5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 231

Türk Ceza Kanunu 231. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 231- (1) Bir çocuğun soybağını değiştiren veya gizleyen kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Özen yükümlülüğüne aykırı davranarak, sağlık kurumundaki bir çocuğun başka bir çocukla karışmasına neden olan kişi, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Kötü muamele

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

63 karar eşleşti
12. Ceza Dairesi, 2020/1235 E., 2024/6909 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
- Ana dosyada; 2863 sayılı Kanun'un 65/1, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 52/2, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. Maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,
12. Ceza Dairesi         2020/1235 E.  ,  2024/6909 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2010/122 E. 2017/933 K. HÜKÜMLER : Beraat, mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması,mükerrerlik nedeniyle davanın reddi, ceza verilmesine yer olmadığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, karar verilmesine yer olmadığı, onama, düzeltilerek onama, bozma Yargıtay 18. Ceza Dairesinin bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık, 4708 sayılı Kanuna aykırılık, imar kirliliğine neden olma, mühür bozma suçlarından kurulan hükümlerin ve verilen kararların sanık ... müdafii, sanıklar ... ve ...müdafii, katılanlar ..., ..., ..., ... vekili, katılan ... vekili, katılan ... vekili, müşteki Çevre ve Şehircilik Bakanlığı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan incelemede; I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.10.2013 tarih, 2012/775 Esas, 2013/886 Karar sayılı kararı ile sanık ...'ın imar kirliliğine neden olma suçundan; 5237 sayılı Kanun'un 184/1, 53. Maddeleri gereğince 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, mühür bozma suçundan; 5237 sayılı Kanun'un 203/1, 53. Maddeleri gereğince 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2.Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 10/02/2016 tarih, 2015/13911 Esas, 2016/2494 Karar sayılı bozma ilamında; "Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-TCK'nın 184/1. maddesindeki "yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran" kişilerin cezalandırılması öngörülmüş olup, İmar Yasasının 5. maddesinde de bina kavramı kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarayan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılardır." şeklindeki açıklanma karşısında, suça konu güneşlenme platformu ile falazler üzerinde inişi sağlamak için yapılan yolun babaları ile üzerine döşenen çelik profilin İmar Yasasının 5. maddesi kapsamında tanımı yapılan “bina” vasfında bulunup bulunmadığı hususunda uzman bilirkişiden rapor alınmaması, 2-Yapılan imalatların bulunduğu taşınmazın “sit alanında ve kıyı kenar çizgisi içerisinde” kaldığının anlaşılması nedeniyle 2863 sayılı Kanun ile 3621 sayılı Kıyı Kanununa aykırılıktan suç duyurusunda bulunulması, bu yönde davaların açılması halinde ise davaların birleştirilmesi, TCK'nın 44. maddesi gereğince daha ağır cezayı gerektiren suçtan hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ve yerinde olmayan gerekçe ile hüküm kurulması, 3-Sanık müdafinin, “müvekkilimiz oteli işleten şirketin yönetim kurulu başkanıdır ancak otelin işletmesi yönetim kurulu tarafından atanan genel müdürü tarafından yapılmaktadır, mühürleme yapıldığından müvekkil haberdar değildir, bundan sonraki yapım aşamasından da haberi olmamıştır” şeklindeki savunması karşısında, suç tarihinde otelin genel müdürü olan Vefa Çelik'in tanık olarak bilgisine başvurularak, mühürleme olayından sanığın haberdar olup olmadığı ile haberdar olması halinde ise, suça konu imalatların devamı yönünde sanık tarafından kendisine talimat verilip verilmediği hususlarının tespit edilmesinden sonra mühür bozma suçu yönünden sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 4-Kabule göre de; TCK'nın 184/5. maddesinin uygulanabilmesi için kişinin, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirmesi gerekir. Sanık müdafinin 24.10.2013 tarihli celse de, suça konu imalatlara dair izin alındığı yönündeki savunması, bu savunmayı destekleyen karardan sonra Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesine yaptırılan tespit neticesinde alınan bilirkişi raporu ile Antalya Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunun “suça konu güneşlenme platformu uygulama projesinin falezlerin topografik doğal yapısına zarar vermeyecek şekilde yapılması ayrıca talep edilen alanın falezler üzerinde taşıyıcı görevi yapan temel alanlarındaki beton kütlelerin, falezlerin doğal yapısına uygun aynı taş malzeme ile gizlenmesi, çelik konstrüksiyon yapının falezlerin doğal rengine uygun olarak boyanması, platformun korkulukları, zemin kaplaması ile merdiven korkuluklarının ahşap malzemeden yapılması koşuluyla projenin tasdikinin uygun olduğu” yönündeki 07.05.2012 ve 21.05.2012 tarihli kararları karşısında, mahallinde yapılacak keşif neticesinde alınacak uzman bilirkişi raporuyla, yapılan imalatların Antalya Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunun 07.05.2012 ve 21.05.2012 tarihli kararlarına uygun hale getirilip getirilmediğinin tespit edilmesinden sonra sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ve yetersiz gerekçe ile karar verilmesi, " gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 3.Bozma ilamı sonrasında dosya Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/202 esas numarasını almış olup, 20.12.2016 tarihinde dosyanın Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/122 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir. 4. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 19.04.2010 tarih, 2010/13037 soruşturma nolu iddianamesi ile, sanıklar ... ve ...'ın mühür bozma suçundan cezalandırılması talebi ile açılan kamu davasının Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/214 Esas numarasını aldığı, 13.10.2010 tarihinde dosyanın Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/122 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. 5. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 22.11.2013 tarih, 2012/20976 soruşturma nolu iddianamesi ile, sanık ...'ın Kıyı Kanunu'na aykırılık, 2863 sayılı Kanuna aykırılık ve imar kirliliğine neden olma suçlarından cezalandırılması talebi ile açılan kamu davasının Antalya 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/758 Esas numarasını aldığı, 18.11.2014 tarihinde dosyanın Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/122 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. 6. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 23.06.2011 tarih, 2011/2080 soruşturma nolu iddianamesi ile, sanıklar ... ve ...'ın 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan cezalandırılması talebi ile açılan kamu davasının Antalya 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/495 Esas numarasını aldığı, 20.10.2011 tarihinde dosyanın Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/122 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. 7. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 27.10.2010 tarih, 2010/4562 soruşturma nolu iddianamesi ile, sanıklar ..., ... ve ...'ın 2863 sayılı Kanuna aykırılık, imar kirliliğine neden olma ve mühür bozma suçlarından cezalandırılması talebi ile açılan kamu davasının Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas numarasını aldığı, 29.12.2010 tarihinde dosyanın Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/122 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. 8. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 18.11.2015 tarih, 2014/77344 soruşturma nolu iddianamesi ile, sanıklar ... ve ... 'in 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan cezalandırılması talebi ile açılan kamu davasının Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/827 Esas numarasını aldığı, 02.09.2016 tarihinde dosyanın Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/122 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. 9. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 16.07.2013 tarih, 2013/31714 soruşturma nolu iddianamesi ile, sanıklar ... ve ...'in imar kirliliğine neden olma suçundan cezalandırılması talebi ile açılan kamu davasının Antalya 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/477 Esas numarasını aldığı, 15.02.2017 tarihinde dosyanın Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/122 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. 10. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 06.10.2015 tarih, 2015/14303 soruşturma nolu iddianamesi ile, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ...'ın 4708 sayılı Kanuna aykırılık suçundan cezalandırılması talebi ile açılan kamu davasının Antalya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/719 Esas numarasını aldığı, 16.05.2016 tarihinde dosyanın Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/122 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. 11.Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.10.2017 tarih, 2010/122 Esas, 2017/933 Karar sayılı kararı ile; - Sanık ...'ın; - Ana dosyada; 2863 sayılı Kanun'un 65/1, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 52/2, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. Maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, -Ana dosyada; 5237 sayılı Kanun'un 203/1, 43/1, 62/1, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. Maddeleri gereğince 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, -Ana dosyada; imar kirliliğine neden olma suçundan; ceza tayinine yer olmadığına, - Birleşen Antalya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/719 esas sayılı dosyasında, 4708 sayılı Kanuna aykırılık suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-a maddesi gereğince beraatine, -Birleşen Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas sayılı dosyasında, 2863 sayılı Kanuna aykırılık, imar kirliliğine neden olma ve mühür bozma suçlarından, mükerrerlik nedeniyle davanın reddine, - Birleşen Antalya 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/495 Esas sayılı dosyasında; 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, mükerrerlik nedeniyle davanın reddine, -Birleşen Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/202 Esas sayılı dosyasında; imar kirliliğine neden olma ve mühür bozma suçlarından, mükerrerlik nedeniyle davanın reddine, - Birleşen Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/827 Esas sayılı dosyasında; 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, mükerrerlik nedeniyle davanın reddine, -Birleşen Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/214 Esas sayılı dosyasında; mühür bozma suçundan, mükerrerlik nedeniyle davanın reddine, - Sanık ...'ın; - Ana dosyada; 2863 sayılı Kanun'un 65/1, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 52/2, 51/1-3-7-8. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine, -Ana dosyada; 5237 sayılı Kanun'un 203/1, 43/1, 62/1, 51/1-3-7-8. maddeleri gereğince 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine, -Ana dosyada; imar kirliliğine neden olma suçundan; ceza tayinine yer olmadığına, - Birleşen Antalya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/719 esas sayılı dosyasında, 4708 sayılı Kanuna aykırılık suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-a maddesi gereğince beraatine, -Birleşen Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas sayılı dosyasında, 2863 sayılı Kanuna aykırılık, imar kirliliğine neden olma ve mühür bozma suçlarından, mükerrerlik nedeniyle davanın reddine, - Birleşen Antalya 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/495 Esas sayılı dosyasında; 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, mükerrerlik nedeniyle davanın reddine, - Birleşen Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/214 Esas sayılı dosyasında; mühür bozma suçundan, mükerrerlik nedeniyle davanın reddine, - Sanık ...'in; - Birleşen Antalya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/719 esas sayılı dosyasında, 4708 sayılı Kanun'un 9/1, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. Maddeleri gereğince 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, - Sanık ...'ın - Birleşen Antalya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/719 esas sayılı dosyasında, 4708 sayılı Kanun'un 9/1, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. Maddeleri gereğince 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, - Sanık ...'ın ; - Birleşen Antalya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/719 esas sayılı dosyasında, 4708 sayılı Kanun'un 9/1, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. Maddeleri gereğince 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, - Sanık ...'ın; - Birleşen Antalya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/719 esas sayılı dosyasında, 4708 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-a maddesi gereğince beraatine, -Sanık ...'ın; -Birleşen Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas sayılı dosyasında, 2863 sayılı Kanunun 65/1, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 52/2, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. Maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, -Birleşen Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas sayılı dosyasında,5237 sayılı Kanun'un 203/1, 5237 sayılı Kanun'un 43/1, 62/1, 52/2, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. Maddeleri gereğince 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, -Birleşen Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas sayılı dosyasında, imar kirliliğine neden olma suçundan, ceza tayinine yer olmadığına, - Sanık ...'in; -Birleşen Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/827 Esas sayılı dosyasında; 2863 sayılı Kanun'un 65/1, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 52/2, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. Maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, -Birleşen Antalya 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/477 Esas sayılı dosyasında; imar kirliliğine neden olma suçundan ceza tayinine yer olmadığına, -Sanık ...'in; -Birleşen Antalya 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/477 Esas sayılı dosyasında; imar kirliliğine neden olma suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-b maddesi gereğince beraatine, karar verilmiş olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 17.06.2020 tarih, 2019/36189 sayılı ve ret, karar verilmesine yer olmadığı, onama, düzeltilerek onama ve bozma görüşlü tebliğname ile Dairemize tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Müşteki ... vekilinin temyiz isteği; kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmediğine, eksik inceleme ile karar verildiğine, aleyhe olan tüm hususları yönünden kararın bozulması gerektiğine ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir. Katılan ... vekilinin temyiz isteği; sanıkların lehine verilen tüm hükümlerin bozulması gerektiğine, sanıkların cezalandırılması gerektiğine, ceza alan sanıklar yönünden cezanın ertelenmesinin yerinde olmadığına, sanıkların her birinin birleşen dosyadaki suçlar da dahil olmak üzere tüm suçlardan, cezaların azami haddi üzerinden ve indirim uygulanmaksızın ceza alması gerektiğine ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir. Katılan ... vekilinin temyiz isteği; eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, birleşen dosyalar açısından birleştirme kararları sonrası bilirkişi raporu alınmadığına ve değerlendirme yapılmadığına, sanıkların eylemlerine uyan suçlar nedeniyle cezalandırılmaları gerektiğine ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir. Katılan ..., ..., , ... vekilinin temyiz isteği;cezalandırılan sanıklar yönünden az ceza tayin edildiğine, erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine, beraat, ceza tayinine yer olmadığı ve davanın reddi kararlarının yerinde olmadığına, katılanlar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir. Sanık ... müdafinin temyiz isteği; sanığın 2863 sayılı Kanuna aykırılık ve mühür bozma suçundan mahkumiyetine ilişkin hükümlerin yasaya aykırı olduğuna, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, her iki suçun da oluşmadığına ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir. Sanıklar ... ve ... müdafinin temyiz isteği; sanıklar ... ve ...'in cezalandırılmasına yönelik usul ve yasaya aykırı hükümlerin bozulması gerektiğine ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece, " Sanıklar ... ve ...'ın ... Sanayi ve Ticaret AŞ Antalya şubesi temsilcisi olduğu, Ant Birlik ile Antalya ... Noterliğinin 02/10/2006 tarih ve 25488 Yevmiye nolu sözleşmesi ile Antalya ... caddesi 1259 ada 27 Parsel 1260 ada 20-28-29 parsel üzerinde kayıtlı taşınmaz üzerinde kat karşılığı veya mülkiyet ortaklığı şeklinde inşaat sözleşmesi yapıldığı, söz konusu sözleşme uyarınca sanıkların yetkilisi olduğu ... inşaat isimli firmanın yüklenici firma olarak Muratpaşa Belediyesinden inşaat ruhsatı alarak inşaata başladığı ve inşaatın yapı denetimini ... Yapı denetim İnşaat Ltd firması olduğu ve inşaatın yapımı sırasında Belediye Görevilerince yapılan projeye aykırılık tespiti üzerine inşaatın ilk olarak 19/10/2009 tarihinde mühürlendiği, 12/11/2009 tarihinde yapılan kontrolde mührün bozulduğunun tespiti üzerine 26/01/2010 tarihinde yeniden mühürlendiği, 01/02/2010 tarihinde yapılan kontrolde mührün yeniden bozulduğunun tespit edildiği, inşaat alanının 1. derecede doğal sit alanı olarak belirlenmiş falezlerde otel müşterilerine sunulmak üzere platform yapımı için çukur kazıldığı ve 1. derecede doğal sit alanı içerisinde gerekli izin alınmaksızın fiziki müdahale ve izinsiz uygulama yapıldığı, mahkememiz dosyası ile birleştirilen Antalya 7. Asliye ceza mahkemesinin 2015/ 827 esas sayılı dosyasında sanık ...'in de ... inşaat şirketinin yetkilisi olduğu, mahkememizin 2010/ 122 esas sayılı dosyasında yapılan keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda sanıkların 1. derecede doğal sit alanı içerisinde bulunan yerde koruma bölge kurulu izni olmadan projeye aykırı bir şekilde eylemleri olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği ve bu suretle sanıklar , ... ve ...'in üzerlerine atılı 2863 sayılı Yasa'nın 65. maddesinde düzenlenen suçu işledikleri, dosya kapsamında bulunan mevcut bilirkişi raporu, ilgili kurum yazıları ve tüm dosya kapsamı ile sabit görülerek sanıkların bu suç yönünden cezalandırılmaları yoluna gidildiği, sanıklar hakkında yargılama sürecindeki davranışları , cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak hükmolunan cezasından 5237 sayılı TCK’nun 62. maddesi gereğince takdiri indirim uygulandığı, sanıklardan ... ve ... hakkında belirlenen cezanın 2 yıldan az süreli hapis cezası olması, sanıkların duruşmada alınan beyanda hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulanmasını kabul ettiği, imara aykırılık durumunun daha sonradan yapılan keşif ile yapılan tespitte gidermiş olmaları, diğer kişilik özellikleri itibariyle yeniden suç işlemeyeceği yönünde mahkememizde kanaat hasıl olduğundan CMK’nun 231/5 maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, diğer sanık ...'ın hakkında daha önce hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği , 6545 sayılı Kanun'da CMK 231/8 maddesinde yapılan değişiklik nedeni ile sanık hakkında yeniden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verilemeyeceğinden hakkında CMK' nın 231 Maddelerinin uygulanmasına takdiren ve kanunen yer olmadığına, sanığın daha önce 3 aydan fazla kasıtlı herhangi bir suçtan mahkum olmamış olması, verilen hapis cezasının miktarı, sanığın geçmişteki hali ve yargılama safhasındaki gösterdiği pişmanlık da dikkate alınarak tekrar suç işlemeyeceğine ilişkin Mahkememize olumlu kanaat gelmekle; hapis cezasının 5237 sayılı TCK’nun 51/1 maddesi gereğince ertelenmesine karar verildiği, sanıklardan ... ve ...'ın ayrıca zincirleme olarak mühür bozma suçunu işledikleri dosya kapsamında bulunan mühür bozma tutanakları ve ilgili Belediye yazıları ile sabit görülerek bu sanıkların eylemlerine uyan TCK' nun 203/1, 43/1 maddeleri uyarınca cezalandırılmaları yoluna gidildiği, bu suç yönünden de sanıklar hakkında takdiri indirim uygulanarak sanıklardan ... hakkında yasal şartlar bulunduğundan HAGB kararı verildiği, diğer sanık ... hakkında da cezanın ertelenmesine karar verildiği, Mahkememiz dosyası ile birleştirilen Antalya 8. Asliye Ceza mahkemesinin 2015/719 Esas sayılı dosyasında sanıklar ..., ... ve ... ' ın ... Yapı Denetim Ltd Şirketinde görevli mühendisler olup sorumlu denetim elamanı oldukları, sanıkların 4708 sayılı yapı denetim hakkındaki kanunun 2, c, d , g fıkralarında belirtilen görev ve sorumluluklarına yerine getirmeyerek denetim ile görevli oldukları inşaat şirketi ile ilgili aykırılık durumlarını yetkili mercilere bildirmedikleri bu suretle üzerlerine atılı 4708 sayılı yasanın 9/1 maddesinde tanımlanan suçu işledikleri dosya kapsamında bulunan bilirkişi raporları, ilgili kurum yazıları ile sabit görülerek sanıklar ..., ... ve ...'ın 4708 sayılı yasanın 9/1 maddesi gereğince cezalandırılmaları yoluna gidildiği, sanıklar hakkında takdiri indirim uygulandığı, yasal şartları bulunduğundan sanıklar hakkında Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına dair karar verildiği, Her ne kadar sanıklar ... ve ... hakkında imar kirliliğine neden olma suçlarını işledikleri iddiasıyla TCK' nun 184/1 maddesi gereğince cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmış ise de; sanıkların tek bir eylemle hem 2863 sayılı Yasaya muhalefet, hem de imar kirliliğine neden olma suçlarını işlediklerinin iddia edildiği, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre sanıkların eyleminin fikri içtima kuralları gereğince ( TCK' nun 44 md ) daha ağır cezayı gerektiren suçtan hüküm kurulması gerektiği ve sanıklar hakkında 2863 sayılı yasa uyarınca ceza tayinine gidildiği ve bu sebeple imar kirliliğine neden olma suçu yönünden yeniden ceza tayin edilemeyeceği anlaşılmakla imar kirliliğine neden ola suçu yönünden açılan dava yönünden ceza tayinine yer olmadığına karar verildiği, Her ne kadar mahkememiz dosyası ile birleştirilen Antalya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/719 Esas sayılı dosyasında sanıklar ..., ... ve ... hakkında da Yapı Denetimi Hakkındaki Kanunun 9/1 maddesinde düzenlenen suçu işledikleri iddiasıyla cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmış ise de; sanıklar ..., ... ve ...'ın ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A,Ş nin yönetim kurulu üyesi olması nedeniyle haklarında dava açıldığı, Yapı Denetimi ile ilgili ... Yapı Denetim Lmt ile sözleşme yaptıkları iddiasıyla sanıklar hakkında dava açıldığı, sanıkların cezalandırılması istenen yasa maddesinde yapı denetim şirketinin sorumluları hakkında ceza hükmü bulunduğu, sanıklar ..., ... ve ...'ın yapı denetim şirketi sorumluları olmadıkları, ve bu sebeple atılı suçun sanıklar yönünden olayımızda oluşmadığı anlaşılmakla sanıklar ..., ... ve ...'ın bu suç yönünden CMK' nun 223/ 2-a maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlarına karar verildiği, Her ne kadar sanık ... birleşen Antalya 13 Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/ 506 esas sayılı dosyasında hakkında imar kirliliğine neden olma suçunu işlediği iddiasıyla TCK' nun 184/1 maddesi gereğince cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmış ise de; sanığın tek bir eylemle hem 2863 sayılı yasaya muhalefet, hem de imar kirliliğine neden olma suçunu işlediğinin iddia edildiği, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre sanıkların eyleminin fikri içtima kuralları gereğince ( TCK' nun 44 md ) daha ağır cezayı gerektiren suçtan hüküm kurulması gerektiği ve sanık hakkında 2863 sayılı yasa uyarınca ceza tayinine gidildiği ve bu sebeple imar kirliliğine neden olma suçu yönünden yeniden ceza tayin edilemeyeceği anlaşılmakla imar kirliliğine neden olma suçu yönünden açılan dava yönünden ceza tayinine yer olmadığına karar verildiği, Her ne kadar sanıklar ... ve ... hakkında mahkememiz dosyası ile birleştirilen Antalya 13 Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/ 506 Esas sayılı dosyasında 2863 sayılı Yasanın 65 ve TCK' nun 203/1,43/1, 184/1 maddeleri gereğince cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açılmış ise de sanıkların atılı bu suçlardan dolayı mahkememizin 2010/122 esas sayılı dosyasında yargılandıkları ve bu suçlar yönünden değerlendirme yapıldığı ve mükerrir dava olduğu anlaşıldığından CMK' nun 223/7 maddesi uyarınca birleşen bu dosya üzerinde açılan davaların reddine karar verildiği, Her ne kadar sanıklar ... ve ... hakkında mahkememiz dosyası ile birleştirilen Antalya 18 Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/ 495 Esas sayılı dosyasında 2863 sayılı yasanın 65. maddesi gereğince cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açılmış ise de sanıkların atılı bu suçlardan dolayı mahkememizin 2010/122 esas sayılı dosyasında yargılandıkları ve bu suçlar yönünden değerlendirme yapıldığı ve mükerrir dava olduğu anlaşıldığından CMK' nun 223/7 maddesi uyarınca birleşen bu dosya üzerinde açılan davaların reddine karar verildiği, Her ne kadar ... hakkında mahkememiz dosyası ile birleştirilen Antalya 7 Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/202 Esas sayılı dosyasında mühür bozma ve imar kirliliğine neden olma TCK' nun 184/1, 203/1 maddeleri gereğince cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de sanığın atılı bu suçlardan dolayı mahkememizin 2010/122 esas sayılı dosyasında yargılandığı ve bu suçlar yönünden değerlendirme yapıldığı ve mükerrir dava olduğu anlaşıldığından CMK' nun 223/7 maddesi uyarınca birleşen bu dosya üzerinde açılan davaların reddine karar verildiği, Her ne kadar mahkememiz dosyası ile birleştirilen Antalya 7 Asliye Ceza Mahkemesi 2015/ 827 esas sayılı dosyasında sanık ... hakkında da 2863 sayılı Yasaya muhalefet suçunu işlediği iddiasıyla cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; sanığın atılı suçtan dolayı mahkememizin 2010/122 esas sayılı dosyasında yargılandığı ve bu suç yönünden değerlendirme yapıldığı ve mükerrir dava olduğu anlaşıldığından CMK' nun 223/7 maddesi uyarınca birleşen bu dosya üzerinde açılan davanın reddine karar verildiği, Her ne kadar mahkememiz dosyası ile birleştirilen Antalya 11 Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/477 esas sayılı dosyasında sanık ... hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan TCK' nun 184/1 maddesi gereğince cezalandırılması istemi ile kamu dava açılmış ise de ; sanık ... hakkında aynı eylemi nedeniyle 2863 sayılı Yasaya muhalefet suçundan ceza tayinine gidildiği ve fikri içtima kuralları gereğince imar kirliliğine neden olma suçundan ayrıca ceza verilemeyeceği anlaşıldığından bu suç yönünden ceza tayinine yer olmadığına karar verildiği, Her ne kadar mahkememiz dosyası ile birleştirilen Antalya 11 Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/477 esas sayılı dosyasında sanık ... hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan TCK' nun 184/1 maddesi gereğince cezalandırılması istemi ile kamu dava açılmış ise de ; sanık ...'in Ant Birlik Genel Müdürü olması nedeniyle hakkında kamu davası açıldığı, yapılan sözleşmeyle ... İnşaat AŞ ile sözleşme imzalanarak tüm inşaat faaliyetlerinin ... İnşaat isimli şirket tarafından yapıldığı, sanık ...' in yüklenen suçu işlemediğinin sabit olduğu anlaşıldığından CMK' nun 223/2-b maddesi gereğince beraatına karar verildiği, Her ne kadar mahkememizin 2010/122 esas sayılı dosyası ile birleştirilen mahkememizin 2010/214 esas sayılı dosyasında sanıklar Mesut ve ... hakkında mühür bozma suçunu işledikleri iddiasıyla cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açılmış ise de; sanıkların atılı suçtan dolayı mahkememizin 2010/122 esas sayılı dosyasında yargılandığı ve bu suç yönünden değerlendirme yapıldığı ve mükerrir dava olduğu anlaşıldığından CMK' nun 223/7 maddesi uyarınca birleşen bu dosya üzerinde açılan davanın reddine karar verildiği," şeklinde hüküm tesis edildiği anlaşılmıştır. IV.GEREKÇE VE KARAR Mahkemece birleşen Antalya 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/758 Esas sayılı dosyası hakkında hüküm kurulmadığı anlaşılmakla, zamanaşımı süresi içerisinde Mahkemesince hüküm tesis edilebilmesi mümkün görülmüştür. Suçtan zarar gören ... vekilinin temyiz istemi davaya katılma talebi olarak değerlendirilmiş olup, müşteki kurumun 5271 sayılı CMK'nın 237/2. maddesi uyarınca kamu davasına katılan olarak kabulüne karar verilmek suretiyle ve Antalya Belediye Başkanlığı vekili, ... vekili, ... vekili, katılanlar ..., ..., ..., ... vekilinin temyiz dilekçelerinin içerikleri ve istem kısımlarının incelenmesinde tüm hüküm ve kararları temyiz ettikleri anlaşılarak yapılan incelemede; 1-Sanıklar ... ve ... müdafinin, sanık ... hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık ve mühür bozma suçundan, sanık ... hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, Antalya Belediye Başkanlığı vekili, ... vekili, ... vekilinin sanık ... hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık ve mühür bozma suçundan, sanık ..., ... hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, sanıklar ..., ..., ... hakkında 4708 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, sanık ... hakkında mühür bozma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlara yönelik temyiz istemleri açısından; Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5271 sayılı CMK'nın 231/12. maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna tabi bulunduğu, aynı Kanunun 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda mercide yanılmanın başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağı nazara alınarak, sanıklar ... ve ... müdafinin, ... vekilinin, Antalya Belediye Başkanlığı vekilinin, ... vekilinin temyiz istemlerinin itiraz mahiyetinde değerlendirilmesi suretiyle, CMK'nın 264/2. maddesi uyarınca gereği merciince yapılmak üzere dosyanın incelenmeksizin mahkemesine iadesinin temini için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE; 2- Katılanlar ..., Nesibe Nasip Berberoğlu, ..., ... vekilinin 2863 sayılı Kanuna aykırılık, 4708 sayılı Kanuna aykırılık, imar kirliliğine neden olma, mühür bozma suçlarından, katılan ... vekilinin imar kirliliğine neden olma, mühür bozma suçlarından, katılan ... vekilinin ve katılan ... vekilinin 2863 sayılı Kanuna aykırılık ve 4708 sayılı Kanuna aykırılık suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz istemleri açısından; Mağdur kavramı gibi kanunda açıkça tanımlanmamış olan "suçtan zarar görme" kavramının, gerek Ceza Genel Kurulu, gerekse Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında; "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılıp uygulandığı, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların, davaya katılma hakkı vermeyeceğinin kabul edildiği, bu hususun, Ceza Genel Kurulunun 11/04/2000 gün ve 65–69, 22/10/2002 gün ve 234–366, 04/07/2006 gün ve 127–180, 03/05/2011 gün ve 155–80, 21/02/2012 gün ve 279–55, 15/04/2014 gün ve 599-190, 28/03/2017 gün ve 214-206 sayılı kararlarında; “dolaylı veya muhtemel zarar, davaya katılma hakkı vermez” şeklinde açıkça ifade edildiği ve Ceza Genel Kurulunun 25/03/2003 gün ve 41–54 sayılı kararında da “tazminat ödenmesi, itibar zedelenmesi ve güven kaybı” gibi dolaylı zararlara dayanarak kamu davasına katılmanın olanaklı olmadığının kabul edilmesi karşısında; Katılanlar ..., ..., ..., ...'nun 2863 sayılı Kanuna aykırılık, 4708 sayılı Kanuna aykırılık, imar kirliliğine neden olma, mühür bozma suçlarından, katılan ...'nın imar kirliliğine neden olma, mühür bozma suçlarından, katılan ...'nın ve katılan ...'nın 2863 sayılı Kanuna aykırılık ve 4708 sayılı Kanuna aykırılık suçlarından kurulan açılan davalara katılma ve tesis edilen hükmü temyiz etme hak ve yetkilerinin bulunmaması karşısında; Katılanlar ..., ..., ..., ... vekilinin 2863 sayılı Kanuna aykırılık, 4708 sayılı Kanuna aykırılık, imar kirliliğine neden olma, mühür bozma suçlarından, katılan ... vekilinin imar kirliliğine neden olma, mühür bozma suçlarından, katılan ... vekilinin ve katılan ... vekilinin 2863 sayılı Kanuna aykırılık ve 4708 sayılı Kanuna aykırılık suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesi uyarınca isteme uygun olarak REDDİNE, 3- Sanık ...'ın 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik sanık ... sanık müdafii ile katılan ... vekilinin temyiz istemleri açısından; Sanığa isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabidir. Dava zamanaşımını kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, bu süre 67/4. maddesi uyarınca en fazla yarı oranında uzayacağından, suç tarihi olan " "06.10.2009-19.09.2009- 12.11.2009-05.01.2020-26.01.2010- 01.02.2010" tarihlerinden itibaren, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımı, inceleme tarihinden önce 01.02.2022 tarihinde gerçekleşmiş ve 5271 sayılı CMK'nın 223/9. maddesindeki şartların da oluşmadığı anlaşılmakla, sanık hakkındaki hükmün, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e, 67/4 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince kamu davasının DÜŞMESİNE, 4- Sanık ...'ın mühür bozma suçundan mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik sanık ... sanık müdafii, katılan ... vekili, ... vekilinin temyiz istemleri açısından; Sanığa isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem, 5237 sayılı Kanunun 203/1. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabidir. Dava zamanaşımını kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, bu süre 67/4. maddesi uyarınca en fazla yarı oranında uzayacağından, suç tarihi olan "01.03.2010" tarihinden itibaren, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımı, inceleme tarihinden önce 01.03.2022 tarihinde gerçekleşmiş ve 5271 sayılı CMK'nın 223/9. maddesindeki şartların da oluşmadığı anlaşılmakla, sanık hakkındaki hükmün, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e, 67/4 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince kamu davasının DÜŞMESİNE, 5-Sanık ... ve Mesut hakkında Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas, Antalya 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/495 Esas sayılı dosyalarında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan verilen davanın reddine ilişkin hükümlere yönelik ... vekilinin temyiz istemi açısından; Her ne kadar Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas sayılı dosyasının ana dosya olan 2010/122 Esas sayılı dosya ile mükerrer olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; dosya kapsamında yer alan bilgi, belgelere ve her iki dosya açısından yapılan izinsiz uygulamalara ilişkin farklı tespitlere göre; 2010/506 esas sayılı dosya iddianamesine konu eylemlerin tamamının 2010/122 Esas sayılı dosya iddianamesinde yer almadığı, Mahkemece de her iki yargılamaya konu aykırılıkların aynı olup olmadığının tereddüte mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmediği anlaşılmış ise de; suç tarihinin "21.04.2010" olarak kabulü ile yapılan incelemede; Her ne kadar Antalya 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/495 Esas sayılı dosyasının ana dosya olan 2010/122 Esas sayılı dosya ile mükerrer olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; dosya kapsamında yer alan bilgi, belgelere ve her iki dosya açısından yapılan izinsiz uygulamalara ilişkin farklı tespitlere göre; 2011/495 Esas sayılı dosya iddianamesine konu eylemlerin tamamının 2010/122 Esas sayılı dosya iddianamesinde yer almadığı, 2011/495 Esas sayılı dosyasına konu iddianamesine konu 25.04.2011 tarihli tespitin 2010/122 Esas sayılı dosyasına konu 04.03.2010 tarihli iddianame tarihinden sonra olduğu, Mahkemece de her iki yargılamaya konu aykırılıkların aynı olup olmadığının tereddüte mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmediği anlaşılmış ise de; suç tarihinin "25.04.2011" olarak kabulü ile yapılan incelemede; Sanıklara isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem, 2863 sayılı Kanunun 65/1. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabidir. Dava zamanaşımını kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, bu süre 67/4. maddesi uyarınca en fazla yarı oranında uzayacağından, Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas sayılı dosyası açısından suç tarihi olan "21.04.2010" tarihinden itibaren, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımı, inceleme tarihinden önce "21.04.2022" tarihinde, Antalya 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/495 Esas sayılı dosyası açısından suç tarihi olan " 25.04.2011" tarihinden itibaren, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımı, inceleme tarihinden önce "25.04.2023" tarihinde gerçekleşmiş ve 5271 sayılı CMK'nın 223/9. maddesindeki şartların da oluşmadığı anlaşılmakla, sanıklar hakkındaki hükümlerin, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e, 67/4 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince kamu davalarının DÜŞMESİNE, 6-4708 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanık ..., ... ve ... hakkında Antalya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/719 Esas sayılı dosyasında verilen beraat hükümlerine yönelik ... vekilinin temyiz istemi açısından; Sanıklara isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem, 4708 sayılı Kanunun 9/1. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabidir. Kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, zamanaşımını kesen en son işlem, 08.03.2016 tarihli savunma olup, anılan tarihten itibaren 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık zamanaşımı inceleme tarihinden önce 08.03.2024 tarihinde gerçekleşmiş olmakla, dosya içeriği itibariyle de, 5271 sayılı CMK'nın 223/9. maddesindeki derhal beraat kararı verilmesini gerektirir şartlar bulunmadığından, hükümlerin, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince sanıklar hakkındaki kamu davasının DÜŞMESİNE, 7-Antalya Belediye Başkanlığı vekili ve ... vekilinin imar kirliliğine neden olma suçundan, ana dosyada ... ve ... hakkında ceza verilmesine yer olmadığına, ... hakkında Antalya 13 Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas dosyasında verilen ceza verilmesine yer olmadığına, sanık ... hakkında Antalya 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/477 Esas sayılı dosyasında verilen ceza tayinine yer olmadığına ilişkin hükümlere yönelik temyiz istemleri açısından; Sanıklara isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem, 5237 sayılı Kanunun 184/1. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabidir. Dava zamanaşımını kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, bu süre 67/4. maddesi uyarınca en fazla yarı oranında uzayacağından, ana dosya açısından suç tarihi olan "06.10.2009-19.09.2009-12.11.2009-05.01.2020-26.01.2010-01.02.2010" tarihlerinden itibaren, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımı, inceleme tarihinden önce "01.02.2022" tarihinde, Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas sayılı dosyası açısından suç tarihi olan "21.04.2010" tarihinden itibaren, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımı, inceleme tarihinden önce "21.04.2022" tarihinde, Antalya 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/477 Esas sayılı dosyası açısından ise; dava zamanaşımını kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, zamanaşımını kesen en son işlem, 05.02.2014 tarihli savunma olup, anılan tarihten itibaren 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık zamanaşımı inceleme tarihinden önce 05.02.2022 tarihinde gerçekleşmiş olmakla ve 5271 sayılı CMK'nın 223/9. maddesindeki şartların da oluşmadığı anlaşılmakla, sanıklar hakkındaki hükümlerin, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e, 67/4 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince kamu davalarının DÜŞMESİNE, 8-Antalya Belediye Başkanlığı vekili ve ... vekilinin imar kirliliğine neden olma suçundan, ... hakkında Antalya 13 Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas sayılı dosyasında verilen davanın reddine, Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/202 Esas sayılı dosyasında verilen davanın reddine, ... hakkında Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas dosyasındaverilen davanın reddine ilişkin hükümlere yönelik temyiz istemleri açısından; Her ne kadar Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas sayılı dosyasının ana dosya olan 2010/122 Esas sayılı dosya ile mükerrer olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; dosya kapsamında yer alan bilgi, belgelere ve her iki dosya açısından yapılan izinsiz uygulamalara ilişkin farklı tespitlere göre; 2010/506 Esas sayılı dosya iddianamesine konu eylemlerin tamamının 2010/122 Esas sayılı dosya iddianamesinde yer almadığı, Mahkemece de her iki yargılamaya konu aykırılıkların aynı olup olmadığının tereddüte mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmediği anlaşılmış ise de; suç tarihinin "21.04.2010" olarak kabulü ile yapılan incelemede; Her ne kadar Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/202 Esas sayılı dosyasının ana dosya olan 2010/122 Esas sayılı dosya ile mükerrer olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; dosya kapsamında yer alan bilgi, belgelere ve her iki dosya açısından yapılan izinsiz uygulamalara ilişkin farklı tespitlere göre; 2016/202 Esas sayılı dosya iddianamesine konu eylemlerin tamamının 2010/122 Esas sayılı dosya iddianamesinde yer almadığı, 2016/ 202 Esas sayılı dosyasına konu iddianamesine konu 04.04.2012 ve 10.04.2012 tarihli tespitlerin 2010/122 Esas sayılı dosyasına konu 04.03.2010 tarihli iddianame tarihinden sonra olduğu, Mahkemece de her iki yargılamaya konu aykırılıkların aynı olup olmadığının tereddüte mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmediği anlaşılmış ise de; suç tarihinin "10.04.2012" olarak kabulü ile yapılan incelemede; Sanıklara isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem, 5237 sayılı Kanunun 184/1. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabidir. Dava zamanaşımını kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, bu süre 67/4. maddesi uyarınca en fazla yarı oranında uzayacağından, Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas sayılı dosyası açısından suç tarihi olan "21.04.2010" tarihinden itibaren, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımı, inceleme tarihinden önce "21.04.2022" tarihinde, Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/202 Esas sayılı dosyası açısından suç tarihi olan " 10.04.2012" tarihinden itibaren, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımı, inceleme tarihinden önce "10.04.2024" tarihinde gerçekleşmiş ve 5271 sayılı CMK'nın 223/9. maddesindeki şartların da oluşmadığı anlaşılmakla, sanıklar hakkındaki hükümlerin, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e, 67/4 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince kamu davalarının DÜŞMESİNE, 9-Antalya Belediye Başkanlığı vekili ve ... vekilinin imar kirliliğine neden olma suçundan sanık ... hakkında Antalya 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/477 Esas sayılı dosyasında verilen beraat hükmüne yönelik temyiz istemleri açısından; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan kurum vekillerinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, 10- Antalya Belediye Başkanlığı vekili ve ... vekilinin mühür bozma suçundan, ... hakkında Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas dosyasında verilen davanın reddine, Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/202 Esas sayılı dosyasında verilen davanın reddine, Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/214 Esas sayılı dosyasında verilen davanın reddine, ... hakkında Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas dosyasında verilen davanın reddine, Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/214 Esas sayılı dosyasında verilen davanın reddine ilişkin hükümlere yönelik temyiz istemleri açısından; Her ne kadar Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas sayılı dosyasının ana dosya olan 2010/122 Esas sayılı dosya ile mükerrer olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; dosya kapsamında yer alan bilgi, belgelere ve her iki dosya açısından yapılan izinsiz uygulamalara ilişkin farklı tespitlere göre; 2010/506 Esas sayılı dosya iddianamesine konu eylemlerin tamamının 2010/122 Esas sayılı dosya iddianamesinde yer almadığı, Mahkemece de her iki yargılamaya konu aykırılıkların aynı olup olmadığının tereddüte mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmediği anlaşılmış ise de; suç tarihinin "21.04.2010" olarak kabulü ile yapılan incelemede; Her ne kadar Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/202 Esas sayılı dosyasının ana dosya olan 2010/122 Esas sayılı dosya ile mükerrer olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; dosya kapsamında yer alan bilgi, belgelere ve her iki dosya açısından yapılan izinsiz uygulamalara ilişkin farklı tespitlere göre; 2016/202 Esas sayılı dosya iddianamesine konu eylemlerin tamamının 2010/122 Esas sayılı dosya iddianamesinde yer almadığı, 2016/ 202 Esas sayılı dosyasına konu iddianamesine konu 04.04.2012 ve 10.04.2012 tarihli tespitlerin 2010/122 Esas sayılı dosyasına konu 04.03.2010 tarihli iddianame tarihinden sonra olduğu, Mahkemece de her iki yargılamaya konu aykırılıkların aynı olup olmadığının tereddüte mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmediği anlaşılmış ise de; suç tarihinin "10.04.2012" olarak kabulü ile yapılan incelemede; Her ne kadar Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/214 esas sayılı dosyasının ana dosya olan 2010/122 Esas sayılı dosya ile mükerrer olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; dosya kapsamında yer alan bilgi, belgelere ve her iki dosya açısından yapılan izinsiz uygulamalara ilişkin farklı tespitlere göre; 2010/214 Esas sayılı dosya iddianamesine konu eylemlerin tamamının 2010/122 Esas sayılı dosya iddianamesinde yer almadığı, Mahkemece de her iki yargılamaya konu aykırılıkların aynı olup olmadığının tereddüte mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmediği anlaşılmış ise de; suç tarihinin "01.03.2010" olarak kabulü ile yapılan incelemede; Sanıklara isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem, 5237 sayılı Kanunun 203/1. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabidir. Dava zamanaşımını kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, bu süre 67/4. maddesi uyarınca en fazla yarı oranında uzayacağından, Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/506 Esas sayılı dosyası açısından suç tarihi olan "21.04.2010" tarihinden itibaren, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımı, inceleme tarihinden önce "21.04.2022" tarihinde, Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/202 Esas sayılı dosyası açısından suç tarihi olan " 10.04.2012" tarihinden itibaren, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımı, inceleme tarihinden önce "10.04.2024" tarihinde, Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/214 Esas sayılı dosyası açısından suç tarihi olan "01.03.2010" tarihinden itibaren, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımı, inceleme tarihinden önce "01.03.2022" tarihinde gerçekleşmiş ve 5271 sayılı CMK'nın 223/9. maddesindeki şartların da oluşmadığı anlaşılmakla, sanıklar hakkındaki hükümlerin, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e, 67/4 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince kamu davalarının DÜŞMESİNE, 11- Sanık ... Hakkında Birleşen Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/827 Esas sayılı dosyasında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan verilen davanın reddine ilişkin hükme yönelik ... vekilinin temyiz istemi açısından; Her ne kadar Antalya 7.Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/827 Esas sayılı dosyasının ana dosya olan 2010/122 Esas sayılı dosya ile mükerrer olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; dosya kapsamında yer alan bilgi, belgelere ve her iki dosya açısından yapılan izinsiz uygulamalara ilişkin farklı tespitlere göre; 2015/827 Esas sayılı dosya iddianamesine konu eylemlerin tamamının 2010/122 Esas sayılı dosya iddianamesinde yer almadığı, 2015/827 Esas sayılı dosyasına konu iddianamesine konu 14.02.2013 ve 05.04.2013 tarihli tespitlerin 2010/122 Esas sayılı dosyasına konu 04.03.2010 tarihli iddianame tarihinden sonra olduğu, Mahkemece de her iki yargılamaya konu aykırılıkların aynı olup olmadığının tereddüte mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmediği anlaşılan dosya kapsamında; 1-Birleşen Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/827 Esas sayılı dosyasına ilişkin 18/11/2015 tarihli iddianame ve birleştirme kararı okunmaksızın, CMK'nın 191 ve 147. maddeleri gereğince usulünce sorgusu yapılmayan sanık hakkında, yargılamaya devamla karar verilmek suretiyle savunma hakkının ihlal edilmesi, 2-Dava konusu yerde inşaat, arkeolog ve sanat tarihçisi bilirkişiler refakatinde keşif icra edilerek; her iki dosya iddianamesine konu eylemler raporda tek tek irdelenmek suretiyle, her iki yargılamaya konu aykırılıkların aynı olup olmadığının tereddüte mahal vermeyecek şekilde tespiti, 2015/827 Esas sayılı dosya iddianamesine konu aykırılıkların Antalya Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 07.05.2012 tarih 101 sayılı kararına uygun hale getirilip getirilmediği, aykırılıklar nedeniyle doğal sit alanında zarar meydana gelip gelmediğinin tereddütsüz şekilde belirlenmesi neticesinde sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi, Kanuna aykırı olup, açıklanan nedenle Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.11.2024 tarihinde karar verildi.

Diğer kararlar (4)

1. Ceza Dairesi, 2024/390 E., 2024/5306 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
hakkında 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 87/3, 29/1, 62/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddeleri, suça sürüklenen çocuk ...
1. Ceza Dairesi         2024/390 E.  ,  2024/5306 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1183 E., 2023/1255 K. SUÇ : Neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama HÜKÜMLER: Hükmün açıklanması suretiyle mahkûmiyetlerine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması Sanık ve suça sürüklenen çocuk hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen ceza verilmesine yer olmadığına kararlarına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından mahkûmiyet kararları verilerek hüküm türlerinin değiştirildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.03.2018 tarih, 2018/11-38 Esas ve 2018/113 Karar sayılı kararı uyarınca hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Ankara 48. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.09.2019 tarihli ve 2018/515 Esas, 2019/625 Karar sayılı kararı ile, sanık ... ve suça sürüklenen çocuk ...'un, katılan ...'a yönelik neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 25/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/2-d maddeleri uyarınca ayrı ayrı ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. B. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 12.02.2021 tarihli ve 2019/2909 Esas, 2021/416 Karar sayılı kararı ile katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı olarak yapılan inceleme neticesinde, İlk derece mahkemesi kararlarının kaldırılması ile, sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 87/3, 29/1, 62/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddeleri, suça sürüklenen çocuk ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 87/3, 29/1, 31/3, 62/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddeleri uyarınca ayrı ayrı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 08.09.2023 tarihli ve 2023/1183 Esas, 2022/1255 Karar sayılı kararı ile, sanık ve suça sürüklenen çocuğun denetim süresinde kasıtlı suç işlemeleri nedeniyle açıklanması geri bırakılan hükümlerin açıklanması suretiyle, 1. Sanık ...'nun, 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 87/3, 29/1, 62/1, 53/1-3. maddeleri uyarınca 8 ay 3 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, 2. Suça sürüklenen çocuk ...'un, 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 87/3, 29/1, 31/3, 62/1, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri uyarınca 3.220 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve taksitlendirmeye, Karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz istemi özetle, meşru savunmanın şartları oluştuğundan beraat kararı verilmesi gerektiğine, 2. Katılan vekilinin temyiz istemi özetle, hükmolunan cezaların az olduğuna, haksız tahrik indiriminin uygulanmaması gerektiğine, İlişkindir. III. GEREKÇE 1. Olay tarihinde okul arkadaşı olan katılan, suça sürüklenen çocuklar ve tanıkların, doğum günü partisi için katılana aile konutunda buluştukları, parti devam ederken tanık...'in arkadaşlarının yanına ağlayarak geldiği, sorulduğunda niçin ağladığını söylemediği, arkadaşlarının zorlaması üzerine katılanın kendisine cinsel istismarda bulunduğunu anlattığı, bunun üzerine suça sürüklenen çocuklar ve sanığın katılan ile tartıştıkları, alkolün de etkisiyle tarafların karşılıklı olarak birbirlerine hakaret ettikleri, ancak ilk haksız fiilin kimden kaynaklandığının belirlenemediği, suça sürüklenen çocuk ..., istinaf dışı suça sürüklenen çocuk ... ve sanık ...'nun birlikte katılana elleriyle vurmak suretiyle basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ve hayati fonksiyonlarını hafif (1.) derecede etkileyecek nitelikte kemik kırığına neden olacak şekilde yaraladıkları anlaşılan olayda, 2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, suça sürüklenen çocuk ve sanığın, kız arkadaşları olan tanık ...a cinsel istismarda bulunan katılanı, cinsel saldırı eylemini sona erdikten sonra...un kendilerine anlatması üzerinde çıkan tartışma esnasında yaraladıkları, katılandan kaynaklanıp gerçekleşen ve ya tekrarı muhakkak bir saldırı tehlikesi bulunmadığı anlaşılmakla, meşru savunmanın unsurları itibarıyla oluşmadığı, karşılıklı kavgada ilk haksız eylemin kim tarafından meydana getirildiği belli olmadığından sanık ve suça sürüklenen çocuk lehine asgari (1/4) oranda haksız tahrik indirimi uygulanmasının isabetli olduğu anlaşılmakla, suça sürüklenen çocuk müdafii ve katılan vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde, hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 08.09.2023 tarihli ve 2023/1183 Esas, 2022/1255 Karar sayılı kararında suça sürüklenen çocuk müdafii ve katılan vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Ankara 48. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.07.2024 tarihinde karar verildi.
10. Ceza Dairesi, 2020/17809 E., 2022/8209 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191/8 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Bursa 14.
10. Ceza Dairesi         2020/17809 E.  ,  2022/8209 K. "İçtihat Metni" Adalet Bakanlığının, değişen suç vasfı itibarıyla kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık ... hakkındaki Bursa 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/02/2020 tarihli ve 2020/58 değişik iş sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 01/10/2020 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: A-) Konuyla İlgili Bilgiler: 1- Şüpheli ... hakkında, 19/01/2019 tarihinde işlediği iddia olunan uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 23/01/2019 tarihli ve 2019/5526 soruşturma, 2019/2798 esas, 2019/425 sayılı iddianamesi ile 5237 sayılı TCK’nın 188/3, 53, 54 ve 63. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle Bursa 14. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, 2- Yargılama sırasında, Bursa 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/158 esas, 2019/500 karar sayılı birleştirme kararı ile davanın Bursa 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/146 esas sayılı dava ile birleştirilmesine karar verildiği, 3- Yargılama sonucunda, Bursa 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/11/2019 tarihli ve 2019/146 esas, 2019/364 sayılı kararı ile; sanığın eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu kabul edilerek 5237 sayılı TCK’nın 191/1, 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5237 sayılı TCK’nın 191/8-a ve 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sanık müdafiinin karara itiraz ettiği, 4- İtirazı inceleyen mercii Bursa 15. Ağır Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu, 11/02/2020 tarihli ve 2020/58 değişik iş sayılı kararı ile, netice olarak 2 yıl 1 ay hapis cezasına hükmedilmesine ve sabıkasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bulunmasına karşın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle itirazın kabulü ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasına kesin olarak karar verildiği, 5- Birleşen Bursa 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/158 esas ve 2019/500 karar sayılı dosyasının incelenmesinde; Şüphelinin 11/12/2017, 09/01/2018, 23/01/2018, 21/05/2018 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarından Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 03/10/2018 tarihli ve 2017/107229 soruşturma, 2018/2485 sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK’nın 191/2. maddesi gereğince beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun’un 191/3. maddesi gereğince 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve denetimli serbestlik süresi içerisinde tedaviye tabi tutulmasına karar verildiği, Bursa Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce 16/11/2018 tarihli tahlilde uyuşturucu madde kullandığının teknik yöntemlerle tespit edilmesi nedeniyle dosyanın kapatılarak Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi üzerine, erteleme kararının kaldırılarak Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 14/02/2019 tarihli ve 2017/107229 soruşturma, 2019/5514 esas, 2019/4362 sayılı iddianamesi ile Bursa 21. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, Yine şüphelinin 09/01/2019 tarihinde uyuşturucu madde ile yakalanması üzerine Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 13/03/2019 tarihli ve 2019/2731 soruşturma, 2019/8774 esas, 2019/6907 sayılı iddianamesi ile Bursa 24. Asliye Ceza Mahkemesine birleştirme talepli kamu davası açıldığı, Bursa 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/04/2019 tarihli ve 2019/261 esas, 2019/265 sayılı kararı ile, davanın Bursa 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/158 esas sayılı davası ile birleştirilmesine karar verildiği, Bursa 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/04/2019 tarihli ve 2019/158 esas,2019/500 sayılı kararı ile de, davanın Bursa 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/146 esas sayılı davası ile birleştirilmesine karar verildiği, Anlaşılmıştır. B-) Kanun Yararına Bozma İstemi: Kanun yararına bozma istemi ve ihbar yazısında; “Uyuşturucu madde kullanmak suçundan sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/1, 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191/8 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Bursa 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/11/2019 tarihli ve 2019/146 esas, 2019/364 sayılı kararına karşı yapılan itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına ilişkin mercii Bursa 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/02/2020 tarihli ve 2020/58 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 14/12/2017 tarihli ve 2017/7380 esas, 2017/6802 karar sayılı ilâmında yer alan "....28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'la değişik TCK’nın 191. maddesinin 8. fıkrasında, 188. maddede tanımlanan uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun 191. madde kapsamına girdiğinin anlaşılması halinde, sanık hakkında TCK’nın 191. maddesi hükümleri çerçevesine "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına" karar verilmesi öngörülmüştür. Belirtilen hükme göre, TCK'nın 191. maddesinin 8. fıkrası uyarınca, 28.06.2014 itibarıyla uyuşturucu madde ticareti suçundan yapılan yargılama esnasında suçun münhasıran TCK'nın 191. maddesinde tanımlanan "kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak" suçunun kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, CMK'nın 231. maddesindeki şartlar aranmaksızın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi zorunlu olup, bu düzenlemenin amacının, soruşturma aşamasında suçun “uyuşturucu madde ticareti yapma” olarak kabul edilmesi nedeniyle hakkında TCK’nın 191. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmeden dava açılmış olan sanık hakkında kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin sağlanması olduğundan, bu durumda CMK’nın 231. maddesindeki genel kurallar değil, TCK’nın 191. maddesindeki özel hükümlerin uygulanması gerektiği," şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, Mercii Bursa 15. Ağır Ceza Mahkemesince sanık müdafiinin itirazı üzerine "... Sanık ... hakkında netice olarak 2 yıl 1 ay hapis cezasına hükmedilmesine ve sabıkasında HAGB kararı bulunmamasına karşın HAGB kararı verilmesi yasaya aykırı olup, sanık ... yönünden itirazın KABULÜNE," şeklindeki gerekçe ile sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasına dair karar verilmiş ise de; Dosya kapsamına göre, Bursa 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/11/2019 tarihli kararı ile, sanığın eyleminin “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçunu oluşturduğu gerekçesiyle 5237 sayılı Kanun'un 191/8. maddesi uyarınca 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesindeki koşullar aranmaksızın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu durum karşısında sanık hakkında verilen hükmün açıklanması koşullarının 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesine tabi olmadığı, 5237 sayılı Kanun'un 191/8. maddesinde düzenlenen özel hükümlere tabi olduğu ve dolayısıyla sanık hakkında hükmedilen 2 yıl 1 ay hapis cezasının açıklanmasının geri bırakılmasına yasal bir engel bulunmadığı gözetilmeden, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilerek Bursa 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/02/2020 tarihli ve 2020/58 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca bozulması istenilmiştir. C-) Konunun Değerlendirilmesi: Sanık ...’in değişen suç vasfı itibarıyla kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan yargılama sonucunda Bursa 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/11/2019 tarihli ve 2019/146 esas, 2019/364 sayılı kararı ile, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/1, 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191/8 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, sanık müdafii tarafından karara itiraz edilmesi üzerine mercii Bursa 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/02/2020 tarihli ve 2020/58 değişik iş sayılı kararı ile, itirazın kabulüne ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. 28/06/2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 68. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesi yeniden düzenlenmiş olup, anılan maddenin 8. fıkrasında “Bu Kanunun; a) 188. maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190. maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” şeklindeki düzenleme gereğince, “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan açılmış olan kamu davasında, yapılan yargılama sonucunda suçun “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçunu oluşturduğunun kabul edilmesi halinde, 5237 sayılı TCK’nın 191/8. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin kanuni bir zorunluluk olduğu tartışmasızdır. Bu düzenleme ile, şüphelinin eyleminin soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı tarafından “uyuşturucu madde ticareti yapma” olarak nitelendirilmesi nedeniyle şüphelinin mağdur olmasının önlenmesi amaçlanmıştır. Zira; şüphelinin eylemi Cumhuriyet savcısı tarafından baştan beri “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçu olarak nitelendirilmiş olsa idi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/2. maddesi gereğince beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve şüpheli hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilecekti. Yani, şüpheli hakkında Cumhuriyet savcısı tarafından verilmesi gereken kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile aynı hukuki sonuçları doğuracak şekilde mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi suretiyle sanığın mağduriyetinin giderilmesi mümkün olacaktır. Ancak, İnceleme konusu olayda; Birleşen Bursa 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/158 esas ve 2019/500 karar sayılı dosyasında, şüphelinin 11/12/2017, 09/01/2018, 23/01/2018, 21/05/2018 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarından Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 03/10/2018 tarihli ve 2017/107229 soruşturma, 2018/2485 sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK’nın 191/2. maddesi gereğince beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun’un 191/3. maddesi gereğince 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve denetimli serbestlik süresi içerisinde tedaviye tabi tutulmasına karar verildiği, Bursa Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce 16/11/2018 tarihli tahlilde uyuşturucu madde kullandığının teknik yöntemlerle tespit edilmesi nedeniyle dosyanın kapatılarak Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi üzerine, erteleme kararının kaldırılarak Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 14/02/2019 tarihli ve 2017/107229 soruşturma, 2019/5514 esas,2019/4362 sayılı iddianamesi ile Bursa 21. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, yine şüphelinin 09/01/2019 tarihinde uyuşturucu madde ile yakalanması üzerine Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 13/03/2019 tarihli ve 2019/2731 soruşturma, 2019/8774 esas, 2019/6907 sayılı iddianamesi ile Bursa 24. Asliye Ceza Mahkemesine birleştirme talepli kamu davası açıldığı, Bursa 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/04/2019 tarihli ve 2019/261 esas,2019/265 sayılı kararı ile, davanın Bursa 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/158 esas sayılı davası ile birleştirilmesine karar verildiği, Bursa 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/04/2019 tarihli ve 2019/158 esas, 2019/500 sayılı kararı ile, davanın Bursa 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/146 esas sayılı davası ile birleştirilmesine karar verildiğinin anlaşılması karşısında; Sanık hakkında daha önce kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmiş ve erteleme süresi içerisinde yeniden aynı nev’iden suçu işleyerek erteleme kararını ihlal ettiğinden kamu davası açılmış ve işbu dava ile birleştirilmesine karar verilerek Bursa 14. Ağır Ceza Mahkemesince, sanığın birleşen dosyadaki eylemleri de sabit görülerek zincirleme suç hükümlerine ilişkin TCK’nın 43/1. maddesinin uygulanmış olması nedeniyle, Cumhuriyet savcısı, kanun yararına bozma incelemesine konu 19/01/2019 tarihli eylemi baştan beri “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçu olarak nitelendirmiş olsaydı dahi, 19/01/2019 tarihli suçun, erteleme kararının ihlali niteliğindeki 16/11/2018 tarihli suçtan sonra işlenmesi nedeniyle eylemin, erteleme kararının ihlali değil zincirleme suç kabul edileceği de gözetildiğinde, TCK’nın 191/6. maddesi gereğince yeni bir erteleme kararı veremeyeceğinden ve doğrudan kamu davası açması gerekeceğinden, sanık hakkında bir kez tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanması kural olduğundan somut olayda TCK’nın 191/8-a maddesinin uygulanamayacağı anlaşılmakla, Bursa 14. Ağır Ceza Mahkemesince TCK’nın 191/8. maddesine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi kanuna aykırıdır. Açıklanan nedenlerle, mercii kararı sonuç olarak kanuna uygun olmakla birlikte “netice olarak 2 yıl 1 ay hapis cezasına hükmedilmesi ve sabıkasında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararı bulunması nedeniyle koşulları oluşmadığı" şeklindeki gerekçesi kanuna aykırı olduğundan mercii kararının gerekçesine yönelik olarak bozulmasına karar vermek gerekmiş ve kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür. D-) Karar : Açıklanan nedenlerle, Bursa 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/02/2020 tarihli ve 2020/58 değişik iş sayılı “itirazın kabulü ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasına” dair kararı sonuç olarak doğru olmakla birlikte gerekçe yönünden kanuna aykırı olduğundan, Bursa 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/02/2020 tarihli ve 2020/58 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince gerekçe yönünden kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun'un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 22/06/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
20. Ceza Dairesi, 2019/1168 E., 2019/6843 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 231/11. maddesinde yer alan "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar" ve 5721 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/1.
20. Ceza Dairesi         2019/1168 E.  ,  2019/6843 K. "İçtihat Metni" Yüksek Adalet Bakanlığı'nın 18/04/2019 tarih ve 94660652 - 105-23-2431 - 2019 – Kyb sayılı yazısı ile, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarından sanık ... hakkındaki Elazığ 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/04/2018 tarihli 2017/452 esas ve 2018/420 sayılı kararının kanun yararına bozulmasının istenmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 03/05/2019 tarihli ve 2019/44783 sayılı ihbar yazısı ekinde dosyaların Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: A-)Konuyla İlgili Bilgiler: 1- Kara Kuvvetleri Komutanlığı 8. Kolordu Komutanlığı Elazığ Askeri Savcılığının 20/01/2010 tarihli, 2010/128 esas ve 2010/56 karar sayılı iddianamesi ile sanık ... hakkında 14/11/2009 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu nedeniyle, 5237 sayılı TCK’nın 191/1. maddesi uyarınca cezalandırılması istemi ile 8. Kolordu Komutanlığı Elazığ Askeri Mahkemesine kamu davası açıldığı, 2- 8. Kolordu Komutanlığı Elazığ Askeri Mahkemesinin 27/01/2010 tarihli, 2010/572 esas ve 2010/12 sayılı kararı ile; sanık ...’ in 5237 sayılı TCK’nın 191/1 ve 62.maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı CMK’nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 10/02/2010 tarihinde kesinleştiği, 3- Yine Kırkağaç Asliye Ceza Mahkemesinin 25/02/2015 tarihli, 2014/ 50 esas ve 2015/94 sayılı kararı ile 09/02/2013 tarihinde işlediği hırsızlık suçundan TCK’nın 142/1-a, 168/1 ve 62. maddeleri uyarınca 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının TCK’nın 51. maddesi gereğince ertelenmesine, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını veren Elazığ Askeri Mahkemesine ihbarda bulunulmasına karar verildiği,kararın kesinleştiği ve Elazığ Askeri Mahkemesine ihbarda bulunulduğu, 4- 6771 sayılı Kanun uyarınca Askeri Mahkemelerin kapatılması nedeniyle ve Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin 31/05/2017 tarih, 831 karar nolu kararı uyarınca Kara Kuvvetleri Komutanlığı Elazığ 8'inci Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin dosyasının Elazığ 3.Asliye Ceza Mahkemesine gönderildiği, 5- Kanun yararına bozma istemine konu Elazığ 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/04/2018 tarihli ve 2017/452 esas, 2018/420 sayılı kararı ile; sanığın deneme süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemediği gerekçesiyle kamu davasının düşürülmesine karar verildiği, kararın 23/05/2018 tarihinde istinaf edilmeden kesinleştiği, 6- Kırkağaç Asliye Ceza Mahkemesinin 22/01/2019 tarihli yazısı ile, 2014/50 esas ve 2015/94 karar sayılı dosyası üzerinden bildirimde bulunulması üzerine, Elazığ 3. Asliye Ceza Mahkemesince kanun yararına bozma yoluna gidilmesi hususunda Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulduğu, 7- Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığınca, denetim süresi içinde işlenen suçun hırsızlık suçu olduğu, TCK 191/4. maddesinde düzenlen suç olmadığı gerekçesiyle kanun yararına bozma yoluna gidilmemesi yönünde fezleke düzenlendiği, Anlaşılmıştır. B-)Kanun yararına Bozma İstemi: “Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak suçundan sanık ...'in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/1 ve 62. maddeleri maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Kara Kuvvetleri Komutanlığı 8. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 27/01/2010 tarihli ve 2010/572 esas, 2010/12 sayılı kararını müteakip, hükümlünün deneme süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemediğinden bahisle açılan kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 231/10. maddesi gereğince ortadan kaldırılarak anılan Kanun'un 223/8 ve 231/10. maddeleri gereğince düşürülmesine dair Elazığ 3. Asliye Ceza Mahkemenin 12/04/2018 tarihli ve 2017/452 esas, 2018/420 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 231/11. maddesinde yer alan "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar" ve 5721 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/1. maddesinde yer alan “Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.” şeklindeki ve aynı maddenin 8. fıkrasında yer alan, "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklinde düzenlemeler karşısında, somut olayda sanığın Kırkağaç Asliye Ceza Mahkemesinin 09/02/2013 tarihli ve 2014/50 esas, 2015/94 sayılı kararı ile denetim süresi içerisinde tekrar suç işlediği anlaşılmakla mahkemesince hükmün aynen açıklanması gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde hükmün açıklanmasına karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilerek Elazığ 3. Asliye Ceza Mahkemenin 12/04/2018 tarihli ve 2017/452 esas, 2018/420 sayılı kararının kanun yararına bozulması istenilmiştir. C-)Konunun Değerlendirilmesi: Sanık ...'in Kara Kuvvetleri Komutanlığı 8. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 27/01/2010 tarihli ve 2010/572 esas, 2010/12 sayılı kararı ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın kesinleşmesinden sonra, Elazığ 3. Asliye Ceza Mahkemenin 12/04/2018 tarihli ve 2017/452 esas, 2018/420 sayılı kararı ile sanığın deneme süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemediği gerekçesi ile açılan kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 231/10. maddesi gereğince ortadan kaldırılarak anılan Kanun'un 223/8 ve 231/10. maddeleri gereğince düşürülmesine karar verildiği anlaşılmıştır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 231/11. maddesinde yer alan "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar" ve 5721 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/1. maddesinde yer alan “Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.” şeklindeki ve aynı maddenin 8. fıkrasında yer alan, "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklinde düzenlemeler karşısında, somut olayda sanığın Kırkağaç Asliye Ceza Mahkemesinin 25/02/2015 tarihli ve 2014/50 esas, 2015/94 sayılı kararı ile denetim süresi içerisinde 09/02/2013 tarihinde işlediği hırsızlık suçu nedeniyle cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 6545 sayılı Kanun’un 65. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7. maddesine göre değil 5271 sayılı CMK’nın 231/5. maddesine göre verildiği, hükmün açıklanması koşullarının da CMK’nın 231/11. maddesine göre değerlendirilmesi gerektiği, somut olayda TCK’nın 191/4. maddesinin uygulanma yeri bulunmadığı ve açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanabilmesi için denetim süresi içerisinde işlenen suçun “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçu olması gerekmediği anlaşıldığından; mahkemesince hükmün aynen açıklanması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde kamu davasının düşmesine karar verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. D-Karar : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Mahkemesince sanık hakkında açıklanması geri bırakılan hükmün aynen açıklanması gerektiği gözetilmeden kamu davasının düşmesine karar verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden Elazığ 3. Asliye Ceza Mahkemenin 12/04/2018 tarihli ve 2017/452 esas, 2018/420 sayılı kararının CMK'nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dosyanın Adalet Bakanlığı’na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine, 04 /12/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
5. Ceza Dairesi, 2012/2597 E., 2012/11249 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
– Mahkemece tekerrüre esas sayılması zuhule dayalı olsa da, aynı zamanda ‘kasıtlı suç’ engelinin getirdiği yasal zorunluluğa ilişkin TCK’nın 231/6.maddesine de uygun olarak hakkında aynı maddenin 5.fıkrasında öngörülen ‘hükmün açıklanmasının geri bırakılması’ müessesesinin uygulanmadığı,
5. Ceza Dairesi         2012/2597 E.  ,  2012/11249 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Mühür bozma HÜKÜM : Mahkümiyet Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: Sanığın adli sicil kaydında kasıtlı suçtan mahkümiyeti olduğundan, CMK'nın 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması olanağı bulunmadığı ve gerekçedeki isabetsizliğin sonuca etkisi olmadığı gözetilerek yapılan incelemede; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Sanığın adli sicil kaydına konu olan Mersin 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/03/2007 gün ve 2007/12 Esas, 2007/145 Karar sayılı mahkümiyet ilâmı halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nın 305/1. maddesi gereğince kesin olduğundan, aynı maddenin son fıkrası gereğince tekerrüre esas olmayacağı gözetilmeden, sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejimine göre cezanın çektirilmesine ve infazdan sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, aynı Yasanın 322. maddesi uyarınca, hüküm fıkrasından TCK'nın 58. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısmın çıkarılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 13/11/2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y Yüksek Daire'ce inceleme konusu kararda tespit edilen; “..sanığın, halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nın 305/1. maddesi gereğince kesin nitelikteki mahkumiyet ilamı, aynı maddenin son fıkrası gereğince tekerrüre esas olmayacağından TCK’nın 58. maddesi hükümlerinin uygulanmasına esas alınmaması gerektiği..” biçimindeki bozma düşüncesine katılmakla birlikte, “..bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden ..DÜZELTEREK ONANMASI..” ile giderilebileceği yönündeki sayın çoğunluk görüşünün; iki ayrı aşamada zorunlu sonuçlar doğuran tekerrür hükümlerinin infaza bakan yönünü dikkate alıp sadece infaz hukukunu ilgilendiren sonuçlarını gideren eksik bir uygulama olduğu, diğer yandan hüküm kurulurken neden olduğu zorunlu sonuçlarına bakan yönünün ise dikkate alınmadığı, hükmü kuran hakimin cezayı kişiselleştirebilmesine ilişkin bazı yetkilerini zorunlu olarak ve sanık aleyhine sınırlamış olmasından kaynaklanan olumsuzlukların gözardı edildiği düşüncesindeyim. Ş ö y l e ki ; Konuya ilişkin ‘Suçta Tekerrür’ başlıklı TCK'nın 58.maddesinin 1.fıkrasında; “..önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra (2.fıkranın a) ve b) bentlerinde belirtilen 5 ve 3 yıl'lık süreler içinde) yeni bir suçun işlenmesi hâlinde tekerrür hükümleri uygulanacağı..”, 6.fıkrasında; “..tekerrür hâlinde hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirileceği ve ayrıca mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanacağı..” öngörülmüştür. Maddenin bu fıkralarındaki hükümler; tekerrürün, mahkemece verilen cezanın infazına ilişkin/ infaz hukukuna bakan yönü olup, kronolojik olarak sonraki (ikinci) bir aşamayı ilgilendirmektedir. Tekerrürün, bir de ilk (birinci) aşamada henüz hükmün kurulduğu ana bakan, mahkemece hüküm kurulurken ‘cezanın kişiselleştirilmesi’ sırasında hakimin bazı yetkilerini/ takdirini sınırlayan yönü vardır. Bu bağlamda, maddenin 3.fıkrasında; “..tekerrür hâlinde, sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis cezası ile adli para cezası öngörülmüşse, h a p i s cezasına hükmolunacağı..”, 4.fıkrasında; “..k a s ı t l ı s u ç larla taksirli suçlar ve sırf askerî suçlarla diğer suçlar arasında tekerrür hükümleri uygulanmayacağı..” öngörülmüştür. Sözü geçen ‘k a s ı t l ı suç’ kavramı da, aynen 3.fıkra uygulamasının bağlayıcı/ zorunlu sonuçlarına benzer şekilde hükmü kuran hakimin cezayı kişiselleştirebilmesine ilişkin yetkilerinden bazılarını kullanabilmesinde yasal engel teşkil etmektedir. Bunlardan b i r i n c i s i; “..hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için, sanığın daha önceden k a s ı t l ı bir suçtan dolayı mahkûm olmaması ..gerektiği” nesnel/ objektif koşulunu düzenleyen CMK’nın 231/6.a.maddesi, i k i n c i ise; “..işlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezasının ..erteleme kararının verilebilmesi için, daha önce k a s ı t l ı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması..” gerektiği nesnel/ objektif koşulunun öngörüldüğü TCK’nın 51/1.a. maddesidir. Böylelikle, k a s ı t l ı suçtan ‘tekerrüre esas sabıkalılık hali’ HER SOMUT OLAYDA cezanın kişiselleştirilmesi sırasında zaten; a) Sözkonusu suç tanımındaki cezanın seçenek olarak öngörülmediği hallerde; sadece ‘kasıtlı suç yasal engeli’ nedeniyle CMK’nın 231/6.a. maddesi yollamasına göre ‘hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına’ ilişkin CMK’nın 231/5. maddesinin uygulanamaması olmak üzere bir kez, b) Suç tanımında hapis cezası ile adlî para cezası seçimlik olarak öngörülmüş ise; TCK’nın 58/3.maddesi yollamasına göre mahkemece artık ‘adli para cezası seçeneğinin uygulanamaması’ ve CMK’nın 231/5.maddesinin tatbik edilememesi olmak üzere iki ayrı madde için YASAL ENGEL TEŞKİL ETMESİ SURETİYLE iki kez, c) EĞER önceki mahkumiyet, ‘kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına ilişkin’ İSE; TCK’nın 51/1.a. maddesi de yasal engel teşkil eden bu maddelere dahil olacağından bu sefer üç kez, Sanık aleyhine (olumsuz) sonuç doğurmaktadır. İ n c e l e n e n d o s y a i ç e r i ğ i n e g ö r e ; – Mahkemece, sanığın atılı suçu işlediği kabul edilerek mahkumiyet kararı verildiği, – Önceki bir adet “mühür bozma” suçu nedeniyle hakkında tekerrür hükümleri uygulandığı, – Temel cezanın belirlenmesinde tekerrürün varlığı halinde seçimlik öngörülen cezalardan hapis cezasına hükmolunacağı z o r u n l u luğunu öngörülen TCK’nın 58/3.maddesine de uygun olarak 203.maddesine göre seçimlik öngörülen hapis veya adli para cezası arasından “hapse” hükmedildiği, ancak “..suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı, sanığın kastının ağırlığı, amaç ve saiki..” kriterlerine dayanılarak t a k t i r e n temel hapis cezasının alt sınırdan (altı ay) olarak belirlendiği, – Hakkında “..fiilden sonra ve yargılama aşamasında gözlenen olumlu tutumu, samimi ikrarı ve cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri..” t a k d i r i indirim nedeni kabul edilip TCK’nın 62.maddesine göre cezasından indirim yapıldığı, – Yine, “..daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkum edilmemiş olması ve suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği hususunda mahkememizde oluşan olumlu kanaat..” nedeniyle t a k d i r e n TCK’nun 51/1.maddesi gereğince kısa süreli sonuç (5 ay) hapis cezasının ertelendiği, – Ayrıca erteleme hükümlerinden TCK’nın 51/6.maddesine ilişkin olarak “..sanığın kişiliği (olumlu) ve sosyal durumu..” gözönünde bulundurularak, denetim süresinde hakkında her hangi bir yükümlülük belirlenmesine ve uzman kişi görevlendirilmesine t a k d i r e n gerek görülmediği, – Ancak, “..sanığın kişiliği (bu sefer olumsuz), sosyal ve ekonomik durumu ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre..” t a k d i r e n hakkında verilen kısa süreli hapis cezasının TCK’nun 50/1.maddesi gereğince adli para cezasına ve diğer seçenek yaptırımlara çevrilmesine yer olmadığına karar verildiği, – Mahkemece tekerrüre esas sayılması zuhule dayalı olsa da, aynı zamanda ‘kasıtlı suç’ engelinin getirdiği yasal zorunluluğa ilişkin TCK’nın 231/6.maddesine de uygun olarak hakkında aynı maddenin 5.fıkrasında öngörülen ‘hükmün açıklanmasının geri bırakılması’ müessesesinin uygulanmadığı, A n l a ş ı l m a k t a d ı r. Hüküm fıkrasındaki temel cezanın bireyselleştirilmesi uygulamaları, ‘sanık lehine olanlar’ ve ‘sanık aleyhine olanlar’ biçiminde irdelenecek olursa; 1 ) Öncelikle, mahkemece olumlu bulunan ve t a k d i r e n sanık lehine değerlendirilen bir çok kriter ve uygulanmış bireyselleştirme araçları sözkonusudur. Bu bağlamda; – Sanığın TEMEL CEZASI ALT SINIRDAN belirlenmiş, – “Gözlenen olumlu tutumu, samimi ikrarı” hakkında TAKDİRİ İNDİRİM nedeni olarak görülmüş, – Yine “..suçu işledikten sonra yargılama sürecinde GÖSTERDİĞİ PİŞMANLIK dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği hususunda mahkemede oluşan O L U M L U KANAAT..” nedeniyle sonuç kısa süreli hapis cezası ERTELENMİŞ, – Ayrıca ‘k i ş i l i ğ i’ lehine (o l u m l u) olarak değerlendirilip denetim süresince kendisine bir yükümlülük yüklenmesine ve uzman kişi görevlendirilmesine gerek görülmemiştir. 2 ) Buna karşılık, lehe hüküm içeren bu müesseselerin ikisi mahkemece zuhulen uygulanan ‘tekerrür hükümlerinin zorunlu sonucu/ doğurduğu yasal engel’ nedeniyle uygulanamamış, biri ise ‘takdiren’ uygulanmamıştır. a) Tekerrür hükümlerinin doğurduğu ‘yasal engel’ nedeniyle uygulanamayanlar şunlardır; – Tekerrürün varlığı halinde suçun düzenlendiği maddede seçimlik öngörülen cezalardan hapis cezasına hükmolunması z o r u n l u luğunu öngören TCK’nın 58/3.maddesine de uygun olarak 203.maddesine göre seçimlik öngörülen hapis veya adli para cezasından “hapse” hükmedilmiş, – Yine ‘kasıtlı suç’ engelinin getirdiği yasal zorunluluğa ilişkin TCK’nın 231/6.a maddesine de uygun olarak hakkında aynı maddenin 5.fıkrasında öngörülen ‘hükmün açıklanmasının geri bırakılması’ müessesesi uygulanamamıştır. b) Mahkemece ‘takdiren’ uygulanmayan yönünden ise; ayrıca ‘s a b ı k a l ı h a l i’ kastedilmek suretiyle t a k d i r e n TCK’nın 50/1.maddesi-fıkrasına göre adli para cezasına ve diğer seçenek yaptırımlara çevrilmeme’ gerekçesi arasında da ‘sanığın k i ş i l i ğ i’ şeklinde ifade edilmek suretiyle kullanılmıştır. Böylelikle, ‘tekerrüre esas sabıkalılık hali’, TCK’nın 58/3. ve CMK’nın 231/6.a. maddesi olmak üzere iki maddenin tatbikine yasal engel teşkil etmesi suretiyle zaten iki kez olmak üzere cezanın kişiselleştirilmesi uygulaması sırasında sanık aleyhine (olumsuz) sonuç doğurmaktadır. Tekerrür hükümlerinin z o r u n l u sonucu olarak zaten yasal engel nedeniyle uygulanamayan bireyselleştirme araçlarının yanısıra; mahkemece sanık hakkında olumlu görülüp takdiren lehine değerlendirilen ve yukarıda belirtilen bir çok ölçüt/ kriter gösterilmesine rağmen, dosyaya yansıyan başkaca bir olumsuz hali de bulunmayan sanığın ‘k i ş i l i ğ i’ şeklindeki ifadeyle ‘s a b ı k a l ı h a l i’ k a s t e d i l d i ğ i anlaşılacak surette, sanık aleyhine olacak şekilde aynı nedenin, bu sefer yetki ve t a k d i r kullanımına dayalı diğer ceza kişiselleştirilmesi araçlarından biri olan ‘kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar’ın düzenlendiği TCK’nın 50/1.md.sinin uygulanmamasında, yine tekrarla kullanılması, hem kendi içinde çelişkilidir, hem dosya içeriğine uygun düşmemektedir, hem de ceza hukukunda geçerli bulunan ve TCK’nın 61/3.maddesinde öngörülen mükerrer değerlendirme yasağına aykırıdır. Sanığın, aynı zamanda esas teşkil ettiği tekerrürün z o r u n l u sonucu olarak yukarıda belirtilen bireyselleştirme araçlarının uygulanmasına yasal engel teşkil eden ‘sabıkası’ ve yine bu sabıkanın yansıttığı ‘k i ş i l i ğ i’ biçiminde ifade edilen aynı nedene, hâkim tarafından sanık ALEYHİNE (OLUMSUZ) olacak şekilde tekrar dayanılamaması gerekir. Bu, ceza hukukunun temel ilkelerinden olup Ceza Kanunu’nun 3/1.maddesi- fıkrasında ifadesini bulan ‘ORANLILIK İLKESİ’ İLE vurgulanan ceza kanunun adaletçi karakterinin ve TCK’nın 61/3.maddesinde öngörülen ‘MÜKERRER DEĞERLENDİRME YASAĞI’NIN BİR GEREĞİDİR. Temel cezanın belirlenmesi konusu düzenlenen TCK’nın 61. maddesinde; 3.fıkrasındaki “..birinci fıkrada belirtilen hususların suçun unsurunu oluşturduğu hallerde, bunlar temel cezanın belirlenmesinde ayrıca göz önünde bulundurulmaz” biçiminde ifade edilen düzenleme ile ‘m ü k e r r e r d e ğ e r l e n d i r me y a s a ğ ı ’ vurgulanmıştır. Buna göre, aynı kriter/ sebepler; farklı müesseselerde tekrar tekrar sanık aleleyhine kullanılamayacaktır. Nasıl ki, YCGK’nın Dairemizce de benimsenen 04/03/2008 gün ve 2008/6-47, 2008/43 sayılı kararında “..yanılgılı uygulama nedeniyle bir kez daha sanık LEHİNE atıfet tanınamayacağı..” kabul edilmekte ise; “eşitlik” ve “cezada oranlılık” ilkelerine uygun şekilde sanık ALEYHİNE mükerrer değerlendirme yasağı da, bunun karşılığı olarak ceza hukuku yaptırımının haklı ve ölçülü olması amacına ulaşmada ceza kanununun sahip olduğu adaletçi karakteri yansıtan bir uygulamadır. Mahkemece tekerrüre esas alınan; 1.C: 009002007C00349230; 1/08/2006; 01.08.2006; MERSİN; 4.ASLCM; 2007/12; 2007/145; 16/03/2007; CK:203/1.; 80 YTL PC; 26/03/2007; ADLİ SİCİL KAYDI 1.Y: 009002007Y00381650; 1/08/2006; 01.08.2006; MERSİN; 4.ASLCM; 2007/12; 2007/145; 16/03/2007; CK:203/1.; 80 YTL PC 4G H.; 04/06/2007; ARŞİV KAYDI biçimindeki ‘mühür bozma’ suçundan eski hükümlülüğü, anılan suçun düzenlendiği TCK’nın 203.maddesinde seçimlik öngörülen cezalardan tercihen/ doğrudan adli para cezasına ilişkin olup, halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nın 305/1. maddesine göre ‘kesin’ nitelikte bulunması nedeniyle, aynı maddenin son fıkrası gereğince tekerrüre esas teşkil etmediği/ aslında tekerrüre esas alınma koşulları bulunmadığının anlaşılması KARŞISINDA; zuhulen uygulanan tekerrür hükümleri (m.58) ile birlikte, yukarıda iki madde halinde belirtilen ‘tekerrürün zorunlu sonuçlarına ilişkin uygulamalar’ da hukuki temelden yoksun kalıp varlık nedenini kaybetmişlerdir. Hatta, ‘takdire dayalı olarak uygulanmayan 50.md.’nin dahi temel dayanağı sarsılmıştır. Bu noktada sadece “..cezanın 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, ..58/7. maddesine göre cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına..” ilişkin bölümün hükümden çıkarılmak suretiyle DÜZELTEREK ONAMA İLE de YETİNİLEMEZ. Zira, ARTIK; – Hakkında TCK’nın 58/3.maddesi yollamasına göre sözkonusu suçun düzenlendiği maddede öngörülen seçimlik ‘a d l i p a r a c e z a s ı’na, – Yine, kasıtlı suçtan önceki cezası ‘üç aydan fazla hapis’ olmadığından, TCK 51.maddesine göre ‘kısa süreli hapis cezasının ertelenmesi’ne, KARAR VERİLEBİLMESİ MÜMKÜN HALE GELDİĞİNDEN, ‘Kısa süreli hapis cezasına diğer seçenek yaptırımlar’a dair TCK’nın 50.maddesi’nin takdire dayalı uygulanmayışının ise TEMEL DAYANAĞI SARSILMIŞ BULUNDUĞUNDAN, YEREL MAHKEMECE, sözü geçen maddelerdeki diğer öznel/ şubjektif koşulların oluşup oluşmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Duruşmayı yönetip yargılama süreci boyunca suçla ilgili her türlü delille doğrudan temas halinde bulunan kişi, hâkimdir. Bu nedenle, tekerrür hükümleri ile birlikte varlık nedenini kaybeden tüm bu madde uygulamalarının yeniden ve hâkim tarafından değerlendirilmesi gerekir. Ş ö y l e k i; Yasa koyucu tarafından suç tanımlandığı kanun maddesinde öngörülen cezalar, suçluyu tanımaksızın belirlenmiştir. Belli kategoride olan suçlara daima aynı cezayı uygulamak ise, cezada adaletin sağlanması olanağını yok edecektir. Zira, aynı çeşit suçu işleyen faillerden her birinin kişilik ve karakter bakımından özel bir durumu olduğu gibi, somut olayın özellikleri ve fiilin işleniş biçimine göre de suçun ağırlığının değişmesi sözkonusudur. İşte, yasa koyucu tarafından suçluyu tanımaksızın belirlenmiş olan cezanın suçluya uygulanması, başka bir deyimle suç ve suçlunun özellikleri göz önünde tutularak verilmesi gereken en uygun cezanın belirlenmesi ‘cezaların kişiselleştirilmesi’dir. Bunun sağlanması bakımından, somut olayın özelliği ve işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı bir şekilde gerekçesini göstererek verilmesi gereken en uygun cezayı belirleme ise, yasa koyucu tarafından hâkime verilmiş bir yetki ve görevdir. Zira, duruşmayı yöneten, maddi gerçeğe ulaşma yolunda yargılama süreci boyunca suçla ilgili her türlü delille doğrudan temas halinde bulunan ve kendisine verilen yetki sınırları içerisinde kalmak kaydıyla belirtilen cezanın kişiselleştirilmesi araçlarını en müessir biçimde uygulayabilecek kişi, hâkimdir. Hukuk uygulamacısının/ hâkimin zirve yaptığı nokta, suçun ve sanığın özelliklerine göre uygulamalarında başarıyla cezayı kişiselleştirmesi, neticede en uygun cezayı belirleyebilmiş olmasıdır. Bu önemli işlevi yerine getirmede etkin bir yere sahip olan müesseseler ; temel cezanın ilgili kanun maddesinde belirtilen alt ve üst sınırlar arasında ve eğer hapis veya adli para biçiminde seçimlik ceza öngörülmüş ise bunlardan birinin takdir ve tercih edilmesi (TCK.m.61), takdiri indirim uygulanması (m.62), seçenek yaptırımlara çevirme (m.50), cezanın ertelenmesi (m.51) ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması (CMK.m231) uygulamalarıdır. Bu bireyselleştirme araçları için gösterilen gerekçenin makul olması, belirleme yetkisi kullanılırken söz konusu nedene ilişkin dosyaya yansıyan bilgi ve belgelerin objektif olarak tarafsızca ve isabetle değerlendirildiğini gösterir biçimde yasal ve yeterli bulunması, dosya içeriğine uygun düşmesi, hukuk kurallarını zedelemeyecek, yasaların maksat ve amacına aykırı düşmeyecek, vicdanları rahatsız etmeyecek bir nitelik taşıması gerekir. Hâkim tarafından bu yetki kullanılırken izlenecek yol, yapılan işin gereği olarak şu şekilde gerçekleşmekte; yargılama süreci boyunca suçla ilgili her türlü delile vakıf olan ve duruşmada müşahade ettiği sanığın, yukarıda belirtilen ceza kişiselleştirilmesine ilişkin her bir müessesenin düzenlendiği yasa maddesinde öngörülen kriterlere (aranılan nesnel/ objektif ve öznel/şubjektif koşullara) esas olabilecek her halini gözlemleyen hâkim, yargılamayı sonlandırıp hüküm kurma ameliyesine başladığında; önce vakıf olduğu suça ve suçlunun özelliklerine ilişkin işte bu hususları tümüyle göz önüne almakta, buna göre temel ceza - takdiri indirim sebepleri - seçenek yaptırımlar - HAGB - erteleme uygulamaları sonucunda verilmesi gereken en uygun cezaya ilişkin bir vicdani kanaat oluşturmakta, bundan sonra getirdiği bu kanaat doğrultusunda iradesini ortaya koymakta, başka bir ifadeyle kullandığı takdir ve tercihle; suç ve suçlunun özelliklerine ilişkin tüm bu delil ve gözlemlerden edindiği vicdani kanaatine göre oluşan iradesini somutlaştırmaktadır. Bu noktada, ceza kişiselleştirilmesi müesseselerine ilişkin olarak mahkemece hüküm fıkrasında gösterilen ve aralarında ‘sanığın benzer suçtan sabıkalı olması hali’ nin de bulunduğu, suça ve suçlunun özelliklerine ilişkin tüm bu kriterler; hâkimin yargılamanın sonuna kadar edindiği ve o an itibarıyle bir bütün halinde getirmiş olduğu bu kanaatin oluşmasında, sözkonusu bütünün parçaları olarak her biri ayrı ayrı olmak üzere etkin bir rol oynamaktadır. Konuya ilişkin olarak değinilmesi gereken ‘Amaçsal (finalist/ erekselci) Hareket’ teorisine göre de, “..hareket, yalnızca iradi olarak değil, aynı zamanda belirli bir amacın gerçekleştirilmesine yönelik olarak gerçekleştirilmektedir. Çünkü insan ‘kör illi’ bir şekilde hareket etmeyip, önce belirli amaca yönelik bir irade sahibi olmakta, daha sonra hareketini bu amaca göre yönlendirmektedir..” (İzzet Özgenç, Makale). S o m u t o l a y d a da mahkemece, sanığın aynı zamanda ‘tekerrüre de esas kabul edilen sabıkası’ ve bu sabıkanın yansıttığı ‘sanığın k i ş i l i ğ i’ biçiminde ifade edilen aynı neden, zaten; uygulanan tekerrür hükümleri gereğince tercihli öngörülen cezalardan adli para cezasının tercih edilememesine/ zorunlu olarak hapse hükmolunmasına (m.58/3), yine ‘kasıtlı suç’ yasal engeli nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanamamasına k a n u n i neden olduğu (CMK.231/5) gibi; ayrıca kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına ve diğer seçenek yaptırımlara çevrilmesine ilişkin 50/1.maddenin uygulanmaması nedenleri arasında dahi sayılmıştır. Bu nedenle, Yüksek Daire'ce inceleme konusu kararda “..sanığın, halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nın 305/1. maddesi gereğince kesin nitelikteki mahkumiyet ilamı, aynı maddenin son fıkrası gereğince tekerrüre esas olmayacağından TCK’nın 58.maddesi hükümlerinin uygulanmasına esas alınmaması gerektiği..” tespit edilmesi karşısında; yerel mahkemece zuhulen tatbik edilen tekerrür hükümlerinin z o r u n l u sonucu olarak uygulanmasına yasal engel oluşturduğu yukarıda belirtilen bireyselleştirme maddelerinde nesnel/ objektif şart olarak öngörülen ‘sanığın kasıtlı suçtan sabıkası - tekerrüre esas sabıkası’ ve yine bu sabıkanın yansıttığı ‘k i ş i l i ğ i’ biçiminde ifade edilen aynı nedenden, tekerrür hükümlerinin infaz hukukuna/ cezanın infazına (ikinci aşamasına) ilişkin bulunan “..cezanın 58/6. madde uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesi..” kararı haricinde, yukarıda belirtilen ve henüz mahkemece hüküm kurulurken (birinci aşamada) hâkimin yetki ve takdir kullanımını sınırladığı ‘cezanın bireyselleştirilmesi’ araçlarına ilişkin diğer uygulamaların hiç etkilenmeyeceğini söyleyebilmek mümkün değildir. Zira, cezanın kişiselleştirilmesi uygulamalarına konu suça ve suçlunun özelliklerine ilişkin tüm bu kriterler, yukarıda belirtildiği üzere hâkimin yargılamanın sonuna kadar edindiği ve o an itibarıyle bir bütün halinde getirmiş olduğu vicdani kanaatin oluşmasında, sözkonusu bütünün parçaları olarak her biri ayrı ayrı olmak üzere etkin bir rol oynamakta, bu noktada da birbirini az veya çok ama mutlaka etkilemektedir. Hatta somut olayın özelliklerine göre tabiri caizse adeta ‘domino taşı etkisi’ gösterebilmekte, biri olmazsa bu durum diğerlerini de (tamamını/ veya bir kısmını) tamamen boşa düşürebilmektedir. Dolayısıyla, bütün bu yansımaların göz önünde bulundurulması, tekerrür hükümleri ile birlikte varlık nedenini kaybeden tüm bu madde uygulamalarının dosya içeriğine uygun bir şekilde yeniden ve hâkim tarafından değerlendirilmesi gerekir. Ancak haklı ve suçun ağırlığıyla orantılı bir yaptırım ile suç işleyen kişinin yeniden topluma kazandırılması, bireylerin hukuka olan güvenlerinin pekişmesi sağlanabilir. Adalete güven, toplumun en önemli huzur kaynaklarından birisidir. TCK’nın 1. maddesinde ; “Ceza Kanununun AMACI; kişi hak ve özgürlüklerini, kamu düzen ve güvenliğini, hukuk devletini, kamu sağlığını ve çevreyi, toplum barışını korumak, ....” olarak belirtilmiştir. Anılan MADDE GEREKÇESİnde; “...demokratik hukuk devletleri ...ceza kanunlarının kötüye kullanılmasını önlemek için, bu kanunların temel ilkelerine anayasalarında yer vermektedirler..” denilmiş, yine 3.MADDE GEREKÇESİnde; “..Ceza hukuku araçlarıyla yapılan ayrımcılık ise insana yönelik yapılan en zalimane uygulamalardan biridir. ...İşte bu nedenlerledir ki insan haklarıyla ilgili uluslararası sözleşmelerde ve Anayasamızda ifade edilen ‘eşitlik ilkesi’ne yer verilerek, CEZA KANUNUNUN İNSANCIL NİTELİĞE SAHİP OLDUĞUna da işaret edilmektedir. Ceza kanunlarının düzenlenmesinde ve uygulanmasında bireyler arasında herhangi bir sebeple ayırım yapılmamasının ifade edilmesi, aynı zamanda hukuk devletinin özünü oluşturan İNSAN ONURUNUN KORUNMASININ ceza kanununda da TEMEL DEĞER OLARAK BENİMSENMESİ anlamına gelmektedir.” şeklinde açıklamalara yer verilmiştir. Gerekçesi, ilk paragrafında da belirtiltiği üzere ; suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde adaletin sağlanması için suç işleyen kimseye uygulanacak ceza hukuku yaptırımlarının haklı ve ölçülü olması gerekir. Çünkü ancak haklı ve suçun ağırlığıyla orantılı bir yaptırım ile suç işleyen kişinin ...yeniden topluma kazandırılması sağlanabilir. Yine bireylerin hukuka olan güvenlerinin pekişmesi ..için de ceza hukukunun temel ilkelerinden olan 'oranlılık ilkesi'ne uymak gerekir. Madde ile bu hususa ceza kanunda açıkça yer verilerek, CEZA KANUNUN ADALETÇİ KARAKTERE SAHİP OLDUĞU da vurgulanmak istenmiştir. Aksinin kabulü, makul/ kabul edilebilir olmaktan, yasaların maksat ve amacına, hak adalet ve nasafet kuralları ile 'dosya içeriğine uygun düşmek'ten çok uzaktır. Bu durumda, ceza kanununun İNSANCIL niteliği/ insani YÖNÜ GÖZARDI EDİLMİŞ, suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığına göre bir cezaya hükmolunmasını öngören TCK’nın 3.maddesindeki “cezada orantılılık ilkesi”ne uyulmayarak KANUNUN ADALETÇİ KARAKTERİ ZEDELENMİŞ OLUR ki; bu da Anayasamızın 10.maddesindeki ‘kanun önünde eşitlik ilkesi’ ile AİHS'nin 6.maddesinde ifadesini bulan ‘adil yargılama hakkı’nın ihlali anlamına gelir. Kanun koyucu tarafından normlar hiyerarşisinin en üstünde yer alan Anayasa’da düzenlenmek suretiyle teminat altında alınmış olmakla birlikte pek çok Devletin taraf olduğu Avrupa İHS'nde dahi yer verilen ‘adil yargılama hakkı’ üzerinde bu kadar önemle durulması HEP BİRLİKTE DEĞERLENDİRİLDİĞİNDE, suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde suç işleyen kişinin yeniden topluma kazandırılması, bireylerin hukuka olan güvenlerinin pekişmesi, hakkaniyetin ve bu bağlamda ADALETİN SAĞLANABİLMESİ İÇİN; suç işleyen kimseye uygulanacak ceza hukuku yaptırımları haklı ve ölçülü olmalı, ceza hukukunun temel ilkelerinden olan ‘oranlılık ilkesi’ne hassasiyetle uyulmalı, adil yargılama hakkının etkin kullanılabilmesi sağlanarak sanık haklarının zedelenmesine sebebiyet verilmemeli, onun ve kamuoyunun nezdinde yargılama sonunda verilen kararın haklılık duygusunun azalmasına neden olunmamalıdır. Hakkaniyete de ancak bu şekilde ulaşılabilir. Bunun için, suç tanımında ‘hapis’ ile ‘adlî para’ cezası seçenek olarak öngörülmüş bulunan somut olaya konu mühür bozma suçunda; 1 ) K a s ı t l ı suçtan TEKERRÜRE ESAS MAHKUMİYETİ BULUNAN; Bu nedenle hakkında: – Hakkında TCK’nın 58/3.maddesi yollamasına göre sözkonusu suçun düzenlendiği maddedeki seçimlik cezalardan ‘h a p i se hükmolunması’ z o r u n l u b u l u n a n, – Yine, ‘kasıtlı suç yasal engeli’ nedeniyle CMK’nın 231/6.a. maddesi yollamasına göre hakkında ‘hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına’ dair CMK’nın 231/5. maddesinin uygulanabilmesi m ü m k ü n b u l u n m a y a n, BİR SANIK İLE, 2 ) Doğrudan uygulanmış 80 TL adli para cezası, kesin nitelikte olduğu için TEKERRÜRE ESAS TEŞKİL ETMEYEN; Bu nedenle hakkında: a) Uygulanabilmesi herhangi bir nesnel/ objektif şarta bağlanmayan ‘kısa süreli hapis cezasına diğer seçenek yaptırımlara dair TCK’nın 50.maddesi’nin uygulanabilmesi i m k a n ı o l a n, – Yine, kasıtlı suçtan önceki cezası ‘üç aydan fazla hapis’ olmadığından, ‘kısa süreli hapis cezasının ertelenmesine dair TCK 51.md.’nin uygulanabilmesi m ü m k ü n b u l u n a n, b) Ancak, mevcut ‘kasıtlı suç yasal engeli’ sebebiyle CMK’nın 231/6.a. maddesi yollamasına göre hakkında ‘hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına’ ilişkin CMK’nın 231/5. maddesinin uygulanabilmesi m ü m k ü n b u l u n ma y a n,BİR SANIK ARASINDA OLMASI GEREKEN FARK gözardı edilmeksizin mutlaka ORTAYA KONULMALI, sanığa ve kamuoyuna da HİSSETTİRİLMELİdir. Bu ise, cezanın (başarılı bir şekilde) bireyselleştirilmesi ile mümkün olabilecektir. Bu nedenle, tekerrür hükümlerinin zuhulen tatbik edildiği, aslında uygulama olanağı bulunmadığı tespit edilmekle; gerek varlık nedenini kaybeden/ hukuki temelden yoksun kalan ‘tekerrürün z o r u n l u sonucu olan uygulamalar’, gerekse temel dayanağı sarsılan ‘t a k d i r e dayalı olarak uygulanmayan seçenek yaptırımlar’ olmak üzere, tüm bu cezanın bireyselleştirilmesi uygulamalarının bizzat yerel mahkeme hakimi tarafından, yeniden değerlendirilmesi gerekir. N i t e k i m bu husus, cezanın bireyselleştirilmesi uygulamalarından biri olan ‘hükmün açıklanmasının geri bırakılması’ konusuna ilişkin Yüksek Dairemizin yerleşmiş kararlarında da; “..YCGK’nın 03.06.2008 gün ve 2008/149-163 sayılı kararında da belirtildiği üzere CMK’nın 231/5 m.de düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin, ..aynı maddenin 6. fıkrasındaki şartlar gözetilmek suretiyle ve diğer kişiselleştirme nedenlerinden önce ..hakim tarafından ..değerlendirilmesinin zorunlu bulunduğu..” biçiminde kabul görmekte/ ifade edilmektedir (5.CD. 29/03/2012, 2011/9696 - 2012/2930). Sonuç olarak; Yüksek Dairece; tekerrür hükümlerinin, infaz hukukuna bakan yönünün yanısıra, hüküm kurulurken, teşkil ettiği 'yasal olanaksızlık' dolayısıyla ceza bireyselleştirilirken hükmü kuran hakimin kullanabilmesini, hatta tartışmasını dahi engellediği yukarıda belirtilen yetkilerine bakan yönünün de gözetilmesi, Açıklanan tüm bu nedenlerle; “..sanığın, eski mahkumiyetinin tekerrüre esas nitelik taşımaması dolayısıyla TCK’nın 58. maddesi hükümleri uygulanamayacağından, anılan maddenin/tekerrürün zorunlu sonuçları olan ve varlık nedenini kaybeden tüm bu cezanın kişiselleştirilmesi uygulamaları, bizzat yerel mahkeme hakimi tarafından, yeniden değerlendirilmek üzere, yerel mahkeme mahkumiyet kararının BOZULMASI..” gerektiği kanaatinde olduğumdan, Sadece ‘Düzelterek Onama’ ile yetinen Yüksek Daire sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.