5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 232

Türk Ceza Kanunu 232. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 232- (1) Aynı konutta birlikte yaşadığı kişilerden birine karşı kötü muamelede bulunan kimse, iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) İdaresi altında bulunan veya büyütmek, okutmak, bakmak, muhafaza etmek veya bir meslek veya sanat öğretmekle yükümlü olduğu kişi üzerinde, sahibi bulunduğu terbiye hakkından doğan disiplin yetkisini kötüye kullanan kişiye, bir yıla kadar hapis cezası verilir. Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

20 karar eşleşti
8. Ceza Dairesi, 2023/2992 E., 2025/1577 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
Her ne kadar yüksek heyetçe eylem Türk Ceza Kanunu'nun 232/1 maddesinde düzenlenen kötü muamele suçunu oluşturduğu kabul edilmiş ise de;
8. Ceza Dairesi         2023/2992 E.  ,  2025/1577 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1142 E., 2022/2709 K. SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Mağdur ...'ın dosyada katılan sıfatının bulunmadığı, bu nedenle mağdurun temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır. I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Mahkemesi Kararı Çerkezköy 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.07.2021 tarihli ve 2020/327 Esas, 2021/513 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-c maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi'nin 12.12.2022 tarihli ve 2022/1142 Esas, 2022/2709 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun kabulü ile, duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 109/2., 109/3-f-e, 62., 53. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık ... ve müdafiinin temyiz sebepleri; suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, sanığın eylemini gerçekleştirirken mağdurun rızasıyla hareket ettiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Mağdur ...'ın temyiz istemi yönünden : Mağdurun 29.04.2021 tarihli duruşmada alınan beyanında, şikayetçi olmadığını belirtmesi karşısında katılan sıfatını kazanmadığından cihetle hükmü temyize hak ve yetkisi bulunmayan mağdurun temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298. maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Sanık ... ve müdafiinin temyiz istemleri yönünden : Dava dosyası kapsamına göre, mağdurenin psikojik rahatsızlıklarının olduğu, uçucu madde kullandığı, ebeveynlerinin rızası dışında, çocuklar için tehlikeli olan saatlerde evini terk ettiği, olay günü ise sanığın, on beş yaşından küçük olan kızı mağdurenin kendisine zarar veren davranışlarına engel olmak için ellerini ve ayaklarını zircirle bağladığı, bu şekilde mağdureyi hürriyetinden yoksun bıraktığı iddiasına ilişkin olarak; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun ( 4721 sayılı Kanun ) 339. maddesinde velayet kapsamında çocuğun, ana ve babasının rızası dışında evi terk edemeyeceği düzenlenmiş olup sanığın mağdur çocuktan evini terk etmemesini isteme hakkının yasadan ... bir hak olduğu, 5237 sayılı Kanun'un 26/1. maddesi uyarınca hakkını kullanan kimseye ceza verilemeyeceği hususları dikkate alındığında sanığın mağdureyi zincirle bağlamak suretiyle yasal hak ve yükümlülük sınırını aştığı kabul edilerek sanığın eyleminin kötü muamele (TCK. m. 232/1) suçunu oluşturduğu ve bu suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı gerekçe ile mahkumiyet kararı verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR A) Mağdur ...'ın temyiz istemi yönünden : Gerekçe bölümünde yer alan (1) numaralı paragrafta açıklanan nedenle mağdurun temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B) Sanık ... ve müdafiinin temyiz istemleri yönünden : Gerekçe bölümünde yer alan (2) numaralı paragrafta açıklanan nedenle, sanık ve sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi'nin 12.12.2022 tarihli ve 2022/1142 Esas, 2022/2709 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak , oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca takdîren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.02.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY GEREKÇESİ Sanığın kendisinden izin almaksızın arkadaşları ile görüşmek için dışarı çıkan ve olay tarihinde de yine arkadaşlarıyla buluştuktan sonra gece yarısı eve dönen kızı mağdure ...'ın sabah saatlerinde elini ve ayağını zincirle bağladığı, yaklaşık 1 saat bu şekilde kaldıktan sonra jandarmanın gelmesi ile evde bulunan annesinin elindeki ve ayağındaki zinciri açtığı olayda sanığın eylemi Türk Ceza Kanunu'nun 109/2. maddesinde düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmuştur. Türk Ceza Kanunu'nun 109. maddesinde düzenlenen suçtaki korunan hukuki değer kişilerin kendi arzusu ve iradesi ile hareket edebilme hürriyetidir. Her ne kadar yüksek heyetçe eylem Türk Ceza Kanunu'nun 232/1 maddesinde düzenlenen kötü muamele suçunu oluşturduğu kabul edilmiş ise de; eylemin Türk Ceza Kanunu'nun 232. maddesinde düzenlenen 'aç bırakma, çıplak bırakma' gibi kötü muamele sınırını aştığı Türk Ceza Kanunu'nun 109/2. maddesinde düzenlenen suçun unsurlarını oluşturduğu anlaşılmakla sayın çoğunluğun görüşüne katılmak mümkün olmamıştır. 26.02.2025

Diğer kararlar (4)

8. Ceza Dairesi, 2023/162 E., 2023/1914 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığının 28.02.2013 tarihli iddianamesiyle sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 232 nci maddesinin birinci fıkrası, 86 ncı maddesi ve 96 ncı maddesinin ikinci fıkrasının a ve b bentleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
8. Ceza Dairesi         2023/162 E.  ,  2023/1914 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Eziyet etme HÜKÜM : Mahkûmiyet Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığının 28.02.2013 tarihli iddianamesiyle sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 232 nci maddesinin birinci fıkrası, 86 ncı maddesi ve 96 ncı maddesinin ikinci fıkrasının a ve b bentleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. 2. İskenderun 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.02.2015 tarihli kararıyla sanığın 5237 sayılı Kanun'un 232 nci maddesi yönünden beraatine; 86 ncı maddesi yönünden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına; 96 ncı maddesinin birinci ve üçüncü fıkrasının (b) bendi ile 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir. Karar katılanlar vekili ve sanık tarafından temyiz edilmiştir. 3. Yargıtay (8.) Ceza Dairesinin 16.03.2020 tarih, 2019/28678 esas ve 2020/11601 karar sayılı ilamıyla "...TCK.nın 96 maddesinde düzenlenen eziyet suçunu oluşturması karşısında tek olan fiilin bölünerek bir kısım eylemlerin kötü muamele olarak kabulü ile bu suçtan beraat, bir kısım fiillerin eziyet olarak kabulü ile mahkumiyet hükmü kurulması suretiyle CMK.nın 225/1 maddesine aykırı hareket edilmesi ayrıca mağdura ait adli raporda sözü edilen yaraların çeşitliliği, nitelikleri ve olayın oluş şekli gözönüne alınarak eziyet suçundan cezanın alt sınırdan önemli miktarda uzaklaşılarak hüküm kurulması gerekirken asgari hadden ceza tayini, II) Kabul ve uygulamaya göre de; çocuğa karşı eziyet eylemi nedeniyle artırım yapılırken uygulama maddesinin TCK.nın 96/2-a maddesi yerine aynı Yasanın 96/3-b fıkrası olarak gösterilmesi suretiyle CMK.nın 232/6 maddesine aykırı davranılması," şeklindeki gerekçeyle bozma kararı verilmiştir. 4. Yargıtay (8.) Ceza Dairesinin bozma ilamına uyulmasına karar verilerek sanık hakkında İskenderun 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.09.2022 tarihli kararıyla alt sınırdan uzaklaşılarak sanığın 5237 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereğince 6 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir; karar katılanlar vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılanlar vekilinin temyiz istemi en üst hadden ceza tayin edilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Dava konusu olay sanığın suç tarihinde 7 yaşında olan ve üvey kızı olan katılan ...'ı geceleri altını ıslattığı için sürekli şiddet uygulama, cinsel bölgelerini ve göğüs kısımlarını ocakta ısıttığı pense ile tutup çekme, elini arkasından bağlayarak geceleri çıplak yatırma, pense ile tırnağını çekme, tekme ile vurma şeklindeki eylemlerle atılı suçu işlediği iddiasına ilişkindir. 2. Katılan ... beyanında "Üvey babam beni tuvalete göndermiyordu, hatta bir gün penseyi ocakta ısıttı ve tuvalet yaptığım yere getirerek bu penseyi dayadı ve yaktı. Ayrıca penseyi yine bir gün göğüs bölgeme getirdi pense ile göğüslerimi çekti, neden yaptığını bilmiyorum, ancak ben tuvaletimi daha önce altıma yapmıyordum. Ben geceleri annem ile babamın odasında yatıyordum. Babam geceleyin elimi ip ile arkadan bağladı, neden bağladığını bilmiyorum. Ben hiç çıplak yatmadım. üvey babam yine bir gün sol işaret parmağımın tırnağını tamamen çekti. Ben de bağırdım canım acıdı. Kardeşlerim salona geldiler. Annem de yanımızdaydı. Annem babama bir şey söylemedi. Annem yine bir gün bana kızmıştı, neden kızdığını bilmiyorum, saçlarımı çekti kopardı. Annemden ve üvey babamdan şikayetçiyim, annem beni aramıyor, babam herhangi bir şekilde özel bir yerlerime dokunmadı. Yukarıda anlattığım şekilde eylemleri gerçekleştirdi" şeklinde beyanda bulunmuştur. 3. Katılan ... Kalkan aşamalardaki beyanlarında "... benim üvey babam olur, ... de öz annemdir, o dönem İskenderun da aynı evde yaşıyorduk, ... ve İrem benim kardeşlerimdir. küçük kardeşim ...'e üvey babam devamlı vuruyordu. Beni de bir kaç kez yumrukla dövdü. Yine bir gün sabah salondan ağlama sesi geldi, ...'ün sesiydi, gittiğimizde ...'ün işaret parmağının tırnağı çekilmişti ve ağlıyordu, üvey babamın elinde de pense vardı, üvey babama sorduğumuzda yanlışlıkla çektiğini söyledi. ... üvey babamın göğüslerini pense ile çektiğini söyledi. Ancak korktuğu için anlatamıyordu. Sorduğumuzda bir şey yok diyerek kız kardeşim tedirgin cevap veriyordu. Kız kardeşim ... bu şekilde korkutulduğu ve dövüldüğü için sık sık altını ıslatıyordu. ...'e devamlı küçük acı biber veriyordu, bunları yiyeceksin diyordu, bu olaylar annemin gözü önünde oldu. Annemin herhangi bir şekilde uyardığını görmedim. Annemin bana ve ...'e vurduğu oldu, daha çok ...'e vuruyordu, ... çalıştığı için ona vurmuyorlardı. ... işten gece bir gün geç gelmişti üvey babam ...'u dövdü sadece ben bu olayı hatırlıyorum. Üvey babam küçük kardeşimi tuvalete göndermediği için altına yapıyordu. Hatta büyük tuvaletini de bir kez yaptı. Bu eylemlerini üvey babam ve annemin bu tür davranışlarından sonra gerçekleştirdi, üvey babam ...'ü yine bir gün yaz günüydü üzerinde bir şey yokken altındaki kilot ile çıplak betona yatırdı, bu şekilde uyumasını istedi, annem ve üvey babamdan şikayetçiyim, davalara katılmak isterim" şeklinde beyanda bulunmuştur. 4. Katılan ... hakkında düzenlenmiş İskenderun Devlet Hastanesinin 08.10.2012 tarih ve 55686 nolu raporunda; göğüs bölgesinde çeşitli boyutlarda künt travmaya bağlı çok sayıda ekimotik lezyonlar, vulvada ve sol inguinal bölgede geniş ekimotik lezyonlar, BTM ile giderilebileceği, hayati tehlikesinin bulunmadığının bildirilmiştir. 5. Sanık aşamalarda atılı suçu kabul etmemektedir. 6. Mahkemesince sanığın atılı suçu işlediği kabul edilerek mahkumiyetine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE 1. Oluş, tüm dosya kapsamı, katılan çocuk ve kardeşlerinin üvey baba olan sanığın katılan çocuğa eziyet ettiğine dair aşamalardaki ve birbirleriyle uyumlu beyanları, bu beyanların sağlıklı olduğuna dair pedagog görüşü ile beyanları doğrulayan doktor raporları, polis tutanakları ve bozma ilamı birlikte değerlendirildiğinde; İskenderun 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.09.2022 tarih, 2020/254 Esas ve 2022/705 Karar sayılı kararında hukuka aykırılık görülmemiştir. 2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İskenderun 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.09.2022 tarih, 2020/254 Esas ve 2022/705 Karar sayılı kararında katılanlar vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılanlar vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.04.2023 tarihinde karar verildi.
8. Ceza Dairesi, 2019/4664 E., 2021/18995 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
run ipleri çözerek polisi araması üzerine olay yerine polisin geldiği, sanığın savunmasında belirttiği üzere çocuğun uslanması ve almış olduğu parayı itiraf etmesi için böyle bir yola başvurduğu, hürriyeti tahdit kastıyla hareket etmediği, TCK.nın 232. maddesinde kötü muamele suçunun düzenlendiği, birinci fırkasında "Aynı konutta birlikte yaşadığı kişilerden birine karşı kötü muamelede bulunan kim
8. Ceza Dairesi         2019/4664 E.  ,  2021/18995 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ... Gereği görüşülüp düşünüldü: Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak özgürlüğünün kısıtlanmasıdır. Aile bireylerine kötü davranma suçu; cinsel istismar, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma, yaralama, tehdit, sövme gibi başka maddelerde açıkça suç olarak düzenlenen eylemlerin dışında kalan çıplak gezdirme, aç bırakma, eve almama, evden dışarı atma, mendil sattırma, sürekli alay etme, korkutma gibi merhamet ve şefkatle bağdaşmayan eylemleri kapsar. Oğlu olan mağduru, evde bulunan ve iş yerine ait emanet parayı alıp harcamasına kızan sanığın mağdurun ıslah olması amacıyla ormanlık alana götürerek bir ağaca bağladığı, yanından ayrılarak yakın bir yerde beklemekteyken kolluk kuvvetlerinin müdahalesiyle mağdurun serbest kaldığı olayda; sanığın eyleminin TCK'nın 109/1, 3-e-f, 29. maddeleri bağlamında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı biçimde beraatine karar verilmesi, Yasaya aykırı, mağdur vekili ve Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi gereğince sanığın eyleminin kötü muamele düşüncesiyle üyeler ... ve ...'nin karşı oylarıyla, sonuç itibarıyla bozma kararı verilmesi yönünden, 13.10.2021 gününde oyçokluğuyla BOZULMASINA karar verildi. (K.D) (K.D) ./.. S/2 KARŞI OY Hürriyeti tahdit suçu TCK. 109/1. maddesinde düzenlenmiş olup "bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası" öngördüğü, ikinci fıkrasında "kişi fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezası" öngördüğü, üçüncü fıkrasında ise; "Bu suçun; a) Silahla, b) Birden fazla kişi tarafından birlikte, c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle, d) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, e) Üstsoy, altsoy veya eşe karşı, f) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı," işlenmesi halinde yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezanın bir kat arttırıldığı düzenleme altına alınmıştır. Olay tarihinde oğlu olan mağdurun evde kasada bulunan ve çalıştığı iş yerine ait bir miktar parayı alıp harcaması üzerine bu duruma kızan sanığın oğlunu uslanması ve itiraf etmesi amacıyla ormanlık alana götürüp bir ağaca iple bağlayarak uzaktan izlediği, ipin gevşek bağlanmasından istifade eden mağdurun ipleri çözerek polisi araması üzerine olay yerine polisin geldiği, sanığın savunmasında belirttiği üzere çocuğun uslanması ve almış olduğu parayı itiraf etmesi için böyle bir yola başvurduğu, hürriyeti tahdit kastıyla hareket etmediği, TCK.nın 232. maddesinde kötü muamele suçunun düzenlendiği, birinci fırkasında "Aynı konutta birlikte yaşadığı kişilerden birine karşı kötü muamelede bulunan kimse, iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." şeklindeki düzenlemenin bulunduğu, buna göre aynı konutta birlikte yaşayan kişilerden birine kötü muamelede bulunulmasının cezalandırıldığı, ancak her türlü kötü muamelenin suç olarak düzenlenmediği, kötü muamelenin merhamet, acıma, şefkat ile bağdaşmayacak nitelikte bulunması gerektiği, ancak bu muamelenin kişide basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçünün ötesinde bir etki meydana getirmiş ise, artık kasten yaralama suçundan dolayı cezaya hükmedilmesi gerektiği, yarı aç veya susuz bırakma, uyku uyutmama, zor koşullarda çalışmaya mecbur bırakma, çıplak gezdirme, eve almama, evden dışarı atma, alay etme, korkutma gibi hareketleri kötü muameleye örnek olarak söyleyebiliriz. Sonuç olarak sanığın üzerinde tedip hakkı olan oğluna uslanması için alışılmışın dışında bir ceza uygulamış olsa da hürriyeti tahdit kastıyla hareket ettiğinden söz edilemeyeceği, TCK. 232/1. maddesinde düzenlenen kötü muamele suçunun oluştuğu düşüncesiyle suç vasfı açısından sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir. 13.10.2021 ... ... Muhalif Üye Muhalif Üye
14. Ceza Dairesi, 2012/2147 E., 2014/1068 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Bu yetkinin sınırın aşılarak kötüye kullanılması, TCK.nın 232/2. maddesinde düzenlenen kötü muamele suçunu oluşturur.
14. Ceza Dairesi         2012/2147 E.  ,  2014/1068 K. * KÖTÜ MUAMELE * ANNE BABANIN TERBİYE HAKKI * EL VE AYAKLARIN BAĞLANMASI SURETİYLE TERBİYE HAKKININ AŞIMI * TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 232 "İçtihat Metni" Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sanıklar T.. T.., M.. T.. ve S.. T..'ın yapılan yargılamaları sonunda; atılı suçtan beraatlerine dair İzmir 18. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 23.05.2011 gün ve 2010/623 Esas, 2011/328 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi mağdure vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü: Sanıkların cezalandırılmasını talep ederek şikâyetini beyan eden mağdurenin zorunlu vekiline CMK.nın 238/2. maddesi uyarınca davaya katılmak isteyip istemediği sorulmamış ise de; CMK.nın 260/1. maddesine göre katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolunun açık olduğu, küçük mağdureye yaşı nedeniyle atanan zorunlu vekilin yargılamada sanık hakkındaki şikâyetini beyan edip, mahkemece verilen hükmü temyiz ederek açıkça katılma iradesini ortaya koyduğu, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.10.2010 gün ve 2010/9-149 Esas, 2010/205 sayılı Kararında da belirtildiği üzere mağdurenin katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gördüğü konusunda araştırma yapmayı gerektirecek bir tereddüt bulunmadığı görülmekle, CMK.nın 237/2. maddesi uyarınca suçtan zarar gören mağdure Songül Toprak'ın davaya katılmasına, zorunlu vekili Gülümser Çalışkan Göcen'in de katılan vekili olarak kabul edilmesine karar verilerek katılan mağdur vekilinin temyizi üzerine yapılan incelemede; Kişilerin idareleri altında bulunan veya büyütmek, okutmak, bakmak veya korumak zorunda olduğu kimseler üzerinde terbiye hakkı ve bu haktan doğan disiplin yetkileri vardır. Disiplin yetkisi olmadan terbiye hakkı kullanılamaz, ancak bu yetki sınırsız değildir. Disiplin yetkisi kişinin beden veya ruh sağlığının bozulmasına veya bir tehlikeye maruz kalmasına engel olmayacak şekilde kullanılması gerekir. Bu yetkinin sınırın aşılarak kötüye kullanılması, TCK.nın 232/2. maddesinde düzenlenen kötü muamele suçunu oluşturur. Somut olayda, kayden 10.04.1995 doğumlu olup suç tarihinde 15 yaş 1 ay 21 günlük olan mağdurenin velâyeti altında bulunduğu ana ve babası olan sanıklar Sevim ve Mehmet Sena'nın mağdure üzerinde terbiye hakları ve bu haktan doğan disiplin yetkileri bulunduğuna şüphe yoktur. Çözülmesi gereken sorun bu yetki kullanırken sınırın aşılıp aşılmadığı hususudur. Daha öncede sık sık evden kaçan ve en son 09.05.2010 tarihinde evden kaçıp bulunduğunda, eve dönmek istememesi üzerine yurda yerleştirilen mağdurenin yurttan da kaçtığı, 31.05.2010 tarihinde ablası ve eniştesi Fadime ve S.. Ö.. tarafından sokakta bulunarak mağdurenin babası, annesi ve ağabeyi olan sanıkların ikamet ettiği eve getirildiği, sanıkların gece yatmadan önce evden tekrar kaçmaması için mağdureyi odasına götürerek ellerini ve ayaklarını eşarpla bağladıkları, sanıklar uyuduktan sonra mağdurenin ellerini ve ayaklarını çözerek odasında uyuduğu, sabah olduğunda sanık Sevim'i hastaneye götürmek zorunda olan sanıkların evde yalnız kalan mağdurenin kendisine zarar vermesini ve evden kaçmasını engellemek için ellerini ve ayaklarını bağladıkları, kapıyı üzerine kilitleyip evden ayrıldıkları, evde kimse kalmadığını gören mağdurenin sürünerek telefonunun yanına gidip polisi arayarak, evde bağlanarak zorla tutulduğunu ihbar etmesi üzerine eve gelen polis memurları tarafından mağdurenin ablasından alınan yedek anahtar ile evin kapısı açılarak kurtarıldığı olayda, sanıkların terbiye hakkı ve bu haktan doğan disiplin yetkilerinin sınırlarını aşarak kötüye kullandıkları anlaşıldığından, TCK.nın 232/2. maddesi uyarınca mahkûmiyetlerine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden beraat hükümleri kurulması, Kanuna aykırı, katılan mağdur vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- KOŞULLU SALIVERME**- 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 232 ]
4. Ceza Dairesi 2006/4314 E., 2007/8117 K. 4. Ceza Dairesi 2006/4314 E., 2007/8117 K. - KENDİ ÇOCUĞUNA ŞİDDET UYGULAMA - KOŞULLU SALIVERME- 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 232 ] - 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 233 ] - 765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 51 ] - 765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 53 ] "İçtihat Metni" Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-İddianamede sanığın eşi ve çocuklarına şiddet uyguladığı ve geçimleri ve bakımlarıyla ilgilenmediğinden bahisle kamu davasının açılması karşısında şiddet ögesinin de kanıtlanması durumunda eylemlerin 5237 Sayılı TCY.nın 232/1, 233/1. maddelerine uyan iki ayrı suç oluşturduğu gözetilmeyerek eylemlerin tümüyle 233/1. madde kapsamına girdiğinin kabul edilmesi, 2-Uygulamaya göre de; a)TCY.nın 53/3. maddesi uyarınca, aynı maddenin (1-c) fıkra ve bendindeki haklardan yoksunluğun koşullu salıverme tarihine kadar olacağının gözetilmemesi, b)TCY.nın 51/1-b maddesindeki ölçütler gözetilerek sanığın tekrar suç işleyip işlemeyeceği konusundaki mahkeme kanaatı açıklanmadan ertelemeye yer olmadığına karar verilmesi, Yasaya aykırı ve sanık A... Turan'ın temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, 1412 Sayılı CYY.nın 326/son maddesinin gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 10.10.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.