Türk Ceza Kanunu 185. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 185- (1) İçilecek sulara veya yenilecek veya içilecek veya kullanılacak veya tüketilecek her çeşit besin veya şeylere zehir katarak veya başka suretlerle bunları bozarak kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye düşüren kimseye iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Yukarıdaki fıkrada belirtilen fiillerin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı olarak işlenmesi halinde, üç aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Bozulmuş veya değiştirilmiş gıda veya ilaçların ticareti
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
6 karar eşleşti
20. Ceza Dairesi, 2015/14384 E., 2017/4770 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
maddesinde belirtilen sağlığın korunması ile ilgili yasakları ihlâl eden kişiler, Türk Ceza Kanunu'nun "Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar" başlıklı Bölümünde yer alan hükümlere göre cezalandırılır." düzenlemesi gereği, hakkında eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 185/2. maddesi uyarınca kamu davası açıldığı olayda;
20. Ceza Dairesi 2015/14384 E. , 2017/4770 K.
"İçtihat Metni"
Mahkeme :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranma sonucu tüketilecek şeylere zehirli madde katma veya bozma
Hüküm : Beraat- idari para cezası
Dosya İncelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 27/7. maddesi gereğince idari yaptırım ve beraat kararları birlikte değerlendirilerek yapılan incelemede;
A- Sanık hakkında "dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranma sonucu tüketilecek şeylere zehirli madde katma veya bozma" suçundan kurulan beraat hükmünün incelenmesinde;
Oluşa ve dosya kapsamına göre; sanığın serasında yetiştirdiği ve Demre Toptancı Haline satmak için getirdiği hıyarlardan, 28/01/2010 tarihinde alınan numuneler üzerinde yapılan incelemede, "Türk Gıda Kodeksi Gıda Maddelerinde Bulunmasına İzin Verilen Pestisitlerin Maksimum Kalıntı Limitleri Tebliğine" göre azami 0,1 mg/kg olması gereken "carbendazim" isimli pestisit miktarının, limitin üzerinde 0,39 mg/kg; hıyar mahsulünde hiç bulunmaması gereken "pyrimethanil" isimli pestisit miktarının ise 0,5 mg/kg olarak tespit edilmesi üzerine, ... tarafından, sanığın 5179 sayılı Kanun'un 18. maddesindeki emredici hükümleri ihlal ettiği gerekçesi ile hakkında aynı Kanun'un 29/I maddesi uyarınca adli işlem yapılması için suç duyurusunda bulunulması üzerine, sanığın, 5179 sayılı Kanun'un 18. maddesinin c fıkrasında yer alan, "Gıda maddelerini ve gıda ile temas eden madde ve malzemeleri üreten ve/veya satan işyerleri, insan sağlığına zarar verecek muhteviyatta gıda maddeleri üretemez, içerisine zararlı bir madde katamaz, böyle bir maddenin kalıntısını bulunduramaz ve gıdaya zararlı özelliğe yol açacak herhangi bir işlem uygulayamaz." emredici hükmünü ihlal ettiği iddiası ile, aynı Kanun'un 29/I maddesinde yer alan "Bu Kanun'un 18'inci maddesinde belirtilen sağlığın korunması ile ilgili yasakları ihlâl eden kişiler, Türk Ceza Kanunu'nun "Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar" başlıklı Bölümünde yer alan hükümlere göre cezalandırılır." düzenlemesi gereği, hakkında eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 185/2. maddesi uyarınca kamu davası açıldığı olayda; kovuşturma aşamasında Farmakoloji uzmanı bilirkişi Mehmet İsbir'in 24/12/2010 tarihli raporunda, "limitüstü çıkan Carbendazim isimli ilaç kalıntısının insan sağlığına zarar verebileceği" tespitine yer vermesi ve Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu'nun 07/03/2011 tarihli raporunda ise; "numunede tespit edilen carbendazim ve pyrimethanil isimli pestisit kalıntı miktarlarının tebliğe aykırı olduğuna, bu haliyle sağlığa az veya çok zarar verecek derecede bozulmuş sayılacağına, 5179 sayılı Kanunun 18. maddesinin ihlali niteliğinde olduğuna," ilişkin görüş bildirilmesi karşısında, sanığın eyleminin TCK'nın 185/2. maddesi kapsamında kaldığı gözetilmeden, "eylemin kabahat niteliğinde olduğu, kanunda suç olarak tanımlanmadığı" gerekçeleri ile yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA,
B-Sanık hakkında "gıda kodeksine uygun faaliyet göstermeme" kabahatinden verilen idari para cezası kararının incelenmesinde;
Sanığın eyleminin 5179 sayılı Kanun'un 29/d maddesi kapsamında olduğu ve bu eylemin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu gereğince kabahat neviinden olup, kabahatin işlendiği 28/01/2010 tarihi ile inceleme tarihi arasında 5326 sayılı Kanun'un 20/2-c maddesinde öngörülen 3 yıllık zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş bulunduğu anlaşıldığından; kararın 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 5320 sayılı Kanun'un 8/1 ve 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5236 sayılı Kanun'un 20. maddesi gereğince kabahatli hakkında İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 28/09/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Diğer kararlar (4)
20. Ceza Dairesi, 2015/14387 E., 2017/4771 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
maddesinde belirtilen sağlığın korunması ile ilgili yasakları ihlâl eden kişiler, Türk Ceza Kanunu'nun "Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar" başlıklı Bölümünde yer alan hükümlere göre cezalandırılır." düzenlemesi gereği, hakkında eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 185/2. maddesi uyarınca kamu davası açıldığı olayda;
20. Ceza Dairesi 2015/14387 E. , 2017/4771 K.
"İçtihat Metni"
Mahkeme : Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranma sonucu tüketilecek şeylere zehirli madde katma veya bozma
Hüküm : Beraat- idari para cezası
2-Cumhuriyet savcısı(beraat hükmü yönünden aleyhe; idari para cezası yönünden lehe)
Dosya İncelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 27/7. maddesi gereğince idari yaptırım ve beraat kararları birlikte değerlendirilerek yapılan incelemede;
A- Sanık hakkında "dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranma sonucu tüketilecek şeylere zehirli madde katma veya bozma" suçundan kurulan beraat hükmünün incelenmesinde;
Oluşa ve dosya kapsamına göre; sanığın serasında yetiştirdiği ve Beymelek sebze haline satmak için getirdiği biberlerden, 02/03/2010 tarihinde alınan numuneler üzerinde yapılan incelemede, "Türk Gıda Kodeksi Gıda Maddelerinde Bulunmasına İzin Verilen Pestisitlerin Maksimum Kalıntı Limitleri Tebliğine" göre azami 0,02 mg/kg olması gereken "oxamyl" isimli pestisit miktarının, limitin üzerinde 0,04 mg/kg; biber mahsulünde hiç bulunmaması gereken "pyrimethanil" isimli pestisit miktarının ise 0,035 mg/kg olarak tespit edilmesi üzerine, ... tarafından, sanığın 5179 sayılı Kanun'un 18. maddesindeki emredici hükümleri ihlal ettiği gerekçesi ile hakkında aynı Kanun'un 29/I maddesi uyarınca adli işlem yapılması için suç duyurusunda bulunulması üzerine, sanığın, 5179 sayılı Kanun'un 18. maddesinin c fıkrasında yer alan, " Gıda maddelerini ve gıda ile temas eden madde ve malzemeleri üreten ve/veya satan işyerleri, insan sağlığına zarar verecek muhteviyatta gıda maddeleri üretemez, içerisine zararlı bir madde katamaz, böyle bir maddenin kalıntısını bulunduramaz ve gıdaya zararlı özelliğe yol açacak herhangi bir işlem uygulayamaz." hükmünü ihlal ettiği iddiası ile, aynı Kanun'un 29/I maddesinde yer alan "Bu Kanun'un 18'inci maddesinde belirtilen sağlığın korunması ile ilgili yasakları ihlâl eden kişiler, Türk Ceza Kanunu'nun "Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar" başlıklı Bölümünde yer alan hükümlere göre cezalandırılır." düzenlemesi gereği, hakkında eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 185/2. maddesi uyarınca kamu davası açıldığı olayda; kovuşturma aşamasında Farmakoloji uzmanı bilirkişi Mehmet İsbir'in 09/10/2010 tarihli raporunda, "limitüstü çıkan oxamyl isimli ilaç kalıntısının insan sağlığına zarar verebileceği" tespitine yer vermesi ve Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu'nun 07/03/2011 tarihli raporunda ise; "numunede tespit edilen oxamyl ve pyrimethanil isimli pestisit kalıntı miktarlarının tebliğe aykırı olduğuna, bu haliyle sağlığa az veya çok zarar verecek derecede bozulmuş sayılacağına, 5179 sayılı Kanunun 18. maddesinin ihlali niteliğinde olduğuna," ilişkin görüş bildirilmesi karşısında, sanığın eyleminin TCK'nın 185/2. maddesi kapsamında kaldığı gözetilmeden, "eylemin kabahat niteliğinde olduğu, kanunda suç olarak tanımlanmadığı" gerekçeleri ile yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA,
B-Sanık hakkında "gıda kodeksine uygun faaliyet göstermeme" kabahatinden verilen idari para cezası kararının incelenmesinde;
Sanığın eyleminin 5179 sayılı Kanun'un 29/d maddesi kapsamında olduğu ve bu eylemin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu gereğince kabahat neviinden olup, kabahatin işlendiği 02/03/2010 tarihi ile inceleme tarihi arasında 5326 sayılı Kanun'un 20/2-c maddesinde öngörülen 3 yıllık zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş bulunduğu anlaşıldığından; kararın 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 5320 sayılı Kanun'un 8/1 ve 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5236 sayılı Kanun'un 20. maddesi gereğince kabahatli hakkında İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 28/09/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
20. Ceza Dairesi, 2018/1146 E., 2019/2758 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
yönünden; Sanık hakında hüküm kurulurken şartları oluşmadığı halde TCK’nın 185. maddesi gereğince artırım yapılarak fazla cezaya hükmedildiğinden verilen hükmün BOZULMASINA,
20. Ceza Dairesi 2018/1146 E. , 2019/2758 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARLA
İLGİLİ BİLGİLER
Mahkeme : İSTANBUL Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmekle, temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
A.Sanıklar... hakkındaki hükümlerin incelenmesinde;
... sayılı CMK'nın 294/1. maddesinde yer alan “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.”şeklindeki düzenleme de gözetilerek yapılan değerlendirmede, sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçelerinde herhangi bir temyiz sebebi göstermedikleri, istinaf mahkemesince verilen gerekçeli kararın, sanıklar müdafilerine tebliğ edilmesinden itibaren, CMK'nın 295/1. maddesinde belirtilen süre içerisinde temyiz sebeplerini içeren ek dilekçe de sunmadıkları anlaşıldığından, vaki temyiz istemlerinin ... sayılı CMK'nın 298/1. maddesi uyarınca REDDİNE,
B.Sanıklar Mohamad hakkındaki hükmün incelenmesinde;
... sayılı CMK'nın 288. ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler ile CMK'nın 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri dikkate alınarak, sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde belirttiği; atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığına dair temyiz sebeplerinin hükmün hukuki yönüne ilişkin olduğu belirlenerek anılan sebeplere bağlı olarak yapılan incelemede,
Sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan hükmün düzeltilerek yapılan istinaf başvurularının esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin kararı hukuka uygun bulunduğundan, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin ESASTAN REDDİNE,
C.Sanık ... hakkındaki hükmün incelenmesinde;
Sanık ... müdafiinin temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğinin, süresinden sonra yapılması sebebiyle CMK'nın 299. maddeleri uyarınca reddine karar verilerek duruşmasız inceleme yapılmıştır.
... sayılı CMK'nın 288. ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler ile CMK'nın 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri dikkate alınarak, sanık ... müdafiinin temyiz dilekçesinde belirttiği; masumiyet karinesinin ihlal edildiğine, gerekçesiz karar verildiğine, hukuka aykırı olarak alt sınır aşılarak cezanın belirlendiğine, sanığın eyleminin yardım etme niteliğinde olduğuna, TCK'nın 188/5 maddesinin hatalı uygulandığına, eylemin işlenemez suç olduğuna, suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgütün bulunmadığına, eylemin teşebbüs aşamasında kaldığına, iletişim tespit tutanaklarının hükme esas alınamayacağına ve cezaların şahsiliği ilkesinin ilhal edildiğine dair temyiz sebeplerinin hükmün hukuki yönüne ilişkin olduğu belirlenerek anılan sebeplere bağlı olarak yapılan incelemede,
TCK'nın 188/5. maddesinin uygulanabilmesi için TCK'nın 188/3. maddesinde öngörülen seçimlik hareketlerden birinin üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte gerçekleştirilmesi gerektiği, somut olayda sanıklar...'ın satan, sanık ... ve...'ın ise uyuşturucu madde ticareti amacı ile satın alan konumunda oldukları, bu nedenle sanıklar... ve ...'in eylemlere TCK'nın 37. maddesi anlamında "aynı yönde fiili birlikte gerçekleştiren" konumunda iştirak etmediklerinin anlaşılması karşısında sanık ... hakkında hükmolunan temel ceza üzerinden, koşulları bulunmadığı halde, TCK'nın 188/5. maddesi uyarınca arttırım yapılarak fazla cezaya hükmedilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre göz önüne alınarak sanık ... hakkındaki salıverilme talebinin reddine, bozmanın niteliğine göre CMK'nın 306. maddesi uyarınca temyiz talebi CMK'nın 298/1 gereği reddedilen sanık ...'a sirayetine,
Dosyanın İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi’ne gönderilmesine, 07/05/2019 tarihinde sanıklar... yönünden üye ...'un karşı oyu ve oyçokluğuyla diğer sanıklar yönünden oybirliğiyle karar verildi.
(K.O)
KARŞI OY
Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında; İstanbul 18.Ağır Ceza Mahkemesinin 02.06.2017 tarih ve 2016/349 (E),2017/234(K) sayılı kararı ile uyuşturucu ticareti eylemleri nedeniyle 5237 Sayılı Türk Ceza kanunun 188/3-5,62,52/2-4, 53,54,55 ve 63 maddeleri gereğince neticeten 15 er yıl hapis ve 4500 er Tl adli para cezası ile cezalandırılmalarına, verilen hapis cezasının sonucu olarak hak yoksunluklarına, zoralıma,gözaltı ve tutuklukta kaldığı sürelerin verilen hapis cezasından mahsubuna karar verildiği,
Sanıklar ve Müdafilerinin istinaf talepleri üzerine; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 04.10.2017 tarih 2017/1942 Esas ve 2017/1686 Karar sayılı kararı ile İstinaf başvurusunun ... sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE karar verildiği,
Sanık ... Müdafinin 25.10.2017 havale tarihli temyiz dilekçesinde özetle; "Müvekkil hakkında verilenmahkumiyet kararı hatalı olup,usul ve yasaya açıkça aykırı olduğundan istinaf gerekçelerimiz incelenerek kararın kaldırılarak dosyanın yerel mahkemeye iadesi veya sanık ... hakkında beraat kararı talep edilmiştir. Ancak İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi 2017/1942 E. 2017/1686K.sayılı kararı ile İstinaf başvurumuzu esastan reddetmiştir.Bu sebeple kararı temyiz etme zarureti doğmuştur." yönünde talepte bulunduğu,
Sanık ... Alissa Müdafinin 25.10.2017 havale tarihli temyiz dilekçesinde özetle; "İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi Başkanlığının 25.10.2017 tarihinde tebliğ aldığımız kararı usul ve yasaya aykırı olduğundan; ileride gerekçeli temyiz dilekçemizi de sunacağımızı belirterek işbu kararı yasal süresi içerisinde temyiz etmekteyiz." yönünde talepte bulunduğu,
Sanıklar ... ve ... Müdafileri Süresi içersinde vermiş oldukları temyiz dilekçeleri ile ... Sayılı CMK'nın 294/1.maddesinde belirtilen şartları taşıyan ve temyiz sebeplerini gösteren temyiz talebinde bulunduğu anlaşılmıştır.
Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda:
Sanıklar ... ve ... yönünden; ... Sayılı CMK'nın 294/1. maddesinde yer alan - temyiz eden hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini göstermek zorundadır- şeklindeki düzenleme de gözetilerek yapılan değerlendirmede sanık müdafinin temyiz dilekçesinde herhangi bir temyiz sebebi göstermediği ... Sayılı CMK 295/1 maddesinde belirtilen süre içerisinde temyiz sebeplerini içeren ek dilekçe de sunmadığı anlaşıldığından vaki temyiz isteminin ... Sayılı CMK'nın 298/1. maddesi uyarınca REDDİNE,
Sanık ... yönünden; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 04.10.2017 tarih 2017/1942 (E)sas ve 2017/1686(K) sayılı kararına yönelik temyiz başvurusunun ... Sayılı CMK'nın 302/1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
Sanık ... yönünden; Sanık hakında hüküm kurulurken şartları oluşmadığı halde TCK’nın 185. maddesi gereğince artırım yapılarak fazla cezaya hükmedildiğinden verilen hükmün BOZULMASINA,
Sanıklar ... ve ... oy birliği ile ve Sanıklar ... ve ... yönünden oy çokluğu ile karar verilmiş olup, Sanıklar ... ve ... yönünden dairemizce oluşan çoğunluğun kanaatine aşağıda belirtilen gerekçelerle katılmamaktayım.
20.07.2016 tarihi itibariyle ... sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun istinafa ilişkin (272-285 maddeleri)hükümlerinin yürürlüğe girmesiyle temyiz merci olan Yargıtayın, ilk derece mahkemeleri ve ikinci derece yargılama merci olan Bölge Adliye Mahkemelerinin vermiş olduğu temyizi kabil karalarına yönelik temyiz talebi üzerine yapılan incelemede, inceleme sınırının belirlenmesi önem arz etmektedir.
İkinci derece yargılama merci olan Bölge Adliye Mahkemesinin denetim yetkisinin yanında delil değerlendirme ve delil toplama diğer bir ifadeyle yargılama yapma yetkisi mevcuttur. ... Sayılı CMK'nın 280. maddesinin başlığı "bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma" dır. Söz konusu maddedeki düzenlemeler ayrıntılı olarak incelendiğinde, Bölge Adliye Mahkemesinin, İlk Derece Mahkemesi kararını hem hukuki hem de maddi yönden inceleme yetkisi söz konusudur. Aynı zamanda gerekli gördüğü taktirde ... Sayılı CMK'nın 280/1-e maddesinde verilen yetkiye dayanarak davanın yeniden görülmesine karar vererek kovuşturma yapabilir.
İstinaf aşamasından geçen temyizi kabil karaların temyiz incelemesinde Yargıtayın inceleme yetkisinin sınırları ... Sayılı CMK'nın 288.ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
... sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda "Temyiz Nedeni" başlığı altında başlığı altında aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.
"MADDE 288. - [1] Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır.
[2] Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır" içerikli düzenlemeye gidilmiştir.
Madde içeriği değerlendirildiğinde Yargıtayın ilk derece ve istinaf aşamasından geçen karaların denetiminde inceleme yetkisi hukuki denetimle sınırlıdır. Diğer bir ifadeyle temyiz merci,olaya normun doğru uygulanıp uygulanmadığını denetleyebilir. Söz konusu yetki bununla sınırlandırılmıştır.
Maddenin gerekçesi, "Tasarı, 1412 sayılı Kanundan ayrılarak -kanuna aykırılık- yerine daha geniş anlamlı ve amaca uygun olan -hukuka aykırılık- sözcüklerine yer vermiştir. Yargılamanın konusunu oluşturan cezaî uyuşmazlık çözüldükten ve maddî gerçeğe ulaşıldıktan sonra ilgili hukuk kuralının eksik veya yanlış uygulanması veya hiç uygulanmaması, hukuka aykırılığı oluşturur.
Hukuk kuralı deyimi, temel hukuk ilkelerini, yazılı olan ve olmayan hukuk kurallarını, yargılama hukukuna ilişkin kurallarla maddî hukuka ilişkin kuralların tümünü kapsar.
Temyiz başvurusunun hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayandırılması gerekir. Delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde, elbette ki, hukuka aykırılık oluşturur" şeklindedir.
Kanun koyucu,1412 sayılı CMUK nın aksine kanunilik ilkesinden ayrılarak daha ideal,modern ve özgürlükçü olan hukukilik ilkesini benimsemiştir. Bu sebeple söz konusu maddeyi uygularken kanun koyucunun iradesi doğrultusunda verilen yetkiyle sınırlı kalmak kaydıyla taraflar lehine geniş yorumlanması gerekir.
... Sayılı CMK'nın 289/1. maddesi "Hukuka kesin aykırılık hâlleri" başlığı altında aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.
"MADDE 289. - [1] Temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olmasa da aşağıda yazılı hâllerde hukuka kesin aykırılık var sayılır:
a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması.
b) Hâkimlik görevini yapmaktan kanun gereğince yasaklanmış hâkimin hükme katılması.
c) Geçerli şüphe nedeniyle hakkında ret istemi öne sürülmüş olup da bu istem kabul olunduğu hâlde hâkimin hükme katılması veya bu istemin kanuna aykırı olarak reddedilip hâkimin hükme katılması.
d) Mahkemenin kanuna aykırı olarak davaya bakmaya kendini görevli veya yetkili görmesi.
e) Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması.
f) Duruşmalı olarak verilen hükümde açıklık kuralının ihlâl edilmesi.
g) Hükmün 230 uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi.
h) Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması.
i) Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması."
... Sayılı CMK'nın 289/1.maddesinin ilk cümlesine dikkat edilirse "temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olmasa da" ibaresine yer vermiştir. Bu ibareye dikkat kesilerek madde başlığında hukuka kesin aykırılık halleri olarak kabul edilen ve madde içeriğinde sayılan hususların var olup olmadığını inceleme yetkisine sahip olabilmek için her hangi bir şart öngörülmemmiştir. Tam aksine talep ve beyana bakılmaksızın inceleme yükümlüğü getirilmiştir.
Maddenin gerekçesinde, "Madde, kesin temyiz veya kesin bozma nedenleri de denilen hukuka kesin aykırılık hâllerini göstermektedir. Bu hâller varsa aykırılığın hükme etki ettiği kabul edilecektir. Temyiz mercinin artık bunların bozmayı gerektirip gerektirmediğini araştırma ve takdir yetkisi olmayacaktır" içeriğine yer verildiği görülmektedir.
Madde gerekçesinde belirtildiği gibi kesin temyiz veya kesin bozma nedenlerinin var olup olmadığını inceleyebilmek için her hangi bir şart öngörülmesi düşünülemez. Diğer bir ifade ile hukuka kesin aykırılık hallerinin var olup olmadığını inceleyebilmek için tarafların hukuki temyiz nedenlerini ileri sürmesine gerek olmayıp, maddede belirtilen hususlarda temyiz merci re'sen inceleme yapmalıdır.
Kanun koyucu hukuka kesin hukuka aykırılık hallerini düzenledikten sonra "Temyiz başvurusunun içeriği" başlığı altında ... Sayılı CMK'nın 294.maddesinde düzenlemiş ve kanun koyucunun bu şekilde düzenlemeye gitmesi dikkat çekicidir. Kanun koyucu Hukuka kesin aykırılık hallerini her hangi bir şarta bağlamamıştır.
"MADDE 294. - [1] Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.
[2] Temyiz sebebi, ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir"
Söz konusu madde içeriği incelendiğinde hukuka kesin aykırılık hallerine yer vermemekte ve ... sayılı CMK'nın 288.maddesinde sınırları çizilen hukuki temyiz sebeplerinin gösterilmesini istemektedir.
Kanun koyucu ... Sayılı CMK'nın 289/1. maddesinde"Temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olmasa da" ibaresi çok açık olduğu için ... Sayılı CMK 289. maddesindeki hususlar istisna veya saklı kalmak kaydıyla ibarelerine madde metninde yer vermemiştir.
Temyiz merci, hukuka kesin aykırılık hallerini re'sen ve diğer temyiz sebeplerini ise temyiz nedeni gösterilmesine bağlı kalmak kaydıyla inceleyebilmesi için öncelikle incelemeye konu kararın usulüne uygun olarak temyiz edilmesi gerekir. Temyiz dilekçesinin reddini gerektiren bir hususun olmaması halinde temyiz talebi usulüne uygun olarak yapılmış demektir.
Buna ilişkin olarak "Temyiz isteminin kabule değer sayılmamasından dolayı hükmü veren mahkemece reddi" başlığı altında düzenlemeye gidilmiştir
"MADDE 296. - [1] Temyiz istemi, kanunî sürenin geçmesinden sonra yapılmış veya temyiz edilemeyecek bir hüküm temyiz edilmiş veya temyiz edenin buna hakkı yoksa, hükmü temyiz olunan bölge adliye veya ilk derece mahkemesi bir karar ile temyiz istemini reddeder.
[2] Temyiz eden, ret kararının kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde Yargıtaydan bu hususta bir karar vermesini isteyebilir. Bu takdirde dosya Yargıtaya gönderilir. Ancak, bu nedenden dolayı hükmün infazı ertelenemez"
Madde metninden anlaşılacağı üzere; temyiz talebi süresinde yapılmış ise, temyizi kabil hüküm ise ve temyiz edenin temyiz hakkı var ise temyiz talebini usulüne uygun olarak yapıldığını kabul etmek gerekir. Temyiz nedeninin gösterilmemiş olması temyiz talebinin reddini gerektirecek bir sebep veya eksiklik değildir. Bu sebeple Kanun koyucunun iradesinin aksine ... sayılı CMK'nın 294 ve 296.maddelerini sanık aleyhine dar yorumlayarak ve CMK'nın 289/1. maddesindeki açık ibareye rağmen hukuka kesin aykırılık hallerini inceleyebilmek için temyiz talebinde bulunan tarafın "neden göstermesini" ön koşul olarak kabul etmek hukuken mümkün değildir.
"Temyiz isteminin reddi" Başlığı altında aşağıdaki şekilde düzenlemeye gidilmiştir
"MADDE 298. - [1] Yargıtay, süresi içinde temyiz başvurusunda bulunulmadığını, hükmün temyiz edilemez olduğunu, temyiz edenin buna hakkı olmadığını ya da temyiz dilekçesinin temyiz sebeplerini içermediğini saptarsa, temyiz istemini reddeder"
Söz konusu madde metni incelendiğinde yukarıda ... Sayılı CMK'nın 294 ve 296. maddelere ilişkin değerlendirmede izah edildiği gibi kanun koyucu ... Sayılı CMK'nın 289. maddesinde düzenlenen hukuka kesin aykırılık hallerine ilişkin madde metninde düzenlemeye gitmemiştir.
"Temyizde incelenecek hususlar" Başlığı altında aşağıdaki şekilde düzenlemeye gidilmiştir
"MADDE 301. - [1] Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar"
Madde metni incelendiğinde; kanun koyucu temyiz mercinin yetkilerinini şüpheye yer vermeksizin belirlemiştir. Temyiz merci ... Sayılı CMK'nın 288. maddesinde sınırları çizilen ve ... Sayılı CMK'nın 294 maddesi gereğince yalnızca temyiz dilekçesinde belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapacağını açıkça belirtmiştir.
Maddenin gerekçesi, "Yargıtay, yalnız temyiz dilekçesi veya beyanında maddî hukuk kurallarına aykırılık nedeniyle ileri sürülen hususlarla, temyiz istemi yargılama hukukuna ilişkin kuralların uygulanmaması veya eksik veya yanlış uygulanmasından dolayı yapılmışsa, bu olgular hakkında inceleme yapar" şeklindedir.
Madde metnini kendisiyle ayrılmaz bir parçası olan gerekçesiyle birlikte değerlendirildiğinde; temyiz dilekçesinde belirtilen temyiz nedenleri ile usul hukukuna ilişkin kuralların uygulanmaması veya eksik vaya yanlış uygulanmasından dolayı yapılmışsa bu olgular üzerinde inceleme yapılacağı görülmektedir.
Bu bağlamda ... Sayılı CMK'nın 289/1. maddesinde düzenlenen hukuka kesin aykırılık halleri usul hukukuna ilişkin kuralların uygulanmaması veya eksik vaya yanlış uygulanmasından kaynaklı hukuka aykırılık halleridir. ... Sayılı CMK'nın 289 ve 301. maddelerinin metin ve gerekçeleri birlikte değerlendirildiğinde; ... Sayılı CMK'nın 289. maddesinde belirtilen hukuka kesin aykırılık halleri hususunda sebep belirtilmesine bağlı kalmaksızın re'sen temyiz incelemesi yapılmasına CMK'nın 301. maddesindeki hukuki düzenlemeler engel teşkil etmeyecektir.
"Temyiz isteminin esastan reddi veya hükmün bozulması" başlığı altında aşağıdaki şekilde düzenlemeye gidilmiştir
"MADDE 302. - [1] Bölge adliye mahkemesinin temyiz olunan hükmünün Yargıtayca hukuka uygun bulunması hâlinde temyiz isteminin esastan reddine karar verilir.
[2] Yargıtay, temyiz edilen hükmü, temyiz başvurusunda gösterilen, hükmü etkileyecek nitelikteki hukuka aykırılıklar nedeniyle bozar. Bozma sebepleri ilâmda ayrı ayrı gösterilir.
[3] Hüküm, temyiz dilekçesinde gösterilen sebeplerle bozulduğunda, dilekçede açıklanmış olmasa bile saptanan bütün diğer hukuka aykırılık hâlleri de ilâmda gösterilir.
[4] Hükmün bozulmasına neden olan hukuka aykırılık, bu hükme esas olarak saptanan işlemlerden kaynaklanmış ise, bunlar da aynı zamanda bozulur.
[5] 289.madde hükümleri saklıdır"
Maddenin 2 ve 4 fıkralarına dayalı olarak temyiz mercince bozma kararı verebilmek bir nedene dayalı iken, 5. fıkrasında "289. madde hükümleri saklıdır" şeklinde düzenlemeye yer verilerek sebep aranmaksızın hükmün bozulması gerekliliği açıkça düzenlenmiştir. Diğer bir ifade ile ... Sayılı CMK'nın 289 .maddedeki hukuka aykırılık halleri kesin bozma sebebidir.
Maddenin gerekçesi, "Yargıtay temyiz olunan hükmün hukuka uygun olduğunu belirlediğinde temyiz isteminin esastan reddine karar verecektir. Yargıtay, temyiz edilen hükmün temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olan hukuka aykırılıklar içerdiğini saptar ve bunlar hükme etki edecek nitelikte olursa bozma kararı verir. Hükme etki edecek nitelikte bulunmayan hukuka aykırılıkların, bazı önemsiz usul hatalarının Yargıtay kararında gösterilmekle birlikte hükmün bozulmasına neden sayılmadığı belirtilmelidir. Ancak, ilâmda bozulan hususların hepsinin nedenleriyle birlikte ayrı ayrı açıklanması gerekir.
Bozmaya neden olan hukuka aykırılık, hükmün dayandırıldığı işlemlerden kaynaklanmışsa, aynı zamanda bu işlemler de bozulur.
Mahkemenin temyize konu hükmü birden çok bölümden oluşmuş ve bunlardan bir veya birkaçı için ayrıca temyiz isteminin esastan reddine karar verilmemişse tümü bozulmuş sayılır. Bozma ile hüküm ortadan kalkar.
Temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olmasa da ... Sayılı CMK'nın 289. maddede açıklanan hukuka kesin aykırılık hâlleri varsa hüküm mutlaka bozulur." Şeklindedir.
Madde gerekçesinin son paragrafın da ... Sayılı CMK'nın 289. maddesindeki hukuka kesin aykırılık hâllerini mutlak bozma sebebi olarak kabul edilmiş ve hükmün mutlaka bozulması gerektiği belirtilmiştir.
Yapılan açıklamalar ışığında; ... Sayılı CMK'nın 294. maddesinde belirtilen şartları taşımayan temyiz talebi temyiz mercinin önüne geldiğinde temyiz mercince ... Sayılı CMK'nın 291 ve 296. maddelerine göre usulüne uygun bir talep olup olmadığı değerlendirilmelidir. Usulüne uygun temyiz talebinin varlığı halinde Temyiz mercinin öncelikli olarak kanunun amir hükmü gereği CMK'nın 289. maddesinde düzenlenen hukuka kesin aykırılık hallerinin var olup olmadığını incelemesi gerekir. Bu eşik aşıldıktan sonra ... Sayılı CMK'nın 288 ve 294. maddesi gereğince temyiz sebeplerinin hukuki nedene dayanıp dayanmadığı yönde inceleme yapmalıdır.
Yapılan İnceleme sonucunda, ... Sayılı CMK'nın 294. maddesinde belirtilen şartları taşımayan temyiz taleplerine ilişkin incelemede, ... Sayılı CMK'nın 289. maddesindeki hukuka kesin aykırılık hallerinin bulunmadığının tespiti halinde ... Sayılı CMK'nın 298/1. maddesi gereğince temyiz talebin reddine karar verilmelidir. Yapılan inceleme sonucunda Kesin hukuka aykırılık hallerinin tespiti halinde ise ... Sayılı CMK'nın 302/5. maddesi gereğince söz konusu aykırılığının mutlak bozma sebebi kabul edilerek verilen hükmün bozulmasına karar verilmelidir.
... Sayılı CMK'nın 294. maddesinde belirtilen şartları taşıyan temyiz taleplerinde ise; öncelikle ... Sayılı CMK'nın 289. maddesindeki hukuka kesin aykırılık hallerinin bulunmadığı yönünde ve sonrasında ... Sayılı CMK'nın 294.maddesi gereğince belirtilen temyiz taleplerine yönelik inceleme yapılmalı sonucuna göre ... Sayılı CMK'nın 302. maddesi gereğince karar verilmelidir.
... Sayılı CMK'nın 294. maddesinde belirtilen şartları taşımayan temyiz taleplerine ilişkin olarak belirtilen yöntemle inceleme yapılmadığı taktirde telafisi mümkün olmayan hukuki sonuçların doğması muhtemeldir.
Avrupa İnsan hakları sözlemesi,sözleşmenin 6.maddesindeki düzenlemelerle kişinin medeni hak ve yükümlülüklerini veya suçlanması durumunda adil ve açık yargılama hakkını garanti altına almıştır. Madde metni aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir
" Madde 6
Adil yargılanma hakkı
1. Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir. Ancak, demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına, küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veyahut, aleniyetin adil yargılamaya zarar verebileceği kimi özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak değerlendirildiği ölçüde,duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve dinleyicilere kapatılabilir.
2. Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır.
3. Bir suç ile itham edilen herkes aşağıdaki asgari haklara sahiptir:
a) Kendisine karşı yöneltilen suçlamanın niteliği ve sebebinden en kısa sürede, anladığı bir dilde ve ayrıntılı
olarak haberdar edilmek;
b) Savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olmak;
c) Kendisini bizzat savunmak veya seçeceği bir müdafinin
yardımından yararlanmak; eğer avukat tutmak için
gerekli maddî olanaklardan yoksun ise ve adaletin yerine
gelmesi için gerekli görüldüğünde, resen atanacak bir
avukatın yardımından ücretsiz olarak yararlanabilmek;
d) İddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek,
savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar
altında davet edilmelerinin ve dinlenmelerinin sağlanmasını
istemek;
e) Mahkemede kullanılan dili anlamadığı veya konuşamadığı
takdirde bir tercümanın yardımından ücretsiz olarak yararlanmak."
Avrupa insan Hakları Mahkemesi, vermiş olduğu karalarında; Sözleşmenin 6.maddesinin 1.paragrafını geniş yorumlanması gerekliliği görüşü hakimdir. Mahkeme, "17.01.1970 tarihli DELCOURT BELÇİKA davasında "Sözleşme bağlamında demokratik toplumlarda adaletin hakkaniyete uygun olarak yerine getirilmesi hakkı o denli önemli yere sahiptir ki 6. maddenin 1.paragrafının kısıtlayıcı bir şekilde yorumlanması bu hükmün amaç ve hedefine uygun düşmez"yönünde karar vermiştir.
Sözleşmenin 6.maddesi yargılamanın hangi aşamasında uygulanacağının belirlenmesi önem arz etmektedir. Sözleşmenin 6.maddesi ile düzenlenen garantiler sadece yargılama sürecinde uygulanmayıp önceki ve sonraki aşamaları da uygulanır.
Sözleşmenin 6.maddesi tek başına kişiye temyiz hakkı tanımaz. Ancak bu hak ceza davalarında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 7 nolu protokolünün 2. maddesi ile tanınmıştır.
Avrupa insan Hakları Mahkemesi, sözleşmenin 6.maddesi temyiz hakkı sağlamasa da eğer bir devlet kendi iç hukukunda temyiz hakkı tanınmışsa yapılan yargılamaların sözleşmenin 6. maddesinde bulunan garantiler kapsamında olduğunu kabul etmektedir. 17.01.1970 tarihli DELCOURT BELÇİKA davasında mahkeme gerekçesinde bu hususa yer vermiştir.
Bu bağlamda, gerek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 7 nolu protokolünün 2. maddesi ve gerek se mahkeme içtihatları değerlendirildiğinde sözleşmenin 6.maddesindeki kişiye tanınan garantiler temyiz aşamasında da nazara alınması zorunludur.
... Sayılı CMK'nın 291 ve 296. maddelerine göre usulüne uygun olarak yapılan temyiz talebine rağmen ... Sayılı CMK'nın 294. maddesine göre neden belirtilmediği gerekçesiyle ve açık hükme rağmen CMK 289/1. maddesi bağlamında inceleme yapılmaksızın temyiz talebinin ... Sayılı CMK'nın 298/1. maddesine göre reddine karar verilmesi halinde, Avrupa İnsan Hakları sözleşmesinin 6.maddesine göre kişinin garanti altına alınan savunma hakkı kısıtlandığından hak ihlali sayılacaktır.
Bu sebeplerle Avrupa insan hakları mahkemesince Hak ihlalinin tespiti halinde, ... sayılı CMK'nın 311/1- f fıkrası gereği yargılamanın yenilenme sebebini oluşturmaktadır.
İç hukuk bakımından yapılan değerlendirmede ise;
... Sayılı CMK'nın 309 ve 310. maddelerinde kanun yarına bozma hükümleri düzenlenmiştir. ... Sayılı CMK'nın 309/1. maddesine göre hakim veya mahkemece verilen istinaf veya temyiz incelenmesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükmün hukuka aykırılığının öğrenilmesi halinde Adalet Bakanlığının Yargıtay Başsavcılığına gerekçelerini göstererek karar veya hükmün yargıtayca bozulması isteminde bulunabilir.
Kanun Koyucunun "Kanun Yararına bozma" başlığı altında düzenlemeye gitmesi ve talep hakkını Adalet Bakanlığına tanımasındaki asıl amacının hukuk düzenini tahkim etmek ve hukuk güvencisini sağlamaktır.
Maddenin gerekçesi, "Maddeye göre, hâkim veya mahkemece verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık olduğunu öğrenen Adalet Bakanı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirilecektir.
Olağanüstü temyiz de denilen bu kanun yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş bulunan kararlarda, gerek maddî hukuka ve gerek usul hukukuna ilişkin aykırılıkların giderilmesi için başvurulabilir.
Böylece kanunun eşit uygulanması ve sanığın aleyhine olmamak koşuluyla, hukuka aykırılıkların, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amaçlanmıştır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Adalet Bakanınca bildirilen nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtay ceza dairesine verir.
Yargıtay ileri sürülen nedenleri yerinde görmezse istemi reddeder, yerinde görürse karar veya hükmü kanun yararına bozar" şeklindedir.
Madde gerekçesinde -kanunun eşit uygulanması ve sanığın aleyhine olmamak koşuluyla, hukuka aykırılıkların, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amaçlanmıştır.- cümlesinde kanunların eşit uygulanması ve hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından giderilmesinin önemine vurgu yapılmıştır.
Kanun yararına bozma talebi, bireyin iradesi dışında başvurulan olağan üstü kanun yoldur. Bireyin başvurusu olmamasına rağmen hukuka aykırı kararın kesinleşmesi hukuk düzeni açısından sakıncalıdır.
... Sayılı CMK'nın 294. maddesinde düzenlenen nedene dayalı olmayan ve ... Sayılı CMK'nın 291 ve 296. maddelerine göre usulüne uygun temyiz dilekçelerinin ... Sayılı CMK'nın 289. maddesinde düzenlenen hukuka kesin aykırılık halleri yönünden inceleme yapılmaksızın ... Sayılı CMK'nın 298/1. maddesi gereğince reddine karar verilmesi hukuka uygun değildir.
Hukuka aykırı olarak İstinaf veya temyiz aşamasından geçmeksizin kesinleşen hüküm ve kararlara karşı Kanun yarına bozma temyiz yolu açıktır. İlk derece mahkemesinin istinaf denetiminden geçen,temyiz talebinin ... Sayılı CMK'nın 289. maddesinde düzenlenen hukuka kesin aykırılık halleri yönünden inceleme yapılmaksızın ... Sayılı CMK'nın 298/1. maddesi gereğince reddine karar verilen ve bu şekilde kesinleşen karalar yönünden kanun yarına bozma temyiz yoluna gidilmesi mümkün değildir.
Bölge Adliye Mahkemesinin ilk derece mahkemesinin kararını kaldırarak ... Sayılı CMK'nın 280/1-e. maddesi gereğince yeniden hüküm kurulması halinde bu temyiz talebinin ... Sayılı CMK'nın 298/1. maddesi gereğince reddedilmesi halinde kanaatimce bu karara karşı olağan üstü kanun yolu olan kanun yarına bozma temyiz yolu açıktır. çünki Bölge Adliye Mahkemesince yeniden kurulan hüküm, üst denetim merci olan Yargıtayca esastan incelenmemiştir.
Taraflarca talep olmamasına rağmen hukuka aykırı bir karar veya hükme karşı, olağan üstü kanun yolu olan kanun yarına bozma temyiz yolu açık iken; usulüne uygun temyiz talebine rağmen kanunun açık hükmü dar ve kısıtlayıcı yorumlanarak kanun yararına bozma temyiz etme imkanını bulunmayan hukuka kesin aykırı hükmün kesinleşmesi beklenen hukuki sonuç olamaz.
Yapılan Açıklamalar muvacehesinde; Sanıklar ... ve ... müdafilerinin temyiz taleplerinin usulüne uygun olarak yapıldığı, ancak ... Sayılı CMK'nın 294. maddesine göre temyiz nedeni belirtilmediğinin anlaşılması karşısında,
Sanıklar ... ve ... hakkında; kurulan h
20. Ceza Dairesi, 2015/14122 E., 2016/5 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varANKARA 7. Asliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
ve özen yükümlülüğüne aykırı davranıp, katılanın yediği sosa madde katarak sağlığını tehlikeye düşürme şeklinde gerçekleşen eylem nedeniyle, sanık hakkında bozulmuş gıda ticareti yapma suçu işlediğinden bahisle dava açılmış ise de; eylemin 5237 sayılı TCK'nın 185/2. maddesinde tanımlanan dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmak suretiyle zehirli madde katma suçunu oluşturacağı, anılan maddede
20. Ceza Dairesi 2015/14122 E. , 2016/5 K.
"İçtihat Metni"
Tebliğname No : 3 - 2008/203344
Mahkemesi : ANKARA 7. Asliye Ceza Mahkemesi
Karar Tarihi - Numarası: 08/07/2008 - 2007/219 esas ve 2008/487 karar
Suç : Zehirli madde katma
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranıp, katılanın yediği sosa madde katarak sağlığını tehlikeye düşürme şeklinde gerçekleşen eylem nedeniyle, sanık hakkında bozulmuş gıda ticareti yapma suçu işlediğinden bahisle dava açılmış ise de; eylemin 5237 sayılı TCK'nın 185/2. maddesinde tanımlanan dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmak suretiyle zehirli madde katma suçunu oluşturacağı, anılan maddede öngörülen cezanın süresi itibariyle, TCK'nın 66. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirlenen asli zamanaşımı süresinin sanığın sorgusunun yapıldığı 26.07.2007 tarihi ile inceleme tarihi arasında gerçekleştiği anlaşılmakla hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca sanık hakkındaki davanın zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 11.01.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
12. Ceza Dairesi, 2012/6249 E., 2012/13198 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
hakkında; 5237 sayılı TCK'nın 89/2-4, 62/1, 51/1, 51/3 ve 185/2, 62/1, 51/1, 51/3. maddeleri gereğince mahkumiyet.
12. Ceza Dairesi 2012/6249 E. , 2012/13198 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle yaralama, Taksirle kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye düşürecek şekilde besinlere zehirli madde bulaştırma
Hüküm : 1- Sanıklar ... ve ... hakkında; Beraat
2- Sanık ... hakkında; 5237 sayılı TCK'nın 89/2-4, 62/1, 51/1, 51/3 ve 185/2, 62/1, 51/1, 51/3. maddeleri gereğince mahkumiyet.
Taksirle yaralama ve taksirle kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye düşürecek şekilde besinlere zehirli madde bulaştırma suçlarından, sanıklar ... ve ...'ün beraatine, sanık ...'ın mahkumiyetine ilişkin hükümler sanık ... ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- Beraat eden sanıklar yönünden kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Yapılan yargılama sonunda suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle beraata ilişkin hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,
2- Sanık ... hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerine gelince;
Sanığın işlettiği iş yerinde imalatı ve satışı yapılan simit ve poğaçalara tarım ilacı içerisindeki zehirli bir maddenin bulaşması sonucu müştekilerin ve katılanın zehirlenmelerine neden olduğu, 5237 sayılı TCK'nın ''Zehirli Madde Katma'' başlıklı 185. maddesinin 2. fıkrasında dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı olarak içilecek sulara veya yenilecek veya içilecek veya kullanılacak veya tüketilecek her çeşit besin veya şeylere zehir katarak veya başka suretlerle bunları bozarak kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye düşürme eyleminin suç olarak düzenlendiği, maddede belirtilen suçun tehlike suçu, somut olayda ise müştekilerin yaralanmış olması sebebiyle zarar suçunun oluştuğu, 5237 sayılı Kanunun 44. maddesi dikkate alındığında sanığın yalnızca birden fazla kimsenin taksirle yaralanmasına neden olma suçundan mahkum edilmesi gerektiği halde aynı zamanda yiyecek ve içeceklere zehirli madde katma suçundan da mahkumiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanığın ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 24.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Ceza Hukuku Özel Hükümler
Bir kimya fabrikasının müdürü olan (A), maliyetleri düşürmek amacıyla, insan sağlığı için yüksek derecede toksik olduğu bilinen endüstriyel atıkları, gece vakti şehrin içme suyunu sağlayan belediyeye ait su arıtma tesisinin ana dağıtım havuzuna gizlice boşaltmıştır. (A)'nın bu eylemi, atıkların şebekeye verilmesinden hemen önce yapılan rutin bir kontrol sırasında yetkililer tarafından tespit edilmiş ve suyun dağıtımı engellenerek olası bir facianın önüne geçilmiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'na göre, fail (A)'nın ceza sorumluluğuna ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Fiil, doğrudan TCK m. 181'de düzenlenen çevrenin kasten kirletilmesi suçunu oluşturur, çünkü atıklar suya verilmiştir.
B) Herhangi bir kimsenin sağlığında somut bir bozulma meydana gelmediği için suçun maddi unsuru oluşmamıştır ve faile ceza verilemez.
C) Failin eylemi, belirsiz sayıda kişiye karşı işlenmiş kasten öldürmeye teşebbüs olarak nitelendirilir ve bu suçtan dolayı cezalandırılır.
D) TCK m. 185 uyarınca, içilecek sulara zehir katarak kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye düşürme suçu tamamlanmıştır ve bu suç bir soyut tehlike suçu olduğundan neticenin gerçekleşmesi aranmaz.
E) Eylem, hem kamu malına zarar verme hem de çevreyi kirletme suçlarını oluşturduğundan, faile fikri içtima kuralları uygulanarak en ağır cezayı gerektiren suçtan ceza verilir.
Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.