5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 191

Türk Ceza Kanunu 191. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 191- (Değişik: 18/6/2014 – 6545/68 md.) (1) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. (Ek cümle:28/3/2023-7445/18 md.) Erteleme kararı kolluk birimlerine de bildirilir. (3) (Değişik:28/3/2023-7445/18 md.) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifi üzerine veya resen Cumhuriyet savcısının kararı ile altışar aylık sürelerle en fazla iki yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir. Cumhuriyet savcısı, erteleme süresi zarfında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığını tespit etmek için yılda en az iki defa şüphelinin ilgili kuruma sevkine karar verir. (4) Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, hâlinde, hakkında kamu davası açılır. (5) Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz. (6) Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez. (7) Şüpheli erteleme süresi zarfında dördüncü fıkrada belirtilen yükümlülüklere aykırı davranmadığı ve yasakları ihlal etmediği takdirde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. (8) Bu Kanunun; a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir. (9) Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanununun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır. (10) (Ek: 27/3/2015-6638/12 md.) Birinci fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır. Etkin pişmanlık

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

2.633 karar eşleşti
10. Ceza Dairesi, 2023/17421 E., 2025/4559 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 58.
10. Ceza Dairesi         2023/17421 E.  ,  2025/4559 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/292 E., 2021/254 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Aydın 6. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 58. maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verildiği hükmün, istinaf edilmeksizin 06.04.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 04.09.2023 tarihli ve 2023/15353 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.10.2023 tarihli ve KYB-2023/95761 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.10.2023 tarihli ve KYB-2023/95761 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Dosya kapsamına göre, sanığın incelemeye konu 15.07.2020 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan yapılan soruşturma sonunda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/6. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmeden Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının 20.07.2020 tarihli ve 2020/2688 sayılı iddianamesiyle Aydın 6. Asliye Ceza Mahkemesinde kamu davası açıldığı; yargılama neticesinde anılan Mahkemesinin 16.03.2021 tarihli ve 2020/292 esas, 2021/254 sayılı kararı ile sanığın mahkumiyetine karar verildiği, anılan kararın kanun yolu incelemesinden geçmeksizin kesinleştiği anlaşılmış ise de; Sanık hakkında, daha önce 25.03.2020 ve 01.07.2020 tarihlerinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan dolayı Aydın Cumhuriyet Başsavcılığınca 13.01.2023 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar verilmesi sonrasında, adı geçen sanığın uyuşturucu madde kullanmaya devam ettiği gerekçesiyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kaldırılarak kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda Aydın 3.Asliye Ceza Mahkemesinin 30.06.2021 tarihli ve 2020/909 esas, 2021/1667 sayılı kararı ile sanığın mahkumiyetine karar verildiği, verilen kararın istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 03.11.2022 tarihli ve 2022/2709 esas, 2022/4187 sayılı ilamı ile atılı suçun işlendiğine dair her türlü şüpheden uzak yeterli ve kesin delil bulunmadığından bahisle hükmün kaldırılarak, sanığın beraatine karar verildiği, Bu haliyle, 5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesinde yer alan "(6) Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez." şeklindeki düzenleme gereğince doğrudan kamu davası açılmasının dayanağı olan davada, sanığın beraatine karar verilmesi ve beraat kararının kesinleşmesi nedeniyle, beraate konu suç nedeniyle verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuki geçerliliği kalmadığından, Mahkemesince "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı" verilmeden açılmış olan incelemeye konu dosyada, yargılama şartı bulunmadığından, bu şartın gerçekleşmesini beklemek üzere "durma kararı" verilerek, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Aydın 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.03.2021 tarihli ve 2020/292 Esas, 2021/254 Karar sayılı kararının incelenmesinde: 1. Şüpheli hakkında, 15.07.2020 tarihinde işlediği iddia edilen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının 20.07.2020 tarihli ve 2020/13651 Soruşturma, 2020/3517 Esas, 2020/2688 sayılı iddianamesi ile Aydın 6. Asliye Ceza Mahkemesine, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı, iddianamede; sanık hakkında daha önce 06.07.2020 tarihinde Aydın 3. Asliye Ceza Mahkemesine 2020/909 Esas sayılı kamu davasının açıldığı, TCK'nın 191/6. maddesi gereğince yeniden erteleme kararı verilemeyeceği hususunun belirtildiği, 2. Yapılan yargılama sonucunda, Aydın 6.Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 16.03.2021 tarihli ve 2020/292 Esas, 2021/254 Karar sayılı kararı ile, sanığın, TCK'nın 191/1.maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK'nın 58/6. maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. B. Dayanak Aydın 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.06.2021 tarihli ve 2020/909 Esas, 2021/1667 Karar sayılı kararının incelenmesinde: 1. Sanığın 09.01.2020 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının 13.01.2020 tarihli kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın 19.03.2020 tarihinde kesinleştiği, 2. Sanığın erteleme süresi içerisinde 01.07.2020 tarihinde tekrar uyuşturucu madde bulundurması ve kullanması nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının 06.07.2020 tarihli ve 2020/804 Soruşturma, 2020/3174 Esas, 2020/2431 sayılı iddianamesi ile Aydın 3. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, 3. Sanık hakkında 25.03.2020 tarihli aynı nev'i eylemi nedeniyle açılan kamu davasının da 2020/909 Esas sayılı dava ile birleştirilmesine karar verildiği, 4. Aydın 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.06.2021 tarihli ve 2020/909 Esas, 2021/1667 Karar sayılı kararı ile, sanığın, TCK'nın 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın istinaf kanun yoluna başvurduğu, 5. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 03.11.2022 tarihli ve 2022/2709 Esas, 2022/4187 Karar sayılı kararı ile, mahkûmiyet hükmünün kaldırılmasına, sanığın 09.01.2020 tarihli suçtan beraatine, 25.03.2020 ve 01.07.2020 tarihli suçlardan erteleme kararı verilip verilmeyeceğinin takdiri için Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulmasına karar verildiği, beraat kararının 15.12.2022 tarihinde kesinleştiği, 6. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 03.11.2022 tarihli kararı ile bildirimde bulunulması üzerine, 25.03.2020 ve 01.07.2020 tarihi suçlardan Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının 13.01.2023 tarihli ve 2022/31014 Soruşturma, 2023/80 Karar sayılı kararı ile, beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve bir yıl süreyle tedaviye tabi tutulmak suretiyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, Anlaşılmıştır. C. Dosyalar kapsamına göre; Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan şüpheli hakkında 5237 sayılı TCK’nın 191/2-3. maddesi uyarınca verilen "kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararı takiben, TCK’nın 191/4. maddesinde yazılan durumlardan birinin gerçekleşmesi nedeniyle, erteleme kararının kaldırılarak kamu davası açılmasından sonra, şüphelinin yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlemesi halinde TCK’nın 191/6. maddesi uyarınca yeniden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemeyeceğinden ikinci suç nedeniyle doğrudan kamu davası açılacağı tartışmasızdır. Ancak; dayanak dosyada, erteleme kararının kaldırılarak açılan kamu davasında sanığın beraatına karar verilmesi ve beraat kararının kesinleşmesi halinde, beraata konu suç nedeniyle verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı hukuki geçerliliğini yitirecek ve sonraki suça ilişkin olarak TCK’nın 191/6. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine engel olmayacak, bu nedenle "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı verilmeden doğrudan açılmış olan kamu davasında kovuşturma şartı bulunmadığından kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere "durma kararı" verilmesi gerekecektir. Somut olayda; 09.01.2020 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca 13.01.2020 tarihinde verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlâl edilmesi nedeniyle 06.07.2020 tarihli iddianame ile kamu davası açılması üzerine, Aydın 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.06.2021 tarihli ve 2020/909 Esas, 2021/1667 Karar sayılı mahkûmiyet kararının İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 03.11.2022 tarihli ve 2022/2709 Esas, 2022/4187 Karar sayılı kararı ile kaldırılarak sanığın 09.01.2020 tarihli suçtan beraatine karar verildiği ve beraat kararının 15.12.2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, 5237 sayılı TCK’nın 191/6. maddesi gereğince doğrudan kamu davası açılmasının dayanağı olan davada, sanığın beraatine karar verilmesi ve beraat kararının kesinleşmesi nedeniyle, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuki geçerliliği kalmadığından, Mahkemesince "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı" verilmeden açılmış olan kamu davasında, kovuşturma şartı bulunmadığından, kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulması gerektiği gözetilmeden sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde ise de; Kanun yararına bozma incelemesi sırasında gelinen aşamada, sanık hakkında 25.03.2020 ve 01.07.2020 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemleri nedeniyle Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının 13.01.2023 tarihli ve 2022/31014 Soruşturma, 2023/80 Karar sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği anlaşılmakla, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturmalarda, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" amir hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sadece bir kez verilebileceği, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş ise, bunlardan usulüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği kabul edildiğinden ve yukarıda açıklandığı üzere incelemeye konu dosyaya dayanak alınan davada beraat kararı verildiği, bu durumda artık şüpheli hakkında önceki suçu nedeniyle verilmiş olan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının geçerliliğinin ortadan kalkmış olduğu ve kovuşturma şartının gerçekleşmediği gözetilerek, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesine kadar aynı suçtan işlenen tüm eylemlerin tek suç olarak ve cezanın belirlenmesinde TCK'nın 61. maddesi kapsamında alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edildiği de dikkate alınarak, Cumhuriyet başsavcılığı ve/veya mahkemelerden ilgili dosyaların getirtilip incelenmesi, usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının bulunup bulunmadığı belirlenip, derdest dava bulunması halinde davaların birleştirilmesi; hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise, gerektiğinde olağanüstü kanun yollarına başvurulabileceği, sonucuna göre, tüm deliller birlikte gözetilmek suretiyle, incelemeye konu eylem nedeniyle yeniden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilip verilmeyeceği veya eylemlerin tek suç, zincirleme suç ya da bağımsız suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra sanığın hukukî durumun belirlenmesi gerektiğinden, mahkûmiyet kararı verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Aydın 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.03.2021 tarihli ve 2020/292 Esas, 2021/254 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.04.2025 tarihinde karar verildi.

Diğer kararlar (4)

10. Ceza Dairesi, 2023/16477 E., 2025/1521 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen 10.05.2018 tarihli kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51/1.
10. Ceza Dairesi         2023/16477 E.  ,  2025/1521 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARARLAR : 1. Beraat 2. Kamu davasının düşmesi 3. Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararların kanun yararına bozulması Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen 14.04.2015 tarihli kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasında, 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca unsurları oluşmayan suçtan sanığın beraatine karar verildiği, hükmün, temyiz edilmeksizin 24.06.2015 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen 22.11.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasının, kovuşturma şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca düşmesine karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 21.12.2016 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen 10.05.2018 tarihli kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51/1. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin 03.07.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 26.07.2023 tarihli ve 2023/5054 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.09.2023 tarihli ve KYB-2023/90894 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.09.2023 tarihli ve KYB-2023/90894 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "1-Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.05.2018 tarihli ve 2017/523 esas, 2018/202 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; Dosya kapsamına göre, sanığın 09.08.2017 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediği iddiası ile yapılan soruşturma sonucunda, 5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmeden 13.11.2017 tarihli iddianame ile kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonunda Biga 1.Asliye Ceza Mahkemesince mahkûmiyetine karar verilmiş ise de, Sanık hakkında, daha önce 07.09.2014 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan dolayı Biga Cumhuriyet Başsavcılığınca 26.12.2014 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar verilmesi sonrasında, adı geçen sanığın uyuşturucu madde kullanmaya devam ettiği gerekçesiyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kaldırılarak, Biga Cumhuriyet Başsavcılığının 17.03.2015 tarihli ve 2015/288 sayılı iddianamesiyle kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.04.2015 tarihli ve 2015/404 esas, 2015/380 sayılı kararı ile, sanık hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair tebligatın sanığın doğrudan mernis adresine yapılması nedeniyle atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle beraatine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, akabinde bu kez sanık hakkında aynı eylem nedeniyle Biga Cumhuriyet Başsavcılığınca 27.10.2015 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar verildiği, sanığın tekrar uyuşturucu madde kullanması nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kaldırılarak, Biga Cumhuriyet Başsavcılığının 02.06.2016 tarihli ve 2016/515 sayılı iddianamesiyle kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.11.2016 tarihli ve 2016/289 esas, 2016/391 sayılı kararı ile, sanık hakkında Biga Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 27.10.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğ edilmemiş olması nedeniyle açılan kamu davasının düşmesine karar verildiği ve bu kararın da kesinleştiği, Bu haliyle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesinin 2. fıkrasında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu nedeniyle yapılan soruşturmalarda beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verileceği, 4. fıkrasında erteleme kararının kaldırılarak kamu davası açılması gereken durumlar sayılarak, maddenin 6. fıkrasında ise "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez." şeklindeki düzenleme gereğince sanık hakkında 07.09.2014 tarihli ilk eylemi sebebiyle verilmiş olan bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının bulunmadığı, bundan sonra sanık hakkında verilecek ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına kadar olan tüm suçlara ilişkin soruşturma dosyalarının birleştirilerek bu suçların hepsine ilişkin olarak tek bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekeceğinden, Cumhuriyet Savcılıklarınca soruşturma dosyalarının birleştirilmesinin temini amacıyla durma kararı verilerek gereği için ilgili Cumhuriyet Savcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde, 2-Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.04.2015 tarihli ve 2015/404 esas, 2015/380 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; Dosya kapsamına göre, sanık hakkında 07.09.2014 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı Biga Cumhuriyet Başsavcılığınca 26.12.2014 tarihli ve 2014/2133 soruşturma, 2014/1 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar verilmesi sonrasında, adı geçen sanığın yükümlülüklerine uymamakta ısrar ettiğinin bildirilmesi üzerine kamu davası açılması neticesinde yapılan yargılama sonucunda, sanık hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair tebligatın sanığın doğrudan mernis adresine yapılması nedeniyle atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle sanığın beraatine karar verilmiş ise de, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesinin 1. fıkrası uyarınca sanığın cezalandırılması istemiyle açılan davada aynı maddenin 4. fıkrasında sayılan kovuşturma şartlarının gerçekleşmediğinin anlaşılması durumunda, Mahkeme tarafından 5 yıllık erteleme süresi zarfında gerçekleşmesi muhtemel olan dava şartının gerçekleşmesini beklemek üzere 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesi gereğince kamu davasının durmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde beraat kararı verilmesinde, 3-Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.11.2016 tarihli ve 2016/289 esas, 2016/391 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede, Sanık hakkında verilen Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.04.2015 tarihli ve 2015/404 esas, 2015/380 sayılı beraat kararı akabinde, yine 07.09.2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı Biga Cumhuriyet Başsavcılığınca 27.10.2015 tarihli ve 2015/1521 soruşturma, 2015/49 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar verilmesi sonrasında, adı geçen sanığın yükümlülüklerine uymamakta ısrar ettiğinin bildirilmesi üzerine kamu davası açılması neticesinde yapılan yargılama sonucunda, sanık hakkında Biga Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 27.10.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğ edilmemiş olması nedeniyle açılan kamu davasının düşmesine karar verilmiş ise de, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesinin 1. fıkrası uyarınca sanığın cezalandırılması istemiyle açılan davada aynı maddenin 4. fıkrasında sayılan kovuşturma şartlarının gerçekleşmediğinin anlaşılması durumunda, Mahkeme tarafından 5 yıllık erteleme süresi zarfında gerçekleşmesi muhtemel olan dava şartının gerçekleşmesini beklemek üzere 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesi gereğince kamu davasının durmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde düşme kararı verilmesinde, İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/404 Esas ve 2015/380 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; 1. Şüpheli hakkında, 07.09.2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Biga Cumhuriyet Başsavcılığının 26.12.2014 tarihli ve 2014/2133 Soruşturma, 2014/1 Karar sayılı kararı ile; 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararın şüpheliye usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek infazı için Çanakkale Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, 2. Şüphelinin yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar ettiği gerekçesiyle erteleme kararının kaldırılarak Biga Cumhuriyet Başsavcılığının 17.03.2015 tarihli ve 2014/2133 Soruşturma, 2015/288 Esas, 2015/288 sayılı iddianamesi ile Biga Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, 3. Biga Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 14.04.2015 tarihli ve 2015/404 Esas, 2015/380 Karar sayılı kararı ile, çağrı yazısı tebliğinin usulsüz olduğu gerekçesiyle, yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca unsurları oluşmayan suçtan sanığın beraatine, karar kesinleştiğinde sanık hakkında TCK'nın 191. maddesi doğrultusunda gereğinin takdir ve ifası için dosyanın onaylı suretinin Biga Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verildiği, beraat kararının temyiz edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. B. Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/289 Esas ve 2016/391 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; 1. Beraat kararının kesinleşmesinden sonta Biga Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulması üzerine; şüpheli hakkında beraat kararına konu 07.09.2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Biga Cumhuriyet Başsavcılığının 27.10.2015 tarihli ve 2015/1521 Soruşturma, 2015/49 Karar sayılı kararı ile; 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulmasına karar verildiği, kararın şüpheliye tebliğ edilemediği, tedbirin infazı için Çanakkale Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, 2. Şüphelinin yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar ettiği gerekçesiyle erteleme kararının kaldırılarak Biga Cumhuriyet Başsavcılığının 02.06.2016 tarihli ve 2015/1521 Soruşturma, 2016/520 Esas, 2016/515 sayılı iddianamesi ile Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, 3. Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 22.11.2016 tarihli ve 2016/289 Esas, 2016/391 Karar sayılı kararı ile, erteleme kararının şüpheliye tebliğ edilmediği, kovuşturma şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca davanın düşmesine karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. C. Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/523 Esas ve 2018/202 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; Şüpheli hakkında, 09.08.2017 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Biga Cumhuriyet Başsavcılığının 13.11.2017 tarihli ve 2017/2129 Soruşturma, 2017/755 Esas, 2017/749 sayılı iddianamesi ile Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesine, daha önce 2014/2133 ve 2015/1521 sayılı soruşturma dosyalarında erteleme kararları verildiği, ihlâl nedeniyle dava açıldığı, yeniden erteleme kararı verilemeyeceği belirtilerek TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı, Yapılan yargılama sonucunda Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 10.05.2018 tarihli ve 2017/523 Esas, 2018/202 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51/1. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. D. Dosyalar kapsamına göre; 1. Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.04.2015 tarihli ve 2015/404 Esas, 2015/380 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede: Mahkemece, denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında Denetimli serbestlik Müdürlüğünce çıkarılan çağrı yazısı tebligatının usulsüz olduğu gerekçesiyle sanığın beraatine karar verilmiş ise de, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesinde yer alan, "Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında ..beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir.", üçüncü fıkrasında "Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır." ve dördüncü fıkrasının (a) bendinde "Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,...hâlinde, hakkında kamu davası açılır." şeklinde ve 5271 sayılı CMK'nın 223/2. maddesinde yer alan, "Beraat kararı; a) Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması, b) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması, c) Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması, d) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması, e) Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması, hallerinde verilir." şeklindeki ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinde yer alan, "Türk Ceza Kanunu'nda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklindeki düzenlemeler dikkate alındığında; Mahkemesince, ısrar şartının gerçekleşmediği gerekçesi ile beraat kararı verilemeyeceği, ısrar şartının gerçekleşmesini beklemek üzere durma kararı verilmesi gerektiği, hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş olan sanık hakkında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar ettiğine ilişkin şekil şartı yerine getirilmediği gerekçesiyle beraat kararı verilmesi halinde aynı suçtan tekrar kovuşturma yapılmasının mümkün olmayacağı, bu halde kamu davasının açılması bir şarta (yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etme şartına) bağlanmış olduğundan, mahkemece ısrar şartının gerçekleşmediği kanaatine varılması durumunda, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca "durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın beraatine karar verilmesi Kanun'a aykırıdır. Ayrıca, dosyanın kesin olarak sonuçlandırılması ve davanın esasını çözen beraat kararıyla yargılama sonlandırıldıktan sonra, sanki durma kararı verilmişcesine gereği için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilerek hükmün karıştırılması da, Kanun'a aykırı olup sanık lehine verilmiş olan ve davanın esasını çözen bu karardan dolayı yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere, hukuka aykırılığa işaret edilerek kanun yararına bozma isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir. 2. Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.11.2016 tarihli ve 2016/289 Esas, 2016/391 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede: Mahkemece, erteleme kararının şüpheliye tebliğ edilmediği, kovuşturma şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca davanın düşmesine karar verilmiş ise de, Beraat kararıyla sonuçlanan 07.09.2014 tarihli eylem nedeniyle, suç duyurusu üzerine yeniden soruşturma konusu yapılarak erteleme kararı verilmesi ve yükümlülüklerine uygun davranmaması nedeniyle kamu davası açılması ve kovuşturma konusu yapılması Kanun'a aykırı olup, 5271 sayılı CMK'nın 223/7. maddesiinde yer alan; "Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir" düzenlemesi karşısında, Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.04.2015 tarihli ve 2015/404 Esas, 2015/380 Karar sayılı "beraat" kararı Kanun'a aykırı ise de, sanık lehine verilmiş olan ve davanın esasını çözen bu karardan dolayı yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere, hukuka aykırılığa işaret edilerek kanun yararına bozulması gerektiği de dikkate alınarak, mükerrer açılan davada 5271 sayılı CMK'nın 223/7. maddesi uyarınca "davanın reddine" karar verilmesi gerektiği gözetilmeden düşme kararı verilmesi, Kanun'a aykırı olduğundan, sanık lehine verilmiş olan ve davanın esasını çözen bu karardan dolayı yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere, hukuka aykırılığa işaret edilerek kanun yararına bozma istemi kısmen değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür. Mahkemenin kabulüne göre de, 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinde sayılan kovuşturma şartlarının gerçekleşmediğinin anlaşılması durumunda, beş yıllık erteleme süresi zarfında gerçekleşmesi muhtemel olan dava şartının gerçekleşmesini beklemek üzere 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin 2. cümlesi gereğince kamu davasının durmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde düşme kararı verilmesi de Kanun'a aykırıdır. 3. Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.05.2018 tarihli ve 2017/523 Esas, 2018/202 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; Sanığın 09.08.2017 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediği iddiası ile yapılan soruşturma sonucunda, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmeden doğrudan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonunda mahkûmiyetine karar verilmiş ise de, Sanık hakkında, daha önce 07.09.2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı Biga Cumhuriyet Başsavcılığınca 26.12.2014 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar verilmesi sonrasında, ihlâl nedeniyle ertelenmesi kararı kaldırılarak, Biga Cumhuriyet Başsavcılığının 17.03.2015 tarihli iddianamesiyle açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.04.2015 tarihli kararı ile, sanığın beraatine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, akabinde bu kez sanık hakkında aynı eylem nedeniyle Biga Cumhuriyet Başsavcılığınca 27.10.2015 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar verildiği, ihlâl nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kaldırılarak, Biga Cumhuriyet Başsavcılığının 02.06.2016 tarihli iddianamesiyle kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.11.2016 tarihli kararı ile, sanık hakkında Biga Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 27.10.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğ edilmemiş olması nedeniyle açılan kamu davasının düşmesine karar verildiği ve bu kararın da kesinleştiği, Bu haliyle, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu nedeniyle yapılan soruşturmalarda beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verileceği, aynı Kanun'un 191/4. maddesinde erteleme kararının kaldırılarak kamu davası açılması gereken durumlar sayılarak, aynı Kanun'un 191/6. maddesinde ise "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez." şeklindeki düzenleme gereğince sanık hakkında 07.09.2014 tarihli ilk eyleminden verilmiş olan beraat ve düşme kararları nedeniyle hukuken geçerli bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının bulunmadığı, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesindeki kovuşturma şartının gerçekleşmediği, 07.09.2014 tarihli eylem nedeniyle beraat kararı verilmiş ve kesinleşmiş olması nedeniyle artık bu eylem yönünden soruşturma ve kovuşturma yapılamayacağı da gözetilerek yalnızca 09.08.2017 tarihli eylem nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekeceğinden, durma kararı verilerek gereği için ilgili Cumhuriyet savcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi Kanun'a aykırı olup Kanun yararına bozma istemi yerindedir. Ancak; Sanığın adli sicil kaydı ve UYAP kayıtlarının incelenmesinde, sanık hakkında 27.11.2019 tarihli aynı nev'i suç nedeniyle Biga Cumhuriyet Başsavcılığının 28.07.2023 tarihli ve 2023/2238 Soruşturma, 2023/61 Karar sayılı yeni bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği anlaşılmakla, Dairemiz yerleşik uygulamalarına göre, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturmalarda, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" amir hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sadece bir kez verilebileceği, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş ise, bunlardan usulüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği, esas alınan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesine kadar aynı suçtan işlenen tüm eylemlerin tek suç olarak ve TCK'nın 61. maddesi kapsamında alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edildiğinden, Biga Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/2238 Soruşturma sayılı dosyasının, dava açılmış ise mahkeme dosyalarının getirtilip dosya arasına alınması, usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının bulunup bulunmadığı belirlenip, dosyaların derdest ise incelemeye konu dava dosyası ile birleştirilmesi; hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise, gerektiğinde olağanüstü kanun yollarına başvurulabileceği, sonucuna göre, tüm deliller birlikte gözetilmek suretiyle, incelemeye konu eylem nedeniyle yeniden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilip verilmeyeceği ya da incelemeye konu eylemin ihlal niteliğinde eylem olup olmadığı veya eylemlerin tek suç, ayrı suç veya zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra hukukî durumun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.04.2015 tarihli ve 2015/404 Esas, 2015/380 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (c) bendi uyarınca yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere, gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, C. Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.11.2016 tarihli ve 2016/289 Esas, 2016/391 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (c) bendi uyarınca yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere, gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, D. Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.05.2018 tarihli ve 2017/523 Esas, 2018/202 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.02.2025 tarihinde karar verildi.
10. Ceza Dairesi, 2023/22152 E., 2025/5768 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı CMK'nın 231/8.
10. Ceza Dairesi         2023/22152 E.  ,  2025/5768 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/972 E., 2019/443 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Şanlıurfa 9. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı CMK'nın 231/8. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve hükmün, itiraz edilmeksizin 30.04.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 30.10.2023 tarihli ve 2022/24919 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.11.2023 tarihli ve KYB-2023/115415 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28.11.2023 tarihli ve KYB-2023/115415 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.04.2018 tarihli ve 2014/15-487 Esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği gözetilerek yapılan incelemede; Dosya kapsamına göre, her ne kadar sanık hakkında aynı suçtan Şanlıurfa 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/149 Esas sayılı dosyasının derdest bulunması sebebiyle 5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesine istinaden kamu davası açılmış ise de, Şanlıurfa 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.03.2018 tarihli ve 2018/149 Esas, 2018/300 sayılı kararı ile sanığın beraatine karar verildiği, bu durumda incelemeye konu Şanlıurfa 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/972 Esas sayılı dava bakımından da kovuşturma şartının gerçekleşmediği cihetle, kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 14.01.2018 tarihli eylemi nedeniyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 11.05.2018 tarihli ve 2018/17838 Soruşturma, 2018/5220 Esas, 2018/3226 sayılı iddianamesi ile, "şüpheli hakkında Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından aynı suçtan 2017/7658 soruşturma numaralı dosya üzerinden soruşturma yapıldığı, şüpheli hakkında 191/4.a maddesi gereğince 18.01.2018 tarih ve 2018/562 numaralı iddianame ile Şanlıurfa 9. Asliye Ceza Mahkemesi'ne kamu davası açıldığı, bu davanın da 2018/149 esas sayılı dosya üzerinden görülmekte olduğu, şüphelinin bu dosyaya konu eylemini 14.01.2018 tarihinde, yani Şanlıurfa 9. Asliye Ceza Mahkemesi'ne kamu davası açılan iddianame tarihinden önce işlediği, dolayısıyla şüphelinin bu eyleminin hakkında verilen erteleme kararı ile denetim ve tedavi kararının ihlali mahiyetinde olduğu" gerekçesi ile birleştirme talepli kamu davası açıldığının belirtildiği, B. Yapılan yargılama sonucunda; Şanlıurfa 9. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 11.04.2019 tarihli ve 2018/972 Esas, 2019/443 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı CMK'nın 231/8. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve hükmün, itiraz edilmeksizin kesinleştiği, C. Dosya arasında bulunan dayanak Şanlıurfa 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/149 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; 1. Şüpheli hakkında, 26.01.2017 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 06.09.2017 tarihli kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, şüphelinin kendisine yüklenen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere çağrıya uymayarak uygun davranmadığından bahisle erteleme kararı kaldırılarak, Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 18.01.2018 tarihli iddianamesi ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Şanlıurfa 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.03.2018 tarihli ve 2018/149 Esas, 2018/300 Karar sayılı kararı ile sanığın beraatine karar verildiği, beraat kararının istinaf edilmeksizin 10.04.2018 tarihinde kesinleştiği, Anlaşılmıştır. D. Dosya kapsamına göre; Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan şüpheli hakkında 5237 sayılı TCK’nın 191/2-3. maddesi uyarınca verilen "kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararı takiben, 5237 sayılı TCK’nın 191/4. maddesinde yazılan durumlardan birinin gerçekleşmesi nedeniyle, erteleme kararının kaldırılarak kamu davası açılmasından sonra, şüphelinin yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlemesi halinde 5237 sayılı TCK’nın 191/6. maddesi uyarınca yeniden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemeyeceğinden ikinci suç nedeniyle doğrudan kamu davası açılacağı tartışmasızdır. Ancak; dayanak dosyada, erteleme kararının kaldırılarak açılan kamu davasında sanığın beraatına karar verilmesi ve beraat kararının kesinleşmesi halinde, beraata konu suç nedeniyle verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı hukuki geçerliliğini yitirecek ve sonraki suça ilişkin olarak 5237 sayılı TCK’nın 191/6. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine engel olmayacak, bu nedenle "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı verilmeden açılmış olan kamu davasında kovuşturma şartı bulunmadığından kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere "durma kararı" verilmesi gerekecektir. Somut olayda; sanık hakkında önceden işlemiş olduğu aynı nev'iden suç nedeniyle açılmış bir kamu davası olduğundan, yargılama konusu 14.01.2018 tarihli suçtan dolayı kamu davası açılması üzerine, Şanlıurfa 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.04.2019 tarihli kararı ile sanığın mahkûmiyetine karar verilmiş ise de; sanık hakkında daha önceden 26.01.2017 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 06.09.2017 tarihli kararı ile verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlâl edildiğinden bahisle açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Şanlıurfa 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.03.2018 tarihli ve 2018/149 Esas, 2018/300 Karar sayılı kararı ile sanığın beraatına karar verildiği ve beraat kararının kesinleştiği, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi gereğince doğrudan kamu davası açılmasının dayanağı olan davada, sanığın beraatine karar verilmesi ve beraat kararının kesinleşmesi nedeniyle, beraate konu suç nedeniyle verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuki geçerliliği kalmadığından, Mahkemesince "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı" verilmeden açılmış olan kamu davasında, kovuşturma şartı bulunmadığından, kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulması gerektiği gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde ise de; Kanun yararına bozma istemine konu Şanlıurfa 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.04.2019 tarihli ve 2018/972 Esas, 2019/443 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içinde 05.03.2020 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen mahkûmiyet kararının kesinleştiğinin ihbar olunması üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, Şanlıurfa 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.06.2021 tarihli ve 2021/700 Esas, 2021/918 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen hüküm açıklanarak, 5237 sayılı TCK'nın 191/1., 62. ve 53. maddeleri uyarınca hükmedilen 1 yıl 8 ay hapis cezasına karar verildiği ve hükmün, istinaf edilmeksizin 01.07.2021 tarihinde kesinleştirildiği anlaşıldığından, Şanlıurfa 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.06.2021 tarihli ve 2021/700 Esas, 2021/918 Karar sayılı hükmü hakkında belirlenen husus yönünden de kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Gerekçe bölümünde tespit edilen husus yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.05.2025 tarihinde karar verildi.
10. Ceza Dairesi, 2023/17422 E., 2025/4911 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı CMK'nın 231/5.
10. Ceza Dairesi         2023/17422 E.  ,  2025/4911 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/357 E., 2018/144 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Anadolu 56. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 19.04.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 18.08.2023 tarihli ve 2023/8593 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.09.2023 tarihli ve KYB-2023/94378 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.09.2023 tarihli ve KYB-2023/94378 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.04.2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği nazara alınarak yapılan incelemede, Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 09.12.2019 tarihli ve 2019/2360 esas, 2019/7718 karar sayılı ve aynı Dairenin 24.02.2020 tarihli ve 2020/250 esas, 2020/1242 karar sayılı ilâmları ile benzer diğer ilâmlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik şüphelinin 15 gün içinde Sulh Ceza Hâkimliğine itiraz hâkkının bulunduğu ve erteleme kararında itiraz hâkkı ile itiraz süresi ve merciinin gösterilmesi gerektiği, itiraz hâkkı bulunduğu hususunu içerir bahse konu karar kendisine hiç tebliğ edilmeyen yahut usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeyen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, anılan kararın infazına başlanmış olmasının hatta tedbirin infazının tamamlanmasının da bir önem arz etmediği, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesinde yer alan, "Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında ... beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir." şeklindeki, 191/3. maddesinde "Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır." ve 191/4. maddesinde “Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması hâlinde, hakkında kamu davası açılır." ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddesinde yer alan, "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklindeki düzenlemeler karşısında, mahkemece kovuşturma şartının henüz gerçekleşmediği kanaatine varılması durumunda 5271 Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesi uyarınca durma kararı verilmesi gerektiği, Somut olayda, sanık hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcığılınca verilen 17/03/2017 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karara karşı kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceği hususlarını açıkça belirten meşruhatlı davetiye de gönderilmediğinin anlaşılması karşısında, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kendisine usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi yapılmadan, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararın da kendisine tebliğ edilmeyen sanık hakkında açılan kamu davasında mahkemesince durma kararı verilerek, geçerli tebligat işlemleri yapılarak denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi, denetimli serbestlik tedbirine uygun davranılmaması hâlinde yargılamaya devamla işin esasına girilerek hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemişir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 17.01.2017 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 17.03.2017 tarihli ve 2017/28533 Soruşturma, 2017/1771 Karar sayılı kararı ile; 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve denetimli serbestlik süresi içerisinde tedaviye tabi tutulmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağını ihtarına karar verildiği kararda, karara karşı başvurulabilecek itiraz kanun yolunun gösterilmediği, kararın, şüpheliye 30.03.2017 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, tedbirin infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. İnfaz işlemleri devam ederken şüphelinin 27.05.2017 tarihinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurması nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 17.08.2017 tarihli ve 2017/28533 Soruşturma, 2017/29786 Esas, 2017/24388 sayılı iddianamesi ile İstanbul Anadolu 56. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, C. Yapılan yargılama sonucunda, İstanbul Anadolu 56. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 13.02.2018 tarihli ve 2017/357 Esas, 2018/144 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. D. 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu kararla birlikte verilebilecek olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik herhangi bir kanun yolu öngörülmemiş ise de; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddenin 2. cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda sanığa, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, sanık hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 17.03.2017 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin karar şüpheliye tebliğ edilmiş ise de, kararda itiraz kanun yolunun gösterilmediği, sanığa anılan karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru hakkı tanınmadığı, bu nedenle kararın kesinleşmediği, kararın kesinleşmemesi nedeniyle, müdürlükçe yapılan işlemler hukuki sonuç doğurmayacağı gibi ihlâl kabul edilen eylemin erteleme süresi içerisinde işlendiğinden söz edilemeyeceği, 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinde düzenlenen kovuşturma şartlarının gerçekleşmediği anlaşıldığından; mahkemesince, kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı, tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. İstanbul Anadolu 56. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.02.2018 tarihli ve 2017/357 Esas, 2018/144 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.04.2025 tarihinde karar verildi.
10. Ceza Dairesi, 2023/17418 E., 2025/4556 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Asliye Ceza Mahkemesinin 18.06.2019 tarihli kararı müteakip, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uyduğundan bahisle 5237 sayılı Kanun’un 191/5. maddesi uyarınca kamu davasının düşürülmesine ilişkin Küçükçekmece 15.
10. Ceza Dairesi         2023/17418 E.  ,  2025/4556 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/121 E., 2019/420 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Küçükçekmece 15. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 17.08.2023 tarihli ve 2023/15465 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.09.2023 tarihli ve KYB-2023/94979 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.09.2023 tarihli ve KYB-2023/94979 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Küçükçekmece 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.06.2019 tarihli kararı müteakip, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uyduğundan bahisle 5237 sayılı Kanun’un 191/5. maddesi uyarınca kamu davasının düşürülmesine ilişkin Küçükçekmece 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.06.2021 tarihli ve 2019/121 esas, 2019/420 sayılı kararının, Küçükçekmece 15.Asliye Ceza Mahkemesinin 18.06.2019 tarihli ve 2019/121 esas, 2019/420 sayılı kararın kanun yararına bozulması halinde yok hükmünde olacağı değerlendirilerek yapılan incelemede; Dosya kapsamına göre, sanığın 06.04.2018 ve 11.03.2018 tarihli eylemlerinden dolayı Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kamu davası açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, bu kararın 06.07.2018 tarihinde tebliğ edilmesi sonrası erteleme süresi içerisinde yeniden uyuşturucu madde kullanması nedeniyle 06.09.2018 tarihli eylemi ihlal kabul edilerek 11.02.2019 tarihinde Küçükçekmece 15.Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/121 esas sayılı dosyasına kamu davasının açıldığı, 12.09.2018 tarihli eylemin kovuşturma aşamasında bu dosya ile birleştirildiği, mahkemesince yapılan yargılama sonunda, sanık hakkındaki kamu davası açılmasının ertelenmesi kararının 19.10.2018 tarihinde kesinleştiği, 06.09.2018 ve 12.09.2018 tarihli eylemlerin ihlal olamayacağı gerekçesi ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verdiği anlaşılmış ise de; 5721 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. fıkrasında yer alan, "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklindeki düzenlemeye göre, mahkemece kovuşturma şartının henüz gerçekleşmediği kanaatine varılması durumunda 5271 Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesi uyarınca durma kararı verilmesi gerektiğinin anlaşılması karşısında, somut incelemeye konu dosyada, mahkemesince açılan kamu davası hakkında durma kararı verilerek yükümlü hakkında hükmolunan denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 11.03.2018 ve 06.04.2018 tarihlerinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 11.06.2018 tarihli ve 2018/19404 Soruşturma, 2018/982 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararın şüpheliye 06.07.2018 tarihinde tebliğ edilerek 19.10.2018 tarihinde infazı için Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Şüphelinin 06.09.2018 tarihinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurması nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 11.02.2019 tarihli ve 2018/19404 Soruşturma, 2019/2643 Esas, 2019/2463 sayılı iddianamesi ile Küçükçekmece 15. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, C. Yine şüpheli hakkında, 12.09.2018 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 10.05.2019 tarihli ve 2019/20204 Soruşturma, 2019/7496 Esas, 2019/6922 sayılı idddianamesi ile birleştirme talepli açılan kamu davasının, Küçükçekmece 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.05.2019 tarihli ve 2019/343 Esas, 2019/332 Karar sayılı birleştirme kararı ile 2019/121 Esas sayılı dava ile birleştirilmesine karar verildiği, D. Yapılan yargılama sonucunda, Küçükçekmece 15. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 18.06.2019 tarihli ve 2019/121 Esas, 2019/420 Karar sayılı kararı ile, 5560 sayılı Kanun ile değişik TCK'nın 191/1-2-3. maddesi dikkate alınarak tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri altına alınmasına karar verildiği, kararın 05.07.2019 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği ve infaza gönderildiği, E. Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 29.04.2021 tarihli ve 201976895 DS sayılı yazısı ile infazın 28.04.2021 tarihinde tamamlandığının bildirilmesi üzerine, Küçükçekmece 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.06.2021 tarihli ek kararı ile, TCK'nın 191/5. maddesi uyarınca davanın düşmesine karar verildiği, düşme kararının 30.06.2021 tarihinde istinaf edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır. F. Dosya kapsamına göre, sanığın 11.03.2018 ve 06.04.2018 tarihli eylemlerinden dolayı Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı 06.07.2018 tarihinde tebliğ edilmiş, erteleme süresi içerisinde yeniden uyuşturucu madde bulundurması nedeniyle 06.09.2018 tarihli eylemi ihlâl kabul edilerek açılan kamu davası ile 12.09.2018 tarihli eylem nedeniyle açılan davanın birleştirilmesine karar verilmiştir. Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda, kamu davası açılmasının ertelenmesi kararının 19.10.2018 tarihinde kesinleştiği, 06.09.2018 ve 12.09.2018 tarihli eylemlerin ihlâl olamayacağı gerekçesiyle tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiş ise de; Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının 06.07.2018 tarihinde tebliğ edildiği, 15 günlük itiraz süresinin son gününün adli tatile rastlaması nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 331/4. maddesi uyarınca tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılacağı, bu durumda 06.09.2018 tarihli eylem erteleme süresi içerisinde işlendiğinden ihlal niteliğinde olduğu, 12.09.2018 tarihli eylemin ise zincirleme suç oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, Kabule göre de; 5721 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinde yer alan, "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklindeki düzenlemeye göre, mahkemece kovuşturma şartının henüz gerçekleşmediği kanaatine varılması durumunda 5271 CMK'nın 223/8. maddesinin 2.cümlesi uyarınca durma kararı verilmesi gerektiğinin anlaşılması karşısında, incelemeye konu dosyada, "durma" kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi, Kanuna aykırı ise de; Küçükçekmece 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.06.2019 tarihli tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazının tamamlanmasını takiben, Küçükçekmece 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.06.2021 tarihli ek kararı ile, sanığın yükümlülüklerine uygun davrandığı gerekçesiyle TCK'nın 191/5. maddesi uyarınca davanın düşmesine karar verildiğinin ve düşme kararının kesinleştiğinin anlaşılması karşısında, kamu davasının düşmesine ilişkin kararın yok hükmünde sayılamayacağı, kesinleşen bir hükmün, ancak yargılamanın yenilenmesi veya sonradan yürürlüğe giren ve sanık lehine olan kanun gereğince uyarlama yapılması veya Yargıtay tarafından kanun yararına bozulması ya da kanunun açık bir hükmü gereğince değiştirilebileceği, bu nedenle "düşme" kararının hukuki değerden yoksun sayılamayacağı, kaldı ki; düşme kararına karşı kanun yararına bozma talep edilmiş olsa bile, sanık lehine verilmiş olan ve davanın esasını çözen bu karardan dolayı yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere, hukuka aykırılığa işaret edilerek kanun yararına bozulmasına karar verileceğinin anlaşılması karşısında, düşme kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı hukuki geçerliliğini yitireceğinden sanığın sonraki aynı nev'i eylemi nedeniyle yeni bir erteleme kararı verilmesi gerektiği de gözetildiğinde, Küçükçekmece 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.06.2019 tarihli ve 2019/121 Esas, 2019/420 Karar sayılı kararının kanun yararına bozulmasında hukuki yarar kalmadığından, Kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.04.2025 tarihinde karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ceza Hukuku Özel Hükümler

Üniversite öğrencisi (A), final sınavları dönemindeki stresini azaltmak amacıyla arkadaşı (B)'den bir miktar esrar satın almıştır. (A), satın aldığı maddeyi evine götürüp kullanmayı planlarken, fakülte binasının çıkışında devriye gezen polis ekiplerince şüphe üzerine durdurulmuştur. Yapılan üst aramasında, (A)'nın sırt çantasında Yargıtay içtihatları uyarınca kişisel kullanım sınırları dahilinde olduğu anlaşılan esrar maddesi ele geçirilmiştir. (A) ifadesinde, maddeyi satma veya başkasına verme gibi bir amacının kesinlikle olmadığını, yalnızca kendisinin kullanmak için satın aldığını samimi bir şekilde ikrar etmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'na göre, (A)’nın fiili aşağıdaki suçlardan hangisini oluşturur?

A) Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçuna iştirak (TCK m. 188)
B) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma (TCK m. 190)
C) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak (TCK m. 191)
D) Etkin pişmanlık koşulları oluştuğundan cezaya hükmolunmaması gereken bir fiil (TCK m. 192)
E) Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti (TCK m. 188)

Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol