim süresi belirlenmesine, e)Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan; 5237 sayılı Kanun'un 220 nci maddesinin altıncı fıkrası delaletiyle aynı Kanun'un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 220 nci maddesinin altıncı fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 3 ay 23 ... hapis cezası ile cezalandırılmalarına, cezaların 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ertelenmesine, 1 yıl denetim süresi belirlenmesine, 4. Suça sürüklenen çocuk ... hakkında; a)2911 sayılı Kanunun 32/1 ve 33/1. maddelerine aykırılık ve terör örgütünün propagandasını yapma suçlarından; Kovuşturmanın ertelenmesi, b)Görevi yaptırmamak için direnme suçundan; Hükmün açıklanmasının geri bırakılması c)Nitelikli öldürmeye teşebbüs suçundan; Beraat d)Mala zarar verme suçundan; 5237 sayılı Kanun'un 151 inci maddesinin birinci fıkrası, 152 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 2.000TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, e)Tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma suçundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 1 yıl 10 ay 15 ... hapis ve 3.740TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ertelenmesine, 1 yıl denetim süresi belirlenmesine, f) Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan; Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. B. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 26.03.2018 tarihli ve iade, ret, onama, bozma görüşlerini içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Suça sürüklenen çocuk ... ... müdafisinin temyiz istemi; suça sürüklenen çocuğun yaşı itibariyle kandırılmaya müsait yapıda birisi olduğundan samimi beyanlarına mahkemece itibar edilmesi gerektiği, örgüt üyesi olmadığı gibi örgüt çağrısıyla sokağa çıktığı hususunda somut delil bulunmadığından verilen cezanın masumiyet ilkesiyle çeliştiği, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma suçunun sübutu kabul edilse dahi suça sürüklenen çocuk örgüt üyesi olmadığından 5237 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin ikinci fıkrasının uygulanarak artırım yapılmış olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, mahkumiyete dayanak yapılan delillerin cezalandırmaya yeterli olmadığından ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi talebinden ibarettir. 2. Suça sürüklenen çocuk ... müdafisinin temyiz istemi; temyiz süre tutum dilekçesinde ilk derece mahkemesi kararın bozulmasına karar verilmesi talebinden ibarettir. 3. Suça sürüklenen çocuk ... müdafisinin temyiz istemi; temyiz süre tutum dilekçesinde ilk derece mahkemesi kararın bozulmasına karar verilmesi talebinden ibarettir. 4. Suça sürüklenen çocuk ... müdafisinin temyiz istemi; temyiz süre tutum dilekçesinde ilk derece mahkemesi kararın bozulmasına karar verilmesi talebinden ibarettir. 5. Suça sürüklenen çocuk ... ... müdafisinin temyiz istemi; temyiz süre tutum dilekçesinde ilk derece mahkemesi kararın bozulmasına karar verilmesi talebinden ibarettir. 6. Suça sürüklenen çocuk ... müdafisinin temyiz istemi; suça sürüklenen çocuğun diğer suça sürüklenen çocuklarla hiçbir şahsi irtibatının bulunmadığı, örgütsel bir bağ içerisine girdiğine ilişkin bir delilin bulunmadığı, cezalandırmaya yeterli somut delil bulunmadığından ilk derece mahkemesi kararın bozulmasına karar verilmesi talebinden ibarettir. 7. Suça sürüklenen çocuk ... müdafisinin temyiz istemi; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'ndaki düzenlemelere ve yargı kararlarına aykırı olarak suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçu işlediğine dair savunmasının aksini kanıtlar, cezalandırmaya yeterli, somut delil bulunmadığından şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraatine karar verilmesi gerektiği, katıldığı iddia olunan toplantı ve gösteri yürüyüşü içindeki konumunun irdelenmediği, suça sürüklenen çocuğun yaşı da dikkate alındığından kandırılmaya müsait olduğundan bulunduğu araca konulan molotofların kahvaltılık malzemesi olduğu söylenerek kandırılmış olmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu, samimi beyanlarına itibar edilmesi gerektiğinden ilk derece mahkemesi kararın bozulmasına karar verilmesi talebinden ibarettir. III. OLAY VE OLGULAR 24.03.2011 tarihinde ... internet sitesinde verilen bir haberde, Kürt sorununun çözümü için herhangi bir adım atılmadığı gerekçesiyle sivil itaatsizlik eylemlerine başlandığı ve demokratik çözüm için çadırlar kurulduğu, bu çadırların müdahale yapılarak kaldırıldıklarına dair haberler yapıldığı, sonrasında PKK/KCK/TM nin talimatları doğrultusunda çeşitli illerde ve ... ilinde güvenlik güçlerine ve kamu kuruluşları ile vatandaşlara yönelik saldırılar başlatıldığı, iddianame anlatımı ve mahkemenin kabulüne göre suça sürüklenen çocukların katıldıkları tespit edilen eylemlerden olarak; 19.04.2011 tarihinde sabah saat 06:40 sıralarında aynı ... il merkezinde yasa dışı olaylar meydana geleceği ihbarı alan güvenlik güçlerince yol kontrolünde esnasında bir ticari taksi durdurulduğunda araç içinde bulunan üç şahsın kaçmaya yeltendikleri, bu şahısların suça sürüklenen çocuklar ... ve ... ile yaşı büyük ... olduklarının tespit edildiği, ticari takside yapılan aramada bagaj kısmında bulunan iki adet koli açıldığında; kolilerin birinde 22 adet, diğerinde ise 24 adet molotof kokteylinin ele geçrildiği, yine aracın arkasında poşet içerisinde puşiler, sivitşortlar ve 13 çift inşaat eldiveni ele geçirildiği, 19.04.2011 tarihinde saat 10.45 sıralarında toplanan kalabalık tarafından Cumhuriyet caddesi üzerinde bulunan Noterlik Binaları, Halk Bankası, İş Bankası, ... ve ... İl Müdürlüğü binaları ile güvenlik görevlilerine, araçlarına ve vatandaşlara ait araçlara taşlı, molotoflu, havai fişekli saldırılarda bulunulduğu ve zarar verdildiği, 19.04.2011 tarihinde saat 11:00 sıralarında eylem yapan grubun o sırada içeride çalışanların ve müşterilerin bulunduğu ... Şubesine taşlar ve molotof kokteylleri atarak yakmaya çalıştıkları ve zarar verdikleri, 19.04.2011 tarihinde saat 12:00 sıralarında eylem yapan grubun o sırada içeride çalışanların ve müşterilerin bulunduğu ... İl Müdürlüğü binasına önce taş ve sonra da molotof kokteylleri atarak yakmaya çalıştıkları ve zarar verdikleri, 21.04.2011 tarihinde saat 14:00 sıralarında eylem yapan grubun o sırada içeride çalışanların ve müşterilerin bulunduğu ... Şubesine çok sayıda molotof kokteyli atarak yakmaya çalıştıkları ve zarar verdikleri, banka çalışanlarından Merve Pehlivanoğlu'nun dumandan etkilenerek baygınlık geçirdiğinin tespit edildiği, Mahkemece yapılan yargılama sonunda, suça sürüklenen çocukların savunmaları, suça sürüklenen çocuklar ... ve ... hakkındaki yakalama tutanağı, soruşturma aşasında verdiği ifadelerinde ... hakkında anlatımları bulunan C.Y. isimli şahsın beyanları, görüntü inceleme tutanakları ve tüm dosya kapsamına göre; Suça sürüklenen çocuklar ..., ..., ... ve ...'ın ikrar içeren savunmaları birlikte değerlendirildiğinde PKK/KCK terör örgütünün çağrıları üzerine yapılan yasa dışı gösteriye katıldıkları, eylemler esnasında ellerine aldıkları molotof bombasını suça sürüklenen çocuk ... ...'nın Yapı Kredi Bankasına, suça sürüklenen çocuk ...'nin ... binasına doğru attıklarının, suça sürüklenen çocuk ... ve ...'ın ise molotof bombasını kullandıklarının sübuta erdiği kabul edilerek, suça sürüklenen çocuklar ..., ..., ... ve ... hakkında; 2911 sayılı Kanun'a aykırılık ve terör örgütünün propagandasını yapma suçları 6352 sayılı Kanun'un geçici 1 inci maddesi kapsamında kaldığından kovuşturmanın ertelenmesine ve görevi yaptırmamak için direnme suçları hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, yakarak adam öldürmeye teşebbüs suçunun her hangi bir mağdurunun tespit edilmemiş olması, yapılan icrai hareketin adam öldürmeye elverişli olduğuna ilişkin bir tespit bulunmaması ve mahkemece yapılan değerlendirmede eylemin sonucu gerçekleştirmeye müsait olmadığına ilişkin kanaat oluşması nedenleriyle atılı suçtan ayrı ayrı beraatlerine, örgütsel faaliyet çerçevesinde izinsiz olarak patlayıcı madde bulundurdukları anlaşıldığından tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma suçundan ayrı ayrı cezalandırılmalarına ve hapis cezalarının ertelenmesine, yakıcı madde kullanmak suretiyle mala zarar verme suçunu işlediklerinden mala zarar verme suçundan ayrı ayrı cezalandırılmalarına, sübuta eren örgüt adına işlenen suçlar 2911 sayılı Kanun'un 34/A maddesinde sayılan suçlar arasında yer almadığından silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan ayrı ayrı cezalandırılmalarına ve cezaların ertelenmesine karar verilmiştir. Suça sürüklenen çocuk ... 'ın ikrar içeren savunmasıyla birlikte değerlendirildiğinde PKK/KCK terör örgütünün çağrıları üzerine yapılan yasa dışı gösteriye katıldığı ve gösteri esnasında eline aldığı molotof bombasını kullandığının sübuta erdiği kabul edilerek hakkında; 2911 sayılı Kanun'a aykırılık ve terör örgütünün propagandasını yapma suçları 6352 sayılı Kanun'un Geçici 1 inci maddesi kapsamında kaldığından kovuşturmanın ertelenmesine ve görevi yaptırmamak için direnme suçu hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, yakarak adam öldürmeye teşebbüs suçunun her hangi bir mağdurunun tespit edilmemiş olması, yapılan icrai hareketin adam öldürmeye elverişli olduğuna ilişkin bir tespit bulunmaması ve mahkemece yapılan değerlendirmede eylemin sonucu gerçekleştirmeye müsait olmadığına ilişkin kanaat oluşması nedenleriyle atılı suçtan beraatine, örgütsel faaliyet çerçevesinde izinsiz olarak patlayıcı madde bulundurduğu anlaşıldığından tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma suçundan iki kez cezalandırılmasına ve hapis cezalarının ertelenmesine, iki kez yakıcı madde kullanmak suretiyle mala zarar verme suçunu işlediğinden zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle mala zarar verme suçundan cezalandırılmasına ve sübuta eren örgüt adına işlenen suçlar 2911 sayılı Kanun'un 34/A maddesinde sayılan suçlar arasında yer almadığından silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan cezalandırılmasına ve cezanın ertelenmesine karar verilmiştir. Suça sürüklenen çocuklar ...'nun ve ...'un yakalama tutanağı birlikte değerlendirildiğinde PKK/KCK terör örgütünün çağrıları üzerine yapılan yasa dışı gösteriye katılmak için yanlarında eylemde kullanılmak üzere molotof bombaları olduğu halde takside yakalandıkları sübuta erdiği kabul edilip, suça sürüklenen çocuk ...'nun suçlamayı kabul etmeyerek molotoflardan haberinin olmadığını ve kendisinin geçerken inmek üzere taksiye bindiğini savunmuş ve suça sürüklenen çocuk ...'un ise yine suçlamayı kabul etmeyerek molotoflardan haberinin olmadığını ve paketleri kahvaltılık malzeme olarak bildiğini savunmuş iseler de savunmaların hayatın olağan akışına uygun düşmemesi ve tutanak içeriğine üstünlük tanınarak beyanlarına itibar edilmeyerek haklarında; 2911 sayılı Kanun'a aykırılık ve terör örgütünün propagandasını yapma suçları 6352 sayılı Kanun'un Geçici 1 inci maddesi kapsamında kaldığından kovuşturmanın ertelenmesine ve görevi yaptırmamak için direnme suçları hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, söz konusu molotofları kendileri kullanmayıp kullanacak başka kişilere teslim edeceklerine dair bir durum tespiti bulunmadığından bu molotofları kendilerinin kullanacağı kabul edilerek ve eylemin izinsiz patlayıcı madde bulundurma suçu içinde eriyeceğinden atılı silah sağlama suçundan ayrı ayrı beraatlerine, örgütsel faaliyet çerçevesinde izinsiz olarak patlayıcı madde bulundurdukları anlaşıldığından tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma suçundan ayrı ayrı cezalandırılmalarına ve hapis cezalarının ertelenmesine, sübuta eren örgüt adına işlenen suçlar 2911 sayılı Kanun'un 34/A maddesinde sayılan suçlar arasında yer almadığından silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan ayrı ayrı cezalandırılmalarına ve cezaların ertelenmesine karar verilmiştir. Suça sürüklenen çocuk ...'nun PKK/KCK terör örgütünün çağrıları üzerine yapılan yasa dışı gösteriye katıldığı ve gösteri esnasında eline aldığı molotof bombasını kullandığının sübuta erdiği kabul edilerek hakkında; 2911 sayılı Kanun'a aykırılık ve terör örgütünün propagandasını yapma suçları 6352 sayılı Kanun'un geçici 1 inci maddesi kapsamında kaldığından kovuşturmanın ertelenmesine ve görevi yaptırmamak için direnme suçu hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, yakarak adam öldürmeye teşebbüs suçunun her hangi bir mağdurunun tespit edilmemiş olması, yapılan icrai hareketin adam öldürmeye elverişli olduğuna ilişkin bir tespit bulunmaması ve mahkemece yapılan değerlendirmede eylemin sonucu gerçekleştirmeye müsait olmadığına ilişkin kanaat oluşması nedenleriyle atılı suçtan beraatine, örgütsel faaliyet çerçevesinde izinsiz olarak patlayıcı madde bulundurduğu anlaşıldığından tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma suçundan cezalandırılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine, yakıcı madde kullanmak suretiyle mala zarar verme suçunu işlediğinden mala zarar verme suçundan cezalandırılmasına ve sübuta eren örgüt adına işlenen suçlar 2911 sayılı Kanun'un 34/A maddesinde sayılan suçlar arasında yer almadığından silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Suça sürüklenen çocukların aşamalardaki savunmaları, görüntü inceleme tutanakları, olay yeri inceleme raporları, yakalama ve el koyma tutanağı, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; 1. Suça sürüklenen çocuk ... ...'nın; 19.04.2011 günü ... ilinde PKK/KCK terör örgütünün çağrısı üzerine gerçekleştirilen eylemlere katıldığı, görüntü inceleme tutanakları ve alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere eylemci grup içerisinde yer alarak yüzünü puşi ile kapatıp ... Bankasına molotof kokteyle attığı, her ne kadar mahkemedeki savunmasında önceki beyanlarını kabul etmemiş ise de Cumhuriyet savcısı ve sorgu hakimliğinde müdafii huzurundaki savunmalarında getirilen çanta içerisinden aldığı molotof kokteylini Yapı Kredi Bankasına doğru attığına ilişkin ikrara dayalı beyanı ile de sübuta erdiğinden üzerine atılı tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma, silahlı terör örgütü adına suç işleme suçlarını işlediğine dair ilk derece mahkemesinin kabulünde isabetsizlik görülmemiştir. 2. Suça sürüklenen çocuk ...'nin; 19.04.2011 günü Van ilinde PKK/KCK terör örgütünün çağrısı üzerine gerçekleştirilen eylemlere katıldığı, görüntü inceleme tutanakları ve alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere eylemci grup içerisinde yer alarak yüzünü puşi ile kapatıp ... binasına molotof kokteyle attığı, savunmasında tanımadığı bir kadından puşi, gruptakilerden ise eldiven, çakmak ve molotofu aldığını ve yanmakta olan ... binasına attığına ilişkin ikrara dayalı beyanı ile de sübuta erdiğinden üzerine atılı tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma, silahlı terör örgütü adına suç işleme suçlarını işlediğine dair ilk derece mahkemesinin kabulünde isabetsizlik görülmemiştir. 3. Suça sürüklenen çocuk ...'ın; 19.04.2011 günü Van ilinde PKK/KCK terör örgütünün çağrısı üzerine gerçekleştirilen eylemlere katıldığı, görüntü inceleme tutanakları ve alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere TOMA aracına doğru taş attığı, yine elindeki molotof kokteylini yakarak ... Bankasına attığı, savunmasında görüntülerde yanındaki şahısların 'Gençlik' diye hitap ettikleri kişiler olduğunu, büyüklerin zorlaması ile çadıra gittiğini, kendisine elbise verip, puşi ile sardıklarını, verdikleri molotof kokteylini ... Bankasına attığına ilişkin ikrara dayalı beyanı ile de sübuta erdiğinden üzerine atılı tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma, silahlı terör örgütü adına suç işleme suçlarını işlediğine dair ilk derece mahkemesinin kabulünde isabetsizlik görülmemiştir. 4. Suça sürüklenen çocuk ...'ın; 19.04.2011 günü Van ilinde PKK/KCK terör örgütünün çağrısı üzerine gerçekleştirilen eylemlere katıldığı, görüntü inceleme tutanakları ve alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere elinde molotof kokteyli bulunduğu, daha sonra bunu ... binasına doğru yakarak attığı, sonra da geri dönerek içerisinde molotof kokteyli bulunan poşeti ... binasına attığı, savunmasında kendisine molotof kokteylini ..., .... ve ....'nin verdiğini, ...'nun önden giderek ... binasına molotof kokteylini attıktan sonra yine kendisinin de molotof kokteyli attığını, bu sırada ...'nun da alkışladığını, daha sonra ....'nin verdiği içerisinde molotof kokteylleri bulunan poşeti de yanmakta olan ... binasına attığına ilişkin ikrara dayalı beyanı ile de sübuta erdiğinden üzerine atılı tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma, silahlı terör örgütü adına suç işleme suçlarını işlediğine dair ilk derece mahkemesinin kabulünde isabetsizlik görülmemiştir. 5. Suça sürüklenen çocuk ...'nun; 19.04.2011 günü ... ilinde PKK/KCK terör örgütünün çağrısı üzerine gerçekleştirilen eylemlere katıldığı, görüntü inceleme tutanakları ve alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere yerden aldığı kelebek taşlarını Akrep aracına doğru attığı, savunmasında gaz bombasından etkilenince kızarak yerden altığı taşı polislere attığını ancak molotof kokteyli atmadığını savunmuş ise de, suça sürüklenen çocuk ...'ın beyanlarında kendisine molotof kokteylini ..., .... ve ....'nin verdiğine, ...'nun önden giderek ... binasına molotof kokteylini attıktan sonra yine kendisinin de molotof kokteyli attığına, bu sırada ...'nun da alkışladığına dair beyanları ile de subuta erdiğinden üzerine atılı tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma, silahlı terör örgütü adına suç işleme suçlarını işlediğine dair ilk derece mahkemesinin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. 6. Suça sürüklenen çocuk ... 'ın 19.04.2011 ve 21.04.2011 günü ... ilinde PKK/KCK terör örgütünün çağrısı üzerine gerçekleştirilen eylemlere katıldığı, görüntü inceleme tutanakları ve alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere 19.04.2011 tarihlindeki eylemde yüzünü puşi ile kapatıp elinde bulunan molotof kokteylini yakarak ... Bankasına attığı, 21.04.2011 tarihli eylemde ise molotof kokteyllerini yanında bulunanlarla paylaştıktan sonra ...Bankasına attığı, savunmasında sadece yürüyüşe katıldığını, hiçbir yere molotof kokteyli ve taş atmadığını savunmuş ise de C.Y. isimli şahsın soruşturma aşasında verdiği ifadesinde 19.04.2011 tarihinde Halk Bankasına molotof kokteyli atarken çekilen görüntülerde kendisine gösterilen şahsın ... olduğu, önceden hazırlamış olduğu molotof kokteyli ile önden yürüdüğüne, arkasından ise 'KCK Gençlik' dedikleri bir grubun ve kendisinin yürüdüğüne, 21.04.2011 tarihli olayda da ...'ın yine kendi hazırladığı molotof kokteylleri ile dolu poşetle önden gittiğine, kendisine engel olmaya çalışan yaşlı bir adamı ittirip ... Bankasına molotof kokteyllerini attığına dair beyanları ile de sübuta erdiğinden üzerine atılı tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma, mala zarar verme ve silahlı terör örgütü adına suç işleme suçlarını işlediğine dair ilk derece mahkemesinin kabulünde isabetsizlik görülmemiş, suça sürüklenen çocuğun eylemlerde kullandığı molotof kokteyllerinin aynı cins patlayıcılar olup farklı tarihlerde imal edildiklerine dair bir delil bulunmayışı ve patlayıcı maddelerin kullanılma zaman aralığı nazara alındığında, eylemin tek suç olarak kabulü ile tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma suçundan bir kez cezalandırılmasına karar verilmesi gerekeceği kabul edilmiştir. Suça sürüklenen çocuk ... ...'ın mahkemede savunmasını müdafii huzurunda Türkçe dili ile yapıp daha sonraki celselerde ana dilde (Kürtçe) beyanda bulunmak istediğinde bulunması açıkça hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu anlaşılmakla ilk derece mahkemesince bu konudaki talebin reddine karar verilmiş olmasında hukuka aykırılık görülmemiştir. 7. Suça sürüklenen çocuklar ..., ..., ... ve ... hakkında hakkında tehlikeli maddeleri izinsiz bulundurma suçlarından kurulan hükümlerde 5237 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında yaptırım olarak üç yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezasının öngörülmesi, aynı Kanun'un 52 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca adli para cezasının alt sınırının ise 5 ... olması nazara alındığında, hapis cezası asgari hadden tayin edildiği halde aynı gerekçe ile adli para cezası belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılması suretiyle fazla ceza tayin edildiği anlaşılmıştır. 8. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, suça sürüklenen çocuklar ..., ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütü adına suç işleme suçundan kurulan hükümlere karşı öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden suça sürüklenen çocuk müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine. Ancak, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen müsnet suçtan kurulan hükümlerde uygulama delalet maddesinin "TCK'nın 220/6 ve 314/3. maddeleri yollamasıyla TCK’nın 314/2. maddesi” yerine, sadece "TCK'nın 220/6 ncı maddesinin yollamasıyla TCK’nın 314/2 nci maddesi" olarak gösterilmesi, dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir. 9. Dosya kapsamında bulunan ve UYAP'tan alınan nüfus kaydına göre, suç tarihinde 14 yaşında olduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuk ... hakkında tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma ve silahlı terör örgütü adına suç işleme suçlarından hüküm kurulurken, her ne kadar eksik inceleme ile 15-18 yaş grubunda olduğu kabul edilerek farik ve mümeyyizlik raporu alınmamış ve hükmolunan cezalarda 5237 sayılı Kanun'un 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası uygulanmak suretiyle fazla cezaya hükmolunmuş olduğu, ayrıca suç tarihinde 12-15 yaş grubunda olan suça sürüklenen çocuk ... hakkında ... Devlet Hastanesince tek hekim tarafından düzenlenen farik ve mümeyyizlik raporuna dayanılarak soruşturma ve yargılama yapılmış ve tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma suçundan hükmolunan cezada yaş küçüklüğü nedeniyle doğru oran olan “½” oranında indirim yapılmasına karşın, uygulama maddesinin 5237 sayılı Kanun'un 31 inci maddesinin ikinci fıkrası yerine sehven aynı Kanun'un 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası olarak yazılmış olduğu belirlenmiş ise de; suça sürüklenen çocuklar ... ve ... hakkında anılan atılı suçlar ile suça sürüklenen çocuk ... ... hakkında mala zarar verme suçu için öngörülen cezaların türü ve üst sınırına göre, zamanaşımını düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 66 ncı maddesinin ikinci fıkrası ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrasında belirlenen olağanüstü dava zamanaşımının, suç tarihleri ile inceleme tarihi arasında gerçekleştiği anlaşılmıştır. 10. Suça sürüklenen çocuk ... hakkında tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma ve silahlı terör örgütü adına suç işleme suçlarından kurulan hükümler yönünden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendinde düzenlenen "bir suç isnadı altındaki kimsenin tercüman aracılığı ile savunma yapma hakkı" ve AİHM'nin bu hakka ilişkin kararları ile oluşturduğu hukuksal standardın üstünde bir nitelik taşıyan, hükümden önce 24.01.2013 tarihindeki Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6411 sayılı Kanunun 1 inci maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 202 nci maddesine eklenen dördüncü fıkradaki yasal düzenleme nedeniyle kanun koyucunun bu hakka atfettiği değer gözetilerek, anadilde savunma yapmak isteyen suça sürüklenen çocuğa bu imkan tanınmadan ve usulüne uygun savunması alınmadan hüküm kurularak savunma hakkının kısıtlandığı anlaşılmıştır. 11. Suça sürüklenen çocuk ... hakkında tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma ve silahlı terör örgütü adına suç işleme suçları yönünden yapılan incelemede, UYAP kayıtlarından yapılan kontrol ve hükümden sonra dosyaya gelen belgelerden Van 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/600 Esas sayılı dosyasında 06.04.2011 tarihinde Van ilinde gerçekleşen olaylarla ilgili olarak suça sürüklenen çocuk ... hakkında silahlı terör örgütü adına suç işleme, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından dava açıldığının anlaşılması karşısında; öncelikle Van 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/600 Esas sayılı dosyasının getirtilip aynı eylem ve faaliyetleri kapsayıp kapsamadığı, suç vasfının tayini ve tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma suçu yönünden patlayıcı maddenin cins, tür, imal zamanı araştırılarak sonucuna göre derdest olması halinde iş bu dava dosyasıyla birleştirilmesi, karar verilip kesinleşmiş olması durumunda ise dosyanın aslı veya Yargıtay denetime olanak verecek şekilde onaylı örneği dosya arasına alındıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği anlaşılmıştır. V. KARAR A. Suça Sürüklenen Çocuklar ..., ..., ... ve ... Hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmamakla Birlikte Örgüt Adına Suç İşleme Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünün 8 inci maddesinde açıklanan nedenlerle Van 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.12.2015 tarihli ve 2011/274 Esas, 2015/399 sayılı Kararında, suça sürüklenen çocuk müdafiilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği olarak suça sürüklenen çocuklar hakkında kurulan hükümlerin (E) bendinin (1) numaralı fıkralarında yer alan "TCK'nın 220/6 ncı maddesinin yollamasıyla TCK’nın 314/2 nci maddesi ibaresinin çıkarılarak yerlerine "TCK'nın 220/6 ve 314/3. maddeleri yollamasıyla TCK’nın 314/2. maddesi” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, B. Suça Sürüklenen Çocuk ... Hakkında Tehlikeli Maddeleri İzinsiz Olarak Bulundurma ve Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmamakla Birlikte Örgüt Adına Suç İşleme, Suça Sürüklenen Çocuk ... Hakkında Tehlikeli Maddeleri İzinsiz Olarak Bulundurma ve Suça Sürüklenen Çocuk ... ... Hakkında Mala Zarar Verme Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünün 9 uncu maddesinde açıklanan nedenlerle, Van 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.12.2015 tarihli ve 2011/274 Esas, 2015/399 sayılı kararına yönelik suça sürüklenen çocuk müdafiileri ve suça sürüklenen çocuk ... ... yönünden katılan ... vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının 1 numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak suça sürüklenen çocuklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, C. Suça Sürüklenen Çocuklar ..., ..., ... ve ... Hakkında Tehlikeli Maddeleri İzinsiz Olarak Bulundurma, Suça Sürüklenen Çocuk ... ... ve ... Hakkında Tehlikeli Maddeleri İzinsiz Olarak Bulundurma ve Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmamakla Birlikte Örgüt Adına Suç İşleme Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünün; 6 ve 7 nci maddelerinde suça sürüklenen çocuk ... ... hakkında açıklanan nedenlerle, 7 nci maddesinde suça sürüklenen çocuklar ..., ... ve ... hakkında açıklanan nedenle, 10 uncu maddesinde suça sürüklenen ... ... hakkında açıklanan nedenle ve 11 inci maddesinde ... hakkında açıklanan nedenlerle Van 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.12.2015 tarihli ve 2011/274 Esas, 2015/399 Karar sayılı kararına yönelik suça sürüklenen çocuklar müdafiilerinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.02.2023 tarihinde karar verildi.
3. Ceza Dairesi, 2021/1918 E., 2023/8911 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
rşısında sanığın olayda kullanılmak üzere hazırlanan motofların sanığa ait olduğu bu nedenle "Tehlikeli Maddeleri İzinsiz Bulundurma" suçunu işlediği kanaatine varılarak eylemine uyan suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanığın lehine olan TCK'nun 174/1 maddesi gereğince alt sınırdan hüküm kurularak cezalandırılmasına karar vermek gerekmiş eylemin örgüt faaliyeti çerçevesinde işlediğinden hakkında
3. Ceza Dairesi         2021/1918 E.  ,  2023/8911 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/659 E., 2019/1436 K. SUÇ : Devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma, bombalama suretiyle kasten öldürme (teşebbüs), tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmi Ret, kısmi onama, kısmi bozma İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında 08.10.2014 tarihli eyleminden ötürü tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz talebinin hükmolunan cezanın tür ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı dikkate alındığında, ayrıca söz konusu suçun 7188 ... Kanun kapsamında miktar sınırı olmaksızın temyiz edilebileceğine dair bir düzenleme de bulunmadığından, 5271 ... Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçundan kurulan hükmün temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir. İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında 10.05.2016 tarihli eyleminden ötürü devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma, bombalama suretiyle kasten öldürmeye teşebbüs ve tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçlarından kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 ... Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 ... Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 ... Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Tunceli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.12.2018 Tarihli ve 2017/20 Esas, 2018/268 ... Kararı İle Sanık Hakkında 1. Devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma suçundan, 5237 ... ... Ceza Kanunu’nun 302 inci maddesinin birinci fıkrası, 3713 ... Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 ... Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, mükerrirlere özgü infaz rejimine tabi tutulmasına ve mahsuba, 2. 10.05.2016 tarihli eylemi nedeniyle bombalamak suretiyle öldürme (teşebbüs) suçundan, 5237 ... Kanun'un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, 3713 ... Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 ... Kanun'un 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına mükerrirlere özgü infaz rejimine tabi tutulmasına ve mahsuba, 3. 10.05.2016 tarihli eylemi nedeniyle tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçundan, 5237 ... Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci fıkrası, 3713 ... Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası, 5237 ... Kanun'un 174 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl 6 ay 20 ... hapis ve 166 ... (3.300,00 TL) adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü ceza rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba, 4. 08.10.2014 tarihli eylemi nedeniyle tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçundan, 5237 ... Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci fıkrası, 3713 ... Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası, 5237 ... Kanun'un 174 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 4 yıl 2 ay hapis ve 6 ... (120,00 TL) adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü ceza rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba, Karar verilmiştir. B.Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 04.07.2019 Tarihli ve 2019/659 Esas, 2019/1436 ... Kararı ile Sanık Hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık Müdafilerinin Temyiz İstemi Olay yeri tutanağında ve ev aramasında izmaritin olmaması en sonda tutanağa geçirilmesinin dosyada diğer deliller gibi bu delilin de tartışmalı olduğunu ortaya koyduğuna, gizli tanık beyanının çelişkili olduğuna, çünkü çay ocağında iki ay önce tanımadığım ... ve bıyıklı esmer Diyarbakırlı bir şahıs denmesine rağmen sanığın iki ay öncesinde ilçede olmadığı Ankara ilinde olduğunun sunulan uçak biletiyle de sabit olduğuna, örgüt için yeterli olan sayıya ulaşılamadığına, tanıkların beyanlarının gizli tanığı yalanladığına, gizli tanığın yalan beyanlarda bulunduğuna, tanık G.B. nin beyanlarının çelişkili olduğuna, ihbarcıların çelişkilerle dolu ifadeler verdiğine, olay sonrası yurtta arama yapılırken bu arama tutanağının CD kaydının dosyada olmadığına, gizli tanık ...'in beyanının aksine orada öğrenci olmayanların kalması mümkün değil iken orada kalanların öğrenci olması ve emniyete tek tek bildirilmesine rağmen dosyada bu bilgi belge ve tutanakların niçin yer almadığına, bu öğrenci yurdu ile ilgili daha önceden birden fazla terör soruşturmasının olmasının (... ve Hozat savcılığının) polisin daha önce ... ailesini taciz etmesi ve S.K. nin şikâyetinin sanık lehine Atfı Cürüm noktasında lehe şüphe yarattığına, Hozat CBS 2016-20 soruşturmasında A.E. nin Hozat YDH sorumlusu olarak tarif ettiğine, ...'ın ismini ... sorumlusu olarak verdiğine, tanık Y.T. nin ... ... için 7 Mayıs 2016 saat 11 den 21 00'e kadar bizdeydi dediğine, gizli tanık ...'in, ... Barışla 7-8 Mayısta Birlikteydiler dediği .... nin 02.06.2016 tarihli savcılık beyanında Cumartesi günü ...'de ... Kafe de ... boyu C.T. ile pazar sabahı erkenden Tunceline geçtim, her 2 ... için kamera kaydı isteyin ve tanık dinleyin dediğine, tanık ...'nin, sanığın 8 Mayıs günü tüm ... evde olduğunu söylediğine, gizli tanık ...'in 19.07.2017 tarihli beyanında sanıkla ilgili kilosu 66 iken 80 boyu 1.80 iken 1.65 -1.70 yaşı ise 24 iken 30 demesi ve bahçeyle ilgili bakımlı bir bahçe iken bakımsız demesinin, konteynırın mavi rengini bilmemesinin CMK 206 delillerin tartışılması durumunda sanık lehine durum yarattığına, keşif yapılması gerektiğine, yerel mahkeme tarafından tanık S.K. nin dinlenildiğine, müvekkilin olay tarihinden 1 ay kadar önce ablasının yanına Ankara’ya gittiğine, komşusu olması dolayısıyla görüp bildiğini belirttiğine, tanık Y.T. beyanında, sevgilisinin yakın arkadaşı olması nedeniyle müvekkili tanıdığını ve sık sık birlikte vakit geçirdiklerini belirttiğine, 7 Mayıs 2016 tarihinde, ... boyu birlikte olduklarını, olay günü müvekkilin Y. nin evinde olduğunu belirttiğine, tanık ....K. beyanında, İzmir ilinde ikamet ettiğini, tarla içerisinde bulunan konteynırın kilitli olduğunu, kilidin sadece kendisinde olduğunu, olaydan bir ... önce ... İlçesi’ne geldiğini belirttiğine, olay günü polislerce bomba ihbarının bulunduğunu belirttiklerine, aralarında bomba uzmanının olmadığını ellerine bir çubuk aldıklarını “benim çubuğum bombayı bulacak” diye söyledikten sonra otu kaldırıp bombayı bulduklarını ifade ettiğine, yerel mahkeme tarafından Gizli tanık ...’in çelişkili ve yalan mahiyetinde ihbar ve aşama beyanları, patlayıcı maddelerden güney kısmına 1 metre, yola 2 metre mesafede bulunan parliament ibareli izmaritteki DNA benzerliği, ikamet aramasında bulunan turuncu renkli sert plastik parçasının düzenekte akım taşıyıcısı olarak kullanılabileceği ve renk tür şekil ve ebat olarak benzerlik gösterdiği gerekçe gösterilerek mahkum edildiğine, dosya kapsamı itibariyle vahim nitelikte bir eylem bulunmadığına, dosya kapsamında zarar gören kimsenin olmadığına, gizli tanık ...’in beyanları incelendiğinde, müvekkilin fiziksel özelliği ve yaşının yanlış olarak belirtildiğine, müvekkilin kilosu 66 iken 80, boyu 1.80 iken 1.65.1.70 yaşı ise 24 iken 30 olarak ifade edildğine, gizli tanığın yalan beyanlarının, yerel mahkeme tarafından da kabul edildiğine, usulüne uygun bir şekilde yapılacak canlı teşhis işlemi yapılmış olsaydı, müvekkilin gizli tanık tarafından tanınmadığının anlaşılacağına, ancak gizli tanığa müvekkilin yalan olan fiziksel görünüm ve yaşına ilişkin beyanlarına karşın SEGBİS üzerinden ... ... ... tek başına gösterildiğine, bu durumun tanığın müvekkili aslında tanımadığının tespiti açısından, mahkeme tarafından hatalı işlem tesis edildiğini gösterdiğine, ...’in beyanında, .... ile tanımadığı iki kişinin konuşurken bir şeyler yapılmasına ilişkin konuşmalar duyduğunu belirttiğine, mahkeme huzurunda alınan beyanında, Diyarbakırlı bir şahıs ile müvekkil ... ve ismini hatırlamadığı bir kişinin suikast düzenleyeceğine dair konuşma yaptıklarını söylediğine, soruşturma aşamasında alınan beyanında, müvekkili tanımadığını beyan eden ... isimli gizli tanığın, mahkeme huzurunda yanlış fiziksel ve yaş durumuna ilişkin bilgi verdiği, müvekkili tanıdığını iddia ettiğine, aşama beyanları arasındaki çelişki ve müvekkile ilişkin tanıma-tanımama, yaş ve fiziksel görünüme dair hatalı anlatımlar, ...’in yalan söylediğini gösterdiğine, ... isimli gizli tanığın bu konuşmadan 1.5 ay sonra müvekkili ... İlçe merkezinde gördüğünü belirttiğine, müvekkilin aşama beyanlarında belirtmiş olduğu ve tanık beyanları ile uçak biletleriyle tespit edildiği üzere, tanığın belirtmiş olduğu tarihlerde müvekkilin ...’te bulunmadığına, müvekkilin bu zaman zarfında, ablasının ikametinin bulunduğu Ankara ve öğrenci olarak yaşamını idame ettirdiği ... İli Nazilli İlçesi’nde bulunduğuna, müvekkilin karakolda imza atmak suretiyle adli kontrol uygulamasına tabi olduğu gözetildiğinde, imza çizelgesinden bu hususun tespitinin yapılabileceğine, ...'in beyanında, müvekkilin tüplerin bulunduğu yere yakın yerde bulunan kamyon kasasına sık sık girip çıktığını gördüğünü, uzaktan izlediğini belirttiğine, polislerce yapılan arama sırasında, söz konusu kamyon kasasına ilişkin bir tespit yapılmadığına, bu hususta, müvekkilin tanığın belirttiği üzere sık sık gitmesi durumunda parmak izi, el avuç izi vb teknik mahiyette delillerin tespitinin yapılması gerekeceğine, ancak, ne kamyon kasası ne de bu hususta müvekkilin sık sık gittiğinin tespit edildiği bir somut delilin dosya kapsamında bulunmadığına, ...'in beyanında, .... nin ilk ifadesinde bahsettiği 3 kişiden biri olduğuna, konuşmayı yapan kişilerden olduğuna, fiziksel görünüm ve yaşına ilişkin anlatımlarda bulunuğuna, öncelikle .... ... olmasına ve kimlik bilgileri tespit edilmesine karşın, tanık veya şüpheli sıfatıyla dinlenilmediğine, ... isimli tanığın beyanları gözetilerek, bu şahsa ilişkin bir ceza yargılaması yapılmadığına, ancak, müvekkil yalan mahiyetindeki ...’in beyanlarıyla müebbet hapis cezası ile cezalandırıldığına, .... nin beyanının alınmaması suretiyle eksik incelemeyle karar verildiğine, E. açısından yürütülmeyen soruşturma, ...’in beyanının maddi gerçeği yansıtmadığını göstermesine karşın, müvekkil aleyhinde esas delil olarak değerlendirilerek mahkumiyet kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, ...'in beyanında, çalılıklar arasında ilk tüpü kendisinin gördüğünü, emniyete haber verdiğini iddia ettiğine, patlayıcı maddelerin bulunduğu kilitli konteynırın sahibi olan .... nin beyanında, olaydan bir ... önce ...’e geldiğini, olay günü tarlada bulunduğu sırada polislerce baskın düzenlendiğini, bomba ihbarının olduğunun belirtildiğini beyan etttiğine, tanık beyanı incelendiğinde, ilk kez kendisi görmesine karşın, aynı dakikalarda tarla sahibi olan .... nin olay yerinde olmasına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadığına, gizli tanığın beyanında, patlayıcı maddeleri kimin yerleştirdiğini görmediğini, düzeneği oraya koyarken de görmediğini belirttiğine, tanık beyanında, müvekkilin ikametine yakın, yaklaşık iki tarla mesafede bulunan yerde, müvekkilin görülmesinin patlayıcı maddelerle ilişkili gösterilmeye çalışıldığına, ancak, aleyhte beyanları hükme esas alınan gizli tanığın bile beyanlarında, düzeneğin kim tarafından yerleştirildiği veya konulduğunu görmediğini belirtiğine, kaldı ki, patlayıcı madde üzerinden ve düzeneğin bulunduğu yerde olay yeri inceleme ekiplerince yapılan tespitlerde parmak izi, avuç izi vb DNA örneklerinin tespiti yapılamadığına, bu durumun gizli tanığın beyanı da gözetildiğinde, müvekkilin patlayıcı maddelerle bir ilgisinin olmadığını gösterdiğine, yerel mahkeme tarafından parliament ibareli izmaritte müvekkilin DNA’sı ile benzerlik göstermesi, izmaritin bulunduğu yerin yola 2 metre mesafede olması, müvekkilin ikametine yakın ve yola yakın bir yerde olmasına karşın aleyhte değerlendirilerek mahkumiyet kararına gerekçe oluşturduğuna, müvekkilin ikametine gitmek için kullandığı yol güzergâhında, izmarit bulunduğuna, müvekkilin de sigara içtiğine, izmaritin patlayıcı maddelerin konulduğu konteynır ve çalılıklar arasında bulunmadığına, yola yakın bir yerde bulunduğuna, bu durumun izmaritin patlayıcı maddelerle bir ilgisinin olmadığını gösterdiğine, yerel mahkeme tarafından turuncu renkli sert kablonun tür, şekil ebat itibariyle patlayıcı düzeneğinde bulunan kablo ile benzerlik gösterdiği iddia edildiğine, müvekkilin babasının arama sırasında hazirun olarak ve sonrasında tanık sıfatıyla alınan beyanlarında, plastik kablonun müvekkil ile bir ilgisinin olmadığını belirttiğine, bu durum gereğince, her ne kadar benzerlik gösterdiği iddia edilmiş ise de, aynı nitelik ve özellikte plastik kablonun herkesin kullanımında olması ve müvekkil ile babasının beyanları gözetildiğinde, patlayıcı maddelerle müvekkilin bir ilgisinin olmadığının açık olduğuna, gizli tanığın yalan mahiyetindeki beyanları, izmaritin patlayıcı maddelerin bulunduğu yerde olmaması, patlayıcı düzeneklerinde parmak izi, avuç izi gibi teknik mahiyette müvekkile ilişkin delil bulunmaması, plastik kablonun herkesçe kullanılabilecek şekilde bulunması, gizli tanığın beyanında belirttiği, .... hakkında takipsizlik kararı verilmesi ve taşınmazın sahibi .... nin beyanları gözetildiğinde müvekkilin patlayıcı madde ile bir ilgisinin olmadığının açık olduğuna, mahkemenin eksik incelemeyle karar verdiğine, her türlü şüpheden uzak kesin kanaate varılamadığına, gizli tanık beyanının tek başına hükme esas alınamayacağına, tanık beyanlarının başka delillerle desteklenmediğine ve sair hususlara ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü "...Sanığın 08.10.2014 tarihinde PKK/KCK terör örgütü tarafından yapılan genel nitelikteki eylem çağrıları üzerine, olay tarihi olan 08.10.2014 günü akşam sıralarında taşlı ve molotoflu saldırı gerçekleştiren yüzü kapalı grupla birlikte hareket ederek, olay tutanağı ve gerçekleşen eylemler nazara alındığında, kanuna aykırı ve örgütün propagandası haline gelen gösteri yürüyüşüne katılarak yukarıda bilirkişi raporlarında ayrıntısı açıklanan eylemleri gerçekleştirdiği ve olayda kullanmak üzere hazırlanmış yangın çıkarıcı maddelerin sanığa ait olduğuna kanaat getirilmesiyle; Sanığın, uzmanlık raporu ile de tespit edilen, elen geçen içi sıvı dolu cam şişelerin el yapımı yangın çıkarıcı olduğu ve yanıcı maddelerin (molotofların) yanındaki Bold ibareli bulaşık eldiveni poşeti üzerinde sanık ...'ın parmak izinin çıktığının tespit edilmesinin anlaşılması karşısında sanığın olayda kullanılmak üzere hazırlanan motofların sanığa ait olduğu bu nedenle "Tehlikeli Maddeleri İzinsiz Bulundurma" suçunu işlediği kanaatine varılarak eylemine uyan suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanığın lehine olan TCK'nun 174/1 maddesi gereğince alt sınırdan hüküm kurularak cezalandırılmasına karar vermek gerekmiş eylemin örgüt faaliyeti çerçevesinde işlediğinden hakkında 3713 ... yasanın 5/2 maddesi kapsamında artırım yapılacağından ayrıca TCK 174/2 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği,.... ....Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığının 17.01.2017 tarih 2017/3 iddianame no'lu iddianame ile sanık hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma ve Tehlikeli Maddeleri İzinsiz Olarak Bulundurma veya El Değiştirme suçlarını işlediğinden bahisle kamu davası açıldığı, akabinde mahkememizce yapılan ihbar üzerine Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığının 19.06,.2018 Tarih 2018/317 Esas ... iddianamesi ile sanığın üzerine atılı suçun devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak ve kasten adam öldürmeye teşebbüs suçu olduğundan bahisle birleştirme talepli kamu davası açıldığı,... ...Olay yerinde ele geçen sigara izmaritinde DNA analizi sonucunda sanık ...'ın DNA örneği ile benzer DNA izlerinin bulunduğunun tespit edildiği, mahkememizce olay yerinden alındığı belirlenen ve Tunceli CBS (2016-232 sırasına kayıtlı) adli emanetine alınan kablo, silindirik plastik ve fitil parçaları ile sanığın ikametinden ele geçirilen kablo ve silindirik plastik parçalar arasında uyum benzerlik ya da birbirlerinin parçası olup olmadığı hususunda rapor aldırıldığı, mahkememize hitaben Van Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliğinin 07.11.2018 tarihli uzmanlık raporu ile olay yerinden alındığı belirtilen ve rapor içerisinde fotoğraflanan 1 numaralı turuncu renkli, silindirik plastik parçanın renk tür şekil ebat vb fiziksel özellikleri yönünden sanığın ikametinden ele geçirilen 8 numaralı turuncu renkli silindirik plastik parçanın benzer olduğu, yine olay yerinden alınan 1 numaralı turuncu renkli silindirik plastik parçanın 1/1 numaralı uç kısmı ile sanığın ikametinde ele geçirildiği belirtilen 8 numaralı turuncu renkli silindirik plastik parçanın 8/2 numaralı uç kısmının kesilme yüzeylerindeki şekillerin birbirini tamamladıkları tespit edilmiş olup aynı bütüne ait parçalar olduğu rapor edilmiş, rapor içerisine sunulan 7 ve 8 no'lu fotoğrafların mahkeme heyetiyle incelemesinden de aynı kanaate ulaşılmıştır. Yine olay yerinden alındığı belirtilen 2 numaralı beyaz renkli kırmızı çizgili çift yollu elektrik kablo parçası ile sanığın ikametinden ele geçirilen 11 numaralı beyaz renkli, kırmızı çizgili, çift yollu elektrik kablosu parçasının renk tür şekil ebat vb fiziksel özellikleri bakımından benzer oldukları rapor edilmiştir. Aynı rapor içeriği ile olay yerinden alındığı belirtilen 2 numaralı beyaz renkli kırmızı çizgili çift yollu elektrik kablo parçasının 2/1 numaralı uç kısmı ile sanığın ikametinden ele geçirildiği belirtilen 11 numaralı beyaz renkli kırmızı çizgili çift yollu elektrik kablo parçasının 11/1 numaralı uç kısmının kesilme yüzeylerindeki şekillerinden birbirini tamamladıkları tespit edilmiş olup aynı bütüne ait parçalar olduğunun rapor edilmiş olması karşısında gerek menfez kenarında olay yerinde bulunan sigara izmariti üzerinde bulunan DNA izlerinin sanık ...'a ait DNA izleri ile uyuşması gerek patlayıcı madde imalinde kullanılan kablolar ile sanığın ikametinde ele geçen kabloların aynı bütüne ait parçalar olması, sanığın yol kenarına patlayıcı madde yerleştirildiğine ve konteynırda patlayıcı madde imal ettiğine dair ihbar içerikleri, ve Sanık ...'ın soruşturma aşamasında savcılıkta alınan 11/05/2016 tarihli beyanında özetle ... Elazığ yoluna döşenen ve konteynırda bulunan patlayıcı maddelerle bir ilgisinin olmadığını, ....K. ye ait konteynır'a en son 2 3 ay önce gittiğini, örgüt üyesi ve sempatizanı olmadığını suçlamaları kabul etmediği şeklindeki beyanı ile El yapımı patlayıcı madde bulunan konteynır sahibi ....K. nin soruşturma aşamasında olayın hemen akabinde 11/05/2016 tarihinde şüpheli sıfatı ile alınan beyanında konteynırın anahtarının kendisinde olduğunu, kendisinin olmadığı zamanlarda konteynırı kimsenin kullanmadığını, anahtarının kendisinde olduğunu, Sanık ... veya bir başkasının konteynırı kullanmasının mümkün olmadığını patlayıcı maddelerle bir ilgisinin olmadığını örgüt üyesi olmadığına dair beyanı ve bu beyanlarını mahkeme huzurunda tanık olarak alınan beyanlarında tekrar ettiği, Olayın hemen akabinde sanık ile konteynır sahibi .... nin alınan beyanlarında konteynırın kullanımı hususunda birbiri ile çelişen beyanlarının bulunduğu, tanığın soruşturma aşamasında verdiği bu beyanlarının komşusu olan sanığı cezadan kurtarmaya yönelik beyan olarak kabulünün gerektiği hususları ile, yine gizli tanık ...'in gerek soruşturma gerekse mahkeme huzurunda verdiği beyanlarında, sanığı yaş itibariyle teşhis ettiği ancak boy ve kilo bilgisi olarak sanık beyanlarına kıyasen yaklaşık beyanlarda bulunduğunun anlaşıldığı, gizli tanık ...'in beyanında soruşturma aşamasındaki beyanlarını aynen kabul ettiği, ... ..., E.C. ve tanımadığı Diyarbakırlı bir kişinin suikast planladığını, kimliğinin ortaya çıkmaması amacıyla ismini belirtmek istemediği bir mekanda duyduğunu söylediği , daha sonra bu şahsı takip ettiği, sanığı sıklıkla tüplerin bulunduğu yere yakın olan kamyon kasasına girip çıkarken gördüğünü, yanında .... nin olduğunu, gizli tanığın E.C. nin eşgal bilgilerini doğru bir şekilde belirttiği, Diyarbakırlı olduğunu ve inşaat işlerinde çalıştığını belirttiği şahsın göl apart tesislerinde kaldığını bu şahsın örgüt mensubu olduğunu belirttiği, bu aşamada göl apart pansiyon müdürlüğünü yapan E.K. nin tanık olarak dinlendiği, pansiyonlarında yalnızca öğrencilerin konaklayabileceğini, Diyarbakırlı inşaat ustasının yurda giriş çıkış yaptığını bilmediğini ancak pansiyonun alt katında bulunan kafeteryanın restorant şeklinde olduğunu, bu sebeple Diyarbakırlı inşaat ustasının yurda girip çıkmış olabileceğini, ancak bu konuda bilgisi olmadığını, bununla birlikte ...'ın yurda gelerek ilçedeki meslek yüksek okulundaki öğrenciler ile takıldığını, yurdun çevresinde takıldığını bildiğini ifade ederek gizli tanığın beyanlarının aksini ifade eden bir beyanının bulunmadığı, buna karşılık gizli tanık beyanlarının yer zaman olayın oluş şekli yönüyle dosyada yukarıda izah edilen diğer somut deliller ile desteklendiği dikkate alındığında itibar edilebilir nitelikte olduğu, Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal Laboratuvar Amirliğinin 22.07.2016 tarihli uzmanlık raporu ile bağlantılı olan 18.04.2018 tarihli uzmanlık raporu içeriğine göre Tunceli Hozat karayolunda İskele Caddesi istikametine giderken yolun sağ tarafında bulunan el yapımı patlayıcı madde düzeneğinin yoldan yaya ve araba ile geçmekte olan insanlar üzerinde öldürücü ve yaralayıcı etkisinin olacağının tespit edildiği; Tüm bu hususların birlikte değerlendirilmesinden sanığın patlamaya hazır el yapımı patlayıcı maddeyi yolun üzerinden geçtiği menfeze 2 metrelik yakın bir mesafeye yerleştirmek ve küçük bir yerleşim yeri olan ... İlçesinde ve sanığın beyanlarında da işlek olduğu ifade edildiği üzere ... Hozat Yolu üzerindeki işlek yola döşemek suretiyle yoldan kişilerin geçmesi sırasında bombanın patlatılması suretiyle amaç suça ulaşmak için elverişli-vahim nitelikteki hareketlerle yasak niteliği haiz patlamaya hazır patlayıcı maddeyi yola yerleştirmek ve bombalama suretiyle kasten öldürmeye teşebbüs suçunu işlediğinin kabulünün gerektiği, bu aşamada Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2009/21233 esas 2011/30630 karar ... ilamının yol gösterici olduğu zira somut olaya uyan ilgili ilama konu olayda ve ilam içeriğine göre "...sanığın.. Nazımiye İlçesi girişinde bulunan mezbahane önündeki asfalt yola uzaktan kumandalı mayın bomba konulması ve bu yoldan güvenlik güçlerinin geçtiği sırada bombanın patlatılması için gerekli icra hareketleri yapılmış olmasına rağmen bombanın patlamaması şeklinde gelişen ve akabinde mayın ve bombanın ikinci kez yerleştirilmesi üzerine açıkta kalan kablolar nedeniyle bulunması ve imha edilmesi şeklinde gerçekleşen kasten öldürmeye teşebbüs suçuna katıldığı" na dair kabule yer verildiği, somut olayımızda da patlamaya hazır vaziyette bulunan ve üzerinden numune dahi alınması ... güvenliği açısından tehlikeli boyutta bulunan menfeze 2 metre yakınlıkta akım kablolarının su menfezinden geçtiği ve patlayıcı madde içeriğinin suda çözünmeyen, patlama şiddetinin etkisi artırılmış, güçlü patlayıcılardan oluştuğu tespit edilen, yaya ve araç içerisinde bulunan kişiler üzerinde öldürücü etkisi olacağı tespit edilen yol kenarına yerleştirilmek sureti ile elverişli hareketlerle TCK'nın 82/1-c maddesinde düzenlenen suça teşebbüs ettiğinin kabulü gerektiği, zira sanığın suç yolundaki bir sonraki aşamanın bombanın patlaması olduğu araç suça yönelik eylemlerinin hazırlık hareketini aşan icra hareketleri olarak kabulü ile sanığın elinde olmayan nedenlerle ihbar üzerine kolluk güçlerince patlayıcı maddenin imha edilmesi ile eylemini tamamlayamadığı kabul edilerek ve sanığın eylemi neticesinde kaç kişinin suçtan etkileneceği tespit edilemediğinden sanık lehine değerlendirme yapmak suretiyle bir kez kasten öldürmeye teşebbüs araç suçundan 82/1-c maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir. Zira kasten öldürmeye teşebbüs suçunun TCK'nın 302/1 maddesinde amaçlanan suç için araç suç niteliğinde olduğu durumlarda esasen sanık mağdurun kim olduğunu önemsememekte tedhiş ortamını oluşturmayı amaçlamaktadır. Bu husus Y 9CD 2017/4292 E 2018 2478 K ... ilamında " güdülen amacın gereği olarak bu eylemlerin belli bir kişiye ya da kitleye tevcih edilmesi gerekmez. Amaç terör ortamı oluşturmak olduğuna göre hedefin muayyen yahut gayri muayyen olmasının da bir önemi yoktur." şeklinde belirtilmiştir. Sanığın eylemini terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlediği anlaşıldığından tayin olunan cezası 3713 ... Yasanın 5/1 inci maddesi uyarınca yarı oranında arttırılmıştır. Sanığın eylemi teşebbüs aşamasında kaldığından TCK'nın 35/2 maddesinde "Suça teşebbüs hâlinde fail, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onüç yıldan yirmi yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine dokuz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır" şeklindeki düzenleme dikkate alınarak takdiren 13 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın yargılama sürecindeki davranışlarına, duruşmada gözlemlenen durumu değerlendirilerek sanık hakkında TCK'nın 62 nci maddesinin uygulanmasına ve neticeten 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Yine yukarıda izah edildiği üzere sanığın sabit bulunan ve TCK'nın 302/2 maddesi uyarınca elverişli-vahim eylem kapsamında olduğu değerlendirilen araç suçlardan olan 10.05.2016 tarihindeki eylemi ile üzerine atılı mütemadi suç niteliğindeki tehlikeli madde bulundurma suçunu konteynırda el yapımı patlayıcı ve menfezde ele geçen el yapımı patlayıcıları imal etmek, bulundurmak hareketleri ile işlediği, atılı suçun temadi eden suçlardan olması nedeniyle sanığın bir den farklı eylemi mahkememizce tek suç olarak kabul edildiği, bu suçun devlet idaresi altındaki topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırarak üzerinde marksist ve leninist esasa dayalı bağımsız bir kürt devleti kurmak amacıyla faaliyetlerde bulunan yasadışı PKK Kongra Gel terör örgütü adına ve bu örgütün faaliyetleri doğrultusunda organik bağlantı içerisinde vehamet arzeden eylem niteliğinde kabul edildiği ve ayrıca cezalandırılması gerektiği, tehlikeli maddeleri imal etme bulundurma seçimlik hareketleri ile işlenen suçunun işlek yol üzerinde ve yerleşim yerinin yakınında bulundurmak şeklindeki suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, sanığın yoğun kastı dikkate alınarak eylemine uyan suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanığın lehine olan TCK.nun 174/1 maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın bu eylemini örgüt faaliyeti çerçevesinde işlediğinden hakkında 3713 ... Yasanın 5/2 maddesi kapsamında artırım yapılmasına karar verildiği, suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmiş olduğu, TCK'nun 174/2 maddesinde bu nedenle cezada arttırım ön görülmüş bulunması nedeniyle TMK'nun 5/2 maddesi gereğince yapılan arttırımın 2/3 oranından az olamayacağı anlaşıldığından sanığa verilen cezanın 3713 ... yasanın 5/2 maddesinin son cümlesi dikkate alınarak 2/3 oranında arttırılmasına karar verildi. Her iki araç suç ve bu araç suçların yöneldiği devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma amacına yönelik amaç suçun sanık tarafından işlenildiğinin sabit olduğu, TCK'nın 302/1 inci maddesinde gösterilen tehlikeyi oluşturmaya yönelik araç eylemin sonuca uygun ve elverişli araç niteliğinde olduğunun kabulü ile bu suçların işlendiği yer, zaman ve neticeleri ile birlikte değerlendirildiğinde sanığın adına suç işlediği PKK Kongre-Gel silahlı terör örgütünün Devletin birliğini bozma ve ülke topraklarından bir kısmını devlet idaresinden ayırma amacına yönelik olarak vehamet arz eden elverişli suçları işlediği, sübutu kabul olunan eylemlerinin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip sanığın ayrıca TCK'nın 302/1 maddesinde düzenlenen devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir...." Tespitlerine yer verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Sanık Hakkında 08.10.2014 Tarihli Eylemi Nedeniyle Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Olarak Bulundurulması veya El Değiştirmesi Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden İlk Derece Mahkemesince hükmolunan cezaların tür ve miktarları ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararları nazara alınarak 5271 ... Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçların, 5271 ... Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadıkları dikkate alındığında, söz konusu suçlar bakımından sanık müdafilerinin temyiz isteminin, aynı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. B. Sanık Hakkında Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğü Bozma ve 10.05.2016 Tarihli Eylemi Nedeniyle Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Olarak Bulundurulması veya El Değiştirmesi Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden Uygulamada istikrar kazanmış içtihatlar ve Dairemizin kabulü doğrultusunda, insanların yaşadıkları yerlere ağır sonuçlar doğurabilecek miktarda patlayıcı madde yerleştirilmesi ya da patlatılması halinde; ölüm, yaralanma, mala zarar verme gibi zarar suçlarının oluşabileceği gibi en azından bu suçların gerçekleşme tehlikesi doğacaktır. Bu tür eylemlerin amaç suçu gerçekleştirmeye elverişli fiillerden olduğuna kuşku yoktur. Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, somut olay incelendiğinde; Sanığın üyesi bulunduğu silahlı terör örgütünün devletin birliğini bozma ve ülke topraklarından bir kısmını devlet idaresinden ayırma amacına yönelik olarak vahamet arz eden olayları gerçekleştirdiği, bu kapsamda yol kenarına canlılar üzerinde öldürücü, yaralayıcı etkisinin bulunduğu belirtilen patlayıcı madde yerleştirdiği olay yeri inceleme tutanağı, arama el koyma tutanakları, gizli tanık beyanı ve uzmanlık raporlarıyla sabit olan sanığın sübutu kabul olunan, eyleminin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre, amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma ve tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçlarının sabit olduğu anlaşılmıştır. Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip sanığın üyesi bulunduğu silahlı terör örgütünün devletin birliğini bozma ve ülke topraklarından bir kısmını Devlet idaresinden ayırma amacına yönelik olarak vahamet arz eden olayı gerçekleştirdiği, sübutu kabul olunan eylemlerinin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ve ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezanın bireyselleştirilmesi usule uygun takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş olduğundan; sanık müdafilerinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle sanık hakkında devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma ve tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. C. Sanık Hakkında Bombalama Suretiyle Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Suç yolunda gerçekleştirilen hazırlık hareketlerinin tamamlanmış suç kabul edilip cezalandırılmadığı hallerde eylemin hangi şartlarda icra hareketi sayılacağı sorunu ile karşılaşılır. Sorunun çözümü bağlamında ortaya konan ve TCK’nın 35 inci maddesinin gerekçesinde “Eğer failin kastının şüpheye yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkmasıyla icranın başlayacağı yolundaki sübjektif ölçüt kabul edilirse, kişinin düşüncesi ve yaşam tarzı dolayısıyla cezalandırılmasına varabilecek bir uygulamaya yol açılacaktır. Çünkü hazırlık hareketleri aşamasında da kastın varlığının şüpheye yer vermeyecek biçimde tespit edilebilmesi mümkün olup, böyle bir ölçüt hazırlık – icra hareketleri ayrımı konusunu bir kanıtlama sorunlu haline getirmektedir... Açıklanan bu nedenlerle, Tasarıdaki “kastı şüpheye yer bırakmayacak” ölçütü madde metninden çıkartılmış ve bunun yerine “doğrudan doğruya icraya başlama” ölçütü kabul edilmiştir. Böylece işlenmek istenen suç tipiyle belirli bir yakınlık ve bağlantı içindeki hareketlerin yapılması durumunda suçun icrasına başlanılmış sayılacaktır.” denilmekle benimsenen, (Artuk/Gökçen/Yenidünya, Genel Hükümler, (7), s. 569-570; Centel/... Çakmut, (4), s. 455; Öztürk/Erdem, kn. 359; Hakeri, Ceza Hukuku, (15), s. 423 vd.; Özbek, Teşebbüs ve Kusurluluğa, s. 20.- Prof. Dr. ... Koca ve Prof. Dr. ... Üzülmez ... Ceza Hukuku Genel Hükümleri s. 408) Yargıtay tarafından da uygulanagelen (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.10.2010 tarih 1-153/206 ... kararı vb.) objektif teori- Frank formülüne göre; Suçun kanuni tarifinde unsur veya nitelikli hal olarak belirtilmiş hareketlerin gerçekleştirilmesi halinde icra hareketlerinin başladığını kabul etmek gerekir. Gerçekleştirilen bir hareketin icra hareketi teşkil edip etmediğinin belirlenmesinde, hareketin harici olarak değerlendirilmesiyle yetinilmemeli, özellikle bu hareketin suçun konusuyla yakın bağlantı içerisinde olup olmadığı ve suçun konusu bakımından tehlikeye sebebiyet verip vermediği de araştırılmalıdır. Bir hareket kısmi olarak tipik olmasa da mahiyeti itibariyle yapılan değerlendirmeye göre tipik harekete zorunlu olarak bağlı ise icra hareketi sayılmalıdır (Prof. ... ... Mahmutoğlu - Av Serra Karadeniz-LLM/... Ceza Kanunu Genel Hükümleri Şerhi/sayfa 792, 793, 794, İçel Ceza Hukuku Genel Hükümler sayfa 503 ve devamı, Artuk/Gökçen/Yenidünya, Genel Hükümler, (7), s. 569-570; Centel/... Çakmut, (4), s. 455; Öztürk/Erdem, kn. 359; Hakeri, Ceza Hukuku, (15), s. 423 vd.; Özbek, Teşebbüs ve Kusurluluğa, s. 20.- Prof. Dr. ... Koca ve Prof. Dr. ... Üzülmez ... Ceza Hukuku Genel Hükümleri s. 408). Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, somut olay incelendiğinde; sanığa ait olduğu tespit edilen patlayıcı maddelerin henüz patlatılmadan yakalandığı, kasten öldürme suçu açısından somut tehlike oluşturan hazırlık hareketi niteliğinde olan eylemin, patlayıcının infilak ettirilmemesi nedeniyle TCK'nın 82 nci maddesinde tanımlanan suç açısından elverişli eylem olarak kabulüne olanak bulunmadığından atılı suçtan mahkumiyet kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A.Sanık Hakkında 08.10.2014 Tarihli Eylemi Nedeniyle Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Olarak Bulundurulması veya El Değiştirmesi Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle sanık müdafilerinin temyiz istemlerinin 5271 ... Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B.Sanık Hakkında Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğü Bozma ve 10.05.2016 Tarihli Eylemi Nedeniyle Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Olarak Bulundurulması veya El Değiştirmesi Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 04.07.2019 tarihli ve 2019/659 Esas, 2019/1436 ... Kararında sanık müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 ... Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 ... Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, C.Sanık Hakkında Bombalama Suretiyle Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenlerle sanık müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 04.07.2019 tarihli ve 2019/659 Esas, 2019/1436 ... Kararının 5271 ... Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 ... Kanun'un 8 inci maddesiyle değişik 5271 ... Kanun'un 304 üncü maddesi uyarınca Tunceli 1. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin ise bilgi için Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.11.2023 tarihinde karar verildi.
3. Ceza Dairesi, 2021/1598 E., 2022/988 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varŞırnak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.05.2018 tarih ve 2017/757 - 2018/275 sayılı kararı
tam metni aç
2-Sanıkların TCK'nın 174/1, 3713 sayılı Kanunun 4 ve 5/2 maddeleri delaletiyle TCK'nın 174/2, 62, 52/1-2, 52/4, 53, 58/9, 63 maddeleri gereğince mahkumiyetlerine dair istinaf başvurularının esastan reddi,
3. Ceza Dairesi         2021/1598 E.  ,  2022/988 K. "İçtihat Metni" İlk Derece Mahkemesi : Şırnak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.05.2018 tarih ve 2017/757 - 2018/275 sayılı kararı Suç : Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme, 6136 sayılı Kanuna muhalefet Hüküm: 1-Sanıkların TCK'nın 302/1, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK'nın 62, 53, 58/9, 63 maddeleri gereğince mahkumiyetlerine dair İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK'nın 221/4-2. cümle, 221/5, 62, 53, 58/9, 63 maddeleri gereğince mahkumiyetlerine dair istinaf kararı, 2-Sanıkların TCK'nın 174/1, 3713 sayılı Kanunun 4 ve 5/2 maddeleri delaletiyle TCK'nın 174/2, 62, 52/1-2, 52/4, 53, 58/9, 63 maddeleri gereğince mahkumiyetlerine dair istinaf başvurularının esastan reddi, 3-Sanık ...'in 6136 sayılı Kanunun 13/1, 3713 sayılı Kanunun 5, TCK'nın 62, 52/1,2, 52/4, 53, 58/9, 63 maddeleri gereğince mahkumiyetine dair istinaf başvurusunun esastan reddi Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesinde, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda, savunmaya yeterli imkanın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkanının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94. maddesi ile değişik CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca takdiren REDDİNE, I-Sanık ... hakkında 6136 sayılı kanuna muhalefet suçu yönünden verilen hükme ilişkin temyiz itirazının incelenmesinde; Sanık hakkında ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma suçundan verilen hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesinin kararı, verilen cezanın tür ve süresine göre CMK'nın 286/2-a maddesi gereğince temyiz edilemez nitelikte olduğundan sanık müdafiinin temyiz isteminin CMK'nın 298. maddesi gereğince REDDİNE, Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; II-Sanıklar ... ve ... hakkında tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçları yönünden verilen hükümlere ilişkin temyiz itirazının incelenmesinde; 24.11.2016 tarih ve 6763 sayılı Kanunun 15. maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanunun 174/2 maddesinde yer alan ''yarı oranında'' ibaresinin "bir kat" olarak değiştirilmesi, yine 3713 sayılı TMK'nın 5/2 maddesinde ''suçun örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmiş olmasından dolayı ilgili maddesinde cezanın arttırılmasının öngörülmesi durumunda arttırımın bu maddeye göre yapılacağının ancak yapılacak arttırımın ise cezanın 2/3'sinden az olmayacağının'' ifade edilmesi karşısında; İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında 5237 sayılı Kanunun 174/1 maddesi gereğince belirlenen temel cezanın 3713 sayılı Kanunun 5/2 maddesi yollamasıyla 5237 sayılı Kanunun 174/2 maddesi gereğince 2/3 oranında artırım yapılarak sonuç cezanın eksik belirlenmesi bu hususa ilişkin aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Suç yolunda gerçekleştirilen hazırlık hareketlerinin tamamlanmış suç kabul edilip cezalandırılmadığı hallerde eylemin hangi şartlarda icra hareketi sayılacağı sorunu ile karşılaşılır. Sorunun çözümü bağlamında ortaya konan ve TCK’nın 35. maddesinin gerekçesinde “Eğer failin kastının şüpheye yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkmasıyla icranın başlayacağı yolundaki sübjektif ölçüt kabul edilirse, kişinin düşüncesi ve yaşam tarzı dolayısıyla cezalandırılmasına varabilecek bir uygulamaya yol açılacaktır. Çünkü hazırlık hareketleri aşamasında da kastın varlığının şüpheye yer vermeyecek biçimde tespit edilebilmesi mümkün olup, böyle bir ölçüt hazırlık – icra hareketleri ayrımı konusunu bir kanıtlama sorunlu haline getirmektedir... Açıklanan bu nedenlerle, tasarıdaki “kastı şüpheye yer bırakmayacak” ölçütü madde metninden çıkartılmış ve bunun yerine “doğrudan doğruya icraya başlama” ölçütü kabul edilmiştir. Böylece işlenmek istenen suç tipiyle belirli bir yakınlık ve bağlantı içindeki hareketlerin yapılması durumunda suçun icrasına başlanılmış sayılacaktır.” denilmekle benimsenen (Artuk/Gökçen/Yenidünya, Genel Hükümler, (7), s. 569-570; Centel/Zafer Çakmut, (4), s. 455; Öztürk/Erdem, kn. 359; Hakeri, Ceza Hukuku, (15), s. 423 vd.; Özbek, Teşebbüs ve Kusurluluğa, s. 20.- Prof. Dr. Mahmut Koca ve Prof. Dr. İlhan Üzülmez Türk Ceza Hukuku Genel Hükümleri s. 408), Yargıtay tarafından da uygulanagelen (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.10.2010 tarih 1-153/206 sayılı kararı vb.) objektif teori- Frank formülüne göre; Suçun kanuni tarifinde unsur veya nitelikli hal olarak belirtilmiş hareketlerin gerçekleştirilmesi halinde icra hareketlerinin başladığını kabul etmek gerekir. Gerçekleştirilen bir hareketin icra hareketi teşkil edip etmediğinin belirlenmesinde, hareketin harici olarak değerlendirilmesiyle yetinilmemeli, özellikle bu hareketin suçun konusuyla yakın bağlantı içerisinde olup olmadığı ve suçun konusu bakımından tehlikeye sebebiyet verip vermediği de araştırılmalıdır. Bir hareket kısmi olarak tipik olmasa da mahiyeti itibariyle yapılan değerlendirmeye göre tipik harekete zorunlu olarak bağlı ise icra hareketi sayılmalıdır (Prof. Fatih Selami Mahmutoğlu - Av Serra Karadeniz-LLM/Türk Ceza Kanunu Genel Hükümleri Şerhi/sayfa 792, 793, 794, İçel Ceza Hukuku Genel Hükümler sayfa 503 ve devamı, Artuk/Gökçen/Yenidünya, Genel Hükümler, (7), s. 569-570; Centel/Zafer Çakmut, (4), s. 455; Öztürk/Erdem, kn. 359; Hakeri, Ceza Hukuku, (15), s. 423 vd.; Özbek, Teşebbüs ve Kusurluluğa, s. 20.- Prof. Dr. Mahmut Koca ve Prof. Dr. İlhan Üzülmez Türk Ceza Hukuku Genel Hükümleri s. 408). Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, somut olay incelendiğinde; Uygulamada istikrar kazanmış içtihatlar ve Dairemizin kabulü doğrultusunda, insanların yaşadıkları yerlere ağır sonuçlar doğurabilecek miktarda patlayıcı madde yerleştirilmesi ya da patlatılması halinde; ölüm, yaralanma, mala zarar verme gibi zarar suçlarının oluşabileceği gibi en azından bu suçların gerçekleşme tehlikesi doğacaktır. Bu tür eylemlerin amaç suçu gerçekleştirmeye elverişli fiillerden olduğuna kuşku yoktur. Somut olayda ise PKK terör örgütü üyesi olan sanıkların Beytüşşebap İlçe Emniyet Müdürlüğüne bombalı eylem yapmak için gönderildikleri, bomba yüklü bir valizle henüz eylemlerini gerçekleştiremeden emniyet yakınlarında yaya olarak yürürken yakalandıkları anlaşılmakla patlayıcı madde bulundurma ve bir yerden başka yere nakletme eylemi gerçekleşmişse de amaç suç açısından somut tehlike oluşturan hazırlık hareketi niteliğinde olan fiilin, TCK'nın 302. maddede tanımlanan suç açısından elverişli eylem olarak kabulüne olanak bulunmadığından tebliğnamedeki söz konusu eylem nedeniyle bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme ile silahlı terör örgütüne üye olma suçlarına ilişkin verilen hükümlerin ONANMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın Şırnak 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.03.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ceza Hukuku Özel Hükümler

Ziraat mühendisi (Z), Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından kanserojen etkileri nedeniyle Türkiye'de üretimi ve satışı yasaklanmış olan bir organofosfat bileşiğini, maliyetleri düşürmek amacıyla kurduğu ruhsatsız bir tesiste gizlice üretmektedir. (Z), ürettiği bu zehirleyici maddeyi, içeriğini gizleyerek ve "yeni nesil yüksek verimli zirai ilaç" olarak etiketleyerek, İç Anadolu Bölgesi'ndeki tarım kooperatiflerine satmıştır. Yapılan ihbar üzerine (Z)'nin tesisine yapılan baskında, satışa hazır halde yüzlerce litre zehirleyici madde ele geçirilmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'na göre, (Z)'nin cezai sorumluluğuna ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

A) İçeriğinde zehir bulunan maddeyi izinsiz olarak ürettiği ve sattığı için (Z), TCK m. 193 uyarınca zehirli madde imal ve ticareti suçundan sorumludur.
B) Fiilin, kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde ilaç yapma veya satma suçunu düzenleyen TCK m. 187 kapsamında değerlendirilmesi gerekir.
C) Suçun oluşabilmesi için satılan maddenin somut bir kişi üzerinde zararlı bir sonuç doğurması gerektiğinden, olayda teşebbüs aşamasında kalmış bir eylem söz konusudur.
D) Eylem, hem TCK m. 174'teki suçu hem de kooperatifleri aldatarak menfaat temin etmesi nedeniyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğundan, fikri içtima hükümleri uygulanmalıdır.
E) Eylem, TCK m. 174'te düzenlenen tehlikeli maddelerin izinsiz olarak imal edilmesi ve satılması suçunu oluşturur.

Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol