5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 237

Türk Ceza Kanunu 237. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 237- (1) İşçi ücretlerinin veya besin veya malların değerlerinin artıp eksilmesi sonucunu doğurabilecek bir şekilde ve bu maksatla yalan haber veya havadis yayan veya sair hileli yollara başvuran kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis ve adlî para cezası verilir. (2) Fiil sonucu besin veya malların değerleri veya işçi ücretleri artıp eksildiği takdirde ceza yarısı oranında artırılır. (3) Fail, ruhsatlı simsar veya borsa tellalı ise ceza ayrıca yarısı oranında artırılır. Kamuya gerekli şeylerin yokluğuna neden olma

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

3 karar eşleşti
1. Ceza Dairesi, 2024/390 E., 2024/5306 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
ve suça sürüklenen çocuk ...'un, katılan ...'a yönelik neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 25/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/2-d maddeleri uyarınca ayrı ayrı ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
1. Ceza Dairesi         2024/390 E.  ,  2024/5306 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1183 E., 2023/1255 K. SUÇ : Neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama HÜKÜMLER: Hükmün açıklanması suretiyle mahkûmiyetlerine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması Sanık ve suça sürüklenen çocuk hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen ceza verilmesine yer olmadığına kararlarına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından mahkûmiyet kararları verilerek hüküm türlerinin değiştirildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.03.2018 tarih, 2018/11-38 Esas ve 2018/113 Karar sayılı kararı uyarınca hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Ankara 48. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.09.2019 tarihli ve 2018/515 Esas, 2019/625 Karar sayılı kararı ile, sanık ... ve suça sürüklenen çocuk ...'un, katılan ...'a yönelik neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 25/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/2-d maddeleri uyarınca ayrı ayrı ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. B. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 12.02.2021 tarihli ve 2019/2909 Esas, 2021/416 Karar sayılı kararı ile katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı olarak yapılan inceleme neticesinde, İlk derece mahkemesi kararlarının kaldırılması ile, sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 87/3, 29/1, 62/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddeleri, suça sürüklenen çocuk ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 87/3, 29/1, 31/3, 62/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddeleri uyarınca ayrı ayrı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 08.09.2023 tarihli ve 2023/1183 Esas, 2022/1255 Karar sayılı kararı ile, sanık ve suça sürüklenen çocuğun denetim süresinde kasıtlı suç işlemeleri nedeniyle açıklanması geri bırakılan hükümlerin açıklanması suretiyle, 1. Sanık ...'nun, 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 87/3, 29/1, 62/1, 53/1-3. maddeleri uyarınca 8 ay 3 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, 2. Suça sürüklenen çocuk ...'un, 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 87/3, 29/1, 31/3, 62/1, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri uyarınca 3.220 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve taksitlendirmeye, Karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz istemi özetle, meşru savunmanın şartları oluştuğundan beraat kararı verilmesi gerektiğine, 2. Katılan vekilinin temyiz istemi özetle, hükmolunan cezaların az olduğuna, haksız tahrik indiriminin uygulanmaması gerektiğine, İlişkindir. III. GEREKÇE 1. Olay tarihinde okul arkadaşı olan katılan, suça sürüklenen çocuklar ve tanıkların, doğum günü partisi için katılana aile konutunda buluştukları, parti devam ederken tanık...'in arkadaşlarının yanına ağlayarak geldiği, sorulduğunda niçin ağladığını söylemediği, arkadaşlarının zorlaması üzerine katılanın kendisine cinsel istismarda bulunduğunu anlattığı, bunun üzerine suça sürüklenen çocuklar ve sanığın katılan ile tartıştıkları, alkolün de etkisiyle tarafların karşılıklı olarak birbirlerine hakaret ettikleri, ancak ilk haksız fiilin kimden kaynaklandığının belirlenemediği, suça sürüklenen çocuk ..., istinaf dışı suça sürüklenen çocuk ... ve sanık ...'nun birlikte katılana elleriyle vurmak suretiyle basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ve hayati fonksiyonlarını hafif (1.) derecede etkileyecek nitelikte kemik kırığına neden olacak şekilde yaraladıkları anlaşılan olayda, 2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, suça sürüklenen çocuk ve sanığın, kız arkadaşları olan tanık ...a cinsel istismarda bulunan katılanı, cinsel saldırı eylemini sona erdikten sonra...un kendilerine anlatması üzerinde çıkan tartışma esnasında yaraladıkları, katılandan kaynaklanıp gerçekleşen ve ya tekrarı muhakkak bir saldırı tehlikesi bulunmadığı anlaşılmakla, meşru savunmanın unsurları itibarıyla oluşmadığı, karşılıklı kavgada ilk haksız eylemin kim tarafından meydana getirildiği belli olmadığından sanık ve suça sürüklenen çocuk lehine asgari (1/4) oranda haksız tahrik indirimi uygulanmasının isabetli olduğu anlaşılmakla, suça sürüklenen çocuk müdafii ve katılan vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde, hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 08.09.2023 tarihli ve 2023/1183 Esas, 2022/1255 Karar sayılı kararında suça sürüklenen çocuk müdafii ve katılan vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Ankara 48. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.07.2024 tarihinde karar verildi.

Diğer kararlar (2)

1. Ceza Dairesi, 2023/4736 E., 2024/5640 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
hakkında maktul ...'e yönelik kasten öldürme suçundan cezalandırılması talebiyle açılan kamu davasında meşru savunma nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 25/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/2.d maddeleri uyarınca beraatine, karar verilmiştir.
1. Ceza Dairesi         2023/4736 E.  ,  2024/5640 K. "İçtihat Metni" B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/441 E., 2023/42 K. SUÇ : Kasten öldürme HÜKÜM : Ceza verilmesine yer olmadığına TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. ve 307/3. maddeleri uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.03.2017 tarihli ve 2016/283 Esas, 2017/93 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında maktul ...'e yönelik kasten öldürme suçundan cezalandırılması talebiyle açılan kamu davasında meşru savunma nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 25/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/2.d maddeleri uyarınca beraatine, karar verilmiştir. 2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 22.09.2017 tarihli ve 2017/686 Esas, 2017/684 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik katılan ... vekilinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. İstanbul Bölge Adliyesi Mahkemesi 1. Ceza Dairesi kararının katılan ... vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 11.10.2022 tarihli ve 2022/4094 Esas, 2022/7884 Karar sayılı kararı ile özetle " savunmadaki sınırı mazur görülebilecek bir heyecan, korku ve telaşla aştığı anlaşıldığından, 5237 sayılı Kanun'un 27/2 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/3-c maddeleri uyarınca sanığa ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması" nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304/1 maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 4. Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.02.2023 tarihli ve 2022/441 Esas, 2023/42 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında maktul ...'e yönelik kasten öldürme suçundan cezalandırılması talebiyle açılan kamu davasında meşru savunmada sınırın mazur görülebilecekleri bir heyecan, korku ve telaşla aşılması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 27/2 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/3.c maddeleri uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilerek dava dosyası 5271 sayılı Kanun'un 307/2. maddesi gereği doğrudan temyiz merciine gönderilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan ... vekilinin temyiz istemi; meşru savunma ve sınırın aşılması şartlarının oluşmadığına, sanığın eyleminin kasten öldürme suçunu oluşturduğuna ilişkindir. III. GEREKÇE 1. Maktul ...'un olay tarihinde saat 10:53 sıralarında sanığın sahibi olduğu kuyumcu dükkanına bir elinde poşet diğer elinde ise gazeteye sarılı vaziyette ve sonradan sopa olduğu anlaşılan bir cisim ile gelerek çeyrek altın almak istediğini söylediği, sanığın maktule çeyrek altını verdiği, maktulün kredi kartı ile ödeme yapacağını bildirdiği, ancak pos cihazının kredi kartı limitinin yetersiz olduğu yönünde uyarı verdiği, maktulün yeniden denemesini istemesi üzerine sanığın yeniden kredi kartından çekim yapmaya çalıştığı, ancak her deneme sırasında sanığın, maktulün girdiği şifreyi görmemek amacıyla başını sağ tarafa çevirdiği, sanığın üçüncü kez çekim yapmaya çalışırken başını diğer tarafa çevirdiği sırada maktulün elindeki sopa ile sanığın yüzüne ve başına doğru vurmaya başladığı, aldığı darbeler üzerine sanığın bankonun arkasına doğru çöktüğü, maktulün bankonun arkasına geçerek sanığın yanına gelip elindeki sopa ile vurmaya devam ettiği, bir süre yerde boğuştuktan sonra ayağa kalktıkları, bu sırada maktulün elindeki sopa ile saldırmaya devam ettiği, ruhsatlı tabancasını belinden çıkartıp eline alan sanığın, önce tabancayı havaya doğru tuttuğu, maktulün silaha rağmen saldırısına devam etmesi üzerine sanığın maktule doğru silahı yönelterek ateş ettiği ve sanığın saldırısını defetmeye çalıştığı, maktulün iş yerinin giriş kapısı önünde yere düştüğü, bu aşamada sanığın, maktule bir el daha ateş ettiği ve maktulün etkisiz hale geldiğini gördükten sonra da imdat butonuna basarak polisi çağırdığı, Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesinin 22.12.2015 tarihli otopsi raporuna göre; “maktulün vücuduna 4 adet mermi çekirdeğinin isabet etmiş olduğu, lumbal bölge (bel bölgesi) sağ orta hattın 5 cm sağında bulunan mermi giriş deliğinin tek başına öldürücü nitelikte olduğu, sağ inguinal (kasık bölgesi) iç yanda bulunan mermi giriş deliğinin tek başına öldürücü nitelikte olmadığı, sol gluteal (kalça bölgesi) iç yanda ve sol uylukta bulunan mermi giriş deliklerinin tek başına öldürücü nitelikte olmadığı, atışların bitişik atış mesafesi dışından yapılmış olduğu, kişinin ölümünün mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı vertebra (omur) kırığı ile birlikte iç organ kanaması sonucu meydana geldiğinin” tespit edildiği, maktulün sopa darbeleri ile yaralanan sanık hakkında tanzim edilen Bakırköy Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 04.02.2016 tarihli adli raporuna göre ise, “nazal kemikte, zigomada, sol radius, lunatum ve iki parmak distal falanksta kırıklara neden olan yaralanmasının kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığı ve hayat fonksiyonlarını ağır (4) derecede etkileyecek nitelikte”olduğunun anlaşıldığı olayda; 2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, eksik incelemenin bulunmadığı vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından meşru savunmanın mazur görülebilecek bir heyecan, korku ve telaşla aşılması suretiyle gerçekleştirildiğinin saptandığı, hükme esas alınan adli raporların yeterli olduğu, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşıldığından, katılan ... vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.02.2023 tarihli ve 2022/441 Esas, 2023/42 Karar sayılı kararında katılan ... vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/4. maddesi uyarınca Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.09.2024 tarihinde karar verildi.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
5237 sayılı CYY’nın 237/2. maddesi hükmü nazara alınarak, Yargıtayca sanıklar S..
Ceza Genel Kurulu         2010/9-149 E.  ,  2010/205 K. "İçtihat Metni" İtirazname : 2007/84918 Yargıtay Dairesi : 9. Ceza Dairesi Kamu malına zarar vermek suçundan sanıklar U. B.., S. U.. ve S. E..’nin beraatlerine ilişkin, Bartın Asliye Ceza Mahkemesince verilen 19.12.2006 gün ve 222-701 sayılı hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 11.05.2010 gün ve 13108-5243 sayı ile; “Sanıkların parkta bulunan beton oturma gruplarından 17 adedini yerlerinden sökerek kırmak suretiyle kamu malına zarar verdikleri tüm dosya kapsamından anlaşılmakla atılı suçtan mahkûmiyetleri yerine, yazılı gerekçe ile beraatlarına karar verilmesi” isabetsizliğinden Daire Üyesi A.D..’ın karşı oyu ve oyçokluğuyla bozulmuştur. Yargıtay C.Başsavcılığınca 28.06.2010 gün ve 84918 sayı ile; “Sanıklar S. U.. ve U. B..hakkında suç tarihinde Bartın Belediyesi Gazi Çocuk Parkındaki beton oturma grupları üzerindeki ahşap kaplamaların onyedi tanesini sökerek yaktıklarından dolayı, yakarak kamu malına zarar vermek suçundan, 18.04.2006 tarihli iddianamenin kabulü kararı ile haklarında kamu davası açılmıştır. Yapılan yargılama sonucu Bartın Asliye Ceza Mahkemesi, sanıkların savunmalarını almış, Bartın Belediyesini temsil belgesi bulunmayan zabıta memuru müşteki A. A..’yı dinlemiş, müştekiye CMK’nun 234/b maddesindeki haklarını hatırlatmıştır. Bartın Asliye Ceza Mahkemesi 29.09.2006 tarih ve 2006/244 esas 2006/405 sayılı karar ile sanıklar S. U..ve U. B..hakkında açılan davanın, aynı olayda yer alan ve yaşı küçük olduğu için evrakı tefrik edilerek 14.04.2006 tarihinde iddianamenin kabulü kararıyla hakkında kamu davası açılan sanık S. E..hakkındaki 2006/222 E. sayılı dava ile birleştirilmesine karar vermiştir. Birleştirme tarihi 29.09.2009 olup, birleştirilen dosyada katılma konusunda bir karar verilmemiştir. Sanık S. E.. hakkındaki aynı olayla ilgili açılan kamu davasında suçtan zarar gören belediye başkanlığına davaya katılıp katılmayacağı hususunda davetiye çıkartılmış, 26.09.2006 tarihli duruşmada Bartın Belediyesinin davaya katılmasına karar verilmiştir. Şikayetçi belediye vekili 19.09.2006 tarihli katılma dilekçesi ile sadece sanık S. E.. hakkında katılma talebinde bulunmuştur. Katılma kararı 26.09.2006 tarihli duruşmada verilmiş olup, birleştirme tarihinden önceki bir tarihtir. Dolayısıyla birleştirilen dosyayı kapsamamaktadır. Her iki dosyanın birleştirilmesinden sonra 16.11.2006 tarihli duruşmada, katılan idare vekili, sanıklar S.. ve U..yönünden katılma talebinde bulunmuş, ancak CMK’nun 238. maddesi uyarınca usulüne uygun yapılan bu sözlü katılma talebi hakkında mahkemece bir karar verilmemiştir. 19.12.2006 tarihli duruşmada ise tüm sanıklar hakkında ‘sanıkların tahta parkeleri zarar verme kastıyla koparıp bilahare yaktıkları yönünde savunmalarının aksi yönünde, iddia dışında, cezalandırılmalarına yeterli, şüpheden uzak, yeterli ve inandırıcı delil elde edilemediğinden ayrı ayrı beraatlarına’ karar verilmiştir. Katılan kurum vekili ise süresinde her üç sanık hakkındaki beraat kararını temyiz etmiştir. Yukarıda bahsedildiği üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığımızca 04.07.2008 tarih ve 2007/84918 sayılı tebliğname ile sanıklar S. U.. ve U.B..hakkında katılma kararı verilmemesinden dolayı bozma talep edilmiş, Yüksek Daire tarafından ise esasa girilerek sanıkların atılı suçtan mahkûmiyetleri yerine beraatlarına karar verilmesinden dolayı beraat hükmünün bozulmasına karar verilmiştir. Katılma kararı verilmemesi önemli bir usulü bozma nedeni olup, bu konuda bir karar verilmeden, Yüksek Daire tarafından esasa ilişkin bozma yapılması mümkün değildir. Sanıklar S.U.. ve U. B.. hakkında CMK’nun 238/3. maddesi uyarınca katılma istemi hakkında bir karar verilmemesi nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekirken, esastan beraat hükmünün bozulmasına karar verilmesi usule aykırı olup itirazı gerektirmiştir. Ayrıca, hem mahkeme tarafından katılma kararı verilmemesi, hem de Yüksek Daire tarafından katılma kararı verilmemesi nedeniyle bozma yapılmaması yüzünden, sanıklar S. U..ve U. B..tarafından haklarındaki beraat kararının kesinleştiği yönünde itirazda bulunmaları önlenmiş olmaktadır” gerekçeleriyle itiraz yasa yoluna başvurularak sanıklar S. U.. ve U.. B.. hakkında kamu malına zarar verme suçundan mahkûmiyetleri yerine beraatlarına karar verilmesi şeklindeki Özel Daire bozma kararının kaldırılması, Bartın Belediye Başkanlığının katılma istemi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi nedeniyle sanıklar hakkındaki hükmün bozulmasına karar verilmesi talebiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. TÜRK MİLLETİ ADINA CEZA GENEL KURULU KARARI Özel Daire ile Yargıtay C.Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, sanıklar S. U..ve S. E.. yönünden katılma kararı verilip verilmediği ve katılma istemi hakkında karar verilmeden, katılan vekilinin temyizi üzerine hükmün esasının incelenip incelenemeyeceği noktalarıda toplanmaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.07.2008 gün ve 95-195 sayılı kararında da belirtildiği üzere; İlk derece mahkemelerinde, kovuşturma aşamasında hüküm verilinceye kadar, suçtan zarar gören, mağdur veya malen sorumlu olanlar, mahkemesine bir dilekçe vermek veya katılma istemini içeren sözlü başvurularının tutanağa geçirilmesi suretiyle kamu davasına katılabilirler. Yasayolu yargılamasında, katılma isteminde bulunulması olanaklı değil ise de, ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp reddolunan veya karara bağlanmayan katılma istekleri yasayolu başvurusunda açıkça belirtilmiş olmak koşuluyla, inceleme merciince 5271 sayılı CYY’nın 237/2. maddesi uyarınca incelenip karara bağlanabilmektedir. Tasarıda, ilk derece mahkemesince red olunan veya karara bağlanmayan katılma isteklerinin istinaf yolu başvurusunda açıkça belirtilmek koşuluyla karara bağlanacağı belirtilmiş ise de, Tasarının 249. maddesinin 2. fıkrasındaki, “Bölge Adliye Mahkemesi” ve “istinaf” ibareleri “Kanun yolu” şeklinde değiştirilerek 237. madde bütünlüğü altında kabul edilmiş bulunduğundan, yasayolu ibaresinin temyiz incelemesini de kapsadığını kabul etmekte zorunluluk bulunmaktadır. Bir an için CYY’nın 238. maddesindeki katılmaya ilişkin merasimin Yargıtay’ca yerine getirilmesinin olanaksızlığı nedeniyle, katılma isteminin Yargıtay tarafından karara bağlanamayacağı ileri sürülebilir ise de, 238. madde usulüne uygun bir katılma istemi üzerine ilk derece mahkemesince yapılması gereken işlemleri belirtmekte olup, anılan Yasanın 237. maddesinin 2. fıkrasındaki istisnai durumu kapsamamaktadır. 237/2. maddesi hükmünün katılma istemleri hakkında özel bir düzenleme getirdiği, usul tasarrufu amacı güttüğü ve 238. maddede öngörülen genel statüye üst derece mahkemelerinde özel bir istisna oluşturduğu nazara alındığında, Yargıtayca katılma istemi konusunda, temyiz incelemesi aşamasında herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadan karar verilmesinin olanaklı bulunduğu ahvalde öncelikle dairesince karar verilmeli, makul sürede yargılanma ilkesi hayata geçirilmeli, araştırma zorunluluğunun doğduğu ahvalde ise bu husus bozma nedeni yapılarak sorun çözümlenmelidir. İnceleme konusu somut olayda; Sanıklar S. U.., U. B.. ve S.E..hakkında suç tarihinde Bartın Belediyesi Gazi Çocuk Parkındaki beton oturma grupları üzerindeki ahşap kaplamaların on yedi tanesini sökerek yaktıkları, bu suretle, yakarak kamu malına zarar vermek suçunu işledikleri iddiasıyla yapılan soruşturmada; Şüpheli S.E..hakkındaki evrakın 5395 sayılı Yasanın 17/1. maddesi uyarınca tefrikine karar verilerek şüpheliler S.U.. ve U. B.. hakkında Bartın C.Başsavcılığının 03.04.2006 gün ve 109 sayılı iddianamesiyle, TCY’nın 152/1-a, 2-a ve 63. maddeleri uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açıldığı, Bartın Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/244 esasına kayıt edilen bu dosyada, katılma konusunda herhangi bir karar verilmediği, Bartın C.Başsavcılığının 31.03.2006 gün ve 108 sayılı iddianamesiyle de; şüpheli S. E.. hakkında TCY’nın 152/1-a, 2-a, 31/3 ve 63. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, 2006/222 esasına kayıt edilen bu dosyada ise, suçtan zarar gören belediye başkanlığına davaya katılıp katılmayacağı hususunda davetiye çıkartıldığı ve 26.09.2006 tarihli duruşmada da Bartın Belediyesinin davaya katılmasına karar verildiği, şikâyetçi belediye vekilinin 19.09.2006 tarihli katılma dilekçesinin sadece sanık S. E..hakkında olduğu, katılma kararının verildiği 26.09.2006 tarihinde diğer sanıklarla ilgili yargılamanın ise halen 2006/244 esas sayılı dosyası üzerinde yürütüldüğü, her iki dosyanın birleştirildiği 29.09.2006 tarihinden sonra 16.11.2006 tarihli duruşmada, katılan idare vekilinin sanıklar S.. ve U.. yönünden de katılma talebinde bulunduğu, ancak CYY’nın 238. madde uyarınca usulüne uygun yapılan bu sözlü katılma talebi hakkında mahkemece bir karar verilmediği, 19.12.2006 tarihli duruşmada ise tüm sanıkların beraatine karar verildiği, hükmün katılan kurum vekili tarafından tüm sanıklarla ilgili olarak temyiz edilmesi üzerine, Özel Dairece, katılma konusunda herhangi bir karar verilmeksizin, tüm sanıklar yönünden suçun sabit olduğu gerekçesiyle beraat hükmünün aleyhe bozulduğu anlaşılmaktadır. 5237 sayılı CYY’nın 237/2. maddesi hükmü nazara alınarak, Yargıtayca sanıklar S.. ve U.. hakkındaki 16.11.2006 tarihli katılma istemi konusunda, temyiz incelemesi aşamasında herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadan karar verilmesinin olanaklı bulunduğu ahvalde öncelikle dairesince karar verilerek, makul sürede yargılanma ilkesinin hayata geçirilmesi, araştırma zorunluluğunun doğduğu ahvalde ise bu hususun bozma nedeni yapılarak sorunun çözümlenmesi gerektiği halde, doğrudan dosyanın esası hakkında inceleme yapılarak sanıklar S. U..ve U. B... haklarındaki hükmün aleyhe bozulmasına karar verilmesi isabetsiz olup, Yargıtay C.Başsavcılığının itirazının kabulü ile yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda işlem yapılmak üzere dosyanın Özel Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir. SONUÇ : Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay C. Başsavcılığının itirazının KABULÜNE, 2- Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 11.05.2010 gün ve 13108-5243 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın öncelikle katılma istemi konusunda karar verilmek ve sair temyiz nedenlerinin bu aşamadan sonra incelenmek üzere Özel Dairesine gönderilmesi için Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.10.2010 günü yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ceza Hukuku Özel Hükümler

Aşağıdakilerden hangisi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda "Ekonomi, Sanayi ve Ticarete İlişkin Suçlar" bölümünde yer almaz?

A) İhaleye fesat karıştırma
B) Edimin ifasına fesat karıştırma
C) Fiyatları etkileme
D) Tefecilik
E) İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme