5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 282

Türk Ceza Kanunu 282. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 282- (1) (Değişik: 26/6/2009 – 5918/5 md.) Alt sınırı altı ay veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini, yurt dışına çıkaran veya bunların gayrimeşru kaynağını gizlemek veya meşru bir yolla elde edildiği konusunda kanaat uyandırmak maksadıyla, çeşitli işlemlere tâbi tutan kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (2) (Ek: 26/6/2009 – 5918/5 md.) Birinci fıkradaki suçun işlenmesine iştirak etmeksizin, bu suçun konusunu oluşturan malvarlığı değerini, bu özelliğini bilerek satın alan, kabul eden, bulunduran veya kullanan kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Bu suçun, kamu görevlisi tarafından veya belli bir meslek sahibi kişi tarafından bu mesleğin icrası sırasında işlenmesi halinde, verilecek hapis cezası yarı oranında artırılır. (4) Bu suçun, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır. (5) Bu suçun işlenmesi dolayısıyla tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. (6) Bu suç nedeniyle kovuşturma başlamadan önce suç konusu malvarlığı değerlerinin ele geçirilmesini sağlayan veya bulunduğu yeri yetkili makamlara haber vererek ele geçirilmesini kolaylaştıran kişi hakkında bu maddede tanımlanan suç nedeniyle cezaya hükmolunmaz. Suçluyu kayırma

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

8 karar eşleşti
3. Ceza Dairesi, 2021/4386 E., 2023/11272 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
TCK'nın 220/1, 62, 53, TCK'nın 228/1, 62, 53, 7258 ... Kanun'un 5/2 ve TCK'nın 62, 53, TCK'nın 282/1, 62, 53 maddelerinden MAHKUMİYETLERİNE;
3. Ceza Dairesi         2021/4386 E.  ,  2023/11272 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2011/135 E., 2014/317 K. SUÇ : Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, suç işlemek amacıyla kurulmuş örgütü yönetme, suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma, suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, yasa dışı bahis oynatma, kumar oynanması için yer ve imkan sağlama, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama HÜKÜM : Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkındaki davaların 5271 ... CMK'nın 223/8 maddesi gereği ayrı ayrı DÜŞÜRÜLMESİNE; Sanıklar ..., ve ... (TC: ...) hakkında isnat edilen suçları işlediklerine dair yeterli ve inandırıcı delil elde edilemediğinden, CMK'nın 223/2-e maddesi gereği ayrı ayrı BERAATLERİNE; Sanıklar ..., ..., ... ve ...'nın 5237 ... TCK'nın 220/1, 62, 53, TCK'nın 228/1, 62, 53, 7258 ... Kanun'un 5/2 ve TCK'nın 62, 53, TCK'nın 282/1, 62, 53 maddelerinden MAHKUMİYETLERİNE; Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında TCK'nın 220/2, 62, 53, TCK'nın 228/1, 62, 53, 7258 ... Kanun'un 5/2 ve TCK'nın 62, 53, TCK'nın 282/1, 62, 53 maddelerinden kurulan MAHKUMİYET HÜKÜMLERİNİN ERTELENMESİNE; Sanıklar ... ve ... hakkında TCK'nın 220/2, 221/4, 62, 53, TCK'nın 228/1, 62, 53, 7258 ... Kanun'un 5/2 ve TCK'nın 62, 53, TCK'nın 282/1, 62, 53 maddelerinden kurulan MAHKUMİYET HÜKÜMLERİNİN ERTELENMESİNE; Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında TCK'nın 220/2, 220/7, 62, 53, TCK'nın 228/1, 39/2-b, 62, 53, 7258 ... Kanun'un 5/2 ve TCK'nın 39/2, 62, 53, TCK'nın 282/1, 39/2-b, 62, 53 maddelerinden kurulan MAHKUMİYET HÜKÜMLERİNİN ERTELENMESİNE; Sanık ... hakkında 7258 ... Kanun'un 5/2 maddesinden açılan davanın CMK'nın 223/7 maddesi gereği REDDİNE, TCK'nın 220/2 maddesinden 221/1 maddesi gereği CEZA VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, TCK'nın 282/1 maddesinden CMK'nın 223/2-a maddesi gereği BERAATİNE, TCK'nın 228/1, 62, 53 maddelerinden kurulan MAHKUMİYET HÜKMÜNÜN ERTELENMESİNE; Sanık ...'nun TCK'nın 282/1 maddesinden CMK'nın 223/2-e maddesi gereği BERAATİNE, TCK'nın 228/1, 62, 53, 7258 ... Kanun'un 5/2 ve TCK'nın 62, 53 maddelerinden kurulan MAHKUMİYET HÜKÜMLERİNİN ERTELENMESİNE dair ilk derece mahkemesi hükümleri TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, Düşme, Onama, Bozma Temyiz edenlerin sıfatı, başvurularının süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Hükmedilen cezanın süresine göre koşulları bulunmadığından, bir kısım sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin 5320 ... Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 ... CMUK'nın 318 inci maddesi uyarınca REDDİNE, I- T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı vekili ile ... ve ...'un bütün sanıklar yönünden verilen beraat, ret ve düşme kararları ile kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz istemlerinin incelenmesinde; Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, suç işlemek amacıyla kurulmuş örgütü yönetme, suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma, suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, yasa dışı bahis oynatma, kumar oynanması için yer ve imkan sağlama ile suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçlarından açılan davalara katılma haklarının bulunmadığı nazara alındığında; müşteki T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı vekili ile ... ve ...'un davaya katılmalarına ilişkin verilen kararlar hukuki değerden yoksun olup, hükümleri temyiz etme yetkisi vermeyeceğinden, temyiz istemlerinin CMUK'nın 317 nci maddesi uyarınca REDDİNE, Temyiz taleplerinin reddi nedenleri belirlenmekle, işin esasına geçildi; II-Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'nun yasa dışı bahis oynatma ile kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçlarından mahkumiyetlerine; sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma, yasa dışı bahis oynatma ile kumar oynanması için yer ve imkan sağlama suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerinin ertelenmesine; sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte bilerek ve isteyerek yardım, yasa dışı bahis oynatmaya yardım ile kumar oynanması için yer ve imkan sağlamaya yardım suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerinin ertelenmesine ilişkin hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Sanıklara atılı suçlar için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre, TCK'nın 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık asli dava zamanaşımının, karar tarihi olan10.07.2014 ile inceleme tarihi arasında gerçekleştiği anlaşılmakla, hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 ... Kanun'un 8/1 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 ... CMUK'nın 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK'nın 322 nci maddesi uyarınca sanıklar hakkındaki kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, III-Sanık ... hakkında suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte bilerek ve isteyerek yardım, yasa dışı bahis oynatmaya yardım, kumar oynanması için yer ve imkan sağlamaya yardım ile suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklamaya yardım suçlarından verilen beraat kararlarına yönelik sanığın temyiz isteminin incelenmesinde; Her ne kadar sanığa atılı suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte bilerek ve isteyerek yardım, yasa dışı bahis oynatmaya yardım ile kumar oynanması için yer ve imkan sağlamaya yardım suçları açısından dava zamanaşımı süresinin inceleme tarihi itibariyle dolduğu, yalnızca suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklamaya yardım suçu yönünden zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı tespit edilmiş ise de; sanık hakkında ilk derece mahkemesi tarafından dava zamanaşımı süresi içerisinde CMK'nın 223/2-e maddesi gereği isnat edilen suçlarla ilgili olarak suç kastıyla hareket ettiği ispatlanamadığı gerekçesi ile beraat kararı verildiği ve bu kararın zamanaşımı nedeniyle düşme kararından daha lehe olduğu nazara alınarak yapılan incelemede; Yapılan yargılama sonucu sanık açısından yüklenen suçlarda suç kastıyla hareket ettiği ispatlanamadığı gerekçesi gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle beraate ilişkin kararların ONANMASINA, IV-Sanık ...'ın suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçlarından mahkumiyetine; sanıklar ..., ... ve ...'nın suç işlemek amacıyla kurulmuş örgütü yönetme ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçlarından mahkumiyetlerine; sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçundan verilen mahkumiyet hükümlerinin ertelenmesine; sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklamaya yardım suçundan verilen mahkumiyet hükümlerinin ertelenmesine ilişkin hükümler ile sanıklar ... ve ... müdafilerinin vekalet ücreti yönünden sınırlı olarak temyiz istemlerinin incelenmesinde; 1-Mahkumiyet ve erteleme hükümleri ile ilgili olarak; Olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan TCK'nın 282/1 inci maddesinde düzenlenen suçtan kaynaklanan malvarlığını aklama suçu yönünden anılan maddenin 3 üncü fıkrasında öngörülen suçun bir örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesinin, sanıklar hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerinde artırım sebebi yapılmaması, aleyhe temyiz bulunmadığından, bozma nedeni yapılmamıştır. Ancak, bu madde gereği öngörülen artırım sanıklara atılı suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçunun zamanaşımına uğramasına engel olmuştur. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçundan verilen mahkumiyet hükümlerinin ertelenmesine; sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklamaya yardım suçundan verilen mahkumiyet hükümlerinin ertelenmesine ilişkin hükümler ile ilgili olarak dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile 14.11.2013 tarihli üçlü bilirkişi raporunda yapılan tespitler kapsamında tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. a-Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında TCK'nın 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiş ise de; 24.11.2015 tarih ve 29542 ... Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas 2015/85 ... Kararı ile anılan maddenin bazı hükümlerinin iptal edilmiş olması nedeniyle yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu, b-Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında sonuç olarak kısa süreli hapis cezasının ertelenmesine hükmedildiği halde, TCK'nın 53/4 üncü maddesi gereği TCK'nın 53 üncü maddesinin uygulanamayacağının gözetilmemesi, 2-Vekalet ücreti ile ilgili olarak; Yapılan yargılama sonucunda sanıklar ... ve ...'nın üzerine atılı bütün suçlar yönünden suç kastıyla hareket ettikleri ispatlanamamış olmakla, beraatlerine gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, sanıklar müdafilerinin temyizlerinin kapsamına göre vekalet ücretiyle sınırlı olarak yapılan incelemede; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/5 inci maddesinde yer alan "Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanıklar yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir" biçimindeki düzenleme dikkate alındığında kendilerini vekil ile temsil ettiren sanıklar yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 ... Kanunun 8/1 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 ... CMUK'nın 321 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılıklar, aynı Kanun'un 322 nci maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden; sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... yönünden kurulan hükümlerin ilgili fıkralarında yer alan TCK'nın 53 üncü maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin ayrı ayrı çıkartılıp, yerlerine ''24.11.2015 tarih ve 29542 ... Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar ... iptal kararı da gözetilerek, kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak TCK'nın 53. maddesinin uygulanmasına," ibarelerinin eklenmesi, sanıklar ..., ..., ... ve ... yönünden kurulan hükümlerin ilgili fıkralarında yer alan TCK'nın 53 üncü maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin ayrı ayrı çıkartılması, sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükümlere "Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre 3.000 TL vekalet ücretinin Hazine'den alınarak sanık ...'a ve sanık ... 08.05.2014 tarihinde vefat etmiş olduğundan, ...'nın yasal mirasçılarına verilmesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, V-Sanıklar ... ve ... hakkında suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklamaya yardım suçundan verilen mahkumiyet hükümlerinin ertelenmesine ilişkin hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde; 1-14.11.2013 tarihli üçlü bilirkişi raporunda yapılan tespitler ve tüm dosya kapsamına göre; örgütsel bir faaliyet kapsamında gerçekleştirilen suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçunun işlenişine iştirak ettiklerine dair yeterli ve her türlü kuşkudan uzak delil elde edilemediği gözetilerek anılan suçtan beraatleri yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi, 2-Uygulamaya göre; Sanıklar hakkında suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçundan sonuç olarak kısa süreli hapis cezasının ertelenmesine hükmedildiği halde, TCK'nın 53/4 üncü maddesi gereği TCK'nın 53 üncü maddesinin uygulanamayacağının gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 ... Kanunun 8/1 maddesi gereği uygulanması gereken 1412 ... CMUK'nın 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın İstanbul 8. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, Tebliğnameye kısmen uygun olarak oy birliği ile 26.12.2023 tarihinde karar verildi.

Diğer kararlar (4)

yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Sanıklar T...A.ve C..K.'nın karapara aklama suçundan eylemlerine uyan ve lehe olan 5237 sayılı TCY'nın 282/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis ve 2.000.000 Lira adli para cezasıyla cezalandırılmalarına, haklarında aynı Yasanın 53.
Ceza Genel Kurulu         2011/7-31 E.  ,  2011/219 K. "İçtihat Metni" İtirazname : 2008/276673 Yargıtay Dairesi : 7. Ceza Dairesi Sanıklar T...A.ve C..K.'nın karapara aklama suçundan eylemlerine uyan ve lehe olan 5237 sayılı TCY'nın 282/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis ve 2.000.000 Lira adli para cezasıyla cezalandırılmalarına, haklarında aynı Yasanın 53. maddesinin uygulanmasına, üzerine tedbir konulan 362.393,60 YTL, 26.327.626,11 USD ve 333,03 Euro ile malvarlığı değerlerinin anılan Yasanın 55/2. maddesi uyarınca .....Limited Şirketi'ne karar kesinleştiğinde nemaları ile birlikte iadesine ilişkin, Ankara 7. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 07.07.2008 gün ve 1303-482 sayılı hükmün katılanlar vekilleri, sanık T. A.ve müdafii ile sanık C.K.tarafından temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 29.12.2010 gün ve 15629-17189 sayı ile; “…III- Sanık C.K., sanık T.A.ve müdafiinin temyizleri ile, katılanlar vekillerinin bu sanıklara yönelen temyizleri, Y.B. S.Ç., E. A., T.A., T. A., S. A., C. A., Y.A., R. A., K. A., Z.A., M.A., Z.., .. Ltd. Şti. ve Arman A.Ş. vekillerinin de malen sorumlu sıfatıyla temyizlerine göre ve hükmolunan cezanın niteliği ve miktarına göre sanık T.A. müdafiinin duruşma isteğinin reddine karar verilerek yapılan incelemede; 1- Tüm dosya kapsamına göre, sanıklardan T.A. tarafından temsil edilen ...Ltd. Şti’nin sanık C.K.'nın da katılımıyla Hindistan Devletine ait .. firmasının açtığı ihaleye katılarak, Hindistan .... yazısına göre dolandırıcılık, rüşvet verme ve evrakta sahtecilik suçlarının işlenmesi suretiyle ihaleyi kazanması sonucu sözleşme bedelinin 29.11.1995 tarihinde İsviçre'deki sanıklara ait banka hesaplarına transfer edildiği, bu hesaplardan da 30.11.1995-01.08.1997 tarihleri arasında muhtelif ülkeler ve Türkiye'deki banka hesaplarına transferler yapıldığı ve bu tarihler ile sonrasında paranın çeşitli işlemlere tabi tutulduğu anlaşılmış olup, öncelikle bu eylemlerin 4208 sayılı Yasa kapsamında karapara aklama suçunu oluşturup oluşturmayacağının irdelenmesi gerekmektedir. 4208 sayılı Yasa uyarınca karapara aklama suçunun oluşabilmesi için, anılan Yasanın 2/a madde fıkrasında sayılan ve öncül suç olarak nitelendirilen fiillerin işlenmesi suretiyle elde edilen paranın, elde edenlerce meşruiyet kazandırılması amacıyla değerlendirilmesi, bu yolla elde edildiği bilinen karaparanın başkalarınca iktisap edilmesi, bulundurulması, elde edenlerce veya başkaları tarafından kullanılması, kaynak veya niteliğinin veya zilyet ya da malikinin değiştirilmesi, gizlenmesi veya sınır ötesi harekete tabi tutulması veya bu hareketin gizlenmesi, yukarıda belirtilen suçların hukuki sonuçlarından failin kaçmasına yardım etmek amacıyla kaynağının veya yerinin değiştirilmesi veya transfer yoluyla aklanması gerekmektedir. Bu durumda öncül suçların işlenmesi, sonucu elde edilen karapara, suçun unsurunu oluşturmaktadır. Suçtan elde edilen menfaatleri karapara aklama suçunun unsuru olma haline getiren 4208 sayılı Yasadır. 765 sayılı TCK'nun 2. maddesindeki (5237 sayılı TCK'nun 7. maddesi) ‘işlendiği zamanın kanununa göre cürüm veya kabahat sayılmayan fiilden dolayı kimseye ceza verilemez’ hükmü karşısında, 4208 sayılı Yasa geriye yürütülerek öncül suç tanımının bulunmadığı tarihte işlenen fiillere bu nitelikler kazandırılamaz. Bir başka anlatımla atılı suçların 4208 sayılı Yasadan önce işlenmiş olmaları nedeniyle bu suçlar öncül suç olarak tanımlanamayacağından elde edilen paranın karapara olarak nitelendirilmesi olanaklı bulunmamaktadır. 4208 sayılı Yasa kapsamında aklama suçunun unsurunu oluşturan karapara ancak bu kanunun yürürlüğe girmesinden sonra öncül suçların işlenmesi halinde bu niteliği taşıyacaktır. İşlendiği öne sürülen suçlardan elde edilen para 29.11.1995 tarihinde sanıkların banka hesaplarına yatırılmış, 4208 sayılı Yasa ise bu suçların tamamlanmasından sonra 19.11.1996 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Açıklanan nedenlerle; Sanıklara atılı karapara aklama suçunun ve mahkemece sanıklar lehine olduğu kabul edilen 5237 sayılı TCK'nun 282. maddesindeki suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması. 2. Kabule göre de; Sanıkların işlediği öne sürülen ve öncül suç oldukları kabul edilen fiiller nedeniyle Hindistan'da açılmış ceza davası bulunduğu anlaşılmaktadır. Karapara aklama suçundan açılan kamu davasında, unsur olan öncül suçun işlenip işlenmediğinin bu suç yönünden yargılama faaliyetinde bulunmayan hakim tarafından çözümü yani nisbi muhakeme ancak öncül suçun yargılama yapılarak kanıtlanmasına olanak bulunmayan sanığın ölümü, zamanaşımı, kamu davasının açılmaması ve benzeri hallerle sınırlıdır. Sanıklar hakkında Hindistan’da açılmış ceza davası bulunduğuna göre, öncül suç konusunda yargılama yetkisine sahip mahkeme ile bu suçun işlenip işlenmediğini nisbi muhakeme yoluyla belirleyecek mahkemenin farklı sonuçlara ulaşabileceği de gözetilerek, Hindistan'daki yargılama sonucunda verilmiş ve kesinleşmiş bir karar varsa getirtilip incelenerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilmesi gerekirken, eksik soruşturma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması” isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay C.Başsavcılığı ise 03.02.2011 gün ve 276673 sayı ile; “A ) Birinci Uyuşmazlık Konusuna İlişkin İtirazlarımız: Yargıtay 7. Ceza Dairesi anılan kararında özetle; ‘4208 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden önce işlenen öncül suçlardan elde edilen paranın sanıklara atılı karapara aklama suçunu ve mahkemece sanıklar lehine olduğu kabul edilen 5237 sayılı TCK.nun 282. maddesindeki suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçunun unsurlarının oluşturmayacağı’ görüşünde olup, bu görüşe katılmak şu nedenlerle imkansızdır; 1. Bilindiği gibi, ‘karaparanın aklanması’ (money laundering) fiili ilk kez 1996 yılında 4208 sayılı Kanun ile hukuk sistemimizde suç olarak düzenlenmiştir. Karapara aklama suçunun oluşabilmesi için, ‘öncül suç’ olarak nitelendirilen fiillerin işlenmesi suretiyle elde edilen paranın (bir diğer deyişle suç gelirinin), elde edenlerce meşruiyet kazandırılması amacıyla değerlendirilmesi, bu yolla elde edildiği bilinen karaparanın başkalarınca iktisap edilmesi, bulundurulması, elde edenlerce veya başkaları tarafından kullanılması, kaynak veya niteliğinin veya zilyet ya da malikinin değiştirilmesi, gizlenmesi veya sınır ötesi harekete tabi tutulması veya bu hareketin gizlenmesi, yukarıda belirtilen suçların hukuki sonuçlarından failin kaçmasına yardım etmek amacıyla kaynağının veya yerinin değiştirilmesi ya da transfer yoluyla aklanması gerekmektedir. Olayımızda ise, sanıklara isnat olunan öncül suç, Hindistan Devletine ait .... firmasının açtığı ihaleye katılarak, dolandırıcılık, rüşvet verme ve evrakta sahtecilik suçlarının işlenmesi suretiyle ihaleyi kazanmaları ve sonucunda sözleşme bedelinin iktisabıdır. 2. 4208 sayılı Kanun’da düzenlenen karapara aklama suçu ve TCK 282. maddesinde düzenlenen suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçu ile, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin, yurtdışına transfer edilmesi veya bunların gayrimeşru kaynağını gizlemek ve meşru bir yolla elde edildiği konusunda kanaat uyandırmak maksadıyla çeşitli işlemlere tabi tutulması, ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir. (Gerekçe, TCK md. 282) Kısacası, karapara aklama suçu, kendisine kaynaklık eden öncül suçtan bağımsız ve ayrı bir suçtur. Anılan karapara aklama suçu ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçları ile birden fazla hukuki yarar korunmaktadır, nitekim doktrinde, bu suçla korunan hukuki yarar, ‘…suçun finansmanının önlenmesi, organize suç ve uyuşturucu madde kaçakçılığı ile mücadele, suç örgütlerinin ekonomik gücünün çökertilmesi, bunların elebaşlarına ve faillere ulaşılabilmesi yani kamu düzeninin korunması, finansal sistemin ve kuruluşların ekonomik denge ve istikrarının, bütünlüğünün, saygınlığının korunması, rüşvetin ve kirlenmenin yaygınlaşmasının ve suç örgütlerinin arz ettikleri tehlikeler sebebiyle demokratik değerlerin tahribinin önlenmesi’ olarak ifade edilmektedir. Dolayısıyla, açıklanan hukuki yararları korumak için suç olarak tanımlanmış olan karapara aklama fiilinin kendisine kaynaklık eden öncül suçtan bağımsız ve ayrı bir suç olup, öncül suç dışında tamamen ayrı hukuki yararları koruduğu nazara alındığında, öncül suçun işlendiği tarihte 4208 sayılı Kanun’un veya TCK 282. maddesinin yürürlükte olup olmaması önem taşımayacaktır. Gerçekten de, kanun koyucunun yukarıda açıklanan, suç finansmanının önlenmesinden başlayarak, kamu düzeninin ve demokratik değerlerin korunmasına kadar birincil ve ikincil olarak nitelendirilebilecek birçok hukuki yararı gerçekleştirmek amacıyla suç olarak tanımladığı karapara aklama suçunun işlendiği tarih, suç olarak tanımlanan ve ceza ile yaptırım altına alınan aklama fiilinin işlendiği tarihtir. Çünkü belirtilen fiil ile, suçtan kaynaklanan değerin ekonomiye katılması önlenmek istenmektedir. Dolayısıyla, karapara aklama suçunda korunan hukuki değer nazara alındığında, önem taşıyan asıl unsur, paranın kaynağının ‘suç’ olmasıdır. Buradan hareketle, bir değerin kaynağının ‘suç’ olması, o parayı ‘karapara ya da suç geliri’ saymak için gerekli ve yeterli olup, bunun ekonomiye sokulmaya çalışılması, çeşitli işlemlere tabi tutulması -öncül suç hangi tarihte işlenmiş olursa olsun - karapara aklama suçunu oluşturacaktır. Suçun oluşması için, öncül suçu oluşturan fiilin işlendiği tarihte bu fiilin ceza kanunlarında suç olarak tanımlanmış olması, yani paranın suç sayılan fiillerle elde edilmiş olması gerekli ve yeterlidir. 3. Aklamaya konu malvarlıklarının kaynağını oluşturan öncül suçun kanunun yürürlüğünden önce işlenmesi, ancak aklama fiilinin kanunun yürürlüğünden sonra gerçekleştirilmesi durumunda aklama suçunun oluşmayacağı hususunda doktrinde de Yüksek Daire ile aynı yönde görüşler bulunmakta olup, bu görüşlere göre, geçmişe yürürlük yasağı suçun unsurları için olduğu kadar suçun önşartı (öncül suç) için de geçerlidir, dolayısıyla 4208 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önce işlenen öncül suçlardan elde edilen gelirler üzerinde gerçekleşen aklama eylemleri suç oluşturmayacaktır. Bu görüşe göre, öncül suçun işlenmesi sonucu suçun konusu olarak ortaya çıkan gelire karapara niteliğini veren 4208 sayılı Kanundur. Belirtilen görüşe katılmaya imkan bulunmamaktadır, çünkü suçun önşartlarını unsurlardan ayırmakta yarar vardır. Önşartlar, suçun unsurlarından bağımsız oldukları için, suç sayılan hareketin dışında incelenmelidir, çünkü önşart, suç sayılan hareketin yapılmasından önce dış dünyada varlık kazanır. Nitekim, unsurun söz konusu olması halinde, failin bu unsurun varlığını bilmesi ve onun gerçekleşmesini istemesi gerektiği halde, önşartların –fiilden önce bulunmaları nedeniyle- fail tarafından iradi bir surette gerçekleştirilmiş olmasına, ihtiyaç yoktur, sadece failin bunların varlığını bilmiş, öngörmüş olması ile yetinilecektir. Buradan hareketle, suçun önşartı olan öncül suçun varlığının fail tarafından bilinmesi, yani aklama faaliyetine konu edilen değerin kaynağının ‘suç’ olduğunu bilmesi, aklama suçunun işlenebilmesi için gerekli ve yeterlidir. Kanaatimizce, Yüksek Daire kararında belirtildiği biçimde, öncül suçun işlendiği tarihte bizatihi karapara aklama fiilinin suç olarak tanımlanmış olmasını aklama suçunun unsuru haline getirmek, TCK’nın 2. maddesinde yer bulan kanunilik ilkesi ve TCK’nın 7. maddesindeki geçmişe yürürlük yasağı (zaman bakımından uygulama) ilkesinin anlamını kanun koyucunun iradesine aykırı olarak genişletmek olacaktır. Ceza hukuku denildiğinde ilk akla gelen ilkelerden birisi olan kanunilik ilkesi, ancak kanunda gösterilen fiillerin suç sayılabileceği ve bunlara da ancak kanunda gösterilen cezaların verilebilmesi anlamını taşımaktadır. Bir fiilin suç sayılabilmesi için sadece kanunda suç olarak tanımlanmış olması yeterli değildir, ayrıca bu fiili suç olarak tanımlayan ve cezai yaptırıma bağlayan kanunun fiilin işlendiği tarihten önce yürürlüğe girmiş olması da gereklidir (TCK md. 7). Öncül suç yönünden, belirtilen zaman bakımından uygulama ilkesinin anlamı, öncül suçun işlendiği tarihte bu fiilin yani aklama fiiline kaynaklık oluşturan fiilin, suç olarak tanımlanmış olması zorunluluğudur. Öncül suçun işlendiği tarihte, bizatihi aklama fiilinin de suç olarak düzenlenmiş olmasını unsur olarak görmek, TCK’nın 7. maddesindeki zaman bakımından uygulama ilkesine yeni bir şey daha katmak anlamına gelebilecek, suç ve suçlulukla mücadelede zaafiyet yaratmak yanında tehlikeli sonuçlara da yol açabilecek bir düşüncedir. Doktrinde savunulan ve bizim de katıldığımız görüşe göre ise, 4208 sayılı Kanun, eskiden de suç olarak tanımlanmış fiilleri yeni ve daha ağır esaslar getirerek değiştirmemekte, sadece bu fiillerden elde edilen gelir üzerinde gerçekleştirilen birtakım fiilleri cezalandırmaktadır. Bu durumda, kanunun geçmişe yürürlüğünden ancak suç geliri üzerindeki aklama eyleminin kanunun yürürlüğünden önce sona ermesi halinde söz edilebilecektir. Karapara aklama fiillerinin Kanunun yürürlük tarihinden sonra gerçekleş¬tirilmesi veya yürürlük tarihinden önce başlayıp kesintili ya da kesintisiz yürürlük tarihinden sonraya sarkması durumunda kanunun geçmişe uygulandığından bahsedilemeyecektir. 4. İtiraz konusu kararda savunulan ‘öncül suçun işlendiği tarihte karapara aklama fiilinin suç olarak tanımlanmış olması’ halini karapara aklama suçunun unsuru sayma halinde, suç ve suçlulukla mücadelede kabul edilemez bazı sonuçlar ortaya çıkabilecektir. Somut olarak örneklemek gerekirse, örneğin, 4208 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önce yapılmış bir uyuşturucu ticareti fiilinden elde edilen ve suç geliri olduğu şüphesiz olan bir malvarlığı, Kanun yürürlüğe girdikten sonra dönüştürme faaliyetine tabi tutulur ise, sırf kaynağının yani öncül suçun işlendiği tarihte karapara aklama fiilinin suç olarak tanımlanmamış olması dikkate alındığında, bu görüşe dayanılması nedeniyle karapara aklama suçunu oluşturmayacağını düşündürebilecektir. 5. 4208 sayılı Kanun’da düzenlenen karapara aklama suçu ve TCK’nın 282. maddesinde tanımlanan suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama fiilleri ‘seçimlik hareketli’ bir suç olarak düzenlenmiştir. Bunlar, karaparanın başkalarınca iktisap edilmesi, bulundurulması, elde edenlerce veya başkaları tarafından kullanılması, kaynak veya niteliğinin veya zilyet ya da malikinin değiştirilmesi, gizlenmesi veya sınır ötesi harekete tabi tutulması veya bu hareketin gizlenmesi, yukarıda belirtilen suçların hukuki sonuçlarından failin kaçmasına yardım etmek amacıyla kaynağının veya yerinin değiştirilmesi veya transfer yoluyla aklanması biçimindeki seçimlik hareketlerdir. Somut olayımızda sanıklar, öncül suç sonucu elde ettikleri suç gelirinin 29.11.1995 tarihinde İsviçre'deki banka hesaplarına transfer edilmesinden hemen bir gün sonra bu hesaplardan da muhtelif ülkeler ve Türkiye'deki banka hesaplarına transferler yapılması ve bu tarihler ile sonrasında paranın çeşitli işlemlere tabi tutulması faaliyetlerini yoğun biçimde sürdürmüşlerdir. Olayımızda özellik arz eden husus, suçun seçimlik hareketlerinden sanıklarca yürütülen ‘gizleme’ faaliyetinin iddianame ile dava açılmasından sonra da devam etmesidir. Bu nedenle iddianame ile dava açılıncaya kadar yani hukuki kesinti dışında zamanaşımını kesen başka bir nedenin bulunmadığı aşikardır. Şöyle ki, sanıklar 4208 sayılı Kanun’un yürürlüğe girişinden sonra da iddianame ile dava açılıncaya kadar gizleme ve dönüştürme fiillerine devam etmişler, (şüphesiz başka bir iddianame ile açılması gereken ayrı bir dava konusunu oluşturmakla birlikte) gizledikleri paranın bir kısmını da iddianame ile dava açılmasından sonra 2006-2007 yıllarında da bazı hesaplara transfer etmiş olup, bu husus dosya kapsamındaki 17.10.2007 tarihli bilirkişi raporu, 01.04.2008 tarihli ek bilirkişi raporu, 30.07.199 tarih ve HUZ 1/1 sayılı MASAK soruşturma raporu ve tüm banka kayıtları ile anlaşılmaktadır. Dava açıldıktan sonra devam eden ‘gizleme’ ve ‘dönüştürme’ hareketlerinden başlıcaları aşağıda örnek olarak gösterilmiştir: Hesap Sahibi : Banka Adı ve Şubesi: Tarih : Miktar : T..A.. İş B. Keçiören 29.11.2002 2.317.233.10 USD T.. A.. İş B. Keçiören 29.11.2002 1.052.92 YTL C.. K.. İş B. Keçiören 29.11.2002 367.567.96 YTL S.. Ç..(Alankuş) İş B. Keçiören 17.04.2007 2.200.000.00 USD S.. Ç..(Alankuş) İş B. Keçiören 17.04.2007 1.724.200.00 USD K. A. Finansb. Necatibey 14.04.2000 11.826.11 USD K. A. Pamukb. Kavaklıdere 20.06.2000 164.291.38 YTL Y. A. YapıKredi B. Siteler 11.02.2000 1.066.438.00 USD S.A. İş B. Küçükevler 16.03.2001 1.430.655.52 USD Yukarıda somut olarak gösterilen örneklerle de anlaşıldığı üzere, 4208 sayılı Kanun ve TCK md. 282 ile cezai yaptırıma bağlanan ‘gizleme’ ve ‘çeşitli işlemlere tabi tutma’ faaliyetlerinin 4208 sayılı Kanun’un yürürlüğünden çok daha sonra da devam ettiği tartışmasızdır. Karapara aklama suçunun zincirleme suç şeklinde işlenebileceği kabul edilmektedir. Olayımızda sanıkların aklama fiilleri de zincirleme biçimde gerçekleşmiş ve teselsül eden fiiller iddianame ile dava açılıp hukuki kesinti oluşuncaya kadar devam etmiştir. Bilindiği gibi zincirleme suçlarda suçun işlendiği tarih, teselsülün sona erdiği tarihtir. Karapara aklama veya suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama fiillerinde de suçun maddi unsuru ‘dönüştürme’ hareketidir. Somut olayda da teselsül eden dönüştürme hareketlerinin gerçekleştirildiği tarihte 4208 sayılı Kanun yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla, itiraza konu kararda yer verilen ‘öncül suçlardan elde edilen paranın 4208 sayılı Yasanın yürürlüğe girişinden önce sanıkların hesabına transfer edildiği ve bu nedenle atılı suçun oluşmayacağı’ şeklindeki gerekçeye katılmaya imkan bulunmamaktadır. Bu görüşün kabulü olayımızda aklama fiilinin tek bir hareketten oluştuğunu (ani suç olduğunu) savunmak anlamına gelecektir. Oysa olayımızda, aklama fiili teselsül etmiştir, sanıklar tarafından yüzlerce farklı işlemle para transferi/ dönüştürme faaliyeti yapıldığı dosyadaki tüm delillerle anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, karapara aklama fiillerinin 4208 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden önce başlayıp kesintili ya da kesintisiz yürürlük tarihinden sonraya sarkması durumunda kanunun geçmişe uygulandığından bahsedilemeyecek ve sanıkların fiillerinin atılı suçu oluşturduğunun kabulü gerekecektir. B ) İkinci Uyuşmazlık Konusuna İlişkin İtirazlarımız: Yargıtay 7. Ceza Dairesi anılan kararında özetle; ‘Sanıkların işlediği öne sürülen ve öncül suç oldukları kabul edilen fiiller nedeniyle Hindistan'da açılmış ceza davası bulunduğuna göre, öncül suç konusunda yargılama yetkisine sahip mahkeme ile bu suçun işlenip işlenmediğini nisbi muhakeme yoluyla belirleyecek mahkemenin farklı sonuçlara ulaşabileceği de gözetilerek, Hindistan'daki yargılama sonucunda verilmiş ve kesinleşmiş bir karar varsa getirtilip incelenerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilmesi gerekirken, eksik soruşturma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması’ hususunu yasaya aykırı bulmuştur. Bu karara katılmaya imkan bulunmamaktadır, şöyle ki; 1. Öncül suçun işlenip işlenmediğinin nispi muhakeme yapılarak çözümü hem usul ekonomisi hem de suç ve suçlulukla etkin mücadele açısından zorunluluktur. Ceza mahkemesinde yargılama konusu edilen suçun ispatının, başka bir mahkemenin görev alanına giren bir sorunun çözümüne bağlı olduğu hallerde, ceza mahkemesinin uyuşmazlığı bizzat kendisinin çözmesi ‘nispi muhakeme’ olarak adlandırılmaktadır. İkincil nitelikteki uyuşmaz¬lığın bekletici sorun sayılması veya nispi muhakeme yoluyla çözümlenmesi kural olarak mahkemenin takdirinde olup, CMK md. 218/1’in anlamı da budur. Nispi muhakeme yapma halinde, bekletici sorun yapmada olduğu gibi, başka bir mahkemenin kararının beklenmesi gerekmediğinden, zaman kaybı söz konusu olmayacaktır. Somut olayımızda olduğu gibi başka bir ülkede devam eden öncül suçun yargılama sürecinin tamamlanmasının ne kadar zaman alacağının öngörülemeyeceği durumlarda, yargılama makamının yapması gereken tercihini nispi muhakeme yapmaktan yana kullanmaktır, suç ve suçlulukla etkin mücadelenin gereği de budur. Gerçekten de, nispi muhakeme yapılmasının, bir yandan muhakemenin çabuklaştırıl¬masına, diğer yandan da maddi gerçeğin ortaya çıkmasına hizmet ettiği savunulmaktadır. Belirtilen tüm hususlar dikkate alındığında, öncül suç konusunda Hindistan’da devam eden yargılamanın sonucunun beklenmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Yüksek Daire kararında, ‘nispi muhakeme yapmak, ancak öncül suçun yargılama yapılarak kanıtlanmasına olanak bulunmayan sanığın ölümü, zamanaşımı, kamu davasının açılmaması ve benzeri hallerle belirli hallerde başvurulabilecek’ istisnai bir yöntem olarak gösterilmiştir, oysa ki durum böyle değildir. Böyle bir zorunluluğu ne CMK, ne de başka bir kanun yargılama makamına yüklememiştir( Sadece CMK md. 218/2. sanığın gerçek yaşının belirlenmesi konusunda nispi muhakeme yapma zorunluluğu getirmektedir). Nitekim doktrinde de, aklama suçunu yargılayacak mahkemenin görev alanı ile ilgili olarak öncül suçun işlenip işlenmediğine nispi muhakeme yoluyla karar vereceği ifade edilmektedir. Belirtilen yasal dayanaklar ve doktrinde savunulan görüşlerin dışına çıkarak mahkemeyi bekletici sorun sayma yoluna başvurmaya sevketmek belirtildiği gibi suç ve suçlulukla etkin mücadeleyi engelleyecektir. 2. Öncül suçların işlenip işlenmediğinin belirlenmesi için Hindistan adli makamlarının kararının beklenmesi zorunluluğu getirmek, adil yargılama hakkını ihlal de edebilecektir. Nispi muhakeme yapılmasının, bir yandan muhakemenin çabuklaştırılmasına, diğer yandan da maddi gerçeğin ortaya çıkmasına hizmet ettiği göz önünde bulundurulduğunda, bu yola başvurmamak davaların gereksiz yere uzamasına neden olabilecek ve adil yargılama hakkı ihlal edilmiş olacaktır. 3. Dosya içinde bulunan deliller öncül suçların (dolandırıcılık, rüşvet ve evrakta sahtecilik) işlendiği, özellikle dolandırıcılık suçunun işlendiği hususunda hüküm kurmaya yeterli delil bulunmaktadır. Sanık T.’ın ortağı ve yetkilisi, sanık C.’ın ise fiilen yetkilisi olduğu K.. Danışmanlık, ..San. Tic. Ltd. Şirketi’nin Hindistan Devletine ait ...adlı gübre şirketinin açtığı 200.000 tonluk üre alımına ilişkin ihaleye katıldığı ve ihaleyi 38 milyon USD bedelle kazandığı, ancak bu ihalenin Hindistan devlet görevlilerine rüşvet vermek suretiyle kazanıldığı ve mal tesliminde ödeme yapılması sözleşmeyle kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Sanıklar malın teslim edilmemesi halinde ‘Birinci sınıf ..s sigorta poliçesi’ sunma koşuluna dayanmışlar ancak bu nitelikteki sigorta poliçesini sunmayıp, poliçe yerine bu koşulu yerine getirmiş görünmek için böyle bir riski içermeyen ‘gemiyle gönderme deniz sigorta senedi’ düzenletmişler ve işbirliği yaptıkları Hindistanlı görevlilerin yetkilerini aşarak bu durumu gözardı edip malın tesliminden önce mal bedelinin (sigorta bedeli düşüldükten sonra kalan 37.620.000 USD) ödenmesini sağlamışlar, ancak sözleşme bedelini almalarına karşın bu paranın karşılığında malın teslimine ilişkin hiçbir girişimde bulunmamışlardır. Sanıklar hakkında açıklanan iddialarla Hindistan’da rüşvet vermek, suç işlemek amacıyla gizli sözleşme yapmak, dolandırıcılık suçlamalarıyla dava açıldığı ve sanıkların bu suçlardan tutuklandıkları Hindistan ..., T.C. Dışişleri Bakanlığı Yeni Delhi Büyükelçiliği yazıları ve tüm dosya kapsamındaki delillerle anlaşılmaktadır. 4. Sanıkların atılı suçları işlediklerine dair dosyaya sunulan deliller öncül suçlardan nispi muhakeme yapılması için yeterlidir, çünkü sanıkların yetkilisi olduğu .. şirketinin ‘tabela şirketi’ niteliğinde olduğu ve yapısı hususunda MASAK raporunda şu tespitlere yer verilmiştir; a) 200.000 ton gibi çok yüksek bir miktarda gübre satışını taahhüt eden şirketin kuruluşundan ihale tarihine kadar gübre üretimi veya ticareti ile ilgili hiçbir faaliyeti olmamıştır. b) Belirtilen yüksek miktardaki bir taahhüde girişen şirketin vergi beyannameleri incelendiğinde 1995 yılında ‘hiçbir faaliyetinin bulunmadığı’ şeklinde beyanname sunduğu, yine 1996-1997-1998 yıllarına ilişkin ise herhangi bir kurumlar vergisi beyanında bulunmadığı Çankaya Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün yazısı ile anlaşılmış olup, diğer yönden şirket adresine yapılan tebligatlar dahi ulaştırılamamış, hatta şirket ortaklarının adresleri dahi sahte çıkmıştır, dolayısıyla şirketin ve ortakların izine rastlanamamış olup, bu durum KARSAN şirketinin bir ‘tabela şirketi’ niteliğinde olduğuna delil olup, sonuç olarak belirtilen miktarlardaki nakit parayı temin edebilecek bir ticari organizasyon veya faaliyeti belirlenememiştir. c) Yurtdışından gelen paraların izinin kaybedilmeye çalışılması, diğer taraftan yurtdışı ticari faaliyete ya da yasal kaynağa ilişkin hiçbir belge sunulamaması hususları da sanıkların yetkilisi olduğu şirketin anılan ‘tabela şirketi’ niteliğinde olduğunun bir başka kanıtıdır. d) Karsan şirketinin kayıtlı bir tek personeli dahi bulunmamaktadır. e) 1988 yılında yayınlanan şirket tüzüğüne göre şirketin kayıtlı sermayesi 10.000.000 TL olup, bu tutar İngilizce metinlere 10.000.000 USD olarak yazılmış yani şirket sermayesi İngilizce metinlerde gerçekte olduğundan çok yüksek gösterilmiştir. Diğer taraftan, Yüksek Daire, öncül suçun 1995 tarihinde işlendiğini dosya kapsamındaki delillerle belirleyebildiğine göre (bkz. karar metni madde (1-), anılan deliller öncül suçtan nispi muhakeme yapılması içinde yeterlidir. Bozma kararının anılan gerekçesi de dosya kapsamındaki delillerin nispi muhakeme yapmak için yeterli olduğunun en önemli kanıtıdır. Aksinin kabulü halinde itiraza konu karar 1 ve 2 nolu bentleri yönünden kendi içinde çelişkili duruma düşmektedir. 5. Sanıkların belirtilen fiillerini konu alan ve taraflar tarafından itiraz edilmeyen uluslararası tahkim kararı Amsterdam Yüksek Mahkemesi’nin 22.01.2004 tarihli onama kararı ile kesinleşmiş olup, bu karar ‘maddi olayın kabulü’ bakımından mahkemeye yeterli düzeyde bilgi sunmaktadır. Anılan tahkim kararı her ne kadar özel hukuka ilişkin bir karar ise de, bu karara karşı tarafların, bu bağlamda özellikle savunma tarafının itiraz etmemesi karşısında, bu karar maddi olayın değerlendirilmesi bakımından ceza mahkemesinin yararlanabileceği önemli bir delil aracı durumuna gelmiştir. Nitekim anılan tahkim kararı ile, sanıkların yetkilisi olduğu KARSAN şirketinin sözleşme bedelini almasına rağmen mal teslimine ilişkin bir girişimde bulunmadığı ve bedeli iade etmeye yanaşmadığı, sonuç olarak birçok açıdan sözleşmeyi ihlal ettiği hususu belirlenmiştir. 6. Nispi muhakemenin kesin hüküm gücüne sahip olmaması nedeniyle, Hindistan mahkemesinin ulaşacağı sonucun farklı olabileceği şeklindeki gerekçe dayanaksızdır. Nispi muhakeme, davasız yargılama olmaz ilkesinin de özel bir istisnasını teşkil edip, ikincil nitelikteki uyuşmazlığa ilişkin verilecek kararın kesin hüküm gücüne sahip olmaması gerektiği hususu da dikkate alındığında Yüksek Daire kararında değinilen ‘öncül suç konusunda yargılama yetkisine sahip mahkeme ile bu suçun işlenip işlenmediğini nispi muhakeme yoluyla belirleyecek mahkemenin farklı sonuçlara ulaşabileceği’ nedeniyle Hindistan’daki davanın sonucunun beklenmesi gerektiği şeklindeki gerekçe de dayanaksız kalmaktadır, çünkü nispi muhakeme sonunda verilecek karar hiçbir zaman kesin hüküm gücüne sahip olmayacaktır, dolayısıyla öncül suçlardan nispi muhakeme yapılmasının önünde engel bulunmadığı düşüncesindeyiz. Sonuç olarak, 1. Karapara aklama (suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama) fiili kendisine kaynaklık eden öncül suçtan bağımsız ve ayrı bir suç olup, öncül suç dışında tamamen ayrı hukuki yararları koruduğu nazara alındığında, öncül suçun işlendiği tarihte 4208 sayılı Kanun’un veya TCK’nın 282. maddesinin yürürlükte olup olmaması önem taşımamaktadır. Bir malvarlığı değerinin kaynağının ‘suç’ olması, o parayı ‘karapara ya da suç geliri’ saymak için gerekli ve yeterli olup, bunun ekonomiye sokulmaya çalışılması, çeşitli işlemlere tabi tutulması -öncül suç hangi tarihte işlenmiş olursa olsun - karapara aklama suçunu oluşturacaktır. Karapara aklama veya suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama fiillerinde suçun maddi unsuru ‘dönüştürme’ hareketi olduğundan, suçun işlendiği tarih, dönüştürme hareketinin gerçekleştirildiği tarihtir. Somut olayda da dönüştürme hareketlerinin iddianame ile dava açılıncaya kadar hatta açıldıktan sonrasında dahi teselsül ederek devam ettiği gözetildiğinde, belirtilen tarihlerde 4208 sayılı Kanun yürürlüğe girmiştir. Karapara aklama fiillerinin Kanunun yürürlük tarihinden sonra gerçekleştirilmesi veya somut olayımızda olduğu gibi yürürlük tarihinden önce başlayıp kesintili ya da kesintisiz yürürlük tarihinden sonraya sarkması durumunda kanunun geçmişe uygulandığından bahsedilemeyeceği görüşü doktrinde de yerleşiktir. Öncül suçun işlendiği tarihte, bizatihi aklama fiilinin de suç olarak düzenlenmiş olmasını unsur olarak görmek, TCK’nın 7. maddesindeki zaman bakımından uygulama ilkesine yeni bir şey daha katmak anlamına gelebilecek, suç ve suçlulukla mücadelede zaafiyet yaratmak yanında tehlikeli sonuçlara da yol açabilecek bir düşüncedir. 2. Sanıkların atılı öncül suçları işlediklerine dair dosyaya sunulan deliller aklama suçundan hüküm kurulması için yeterlidir, çünkü sanıkların yetkilisi olduğu KARSAN şirketinin ‘tabela şirketi’ niteliğinde olduğu, hiçbir ticari faaliyetinin ve çalışanının olmadığı vb. hususlarda MASAK raporunda tespitlere yer verilmiş, sanıkların belirtilen fiillerini konu alan ve taraflar tarafından itiraz edilmeyen uluslararası tahkim kararı Amsterdam Yüksek Mahkemesi’nin 22.01.2004 tarihli onama kararı ile kesinleşmiş olup, bu karar ‘maddi olayın kabulü’ bakımından mahkemeye yeterli düzeyde bilgi sunmaktadır. Öncül suçun işlenip işlenmediğinin nispi muhakeme yapılarak çözümü hem usul ekonomisi hem de suç ve suçlulukla etkin mücadele açısından zorunluluktur. Belirtilen delillerin varlığına rağmen, Hindistan’daki dava konusunda mahkemeyi bekletici sorun sayma yolun
9. Ceza Dairesi, 2013/3336 E., 2013/14413 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
aynağını gizlemek ve meşru bir yoldan elde edildiği konusunda kanaat uyandırmak maksadıyla; rengini ve şasi numarasını değiştirmek ve başka bir otomobilin plakası ile kullanmak şeklinde çeşitli işlemlere tabi tutmak biçimindeki eylemleri, "TCK'nın 282. maddesinde düzenlenen suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklamak" suçu için gerekli olan hareketleri oluşturursa da, TCK'nın 282/1.
9. Ceza Dairesi         2013/3336 E.  ,  2013/14413 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme Hüküm : 1- TCK'nın 165/1, 62, 52/2-4, 53/1. maddeleri uyarınca mahkumiyet 2- TCK'nın 281/1, 62, 53/1, 54. maddeleri uyarınca mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Dava konusu otomobilin çalınmasına ilişkin hırsızlık eylemine iştirakleri saptanamayan ve öncül eylemleri TCK'nın 165. maddesi kapsamında suç eşyasını satın almak şeklinde sübuta eren sanıkların, bu otomobilin gayrimeşru kaynağını gizlemek ve meşru bir yoldan elde edildiği konusunda kanaat uyandırmak maksadıyla; rengini ve şasi numarasını değiştirmek ve başka bir otomobilin plakası ile kullanmak şeklinde çeşitli işlemlere tabi tutmak biçimindeki eylemleri, "TCK'nın 282. maddesinde düzenlenen suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklamak" suçu için gerekli olan hareketleri oluşturursa da, TCK'nın 282/1. maddesinde öncül suç için öngörülen eşik hapis cezasının suç tarihi itibariyle "1 yıl veya daha fazla hapis cezası" olduğu gözetildiğinde TCK'nın 281/1. maddesi uyarınca, yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 18.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
3. Ceza Dairesi, 2021/7818 E., 2022/317 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
a) Türk Ceza Kanununda yer alan, 7. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (madde 282),
3. Ceza Dairesi         2021/7818 E.  ,  2022/317 K. "İçtihat Metni" I- TALEP: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.10.2019 tarih ve 2019/93488 sayılı yazısı ile: Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 2015/19580 sayılı soruşturma çerçevesinde ... Özel Eğitim Kantin Yemekçilik Servis İşletme Ticaret A.Ş, ... Özel Eğitim Öğretim Turizm İşletmeleri San. ve Tic. A.Ş. ve ... Yemekçilik Kantincilik Servis Özel Yurt Hizmetleri Tic. San. A.Ş. şirketlerinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilmesine dair Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 04/05/2018 tarihli ve 2017/146 esas sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Mersin 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/05/2018 tarihli ve 2018/141 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Dosya kapsamına göre, Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 04/05/2018 tarihli kararı ile 674 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 19/1. maddesi uyarınca anılan şirketlerin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilmesine karar verilmiş ise de, 23/07/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2/2. maddesinde yer alan ''Kapatılan vakıfların her türlü taşınır ve taşınmazları ile her türlü mal varlığı, alacak ve hakları, belge ve evrakı Vakıflar Genel Müdürlüğüne bedelsiz olarak devredilmiş sayılır. Kapatılan vakıf yükseköğretim kurumlarının sağlık uygulama ve araştırma merkezleri ve kapatılan diğer kurum ve kuruluşlara ait olan taşınırlar ile her türlü mal varlığı, alacak ve haklar, belge ve evrak Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayılır, bunlara ait taşınmazlar tapuda resen Hazine adına, her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak tescil edilir. Birinci fıkrada sayılanların her türlü borçlarından dolayı hiçbir şekilde Hazineden bir hak ve talepte bulunulamaz. Devire ilişkin işlemler ilgili tüm kurumlardan gerekli yardımı almak suretiyle ilgisine göre Maliye Bakanlığı veya Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yerine getirilir.'' şeklindeki ve 2/3. maddesinde yer alan ''Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı belirlenen ve ekli listelerde yer almayan özel ve vakıf sağlık kurum ve kuruluşları, özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları, vakıflar, dernekler, vakıf yükseköğretim kurumları, sendikalar, federasyonlar ve konfederasyonlar, ilgili bakanlıklarda bakan tarafından oluşturulacak komisyonun teklifi üzerine bakan onayı ile kapatılır. Bu fıkra kapsamında kapatılan kurum ve kuruluşlar hakkında da ikinci fıkra hükümleri uygulanır.'' şeklindeki düzenlemeler dikkate alındığında, anılan şirketlerin kapatılarak ticaret sicilinden terkin edilmeleri karşısında şirketlerin hazineye devri gerektiği gözetilmeden, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilmesine yönelik karar verildiği anlaşıldığından, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 19/09/2019 gün ve 94660652-105-33-10004-2018-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden gönderilen ihbar ile mevcut evrak, anılan şirketlerin yetkilileri hakkında ''Silahlı terör örgütüne üye olma'' suçu nedeni ile soruşturma yürütüldüğünden kanun yararına bozma istemine konu edilen kararı inceleme görevinin Yargıtay Kanunu'nun 14. maddesi ve Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 23/01/2020 ve 2020/1 sayılı iş bölümüne göre Yargıtay 16.Ceza Dairesine ait olduğuna dair verilen Yargıtay 19.Ceza Dairesinin 26.04.2021 tarih, 2019/33062 esas, 2021/4859 karar sayılı görevsizlik kararına istinaden, 23.06.2021 tarih ve 31520 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak 01.07.2021 tarihinde yürürlüğe giren Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun 22.06.2021 tarihli ve 196 sayılı kararının II/1-a maddesi gereğince Yargıtay 16. Ceza Dairesi numarasının 3. Ceza Dairesi olarak değiştirilmesine müteakip devralınmıştır. II-OLAY: 15.07.2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü sonrasında ülke genelinde ilan edilen olağanüstü halin öncesinde, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak ve terör örgütüne finansman sağlamak suçlarından başlatılan Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/29580 sayılı soruşturması kapsamında, faaliyetleri çerçevesinde suçun işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebepleri bulunduğu ayrıca büyüklükleri, işlenen suçların kapsam ve yoğunlu, mevcut yöneticilerinin suçlarla ilgileri göz önüne alındığında delillerin toplanması ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması yönünden yönetim organının kararlarını denetlemek üzere kayyım atanmasının yeterli olmayacağı belirtilen şirketlere yönetim organlarının yetkilerinin tümü ile devredildiği kayyımların atanması ve yeni atanan bu kayyımlarca yönetim kurullarının oluşturulması gerektiğinden Mersin ilinde serbest avukat ve serbest mali müşavir olarak görev yaptıkları belirtilen şahısların CMK'nın 133. maddesi uyarınca kayyım olarak atanmalarına dair Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan 23.05.2016 tarihli istemin, Mersin 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 23.05.2016 tarih, 2016/3079 değişik iş sayılı kararı ile şirketlerin faaliyetleri çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığının oluştuğundan, maddi gerçeğin ortaya çıkartılması amacıyla Cumhuriyet Başsavcılığının talebinin kabulü ile şirketlerin büyüklüğü, suçların kapsamı ve yoğunluğu, şirket yöneticilerinin atılı suçlarla ilgileri değerlendirilerek sadece yönetim organının kararlarının denetlemek üzere kayyım atanmasının yeterli olmayacağından, Mersin ilinde serbest avukat ve serbest mali müşavir olarak görev yaptıkları belirtilen şahısların, CMK'nın 133/1 maddesi gereği yönetim organının tüm yetkilerini kullanmak ve yeni yönetim kurulunu oluşturmak üzere Mersin il merkezinde bulunan; A-... Özel Eğitim Öğretim Kantin Yemekçilik Servis İşletme Ticaret A.Ş. bünyesinde faaliyet gösteren; 1-Özel ... Temel Lisesi, 2-Özel ... Anadolu Lisesi ve Özel ... Fen Lisesi, 3-Özel ... ilkokulu ve Özel ... Ortaokulu, 4-Özel ... Anadolu ve Fen Lisesi, 5-Özel ... İlkokulu, B-... Özel Eğitim Öğretim Turizm İşletmeleri San. Tic.A.Ş. bünyesinde faaliyet gösteren; 1-... Dershanesi, 2-... Dershanesi Yenişehir Şubesi, C-... Yemekçilik Kantincilik Servis Özel Yurt Hizmetleri Tic. San. A.Ş. Şirketlerine kayyım olarak atanmalarına, bu kişilerin yönetim organının tüm yetkilerine sahip olmalarına ve yönetim organının yetkilerinin tümüyle bu kayyımlara devredileceğine, yeni yönetim organının bu kayyımlarca oluşturulmasına, kayyımların kendilerine kararın Cumhuriyet Başsavcılığınca tebliğinden sonra derhal toplanarak yönetim kurulu başkanını kendi aralarında seçmelerine ve şirketlerin faaliyetlerini yönetmeyi derhal devralmalarına, kayyım tayinine ilişkin kararın ticaret sicili gazetesinde ve diğer uygun vasıtalarla Cumhuriyet Başsavcılığınca ilan olunmasına, yapılacak işlerin niteliği ve ağırlığı dikkate alınarak bu aşamada şirketlere atanan her kayyıma her bir şirket için aylık ücret takdirine, bu ücretin CMK'nın 133/2. maddesince atandıkları şirket bütçesinden karşılanmasına, itiraz yolu açık olmak üzere karar verilmiştir. Karara yönelik Cumhuriyet Başsavcılığının talep yazısı ve talebe dayanak teşkil eden tutanak/rapor, beyan ve belgelerin ayrıca kararın kesinleşmesine dair bilgi ve belgeler, bozma istemine yönelik gönderilen dosya içeriğinde bulunmamaktadır. Süreçte yapılan yazışmalarda istinaf incelemesine gönderilmesi ve Mahkemenin 26.06.2018 tarihli müzekkeresinde 180 klasörden oluşması nedeni ile kapsamına nazaran uyuşmazlığa yönelik olarak; iddianamenin, Mersin 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 23.05.2016 tarih ve 2016/3079 değişik iş sayılı kararının, Mersin 8 Ağır Ceza Mahkemesinin 04.05.2018 tarih ve 2017/146 esas sayılı kararının, Mersin 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.05.2018 tarih ve 2018/141 değişik iş sayılı kararının, Mersin 8.Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/146 esas sayılı dava dosyasının 14.06.2017 tarihli 1. celsesi ile 19.06.2018 tarihli 29. celseye kadar duruşma tutanaklarının gönderildiği anlaşılan, devam eden yargılama sürecinde verilen karara yönelik kanun yararına bozma isteminde bulunulduğu görülen, evrak içeriklerinde belirtilen bilgilere istinaden gerek kanun yararına bozmaya gerekse süreçte istinaf ve temyiz incelemesine konu olan dava dosyasının, UYAP sisteminde bulunan dokümanlarında soruşturma ve kovuşturma evraklarının tamamının bulunmadığı görülmüştür. Uyuşmazlığın tespiti ve anlaşılması açısından devam eden yargılama sürecinde verilen karara yönelik, süreçte çıkarılan kanun hükmünde kararnamelere konu düzenlemeler gözetilerek anlatım yapılmasında fayda bulunmaktadır. 26.05.2017 tarihli iddianameye konu Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/29580 sayılı soruşturmanın devam ettiği 15.07.2016 tarihinde, darbe teşebbüsünde bulunulması üzerine Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu'nun 20.07.2016 tarih ve 2016/9064 sayılı kararıyla, ülke genelinde 21.07.2016 tarihinden itibaren üç ay süreyle olağanüstü hal ilan edilmiştir. Yedi kez uzatılan olağanüstü hal 18.07.2018 tarihinde sona ermiştir. Ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında, darbe teşebbüsü ve terörle mücadele çerçevesinde alınması zaruri olan tedbirler ile bunlara ilişkin usul ve esasları belirlemek amacı ile; 23 Temmuz 2016 tarihli, 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen ve ekli listelerde belirtilen özel sağlık kurum ve kuruluşları, özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları, vakıf ve dernekler ile bunların iktisadi işletmeleri, vakıf yükseköğretim kurumları, sendika, federasyon ve konfederasyonlar kapatılmış, kapatılan vakıfların her türlü taşınır ve taşınmazları ile her türlü mal varlığı, alacak ve hakları, belge ve evrakı Vakıflar Genel Müdürlüğüne; vakıf yükseköğretim kurumlarının sağlık uygulama ve araştırma merkezleri ve kapatılan diğer kurum ve kuruluşlara ait olan taşınırlar ile her türlü mal varlığı, alacak ve haklar, belge ve evrakın Hazineye bedelsiz olarak devredileceği ve taşınmazların tapuda resen Hazine adına, her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak tescil edileceği; listelerde yer almayanların ise ilgili bakanlıklarda bakan tarafından oluşturulacak komisyonun teklifi üzerine bakan onayı ile kapatılacağı, kapatılan kurum ve kuruluşlar hakkında ikinci fıkra hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir. Ekli II no'lu listede, ... Özel Eğitim Öğretim Kantin Yemekçilik Servis İşletme Ticaret A.Ş. bünyesinde faaliyet gösteren "Özel ... İlkokulu, Özel ... Anadolu Lisesi, Özel ... Anadolu Lisesi, Özel ... Fen Lisesi, Özel ... Fen Lisesi,Özel ... Temel Lisesi" nin adlarının geçtiği görülmüştür. 27 Temmuz 2016 tarihli, 29783 (2. Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 668 sayılı kanun hükmünde kararnamenin, Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirler başlıklı ikinci bölümünün, Alınan tedbirler başlıklı 2. maddesi ile milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen FETÖ/PDY terör örgütü ile aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olan; ekli listede yer alan özel radyo ve televizyon kuruluşları, ekli listede yer alan gazete ve dergiler ile yayınevi ve dağıtım kanalları kapatılmıştır. Kapatılan gazete ve dergiler, yayınevi ve dağıtım kanalları ile özel radyo ve televizyon kuruluşlarına ait olan taşınırlar ve her türlü mal varlığı, alacak ve haklar, belge ve evrak Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayılacağı ve bunlara ait taşınmazlar tapuda re'sen Hazine adına her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak tescil edileceği, devre ilişkin işlemlerin ilgili tüm kurumlardan gerekli yardımı almak suretiyle Maliye Bakanlığı tarafından yerine getirileceği, milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine aidiyeti veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı olan ve ekli listelerde yer almayan özel radyo ve televizyon kuruluşları ile gazete ve dergiler, yayınevi ve dağıtım kanalları, ilgili bakan tarafından oluşturulacak komisyonun teklifi üzerine ilgili bakan onayı ile kapatılacağı, kapatılan kurum ve kuruluşlar hakkında üçüncü fıkra hükümleri uygulanacağı belirtilmiştir. 31 Temmuz 2016 tarih, 29787 sayılı, Resmi Gazete'de yayımlanan 669 sayılı kanun hükmünde kararnamenin, Amaç, Kapsam ve Tedbirler başlıklı birinci bölüm, İflas erteleme başlıklı 4. maddesinde, olağanüstü halin devamı süresince, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 179. maddesi uyarınca sermaye şirketleri ile kooperatifler tarafından iflasın ertelenmesi talebinde bulunulamayacağı, yapılan taleplerin ise mahkemelerce reddedileceği düzenlenmiştir. 17 Ağustos 2016 tarihli, 29804 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 670 sayılı kanun hükmünde kararnamenin devir işlemlerine ilişkin 5. maddesi ile kapatılan Vakıflar Genel Müdürlüğü veya Hazineye devredilen kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının bağlı oldukları şirketlerin her türlü taşınır, taşınmaz, malvarlığı, alacak ve hakları ile belge ve evraklarının, her türlü tespit işlemini yapmaya, kapsamını belirlemeye, idare etmeye, avans dahil her türlü alacak, senet, çek ve diğer kıymetli evraka ilişkin olarak dava ve icra takibi ile diğer her türlü işlemi yapmaya, devralınan varlıklarla ilgili olup kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle tevsik edilen borç ve yükümlülükleri tespite ve ödemeye, kapatılan kurum ve kuruluşların taahhüt ve garanti ettiği ancak vermediği mal ve hizmet bedellerinin ödemesini durdurmaya veya ödemeye, tahsili mümkün olmadığı anlaşılan veya tahsilinde ve takibinde yarar bulunmayan hak ve alacaklar ile taahhüt ve garantilerin tahsilinden vazgeçmeye, her türlü sulh işlemini yapmaya, devralınan varlıklarla ilişkili kredi veya gerçek bir mal veya hizmet ilişkisine dayanan borçlar nedeniyle konulmuş ve daha önce kaldırılmış takyidatları kredinin veya borcun ödenebilmesini sağlamak amacıyla kaldırıldığı andaki koşullarla tekrar koydurmaya ve ihyaya, menkul rehinleri dikkate almaya, devralınan varlıklara konulan takyidatların sınırlarını belirlemeye ve kaldırmaya, finansal kiralama dahil sözleşmelerin feshine veya devamına karar vermeye, devralınan varlıkların idaresi, değerlendirilmesi, elden çıkarılması için gerekli her türlü tedbiri almaya, gerektiğinde devralınan varlıkların tasfiyesi veya satışı amacıyla uygun görülen kamu kurum ve kuruluşlarına devretmeye, devir kapsamında olmadığı belirlenen varlıkları iadeye, kapatılanların gerçek kişiye ait olması halinde devralınacak varlıkların kapsamını belirlemeye, tereddütleri gidermeye, uygulamaları yönlendirmeye, bütün bu işlemleri yapmak amacıyla usul ve esasları belirlemeye, vakıflar yönünden "Vakıflar Genel Müdürlüğü", diğerleri yönünden "Maliye Bakanlığı" yetkili olduğu, faaliyetlerinin sonlandırılarak sicil kayıtlarının re'sen terkin edileceği, devralınan varlıklar dışındaki varlıklarının Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayılacağı, "şirketlere daha önce atanan kayyımların tasfiye memuru olarak görevlendirilebilineceği veya atanabileceği", bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye ve birinci fıkrada yer alan hususları bu şekilde devralınan varlıklar için de uygulamaya Maliye Bakanlığının yetkili olduğu belirtilmiştir. 01 Eylül 2016 tarihli 29818 (2. Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 673 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Kapsamdan çıkarılan özel öğretim kurum ve kuruluşları başlıklı 1. maddesi ile ekli listede yer alan özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtlarının 667 sayılı KHK'nın eki listesinden çıkarıldığı, buna ilişkin işlemlerin ilgisine göre Maliye Bakanlığı veya Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yerine getirileceği, Değiştirilen hükümler başlılıklı 10. madde de ise 669 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesine, olağanüstü halin ilanından önceki dönemde 2004 sayılı Kanunun 179/a maddesi uyarınca verilmiş tedbir kararlarının, mahkemece ivedilikle ele alınarak, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu iddiasıyla CMK'nın 133. maddesi uyarınca kayyım atanan veya hakim ortakları ya da yöneticileri hakkında adli soruşturma yürütülen sermaye şirketleri ile kooperatifler lehine verildiği anlaşılanların derhal kaldırılacağı düzenlenmiştir. Bu kararnamenin ek listesinde, kararda belirtilen okulların adları geçmemektedir. 01 Eylül 2016 tarihli 29818 (2. Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 674 sayılı KHK'nın yargı ile ilgili yapılan düzenlemeleri içerir ikinci bölüm, 19. maddesi ile maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle CMK'nın 133. maddesince kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkilerinin, hakim veya mahkeme tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredileceği ve devirle birlikte kayyımların görevlerinin sona ereceği, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra ve olağanüstü halin devamı süresince terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle CMK'nın 133. maddesi uyarınca şirketlere ve bu KHK'nin 13. maddesince varlıklara kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun atanacağı,olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; birinci ve ikinci fıkra kapsamındaki şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, diğer sorunları veya piyasa koşulları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından tespit edilmesi durumunda, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun şirketin yahut varlıklarının veya bu KHK'nın 13. maddesinde belirtilen varlıkların satılmasına veya feshi ile tasfiyesine karar verebileceği ile satış ve tasfiye işlemlerinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yerine getirileceği, 20. maddesinde ise 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından devralınan şirketlerin ve bunların varlıkları ile ilgili olarak Fona verilen yetkilerin, bu Kanun Hükmünde Kararname ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna verilen kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde, bu şirketlerin yahut bunların sahiplerinin Fona borçlu olup olmadığına ve varlıkları üzerinde Fon haczi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kıyasen uygulanacağı, tasfiye işlemlerini yürütmek üzere Fon Kurulunca görevlendirilen tasfiye komisyonunun, adli işlemler veya davalar bakımından taraf ehliyetine sahip olduğu, Fonun kayyım olarak atandığı şirketlerin ya da bunların varlıklarının bu madde kapsamında satışından elde edilecek tutarların yargılamanın kesin hükümle sonuçlandırılmasına kadar bir hesapta nemalandırılacağı, şirket varlıklarının ticari iktisadi bütünlük yoluyla satışına karar verilmesi halinde Fon Kurulunun, geçmiş dönem borçlarını, bu borçların terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması şartıyla ihale bedelinden ödemeye veya ihale alıcısına ödettirmeye yetkili olduğu, bu madde hükümlerinin, kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının veya bunların bağlı olduğu şirketlerin Hazine tarafından devralınan varlıklarının satış ve tasfiyesini teminen Maliye Bakanlığınca Fona devredilmesi durumunda da uygulanacağı, devredilen varlıkların satışından elde edilen tutarların Maliye Bakanlığına aktarılacağı düzenlenmiştir. 29 Ekim 2016 tarih 29872 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında 675 sayılı kanun hükmünde kararnamenin Kayyım atanması başlıklı 9. maddesi ile FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olan gerçek ve tüzel kişilerin yüzde elliden daha az ortaklık payı olduğu şirketlerde, bu payların yönetimi ve temsili amacıyla CMK'nın 133. maddesi uyarınca yetkili hakim veya mahkeme tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun kayyım olarak atanacağı, 11. maddesinde atanan kayyım ve yöneticilerin sorumluluğu, 12. maddesinde ise muvazaalı sayılan devir işlemleri ile bu işlemlere konu taşınmazların tapuda ilgisine göre Hazine veya Vakıflar Genel Müdürlüğü adına her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak resen tescil edileceği, 16. maddesinde kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler aleyhine 17.8.2016 tarihinden önce açılan davalar ile bu kapsamda Hazine ile Vakıflar Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilen davalarda, 670 sayılı KHK'nın 5 maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle ret kararı, icra ve iflas takiplerinde düşme veya davanın reddine veya takibin düşmesine karar verileceği düzenlenmiştir. 29 Ekim 2016 tarih 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında 676 sayılı kanun hükmünde kararnamenin 87. maddesi ile 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı KHK'nın ek 16. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “sermayesinin yarıdan fazlası devlete ait kurum ve kuruluşlarının” ibaresi “sermayesinin yarıdan fazlası devlete ait kurum ve kuruluşlar ile kayyım sıfatıyla Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yönetilen şirketlerin” ibaresi eklenmiş, bu kapsamda 5018 sayılı Kanuna ekli (III) sayılı cetvelde sayılan düzenleyici ve denetleyici kurumlar ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Kurul Başkan ve üyelerine, kendi mevzuatında yer alan kısıtlamalara bağlı olmaksızın kurumun görev alanıyla ilgili olmamak kaydıyla kayyım sıfatıyla Fon tarafından yönetilen şirketlerin yönetim kurulu, denetim kurulu ve danışma kurulu üyeliği görevleri ile komisyon, heyet, komite ile benzeri organlarda görev verilebileceği düzenlenmiştir. 29 Ekim 2016 tarih 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanunun, Olağanüstü Halin Uygulanmasına İlişkin Tedbirler başlıklı ikinci bölümünün Kapatılan kurum ve kuruluşlara ilişkin tedbirler başlıklı 2. maddesinde milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen ve ekli listede belirtilen özel sağlık kurum ve kuruluşları, özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları, vakıf ve dernekler ile bunların iktisadi işletmeleri, vakıf yükseköğretim kurumları, sendika, federasyon, konfederasyonların kapatıldığı, kapatılan vakıfların her türlü taşınır ve taşınmazları ile her türlü mal varlığı, alacak ve hakları, belge ve evrakının Vakıflar Genel Müdürlüğüne bedelsiz olarak, kapatılan vakıf yükseköğretim kurumlarının sağlık uygulama ve araştırma merkezleri ve kapatılan diğer kurum ve kuruluşlara ait olan taşınırlar ile her türlü mal varlığı, alacak ve haklar, belge ve evrakın ise Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayıldıkları, bunlara ait taşınmazların tapuda re'sen Hazine adına, her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak tescil edileceği, devire ilişkin işlemler ilgili tüm kurumlardan gerekli yardımı almak suretiyle ilgisine göre Maliye Bakanlığı veya Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yerine getirileceği, ekli listelerde yer almayan özel ve vakıf sağlık kurum ve kuruluşları, özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları, vakıflar, dernekler, vakıf yükseköğretim kurumları, sendikalar, federasyonlar ve konfederasyonlar, ilgili bakanlıklarda bakan tarafından oluşturulacak komisyonun teklifi üzerine bakan onayı ile kapatılacağı, bu fıkra kapsamında kapatılan kurum ve kuruluşlar hakkında ikinci fıkra hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir. Ek listede, "Özel ... ilkokulu, Özel ... Anadolu Lisesi, Özel ... Fen Lisesi, Özel ... Anadolu Lisesi, Özel ... Fen Lisesi, Özel ... Ortaokulu" nun adlarının geçtiği görülmüştür. 22 Kasım 2016 tarih 29896 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında 677 sayılı KHK'nın Kayyımlık yetkisinin devri başlıklı 7. maddesinde bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 133. maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkileri, "hakim veya mahkeme kararı ya da talep olmaksızın" bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yayımı tarihinde sona ereceği ve şirketlerin yönetiminin kayyımlar tarafından "derhal" Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredileceği düzenlenmiştir. 22 Kasım 2016 tarih 29896 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında 678 sayılı KHK'nın 36 ve 37 maddelerinde 375 sayılı KHK'nın ek 16.maddesinde ve TMSF’nin kayyım olarak atandığı şirketlerin kefaleti ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır. 24 Kasım 2016 tarih 29898 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6756 sayılı Kanun ile 669 sayılı KHK'nın 4 ve 673 sayılı KHK'nın 10 maddelerinde yer alan düzenlemeler Kanunlaştırılmıştır. 669 sayılı KHK'nın 4. maddesinde düzenlenen iflasın ertelenmesinin yasaklanmasına dair hükmün kapsamı genişletilmiştir. 24 Kasım 2016 tarih, 29898 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6758 sayılı Kanunun, Yargı ile ilgili düzenlemeleri içeren ikinci bölümünde yer alan, Kayyımlık yetkisinin devri ve tasfiye başlıklı 19. maddesi ile maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle CMK'nın 133. maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkilerinin, hakim veya mahkeme tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredileceğinin ve devirle birlikte kayyımların görevlerinin sona ereceğinin, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra ve olağanüstü halin devamı süresince terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle CMK'nın 133 maddesince şirketlere ve bu Kanunun 13. maddesi uyarınca varlıklara kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun atanacağının, 20.07.2016 tarihli Bakanlar Kurulu Kararıyla ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnamelerle kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; birinci ve ikinci fıkra kapsamındaki şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, diğer sorunları veya piyasa koşulları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının Fon tarafından tespit edilmesi durumunda, Fon'un şirketin yahut varlıklarının veya Kanunun 13. maddesinde belirtilen varlıkların satılmasına veya feshi ile tasfiyesine karar verebileceği ile satış ve tasfiye işlemlerinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yerine getirileceği, birinci ve ikinci fıkralar uyarınca Fon'un kayyım olarak atanmasına karar verilen şirket, taşınmaz, hak, varlık ve alacaklar hakkında CMK'nın 128. maddesi uyarınca verilen el koyma ve tedbir kararlarının, kayyım yetkisinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devriyle birlikte kendiliğinden kalkacağı, Kanunun 20. maddesi ile de Fon'un satış ve tasfiyeye ilişkin yetkilerinin düzenlendiği, Fon'un kayyım atandığı şirketlerin ya da bunların varlıklarının, bu madde kapsamında satışından elde edilecek tutarların yargılamanın kesin hükümle sonuçlandırılmasına kadar bir hesapta nemalandırılacağının, madde hükümlerinin kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının veya bunların bağlı olduğu şirketlerin Hazine tarafından devralınan varlıklarının satış ve tasfiyesini teminen Maliye Bakanlığınca Fon'a devredilmesi durumunda da uygulanacağının, devredilen varlıkların satışından elde edilen tutarların ise Maliye Bakanlığına aktarılacağı düzenlenmiştir. 6 Ocak 2017 tarih, 29940 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında 680 sayılı KHK'nın Çeşitli ve Son hükümler başlıklı dördüncü bölüm 81. maddesi ile 6758 sayılı Kanunun 19. maddesinin üçüncü fıkrası değiştirilmiş, bu kapsamda kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; birinci ve ikinci fıkra kapsamındaki şirketlerin, soruşturma ve kovuşturma sonuna kadar, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun gözetiminde, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakanın atadığı yöneticiler tarafından ticari teamüllere uygun olarak ve basiretli tüccar gibi yönetileceği, bu şirketlerin yöneticilerinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakan tarafından atanıp ve görevden alınacağı, bu şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sorunları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının tespit edilmesi durumunda, şirketin yahut varlıklarının veya 5271 sayılı Kanunun 128. maddesinin onuncu fıkrasında belirtilen malvarlığı değerlerinin satılmasına veya feshi ile tasfiyesine Fonun ilişkili olduğu Bakan tarafından karar verilebileceği, satış ve tasfiye işlemlerinin ilgili şirketin yönetim kurulu tarafından yerine getirileceği, maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların Fonun ilişkili olduğu Bakan onayıyla belirleneceği düzenlenmiştir. 23 Ocak 2017 tarih, 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında 683 sayılı KHK'nın, şahsi sorumluluk davalarına ilişkin tedbir başlıklı 7. maddesinde 5271 sayılı CMK'nın 133. maddesi uyarınca kayyım atanan şirketlerin, kayyım atanmasından önceki sahipleri, ortakları, yönetim kurulu üyeleri, müdürleri ve diğer sorumlu yetkilileri aleyhine kayyımlar tarafından açılmış veya açılacak şahsi sorumluluk davalarına yönelik düzenlemeler yapılmıştır. 07 Şubat 2017 tarih, 29972 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında 686 sayılı KHK'nın muvazaalı devir işlemleri başlıklı 4. maddesi ile CMK'nın 133. maddesi uyarınca kayyım atanan şirketlerde ortaklık pay ve haklarına ilişkin olarak soruşturmanın başladığı tarihten bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar şirket ortakları tarafından yapılmış olan devir ve temlik işlemleri muvazaalı kabul edilerek geçersiz sayılacağı ve ticaret sicilinden re'sen terkin edileceği düzenlenmiştir. 9 Şubat 2017 tarih, 29974 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında 687 sayılı KHK'nın, müsadere edilen şirket, ortaklık payları ve varlıklar başlıklı 1. maddesinde, "CMK'nın 133. maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilip 10.11.2016 tarihli ve 6758 sayılı Kanunun 19. maddesine göre kayyımlık yetkisi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından kullanılan şirketler, ortaklık payları ve varlıkların 5237 sayılı TCK'nın İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan suçlar ile 3713 sayılı TMK ile 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunun İkinci Bölümü kapsamına giren suçlardan dolayı müsaderesine karar verilmesi halinde müsadere kararı"; bu şirket, ortaklık payları ve varlıkların Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından satış ve tasfiye edilmesi suretiyle yerine getirileceği, satış ve tasfiye sürecinde şirket, ortaklık payları ve varlıkların yönetiminin 6758 sayılı Kanunun 19. maddesine göre atanan yöneticiler tarafından yürütülmesine devam edileceği, satış veya tasfiyeden elde edilen gelirlerin Hazineye irat kaydedileceği düzenlenmiştir. 29 Nisan 2017 tarih 30052 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında 690 sayılı KHK'nın, 73. maddesi ile 6758 sayılı Kanunun 19. maddesine ekleme yapılarak, varlık ve malvarlığı değeri satışlarına bağlı olarak elde edilen gelirden borçlar ödendikten sonra kalan tutarların kullanılması ve nemalandırılması ile kayyımlık görevi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yürütülen şirketlerin açtıkları davalarda harçtan muaf oldukları düzenlenmiştir. 22 Haziran 2017 tarih 30104 (2. Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında 691 sayılı KHK'nın, 11. maddesi ile 6758 sayılı Kanunun 20.maddesinin ikinci cümlesinde değişiklik yapılmış, kayyımlık yetkisi Fona devredilen veya Fonun kayyım olarak atandığı şirketleri ve ortaklık paylarını soruşturma ve kovuşturma süresince yönetmek ve temsil etmek üzere atananlar veya görevlendirilenler ile 5271 sayılı Kanunun 128 inci maddesinin onuncu fıkrasına göre malvarlığı değerlerinin yönetimi amacıyla atananlar ve bu kapsamda icra edilen iş ve işlemler hakkında 6755 sayılı Kanun'un 37 ve 38. maddelerinin uygulanacağı belirtilmiştir. 25 Ağustos 2017 tarih 30165 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 694 sayılı KHK'nın 180. maddesi ile 6758 sayılı Kanunun 19. maddesine ekleme yapılarak Kayyımların yetkileri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen veya Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atandığı şirketlerde, şirketin ortaklarının yeni kurulacak şirketlerde pay sahibi olmaları koşuluyla şirket yönetim organının önerisi ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakanın onayıyla yeni şirket kurulmasına karar verilebileceği, kurulacak şirketin sermayesinin devredilen veya kayyım olarak atanılan şirket tarafından karşılanacağı, yeni kurulan şirkette kayyımlık yetkisinin bir mahkeme veya hakim kararına gerek olmaksızın Fona devredilmiş sayılacağı belirtilmiştir. 195 ve 196 maddelerde de kefalet ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır. 24 Aralık 2017 tarihli 30280 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 696 sayılı KHK ile de 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 401 ve 403 maddelerine ekleme yapılarak Terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle CMK'nın 133. maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde onay yükümlülüğü olmadığı ve 403. maddenin beşinci fıkra hükümlerinin kayyımın görevi devam ettiği müddetçe uygulanmayacağı düzenlenmiştir. 08 Mart 2018 tarihli 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7070 sayılı Kanunun 71 maddesi ile 676 sayılı KHK ile yapılan değişiklikler/düzenlemeler kanunlaştırılmıştır. 08 Mart 2018 tarihli 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7071 sayılı Kanunun 34 maddesi ile 678 sayılı KHK ile yapılan değişiklikler/düzenlemeler kanunlaştırılmıştır. 08 Mart 2018 tarihli 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7072 sayılı Kanunun 79 maddesi ile 680 sayılı KHK'nın Çeşitli ve Son hükümler başlıklı dördüncü bölüm 81. maddesi ile 6758 sayılı Kanunun 19. maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklik kanunlaştırılmıştır. 8 Mart 2018 tarihli 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7076 sayılı Kanunun 1. maddesi ile 687 sayılı ve 11 maddesi ile de 691 sayılı KHK ile yapılan değişiklikler/düzenlemeler kanunlaştırılmıştır. 8 Mart 2018 tarihli 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7077 sayılı Kanunun 79 maddesi ile 690 sayılı KHK ile yapılan değişiklikler/düzenlemeler kanunlaştırılmıştır. 8 Mart 2018 tarihli 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7082 sayılı Kanunun 9. maddesi ile 675 sayılı KHK ile yapılan değişiklikler/düzenlemeler kanunlaştırılmıştır. 8 Mart 2018 tarihli 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7083 sayılı Kanunun 9. maddesi ile 677 sayılı KHK ile yapılan değişiklikler/düzenlemeler kanunlaştırılmıştır. Kayyımlık yetkisinin devri başlıklı 7. maddede bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkileri, hâkim veya mahkeme kararı ya da talep olmaksızın bu Kanunun yayımı tarihinde sona erer ve şirketlerin yönetimi kayyımlar tarafından derhal Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilir hükmü düzenlenmiştir. 08 Mart 2018 tarihli 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7086 sayılı Kanunun 4.maddesi ile 686 sayılı KHK ile yapılan değişiklikler/düzenlemeler kanunlaştırılmıştır. 31 Temmuz 2018 tarihli 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesinde 6758 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atanmasına ilişkin hükmün bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle uygulanacağı düzenlenmiştir. 28.7.2021 tarihinde madde yürürlüğe girmiştir. 28 Temmuz 2021 tarihli 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Kanunun 20. maddesi ile 25.7.2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “altı yıl” şeklinde değiştirilmiştir. Bu cümleden olarak; Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Başkanlığının Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesine sunduğu 23.05.2018 tarihli yazısı ekinde ibraz edilen 24.10.2016 tarihli yazıda, 2015/29580 sayılı soruşturma kapsamında Cumhuriyet Başsavcılığından, Sulh Ceza Hakimliği kararı ile bahse konu şirketlere atanan kayyımların yetkilerinin Fona devredildiği ancak; Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Merkezi Sicil Kayıt sisteminden ... Özel Eğitim ile ... Özel Eğitim şirketlerinin ticaret sicilinden terkin edildiği bilgisine ulaşıldığından ayrıntıları belirtilen 674 sayılı KHK'nın 19., 667 sayılı KHK'nın 2., 670 sayılı KHK'nın 5. maddeleri uyarınca, savcılık talebinin yeniden değerlendirilmesine yönelik istemde bulunulduğunun belirtildiği görülmüştür. Fakat, dosya içeriğinde Fon tarafından yapıldığı belirtilen itiraza dair verilen bir karar ve belgeye rastlanılmamıştır. Kayyım atama kararına konu soruşturma neticesinde, Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesine hitaben düzenlenen Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.05.2017 tarih, 2015/29580 soruşturma, 2017/5131 esas ve 2017/1106 iddianame numaralı iddianamesi ile aralarında şirketlerde süreçte hissedar/ortak/çalışan oldukları belirtilen kişilerinde aralarında bulunduğu anlaşılan 150 şüphelinin "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan, "TCK'nın 44/1, 3713 sayılı TMK'nın 7/1 maddesi delaletiyle TCK'nın 314/2, 3713 sayılı TMK'nın 5/1, TCK'nın 53/1-2, 54/1, 55/1-2, 58/9, 63/1." maddelerince cezalandırılması istenilmiştir. İddianamenin ilgili kısımlarında şu bilgilere yer verilmiştir. "FETÖ/PDY örgütünün il yapılanması, faaliyetleri, finans kaynaklarının tespit edilmesi ve deşifre edilmesine yönelik Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının... soruşturmalarının 2015/29580 sayılı soruşturma ile birleştirildiği... soruşturma kapsamında, ... terör örgütü kurmak yönetmek üye olmak, devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozmak, Anayasal düzene karşı gelmek, terör örgütü kapsamında yardım toplama kanununa muhalefet, nitelikli dolandırıcılık yağma ve tehdit, iş hürriyetini engellemek, suçtan elde edilen malvarlığı değerlerini aklama, demokratik yollarla seçilmiş hükümeti ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek suçlarına karıştıkları, örgütün Mersin yapılanması içerisinde yer alarak toplantılar organize edip katıldıkları, örgüte finans sağladıkları tespit edilen aşağıda eylemleri belirtilen şüpheliler ve ayrıca FETÖ/PDY güdümünde faaliyet yürütüğü tespit edilen kurumlardan olan; 1- ... Özel Eğitim ve Öğretim Kantin Yemekçilik Anonim Şirketi ve bünyesinde; a) Özel ... Anadolu Lisesi, Özel ... İlkokulu, Özel ... Ortaokulu, Özel ... Fen Lisesi ve Özel ... Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, b) Özel ... Anadolu ve Fen Lisesi, c) Özel ... İlkokulu, 2- ... Özel Eğitim Turizm İşletmeleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi ve bünyesinde; a) Özel ... Dershanesi Barbaros Şubesi, b) ... Dershanesi Yenişehir Şubesi, c) Özel ... Akademi KPSS Kursu, d) Özel ... Dershanesi Mezitli Şubesi, e) ... Dershanesi Mezitli Şubesi, f) Özel ... Dershanesi Çağdaşkent Şubesi, g) Özel ... Dershanesi Toroslar Şubesi, h) Özel ... Dershanesi ... Şubesi, i) ... Dershanesi Merit Şubesi 3- ... Yemekçilik Gıda Servis Yurt Hiz. Tic. ve San. A.Ş 4- ASİAD (... Sanayi ve İşadamları Derneği) 5- ... (Mersin Eğitim Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği) 6- ... Eğitim Merkezi olmak üzere, FETÖ/PDY güdümünde faaliyet yürüten 13 eğitim kurumu, 2 dernek ve 3 şirkette, adı geçen şüphelilerin ikametlerinde, kullandıkları tespit edilen 38 araçta ve 10 işyerinde; 24.05.2016 günü Mersin merkezli 14 ilde İstanbul, Ankara, Adana, Gaziantep, Osmaniye, Kahramanmaraş, Nevşehir, Şanlıurfa, Elazığ, Kayseri, Antalya, Hatay, Karaman, Isparta illerinde eş zamanlı Cumhuriyet Başsavcılığımızın talimatları doğrultusunda operasyonel çalışma yapılmıştır. ...ayrıntılı şekilde anlatılan şüpheli beyanları, araştırma tutanakları, diğer tutanaklar, tanıklar anlatımı, ifade sahipleri beyanları, HTS raporu, 477 sayfadan ibaret MASAK raporu, pişmanlıktan yararlanarak ayrıntılı anlatımda bulunanlar... kayıtları birlikte değerlendirildiğinde şüphelilerin örgütsel yapı içerisinde birlikte hareket ettikleri, örgütün, örgüt liderinin talimatları doğrultusunda hareket ettikleri, örgütün parasal (Finans Alyapısını) oluşturdukları, örgüte üye kazandırdıkları, örgüte ait otellerde kaldıkları, birlikte örgütsel yapıyı güçlendirmek amacı ile birlikte yurt dışı seyahatleri düzenledikleri, örgüt liderini ziyarete gittikleri tespit edilmiş olmakla ve tüm soruşturma evrakı birlikte değerlendirildiğinde şüphelilerden her birinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile organik bir bağlantı içerisine girdikleri, örgütün emir ve talimatları doğrultusunda örgüt menfaatine göre hareket ettikleri, bu şekilde üzerlerine atılı bulunan suçları işledikleri ve haklarında kamu davası ve yargılamaya yeter delillere ulaşıldığı sonucuna varılmış olup; Delillerin takdiri ve değerlendirilmesi Mahkemeye ait olmak üzere; 19- ... Özel Eğitim A.ş., ... Özel Eğitim A.ş., ... Yemekçilik A.ş.'nin FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı olduğundan dolayı kayyum atandığı ve sonrasında TMSF'ye devredildiği, şüphelilerin suça konu eylemlerinin gerçekleştirmek amacı ile bu şirketleri kullandıkları, bu şirketlerde topladıkları himmet paralarını akladıkları ve bu paraları Fetö'nün finansmanı amacı ile kullandıkları anlaşıldığından tüm şüphelilerin TMSF'ye devredilmiş olan şirketlerdeki ortaklık paylarının TCK'nın 55/1-2 maddesi gereğince müsaderesine," Karar verilmesi istenilmiştir. İddianamenin notlar kısmında, haklarında yakalama kararı olanlar ile leh ve aleyhlerinde delil toplama işlemi devam eden (59) şüpheli hakkındaki evrakın tefrik edilip Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/22942 sırasında kaydedildiği, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı 2015/29580 sayılı soruşturma dosyasında müşteki olarak beyanları alınan kişilerin bazılarının şüpheliler ile Mersin Ticaret Mahkemesinde halen davalarının devam ettiği, bir kısım şüphelilerin ise beyanlarının tanık olarak dinlenmesi gerekeceğinden UYAP sistemine müşteki olarak girilenlerin tümünün sistemden çıkartılıp tanık olarak dinlenmesi hususunun mahkemenin takdirine bırakıldığı, şüpheliler ile ilgili olarak UYAP sistemine 6415 sayılı Kanunun 4. maddesi uygulanmasının girildiği ancak TCK'nın 44. uygulanması gereği sistemden uygulamasının çıkartıldığı belirtilmiştir. Mahkemenin 2017/146 esasına kayden sanıklar hakkında kovuşturma yapılmıştır. Süreçte bir kısım sanıklar yönünden tefrik kararı verilerek dosyalarının birleştirme kararı ile ilgili mahkemelere gönderildiği anlaşılmakla, "29.11.2017 tarihli duruşmada" ara karar ile "18-Mersin Ticaret Sicil Memurluğuna müzekkere yazılarak ... Özel Eğitim A.Ş., ... Özel Eğitim A.Ş. ve ... Yemekçilik A.Ş.'de ekte gönderilen sanıkların adı geçen şirketlerde şirketlerin kuruluşundan itibaren hisse sahibi olup olmadığı, hisse sahibi iseler hangi tarihte hisse sahibi oldukları ve hangi tarihte bu hisseleri devrettikleri ve en son ortaklara ait isim listesinin liste halinde... bildirilmesinin istenilmesine" ve "19-Tüm sanıklar hakkında TCK'nın 55/1-2 maddesi uyarınca iddia makamınca talepte bulunulduğu ve yargılamanında geldiği aşama dikkate alınarak mal varlığı üzerindeki tedbirin kaldırılması hususundaki taleplerin reddine" karar verildiği, "13.03.2018 tarihli duruşmada" Mersin İl Dernekler Müdürlüğü Hazine vekilinin katılma talebinde bulunduğu ve mahkemece dosya kapsamına, iddianamedeki sevk maddelerine göre Mersin Dernekler İl Müdürlüğünün suçtan doğrudan doğruya zarar görmediğinden katılma talebinin reddine karar verildiği, Ticaret Sicil Memurluğuna müzekkere yazılarak, ... Özel Eğitim A.Ş., ... Özel Eğitim A.Ş. ve ... Yemekçilik A.Ş.'de sanıkların adı geçen şirketlerde şirketlerin kuruluşundan itibaren hisse sahibi olup olmadığı, hisse sahibi iseler hangi tarihte hisse sahibi oldukları ve hangi tarihte hisselerini devrettikleri, en son ortaklara ait isim listesinin bildirilmesinin istenildiği ve Sicil Memurluğunca yazıya cevap verilmiş olduğunun belirtildiği, "13.03.2018 tarihli duruşmada" tanık ...'in dinlenildiği, davaya müdahil olma talebinde bulunduğu, ara kararla tanığın doğrudan suçtan zarar görmemesi nedeniyle talebinin reddine karar verildiği, "14.03.2018 tarihli duruşmada" ...'in aynı gerekçe ile reddedildiği, "22.03.2018 tarihli duruşmada" Ticaret Sicil Memurluğundan gelen yazı ve CD'nin bilirkişiye tevdii edilerek, ... Özel Eğitim A.Ş., ... Özel Eğitim A.Ş. ve ... Yemekçilik A.Ş.'de; sanıkların şirket ortağı olmadığı, şirket ortağı olmuş ise hangi tarihte oldukları ve hisselerini hangi tarihte devrettiklerinin sanık bazında ve şirket bazında ayrı ayrı tespitinin, bu üç şirkete el konulmadan önce en son ortaklarının kimler olduğunun rapor halinde sunulmasının istenilmesine, gelen belgeler yeterli olmadığı takdirde Sicil Memurluğundan re'sen belge isteme konusunda bilirkişiye yetki verilmesine ve katılma talepleri reddedilen ..., ... ve Mersin Dernekler İl Müdürlüğünün UYAP sistemine eklenmesine, örgüt güdümünde olduğu iddia edilen ..., ... ve ... A.Ş. ile ilgili olarak bu şirketlerin il imamının kontrolünde olduğu iddialarıda gözetilerek sanık ...'ın ek ifadesine başvurulması için zorla getirme yazısı ile celbine karar verildiği görülmüştür. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Başkanlığı 23.05.2018 tarihli yazısı ile Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesinden 09.05.2018 tarihli yazı ile gönderilen 04.05.2018 tarihli karara, Sulh Ceza Hakimliğince verilen karara yönelik Cumhuriyet Başsavcılığına 24.10.2016 tarih 14787 sayılı yazı ile itirazda bulunulduğu belirtilerek, ticaret sicil kayıtları ile terkin edildikleri belirlenen üç şirketin terkini nedeni ile yönetimleri söz konusu olamayacağından verilen kararın yeniden değerlendirilmesi istenilmiştir. Evrak ekinde ve UYAP sisteminde yer alan dokümanlardan anlaşılacağı üzere; dosya içeriğinde bulunmayan, ... Başkanının 12.04.2018 havale tarihli, ...'ın ise 24.01.2018 tarihli dilekçelerine istinaden, 674 sayılı KHK'nın 19/1 maddesi kapsamında, Mersin 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 23.05.2018 tarih, 2016/3079 değişik iş sayılı kararına yönelik yapılan inceleme neticesinde Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesince 04.05.2018 tarihli uyuşmazlığa konu karar verilmiştir. Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.05.2018 tarih, 2017/146 esas sayılı kararının ilgili kısımları belirtildiği şekli ile şöyledir; " ... Mersin 3. Sulh Ceza Hakimliği'nin, 23.05.2016 tarih ve 2016/3079 D. İş sayılı kararı ile ... Özel Eğitim Öğretim Kantin Yemekçilik Servis İşletme Ticaret A.Ş, ... Özel Eğitim Öğretim Turizm İşletmeleri San. ve Tic. A.Ş, ... Yemekçilik Kantincilik Servis Özel Yurt Hizmetleri Tic. San. A.Ş isimli şirketler ve bu şirketler bünyesinde faaliyet gösteren işletmelere ...'nin ... olarak atandığı; 1 Eylül 2016 tarihli, 29818 sayılı 2. Mükerrer Resmî Gazete'de yayınlanan 674 sayılı KHK'nın 19/1 maddesinde "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkileri, hakim veya mahkeme tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilir ve devirle birlikte kayyımların görevleri sona erer." şeklinde düzenleme yapıldığı; Aynı KHK'nın 19/3 maddesinde de "20.7.2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; birinci ve ikinci fıkra kapsamındaki şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, diğer sorunları veya piyasa koşulları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından tespit edilmesi durumunda, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu şirketin yahut varlıklarının veya bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 13 üncü maddesinde belirtilen varlıkların satılmasına veya feshi ile tasfiyesine karar verebilir. Satış ve tasfiye işlemleri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yerine getirilir." şeklinde düzenleme yapıldığı anlaşılmış olmakla; Cumhuriyet Savcısının mütalaası alındı. 1-Mersin 3. Sulh Ceza Hakimliği'nin 23.05.2016 tarih ve 2016/3079 D. İş sayılı kararı ile, - ... Özel Eğitim Öğretim Kantin Yemekçilik Servis İşletme Ticaret A.Ş, - ... Özel Eğitim Öğretim Turizm İşletmeleri San. ve Tic. A.Ş, - ... Yemekçilik Kantincilik Servis Özel Yurt Hizmetleri Tic. San. A.Ş isimli şirketler ve bu şirketler bünyesinde faaliyet gösteren işletmelere ... olarak atanan ....'nin yetkilerinin 674 sayılı KHK'nın 19/1 maddesi uyarınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna DEVREDİLMESİNE, 2- - ... Yemekçilik Kantincilik Servis Özel Yurt Hizmetleri Tic. San. A.Ş'ye mecurunu kiraya veren dükkan sahibi Mustafa Kalay'ın menkullerin boşaltılarak anahtarın kendisine verilmesi şeklindeki, -... başkanı ...'in 12.04.2018 havale tarihli talep dilekçesi ile menkullerin Maliyece devralınarak mecurun boşaltılması ve anahtarların mal sahiplerine iadesi şeklindeki talepleri yönünden; Anılan şirketlerin yönetim yetkilerinin 674 sayılı KHK'nın 19/1 maddesi gereğince TMSF'ye devrine karar verilmiş olması ve 674 sayılı KHK'nın 19/3 maddesinde TMSF'ye devredilen şirketlerin yönetim işlemleri ve sorunları ile satış ve tasfiye işlemlerinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yerine getirileceğinin düzenlenmiş olması gözetilerek Mahkememizce yapılacak bir işlem olmadığından ve talepler hakkında karar verme yetkisinin 674 sayılı KHK ile TMSF'ye verilmiş olması nedeniyle bu talepler hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 3-Kararın gereği için TMSF'ye ve ... olarak atanan ....'ye tebliğine, Kararın bilgi için ... Yemekçilik Kantincilik Servis Özel Yurt Hizmetleri Tic. San. A.Ş'ye mecurunu kiraya veren dükkan sahibi ...'a tebliğine, Dair, evrak üzerinde yapılan inceleme sonucunda, Mersin 9. Ağır Ceza Mahkemesine itiraz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi." 23.05.2018 tarihli Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu İştirakler ve Gayrımenkuller Daire Başkanlığının yazısı ile Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesinden, mahkemenin 04.05.2018 tarihli yazısı ile gönderilen kararın, 6758 sayılı Kanunun 19. maddesinin birinci fıkrasında; maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle CMK'nın 133. maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkilerinin hakim veya mahkeme tarafından kuruma devredileceği, ikinci fıkrasında ise maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra ve olağanüstü halin devamı süresince terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle CMK'nın 133. maddesi uyarınca şirketlere ve varlıklara kayyım atanmasına karar verildiği takdirde kayyım olarak kurumun atanacağının hüküm altına alındığı, ayrıca 667 sayılı KHK ve 6749 sayılı Kanun ile aynı KHK'nın eki listesinde yer alan özel sağlık kurum ve kuruluşları, özel eğitim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları, vakıf ve dernekler ile bunların iktisadi işletmelerinin, vakıf yüksek öğretim kurumlarının vs... kapatıldığı ve ilgisine göre Hazine veya Vakıflar Genel Müdürlüğüne devredildiği, KHK'nın 2. maddesinin 3. fıkrasında milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı belirlenen ve ekli listelerde yer almayan ... özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları,... ilgili bakanlıklarda bakan tarafından oluşturulacak komisyonun teklifi üzerine bakan onayı ile kapatacağının, bu fıkra kapsamında kapatılanlar hakkında ikinci fıkra hükümlerinin uygulanacağının, ayrıca 670 sayılı KHK'nın 5. maddesinin üçüncü fıkrasında kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının bağlı oldukları şirketlerin faaliyetlerinin sonlandırılarak ticari sicil kayıtlarının resen terkin edileceğinin belirtildiği, Mersin 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 23.09.2016 tarih, 2016/4795 değişik iş sayılı kararı ile belirtilen şirketlere atanan kayyımların yetkilerinin Tasarruf Mevduatına Sigorta Fonuna devredilmesine karar verildiği, karara 24.10.2016 tarihli yazı ile itirazda bulunulduğu, itiraz yazısında Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Merkezi Sicil Kayıt Sistemi kayıtlarında yapılan inceleme neticesinde, ... Özel Eğitim Kantin Yemekçilik Servis İşletme Ticaret A.Ş ile ... Özel Eğitim Öğretim Turizm İşletmeleri Sanayi Ticaret A.Ş'nin ticaret sicilinden terkin edildiği bilgisine ulaşıldığının ve 670 sayılı KHK'nın 5. maddesi kapsamında işlemlerin tamamlandığının bildirildiği, ... Yemekçilik Kantincilik Servis Özel Yurt Hizmetleri AŞ'nin ve bu şirketin Yenişehir Şubesinin ise aynı mevzuat hükümlerince ticaret sicil kayıtlarının terkin edildiği ve Sicil Gazetesinin ilgili sayfalarının sunularak, 5271 sayılı CMK'nın 133. maddesinde belirtilen kayyım tayin edilebilecek şirketlerin "idaresinin gerekmesi" ve "yönetilmesi amacıyla" koşullarını taşıyan tüzel kişilikleri haiz şirketler olduğu değerlendirildiğinden, madde de şirket yönetimi için kayyım atanması halinin hüküm altına alındığından kurumun ticaret sicilinden terkin edilerek varlıkları hazineye bedelsiz devredilen ve ticari hayattan çekilerek tüzel kişilikleri son bulan şirketlere kayyım olarak atanmasının maddenin söz ve ruhuna aykırı olduğu düşünüldüğünden, 2017/146 esas sayılı dosyadan verilen kararın yeniden değerlendirilmesi istenilmiştir. Yazı ekinde sunulan belgelerde; ı- 11 Mayıs 2017 tarih ve 9324 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 744. sayfasında ... Yemekçilik Kantincilik Gıda Servis Özel Yurt Hizmetleri Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketinin 670 sayılı KHK'nın 5. maddesinin 3. fıkrasına istinaden ve Gelir İdaresi Başkanlığı, Mersin Vergi Dairesi Başkanlığı, Liman Vergi Dairesi Müdürlüğünün 20.04.2017 tarihli yazısına istinaden, şirketin ticaret sicili kaydının resen terkin edildiği görülmüştür. ıı- 11 Mayıs 2017 tarih ve 9324 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 727 ve 728 sayfalarında ... Yemekçilik Kantincilik Gıda Servis Özel Yurt Hizmetleri Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi Yenişehir Mersin Şubesinin 670 sayılı KHK'nın 5. maddesinin 3. fıkrasına istinaden ve Gelir İdaresi Başkanlığı, Mersin Vergi Dairesi Başkanlığı, Liman Vergi Dairesi Müdürlüğünün 20.04.2017 tarihli yazısına istinaden ticaret sicili kaydının resen terkin edildiği görülmüştür. ııı- Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Merkezi Sicil Kayıt Sisteminde, 21.10.2016 tarihinde yapılan sorgulamalara ait kayıtlara göre ise Mersin Ticaret Sicil Müdürlüğüne kayıtlı ... Özel Eğitim Turizm İşletmeleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, ... Özel Eğitim, Öğretim, Kantin, Yemekçilik, Servis İşletmeleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi terkin edilmiştir. TMSF tarafından 23.05.2018 tarihli dilekçe ile yapılan itiraz üzerine, Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesince, 04.05.2018 tarihli kararın düzeltilmesine yer olmadığına karar verilerek dosyanın gönderildiği belirtilen Mersin 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.05.2018 tarih, 2018/141 değişik iş sayılı kararı ile Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.05.2018 tarih ve 2017/146 Esas sayılı kararının usul ve yasaya uygun olduğu, mahkeme kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından TMSF tarafından yapılan itirazların reddine, kesin olarak, oy birliği ile karar vermiştir. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Başkanlığı, Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesine sunulan 19.06.2018 tarihli, süreçteki itirazlarını içeren kanun yararına bozma konulu yazısı ile kesin kararın kanun yararına bozulması hususunda ihbar ve istemde bulunmuştur. Kanun yararına bozma talebinde bulunulduğundan bahse konu dilekçe ve ekleri, dosyanın 180 klasör olması nedeniyle gönderilemediği fakat iddianamenin, Mersin 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 23.05.2016 tarihli değişik iş kararının, Mahkemenin 04.05.2018 tarihli kararı ile Mersin 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.05.2018 tarihli kararının ve duruşma tutanaklarının gönderildiği belirtilen, Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.06.2018 tarihli yazısı ile, Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığının 03.07.2018 tarihli yazısı ile de Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.06.2018 tarih, 2017/146 esas sayılı kararına yönelik yapılan itiraza dair verilen Mersin 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.05.2018 tarih, 2018/141 değişik iş sayılı kararında kanun yararına bozma yoluna gitmeyi haklı gösterir bir husus bulunmadığından kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmesine yönelik Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne görüşte bulunulmuştur. Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 25.09.2018 tarihli yazı ile Sulh Ceza Hakimliğinin değişik iş dosyasının gönderilmesi istenilmiş, Cumhuriyet Başsavcılığının 02.10.2018 tarihli yazısı ile istenilen soruşturma dosyasının kayyım atama kararının verilmesine müteakip Cumhuriyet Başsavcılığına iade edildiği Mersin 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 08.01.2019 tarihli yazısı ile bildirilmiştir. Süreçte dava dosyasından temin edilen Mersin 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/3079 değişik iş kararı gönderilmiş ancak 26.12.2018 tarihli Ceza İşleri Genel Müdürlüğü yazısı ile gönderilememesi durumunda sebebinin belirtilmesi sureti ile bahse konu kararın kesinleşme şerhi ve karara dair Cumhuriyet Başsavcılığının istemini içeren dosya aslının gönderilmesi yeniden istenilmiştir. Mersin 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 08.01.2019 tarihli yazısı ile UYAP sisteminde yapılan kontrolde Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/29580 soruşturma sayılı dosyasından CMK'nın 133. maddesince kayyım atanmasına dair talebe yönelik kararın verilmesine müteakip dosyanın Başsavcılığa iade edildiği; Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/146 esas, 28.01.2019 tarihli yazısı ile de dosyanın istinaf incelemesine gönderilmesi nedeni ile gönderilemediği bildirilmiştir. Sunulan Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına dosya gönderme formunda suç türünün silahlı terör örgütüne üye olma, sevk ve karar niteliği uygulanan maddelerin TCK'nın 314/2 maddesi, karar niteliklerinin ise beraat ve mahkumiyet kararları olduğu, (53) sanığa kararın tebliğine ve istinaflarına dair bilgiler ile şahsi davacı ve katılan olarak ... ve Mersin Dernekler Müdürlüğüne kararın tebliğine ve istinaf edildiğine dair bilgilerinin belirtildiği görülmüştür. Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 16.04.2019 tarihli yazısı ile Cumhuriyet Başsavcılığından bu kez Sulh Ceza Hakimliğinin kararı kapsamında sadece şirketlere ilişkin olarak karara esas alınan belgelerin gönderilmesi istenilmiş, Cumhuriyet Başsavcılığının 06.05.2019 tarihli yazısı ile Mersin 8 Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.05.2019 tarihli yazısı ve dosya gönderme formu temin edilerek Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmiştir. UYAP sisteminde yapılan incelemede kayyım atanan şirketlerdeki hisselerinin müsaderesi istemini içeren kamu davasının 02.11.2018 tarihinde karara çıktığı tespit edilmiş, bu kapsamda Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.11.2018 tarih, 2017/146 esas ve 2018/260 sayılı, (63) sanık hakkında mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, beraat ve düşme kararının verildiği belirtilen gerekçeli kararında, (77) sanık hakkında açılan davanın tefrik edilerek mahkemenin 2018/191 esas sayılı dosyasına kaydedildiği, bir kısım sanıklar hakkında dava dosyalarının tefrik edilip birleştirme kararı verilerek ilgili dosyalarına gönderildiğinin belirtildiği görülmüştür. Uyuşmazlık kapsamında gerekçeli kararda belirtilen "hüküm" fıkrasının ilgili kısmı şöyledir; "64-Her ne kadar iddia makamınca bir kısım sanıkların ... Özel Eğitim Öğretim, Kantin, Yemekçilik, Servis İşletmeleri, Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, ... Özel Eğitim, Öğretim, Turizm İşletmeleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, ... Yemekçilik Kantincilik, Gıda Servis Özel Yurt Hizmetleri Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketlerindeki hisselerinin TCK'nın 55. Maddesi gereğince müsaderesi talep edilmiş ise de, TMSF yazısı ve ekindeki belgeler, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Merkezi Sicil Kayıt Sistemi Sorgulama Sonucu, 11 Mayıs 2017 tarih ve 93024 sayılı Resmi Gazete dikkate alındığında söz konusu şirketlerin 670 sayılı KHK ile kapatıldıkları ve ticaret sicilinden resen terkin edildikleri ve malları tasfiye edilmiş olduğu anlaşılmış olmakla ortada bir şirket hissesi bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 67-Tüm sanıkların mal varlıklarına konulan tedbirler yönünden; a.)... A.Ş., ... A.Ş, ... Yemekçilik A.Ş.'de hissesi bulunan sanıkların hissesinin MÜSADERESİ talep edilmiş olup, bu şirketlerin re'sen Ticaret Sicilinden terkin edildiği nedeniyle mahkememizce bu konuda karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmiş olmakla birlikte karar kesinleşinceye kadar sanıkların bu şirketlerdeki hisseleri üzerindeki tedbirin karar kesinleşinceye kadar devamına, b.)A bendindeki hisseler üzerindeki tedbirler dışındaki sanıkların mal varlıkları üzerinde tedbir konulmuş ise de, iddianamede bu malların müsaderesi yönünde bir talep bulunmadığından a bendi dışında kalan sanıkların tüm mal varlıkları üzerindeki tedbirlerin karar kesinleşmesi beklenilmeksizin kaldırılmasına, bu konuda gereği için Mersin Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına, 132-Adli Emanetin 2016/2470 sırasına kayıtlı, -Mühürlü bez torba içerisinde ... Özel Eğitim AŞ . 2007 - 2008 ve 2009 yıllarına ait yevmiye defterleri - çek fotokobileri - dekontlar - ilgili yazışmaların dosyada delil olarak saklanmasına, Gereği için Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına,... 134-Adli Emanetin 2016/3779 sırasına kayıtlı, -Mühürlü delil poşeti içerisinde ... Özel Eğitim Kantin Yemekçilik A.Ş'nin ... adresinde el konulan Çek ve sennetlerin dosyada delil olarak saklanmasına, Gereği için Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına, ...Dair, sanıklar ...yüzlerine karşı, sanık müdafileri...yüzlerine karşı, Diğer sanıklar ve diğer sanıklar müdafiilerinin yokluğunda, Katılma talepleri reddedilen ..., ..., Mersin Dernekler İl Müdürlüğü vekili ...'ın yokluğunda... Cumhuriyet savcısı ...'in katılımı ile, iş bu kararın tefhimden itibaren 7 gün içinde içerisinde sanık... yönünden verilen HAGB kararına yönelik olarak mahkeme kalemine verilecek bir dilekçe veya zabıt katibine tutturulacak bir tutanak ile Mersin 9. Ağır Ceza Mahkemesine itiraz yolu açık olmak üzere, diğer sanıklar yönünden verilen mahkumiyet, beraat ve düşme kararlarına yönelik olarak mahkeme kalemine verilecek bir dilekçe veya zabıt katibine tutturulacak bir tutanak ile Adana Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak ve istinaf yoluna gidilmediği takdirde kesinleşmek üzere oy birliğiyle verilen karar.." Kararın gerekçesinde ise; "Kamu davasına konu olayın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün Mersin ilindeki sivil yapılanmasına yönelik olduğu... Örgütün ildeki sivil yapılanmasının; örgüt mensuplarından ya da sempatizanlarından elde ettiği himmet, burs, bağış, kurban gibi maddi menfaatlerle finansal açıdan güçlendiği, buna paralel olarak elde edilen bu kazançlarla çoğunlukla eğitimli ve yönlendimeye müsait örgüt mensubu kazanma amacıyla okul, dershane, yurt ve öğrenci evleri açıldığı; yine toplumun geniş kesimlerine ulaşılarak eleman kazanma ve muhtelif başka amaçlarla ilimizde ...,... Özel Eğitim A.Ş., ... Özel Eğitim A.Ş., ... Yemekçilik A.Ş. ve ... Muhasebecilik A.Ş. isimli şirket, dernek ve vakıfların kurulduğu; ...Örgütün diğer illerdeki yapılanmalarında olduğu gibi ilimizdeki yapılanmalarında da legal görünme adına fiili durumla örtüşmeyen çeşitli uygulamalarda bulunulduğu, örgüte ait ticari şirketlerin hissedarlarının ve yönetimlerinin ve bunlara yönelik işlemlerin gerçeğe aykırı yapıldığı, örgüte ait derneklerin kuruluş ve yönetimlerinin de yine mevzuata göre gerçekleştirilmediği gibi bu şirket ve dernekteki bir kısım çalışanın gerçek çalışan olmadığı, örgütün tüzük kurallarına tabi ve sırf örgütsel faaliyet yürüten örgüt mensupları olduğu; yine bu şirket, şirkete bağlı okul-dershane-yurt-işyerleri ile derneklerin muhasebe kayıtlarının da gerçeğe aykırı düzenlendiği, gerçek muhasebe kaydının ayrıca örgüt içinde düzenli ve gizli olarak "Muhtakip/Tırnak" isimli bir program üzerinden tutulduğu, örnek olarak; örgüte ait şirketlere ilişkin Masak raporları incelendiğinde örgüte ait ... Yemekçilik A.Ş. tarafından yine örgüte ait ... Özel Eğitim A.Ş. ve ... Özel A.Ş.'ye yüksek miktarlarda fatura düzenlendiğinin, düzenlenen faturalarda yer alması gereken bilgilere de yer verilmediğinin, faturaların konu edinildiği mal ve hizmetlerin gerçekte alım satımının yapıldığına ilişkin olarakta tespitin yapılamadığının belirtildiğinin görüldüğü ayrıca yine teftiş raporunda ve ...nun beyanlarında da örgüte ait ... Orta ve Yüksek Eğitim Vakfının taşınmazlarının satımı ve sonrasında örgüte aktarımında usulsüzlüklerin yapıldığı ancak daha detaylı olması gereken söz konusu incelemelerin uzun sürecek olması nedeniyle bu aşamada yapılan usulsüzlüklerin tüm boyutları ile belirlenemediği, bahsi geçen şirket, dernek, sendika ve vakıf gibi örgüte ait ya da ilintili kuruluşların aslında görünürdeki amaç ve faaliyetleri dışında tamamen örgütün amaçları doğrultusunda faaliyet gösterdiklerinin kabul edilmesinin gerekli ve anlaşılır olduğu; Mersin il merkezinde bulunan örgüte ait 7 okulun bağlı olduğu ... Özel Eğitim A.Ş., örgüte 9 dershanenin bağlı olduğu ... Özel Eğitim A.Ş., genellikle örgüte ait okul ve yurtların gıda ihtiyacını karşılayan ... Yemekçilik A.Ş., genellikle örgüte ait şirket ve derneklerin muhasebecilik faaliyetlerini yapan Mars Mali Müşavirlik gibi şirketlerin; ...il imamının emir ve talimatları doğrultusunda faaliyet gösterdikleri; bu durumun ülke genelinde yapılan soruşturma ve kovuşturmalardan anlaşılabileceği gibi sanıklardan ...beyanlarından da anlaşılabileceği, bu nedenle adı geçen şirket, dernek ve sendikanın yönetiminde ya da denetiminde veya şirket ortaklığında görev alanların il imamının hiyerarşisini kabul ettikleri kaldı ki zaten bu kimselerin örgütün kadrolu mensuplarından veya örgüte uzun süreler hizmet ederek bağlılıklarını gösteren mütevellilerden seçildiği düşünüldüğünde bahsi geçen şirketlerde ortaklık, yöneticilik veya derneklerde başkanlık, yöneticilik, denetçilik, genel sekreterlik ile sendikalarda il temsilciliği yapanların örgütle kuvvetli bağlarının bulunduğu zira bu yerlerdeki gayriresmi işlemler nedeniyle bu durumun gerekli olduğu; Somut olayda bir kısım sanıklar tarafından; ... örgüt menfaatleri doğrultusunda kurulan anonim şirketlerin yönetiminde bulunma ve hissedarı olma ile derneklerin yönetiminde olma gibi faaliyetlerde dönüşümlü olarak il imamının talimatı ile bulunulduğu, hatta ...'ın beyanında da anlaşılacağı üzere özellikle yukarıda ismi geçen şirketlere ortak olanların ortak olurken herhangi bir sermaye koymadıkları gibi şirkete ortak olurken imzalı boş kağıt alındığı, genellikle 2 yıl dolduğunda örgüt uygulaması gereği kendisinin dahi haberi olmadan şirket ortaklığından ayırdıkları, düşünüldüğünde söz konusu eylemlerin dini bir cemaatin uygulamalarının ötesinde ve tanımlanan terör örgütünün uygulama ve eylemleri kapsamında olduğu anlaşılmıştır. ...Mütevelli olan bir kısım sanıkların mütevelli olmaları nedeniyle örgüt mensubu yetiştirilmesi için hayati önemi bulunan okul, dershane ve yurt inşa edilmesi, ... evleri diye isimlendirilen öğrenci evlerinin finanse edilmesi, himmet ve kurban toplanılması, örgütle ilintili gazete dergi abonesi bulunması, örgütle ilintli şirkette görünürde hissedar ya da yönetici olunması şeklinde eylemlerde bulundukları düşünüldüğünde örgüt hiyerarşisi içinde olduklarının kabulünün gerektiği sonucuna varılmıştır. ...Her ne kadar iddia makamınca bir kısım sanıkların ... Özel Eğitim Öğretim, Kantin, Yemekçilik, Servis İşletmeleri, Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, ... Özel Eğitim, Öğretim, Turizm İşletmeleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, ... Yemekçilik Kantincilik, Gıda Servis Özel Yurt Hizmetleri Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketlerindeki hisselerinin TCK'nın 55. maddesi gereğince müsaderesi talep edilmiş ise de, TMSF yazısı ve ekindeki belgeler, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Merkezi Sicil Kayıt Sistemi Sorgulama Sonucu, 11 Mayıs 2017 tarih ve 93024 sayılı Resmi Gazete dikkate alındığında söz konusu şirketlerin 670 sayılı KHK ile kapatıldıkları ve ticaret sicilinden resen terkin edildikleri ve malları tasfiye edilmiş olduğu anlaşılmış olmakla ortada bir şirket hissesi bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir." (61) sanık yönünden silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet ve beraat kararlarına yönelik olarak, sanıklar, sanıklar müdafileri, o yer Cumhuriyet savcısı, katılma talepleri reddolunan Mersin Valiliği Dernekler İl Müdürlüğü vekili ve ... tarafından yapılan istinaf başvurusu neticesinde, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 16.07.2019 tarih 2019/286 esas ve 2019/671 karar sayılı kararı ile Mersin Valiliği Dernekler İl Müdürlüğü ve ...'in katılma taleplerinin reddine ilişkin mahkeme kararın kaldırılarak haklarında katılma kararı verilerek sanıkların cezalandırılması ile vekalet ücretine hükmolunması ve sair.. nedenleri içeren istinaf istemlerinin reddine, sanık ... hakkında o yer Cumhuriyet savcısının ve sanık müdafiinin istinaf talebinin incelenmek üzere dosyanın tefriki ile ayrı bir esasa kaydının yapılmasına, davanın yeniden görülmesine, duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına, diğer sanıklar yönünden verilen hükümlerde bir isabetsizlik bulunmadığından, sanıklar ve sanıklar müdafilerinin istinaf talepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, itiraz ve temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümlerin, (52) sanık yönünden müdafilerince temyizi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 18.02.2021 tarih, 2019/11473 esas, 2021/1441 karar sayılı kararı ile (50) sanık yönünden kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden, temyiz davasının esastan reddiyle hükümlerin onanmasına, (2) sanık yönünden kurulan mahkumiyet hükümlerin bozulmasına, oy birliği ile karar verilmiştir. III-KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNE İLİŞKİN UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI: Silahlı terör örgütüne üye olmak ve terör örgütüne finansman sağlamak suçlarından yapılan soruşturma kapsamında CMK'nın 133. maddesi gereğince atanan yönetim kayyımlarının yetki ve görevlerinin, bilahere çıkartılan Kanun Hükmünde Kararnamelere istinaden Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devrine dair verilen ara kararı ile iş bu karara vaki itiraz üzerine verilen mercii kararında isabet bulunup bulunmadığına ilişkin ise de öncelikle anılan mercii kararının kanun yararına bozma yasa yoluna konu edilip edilemeyeceğinin tartışılması gerekmektedir. IV- HUKUKİ MEVZUAT Uyuşmazlığa yönelik Yasal düzenlemeler şöyledir; A-) 5271 sayılı CMK'nın, Şirket yönetimi için kayyım tayini Madde 133 – (1) Suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde; soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hakim veya mahkeme, şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabilir. Atama kararında, yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliğinin kayyımın onayına bağlı kılındığı veya yönetim organının yetkilerinin ya da yönetim organının yetkileri ile birlikte ortaklık payları veya menkul kıymetler idare yetkilerinin tümüyle kayyıma verildiği açıkça belirtilir. Kayyım tayinine ilişkin karar, Ticaret Sicili Gazetesinde ve diğer uygun vasıtalarla ilan olunur. (2) Hakim veya mahkemenin kayyım hakkında takdir etmiş bulunduğu ücret, şirket bütçesinden karşılanır. Ancak, soruşturma veya kovuşturma konusu suçtan dolayı kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararının verilmesi halinde; ücret olarak şirket bütçesinden ödenen paranın tamamı, kanuni faiziyle birlikte Devlet Hazinesinden karşılanır. (3) İlgililer, atanan kayyımın işlemlerine karşı, görevli mahkemeye 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun ve 29.6.1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre başvurabilirler. (4) Bu madde hükümleri ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir. a) Türk Ceza Kanununda yer alan, 7. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (madde 282), 8. Silahlı örgüt (madde 314) veya bu örgütlere silah sağlama (madde 315), 9. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337), Suçları, (5) (Ek: 1/7/2016-6723/32 md.) Bu madde uyarınca atanan kayyımların görevleriyle ilgili iş ve işlemlerinden dolayı tazminat davaları, 142 ila 144 üncü maddeler uyarınca Devlet aleyhine açılır. Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan kayyımlara bir yıl içinde rücu eder. İtiraz olunabilecek kararlar Madde 267 – (1) Hakim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir. İkinci Bölüm Müsadere Usulü Başvuru Madde 256 – (1) Müsadere kararı verilmesi gereken hâllerde, kamu davası açılmamış veya kamu davası açılmış olup da esasla beraber bir karar verilmemişse; karar verilmesi için, Cumhuriyet savcısı veya katılan, davayı görmeye yetkili mahkemeye başvurabilir. (2) Kamu davası açılmış olup da iade edilmesi gereken eşya veya malvarlığı değerleri ile ilgili olarak esasla birlikte bir karar verilmemiş olması durumunda, mahkemece re'sen veya ilgililerin istemi üzerine bunların iadesine karar verilir. Duruşma ve karar Madde 257 – (1) 256 ncı maddeye göre verilmesi gereken kararlar, duruşmalı olarak verilir. (2) Müsadere veya iade olunacak eşya veya diğer malvarlığı değerleri üzerinde hakkı olan kimseler de duruşmaya çağrılır. Bu kişiler, sanığın sahip olduğu hakları kullanabilirler. (3) Çağrıya uymamaları, işlemin ertelenmesine neden olmaz ve hükmün verilmesini engellemez. Kanun yolu Madde 258 – (1) 256 ncı maddeye göre verilecek hükümlere karşı Cumhuriyet savcısı, katılan ve 257 nci maddede belirlenen kişiler için istinaf yolu açıktır. B-) 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesİ Hakkında Kanun Terörizmin finansmanı suçu MADDE 4-... (8) (Ek: 14/4/2016-6704/29 md.) Bu suç bakımından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun; a) 133 üncü maddesinde yer alan şirket yönetimi için kayyım tayini, ...tedbirlerine ilişkin hükümler uygulanabilir. (Ek cümle:27.11.2020-7262/36 md.) Ayrıca, 13.11.1996 tarihli ve 4208 sayılı Kanunda yer alan hükümlere göre kontrollü teslimat tedbirine karar verilebilir. C-5237 sayılı TCK'nın Kazanç müsaderesi Madde 55- (1) Suçun işlenmesi ile elde edilen veya suçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaatler ile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançların müsaderesine karar verilir. Bu fıkra hükmüne göre müsadere kararı verilebilmesi için maddi menfaatin suçun mağduruna iade edilememesi gerekir. (2) Müsadere konusu eşya veya maddi menfaatlere elkonulamadığı veya bunların merciine teslim edilmediği hallerde, bunların karşılığını oluşturan değerlerin müsaderesine hükmedilir. (3) (Ek: 26.6.2009 – 5918/2 md.) Bu madde kapsamına giren eşyanın müsadere edilebilmesi için, eşyayı sonradan iktisap eden kişinin 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun iyiniyetin korunmasına ilişkin hükümlerinden yararlanamıyor olması gerekir. F-) Olağanüstü halin uygulanması sürecinde yayımlanan KHK'lara dair Kanunlar; 24 Kasım 2016 tarih, 29898 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6758 sayılı Kanunun; Kayyımlık yetkisinin devri ve tasfiye Madde 19- (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkileri, hakim veya mahkeme tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilir ve devirle birlikte kayyımların görevleri sona erer. (2) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra ve olağanüstü halin devamı süresince terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca şirketlere ve bu Kanunun 13 üncü maddesi uyarınca varlıklara kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu atanır. (3) 20.7.2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; birinci ve ikinci fıkra kapsamındaki şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, diğer sorunları veya piyasa koşulları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından tespit edilmesi durumunda, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu şirketin yahut varlıklarının veya bu Kanunun 13 üncü maddesinde belirtilen varlıkların satılmasına veya feshi ile tasfiyesine karar verebilir. Satış ve tasfiye işlemleri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yerine getirilir. (4) Birinci ve ikinci fıkralar uyarınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atanmasına karar verilen şirket, taşınmaz, hak, varlık ve alacaklar hakkında Ceza Muhakemesi Kanununun 128 inci maddesi uyarınca verilen el koyma ve tedbir kararları, kayyım yetkisinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devriyle birlikte kendiliğinden kalkar. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun satış ve tasfiyeye ilişkin yetkileri Madde 20- (1) 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından devralınan şirketler ve bunların varlıkları ile ilgili olarak Fona verilen yetkiler, bu Kanun ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna verilen kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde, bu şirketlerin yahut bunların sahiplerinin Fona borçlu olup olmadığına ve varlıkları üzerinde Fon haczi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kıyasen uygulanır. Bu madde kapsamında Fon tarafından atanan veya görevlendirilenler hakkında ve bu kapsamda icra edilen iş ve işlemler hakkında 25/7/2016 tarihli ve 6755 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 37 nci ve 38 inci maddeleri uygulanır. Şirketlerin tasfiye işlemlerini yürütmek üzere Fon Kurulu tarafından görevlendirilen tasfiye komisyonu, adli işlemler veya davalar bakımından taraf ehliyetine sahiptir. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atandığı şirketlerin ya da bunların varlıklarının bu madde kapsamında satışından elde edilecek tutarlar yargılamanın kesin hükümle sonuçlandırılmasına kadar bir hesapta nemalandırılır. (2) Şirket varlıklarının ticari iktisadi bütünlük yoluyla satışına karar verilmesi halinde Fon Kurulu, geçmiş dönem borçlarını, bu borçların FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması şartıyla ihale bedelinden ödemeye veya ihale alıcısına ödettirmeye yetkilidir. (3) Bu madde hükümleri, kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının veya bunların bağlı olduğu şirketlerin Hazine tarafından devralınan varlıklarının satış ve tasfiyesini teminen Maliye Bakanlığınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmesi durumunda da uygulanır. Devredilen varlıkların satışından elde edilen tutarlar Maliye Bakanlığına aktarılır. 8 Mart 2018 tarihli 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7082 sayılı Kanun; Kayyım atanması Madde 9- (1) FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olan gerçek ve tüzel kişilerin yüzde elliden daha az ortaklık payı olduğu şirketlerde, bu payların yönetimi ve temsili amacıyla 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca yetkili hakim veya mahkeme tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kayyım olarak atanır. Değişiklik hükümleri Madde 17- (5) 15.8.2016 tarihli ve 674 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 19 uncu maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir. “(4) Birinci ve ikinci fıkralar uyarınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atanmasına karar verilen şirket, taşınmaz, hak, varlık ve alacaklar hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 128 inci maddesi uyarınca verilen elkoyma ve tedbir kararları, kayyım yetkisinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devriyle birlikte kendiliğinden kalkar.” 8 Mart 2018 tarihli 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7083 sayılı Kanunun Kayyımlık yetkisinin devri Madde 7- (1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkileri, hâkim veya mahkeme kararı ya da talep olmaksızın bu Kanunun yayımı tarihinde sona erer ve şirketlerin yönetimi kayyımlar tarafından derhal Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilir. 08 Mart 2018 tarihli 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7086 sayılı Kanunun Muvazaalı devir işlemleri Madde 4- (1) 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanan şirketlerde ortaklık pay ve haklarına ilişkin olarak soruşturmanın başladığı tarihten bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar şirket ortakları tarafından yapılmış olan devir ve temlik işlemleri muvazaalı kabul edilerek geçersiz sayılır ve ticaret sicilinden resen terkin edilir. 8 Mart 2018 tarihli 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7076 sayılı Kanunun 1. maddesi Müsadere edilen şirket, ortaklık payları ve varlıklar Madde 1- (1) 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilip 10.11.2016 tarihli ve 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 19 uncu maddesine göre kayyımlık yetkisi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından kullanılan şirketler, ortaklık payları ve varlıkların 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan suçlar ile 12.4.1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ile 7.2.2013 tarihli ve 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunun İkinci Bölümü kapsamına giren suçlardan dolayı müsaderesine karar verilmesi halinde müsadere kararı; bu şirket, ortaklık payları ve varlıkların Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından satış ve tasfiye edilmesi suretiyle yerine getirilir. Satış ve tasfiye sürecinde şirket, ortaklık payları ve varlıkların yönetiminin 6758 sayılı Kanunun 19 uncu maddesine göre atanan yöneticiler tarafından yürütülmesine devam edilir. Satış veya tasfiyeden elde edilen gelirler Hazineye irat kaydedilir. 31 Temmuz 2018 tarihli 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Kanunun Geçici Madde 1-(1) 10.11.2016 tarihli ve 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 19 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atanmasına ilişkin hüküm, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle uygulanır. (2) 20.7.2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal döneminde yürürlüğe konulan ve Fon ile Fonun ilişkili olduğu Bakan ve Fonun kayyımlık yetkisi kapsamında atananlar veya görevlendirilenlerin görev, hak, yetki ve sorumluluklarını ve şirket ve mal varlığı değerlerine ilişkin, kefalet ve takip dâhil tüm muafiyetleri düzenleyen kanun hükümleri, Fonun kayyım atandığı dosyalar bakımından ceza soruşturması veya kovuşturması kesinleşinceye ya da satış veya tasfiye işlemleri tamamlanıncaya kadar uygulanır. (3) 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanan şirketlerde ortaklık pay ve haklarına ilişkin olarak soruşturmanın başladığı tarihten Fonun kayyım olarak atandığı tarihe kadar şirket ortakları tarafından yapılmış olan devir ve temlik işlemleri muvazaalı kabul edilerek geçersiz sayılır ve ticaret sicilinden re'sen terkin edilir. 28 Temmuz 2021 tarihli 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Kanunun Madde 20 – 25.7.2018 tarihli ve 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “altı yıl” şeklinde değiştirilmiştir. G-) Olağanüstü halin uygulanması sürecinde yayımlanan KHK'lar ile ilgili düzenlemeler; 23 Temmuz 2016 tarihli, 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 667 sayılı KHK'nın İkinci Bölüm, Olağanüstü Halin Uygulanmasına İlişkin Tedbirler başlıklı kısmının, Kapatılan kurum ve kuruluşlara ilişkin tedbirler başlıklı 2. maddesi, "Madde 2 – (1) Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen; a) Ekli (I) sayılı listede yer alan özel sağlık kurum ve kuruluşları, b) Ekli (II) sayılı listede yer alan özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları, c) Ekli (III) sayılı listede yer alan vakıf ve dernekler ile bunların iktisadi işletmeleri, ç) Ekli (IV) sayılı listede yer alan vakıf yükseköğretim kurumları, d) Ekli (V) sayılı listede yer alan sendika, federasyon ve konfederasyonlar, kapatılmıştır. (2) Kapatılan vakıfların her türlü taşınır ve taşınmazları ile her türlü mal varlığı, alacak ve hakları, belge ve evrakı Vakıflar Genel Müdürlüğüne bedelsiz olarak devredilmiş sayılır. Kapatılan vakıf yükseköğretim kurumlarının sağlık uygulama ve araştırma merkezleri ve kapatılan diğer kurum ve kuruluşlara ait olan taşınırlar ile her türlü mal varlığı, alacak ve haklar, belge ve evrak Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayılır, bunlara ait taşınmazlar tapuda resen Hazine adına, her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak tescil edilir. Birinci fıkrada sayılanların her türlü borçlarından dolayı hiçbir şekilde Hazineden bir hak ve talepte bulunulamaz. Devire ilişkin işlemler ilgili tüm kurumlardan gerekli yardımı almak suretiyle ilgisine göre Maliye Bakanlığı veya Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yerine getirilir. (3) Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı belirlenen ve ekli listelerde yer almayan özel ve vakıf sağlık kurum ve kuruluşları, özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları, vakıflar, dernekler, vakıf yükseköğretim kurumları, sendikalar, federasyonlar ve konfederasyonlar, ilgili bakanlıklarda bakan tarafından oluşturulacak komisyonun teklifi üzerine bakan onayı ile kapatılır. Bu fıkra kapsamında kapatılan kurum ve kuruluşlar hakkında da ikinci fıkra hükümleri uygulanır. (4) Kapatılan yükseköğretim kurumlarında kayıtlı öğrenciler, Yükseköğretim Kurulu tarafından Devlet üniversitelerine veya vakıf üniversitelerine yerleştirilir. Bu şekilde yerleştirilen öğrenciler, mezun oluncaya kadar vakıf yükseköğretim kurumlarına ödemeleri gereken ücretleri ilgili üniversiteye ödemeye devam ederler. Bu fıkranın uygulanması ile ilgili olarak usul ve esasları belirlemeye, uygulamayı yönlendirmeye, her türlü tedbiri almaya ve ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye Yükseköğretim Kurulu görevli ve yetkilidir. 17 Ağustos 2016 tarihli, 29804 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin devir işlemlerine ilişkin 5. maddesi MADDE 5- (3) Kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının bağlı oldukları şirketlerin faaliyetleri sonlandırılarak ticari sicil kayıtları re'sen terkin edilir. Bunların devralınan varlıkları dışındaki varlıkları da Hazineye bedelsiz devredilmiş sayılır. Bu durumda şirketlere daha önce atanmış kayyımlar tasfiye memuru olarak görevlendirilebilir veya bu şirketlere tasfiye memuru atanabilir. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye ve birinci fıkrada yer alan hususları bu şekilde devralınan varlıklar için de uygulamaya Maliye Bakanlığı yetkilidir. 01 Eylül 2016 tarihli 29818 (2. Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 674 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin yargı ile ilgili yapılan düzenlemeleri içerir ikinci bölüm, Kayyımlık yetkisinin devri ve tasfiye başlıklı 19. maddesi; Madde 19- (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkileri, hakim veya mahkeme tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilir ve devirle birlikte kayyımların görevleri sona erer. (2) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra ve olağanüstü halin devamı süresince terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca şirketlere ve bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 13 üncü maddesi uyarınca varlıklara kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu atanır. (3) 20.7.2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; birinci ve ikinci fıkra kapsamındaki şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, diğer sorunları veya piyasa koşulları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından tespit edilmesi durumunda, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu şirketin yahut varlıklarının veya bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 13 üncü maddesinde belirtilen varlıkların satılmasına veya feshi ile tasfiyesine karar verebilir. Satış ve tasfiye işlemleri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yerine getirilir. 29 Ekim 2016 tarih 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Kayyım atanması başlıklı 9.maddesi Madde 9- (1) FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olan gerçek ve tüzel kişilerin yüzde elliden daha az ortaklık payı olduğu şirketlerde, bu payların yönetimi ve temsili amacıyla 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca yetkili hakim veya mahkeme tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kayyım olarak atanır. 29 Ekim 2016 tarih 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanunun, Kapatılan kurum ve kuruluşlara ilişkin tedbirler başlıklı 2. maddesi, Madde 2- (1) Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen; a) Ekli (I) sayılı listede yer alan özel sağlık kurum ve kuruluşları, b) Ekli (II) sayılı listede yer alan özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları, c) Ekli (III) sayılı listede yer alan vakıf ve dernekler ile bunların iktisadi işletmeleri, ç) Ekli (IV) sayılı listede yer alan vakıf yükseköğretim kurumları, d) Ekli (V) sayılı listede yer alan sendika, federasyon ve konfederasyonlar, kapatılmıştır. (2) Kapatılan vakıfların her türlü taşınır ve taşınmazları ile her türlü mal varlığı, alacak ve hakları, belge ve evrakı Vakıflar Genel Müdürlüğüne bedelsiz olarak devredilmiş sayılır. Kapatılan vakıf yükseköğretim kurumlarının sağlık uygulama ve araştırma merkezleri ve kapatılan diğer kurum ve kuruluşlara ait olan taşınırlar ile her türlü mal varlığı, alacak ve haklar, belge ve evrak Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayılır, bunlara ait taşınmazlar tapuda resen Hazine adına, her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak tescil edilir. Birinci fıkrada sayılanların her türlü borçlarından dolayı hiçbir şekilde Hazineden veya Vakıflar Genel Müdürlüğünden bir hak ve talepte bulunulamaz. Devire ilişkin işlemler ilgili tüm kurumlardan gerekli yardımı almak suretiyle ilgisine göre Maliye Bakanlığı veya Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yerine getirilir. (3) Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı belirlenen ve ekli listelerde yer almayan özel ve vakıf sağlık kurum ve kuruluşları, özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları, vakıflar, dernekler, vakıf yükseköğretim kurumları, sendikalar, federasyonlar ve konfederasyonlar, ilgili bakanlıklarda bakan tarafından oluşturulacak komisyonun teklifi üzerine bakan onayı ile kapatılır. Bu fıkra kapsamında kapatılan kurum ve kuruluşlar hakkında da ikinci fıkra hükümleri uygulanır. 24 Kasım 2016 tarih, 29898 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6758 sayılı Kanunun, Yargı ile ilgili düzenlemeleri içeren ikinci bölümünde yer alan; Kayyımlık yetkisinin devri ve tasfiye başlıklı 19. maddesi; Madde 19- (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkileri, hakim veya mahkeme tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilir ve devirle birlikte kayyımların görevleri sona erer. (2) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra ve olağanüstü halin devamı süresince terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca şirketlere ve bu Kanunun 13 üncü maddesi uyarınca varlıklara kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu atanır. (3) 20.7.2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; birinci ve ikinci fıkra kapsamındaki şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, diğer sorunları veya piyasa koşulları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından tespit edilmesi durumunda, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu şirketin yahut varlıklarının veya bu Kanunun 13 üncü maddesinde belirtilen varlıkların satılmasına veya feshi ile tasfiyesine karar verebilir. Satış ve tasfiye işlemleri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yerine getirilir. (4) Birinci ve ikinci fıkralar uyarınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atanmasına karar verilen şirket, taşınmaz, hak, varlık ve alacaklar hakkında Ceza Muhakemesi Kanununun 128 inci maddesi uyarınca verilen el koyma ve tedbir kararları, kayyım yetkisinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devriyle birlikte kendiliğinden kalkar. 22 Kasım 2016 tarih 29896 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında 677 sayılı KHK'nın Kayyımlık yetkisinin devri başlıklı 7. maddesi; Madde 7 – (1) Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkileri, hakim veya mahkeme kararı ya da talep olmaksızın bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yayımı tarihinde sona erer ve şirketlerin yönetimi kayyımlar tarafından derhal Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilir. 6 Ocak 2017 tarih, 29940 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında 680 sayılı KHK'nın Çeşitli ve Son hükümler başlıklı dördüncü bölümü, 81. maddesi; Madde 81- 10.11.2016 tarihli ve 6758 sayılı... Kanunun 19 uncu maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “(3) 20.7.2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; birinci ve ikinci fıkra kapsamındaki şirketler, soruşturma ve kovuşturma sonuna kadar, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun gözetiminde, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakanın atadığı yöneticiler tarafından ticari teamüllere uygun olarak ve basiretli tüccar gibi yönetilir. Bu şirketlerin yöneticileri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakan tarafından atanır ve görevden alınır. Bu şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sorunları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının tespit edilmesi durumunda, şirketin yahut varlıklarının veya 5271 sayılı Kanunun 128 inci maddesinin onuncu fıkrasında belirtilen malvarlığı değerlerinin satılmasına veya feshi ile tasfiyesine Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakan tarafından karar verilebilir. Satış ve tasfiye işlemleri ilgili şirketin yönetim kurulu tarafından yerine getirilir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakan onayıyla belirlenir.” 23 Ocak 2017 tarih, 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında 683 sayılı KHK'nın Şahsi sorumluluk davalarına ilişkin tedbir başlıklı, 7. maddesi, Madde 7 – (1) 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanan şirketlerin, kayyım atanmasından önceki sahipleri, ortakları, yönetim kurulu üyeleri, müdürleri ve diğer sorumlu yetkilileri aleyhine kayyımlar tarafından açılmış veya açılacak şahsi sorumluluk davalarında ilgili tüzel kişiliğin genel kurulunun veya yetkili kurulunun kararı aranmaz. (2) Kayyım atanan şirketlerin soruşturma kapsamındaki şüpheli ortakları ile kayyım tarafından hakkında şahsi sorumluluk davası açılan şirket ortaklarına ait ortaklık hak ve payları, soruşturma veya davanın açıldığı tarihten soruşturma, kovuşturma veya davanın kesin hükümle sonuçlandığı tarihe kadar devir ve temlik edilemez. Ortaklık hak ve paylarına ait temsil ve idare yetkisi kayyım tarafından kullanılır. Devir ve temlik yasağı Cumhuriyet savcılığı veya mahkeme tarafından resen ticaret sicili müdürlüklerine bildirilir ve tescil edilir. 9 Şubat 2017 tarih, 29974 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında 687 sayılı KHK'nın, müsadere edilen şirket, ortaklık payları ve varlıklar başlıklı, 1. maddesi, Madde 1 – (1) 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilip 10.11.2016 tarihli ve 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 19 uncu maddesine göre kayyımlık yetkisi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından kullanılan şirketler, ortaklık payları ve varlıkların 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan suçlar ile 12.4.1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ile 7.2.2013 tarihli ve 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunun İkinci Bölümü kapsamına giren suçlardan dolayı müsaderesine karar verilmesi halinde müsadere kararı; bu şirket, ortaklık payları ve varlıkların Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından satış ve tasfiye edilmesi suretiyle yerine getirilir. Satış ve tasfiye sürecinde şirket, ortaklık payları ve varlıkların yönetiminin 6758 sayılı Kanunun 19 uncu maddesine göre atanan yöneticiler tarafından yürütülmesine devam edilir. Satış veya tasfiyeden elde edilen gelirler Hazineye irat kaydedilir. 25 Ağustos 2017 tarih 30165 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 694 sayılı KHK'nın, 180. maddesi; Madde 180- 10.11.2016 tarihli ve 6758 sayılı... Kanunun 19 uncu maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir. “(8) Kayyımların yetkileri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen veya Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atandığı şirketlerde, şirketin ortaklarının şirkette sahip olduğu pay oranında yeni kurulacak şirketlerde pay sahibi olmaları koşuluyla şirket yönetim organının önerisi ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakanın onayıyla yeni şirket kurulmasına karar verilebilir. Bu halde şirket ortaklarının yeni şirket kurulmasına ilişkin izin ve muvafakati aranmaz. Kurulacak şirketin sermayesi kayyımların yetkileri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen veya Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atandığı şirket tarafından ayni veya nakdi olarak karşılanır. Yeni şirket kuruluşuna ilişkin hususlar şirketlerin yönetim organlarınca hazırlanır ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakanın onayına sunulur. Bakanın onayıyla kuruluş gerçekleşir ve tescile tabi tüm hususlar her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olmak üzere ilgili ticaret sicilinde resen tescil ve ilan olunur. Bu fıkra uyarınca gerçekleştirilecek kuruluş işlemleri ilgili mevzuata tabi olmaksızın uygulanır. Yeni kurulan şirkette kayyımlık yetkisi bir mahkeme veya hakim kararına gerek olmaksızın Fona devredilmiş sayılır. (9) Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyımlık görevini yürüttüğü şirketlerin genel kurullarının yetkileri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olunmaksızın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakan tarafından kullanılabilir. (10) Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakan, bu madde kapsamındaki yetkilerini kısmen veya tamamen Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Başkanına veya Fon Kuruluna devredebilir.” H-) 17 Ocak 2017 tarihli 29951 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 10.11.2016 tarihli ve 6758 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları düzenleyen yönetmelik; Amaç ve kapsam Madde 1 – (1) Bu Usul ve Esasların amacı, 20.7.2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; 10.11.2016 tarihli ve 6758 sayılı Kanunun 19 uncu maddesi kapsamında kayyımlık görevi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen veya kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun atandığı şirketlerin, şirket varlıklarının, malvarlığı değerlerinin soruşturma ve kovuşturma sonuna kadar yönetimine, satılmasına veya feshi ile tasfiyesine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. Tanımlar Madde 3 – (1) Bu Usul ve Esaslarda geçen;... ç) Şirket: 20.7.2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; 6758 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkrası kapsamındaki şirketleri,...ifade eder. V-HUKUKSAL DEĞERLENDİRME; Ayrıntıları, 14.11.1977 tarih, 3-2 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen istikrar kazanmış kararlarında (03.04.2012 tarih 2011/10-438 - 2012/141 sy. 10.05.2011 tarih 6-80-90 sy. 14.12.2010 tarih 4-210-259 sy. 15.06.2010 tarih 9-117-146 sy. 23.06.2009 tarih 9-30-177 sy. gibi) açıklandığı üzere: 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinde, olağanüstü ve istisnai bir kanun yolu olarak düzenlenen kanun yararına bozma ile; hakim ya da mahkemelerce verilen ve temyiz veya istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar yahut hükümlerdeki gerek maddi gerekse usule ilişkin hukuka aykırılıkların hem ilgilisi hem de toplum açısından giderilmesi ile ülkede uygulama birliğinin sağlanması amaçlanmaktadır. Ancak kesin kararlara karşı kabul edilmesi nedeniyle bu amaçlara hizmet etmeyen, sadece yapılan uygulamanın hatalı olduğunun tespiti ile yetinilmesi sonucunu doğuran hukuka aykırılıkların bu yolla çözülmesinde kanun yararı olmadığı gibi bu uygulamanın kesin hükmün otoritesini sarsacağı da açıktır. Aynı nedenlerle olağan yasa yollarına göre, kapsamının dar ve sınırlı olması, hukuka aykırılığın, davanın özüne ve cezaya esaslı bir şekilde etki etmesi, tüm hukuka aykırılıkların bir defada giderilmesi gerekmektedir. Hakim ya da mahkeme tarafından değiştirilmesi, geri alınması her zaman mümkün olan kararlarda yasanın aradığı kesinlikten bahsedilemez. Ciddi boyuta ulaşmayan, maddi meseleye ilişkin olan, hakimin kanaat ve takdir yetkisi kapsamında kalan hususlar ile infaz aşamasında, soruşturma ya da kovuşturma safhasında alınacak bir kararla giderilebilecek nitelikte olanlar gibi başka bir yol ve yöntemle giderilmesi mümkün olan hukuka aykırılıkların kanun yararına bozma konusu olamayacağı kabul edilmektedir. Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde: UYAP sisteminde yapılan incelemede, tüm şüphelilerin TMSF'ye devredilmiş olan ve kayyım atanan şirketlerdeki ortaklık paylarının TCK'nın 55/1-2 maddesi gereğince müsaderesi istemini de içeren Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.05.2017 tarih, 2015/29580 soruşturma, 2017/5131 esas ve 2017/1106 numaralı iddianamesine istinaden Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/146 esasına kayden görülen davada, 04.05.2018 tarihli ara kararı ile; Mersin 3. Sulh Ceza Hakimliğinin, 23.05.2016 tarih ve 2016/3079 D. İş sayılı kararı ile örgütle iltisaklı ... Özel Eğitim Öğretim Kantin Yemekçilik Servis İşletme Ticaret A.Ş, ... Özel Eğitim Öğretim Turizm İşletmeleri San. Ve Tic. A.Ş, ... Yemekçilik Kantincilik Servis Özel Yurt Hizmetleri Tic. San. A.Ş isimli şirketler ve bu şirketler bünyesinde faaliyet gösteren işletmelere atanan kayyım heyetine ait yetkilerin 674 sayılı KHK'nın 19/1 maddesi uyarınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmesine karar verdikten sonra, 02.11.2018 tarih, 2018/260 sayılı nihai kararda/hükümde açılan müsadere davası yönünden, şirketlerin 670 sayılı KHK ile kapatıldıkları ve ticaret sicilinden resen terkin edilip malları tasfiye edilmiş olmakla ortada bir şirket hissesi bulunmadığından "karar verilmesine yer olmadığına" karar verildiğinin anlaşılmasına, iş bu kararın müsadere davası/talebi yönünden uyuşmazlığı infazı kabil bir çözüme ulaştıran nihai hüküm/karar niteliğinde olmadığında müstekar uygulamalara göre tereddüt bulunmamasına nazaran; açılan kamu davasında müsadere talebi ile ilgili olarak esasla beraber bir karar verilmeyen hallerde karar verilmesi için, Cumhuriyet savcısı veya katılanın, davayı görmeye yetkili mahkemeye başvurmasının mümkün olmasına (CMK madde 256) ve talep üzerine verilecek hükmün de aynı Kanunun 258/1 maddesi gereğince istinaf kanun yoluna tabi kılınmasına göre olağan yasa yolu ile çözülebilecek sorunun olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozmaya konu edilemeyeceği gözetilerek istemin reddine karar verilmiştir. V-SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görülmediğinden REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.01.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
16. Ceza Dairesi, 2015/2660 E., 2015/5281 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Hüküm : TCK'nın 282/1, 62, 52/1-2, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca mahkumiyet
16. Ceza Dairesi         2015/2660 E.  ,  2015/5281 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama Hüküm : TCK'nın 282/1, 62, 52/1-2, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü: 1- Sanığın iştirak etmediği hırsızlık suçunun işlenmesiyle elde edilen motorsikleti takas suretiyle alması akabinde suça konu olan motorsikletin motor, plastik yan kapakları ile sinyal ve far aksanını sökmesi şeklinde gerçekleşen eyleminin TCK'nın 165 ve 281. maddelerine temas eden suçları oluşturduğu ancak iştirak ettiği suçla ilgili olarak suç delillerini gizlemesinden dolayı aynı Kanunun 281/1-son cümlesi uyarınca ceza verilemeyeceği gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, 2- Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih 2014/140 E. 2015/85 sayılı iptal kararı ile TCK'nın 53. maddesindeki bazı düzenlemelerin iptal edilmiş olması nedeniyle bu karar doğrultusunda hüküm kurulmasında zorunluluk bulunması, Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 22.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ceza Hukuku Özel Hükümler

"Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini Aklama" suçu, TCK tasnifinde hangi başlık altında düzenlenmiştir?

A) Malvarlığına Karşı Suçlar
B) Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar
C) Ekonomi ve Ticarete İlişkin Suçlar
D) Kamu Güvenine Karşı Suçlar
E) Adliyeye Karşı Suçlar

Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol