5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 208

Türk Ceza Kanunu 208. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 208 - (1) Gerçek bir özel belgeyi bozan, yok eden veya gizleyen kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Açığa imzanın kötüye kullanılması

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

7 karar eşleşti
11. Ceza Dairesi, 2021/2725 E., 2023/9410 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
Suça konu motosikletin Samandağ Trafik Tescil Şube Müdürlüğü tarafından 21.04.2014 tarihinde hurdaya ayrıldığı ve trafik siciline kayıtlı olmadığının tespiti karşısında; sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 208 inci maddesinde düzenlenen özel belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçunu oluşturduğu gözetilmeden 204 üncü maddesinde düzenlenen resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulması,
11. Ceza Dairesi         2021/2725 E.  ,  2023/9410 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/918 E., 2015/866 K. SUÇ : Resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Samandağ Asliye Ceza Mahkemesi'nin,14.12.2015 tarihli ve 2015/918 Esas, 2015/866 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz isteği; sanığın atılı suçu işlemesinde bir menfaati bulunmadığına, mahkemenin şüpheden sanık yararlanır ilkesinin tersine hareketle şüpheye dayalı mahkumiyet kurduğuna ilişkindir.. III. OLAY VE OLGULAR 1. Kolluk görevlilerinin şüphe üzerine davaya konu motosiklette yaptıkları incelemede şasi ve motor numaralarının okunmayacak şekilde kazınmış olduğu, motosiklette takılı bulunan... plakanın yapılan sorgusunda plakanın sanık adına kayıtlı Kuba marka motosiklete kayıtlı olduğu ve motosikletin 03.06.2011 tarihinde sanık tarafından hurdaya ayrıldığı tespit edilmiştir. 2. Sanık suça konu motosikleti yaklaşık olarak 6 ay önce ismini bilmediği 25-30 yaşlarında bir şahıstan plakasız ve ruhsatsız olarak aldığını, daha önce hurdaya ayırmış olduğu... plakayı motosiklete taktığını ve bu şeklide kullandığını, motosikletin şasi ve motor numaralarının kazıntı olduğunu bilmediğini, motosiklet üzerinde herhangi bir silinti ve kazıntı yapmadığını beyan etmiştir. 3. Temyiz dışı sanık ...'ın; suça konu 31 Y 1662 plaka sayılı motosikletin kendisine ait olduğunu, motosikleti 04.04.2014 tarihinde hurdaya ayırdığını ve tanımadığı, hurdacılık yapan birine sattığını, motosiklet üzerinde herhangi bir silinti ve kazıntı yapmadığını, sanık ...'na satmadığını beyan etmiştir. 4. Soruşturma aşamasında aldırılan bilirkişi raporunda; motor bloğunun sol tarafında, motor numarası bulunması gereken bölgenin fiziksel olarak yapılan incelemesinde motor numarasının kazınarak okunamaz hale getirildiği; oturağın alt tarafında şasi numarası bulunması gereken bölgenin fiziksel olarak yapılan incelemesinde şasi numarasına ait karakterlerin kazınarak yok edildiği belirtilmiştir. 5. Sanık ... hakkında açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunu işlemiş olduğu anlaşılmakla temyize konu hüküm kurulmuştur. IV. GEREKÇE Suça konu motosikletin Samandağ Trafik Tescil Şube Müdürlüğü tarafından 21.04.2014 tarihinde hurdaya ayrıldığı ve trafik siciline kayıtlı olmadığının tespiti karşısında; sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 208 inci maddesinde düzenlenen özel belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçunu oluşturduğu gözetilmeden 204 üncü maddesinde düzenlenen resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulması, 2. Kabule göre de; 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin üçüncü fıkrasındaki hükmün, ancak resmi belgenin "kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge" niteliğinde olması halinde uygulanabileceği, suça konu motor ve şasi numaralarına ilişkin levhanın 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında sayılan “sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belge”lerden sayılmayacağı gözetilmeden, 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanması suretiyle fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Samandağ Asliye Ceza Mahkemesinin,14.12.2015 tarihli ve 2015/918 Esas, 2015/866 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, Üye Sadık Baydındır'ın sanığın eyleminin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 21 ve 23 üncü maddelerinde düzenlenen idari yaptırım gerektiren kabahat eylemi oluşturduğuna dair değişik gerekçesi ile oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.12.2023 tarihinde karar verildi. (Değişik Gerekçe) Yazı İşl.Md.Y. - F.U. D E Ğ İ Ş İ K G E R E K Ç E Sayın çoğunluk ile aramızda ki görüş ayrılığı "hurdaya ayrılmış motosikleti bir şekilde ele geçirdikten sonra motor şase numarasını kazıyıp yine başka bir motosiklete ait gerçek plakayı takıp Tescil Belgesi ve Tescil Plakası almadan trafiğe çıkartıp karayolunda kullanma" eyleminin özel belgeyi bozma suçunu mu yoksa Karayolları Trafik Kanununun 21-23 maddelerinde düzenlenen ve idari yaptırım gerektiren kabahat eylemini mi oluşturduğuna ilişkindir. Uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde çözülebilmesi için belgede sahtecilik suçu, resmi yada özel belgeyi bozma suçu ila 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 21 ve 23 maddesi hükümleri üzerinde durulmasında fayda bulunmaktadır. I- Sahtecilik suçlarının hukuki konusu kamunun güveni olup, belgelerin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi, gerçek bir belgenin değiştirilmesi ve kullanılması eylemlerinin kamu güvenini sarstığı kabul edilerek yaptırıma bağlanmıştır Resmi belgede sahtecilik suçu neticesi harekete bitişik ve seçimlik hareketli bir suç olarak TCK'nin 204/1 maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre resmi belgenin sahte olarak düzenlenmesi, gerçek bir resmi belgenin başkalarını aldatacak şekilde değiştirilmesi veya sahte resmi belgenin kullanılması durumunda suç oluşacaktır. Sahtecilik suçunun maddi konusu olan belge ise “ hukuki bir hüküm ifade eden, üzerinde bir hakkın doğumuna, bir olayın kanıtlanmasına yarayan yazıların bulunduğu, bez, kağıt, levha ve plaka gibi nesneler olarak tanımlanmaktadır." (11.CD-08.02.2016-2014/11543-2012/1233) Sahtecilik suçlarında failin eylemini tamamlayamadığı durumlarda belgenin aldatma niteliği bulunmayacağı ve hukuki bir sonuç doğmayacağından teşebbüs hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmaz. Resmi belgede sahtecilik suçu belgenin düzenlenmesi ile tamamlandığından (kullanma koşuluda aranmaz) suça kalkışma olanağı yoktur. Özel belgede sahtecilik suçu ise sahte özel belgenin kullanılması ile oluşacağından özel belgede sahtecilik suçu da teşebbüse elverişli değildir. "Resmi belgede sahtecilik suçlarının niteliği gereği neticesi harekete bitişik suçlardan olması nedeniyle teşebbüse elverişli olmadığı, suçun belgenin düzenlenmesi, değiştirilmesi veya kullanılması ile oluşacağı" ( 11.CD-04.04.2018-2017/14684-2018/3031) Öte yandan başka bir araca ait gerçek plakanın bir başka araca takılması halinde failin 5237 sayılı TCK’nin 204/1 maddesine göre cezalandırılacağı 08.03.2016 tarihinde kanunlaşmış olan 676 sayılı 03.10.2016 tarihli KHK ile kabul edilmiş ise de bu düzenlemenin suç tarihi itibarı ile sanık hakkında uygulanma olanağının bulunmadığının anlaşıldığı, II- Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçu 5237 sayılı TCK’nin 205. maddesinde; “Gerçek bir resmi belgeyi bozan, yok eden veya gizleyen kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Suçun kamu görevlisi tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır”, Özel belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçu ise 208.Maddesinde; "Gerçek bir özel belgeyi bozan, yok eden veya gizleyen kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." şeklinde düzenlenmiştir. Suçun konusu, hukuken geçerli yani gerçek bir resmi yada özel belge olup gerçek belge, bir olayı kanıtlama gücü bulunan hukuki sonuç doğurmaya elverişli olan belgedir. Suçu oluşturan seçimlik hareketler, gerçek bir belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemektir. Belgeyi bozmak; belgenin içeriğindeki bilgilerin anlaşılamaz, kullanılamaz hâle getirilmesi suretiyle belgeden faydalanma imkânının ortadan kaldırılması, başka bir deyişle belgenin delil değerini bozan davranışlarda bulunulmasıdır. Resmi ya da özel belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçlarında failin amacı, belgenin kanıt olarak kullanılmasını önlemektir. Fail belgeyi tahrif ederek, değiştirerek kendisi kullanmayı amaçlıyor ise unsurlarının bulunması halinde resmi ya da özel belgede sahtecilik suçu oluşacaktır. Nitekim bu husus Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Dairemiz içtihatlarında; " şikâyetçinin artık nüfus cüzdanını kullanma imkânının bulunmadığı inancıyla kendi kimliğini gizlemek amacıyla bu cüzdanı tahrif eden sanığın, şikâyetçinin nüfus cüzdanından faydalanma olanağını ortadan kaldırma iradesi ile hareket etmediği, bu nedenle sözü edilen suçun unsurlarının da oluşmadığı kabul edilmelidir." (CGK-14.11.2017-2017/866-2017/466) "Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçu ile ilgili olarak sanığın, aracın plakasını değiştirmek için çalışmalar yaptığının iddia olunması, alınan bilirkişi raporundan şasi numarasının başka araçtan kesildikten sonra kaynakla monte edildiğinin ancak “Kahverengi araca sonradan kaynakla monte edilen şasi numarasının bulunduğu bölümün etrafındaki kaynak izlerinin taşlanarak üzerine macun çekilmesi suretiyle gözükmez hale gelmesini müteakip aracın gövde rengine boyanması neticesinde yapılacak bu değişikliğin iğfal kabiliyetini haiz olacağı” kanaatine varıldığının açıklanması karşısında; sanığın kastının gerçek bir resmi belgeyi bozmak olmayıp, şasi değişikliği suretiyle belgenin içindeki gerçeği değiştirmek olduğu ve herhangi bir hakkın kullanılmasının engellenmemesi nedeniyle de TCK'nin 205. maddesindeki suçun unsurlarının oluşmadığı, 5237 sayılı TCK'nin 204/1. maddesindeki resmi belgede sahtecilik suçunun oluşması için belgenin sahte olarak düzenlenmesi, başkasını aldatacak şekilde değiştirilmesi veya sahte olarak düzenlenen belgenin kullanılması eylemlerinden birisinin gerçekleştirilmesinin yanı sıra sahte belgenin hukuki sonuç doğurmaya elverişli olması da gerekeceğinden; sanığın suça konu araçlar üzerindeki motor ve şasi numaralarının silinmesi şeklindeki eyleminde, suçun konusunu oluşturan motor ve şasinin mevcut hali ile hukuki sonuç doğurmaya elverişli bir hale gelmediği, yüklenen eylemin resmi belgede sahtecilik suçunun hazırlık hareketleri niteliğinde kabul edilebileceği, bu itibarla yasada tanımını bulan seçimlik hareketlerin herhangi birisinin somut olayda gerçekleşmediği cihetle, unsurları itibariyle oluşmayan suçtan sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi" (11.CD-05.11.2015-2013/21965- 2015/30594) şeklinde yansıdığı, III- 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu: Madde 21: "Tescil edilen araçlar, "Tescil Belgesi" ve "Tescil Plakası" alınmadan karayollarına çıkarılamaz. Ancak, ilk tescili yapılan araçlar için düzenlenen tescile ilişkin geçici belgelerin geçerlilik süresi içinde, tescil belgesi alma zorunluluğu aranmaz. Birinci fıkra hükmüne uymayan sürücüler 1.002 Türk lirası idari para cezası ile cezalandırılırlar. Birinci fıkra hükmüne aykırılığı tespit edilen araçlar eksiklikleri giderilinceye kadar trafikten menedilir. Tescil belgesi geçersiz duruma gelince sürekli olarak, üzerinde eksik veya yanlış bilgi bulunması halinde geçici olarak trafik zabıtasınca geri alınır. Hurdaya çıkarılmış araçların karayolunda sürülmesi yasaktır. Bu araçların karayolunda sürüldüğünün tespiti hâlinde sürücüsüne 2.018 Türk lirası idari para cezası verilir ve bu araçlar trafikten menedilir. Ayrıca mülki amir tarafından el konulur ve aracın mülkiyeti kamuya geçer." Madde 23/2:"Araç tescil belgesini araçta bulundurmayan veya tescil plakasını monte edilmesi gereken yerin dışında farklı bir yere takan sürücülere 92 Türk Lirası idari para cezası verilir. Araç bilgileri doğrulanıncaya ve plaka uygun yere takılıncaya kadar araç trafikten men edilir." şeklinde ki düzenlemeler dikkate alındığında; Tescil belgesiz ve tescil plakasız araç kullanma, hurdaya çıkarılmış araçların karayolunda sürülmesi ve tescil plakasını monte edilmesi gereken yerin dışında farklı bir yere takma eylemlerinin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca idari yaptırıma tabi olduğu, bu şekilde kullanılan araçların trafikten men edileceği ve mülki amir tarafından el konulacağı anlaşılmaktadır. Ancak hurdaya çıkarılmış araçların karayolunda sürülmesi eylemi ile ilgili düzenlemenin 18.10.2018 tarihinde yürürlüğe girmesi nedeni ile bu hükmün suç tarihi itibari ile sanık hakkında uygulanamayacağının anlaşıldığı, IV-Somut olay ve değerlendirme: Olay tarihinde sanık ...'nın kullandığı... plaka takılı şase ve motor numaralarının okunmayacak şekilde kazınmış olduğu anlaşılan suça konu motorsiklet üzerinde yapılan kriminal incelemede "motosikletin orjinal motor numarasının "ML150FM.\*0.L2142.\*" simge ve harf numaraları okunduğu, şase numaralarının okunmasının mümkün olmadığı, kazımanın derin olması nedeni ile nokta (.) ile gösterilen karakterlerin okunması mümkün olmadığı, oturağının alt tarafında şasi numarası bulunması gereken bölgenin fiziksel olarak yapılan incelenmesinde, şasi numarasına ait karakterlerin kazınarak yok edildiğinin görüldüğü, kimyasal olarak yapılan inceleme sonucunda ise kazımının derin olması nedeni ile şasi numarasının tespitinin mümkün olmadığı, motosikletin motor numarasının okunan rakamlarından yapılan sorgusunda, motosikletin ... adına kayıtlı 31 Y 1662 plaka sayılı kırmızı renkli Mondial marka, şase No: NMUKHGZF791032027, motor no: ML150FMG09L21426 numaralı 2010 model motosiklet olduğu, motosikletin 04/04/2014 tarihinde hurdaya ayrıldığı, sanık ...'nın ise temyiz dışı sanık ... tarafından hurdaya ayrılan bu motosikleti bir şekilde ele geçirdikten sonra motor ve şasi numarasını kazıdıktan sonra daha önce kendisinin hurdaya ayırdığı başka bir motosiklete ait gerçek 31 Y 3772 plakayı takıp Tescil Belgesi ve Tescil Plakası almadan trafiğe çıkartıp karayollarında kullanmaya başladığı anlaşılan somut olayda; Hurdaya ayrılan motosiklet üzerindeki motor ve şasi numaralarının silinmesi şeklinde gerçekleşen eylemde suçun konusunu oluşturan motor ve şasinin mevcut hali ile hukuki sonuç doğurmaya elverişli bir belge haline gelmediğinden sahtecilik suçunun unsurları itibarı ile oluşmayacağı, (ki bu konuda çoğunluk ile aynı düşüncedeyiz) Hurdaya ayrılan motosikletin motor şasi numarasını sildikten sonra üzerine başka bir motosiklete ait gerçek plakayı takıp kullanmayı amaçlayan sanığın belge üzerinde hak sahibi olan kişinin belgeden faydalanma olanağını kaldırma ve yine belgenin kanıt değerini ortadan kaldırma iradesi ile hareket etmediği gibi hurdaya ayrılan motosikletin motor şasi numarasının bir olayı kanıtlama gücü bulunan hukuki sonuç doğurmaya elverişli ve hukuken geçerli olan gerçek bir resmi yada özel belge olmadığı, bu nedenle 5237 sayılı TCK'nin 205 ve 208 maddesinde düzenlenen resmi yada özel belgeyi bozma, yok etme ve gizleme suçunun konusunu oluşturmayacağı anlaşıldığından somut olayda özel belgeyi bozma, yok etme ve gizleme suçunun unsurlarının oluşmayacağı, Sanığa isnat edilen; Tescil belgesiz ve Tescil Plakasız motosiklet kullanma eyleminin suç tarihi itibari ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 21/1 maddesi uyarınca idari yaptırıma tabi kabahat eylemini oluşturduğu, Başka bir motosiklete ait gerçek plakanın bir başka motosiklete takılması eyleminin ise suç tarihi itibarı ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 23/2 maddesi uyarınca idari yaptırımına tabi kabahat eylemini oluşturacağı anlaşıldığından, Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün bozulması düşüncesi ile sayın çoğunluğun eylemin özel belgeyi bozma, yok etme ve gizleme suçunu oluşturduğuna ilişkin bozma gerekçesine katılmıyorum. 05.12.2023

Diğer kararlar (4)

15. Ceza Dairesi, 2014/2001 E., 2016/7370 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
2- TCK'nın 208, 62 ve 51/1-3-7-8. maddeleri gereğince mahkumiyet
15. Ceza Dairesi         2014/2001 E.  ,  2016/7370 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Özel belgede sahtecilik, özel belgeyi gizleme, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma HÜKÜM : 1- TCK'nın 207, 62 ve 51/1-3-7-8. maddeleri gereğince mahkumiyet 2- TCK'nın 208, 62 ve 51/1-3-7-8. maddeleri gereğince mahkumiyet 3- TCK'nın 155/2, 62, 52/2-4 ve 51/1-3-7-8. maddeleri gereğince mahkumiyet Özel belgede sahtecilik, özel belgeyi gizleme ve hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü; Gerekçeli karar başlığında “2008” olarak gösterilen suç tarihinin “11/10/2008” olarak mahallince düzeltilmesi mümkün görülmüştür. Katılanın yöneticisi olduğu... Apartmanında, 30/06/2007-11/10/2008 tarihleri arasında yöneticilik yapan sanığın, bu süre zarfında apartman yönetimine ait defterleri usulüne uygun tutmadığı gibi makbuzlar üzerinde silintiler ve kazıntılar yaparak tahrifatta bulunduğu, apartman yöneticilik görevi bitmesine rağmen karar defteri ile harcamalara ilişkin belgeleri yeni yöneticiye teslim etmediği, ayrıca yönetim defteri ve makbuzlarında yapılan bilirkişi incelemesine göre 11.901,46 TL paranın sanığın uhdesinde olduğu, bu şekilde üzerine atılı suçları işlediği iddia edilen olayda; 1- Sanığın, yöneticilik görevi bitmesine rağmen karar defteri ile harcamalara ilişkin belgeleri yeni yöneticiye teslim etmemesi ve kovuşturma aşamasında yaptırılan bilirkişi incelmesine göre, apartmanın giderleri için toplanan paranın 6.986,21 TL'sini uhdesinde tutması şeklindeki eylemlerinin bir bütün halinde TCK'nın 155/2. maddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, karar defteri ve harcamalara ilişkin belgelerin yeni yöneticiye teslim edilmemesi şeklindeki eylemin ayrıca özel belgeyi gizleme suçunu oluşturacağı kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması, 2- Mahkemenin gerekçesinde, sanığın görev yaptığı dönemdeki makbuzlar üzerinde silinti ve kazıntı yaparak özel belgede sahtecilik suçunu işlediğinin belirlenmesi, 10/05/2012 tarihli 9. duruşmada incelenen emanet eşyaları içerisinde bulunan suça konu 253 ve 254 numaralı makbuzlardaki yazıların okunamayacak derecede üzerinden gidilmiş ve karışık vaziyette olduğunun, 254 numaralı makbuzda sadece ... adının okunabildiğinin belirtilmesine karşın, iğfal kabiliyeti hususunda bir tespite yer verilmemesi, hükme esas alınan 27/12/2011 tarihli bilirkişi raporunda da, sanık tarafından düzenlenen para tahsilat makbuzlarından 6 sayılı makbuz koçanından 253 ve 254 sayılı makbuzların okunamayacak şekilde olduğuna ve bu makbuzlarda silinti, kazıntı ve tahrifatlar yapıldığına, 4 sayılı koçanın ... numaralı makbuzunun yazı ve rakamları okunmayacak şekilde düzenlendiğine yönelik tespitlerde bulunulması karşısında; belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdirinin hakime ait olduğu ve yapılan tahrifatın aldatıcı nitelikte olmaması halinde eylemin TCK'nın 208. maddesinde öngörülen “özel belgeyi bozma, yok etme veya gizleme” suçunu oluşturacağı gözetilerek, suça konu belgelerin aldatma yeteneğinin ne şekilde oluştuğu denetime olanak verecek şekilde karar yerinde açıklanıp tartışılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması, Kabule göre de; Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan kurulan hükümde, hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde, ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi, Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 05/10/2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Ceza Dairesi, 2021/5519 E., 2024/4773 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
hakkında özel belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 208 inci maddesinin birinci fıkrası, 58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına,
11. Ceza Dairesi         2021/5519 E.  ,  2024/4773 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/82 E., 2016/256 K. SUÇLAR : Özel belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek, hakaret, basit yaralama HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Alanya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.04.2016 tarihli ve 2015/82 Esas, 2016/256 Karar sayılı kararı ile; 1.Sanıklar ... ve ...'in katılan ... ve katılan ...'na yönelik kasten yaralama suçlarından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca iki kez 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına, 2.Sanık ...'ın katılan ...'a yönelik kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına, 3.Sanık ... hakkında özel belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 208 inci maddesinin birinci fıkrası, 58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına, 4.Sanık ... hakkında katılan ...'a yönelik hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 125 nci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları, 58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 4 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanıklar süre tutum dilekçeleri vermişler, gerekçeli temyiz dilekçesi ibraz etmemişlerdir. III. OLAY VE OLGULAR Katılanların Akdeniz Elektrik A.Ş Alanya İşletme Müdürlüğünde görevli oldukları, sanık ...'in sahibi olduğu Işıl Su Apart isimli iş yerinde yaptıkları denetimde yirmi dört adet elektrik sayacında abonelik olmaksızın kaçak elektrik kullanıldığını tespit ettikleri, bu tespitin ardından işletmeye dönerek kayıtları kontrol ettikleri ve bahse konu otelin hiçbir şekilde abonelik kaydı olmadığını belirledikleri ve yirmi dört adet kaçak elektrik tespit tutanağı hazırlayarak otele geri döndükleri, burada otel sahibi sanık ..., sanık ...'in kardeşi ... ve otel çalışanı ... ile aralarında tartışma çıktığı, sanık ...'in katılan ...'a " sen kim oluyorsun şerefsiz senin ananı sinkaf ederim" şeklinde hakarette bulunduğu, sanık ..., sanık ... ve sanık ...'ın katılan ...'a vurdukları ve onu dosya arasında bulunan rapora göre basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladıkları, sanık ... ve sanık ... 'ın katılan ...'na da vurdukları ve onu da alınan rapora göre basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladıkları, katılan ...'ın olay yerinden uzaklaşmaya çalışması sırasında ayağının takılarak yere düştüğü ve bu esnada elinde bulunan yirmi dört adet kaçak tespit tutanağının da yere düştüğü, arkasından gelen sanık ... Bakırçakır'ın söz konusu tutanakları alarak bir arabaya binip olay yerinden ayrıldığının iddia edildiği olayla ilgili olarak açılan kamu davasında; sanıklar savunmalarında suçlamaları kabul etmemiş, katılanlar ve tanık beyanları, doktor raporları ve tüm dosya kapsamı ile mahkemece sanıkların atılı suçları işlediklerinin sabit olduğu kabul edilmiş, ancak Akdeniz Elektrik A.Ş'nin 28.05.2013 tarihinde özelleştirilmiş olduğu ve katılanların kamu görevini haiz olmadıkları, tutanakların da bu nedenle resmi belgede sayılamayacağı gerekçesi ile haklarında temyize konu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur. IV. GEREKÇE A.Sanık ... Hakkında Özel Belgeyi Bozmak, Yok Etmek veya Gizlemek Suçundan, sanık ... Hakkında Hakaret Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden Sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasına ilişkin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. B.Sanıklar Hakkında Kasten Yarama Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden Sanık ...'a isnat edilen özel belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçu ile kasten yaralama suçunun birlikte işlenmediği de gözetilerek; Sanıklara isnat edilen ve üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren kasten yaralama suçundan dolayı kurulan hükümlerden sonra, 16.03.2021 tarihli ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanıkların hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir. V. KARAR A.Sanık ... Hakkında Özel Belgeyi Bozmak, Yok Etmek veya Gizlemek Suçundan Kurulan Hüküm ile Sanık ... Hakkında Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Alanya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.04.2016 tarihli ve 2015/82 Esas, 2016/256 Karar sayılı kararında sanıklar tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanıkların temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B.Sanıklar Hakkında Kasten Yarama Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Alanya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.04.2016 tarihli ve 2015/82 Esas, 2016/256 Karar sayılı kararına yönelik sanıkların temyiz isteği yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.04.2024 tarihinde karar verildi.
11. Ceza Dairesi, 2021/1133 E., 2023/1330 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.03.2015 tarihli ve 2014/574 Esas, 2015/281 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 208 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 51 inci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezasının ertelenmesine karar verilmiştir.
11. Ceza Dairesi         2021/1133 E.  ,  2023/1330 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/574 E., 2015/281 K. SUÇ : Özel belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek HÜKÜM : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, katılan vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Çerkezköy 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.07.2014 tarihli ve 2013/184 Esas, 2014/189 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçundan, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. 2. Çerkezköy 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.07.2014 tarihli ve 2013/184 Esas, 2014/189 Karar sayılı kararına katılan vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.09.2014 tarihli ve 2014/ 996 değişik iş sayılı kararı ile zararın giderilmemiş olması nedeniyle itiraz kabul edilerek, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasına karar verilmiştir 3. Çerkezköy 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.03.2015 tarihli ve 2014/574 Esas, 2015/281 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 208 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 51 inci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezasının ertelenmesine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Katılan vekilinin temyiz isteği: hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kaldırıldıktan sonra hükmolunan cezanın ertelenmesine karar verilemeyeceğine, ayrıca sanığın pişmanlık göstermemesi, zararı gidermemesi, ertelemenin zarar giderme koşuluna bağlanmamasının da usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. 2. Sanık müdafiinin temyiz isteği; okuma yazma bilmeyen, suça konu belgenin içeriğini dahi anlamayan geçirdiği sinir krizi sonrasında belgeyi yırtan sanığın, suç işlemek kastıyla hareket etmediğine, vesaire ilişkindir III. OLAY VE OLGULAR 1. Katılan ...'in, sanığın eşi olan ...'a işletmiş olduğu Güneşler Petrol isimli iş yerinden çeşitli zamanlarda akaryakıt verdiği, bu akaryakıtların karşılığı olarak 25.000,00 TL tutarında ...'tan senet aldığı, ...'ın borcunu ödeyemediği, 22.01.2013 tarihinde yapmış olduğu hesapta ...'ın toplam borcunun 36.160,00 TL olduğunu belirleyerek ... ile yeni bir senet imzaladıkları, katılanın senedi ...'ın eşi olan sanığın da imzalamasını istediği ve yanında çalışan tanık ...'a senedi vererek sanığın eşinin de imzalaması için evine gönderdiği, ...'ın eşi olan sanığa imzasını attırmak istediği ve ...'un senedi sanığa uzattığı sırada sanığın senedi alarak defalarca yırtarak yere attığından bahisle özel belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır. 2. Katılan ... anlatımında; sanığın eşi Hikmet'in aldığı akaryakıta ilişkin 25.000,00 TL'lik teminat senedinin sürekli olarak kendisinde durduğunu, fakat bu teminatı aşan alım yaptığından Hikmet'ten 36.160,00 TL tutarında senet alarak 25.000,00 TL tutarındaki senedi iade ettiğini, eşinin üzerine mal olduğunu söyleyince yeni senedi eşinin de imzalamasını istediğini, bir ay kadar sonra Düzce'de olan sanık dönünce çalışanıyla senedi imzalaması için evine yolladığını ve bu olayın yaşandığını, sanığın eşinin yeni bir senet imzalamadığını ve aralarındaki hukuk davasının halen devam ettiğini, zararının giderilmediğini beyan etmiştir. 3. Sanık sorgusunda; suça konu belgenin önceden eşi tarafından imzalanmış bir senet olduğunu bilmediğini, eşi "hanım benim benzin aldığım yere borcum var bunu imzala" demesi üzerine öncesinde de başına böyle sıkıntılı bir iş açtığından sinirlerinin bozulduğunu ve bağırmaya başladığını, kağıdı yırttığını dahi sakinleşince farkettiğini, kağıtta ne yazdığını bilmediğini beyan etmiştir. 4. Tanık ... yeminli anlatımında; Hikmet tarafından imzalanmış suça konu senetle sanığın evine gittiğini, geliş sebebini Hikmet'in açıkladığı sırada eşi olan sanığın bağırıp çağırmaya başladığını, bu sırada senedi imzalaması için verince de beş altı kez yırtarak yere attığını ve sorunun büyümemesi için kendisinin evden çıktığını beyan etmiştir. 5. Tanık ... yeminsiz anlatımında; katılanın kendisinden yeni senet istediğini, kendisinin de kabul ettiğini fakat katılanın senedi sanık olan eşinin de imzalamasını istediğini, il dışında olan eşinin bir müddet sonra geldiğini, olay günü katılanın çalışanı senedi getirince eşine yakıt şirketi sahiplerinin O'nun imzasını istediklerini söyleyince eşinin sinirlendiğini, eşi sinirlenince kendisinin dışarı çıktığını, senedi yırtıp yırtmadığını görmediğini beyan etmiştir. IV. GEREKÇE 1. Katılan Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden Hakkındaki hükmün açıklanması geri bırakılan sanığın, denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlemesi nedeniyle hüküm açıklanırken, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin on birinci fıkrası uyarınca erteleme kararı verilemeyeceği, somut olayda ise kesinleşen bir hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının söz konusu olmadığı, itiraz merciince kaldırıldığı anlaşılmış olmakla sanık hakkında duruşmadan edindiği kanaat ile adli sicil kaydına göre hükmolunun hapis cezasının ertelenmesine ve zarar giderme koşuluna bağlanmamasına ilişkin Mahkemenin takdirinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Yönünden İddia, savunma, tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamı karşısında; yüklenen suçun sübutunu kabul eden Mahkemenin takdirinde, hukuka aykırılık bulunmamıştır. 3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasıfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekili ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Çerkezköy 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.03.2015 tarihli ve 2014/574 Esas, 2015/281 Karar sayılı kararında katılan vekili ve sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.03.2023 tarihinde karar verildi. Yazı İşl.Md.Y. - F.U. K A R Ş I O Y Sanığın eşi Hikmet Çakmakın, katılana olan borcundan dolayı 36.160 TL tutarındaki bir borç senedini imzaladığı, bahse konu senede kefil sıfatıyla borçlu Hikmetin eşi olan sanığında imza atmasını istenildiğinde sanığın kendine verilen senedi parçalara bölmek suretiyle üzerine atılı Özel Belgeyi Yok Etme suçunu işlediği iddia ve kabul edilerek atılı suçtan mahkumiyetine hükmedilmiş, katılan ve tanık anlatımlarına göre; suça konu senedin teminat vasfın da olması, sanık tarafından senedin yırtılması neticesinde katılanın doğrudan somut bir zararından da bulunmaması, sanığın daha önce sabıkasının olmaması ve hükmedilen netice cezanın miktarı nazara alındığında sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Katılan tarafından bu karara yapılan itiraz üzerine zarar karşılanmadığından bahisle Ağır Ceza Mahkemesince itirazın kabul edilerek bilahare hükmün açıklanmıştır. Bu karar sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce onanmıştır. Öncelikle belirtmek isteriz ki, yırtıldığı iddia edilen bono kambiyo vasfı özellikleri olmayan ve alacağı kesin olarak kanıtlamayan, tanıkların beyanına göre boş olan teminat amacıyla verilmek istenen, ancak bu vasfı dahi taşımayan, borçlar hukuku anlamında değerlendirildiğinde kayıtsız şartsız borç ikrarını içermeyen üzerinde sadece bir imza taşımakla herhangi bir bedeli göstermeyen bu evrak, mevcut haliyle hukuki sonuç doğurmaya elverişli değildir. Bu nedenle suçun yasal unsurları oluşmamıştır. Nitekim, bahse konu evrak, sanığın kocasının imzası bulunan ve bu haliyle sadece Onu borç altına sokma niteliği taşıyan, bu bakımdan her zaman yenisi tek taraflı düzenlenip verilebilecek özellik arz eden mahiyettedir. Sanığın imzası hukuken kefil vasfındadır ve zorunlu unsur değildir. Suçun maddi ve manevi unsurları oluşmamıştır. Zira bu suçun en önemli unsuru kasttır. Bu suçun oluşması için öncelikle kasti bir hareket gereklidir. Yani sanığın suçu ve sonuçlarını bilerek hareket etmesi beklenir. Tanık anlatımları ve sanık beyanlarından anlaşıldığına göre; okur yazarlığı bulunmayan sanığın suç işleme kastıyla hareket ettiğine dair mahkumiyetine yeterli delil bulunmamaktadır. Bırakın kastı belgenin dahi ne olduğunu anlayabilecek eğitim ve ticari bilgisi bulunmamaktadır. Failin bir belgeyi ortadan kaldırmak ve bozmakla elde etmek istediği sonuç hak sahibinin o belgeden yararlanmasını engellemekten ibarettir. Sanığın böyle bir kastı olmadığı gibi katılan zaten açmış olduğu hukuk davası ile alacağını belgeleyebilecek durumdadır. Somut olayda; 60 yaşlarında olup okur yazarlığı bulunmayan sanığın, kocasının borçlarından dolayı daha önceden benzer ekonomik sıkıntılar yaşamasının verdiği endişe ve öfkeyle kendisine sunulan içeriğini dahi bilmediği evrakı yırtıp atmaktan ibaret eyleminde, suç kastının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan; ilk hükümde sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş itiraz üzerine zarar karşılanmadığından bahisle Ağır Ceza Mahkemesince itirazın kabul edilerek bilahare hükmün açıklanmış ise de; burada somut ve belirli bir zarardan söz etmek mümkün değildir. Tartışmalı bir alacak söz konusudur. Hukuki ilişkinin borçlusu sanık değil Onun kocasıdır. Sanıktan sadece kefil olarak evrakı imzalaması istenmiştir. Nİtekim, katılan tarafından sanığın kocası aleyhine Çerkezköy İcra Müdürlüğünün 2013/1071 Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatılmış, akabinde Çerkezköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/305 Esas sayılı dosyasından açılan dava katılan lehine sonuçlanmıştır. Katılanın bir zararı söz konusu değildir. Bu nedenle olayda hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşulları oluşmuştur. Kabule göre de; hükmün bu yönüyle bozulması gerekir. Bu bakımdan; yukarıda açıklanan nedenlerle sanık hakkında Özel Belgeyi Yok Etme suçunundan verilen mahkumiyet kararının bozulması gerekirken, sayın çoğunluğun hükmün onanmasına ilişkin görüşüne katılmıyorum.
11. Ceza Dairesi, 2019/7920 E., 2022/15146 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
maddesinde düzenlenen "resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme" suçunu, kayıtlı olmaması halinde ise sanıkların eylemlerinin aynı sayılı TCK'nin 208. Maddesinde düzenlenen "özel belgeyi bozma, yok etme veya gizleme" suçunu oluşturabileceği gözetilmeden eksik araştırma ve inceleme neticesinde suç vasfında yanılgıya düşülerek hükümler kurulması,
11. Ceza Dairesi         2019/7920 E.  ,  2022/15146 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi 1)Sanıkların, motor ve şasi numaraları silinerek kazınmış plakasız motorsikleti kullanmak suretiyle üzerlerine atılı suçu işledikleri iddia olunan olayda; suça konu aracın trafik siciline kayıtlı olup olmadığının araştırılarak kayıtlı olduğunun tespiti halinde, sanıkların eylemlerinin 5237 sayılı TCK'nin 205. maddesinde düzenlenen "resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme" suçunu, kayıtlı olmaması halinde ise sanıkların eylemlerinin aynı sayılı TCK'nin 208. Maddesinde düzenlenen "özel belgeyi bozma, yok etme veya gizleme" suçunu oluşturabileceği gözetilmeden eksik araştırma ve inceleme neticesinde suç vasfında yanılgıya düşülerek hükümler kurulması, 2) Kabule göre de; a-Gerekçeli kararda sanıklar hakkında alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edildiği belirtildiği halde sanık ... hakkında alt sınırdan ceza tayin edilmesi suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişkiye neden olunması yasaya aykırı, b-Sanık ... hakkında, tekerüre esas alınan Ödemiş 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/816 Esas ve 2012/693 Karar sayılı ilamına konu TCK'nin 141/1 maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunun 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı kanun ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 253. maddesine göre uzlaşma kapsamında kaldığı anlaşılmakla; bu suç yönünden uzlaştırma hükümlerinin uygulanıp uygulanmadığının mahkemesinden araştırılarak sonucuna göre tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının yeniden değerlendirilmesi gerekliliği, c-5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1 maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, Üye ...'ın 1 nolu bozma yönünden değişik gerekçesi ile 27.09.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. DEĞİŞİK GEREKÇE Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçu 5237 sayılı TCK’nin 205. maddesinde; “Gerçek bir resmi belgeyi bozan, yok eden veya gizleyen kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Suçun kamu görevlisi tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır”, Özel belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçu ise 208.Maddesinde; "Gerçek bir özel belgeyi bozan, yok eden veya gizleyen kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelere göre resmi yada özel belgeyi bozma, yok etme ve gizleme fiilleri, belgede sahtecilik suçlarından ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Suçun konusu, hukuken geçerli yani gerçek bir resmi yada özel belge olup gerçek belge, bir olayı kanıtlama gücü bulunan hukuki sonuç doğurmaya elverişli olan belgedir. Suçu oluşturan seçimlik hareketler, gerçek bir belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemektir. Belgeyi bozmak; belgenin içeriğindeki bilgilerin anlaşılamaz, kullanılamaz hâle getirilmesi suretiyle belgeden faydalanma imkânının ortadan kaldırılması, başka bir deyişle belgenin delil değerini bozan davranışlarda bulunulmasıdır. Resmi ya da özel belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçlarında failin amacı, belgenin kanıt olarak kullanılmasını önlemektir. Fail belgeyi tahrif ederek, değiştirerek kendisi kullanmayı amaçlıyor ise unsurlarının bulunması halinde resmi ya da özel belgede sahtecilik suçu oluşacaktır. Nitekim bu husus Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Dairemiz içtihatlarında; " şikâyetçinin artık nüfus cüzdanını kullanma imkânının bulunmadığı inancıyla kendi kimliğini gizlemek amacıyla bu cüzdanı tahrif eden sanığın, şikâyetçinin nüfus cüzdanından faydalanma olanağını ortadan kaldırma iradesi ile hareket etmediği, bu nedenle sözü edilen suçun unsurlarının da oluşmadığı kabul edilmelidir." (CGK-14.11.2017-2017/866-2017/466) "Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçu ile ilgili olarak sanığın, aracın plakasını değiştirmek için çalışmalar yaptığının iddia olunması, alınan bilirkişi raporundan şasi numarasının başka araçtan kesildikten sonra kaynakla monte edildiğinin ancak “Kahverengi araca sonradan kaynakla monte edilen şasi numarasının bulunduğu bölümün etrafındaki kaynak izlerinin taşlanarak üzerine macun çekilmesi suretiyle gözükmez hale gelmesini müteakip aracın gövde rengine boyanması neticesinde yapılacak bu değişikliğin iğfal kabiliyetini haiz olacağı” kanaatine varıldığının açıklanması karşısında; sanığın kastının gerçek bir resmi belgeyi bozmak olmayıp, şasi değişikliği suretiyle belgenin içindeki gerçeği değiştirmek olduğu ve herhangi bir hakkın kullanılmasının engellenmemesi nedeniyle de TCK'nin 205. maddesindeki suçun unsurlarının oluşmadığı, 5237 sayılı TCK'nin 204/1. maddesindeki resmi belgede sahtecilik suçunun oluşması için belgenin sahte olarak düzenlenmesi, başkasını aldatacak şekilde değiştirilmesi veya sahte olarak düzenlenen belgenin kullanılması eylemlerinden birisinin gerçekleştirilmesinin yanı sıra sahte belgenin hukuki sonuç doğurmaya elverişli olması da gerekeceğinden; sanığın suça konu araçlar üzerindeki motor ve şasi numaralarının silinmesi şeklindeki eyleminde, suçun konusunu oluşturan motor ve şasinin mevcut hali ile hukuki sonuç doğurmaya elverişli bir hale gelmediği, yüklenen eylemin resmi belgede sahtecilik suçunun hazırlık hareketleri niteliğinde kabul edilebileceği, bu itibarla yasada tanımını bulan seçimlik hareketlerin herhangi birisinin somut olayda gerçekleşmediği cihetle, unsurları itibariyle oluşmayan suçtan sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi" 11.CD-05.11.2015-2013/21965- 2015/30594) şeklinde yansımıştır. Öte yandan hırsızlık suçuna konu aracın çalındıktan onra parçalamak yada şase numarasını silme eyleminin suçtan sonra cezalandırılmayan hareket kapsamında kalacağı ve her iki suçunda konusu aynı olacağından mala zarar verme yada resmi/özel belgeyi bozma suçunun unsurları oluşmayacaktır. "Hırsızlık suçuna konu aracın alındıktan sonra parçalamak suretiyle zarar verme eyleminin suçtan sonra cezalandırılmayan hareket kapsamında kalması ve her iki suçun aynı konusu olması cihetiyle, sanığa yüklenen suçun unsurları itibariyle oluşmadığı gözetilmeden, beraati yerine isabetsiz gerekçelerle mahkûmiyetine hükmolunması" (11.CD-05.11.2015-2013/21965-2015/30594) "... hırsızlık suçunun konusunu çalınmak istenen aracın kendisinin oluşturması ve sanığın müştekinin egemenlik alanından çıkarıp kendi zilyetliğinde bulunan araca zarar verme eyleminden dolayı ayrıca mala zarar verme suçundan ceza verilemeyeceği ve eyleminin suç oluşturmayacağı..." (13.CD- 08/10/2020 -2020/4340- 2020/8952) Somut olayda ise sanıklar ... ve ...'ın 07/08/2013 tarihinde ... Sokak üzerinde park halinde iken hırsızladıkları motorskleti motor ve şase numaraları kazınarak silinmiş halde kullanırken yakalandıkları, UYAP kayıtlarında yapılan araştırmada sanıklar hakkında katılan ...'a ait suça konu Mondial marka Drif model kırmızı renkli motorsikleti 07/08/2013 ... Sokak üzerinde park halinde iken hırsızlamak eyleminden dolayı Kiraz Cumhuriyet Başsavcılığının 17/09/2013 tarih ve 2013/714 Soruşturma , 2013/309 Esas sayılı iddianamesi ile Kiraz Asliye Ceza Mahkemesine dava açıldığı, Kiraz Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/124 Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama sonucunda dosyamız sanıkları ... ve ...'ın katılan ...'a ait suça konu motorsikleti hırsızlamak eyleminden dolayı 5237 sayılı TCK' nin 142/1-e, maddesi uyarınca cezalandırılmalarına karar verildiği, bu kararın Yargıtay 13.CD nin 05.04.2017 tarih ve 2015/16139 Esas, 2017/3643Karar sayılı ilamı ile Red/ Onanarak kesinleştiğinin anlaşıldığı, Sanıkların kastının gerçek bir belgeyi bozmak, yok etmek olmayıp yarar sağlamak maksadıyla hırsızladıkları motorsikletin motor şasi numarasını silip kullanmak olduğu, hırsızladıkları motorsikleti motor şasi numarasını silip kullanmak şeklindeki bu eylemin suçtan sonra cezalandırılmayan hareket kapsamında kalacağından 5237 sayılı TCK'nin 205 ve 208 maddesindeki resmi ve özel belgeyi bozma, yok etme ve gizleme suçlarının unsurlarının oluşmayacağı, 5237 sayılı TCK'nin 204/1. maddesindeki resmi belgede sahtecilik eylemi yönünden ise sanıkların hırsızladıkları motosiklet üzerindeki motor ve şasi numaralarının silinmesi şeklindeki eylemlerinde suçun konusunu oluşturan motor ve şasinin mevcut hali ile hukuki sonuç doğurmaya elverişli bir belge haline gelmediğinden yüklenen eylemin resmi belgede sahtecilik suçunun hazırlık hareketleri niteliğinde olduğu anlaşıldığından; Sanıkların unsurları itibariyle oluşmayan resmi belgede sahtecilik suçundan beraatine karar verilmesi gerektiği düşüncesi ile sayın çoğunluğun eylemin resmi ya da özel belgeyi bozma, yok etme ve gizleme suçlarını oluşturabileceğine ilişkin 1 nolu bozma düşüncesine katılmıyorum. 27.09.2022

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.