5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 193

Türk Ceza Kanunu 193. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 193- (1) İçeriğinde zehir bulunan ve üretilmesi, bulundurulması veya satılması izne bağlı olan maddeyi izinsiz olarak üreten, bulunduran, satan veya nakleden kişi, iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Sağlık için tehlikeli madde temini

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

9 karar eşleşti
10. Ceza Dairesi, 2023/15398 E., 2023/11323 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
u ilaçların faturalarının sunulmuş olması karşısında bu ilaçların orijinal olup olmadığının araştırılarak sonucuna göre; sanıkların eyleminin “Kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde ilaç yapma veya satma” suçunu mu yoksa 5237 sayılı TCK’nın 193. maddesi kapsamında “Zehirli madde imal ve ticareti” suçunu mu oluşturduğunun tespit edilmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurul
10. Ceza Dairesi         2023/15398 E.  ,  2023/11323 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde ilaç yapma veya satma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin, hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Doğubayazıt 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.02.2014 tarihli ve 2010/297 Esas, 2014/114 Karar sayılı kararı ile; Sanık ...'ın kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde ilaç yapma veya satma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 187 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 50 nci maddesi uyarınca 2.000,00 TL adli para cezası ve hapisten çevrili 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Sanık ...'in kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde ilaç yapma veya satma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 187 inci maddesinin birinci, ikinci fıkraları, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis ve 2.660,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. B.. Doğubayazıt 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.02.2014 tarihli ve 2010/297 Esas, 2014/114 Karar sayılı kararının, sanık ... müdafii ve sanık ... taraflarından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 15.01.2020 tarihli ve 2017/6645 Esas, 2020/239 Karar sayılı kararı ile; "Her ne kadar iddianamede suça konu ilaçların faturalarının sunulmadığı belirtilerek “Kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde ilaç yapma veya satma” suçundan dava açılmış ise de; yargılama aşamasında suça konu ilaçların faturalarının sunulmuş olması karşısında bu ilaçların orijinal olup olmadığının araştırılarak sonucuna göre; sanıkların eyleminin “Kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde ilaç yapma veya satma” suçunu mu yoksa 5237 sayılı TCK’nın 193. maddesi kapsamında “Zehirli madde imal ve ticareti” suçunu mu oluşturduğunun tespit edilmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması, " nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. C. Doğubayazıt 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.12.2022 tarihli ve 2020/154 Esas, 2022/985 Karar sayılı kararı ile; Sanık ... hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca düşmesine karar verilmiştir. Sanık ...'in kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde ilaç yapma veya satma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 187 inci maddesinin birinci, ikinci fıkraları, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis ve 2.660,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir D. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özetle; hükmün onanması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, 2. Eczacı olmayan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 187 nci maddesinin ikinci fıkrasının uygulanmaması gerektiğine, 3. Sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, 4. Kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; Kararın müsadereye ilişkin kısmını temyiz ettiğine, suç konusu ilaçların orjinal ilaç olması ve kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye düşürmemesi nedeniyle müsadere edilemeyeceğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 14.02.2010 tarihinde temyiz dışı sanık Mehmet Dönder’e ait araçta yapılan aramada 3609 adet Motilium ve 2000 adet Nootropil marka toplam 5609 adet ilacın ele geçirildiği, Mehmet'in beyanında söz konusu ilaçların sanık ...’a ait olduğunu beyan ettiği, sanık ...’ın da söz konusu ilaçların kendisine ait olduğunu, bu ilaçları sanıklar Cengiz ve temyiz dışı sanık İlkay Doğru’dan satın aldığını beyan ettiği, sanık ...’in ise beyanında yakalanan ilaçların kendisi tarafından gönderilen ilaçlar olabileceğini belirttiği, sanıkların beyanlarından bu ilaçların temyiz dışı sanık Javad tarafından İran'a götürüleceğinin anlaşıldığı olayda; “Ecza Depoları ve Ecza Depolarında Bulundurulan Ürünler Hakkında Yönetmelik” kapsamında kimlerin ilaç ihracatında bulunabileceğinin belirtildiği, bu belirtilen kişiler bakımından sanıkların bu kapsamda bir yetkilerinin bulunmaması sebebiyle, sanıkların eylemlerinin ilgili yönetmeliğe ve 5237 sayılı Kanun’un 187 nci maddesine aykırı olduğu, bozma üzerine yapılan yargılamada alınan bilirkişi raporunda ele geçirilen ilaçların orijinal olduklarının tespit edildikleri belirtildiğinden sanık ...’in kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde ilaç yapma veya satma suçundan mahkûmiyetine, sanık ... hakkında zamanaşımı nedeniyle kamu davasının düşmesine karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Bozma üzerine yapılan yargılamada Atatürk Üniversitesi öğretim görevlileri tarafından düzenlenen 15.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda ele geçirilen ilaçların orijinal oldukları tespit edildiğinden; ve dosyada bulunan Sağlık Bakanlığı Türkiye ilaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun 31.12.2013 tarihli ve 88866997-505.99 sayılı yazısı ile sanıkların ilaç ihraç etmeye yetkili olmadıkları belirtildiğinden sanığın eyleminin 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun'un 43 üncü maddesinde; yer alan “Zehirli veya kimyevi maddelerle tıbbî ecza ve müstahzarların müsaadesiz satılması yasaktır. Bunları müsaadesiz satan veya satmak üzere dükkanında bulunduranlar Türk Ceza Kanununun 193 üncü maddesine göre cezalandırılır....” hükmü delaletiyle 5237 sayılı Kanun'un 193 üncü maddesi kapsamında “Zehirli madde imal ve ticareti” suçunu oluşturduğu anlaşıldığından sanıkların eylemlerinin “Kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde ilaç yapma veya satma” suçunu oluşturduğunun kabul edilmesi hukuka aykırı görülmüştür. Sanığın yargılama konusu eylemi için 5237 sayılı Kanun'un 193 üncü maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 8 yıllık olağan ve 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü ve 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 14.02.2022 tarihinde dolduğu gözetilerek düşme kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkûmiyet hükmünün kurulmasının hukuka aykırı olduğu ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 1412 sayılı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle düşmesine Dairemiz tarafından karar verilmesi mümkün görülmüştür. B. Sanık ... Müdafiinin Hükmün Müsadereye İlişkin Temyizi Yönünden Ele geçen eşyanın suç oluşturması sebebiyle müsaderesine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. V. KARAR A. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde (A) numaralı bentte açıklanan nedenle Doğubayazıt 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.12.2022 tarihli, 2020/154 Esas, 2022/985 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, B. Sanık ... Müdafiinin Hükmün Müsadereye İlişkin Temyizi Yönünden Gerekçe bölümünde (B) numaralı bentte açıklanan nedenle Doğubayazıt 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.12.2022 tarihli, 2020/154 Esas, 2022/985 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle, hükmün müsadereye ilişkin kısmının Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.12.2023 tarihinde karar verildi.

Diğer kararlar (4)

10. Ceza Dairesi, 2021/1470 E., 2021/4940 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
8/17345 sayılı iddianamesi ile, eczanede satılması zorunlu ilaçların satış yetkisi bulunmayan şüpheli tarafından izinsiz ve yetkisiz olarak eczane olmayan işyerinde satılması eylemi nedeniyle zehirli madde imali ve ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı TCK’nın 193/1,53,58 ve 54.maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle İzmir 25.Asliye Ceza Mahkemesi'ne kamu davası açıldığı,
10. Ceza Dairesi         2021/1470 E.  ,  2021/4940 K. "İçtihat Metni" Adalet Bakanlığı'nın, zehirli madde imal ve ticareti yapma suçundan sanık ... hakkındaki İzmir 8.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 21/02/2020 tarihli ve 2020/122 değişik iş sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 07/01/2021 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: A) Konuyla İlgili Bilgiler: 1- Şüpheli ... hakkında, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 17/05/2018 tarihli, 2017/103278 soruşturma, 2018/22492 esas ve 2018/17345 sayılı iddianamesi ile, eczanede satılması zorunlu ilaçların satış yetkisi bulunmayan şüpheli tarafından izinsiz ve yetkisiz olarak eczane olmayan işyerinde satılması eylemi nedeniyle zehirli madde imali ve ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı TCK’nın 193/1,53,58 ve 54.maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle İzmir 25.Asliye Ceza Mahkemesi'ne kamu davası açıldığı, 2- İzmir 25.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 29/11/2019 tarihli ve 2018/625 esas, 2019/1095 sayılı kararı ile ; sanığın 5237 sayılı TCK’nın 193/1 ve 62.maddeleri uyarınca 1 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı CMK’nın 231/5.maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, karara katılan ... vekilince itiraz edildiği, 3- İtirazı inceleyen mercii İzmir 8.Ağır Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 21/02/2020 tarihli ve 2020/122 değişik iş sayılı kararı ile; sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olması nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyeceği gerekçesiyle itirazın kabulüne, İzmir 25.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 29/11/2019 tarihli ve 2018/625 esas, 2019/1095 sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasına kesin olarak karar verildiği, Anlaşılmıştır. B) Kanun Yararına Bozma İstemi: Kanun yararına bozma istemi ve ihbar yazısında; “Zehirli madde imali ve ticareti yapma suçundan sanık ...'ün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 193/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair İzmir 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/11/2019 tarihli ve 2018/625 esas, 2019/1095 sayılı kararına karşı yapılan itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına ilişkin mercii İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 21/02/2020 tarihli ve 2020/122 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Dosya kapsamına göre, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyetinin olması sebebiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının yasaya aykırı olduğundan bahisle itirazın kabulüne, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasına karar verilmiş ise de; sanığın mahkumiyetine ilişkin İzmir 40. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 27/12/2016 tarihli ve 2016/540 esas, 2016/699 sayılı karar sayılı dosyasında sanık hakkında hükmolunan cezanın, 5237 sayılı Kanun’un 51. maddesi gereğince ertelenmesine karar verilmesini müteakip, İzmir 40. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 18/06/2019 tarihli ve 2016/540 esas, 2016/699 sayılı ek kararı ile 7143 sayılı Kanun'un 16. maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanunu'na eklenen geçici 16. maddesi uyarınca anılan cezanın ortadan kaldırılmasına karar verildiği göz önüne alındığında, diğer kanuni şartların da varlığı halinde sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine engel bir durum bulunmadığı gözetilmeden, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilerek 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca İzmir 8.Ağır Ceza Mahkemesinin 21/02/2020 tarihli ve 2020/122 değişik iş sayılı kararının bozulması istenilmiştir. C) Konunun Değerlendirilmesi: Sanık ... hakkında, zehirli madde imali ve ticareti yapma suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, İzmir 25. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 29/11/2019 tarihli ve 2018/625 esas, 2019/1095 sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 193/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, katılan vekilince karara itiraz edilmesi üzerine, merci İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 21/02/2020 tarihli ve 2020/122 değişik iş sayılı kararı ile itirazın kabulüne ve İzmir 25. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 29/11/2019 tarihli ve 2018/625 esas, 2019/1095 sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Merci İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyetinin olması nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle, itirazın kabulüne, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasına karar verilmiş ise de; sanığın önceki mahkumiyetine ilişkin İzmir 40. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 27/12/2016 tarihli ve 2016/540 esas, 2016/699 karar sayılı dosyasında sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan hükmolunan cezanın, 5237 sayılı Kanun’un 51. maddesi gereğince ertelenmesine karar verilmesini takiben, İzmir 40. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 18/06/2019 tarihli ve 2016/540 esas, 2016/699 sayılı ek kararı ile 7143 sayılı Kanun'un 16. maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanunu'na eklenen geçici 16. maddesi uyarınca İmar Kanunu’na aykırılığın giderilmesi karşısında TCK’nın 184/5.maddesi gereğince anılan cezanın ortadan kaldırılmasına karar verildiği göz önüne alındığında, diğer kanuni şartların da varlığı halinde, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine engel bir durum bulunmadığı gözetilmeden, itirazın reddi yerine, yazılı şekilde yerinde olmayan gerekçe ile itirazın kabulüne karar verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. D-)Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle; kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden İzmir 8.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 21/02/2020 tarihli ve 2020/122 değişik iş sayılı kararının CMK'nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309.maddesinin 4.fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dosyanın Adalet Bakanlığı’na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine, 21/04/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu, 2016/231 E., 2016/231 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza
tam metni aç
Sulh Ceza Mahkemesince 17.12.2013 gün ve 1078-1848 sayı ile, sanığın TCK'nun 193/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 ay 20 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, CMK'nun 231.
Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu         2016/231 E.  ,  2016/231 K. "İçtihat Metni" 2016/Bşk-231 2016/231 2014/279387 CEZA DAİRELERİ BAŞKANLAR KURULU KARARI Görevsizlik Kararı veren Yargıtay Daireleri : 19 ve 10. Ceza Daireleri Mahkemesi :Asliye Ceza Sanık ... hakkında kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak şekilde ilaç yapma veya satma suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Bakırköy 4. Sulh Ceza Mahkemesince 17.12.2013 gün ve 1078-1848 sayı ile, sanığın TCK'nun 193/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 ay 20 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, CMK'nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve adli emanette kayıtlı madde bulunmadığından müsadere konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, katılan vekili ve sanık müdafiinin bu karara ilişkin itirazları Bakırköy 9. Asliye Ceza Mahkemesince 24.01.2014 tarihinde 280 sayı ile reddedilmiştir. Adalet Bakanlığınca 16.07.2014 gün ve 49009 sayılı kanun yararına bozma talebinde bulunulması üzerine, 6572 sayılı Kanunun 27. maddesi ile 2797 sayılı Yargıtay Kanununa eklenen geçici 14. madde uyarınca yeni oluşan Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu tarafından kabul edilerek 22.01.2015 gün ve 29244 sayılı Resmi Gazetede yayımlanıp, 02.02.2015 tarihinde yürürlüğe giren 19.01.2015 gün ve 2015/8 sayılı iş bölümü kararı nedeniyle Yargıtay 10. Ceza Dairesince verilen ve Daire Başkanı tarafından imzalanan 03.04.2015 gün ve 9716-30628 sayılı tevdii kararıyla dosyanın gönderildiği Yargıtay 19. Ceza Dairesince 09.04.2015 gün ve 1485-134 sayı ile; “...Hükmün konusuna, Yargıtay Kanununun 14. Maddesine ve Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 19.01.2015 ve 2015/8 sayılı kararına göre, kanun yararına bozma isteminin; 5237 sayılı TCK’nun 193/1. maddesinde düzenlenen kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak şekilde ilaç yapma veya satma suçuna bağlı olarak emanet eşya hakkındaki karara ilişkin olup temyiz inceleme görevinin Yargıtay Yüksek 10. Ceza Dairesine ait bulunduğu, Dairemizin görevli olduğuna dair Yargıtay Yüksek 10. Ceza Dairesinin 03.04.2015 tarih ve 2014/9716 Esas-2015/30628 Karar sayılı kararı bulunduğundan görev konusunda uyuşmazlığın çözümü için dosyanın Yargıtay Ceza Daireleri Başkanlar Kuruluna tevdiine" Dosyanın gönderildiği Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunca, 21.05.2015 gün ve 118-118 sayı ile; "Yargıtay 19. Ceza Dairesince görev uyuşmazlığının çözümü için dosya Ceza Daireleri Başkanlar Kuruluna gönderilmiş ise de; öncelikle ortada çözümlenmesi gereken olumsuz görev uyuşmazlığı bulunup bulunmadığı belirlenmelidir. Olumsuz görev uyuşmazlığının doğması için, karşılıklı olarak iki dairenin kendisini görevsiz sayması, başka bir anlatımla karşılıklı iki dairenin görevsizlik kararı vermesi gerekmektedir. 6572 sayılı Kanunun 27. maddesi ile 2797 sayılı Yargıtay Kanununa eklenen geçici 14. madde uyarınca yeni oluşan Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu tarafından kabul edilerek 22.01.2015 gün ve 29244 sayılı Resmi Gazetede yayımlanıp, 02.02.2015 tarihinde yürürlüğe giren 19.01.2015 gün ve 2015/8 sayılı iş bölümü kararına göre verilen ve Daire Başkanı tarafından imzalanan tevdi kararının ise görevsizlik kararı olarak kabulü mümkün değildir. Bu durumda, Yargıtay 10. Ceza Dairesince verilmiş bir görevsizlik kararı bulunmadığından, Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunca çözümlenmesi gereken bir görev uyuşmazlığı da bulunmamaktadır. Bu itibarla, dosyanın Yargıtay 10. Ceza Dairesine gönderilmesine" karar verilmiş, Dosyanın gönderildiği Yargıtay 10. Ceza Dairesince de 30.05.2016 gün ve 4359-1689 sayı ile; "Kanun yararına bozma isteğinin kapsamına, Yargıtay Kanununun 14. maddesi hükmüne ve Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 24.01.2014 tarih ve 2014/1 sayılı kararı ile Yargıtay Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 06.06.2014 tarihli 2014/193 esas ve 2014/229 karar sayılı kararına göre, özel ceza kanunlarından veya Kabahatler Kanunundan doğan ve başka dairelerin görev alanına girmeyen suçlar ve kararlara ilişkin temyiz inceleme görevinin Yargıtay 7. Ceza Dairesine ait olması; Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu’nun 19.01.2015 tarih ve 2015/8 sayılı kararı ile sözü edilen işlere ilişkin inceleme görevinin Yargıtay 19. Ceza Dairesine verilip iş bölümü değişikliğinden önce Yargıtay 7. Ceza Dairesinin görev alanına giren ancak diğer dairelere devredilmeyen bütün işlere ait dava dosyalarının Yargıtay 19. Ceza Dairesine devredileceğinin öngörülmesi; Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 12.02.2016 tarih ve 2016/1 sayılı kararına göre, istisnalar hariç olmak üzere özel ceza kanunlarından veya Kabahatler Kanunundan doğan ve başka dairelerin görev alanına girmeyen suçlar ve kararlara ilişkin inceleme görevinin Yargıtay 19. Ceza Dairesi'ne ait olduğu" Gerekçesiyle karşılıklı görevsizlik kararları verilmiştir. Oluşan olumsuz görev uyuşmazlığının çözümü için Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. TÜRK MİLLETİ ADINA CEZA DAİRELERİ BAŞKANLAR KURULU KARARI Yargıtay 19. ve 10. Ceza Daireleri arasında oluşan ve çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, sanık hakkında kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak şekilde ilaç yapma veya satma suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Bakırköy 4. Sulh Ceza Mahkemesince 17.12.2013 gün ve 1078-1848 sayı ile, sanığın TCK'nun 193/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 ay 20 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, CMK'nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve adli emanette kayıtlı madde bulunmadığından müsadere konusunda karar verilmesine yer olmadığına dair karara ilişkin itirazın reddine yönelik kanun yararına bozma talebinin hangi Özel Dairece değerlendirilmesi gerektiğinin belirlenmesine ilişkindir. Kanun yararına bozma talebine ilişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03.09.2014 günlü ihbarname tarihi itibarı ile uygulanması gereken Yargıtay Kanununun 14. maddesi hükmüne ve Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 24.01.2014 tarih ve 2014/1 sayılı kararı ile Yargıtay Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 06.06.2014 tarihli 2014/193 esas ve 2014/229 karar sayılı kararına göre, özel ceza kanunlarından veya Kabahatler Kanunundan doğan ve başka dairelerin görev alanına girmeyen suçlar ve kararlara ilişkin temyiz inceleme görevinin Yargıtay 7. Ceza Dairesine ait olması; Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu’nun 19.01.2015 tarih ve 2015/8 sayılı kararı ile sözü edilen işlere ilişkin inceleme görevinin Yargıtay 19. Ceza Dairesine verilip iş bölümü değişikliğinden önce Yargıtay 7. Ceza Dairesinin görev alanına giren ancak diğer dairelere devredilmeyen bütün işlere ait dava dosyalarının Yargıtay 19. Ceza Dairesine devredileceğinin öngörülmesi; Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 12.02.2016 tarih ve 2016/1 sayılı kararına göre, istisnalar hariç olmak üzere özel ceza kanunlarından veya Kabahatler Kanunundan doğan ve başka dairelerin görev alanına girmeyen suçlar ve kararlara ilişkin inceleme görevinin Yargıtay 19. Ceza Dairesi'ne ait olduğuna ilişkin hükümler karşısında, özel ceza kanunları uyarınca hükmolunan kararlara yönelik kanun yararına bozma istemlerinin de Yargıtay 19. Ceza Dairesi tarafından yapılması gerekmektedir. 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanunun 43. maddesinde de zehirli ve kimyevi maddeler ile tıbbı ecza ve ilaçların izinsiz satılması suç olarak düzenlenmiş ve bu eylemleri gerçekleştirenlerin 5237 sayılı TCK'nun 193. maddesi uyarınca cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır. İnceleme konusu müsadere talebi ile ilgili suç 6197 sayılı Kanunda düzenlendiğinden ve maddi unsurları da anılan kanunda açıkça belirtildiğinden, başka bir dairenin görev alanına girmemekte olup, bu suça ilişkin işlere bakma görevi Yargıtay 19. Ceza Dairesine aittir. Bu itibarla, Yargıtay 10. Ceza Dairesince verilen görevsizlik kararı isabetli olduğundan ve yargılama konusu suçlarla ilgili temyiz incelemesinin Yargıtay 19. Ceza Dairesince yapılması gerektiğinden, 19. Ceza Dairesi görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmelidir. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, 1- Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 09.04.2015 gün ve 1485-134 sayılı görevsizlik kararının KALDIRILMASINA, 2- Dosyanın, temyiz incelemesi yapılması için Yargıtay 19. Ceza Dairesine GÖNDERİLMESİNE, 27.12.2016 günü oybirliği ile karar verildi.
10. Ceza Dairesi, 2015/4359 E., 2016/1689 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
maddesi delaleti ile TCK'nın 193. maddesinde düzenlenen "zehirli madde imal ve ticareti" suçunu oluşturduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği ve dosyanın Bakırköy 4.
10. Ceza Dairesi         2015/4359 E.  ,  2016/1689 K. "İçtihat Metni" Adalet Bakanlığı'nın, 16/07/2014 tarihli yazısı ile zehirli madde imal ve ticareti suçundan sanık M.. A.. hakkında Bakırköy 4. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 23/01/2014 tarihli 2013/1078 değişik iş kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Bakırköy 9. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 24/01/2014 tarihinde 2014/280 değişik iş sayı ile verilen kararın kanun yararına bozulmasına yönelik talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 03/09/2014 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: A) Konuyla İlgili Bilgiler: 1- Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 25/12/2012 tarihinde 2012/46870 esas sayı ile sanık M.. A.. hakkında kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak şekilde ilaç yapma veya satma suçundan Bakırköy 20. Asliye Ceza Mahkemesi'ne 2013/46 esas sayılı kamu davası açıldığı, Bakırköy 20. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından sanığın fiilinin 6197 sayılı Kanun'un 43. maddesi delaleti ile TCK'nın 193. maddesinde düzenlenen "zehirli madde imal ve ticareti" suçunu oluşturduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği ve dosyanın Bakırköy 4. Sulh Ceza Mahkemesi'ne gönderildiği, 2- Bakırköy 4. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından 17/12/2013 tarihinde 2013/1078 esas ve 2013/1848 karar sayı ile sanığın 6197 sayılı Kanun'un 43. maddesi delaleti ile TCK'nın 193. maddesinin 1. fıkrası ve 62. maddesi gereğince 1 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığa verilen cezanın CMK'nın 231. maddesinin 5. fıkrası gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve adli emanette kayıtlı madde olmadığından müsadere konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği; katılan vekilinin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasına, sanık müdafiinin sanık hakkında 6197 sayılı Kanun'un 44. maddesinin uygulanmamasına ve el konulan ilaçların iadesine karar verilmemesine ilişkin itirazları Bakırköy 9. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 24/01/2014 tarihli 2014/280 değişik iş sayılı kararıyla reddedildiği, 3- Sanık müdafiinin kanun yararına bozma yoluna gidilmesini istediği üzerine, Yargıtay 19. Ceza Dairesi tarafından ... tarihinde ... esas ve ...karar sayı ile “...Hükmün konusuna, Yargıtay Kanunu'nun 14. maddesine ve Yargıtay Büyük Genel Kurulu'nun 19.01.2015 ve 2015/8 sayılı kararına göre, kanun yararına bozma isteminin; 5237 sayılı TCK’nun 193/1. maddesinde düzenlenen kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak şekilde ilaç yapma veya satma suçuna bağlı olarak emanet eşya hakkındaki karara ilişkin olup temyiz inceleme görevinin Yargıtay Yüksek 10. Ceza Dairesine ait bulunduğu...” gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği ve Dairemizce 03/04/2015 tarihinde işbölümü gereği verilen gönderme kararı görevsizlik kararı kabul edilerek görev uyuşmazlığının çözümü için dosyanın Yargıtay Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu'na gönderildiği, 4- Yargıtay Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu tarafından 21/05/2015 tarihinde 2015/Bşk-118 esas ve 2015/429 karar sayı ile, "Daire Başkanı tarafından imzalanan tevdi ./.. kararının görevsizlik kararı olarak kabulü mümkün olmadığı" gerekçesiyle dosyanın Dairemize tevdiine karar verildiği Anlaşılmıştır. B) Kanun Yararına Bozma Talebi: Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, «sanığa ait işyerinde yapılan arama neticesinde elkonulan ve 02/08/2012 tarihli yazı ve ekindeki tutanak ile İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’ne yediemin olarak teslim edilen eşyaların müsadere edilmesi talep edildiği hâlde, mahkemesince adli emanette kayıtlı eşya bulunmadığından müsadere konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de; 5237 sayılı Kanun’un 54/1.maddesinde “İyi niyetli üçüncü kişilere ait olmamak koşuluyla kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine hükmolunur. Suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan eşya, kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlâk açısından tehlikeli olması durumunda müsadere edilir" hükmünün yer aldığı ve söz konusu madde uyarınca müsadere konusunda karar verilmesi gerektiği, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun müsadere ilişkin 256. maddesinin 1. Ve 2. fıkralarında, “(1) Müsadere kararı verilmesi gereken hâllerde, kamu davası açılmamış veya kamu davası açılmış olup da esasla beraber bir karar verilmemişse; karar verilmesi için, Cumhuriyet savcısı veya katılan, davayı görmeye yetkili mahkemeye başvurabilir. (2) Kamu davası açılmış olup da iade edilmesi gereken eşya veya malvarlığı değerleri ile ilgili olarak esasla birlikte bir karar verilmemiş olması durumunda, mahkemece re'sen veya ilgililerin istemi üzerine bunların iadesine karar verilir.”aynı kanunun 257. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında yer alan; “(1) 256 ncı maddeye göre verilmesi gereken kararlar, duruşmalı olarak verilir. (2) Müsadere veya iade olunacak eşya veya diğer malvarlığı değerleri üzerinde hakkı olan kimseler de duruşmaya çağrılır. Bu kişiler, sanığın sahip olduğu hakları kullanabilirler.” şeklindeki düzenlemeler karşısında, sanık müdafiinin iadesini talep ettiği bahse konu ilaçların müsaderesi ya da iadesi hususunda karar verilmesi gerektiği cihetle, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde, isabet görülmemiştir.» denilerek, Bakırköy 9. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 24/01/2014 tarihli kararının bozulması istenmiştir. C) Konunun Değerlendirilmesi: Zehirli madde imal ve ticareti suçunu düzenleyen TCK'nın 193. maddesinde, "içeriğinde zehir bulunan ve üretilmesi, bulundurulması veya satılması izne bağlı olan maddeyi izinsiz olarak üreten, bulunduran, satan veya nakleden kişi, iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." denmiştir. 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun'un 23. maddesinde "Zehirli ve müessir eczanın muhafazası ve müstehlike satışı bu husustaki kanun ve mevzuata göre yapılır." aynı Kanun'un 43. maddesinin 1. fıkrasında "Zehirli veya kimyevi maddelerle tıbbî ecza ve müstahzarların müsaadesiz satılması yasaktır. Bunları müsaadesiz satan veya satmak üzere dükkanında bulunduranlar Türk Ceza Kanununun 193 üncü maddesine göre cezalandırılır." hükümleri öngörülmüştür. Yargıtay Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu'nun 06/06/2014 tarihli 2014/Bşk-193 esas ve 2014/229 karar sayılı kararında "6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanunun 43. maddesinde de zehirli ve kimyevi maddeler ile tıbbı ecza ve ilaçların izinsiz satılması suç olarak düzenlenmiş ve bu eylemleri gerçekleştirenlerin 5237 sayılı TCK'nun 193. maddesi uyarınca cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır. İnceleme konusu suç 6197 sayılı Kanunda düzenlendiğinden ve maddi unsurları da anılan kanunda açıkça belirtildiği" gerekçesiyle başka bir dairenin görev alanına girmeyen bu suçlara ilişkin işlere bakma görevinin Yargıtay 7. Ceza Dairesi'ne ait olduğu belirtilmiştir. Somut olayda, sanığın eylemi nedeniyle, 6197 sayılı Kanun'un 43. maddesi delaleti ile TCK'nın 193. maddesinin 1. fıkrası ve 62. maddesi gereğince 1 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığa verilen cezanın CMK'nın 231. maddesinin 5. fıkrası gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve adli emanette kayıtlı madde olmadığından müsadere konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Kanun yararına bozma isteğinin kapsamına, Yargıtay Kanunu'nun 14. maddesi hükmüne ve Yargıtay Büyük Genel Kurulu’nun 24/01/2014 tarih ve 2014/1 sayılı kararı ile Yargıtay Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu'nun 06/06/2014 tarihli 2014/193 esas ve 2014/229 karar sayılı kararına göre, özel ceza kanunlarından veya Kabahatler Kanunu'ndan doğan ve başka dairelerin görev alanına girmeyen suçlar ve kararlara ilişkin temyiz inceleme görevinin Yargıtay 7. Ceza Dairesi'ne ait olması; Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu’nun 19/01/2015 tarih ve 2015/8 sayılı kararı ile sözü edilen işlere ilişkin inceleme görevinin Yargıtay 19. Ceza Dairesi'ne verilip işbölümü değişikliğinden önce Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin görev alanına giren ancak diğer dairelere devredilmeyen bütün işlere ait dava dosyalarının Yargıtay 19. Ceza Dairesi'ne devredileceğinin öngörülmesi; Yargıtay Büyük Genel Kurulu'nun 12/02/2016 tarih ve 2016/1 sayılı kararına göre, istisnalar hariç olmak üzere özel ceza kanunlarından veya Kabahatler Kanunu'ndan doğan ve başka dairelerin görev alanına girmeyen suçlar ve kararlara ilişkin inceleme görevinin Yargıtay 19. Ceza Dairesi'ne ait olması nedeniyle, Dairemizin görevli olmadığına karar vermek gerekmektedir. D) Karar : Açıklanan nedenlere göre; 1- Dairemizin GÖREVLİ OLMADIĞINA, Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin GÖREVLİ OLDUĞUNA, 2- Dairemiz ile Yargıtay 19. Ceza Dairesi arasında oluşan olumsuz görev uyuşmazlığının çözümlenmesi için dosyanın Yargıtay Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu'na GÖNDERİLMESİNE, 30/05/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10. Ceza Dairesi, 2020/20233 E., 2023/3039 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.03.2016 tarihli ve 2015/1214 Esas, 2016/297 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında zehirli madde imal ve ticareti yapma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 193 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırı
10. Ceza Dairesi         2020/20233 E.  ,  2023/3039 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Zehirli madde imali ve ticareti yapma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İstanbul 63. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.03.2016 tarihli ve 2015/1214 Esas, 2016/297 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında zehirli madde imal ve ticareti yapma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 193 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının koşulları oluştuğu halde sanık hakkında uygulanmadığına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun eczane dışı ilaç satışlarının sakıncalarına yönelik olarak verilen denetleme talimatı uyarınca eczane ruhsatına haiz bulunmayan sanığa ait işyerinde yapılan kontroller sonucu 162 adet gripin saşenin ele geçirildiği olayda; sanığın satışı ruhsata tabi olan ilaçları satış izni olmadan dükkanında sattığının sabit olduğu gerekçesiyle sanığın mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır. III. GEREKÇE Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un 193 üncü maddesinde sanığa isnat edilen “zehirli madde imal ve ticareti” suçu için temel ceza miktarının "2 aydan bir yıla kadar hapis cezası" olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesiyle 5271 sayılı Kanun’un başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan "Basit Yargılama Usulü" başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir." şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun'un geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan "01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz." şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile, "...kovuşturma evresine geçilmiş..." ibaresinin, aynı bentte yer alan "...basit yargılama usulü..." yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanunu'nda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre; "mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir." şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 7 inci maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun, "Basit Yargılama Usulü" yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle ... 63. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.03.2016 tarihli ve 2015/1214 Esas, 2016/297 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.04.2023 tarihinde karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.