5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 205

Türk Ceza Kanunu 205. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 205- (1) Gerçek bir resmi belgeyi bozan, yok eden veya gizleyen kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Suçun kamu görevlisi tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

28 karar eşleşti
11. Ceza Dairesi, 2021/4983 E., 2024/2962 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
Yeşilova Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.03.2016 tarihli ve 2016/61 Esas, 2016/105 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 205 inci maddesinin birinci fıkrası, 53,58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
11. Ceza Dairesi         2021/4983 E.  ,  2024/2962 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/61 E., 2016/105 K. SUÇ : Resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yeşilova Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.03.2016 tarihli ve 2016/61 Esas, 2016/105 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 205 inci maddesinin birinci fıkrası, 53,58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği, suçun unsurlarının oluşmadığı, şüpheden sanık yararlanacağı, lehe hükümlerin uygulanmadığı, kararın bozulmasına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Sanık ...'in çalıntı olduğunun tespitini engellemek için suça konu motorsikletin şase numarasını sert bir cisim ile kazıyarak okunamaz ve tespit edilmez hale getirdiği, daha sonra bu motorsikleti diğer temyiz dışı sanık ...'ın sanık ...'den satın aldığı, bu şekilde sanığın atılı suçu işlediği iddia ve kabul olunan somut olayda, temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur. IV. GEREKÇE Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; Davaya konu motosikletin motor ve şase numaraları üzerinde kriminal inceleme yaptırılıp suça konu motosikletin trafik siciline kayıtlı olup olmadığı araştırılarak kayıtlı olduğunun tespiti hâlinde, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 205 inci maddesinde düzenlenen resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçunu, kayıtlı olmaması hâlinde ise, aynı Kanun'un 208 inci maddesinde düzenlenen özel belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçunu oluşturabileceği gözetilmeden eksik araştırma ile hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ilk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, üye ...'ın değişik gerekçesi ile sair yönlerinden oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.03.2024 tarihinde karar verildi. DEĞİŞİK GEREKÇE (2021/4983) Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçu 5237 sayılı TCK’nin 205 inci maddesinde; “Gerçek bir resmi belgeyi bozan, yok eden veya gizleyen kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Suçun kamu görevlisi tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır”, Özel belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçu ise 208.Maddesinde; "Gerçek bir özel belgeyi bozan, yok eden veya gizleyen kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelere göre resmi ya da özel belgeyi bozma, yok etme ve gizleme fiilleri, belgede sahtecilik suçlarından ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Suçun konusu, hukuken geçerli yani gerçek bir resmi yada özel belge olup gerçek belge, bir olayı kanıtlama gücü bulunan hukuki sonuç doğurmaya elverişli olan belgedir. Suçu oluşturan seçimlik hareketler, gerçek bir belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemektir. Belgeyi bozmak; belgenin içeriğindeki bilgilerin anlaşılamaz, kullanılamaz hâle getirilmesi suretiyle belgeden faydalanma imkânının ortadan kaldırılması, başka bir deyişle belgenin delil değerini bozan davranışlarda bulunulmasıdır. Resmi ya da özel belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçlarında failin amacı, belgenin kanıt olarak kullanılmasını önlemektir. Fail belgeyi tahrif ederek, değiştirerek kendisi kullanmayı amaçlıyor ise unsurlarının bulunması halinde resmi ya da özel belgede sahtecilik suçu oluşacaktır. Nitekim bu husus Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Dairemiz içtihatlarında; " şikâyetçinin artık nüfus cüzdanını kullanma imkânının bulunmadığı inancıyla kendi kimliğini gizlemek amacıyla bu cüzdanı tahrif eden sanığın, şikâyetçinin nüfus cüzdanından faydalanma olanağını ortadan kaldırma iradesi ile hareket etmediği, bu nedenle sözü edilen suçun unsurlarının da oluşmadığı kabul edilmelidir." (CGK-14.11.2017-2017/866-2017/466) "Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçu ile ilgili olarak sanığın, aracın plakasını değiştirmek için çalışmalar yaptığının iddia olunması, alınan bilirkişi raporundan şasi numarasının başka araçtan kesildikten sonra kaynakla monte edildiğinin ancak “Kahverengi araca sonradan kaynakla monte edilen şasi numarasının bulunduğu bölümün etrafındaki kaynak izlerinin taşlanarak üzerine macun çekilmesi suretiyle gözükmez hale gelmesini müteakip aracın gövde rengine boyanması neticesinde yapılacak bu değişikliğin iğfal kabiliyetini haiz olacağı” kanaatine varıldığının açıklanması karşısında; sanığın kastının gerçek bir resmi belgeyi bozmak olmayıp, şasi değişikliği suretiyle belgenin içindeki gerçeği değiştirmek olduğu ve herhangi bir hakkın kullanılmasının engellenmemesi nedeniyle de TCK'nin 205. maddesindeki suçun unsurlarının oluşmadığı, 5237 sayılı TCK'nin 204/1. maddesindeki resmi belgede sahtecilik suçunun oluşması için belgenin sahte olarak düzenlenmesi, başkasını aldatacak şekilde değiştirilmesi veya sahte olarak düzenlenen belgenin kullanılması eylemlerinden birisinin gerçekleştirilmesinin yanı sıra sahte belgenin hukuki sonuç doğurmaya elverişli olması da gerekeceğinden; sanığın suça konu araçlar üzerindeki motor ve şasi numaralarının silinmesi şeklindeki eyleminde, suçun konusunu oluşturan motor ve şasinin mevcut hali ile hukuki sonuç doğurmaya elverişli bir hale gelmediği, yüklenen eylemin resmi belgede sahtecilik suçunun hazırlık hareketleri niteliğinde kabul edilebileceği, bu itibarla yasada tanımını bulan seçimlik hareketlerin herhangi birisinin somut olayda gerçekleşmediği cihetle, unsurları itibariyle oluşmayan suçtan sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi" 11.CD-05.11.2015-2013/21965- 2015/30594) şeklinde yansımıştır. Öte yandan hırsızlık suçuna konu aracın çalındıktan onra parçalamak ya da şase numarasını silme eyleminin suçtan sonra cezalandırılmayan hareket kapsamında kalacağı ve her iki suçunda konusu aynı olacağından mala zarar verme ya da resmi/özel belgeyi bozma suçunun unsurları oluşmayacaktır. "Hırsızlık suçuna konu aracın alındıktan sonra parçalamak suretiyle zarar verme eyleminin suçtan sonra cezalandırılmayan hareket kapsamında kalması ve her iki suçun aynı konusu olması cihetiyle, sanığa yüklenen suçun unsurları itibariyle oluşmadığı gözetilmeden, beraati yerine isabetsiz gerekçelerle mahkûmiyetine hükmolunması" (11.CD-05.11.2015-2013/21965-2015/30594) "... hırsızlık suçunun konusunu çalınmak istenen aracın kendisinin oluşturması ve sanığın müştekinin egemenlik alanından çıkarıp kendi zilyetliğinde bulunan araca zarar verme eyleminden dolayı ayrıca mala zarar verme suçundan ceza verilemeyeceği ve eyleminin suç oluşturmayacağı..." (13.CD- 08/10/2020 -2020/4340- 2020/8952) Sanığın eylemini işlediği hırsızlık suçunun açığa çıkmasını önlemek amacıyla hırsızlanan motosiklet üzerinde ki motor ve şasi numaralarının silmesi şeklinde gerçekleştirdiğinin anlaşılması halinde eylem 5237 sayılı TCK'nın 281 inci maddesinde düzenlenen "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçunu oluşturacaktır. Ancak "kendi işlediği veya işlenmesine iştirak ettiği suçla ilgili olarak kişiye ceza verilmez" düzenlemesi nedeniyle, CMK'nın 223 üncü maddesinin 4 üncü fıkrasının (b) bendi gereğince sanığa ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir. "sanığın işlediği suçun açığa çıkmasını önlemek amacıyla giden evrak defterini karalamak, değiştirmek şeklinde gerçekleştirdiği eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 281. maddesinde düzenlenen "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçunu oluşturduğu, aynı Kanunun birinci fıkrasının son cümlesinde düzenlenen "kendi işlediği veya işlenmesine iştirak ettiği suçla ilgili olarak kişiye ceza verilmez" hükmü nedeniyle, CMK'nın 223. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendi gereğince sanığa ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, suçun niteliği yanlış belirlenerek TCK'nın 205. maddesinde tanımlanan suçtan mahkumiyetine hükmolunması," (11.CD-05.06.2018-2016/9854-2018/5359) Somut olay ve değerlendirme: Olay tarihinde Yeşilova ilçesi Salda Köyünde ... adında bir şahsın köye çalıntı motosiklet getirerek sattığı bilgisi üzerine tahkikata başlanıldığı, şüpheli ...'un kullanımında şase numarasının sert bir cisimle kazınmış olduğu tespit edilen ve kime ait olduğu tespit edilemeyen H-Moto STAR1000 ibareli bir motosikletin bulunduğu, söz konusu motosikletin plakasının olmadığının tespit edilmesi üzerine Yeşilova Cumhuriyet Başsavcılığının 21.01.2016 tarihli iddianamesi ile sanık ... ile temyiz dışı sanık ... haklarında resmi belge sayılan söz konusu motosikletin şase numarasını kazımak suretiyle üzerlerine resmi belgeyi bozmak ve yok etmek suçunu işledikleri iddiası ile kamu davası açıldığı, Mahkemece ise "sanık ... tarafından çalıntı olduklarının tespitini engellemek için suça konu motorsikletin şase numarasının kazıdığının mahkememizce kabul edilmiş olması ve tüm dosya kapsamı karşısında, sanıkların inkara yönelik savunmalarına itibar edilmeyerek, sanık ...'nin isnad olunan resmi belgeyi yok etmek veya bozmak suçundan" mahkumiyetine hükmedildiği anlaşılan somut olayda; Yapılacak araştırma sonucunda; 1.Sanık ... Avcı'nın eyleminin bizzat kendisi tarafından ( asli fail yada müşterek fail olarak) hırsızlanan motosiklet üzerindeki motor ve şasi numaralarının silinmesi şeklinde gerçekleştiğinin anlaşılması halinde bu eylemin suçtan sonra cezalandırılmayan hareket kapsamında kalacağından 5237 sayılı TCK'nin 205 ve 208 inci maddelerindeki resmi ya da özel belgeyi bozma, yok etme ve gizleme suçlarının unsurlarının oluşmayacağı, 2.Sanığın işlediği hırsızlık suçunun açığa çıkmasını önlemek amacıyla motosiklet üzerindeki motor ve şasi numaralarının silmesi şeklinde gerçekleştirdiğinin anlaşılması halinde eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 281. maddesinde düzenlenen "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçunu oluşturacağı aynı Kanunun birinci fıkrasının son cümlesinde düzenlenen "kendi işlediği veya işlenmesine iştirak ettiği suçla ilgili olarak kişiye ceza verilmez" hükmü nedeniyle, CMK'nın 223 üncü maddesinin 4 üncü fıkrasının (b) bendi gereğince sanığa ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, 3.Sanığın başkası tarafından hırsızlanan motosikleti satın alıp yada kabul etmek ve sonrasında da olayın açığa çıkmaması için motosiklet üzerindeki motor ve şasi numaralarının silmesi şeklinde gerçekleştiğinin anlaşılması halinde ise bu kez sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK'nin 281/1 inci maddesinde düzenlenen "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçu ila TCK'nin 165 inci maddesinde düzenlenen "suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi" suçunu oluşturacağından, Sanık hakkında resmi belgeyi bozmak suçundan 5237 sayılı TCK'nin 205/1 maddesi uyarınca kurulan mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşüncesi ile sayın çoğunluğun eylemin resmi ya da özel belgeyi bozma, yok etme ve gizleme suçlarını oluşturabileceğine ilişkin bozma düşüncesine katılmıyorum. 07.03.2024

Diğer kararlar (4)

11. Ceza Dairesi, 2019/11987 E., 2023/5937 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
önceden pert olduğu için hurdaya bırakılan ve sigortadan parasını da alan ...'e ait olduğunun belirlendiği, suça konu motosikletin trafik siciline kayıtlı olup olmadığının araştırılarak kayıtlı olduğunun tespiti halinde, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 205 nci maddesinde düzenlenen "resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek" suçunu, oluşturabileceği gözetilmeden eksik araştırma ve incel
11. Ceza Dairesi         2019/11987 E.  ,  2023/5937 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/98 E., 2015/519 K. SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 ... maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 Sayılı CMUK'un) 305 ... maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’un (5271 sayılı CMK'nın) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 16.01.2015 tarihli ve 2015/1670 sayılı iddianamesiyle sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçlarından 5237 sayılı ... Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü ve 206 ncı maddelerinin birinci fıkrası ile 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle İzmir Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır. 2. İzmir 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.09.2015 tarihli, 2015/98 Esas ve 2015/519 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında; a) Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü ve 58 ... maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve ek savunma ... da tanınarak tekerrür hükümlerinin uygulanmasına, b) Başkasına ait kimlik bilgilerini kullanma suçundan vasıf değişikliği nedeniyle ek savunma ... da tanınarak 5237 sayılı Kanun'un 268 ... maddesi yollamasıyla 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 269 uncu maddesi, 62 nci, 53 üncü ve 58 ... maddeleri uyarınca 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve ek savunma ... da tanınarak tekerrür hükümlerinin uygulanmasına, Karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyizi, verilen cezanın yüksek olması ve kararın yüzüne okunmaması nedeniyle mahkumiyet hükmünün bozulması istemine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Sanığın, suç tarihi olan 09.08.2014 tarihinde plakasız bir motosikleti yaya olarak götürdüğünü gören polis memurlarının sanığa yaklaştıkları sırada sanığın motosikleti bırakarak kaçmaya başladığı, görevlilerin sanığı yakaladığı ve motosiklet üzerinde motor, şasi numarası ve plaka bulunmaması nedeniyle adli işlem yapılmak üzere sanığın emniyet birimlerine götürüldüğü, sanığın yakalama ve olay tespit tutanağında ismini ... olarak bildirdiği, sanığın bildirdiği ...'ın çeşitli suçlardan aramasının olduğunun tespiti üzerine sanığın adli işlem başladıktan sonra ismini ... olarak beyan ettiği anlaşılmıştır. 2. Suça konu motosiklet üzerinde yapılan kriminal inceleme neticesinde düzenlenen ekspertiz raporuna göre motor bloğundaki numaranın okunamaz şekilde tamamen kazındığı, şasi numarasının ise tahrifen silindiği ve orijinal şasi numarasından motosikletin pert olduğu belirlenmiştir. 3. Sanık, suça konu motosikleti bu haliyle 200,00 TL para ve spor ayakkabısı karşılığında tanık S.E. adlı kişiden sanayide kullanmak üzere satın aldığını savunmuştur. 4. Tanık S. E. bu savunmayı doğrulamamıştır. 5. Mahkemece sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan başlatılan adli işlem sırasında sanığın ismini ... olarak bildirip buna göre iki ayrı tutanak düzenlenmesi nedeniyle eyleminin başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunu da oluşturduğu gerekçesiyle her iki suçtan da kurulan mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur. IV. GEREKÇE A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Sanığın motor numarası kazınarak okunmaz hale getirilen, orijinal şasi numarası ise kazınıp boyanarak tahrif edilmiş plakasız motosikleti kullandığı, tahrif edilen bu şasi numarasının daha önceden pert olduğu için hurdaya bırakılan ve sigortadan parasını da alan ...'e ait olduğunun belirlendiği, suça konu motosikletin trafik siciline kayıtlı olup olmadığının araştırılarak kayıtlı olduğunun tespiti halinde, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 205 nci maddesinde düzenlenen "resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek" suçunu, oluşturabileceği gözetilmeden eksik araştırma ve inceleme neticesinde suç vasfında yanılgıya düşülerek hüküm kurulması, B. Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak; Sanığa isnat edilen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan kurulan hükümden sonra, 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31 ... maddesiyle eklenen geçici 5 ... maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması ve 5271 sayılı Kanun'un 250 ... maddesinin on birinci fıkrasına 7331 sayılı Kanun'un 22 nci maddesiyle eklenen ''Seri muhakeme usulü bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması halinde uygulanmaz.'' şeklindeki yasal düzenleme 14.07.2021 tarihinden sonra işlenecek suçlar yönünden uygulanabileceğinden, resmi belgede sahtecilik suçuyla seri muhakeme usulüne tabi olan başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçu birlikte işlenmesine rağmen, suç tarihi itibarıyla başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçunda seri muhakeme usulünün uygulanması gerektiği anlaşılmakla; sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümü (A) ve (B) bentlerinde açıklanan nedenlerle İzmir 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.09.2015 tarihli, 2015/98 Esas ve 2015/519 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 ... maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, Üye ...'ın kararın (A) bendinde açıklanan bozmaya değişik gerekçesi ile, diğer yönlerden oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.09.2023 tarihinde karar verildi. DEĞİŞİK GEREKÇE Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçu 5237 sayılı TCK’nin 205. maddesinde; “Gerçek bir resmi belgeyi bozan, yok eden veya gizleyen kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Suçun kamu görevlisi tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır”, Özel belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçu ise 208.Maddesinde; "Gerçek bir özel belgeyi bozan, yok eden veya gizleyen kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelere göre resmi yada özel belgeyi bozma, yok etme ve gizleme fiilleri, belgede sahtecilik suçlarından ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Suçun konusu, hukuken geçerli yani gerçek bir resmi yada özel belge olup gerçek belge, bir olayı kanıtlama gücü bulunan hukuki sonuç doğurmaya elverişli olan belgedir. Suçu oluşturan seçimlik hareketler, gerçek bir belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemektir. Belgeyi bozmak; belgenin içeriğindeki bilgilerin anlaşılamaz, kullanılamaz hâle getirilmesi suretiyle belgeden faydalanma imkânının ortadan kaldırılması, başka bir deyişle belgenin delil değerini bozan davranışlarda bulunulmasıdır. Resmi ya da özel belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçlarında failin amacı, belgenin kanıt olarak kullanılmasını önlemektir. Fail belgeyi tahrif ederek, değiştirerek kendisi kullanmayı amaçlıyor ise unsurlarının bulunması halinde resmi ya da özel belgede sahtecilik suçu oluşacaktır. Nitekim bu husus Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Dairemiz içtihatlarında; " şikâyetçinin artık nüfus cüzdanını kullanma imkânının bulunmadığı inancıyla kendi kimliğini gizlemek amacıyla bu cüzdanı tahrif eden sanığın, şikâyetçinin nüfus cüzdanından faydalanma olanağını ortadan kaldırma iradesi ile hareket etmediği, bu nedenle sözü edilen suçun unsurlarının da oluşmadığı kabul edilmelidir." (CGK-14.11.2017-2017/866-2017/466) "Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçu ile ilgili olarak sanığın, aracın plakasını değiştirmek için çalışmalar yaptığının iddia olunması, alınan bilirkişi raporundan şasi numarasının başka araçtan kesildikten sonra kaynakla monte edildiğinin ancak “Kahverengi araca sonradan kaynakla monte edilen şasi numarasının bulunduğu bölümün etrafındaki kaynak izlerinin taşlanarak üzerine macun çekilmesi suretiyle gözükmez hale gelmesini müteakip aracın gövde rengine boyanması neticesinde yapılacak bu değişikliğin iğfal kabiliyetini haiz olacağı” kanaatine varıldığının açıklanması karşısında; sanığın kastının gerçek bir resmi belgeyi bozmak olmayıp, şasi değişikliği suretiyle belgenin içindeki gerçeği değiştirmek olduğu ve herhangi bir hakkın kullanılmasının engellenmemesi nedeniyle de TCK'nin 205. maddesindeki suçun unsurlarının oluşmadığı, 5237 sayılı TCK'nin 204/1. maddesindeki resmi belgede sahtecilik suçunun oluşması için belgenin sahte olarak düzenlenmesi, başkasını aldatacak şekilde değiştirilmesi veya sahte olarak düzenlenen belgenin kullanılması eylemlerinden birisinin gerçekleştirilmesinin yanı sıra sahte belgenin hukuki sonuç doğurmaya elverişli olması da gerekeceğinden; sanığın suça konu araçlar üzerindeki motor ve şasi numaralarının silinmesi şeklindeki eyleminde, suçun konusunu oluşturan motor ve şasinin mevcut hali ile hukuki sonuç doğurmaya elverişli bir hale gelmediği, yüklenen eylemin resmi belgede sahtecilik suçunun hazırlık hareketleri niteliğinde kabul edilebileceği, bu itibarla yasada tanımını bulan seçimlik hareketlerin herhangi birisinin somut olayda gerçekleşmediği cihetle, unsurları itibariyle oluşmayan suçtan sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi" (11.CD-05.11.2015-2013/21965- 2015/30594) şeklinde yansımıştır. Somut olayda ise sanık ...'ın kullandığı suça konu plakasız motorsiklet üzerinde yapılan kriminal incelemede "motor bloğu üzerinde bulunması gereken motor numarasının kazınarak yok edildiği, motor numarasının tespitinin mümkün olmadığı, kazınarak yok edilmeye çalışılan şasi numarasının ise trafik kazsına karışan ve pert olduğu için ... tarafından hurdaya bırakılan motosiklete ait olduğunun" anlaşıldığı, 5237 sayılı TCK'nin 204/1. Maddesinde düzenlenen resmi belgede sahtecilik eylemi yönünden değerlendirme; motosiklet üzerindeki motor ve şasi numaralarının silinmesi şeklinde gerçekleşen eylemde suçun konusunu oluşturan motor ve şasinin mevcut hali ile hukuki sonuç doğurmaya elverişli bir belge haline gelmediğinden yüklenen eylemin resmi belgede sahtecilik suçunun hazırlık hareketleri niteliğinde olacağı ve sahtecilik suçunun unsurları itibarı ile oluşmayacağı, 5237 sayılı TCK'nin 205 maddesinde düzenlenen resmi belgeyi bozma, yok etme ve gizleme suçu yönünden değerlendirme; Karayolları trafik Yönetmeliğinin 39 maddesinde ki düzenlemelere göre hurdaya ayrılmış olan taşıtların onarımla yenilenseler bile tescil edilemeyeceklerinden hurdaya ayrılan motorsikleti tamir edip, motor şasi numarasını sildikten sonra plakasız bir şekilde kullanmayı amaçlayan sanığın belge üzerinde hak sahibi olan kişinin belgeden faydalanma olanağını kaldırma ve yine belgenin kanıt değerini ortadan kaldırma iradesi ile hareket etmediğinden 5237 sayılı TCK'nin 205 maddesinde düzenlenen resmi belgeyi bozma, yok etme ve gizleme suçunun unsurlarının oluşmayacağı anlaşıldığından; Sanığın unsurları itibariyle oluşmayan resmi belgede sahtecilik suçundan beraatine karar verilmesi gerektiği düşüncesi ile sayın çoğunluğun eylemin resmi belgeyi bozma, yok etme ve gizleme suçunu oluşturduğuna ilişkin kararın (A) bendinde ki bozma düşüncesine katılmıyorum. 07.09.2022
21. Ceza Dairesi, 2015/5931 E., 2016/1682 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
li kişiye ait nüfus cüzdanındaki kimlik bilgileri üzerinde herhangi bir kazıntı ya da silinti yapmadan belgedeki orjinal fotoğrafı söküp yerine kendi fotoğrafını yapıştırmak suretiyle tahrifat yaptığı belgeyi kullanmaktan ibaret eyleminde; 5237 sayılı TCK'nun 205. maddesinde düzenlenen suçun değil, unsurlarının oluşması halinde aynı Yasanın 204/1.
21. Ceza Dairesi         2015/5931 E.  ,  2016/1682 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme HÜKÜM : Mahkumiyet 1-5237 sayılı TCK'nun 205. maddesindeki "resmi belgeyi bozmak, yok etmek ya da gizlemek” suçunun oluşabilmesi için belgenin içeriğindeki bilgilerin anlaşılmaz, kullanılamaz hale getirilmekle birlikte belgenin maddi varlığına dokunulmaksızın ondan faydalanma olanaklarının ortadan kaldırılması ya da belgenin tamamen yok edilmesi gerekeceği, somut olayda sanığın ... isimli kişiye ait nüfus cüzdanındaki kimlik bilgileri üzerinde herhangi bir kazıntı ya da silinti yapmadan belgedeki orjinal fotoğrafı söküp yerine kendi fotoğrafını yapıştırmak suretiyle tahrifat yaptığı belgeyi kullanmaktan ibaret eyleminde; 5237 sayılı TCK'nun 205. maddesinde düzenlenen suçun değil, unsurlarının oluşması halinde aynı Yasanın 204/1. maddesindeki suçun oluşacağı, suça konu belge üzerinde mahkemece yapılan inceleme ile ... Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 17.10.2011 tarihli ekspertiz raporu içeriğinden nüfus cüzdanındaki fotoğraf değişikliğinin ilk bakışta ve kolaylıkla dikkat çekecek nitelikte olması nedeni ile, aldatma kabiliyetinin olmadığının anlaşılması karşısında, resmi belgede sahtecilik suçunun da unsurlarının oluşmadığı gözetilerek, sanığın üzerine atılı 'resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek' suçundan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine hükmolunması yasaya aykırı, 2-Kabule göre de; T.C. Anayasa Mahkemesi'nin, TCK'nın 53. maddesine ilişkin olan, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olmasından kaynaklanan zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.02.2016 gününde oyçokluğuyla karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ İddianamede, şüphelinin, ...’a ait olan kimliğin üzerindeki fotoğrafı sökerek kendi fotoğrafını yapıştırıp kullanmaya başladığı, resmi belge üzerinde gerçekleştirdiği tahrifatın iğfal kabiliyetini taşımadığı belirtilmesi nedeniyle eyleminin resmi belgeyi bozmak suçunu oluşturduğu belirtilerek açılan davada; mahkemece sevke uygun olarak sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir. Daire çoğunluğu ise, atılı suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği düşüncesindedir. Sayın daire çoğunluğunun kararına aşağıdaki sebeplerle katılmak mümkün değildir (Gbi. Bkz.: UĞUR, Hüsamettin, Gerçek Bir Resmi Belgeyi Değiştirme ve Bozma Eylemlerinin TCK’nun 204/1 ve 205. maddeleri Açısından Değerlendirilmesi, Terazi Dergisi, Cilt:8, Sayı:86, Ekim 2013, s. 40-48): 204. madde gibi 205. maddedeki suç da bir çeşit sahtecilik suçudur. Her iki suçta korunan hukuki yarar, ispat araçlarının dokunulmazlığına olan “kamu güveni”dir. Suçun oluşması için, genel kast yeterli olup, fail, eyleminin haksız, hukuka aykırı olduğunu bilmesi gerekli ve yeterlidir. Suç, seçimlik hareketli olarak düzenlendiğinden, maddede sayılan hareketlerden birinin gerçekleştirilmesi yeterli olup, ayrıca bir zarar veya tehlikenin doğması gerekmez (Yaşar/Gökcan/Artuç, Cilt V, s. 5842). 205. maddenin gerekçesinde belirtildiği gibi “suçun konusu, hukuken geçerli, yani gerçek bir resmi belgedir. Söz konusu suçu oluşturan seçimlik hareketler, resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemektir.” 205. maddedeki “bozma” ile 204. maddedeki “değiştirme” fiilleri, birbirine yakın, hatta aynı olabilir. Aradaki fark, “aldatıcılık” vasfıdır. Nitekim bu hususa, hem 204, hem de 205. maddenin gerekçesinde yer verilmiştir. 205. maddenin gerekçesine göre “Sahtecilik suçu, düzenlenen belgenin veya belgede yapılan değişikliğin başkasını aldatıcı nitelikte olmasını gerektirir. Bu maddede tanımlanan suçun işlenmesi, başkasını aldatma özelliği taşımayabilir.” 204. madde gerekçesine göre de “mevcut olan resmi belge üzerinde sahtecilikten söz edebilmek için, yapılan değişikliğin aldatıcı nitelikte olması gerekir. Aksi takdirde, resmi belgeyi bozmak suçu oluşur.” Öğretide de bu farka dikkat çekilmiştir. Özel kast da denilen “belli bir amaç veya saik” ile hareket edilmesinin arandığı suç tiplerinde veya suçun nitelikli hallerinde, bu husus Kanunda açıkça ve aynca gösterilir. Yargıtay CGK’nun bir çok kararında belirtildiği gibi “Doğrudan kast, failin hareketinin yasal tipi gerçekleştireceğini bilmesi ve istemesini gerektirir. Ancak, failin hareketiyle hedeflediği doğrudan sonuçların yanısıra, hareketinin zorunlu sonuçları ya da kaçınılmaz yan sonuçları da, açık bir isteme olmasa dahi doğrudan kast kapsamında değerlendirilmelidir.” (CGK., 23.11.2010, 171/232). TCK’nun 204. maddesinde olduğu gibi 205. maddede de kişilerin amacı değil, fiili cezalandırılmaktadır (Gökçen, Ahmet, Belgede Sahtecilik Suçları, 3. Baskı, Mayıs 2013, s. 369). Maddenin 765 sayılı TCK’ndaki karşılığı olan 348. maddede, suçun oluşması için belgenin ortadan kaldırılması veya bozulması yeterli görülmeyip, ayrıca bu eylemler sonucunda umumi veya hususi bir zararın doğması da aranmışken, 205. maddede suç için herhangi bir zararın meydana gelmesi aranmamıştır. Suçun işlenmesiyle genellikle bir zararın oluşması veya hak sahibinin o belgeden yararlanma imkânının kalmaması mümkün olsa da bu hususlar zorunlu unsurlar değildir. Kaldı ki Yargıtay Ceza Genel Kurulu, zararın suçun unsuru olduğu dönemde bile “Devlet, bir olgunun kanıtlanma yeteneğini tanıdığı belgelerin öz ve biçimleri ile gerçekliklerine ve doğruluklarına beslenen ortak toplum inancını kamu güveni içinde korumak ve o yüzden de soyut varlık ya da yararın veya değerin somutlaştırdığı belgeleri erişilmez ve dokunulmaz kılmak istemiştir. Zarar doğma olasılığı yeterlidir. Kanıt değeri olan belgenin yok edilmesiyle zarar kendiliğinden doğmuştur” şeklindeki kararıyla, suçla korunan yarara dikkat çekmiş ve somut zararın oluşmasını aramamıştır (CGK, 7.3.1988, 596/73). Ne 204, ne de 205. maddede suçun unsuru olarak özel bir kast, saik, amaç öngörülmemiştir. Bu nedenle, “Failin kastı sahte resmi belge oluşturmaktır. Bu suç aldatıcılık unsurunun yokluğu nedeniyle gerçekleşmemiştir. Olayda resmi belgeyi bozmak gibi bir kasıt, niyet yoktur” denilemez. Aksinin kabulü, madde gerekçesine hiç değer vermemek, gerçek bir resmi belgeyi değiştirmek suçu için genel kast yeterli görülmesine rağmen, aynı resmi belgeyi bozmak suçu için özel kast, amaç veya saik aramak demektir. Aynı şekilde “suçun, hak sahibinin o belgeden yararlanmasını engellemek amacıyla işlenmesi ve belgenin bozulmasıyla bu hususun gerçekleşmesi” demek, bir “tehlike suçu”nu “ancak özel amaçla işlenebilen zarar suçu”na dönüştürmek demektir. Keza, “belge üzerinde tasarruf yetkisi bulunan bir kimsenin belgeyi bozması, yok etmesi veya gizlemesi halinde, hak sahibinin suça konu belgeden yararlanmasının engellenmesinin söz konusu olamayacağı” düşüncesi de suçun kapsamını daraltmak, suç için öngörülmeyen unsurlar ilave etmek, bir başka ifadeyle ancak bir alacak-borç ilişkisi içeren çek, senet gibi belgelerin bu suçun konusu olabileceği anlamına gelir. Bu düşünce karşısında bir kimsenin kendisine veya başkasına ait sürücü belgesini, diplomayı, sertifikayı, nüfus cüzdanını, pasaportu aldatıcılık unsuru gerçekleşmeyecek, açıkça belli olacak şekilde tahrif ederek kullanması halinde, 205. maddedeki suç oluşmayacaktır. Oysa sayılan bu belgelerin hepsi de sahiplerine çeşitli yetkiler tanıyan, haklar sağlayan, statü veren ve kamu nezdinde “itibar edilen” resmi belgelerdir. Resmi belge olan evrak, bu şekilde değiştirilip bozulduğunda, yukarıdaki CGK Kararında belirtildiği gibi “bir olgunun kanıtlanma yeteneğini içeren belgelerin öz ve biçimleri ile gerçeklikleri ve doğruluklarına beslenen ortak toplum inancı” yıkılmış olmuyor mu? “Kamu güveni içinde korumak ve o yüzden de soyut varlık ya da yararın veya değerin somutlaştırdığı belgelerin erişilmez ve dokunulmazlığı” zarar görmüyor mu? Kaldı ki genel veya özel zararın suçun unsuru olduğu eski dönemde bile CGK, “Zarar doğma olasılığı yeterlidir. Kanıt değeri olan belgenin yok edilmesi (bozulmasıyla) zarar kendiliğinden doğmuştur” sonucuna vararak somut zararın oluşmasını aramamıştır. Bozulan veya değiştirilen belgeler artık suçun konusu olup, hükümle birlikte delil olarak dosyada saklanmalarına karar verilmektedir. Gerçek sahiplerinin, üç ayrı kurum tarafından verilebilen bu belgeleri yeniden çıkarmalarının, göz ardı edilemeyecek bir emek, mesai ve masraf gerektirdiği açıktır. Durum bu iken, olayda bir hakkın kullanımının engellenmediğini ileri sürmek ne derece doğrudur? “Suçun konusunu oluşturan ve fotoğraf değişikliği yoluyla sahteleştirilen belgelerin hak sahiplerince talep halinde her zaman yenisinin düzenlenebileceği” gerekçesi de suçun oluşmasına engel bir unsur değildir. Bu gerekçeyle suçun oluşmadığı kabul edildiğinde (ki suça konu belgeler çoğunlukla yeşil kart, nüfus cüzdanı, sürücü belgesi, pasaport gibi belgeler olup yeniden çıkarılamayan, düzenlenemeyen belge neredeyse yoktur) bu suç, işlenemez suç haline getirilmiş olur. Kanun koyucunun 205. maddedeki suçu düzenlerken 765 sayılı TCK’nun 348. maddesinden habersiz olduğu söylenemez. O halde bu maddenin karşılığı olan 205. maddede suçun oluşması için herhangi bir zararın meydana gelmesinin aranmaması, zarar unsuruna yer verilmemesi göz ardı edilemez. Bu gerekçelerle, sanık hakkında resmi belgeyi bozmak suçundan, TCK’nun 205/1. maddesi uyarınca mahkumiyetine dair kararın onanmasına karar verilmesi düşüncesiyle, sayın çoğunluğun sanığın beraati gerektiğine ilişkin kararına katılmıyorum.
21. Ceza Dairesi, 2015/4950 E., 2015/5762 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Belirtilen nedenlerle; somut olayda, sanığın eyleminin "resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme" suçunu oluşturacağı ve bu nedenle hakkında TCK'nun 205. maddesi uyarınca mahkumiyet kararı verilmesi gerektiği düşünülmeden, yazılı şeklide beraate hükmedilmesi,
21. Ceza Dairesi         2015/4950 E.  ,  2015/5762 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Beraat Hakkında yakalama kararı bulunan sanık ...'nın, yakalanmamak amacıyla, "...'e ait" nüfus cüzdanındaki resmi çıkarıp yerine kendi resmini yapıştırmasından ibaret eylem nedeniyle resmi belgede sahtecilik suçundan açılan davanın yapılan yargılaması sonunda, sahteliği iddia edilen belgede mühür izi bulunmadığı gerekçesiyle beraate hükmedilmiş ise de; TCK'nun 204. maddesindeki gibi 205. maddesindeki suçta da korunan hukuki yarar, ispat araçlarının dokunulmazlığına olan kamu güvenidir. Suçun oluşması için, genel kast yeterli olup, fail, eyleminin haksız, hukuka aykırı olduğunu biliyorsa, suç kastı var demektir. Suç, seçimlik hareketli suç olarak düzenlendiğinden, maddede sayılan hareketlerden birinin gerçekleştirilmesi yeterli olup ayrıca bir zarar veya tehlikenin doğması gerekmez. 205. maddenin gerekçesinde belirtildiği gibi "suçun konusu, hukuken geçerli, yani gerçek bir resmi belgedir. Söz konusu suçu oluşturan seçimlik hareketler, resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemektir." 205. maddedeki "bozma" ile 204. maddedeki "değiştirme" fiilleri, birbirine yakın, hatta aynı olabilir. Aradaki fark, "aldatıcılık" vasfıdır. Nitekim bu hususa, hem 204, hem de 205. maddenin gerekçesinde yer verilmiştir. 205. maddenin gerekçesine göre, sahtecilik suçu, düzenlenen belgenin veya belgede yapılan değişikliğin başkasını aldatıcı nitelikte olmasını gerektirir. 205. maddedeki, "resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme" suçunun işlenmesi ise başkasını aldatma özelliği taşımayabilir. 204. madde gerekçesine göre de, "mevcut olan resmi belge üzerinde sahtecilikten söz edebilmek için, yapılan değişikliğin aldatıcı nitelikte olması gerekir. Aksi takdirde, resmi belgeyi bozma suçu oluşur." Öğretide de bu farka dikkat çekilmiştir. "Belli bir amaç veya saik" ile hareket edilmesinin arandığı suç tiplerinde veya suçun nitelikli hallerinde, bu husus Kanunda açıkça ve ayrıca gösterilir. Yargıtay CGK'nın birçok kararında belirtildiği gibi, "Doğrudan kast, failin hareketinin yasal tipi gerkçekleştireceğini bilmesi ve istemesini gerektirir. Ancak, failin hareketiyle hedeflediği doğrudan sonuçların yanısıra, hareketinin zorunlu sonuçları ya da kaçınılmaz yan sonuçları da, açık bir isteme olmasa dahi doğrudan kast kapsamında değerlendirilmelidir." (CGK., 23.11.2010, 171/232). TCK'nun 204. maddesinde olduğu gibi 205. maddesinde de kişilerin amacı değil, fiili cezalandırılmaktadır. Maddenin 765 sayılı TCK'ndaki karşılığı olan 348. maddede, suçun oluşması için belgenin ortadan kaldırılması veya bozulması yeterli görülmeyip ayrıca bu eylemler sonucunda umumi veya hususi bir zararın doğması da aranmışken, 205. maddede suç için herhangi bir zararın meydana gelmesi aranmamıştır. Suçun işlenmesiyle genellikle bir zararın oluşması veya hak sahibinin o belgeden yararlanma imkanının kalmaması mümkün olsa da, bu şart değildir. Kaldı ki, Yargıtay Ceza Genel Kurulu, zararın suçun oluşması için zorunlu olduğu dönemde bile, "Devlet, bir olgunun kanıtlanma yeteneğini tanıdığı belgelerin öz ve biçimleri ile gerçekliklerine ve doğruluklarına beslenen ortak toplum inancını kamu güveni içinde korumak ve o yüzden de soyut varlık ya da yararın veya değerin somutlaştırdığı belgeleri erişilmez ve dokunulmaz kılmak istemiştir. Zarar doğma olasılığı yeterlidir. Kanıt değeri olan belgenin yok edilmesiyle zarar kendiliğinden doğmuştur" şeklindeki kararıyla, suçla korunan yarara dikkat çekmiş ve somut zararın oluşmasını aramamıştır (CGK, 7.3.1988, 596/73). Ne 204., ne de 205. maddede suçun unsuru olarak özel bir saik veya amaç öngörülmemiştir. Bu nedenle, "failin kastı sahte resmi belge oluşturmaktır, bu suç resmi belgenin unsurlarından birisinin yokluğu nedeniyle gerçekleşmemiştir, o halde, olayda resmi belgeyi bozma gibi bir kasıt, niyet yoktur" denilemez. Aksinin kabulü, madde gerekçesine hiç değer vermemek, gerçek bir resmi belgeyi değiştirme suçu için genel kast yeterli görülmesine rağmen, aynı resmi belgeyi bozma suçu için özel bir amaç veya saik aramak demektir. Bu ise; "suçun, hak sahibinin o belgeden yararlanmasını engellemek amacıyla işlenmesi ve belgenin bozulmasıyla bu hususun gerçekleşmesi" şartına bağlanması, dolayısıyla, bir "tehlike suçu"nun "ancak özel amaçla işlenebilen zarar suçu"na dönüştürülmesi demektir. Belirtilen nedenlerle; somut olayda, sanığın eyleminin "resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme" suçunu oluşturacağı ve bu nedenle hakkında TCK'nun 205. maddesi uyarınca mahkumiyet kararı verilmesi gerektiği düşünülmeden, yazılı şeklide beraate hükmedilmesi, Yasaya aykırı, Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, sair temyiz itirazlarının reddiyle hükmün belirtilen nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 02.12.2015 gününde Daire Başkanı ...ve Üye ...'nın hükmün onanması yönündeki karşıoyları sebebiyle oyçokluğu ile karar verildi. -MUHALEFET ŞERHİ- Kesinleşmiş hapis cezası nedeniyle hakkında yakalama kararı bulunan sanığın, yakalanmamak amacıyla ...'e ait nüfus cüzdanındaki fotoğrafı çıkartıp yerine kendi fotoğrafını yapıştırmak suretiyle gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirip kullandığından bahisle eylemine uyan resmi belgede sahtecilik suçundan (TCK 204/1. maddesi uyarınca) cezalandırılması talebiyle açılan davada; Mahkemece, 23.11.2011 tarihli oturumda suça konu belgenin incelenip fotoğraf üzerinde herhangi bir mühür ve soğuk damga izi bulunmadığı tespit edilerek aldatma yeteneği bulunmadığından bahisle sanığın beraatine karar verilmiştir. Daire çoğunluğu ise, sanığın eyleminin "resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme" suçunu oluşturacağından TCK.nun 205. maddesi uyarınca mahkumiyet kararı verilmesi gerektiği düşüncesindedir. Sayın daire çoğunluğunun kararına aşağıdaki sebeplerle katılmak mümkün görülmemiştir. Belgelerde sahtecilik suçlarında, gerek yargısal kararlarda gerekse doktrinde kabul edilen baskın görüşe göre suçun hukuki konusu kamu güvenidir. Belgelerin sahte olarak düzenlenmesi, gerçek bir belgeye ilaveler yapılması, tamamen veya kısmen değiştirilmesi eylemlerinin kamu güvenini sarstığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanmıştır. Bu nedenle eylemden dolayı bir zararın oluşması aranmamakta zarar doğma ihtimali yeterli görülmektedir. 765 sayılı TCK.nın aksine, 5237 sayılı TCK’nın resmi belgede sahteciliği düzenleyen 204 ve özel belgede sahteciliği düzenleyen 207. maddelerinde Yargıtay’ın içtihatla oluşturduğu “aldatma unsuruna” madde metinlerinde yer verilmiştir. Bu nedenle belgelerde sahtecilik suçlarında aldatıcılık, suçun oluşması için bulunması gereken temel unsurlardandır Aldatma niteliğinin suçun unsuru olduğu hususu doktrinde ve uygulamada da tartışmasız kabul görmektedir. Belgedeki sahteciliğin, ilk bakışta birçok kimse tarafından anlaşılabilecek derecede olması halinde suç oluşmayacaktır. Bu nedenle belgenin aldatma niteliği olup olmadığının objektif olarak belirlenmesi gerekir. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu 14.10.2003 gün ve 232/250 sayılı kararında; "...zarar olasılığının bulunması için belgede sahteciliğin çok sayıda kişiyi aldatacak nitelikte olması, bir başka anlatımla belgenin nesnel olarak aldatıcılık yeteneğinin bulunması gerekir. Aldatma keyfiyeti belgeden objektif olarak anlaşılmalıdır..." demiştir. Aldatma yeteneğinin bulunmadığı, kaba taklit veya tahrif halinde kamu güveninin sarsılmayacağı kabul edildiğinden cezalandırılması gereken bir sahtecilik suçundan da söz edilemeyecektir. Belgede sahtecilik suçunun konusu, kanıtlama güçleri nedeniyle hukuki sonuç doğuran ve bu yüzden toplumsal ilişkilerde doğruluklarına inanılan belgelere karşı, kamunun beslediği güven olup, zararın doğması için aldatma olgusunun hukuken korunan bu güveni sarsacak oran ve düzeyde bulunması gerekir. Sahte belgenin ilk bakışta dikkati çekmeyecek biçimde düzenlenip, birçok kişiyi aldatabilecek yetenekte olması ve bu konunun objektif olarak saptanması gerekir. Örneğin imzalayan kamu görevlisinin açık kimliği sayı ve tarihi bulunmayan bir belgenin aldatma yeteneği bulunmadığı gibi soğuk damga ile mühürlenmeyen bir nüfus cüzdanının da kandırma yeteneği bulunmadığı uygulamada kabul edilmektedir. Dairemizin 08.10.2015 gün, 2793/3700 ve 04.11.2015 gün 4112/4547 ve 11. Ceza Dairesinin 14.05.2014 gün, 27484/9340 sayılı kararları da bu yöndedir. Sahtecilik ilk bakışta ve kolaylıkla herkes tarafından anlaşılabiliyorsa, diğer bir anlatımla başka kişileri aldatacak nitelikte değilse sahtecilik suçu oluşmaz. Aldatma yeteneğini, suçun maddi öğesine göre takdir edecek olan kişi hâkimdir. (Yargıtay 11. CD. 24.01.2011, 2009/779) Hâkim gözlem yaparak aldatma niteliğini takdir etmeli, şüphenin giderilmesi için gerektiğinde bilirkişiye başvurmalıdır. (CGK. 01.04.2003, 12/76) Bir resmi belge olan nüfus cüzdanında; fotoğraf üzerinde bulunması gereken soğuk mühür izinin mevcut olup olmadığı özel bir incelemeye tabi tutulmadan ilk bakışta hemen anlaşılabilir. Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince: dosya kapsamından suça konu nüfus cüzdanındaki fotoğraf üzerinde bulunması gereken soğuk mühür izinin mevcut olmadığının ilk bakışta hemen anlaşılması ve 21.12.2010 tarihli ekspertiz raporunda "...inceleme konusu nüfus cüzdanı üzerinde fotoğraf değişikliği şeklinde yapıldığı belirtilen tahrifatın aldatma kabiliyetini haiz olmadığının..." belirtilmesi nedeniyle belgenin aldatma niteliği bulunmadığının anlaşılması karşısında; suçun yasal unsurlarının oluşmadığını değerlendiren mahkemenin kabul ve takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığından sayın çoğunluğun, sanığın eyleminin "resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme" suçunu oluşturacağına ilişkin düşüncesine katılmak mümkün görülmemiştir. Ayrıca; önemli gördüğümüz diğer bir husus da 17.01.2011 tarihli iddianamedeki tavsiftir. Sanık hakkında "...'e ait nüfus cüzdanındaki fotoğrafı çıkartıp yerine kendi fotoğrafını yapıştırmak suretiyle gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirip kullandığından bahisle eylemine uyan resmi belgede sahtecilik suçundan TCK 204/1. maddesi uyarınca cezalandırılması..." talebiyle kamu davası açılmış olup, anılan iddianamede sayın çoğunluğun, oluştuğunu bildirdiği "resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme" suçundan açılmış bir kamu davası da mevcut değildir. 5271 sayılı CMK.nun 225. maddesi uyarınca hükmün konusu, duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiilden ibaret olup, sanık hakkındaki kamu davası "resmi belgede sahtecilik" suçundan açılmış olup dava konusu yapılmayan "resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme" suçundan hüküm kurulması da kanımızca mümkün değildir. Sonuç olarak sanığın, bir başkasına ait nüfus cüzdanı üzerindeki fotoğrafı çıkartıp yerine kendi fotoğrafını yapıştırmak suretiyle gerçekleştirdiği sahteciliğin aldatma niteliğini haiz olmaması nedeniyle suçun yasal unsurlarının oluşmadığını değerlendiren mahkemenin kabul ve takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığından beraat hükmünün onanması gerektiği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun sanığın eyleminin "resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme" suçunu oluşturacağından TCK.nun 205. maddesi uyarınca mahkumiyetine hükmolunması gerektiğine ilişkin kararına katılamıyoruz.
3. Ceza Dairesi, 2021/4197 E., 2023/2716 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
13-Resmi belgeyi bozmak veya yok etme suçundan; TCK'nın 205/1-1. Cümle, 205/1-2.cümle ve 53 maddeleri uyarınca 6 yıl hapis cezasına .
3. Ceza Dairesi         2021/4197 E.  ,  2023/2716 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi KATILANLAR : 1-Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine İzafeten Başbakanlık (...), 2-..., 3-..., 4-..., 5-..., 6-..., 7-..., 8- ..., 9- ..., 10-..., 11-..., 12-..., 13-..., 14-..., 15-..., 16-..., 17-..., 18-..., 19-... SUÇLAR : Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme, Devletin Gizli Kalması Gereken Bilgilerini Siyasal veya Askeri Casusluk Amacıyla Temin Etme, Haberleşmenin Gizliliğini İhlal, Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi veya Kayda Alınması, Özel Hayatın Gizliliğini İhlal, Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme Veya Ele Geçirme, Verileri Yok Etmeme, Göreve İlişkin Sırrın Açıklanması, Kamu Görevlisinin Resmi Belgede Sahteciliği, Resmi Belgeyi Bozma, Yok Etme veya Gizleme, Silahlı Terör Örgütünü kurma ve yönetme, Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, Silahlı Terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek, Silahlı terör örgütüne yardım. SUÇ TARİHLERİ : 04.05.2012-17.12.2013, 25.12.2013, Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma Suçu Yönünden: Her bir sanık için dosyada yazılı yakalama tarihi, HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı 1- Sanıklar müdafileri ile sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., Yakup Saygılı, ..., ..., ..., Hasan Serdar Koçyiğit, ve ... 2- Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı, 3- Katılan T.C. ... vekili, Katılan ... vekili, Katılanlar ..., ..., Necmettin ..., ... ve ... vekili, Katılanlar ..., ..., ..., ... ve ... vekili, Katılanlar Abdülkerim Çay, ..., ..., ..., Yassen Abdullah A. Kadı, Muaz Yassen A. Kadı, ... vekili. TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, Düzeltilerek Onama, Bozma, Ret, Her ne kadar sanıklar hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ile resmi belgeyi bozmak, yok etmek ve gizlemek suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik müşteki T.C. ... vekilinin istinaf talepleri CMK'nın 279/1-b maddesi uyarınca reddedilmiş ise de; dosya içeriğine göre suça konu eylemlerin, Başbakanlığa izafeten T.C. Cumhurbaşkanlığının katılanı olduğu amaç suç olan Türkiye Cumhuriyeti Hükumetini ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek suçunu işleme amacına matuf olarak işlenmesi karşısında, Ceza Genel Kurulunun 2010/9-149/205; 2012/15–1455 Esas, 2013/387 Karar ve 2017/11-21-2018/311 sayılı ilamlarında da açıklandığı üzere, kanuna göre suçun mağduru olmasalar da dosya içeriğine göre atılı suçtan doğrudan zarar gören müştekinin kamu davasına katılma hakkının ve CMK'nın 279/1-b maddesi gereğince itiraz yolu açık olmak üzere kurulan hükmü CMK'nın 260. maddesi uyarınca temyiz etme hakkının bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede; Sanık ... hakkında kişiler arasındaki konuşmaların kayıt altına alınması; sanık ..., ..., ... ve ... hakkında kamu görevlisinin belgede sahteciliği, sanık ... hakkında kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, sanık ... hakkında haberleşmenin gizliliğini ihlal ve kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında haberleşmenin gizliliğini ihlal, kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, verileri yok etmeme ve kamu görevlisinin belgede sahteciliği, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında haberleşmenin gizliliğini ihlal, sanık ... hakkında haberleşmenin gizliliğini ihlal, kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, verileri yok etmeme ve göreve ilişkin sırrın açıklanması, sanık ... hakkında kamu görevlisinin belgede sahteciliği ve resmi belgeyi bozma veya yoketme, sanıklar ... ve ... hakkında haberleşmenin gizliliğini ihlal, kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, verileri yok etmeme, sanık ... hakkında haberleşmenin gizliliğini ihlal, kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, verileri yok etmeme, göreve ilişkin sırrın açıklanması ve kamu görevlisinin belgede sahteciliği suçlarından kamu davası açılmadığı halde beraatlerine dair kurulan hükümler hukuki değerden yoksun olduğu için inceleme dışı bırakılmış, Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal(TCK 134); sanık ... hakkında resmi belgeyi yok etme; haberleşmenin gizliliğini ihlal(TCK'nın 132/1) suçundan mahkum olan sanıklar ... ve ... hakkında haberleşmenin gizliliğinin ifşasından (TCK'nın 132/2); haberleşmenin gizliliğini ihlal(TCK'nın 132/1) suçundan mahkum olan sanık ... hakkında Özel hayatın gizliliğini ihlal(TCK 134) ve haberleşmenin gizliliğinin ifşasından (TCK'nın 132/2); sanık ... hakkında Özel hayatın gizliliğini ihlal(TCK 134) ve Haberleşmenin gizliliğini ihlal ile ifşasından(TCK 132/2); sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kişiler arasındaki konuşmaların kayıt altına alınması(TCK 133) ve özel hayatın gizliliğini ihlal(TCK 134); sanıklar ... ve ... hakkında kişiler arasındaki konuşmaların kayıt altına alınması(TCK'nın 133): sanık ... hakkında kişiler arasındaki konuşmaların kayıt altına alınması(TCK 133), özel hayatın gizliliğini ihlal(TCK 134) ve resmi belgeyi bozma veya yoketme; suçlarından kamu davası açıldığı halde hüküm kurulmadığı tespit edilmekle, zamanaşımı süresi içinde her zaman hüküm kurulması mümkün görülmüş, Resmi belgeyi bozmak, yok etmek ve gizleme suçu yönünden İlk Derece Mahkemesinin beraat kararlarına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararları; suç için yasada öngörülen cezanın üst haddine göre CMK'nın 286/2-(g) maddesi gereğince temyiz edilemez nitelikte ise de; birinci paragrafta gerekçesi açıklandığı üzere bu suç yönünden kamu davasına katılma ve temyiz etme haklarının bulunan müşteki T.C. ... vekilinin istinaf talebi bulunmasına rağmen sanık ... hakkında resmî belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçundan CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca verilen beraat hükmü Bölge Adliye Mahkemesinin "CMK'nın 279. maddesine uygun olarak başvuru hakkı olanlar tarafından yapılmış bir istinaf başvurusu bulunmadığı" gerekçesiyle CMK'nın 280.maddesine göre esastan incelenmediğinden bu hüküm dairemizce esastan incelenmiş, Sanıklar hakkında düzenlenen iddianamelerde kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçu için sevk maddeleri arasında 3713 sayılı Kanunun 5. maddesinin gösterilmediği gibi esas hakkında mütalaada da bu suç yönünden sanıkların cezalandırılması istenen sevk maddeleri arasında 3713 sayılı Kanunun 5. maddesinin bulunmadığı gözetilerek; tebliğnamede kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan kurulan beraat hükümlerinin CMK'nın 302. maddesi uyarınca temyiz incelemesine tabii olduğu yönündeki görüşe iştirak edilmemiştir. 1-)Katılanlar Abdülkerim Çay, ..., ..., ..., Yassen Abdullah A. Kadı, Muaz Yassen A. Kadı, ... vekilinin silahlı örgütü kurma veya yönetme, silahlı terör örgütüne üye olma, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek, Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri siyasal casusluk maksadıyla temin etmek, haberleşmelerinin gizliliğini ihlal ve ifşa etmek, özel hayatın gizliliğini ihlal ve ifşa etmek, göreve ilişkin sırrın açıklanması, resmi belgede sahtecilik, resmî belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek, kişiler arasındaki konuşmaların kayıt altına alınması, kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve verileri yok etmeme; katılan ...'nın haberleşmenin gizliliğini ihlal, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi veya kayda alınması, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, verileri yok etmeme, göreve ilişkin sırrın açıklanması, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, resmi belgeyi bozma yok etme veya gizleme; katılan T.C ... vekilinin haberleşmenin gizliliğini ihlal, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi veya kayda alınması, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, verileri yok etmeme, göreve ilişkin sırrın açıklanması; katılanlar ..., ..., ..., ... ve ... vekilinin Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme, silahlı terör örgütü kurma veya yönetme, silahlı terör örgütüne üye olma, terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek, silahlı terör örgütüne yardım, göreve ilişkin sırrın açıklanması; katılan ... vekilinin silahlı terör örgütü kurma ve yönetme, silahlı terör örgütüne üye olma, göreve ilişkin sırrın açıklanması, resmi belgede sahtecilik, resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme; katılanlar ..., ..., ..., ... vekilinin Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme, silahlı terör örgütü kurma ve yönetme, silahlı terör örgütüne üye olma, göreve ilişkin sırrın açıklanması, resmi belgede sahtecilik, resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme suçları yönünden temyiz taleplerinin incelenmesinde; Bölge Adliye Mahkemesinin, sanıklara atılı bulunan bu suçların niteliği itibariyle suçtan doğrudan zarar görmemeleri nedeniyle davaya katılmalarına imkan bulunmadığından CMK'nın 279/1-b maddesi uyarınca istinaf başvurusunun reddine dair vermiş olduğu kararlar, anılan maddenin son cümlesine göre itiraza tabi olup temyizi mümkün bulunmadığından temyiz incelemesine yer olmadığına, bu bakımından gereğinin merciince yapılmak üzere dosyanın mahalline İADESİNE, 2-Katılan T.C ... vekilinin silahlı terör örgütüne üye olma, silahlı terör örgütü kurma veya yönetme, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme ve silahlı terör örgütüne yardım etme suçlarından kurulan hükümler ile kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ile resmi belgeyi bozmak, yok etmek ve gizlemek suçlarından kurulan beraat hükümleri yönünden temyiz taleplerinin incelenmesinde; Silahlı terör örgütüne üye olma, silahlı terör örgütü kurma veya yönetme, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme ve silahlı terör örgütüne yardım etme suçlarının niteliği itibariyle suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen ve bu nedenle de davaya katılma hakkı bulunmayan T.C. ...' nın hükmü temyiz yetkisi bulunmadığından, davaya katılmasına ilişkin kararlar hukukî değerden yoksun olup, hükmü temyiz yetkisi vermeyeceğinden, Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ile resmi belgeyi bozmak, yok etmek ve gizlemek suçlarına ilişkin İlk Derece Mahkemesinin beraat kararlarına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının da, bu suçlara ilişkin yasada öngörülen cezanın üst haddine göre CMK'nın 286/2-(g) maddesi gereğince temyiz edilemez nitelikte olduğundan; katılan vekilinin temyiz istemlerinin CMK’nın 298/1. maddesi uyarınca REDDİNE, 3-Katılan ...' nın silahlı terör örgütüne üye olma, silahlı terör örgütü kurma veya yönetme, terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, terör örgütüne yardım etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme suçlarından kurulan hükümlere ilişkin temyiz taleplerinin incelemesinde; Suçların niteliği itibariyle suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen ve bu nedenle de davaya katılma hakkı bulunmayan ... vekilinin hükmü temyiz yetkisi bulunmadığından, davaya katılmasına ilişkin kararlar hukukî değerden yoksun olup, hükmü temyiz yetkisi vermeyeceğinden; temyiz istemlerinin CMK’nın 298/1. maddesi uyarınca REDDİNE, 4-Katılan ... vekilinin Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme, haberleşmenin gizliliğini ihlal, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi veya kayda alınması, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, verileri yok etmeme suçlarından kurulan hükümlere ilişkin temyiz taleplerinin incelemesinde; Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme suçları ile mağduru katılan ... olmayan haberleşmenin gizliliğini ihlal, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi veya kayda alınması, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, verileri yok etmeme suçlarından doğrudan doğruya zarar görmeyen ve bu nedenle de davaya katılma hakkı bulunmayan ...'ın hükmü temyiz yetkisi bulunmadığından, davaya katılmasına ilişkin kararlar hukukî değerden yoksun olup, hükmü temyiz yetkisi vermeyeceğinden, Mağduru katılan ... olan haberleşmenin gizliliğini ihlal, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi veya kayda alınması, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, verileri yok etmeme suçlarına ilişkin İlk Derece Mahkemesinin beraat ve 5 yıldan az süreli hürriyeti bağlayıcı cezaya ilişkin mahkumiyet kararlarına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının da, beraat kararlarında bu suçlara ilişkin yasada öngörülen cezanın üst haddine, mahkumiyet kararlarında hükmedilen cezanın süresine göre CMK'nın 286/2-g ve 286/2-a maddeleri gereğince temyiz edilemez nitelikte olduğundan; katılan vekilinin temyiz istemlerinin CMK’nın 298/1. maddesi uyarınca REDDİNE, 5-Katılanlar ..., ..., Hakan Fidan, ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekillerinin haberleşmenin gizliliğini ihlal, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi veya kayda alınması, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, verileri yok etmeme suçlarından kurulan hükümlere ilişkin temyiz taleplerinin incelemesinde; Kendilerinin mağduru olmadıkları haberleşmenin gizliliğini ihlal, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi veya kayda alınması, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, verileri yok etmeme suçlarından doğrudan doğruya zarar görmeyen ve bu nedenle de davaya katılma hakkı bulunmayan katılanların, kendileri dışındaki mağdurlara yönelik eylemlere ilişkin bu suçlardan kurulan hükümleri temyiz yetkileri bulunmadığından, Kendilerinin mağduru oldukları haberleşmenin gizliliğini ihlal, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi veya kayda alınması, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, verileri yok etmeme suçlarına ilişkin İlk Derece Mahkemesinin beraat ve 5 yıldan az süreli hürriyeti bağlayıcı cezaya ilişkin mahkumiyet kararlarına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının da, beraat kararlarında bu suçlara ilişkin yasada öngörülen cezanın üst haddine, mahkumiyet kararlarında hükmedilen cezanın süresine göre CMK'nın 286/2-g ve 286/2-a maddeleri gereğince temyiz edilemez nitelikte olduğundan; katılan vekillerinin temyiz istemlerinin CMK’nın 298/1. maddesi uyarınca REDDİNE, 6-Bir kısım sanık ve müdafiilerinin; resmi belgeyi bozma ve yok etme ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından kurulan beraat; haberleşmenin gizliliğini ihlal ve ifşası, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi veya kayda alınması, özel hayatın gizliliğini ihlal ve ifşası, verileri yok etmeme suçlarından kurulan mahkumiyet; göreve ilişkin sırrın açıklanması suçlarından kurulan ceza verilmesine yer olmadığına dair hükümlere ilişkin temyiz taleplerinin incelemesinde; Resmi belgeyi bozma ve yok etme ve özel hayatın gizliliğini ihlal, haberleşmenin gizliliğini ihlal ve ifşası, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi veya kayda alınması, özel hayatın gizliliğini ihlal ve ifşası, verileri yok etmeme, göreve ilişkin sırrın açıklanması suçlarına ilişkin İlk Derece Mahkemesinin beraat, ceza verilmesine yer olmadığına ve 5 yıldan daha az süreli hürriyeti bağlayıcı cezaya ilişkin mahkumiyet kararlarına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının da, beraat kararlarında bu suçlara ilişkin yasada öngörülen cezanın üst haddine, ceza verilmesine yer olmadığına dair kararlarda kararın türüne, mahkumiyet kararlarında ise hükmedilen cezanın süresine göre CMK'nın 286/2-g, 286/2-a ve 286/2-h maddeleri gereğince temyiz edilemez nitelikte olduğundan temyiz istemlerinin CMK’nın 298/1. maddesi uyarınca REDDİNE, 7-Sanıklar ..., ... ve ... vekillerinin vekalet ücretine ilişkin taleplerinin incelenmesinde; İlk derece mahkemesince sanıklar ... ve ... lehine vekalet ücretine hükmedilmesi nedeniyle anılan sanıkların istinaf ya da temyiz de hukuki menfaatleri bulunmadığı, lehine vekalet ücreti hükmedilmeyen Şerif Ali Kerman ve ... müdafiilerinin vekalet ücreti talebi içermesi nedeniyle temyiz dilekçesi olarak kabul edilen temyize cevap dilekçelerinin yasal süresinden sonra verildiği, yine her üç sanığın veya müdafilerinin kararı istinaf etmemeleri ve ilk derece hükmünün sanıklar aleyhine değişmemesi nedeniyle ikili kanun yolu öngören ceza muhakemesinde temyiz haklarının da bulunmadığı anlaşılmakla temyiz istemlerinin CMK'nın 298. Maddesi uyarınca REDDİNE, Karar vermek gerekmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulundukları, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz taleplerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, Bir kısım sanık ve sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin; sonuç cezası on yılın altında olan sanıklar yönünden hükmolunan cezaların süresine göre şartları bulunmadığından, sonuç cezası on yılın üstünde olan sanıklar yönünden ise; sanık ve müdafiilerin duruşmalı inceleme istemlerinin CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesinde, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda, savunmaya yeterli imkanın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, istinaf aşamasında ve temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkanının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94. maddesi ile değişik CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca takdiren REDDİNE, karar verilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, 24/12/2018 tarihli ve 2015/366 Esas, 2018/228 Karar sayılı kararı, Sanıklar Yakup Saygılı, ..., ..., ..., ... ve ... hakkında; 1-TCK 312/1, 3713 Sayılı Kanunun 5/1, TCK'nın 53 ve 58/9-7 maddeleri uyarınca Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mükerrirlere özgü infaz rejimine ve infazdan sonra denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına, 2-Silahlı Terör Örgütünü Kurma veya Yönetme suçundan ve üye olma suçlarından TCK'nın 44 maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına,(Yakub, Kazim, Yasin ve Mehmet Fatih için yöneticilikten, diğer sanıklara üyelikten) 3-Devletin Gizli Kalması Gereken Bilgilerini Siyasal veya Askeri Casusluk Amacıyla Temin Etme (2 kez) suçundan CMK 223/2c maddesi uyarınca beraatlerine, 4-..., ..., ..., ..., Zafer ÇAĞLAYAN, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'a yönelik haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan; a-TCK'nın 132/1-2.cümle (6352 sk ile değişiklik öncesi), 137/1a ve 53 maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezası(18 kez) b-TCK'nın 132/2 (6352 sk ile değişiklik öncesi), 137/1a ve 53 maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezasına(18 kez) 5-..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'a yönelik haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan TCK'nın 73/1-4 ve CMK'nun 223/8 maddeleri uyarınca kamu davasının Düşmesine, 6-... ve Nihat Ömeroğlu’na yönelik Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi veya Kayda Alınması suçundan; a-TCK'nın 133/1, 137/1a ve 53 maddeleri uyarınca (2 kez)9 ay hapis cezasına, b-TCK'nın 133/3 maddesinde düzenlenen Kayda alınan verilerin ifşası suçundan; CMK'nın 223/2e maddesi uyarınca beraatlerine, 7-Başbakan ... ve ve MİT müsteşarı ...'a yönelik özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan; a-TCK'nın 134/1-1.cümle(6352 sk ile değişiklikten önceki), 137/1a ve 53 maddeleri uyarınca (2 kez)2 yıl 3 ay hapis cezasına; b-TCK'nın134/2-1.cümle ve 134/2-2.cümle (6352 sk ile değişiklik öncesi), 137/1a ve 53 maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay 15 ... hapis cezasına; 8-...'ın Ankara da bulunan resmi konutunun ve kısıklı da bulunan evinin cell haritasının çıkarılması ve teknik takiple izlenmesi suretiyle Özel Hayatın Gizliliğini İhlal suçundan; a-TCK'nın 134/1-1.cümle(6352 değ. öncesi), 137/1a ve 53 maddeleri uyarınca 2 yıl 3 ay (2 kez) hapis cezasına; b-TCK'nın 134/2-1.cümle, 137/1a, 53-2 yıl 3 ay(2 kez) hapis cezasına; 9-Kişisel verileri hukuka aykırı olarak bir başkasına vermek, yaymak veya ele geçirmek suçundan(mağdur ve müşteki sayısınca talep edilmiş) ; CMK 223/2a maddesi uyarınca beraatlerine, 10-Verileri Yok Etmeme suçundan; TCK'nın 138/1(21/2/2014 tarihli ve 6526 değ.öncesi) ve 53 maddeleri uyarınca 1 yıl hapis cezasına , 11-Göreve ilişkin sırrın açıklanması suçundan; Ceza verilmesine yer olmadığına, 12-Kamu Görevlisinin Resmi Belgede Sahteciliği suçundan: CMK 223/2-e maddesi uyarınca beraatlerine, 13-Ana İddianameye konu Resmî belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçundan 223/2-e maddesi uyarınca beraatlerine . 14-13 nolu hüküm ile aynı fıkrada kurulmuş olan; İstanbul 14.Ağır Ceza Mahkemesinin birleşen dosyasında açılan kamu davasından, suçlarının adları belirtilmeden (dava konusu Resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme; Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi veya Kayda Alınması;Özel hayatın gizliliğini ihlal)CMK'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatlerine . (Mehmet Akif Üner hariç) Sanıklar ..., ... hakkında; 1-TCK 312/1, 3713 Sayılı Kanunun 5/1, TCK'nın 53 ve 58/9-7 maddeleri uyarınca Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mükerrirlere özgü infaz rejimine ve infazdan sonra denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına, 2-Silahlı Terör Örgütüne üye olma ve yöneticilik suçundan; TCK'nın 44 maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına,(İbrahim hakkında yöneticilik, Arif için üyelikten) 3-Devletin Gizli Kalması Gereken Bilgilerini Siyasal veya Askeri Casusluk Amacıyla Temin Etme (2 kez) suçundan CMK 223/2c maddesi uyarınca beraatlerine, 4-..., ..., ..., ..., Zafer ÇAĞLAYAN, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'a yönelik haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan; a-TCK'nın 132/1-2.cümle (6352 sk ile değişiklik öncesi), 137/1a ve 53 maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezası(18 kez) b-TCK'nın 132/2 (6352 sk ile değişiklik öncesi), 137/1a ve 53 maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezasına(18 kez) 5-..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'a yönelik haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan TCK'nın 73/1-4 ve CMK'nun 223/8 maddeleri uyarınca kamu davasının Düşmesine, 6-... ve Nihat Ömeroğlu’na yönelik Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi veya Kayda Alınması suçundan; a-TCK'nın 133/1, 137/1a ve 53 maddeleri uyarınca (2 kez)9 ay hapis cezasına, suçundan; CMK'nın 223/2e maddesi uyarınca beraatlerine, 7-Başbakan ... ve ve MİT müsteşarı ...'a yönelik özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan; a-TCK'nın 134/1-1.cümle(6352 sk ile değişiklikten önceki), 137/1a ve 53 maddeleri uyarınca (2 kez)2 yıl 3 ay hapis cezasına; b-TCK'nın134/2-1.cümle ve 134/2-2.cümle (6352 sk ile değişiklik öncesi), 137/1a ve 53 maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay 15 ... hapis cezasına; 8-...'ın Ankara da bulunan resmi konutunun ve kısıklı da bulunan evinin cell haritasının çıkarılması ve teknik takiple izlenmesi suretiyle Özel Hayatın Gizliliğini İhlal suçundan; a-TCK'nın 134/1-1.cümle(6352 değ. öncesi), 137/1a ve 53 maddeleri uyarınca 2 yıl 3 ay (2 kez) hapis cezasına; b-TCK'nın 134/2-1.cümle, 137/1a, 53-2 yıl 3 ay(2 kez) hapis cezasına; 9-Kişisel verileri hukuka aykırı olarak bir başkasına vermek, yaymak veya ele geçirmek suçundan(mağdur ve müşteki sayısınca talep edilmiş) ; CMK 223/2a maddesi uyarınca beraatlerine, 10-Verileri Yok Etmeme suçundan; TCK'nın 138/1(21/2/2014 tarihli ve 6526 değ.öncesi) ve 53 maddeleri uyarınca 1 yıl hapis cezasına , 11-Göreve ilişkin sırrın açıklanması suçundan; Ceza verilmesine yer olmadığına, 12-Kamu Görevlisinin Resmi Belgede Sahteciliği suçundan: CMK 223/2-e maddesi uyarınca beraatlerine, 13-Resmi belgeyi bozmak veya yok etme suçundan; TCK'nın 205/1-1. Cümle, 205/1-2.cümle ve 53 maddeleri uyarınca 6 yıl hapis cezasına . 14-Ayrıca sanık ... hakkında; İstanbul 14.Ağır Ceza Mahkemesinin birleşen dosyasında açılan kamu davasından, suçlarının adları belirtilmeden (dava konusu Resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme; Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi veya Kayda Alınması;Özel hayatın gizliliğini ihlal)CMK'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatlerine . (Mehmet Akif Üner hariç) Sanık ... hakkında: 1-TCK 312/1, 3713 Sayılı Kanunun 5/1, TCK'nın 53 ve 58/9-7 maddeleri uyarınca Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mükerrirlere özgü infaz rejimine ve infazdan sonra denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına, 2-Silahlı Terör Örgütüne üye olma suçundan; TCK'nın 44 maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına, 3-Devletin Gizli Kalması Gereken Bilgilerini Siyasal veya Askeri Casusluk Amacıyla Temin Etme (2 kez) suçundan CMK 223/2c maddesi uyarınca beraatlerine, 4-..., ..., ..., ..., Zafer ÇAĞLAYAN, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'a yönelik haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan; a-TCK'nın 132/1-2.cümle (6352 sk ile değişiklik öncesi), 137/1a ve 53 maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezası(18 kez) b-TCK'nın 132/2 (6352 sk ile değişiklik öncesi), 137/1a ve 53 maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezasına(18 kez) 5-..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'a yönelik haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan TCK'nın 73/1-4 ve CMK'nun 223/8 maddeleri uyarınca kamu davasının Düşmesine, 6-Başbakan ... ve ve MİT müsteşarı ...'a yönelik özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan; a-TCK'nın 134/1-1.cümle(6352 sk ile değişiklikten önceki), 137/1a ve 53 maddeleri uyarınca (2 kez)2 yıl 3 ay hapis cezasına; b-TCK'nın134/2-1.cümle ve 134/2-2.cümle (6352 sk ile değişiklik öncesi), 137/1a ve 53 maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay 15 ... hapis cezasına; 7-...'ın Ankara da bulunan resmi konutunun ve kısıklı da bulunan evinin cell haritasının çıkarılması ve teknik takiple izlenmesi suretiyle Özel Hayatın Gizliliğini İhlal suçundan; a-TCK'nın 134/1-1.cümle(6352 değ. öncesi), 137/1a ve 53 maddeleri uyarınca 2 yıl 3 ay (2 kez) hapis cezasına; b-TCK'nın 134/2-1.cümle, 137/1a, 53-2 yıl 3 ay(2 kez) hapis cezasına; 8-Kişisel verileri hukuka aykırı olarak bir başkasına vermek, yaymak veya ele geçirmek suçundan(mağdur ve müşteki sayısınca talep edilmiş) ; CMK 223/2a maddesi uyarınca beraatlerine, 9-Verileri Yok Etmeme suçundan; TCK'nın 138/1(21/2/2014 tarihli ve 6526 değ.öncesi) ve 53 maddeleri uyarınca 1 yıl hapis cezasına , 10-Göreve ilişkin sırrın açıklanması suçundan; Ceza verilmesine yer olmadığına, 11-Kamu Görevlisinin Resmi Belgede Sahteciliği suçundan: CMK 223/2-e maddesi uyarınca beraatlerine, 12-Ana iddianamede isnat edilen Resmi belgeyi bozmak veya yok etme suçundan; TCK'nın 205/1-1. Cümle, 205/1-2.cümle ve 53 maddeleri uyarınca 6 yıl hapis cezasına . 13-11 nolu hüküm ile aynı fıkrada kurulmuş olan; İstanbul 14.Ağır Ceza Mahkemesinin birleşen dosyasında açılan kamu davasından, suçlarının adları belirtilmeden (dava konusu Resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme; Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi veya Kayda Alınması; Özel hayatın gizliliğini ihlal) CMK'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine, Sanık ... Çakalllı hakkında: 1-TCK 312/1, 3713 Sayılı Kanunun 5/1, TCK'nın 53 ve 58/9-7 maddeleri uyarınca Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mükerrirlere özgü infaz rejimine ve infazdan sonra denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına, 2-Silahlı Terör Örgütüne üye olma suçundan; TCK'nın 44 maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına, 3-Devletin Gizli Kalması Gereken Bilgilerini Siyasal veya Askeri Casusluk Amacıyla Temin Etme (1 kez) suçundan CMK 223/2c maddesi uyarınca beraatlerine, 4-Başbakan ... ve ve MİT müsteşarı ...'a yönelik özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan; a-TCK'nın 134/1-1.cümle(6352 sk ile değişiklikten önceki), 137/1a ve 53 maddeleri uyarınca (2 kez)2 yıl 3 ay hapis cezasına; b-TCK'nın134/2-1.cümle ve 134/2-2.cümle (6352 sk ile değişiklik öncesi), 137/1a ve 53 maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay 15 ... hapis cezasına; 5-Göreve ilişkin sırrın açıklanması suçundan; Ceza verilmesine yer olmadığına, 6-Kamu Görevlisinin Resmi Belgede Sahteciliği suçundan: CMK 223/2-e maddesi uyarınca beraatlerine, Sanık ... hakkında: 1-)a-Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek; b-Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri siyasal casusluk maksadıyla elde etmek; c-Kişiler arasındaki konuşmaların kayıt altına almak ve ifşa etmek; d-Görevi nedeniyle kendisine verilen bilgi ve belgeleri açıklamak; e-Resmi belgeyi yok etmek bozmak; Suçlarından CMK'nın 223

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ceza Hukuku Özel Hükümler

"Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek" suçu ile ilgili; I. Suçun konusu gerçek bir resmi belgedir. II. Fiilin kamu görevlisi tarafından işlenmesi cezayı artıran nitelikli haldir. III. Suçun oluşması için eylemin "aldatıcı nitelikte" olması (sahtecilikteki gibi iğfal kabiliyeti) şarttır. ifadelerinden hangisi/hangileri doğrudur?

A) Yalnız I
B) I ve II
C) I ve III
D) II ve III
E) I, II ve III