5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 192

Türk Ceza Kanunu 192. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 192- (1) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarına iştirak etmiş olan kişi, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, diğer suç ortaklarını ve uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini sağlaması halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz. (2) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini merciine haber vererek suçluların yakalanmalarını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırırsa, hakkında cezaya hükmolunmaz. (3) Bu suçlar haber alındıktan sonra gönüllü olarak, suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek ceza, yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadarı indirilir. (4) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlatılmadan önce resmi makamlara veya sağlık kuruluşlarına başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, cezaya hükmolunmaz. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/16 md.) Bu durumda kamu görevlileri ile sağlık mesleği mensuplarının 279 uncu ve 280 inci maddeler uyarınca suçu bildirme yükümlülüğü doğmaz.[87] Zehirli madde imal ve ticareti

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

339 karar eşleşti
Ceza Genel Kurulu, 2024/51 E., 2025/47 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine’ karar verilebileceği düzenlenmiş olup, Bölge Adliye Mahkemesince, yerel mahkemenin mahkûmiyet hükmünden sonra sanık yönünden TCK’nın 192/3. maddesinin uygulanmasına karar verilebilmesi için CMK'nın 280/1-g.
Ceza Genel Kurulu         2024/51 E.  ,  2025/47 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 10. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 1766-1154 I. HUKUKÎ SÜREÇ Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanığın, 5273 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 188/3, 52/2-4, 53, 55, 58 ve 63. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis ve 20.000,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, taksitlendirmeye, hak yoksunluğuna, müsadereye, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba ilişkin Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 06.04.2021 tarihli ve 99-149 sayılı hükmün, sanık müdafileri tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesince 20.05.2021 tarih ve 872-669 sayı ile; "1- Hükmün, TCK'nın 188/4-a maddesinin uygulanmama gerekçesine ilişkin ikinci fıkrasından sonra gelmek ve ayrı bir fıkra olmak üzere; 'Hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi için yeterli delil bulunmadığı bir aşamada, tanık ...'dan, ticarete konu uyuşturucunun bedeli olan 200 TL'yi aldığını söylemek suretiyle suretiyle üzerine atılı suçu tevil yollu ikrar eden sanığın, kendi suçunun ortaya çıkmamına yardım ve hizmet ettiği anlaşıldığından, yardım ve hizmetin niteliğine göre cezasından taktiren 1/3 oranında indirim yapılarak sanığın, 6 yıl 8 ay hapis ve 666 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına,' ibaresinin eklenmesi suretiyle; 2- Hükmün, TCK'nın 52/2. maddesinin tatbiki ile gün cinsinden adli para cezasının parasal değere çevrilmesine ilişkin dördüncü fıkrasındaki, '1000 gün' ve '(20x1000)=20.000 TL adli para' ibarelerinin hüküm fıkrasından ayrı ayrı çıkarılması ve yerlerine aynı sıra ile '666 gün' ve '(20x666)=13.320,00 TL karşılığı adli para' ibaresinin yazılması suretiyle, 3- Hükmün, netice cezanın belirlendiği beşinci fıkrasındaki '10 yıl hapis ve 20.000 TL adli para' ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılması ve yerine; '6 yıl 8 ay hapis ve 13.320,00 TL adli para' ibaresinin yazılması suretiyle, Diğer yanları usul ve yasaya uygun bulunan hükmün…" denilmek suretiyle düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Söz konusu hükmün Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 24.11.2021 tarih ve 15337-12369 sayı ile; "1- CMK'nın 280/1-a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince ‘İlk Derece Mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303. maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine’ karar verilebileceği düzenlenmiş olup, Bölge Adliye Mahkemesince, yerel mahkemenin mahkûmiyet hükmünden sonra sanık yönünden TCK’nın 192/3. maddesinin uygulanmasına karar verilebilmesi için CMK'nın 280/1-g. maddesi uyarınca duruşma açılarak, delil değerlendirmesi yapıldıktan sonra eylemin kabulüne göre hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Kabule göre de; 2- Tüm dosya kapsamına göre; sanığın beyanlarının kendi suçunu ortaya çıkarması yönünden bir etkisinin bulunmadığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında şartları oluşmadığı halde TCK’nın 192/3. maddesinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayini," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Dosyanın gönderildiği Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesince duruşma açılarak yapılan yargılama neticesinde 25.02.2022 tarih ve 126-256 sayı ile; "...Açılan duruşma ve dosyada yeniden yapılan inceleme sonunda; sanığın, kendisine ait taksi ile tanığı olay yerinden aldıktan kısa bir süre sonra tekrar aynı yere bırakmasının hayatın olağan akışına aykırı olması, tanık ...'ın, sanıktan uyuşturucu madde satın aldığına dair kolluk ifadesinin avukat huzurunda alınmış olması, olay öncesi yapılan telefon görüşmeleri ve sanığın 200 TL parayı tanıktan aldığını kabul etmesi karşısında, atılı suçun sübut bulmadığı yönündeki istinaf itirazları ile savunmalar yerinde görülmemiş ancak; fiziki takip sırasında alışverişin görülmemiş olması, sanığın üzerinde veya arabasında uyuşturucu maddeye rastlanmaması, sanık hakkında yapılmış teknik takibin de bulunmaması hususları birlikte nazara alındığında, hakkında mahkumiyet kararı verilmesi için yeterli delil bulunmadığı bir aşamada, tanık ...'dan, ticarete konu uyuşturucunun bedeli olan 200 TL'yi aldığını söylemek suretiyle üzerine atılı suçu tevil yollu ikrar eden sanığın, kendi suçunun ortaya çıkmasına yardım ve hizmet ettiği anlaşıldığından, cezasında etkin pişmanlık hükümleri gereği indirim yapılması gerektiğinin kanaatine varıldığından…" gerekçesiyle bozma kararına direnerek sanığın önceki hüküm gibi mahkûmiyetine karar vermiştir. Hükmün Cumhuriyet savcısı ile sanık ve müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 20.04.2022 tarih ve 5625-5189 sayı ile; "...Direnme kararında bozma nedenlerinin tartışılmış olması, ilk kararda yer almayan daire denetiminden geçmemiş bulunan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurulması karşısında, karar, şeklen direnme gibi görünse de özde ilk karar mahiyetinde olduğundan, direnme kararının bozmaya eylemli uyma olarak kabulü ile temyizen inceleme görevinin Yargıtay Ceza Dairesine ait olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;" şeklindeki açıklama ile; "Tüm dosya kapsamına göre; sanığın beyanlarının kendi suçunu ortaya çıkarması yönünden bir etkisinin bulunmadığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında şartları oluşmadığı halde TCK’nın 192/3. maddesinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayini," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesince ise 09.09.2022 tarih ve 1766-1154 sayı ile; "Açılan duruşma ve dosyada yeniden yapılan inceleme sonunda; sanığın, kendisine ait taksi ile tanığı olay yerinden aldıktan kısa bir süre tekrar aynı yere bırakmasının hayatın olağan akışına aykırı olması, tanık ...'ın, sanıktan uyuşturucu madde satın aldığına dair kolluk ifadesinin avukat huzurunda alınmış olması, olay öncesi yapılan telefon görüşmeleri ve sanığın 200 TL parayı tanıktan aldığını kabul etmesi karşısında, atılı suçun sübut bulmadığı yönündeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; fiziki takip sınasında alışverişin görülmemiş olması, sanığın üzerinde veya arabasında uyuşturucu maddeye rastlanmaması, sanık hakkında yapılmış teknik takibin de bulunmamasıhususları birlikte nazara alındığında, hakkında mahkumiyet kararı verilmesi için yeterli delil bulunmadığı bir aşamada, tanık ...'dan, ticarete konu uyuşturucunun bedeli olan 200 TL'yi aldığını söylemek suretiyle üzerine atılı suçu tevil yollu ikrar eden sanığın, kendi suçunun ortaya çıkmasına yardım ve hizmet ettiği anlaşıldığından, cezasında etkin pişmanlık hükümleri gereği indirim yapılması gerektiği…" gerekçesiyle bozma kararına direnerek sanığın önceki hüküm gibi mahkûmiyetine karar verilmiştir. Direnme kararına konu bu hükmün de Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 31.10.2022 tarihli ve 127644 sayılı bozma istekli tebliğnamesiyle dosya, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 10. Ceza Dairesince 10.01.2024 tarih ve 15138-279 sayı ile direnme kararının yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KONUSU Bölge Adliye Mahkemesi ile Özel Daire arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında TCK'nın 192/3. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; 30.10.2020 tarihli fiziki takip ve olay tutanağına göre; Adana İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Şube Amirliği görevlilerince, uyuşturucu madde ticareti yapan şahısların tespitine ve yakalanmasına yönelik yapılan çalışmalar kapsamında 03.10.2020 tarihinde saat 19.30 sıralarında; \*\* T \*\*\*\* plaka sayılı ticari taksinin şoförü ... adlı şahsın, Çınarlı Mahallesi, ... Caddesi üzerinde bulunan ... adlı otelin çevresinde uyuşturucu madde sattığı, telefon ile irtibat kurduğu uyuşturucu madde kullanıcılarıyla söz konusu otelin yakınlarında buluştuğu bilgilerinin elde edildiği, görevlilerce aynı gün saat 19.55 sıralarında, ... Caddesine gidilip burada faaliyet gösteren söz konusu otelin çevresinde araştırmalara başlandığı, saat 20.05 sıralarında \*\* T \*\*\*\* plaka sayılı ticari taksinin ... Sokak ile ... Caddesinin kesiştiği yere gelip durduğunun, araç şoförünün telefonda görüşme yaptığının, bu esnada cadde üzerindeki bir bayanın da telefonda görüşme yapıp etrafına bakarak söz konusu taksiye doğru yürüdüğünün ve aracın yanına geldiğinde telefonu kapatıp sağ ön koltuğa oturduğunun, ticari taksinin ... Caddesi istikametine doğru hareket ettiğinin, bir süre anılan caddenin ara sokaklarında ilerleyen aracın, saat 20.20 sıralarında tekrar 61003 Sokak ile ... Caddesinin kesiştiği yere gelip durduğunun, ardından bayanın araçtan indiğinin ve ticari taksinin ... Caddesine doğru hareket ettiğinin görüldüğü, taraflar arasında ticari taksinin içinde uyuşturucu madde alışverişinin gerçekleştirildiğini değerlendiren görevlilerce, fiziki takibe son verilip eş zamanlı olarak ticari taksinin ve cadde üzerinde yürüyen bayanın durdurulduğu, yapılan kimlik kontrolleri neticesinde taksi şoförünün sanık ..., araçtan inen bayanın ise tanık ... olduğunun tespit edildiği, üzerinde suç unsuru bulunup bulunmadığı sorulan tanığın, göğüs kısmından çıkardığı daralı ağırlığı 0,40 gram gelen, bir paket hâlindeki suç konusu uyuşturucu maddeyi görevlilere teslim ettiği, görevlilerce uyuşturucu madde muhafaza altına alındıktan sonra sanık ile tanığın emniyete götürüldüğü, burada tanığın görevlilere; "Siz beni yakalamadan kısa bir süre önce, ismini ... olarak bildiğim taksi şoföründen, 200 TL karşılığında uyuşturucu madde aldım. Daha önce de bu şahıstan bir kez uyuşturucu madde almıştım." dediği, konu hakkında bilgilendirilen Cumhuriyet savcısının talimatına ve yazılı arama emrine istinaden görevlilerce sanık ile tanığın üzerinde ve \*\* T \*\*\*\* plaka sayılı ticari takside yapılan aramalarda; araçta herhangi bir suç unsuruna rastlanmadığı, tanığın üst aramasında 0\*\*\* \*\*\* \*\* \*\* numaralı hattın takılı olduğu Samsung marka telefonunun, sanığın üst aramasında ise dört adet 50 TL olmak üzere toplam 200 TL ile 0\*\*\* \*\*\* \*\* \*\* numaralı hattın takılı olduğu Xiaomi marka telefonunun ele geçirildiği, Cumhuriyet savcısının talimatı üzerine sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma, tanık hakkında ise kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlem yapıldığı, Adana 2. Sulh Ceza Hakimliğince 04.10.2020 tarih ve 2020/5324 sayı ile, suç konusu uyuşturucu maddeye ve sanıktan ele geçirilen 200 TL’ye CMK’nın 127 ve 128. maddeleri uyarınca el konulmasına, sanık ile tanığın kullandığı cep telefonları ve hatlar üzerinde CMK’nın 134. maddesi gereğince inceleme yapılmasına karar verildiği, Adana Kriminal Polis Laboratuvarının 23.12.2020 tarihli raporuna göre; ele geçirilen 0,3 gram beyaz renkli katı madde parçalarının, net 0,21 gram metamfetamin içerdiği, Adana İl Emniyet Müdürlüğü Parmak İzi Geliştirme Laboratuvarı Büro Amirliğinin 04.12.2020 tarihli raporunda; ele geçirilen suç konusu uyuşturucu maddelerin içinde bulunduğu materyaller üzerinde herhangi bir vücut izine rastlanılmadığının belirtildiği, Kolluk tarafından düzenlenen 04.10.2020 tarihli canlı teşhis tutanağına göre; beş (5) ayrı kişi arasından ve ayna cam arkasından müdafii huzurunda iki kez yaptırılan teşhiste tanık ...’ın; "Uyuşturucu maddeyi 200 TL karşılığında üç (3) ve beş (5) numaralarda bulunan şahıstan satın aldım. Daha önce de bir kez aynı kişiden uyuşturucu madde aldım." şeklinde beyanda bulunarak sanığı teşhis ettiği, Adana Adli Tıp Grup Başkanlığının 26.10.2020 tarihli uzmanlık raporunda; sanığın kan ve idrar örneklerinde uyuşturucu maddelerden amfetamin ve metamfetamin tespit edildiğinin belirtildiği, Dosyada yer alan HTS kayıtlarına göre; suç tarihi olan 03.10.2020 tarihinde, tanık adına kayıtlı olan 0\*\*\* \*\*\* \*\* \*\* numaralı hattan, sanık adına kayıtlı olan 0\*\*\* \*\*\* \*\* \*\* numaralı hattın arandığı, söz konusu görüşmenin 8 saniye sürdüğü, Kovuşturma evresinde dosyaya sunulan bilirkişi raporunda; tanığa ait Samsung marka telefonun rehber bölümünde, sanığın kullandığı 0\*\*\* \*\*\* \*\* \*\* numaralı hattın "Taksi ..." şeklinde kayıtlı olduğunun, tanığın kullandığı 0\*\*\* \*\*\* \*\* \*\* numaralı hat ile sanığın kullandığı 0\*\*\* \*\*\* \*\* \*\* numaralı hat arasında Whatsapp üzerinden 03.10.2020 tarihinde saat 16.45’te "Abi ben orada beklemem, otelin oradayım." ve "... Taksi ile iletişime geçtiğiniz için teşekkürler. Size nasıl yardımcı olabiliriz?", saat 16.46’da "Abi sana ben çoktan çıkıyorum dedim.", saat 16.47’de "Geri döndüm. Müşteri aldım.", saat 16.57’de "Abi nerede kaldın." ve "Benim hemen gitmem gerekiyor.", saat 16.59’da ise "5 dakika." şeklinde yazışmaların, saat 14.10, 15.16, 16.22, 16.42 ve 17.04’de görüşmelerin gerçekleştirildiğinin belirtildiği, Anlaşılmaktadır. Tanık ... şüpheli sıfatıyla müdafii eşliğinde kollukta; Adana’nın merkez ilçesi olan Seyhan’da, ... Mahallesi, .... Sokak, No: ... sayılı adreste ikamet ettiğini, işçi olarak çalıştığını ve aylık ortalama 2400 TL kazandığını, ara sıra metamfetamin kullandığını, söz konusu maddeyi taksi şoförlüğü yapan sanıktan temin ettiğini, olay günü telefon ile sanığı arayıp tarif ettiği adrese gelmesini söylediğini, bir süre sonra sanığın kullandığı ticari taksinin söz konusu yere gelmesi üzerine, aracın sağ ön koltuğuna oturduğunu, sanığa; "Abi işim var, hemen gideceğim." dediğini, kurduğu bu cümlenin aslında; "Uyuşturucu maddeyi hemen ver." anlamına geldiğini, sanığın; "Bir tur atalım." şeklinde cevap vermesinden sonra hareket ettiklerini, ara sokaklarda ilerledikleri sırada, sanıktan 200 TL karşılığında suç konusu uyuşturucu maddeyi aldığını, ardından buluştukları, yani taksiye bindiği yere geri geldiklerini, araçtan inip cadde üzerinde yürüdüğü esnada görevlilerce durdurulduğunu, üzerinde suç unsuru bulunup bulunmadığını soran görevlilere, kendi rızasıyla suç konusu uyuşturucu maddeyi teslim ettiğini, sanıktan geçmişte de bir kez uyuşturucu madde satın aldığını, Mahkemede; olay tarihinde işlerini hâlletmek için çarşıya gittiğini, işlerini bitirdikten sonra eve gitmek için sanığı arayıp "... Abi gelir misin? Gideceğiz." dediğini, ... Caddesinde bulunan otelin tam karşısında sanığın şoförlüğünü yaptığı taksiye bindiğini, sanıktan kendisini evinin bulunduğu yer olan Kiremithane’ye götürmesini istediğini, söz konusu yere doğru ilerledikleri esnada, telefon ile kendisini arayan eniştesinin; "Başka taksiye para verme, ben seni götüreceğim." dediğini, eniştesinin üst üstte araması nedeniyle sanığa; "... Abi, beni geri bırakır mısın? Eniştem çağırıyor." dediğini, bunun üzerine taksiye bindiği yere geri geldiklerini, araçtan inmeden önce sanığa 200 TL verdiğini, daha önceki bir tarihte kendisini Urfa’ya götüren sanığa 600 TL borcu bulunduğunu, 200 TL’yi borcundan düşmesini istediğini, araçtan indikten kısa bir süre sonra görevlilerce durdurulduğunu, görevlilere teslim ettiği uyuşturucu maddeyi sanıktan satın almadığını, söz konusu maddeyi olay günü Kabaktepe’de bulunduğu sırada, açık kimlik bilgilerini bilmediği bir şahıstan aldığını, Kabaktepe’deki şahıslardan korktuğu için emniyetteki ifadesinde uyuşturucu maddeyi sanıktan aldığını söylediğini, daha sonra ifadesini değiştirmesi hâlinde sanığın kendisini affedebileceğini düşündüğünü, mahkemedeki beyanlarının doğru olduğunu, sanıktan kendisini Yeşilevler’e ya da Sarıçam’a bırakmasını istemediğini, bu yönde bir beyanda bulunmadığını, Kiremithane’de ikamet ettiğini, Tutanak düzenleyici tanık ... mahkemede; olay tarihinde \*\* T \*\*\*\* plaka sayılı ticari taksinin şoförü olan sanığın, ... Caddesi üzerinde uyuşturucu madde sattığına dair bilgi elde ettiklerini, bunun üzerine söz konusu caddeye gidip çevrede araştırma yapmaya başladıklarını, bir süre sonra sanığın kullandığı ticari taksinin 61003 Sokak ile ... Caddesinin kesiştiği yerde durduğunu, araçtan inmeyen sanığın telefonda görüşme yaptığını, bu esnada cadde üzerindeki tanığın da telefonda görüşme yaparken söz konusu taksiye doğru yürüdüğü, tanığın aracın yanına geldikten sonra, telefon görüşmesini sonlandırıp sağ ön koltuğa oturduğunu, bunun üzerine ticari taksinin ... Caddesi istikametine doğru hareket ettiğini, bir süre anılan caddenin ara sokaklarında dolaştığını, ardından aracın tekrar 61003 Sokak ile ... Caddesinin kesiştiği yere gelip durduğunu ve tanığın araçtan indiğini gördüklerini, taraflar arasında uyuşturucu madde alışverişinin gerçekleştirildiğini değerlendirip eş zamanlı olarak hem ticari taksiyi hem de cadde üzerinde yürüyen tanığı durdurduklarını, üzerinde suç unsuru bulunup bulunmadığını sordukları tanığın, kendi rızasıyla göğüs kısmından çıkardığı suç konusu uyuşturucu maddeyi kendilerine teslim ettiğini, tanık ile sanığı emniyete götürdüklerini, tanık ile yaptıkları şifahi görüşmede kendilerine suç konusu uyuşturucu maddeyi 200 TL karşılığında sanıktan satın aldığını, daha öncesinde de bir kez sanıktan uyuşturucu madde aldığını söylediğini, olay saati itibarıyla havanın karanlık ve aracın camlarının filmli olması nedeniyle araç içinde yaşananları göremediklerini, altında imzası bulunan olay tutanağının doğru olduğunu, Tutanak düzenleyici tanık... mahkemede; olay günü sanık hakkında uyuşturucu madde sattığına dair istihbarat bilgisi elde ettiklerini, bunun üzerine ... Caddesine gidip söz konusu cadde üzerinde bulunan otelin yakınlarında araştırma yapmaya başladıklarını, bir süre sonra sanığın kullandığı ticari taksinin cadde üzerinde durduğunu ve tanığın da araca doğru yürüdüğünü gördüklerini, ardından sanık ile tanığın faaliyetlerini izlemeye başladıklarını, taksinin ara sokaklarda tur attıktan sonra, tekrar tanığın araca bindiği yere geri geldiğini, tanık araçtan indikten sonra operasyon kararı aldıklarını, kendisinin içinde bulunduğu grubun sanığın kullandığı aracı, diğer görevlilerin ise cadde üzerinde yürüyen tanığı durdurduğu, tanığın kendi rızasıyla suç konusu uyuşturucu maddeyi teslim ettiğini diğer görevlilerden öğrendiğini, taksinin içinde uyuşturucu madde alışverişi yapıldığına ilişkin herhangi bir gözlemlerinin bulunmadığını, altında imzası bulunan olay tutanağının doğru olduğunu, ifade etmişlerdir. Sanık kollukta; evli olup bir çocuğunun bulunduğunu, \*\* T \*\*\*\* plaka sayılı ticari taksinin şoförlüğü yaparak geçimini sağladığını, aylık 5000 TL kazandığını, uyuşturucu maddelerden esrar ile ateş buz olarak tabir edilen maddeyi kullandığını, söz konusu maddeleri arkadaş çevresinden ve sokak satıcılarından temin ettiğini, arkadaşlarından temin ettiği esrara para ödemediğini, adı kayıtlı olan 0\*\*\* \*\*\* \*\* \*\* numaralı hattı yaklaşık iki yıldır kullandığını, müşterisi olan tanık ...’ı tanıdığını, adı geçenin sık sık kendisiyle yolculuk yaptığını, olay günü tanık ile iki ya da üç defa telefonda görüştüğünü, taksi ihtiyacı için kendisini arayan tanığın; "Nerede kaldın?" şeklinde sorular sorduğunu, bu görüşmelerin tanığın araca binmesinden önce gerçekleştiğini, tanığın cadde üzerinde aracına bindiğini, tanık ile birlikte çarşıda bir tur attıktan sonra tekrar aynı yere geri geldiğini, ardından tanığın 200 TL verip araçtan indiğini, kendisine toplam 600 TL borcu bulunan tanığın, 200 TL’yi borcundan düşmesini istediğini, söz konusu paranın uyuşturucu madde ile bir ilgisinin bulunmadığını, tanığın kendisine iftira attığını, isnat edilen suçlamayı kabul etmediğini, tanığa uyuşturucu madde satmadığını, Sorguda; olay günü müşteri almak için Atilla Altıkat Köprüsünün olduğu yere gittiğini, araca binen tanığın; "Sevgilimle kavga ettim. Eşyalarımı almak için Sarıçam’a gideceğiz." dediğini, kendisine toplam 560 TL borcu bulunan tanığın 200 TL verip "Geri kalan borcumu parça parça, birkaç gün içinde vereceğim." dediğini, araç ile tanığın belirttiği adrese gittikleri, tanığın eşyalarını almasından sonra geri döndüklerini, tanığın araçtan inmesinden kısa bir süre sonra görevlilerce durdurulduğunu, Mahkemede; olay tarihinde kendisini arayan tanığın, Sarıçam’da olduğunu belirtip bulunduğu yere gelmesini istediğini, bir saatten önce gelemeyeceğini söylemesi üzerine tanığın; "Acilen çıkmam gerekiyor, beni çarşıdan alırsın." dediğini, aracıyla Yeşilevler istikametinden çarşıya doğru ilerlediği esnada, tanığın tekrar arayıp bulunduğu yeri tarif ettiğini, bunun üzerine söz konusu yere gittiğini, araca binen tanığın, önce Yeşilevler’e gitmek istediğini söylediğini, ancak hareket ettikten kısa bir süre sonra "Sarıçam’a doğru gidelim, eşyalarımı aldıktan sonra Yeşilevler’e geri dönelim." dediğini, Sarıçam istikametine doğru ilerledikleri sırada birileriyle mesajlaşan tanığın; "Eniştem ile görüştüm, çarşıda olduğunu söyledi, beni tekrar aldığın yere bırak." dediğini, bu konuda tanığın ısrarcı olduğunu, bunun üzerine tanığın araca bindiği yere geri döndüğünü, kesinlikle ara sokaklarda dolaşmadığını, tanığın araçtan inmeden önce kendisine 200 TL verip toplam 600 TL olan birikmiş taksi borcundan düşmesini istediğini, tanık araçtan indikten kısa bir süre sonra görevlilerce durdurulduğunu, yapılan aramada üzerinde ve aracında herhangi bir suç unsuruna rastlanmadığını, Savunmuştur. IV. GEREKÇE A.İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu ile kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma suçları 5237 sayılı TCK’nın "Topluma Karşı Suçlar" başlıklı üçüncü kısmının, "Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar" başlıklı üçüncü bölümünün 188 ve 191. maddelerinde hüküm altına alınmıştır. 5237 sayılı TCK'nın uyuşturucu veya uyarıcı madde imâl ve ticareti ile kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçlarında etkin pişmanlığı düzenleyen 192. maddesinin suç ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan hâli şöyledir; "(1) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarına iştirak etmiş olan kişi, resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce, diğer suç ortaklarını ve uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini sağlaması hâlinde, hakkında cezaya hükmolunmaz. (2) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce, bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini merciine haber vererek suçluların yakalanmalarını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırırsa, hakkında cezaya hükmolunmaz. (3) Bu suçlar haber alındıktan sonra gönüllü olarak, suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek ceza, yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadarı indirilir. (4) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlatılmadan önce resmî makamlara başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, cezaya hükmolunmaz”. Maddenin gerekçesinde de; "Maddede, uyuşturucu veya uyarıcı maddelere ilişkin suçlar bakımından özel bir pişmanlık hâli düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasında uyuşturucu veya uyarıcı madde imal veya ticareti suçlarına ilişkin etkin pişmanlık hâli düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre etkin pişmanlığın soruşturma başlamadan önce gösterilmesi gerekir. Etkin pişmanlık için, kişinin, diğer suç ortakları ve uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerler hakkında bilgi vermesi ve verilen bilginin, suç ortaklarının yakalanmasını ya da uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini sağlaması gerekir. Bu düzenlemede, etkin pişmanlık cezanın ortadan kaldırılmasını sağlayan bir şahsî sebep olarak kabul edilmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak suçu ile ilgili olarak etkin pişmanlık hâli düzenlenmiştir. Burada da etkin pişmanlığın soruşturma başlamadan önce gösterilmesi gerekir. Etkin pişmanlık için, kişinin, uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiği hususunda soruşturma makamlarına bilgi vererek, suçluların yakalanmalarını ya da uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırması gerekir. Bu koşullar altında etkin pişmanlık gösteren kişi hakkında cezaya hükmolunmaması kabul edilmiştir. Üçüncü fıkrada, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal veya ticareti ya da kullanmak için satın alınması, kabul edilmesi veya bulundurulması suçları ile ilgili olarak soruşturma başladıktan sonra, etkin pişmanlık göstererek suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek cezada indirim yapılması öngörülmüştür. Ancak, bu bilgi vermenin gönüllü olması gerekir. Etkin pişmanlıktan yararlanabilmek için, bunun en geç hüküm verilmeden önce gerçekleşmesi gerekir. Maddenin dördüncü fıkrasında, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi açısından özel bir etkin pişmanlık hükmüne yer verilmiştir. Buna göre, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlamadan önce resmî makamlara başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, cezalandırılmaz" açıklamalarına yer verilmiştir. 5237 sayılı TCK’da etkin pişmanlık başlığı altında yapılan düzenlemede, eylem suç olmaktan çıkmamakta, duyulan pişmanlık ve eylemin sonuçlarının bir kısmının bertaraf edilmesi nedeniyle faile ceza verilmemek veya verilecek cezadan indirim yapılmak suretiyle cezayı kaldıran ya da azaltan bir durum söz konusu olmaktadır. Uyuşturucu madde suçları, tehlike suçu olup korunan hukuki yarar genel kamu esenliğidir. Bu nedenle kanun koyucu, uyuşturucu madde ticareti yapan faillerin kimliklerinin ya da uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı yerin bu suçu işleyen failler tarafından bildirilmesi hâlinde, faillerin veya suça konu maddelerin ele geçirilmesine, dolayısıyla genel kamu esenliğini korumaya yönelik olarak uyuşturucu madde ticareti yapma suçuyla mücadeleye katkıda bulunan suç faillerine verilecek cezadan indirim yapılmasını öngörmüştür. Nitekim bu husus Ceza Genel Kurulunun 22.10.1990 tarihli ve 231-250, 20.12.1993 tarihli ve 301-338, 16.05.2000 tarihli ve 72-106 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu suçlarla ilgili uygulamada en çok karşılaşılan hâl olan, sanığın eylemi yetkili mercii tarafından haber alındıktan sonra etkin pişmanlıkta bulunmasına ilişkin TCK'nın 192. maddesinin 3. fıkrası üzerinde durulmalıdır. Buna göre; uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti eylemine iştirak etmiş olan veya kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kimsenin, suçun işlendiğinin resmî makamlar tarafından haber alınmasından sonra, suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım etmesi verilen cezadan indirim nedeni olup etkin pişmanlığın bu hâli aynı maddenin 1 ve 2. fıkralarında düzenlenen cezasızlık hâlinden zaman itibarıyla ayrılmaktadır. Cezasızlık durumunda resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce ihbar ve yardım yapılması gerekirken, 3. fıkrada düzenlenen ve indirim nedeni olarak kabul edilen etkin pişmanlıkta resmi makamlarca haber alınmasından sonra işbirliği aranmaktadır. Yerleşmiş yargısal kararlar ve öğretide yer alan baskın görüşlere göre, TCK’nın 192. maddesinin 3. fıkrasında yer alan etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için şu şartların birlikte gerçekleşmesi gereklidir: 1-Fail TCK'nın 188 ve 191. maddelerinde düzenlenen suçlardan birini işlemiş olmalıdır. 2-Hizmet ve yardım bizzat fail tarafından yapılmalıdır. 3-Hizmet ve yardım soruşturma ya da kovuşturma makamlarına yapılmalıdır. 4-Hizmet ve yardım, suçun resmi makamlar tarafından haber alınmasından sonra ancak mahkemece hüküm verilmeden önce gerçekleşmelidir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 158. maddesinde gösterilen, bir suç hakkında soruşturma yapmakla yetkili olan adli ve idari merciler, Adalet ve İçişleri Bakanlıkları, savcılıklar, emniyet ve jandarma teşkilatı, suçları savcılıklara iletmekle yükümlü olan vali ve kaymakamlıklar, elçilikler ve konsolosluklar resmi makamlar kapsamında değerlendirilmelidir. 5- Fail kendi suçunun ya da bir başkasının suçunun ortaya çıkmasına önemli ölçüde katkı sağlamalı, bilgi aktarımı ile suçun meydana çıkmasına ya da diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım etmelidir. 6- Failin verdiği bilgiler doğru, yapılan hizmet ve yardım sonuca etkili ve yararlı olmalıdır. Etkin pişmanlık hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi açısından, uygulamada en çok tereddüt yaşanan 5 ve 6. bentlerinde yer alan şartların gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde durulmalıdır. Failin etkin pişmanlık nedeniyle indirimden yararlanabilmesi için kendi suçunun ortaya çıkmasına ya da suç ortaklarının yakalanmasına yardım ve hizmet etmiş olması gerekmektedir. Maddede belirtilen suç ortakları kavramı geniş yorumlanmalı, sadece TCK'nın 37, 38 ve 39. maddeleri anlamında suça iştirak edenler değil, uyuşturucu madde suçuna katılan ya da başka bir uyuşturucu madde ile ilgili suç işleyen herhangi bir kimse olarak anlaşılmalıdır. Yakalanma

Diğer kararlar (4)

10. Ceza Dairesi, 2024/1512 E., 2025/4038 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
5237 sayılı TCK'nın 192. maddesinin birinci fıkrasında, "Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarına iştirak etmiş olan kişi, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, diğer suç ortaklarını ve uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiğ
10. Ceza Dairesi         2024/1512 E.  ,  2025/4038 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2100 E., 2023/1010 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanması Sanık hakkında kurulan hükmün, yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyiz etmeye hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. I. HUKUKİ SÜREÇ Dairemizin bozma kararı üzerine, Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Suçun unsurlarının oluşmadığına, 2. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, 3. Eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağına, İlişkindir. III. GEREKÇE Bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfı ile sübutuna ve delillerin değerlendirilmesine ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş; hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; aynı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, Üye ... ve Üye ...'in karşı oyları ve oy çokluğu ile, TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Van 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.04.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY YAZISI 5237 sayılı TCK'nın 192. maddesinin birinci fıkrasında, "Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarına iştirak etmiş olan kişi, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, diğer suç ortaklarını ve uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini sağlaması halinde, hakkında cezaya hükmolunamaz." denilmektedir. Bu düzenleme uyarınca, cezayı ortadan kaldıran şahsi sebep olarak etkin pişmanlık hükmünün uygulanabilmesi için, failin resmi makamlar tarafından "uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçu" haber alınmadan önce, anılan suçu söz konusu fıkrada belirtilen şekilde ortaya çıkarması gereklidir. Kişinin kendi suçunu ortaya çıkarması halinde de bu fıkra hükmü uygulama alanı bulmaktadır. 192. maddenin üçüncü fıkrasına göre ise, "uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti" ile "kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma" suçları (resmi makamlar tarafından) haber alındıktan sonra, gönüllü olarak, suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek ceza(nın), yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadarı indirilecektir. Cezayı azaltan şahsi sebep olarak etkin pişmanlık hükmünü düzenleyen bu fıkra, failin mezkur suçlar resmi makamlar tarafından haber alındıktan sonra suçu ortaya çıkarması halinde tatbik edilmektedir. Doktrin ve uygulamada benimsendiği üzere, "Resmi makamların suçun işlendiğini ne şekilde öğrendiğinin önemi yoktur. Ancak, soyut duyumlar öğrenme olarak kabul edilmez... Olaylara değil, tahmine dayanan bir şüphe öğrenme olarak kabul edilemez... Cezasızlık nedeninin uygulanabilmesi için, resmi makamların, TCK'nın 188. maddesinde düzenlenen suçların işlendiğinden haberinin olmaması gerekir." (... ..., Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde Suçları, 5. Baskı, Ankara 2022, sf. 956-957) Yargılama konusu olayda; 11.08.2018 tarihli Olay, Yakalama ve Üst Arama Tutanağında belirtildiği üzere, Bahçesaray Öğretmenevi girişinde durumundan şüphelenilerek durdurulan ve önleme arama kararı uyarınca üst araması yapılacağı esnada üzerindeki net ağırlığı 0,62 gram olan metamfetamini rızasıyla kolluk görevlilerine teslim eden sanık; soruşturma aşamasında alınan kolluk ifadesinde ve müdafii huzurunda Cumhuriyet savcısı tarafından alınan ifadesinde, "uyuşturucu maddeyi öğretmenevinde kalan imam nikahlı eşi Sadiye'ye getirdiğini" beyan etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, belirleyici delil olarak sanığın soruşturma aşamasındaki bu ikrarına dayanılarak, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan dolayı mahkûmiyetine hükmolunmuş; bölge adliye mahkemesince de sanığın ikrarı etkin pişmanlık sebebi kabul edilerek 5237 sayılı TCK'nın 192. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca cezasından indirim yapılmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesinin kararlarında; 09.08.2018 tarihinde ...'nın, imam nikahlı eşi olan sanık tarafından darp edildiğini ve sanığın kendisini uyuşturucu maddeye alıştırdığını beyan ederek şikâyetçi olması üzerine sanığın 11.08.2018 tarihinde öğretmenevi girişinde durdurulduğu ve üzerinden uyuşturucu madde ele geçirildiği belirtilmiş ise de; 11.08.2018 tarihli Olay, Yakalama ve Üst Arama Tutanağında, olay öncesinde, sanığın uyuşturucu madde ticareti yaptığına dair ihbar ya da istihbarı bilgi gibi resmi makamlara intikal etmiş herhangi bir bilgi bulunduğuna ve sanığın böyle bir soruşturmaya istinaden kolluk tarafından durdurulduğuna dair bir kayıt mevcut değildir. 12.08.2018 tarihli Adli Kolluk Cumhuriyet Savcılığı Görüşme Tutanağında da; sanığın, hakkında 6284 sayılı Kanun uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesince verilen tedbir kararının imzalatılması ve önleme araması kararına istinaden üstünün aranması amacıyla durdurulduğu belirtilmektedir. Dolayısıyla, kolluk görevlilerinin sanığın durumundan edindiği şüphe, uyuşturucu madde ticareti yapma veya kullanma suçunu işlediğine dair somut bir suç şüphesi olmayıp, soyut ve genel bir şüphedir. Bu itibarla, resmi makamlar, sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediğinden, kendisinin "uyuşturucu maddeyi öğretmenevinde kalan tanık Sadiye'ye getirdiğini" beyan etmesiyle haberdar olmuşlardır. Kolluk birimince Cumhuriyet savcısının bilgi ve talimatı çerçevesinde yapılan işlemler sonucunda Bahçesaray Emniyet Amirliği tarafından sanık hakkında düzenlenen 12.08.2018 tarihli fezlekenin "Kullanmak İçin Uyuşturucu Madde Bulundurma" suçundan dolayı tazmin edilmiş olması; ayrıca, ...'nın sanığın kendisini darp ettiğine dair şikâyeti üzerine Bahçesaray Cumhuriyet Savcılığınca 2018/131 sayılı soruşturma başlatılmışken, sanık hakkında düzenlenen 12.08.2018 tarihli fezlekeye istinaden uyuşturucu madde bulundurmak suçundan dolayı 2018/132 sayılı ayrı bir soruşturma dosyası açılmış olması da bu hususu teyit etmektedir. Dosya kapsamına göre; sanığın, resmi makamlar tarafından haber alındıktan sonra uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu ortaya çıkarması söz konusu olmadığından, somut olayda 5237 sayılı TCK'nın 192. maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanma şartlarının mevcut olmadığı; üzerinde taşıdığı metamfetamini başkasına vermek amacıyla bulundurduğunun kolluk görevlileri tarafından bilinmediği aşamada, teslim ettiği metamfetamini başkasına vermek amacıyla bulundurduğunu söyleyerek kendisinin işlediği "uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu ortaya çıkaran" sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 192. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan cezaya hükmolunamayacağı, idrar ve kan tahlil raporunda metamfetamin kullandığı da tespit edilen sanığın sabit olan eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma ve uyuşturucu madde kullanmak suçunu oluşturduğu kanaatindeyiz. Yukarıda açıklanan nedenlerle; Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi kararının, sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan dolayı 5237 sayılı TCK'nın 192. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına ve sanığın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma ve uyuşturucu madde kullanma suçundan dolayı cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulması gerekirken; temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanması yönündeki çoğunluk görüşüne iştirak etmiyoruz. 08.04.2025
10. Ceza Dairesi, 2021/4860 E., 2024/16031 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Asliye Ceza Mahkemesinin 09.03.2016 tarihli ve 2016/64 Esas, 2016/171 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5237 sayılı Kanun'un 192 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce etkin pişmanlık göstererek uyuşturucu maddenin ele ge
10. Ceza Dairesi         2021/4860 E.  ,  2024/16031 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/64 E., 2016/171 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma HÜKÜM : Ceza verilmesine yer olmadığına TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı başlatılan soruşturmada, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca 22.08.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmiştir. B. Sanığın, kendisine yüklenen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uygun davranmadığının bildirilmesi üzerine, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.01.2016 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. C. İzmir 38. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.03.2016 tarihli ve 2016/64 Esas, 2016/171 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5237 sayılı Kanun'un 192 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce etkin pişmanlık göstererek uyuşturucu maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırdığından bahisle ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Cumhuriyet savcısının temyiz isteği özetle; sanığın üzerindeki uyuşturucu maddeyi şüphe üzerine durdurulmasından sonra polise teslim etmesinin etkin pişmanlık olarak kabul edilemeyeceği, bu nedenle mahkûmiyetine karar verilmesi gerekirken ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin usul ve esas yönünden kanuna aykırı bulunduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 14.07.2014 tarihli kolluk tutanağında sanığın olay günü kuşku üzerine durdurulduğu, kimlik sorgusunda aranan şahıslardan olmadığının anlaşılmasından sonra herhangi bir arama veya soruşturma işlemi yapılmadan, sanığın maddeyi bu şekilde çıkartıp verdiği, kolluk görevlisinin herhangi bir makul şüphe göstermeyen sanığın durdurularak üzerinde bir suç unsuru bulunup bulunmadığını sorması işleminin, Ceza Muhakemesi Kanunu ve Adlî ve Önleme Aramaları Yönetmeliği kapsamında "adli veya önleme araması" sayılmayacağı, bu işlemin 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu'nun 4/A maddesindeki durdurma ve kimlik sorma işlemi olarak kabul edilebileceği, 5237 sayılı Kanun'un 192 nci maddesinin ikinci fıkrasının, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişinin, resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce, bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini merciine haber vererek uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırırsa, hakkında cezaya hükmolunmayacağını düzenlediği, yargılamaya konu olayda sanığın durdurulduğu, Ceza Muhakemesi Kanunu ve Adlî ve Önleme Aramaları Yönetmeliği kapsamında alınmış bir arama kararı bulunmadığından üzerinin aranmadığı, makul şüphe olmadığından üzerinin aranmasını gerektirir neden de görülmeyerek sadece kendisine sorulduğu, sanığın da kimlik tespitinden sonra yoluna devam edecek iken üzerindeki uyuşturucu maddeyi kendiliğinden verdiği, sanığın üst aramasını gerektirir herhangi bir makul kuşku bulunmadan, adli arama kararı alınması gerektiği halde arama kararı alınmadan yapılan aramanın hukuka aykırı olacağı, böyle bir arama sonucu bulunan ve suçun maddi konusunu oluşturan kanıtların ya da suçun maddi konusunun hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş sayılacağı, hükme esas alınamayacağı, bu durumda hukuka aykırı yapılacak arama ile ele geçecek uyuşturucu madde ile sorumlu tutulamayacak olan sanığın uyuşturucu maddeyi, resmi makamların haber almasından önce ele geçmesini kolaylaştırması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 192 nci maddesinin ikinci fıkrasından yararlandırılmasının gerektiği, gerekçesiyle sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin sanığın iddianame gereği Mahkemece savunmasının alındığı 26.02.2016 tarihi olduğu ve temyiz inceleme tarihi itibarıyla dava zamanaşımı süresinin dolmadığı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının zamanaşımı süresini durduran bir işlem olmadığı, belirlenmiştir. 14.07.2014 tarihli olay tutanağına göre; saat 22.00 sıralarında durumundan şüphelenilerek durdurulan sanığın yapılan sorgulamasında aranan şahıslardan olmadığının anlaşıldığı, üzerinde suç unsuru bulunup bulunmadığı sorulduğunda sanığın eşofman cebinden çıkardığı suça konu uyuşturucu maddeyi kendi rızası ile görevlilere teslim ettiğinin belirtildiği, sanığın da savunmasında tutanak içeriğini doğruladığı, uyuşturucu maddenin sanık üzerinde herhangi bir arama yapılmadan sanık tarafından teslim edildiği, dolayısıyla ayrıca bir arama kararı ya da yazılı arama emri alınmasına gerek bulunmadığı, suçun delili ve konusunu oluşturan suç konusu maddelerin ele geçirilip muhafaza altına alınmasının hukuka uygun olduğu ve hukuka aykırı bir delilden söz edilemeyeceği ve sanığın eyleminin sübut bulduğu, şüphe üzerine durdurulması nedeniyle de sanık hakkında ancak 5237 sayılı Kanun'un 192 nci maddesinin üçüncü fıkrasının tartışılması gerekeceği, aynı maddenin ikinci fıkrasının uygulanma koşulunun bulunmadığı, bu kapsamda da, sanık hakkında, 14.07.2014 tarihli eyleme ilişkin, 6545 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte verilen denetimli serbestlik tedbiri kararının içeriğinde itiraz süresinin belirtilmediği, sanığın bu karara 15 gün içinde itiraz hakkı bulunduğuna ilişkin, itiraz süresinin ve merciinin gösterilmemesi suretiyle usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi yapılmadığı için 22.08.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği ve kovuşturma şartlarının oluşmadığı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere, zamanaşımı süresi içinde, kamu davasının durmasına ve gerekli tebligat işlemlerinin tamamlanarak, kararın infazına devam edilmesi için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yargılamaya devamla sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi hukuka aykırı görülmüştür. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 38. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.03.2016 tarihli ve 2016/64 Esas, 2016/171 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.02.2024 tarihinde karar verildi.
Ceza Genel Kurulu, 2022/486 E., 2023/397 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza
tam metni aç
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında TCK'nın 192. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.
Ceza Genel Kurulu         2022/486 E.  ,  2023/397 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 10. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 26-45 TEMYİZ EDENLER : Sanık ve müdafii I. HUKUKÎ SÜREÇ Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanık ...'nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 188/3-4-(a), 62, 52/2-4, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis ve 25.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Isparta 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 22.11.2018 tarihli ve 317-451 sayılı hükmün, sanık ve müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesince 02.10.2019 tarih ve 290-101 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bu kararın da sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 27.10.2021 tarih, 1457-10846 sayı ve oy çokluğuyla; "Suça konu uyuşturucu maddenin ele geçirilmesinden sonra, aleyhinde yeterli delil bulunmadığı aşamada ikrarı ile kendi suçunun ortaya çıkmasına yardım eden sanık hakkında TCK'nın 192/3. maddesindeki etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Daire Başkanı H. Uğurlu; "Sanık olay tarihinde Isparta İl merkezi, Davraz Mahallesinde bulunan Köy Garajı içindeki Ziraat Bankası ATM’sinin yanında durur vaziyette görülerek, kolluk görevlilerince durumundan şüphelenilmesi üzerine yapılan üst aramasında, sanığın pantolonunun sol cebinde sigara paketi içerisinde çizgili defter kağıdı ile paketlenmiş 11 adet satışa hazır hâlde eroin ele geçirilmiştir. İl merkezinde ikamet eden sanık, kolayca buluşma yeri olarak kararlaştırılmaya müsait Köy Garajı içinde ATM yanında bulunma sebebini üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçu isnadını kaldıracak biçimde makul bir nedenle izah edememiştir. Kullanmak amacı ile uyuşturucu madde bulunduran bir kişinin üzerinde bu kadar fazla miktarda paketlenmiş uyuşturucu madde varken, her an yakalanma korkusu olan bir yerde beklememesi, bir an önce bu maddeleri üzerinde taşımayıp özel ve güvenli bir yere götürmesi gerekir. Tarifi kolay ve belirli bir yerde satışa hazır uyuşturucu madde paketleriyle bekleme yapmak, kullanıcı davranışı olmayıp satışa yönelik bir davranıştır. Sanık kovuşturma aşamasında, önceki beyanlarından farklı olarak uyuşturucu madde kullanıcısı olduğunu iddia etmiş ise de yaptırılan idrar testi sonucunda sanığın vücudunda uyuşturucu madde kalıntısı bulunmamıştır. Sanığın soruşturma aşamasındaki 'uyuşturucu maddeleri başkasına vermek için bulundurduğuna’ ilişkin savunması olmasa da sanığın yakalandığı yer, üzerinde satışa hazır şekilde paketlenmiş 11 paket eroinin ele geçmesi, sanığın olay yerinde bekleme yaparken yakalanması, uyuşturucu madde kullanmadığının idrar testi ile anlaşılması ve olay anında Isparta Köy Garajında bulunma nedenini üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçu isnadını kaldıracak şekilde makul bir sebeple açıklayamaması gibi nedenlerle, sanığın bu maddeleri kullanma dışında bir amaçla bulundurduğu ortaya çıktığından, kovuşturma aşamasında döndüğü soruşturma aşamasındaki beyanları etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını gerektirir nitelikte değildir. Anlatılan nedenler ve Mahkemenin dosya içeriğine uygun gerekçesi karşısında sanık ve müdafiinin hükme yönelik temyiz isteklerinin esastan reddi görüşünde olduğumdan, çoğunluğun aksi yöndeki bozma kararına katılmıyorum." düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır. II. DİRENME GEREKÇESİ Dosyanın gönderildiği Isparta 1. Ağır Ceza Mahkemesi ise 24.02.2022 tarih ve 26-45 sayı ile; "Mahkememizin kararı, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 27.10.2021 tarihli, 2020/1457 esas ve 2021/10846 karar sayılı ilamıyla; ‘...Suça konu uyuşturucu maddenin ele geçirilmesinden sonra, aleyhinde yeterli delil bulunmadığı aşamada ikrarı ile kendi suçunun ortaya çıkmasına yardım eden sanık hakkında TCK'nın 192/3. maddesindeki etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi...’ gerekçesiyle bozulmuş ise de; bozulmasına karar verilen Mahkememizin 22.11.2018 tarihli, 2018/317 esas ve 2018/451 karar sayılı hükmünde ve gerekçesinde bir isabetsizlik bulunmadığı," şeklindeki gerekçeyle bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Direnme kararına konu bu hükmün de sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.04.2022 tarihli ve 41087 sayılı onama istekli tebliğnamesi ile dosya 6763 sayılı Kanun'un 36. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 10. Ceza Dairesince 21.09.2022 tarih, 7820-9445 sayı ve oy çokluğu ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında TCK'nın 192. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; 14.06.2018 tarihli olay tutanağına göre; Isparta İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlar Büro Amirliği görevlilerince, Isparta Sulh Ceza Hâkimliğinin 11.06.2018 tarihli ve 2525 sayılı önleme araması kararına istinaden 14.06.2018 tarihinde, saat 14.32 sıralarında Davran Mahallesi, Yeniköy Garajı'nda yapılan denetlemeler esnasında, Garaj içindeki ATM yanında beklemekte olan sanığın durumundan şüphelenilmesi üzerine adı geçenin yanına gidildiği, görevlilerce polis kimlik kartları gösterildikten sonra sanığın yapılan üst aramasında; pantolonunun sol cebindeki çizgili defter kâğıtlarına sarılı, on bir paket hâlindeki suç konusu eroinin ele geçirildiği, konu hakkında Cumhuriyet savcısına bilgi verildiğinde sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan işlem yapılması talimatının alındığı, Antalya Kriminal Polis Laboratuvarının 25.07.2018 tarihli raporuna göre; ele geçirilen 0,44 gram, açık kahve renkli toz maddenin net 0,1936 gram eroin içerdiği, Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesinin 14.06.2018 ve 25.07.2018 tarihli uzmanlık raporlarında; sanığın idrar örneklerinde herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı maddenin tespit edilmediğinin belirtildiği, Isparta Cumhuriyet Başsavcılığınca 24.09.2018 tarih ve 11480-7636 sayı ile; sanığın savunmalarında geçen ve suç konusu uyuşturucu maddelerle ilgi ve irtibatının bulunduğunu ileri sürdüğü Salih Takmaz hakkında, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, Anlaşılmaktadır. Sanık savcılıkta; Isparta il merkezinde ikamet ettiğini, olay tarihinden iki gün önce, Kafeler Caddesi üzerinde seyyar satıcılık yapan, akrabası...’ın yanına gittiğini, adı geçenin; bir uzman çavuşun uyuşturucu madde satın almak istediğini söyleyip bu hususta aracılık yapıp yapmayacağını sorduğunu, paraya ihtiyacı olduğu için bu teklifi kabul ettiğini ve aynı gün öğleden sonra uyuşturucu madde satın almak için Antalya’nın Zeytinköy Mahallesi'ne gittiğini, burada açık kimlik bilgilerini bilmediği bir şahıstan suç konusu eroinleri satın aldığını, ardından Isparta’ya dönüp söz konusu uzman çavuşla Hacılar Köyü girişindeki askeri alanda buluştuğunu, uzman çavuşun yanında para olmadığını ve bankamatikten para çekmesi gerektiğini söylemesi üzerine, birlikte Davraz Mahallesi'nde bulunan köy garajına gittiklerini, garaj içindeki bankamatiğin yakınında bulunduğu sırada polislerin geldiğini, yaptıkları üst aramasında pantolonunun cebindeki on bir paket hâlindeki suç konusu uyuşturucu maddeleri bulduklarını, bu esnada uzman çavuşun olay yerinden kaçtığını, ilk kez böyle bir eylemde bulunduğunu, pasif içici olduğunu, en son suç tarihinden bir hafta önce uyuşturucu madde kullandığını, daha önce hiç uyuşturucu madde satmadığını, Sorguda; üzerinden ele geçirilen uyuşturucu maddeleri, Isparta'da görev yapan bir uzman çavuşa vereceğini, bahsi geçen kişinin açık kimlik bilgilerini bilmediğini, uyuşturucu maddeleri teslim edemeden yakalandığını, pasif içici olduğunu, Mahkemede; ara sıra uyuşturucu madde kullandığını, suç konusu uyuşturucu maddeleri kullanmak amacıyla bulundurduğunu, yakalanmanın verdiği panik ve korku nedeniyle soruşturma evresinde farklı beyanlarda bulunduğunu, söz konusu beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, uyuşturucu maddeleri satmak amacıyla bulundurmadığını, Savunmuştur. V. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu ile kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma suçları TCK’nın "Topluma Karşı Suçlar" başlıklı üçüncü kısmının, "Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar" başlıklı üçüncü bölümünün 188 ve 191. maddelerinde, bu suçlara ilişkin etkin pişmanlık düzenlemesi 192. maddesinde, infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçu ise "Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler" başlıklı dördüncü kısmının, "Adliyeye karşı suçlar" başlıklı ikinci bölümünün 297. maddesinde hüküm altına alınmıştır. TCK'nın uyuşturucu veya uyarıcı madde imâl ve ticareti ile kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçlarında etkin pişmanlığı düzenleyen 192. maddesinin suç ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan hâli; "(1) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarına iştirak etmiş olan kişi, resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce, diğer suç ortaklarını ve uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini sağlaması hâlinde, hakkında cezaya hükmolunmaz. (2) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce, bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini merciine haber vererek suçluların yakalanmalarını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırırsa, hakkında cezaya hükmolunmaz. (3) Bu suçlar haber alındıktan sonra gönüllü olarak, suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek ceza, yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadarı indirilir. (4) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlatılmadan önce resmî makamlara başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, cezaya hükmolunmaz." hükmünü içermektedir. Maddenin gerekçesinde de; "Maddede, uyuşturucu veya uyarıcı maddelere ilişkin suçlar bakımından özel bir pişmanlık hâli düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasında uyuşturucu veya uyarıcı madde imal veya ticareti suçlarına ilişkin etkin pişmanlık hâli düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre etkin pişmanlığın soruşturma başlamadan önce gösterilmesi gerekir. Etkin pişmanlık için, kişinin, diğer suç ortakları ve uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerler hakkında bilgi vermesi ve verilen bilginin, suç ortaklarının yakalanmasını ya da uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini sağlaması gerekir. Bu düzenlemede, etkin pişmanlık cezanın ortadan kaldırılmasını sağlayan bir şahsî sebep olarak kabul edilmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak suçu ile ilgili olarak etkin pişmanlık hâli düzenlenmiştir. Burada da etkin pişmanlığın soruşturma başlamadan önce gösterilmesi gerekir. Etkin pişmanlık için, kişinin, uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiği hususunda soruşturma makamlarına bilgi vererek, suçluların yakalanmalarını ya da uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırması gerekir. Bu koşullar altında etkin pişmanlık gösteren kişi hakkında cezaya hükmolunmaması kabul edilmiştir. Üçüncü fıkrada, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal veya ticareti ya da kullanmak için satın alınması, kabul edilmesi veya bulundurulması suçları ile ilgili olarak soruşturma başladıktan sonra, etkin pişmanlık göstererek suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek cezada indirim yapılması öngörülmüştür. Ancak, bu bilgi vermenin gönüllü olması gerekir. Etkin pişmanlıktan yararlanabilmek için, bunun en geç hüküm verilmeden önce gerçekleşmesi gerekir. Maddenin dördüncü fıkrasında, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi açısından özel bir etkin pişmanlık hükmüne yer verilmiştir. Buna göre, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlamadan önce resmî makamlara başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, cezalandırılmaz." açıklamalarına yer verilmiştir. TCK’da etkin pişmanlık başlığı altında yapılan düzenlemede, eylem suç olmaktan çıkmamakta, duyulan pişmanlık ve eylemin sonuçlarının bir kısmının bertaraf edilmesi nedeniyle faile ceza verilmemek veya verilecek cezadan indirim yapılmak suretiyle cezayı kaldıran ya da azaltan bir durum söz konusu olmaktadır. Uyuşturucu madde suçları, tehlike suçu olup korunan hukuki yarar genel kamu esenliğidir. Bu nedenle kanun koyucu, uyuşturucu madde ticareti yapan faillerin kimliklerinin ya da uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı yerin bu suçu işleyen failler tarafından bildirilmesi hâlinde, faillerin veya suça konu maddelerin ele geçirilmesine, dolayısıyla genel kamu esenliğini korumaya yönelik olarak uyuşturucu madde ticareti yapma suçuyla mücadeleye katkıda bulunan suç faillerine verilecek cezadan indirim yapılmasını öngörmüştür. Nitekim bu husus Ceza Genel Kurulunun 22.10.1990 tarihli ve 231-250, 20.12.1993 tarihli ve 301-338, 16.05.2000 tarihli ve 72-106 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu suçlarla ilgili uygulamada en çok karşılaşılan hâl olan, sanığın eylemi yetkili mercii tarafından haber alındıktan sonra etkin pişmanlıkta bulunmasına ilişkin TCK'nın 192. maddesinin üçüncü fıkrası üzerinde durulmalıdır. Buna göre; uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti eylemine iştirak etmiş olan veya kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kimsenin, suçun işlendiğinin resmî makamlar tarafından haber alınmasından sonra, suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım etmesi verilen cezadan indirim nedeni olup, etkin pişmanlığın bu hâli aynı maddenin birinci ve ikinci fıkralarında düzenlenen cezasızlık halinden zaman itibarıyla ayrılmaktadır. Cezasızlık durumunda resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce ihbar ve yardım yapılması gerekirken, üçüncü fıkrada düzenlenen ve indirim nedeni olarak kabul edilen etkin pişmanlıkta resmi makamlarca haber alınmasından sonra iş birliği aranmaktadır. Yerleşmiş yargısal kararlar ve öğretide yer alan baskın görüşlere göre, TCK’nın 192. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için şu şartların birlikte gerçekleşmesi gereklidir: 1- Fail TCK'nın 188 ve 191. maddelerinde düzenlenen suçlardan birini işlemiş olmalıdır. 2- Hizmet ve yardım bizzat fail tarafından yapılmalıdır. 3- Hizmet ve yardım soruşturma ya da kovuşturma makamlarına yapılmalıdır. 4- Hizmet ve yardım, suçun resmi makamlar tarafından haber alınmasından sonra, ancak mahkemece hüküm verilmeden önce gerçekleşmelidir. CMK’nın 158. maddesinde gösterilen, bir suç hakkında soruşturma yapmakla yetkili olan adli ve idari merciler, Adalet ve İçişleri Bakanlıkları, savcılıklar, emniyet ve jandarma teşkilatı, suçları savcılıklara iletmekle yükümlü olan vali ve kaymakamlıklar, elçilikler ve konsolosluklar resmi makamlar kapsamında değerlendirilmelidir. 5- Fail kendi suçunun ya da bir başkasının suçunun ortaya çıkmasına önemli ölçüde katkı sağlamalı, bilgi aktarımı ile suçun meydana çıkmasına ya da diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım etmelidir. 6- Failin verdiği bilgiler doğru, yapılan hizmet ve yardım sonuca etkili ve yararlı olmalıdır. Etkin pişmanlık hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi açısından, uygulamada en çok tereddüt yaşanan beşinci ve altıncı bentlerinde yer alan şartların gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde durulmalıdır. Failin etkin pişmanlık nedeniyle indirimden yararlanabilmesi için kendi suçunun ortaya çıkmasına ya da suç ortaklarının yakalanmasına yardım ve hizmet etmiş olması gerekmektedir. Maddede belirtilen suç ortakları kavramı geniş yorumlanmalı, sadece TCK'nın 37, 38 ve 39. maddeleri anlamında suça iştirak edenler değil, uyuşturucu madde suçuna katılan ya da başka bir uyuşturucu madde ile ilgili suç işleyen herhangi bir kimse olarak anlaşılmalıdır. Yakalanması sözcüğü de, suç ortaklarının yakalanması ya da kim olduğunun belirlenmesi olarak kabul edilmelidir. Failin indirimden yararlanabilmesi için; suç ortağının veya uyuşturucu maddeyi satın aldığı ya da sattığı kişinin veya başka bir uyuşturucu madde suçunu işleyen şahsın yakalanmasına, kim olduğunun belirlenmesine katkıda bulunmasının yanı sıra ortaya çıkartılan suçun failin işlediği suça eşdeğer veya daha ağır bir suç olması gerekmektedir. Failin etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabilmesi için hem suçun meydana çıkmasına hem de fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım etmesine gerek yoktur. Bunlardan birinin yapılması yeterlidir. Maddede yer alan ve bağlacının veya olarak anlaşılması gerekir. Öğreti ve Yargıtayın yerleşik kabulü de bu şekildedir. Failin kendi suçunun ya da suç ortaklarının ortaya çıkmasına yönelik olarak verdiği bilginin yardım ve hizmet niteliğinde kabul edilebilmesi için, hizmet ve yardımın konusu olan bilgilerin doğru olmasının yanında, hizmet ve yardımın sonuca etkili ve yararlı olması da gerekmektedir. Buna göre, yakalanan kimsenin uyuşturucu maddeyi açık kimliğini bilmediği bir şahıstan aldığını söylemesi ya da hayalî isimler vermesi veya daha önceden uyuşturucu işine karıştığını bildiği kişinin adını vermesi etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması için yeterli görülmemeli, failin bildirdiği kişi yakalanmış ise mahkûm edilmiş olması ya da yakalanamamışsa kimliği ve varlığının belirlenmesi, failin bildirdiği kişiye suç atması için bir neden bulunmadığının anlaşılması, mevcut delillerin o kişinin suçluluğunu kabule yeterli bulunması ve verilen bilginin daha önce görevliler tarafından öğrenilmemiş olması durumlarında etkin pişmanlık hükümleri uygulanmalıdır. Değinilen bu hâllerin dışında, failin üzerinde kullanım miktarı içerisinde uyuşturucu ve uyarıcı madde ile yakalanmış olması hâlinde başka bir şekilde satış için hazırlandığı anlaşılmayan maddeyi satmak için bulundurduğunu bildirmesinde de, uyuşturucu ve uyarıcı madde satmak suçundan etkin pişmanlık koşullarının gerçekleştiği kabul edilmelidir. Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin imalinin, ticaretinin ve kullanımının, genel sağlığı bozmanın ötesinde kullanıcısının sağlığını, kişiliğini, toplumsal ilişkilerini tahrip etmesi, genel ahlakı etkilemesi, şiddet içeren birçok suçun kaynağı ve öncüsü, yarattığı ulusal ve uluslararası pazar ağları nedeniyle zorunlu ve öncelikle mücadele edilmesi gerektiren tehlike suçlarından olması ile bu suçların önlenmesi ve ortaya çıkartılmasındaki zorlukları da gözeten kanun koyucu, söz konusu suçlarla daha iyi mücadele edilebilmesi ve daha fazla başarı sağlanabilmesi amacıyla, suç ortaklarını ele veren veya suçun delillerinin ele geçirilmesini sağlayan faili ödüllendirmiştir. Bu kapsamda, gerek cezasızlık nedeni gerekse cezadan indirim sebebi olarak TCK'nın 192. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümleri, daha fazla bir zararı önleyebilmek için daha az bir zarara katlanılması şeklinde ortaya çıkan, bu suçlarla mücadele edilmesi sırasında karşılaşılan zorlukları aşmaya yönelik bir tercihtir. Uyuşturucu madde suçlarıyla mücadele kapsamında bu şekilde bir tercihte bulunan kanun koyucu, TCK'nın 192. maddesinin birinci fıkrasında; uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarına iştirak etmiş olan kişinin, diğer suç ortaklarını veya suç konusu maddenin saklandığı ya da imal edildiği yerleri merciine haber vermesini, diğer bir anlatımla bu suçların failini, aynı suça katılan veya söz konusu suçu bağımsız olarak işleyen diğer bir faili ya da kendi suçunu ortaya çıkarmasını, aynı maddenin ikinci fıkrasında; kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişinin, bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini merciine haber vermesi veya kendi suçuna konu uyuşturucu maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırmasını, diğer bir ifadeyle uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun failini ortaya çıkarmasını ya da kendi suçuna konu uyuşturucu maddenin ele geçirilmesini sağlamasını bir cezasızlık nedeni, aynı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarından yalnızca zaman itibarıyla ayrılan üçüncü fıkrasında ise; kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma ya da uyuşturucu madde imal veya ticareti suçlarını işleyen kişilerin, kendi suçlarının ya da diğer suç ortakları veya söz konusu suçları bağımsız olarak işleyen diğer bir failin suçunun ortaya çıkarılmasına hizmet ve yardım edilmesini cezadan indirim nedeni olarak düzenleme yoluna gitmiştir. Etkin pişmanlık hükümlerinin düzenlenmesindeki, genel kamu sağlığının korunması ve uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarıyla daha etkin bir şekilde mücadele edilmesi amacı ile söz konusu maddenin düzenleniş sistematiği dikkate alındığında; failin, TCK'nın 192. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında düzenlenen cezasızlık hâllerinden yararlanabilmesi için ortaya çıkardığı suçlar arasında bir eş değerlik (denklik) ilişkisi bulunması ya da daha ağır nitelikte bir suçu ortaya çıkarması gerektiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, aynı maddenin birinci ve ikinci fıkralarından yalnızca zaman itibarıyla ayrılan üçüncü fıkrasının da bu doğrultuda değerlendirilmesi gerekmektedir. Buna göre; TCK'nın 192. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca cezadan indirim yapılması hâlinin söz konusu olduğu durumlarda, failin kendi suçuna eş değer (denk) ya da kendi suçundan nitelik itibarıyla daha ağır bir suçu ortaya çıkarması veya kendi suçuna eş değer ya da kendi suçundan nitelik itibarıyla daha ağır bir suçun failinin yakalanmasına hizmet ve yardımda bulunması gerekmektedir. Aksinin kabulü, etkin pişmanlık hükümlerinin düzenleniş amacına aykırı olacağı gibi uyuşturucu madde imal ve ticareti suçlarıyla yapılmakta olan mücadeleyi de zaafa uğratacak, söz konusu düzenlemenin suistimaline yol açacaktır. Örneğin; uyuşturucu madde nakletmeyi planlayan ve bu amaçla yüklü miktarda eroin temin eden failin, yakalanma ihtimalini de değerlendirip nakil suçuna başlamadan önce, nakil suçu ile ilgisi bulunmayan ve daha öncesinde kendisine kullanmak için uyuşturucu madde sattığı ve uyuşturucu madde kullandığını bildiği bir şahsa az bir miktarda eroin verip uyuşturucu maddeyi naklederken yakalandığında bu kişinin kimlik ve adres bilgilerini vererek suç konusu madde ile yakalanmasını sağlaması hâlinde uyuşturucu madde nakletme suçundan alacağı cezadan yarı oranına kadar indirim yapılması söz konusu olacağından, daha fazla bir zararı önleyebilmek için daha az bir zarara katlanılmasını, uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarıyla daha etkin bir şekilde mücadele edilmesini amaçlayan kanun koyucunun iradesinin aksine bir durum ortaya çıkacaktır. Bu durum ceza adaletini zedeleyecek biçimde failin haksız bir ceza indiriminden yararlanılmasının yolunu da açacaktır. B. Somut Olayda Hukukî Nitelendirme Isparta İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlar Büro Amirliği görevlilerince, Isparta Sulh Ceza Hâkimliğinin 11.06.2018 tarihli ve 2525 sayılı önleme araması kararına istinaden 14.06.2018 tarihinde, saat 14.32 sıralarında Davran Mahallesi, Yeniköy Garajı'nda yapılan denetlemeler esnasında, Garaj içindeki ATM yanında beklemekte olan sanığın durumundan şüphelenilmesi üzerine yanına gidildiği, görevlilerce polis kimlik kartları gösterildikten sonra sanığın yapılan üst aramasında; pantolonunun sol cebindeki çizgili defter kâğıtlarına sarılı, on bir paket hâlindeki suç konusu uyuşturucu maddelerin ele geçirildiği olayda; Her ne kadar suç konusu uyuşturucu maddeler on bir paket hâlinde ele geçirilmiş ise de toplam net ağırlığı 0,1936 gram olan eroinin miktar itibarıyla kullanım sınırları içinde kalması, olay tutanağına göre; sanığın üzerindeki uyuşturucu maddelerin bir ihbar ya da istihbarat bilgisi üzerine yapılan araştırma veya fiziki takip sonucu değil, önleme araması kararına istinaden kolluk tarafından gerçekleştirilen olağan denetimler sırasında ele geçirilmiş olması ve sanığın suç konusu maddeleri satacağına ya da satışa arz edeceğine ilişkin dış dünyaya yansıyan herhangi bir davranışının bulunmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde; dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin sanığa atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu ortaya çıkarmaya yeterli olmadığı anlaşıldığından, aleyhine yeterli delil bulunmadığı aşamada soruşturma evresindeki savunmalarında, üzerindeki miktar itibarıyla kullanma sınırları içinde kalan suç konusu uyuşturucu maddeyi, başkasına vermek amacıyla bulundurduğunu söyleyen ve bu hâliyle ikrarıyla suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardım eden sanık hakkında TCK’nın 192. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanma koşullarının oluştuğu kabul edilmelidir. Bu itibarla, şartları oluştuğu hâlde sanık hakkında TCK'nın 192. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiş olan etkin pişmanlık hükmünü uygulamayan Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmündeki gerekçelerinin yerinde olmadığına ve mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurul Üyesi ...; "Sanık ... hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 192/3. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması koşullarının bulunmadığı düşüncesinde olduğumuzdan, Yüksek Ceza Genel Kurulu sayın çoğunluğunun sanık hakkında bu madde hükümlerinin uygulanmasının gerekli olduğuna ve aksi yönde verilen yerel mahkeme direnme kararının isabetli olmadığına ilişkin kararına katılmak mümkün olmamıştır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 'Etkin pişmanlık' başlıklı 192. maddesinin üçüncü fıkrası; 'Bu suçlar haber alındıktan sonra gönüllü olarak, suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek ceza, yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadarı indirilir.' şeklinde düzenlenmiştir. Bu madde kapsamında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, failin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 188 ve 191. maddelerinde düzenlenen suçlardan birini işlemiş olması, hizmet ve yardımın bizzat fail tarafından soruşturma ya da kovuşturma makamlarına yapılması, suçun resmi makamlar tarafından haber alınmasından sonra, ancak mahkemece hüküm verilmeden önce gerçekleşmesi, failin kendi suçunun ya da bir başkasının suçunun ortaya çıkmasına önemli ölçüde katkı sağlaması, failin verdiği bilgilerin doğru, yapılan hizmet ve yardımın sonuca etkili ve yararlı olması gereklidir. Somut olayda, Isparta İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlar Büro Amirliği personeli tarafından Davraz Mahallesi Yeniköy Garajında yapılan denetlemeler sırasında, garaj içindeki ATM'nin yanında beklemekte olan sanık ...'nın durumundan şüphelenilmiş, sanık kolluk personeline kimlik belgesi de ibraz etmemiş, Isparta Sulh Ceza Hakimliği'nin 11.06.2018 tarih ve 2525 sayılı önleme arama kararına istinaden sanığın yapılan üst araması sonucunda, pantolonunun sol cebinde bulunan çizgili defter kağıtlarına sarılı şekildeki daralı ağırlığı 1,45 gram olan 11 paket eroin maddesi ele geçirilmiştir. Antalya Kriminal Polis Laboratuvarı tarafından düzenlenen rapora göre, ele geçirilen net 0,44 gram ağırlığındaki toz maddenin 0,1936 gram eroin içerdiği belirlenmiştir.  Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen rapora göre, sanığın idrar örneğinde herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı maddenin bulunmadığı belirlenmiştir. Sanık savcılık ifadesinde, olay tarihinden 2 gün önce akrabası olan Salih Takmaz'ın kendisine bir Uzman çavuşun eroin satın almak istediğini, bu hususta aracılık yapıp yapmayacağını sorması üzerine, paraya ihtiyacı olduğu için bu teklifi kabul ederek aynı gün Antalya'nın Zeytinköy Mahallesi'ne gittiğini ve suça konu olan eroin maddesini satın aldığını, Isparta'ya döndüğünde Uzman çavuşla Hacılar Köyü girişindeki askeri alanda buluştuğunu, Uzman çavuşun bankamatikten para çekmesi gerektiğini söylemesi üzerine birlikte Davraz Mahallesi'nde bulunan köy garajına gittikleri sırada yakalandığını, Uzman çavuşun ise olay yerinden kaçtığını beyan etmiştir. Isparta Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından şüpheli Salih Takmaz hakkında yapılan soruşturma sonucunda, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Kullanmak amacıyla çok sayıda uyuşturucu madde satın alan kişiden bu maddeyi evi ya da işyeri gibi güvenli bir yere götürüp gizlemesi, üzerinde sadece bir içimlik uyuşturucu madde bulundurması beklenir. Henüz güvenli yere ulaşamadan yakalanmış ise, güzergah olarak uyuşturucu maddeyi satın aldığı yerden güvenli yere doğru giderken yakalanması gerekir. Sanığın ikamet ettiği adres ile yakalandığı yer arasında oldukça uzak bir mesafe vardır. Sanık 'Keçeci Mah. 2315.Sk. No:4 Isparta' adresindeki evinden uzak olan bir yerde gündüz vakti saat 14.32'de ATM'nin yanında çok fazla kişinin bulunabileceği bir ortamda beklerken yakalanmıştır. İl merkezinde ikamet eden sanık kolayca buluşma yeri olarak kararlaştırılmaya müsait Yeniköy Garajı içindeki ATM'nin yanında bulunması hakkında makul bir sebep belirtememiştir. Tarifi kolay ve belirli bir yerde satışa hazır şekilde paketlenmiş uyuşturucu maddeyle beklemek, kullanıcı davranışı olmayıp uyuşturucu madde ticareti yapma amacına yönelik bir davranıştır. Kollukta işsiz ve düşük gelirli olduğunu, savcılıkta ve sorguda işçi ve aylık 1.000 TL gelirinin olduğunu, mahkemede ise boyacı ve aylık 1.500 TL gelirinin olduğunu beyan eden sanığın, ekonomik ve sosyal durumu itibarıyla kullanmak için bir seferde 11 paket eroin maddesi satın alması mümkün değildir. Sanık mahkeme aşamasında, savcılık ve sorgu ifadesini değiştirerek satıcı değil, kullanıcı olduğunu beyan etmişse de soruşturma aşamasında yapılan idrar tahlili negatif çıkmıştır. Sanığın uyuşturucu madde kullandığı teknik delillerle ispatlanamamıştır. Uyuşturucu madde tek parça halinde değil, satışa hazırlanmış şekilde 11 ayrı pakette ele geçirilmiştir. 11 paket eroin maddesi kişisel kullanım sınırlarının üzerindedir. Sanığın yakalandığı zaman ve yer, üzerinde kişisel kullanım sınırlarının üzerinde ve satışa hazır şekilde paketlenmiş eroin maddesinin ele geçirilmesi, ekonomik ve sosyal durumu itibariyle içmek amacıyla fazla miktarda eroin maddesi satın alma imkanının bulunmayışı, uyuşturucu madde kullanıcısı olduğu iddiasına rağmen idrar tahlilinin negatif çıkması, ismini verdiği suç ortağının hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi hususları dikkate alındığında, 'uyuşturucu maddeyi başkasına satmak için üzerinde bulundurduğu' yönündeki savunmasının dosyaya bir yenilik katmadığı, suçun meydana çıkmasına ve faillerin yakalanmasına yardımının bulunmadığı, sanığın üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun kendi katkısı olmaksızın elde edilen maddi delillerle zaten sabit olduğu, olayda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 192/3. maddesinin uygulanması koşullarının mevcut olmadığı, yerel mahkemenin direnme kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatinde olduğumdan, Ceza Genel Kurulu çoğunluk görüşüne katılmıyorum." düşüncesiyle, Çoğunluk görüşüne katılmayan altı Ceza Genel Kurulu Üyesi de; sanık hakkında TCK'nın 192. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanma şartlarının oluşmadığı ve bu itibarla Yerel Mahkemenin direnme gerekçesinin isabetli olduğu görüşüyle, Karşı oy kullanmışlardır. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- İlk Derece Mahkemesinin direnme gerekçesinin İSABETLİ OLMADIĞINA, 2- Isparta 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.02.2022 tarihli ve 26-45 sayılı sayılı direnme kararına konu hükmünün, aleyhine yeterli delil bulunmadığı aşamada soruşturma evresinde; üzerinde ele geçirilen suç konusu uyuşturucu maddeleri başkasına vermek amacıyla bulundurduğunu söyleyen ve bu hâliyle ikrarı ile suçunun ortaya çıkmasına yardım eden sanık hakkında TCK’nın 192. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 3- Bozma nedeni ve tutuklulukta geçirdiği süre göz önüne alınarak sanığın TAHLİYESİNE, başka bir suçtan tutuklu veya hükümlü olmadığı takdirde derhal salıverilmesi için ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına YAZI YAZILMASINA, 4- Dosyanın, Isparta 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.06.2023 tarihinde yapılan birinci müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından 12.07.2023 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.
Ceza Genel Kurulu, 2022/235 E., 2023/240 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
iğine yönelik yeterli delil bulunmadığı aşamada sanığın uyuşturucu maddeyi kendisinin tanığa verdiğini söylemek suretiyle kendi suçunun ortaya çıkmasına yardım ve hizmet ettiği, bu suretle sanığın cezasında etkin pişmanlık hükümleri gereği TCK'nın 192/3. maddesi uyarınca indirim yapılması gerektiğinin düşünülmemesi,
Ceza Genel Kurulu         2022/235 E.  ,  2023/240 K. "İçtihat Metni" YARGITAY DAİRESİ : 10. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 1892-1647 I. HUKUKÎ SÜREÇ Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 188/3-4-(a), 62, 52/2-4, 53, 54 ve 63. maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis ve 25.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye, hak yoksunluğuna, müsadereye ve mahsuba ilişkin Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 01.12.2020 tarihli ve 459-419 sayılı hükme yönelik, sanık ve müdafii tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine dosyayı inceleyen Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesince 24.02.2021 tarih ve 37-188 sayı ile; "...Tanık ...'nın yakalama sırasında yere attığı uyuşturucu maddeyi sanıktan temin ettiğini beyan ettiği, ancak tanığın ele geçirilen uyuşturucu maddeyi sanıktan temin ettiğine yönelik yeterli delil bulunmadığı aşamada sanığın uyuşturucu maddeyi kendisinin tanığa verdiğini söylemek suretiyle kendi suçunun ortaya çıkmasına yardım ve hizmet ettiği, bu suretle sanığın cezasında etkin pişmanlık hükümleri gereği TCK'nın 192/3. maddesi uyarınca indirim yapılması gerektiğinin düşünülmemesi, Hukuka aykırı olup sanık ve müdafinin istinaf iddiaları bu nedenle yerinde ise de; bu aykırılık yeniden yargılama ve duruşma yapılmasına gerek olmaksızın, 5271 sayılı kanunun 280/1. maddesi yollamasıyla 303/1-a maddesi gereğince düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, A-) Hükmün, TCK'nın 188/4-a maddesinin tatbik ediliği (2.) fıkrasından sonra gelmek ve ayrı bir fıkra olmak üzere; 'Sanığın, mahkumiyete yeterli delil bulunmadığı bir aşamada, alıcı tanık ...'dan ele geçirilen uyuşturucu maddeyi kendisinin temin ettiğini kabul ederek, kendi suçunun ortaya çıkmasına yardım ve hizmet ettiği anlaşılmakla, sanığın cezasından TCK'nın 192/3. maddesi uyarınca takdiren 1/4 oranında indirim yapılarak 11 yıl 3 ay hapis ve 1125 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına' fıkrasının eklenmesi suretiyle, B-) Hükmün, TCK'nın 62. maddesinin tatbik ediliği (4.) fıkrasındaki '12 yıl 6 ay hapis ve 1250 gün' ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılması ve yerine '9 yıl 4 ay 15 gün hapis ve 937 gün' ibaresinin yazılması suretiyle, C-) Hükmün, TCK'nın 52/2. maddesinin tatbiki ediliği (6.) fıkrasındaki '1250 gün' ve '25.000 TL' ibarelerinin ayrı ayrı hüküm fıkrasından çıkarılması ve yerlerini aynı sıra ile '937 gün' ve '18.740 TL' ibarelerinin yazılması suretiyle, D-) Hükmün, TCK'nun 54/4. maddesinin tatbik ediliği (7.) fıkrasındaki '25.000 TL' ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılması ve yerine, '18.740 TL' ibaresinin yazılması suretiyle, Diğer yanları usul ve yasaya uygun bulunan hükmün, düzeltilerek istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine," karar verilmiştir. Bu kararın da Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 14.09.2021 tarih ve 8860-8742 sayı ile; "Sanık müdafiinin hükmü temyiz etmesinden sonra sanığın 31/05/2021 tarihli ... 3 nolu T Tipi Kapalı Cezaevi Kurumu Müdürlüğü aracılığıyla gönderdiği dilekçesinde yer alan '…Tüm temyiz taleplerimden feragat ediyor ve yeni müddetnamemin tarafıma verilmesini arz ve talep ederim.' şeklindeki beyanı ile temyiz isteğinden vazgeçtiği anlaşıldığından, hükme yönelik Cumhuriyet savcısının temyizine hasren inceleme yapılmıştır." şeklindeki açıklama ile "İstihbari bilgi üzerine takip edilen sanığın, alıcı tanık ... ile birlikte içinde tanığın evinin de bulunduğu binaya girmeleri üzerine yapılan müdahale neticesinde sanıkta eroin ve kokain, tanıkta ise eroin maddelerinin ele geçirildiği olayda; ele geçirilen uyuşturucu maddenin miktarı, cinsi ve tanığın sanıktan eroin satın aldığına dair aşamalardaki beyanları birlikte değerlendirildiğinde; sanık hakkında TCK'nın 192. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanamayacağı gözetilmeksizin eksik ceza tayini," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. II. DİRENME GEREKÇESİ Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi 26.11.2021 tarih ve 1892-1647 sayı ile; "Tanık ...'nın yakalama sırasında yere attığı uyuşturucu maddeyi sanıktan temin ettiğini beyan ettiği; ancak tanık ile sanık arasında gerçekleşen uyuşturucu madde alışverişinin görülmediği, tanıkta ele geçen uyuşturucu maddenin ambalajı üzerinde sanığa ait vücut izine rastlanılmadığı, atılı suç ile ilgili gizli soruşturmacı, kamera kaydı, iletişimin tespitine ilişkin görüşme kayıtları, tarafsız tanık anlatımları gibi başkaca sair delillerin de dosyaya yansımadığı; sanıktan ele geçirilen uyuşturucu maddelerin kişisel kullanım sınırları dahilinde olduğu ve satışa hazır halde bulunmadığı, sanığın uyuşturucu madde kullanıcısı olduğunu ifade ettiği ve bu beyanını doğrular şekilde toksikoloji raporunda aynı türden uyuşturucu maddelerin kullanıcısı olduğunun görüldüğü, benzer olaylarda uyuşturucu madde alıcılarının satıcılara giderek madde temin ettiklerinin de bilindiği bu aşamada; sanığın uyuşturucu madde alış-verişinin gerçekleştiği yerin, tanığın da evinin bulunduğu apartman olduğunu bilerek asıl alıcının gerçekte kendisi olduğunu söyleyerek suçtan kurtulma olanağının bulunduğunu bildiği halde, tanıktan ele geçen uyuşturucu maddeyi kendisinin tanığa verdiğini söylemek suretiyle kendi suçunun ortaya çıkmasına yardım ve hizmet ettiği, bu suretle sanığın sübuta erdiği kabul edilen eylemine ilişkin cezasında etkin pişmanlık hükümleri gereği TCK'nın 192/3. maddesi uyarınca indirim yapılmasının gerektiği," gerekçesiyle bozmaya direnerek sanığın aynı şekilde cezalandırılmasına hükmetmiştir. Direnme kararına konu hükmün de Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 31.01.2022 tarihli ve 2458 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile dosya, 6763 sayılı Kanun'un 36. maddesi ile değişik CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 10. Ceza Dairesince 08.03.2022 tarih ve 1752-2826 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında TCK'nın 192/3. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; 17.08.2019 tarihli fiziki takip, muhafaza ve yakalama tutanağına göre; ... İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlar Büro Amirliği görevlilerince, uyuşturucu madde ticareti yapan şahısların tespitine ve yakalanmasına yönelik olarak 17.08.2019 tarihinde il genelinde yürütülen çalışmalar sırasında; 35-40 yaşlarında ve 180-185 cm boylarında olan, üzerinde mavi tişört ile kırmızı şort bulunan ... adlı şahsın, ... Mahallesi ara sokaklarında ... plaka sayılı, mavi renkli motosiklet ile uyuşturucu madde ticareti yaptığı bilgisinin elde edildiği, bilginin doğruluğunun teyidi amacıyla görevlilerce aynı gün saat 21.30 sıralarında ... Mahallesi ara sokaklarında araştırma yapıldığı esnada, edinilen bilgideki eşkâl ile uyumlu bir şahsın, mavi renkli bir motosiklet ile ... Mahallesi, ... Cadde üzerinde seyir hâlinde olduğunun görülmesi üzerine takip edilmeye başlandığı, bir süre sonra ... Mahallesi, ... Sokak üzerindeki bir apartmanın önünde duran şahsın, motosikletten inip burada beklemekte olan diğer bir şahısla buluştuğunun ve her iki şahsın birlikte apartmanın içine girdiklerinin görüldüğü, görevlilerce taraflar arasında uyuşturucu madde alışverişi gerçekleştirileceğinin değerlendirilmesi üzerine fiziki takibe son verilip binanın içine girildiği, polis olunduğu yönündeki uyarı yapıldıktan sonra yanlarına yaklaşılan şahısların ellerinde bir şeyler bulunduğunun fark edildiği, bu esnada kaçmaya çalışan ancak görevlilerce apartmanın kapısı önünde yakalanan motosiklet sürücüsünün elindeki iki adet maddeyi fırlattığı, diğer şahsın ise kaçmadığı fakat elindeki maddeyi merdivenlere doğru attığı, yapılan kimlik kontrolleri neticesinde motosiklet sürücüsünün sanık ..., diğer şahsın ise tanık ... olduğunun tespit edildiği, görevlilerce yerdeki maddeler muhafaza altına alınıp incelendiğinde; sanığın attığı maddelerin sigara folyosuna sarılmış bir adet suç konusu kokain ile beyaz kâğıda sarılı bir adet suç konusu eroin, tanık ...’ın yere attığı maddenin ise beyaz kâğıda sarılı bir adet suç konusu eroin olduğunun anlaşıldığı, sanık ile tanığın üst yoklamalarında başkaca herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığı, konuya ve gerçekleştirilen işlemlere ilişkin olarak Cumhuriyet savcısına bilgi verildiğinde; tanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, sanık hakkında ise uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan işlem yapılması, sanığın üzerindeki cep telefonuna el konulması talimatlarının alındığı, ... Kriminal Polis Laboratuvarının 20.09.2019 ve 23.09.2019 tarihli raporlarına göre; 1- Sanıktan ele geçirilen beyaz renkli kâğıda sarılı net 1,8 gram krem renkli toz maddenin, net 0,288 gram (% 16) eroin, sigara folyosuna sarılı net 0,2 gram beyaz renkli katı maddenin ise net 0,094 gram kokain içerdiği, 2- Tanıktan ele geçirilen beyaz kâğıda sarılı net 0,2 gram krem renkli maddenin, net 0,036 gram (% 18) eroin içerdiği, ... Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği ... Devlet Hastanesinin 27.08.2019 tarihli uzmanlık raporunda; sanığın idrar örneklerinde uyuşturucu ve uyarıcı maddelerden eroin ve kokain tespit edildiğinin belirtildiği, 18.08.2019 tarihinde müdafi huzurunda yaptırılan fotoğraf teşhisine ilişkin tutanağa göre; tanığın sekiz farklı kişiye ait fotoğrafların içerisinden, geçmişte hatırlamadığı bir tarihte 70 TL karşılığında bir paket eroin satın aldığı, yine 17.08.2019 tarihinde para vermeden bir paket eroin aldığı şahsın, ayrı ayrı yaptırılan teşhislerde 1 ve 6 numaralı fotoğraflardaki ... isimli şahıs olduğunu kesin ve net olarak teşhis ettiğine ilişkin beyanda bulunduğu, Cumhuriyet savcısının talimatı üzerine kolluk tarafından düzenlenen 18.08.2019 tarihli telefon inceleme tutanağında; sanığın kullandığı ... numaralı GSM hattının takılı olduğu ... marka cep telefonunun rehber bölümünde, tanığın kullandığı ... numaralı GSM hattının, ... ... şeklinde kayıtlı olduğunun, arama-aranma-cevapsız aramalar bölümündeki bilgilerden de sanık ile tanık arasında 17.08.2019 tarihinde toplam yedi saniyelik bir görüşme gerçekleştirildiğinin belirtildiği, ... İl Emniyet Müdürlüğü Parmak İzi Geliştirme Laboratuvarı Büro Amirliğinin 17.09.2019 tarihli raporlarında; sanık ve tanıktan ele geçirilen suç konusu uyuşturucu maddelerin içinde bulunduğu materyaller üzerinde herhangi bir vücut izine rastlanılmadığının belirtildiği, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca 18.10.2019 tarih ve 39404-3488 sayı ile; sanık ... hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayırma kararı verildiği ve söz konusu suça ilişkin soruşturmanın 2019/50414 esasına kayıt edildiği, Anlaşılmaktadır. Tutanak düzenleyici tanık ... mahkemede; altında imzası bulunan olay ve fiziki takip tutanağının doğru olduğunu, gözlemledikleri bütün hususları tutanağa aktardıklarını, Tanık ... kollukta; ... Mahallesi, ... Sokakta bulunan ... adlı apartmanda ikamet ettiğini, eroin kullandığını, uyuşturucu madde sattığını bildiğini sanıktan geçmişte hatırlamadığı bir tarihte 70 TL karşılığında bir paket eroin satın aldığını, kullanmak için eroin temin edebilmek için suç tarihinde saat 21.00 sıralarında sanığın kullandığı telefona; "Benim param yok, bana yardımcı olabilir misin?" şeklinde mesaj gönderdiğini, daha sonra sanığın kendisini arayarak; "Aşağıya in, ben geldim." dediğini, bunun üzerine telefonu kapatıp hemen apartmanın önüne indiğini, burada sanık ile buluşup binanın içine girdiklerini, sanığın üzerinde bulundurduğu eroinden bir miktar ayırıp kendisine verdiğini, bu esnada apartmanın içine polislerin girdiklerini, bunun üzerine elindeki suç konusu eroini yere attığını, sanığın ise kaçmaya çalıştığını ancak yakalandığını, Mahkemede; bazen eroin bazen de kokain kullandığını, olay tarihinde uyuşturucu krizine girdiğini, uyuşturucu madde kullandığını bildiği sanığı telefonla arayıp parasının olmadığını belirterek, kendisinden yardım istediğini, sanığın da akşama doğru uğrayacağını söylediğini, akşam saatlerinde yanına gelen sanık ile birlikte binanın çatısına çıkıp uyuşturucu madde kullandıklarını, bu sırada poşetin içinden kullanmak amacıyla bir miktar daha eroin aldığını, ancak bunun için sanığa herhangi bir ücret vermediğini, bir süre sonra eşinin araması nedeniyle sanık ile birlikte çatıdan ayrılıp apartmanın girişine indiklerini, tam bu esnada polislerin gelip kendilerini yakaladıklarını, İfade etmişlerdir. Kollukta susma hakkını kullanan sanık ... savcılıkta; tanık ile arkadaş olduklarını, eroin ve kokain kullandığını, olay günü tanığın telefon ile kendisini arayıp uyuşturucu madde kullanmak istediğini söylediğini, bunun üzerine tanığın ikametine gittiğini, apartmanın merdivenlerinde karşılaştığı tanığın; "Geç geldin. Evde babam var. Evde içemeyiz." demesi üzerine çatıya çıktıklarını, burada birlikte bir miktar uyuşturucu madde kullandıklarını, çatıdan inip binadan ayrılacağı sırada tanığın kendisinden bir miktar daha eroin istediğini, bunun üzerine tanığa suç konusu eroini verdiğini, daha sonra polislerin gelip kendisini ve tanığı yakaladıklarını, yerde ele geçirilen eroin ile kokainin kendisine ait olduğunu, tanığa geçmişte uyuşturucu madde satmadığını, Sorguda; tanığın kullandığı GSM hattını telefonuna ... ... şeklinde kayıt ettiğini, olay günü yakalandığı apartmanın çatısında tanık ile birlikte uyuşturucu madde kullandıklarını, tanığın kullandıkları haricinde bir miktar daha eroin istediğini, ancak vermediğini, bunun üzerine tanığın, elindeki eroinin bir kısmını zorla aldığını, daha sonra birlikte binanın girişine indiklerini ve burada polislere yakalandıklarını, Mahkemede; soruşturma evresindeki beyanlarını tekrar ettiğini, olay tarihinde yanında bulundurduğu uyuşturucu maddelerle birlikte tanığın ikametine gittiği, burada binanın çatısına çıkıp birlikte uyuşturucu madde kullandıklarını, daha sonra tanığın kendisinden eroin istediğini ancak vermediğini, bunun üzerine tartıştıklarının, ardından tanığın elindeki eroinin bir kısmını zorla aldığını, çatıdan ayrılıp apartmanın girişine geldiklerinde polisler tarafından yakalandıklarını, kimseye uyuşturucu madde satmadığını, Savunmuştur. V. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu ile kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma suçları 5237 sayılı TCK’nın "Topluma Karşı Suçlar" başlıklı üçüncü kısmının, "Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar" başlıklı üçüncü bölümünün 188 ve 191. maddelerinde, bu suçlara ilişkin etkin pişmanlık düzenlemesi 192. maddesinde, infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçu ise "Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler" başlıklı dördüncü kısmının, "Adliyeye karşı suçlar" başlıklı ikinci bölümünün 297. maddesinde hüküm altına alınmıştır. 5237 sayılı TCK'nın uyuşturucu veya uyarıcı madde imâl ve ticareti ile kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçlarında etkin pişmanlığı düzenleyen 192. maddesinin suç ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan hâli; "(1) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarına iştirak etmiş olan kişi, resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce, diğer suç ortaklarını ve uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini sağlaması hâlinde, hakkında cezaya hükmolunmaz. (2) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce, bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini merciine haber vererek suçluların yakalanmalarını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırırsa, hakkında cezaya hükmolunmaz. (3) Bu suçlar haber alındıktan sonra gönüllü olarak, suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek ceza, yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadarı indirilir. (4) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlatılmadan önce resmî makamlara başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, cezaya hükmolunmaz” hükmünü içermektedir. Maddenin gerekçesinde de; "Maddede, uyuşturucu veya uyarıcı maddelere ilişkin suçlar bakımından özel bir pişmanlık hâli düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasında uyuşturucu veya uyarıcı madde imal veya ticareti suçlarına ilişkin etkin pişmanlık hâli düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre etkin pişmanlığın soruşturma başlamadan önce gösterilmesi gerekir. Etkin pişmanlık için, kişinin, diğer suç ortakları ve uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerler hakkında bilgi vermesi ve verilen bilginin, suç ortaklarının yakalanmasını ya da uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini sağlaması gerekir. Bu düzenlemede, etkin pişmanlık cezanın ortadan kaldırılmasını sağlayan bir şahsî sebep olarak kabul edilmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak suçu ile ilgili olarak etkin pişmanlık hâli düzenlenmiştir. Burada da etkin pişmanlığın soruşturma başlamadan önce gösterilmesi gerekir. Etkin pişmanlık için, kişinin, uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiği hususunda soruşturma makamlarına bilgi vererek, suçluların yakalanmalarını ya da uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırması gerekir. Bu koşullar altında etkin pişmanlık gösteren kişi hakkında cezaya hükmolunmaması kabul edilmiştir. Üçüncü fıkrada, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal veya ticareti ya da kullanmak için satın alınması, kabul edilmesi veya bulundurulması suçları ile ilgili olarak soruşturma başladıktan sonra, etkin pişmanlık göstererek suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek cezada indirim yapılması öngörülmüştür. Ancak, bu bilgi vermenin gönüllü olması gerekir. Etkin pişmanlıktan yararlanabilmek için, bunun en geç hüküm verilmeden önce gerçekleşmesi gerekir. Maddenin dördüncü fıkrasında, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi açısından özel bir etkin pişmanlık hükmüne yer verilmiştir. Buna göre, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlamadan önce resmî makamlara başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, cezalandırılmaz" açıklamalarına yer verilmiştir. 5237 sayılı TCK’da etkin pişmanlık başlığı altında yapılan düzenlemede, eylem suç olmaktan çıkmamakta, duyulan pişmanlık ve eylemin sonuçlarının bir kısmının bertaraf edilmesi nedeniyle faile ceza verilmemek veya verilecek cezadan indirim yapılmak suretiyle cezayı kaldıran ya da azaltan bir durum söz konusu olmaktadır. Uyuşturucu madde suçları, tehlike suçu olup korunan hukuki yarar genel kamu esenliğidir. Bu nedenle kanun koyucu, uyuşturucu madde ticareti yapan faillerin kimliklerinin ya da uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı yerin bu suçu işleyen failler tarafından bildirilmesi hâlinde, faillerin veya suça konu maddelerin ele geçirilmesine, dolayısıyla genel kamu esenliğini korumaya yönelik olarak uyuşturucu madde ticareti yapma suçuyla mücadeleye katkıda bulunan suç faillerine verilecek cezadan indirim yapılmasını öngörmüştür. Nitekim bu husus Ceza Genel Kurulunun 22.10.1990 tarihli ve 231-250, 20.12.1993 tarihli ve 301-338, 16.05.2000 tarihli ve 72-106 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu suçlarla ilgili uygulamada en çok karşılaşılan hâl olan, sanığın eylemi yetkili mercii tarafından haber alındıktan sonra etkin pişmanlıkta bulunmasına ilişkin TCK'nın 192. maddesinin 3. fıkrası üzerinde durulmalıdır. Buna göre; uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti eylemine iştirak etmiş olan veya kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kimsenin, suçun işlendiğinin resmî makamlar tarafından haber alınmasından sonra, suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım etmesi verilen cezadan indirim nedeni olup etkin pişmanlığın bu hâli aynı maddenin 1 ve 2. fıkralarında düzenlenen cezasızlık hâlinden zaman itibarıyla ayrılmaktadır. Cezasızlık durumunda resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce ihbar ve yardım yapılması gerekirken, 3. fıkrada düzenlenen ve indirim nedeni olarak kabul edilen etkin pişmanlıkta resmi makamlarca haber alınmasından sonra işbirliği aranmaktadır. Yerleşmiş yargısal kararlar ve öğretide yer alan baskın görüşlere göre, TCK’nın 192. maddesinin 3. fıkrasında yer alan etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için şu şartların birlikte gerçekleşmesi gereklidir: 1-Fail TCK'nın 188 ve 191. maddelerinde düzenlenen suçlardan birini işlemiş olmalıdır. 2-Hizmet ve yardım bizzat fail tarafından yapılmalıdır. 3-Hizmet ve yardım soruşturma ya da kovuşturma makamlarına yapılmalıdır. 4-Hizmet ve yardım, suçun resmi makamlar tarafından haber alınmasından sonra ancak mahkemece hüküm verilmeden önce gerçekleşmelidir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 158. maddesinde gösterilen, bir suç hakkında soruşturma yapmakla yetkili olan adli ve idari merciler, Adalet ve İçişleri Bakanlıkları, savcılıklar, emniyet ve jandarma teşkilatı, suçları savcılıklara iletmekle yükümlü olan vali ve kaymakamlıklar, elçilikler ve konsolosluklar resmi makamlar kapsamında değerlendirilmelidir. 5- Fail kendi suçunun ya da bir başkasının suçunun ortaya çıkmasına önemli ölçüde katkı sağlamalı, bilgi aktarımı ile suçun meydana çıkmasına ya da diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım etmelidir. 6- Failin verdiği bilgiler doğru, yapılan hizmet ve yardım sonuca etkili ve yararlı olmalıdır. Etkin pişmanlık hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi açısından, uygulamada en çok tereddüt yaşanan 5 ve 6. bentlerinde yer alan şartların gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde durulmalıdır. Failin etkin pişmanlık nedeniyle indirimden yararlanabilmesi için kendi suçunun ortaya çıkmasına ya da suç ortaklarının yakalanmasına yardım ve hizmet etmiş olması gerekmektedir. Maddede belirtilen suç ortakları kavramı geniş yorumlanmalı, sadece TCK'nın 37, 38 ve 39. maddeleri anlamında suça iştirak edenler değil, uyuşturucu madde suçuna katılan ya da başka bir uyuşturucu madde ile ilgili suç işleyen herhangi bir kimse olarak anlaşılmalıdır. Yakalanması sözcüğü de, suç ortaklarının yakalanması ya da kim olduğunun belirlenmesi olarak kabul edilmelidir. Failin indirimden yararlanabilmesi için; suç ortağının veya uyuşturucu maddeyi satın aldığı ya da sattığı kişinin veya başka bir uyuşturucu madde suçunu işleyen şahsın yakalanmasına, kim olduğunun belirlenmesine katkıda bulunmasının yanı sıra ortaya çıkartılan suçun failin işlediği suça eşdeğer veya daha ağır bir suç olması gerekmektedir. Failin etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabilmesi için hem suçun meydana çıkmasına hem de fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım etmesine gerek yoktur. Bunlardan birinin yapılması yeterlidir. Maddede yer alan ve bağlacının veya olarak anlaşılması gerekir. Öğreti ve Yargıtayın yerleşik kabulü de bu şekildedir. Failin kendi suçunun ya da suç ortaklarının ortaya çıkmasına yönelik olarak verdiği bilginin yardım ve hizmet niteliğinde kabul edilebilmesi için, hizmet ve yardımın konusu olan bilgilerin doğru olmasının yanında, hizmet ve yardımın sonuca etkili ve yararlı olması da gerekmektedir. Buna göre, yakalanan kimsenin uyuşturucu maddeyi açık kimliğini bilmediği bir şahıstan aldığını söylemesi ya da hayalî isimler vermesi veya daha önceden uyuşturucu işine karıştığını bildiği kişinin adını vermesi etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması için yeterli görülmemeli, failin bildirdiği kişi yakalanmış ise mahkûm edilmiş olması ya da yakalanamamışsa kimliği ve varlığının belirlenmesi, failin bildirdiği kişiye suç atması için bir neden bulunmadığının anlaşılması, mevcut delillerin o kişinin suçluluğunu kabule yeterli bulunması ve verilen bilginin daha önce görevliler tarafından öğrenilmemiş olması durumlarında etkin pişmanlık hükümleri uygulanmalıdır. Değinilen bu hâllerin dışında, failin üzerinde kullanım miktarı içerisinde uyuşturucu ve uyarıcı madde ile yakalanmış olması hâlinde başka bir şekilde satış için hazırlandığı anlaşılmayan maddeyi satmak için bulundurduğunu bildirmesinde de, uyuşturucu ve uyarıcı madde satmak suçundan etkin pişmanlık koşullarının gerçekleştiği kabul edilmelidir. Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin imalinin, ticaretinin ve kullanımının, genel sağlığı bozmanın ötesinde kullanıcısının sağlığını, kişiliğini, toplumsal ilişkilerini tahrip etmesi, genel ahlakı etkilemesi, şiddet içeren birçok suçun kaynağı ve öncüsü, yarattığı ulusal ve uluslararası pazar ağları nedeniyle zorunlu ve öncelikle mücadele edilmesi gerektiren tehlike suçlarından olması ile bu suçların önlenmesi ve ortaya çıkartılmasındaki zorlukları da gözeten kanun koyucu, söz konusu suçlarla daha iyi mücadele edilebilmesi ve daha fazla başarı sağlanabilmesi amacıyla, suç ortaklarını ele veren veya suçun delillerinin ele geçirilmesini sağlayan faili ödüllendirmiştir. Bu kapsamda, gerek cezasızlık nedeni gerekse cezadan indirim sebebi olarak TCK'nın 192. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümleri, daha fazla bir zararı önleyebilmek için daha az bir zarara katlanılması şeklinde ortaya çıkan, bu suçlarla mücadele edilmesi sırasında karşılaşılan zorlukları aşmaya yönelik bir tercihtir. Uyuşturucu madde suçlarıyla mücadele kapsamında bu şekilde bir tercihte bulunan kanun koyucu, TCK'nın 192. maddesinin 1. fıkrasında; uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarına iştirak etmiş olan kişinin, diğer suç ortaklarını veya suç konusu maddenin saklandığı ya da imal edildiği yerleri merciine haber vermesini, diğer bir anlatımla bu suçların failini, aynı suça katılan veya söz konusu suçu bağımsız olarak işleyen diğer bir faili ya da kendi suçunu ortaya çıkarmasını, aynı maddenin 2. fıkrasında; kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişinin, bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini merciine haber vermesi veya kendi suçuna konu uyuşturucu maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırmasını, diğer bir ifadeyle uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun failini ortaya çıkarmasını ya da kendi suçuna konu uyuşturucu maddenin ele geçirilmesini sağlamasını bir cezasızlık nedeni, aynı maddesinin 1 ve 2. fıkralarından yalnızca zaman itibarıyla ayrılan 3. fıkrasında ise; kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma ya da uyuşturucu madde imal veya ticareti suçlarını işleyen kişilerin, kendi suçlarının ya da diğer suç ortakları veya söz konusu suçları bağımsız olarak işleyen diğer bir failin suçunun ortaya çıkarılmasına hizmet ve yardım edilmesini cezadan indirim nedeni olarak düzenleme yoluna gitmiştir. Etkin pişmanlık hükümlerinin düzenlenmesindeki, genel kamu sağlığının korunması ve uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarıyla daha etkin bir şekilde mücadele edilmesi amacı ile söz konusu maddenin düzenleniş sistematiği dikkate alındığında; failin, TCK'nın 192. maddesinin 1 ve 2. fıkralarında düzenlenen cezasızlık hâllerinden yararlanabilmesi için ortaya çıkardığı suçlar arasında bir eş değerlik (denklik) ilişkisi bulunması ya da daha ağır nitelikte bir suçu ortaya çıkarması gerektiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, aynı maddenin 1 ve 2. fıkralarından yalnızca zaman itibarıyla ayrılan 3. fıkrasının da bu doğrultuda değerlendirilmesi gerekmektedir. Buna göre; TCK'nın 192. maddesinin 3. fıkrası uyarınca cezadan indirim yapılması hâlinin söz konusu olduğu durumlarda, failin kendi suçuna eş değer (denk) ya da kendi suçundan nitelik itibarıyla daha ağır bir suçu ortaya çıkarması veya kendi suçuna eş değer ya da kendi suçundan nitelik itibarıyla daha ağır bir suçun failinin yakalanmasına hizmet ve yardımda bulunması gerekmektedir. Aksinin kabulü, etkin pişmanlık hükümlerinin düzenleniş amacına aykırı olacağı gibi uyuşturucu madde imal ve ticareti suçlarıyla yapılmakta olan mücadeleyi de zaafa uğratacak, söz konusu düzenlemenin suistimaline yol açacaktır. Örneğin; uyuşturucu madde nakletmeyi planlayan ve bu amaçla yüklü miktarda eroin temin eden failin, yakalanma ihtimalini de değerlendirip nakil suçuna başlamadan önce, nakil suçu ile ilgisi bulunmayan ve daha öncesinde kendisine kullanmak için uyuşturucu madde sattığı ve uyuşturucu madde kullandığını bildiği bir şahsa az bir miktarda eroin verip uyuşturucu maddeyi naklederken yakalandığında bu kişinin kimlik ve adres bilgilerini vererek suç konusu madde ile yakalanmasını sağlaması hâlinde uyuşturucu madde nakletme suçundan alacağı cezadan yarı oranına kadar indirim yapılması söz konusu olacağından, daha fazla bir zararı önleyebilmek için daha az bir zarara katlanılmasını, uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarıyla daha etkin bir şekilde mücadele edilmesini amaçlayan kanun koyucunun iradesinin aksine bir durum ortaya çıkacaktır. Bu durum ceza adaletini zedeleyecek biçimde failin haksız bir ceza indiriminden yararlanılmasının yolunu da açacaktır. B. Somut Olayda Hukukî Nitelendirme ... İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlar Büro Amirliği görevlilerince, uyuşturucu madde ticareti yapan şahısların tespitine ve yakalanmasına yönelik olarak 17.08.2019 tarihinde il genelinde yürütülen çalışmalar sırasında; sanığın ... Mahallesi ara sokaklarında mavi renkli motosiklet ile uyuşturucu madde ticareti yaptığı bilgisinin elde edildiği, söz konusu bilginin doğruluğunun teyidi amacıyla görevlilerce aynı gün saat 21.30 sıralarında ... Mahallesi ara sokaklarında araştırma yapıldığı esnada, sanığın ... plaka sayılı, mavi renkli bir motosiklet ile ... Mahallesi, ... Cadde üzerinde seyir hâlinde olduğunun görülerek takip edilmeye başlandığı, bir süre sonra ... Mahallesi, ... Sokak üzerindeki bir apartmanın önünde duran sanığın, motosikletten inip burada beklemekte olan tanık ... ile buluştuğunun ve sanık ile tanığın birlikte apartmanın içine girdiklerinin görüldüğü, görevlilerce taraflar arasında uyuşturucu madde alışverişi gerçekleştirileceğinin değerlendirilmesi üzerine, fiziki takibe son verilip binanın içine girildiği, polis olunduğu yönünde uyarı yapılıp sanık ile tanığın yanlarına yaklaşıldığında ellerinde bir şeyler bulunduğunun fark edildiği, bu esnada kaçmaya çalışan ancak görevlilerce apartmanın kapısı önünde yakalanan sanığın, elindeki sigara folyosuna sarılı kokain ile beyaz kâğıda sarılı eroini fırlattığı, tanığın ise kaçmadığı ancak elindeki beyaz kâğıda sarılı eroini merdivenlere doğru attığı, görevlilerce yerdeki suç konusu uyuşturucu maddelerin muhafaza altına alındığı, sanık ile tanığın üst yoklamalarında başkaca herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığı, Cumhuriyet savcısının talimatı ile sanığın üzerindeki cep telefonuna el konulduğu, Bölge Adliye Mahkemesi ile Özel Daire arasında, sanığa atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun sübutuna ve kabulüne ilişkin herhangi bir uyuşmazlığın bulunmadığı olayda; Kolluk tarafından 17.08.2019 tarihinde yapılan çalışmalar esnasında, sanığın ... Mahallesi ara sokaklarında motosiklet ile uyuşturucu madde sattığına ilişkin bilgi elde edilmesi, görevlilerce aynı gün konu hakkında araştırma yapıldığı sırada sanığın, eldeki bilgileri teyit edecek şekilde söz konusu mahallede motosikletle seyir hâlinde olduğunun tespit edilmesi, bunun üzerine gerçekleştirilen fiziki takip neticesinde, motosikleti ile bir apartmanın önüne gelen sanığın, burada kendisini bekleyen tanık ... ile buluştuğunun ve adı geçenle birlikte binaya girdiğinin görülmesi, olay ve fiziki takip tutanağına göre; taraflar arasında uyuşturucu madde alışverişi gerçekleşeceğini değerlendirip binaya giren görevlilerin, sanığı elindeki suç konusu eroin ve kokain ile tanığı da elindeki suç konusu eroinle yakalamaları, sanık ve tanıktan ele geçirilen eroinlerin aynı materyallere, bu kapsamda her ikisinin beyaz kâğıt parçasına sarılı olması, yine kriminal tarafından düzenlenen uzmanlık raporunda; sanık ve tanıktan ele geçirilen maddelerdeki eroin oranlarının % 16 ve % 18 gibi birbirine yakın olacak şekilde belirlenmesi, bu hâliyle gerek içine konuldukları materyallerin benzerliği gerekse oransal yakınlık dikkate alındığında, tanık ve sanıktan ele geçirilen suç konusu eroinlerin aynı bütünün parçaları olduğunun anlaşılması, tanığın müdafi huzurunda kollukta; kendisinde ele geçirilen suç konusu eroini sanıktan aldığını, olay günü telefon ile kendisini arayan sanığın; "Aşağıya in, ben geldim." demesi üzerine, apartmanın önüne inip sanık ile buluştuğunu, birlikte binanın içine girdikten sonra sanığın üzerinde bulundurduğu eroinden bir miktar ayırıp kendisine verdiğini söylemesi, tanığın bu yöndeki beyanlarının sanığın cep telefonunda tanığın kullandığı GSM hattının kayıtlı olduğuna ve suç tarihinde sanık ile tanık arasında görüşme gerçekleştirildiğine ilişkin tespitleri içeren telefon inceleme tutanağı ile doğrulanması, müdafinin de hazır bulunduğu fotoğraf teşhis işlemine ve buna ilişkin düzenlenen tutanağa göre; tanığın farklı kişilere ait fotoğrafların içerisinden sanığa ait fotoğrafları gösterip suç tarihinde kendisinden ele geçirilen eroini veren kişi olarak sanığı teşhis etmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanığa atılı suçun, gerek tarafların yakalanış biçimi ile suç konusu uyuşturucu maddelerin ele geçiriliş şekli gerekse dosyadaki diğer deliller itibarıyla sabit olduğunun hiçbir şüpheye yer vermeyecek biçimde açık ve kesin bir şekilde ispatlandığının, bu bağlamda kollukta susma hakkını kullanan sanığın savcılıkta; tanıkta ele geçirilen suç konusu eroini kendisinin verdiğini ifade etmesinin, uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun ortaya çıkmasında sonuca etkili bir bilgi açıklaması niteliğinde olmadığının, bu nedenle sanık hakkında TCK’nın 192. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanma koşullarının bulunmadığının kabulü gerekmektedir. Bu itibarla, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin direnme kararına konu hükmünün, sanık hakkında TCK’nın 192. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanma koşullarının bulunmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin direnme gerekçesinin İSABETLİ OLMADIĞINA, 2- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 26.11.2021 tarihli ve 1892-1647 sayılı direnme kararına konu hükmünün, sanık hakkında TCK’nın 192. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanma koşullarının bulunmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 3- Dosyanın, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.05.2023 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.