Türk Ceza Kanunu 184. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 184- (1) Yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Yapı ruhsatiyesi olmadan başlatılan inşaatlar dolayısıyla kurulan şantiyelere elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılmasına müsaade eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.
(3) Yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai faaliyetin icrasına müsaade eden kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(4) Üçüncü fıkra hariç, bu madde hükümleri ancak belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde uygulanır.
(5) Kişinin, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde, bir ve ikinci fıkra hükümleri gereğince kamu davası açılmaz, açılmış olan kamu davası düşer, mahkum olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar.
(6) (Ek: 29/6/2005 – 5377/21 md.) İkinci ve üçüncü fıkra hükümleri, 12 Ekim 2004 tarihinden önce yapılmış yapılarla ilgili olarak uygulanmaz.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar
Zehirli madde katma
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
83 karar eşleşti
12. Ceza Dairesi, 2022/1720 E., 2025/924 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
sayılı ilamıyla, imar kirliliğine neden olma suçundan yürütülen yargılama neticesinde sanığın 5237 sayılı TCK'nın 184/1, 62, 51. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine ve 1 yıl denetim süresi belirlenmesine aynı zamanda sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçu yönünden suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmiş, k
12. Ceza Dairesi 2022/1720 E. , 2025/924 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2019/719E. - 2021/796K.
SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükmün sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
Seferihisar Asliye Ceza Mahkemesinin 19.06.2017 tarihli ve 2016/630 E.,2017/419K. sayılı ilamıyla, imar kirliliğine neden olma suçundan yürütülen yargılama neticesinde sanığın 5237 sayılı TCK'nın 184/1, 62, 51. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine ve 1 yıl denetim süresi belirlenmesine aynı zamanda sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçu yönünden suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmiş, karara karşı Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozma isteminde bulunulması üzerine Yargıtay 18.Ceza Dairesi'nin 08.01.2019 tarihli ve 2018/3654E, 2019/592K. sayılı ilamı ile;
"...İnceleme konusu somut olay kapsamında; kaçak yapının sit alanı içerisinde kaldığı, sanığın izin almaksızın inşai faaliyette bulunarak üzerine atılı 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 65/b ve 5237 sayılı TCK'nın 184. maddesinde tanımlanan suçları işlediğinin anlaşılması karşısında, 5237 sayılı TCK'nın 44. maddesi gereğince en ağır yaptırım içeren 2863 sayılı Kanunu'nun 65/b maddesi uyarınca hüküm kurulması gerekirken, imar kirliliğine neden olma suçundan yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırıdır.", gerekçeleriyle Seferihisar Asliye Ceza Mahkemesinin 19/06/2017 tarihli ve 2016/630 Esas, 2017/419 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca aleyhe sonuç doğurmamak ve yeniden yargılama yapılmamak üzere bozulmasına karar verilmiş, bozma ilamı üzerine sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan suç duyursunda bulunulması üzerine açılan kamu davası kapsamında yürütülen yargılama neticesinde Yerel Mahkemece, 2863 Sayılı Yasanın 65/1, 5237 sayılı TCK'nın 43, 62/1, 52/2, 53 maddeleri uyarınca 2 yıl 1ay hapis ve 100 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiş ise de,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2023/4-503E. 2024/190K. sayılı ilamında; "...Görüldüğü üzere yasal düzenleme; bozmanın konusunun, davanın esasını çözen ve bu haliyle maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşıyan bir hüküm olması durumunda, kural olarak yeniden yargılamaya ve aleyhte sonuç doğuracak biçimde yeniden hüküm tesis etmeye izin vermemektedir.
Bozma davanın esasını çözüp de mahkûmiyet dışındaki hükümlere ilişkin ise, aleyhte sonuç doğurmaz ve yeniden yargılamayı gerektirmez. Bu durumda Özel Dairenin hukuka aykırılıkları tespit ederek hükmü, aleyhte sonuç doğurmamak ve yeniden yargılanmamak üzere bozmakla yetinmesi gerekmektedir. Bozmadan sonra, kararı veren hâkim veya mahkemece yapılacak herhangi bir işlem yoktur.
Konuları mahkûmiyet hükmü olduğundan, dördüncü fıkranın (b) ve (d) bentlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Bu cümleden olarak, mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözen yönü ile ilgili olarak ne bis in idem ilkesi gereğince bozma kararı verilemez. Şu kadar ki, hükümlünün cezasının kaldırılması gerekiyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesi gerekiyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmedecektir. Mahkûmiyet hükmünde cezanın noksan belirlenmesinin, davanın esasını çözen yönüne ilişkin olduğunda kuşku bulunmadığından Özel Dairenin işbu hukuka aykırılıkları tespit ederek hükmü, aleyhte sonuç doğurmamak ve yeniden yargılanmamak üzere bozmakla yetinmesi gerekmektedir. "... Özel Dairenin kanun yararına bozma kararından sonra Yerel Mahkemece verilen 28.06.2022 tarihli ve 188-602 sayılı karar hukuki değerden yoksun olması nedeniyle temyiz yoluna başvurulması olanaklı bulunmadığından" açıklamalarına yer verildiği tespit olunarak yapılan inceleme neticesinde;
Seferihisar Asliye Ceza Mahkemesinin 19.06.2017 tarihli ve 2016/630 E.,2017/419K. sayılı ilamıyla, imar kirliliğine neden olma suçundan yürütülen yargılama neticesinde sanığın 5237 sayılı TCK'nın 184/1, 62, 51. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine ve 1 yıl denetim süresi belirlenmesine ilişkin ilk hükme yönelik Adalet Bakanlığı'nın, kanun yararına bozma talebinin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesi ile Yargıtay 18. Ceza Dairesi'ne tevdi olunduğu ve Daire tarafından 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesi uyarınca aleyhe sonuç doğurmamak ve yeniden yargılama yapılmamak üzere kanun yararına bozma kararı verildiği halde Özel Dairenin kanun yararına bozma kararından sonra Yerel Mahkemece yeniden yargılama yapılarak verilen 21.05.2021 tarihli 2019/719E. - 2021/796K. sayılı mahkumiyet kararının hukukî değerden yoksun bulunduğu belirlenmekle verilen kararın hüküm niteliğinde olmaması nedeniyle temyiz incelemesine tabi olmadığı anlaşıldığından, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, eylemle ilgili olarak Seferihisar Asliye Ceza Mahkemesinin 19.06.2017 tarihli 5237 sayılı TCK'nın 184/1, 62, 51. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine ilişkin hükmünün infazına, dava dosyasının Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE
23.01.2025 tarihinde karar verildi.
Diğer kararlar (4)
12. Ceza Dairesi, 2020/1235 E., 2024/6909 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Asliye Ceza Mahkemesinin 24.10.2013 tarih, 2012/775 Esas, 2013/886 Karar sayılı kararı ile sanık ...'ın imar kirliliğine neden olma suçundan; 5237 sayılı Kanun'un 184/1, 53. Maddeleri gereğince 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, mühür bozma suçundan;
12. Ceza Dairesi 2020/1235 E. , 2024/6909 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2010/122 E. 2017/933 K.
HÜKÜMLER : Beraat, mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması,mükerrerlik nedeniyle davanın reddi, ceza verilmesine yer olmadığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, karar verilmesine yer olmadığı, onama, düzeltilerek onama, bozma
Yargıtay 18. Ceza Dairesinin bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık, 4708 sayılı Kanuna aykırılık, imar kirliliğine neden olma, mühür bozma suçlarından kurulan hükümlerin ve verilen kararların sanık ... müdafii, sanıklar ... ve ...müdafii, katılanlar ..., ..., ..., ... vekili, katılan ... vekili, katılan ... vekili, müşteki Çevre ve Şehircilik Bakanlığı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan incelemede;
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.10.2013 tarih, 2012/775 Esas, 2013/886 Karar sayılı kararı ile sanık ...'ın imar kirliliğine neden olma suçundan; 5237 sayılı Kanun'un 184/1, 53. Maddeleri gereğince 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, mühür bozma suçundan; 5237 sayılı Kanun'un 203/1, 53. Maddeleri gereğince 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 10/02/2016 tarih, 2015/13911 Esas, 2016/2494 Karar sayılı bozma ilamında; "Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-TCK'nın 184/1. maddesindeki "yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran" kişilerin cezalandırılması öngörülmüş olup, İmar Yasasının 5. maddesinde de bina kavramı kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarayan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılardır." şeklindeki açıklanma karşısında, suça konu güneşlenme platformu ile falazler üzerinde inişi sağlamak için yapılan yolun babaları ile üzerine döşenen çelik profilin İmar Yasasının 5. maddesi kapsamında tanımı yapılan “bina” vasfında bulunup bulunmadığı hususunda uzman bilirkişiden rapor alınmaması,
2-Yapılan imalatların bulunduğu taşınmazın “sit alanında ve kıyı kenar çizgisi içerisinde” kaldığının anlaşılması nedeniyle 2863 sayılı Kanun ile 3621 sayılı Kıyı Kanununa aykırılıktan suç duyurusunda bulunulması, bu yönde davaların açılması halinde ise davaların birleştirilmesi, TCK'nın 44. maddesi gereğince daha ağır cezayı gerektiren suçtan hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ve yerinde olmayan gerekçe ile hüküm kurulması,
3-Sanık müdafinin, “müvekkilimiz oteli işleten şirketin yönetim kurulu başkanıdır ancak otelin işletmesi yönetim kurulu tarafından atanan genel müdürü tarafından yapılmaktadır, mühürleme yapıldığından müvekkil haberdar değildir, bundan sonraki yapım aşamasından da haberi olmamıştır” şeklindeki savunması karşısında, suç tarihinde otelin genel müdürü olan Vefa Çelik'in tanık olarak bilgisine başvurularak, mühürleme olayından sanığın haberdar olup olmadığı ile haberdar olması halinde ise, suça konu imalatların devamı yönünde sanık tarafından kendisine talimat verilip verilmediği hususlarının tespit edilmesinden sonra mühür bozma suçu yönünden sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
4-Kabule göre de;
TCK'nın 184/5. maddesinin uygulanabilmesi için kişinin, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirmesi gerekir. Sanık müdafinin 24.10.2013 tarihli celse de, suça konu imalatlara dair izin alındığı yönündeki savunması, bu savunmayı destekleyen karardan sonra Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesine yaptırılan tespit neticesinde alınan bilirkişi raporu ile Antalya Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunun “suça konu güneşlenme platformu uygulama projesinin falezlerin topografik doğal yapısına zarar vermeyecek şekilde yapılması ayrıca talep edilen alanın falezler üzerinde taşıyıcı görevi yapan temel alanlarındaki beton kütlelerin, falezlerin doğal yapısına uygun aynı taş malzeme ile gizlenmesi, çelik konstrüksiyon yapının falezlerin doğal rengine uygun olarak boyanması, platformun korkulukları, zemin kaplaması ile merdiven korkuluklarının ahşap malzemeden yapılması koşuluyla projenin tasdikinin uygun olduğu” yönündeki 07.05.2012 ve 21.05.2012 tarihli kararları karşısında, mahallinde yapılacak keşif neticesinde alınacak uzman bilirkişi raporuyla, yapılan imalatların Antalya Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunun 07.05.2012 ve 21.05.2012 tarihli kararlarına uygun hale getirilip getirilmediğinin tespit edilmesinden sonra sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ve yetersiz gerekçe ile karar verilmesi, " gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
3.Bozma ilamı sonrasında dosya Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/202 esas numarasını almış olup, 20.12.2016 tarihinde dosyanın Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/122 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
4. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 19.04.2010 tarih, 2010/13037 soruşturma nolu iddianamesi ile, sanıklar ... ve ...'ın mühür bozma suçundan cezalandırılması talebi ile açılan kamu davasının Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/214 Esas numarasını aldığı, 13.10.2010 tarihinde dosyanın Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/122 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
5. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 22.11.2013 tarih, 2012/20976 soruşturma nolu iddianamesi ile, sanık ...'ın Kıyı Kanunu'na aykırılık, 2863 sayılı Kanuna aykırılık ve imar kirliliğine neden olma suçlarından cezalandırılması talebi ile açılan kamu davasının Antalya 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/758 Esas numarasını aldığı, 18.11.2014 tarihinde dosyanın Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/122 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
6. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 23.06.2011 tarih, 2011/2080 soruşturma nolu iddianamesi ile, sanıklar ... ve ...'ın 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan cezalandırılması talebi ile açılan kamu davasının Antalya 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/495 Esas numarasını aldığı, 20.10.2011 tarihinde dosyanın Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/122 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
7. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 27.10.2010 tarih, 2010/4562 soruşturma nolu iddianamesi ile, sanıklar ..., ... ve ...'ın 2863 sayılı Kanuna aykırılık, imar kirliliğine neden olma ve mühür bozma suçlarından cezalandırılması talebi ile açılan kamu davasının Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas numarasını aldığı, 29.12.2010 tarihinde dosyanın Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/122 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
8. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 18.11.2015 tarih, 2014/77344 soruşturma nolu iddianamesi ile, sanıklar ... ve ... 'in 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan cezalandırılması talebi ile açılan kamu davasının Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/827 Esas numarasını aldığı, 02.09.2016 tarihinde dosyanın Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/122 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
9. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 16.07.2013 tarih, 2013/31714 soruşturma nolu iddianamesi ile, sanıklar ... ve ...'in imar kirliliğine neden olma suçundan cezalandırılması talebi ile açılan kamu davasının Antalya 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/477 Esas numarasını aldığı, 15.02.2017 tarihinde dosyanın Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/122 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
10. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 06.10.2015 tarih, 2015/14303 soruşturma nolu iddianamesi ile, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ...'ın 4708 sayılı Kanuna aykırılık suçundan cezalandırılması talebi ile açılan kamu davasının Antalya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/719 Esas numarasını aldığı, 16.05.2016 tarihinde dosyanın Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/122 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
11.Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.10.2017 tarih, 2010/122 Esas, 2017/933 Karar sayılı kararı ile;
- Sanık ...'ın;
- Ana dosyada; 2863 sayılı Kanun'un 65/1, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 52/2, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. Maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,
-Ana dosyada; 5237 sayılı Kanun'un 203/1, 43/1, 62/1, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. Maddeleri gereğince 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,
-Ana dosyada; imar kirliliğine neden olma suçundan; ceza tayinine yer olmadığına,
- Birleşen Antalya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/719 esas sayılı dosyasında, 4708 sayılı Kanuna aykırılık suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-a maddesi gereğince beraatine,
-Birleşen Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas sayılı dosyasında, 2863 sayılı Kanuna aykırılık, imar kirliliğine neden olma ve mühür bozma suçlarından, mükerrerlik nedeniyle davanın reddine,
- Birleşen Antalya 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/495 Esas sayılı dosyasında; 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, mükerrerlik nedeniyle davanın reddine,
-Birleşen Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/202 Esas sayılı dosyasında; imar kirliliğine neden olma ve mühür bozma suçlarından, mükerrerlik nedeniyle davanın reddine,
- Birleşen Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/827 Esas sayılı dosyasında; 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, mükerrerlik nedeniyle davanın reddine,
-Birleşen Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/214 Esas sayılı dosyasında; mühür bozma suçundan, mükerrerlik nedeniyle davanın reddine,
- Sanık ...'ın;
- Ana dosyada; 2863 sayılı Kanun'un 65/1, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 52/2, 51/1-3-7-8. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine,
-Ana dosyada; 5237 sayılı Kanun'un 203/1, 43/1, 62/1, 51/1-3-7-8. maddeleri gereğince 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine,
-Ana dosyada; imar kirliliğine neden olma suçundan; ceza tayinine yer olmadığına,
- Birleşen Antalya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/719 esas sayılı dosyasında, 4708 sayılı Kanuna aykırılık suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-a maddesi gereğince beraatine,
-Birleşen Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas sayılı dosyasında, 2863 sayılı Kanuna aykırılık, imar kirliliğine neden olma ve mühür bozma suçlarından, mükerrerlik nedeniyle davanın reddine,
- Birleşen Antalya 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/495 Esas sayılı dosyasında; 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, mükerrerlik nedeniyle davanın reddine,
- Birleşen Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/214 Esas sayılı dosyasında; mühür bozma suçundan, mükerrerlik nedeniyle davanın reddine,
- Sanık ...'in;
- Birleşen Antalya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/719 esas sayılı dosyasında, 4708 sayılı Kanun'un 9/1, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. Maddeleri gereğince 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,
- Sanık ...'ın
- Birleşen Antalya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/719 esas sayılı dosyasında, 4708 sayılı Kanun'un 9/1, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. Maddeleri gereğince 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,
- Sanık ...'ın ;
- Birleşen Antalya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/719 esas sayılı dosyasında, 4708 sayılı Kanun'un 9/1, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. Maddeleri gereğince 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,
- Sanık ...'ın;
- Birleşen Antalya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/719 esas sayılı dosyasında, 4708 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-a maddesi gereğince beraatine,
-Sanık ...'ın;
-Birleşen Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas sayılı dosyasında, 2863 sayılı Kanunun 65/1, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 52/2, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. Maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,
-Birleşen Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas sayılı dosyasında,5237 sayılı Kanun'un 203/1, 5237 sayılı Kanun'un 43/1, 62/1, 52/2, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. Maddeleri gereğince 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,
-Birleşen Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas sayılı dosyasında, imar kirliliğine neden olma suçundan, ceza tayinine yer olmadığına,
- Sanık ...'in;
-Birleşen Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/827 Esas sayılı dosyasında; 2863 sayılı Kanun'un 65/1, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 52/2, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. Maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,
-Birleşen Antalya 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/477 Esas sayılı dosyasında; imar kirliliğine neden olma suçundan ceza tayinine yer olmadığına,
-Sanık ...'in;
-Birleşen Antalya 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/477 Esas sayılı dosyasında; imar kirliliğine neden olma suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-b maddesi gereğince beraatine, karar verilmiş olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 17.06.2020 tarih, 2019/36189 sayılı ve ret, karar verilmesine yer olmadığı, onama, düzeltilerek onama ve bozma görüşlü tebliğname ile Dairemize tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Müşteki ... vekilinin temyiz isteği; kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmediğine, eksik inceleme ile karar verildiğine, aleyhe olan tüm hususları yönünden kararın bozulması gerektiğine ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.
Katılan ... vekilinin temyiz isteği; sanıkların lehine verilen tüm hükümlerin bozulması gerektiğine, sanıkların cezalandırılması gerektiğine, ceza alan sanıklar yönünden cezanın ertelenmesinin yerinde olmadığına, sanıkların her birinin birleşen dosyadaki suçlar da dahil olmak üzere tüm suçlardan, cezaların azami haddi üzerinden ve indirim uygulanmaksızın ceza alması gerektiğine ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.
Katılan ... vekilinin temyiz isteği; eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, birleşen dosyalar açısından birleştirme kararları sonrası bilirkişi raporu alınmadığına ve değerlendirme yapılmadığına, sanıkların eylemlerine uyan suçlar nedeniyle cezalandırılmaları gerektiğine ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.
Katılan ..., ..., , ... vekilinin temyiz isteği;cezalandırılan sanıklar yönünden az ceza tayin edildiğine, erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine, beraat, ceza tayinine yer olmadığı ve davanın reddi kararlarının yerinde olmadığına, katılanlar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.
Sanık ... müdafinin temyiz isteği; sanığın 2863 sayılı Kanuna aykırılık ve mühür bozma suçundan mahkumiyetine ilişkin hükümlerin yasaya aykırı olduğuna, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, her iki suçun da oluşmadığına ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.
Sanıklar ... ve ... müdafinin temyiz isteği; sanıklar ... ve ...'in cezalandırılmasına yönelik usul ve yasaya aykırı hükümlerin bozulması gerektiğine ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece, " Sanıklar ... ve ...'ın ... Sanayi ve Ticaret AŞ Antalya şubesi temsilcisi olduğu, Ant Birlik ile Antalya ... Noterliğinin 02/10/2006 tarih ve 25488 Yevmiye nolu sözleşmesi ile Antalya ... caddesi 1259 ada 27 Parsel 1260 ada 20-28-29 parsel üzerinde kayıtlı taşınmaz üzerinde kat karşılığı veya mülkiyet ortaklığı şeklinde inşaat sözleşmesi yapıldığı, söz konusu sözleşme uyarınca sanıkların yetkilisi olduğu ... inşaat isimli firmanın yüklenici firma olarak Muratpaşa Belediyesinden inşaat ruhsatı alarak inşaata başladığı ve inşaatın yapı denetimini ... Yapı denetim İnşaat Ltd firması olduğu ve inşaatın yapımı sırasında Belediye Görevilerince yapılan projeye aykırılık tespiti üzerine inşaatın ilk olarak 19/10/2009 tarihinde mühürlendiği, 12/11/2009 tarihinde yapılan kontrolde mührün bozulduğunun tespiti üzerine 26/01/2010 tarihinde yeniden mühürlendiği, 01/02/2010 tarihinde yapılan kontrolde mührün yeniden bozulduğunun tespit edildiği, inşaat alanının 1. derecede doğal sit alanı olarak belirlenmiş falezlerde otel müşterilerine sunulmak üzere platform yapımı için çukur kazıldığı ve 1. derecede doğal sit alanı içerisinde gerekli izin alınmaksızın fiziki müdahale ve izinsiz uygulama yapıldığı, mahkememiz dosyası ile birleştirilen Antalya 7. Asliye ceza mahkemesinin 2015/ 827 esas sayılı dosyasında sanık ...'in de ... inşaat şirketinin yetkilisi olduğu, mahkememizin 2010/ 122 esas sayılı dosyasında yapılan keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda sanıkların 1. derecede doğal sit alanı içerisinde bulunan yerde koruma bölge kurulu izni olmadan projeye aykırı bir şekilde eylemleri olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği ve bu suretle sanıklar , ... ve ...'in üzerlerine atılı 2863 sayılı Yasa'nın 65. maddesinde düzenlenen suçu işledikleri, dosya kapsamında bulunan mevcut bilirkişi raporu, ilgili kurum yazıları ve tüm dosya kapsamı ile sabit görülerek sanıkların bu suç yönünden cezalandırılmaları yoluna gidildiği, sanıklar hakkında yargılama sürecindeki davranışları , cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak hükmolunan cezasından 5237 sayılı TCK’nun 62. maddesi gereğince takdiri indirim uygulandığı, sanıklardan ... ve ... hakkında belirlenen cezanın 2 yıldan az süreli hapis cezası olması, sanıkların duruşmada alınan beyanda hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulanmasını kabul ettiği, imara aykırılık durumunun daha sonradan yapılan keşif ile yapılan tespitte gidermiş olmaları, diğer kişilik özellikleri itibariyle yeniden suç işlemeyeceği yönünde mahkememizde kanaat hasıl olduğundan CMK’nun 231/5 maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, diğer sanık ...'ın hakkında daha önce hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği , 6545 sayılı Kanun'da CMK 231/8 maddesinde yapılan değişiklik nedeni ile sanık hakkında yeniden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verilemeyeceğinden hakkında CMK' nın 231 Maddelerinin uygulanmasına takdiren ve kanunen yer olmadığına, sanığın daha önce 3 aydan fazla kasıtlı herhangi bir suçtan mahkum olmamış olması, verilen hapis cezasının miktarı, sanığın geçmişteki hali ve yargılama safhasındaki gösterdiği pişmanlık da dikkate alınarak tekrar suç işlemeyeceğine ilişkin Mahkememize olumlu kanaat gelmekle; hapis cezasının 5237 sayılı TCK’nun 51/1 maddesi gereğince ertelenmesine karar verildiği, sanıklardan ... ve ...'ın ayrıca zincirleme olarak mühür bozma suçunu işledikleri dosya kapsamında bulunan mühür bozma tutanakları ve ilgili Belediye yazıları ile sabit görülerek bu sanıkların eylemlerine uyan TCK' nun 203/1, 43/1 maddeleri uyarınca cezalandırılmaları yoluna gidildiği, bu suç yönünden de sanıklar hakkında takdiri indirim uygulanarak sanıklardan ... hakkında yasal şartlar bulunduğundan HAGB kararı verildiği, diğer sanık ... hakkında da cezanın ertelenmesine karar verildiği,
Mahkememiz dosyası ile birleştirilen Antalya 8. Asliye Ceza mahkemesinin 2015/719 Esas sayılı dosyasında sanıklar ..., ... ve ... ' ın ... Yapı Denetim Ltd Şirketinde görevli mühendisler olup sorumlu denetim elamanı oldukları, sanıkların 4708 sayılı yapı denetim hakkındaki kanunun 2, c, d , g fıkralarında belirtilen görev ve sorumluluklarına yerine getirmeyerek denetim ile görevli oldukları inşaat şirketi ile ilgili aykırılık durumlarını yetkili mercilere bildirmedikleri bu suretle üzerlerine atılı 4708 sayılı yasanın 9/1 maddesinde tanımlanan suçu işledikleri dosya kapsamında bulunan bilirkişi raporları, ilgili kurum yazıları ile sabit görülerek sanıklar ..., ... ve ...'ın 4708 sayılı yasanın 9/1 maddesi gereğince cezalandırılmaları yoluna gidildiği, sanıklar hakkında takdiri indirim uygulandığı, yasal şartları bulunduğundan sanıklar hakkında Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına dair karar verildiği,
Her ne kadar sanıklar ... ve ... hakkında imar kirliliğine neden olma suçlarını işledikleri iddiasıyla TCK' nun 184/1 maddesi gereğince cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmış ise de; sanıkların tek bir eylemle hem 2863 sayılı Yasaya muhalefet, hem de imar kirliliğine neden olma suçlarını işlediklerinin iddia edildiği, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre sanıkların eyleminin fikri içtima kuralları gereğince ( TCK' nun 44 md ) daha ağır cezayı gerektiren suçtan hüküm kurulması gerektiği ve sanıklar hakkında 2863 sayılı yasa uyarınca ceza tayinine gidildiği ve bu sebeple imar kirliliğine neden olma suçu yönünden yeniden ceza tayin edilemeyeceği anlaşılmakla imar kirliliğine neden ola suçu yönünden açılan dava yönünden ceza tayinine yer olmadığına karar verildiği,
Her ne kadar mahkememiz dosyası ile birleştirilen Antalya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/719 Esas sayılı dosyasında sanıklar ..., ... ve ... hakkında da Yapı Denetimi Hakkındaki Kanunun 9/1 maddesinde düzenlenen suçu işledikleri iddiasıyla cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmış ise de; sanıklar ..., ... ve ...'ın ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A,Ş nin yönetim kurulu üyesi olması nedeniyle haklarında dava açıldığı, Yapı Denetimi ile ilgili ... Yapı Denetim Lmt ile sözleşme yaptıkları iddiasıyla sanıklar hakkında dava açıldığı, sanıkların cezalandırılması istenen yasa maddesinde yapı denetim şirketinin sorumluları hakkında ceza hükmü bulunduğu, sanıklar ..., ... ve ...'ın yapı denetim şirketi sorumluları olmadıkları, ve bu sebeple atılı suçun sanıklar yönünden olayımızda oluşmadığı anlaşılmakla sanıklar ..., ... ve ...'ın bu suç yönünden CMK' nun 223/ 2-a maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlarına karar verildiği,
Her ne kadar sanık ... birleşen Antalya 13 Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/ 506 esas sayılı dosyasında hakkında imar kirliliğine neden olma suçunu işlediği iddiasıyla TCK' nun 184/1 maddesi gereğince cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmış ise de; sanığın tek bir eylemle hem 2863 sayılı yasaya muhalefet, hem de imar kirliliğine neden olma suçunu işlediğinin iddia edildiği, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre sanıkların eyleminin fikri içtima kuralları gereğince ( TCK' nun 44 md ) daha ağır cezayı gerektiren suçtan hüküm kurulması gerektiği ve sanık hakkında 2863 sayılı yasa uyarınca ceza tayinine gidildiği ve bu sebeple imar kirliliğine neden olma suçu yönünden yeniden ceza tayin edilemeyeceği anlaşılmakla imar kirliliğine neden olma suçu yönünden açılan dava yönünden ceza tayinine yer olmadığına karar verildiği,
Her ne kadar sanıklar ... ve ... hakkında mahkememiz dosyası ile birleştirilen Antalya 13 Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/ 506 Esas sayılı dosyasında 2863 sayılı Yasanın 65 ve TCK' nun 203/1,43/1, 184/1 maddeleri gereğince cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açılmış ise de sanıkların atılı bu suçlardan dolayı mahkememizin 2010/122 esas sayılı dosyasında yargılandıkları ve bu suçlar yönünden değerlendirme yapıldığı ve mükerrir dava olduğu anlaşıldığından CMK' nun 223/7 maddesi uyarınca birleşen bu dosya üzerinde açılan davaların reddine karar verildiği,
Her ne kadar sanıklar ... ve ... hakkında mahkememiz dosyası ile birleştirilen Antalya 18 Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/ 495 Esas sayılı dosyasında 2863 sayılı yasanın 65. maddesi gereğince cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açılmış ise de sanıkların atılı bu suçlardan dolayı mahkememizin 2010/122 esas sayılı dosyasında yargılandıkları ve bu suçlar yönünden değerlendirme yapıldığı ve mükerrir dava olduğu anlaşıldığından CMK' nun 223/7 maddesi uyarınca birleşen bu dosya üzerinde açılan davaların reddine karar verildiği,
Her ne kadar ... hakkında mahkememiz dosyası ile birleştirilen Antalya 7 Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/202 Esas sayılı dosyasında mühür bozma ve imar kirliliğine neden olma TCK' nun 184/1, 203/1 maddeleri gereğince cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de sanığın atılı bu suçlardan dolayı mahkememizin 2010/122 esas sayılı dosyasında yargılandığı ve bu suçlar yönünden değerlendirme yapıldığı ve mükerrir dava olduğu anlaşıldığından CMK' nun 223/7 maddesi uyarınca birleşen bu dosya üzerinde açılan davaların reddine karar verildiği,
Her ne kadar mahkememiz dosyası ile birleştirilen Antalya 7 Asliye Ceza Mahkemesi 2015/ 827 esas sayılı dosyasında sanık ... hakkında da 2863 sayılı Yasaya muhalefet suçunu işlediği iddiasıyla cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; sanığın atılı suçtan dolayı mahkememizin 2010/122 esas sayılı dosyasında yargılandığı ve bu suç yönünden değerlendirme yapıldığı ve mükerrir dava olduğu anlaşıldığından CMK' nun 223/7 maddesi uyarınca birleşen bu dosya üzerinde açılan davanın reddine karar verildiği,
Her ne kadar mahkememiz dosyası ile birleştirilen Antalya 11 Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/477 esas sayılı dosyasında sanık ... hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan TCK' nun 184/1 maddesi gereğince cezalandırılması istemi ile kamu dava açılmış ise de ; sanık ... hakkında aynı eylemi nedeniyle 2863 sayılı Yasaya muhalefet suçundan ceza tayinine gidildiği ve fikri içtima kuralları gereğince imar kirliliğine neden olma suçundan ayrıca ceza verilemeyeceği anlaşıldığından bu suç yönünden ceza tayinine yer olmadığına karar verildiği,
Her ne kadar mahkememiz dosyası ile birleştirilen Antalya 11 Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/477 esas sayılı dosyasında sanık ... hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan TCK' nun 184/1 maddesi gereğince cezalandırılması istemi ile kamu dava açılmış ise de ; sanık ...'in Ant Birlik Genel Müdürü olması nedeniyle hakkında kamu davası açıldığı, yapılan sözleşmeyle ... İnşaat AŞ ile sözleşme imzalanarak tüm inşaat faaliyetlerinin ... İnşaat isimli şirket tarafından yapıldığı, sanık ...' in yüklenen suçu işlemediğinin sabit olduğu anlaşıldığından CMK' nun 223/2-b maddesi gereğince beraatına karar verildiği,
Her ne kadar mahkememizin 2010/122 esas sayılı dosyası ile birleştirilen mahkememizin 2010/214 esas sayılı dosyasında sanıklar Mesut ve ... hakkında mühür bozma suçunu işledikleri iddiasıyla cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açılmış ise de; sanıkların atılı suçtan dolayı mahkememizin 2010/122 esas sayılı dosyasında yargılandığı ve bu suç yönünden değerlendirme yapıldığı ve mükerrir dava olduğu anlaşıldığından CMK' nun 223/7 maddesi uyarınca birleşen bu dosya üzerinde açılan davanın reddine karar verildiği," şeklinde hüküm tesis edildiği anlaşılmıştır.
IV.GEREKÇE VE KARAR
Mahkemece birleşen Antalya 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/758 Esas sayılı dosyası hakkında hüküm kurulmadığı anlaşılmakla, zamanaşımı süresi içerisinde Mahkemesince hüküm tesis edilebilmesi mümkün görülmüştür.
Suçtan zarar gören ... vekilinin temyiz istemi davaya katılma talebi olarak değerlendirilmiş olup, müşteki kurumun 5271 sayılı CMK'nın 237/2. maddesi uyarınca kamu davasına katılan olarak kabulüne karar verilmek suretiyle ve Antalya Belediye Başkanlığı vekili, ... vekili, ... vekili, katılanlar ..., ..., ..., ... vekilinin temyiz dilekçelerinin içerikleri ve istem kısımlarının incelenmesinde tüm hüküm ve kararları temyiz ettikleri anlaşılarak yapılan incelemede;
1-Sanıklar ... ve ... müdafinin, sanık ... hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık ve mühür bozma suçundan, sanık ... hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, Antalya Belediye Başkanlığı vekili, ... vekili, ... vekilinin sanık ... hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık ve mühür bozma suçundan, sanık ..., ... hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, sanıklar ..., ..., ... hakkında 4708 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, sanık ... hakkında mühür bozma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlara yönelik temyiz istemleri açısından;
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5271 sayılı CMK'nın 231/12. maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna tabi bulunduğu, aynı Kanunun 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda mercide yanılmanın başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağı nazara alınarak, sanıklar ... ve ... müdafinin, ... vekilinin, Antalya Belediye Başkanlığı vekilinin, ... vekilinin temyiz istemlerinin itiraz mahiyetinde değerlendirilmesi suretiyle, CMK'nın 264/2. maddesi uyarınca gereği merciince yapılmak üzere dosyanın incelenmeksizin mahkemesine iadesinin temini için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE;
2- Katılanlar ..., Nesibe Nasip Berberoğlu, ..., ... vekilinin 2863 sayılı Kanuna aykırılık, 4708 sayılı Kanuna aykırılık, imar kirliliğine neden olma, mühür bozma suçlarından, katılan ... vekilinin imar kirliliğine neden olma, mühür bozma suçlarından, katılan ... vekilinin ve katılan ... vekilinin 2863 sayılı Kanuna aykırılık ve 4708 sayılı Kanuna aykırılık suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz istemleri açısından;
Mağdur kavramı gibi kanunda açıkça tanımlanmamış olan "suçtan zarar görme" kavramının, gerek Ceza Genel Kurulu, gerekse Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında; "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılıp uygulandığı, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların, davaya katılma hakkı vermeyeceğinin kabul edildiği, bu hususun, Ceza Genel Kurulunun 11/04/2000 gün ve 65–69, 22/10/2002 gün ve 234–366, 04/07/2006 gün ve 127–180, 03/05/2011 gün ve 155–80, 21/02/2012 gün ve 279–55, 15/04/2014 gün ve 599-190, 28/03/2017 gün ve 214-206 sayılı kararlarında; “dolaylı veya muhtemel zarar, davaya katılma hakkı vermez” şeklinde açıkça ifade edildiği ve Ceza Genel Kurulunun 25/03/2003 gün ve 41–54 sayılı kararında da “tazminat ödenmesi, itibar zedelenmesi ve güven kaybı” gibi dolaylı zararlara dayanarak kamu davasına katılmanın olanaklı olmadığının kabul edilmesi karşısında;
Katılanlar ..., ..., ..., ...'nun 2863 sayılı Kanuna aykırılık, 4708 sayılı Kanuna aykırılık, imar kirliliğine neden olma, mühür bozma suçlarından, katılan ...'nın imar kirliliğine neden olma, mühür bozma suçlarından, katılan ...'nın ve katılan ...'nın 2863 sayılı Kanuna aykırılık ve 4708 sayılı Kanuna aykırılık suçlarından kurulan açılan davalara katılma ve tesis edilen hükmü temyiz etme hak ve yetkilerinin bulunmaması karşısında; Katılanlar ..., ..., ..., ... vekilinin 2863 sayılı Kanuna aykırılık, 4708 sayılı Kanuna aykırılık, imar kirliliğine neden olma, mühür bozma suçlarından, katılan ... vekilinin imar kirliliğine neden olma, mühür bozma suçlarından, katılan ... vekilinin ve katılan ... vekilinin 2863 sayılı Kanuna aykırılık ve 4708 sayılı Kanuna aykırılık suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesi uyarınca isteme uygun olarak REDDİNE,
3- Sanık ...'ın 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik sanık ... sanık müdafii ile katılan ... vekilinin temyiz istemleri açısından;
Sanığa isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabidir. Dava zamanaşımını kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, bu süre 67/4. maddesi uyarınca en fazla yarı oranında uzayacağından, suç tarihi olan " "06.10.2009-19.09.2009- 12.11.2009-05.01.2020-26.01.2010- 01.02.2010" tarihlerinden itibaren, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımı, inceleme tarihinden önce 01.02.2022 tarihinde gerçekleşmiş ve 5271 sayılı CMK'nın 223/9. maddesindeki şartların da oluşmadığı anlaşılmakla, sanık hakkındaki hükmün, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA,
1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e, 67/4 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince kamu davasının DÜŞMESİNE,
4- Sanık ...'ın mühür bozma suçundan mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik sanık ... sanık müdafii, katılan ... vekili, ... vekilinin temyiz istemleri açısından;
Sanığa isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem, 5237 sayılı Kanunun 203/1. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabidir. Dava zamanaşımını kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, bu süre 67/4. maddesi uyarınca en fazla yarı oranında uzayacağından, suç tarihi olan "01.03.2010" tarihinden itibaren, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımı, inceleme tarihinden önce 01.03.2022 tarihinde gerçekleşmiş ve 5271 sayılı CMK'nın 223/9. maddesindeki şartların da oluşmadığı anlaşılmakla, sanık hakkındaki hükmün, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA,
1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e, 67/4 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince kamu davasının DÜŞMESİNE,
5-Sanık ... ve Mesut hakkında Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas, Antalya 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/495 Esas sayılı dosyalarında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan verilen davanın reddine ilişkin hükümlere yönelik ... vekilinin temyiz istemi açısından;
Her ne kadar Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas sayılı dosyasının ana dosya olan 2010/122 Esas sayılı dosya ile mükerrer olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; dosya kapsamında yer alan bilgi, belgelere ve her iki dosya açısından yapılan izinsiz uygulamalara ilişkin farklı tespitlere göre; 2010/506 esas sayılı dosya iddianamesine konu eylemlerin tamamının 2010/122 Esas sayılı dosya iddianamesinde yer almadığı, Mahkemece de her iki yargılamaya konu aykırılıkların aynı olup olmadığının tereddüte mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmediği anlaşılmış ise de; suç tarihinin "21.04.2010" olarak kabulü ile yapılan incelemede;
Her ne kadar Antalya 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/495 Esas sayılı dosyasının ana dosya olan 2010/122 Esas sayılı dosya ile mükerrer olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; dosya kapsamında yer alan bilgi, belgelere ve her iki dosya açısından yapılan izinsiz uygulamalara ilişkin farklı tespitlere göre; 2011/495 Esas sayılı dosya iddianamesine konu eylemlerin tamamının 2010/122 Esas sayılı dosya iddianamesinde yer almadığı, 2011/495 Esas sayılı dosyasına konu iddianamesine konu 25.04.2011 tarihli tespitin 2010/122 Esas sayılı dosyasına konu 04.03.2010 tarihli iddianame tarihinden sonra olduğu, Mahkemece de her iki yargılamaya konu aykırılıkların aynı olup olmadığının tereddüte mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmediği anlaşılmış ise de; suç tarihinin "25.04.2011" olarak kabulü ile yapılan incelemede;
Sanıklara isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem, 2863 sayılı Kanunun 65/1. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabidir. Dava zamanaşımını kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, bu süre 67/4. maddesi uyarınca en fazla yarı oranında uzayacağından, Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas sayılı dosyası açısından suç tarihi olan "21.04.2010" tarihinden itibaren, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımı, inceleme tarihinden önce "21.04.2022" tarihinde, Antalya 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/495 Esas sayılı dosyası açısından suç tarihi olan " 25.04.2011" tarihinden itibaren, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımı, inceleme tarihinden önce "25.04.2023" tarihinde gerçekleşmiş ve 5271 sayılı CMK'nın 223/9. maddesindeki şartların da oluşmadığı anlaşılmakla, sanıklar hakkındaki hükümlerin, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA,
1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e, 67/4 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince kamu davalarının DÜŞMESİNE,
6-4708 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanık ..., ... ve ... hakkında Antalya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/719 Esas sayılı dosyasında verilen beraat hükümlerine yönelik ... vekilinin temyiz istemi açısından;
Sanıklara isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem, 4708 sayılı Kanunun 9/1. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabidir. Kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, zamanaşımını kesen en son işlem, 08.03.2016 tarihli savunma olup, anılan tarihten itibaren 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık zamanaşımı inceleme tarihinden önce 08.03.2024 tarihinde gerçekleşmiş olmakla, dosya içeriği itibariyle de, 5271 sayılı CMK'nın 223/9. maddesindeki derhal beraat kararı verilmesini gerektirir şartlar bulunmadığından, hükümlerin, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince sanıklar hakkındaki kamu davasının DÜŞMESİNE,
7-Antalya Belediye Başkanlığı vekili ve ... vekilinin imar kirliliğine neden olma suçundan, ana dosyada ... ve ... hakkında ceza verilmesine yer olmadığına, ... hakkında Antalya 13 Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas dosyasında verilen ceza verilmesine yer olmadığına, sanık ... hakkında Antalya 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/477 Esas sayılı dosyasında verilen ceza tayinine yer olmadığına ilişkin hükümlere yönelik temyiz istemleri açısından;
Sanıklara isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem, 5237 sayılı Kanunun 184/1. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabidir. Dava zamanaşımını kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, bu süre 67/4. maddesi uyarınca en fazla yarı oranında uzayacağından, ana dosya açısından suç tarihi olan "06.10.2009-19.09.2009-12.11.2009-05.01.2020-26.01.2010-01.02.2010" tarihlerinden itibaren, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımı, inceleme tarihinden önce "01.02.2022" tarihinde, Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas sayılı dosyası açısından suç tarihi olan "21.04.2010" tarihinden itibaren, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımı, inceleme tarihinden önce "21.04.2022" tarihinde, Antalya 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/477 Esas sayılı dosyası açısından ise; dava zamanaşımını kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, zamanaşımını kesen en son işlem, 05.02.2014 tarihli savunma olup, anılan tarihten itibaren 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık zamanaşımı inceleme tarihinden önce 05.02.2022 tarihinde gerçekleşmiş olmakla ve 5271 sayılı CMK'nın 223/9. maddesindeki şartların da oluşmadığı anlaşılmakla, sanıklar hakkındaki hükümlerin, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA,
1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e, 67/4 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince kamu davalarının DÜŞMESİNE,
8-Antalya Belediye Başkanlığı vekili ve ... vekilinin imar kirliliğine neden olma suçundan, ... hakkında Antalya 13 Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas sayılı dosyasında verilen davanın reddine, Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/202 Esas sayılı dosyasında verilen davanın reddine, ... hakkında Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas dosyasındaverilen davanın reddine ilişkin hükümlere yönelik temyiz istemleri açısından;
Her ne kadar Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas sayılı dosyasının ana dosya olan 2010/122 Esas sayılı dosya ile mükerrer olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; dosya kapsamında yer alan bilgi, belgelere ve her iki dosya açısından yapılan izinsiz uygulamalara ilişkin farklı tespitlere göre; 2010/506 Esas sayılı dosya iddianamesine konu eylemlerin tamamının 2010/122 Esas sayılı dosya iddianamesinde yer almadığı, Mahkemece de her iki yargılamaya konu aykırılıkların aynı olup olmadığının tereddüte mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmediği anlaşılmış ise de; suç tarihinin "21.04.2010" olarak kabulü ile yapılan incelemede;
Her ne kadar Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/202 Esas sayılı dosyasının ana dosya olan 2010/122 Esas sayılı dosya ile mükerrer olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; dosya kapsamında yer alan bilgi, belgelere ve her iki dosya açısından yapılan izinsiz uygulamalara ilişkin farklı tespitlere göre; 2016/202 Esas sayılı dosya iddianamesine konu eylemlerin tamamının 2010/122 Esas sayılı dosya iddianamesinde yer almadığı, 2016/ 202 Esas sayılı dosyasına konu iddianamesine konu 04.04.2012 ve 10.04.2012 tarihli tespitlerin 2010/122 Esas sayılı dosyasına konu 04.03.2010 tarihli iddianame tarihinden sonra olduğu, Mahkemece de her iki yargılamaya konu aykırılıkların aynı olup olmadığının tereddüte mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmediği anlaşılmış ise de; suç tarihinin "10.04.2012" olarak kabulü ile yapılan incelemede;
Sanıklara isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem, 5237 sayılı Kanunun 184/1. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabidir. Dava zamanaşımını kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, bu süre 67/4. maddesi uyarınca en fazla yarı oranında uzayacağından, Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas sayılı dosyası açısından suç tarihi olan "21.04.2010" tarihinden itibaren, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımı, inceleme tarihinden önce "21.04.2022" tarihinde, Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/202 Esas sayılı dosyası açısından suç tarihi olan " 10.04.2012" tarihinden itibaren, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımı, inceleme tarihinden önce "10.04.2024" tarihinde gerçekleşmiş ve 5271 sayılı CMK'nın 223/9. maddesindeki şartların da oluşmadığı anlaşılmakla, sanıklar hakkındaki hükümlerin, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA,
1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e, 67/4 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince kamu davalarının DÜŞMESİNE,
9-Antalya Belediye Başkanlığı vekili ve ... vekilinin imar kirliliğine neden olma suçundan sanık ... hakkında Antalya 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/477 Esas sayılı dosyasında verilen beraat hükmüne yönelik temyiz istemleri açısından;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan kurum vekillerinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
10- Antalya Belediye Başkanlığı vekili ve ... vekilinin mühür bozma suçundan, ... hakkında Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas dosyasında verilen davanın reddine, Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/202 Esas sayılı dosyasında verilen davanın reddine, Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/214 Esas sayılı dosyasında verilen davanın reddine, ... hakkında Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas dosyasında verilen davanın reddine, Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/214 Esas sayılı dosyasında verilen davanın reddine ilişkin hükümlere yönelik temyiz istemleri açısından;
Her ne kadar Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas sayılı dosyasının ana dosya olan 2010/122 Esas sayılı dosya ile mükerrer olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; dosya kapsamında yer alan bilgi, belgelere ve her iki dosya açısından yapılan izinsiz uygulamalara ilişkin farklı tespitlere göre; 2010/506 Esas sayılı dosya iddianamesine konu eylemlerin tamamının 2010/122 Esas sayılı dosya iddianamesinde yer almadığı, Mahkemece de her iki yargılamaya konu aykırılıkların aynı olup olmadığının tereddüte mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmediği anlaşılmış ise de; suç tarihinin "21.04.2010" olarak kabulü ile yapılan incelemede;
Her ne kadar Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/202 Esas sayılı dosyasının ana dosya olan 2010/122 Esas sayılı dosya ile mükerrer olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; dosya kapsamında yer alan bilgi, belgelere ve her iki dosya açısından yapılan izinsiz uygulamalara ilişkin farklı tespitlere göre; 2016/202 Esas sayılı dosya iddianamesine konu eylemlerin tamamının 2010/122 Esas sayılı dosya iddianamesinde yer almadığı, 2016/ 202 Esas sayılı dosyasına konu iddianamesine konu 04.04.2012 ve 10.04.2012 tarihli tespitlerin 2010/122 Esas sayılı dosyasına konu 04.03.2010 tarihli iddianame tarihinden sonra olduğu, Mahkemece de her iki yargılamaya konu aykırılıkların aynı olup olmadığının tereddüte mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmediği anlaşılmış ise de; suç tarihinin "10.04.2012" olarak kabulü ile yapılan incelemede;
Her ne kadar Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/214 esas sayılı dosyasının ana dosya olan 2010/122 Esas sayılı dosya ile mükerrer olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; dosya kapsamında yer alan bilgi, belgelere ve her iki dosya açısından yapılan izinsiz uygulamalara ilişkin farklı tespitlere göre; 2010/214 Esas sayılı dosya iddianamesine konu eylemlerin tamamının 2010/122 Esas sayılı dosya iddianamesinde yer almadığı, Mahkemece de her iki yargılamaya konu aykırılıkların aynı olup olmadığının tereddüte mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmediği anlaşılmış ise de; suç tarihinin "01.03.2010" olarak kabulü ile yapılan incelemede;
Sanıklara isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem, 5237 sayılı Kanunun 203/1. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabidir. Dava zamanaşımını kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, bu süre 67/4. maddesi uyarınca en fazla yarı oranında uzayacağından, Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas sayılı dosyası açısından suç tarihi olan "21.04.2010" tarihinden itibaren, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımı, inceleme tarihinden önce "21.04.2022" tarihinde, Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/202 Esas sayılı dosyası açısından suç tarihi olan " 10.04.2012" tarihinden itibaren, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımı, inceleme tarihinden önce "10.04.2024" tarihinde, Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/214 Esas sayılı dosyası açısından suç tarihi olan "01.03.2010" tarihinden itibaren, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımı, inceleme tarihinden önce "01.03.2022" tarihinde gerçekleşmiş ve 5271 sayılı CMK'nın 223/9. maddesindeki şartların da oluşmadığı anlaşılmakla, sanıklar hakkındaki hükümlerin, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA,
1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e, 67/4 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince kamu davalarının DÜŞMESİNE,
11- Sanık ... Hakkında Birleşen Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/827 Esas sayılı dosyasında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan verilen davanın reddine ilişkin hükme yönelik ... vekilinin temyiz istemi açısından;
Her ne kadar Antalya 7.Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/827 Esas sayılı dosyasının ana dosya olan 2010/122 Esas sayılı dosya ile mükerrer olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; dosya kapsamında yer alan bilgi, belgelere ve her iki dosya açısından yapılan izinsiz uygulamalara ilişkin farklı tespitlere göre; 2015/827 Esas sayılı dosya iddianamesine konu eylemlerin tamamının 2010/122 Esas sayılı dosya iddianamesinde yer almadığı, 2015/827 Esas sayılı dosyasına konu iddianamesine konu 14.02.2013 ve 05.04.2013 tarihli tespitlerin 2010/122 Esas sayılı dosyasına konu 04.03.2010 tarihli iddianame tarihinden sonra olduğu, Mahkemece de her iki yargılamaya konu aykırılıkların aynı olup olmadığının tereddüte mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmediği anlaşılan dosya kapsamında;
1-Birleşen Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/827 Esas sayılı dosyasına ilişkin 18/11/2015 tarihli iddianame ve birleştirme kararı okunmaksızın, CMK'nın 191 ve 147. maddeleri gereğince usulünce sorgusu yapılmayan sanık hakkında, yargılamaya devamla karar verilmek suretiyle savunma hakkının ihlal edilmesi,
2-Dava konusu yerde inşaat, arkeolog ve sanat tarihçisi bilirkişiler refakatinde keşif icra edilerek; her iki dosya iddianamesine konu eylemler raporda tek tek irdelenmek suretiyle, her iki yargılamaya konu aykırılıkların aynı olup olmadığının tereddüte mahal vermeyecek şekilde tespiti, 2015/827 Esas sayılı dosya iddianamesine konu aykırılıkların Antalya Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 07.05.2012 tarih 101 sayılı kararına uygun hale getirilip getirilmediği, aykırılıklar nedeniyle doğal sit alanında zarar meydana gelip gelmediğinin tereddütsüz şekilde belirlenmesi neticesinde sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kanuna aykırı olup, açıklanan nedenle Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.11.2024 tarihinde karar verildi.
4. Ceza Dairesi, 2021/35677 E., 2021/28140 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
13/11/2014 tarihli ilamı ile sanığın TCK'nun 184/1, 62, 53/1-a-b-c-d-e-2-3, 3621 SY 15/5 maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hak yoksunluğu kararı verilmiştir.
4. Ceza Dairesi 2021/35677 E. , 2021/28140 K.
"İçtihat Metni"
KARAR
İmar kirliliğine neden olma suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonucunda; sanığın mahkumiyetine dair ... 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 14/01/2020 gün ve 2018/379 Esas 2020/82 Karar sayılı hükmün sanık müdafisi tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 23/06/2021 tarih ve 2020/26330 Esas, 2021/20518 Karar sayılı kararıyla;
“Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığa yükletilen imar kirliliğine neden olma eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın Kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından sanık ... müdafisinin ileri sürdüğü temyiz nedenleri yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA,” 23/06/2021 tarihinde oy birliğiyle” karar verilmiştir.
İTİRAZ NEDENLERİ:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 29/09/2021 tarih ve 2021/114373 sayılı yazısı ile;
“Sanık hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından imara aykırı imalat yaptığı iddiası ile TCK 184/1, 53 kamu davası açılmıştır.
... 2. Asliye ceza mahkemesinin 2014/298-669 esas ve karar sayılı
13/11/2014 tarihli ilamı ile sanığın TCK'nun 184/1, 62, 53/1-a-b-c-d-e-2-3, 3621 SY 15/5 maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hak yoksunluğu kararı verilmiştir.
Kararın temyizi üzerine Yargıtay 18. Ceza dairesinin 2016/10729 esas 2018/9269 karar sayılı 11/06/2018 tarihli ilamı ile "Hükümden sonra 18 Mayıs 2018 tarih ve 30425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7143 sayılı Kanun'un 16. maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanunu'na eklenen geçici 16. maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması," gerekçesi ile bozulmuştur.
... Asliye Ceza Mahkemesi tarafından yeniden yapılan yargılama sonrasında 14/01/2020 tarih 2018/379 esas 2020/82 karar sayılı ilamı ile, TCK'nun 184/1, 62, 53/1-2-3, 51, 51/3, 3621 SY 15/5 maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hak yoksunluğu erteleme ve 2 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verilmiştir.
Kararın temyizi üzerine, Yargıtay 4. Ceza dairesinin 23/06/2021 tarih 2020/26330 esas 2021/20518 karar sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmiştir.
İTİRAZ NEDENLERİ : Sanık binanın Ankara Üniversitesi Rektörlüğüne ait ...'ta bulunan ÖRSEM (öğrenci rehabilitasyon merkezi ve spor eğitim merkezi) tapu kaydı kapsamında kalması nedeniyle yıkım işlemleri için Ankara Üniversitesi Rektörlüğü'ne Ankara 47. Noterliğinin 5726 yevmiye numaralı 28/02/2020 tarihli ihtarnamesini keşide etmiştir.
Dosya içinde bulunan 06/06/2020 tarihli tutanak içeriği ve eklenen fotoğraflara göre de imara aykırılığın yıkım suretiyle giderildiği anlaşılmaktadır.
Sanık müdafii avukat ... dosyaya 19/06/2020 tarihinde gönderildiği anlaşılan esas hakkındaki beyan dilekçesinde söz konusu imara aykırı yapının yıktırıldığını TCK'nun 184/5 maddesinin uygulanması gerektiğini beyan ederek, yıkım tutanağı ile fotoğrafları UYAP üzerinden gönderdiği anlaşılmaktadır.
TCK'nun 184/5 maddesinde "Kişinin, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde, bir ve ikinci fıkra hükümleri gereğince kamu davası açılmaz, açılmış olan kamu davası düşer, mahkum olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar." hükmü bulunmaktadır.
Sanık müdafii temyiz incelemesi öncesinde 19/06/2020 tarihinde binanın yıkıldığına ilişkin belgeleri dosyaya sunmuş olmasına rağmen karar kesinleşmeden temyiz incelemesi sırasında 23/06/2021 tarihli onama ilamında değerlendirilmemiştir. Esas hakkındaki beyanda ileri sürülen iddia ve belgeler değerlendirilse idi hüküm TCK 184/5 maddesinin uygulanabilmesi için kesinleşmeden bozulması gerekirken belgeler temyiz incelemesinde değerlendirme dışı kalmış ve hüküm onanmıştır.
SONUÇ VE İSTEM : 1-Sanığın cezalandırılmasına konu olan; ... 2. Asliye Mahkemesinin 2018/379 Esas ve 2020/82 Karar sayılı 14/01/2020 tarihli ilamı ile sanığın TCK 84/1, 62, 53/1-2-3, 51, 51/3, 3621 SY 15/5 maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hak yoksunluğu erteleme ve 2 yıl denetim süresi belirlenmesi ile ilgili ilam hakkındaki hükmün onanmasına, ilişkin Yargıtay 4. Ceza dairesinin 23/06/2021 gün ve 2020/26330 Esas, 2021/20518 Karar sayılı onama ilamının KALDIRILMASI,
2-... 2. Asliye Mahkemesinin 2018/379 Esas ve 2020/82 Karar sayılı 14/01/2020 tarihli ilamı ile sanığın TCK 84/1, 62, 53/1-2-3, 51, 51/3, 3621 SY 15/5 maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hak yoksunluğu erteleme ve 2 yıl denetim süresi belirlenmesi ile ilgili ilamı ile ilgili yıkım belgeleri değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun takdir ve ifası için TCK 184/5 maddesi uyarınca değerlendirme yapılması için hükmün CMUK’nun 321 nci maddesi uyarınca BOZULMASI,
3- İtirazımız yerinde görülmez ise dosyanın YARGITAY CEZA GENEL KURULU'NA gönderilmesi, itirazen arz ve talep olunur.” denilerek, itirazda bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanun'un 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,
Dairemizin 23/06/2021 tarih ve 2020/26330 Esas, 2021/20518 Karar sayılı ilamının KALDIRILMASINA,
... 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 14/01/2020 gün ve 2018/379 Esas 2020/82 Karar sayılı hükmünün yeniden incelenmesi sonucu;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
TCK’nın 184/5. maddesinde yer alan “kişinin ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsata uygun getirmesi halinde, bir ve ikinci fıkra hükümleri gereğince kamu davası açılmaz, açılmış olan kamu davası düşer, mahkum olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar” biçimindeki düzenlemeye göre; ... Belediye Başkanlığı tarafından yıkılan binada,sanığın TCK’nın 184/5. maddesindeki düzenlemeden faydalanabilmesi için, yıkım masraflarını karşılayıp karşılamadığı ve sanığa yıkım masrafları açısından katılan ... tarafından bildirimde bulunulup bulunulmadığı belirlenmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı ve sanık ... müdafisinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye aykırı olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 30/11/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Ceza Genel Kurulu, 2015/326 E., 2018/165 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza
tam metni aç
celi Belediyesi'ne ait olan, imar planında park alanı olarak ayrılan 292 ada 4 nolu parseldeki fırının yıkılarak ruhsat alınmadan ihalesiz olarak çok katlı bina yapılmasını sağlamak biçiminde gerçekleşen eyleminin, özel hüküm niteliğindeki TCK'nın 184. maddesinde düzenlenen imar kirliliğine neden olma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sanığın tamamlayıcı hüküm kapsamında kalan anılan Kanunun 257/1.
Ceza Genel Kurulu 2015/326 E. , 2018/165 K.
"İçtihat Metni"
Kararı veren
Yargıtay Dairesi : 4. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Asliye Ceza
Sayısı : 91-157
Görevi kötüye kullanma suçundan sanık ...'in TCK'nun 37/1. maddesi delaletiyle aynı Kanunun 257/1, 62, 50/1-a ve 52/2-4. maddeleri uyarınca 6.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve taksitlendirmeye ilişkin Tunceli Asliye Ceza Mahkemesince verilen 28.07.2009 tarihli ve 125-216 sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 11.02.2011 tarih ve 1547-1419 sayı ile;
"...Hükümden sonra 19.12.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Yasanın 1. maddesi ile TCY.nın 257/1-2.madde-fıkralarında yer alan 'kazanç' sözcüğünün 'menfaat' olarak değiştirilmesi ve bu fıkralarda öngörülen cezaların alt ve üst sınırlarının da indirilmesi karşısında TCY.nın 7/2.madde-fıkrasındaki 'suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur' hükmü gözetilerek, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu" nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan yerel mahkemece 03.06.2011 tarih ve 91-157 sayı ile TCK'nun 37/1. maddesi delaletiyle aynı Kanunun 257/1, 62, 50/1-a ve 52/2-4. maddeleri uyarınca sanığın 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve taksitlendirmeye karar verilmiş, bu hükmün de sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 25.12.2014 tarih ve 3269-37108 sayı ile;
"....Başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak,
Tunceli Belediye Başkanı olarak görev yapan ve Tumsaş A.Ş.'nin yönetim kurulunda bulunan sanığın, Tunceli Belediyesi'ne ait olan, imar planında park alanı olarak ayrılan 292 ada 4 nolu parseldeki fırının yıkılarak ruhsat alınmadan ihalesiz olarak çok katlı bina yapılmasını sağlamak biçiminde gerçekleşen eyleminin, özel hüküm niteliğindeki TCK'nın 184. maddesinde düzenlenen imar kirliliğine neden olma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sanığın tamamlayıcı hüküm kapsamında kalan anılan Kanunun 257/1. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi" isabetsizliğinden bozulmasına oy çokluğu ile karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 24.01.2015 tarih ve 43546 sayı ile;
"...İtiraza konu uyuşmazlık, Tunceli Belediye Başkanı olan sanık ...'in Moğultay mahallesinde bulunan ve park alanı olan yere, ruhsat alınmadan çok katlı bina yapılmasına göz yumması şeklinde gerçekleşen eyleminin TCK 257/1 maddesinde yazılı görevi kötüye kullanma suçuna ya da TCK 184/1 maddesi kapsamında imar kirliliğine neden olma suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkindir.
5237 sayılı TCY’nın, 'İkinci Kitap', 'Dördüncü Kısım', 'Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar' başlıklı 'Birinci Bölüm'ünde 257. maddesinde düzenlenen 'Görevi kötüye kullanma' suçu;
'(1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.' hükmünü içermektedir.
5237 sayılı Türk Ceza Yasasının 257. maddesinin 1. fıkrasında öngörülen görevde yetkiyi kötüye kullanma suçu; kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı hareket etmesi ve bu aykırı davranış nedeniyle, kişilerin mağduriyeti, kamunun zararına neden olunması ya da kişilere haksız menfaat sağlanması ile oluşur.
5237 sayılı Yasanın 257. madde gerekçesinde; suçun oluşmasına ilişkin genel koşullar, kamu görevinin gereklerine aykırı olan her fiili cezai yaptırım altına almak, suç ve ceza siyasetinin esaslarıyla bağdaşmamaktadır. Bu nedenle, görevin gereklerine aykırı davranışın belli koşulları taşıması hâlinde, görevi kötüye kullanma suçunu oluşturabileceği kabul edilmiştir. Buna göre, kamu görevinin gereklerine aykırı davranışın, kişilerin mağduriyetiyle sonuçlanmış olması veya kamunun ekonomik bakımdan zararına neden olması ya da kişilere haksız bir menfaat sağlamış olması hâlinde, görevi kötüye kullanma suçu oluşabilecektir.
Öğretide de bu husus Artuk-Gökçen-Yenidünya tarafından 'TCY’nın 257. maddesindeki suçun oluşması, kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı hareket etmesinden, kişilerin mağdur olması veya kamunun zarar görmesi ya da kişilere haksız bir kazanç sağlanmasına bağlıdır. Bu sonuçları doğurmayan norma aykırı davranışlar, suç kapsamında değerlendirilemez.' (Ceza Hukuku-Özel Hükümler, 6.Bası, sh. 685 vd.) şeklinde açıklanmıştır.
Norma aykırı davranışın maddede belirtilen sonuçları doğurup doğurmadığının saptanabilmesi için öncelikle anılan kavramların açıklanması ve somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediklerinin belirlenmesi gerekmektedir.
Mağduriyet kavramı, sadece ekonomik bakımından uğranılan zararla sınırlı olmayıp, bireysel hakların ihlali sonucunu doğuran her türlü davranışı ifade eder.
'Kamu zararı' gerekçedeki açıklamaya göre ekonomik zarar anlamındadır. Somut (maddi) olmalıdır. Ancak, bunun için miktarın kesin olarak belirlenmesi şart olmayıp, olayın özelliğine göre somut bir zararın meydana geldiği anlaşılabiliyorsa, bu durum da kamu zararının varlığını kabul için yeterlidir. Kamu zararı kavramının ne olduğu hususunda müracaat edilebilecek ve her zaman için geçerli olabilecek genel bir tanım 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Yasasının 71. maddesinde yer almaktadır. Buna göre, mevzuata aykırı karar, işlem, eylem veya ihmal sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması kamu zararıdır. Görev gereklerine her aykırı davranışın kamu idaresine karşı duyulan güveni zedelediği ve böylece bir kamu zararına yol açtığı veya zararın oluşmasına yönelik elverişli hareketin yapılmasının yeterli olduğu biçimindeki genişletici görüş ve yorumlar kabul edilebilir nitelikte değildir.
Bunun dışında, kamu görevlisinin, görev gereklerine aykırı hakaret edilerek kişilere haksız bir menfaat sağlayan her türlü eyleminin görevi kötüye kullanmak suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.
Görevi kötüye kullanma suçunun 257’nci maddenin 1’inci fıkrasında düzenlenen şekli sadece icrai bir hareketle işlenebilir. İhmali hareketle işlenemez. Suçun 2’nci fıkrada belirtilen hali ise, ihmali hareketlerle işlenebilir. Her iki fıkra bakımından da suçun manevi unsuru kasttır, görevini belirleyen kanuni düzenleme ve talimatlara aykırı davrandığını bilen kamu görevlisinin, bu türlü bir davranışı istemesi kastı teşkil eder. Burada sözü edilen kast genel kasıttır.
Bu açıklamalar çerçevesinde, maddi olayda, Tunceli Belediye Başkanı olan Sanık ... ve Fen İşleri Müdür Vekili ... ve ...'in görev yaptığı sırada, iddianamenin ikinci bölümünde yer alan eylemiyle ilgili olarak, Moğultay Mahallesi 292 ada 4 parsel numaralı taşınmaz park alanı olduğu halde bu yere 1996 yılında Tunceli Belediyesinin %99 hissesine sahip olduğu Tumsaş A.Ş. tarafından fırın yapıldığı, 2006 yılında söz konusu fırın binası yıkılarak bunun yerine çok katlı bina inşa edildiği ve inşaatın tamamlanması şeklinde gerçekleşen eylemde,
Tunceli Belediye Başkanı olan Sanık ... ve Fen İşleri Müdür Vekili ... ve ...'in, 3194 sayılı İmar Kanunu 13. maddesi hükmünde yazılı 'resmi yapılara, tesislere ve okul, cami, yol, meydan, otopark, yeşilsaha, çocuk bahçesi, pazaryeri, hal, mezbaha vb. umumi hizmetlere ayrılan alanlarda inşaata ve mevcut bina varsa esaslı değişiklik ve ilaveler yapılmasına izin verilmez' hükmü aykırı hareket ettiği belirtilmiş ise de, bu maddenin birinci ve üçüncü fıkralarının Anayasa Mahkemesinin 29.12.1999 gün ve 33-51 sayılı kararıyla iptal edildiği ve sanık Belediye Başkanının, 3194 sayılı İmar Kanununun 21, 22 ve 26. maddelerine aykırı hakaret edilmesi suretiyle yapı ruhsatı alınmadan park alanı olarak kamuya tahsisli yere inşaat yapılması suretiyle görev gereklerine aykırı hakaret edildiği ve sanığın görevini kötüye kullandığı,
Ayrıca Tunceli Belediye Başkanı olan sanık ...'in, Tunceli Belediyesine ait olan ve imar planında park alanı olarak düzenlenmiş bulunan taşınmaz üzerine çok katlı bina yapım işini gerçekleştiren Tumsaş A.Ş. adlı şirketin Tunceli Belediyesinin yan kuruluşu olup sermayesinin %99 Belediyeye ait olduğu ve sanık ... Adbil'in yönetim kurulu başkanı olarak görev yaptığı, şirketin diğer ortaklarının, Abdullah Arıkan ve Mehmet Gündoğan olduğu ve inşaatın taşaronluğunu, Mustafa Gündoğan'ın üslendiği ve müteahhit Mustafa Gündoğan ile Tümsaş A.Ş arasında bir yazılı şözleşme bulunmadığı ve yapılan sözlü anlaşma üzerine inşaatı yaptığı ve sanık ...'in TCK 184/1. maddesinde yazılı imar kirliliğine neden olma suçuna iştirak ettiği,
Sanık ...'in Belediye Başkanı sıfatıyla müteahhit Mustafa Gündoğan'ın Moğultay Mahallesi 292 ada 4 parsel numaralı taşınmaz park alanı olan taşınmaza çok katlı inşaat yapılmasına, ihale yapılmadan ve 3194 sayılı Yasanın 21, 22, 26. maddelerinde yazılı hükümlere açık bir şekilde aykırı hareket ederek görevde yetkisini kötüye kullandığı,
Bunun dışında sanık ...'in Tümaş A.Ş'nin yönetim kurulu başkanı olarak bu sıfatla, müteahhit Mustafa Songül'ün park alanı olarak bulunan taşınmaz üzerine ruhsatsız kaçak herhangi bir sözleşme düzenlenmeden çok katlı inşaat yapma eylemine TCK 37. maddesi kapsamında imar kirliliğine neden olma suçuna iştirak etmek olduğu,
Sanığın iki ayrı eylemi bulunduğu ve her iki suçtan ayrı ayrı cezalandırılması gerektiği,
Ancak sanıklar hakkında düzenlenen iddianamede sanıklar hakkında TCK 184/1. maddesince açılmış usulüne uygun bir kamu davasının bulunmadığı,
Sanığın, görevi kötüye kullanmak suçundan açılan davanın imar kirliliğine neden olma suçuna dönüştürülemeyeceği,
Düzenlenen iddianamede yer alan, 3194 sayılı İmar Kanununun 13. maddesi olarak belirtilen (Anayasa Mahkemesince 29/12/1999 gün ve 33-51 sayılı ilamıyla) hükmün hatalı yazıldığı ve suça ilişkin gerçek yasal dayanağının 3194 sayılı Yasanın 21, 22 ve 26. maddelerine ilişkin bulunduğu,
Sanıkların görevi kötüye kullanma suçunun 3194 sayılı Kanunun 21, 22 ve 26. maddelerine muhalefet ederek, ruhsat alınmaksızın park alanına fırın yıkılarak çok katlı inşaat yapılmasına kayıtsız kalınması ve suça konu inşaatın, sermayesi %99 oranında belediyeye ait bulunan Tümsaş şirketi tarafından yapılması ve sanık Belediye Başkanının adı geçen şirketin yönetim kurulu başkanı olması ve bu durumu bilmemesinin hayatın olağan akışına uygun bulunmaması nedeniyle sanıkların görev gereklerine aykırı hakaret etmek suretiyle görevi kötüye kullanma suçunu işledikleri konusunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır.
Bu itibarla, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 25.12.2014 gün ve 3269-37108 sayılı kararı Tunceli Belediye Başkanı olan sanık ... hakkında aynı zamanda Tumsaş A.Ş.'nin yönetim kurulu başkanı olduğunu ve Tunceli Belediyesi'ne ait olan, imar planında park alanı olarak ayrılan 292 ada 4 nolu parseldeki fırının yıkılarak ruhsat alınmadan ihalesiz olarak çok katlı bina yapılmasını sağlamak biçiminde gerçekleşen eyleminin, özel hüküm niteliğindeki TCK'nın 184. maddesinde düzenlenen imar kirliliğine neden olma suçunu oluşturduğu kabulü hukuka uygun nitelikte değildir.
Sanık ... hakkında verilen bozma kararının kaldırılarak diğer sanık ... ve Kenan Ali Turan ile görev gereklerine aykırı hareket ederek TCK 257/1 maddesinde yazılı görevi kötüye kullanmak suçunu fikir ve eylem birliği içinde birlikte işlediklerinin kabul edilerek ve sanık ... hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan zamanaşımı süresine kadar imar kirliliğine neden olma suçundan kamu davası açılabileceğine ilişkin açıklamada bulunmak suretiyle üç sanık hakkında, Tunceli Asliye Ceza Mahkemesinin 03.06.2011 gün ve 91-157 Karar sayılı ilamının onanmasına karar verilmesi gerektiği..." görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
5271 sayılı CMK'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 4. Ceza Dairesince 26.02.2015 tarih, 1604-22262 sayı ve oy çokluğuyla itiraz nedenlerinin yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanıklar ... ve ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan verilen mahkûmiyet hükümleri Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş olup, itirazın kapsamına göre inceleme sanık ... hakkında aynı suçtan verilen mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; belediye başkanı olan sanığın imar planında park alanı olarak düzenlenen taşınmaz üzerinde, yönetim kurulunda bulunduğu şirket adına bina yapılmasını sağlamak şeklindeki eylemlerinin görevi kötüye kullanma ve imar kirliliğine neden olma suçlarını mı yoksa yalnızca imar kirliliğine neden olma suçunu mu oluşturduğunun ve imar kirliliği suçundan açılmış bir kamu davası bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca 11.07.2008 tarih ve 191-60 sayı ile;
“...Moğultay Mahallesi 292 ada 4 parsel numaralı taşınmaz park alanı olduğu halde bu yere 1996 yılında Tunceli Belediyesinin %99 hissesine sahip olduğu Tumsaş A.Ş. tarafından fırın yapıldığı, 2006 yılında söz konusu fırın binası yıkılarak bunun yerine çok katlı bina inşa edildiği ve inşaatın tamamlandığı, böylece 3194 sayılı İmar Kanunu 13. maddesi hükmüne aykırı olarak Belediye şirketi tarafından park alanına bina yapılmasına göz yumulduğu iddiası hakkında yürütülen soruşturma neticesinde,
Mülkiyeti Tunceli Belediyesine ait olan ve imar planında park alanı olarak düzenlenmiş bulunan Moğultay Mahallesi 292 ada 4 parsel numaralı taşınmaz üzerinde Tunceli Belediye Başkanı ...'in de yönetim kurulunda bulunduğu Tumsaş A.Ş. adına 2006 yılı içinde inşaata başlanıldığı ve bilahare inşaatın tamamlandığı,
Ancak belediye yetkililerinin inşaat ruhsat talebi dahi bulunmayan bu kaçak yapı ile ilgili olarak 3194 sayılı İmar Kanunun ile Belediyeye verilen görev ve sorumlulukları yerine getirmedikleri, şüphelilerin alınan savunmalarında suçlamaları kabul etmedikleri ve olay hakkında İçişleri Bakanlığınca 10 Eylül 2007 tarih 2007/188 karar numaralı soruşturma izni verildiği ve kararın kesinleştiği,
Tunceli Belediye Başkanı ... ile anılan inşaat süresince görevli olan Fen İşleri eski Müdür vekili ... ve Fen İşleri Müdür Vekili ...'in 3194 sayılı imar kanunu ile kendilerine verilen görev gereklerini yapmakta ihmal göstererek memuriyet görevini ihmal suçunu işledikleri tüm soruşturma evrakı kapsamından anlaşılmakla,
…Şüpheliler ... ve ...'ın Moğultay Mahallesinde Tumsas A.Ş. fırının yıkılıp yerine ruhsatsız ve imar kanununa aykırı bina inşa edilmesi sırasında görevlerini ihmal ettikleri...” açıklamasına yer verilen iddianame ile sanık hakkında kamu davası açılırken, 5237 sayılı TCK’nun 257/2 ve 53/1. maddelerinin sevk maddeleri olarak gösterildiği ve eylemlerin ihmali davranışla görevi kötüye kullanma olarak nitelendirildiği, yerel mahkemece sanık hakkında TCK’nun 257/1. maddesinden ek savunma hakkı verilerek aynı madde uyarınca mahkûmiyet hükmü kurulduğu,
14.03.2007 tarihli inceleme raporuna göre; Moğultay Mahallesi 292 ada 4 nolu parsel park alanı olduğu hâlde anılan yere 1996 yılında Tunceli Belediye Başkanlığının yüzde doksan dokuz hissesine sahip olduğu Tumsaş A.Ş. tarafından fırın yapıldığı, 2006 yılında fırın binasının yıkılarak ihale ve sözleşme olmaksızın yerine çok katlı bina inşa edildiği ve inşaatın hâlen devam ettiği, yapılan iş ve işlemlerin usulsüz olduğu ve belediye görevlilerinin buna engel olmadıkları,
07.09.2007 tarihli ön inceleme raporuna göre; Tunceli Belediye Başkanı ...’in de yönetim kurulunda bulunduğu Tumsaş A.Ş. adına, mülkiyeti Tunceli Belediyesine ait olan ve imar planında park alanı olarak düzenlenen Moğultay Mahallesi 292 ada 4 No.lu parsel üzerinde, yapımına 2006 yılı içinde başlanan inşaatın tamamlandığı, belediye yetkililerinin inşaat ruhsat talebi bulunmayan bu kaçak yapı ile ilgili olarak 3194 sayılı İmar Kanunu ile kendilerine verilen görev ve yetkilerin gereğini yapmadıkları anlaşıldığından; Tunceli Belediye Başkanı sanık ... ile söz konusu inşaat süresince görev yürüten Fen İşleri Eski Müdür Vekilleri ... ve ... hakkında soruşturma izni verilmesine karar verilmesi gerektiği,
12.06.2009 tarihli bilirkişi raporuna göre; Tunceli Belediye Başkanı ...’in de yönetim kurulunda bulunduğu Tumsaş A.Ş. adına, mülkiyeti Tunceli Belediyesine ait olan ve imar planında park alanı olarak düzenlenen Moğultay Mahallesi 292 ada 4 parsel üzerinde 2006 yılı içerisinde yapımına başlanan inşaatın tamamlandığı, belediye yetkililerinin ruhsat talebinde bulunmadıkları bu kaçak yapı ile ilgili olarak 3194 sayılı İmar Kanunu ile kendilerine verilen görev ve yetkilerinin gereğini yapmadıkları, bu nedenle ilgili inşaat süresince görev yürüten sanık ... ve inceleme dışı sanıklar ... ve ...’in görevlerini kötüye kullandıkları,
Anlaşılmıştır.
İnceleme dışı sanık ...; olay tarihinde Tunceli Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğünde müdür vekili olarak görev yaptığını, göreve başlamadan önce Belediye Başkanlığınca Moğultay Mahallesi 292 ada 4 parselde bulunan fırının yıkılıp yerine yeni bir bina inşa edilmesinin düşünüldüğünü, bu kapsamda eksikleri bulunduğu için zaten faaliyette olmayan fırının yıkılarak inşaata başlandığını, ancak kendisinin bu konuda doğrudan bir görevi bulunmadığını, inşaat faaliyetlerinin ve eski fırının yıkım işinin Belediye Başkanı sanık ... ve Tumsaş A.Ş. yetkililerince bizzat gerçekleştirildiğini, fen işleri müdür vekili olarak belediye başkanını engellemesinin söz konusu olamayacağını,
İnceleme dışı sanık ...; Moğultay Mahallesi 292 ada 4 parsel üzerindeki taşınmaz her ne kadar imar planında park alanı olarak gözükse de 1996 yılında belirtilen yere fırın yapıldığını, fırının mülkiyetinin, yüzde doksan dokuz hissesi belediyeye ait olan Tumsaş A.Ş.’de olduğunu, 2006 yılının yaz aylarında fırının yıkılarak belediye tarafından yerine yeni bir inşaata başlandığını, 05.12.2006 tarihinde fen işleri müdür vekilliği görevine başladığında inşaatın kabasının bitirilmiş olduğunu, bu nedenle inşaat aşamasına ilişkin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, binanın yapımı ile Belediye Başkanı sanık ...’in doğrudan ilgilendiğini,
Beyan etmişlerdir.
Sanık ...; Moğultay Mahallesi 292 ada 4 No.lu parselin belediyeye ait olduğunu, imar planında park alanı olarak düzenlenen parselin bir kısmında fırın olarak faaliyet gösteren binanın yıllar önce belediye tarafından inşa edildiğini, belediyeye ait bu binanın, yüzde doksan dokuz hissesi belediyeye ait Tumsaş A.Ş tarafından uzun yıllar kullanıldığını, ancak olay tarihinde faaliyette olmadığını, işsizlik problemi nedeniyle fırının yeniden faaliyete alınması düşünmelerine karşın mevcut binanın durumu ve belediye bütçesi nedeniyle bu fikirden vazgeçtiklerini, 2005 yılında yurt dışında yaşayan vatandaşlardan gelen istek üzerine belediye olarak ekmek fırını, satış reyonu, restoran ve kütüphane gibi bölümlerden oluşan bir işletmeye destek verme kararı aldıklarını, bu konuda fırın binasının kendilerine gösterildiğini, her ne kadar bu binanın şirkete ait olduğu belirtilmekte ise de mülkiyetinin belediyeye ait olduğunu ve yapılacak binanın belediye tüzel kişiliğine bırakılacağını, binanın inşaatından doğan giderlerin tamamının yurt dışında yaşayan hemşerileri tarafından karşılandığını, bu nedenle belediye veya şirket bütçesinden herhangi bir harcama yapılmadığını, işletme binasının yüzölçümü esas alınarak tadilata uygun olarak yapıldığını, bina yapılırken yeşil alanların tahrip edilmediğini, bu binanın yapımının soruşturmayı gerektirecek bir faaliyet olabileceğini hiç düşünmediğini, binanın inşaatıyla hiç kimseye menfaat sağlanmadığını savunmuştur.
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun ikinci kitabının "Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler"e yer veren dördüncü kısmının "Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar" başlıklı birinci bölümünde "Görevi kötüye kullanma" suçu 257. maddede;
"(1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir kazanç sağlayan kamu görevlisi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir kazanç sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) İrtikâp suçunu oluşturmadığı takdirde, görevinin gereklerine uygun davranması için veya bu nedenle kişilerden kendisine veya bir başkasına çıkar sağlayan kamu görevlisi, birinci fıkra hükmüne göre cezalandırılır" şeklinde düzenlenmişken, 19.12.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Kanunun birinci maddesi ile birinci ve ikinci fıkralarında yer alan "kazanç" ibareleri "menfaat", birinci fıkrasında yer alan "bir yıldan üç yıla kadar" ibaresi "altı aydan iki yıla kadar", ikinci fıkrasında yer alan "altı aydan iki yıla kadar" ibaresi "üç aydan bir yıla kadar" ve üçüncü fıkrasında yer alan "birinci fıkra hükmüne göre" ibaresi "bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile" biçiminde değiştirilmiş, 05.07.2012 günü yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 105. maddesi ile de üçüncü fıkra yürürlükten kaldırılmıştır.
Maddenin, uyuşmazlıkla ilgili birinci fıkrasında düzenlenen icrai davranışlarla görevi kötüye kullanma suçu, kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı hareket etmesi ve bu aykırı davranış nedeniyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olunması ya da kişilere haksız kazanç sağlanması, suç tarihinden sonra 6086 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonrası ise haksız menfaat sağlanması ile oluşmaktadır.
Buna göre ilk şart, kamu görevlisi olan failin yaptığı işle ilgili olarak kanun veya diğer idari düzenlemelerden doğan bir görevinin olması ve bu görevi dolayısıyla yetkili bulunmasıdır. Suçun oluşabilmesi için, norma aykırı davranış yetmemekte, fiil nedeniyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olunması ya da suç tarihi itibarıyla kişilere haksız kazanç sağlanması gerekmektedir.
Anılan maddenin gerekçesinde; suçun oluşmasına ilişkin genel koşullar, “Kamu görevinin gereklerine aykırı olan her fiili cezai yaptırım altına almak, suç ve ceza siyasetinin esaslarıyla bağdaşmamaktadır. Bu nedenle, görevin gereklerine aykırı davranışın belli koşulları taşıması hâlinde, görevi kötüye kullanma suçu suçunu oluşturabileceği kabul edilmiştir. Buna göre, kamu görevinin gereklerine aykırı davranışın, kişilerin mağduriyetiyle sonuçlanmış olması veya kamunun ekonomik bakımdan zararına neden olması ya da kişilere haksız bir kazanç sağlamış olması hâlinde, görevi kötüye kullanma suçu suçu oluşabilecektir” şeklinde vurgulanmış, öğretide de; TCK’nun 257. maddesindeki suçun oluşmasının, kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı hareket etmesi sonucunda kişilerin mağdur olması veya kamunun zarar görmesi ya da kişilere haksız kazanç, 6086 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonrası ise haksız menfaat sağlanması şartlarına bağlı olduğu, bu sonuçları doğurmayan norma aykırı davranışların, suç kapsamında değerlendirilemeyeceği açıklanmıştır. (Mehmet Emin Artuk - Ahmet Gökçen - Ahmet Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Turhan Kitapevi, 11.Bası, Ankara, 2011, s.913 vd.; Mahmut Koca - İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınevi, Ankara, 2013, s.769; Veli Özer Özbek - Mehmet Nihat Kanbur - Koray Doğan - Pınar Bacaksız - İlker Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Seçkin Yayınevi, 2. Bası, Ankara, 2011, s.974)
Norma aykırı davranışın maddede belirtilen sonuçları doğurup doğurmadığının saptanabilmesi için öncelikle “mağduriyet, kamunun zarara uğraması, haksız kazanç ve haksız menfaat” kavramların açıklanması ve somut olayda bunların gerçekleşip gerçekleşmediklerinin belirlenmesi gerekmektedir.
Mağduriyet kavramının, sadece ekonomik bakımdan uğranılan zararla sınırlı olmayıp, bireysel hakların ihlali sonucunu doğuran her türlü davranışı ifade ettiği kabul edilmelidir. Bu husus madde gerekçesinde; "Görevin gereklerine aykırı davranışın, kişinin mağduriyetine neden olunması gerekir. Bu mağduriyet, sadece ekonomik bakımdan uğranılan zararı ifade etmez. Mağduriyet kavramı, zarar kavramından daha geniş bir anlama sahiptir" şeklinde vurgulanmış, öğretide de; mağduriyetin sadece ekonomik bakımdan ortaya çıkan zararı ifade etmeyeceği, mağduriyet kavramının ekonomik zarar kavramından daha geniş bir anlama sahip olduğu, bireyin, sosyal, siyasi, medeni her türlü haklarının ihlali sonucunu doğuran hareketlerin ve herhangi bir çıkarının zedelenmesine neden olmanın da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğine işaret edilmiştir. (Mehmet Emin Artuk - Ahmet Gökçen - Ahmet Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Turhan Kitapevi, 11.Bası, Ankara, 2011, s.911 vd.; Mahmut Koca - İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınevi, Ankara, 2013, s.772; Veli Özer Özbek - Mehmet Nihat Kanbur - Koray Doğan - Pınar Bacaksız - İlker Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Seçkin Yayınevi, 2. Bası, Ankara, 2011, s.974)
Kişilere haksız kazanç sağlanması, bir başkasına hukuka aykırı şekilde sadece ekonomik olarak yarar sağlanması anlamına gelmekte iken, haksız menfaat her türlü maddi ya da manevi yararı ifade eder.
Kamunun zarara uğraması hususuna gelince; madde gerekçesinde "ekonomik bir zarar olduğu" vurgulanan anılan kavramla ilgili olarak kanuni düzenleme içeren 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun 71. maddesinde; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması şeklinde tanımlanan kamu zararı, her somut olayda hakim tarafından, iş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek bir fiyatla alınıp alınmadığı veya aynı şekilde yaptırılıp yaptırılmadığı, somut olayın kendine özgü özellikleri de dikkate alınarak belirlenmelidir. Bu belirleme; uğranılan kamu zararının miktarının kesin bir biçimde saptanması anlamında olmayıp, miktarı saptanamasa dahi, işin veya hizmetin niteliği nazara alınarak, rayiç bedelden daha yüksek bir bedelle alım veya yapımın gerçekleştirildiğinin anlaşılması halinde de kamu zararının varlığı kabul edilmelidir. Ancak bu belirleme yapılırken, norma aykırı her davranışın, kamuya duyulan güveni sarstığı, dolayısıyla, kamu zararına yol açtığı veya zarara uğrama ihtimalini ortaya çıkardığı şeklindeki bir düşünceyle de hareket edilmemelidir.
“İmar kirliliğine neden olma” suçu ise 5237 sayılı TCK’nun 184. maddesinde;
"1) Yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
2) Yapı ruhsatiyesi olmadan başlatılan inşaatlar dolayısıyla kurulan şantiyelere elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılmasına müsaade eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.
3) Yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai faaliyetin icrasına müsaade eden kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
4) Üçüncü fıkra hariç, bu madde hükümleri ancak belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde uygulanır.
5) Kişinin, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde, bir ve ikinci fıkra hükümleri gereğince kamu davası açılmaz, açılmış olan kamu davası düşer, mahkum olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar.
6) İkinci ve üçüncü fıkra hükümleri, 12 Ekim 2004 tarihinden önce yapılmış yapılarla ilgili olarak uygulanmaz" şeklinde düzenlenmiştir.
Bu hükme göre; yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan ya da yaptıran, yapı ruhsatiyesi olmadan başlatılan inşaatlar dolayısıyla kurulan şantiyelere su, elektrik veya telefon bağlantısı yapılmasına müsaade eden, yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai faaliyetin icrasına müsaade eden kişiler maddede yazılı cezalarla cezalandırılacaktır.
Maddenin dördüncü fıkrası uyarınca; üçüncü fıkra dışındaki hükümler, ancak belediye sınırları içinde veya özel infaz rejimine tabi yerlerde uygulanacaktır.
Ancak, failin ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde, maddenin bir ve ikinci fıkra hükümleri gereğince kamu davası açılmayacak, açılmış olan kamu davası düşecek, mahkûm olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkacaktır.
Öte yandan, 3194 sayılı İmar Kanununun "Yapı ruhsatiyesi" başlıklı 21. maddesinde;
"Bu Kanunun kapsamına giren bütün yapılar için 26 ncı maddede belirtilen istisna dışında belediye veya valiliklerden yapı ruhsatiyesi alınması mecburidir.
Ruhsat alınmış yapılarda herhangi bir değişiklik yapılması da yeniden ruhsat alınmasına bağlıdır. Bu durumda; bağımsız bölümlerin brüt alanı artmıyorsa ve nitelik değişmiyorsa ruhsat, hiçbir vergi, resim ve harca tabi olmaz.
Ancak; derz, iç ve dış sıva, boya, badana, oluk, dere, doğrama, döşeme ve tavan kaplamaları, elektrik ve sıhhi tesisat tamirleri ile çatı onarımı ve kiremit aktarılması ve yönetmeliğe uygun olarak mahallin hususiyetine göre belediyelerce hazırlanacak imar yönetmeliklerinde belirtilecek taşıyıcı unsuru etkilemeyen diğer tadilatlar ve tamiratlar ruhsata tabi değildir.
Belediyeler veya valilikler mahallin ve çevrenin özelliklerine göre yapılar arasında uyum sağlamak, güzel bir görünüm elde etmek amacıyla dış cephe boya ve kaplamaları ile çatının malzemesini ve rengi
18. Ceza Dairesi, 2017/2476 E., 2017/5779 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Ancak; sabıkası bulunmayan, sanığa yükletilen imar kirliliğine neden olma suçunda, 5237 sayılı TCK'nın 184/5. maddesinin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel oluşturmayacağı gözetilmeden, yasal ve yerinde olmayan gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
18. Ceza Dairesi 2017/2476 E. , 2017/5779 K.
"İçtihat Metni"
KARAR
İmar kirliliğine neden olma suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda verilen mahkumiyet kararına dair, Beykoz 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 07/03/2011 tarih ve 2010/55 esas, 2011/195 sayılı kararın sanık müdafii tarafından temyizi üzerine,
I- Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 22/11/2012 tarih ve 2012/16478 esas, 2012/26741 sayılı kararıyla;
“Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak; sabıkası bulunmayan, sanığa yükletilen imar kirliliğine neden olma suçunda, 5237 sayılı TCK'nın 184/5. maddesinin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel oluşturmayacağı gözetilmeden, yasal ve yerinde olmayan gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Yasaya aykırı ve sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine,” 22/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verilmiştir.
II- Beykoz 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 09/04/2012 tarih ve 2013/83 esas, 2013/226 sayılı direnme kararında;
“Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığının 22.01.2010 tarih ve 2010/238 esas sayılı iddianamesi ile sanığın herhangi bir merciden izin almaksızın binanın giriş kısmının üzerine 5x5 metre ebatlarında kış bahçesi yapmak suretiyle ima kirliliğine neden olduğu iddiası ile TCK 184/1-,53 maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi istemi ile sanık hakkında kamu davası açılmıştır
Sanık üzerine atılı suç iddiasına karşı savunmasında : suça konu yerin kendisine ait tapulu bir yer olduğunu ,kuzey cephedeki rüzgarı,kesmek için 5x5 ebatında kış bahçesi yaptığını beyan etmiştir.
Dosyada bulunan 16.09.2009 yapı tatil tutanağı, suça konu yere ait fotoğraflar, mahkememizce olay mahallinde 24.04.2010 tarihli icra edilen keşif ve bilirkişilerden alınan raporlar, sanığa ait nüfus adli sicil kaydı ,belediye başkanlığının cevabi yazıları ve tüm dosya içeriği, birlikte değerlendirilerek ;suça konu taşınmazın sanığa ait olduğu,sanığın ruhsata aykırı bir şekilde kış bahçesi olarak kullanmak üzere 5x5 ebatında kapalı alan yaratacak şekilde inşai faaliyette bulunarak imar kirliliğine yol açtığı, sanığın pişmanlık göstermediği kanısıyla mahkemimizin 07/03/2011 tarih 2011/195 sayılı kararı ile sanığın cezalandırılmasına karar verilmiş sanık müdafiinin kararı temyiz etmesi üzerine dosyanın gönderildiği Yargıtay 4.ceza dairesinin 22/11/2012 tarih 2012/26741 sayılı kararı ile "..... Ancak sabıkası bulunmayan sanığa yükkletilen imar kirliliğine neden olma suçunda 5237 sayılı TCK 184/5 maddesiinin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel oluşturmayacağı gözetilmeden yasal ve yerinde omayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi ...." şeklindeki gerekçeyle bozularak dosya mahkememize iade edilmiştir.
Yargıtay 4. Ceza dairesinin bozma nedeni mahkememizce yerinde görülmediğinden mahkememizin daha önce vermiş olduğu kararda direnmesi gerektiği kanısına varılmıştır.
Öncelikle TCK 184/5.maddesindeki düzenlemenin varlığı, CMK 231/5 maddesinin uygulanmasına engel teşkil etmemektedir . Bu düzenlemeler birbirinden bağımsızdır. Suçun niteliği , suçun işleniş biçimi ve değişik yasal gerekçeler dikkate alınarak TCK 184/5 maddesindeki düzenlemenin varlığına rağmen buradaki etkin pişmanlık koşulları gerçekleşmediği halde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına veyahut verilecek cezanın ertelenmesine karar verilmesi olanaklıdır.
Ancak cezalandırmanın temel amacı suçlunun ıslahı yanında toplumsal düzeni korumak ve cezanın caydırıcı etkisinden yararlanmaktır. Az sosyolojinin hukuktan uzaklaştıracağı, çok sosyolojinin hukuka yaklaştıracağı, hukuk felsefesindeki temel prensiplerden biridir. Mahkeme sanığın cezalandırırken, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği verilecek cezanın ertelenmesinin gerekip gerekmediği veyahut verilecek hürriyeti bağlayıcı cezanın seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerekip gerekmediği, olayı ve gözlemiş olduğu sanığın kişiliğini değerlendirerek , taktir edecektir. Sanığın sabıkasız bir kişiliğe sahip olması, cezanın ertelenmesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına zorunlu kılan bir neden değildir . Karşılıksız çek keşide etmek suçundan yargılanan sabıkasız sanıklar hakkında verilen cezaların ertelemesi yoluna gidilmemiş, yargıtay bunu hiç bir zaman bozma nedeni yapmamıştır . Yine tamamen sabıkasız bir kişinin, gecekondusuna yaptığı küçük bir ek nedeniyle mahkememizin sanığın pişmanlık göstermediği gerekçesiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermeksizin sanığın hürriyeti bağlayıcı ceza ile cezalandırılmasına dair verdiği bir başka kararda yargıtay tarafından onanmıştır. Beykoz ilçesinin büyük bir bölümü sit alanı olarak ilan edilmiştir, yapılaşma koşulları sıkı şartlara bağlıdır , amaç doğayı korumaktır , yine beykoz ilçesinin bir bölümü boğaziçi öngörünüm alanında kalmaktadır, burda da boğazın doğal güzelliğinin korunması için yapılaşma tamamen özel şartlara tabı tutulmuştur. Bunun dışındada yapılaşabilmek için yine idareden izin almak ve yapınında yapı denetim firmaları tarafından yapılan kontroller neticesinde imara uygun yapılması gerekmektedir, oysa bütün bunlara rağmen beykoz ilçesinde yapılaşma suretle devam edebilmektedir, her seferinde farklı inşaatları yapan kişiler farklı kişiler hakkında beyanda bulunarak sabıkasız kişiler hakkında tutanak tutturabilmektedirler, bazen koca karısı adına , kadın 80 leri bulan babası adına tutanak tutturabilmektedır. Suçu işleyen kişiler bir çok soruşturma dosyasında ifadelerden de anlaşılacağı üzere idarecilerin göz yumması ve ihmali neticesinde, inşaatı tamamlamaktadırlar bu işlemi yaparken de verilecek cezanın, erteleneceği veya hükmün açıklanmasının geri bırakılacağı saikiyle ve üretilen binanın kazanç hanesine gireceği düşüncesiyle, imara aykırı yapılaşmada bulunmaktadırlar. Suçu işleyen kişinin sabıkalı olup olmaması bu açıdan hiç bir önemi yoktur , nitekim dosyamızda sanık kış bahçesi şeklindeki yeni oluşturduğu kapalı alanı dah, kazanç olarak görmüş , pişmanlık gösterdiği yönünde mahkememizde hiç bir kanaat oluşmamıştır . Sanığın pişmanlık gösterip göstermediği konusunda değerlendirme ve taktir yetkisi mahkememize ait olduğundan sanık hakkında yeniden aşağıdaki hüküm kurulmuştur" şeklindeki gerekçeyle, Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 22/11/2012 tarih, 2012/16478 esas, 2012/26741 sayılı kararına direnildiği görülmektedir.
III- DEĞERLENDİRME
02.12.2016 tarihli 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 36. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 307. maddesi uyarınca, Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından 07.12.2016 tarih, 2014/542 Esas ve 2016/491 sayılı Kararı ile dosya Yargıtay 4. Ceza Dairesine gönderilmiş, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 09.03.2017 tarih, 2017/62 esas, 2017/7207 sayılı kararı ile Dairemize gönderildiğinden, direnme kararı üzerine verilen hükmün Dairemizce incelenmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmakla;
Somut olayda; sanık hakkında imara aykırı olarak bina yaptığı iddiasıyla dava açılmış, icra edilen keşif ve temin edilen bilirkişi raporu da esas alınarak mahkumiyet kararı verilmiş, sabıkası olmayan sanık hakkında CMK’nın 231.maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanması hususunda, TCK’nın 184/5.maddesindeki etkin pişmanlık hükmünün engel teşkil etmeyeceği gerekçesiyle bozma kararı verilmiş, yerel Mahkemece bu karara karşı direnildiği belirlenmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 25.02.2014 tarihli, 2013/4-691 Esas, 2014/91 Karar sayılı kararında; “5237 sayılı TCK’nun “ İmar kirliliğine neden olma" başlıklı 184. maddesi;
"(1) Yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Yapı ruhsatiyesi olmadan başlatılan inşaatlar dolayısıyla kurulan şantiyelere elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılmasına müsaade eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.
(3) Yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai faaliyetin icrasına müsaade eden kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(4) Üçüncü fıkra hariç, bu madde hükümleri ancak belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde uygulanır.
(5) Kişinin, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde, bir ve ikinci fıkra hükümleri gereğince kamu davası açılmaz, açılmış olan kamu davası düşer, mahkum olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar.
(6) İkinci ve üçüncü fıkra hükümleri, 12 Ekim 2004 tarihinden önce yapılmış yapılarla ilgili olarak uygulanmaz" şeklinde düzenlenmiştir.
Türk Ceza Kanunun 184. maddesinin 5. fıkrası, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul Görüşmeleri (26.09.2004) sırasında verilen bir önerge ile maddeye eklenmiş olup, bu değişiklik önergesinin gerekçesi; “İmar kirliliğine aykırı davranışların ortaya çıkardığı sonuçların ortadan kaldırılmasının sağlanması amaçlanmıştır” biçiminde açıklanmıştır.
İmar mevzuatında belirlenen usul ve şartlara aykırı olarak inşa faaliyetinde bulunmak, maddede suç olarak tanımlanmıştır. Maddenin 5237 sayılı TCK’nun "Topluma Karşı İşlenen Suçlar" kısmının, "Çevreye Karşı Suçlar" bölümü içinde yer aldığı dikkate alındığında, korunan hukuki değerin çevre olduğu anlaşılmaktadır.
Kanunun 184. maddesinin beşinci fıkrasına göre kişinin, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar plânına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde kamu davası açılmayacak, açılmış olan kamu davası düşecek ve mahkum olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkacak, diğer bir ifadeyle fail, anılan fıkra uyarınca etkin pişmanlık hükmünün gereklerini yerine getirdiği takdirde hakkında cezaya hükmolunmayacaktır.
TCK'nun 184. maddesi ile korunan hukuki değerin, çevrenin korunması olması ve bu suçun işlenme sıklığı ve yoğunluğu ile sosyal ve toplumsal bir sorun olması gerçeği karşısında, kanun koyucunun faili cezalandırmaktan daha çok, suçun olumsuz etkilerini ortadan kaldırma ve suçun yeniden işlenmesini önleme amacını esas aldığı, bu amacı gerçekleştirmeye yönelik olarak da kamu davasının açılmaması, açılmış davanın düşmesi veya mahkum olunan cezanın bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasını amaçladığı görülmektedir.
TCK'nın 184. maddesinin beşinci fıkrasında yer alan düzenleme onarıcı adalet anlayışına bağlı olarak ortaya çıkan, bir çeşit etkin pişmanlık hali olup, hukuka aykırı eylemin doğurduğu sonuçların suçtan önceki hale getirilmesi şeklinde nitelendirmek mümkündür. Onarıcı adalet anlayışına uygun olarak düzenlenen 184/5. madde ile fail ıslah edilmekte, mağdur ve toplumun gördüğü zararlar giderilmekte, ayrıca sorumluluk üstlenerek mağdur ve topluma verdiği zararı kabul etme ve bunları telafi etme için faile imkân sağlanmakta ve böylece suçun olumsuz etkileri yok edilmektedir.
Uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde çözümlenmesi için hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükmününde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, hukukumuzda ilk kez çocuklar hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 23. maddesi ile kabul edilmiş, 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanunun 23. maddesiyle 5271 sayılı Kanunun 231. maddesine eklenen 5 ila 14. fıkra ile büyükler için de uygulamaya konulmuş, aynı kanunun 40. maddesi ile 5395 sayılı Kanunun 23. maddesi değiştirilmek suretiyle, denetim süresindeki farklılıklar hariç tutulmak kaydıyla çocuk suçlular ile yetişkin suçlular, hükmün açıklanmasının geri bırakılması açısından aynı şartlara tâbi kılınmıştır.
Başlangıçta yalnızca yetişkin sanıklar yönünden şikâyete bağlı suçlarla sınırlı olarak, hükmolunan bir yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezaları için kabul edilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması, 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile 5271 sayılı Kanunun 231. maddesinin 5 ve 14. fıkralarında yapılan değişiklikle, Anayasanın 174. maddesinde güvence altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlar istisna olmak üzere, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezalarına ilişkin tüm suçları kapsayacak şekilde düzenlenmiştir.
5560, 5728, 5739 ve 6008 sayılı Kanunlarla 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesinde yapılan değişiklikler göz önüne alındığında, hükmün açıklanmasının geri bırakılabilmesi için;
1) Suça ilişkin olarak;
a- Yapılan yargılama sonucu hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması,
b- Suçun Anayasanın 174. maddesinde güvence altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlardan olmaması,
2) Sanığa ilişkin olarak;
a- Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b- Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
c- Mahkemece sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önüne alınarak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate ulaşılması,
d- Sanığın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmediğine dair beyanının olmaması,
Şartlarının gerçekleşmesi gerekmektedir.
Bu şartların varlığı halinde, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilecek ve onsekiz yaşından büyük olan sanıklar beş yıl, suça sürüklenen çocuklar ise üç yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tâbi tutulacaktır.
Görüldüğü üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmediğine ilişkin bir beyanının olmaması ile suça ve sanığa ilişkin bütün objektif şartların gerçekleşmiş olması yeterli değildir. Ayrıca mahkemenin, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışlarını göz önünde bulundurarak sanığın yeniden suç işlemeyeceği hususunda olumlu bir kanaate uluşması da gerekmektedir. Böylece kanun koyucu suça ve faile ilişkin tüm objektif şartları taşıyan herkes için mutlak surette hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerektiğini kabul etmeyip, hakime belirli ölçüler içerisinde bir takdir hakkı tanımıştır.
CMK'nun 231. maddesinin uygulanma şartları ile TCK'nın 184/5. maddesi karşılaştırıldığında, imar kirliliğine neden olma suçuna özgü olarak düzenlenen 184/5. maddesi ile fail açısından daha lehe sonuçlar öngörülmüştür. Nitekim fail hakkında hükmolunan ceza kesinleşse dahi, suça konu binanın imar planına veya ruhsatına uygun hale getirilmesi halinde bir süre şartı aranmaksızın ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkacak, açılmış olan kamu davasının yine süre şartı aranmaksızın düşmesine karar verilecektir. CMK'nun 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükmünün uygulanması ise objektif şartların yerine getirilmesi ve mahkemece sanığın yeniden suç işlemeyeceğine ilişkin kanaate ulaşılması halinde mümkün olacak, açılmış olan kamu davasının düşmesine karar verilebilmesi için ise, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildikten sonra sanığın beş yıllık denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlememesi gerekecektir.
Bu nedenle, imar kirliliğine neden olma suçunda ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirerek TCK'nın 184/5. maddesindeki özel düzenlemeden yararlanma imkânı bulunan fail hakkında CMK'nın 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanma imkânı bulunmamaktadır.
Buna göre, daha lehe hükümleri kapsadığı konusunda tereddüt bulunmayan ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükmüne göre özel bir düzenleme olan 5237 sayılı TCK'nun 184/5. maddesinin gereğini yerine getirmeyen sanık hakkında 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesinde düzenlenmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükmünün uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin ayrıca bir değerlendirme yapılması gerekmediğinin kabulü zorunludur.
İmar kirliliğine neden olma suçunu işleyen sanığın, ruhsatsız olarak yaptığı binayı imar planına uygun hale getirerek 5237 sayılı TCK'nın 184/5. maddesindeki özel düzenlemeden yararlanma imkanı bulunduğu ve bu amaçla kendisine süre de verildiği halde yaptığı binaya ruhsat almayarak anılan maddedeki özel düzenlemeden yararlanmamış olup, bu durumda 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesinde düzenlenmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması şartlarını yerine getirip getirmediğinin ayrıca değerlendirilmesine gerek bulunmamaktadır.” şeklinde imar kirliliğine neden olma suçu kapsamında TCK’nın 184/5.maddesi ile CMK’nın 231.maddesindeki hususların uygulanması açısından değerlendirme yapmıştır.
Bu suretle, yukarıda değinilen kararlar ve mevzuat hükümleri açısından yapılan değerlendirmede, sanığın, 5237 sayılı TCK'nun 184/5. maddesindeki özel düzenlemeden yararlanma imkanı bulunduğu ve yaptığı binaya ruhsat almayarak anılan maddedeki özel düzenlemeden yararlanmamış olduğu, bu durumda yerel Mahkemece, 5271 sayılı CMK'nun 231. maddesinde düzenlenmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması şartlarını yerine getirip getirmediğinin ayrıca değerlendirilmesine gerek bulunmadığı anlaşıldığından, yerel Mahkemece verilen direnme kararı yerinde görülmekle;
IV- KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle,
Yargıtay 4.Ceza Dairesi’nin 22.11.2012 tarih ve 2012/16478 Esas, 2012/26741 Karar sayılı bozma kararındaki gerekçeye göre yerel Mahkemece verilen direnme kararı yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak, 6763 sayılı Yasanın 36.maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 307/3. maddesi hükmüne göre,
Beykoz 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 09/04/2013 gün, 2013/83 esas ve 2013/226 karar sayılı hükmünün incelenmesi sonucu;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığa yükletilen imar kirliliğine neden olma eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın Kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından sanık ... müdafiinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, 15.05.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.