5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 283

Türk Ceza Kanunu 283. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 283- (1) Suç işleyen bir kişiye araştırma, yakalanma, tutuklanma veya hükmün infazından kurtulması için imkan sağlayan kimse, altı aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Bu suçun kamu görevlisi tarafından göreviyle bağlantılı olarak işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. (3) Bu suçun üstsoy, altsoy, eş, kardeş veya diğer suç ortağı tarafından işlenmesi halinde, cezaya hükmolunmaz. Tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

30 karar eşleşti
Ceza Genel Kurulu, 2015/1146 E., 2019/206 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza
uzak, yeterli, inandırıcı, kesin ve somut deliller bulunamadığı, sanığın eğer diğer sanıkların olay mahallinden otomobil ile kaçırma esnasında öldürme olayından, olaydan sonra haberi olduğu sübuta erdiği takdirde ise sanık hakkında sadece 5237 sayılı TCK'nın 283/1. maddesinde belirtilen suç işleyen bir kişiyi kayırma suçundan cezalandırılması yerine yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet bulunma
Ceza Genel Kurulu         2015/1146 E.  ,  2019/206 K. "İçtihat Metni" Kararı Veren Yargıtay Dairesi : 1. Ceza Dairesi Mahkemesi :Ağır Ceza Sayısı : 69-58 Sanık ... hakkında kasten öldürme suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, sanığın eyleminin kasten öldürme suçuna yardımı oluşturduğu kabul edilerek TCK'nın 81, 39/1-2, 62/1, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 10 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Siirt Ağır Ceza Mahkemesince verilen 20.09.2007 tarihli ve 182-165 sayılı hükmün sanık müdafisi ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 21.06.2010 tarih ve 8016-4681 sayı ile; "...Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 20.10.2009 tarihli ve 2009/1-85/242 sayılı kararında açıklandığı üzere aynı öldürme olayının failleri olarak yargılanan ve aralarında menfaat çatışması bulunan sanık .....ve sanık .... ile beraat eden sanıklar ...... ve..... ile mahkûm olan sanıklar ... ve.... Kazak’ın ayrı ayrı müdafiler tarafından temsil edilmeleri gerekirken savunmada zaafiyet oluşturacak şekilde aynı müdafi tarafından temsil edilmeleri suretiyle 1136 sayılı Avukatlık Yasası'nın 38 ve 5271 sayılı CMK'nın 152. maddelerine aykırı davranılması," isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan Siirt Ağır Ceza Mahkemesince 02.03.2011 tarih ve 216-62 sayı ile, davası diğer sanıkların dosyasından ayrılan sanık ...'ın beraatine hükmedilmiş, bu hükmün de Cumhuriyet savcısı ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 23.11.2011 tarih ve 6222-7131 sayı ile; "Aynı olay nedeniyle aynı iddianamede haklarında maktulü öldürme suçundan TCK'nın 37/1. maddesi yollamasıyla aynı Yasa'nın 81/1. maddesi uyarınca cezalandırılmaları istemiyle dava açılan ve Siirt Ağır Ceza Mahkemesinin 22.10.2010 tarihli ve 180/216 sayılı kararıyla sanık......'ün insan öldürme suçuna yardımdan TCK'nın 81/1, 39/1-2, 62/1. maddeleri uyarınca cezalandırılmalarına karar verilen ancak Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucu 21.06.2011 tarihli ve 2011/3949 Esas, 2011/3985 Karar sayılı ilam ile eylemlerinin insan öldürme suçuna yardım değil sanık .....ile birlikte öldürme suçunun müşterek failleri oldukları ve TCK'nın 37/1. maddesi uyarınca cezalandırılmaları gerektiği gerekçesiyle haklarındaki hükümler bozulan sanıklar .... ve.... hakkındaki dava dosyası ile incelemeye konu sanık ... hakkındaki dava dosyası arasında fiili ve hukuki irtibat bulunduğu anlaşıldığından; sanıklar.... ve .... ile ilgili yargılama henüz sonuçlanmamış ise davaların birleştirilmesine karar verilmesi, karar verilmiş ve kesinleşmiş ise, dava dosyasının aslı veya onaylı suretinin Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde bu dosya içine konularak incelenmesi ve delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiğinin düşünülmemesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan Yerel Mahkemece 18.01.2012 tarih ve 11-6 sayı ile birleştirme kararı verildikten sonra yapılan yargılama sonucunda 29.02.2012 tarih ve 141-29 sayı ile sanığın beraatine karar verilmiş, hükmün katılan ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 14.01.2013 tarih ve 5070-8 sayı ile; "...Oluşa, dosya içeriğine, adli muayene, ölü muayene ve otopsi tutanağı ile bu tutanakları doğrulayan mağdur ...'un beyanlarına göre; olay günü mağdur ... ile arkadaşı olan maktulün yaya olarak gezdikleri sırada hakkında mahkûmiyet kararı kesinleşen sanık .....ile karşılaştıkları,.... ile .....arasında bir meseleden dolayı tartışma çıktığı, tartışma sırasında sanık......'ün bıçakla mağduru yaraladığı, orada bulunanların araya girmesiyle tarafların ayrıldığı, mağdur ve maktulün yollarına devam ettikleri, sanık......'ün telefonla arkadaşlarını araması üzerine sanık ...'in kullandığı araba ile sanıklar .... ve....'in olay yerine geldikleri, birlikte maktul ve mağdurun peşinden gittikleri, sanıklar......, .... ve....’in eylem ve irade birliği içerisinde hareket ettikleri, sanık......'ün bıçakla, sanık ....'in tornavida ve bijon anahtarı ile sanık....'in de sopayla maktule vurarak öldürdükleri, olay sonrasında sanık ...’in asli fail sanıkları arabaya alarak olay yerinden uzaklaştırdığı olayda; Asli failleri olay öncesinde arabayla olay yerine getirip sonrasında arabayla olay yerinden kaçıran sanık ...’in TCK'nın 39. maddesi uyarınca kasten öldürme suçuna yardım eden olarak cezalandırılması gerekirken, yazılı şekilde beraatına karar verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan Yerel Mahkemece 12.02.2014 tarih ve 69-58 sayı ile sanığın kasten öldürme suçuna yardımdan TCK'nın 81/1, 39, 62/1, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba hükmedilmiş, hükmün sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 23.06.2015 tarih ve 1784-4061 sayı ile onanmasına karar verilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 10.09.2015 tarih ve 164693 sayı ile; "...Olay tarihinde maktul ... ile mağdur ...'ın yaya olarak gezdikleri esnada yolda sanık .......... ile karşılaştıkları,.... ile .....arasında belirlenemeyen bir sebepten dolayı tartışma çıktığı, bu kavga sırasında müştekinin yanında bulunan maktul ...’ın da kavgayı ayırmaya çalıştığı, bu kavga sırasında sanık......'ün müşteki....’u ele geçirilemeyen bıçak ile hafif şekilde yaraladığı, Sanık ...'ın ise olay günü arkadaşı olan ....'den annesini avukat görüşmesine götürmek için ödünç olarak arabasını aldığı, .... ve annesi ile birlikte görüşmeye gittikleri, işi bittikten sonra otomobili ....'e teslim ettiği, daha sonra sanık ...'ın ..... ...... ile karşılaştıkları,Yusuf ve .....arasındaki olayı uzaktan gören sanık ... ve ......e'nin olayı uzaktan izlemeye başladıkları, hatta ......e'nin daha sonra kavgayı önlemek amacı ile müdahalede bulunduğu, ancak müdahalesinin başarısız olduğu, buradaki kavga olayının sona ermesi üzerine maktul ... ile müşteki....’un yürüyerek ......Kuzu Caddesi üzerine çıktıkları, burada yürümeye devam ettikleri, Kızılay Halı Sahasına yaklaştıkları sırada daha önce kavga yaptıkları......’ün yanında bulunan kalabalık grup ile peşlerinden geldiklerini gördükleri, kısa bir zaman sonra sanıkların yanlarına geldikleri, sanık .....ile yanında bulunan diğer sanıklar ile müşteki ve maktul arasında kısa bir konuşma geçtikten sonra sanık .....ve diğer sanıkların maktule saldırdıkları, maktul ...'ın ise kemeri ile kendisini korumaya çalıştığı, daha sonra maktul ...’ın kavganın olduğu yerden kaçmaya başladığı ve olay mahalline 35 metre mesafede bulunan evin bahçesine girdiği; Olaydan habersiz olan sanık ....'in kısa bir süre sonra otomobil ile tekrar sanık ...'ın yanına gelerek aracı yıkatmak için aracı sanık ...'a teslim ettiği, sanık ... aracı yıkatmak için aldığı otomobil ile .... ile seyir hâlinde iken yolda gördükleri ....'in arkadaşı sanık....'i de araca aldıkları, sanık ....'in kavgadan bu sırada haberi olması nedeniyle hep birlikte otomobil ile olay mahalline geldikleri, sanık ....’in otomobilin bagajındaki tornavida ve bijon anahtarını alarak bir elinde siyah saplı tornavida, diğer elinde bijon anahtarı olduğu hâlde araçtan indiği ve mağdur ve maktulün olduğunu tahmin ettiği yere doğru.... ile birlikte koşmaya başladıkları, daha sonra sanık......'ün, maktul ...'ı girmiş olduğu evin bahçesinde ele geçirilemeyen bıçak ile dosya içerisinde mevcut otopsi raporlarında açıklandığı şekilde kalp bölgesine denk gelecek şekilde yaraladığı, bu sırada sanık.... Kazak ve ....'in de kavgaya bizzat asli olarak iştirak ederek olayı gerçekleştirdikleri, kavgadan sonra sanık ...'ın olaydan hemen sonra olay mahallinden uzaklaşan ....’in talebi doğrultusunda aralarında......’ün de bulunduğu grubu arabaya aldığı, ayrıca ....., ......,.... ve Zafer’in olduğu grubu Bahçelievler Sağlık Ocağına varmadan kavşağa bırakarak gittiği esnada polis memurlarınca durdurulduğu anlaşılmakla, sanığın öldürme eyleminden habersiz olarak olay yerinden kaçmakta olan ve haklarında daha önceden hüküm kurulan......, .... ve....’i olay yerinden uzaklaştırdığı anlaşılmıştır. Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden kurmak olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; 'suçsuzluk' ya da 'masumiyet karinesi' olarak adlandırılan kuralın uzantısı olan, Latincede; 'in dubio pro reo' olarak ifade edilen 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken, herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak bir kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanık aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer bir kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve bu ispat, hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa ihtimale dayanarak sanığın mahkûmiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir. Yargılama esnasında sanığın cezalandırılabilmesi için sanığın, öldürme eylemlerini bilerek ve isteyerek sanıkları olay yerine araç ile götürüp oradan yine bilerek ve isteyerek sanıkları kaçırdığının şüpheden uzak bir şekilde ispat edilmesi gerekir. Dosyada sanığın öldürme ve yaralama eylemine karıştığına ilişkin ve haklarında hüküm kurulan diğer sanıkların eylemine bilerek kasten yardım ettiğine ilişkin hiçbir delil bulunamamıştır, zira sanık olay öncesindeki ve olaydan sonraki ....’e ait aracı niçin kullandığını Mahkemeye tüm aşamalarda istikrarlı bir şekilde açıklamıştır, sanığın samimi ve tutarlı bulunan bu beyanlarının tersini gösterecek dosyada herhangi bir tanık, sanık ve mağdur beyanı yoktur, haklarında hüküm kurulan sanıklar......, .... ve.... ile beraat kararı verilen ...... ve ..... Zafer sanığın kendilerine yardım ettiğini söylememişlerdir, yapılan yargılamada sanık ...'in cinayet öncesi ve sonrası eylemleri gerçekleştiren sanıkların kastını bilerek ve kasten yardım ettiğine ilişkin her türlü kuşkudan uzak, yeterli, inandırıcı, kesin ve somut deliller bulunamadığı, sanığın eğer diğer sanıkların olay mahallinden otomobil ile kaçırma esnasında öldürme olayından, olaydan sonra haberi olduğu sübuta erdiği takdirde ise sanık hakkında sadece 5237 sayılı TCK'nın 283/1. maddesinde belirtilen suç işleyen bir kişiyi kayırma suçundan cezalandırılması yerine yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet bulunmadığı," görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur. CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 10.11.2015 tarih ve 4779-5384 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. TÜRK MİLLETİ ADINA CEZA GENEL KURULU KARARI Sanık .......... hakkında katılan ...'a yönelik kasten yaralama suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü, bu hükme yönelen temyiz talebinin Özel Dairece reddedilmesi suretiyle, sanıklar ..........,..... ve.... Kazak hakkında iştirak hâlinde maktul ...'i kasten öldürme suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri ile sanıklar ......e ve..... hakkında kasten öldürme suçundan verilen beraat hükümleri ise Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme sanık ... hakkında kasten öldürme suçuna yardımdan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin kasten öldürme suçuna yardımı oluşturup oluşturmadığı; eylemin kasten öldürme suçuna yardımı oluşturmadığı sonucuna ulaşılması hâlinde sanığın eyleminin suçluyu kayırma suçunu oluşturup oluşturmadığının belirlenmesine ilişkindir. İncelenen dosya kapsamından; Suç yeri araştırma ve inceleme tutanağı başlıklı tutanakta; 25.04.2006 tarihinde saat 12.20 sıralarında Siirt ili, Yenimahalle Hastane Caddesindeki 18 numaralı müstakil evin bahçesinde bıçakla yaralanan bir kişinin bulunduğunun bildirilmesi üzerine olay yerine gidildiği, bahse konu yerdeki görevlilerden, olay yerinde iki grubun kavga ettikleri, kavga sonucu maktul ...'in kaldırıldığı hastanede öldüğü, polislerin olay yerine gelmesi ile 3-4 kişinin yeşil renkli Ford marka bir araca binerek olay yerinden kaçtıklarının öğrenildiği, olay yerinde 92 cm uzunluğunda kalas ile 1 adet deri kemer bulunduğu, kalas ve kemer üzerinde parmak izi tespit edilemediği, bunun dışında olay yerinde başka bir bulguya rastlanmadığının belirtildiği, Siirt Emniyet Müdürlüğünün 25.04.2006 tarihli yazısında; sanıkların kaçtıkları tespit edilen..... plakalı yeşil renkli Ford Focus marka ve model aracın olay yerinden uzaklaşırken görevli ekiplerce durdurulması üzerine, araç içerisinde sürücü sanık ... ile hakkında verilen beraat kararı kesinleşen inceleme dışı sanık.....'in yakalandıkları, yine olay yerine sevk edilen polis ekibi tarafından hakkında kasten öldürme suçundan verilen mahkûmiyet hükmü kesinleşen inceleme dışı sanık.... Kazak'ın ele geçirildiğinin ifade edildiği, Fotoğraf teşhis tutanağı başlıklı 25.04.2006 tarihli belgede; inceleme dışı davanın katılanı ...'ın suç işleyenler ve zanlılar defterinin 15. sayfasında 216. sırada yer alan ..........'i meydana gelen olayın şüphelisi olarak teşhis ettiği bilgisine yer verildiği, 25.04.2006 tarihli suç yeri araştırma ve inceleme raporunda; suça karışan sanıkların kullandığı belirtilen..... plaka sayılı buz yeşili Ford Focus marka ve model araçta Cumhuriyet savcısının talimatı üzerine yapılan incelemede, aracın sağ ön kapı cebinde siyah saplı bir tornavida, inceleme dışı sanık.....'a ait cüzdan, 1 adet maket bıçağı, sol arka koltuk arkasına gizlenmiş 13 cm namlu, 11 cm sap, toplam uzunluğu ise 24 cm olan siyah saplı bıçak, otomobilin bagaj kısmında 1 adet bijon anahtarı olduğu, yapılan parmak izi incelemesinde tasnife elverişli parmak izine rastlanılmadığının ifade edildiği, Ölü muayene ve otopsi tutanağında; 175 cm boyunda, 85 kg ağırlığındaki erkek cesedinde, sol memenin 3 cm altında 1 cm uzunluğunda, sol kol alt bölümde 3 cm uzunluğunda kesici batıcı alet yarası, başta sol temporafrontal bölgede 2 cm uzunluğunda raddi yara, sağ kaş üzerinde, sağ göz altında ve sağ göz dış yanda sıyrıklar bulunduğu, ölümün kesici, batıcı alet ile kalp yaralanmasına bağlı perikart tamponadı ve iç kanama sonucu meydana geldiği bilgilerine yer verildiği, Siirt Devlet Hastanesince inceleme dışı davanın katılanı ... hakkında düzenlenen 25.04.2006 tarihli raporda; sol uyluk üst yanda 0,5 cm uzunluğunda, 0,5 cm derinliğinde basit bıçak kesisi bulunduğunun belirtildiği, Aynı Hastanede inceleme dışı sanık .......... hakkında düzenlenen 02.05.2006 tarihli raporda; şahsın sağ ön kolunda yaklaşık 10x1 cm ebadında üzeri kurutlu 8-10 günlük skar ile her iki kolda çok sayıda eski skarlar bulunduğu tespitine yer verildiği, Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen 19.07.2006 tarihli uzmanlık raporunda; olay yerindeki toprak zeminde tespit edilen ayak izlerine ilişkin fotoğraf gerekli ayrıntıları içermediğinden, iz incelemesi yapmanın mümkün olmadığı, maktulün mont ve tişörtünde ikişer adet kesi izi bulunduğunun ifade edildiği, Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğünün 23.05.2006 tarihli yazısında; olay günü olan 25.04.2006 tarihinde saat 14.12'de Siirt il merkezinde yapılan rasada göre hava sıcaklığının 12 santigrat derece olduğu, saat 13.19-13.27 arasında dolu yağışı bulunduğunun belirtildiği, İnceleme dışı davanın katılanı ... ile inceleme dışı sanık ..........'in kullandığı belirtilen cep telefonuna ait görüşme bilgilerinin ilgili iletişim şirketlerinden istenerek dosya arasına konulduğu, Siirt Cumhuriyet Başsavcılığının 24.05.2007 tarihli yazısı ile; olay tarihinde 21 yaşında olan inceleme dışı sanık .......... hakkında toplam 13 soruşturma kaydı bulunduğu, Başsavcılığın 2006/818, 2006/760 esas sayılı iddianameleri ile Siirt Ağır Ceza Mahkemesine; 2004/30, 2004/51, 2006/430, 2006/119, 2006/630, 2006/1063, 2006/1064, 2006/1136 esas sayılı iddianameleri ile Siirt Asliye Ceza Mahkemesine kamu davaları açıldığı, 2004/321, 2004/1005 ve 2004/17 esas sayılı soruşturmalar sonunda ise sanık hakkında kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararlar verildiğinin belirtildiği, Anlaşılmaktadır. Katılan ...; maktulün annesi olduğunu, maktulün İstanbul'da cezaevinde iken olay tarihinden bir hafta kadar önce tahliye olduğunu ve askere gitme hazırlıkları yaptığını, kendisinde kalp rahatsızlığı olduğu için oğlunu askere gitmeden önce görmek istediğini, bu amaçla inceleme dışı davanın katılanı....'tan oğlunu İstanbul'dan Siirt'e getirmesini istediğini, olayı görmediğini, oğlu İstanbul'dan gelince kendisine 300 TL harçlık verdiğini ancak öldürülen oğlunun üzerinden bu miktarda para çıkmadığını, Mahkemede; hakkında kasten öldürme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü kesinleşen inceleme dışı sanık ..........'in yaklaşık iki yıl kadar önce çete kurduğunu, oğlunun bu kişilerden kaçtığını,......'un kendisini telefonla arayarak maktulü öldürmekle tehdit ettiğini, oğlu....'ı öldüren sanıklardan şikâyetçi olduğunu, İnceleme dışı davanın katılanı ...; maktul ile çocukluklarından beri arkadaş olduklarını, olay günü saat 12.00 sıralarında maktul ile Güres Caddesi boyunca gezdiklerini, Fevzi Çakmak İlköğretim Okulunun yanına geldiklerinde hakkında kasten öldürme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü kesinleşen inceleme dışı sanık .......... ve yanında bulunan 8-9 kişinin karşılarına çıktığını,......'ün “Sen çok değiştin, niye kıza laf attın, kendine dikkat et” şeklinde sözler söyledikten sonra cevap vermesine fırsat vermeden kendisine yumruk attığını, ardından çıkardığı kemik saplı uzun bir bıçakla kalçasına vurduğunu, olayların büyümemesi için ses çıkarmadığını, alttan aldığını, maktul ile birlikte yürüyerek olay yerinden uzaklaşmaya başladıklarını ancak......'ün başını çektiği gruptakilerin kendilerini takip ettiklerini ve Kızılay Halı Sahası yanında bu gruptan üç kişinin kendisine saldırdığını, .....ile gruptaki diğer şahısların ise maktul ...'a saldırdıklarını, belinden çıkardığı kemeri sallayarak kendisini savunmaya çalıştığını, bu sırada olay yerine yeşil renkli bir araba geldiğini, araç içerisinden üç kişinin indiğini, bu şahısların da kendilerine saldırdıklarını, maktule saldıranlar arasından sadece......'ün elinde bıçak bulunduğunu,......'un kendisini bıçaklarken kullandığı bu bıçakla maktule vurduğunu, diğer kişilerin ise sopalarla maktule vurduklarını, kavga sürerken olay yerine polis geldiğini, olaya karışan şahısların hepsini ismen bilmediğini ancak görse teşhis edebileceğini, 25.04.2006 tarihinde Cumhuriyet savcısının huzuru ile Emniyet Müdürlüğü teşhis odasında yaptırılan işlem sırasında; sanık ...'ı......'ün kendisini yumruklayıp bıçakladığı sırada......'ün bulunduğu grubun arasında gördüğünü ancak maktulün ölümüne neden olan ikinci kavga sırasında sanık ...'i gördüğünü hatırlamadığını, sanığın orada olsa dahi kendisine veya maktule yönelik bir eylemde bulunduğunu hatırlamadığını, hakkında kasten öldürme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü kesinleşen.... Kazak'ı hem ilk, hem de ikinci olay sırasında olay yerinde gördüğünü, sanık ...'ın yanı sıra, ......e,.... Kazak ve ...... Ayan'ın .......... ile birlikte gezdiklerini, Cumhuriyet savcısınca 25.04.2006 tarihinde yapılan keşif işlemi sırasında ve aynı tarihli ifadesinde; olaydan iki gün önce Güres Caddesi üzerinde maktul ile yürürlerken tanımadığı bir kızla sözlü olarak tartıştığını, ancak kesinlikle bu kıza laf atmadığını, olay günü de maktul ile birlikte yürürlerken Nur Kuruyemiş isimli iş yerinin önünde .......... ve yanındaki 8-10 kişi ile karşılaştıklarını,......ün “Sen çok oldun, çok değişmişsin” gibi sözler sarf ettikten sonra kendisine tokat attığını, kavgaya hazırlandığı sırada maktulün ayırmaya çalıştığını,......'ün ikinci kez kendisine vurduğunu, ardından kalçasından bıçakladığını, yeni evlendiği için olayı büyütmek istemediğini, olay yerinden maktulle beraber yürüyerek ayrıldıklarını, maktulün bir ara kendisine “Şahıslar peşimizden geliyor” dediğini, kendisinin ise maktule “Rahat olmasını, herhangi bir şey olmayacağını, konuşarak olayı tatlıya bağlayacağını” söylediğini, .....ve yanındaki 7-8 kişinin yanlarına gelir gelmez kendilerine saldırdıklarını, maktule taş ve sopalarla saldırılması üzerine maktulün kaçarak yakınlardaki bir evin bahçesine sığındığını, ancak maktulü takip eden .....ve 7-8 kişinin maktulün ardından bahçeye girdiklerini, maktulün kaçıp kendisini kurtardığını düşündüğünü, maktul bahçeye sığındığı sırada açık yeşil renkli bir aracın olay yerinde durduğunu, araçtan iki ya da üç kişinin indiğini, araçtan inen bu kişilerin kendisine saldırmadıklarını, belindeki kemeri çıkarıp sallayarak Can Büfe isimli iş yerinin karşısına kadar geldiğini, burada kendisine saldıran kişilerin polis aracının gelişiyle kaçtıklarını, 01.05.2006 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığında; önceki ifadelerini tekrar ettiğini, ikinci kavganın yaşandığı halı sahanın yanında .....ile karşılaştıklarında,......'ün cep telefonu ile birileriyle konuştuğunu, telefonu kapattıktan sonra......'ün yanındakilerle beraber kendisine ve maktule saldırdığını, maktulün kaçıp yakınlardaki etrafı yüksekçe bir duvarla çevrili bahçeye sığındığını, bu esnada açık yeşil renkli bir arabanın olay yerine geldiğini, aracı resmi kendisine gösterilen ve hakkında kasten öldürme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü kesinleşen inceleme dışı sanık.....'ın kullandığını, araçtan .... ile birlikte iki ya da üç kişinin indiğini, ....'in araçtan aldığı siyah saplı bir tornavida ve bijon anahtarı elinde olduğu hâlde maktulün sığındığı bahçeye doğru koştuğunu, ....'in maktule vurup vurmadığını hatırlamadığını, arabadan inen şahıslar arasında sanık ...'in bulunup bulunmadığını hatırlamadığını, ancak ......'i ilk olay sırasında gördüğünü, olay sırasında maktulün yanından uzaklaşması üzerine kendisinin ise belindeki kemeri çıkararak sallamaya başladığını ve uzaktan akrabası olan .... .....'nın işlettiği Can Büfe'ye sığındığını, ....'ın kendisine saldıran grubu kovaladığını, ....'tan duyduğuna göre saldırıda bulunan kişilerin yeşil renkli araca binerek olay yerinden uzaklaştıklarını, iki kişinin ise araca sığamadıkları için dışarıda kaldığını, 28.09.2006 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığında; maktul ile......'un eskiden aynı mahallede oturduklarını, bu yüzden birbirlerini tanıdıklarını, Mahkemede; .... yönetimindeki aracın olay yerine geldiğini, fazla dikkat etmediği için araçta başka kimler olduğunu bilemediğini, ....'in bir elinde bijon anahtarı, diğer elinde tornavida olduğu hâlde maktulün sığınmak için kaçtığı bahçeye yöneldiğini, girip girmediğini bilemediğini, Tanık .... .....; olayın meydana geldiği halı sahanın karşısında bulunan Can Büfede çalıştığını, ... ile uzaktan sıhri hısımlığının bulunduğunu, olay günü saat 12.00 sıralarında....'un elinde kemeri olduğu hâlde koşarak geldiğini, ne olduğunu sorduğunda kavga olduğunu ve takip edildiğini söylediğini, gerçekten de 7-8 kişinin belirerek....'un etrafını sardıklarını, bu kişiler arasında fotoğrafı kendisine gösterilen .......... isimli şahsı net olarak gördüğünü, şahısları azarlayarak olay yerinden gitmelerini istediğini,......'ün kolunda bileği ile dirseği arasında yara olduğunu, bu esnada yeşil renkli Ford Focus marka bir araç geldiğini, aracın plakasının 06 ..... veya..... olduğunu, duran araçta hatırladığı kadarıyla iki kişi bulunuğunu, aracın sağ tarafından fotoğrafları kendisine gösterilen sanık ... veya ....'in indiğini, tekrar sorulması üzerine inen kişinin büyük ihtimalle..... olduğunu, bu kişinin elinde L harfine benzeyen bir bijon anahtarı ile tornavida bulunduğunu, şahsın bijon anahtarını tornavidaya vurduğunu, şahısları uzaklaşmaları için bağırarak uyardığını, iki kişi dışında etraftakilerin gelen bu arabaya binerek gittiklerini, kalan iki kişinin ise koşarak olay yerinden uzaklaştıklarını, İnceleme dışı sanık .......... Cumhuriyet Başsavcılığında; maktulü ve....'u tanıdığını,....'un olay tarihinden önce Final Dershanesine giden soy ismini bilmediği Nergiz isimli kız arkadaşına ters baktığını işittiğini, olay günü....'u görünce bu olay nedeniyle....'a bir iki tokat attığını, hemen ardından kardeş olduklarını söyleyerek barıştıklarını, olay sırasında yanlarında.... Kazak,....., ......e,..... ve sanık ...'ın bulunmadığını, ....., ...... ve sanık ...'i zaten tanımadığını,....'un yürüyerek uzaklaşmasından sonra gittiği yöndeki halı sahaya baktığında....'u elinde cep telefonu ile koşarken gördüğünü, koşarak kendisinin de olay yerine gittiğini,....'u büfenin önünde elinde kesici aletle etraftakilere küfrederken gördüğünü, polislerin olay yerine gelmesi üzerine yürüyerek olay yerinden uzaklaştığını, Batman'a gittiğini, Batman'da iken olaydan haberdar olduğunu, kolundaki yaranın bahçe telinin sıyırması ile oluştuğunu, maktulün öldürülmesi ile ilgisinin bulunmadığını, olay esnasında telefonunun yanında olmadığını, maktulle beş yaşından beri tanışıklığının bulunduğunu,....'a tokat attığı sırada maktulün....'un yanında olmadığını, Tanıklar .... ve .... Cumhuriyet Başsavcılığında benzer şekilde; Siirt Final Dersanesinde öğrenci olduklarını, ... ve .......... isimli şahısları tanımadıklarını, sorulduğu üzere kendilerine laf atılması gibi bir olayın meydana gelmediğini, İnceleme dışı sanık..... Cumhuriyet Başsavcılığında ve sorguda;..... plakalı yeşil renkli Ford Focus marka ve model aracın kendisine ait olduğunu,......,...., ...... ile sanık ...'i tanıdığını, .....'i ise tanımadığını, olay günü saat 10.30 sıralarında ......'in annesini adliyeye götürmek için kendisinden aracını istediğini, aracın Eğitim Fakültesinin yanında bulunan oto yıkamacıda olduğunu, ......'e aracı buradan alabileceğini söylediğini, olaydan ......'in kendisini cep telefonu ile arayıp karakolda olduğunu söylemesi ile haberdar olduğunu, maktulü ve ...'ı tanımadığını, olayla ilgisinin bulunmadığını, Mahkemede; ehliyeti bulunmadığı için olay günü aracının anahtarını sanık ...'e verdiğini, ......ve annesi ile birlikte kendisinin de adliyeye gittiğini daha sonra saat 09.30 sıralarında araçtan indiğini, işleri olduğunu söyleyen sanık ...'e aracı bırakıp evine gittiğini, aracı ......'e vermeden önce aracında siyah saplı bıçak, tornavida ve L şeklinde bijon anahtarı bulunduğunu, maktulü ve....'u tanımadığını, olay yerine hiç gitmediğini, İnceleme dışı sanık.... Kazak Cumhuriyet Başsavcılığında; olay günü gittiği Eğitim Çayevi isimli iş yerinde yanına sanık ... ile birlikte ismini bilmediği bir iki kişinin geldiğini, ......ve yanındakilerin kalkıp gitmesinden sonra çayevinin önünde bir tartışma meydana geldiğini, dikkat etmediği için kimlerin tartıştığını hatırlamadığını, Aziz isimli arkadaşı ile Kıztepesine gittiğini, burada polisler tarafından yakalandığını, maktulü tanımadığını, ...'ı ise sima olarak tanıdığını,.....'ı olay günü çayevinin önünde yürürken gördüğünü, ..... ve ......'i de ancak sima olarak tanıdığını, olay günü ....'in arabasına binmediğini, yakalandığı sırada atletli olarak gezmesinin nedeni sorulduğunda, havanın sıcak olması nedeniyle atletle dolaştığını, İnceleme dışı sanık..... Cumhuriyet Başsavcılığında; olay günü Eğitim Cafe isimli iş yerinde.... Kazak'ı yanında Turan isimli kişi ve ismini bilmediği bir kişiyle otururken gördüğünü, yanlarına gidip oturduğunu, 15 dakika kadar sonra......'ün de gelmesi üzerine, yanlarından kalkan....'in......'le dışarıda bir şeyler konuşup yanlarına döndüğünü, .....dışarıda iken bir tartışma olduğunu, merak edip dışarı çıktığında,......'un karşısında bulunan iki kişiden birine tokat attığını, bıçaklanmayı görmediğini, tokat atılan şahsın yanındaki kişinin herhangi bir davranışının olmadığını, bu iki kişinin olay yerinden yürüyerek halı sahaya doğru gittiklerini, arkalarından ise......,.... ve ismini bilmediği birkaç kişinin daha koşarak gittiklerini, kendisinin de merak saiki ile koşarak olay yerine gittiğini ancak olanı biteni karşı kaldırımdan izlediğini,......'ün maktul olduğunu öğrendiği şahısla kavgaya tutuştuğunu, maktulün kemerini çıkararak......'e vurduğunu,......'ün de bıçakla maktule saldırdığını, bıçakla maktule vurduğunu, bunun üzerine maktulün bir evin bahçesine doğru koştuğunu, .....ve.... ile iki kişinin daha maktulün ardı sıra gittiklerini, bu dört kişinin bahçeye sıkıştırdıkları maktule vurmaya başladıklarını, kısa boylu birinin sopa ile maktule vurduğunu, maktulün peşinden gitmeyen kişilerin ise....'a saldırdığını,....'un bir büfeye sığındığını, büfeden çıkan 35 yaşlarındaki kişinin “Bu benim akrabamdır, kimse dokunmasın” demesi üzerine .....ve yanındakilerin....'a bir şey yapamadıklarını, bahsetmeyi unuttuğu bir hususu belirtmek istediğini söyleyerek .....ve arkadaşlarının büfenin önüne gelmesinden önce olay yerine yeşil renkli bir aracın geldiğini, aracı sanık ...'in kullandığını, araçta sanığın yanında ....'in bulunduğunu, ......'in kullandığı aracın arka koltuğuna bindiğini, bu esnada......'ün de araca binerek ....'e “Beni eve kadar bırakın” dediğini, ismini bilmediği kısa boylu bir çocuğun da......'le beraber araca bindiğini, diğer şahısların olay yerinde kaldığını,......'ün elinin kanadığını, .....ve ismini bilmediği kısa boylu çocuğun eski lunaparkın yakınlarında araçtan indiklerini, Eğitim Fakültesinin yanında ....'in de araçtan indiğini, ......'in arabayı durdurup kendisinin de inmesini istemesi üzerine araçtan indiğini bu sırada polislerin ......ile beraber kendisini yakaladıklarını, olayla ilgisinin bulunmadığını, İnceleme dışı sanık ......e Cumhuriyet Başsavcılığında; olay günü dedesine yemek götürmek için yola çıktığını, müftülük binasının önünde sanık ...'in, kullandığı araçla önünde durduğunu, kendisini araçla gideceği yere bırakmayı teklif ettiğini, teklifi kabul ederek aracın arka koltuğuna oturduğunu, arka koltukta ......'in annesinin, sağ ön koltukta ise genç, kumral bir şahsın oturduğunu, ......'in annesini Kıztepesinde bıraktıktan sonra Eğitim Çayevinin önüne geldiklerini, ismini bilmediği kumral gencin arabayı yıkamaya götüreceğini söyleyerek, çayevinden araca binen iki üç kişi ile birlikte yanlarından ayrıldığını, ......ile kendisinin ise Eğitim Çayevinin önünde beklerlerken sanık ...'in.... Kazak ile görüştüğünü, bu esnada etrafta tanımadığı 6-7 kişinin daha bulunduğunu, uzun boylu bir şahsın elinde bıçak gördüğünü, bu şahsın iki kişiyle tartıştığını, şahıslardan birine tokat attığını, ......ile birlikte elinde bıçak olan ve karşısındaki şahsa tokat atan şahsa "Ayıptır" diyerek müdahale ettiklerini, ayırmaları üzerine tokat atılan kişi ile yanındaki arkadaşının yürüyerek olay yerinden uzaklaştıklarını, uzun boylu kişinin ise yanındaki 5-6 şahısla beraber bunların ardından gittiğini,....'in bunların arasında olup olmadığını hatırlamadığını ancak bir süre sonra ......'in yanında olmadığını fark ettiğini, merak saiki ile bu grubun ardından gittiğini, uzun boylu şahsın telefonla konuştuktan sonra tokat attığını, şahıslardan birinin yakınlardaki büfeye doğru kaçtığını, büfeden elinde kesici aletle çıkarak kendisini kovalayan kişilere küfretmeye başladığını, bu sırada ne yönden geldiğini anlayamadığı şekilde sanık ...'in arabayla geldiğini, kavga eden grubun içerisinde ......'in kullandığı araca ilk bindiği sırada ......'in yanında olan kişinin bulunduğunu, bu kişi, uzun boylu kişi ve iki kişinin daha ......'in kullandığı araca bindiklerini, araca binenlerin arasında ......'in de olduğunu, araca....'in binip binmediğini hatırlamadığını,....'i ilk olayın meydana geldiği çayevinin önünde gördüğünü ancak ölüm olayının olduğu ikinci olay sırasında....'i gördüğünü hatırlamadığını, uzun boylu kişinin elinin yaralı olduğunu, araçtaki bir kişinin üzerinden giysisini çıkarıp kolunu sarması için bu kişiye verdiğini, ......'in araca binmesi için kendisine de seslendiğini ancak kendisinin “Siz gidin ben aşağıda beklerim” diye yanıt verdiğini, daha sonra ......'e mesaj çektiğinde ......'in karakolda olduğuna ilişkin cevap yazdığını, ......'in yanındaki şahsın çayevinin önünde arabayı yıkatmaya iki üç kişiyle gittikten bir süre sonra arabasız olarak çayevine geri geldiğini, ikinci kavganın yaşandığı halı sahanın oraya uzun boylu şahıs ile ......'in yanında gördüğü kişi ve iki üç kişinin yürüyerek gittiklerini, ......'i bu sırada görmediğini, İfade etmişlerdir. Sanık ... Cumhuriyet Başsavcılığında; olay günü bir icra takibi nedeniyle annesi ile birlikte avukatla görüşmelerinin gerektiğini, bu maksatla arkadaşı.....'dan kullanmak için arabasını istediğini, ....'in aracının yeşil renkli Ford marka Focus model bir araç olduğunu, aracı ödünç veren ....'in de kendileri ile beraber geldiğini, aracı ....'in değil kendisinin kullandığını, saat 11.00 sıralarında annesini avukatla görüştürdükten sonra yine araçla annesi ve .... ile beraber dönerlerken yolda arkadaşı ......e'ye rastladığını, .....'i de gideceği yere bırakmak maksadıyla araca aldığını, annesini eve bıraktıktan sonra ..... ve ....'le beraber Eğitim Çayevinin önünde araçtan indiklerini, ....'in ise aracını yıkatmaya gideceğini söyleyerek yanlarından ayrıldığını, çayevinin önünde bir tartışma çıktığını gördüğünü, kalabalık bir grup içindeki uzun boylu bir şahsın tartıştığı iki kişiden birine tokat attığını, kalabalığın bunları ayırdığını, bu sırada bıçak görmediğini, tokat atılan şahıs ile yanındaki kişinin yürüyerek halı sahaya doğru gittiklerini, uzun boylu şahsın ise yanındaki 7-8 kişilik grupla beraber bu iki kişinin ardı sıra yürümeye başladığını, kendisinin de ..... ile birlikte meraktan bunların ardı sıra gittiğini, olayın gerçekleştiği yeri gören bir noktadan olayı izlemeye başladıklarını, uzun boylu şahısla önden giden iki kişi arasında yeniden tartışma çıktığını, maktulün kemerini çıkararak kendini korumaya çalıştığını, daha sonra yakınlardaki bir evin bahçesine kaçan maktulün peşinden 5-6 kişinin koşmaya başladığını, maktulü kovalayanlar arasında uzun boylu şahsın da bulunduğunu, şahıslardan birinin elinde sopa gördüğünü yine olay yerinde, inceleme dışı sanık....'i de gördüğünü,....'in bahçeye girip girmediğini hatırlamadığını, bu sırada.....'ın arabayla olay yerine geldiğini, maktulün sığındığı bahçenin tam karşısına araçla durduğunu, kavganın meydana geldiği yere gidip geldikten sonra kendisine “Arabayı buradan götür” dediğini, araca binip gideceği sırada sanık ....'in “Geri gel” demesi üzerine geri manevra yaparak ....'in yanına gittiğini, ....'in aracın sağ ön koltuğuna bindiğini, U dönüşü yapıp yolu kontrol etmek için durduğunda büfenin orada bulunan inceleme dışı sanık .....ile yanındaki grubun kendilerine seslenerek araçla gelmelerini istediklerini, bunun üzerine tekrar U dönüşü yaparak araçla bu kişilerin yanına gittiğini, kolundan yaralı olan uzun boylu şahsın aracın arka koltuğuna bindiğini, yine aynı noktadan araca ...... ile inceleme dışı sanık....'in bindiğini, uzun boylu şahıs ile....'in bir süre araçla gittikten sonra lunaparkın ilerisinde araçtan indiklerini, araçta yer olmadığı için olay yerinde bıraktığı .....'i almak için tekrar olay yerine gittikleri sırada ....'in de araçtan indiğini, olay yerine yaklaştıklarında polisin kendilerini durdurduğunu, araçta bulunan bıçak ve diğer eşyadan haberinin olmadığını, yalnız araçta bulunan şahıslardan birinin “Diğerini niye vurmadınız, dövmediniz” dediğini işittiğini, uzun boylu şahsın bu soruya “Diğer kişi kaçtı” şeklinde cevap verdiğini, suçu olmadığını, kimseye vurmadığını, Mahkemede; tesadüfen olay yerinde bulunduğunu, maktulü, sanık .....ve ......'i tanımadığını, .... ve .....'i tanıdığını,.... ve....'u ise uzaktan bildiğini, olay günü aracı kendisinin kullandığını, kavga eden gruptakiler çağırınca bu kişiler ....'in arkadaşı olduğu için ....'in istemesi üzerine dönerek bu kişileri araca aldığını, suçlamaları kabul etmediğini, Hükmen tutuklanmak üzere hakkında yakalama emri çıkarılmasından yaklaşık 5 yıl sonra yakalanması üzerine çıkarıldığı Mahkemede; bu suçtan başta beraat ettiğini, ancak dosyasının Ankara'ya gidip geldikten sonra suçu olmadığı hâlde kendisine ceza verildiğini, bunca süredir korktuğu için kaçtığını, serbest kalmak istediğini, Savunmuştur. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 39. maddesinde "Yardım etme"; "(1) Suçun işlenmesine yardım eden kişiye, işlenen suçun ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, onbeş yıldan yirmi yıla; müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde cezanın yarısı indirilir. Ancak, bu durumda verilecek ceza sekiz yılı geçemez. (2) Aşağıdaki hâllerde kişi işlenen suçtan dolayı yardım eden sıfatıyla sorumlu olur: a) Suç işlemeye teşvik etmek veya suç işleme kararını kuvvetlendirmek veya fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek. b) Suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek veya fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak. c) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak" şeklinde, "Bağlılık kuralı" da aynı kanunun 40. maddesinde; "(1) Suça iştirak için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin varlığı yeterlidir. Suçun işlenişine iştirak eden her kişi, diğerinin cezalandırılmasını önleyen kişisel nedenler göz önünde bulundurulmaksızın kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır. (2) Özgü suçlarda, ancak özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail olabilir. Bu suçların işlenişine iştirak eden diğer kişiler ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur. (3) Suça iştirakten dolayı sorumlu tutulabilmek için ilgili suçun en azından teşebbüs aşamasına varmış olması gerekir" biçiminde düzenlenmiştir. TCK’nın 39. maddesinin 2. fıkrasındaki düzenlemeye göre, yardım etme; maddi yardım ve manevi yardım olarak ikiye ayrılmaktadır. 1- Bir suçun işlenmesine maddi yardımda bulunma çok çeşitli şekillerde ortaya çıkmakla birlikte anılan maddede maddi yardım; a) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları temin etmek, b) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında maddi yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak, Olarak sayılmıştır. 2- Manevi yardım ise; a) Suç işlemeye teşvik etmek, b) Suç işleme kararını kuvvetlendirmek, c) Suçun işlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vaat etmek, d) Suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek, Şeklinde belirtilmiştir. Kişinin eyleminin, bir suça katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin belirlenmesi için, eylemin bir aşamasındaki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Zira "yardım etme"yi müşterek faillikten ayıran en önemli unsur, kişinin suçun işlenişi sırasında fiil üzerinde ortak hâkimiyetinin bulunmamasıdır. Suçluyu kayırma suçu ise aynı Kanun'un 283. maddesinde; “(1) Suç işleyen bir kişiye araştırma, yakalanma, tutuklanma veya hükmün infazından kurtulması için imkan sağlayan kimse, altı aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Bu suçun kamu görevlisi tarafından göreviyle bağlantılı olarak işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. (3) Bu suçun üstsoy, altsoy, eş, kardeş veya diğer suç ortağı tarafından işlenmesi halinde, cezaya hükmolunmaz.” şeklinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde; “Madde metninde, işlenmiş olan bir suçun failine, suçun işlenişine herhangi bir şekilde iştirak etmeksizin, yardımda bulunulması cezaî müeyyide altına alınmıştır. Bununla güdülen amaç, suç işlendikten sonra failin herhangi bir şekilde yardım görmesini engellemektir. Bu suretle ceza adaletinin gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır. Ceza muhakemesinin amacını oluşturan maddî gerçeğin araştırılıp ortaya çıkarılması ve bu suretle adil bir yargıya varılması, suç şüphesi altında bulunan kişinin dahi esasta menfaatine bir husustur. Çünkü insan şahsîyetinin tekâmülü, ancak hakikat ve adaletle mümkün olabilecektir. Maddî gerçeğin tespitine dayalı olarak mahkemece hükmolunan ceza veya tedbirin infazı, suçlu kişinin işlediği suçtan dolayı içinde bulunduğu kusurluluk durumundan ibra olmasını, yani yeniden topluma kazandırılmasını sağlayacaktır. Bu bakımdan, suç şüphesi altında bulunan kişinin yargılanmasının veya hükümlü kişinin mahkûm olduğu cezanın veya tedbirin infazının engellenmesi, ceza adaletinin gerçekleşmesini engelleyecektir. Bu suçun konusu, daha önce işlenmiş olan bir suçun işlenişine herhangi bir şekilde iştirak etmiş olan bir kişidir. Kayrılan kişi, önceki suçun faili veya şeriki olabilir. Bu kişi, önceden işlenen bir suçtan mahkûm olmuş bir kişi olabileceği gibi, sadece şüpheli veya sanık olması nedeniyle aranan bir kişi de olabilir. Sanık veya mahkûm olan kimsenin saklanmasına yönelik her hareket, bu suçun oluşmasını sağlayacaktır. Sanık veya mahkûmun belli bir yerde saklanmasının temin edilmesinden başka; bu kişi, soruşturmanın veya infazın engellenmesi amacıyla örneğin bir başka ülkeye kaçırılmış olabilir. Bu tür fiilleri de söz konusu suç kapsamında değerlendirmek gerekir. Belirtmek gerekir ki, hakkında tutuklama veya mahkûmiyet kararı verilen kişinin bir yerde barınmasını temin etme durumunda dahi, bu suçun oluştuğunu kabul etmek gerekir. Bu suçun oluşabilmesi için, kayrılan kişinin araştırma, yakalanma, tutuklanma veya hükmün infazından kurtulması amacıyla hareket edilmesi gerekir. Böyle bir amaç güdülmemekle beraber, kişinin insani mülahazalarla bazı ihtiyaçlarının karşılanmış olması durumunda, söz konusu suç oluşmayacaktır. Bu suçun faili herkes olabilir. Ancak, izlenen suç siyaseti gereğince, kayırma suçundan dolayı cezalandırılabilmesi için, kişinin önceden işlenmiş olan suça herhangi bir şekilde iştirak etmemiş olması aranmıştır. Keza, kayırma suçunun konusunu belli akrabalık ilişkisi içinde bulunan kişilerin oluşturması hâlinde de cezaya hükmedilmeyecektir. Kişinin önceden işlenmiş olan asıl suça fail veya şerik olarak iştirak etmiş olması veya suçun konusunu oluşturan kişilerle belli akrabalık ilişkisi içinde bulunması, bu suç açısından sadece bir şahsî cezasızlık sebebi oluşturmaktadır. Şahsî cezasızlık sebebinin bulunduğu hâllerde işlenen fiil suç ve dolayısıyla haksızlık oluşturma özelliğini muhafaza etmektedir. Ancak, kişinin ceza hukuku açısından sorumluluğu cihetine gidilmemektedir.” şeklinde açıklamalar yapılmıştır. Suçluyu kayırma suçu, adliyeye karşı işlenen suçlar arasında düzenlenen suçlardan biri olarak suçların önlenmesi ve adil yargılanma, ceza adaletini gerçekleştirmeyi amaçlayan adliyenin saygınlığı, adil, dürüst ve usulüne uygun bir yargılama anlamında adliye, adliyenin ceza muhakemesini düzgün bir biçimde yürütmesine ilişkin menfaatini koruma altına altına almak maksadıyla Kanun'da bağımsız bir suç olarak düzenlenmiştir. Bu suçun faili herhangi bir kimse olabilir ancak failin önceden işlenmiş olan suçun faili veya şeriki olmaması zorunludur. Failin kamu görevlisi olması ve suçun görevde bağlantılı olarak işlenmesi ikinci fıkradaki nitelikli hâle girmektedir. Son fıkra ise şahsi cezasızlık hâline ilişkindir. “Suçluyu kayırma” kavramı Kanun'da tanımlanmamış, ancak suç tipinin işlenebilmesi için çeşitli hareketler öngörülmüştür. Suç kapsamında yaptırım altına alınan fiil, suç işleyen bir kişiye araştırma, yakalanma, tutuklanma veya hükmün infazından kurtulması için imkân sağlamaktır. Madde metninde imkân sağlamanın hangi şekilde değil hangi amaçla gerçekleşmesi gerektiği düzenlenmiştir. İmkân sağlamaya örnek olarak şüpheli, sanık veya mahkûmun saklanması, ele geçirilmesinin engellenmesi, bu amaçlarla ona imkân sağlanması gösterilmiştir. Sahte deliller uydurmak, mevcut delilleri gizlemek, değiştirmek, ortadan kaldırmak gibi davranışların bu kapsamda değerlendirilmesinin mümkün olduğu ifade edilebilir. Suçluyu kayırma suçu, Kanun’da seçimlik hareketli, ancak her bir seçimlik hareket bakımından serbest hareketli bir suç olarak düzenlenmiştir. Yani failin, suçluyu araştırma, yakalama, tutuklama, hükmün infazından kurtulması için imkân sağlayıcı her türlü hareketi madde kapsamında cezalandırılmaktadır. (Zahit Yılmaz, Suçluyu Kayırma Suçu, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, c.18, s.1.) Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Olay tarihinde 23 yaşında olan sanık ...'ın, inceleme dışı sanık..... ile arkadaş olduğu, annesini olay günü avukatla görüşmeye götürmesi gereken sanığın, bu maksatla arkadaşı ....'i arayarak arabasını ödünç almak istediği, sanığın bu isteğini kabul eden ....'in kendisine ait..... plaka sayılı, yeşil renkli, Ford marka Focus model aracın sağ ön yolcu koltuğuna binerek sanığın sevk ve idaresindeki araçla sanığın annesini avukatla görüşme yapacağı yere götürdükleri, görüşmeden sonra sanığın annesini eve bırakmak için araçla döndükleri sırada yolda gördükleri sanığın arkadaşı ......e'yi de gideceği yere bırakmak maksadıyla araca aldıkları, sanığın annesini eve bıraktıktan sonra kendi sevk ve idaresindeki araçla yanında bulunan .... ve ..... ile birlikte Siirt il merkezinde bulunan Eğitim Çayevinin yakınlarına gelerek aracı park ettiği, ....'in çayevinde bulunan birkaç kişiyi aracına alıp yakınlarda bulunan bir yerde yıkatmaya götüreceğini söylediği araçla olay yerinden ayrıldığı, ....'in bir süre sonra arabasız olarak Eğitim Çayevinin önüne geri geldiği, sanık ... ve ..... çayevinin önünde bekledikleri sırada, inceleme dışı sanık ..........'in olay yerinden maktul ... ile birlikte yürüyerek geçmekte olan ... ile tartışmaya başladığı, tartışma sırasında......'un,....'un yüzüne iki kez eliyle vurduktan sonra bıçakla....'u sol uyluk üst yandan basit şekilde yaraladığı, hakkında çete kurduğu yönünde söylentiler bulunan .....ve......'ün sürekli beraber gezdiği yaklaşık 7-8 kişilik bir genç grubundan çekinen.... ile yanında bulunan arkadaşı maktul ...'in olay yerinden sessizce yürüyerek ayrıldıkları, bu şekilde çayevinin önünde meydana gelen ilk kavga sırasında sanık ...'in de olay yerinde bulunduğu ve olayı gördüğü, bacağından bıçakla yaralanan.... ve arkadaşı maktul ...'ın çayevinden yürüyerek halı sahanın bulunduğu bölgeye doğru uzaklaşmaya başlamalarının ardından,....'u bıçaklayan .....ve yanındaki arkadaş grubunun.... ve maktulü takibe başladıkları, sanık ...'in de maktul ve....'u takip eden bu grup içerisinde yer aldığı,.... ve maktul halı sahanın bulunduğu bölgeye geldikleri sırada kendilerini takip eden .....ve yanındakilerin, bu ikisine yetiştikleri,......'un cep telefonu ile kısa bir görüşme yapmasından sonra.... ve maktul ile tartışıp ardından kavga çıkardığı, gerek maktulün gerekse....'un bellerindeki kemerleri çıkarıp sallayarak kendilerini korumaya çalıştıkları,......'ün maktule vurması ile fiili kavganın başladığı, maktulün etrafı yüksekçe duvarla çevrili bir evin bahçesine, bahçe duvarından atlamak sureti ile girip saldırıdan kaçmaya çalıştığı, ancak sanık......'ün bıçakla, inceleme dışı sanık.... Kazak'ın bir tahta parçası ile maktulü kovalayarak maktulün sığındığı bahçeye girdikleri, bu sırada sanık ....'in kendisine ait yeşil renkli Ford marka Focus model araçla olay yerine geldiği ve olaydan önce de aracında bulunduğunu kabul ettiği bijon anahtarı ve tornavidayı alarak .....ve....'in kovaladığı maktulün bulunduğu bahçeye girerek maktulü darbetmeye başladıkları,....'in sopayla, ....'in bijon anahtarı ile darbettiği maktul ...'a sanık......'ün bıçakla iki kez vurarak maktulün kalp yaralanmasına bağlı iç kanama sonucu ölümüne sebebiyet verdiği, maktulün bahçede yaralanıp yere düşmesi ile bu kez....'un peşine düşen grubun, bir yakınına ait büfeye sığınan....'un etrafını sardıkları ancak büfede çalışan ve sanıklardan yaşça büyük olan .... .....'nın bağırıp büfesinin etrafından uzaklaşmalarını ikaz etmesi ve polis çağırılması üzerine....'a yönelik eylemlerini sürdüremedikleri, büfenin yanına ....'e ait araçla gelen sanık ...'in sevk ve idaresindeki araca haklarında maktul ...'ı kasten öldürme suçundan verilen mahkûmiyet hükümleri kesinleşen inceleme dışı sanıklar......,.... ve ....'in bindikleri, araca ayrıca hakkında verilen beraat kararı kesinleşen.....'in de bindiği, araçta yer kalmaması üzerine diğer şahısların koşarak olay yerinden uzaklaştıkları, araç içerisinde sanık....'in kolu yaralanan sanık......'e kolunu sarması için gömleğini verdiği, araç içerisinde “Diğerini niye vurmadınız, dövmediniz” diye sorulması üzerine inceleme dışı sanık ......'ün “O kaçtı” şeklinde cevap verdiği,.... ve......'ün olay yerinden yeterince uzaklaştıklarını düşündükleri lunapark mevkisinde araçtan indikleri, bir müddet sonra ....'in de araçtan indiği, aracın boşalması üzerine sanık ...'in olay yerinde kaldığını düşündüğü diğer kişilerle birlikte ......e'yi araca almak için olay yerine döndüğü sırada polis tarafından yakalandığı, araçta bir adet bıçak, bir adet maket bıçağı ile suçta kullanılan bir adet tornavida ve bir adet bijon anahtarının bulunduğu, sanık....'in dolu yağışı bulunan serin Nisan günü olaydan hemen sonra atletli olarak yakalandığı,......'ün ise yaklaşık 10 gün kadar kaçtıktan sonra kolluk kuvvetlerince yakalandığı anlaşılan olayda; Hakkında kasten öldürme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü kesinleşen ve çok sayıda ceza davasının sanığı olup sürekli kalabalık bir grupla beraber gezen inceleme dışı sanık ..........'le dolaştığı katılan ...'ın beyanı ile de sabit olan sanık ...'ın olay günü maktulün yanında bulunan ... ile .......... arasındaki kavga sırasında başından beri olay yerinde bulunması,.... ve maktulün ilk olaydan sonra yürüyerek olay yerinden uzaklaştıkları sırada......'ün bulunduğu grupla birlikte maktul ve....'u takip etmesi, halı sahanın bulunduğu bölgede ikinci kez kavga çıkması üzerine olay yerini gören ancak bahçe içerisinde meydana gelen öldürme olayı üzerinde ortak hâkimiyet kurulmasına engel mesafedeki bir noktadan olayı başından sonuna kadar seyretmesi,.....'ın kendi aracından aldığı bijon anahtarı ve tornavida ile,.... Kazak'ın ise tahta parçası ile darbettiği maktulü sanık......'ün bıçaklayarak öldürmesi eylemini......,.... ve ....'in öldürme suçunun tanımında yer alan fiili, birlikte karar alarak ve fiil üzerinde hâkimiyet kurmak sureti ile iştirak hâlinde işledikleri, sanığın ise fiilin işlenmesi sırasında......, .... ve....'in eylemlerine taraftar olmadığını gösterecek hiçbir engelleyici davranışta bulunmadığı gibi yakın arkadaşı olan ve olay sabahından beri bir şekilde aracını kullandığı .... ve diğer sanıkların maktule yönelik eylemlerini tamamlayana dek olay yerinden ayrılmadığı, olay yerinde beklemek sureti ile cesaret verdiği inceleme dışı sanıkların eylemlerini işlemelerini kolaylaştırdığı ve olaydan sonra suçun asli failleri olan sanıklar......,.... ve ....'i sevk ve idaresindeki araca alarak olay yerinden uzaklaşması hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sanığın eyleminin, adliyeye karşı işlenen suçlardan olan ve işlenen suça herhangi bir şekilde iştirak etmeksizin, sırf suç işleyen kimseyi araştırma, yakalanma, tutuklanma veya hükmün infazından kurtarmak amacıyla işlenebilen suçluyu kayırma suçunu değil, maktul ...'in kasten öldürülmesi suçunun işlenmesi sırasında yardımda bulunarak suçun icrasını kolaylaştırmak sureti ile kasten öldürme suçuna yardımı oluşturduğunun kabulü gerekmektedir. Bu itibarla, Yerel Mahkeme hükmünün onanmasına ilişkin Özel Daire kararı isabetli olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının haklı nedene dayanmayan itirazının reddine karar verilmelidir. Sanığın eyleminin kasten öldürme suçuna yardımı oluşturduğu sonucuna ulaşıldığından ikinci uyuşmazlık konusu tartışılmamıştır. Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Üyesi ...; "Sanık ...’ın, maktul ...’ın öldürülmesi olayından sorumluluğunun TCK. 39. maddesi kapsamında öldürme suçuna yardım eden olmayıp TCK. 283. md kapsamında öldürme suçunu işleyenlerle bu eylem öncesi herhangi bir fikir birlikteliği olmaksızın olaydan sonra olay yerine araçla gelip olay mahallinden suç işleyenleri uzaklaştırdığı bu nedenle suçluyu kayırma olduğunu düşündüğümden sayın çoğunluğun bu yöndeki görüşüne muhalifim. Öncelikli bu dosyada mahkemenin gerekçeli kararına atıfta bulunarak sanık ...’in dosyadaki fiillerinin net olarak tesbiti büyük önem taşımaktadır. Maktul ...’ın ölümünden asli fail olarak sorumlu tutularak cezalandırılan sanıklar......,...., .... ile bu eylemden yargılanıp beraat eden sanıklar ...... ve .....’in kararları Yargıtay 1. Ceza Dairemiz tarafından onanmak sureti ile kesinleşmiştir. Olayın oluş şekline özellikle sanık ...’in eylemlerine dair dosyada bağımsız tanık beyanları yoktur. Bu nedenle müşteki.... ve beraat eden sanıklar ...... ve .....’in beyanlarına da dosyada karar verilirken yerel mahkemece itibar edilmiştir ki bu yöntem doğrudur. Yargılanan ve ceza alan sanıklar......,.... ve ....’in dosyadaki savunmaları tamamen suçu inkara yönelik olup maktulün öldürülmesi sırasında kendilerinin olay yerinde olmadıklarını söylemelerine karşın bu sanıkların savunmalarına itibar edilmeyerek kasten insan öldürmeden yerel mahkemece verilen mahkumiyetler Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından onanmıştır. Beraatleri kesinleşen sanıklardan ..... ile ilgili yerel mahkeme gerekçeli kararında; 'sanığın olayın oluşumu ile ilgili pek çok ayrıntıyı anlatarak olaya bir bakıma tanıklık yaptığı, beyanlarına itibar edilerek olay sonrasında da diğer sanıkların bindiği sanıkların aracına binmediği böylece suç işleme kastı olmadan sadece merakla ve arkadaşı olan sanık ...’in yanında olmakla olaya tesadüfen dahil olduğu, maktule karşı yapılan eyleme yardım ve katkı sağlamadığı bilakis ilk tartışmada sanık......’ü ayırmaya çalıştığı anlaşılmıştır' şeklinde tesbitlerde bulunarak bu sanığın savunmalarına üstünlük tanıdığını kabul etmiş, bu kabulü daire tarafından da hakkındaki beraat kararı onanarak bir hali ile itibar edilmiştir. Müşteki ... Kolluk Beyanında; 25/04/2006 günü arkadaşı olup cezaevinden yeni çıkan maktul ...’ı alarak önce aracını yıkamaya bıraktığını, sonra da gezerken Fevzi Çakmak İlkokulu yanındaki yolda....’un şahsen tanıdığı .....ve arkadaşları ile karşılaştıklarını,......’ün kendisine 'kızarak niye kıza laf attın' diyerek tehdit ettiği kendisinin kıza laf atmadığını, sadece olaydan 2 gün önce yine maktul ile caddede gezerken yanlarından geçen bir kızın kendilerine durduk yere laflar söylemesi üzerine onu terslediklerini......’e anlatmaya çalıştığını, ancak;......’ün konuşmasına fırsat tanımadan kendisini yumrukladığını ve yine bıçakla sol kalça tarafına vurduğunu, olayın büyümemesi için kendisinin karşılık vermediğini ve oradan yürüyerek maktulle ayrıldıklarını, (müşteki.... bu beyanı ile sanık......’ün aslında hiçbir sebep olmaksızın değil de bir kıza laf atma meselesinden dolayı kendilerine saldırdığını teyit etmektedir) asıl olayın ise; Kızılay Halı Sahanın oraya maktul ... ile geldiklerinde halı sahanın yanındaki boş arsada 3 kişinin kendisine yine......’ün başını çektiği kişilerin de maktul ...’a saldırdıklarını, kendisinin kemerini çıkararak kendini savunmaya çalıştığını, bu sırada olay yerine yeşil aracın geldiğini, bu araçtan da 3 kişinin indiğini ve kendilerine saldırdıklarını,....’ın kavga sırasında saldıranlardan kaçmak için evin bahçesine girip kendinden geçmiş olduğunu gördüğünü,....’ı bıçaklayan .....ve yanındakilerin koşarak kaçtıklarını .....ve yanındakilerle kendisinin veya maktulün husumet veya kavgası olmadığını söylemiştir. Müşteki.... Savcılık Beyanında; Kolluk beyanını tekrar ettiğini, 2. olay sırasında kendisinin akrabası ....’a ait Can Büfe’nin önüne geldiğini, daha önce söylediği gibi....’ın kaçarak evin bahçesine atladıktan sonra açık yeşil renkli avrupa arabanın geldiğini, arabayı resimden gösterilen.....’ın kullandığını, onun yanında 2 kişinin daha olduğunu, ancak diğerlerini bilemediğini, ....’de siyah saplı tornavida ve siyah renkli bir alet olduğunu, ....’in de....’ın bulunduğu bahçeye koştuğunu, araçtan inen şahıslar arasında ......’i hatırlamadığını, ......’i çayevinin önünde gördüğünü, kendisi Can Büfenin önündeki yolun ortasında iken .... ağabey çıkıp bağırınca ve o esnada bir polis aracı hastane caddesinden geçince grubun kaçarak bir yere doğru gittiğini, kendisinin hastaneye doğru yürüdüğünü, ancak .... ağabeyinin beyanına göre grubun tamamının bu araca binerek oradan uzaklaştığını söylemiştir. Müşteki.... Mahkemedeki Beyanında; önceki beyanlarını tekrar ile arkadaşı maktul ...’ı İstanbul’a giderek Siirt’e getirdiğini,.... gilde kahvaltı yaptıktan sonra çıktıklarını, aracını yıkamaya bıraktıklarını ve Güreş Caddesinde turlayalım diyerek yürümeye başladıklarını, .....ile ilk önde Eğitim Fakültesinin civarında karşılaştıklarını, ilk karşılaşma sonrası kendileri......’ün yanından ayrılırken .....ve yanındakilerin tekrar peşlerinden geldiğini, sanıklardan ...... ve ......’i olayın bu kısmında görmediğini, 2. olay sırasında....’ın bahçeli eve kaçarken saldıran grubun çoğu....’ı kovaladıklarını, kendisi Can büfenin önüne doğru kaçtığını, yaklaşık 5-10 dk. Sonra şu an huzurda olan ....’in kullandığı otomobilin maktul ...’ın kaçtığı evin karşısındaki caddede durduğunu, kendisi de kaçtığı için maktulün öldürülme olayını görmediğini, hatta maktulün kurtulduğunu sandığını söylemiştir. Beraat eden sanık ......e Cumhuriyet savcılığında verdiği İfadesinde ;Olay günü dedesine yemek götürmek için yolda yürürken arkadaşı olan sanık ...’in bir arabayla önünde durarak arabaya bin seni götüreyim dediğini, aracın arka koltuğunda ......’in annesinin yanına oturduğunu, ön koltukta ise ismini bilmediği bir gencin oturduğunu, annesini bir yere bırakarak birlikte Eğitim çay evinin önüne geldiklerini, birlikte araçtan indiklerini, kendisi ve ......’in orada kaldığını, araçtaki diğer şahsın aracı yıkamaya götüreceğini söyleyerek oradan ayrıldığını, ancak ayrılmadan önce Eğitim çay evi önündeki birkaç kişininde araca bindiğini, bu şahısları kendisinin tanımadığını, ......’e hadi gidelim dediğini ancak biraz bekle deyince durduğunu, biraz sonra ......orada olan....’le konuştuğunu, bu sırada orada bulunan 6-7 kişi içerisinde tartışma çıktığını, bunlardan uzun boylunun elinde bıçak gördüğünü, kendisi ve ......birlikte uzun boylu çocuğu tutup ayıptır diye götürmek istediklerini, bu sırada uzun boylu çocukla tartışan şapkalı çocukların Eğitim Fakültesine doğru gittiklerini bir süre sonra uzun boylu çocukla 5-6 arkadaşının da yürüyerek gittiklerini,....’in gidip gitmediğini bilmediğini, ama bir süre sonra ......’i yanında göremediğini, kendisi merak ederek iki şapkalı çocuğun arkalarından gittiğini, iki şapkalı çocuğun halı sahanın yanındaki boş tarlanın önünde durduklarını, diğer grubunda bunların yanına geldiğini, kendisinin de karşıdan bunlara baktığını, ......’i hiç görmediğini, iki şapkalı çocuktan gözlüksüz olanı bir cep telefonu ile konuşup telefonu karşı gruptaki uzun boylu şahsa verdiğini, ardından uzun boylu şahsın telefonla 10 sn kadar konuştuğu telefonu tekrar bu şapkalı çocuğa verip biraz arkada duran şapkalı ve gözlüklü diğer çocuğa yöneldiği ve şapkalı ve gözlüklü çocuğa tokat attığını, gözlüklü çocuk kemerini çıkarıp sallayınca grubun tamamı gözlüklü çocuğa yöneldiğini kendisinin bu sırada yurda doğru yürüdüğünü. Yurdun civarına geldiğinde gözlüksüz, şapkalı çocuğun halı sahanın karşısındaki bira büfesinden çıktığını grubunda bira büfesinin önüne geldiğini bunlardan birinin gözlüksüz olan öncesinde şapkalı olup o sırada şapkası kafasında bulunmayan çocuğa kasa fırlattığını, kasanın kendi önüne düştüğünü kendisinin de kasayı yerden aldığı sırada büfeden çıkan şapkası olmayan şahısla göz göze geldiğini bu sırada ......’in nereden geldiğini anlamadığı şekilde araçla geldiği ve aracın yönü yurda yani yukarı doğru olduğunu, (Başta söyleyemi unuttuğunu ancak saldıran grubun içinde kendisi ilk başta arabaya bindiğinde şoför olan ......’in yanında olan çocuğunda bulunduğunu) bu şahıs ile uzun boylu çocuk bir iki kişinin daha arabaya bindiğini, ......’in de bindiğini, kendisinin araca binmediğini, yine baştan söylemeyi unuttuğunu, ......’in yanındaki şahıs Eğitim çay evinin önünden arabayı yıkamaya götürmek için yanına iki üç kişiyi alıp gittikten sonra arabasız olarak geri döndüklerini. Uzun boylu çocuk ve yanındakiler ile ......’in yanındaki çocuk ile yanındaki iki üç şahıs Nur taksinin orada yaya olarak buluşup halısahaya doğru beraber yürüdüklerini, ......’i ise görmediğini söylemiştir. . Beraat Eden Sanık ..... Savcılık Beyanında: Olay günü Eğitim Fakültesine bir arkadaşını almaya gittiğini Eğitim cafenin önünde tartışma gördüğünü,......’ün karşı taraftaki iki kişiden mavi tişörtlü ve siyah şapkalı kişilere karşılık vermediklerini mavi tişörtlü ve siyah şapkalı kişilerin yürüyerek oradan Kızılay halı sahasına doğru gittiklerini bir süre sonrada peşlerinden......,.... ve üç şahsın daha koşarak gittiklerini ve kavga etmeye başladıklarını kendisinin koşarak karşıdaki kaldırımdan seyrettiğini.......’ün şapkalı şahsa bıçakla vurunca o şahsın çamurlu lana girip bahçeli olan eve doğru koştuğunu ve .....ile yanındakilerin onu takip ettiğini, mavi tişörtlü şahsa ise diğer iki kişinin saldırdığını siyah şapkalı şahıs bahçe duvarından atlayınca diğerleri de peşinden atladığını, kendisi de koşarak arkalarından gidip baktığında dördü birden bu şahsa vurduklarını gördüğünü, bu sırada dışardaki mavi tişörtlüye saldıranlardan biri gelerek mavi tişörtlünün kaçtığını söylediğini, bunun üzerine bahçedeki dört şahıs mavi tişörlüyü yakalamak için bahçeden çıkarak ve koşarak halı sahanın oraya gittiğini; mavi tişörtlü şahsın oradaki bir büfeye girdiğini oradan bir şahıs da mavi tişörütlü şahıs için bu benim akrabamdır kimse dokunmasın diye bağırınca, .....ve arkadaşları bir şey yapmadıklarını. Bu arada söylemeyi unuttum .....ve arkadaşları büfenin önüne geçmeden önce yeşil renkli bir taksi geldiğini, taksiyi ......’in kullandığını takdire ....’in de ......in’in yanında oturduğunu başka kimse olmadığını, bu adam çıkıp böyle söyleyince kendisinin de ......’in olduğu taksinin arkasına bindiğini,......’ün de bu esnada geldiğini, diğer ufak boylu çocuğun da geldiğini, arabayla giderken .....ve ufak boylu şahsın indiklerini söylemiştir. Tanık .... ..... Savcılık Beyanında; ...... Dükkanı yeni açtığım sırada....’un elinde kemerle koşarak büfeye gelirken gördüğünü ve kendisine saldırıldığını söylediğini, 7-8 kişinin bu sırada....’un etrafını sardığını, bunlardan birinin....’a kasa ile vurduğunu kendisinde kızarak kalabalığı engellediğini bunlardan birininde kolunda yarası olan .....olduğunu ve bu kişinin....’a hitaben “Seninle sonra görüşeceğiz” dediğini bu sırada Fort Focus marka yeşil aracın geldiğini hatta bu araçla gelenleri kendisinin önce müşteri zannettiğini, yanlış hatırlamıyorsa araçtan iki kişinin indiğini bunlardan birinin elinde tornavida ve bijon anahtarı ile indiğini bu kişinin sanıklardan .... veya ......olduğunu ancak çok büyük bir ihtimalle .... olduğunu, gelenlerin müşteri olmadığını anlayınca gelenlere bağırdığını bunun üzerine aracın uzaklaşarak parkın duvarının dibinde durduğunu diğer şahıslarında yürüyerek araca doğru gittiklerini çocuklar araca doğru yürümeye başlayınca....’un birini cep telefonu ile aradığını ve telaşlandığını söylemiştir. Dosyada bulunan bir kısım sanık, müşteki ve tanık beyanlarını burada ayrıntılı olarak aktarılmasının nedeni sanık ...'in eyleminin olay sırasında mümkün olduğunca farklı kişilerin birbirlerini destekler mahiyetteki beyanlarından tesbitini zorunlu görmemizdendir. Tüm beyanlar (beraat eden sanıklar, mağdur ve tanık beyanları) birlikte değerlendirildiğinde; iki aşamalı ve ölümle sonuçlanan kavganın olaydan iki gün önce maktul ve mağdurun caddede gezerken bir kızla aralarında laf atmak üzerine çıkan tartışmadan dolayı muhtemeldir ki kızın......'e bunu söyleyip şikayeti nedeniyle başladığı (Başka türlü sanık......ün iki gün önce olan laf atma olayını bilmesi mümkün değildir) sanık......’ün birinci olayın başında kıza laf atma konusu nedeniyle mağdur....a tokat attığı, mağdur ...'un kıza laf atma olayının içeriğini sanık......'e izah etmek istemesine rağmen......’ün dinlemediğini söyleyerek açıklamıştır. Maktul ve mağdur olay günü vakit geçirmek için yolda yürürken sanık .....ile tesadüfen karşılaşılmış ve tartışma başlamıştır. .....ilk olayda mağdur ...'u 2. olayda da kızla yapılan telefon görüşmesi (Dosya kapsamında 2. olayda mağdur ve sanık......’ün telefonla görüştükleri ve 2. olayın bu görüşme sonunda başladığı sabit olup dosyada bu telefon trafiğini tesbite yönelik araştırma yapılmamıştır.) üzerine bu kez maktulü hedef almıştır. Kavganın ilk başladığı Eğitim Çay Evinin önündeki yerde sanık......'ün mağdura saldırısını engelleyen ve......'ü ayıptır diyerek uzaklaştıranlardan biri de beraat eden sanık .....’in beyanına göre sanığımız ......’dir. Annesini adliyeye götürüp dönüşte sanık .....ide araca alan ve Eğitim Çay Evi önüne Kerim'in aracını getiren ...... aracını Kerim'e iade etmiş Kerim yıkamaya götürdüğü aracını kısa süre sonra olay yerine tekrar getirerek aracı tekrar ......'e vermiş ve kendisi kavgaya tornovida ve bijon anahtarı ile fiilen katılmıştır. ......ise kavgaya fiilen katılmamış, ancak kavgadan sonra kavgaya katılanları Kerime ait bu araçla olay yerinden uzaklaştırmıştır. 5237 sayılı Kanunun 39/2. fıkrasında hangi eylemlerin suçun işlenmesine yardım olduğu bentler halinde teker teker sayılmış olup bu haller sınırlayıcı şekilde belirlenmiştir. Kıyas veya yorum yoluyla artırılamaz. Öğretide de suça yardımdan bir kişiyi sorumlu tutabilmek için kişinin bir başkasının fiiline katkı sağlama iradesi ile hareket etmesi gerekir. Bununla beraber, başkasının fiiline katkı sağlama iradesi yeterli olup katkı sağlanan kişinin (failin) kendisine sağlanan bu katkıdan haberdar olması şart değildir. Ancak bu iradenin faili destekleme şeklinde ortaya çıkması gerektiği vurgulanmıştır. TCK 39/2-a bendi suç işleyene teşvik etmek veya vaat etmek şeklinde manevi yardımı, TCK 39/2-b bendi suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek veya fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak, TCK 39/2-G bendinde ise; suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak şeklinde maddi yardımı düzenlemiştir. Somut olayımızda sanık ...'in dosya kapsamındaki eylemlerinden olay öncesinde sanık .....veya diğerleri ile bir mutabakatının olmadığı, tesadüfen Eğitim Çay Evi önünde kavgayı görüp hatta taraflar arasındaki 1. tartışmada sanık......'ü ayıptır diyerek uzaklaştırıp tartışmayı sonlandıranlardan biri olduğu, devamında olay sabahı aracını ......e kullandıran sanık Kerim'in aynı araçla tekrar gelerek ikinci kavgaya katılmadan önce aracını ......'e tekrar verdiği, kavgadan sonra da tüm sanıkların yine ......'in kullandığı Kerim'e ait araca bindiği ve oradan ayrıldığı sabittir. Sanık ...'in kavgaya bir şekilde katılıp asli faillere maddi veya manevi destek verdiğine, asli faillerden herhangi birini kavgaya katılması için olay yerine getirdiğine ,olay öncesinde sanıklardan herhangi birine maddi veya manevi yardımda bulunduğuna dair dosyada hiçbir beyan, delil veya iddia yoktur. ...... her iki kavgayı da görmüş birinciyi ayırmaya yönelik müdahalede bulunmuş ancak ikinci kavgaya müdahale etmemiş sanık Kerime ait araçla kavganın sonlanması akabinde olay yerine gelerek kavgaya katılanları olay yerinden kullandığı araçla götürmüştür. Bu eylem TCK 39/2. fıkrada sınırlı sayıda düzenlenen yardım etme fiillerinden hiçbirine uymamaktadır. Kaldı ki sanık ...'in sanıkları olay yerinden götürmesinin adam öldürme fiilinin işlenmesinden sonra gerçekleşmiş olması nedeniyle TCK 39. md gereği asli faillere yardım olarak değerlendirmekte mümkün görülmemektedir diye düşündüğümüzden, Sanık ...’in, kavgaya katıldığını bildiği kişileri kavgadan sonra bilerek olay yerinden uzaklaştırmak suretiyle TCK'nin 283. maddesinde düzenlenen adliyeye karşı suçlar bölümündeki suçluyu kayırma suçunu işlediğini düşündüğümden sayın çoğunluğun eylemin adam öldürme suçuna yardım şeklindeki görüşüne iştirak etmiyorum. Saygılarımla.", Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Ceza Genel Kurulu Üyesi de; "Sanığın eyleminin kasten öldürme suçuna yardımı oluşturmadığı" düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 14.03.2019 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

Diğer kararlar (4)

1. Ceza Dairesi, 2023/4329 E., 2025/386 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
kları ve geceyide birlikte burada geçirdikleri ve emniyet tarafından yapılan araştırmalar sonucunda bu evde yakalandıkları bu şekilde şüphelilerin üzerlerine atılı suçluyu kayırma suçunu işledikleri ileri sürülerek suçluyu Kayırma suçundan Türk Ceza Kanunu 37/1. delaletiyle 283/1, 53/1.maddeleri uyarınca cezalandırılmalarının talep edilmesine rağmen bu sanıkların olay sırasında yardımda bulunduğu
1. Ceza Dairesi         2023/4329 E.  ,  2025/386 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/149 E., 2023/148 K. Sanıklar ... ve ...Yasin hakkında suçluyu kayırma suçundan katılanlar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair karara yönelik katılanlar ... ve ... vekilinin itiraz isteminin incelenmesinde; Sanıklar ... ve ...Yasin hakkında suçluyu kayırma suçundan kurulan hükümlere karşı katılanlar ... ve ... vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 279/1-b maddesi uyarınca istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. Kararın, 5271 sayılı Kanun’un 279/1-son cümlesi uyarınca itiraz yoluna tabi olduğu ve aynı Kanun’un 264/1. maddesinde yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme de dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği anlaşıldığından, istem inceleme dışı bırakılmıştır. Sanıklar ... ve ... hakkında katılan ...'a karşı kasten öldürmeye teşebbüse yardım etme suçundan verilen hükümlerin incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince sanıklar ... ve ... hakkında katılan ...'a karşı kasten öldürmeye teşebbüse yardım suçundan hükmolunan cezaların tür ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı ile bu suça yönelik temyizin niteliği dikkate alındığında, 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesi uyarınca hükümlerin temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir. Sanık ... hakkında maktule karşı kasten öldürme, katılan ...'a karşı kasten öldürmeye teşebbüs; sanıklar ... ve ... hakkında maktule karşı kasten öldürmeye yardım etme suçlarından verilen hükümlerin incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1 ve 286/2-a maddeleri uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.10.2022 tarihli ve 2021/368 Esas, 2022/668 Karar sayılı kararı ile 1.Sanık ... hakkında maktule karşı kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 81/1, 29/1, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 13 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, 2.Sanık ... hakkında katılan ...'a karşı kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 35/2, 29/1, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, 3.Sanık ... hakkında maktule karşı kasten öldürmeye yardım etme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 39/1, 62/1, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, 4.Sanık ... hakkında maktule karşı kasten öldürmeye yardım etme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 39/1, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir. B. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 03.02.2023 tarihli ve 2023/149 Esas, 2023/148 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılanlar ... ve ... vekili, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii ve Cumhuriyet savcısının (lehe) istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Katılanlar ... ve ... vekilinin temyiz sebepleri özetle, gerekçeye, suç vasfına, eksik ceza tayinine, haksız tahrike, 2.Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle, meşru savunmaya, 3.Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle, suçun işlenmediğine, sanığın mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığına, 4.Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle, suçun işlenmediğine, sanığın mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığına ilişkindir. III. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükümlere esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlerin sanık ... tarafından sanıklar ... ve ...'in yardımıyla gerçekleştirildiğinin saptandığı, hükümlere esas alınan adli raporların yeterli olduğu, eylemlere uyan suç vasıflarının doğru biçimde belirlendiği, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımlarının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, saldırı sanık tarafından geldiğinden meşru savunmanın koşullarının oluşmadığı, dosya içeriğinden varlığı anlaşılan, maktulden sanık ...'a yönelen ve haksız tahrik oluşturan eylemin doğru olarak belirlendiği anlaşıldığından, katılanlar ... ve ... vekili, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii ve sanık ... müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARAR A.Sanıklar ... ve ... hakkında katılan ...'a karşı kasten öldürmeye teşebbüse yardım suçundan verilen hükümler yönünden; 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, katılanlar ... ve ... vekili, sanık ... müdafii ve sanık ... müdafiinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B.Sanık ... hakkında maktule karşı kasten öldürme, katılan ...'a karşı kasten öldürmeye teşebbüs; sanıklar ... ve ... hakkında maktule karşı kasten öldürmeye yardım etme suçlarından verilen hükümler yönünden; Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 03.02.2023 tarihli ve 2023/149 Esas, 2023/148 Karar sayılı kararında katılanlar ... ve ... vekili, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii ve sanık ... müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, sanık ... hakkındaki hüküm yönünden oy birliğiyle, sanıklar ... ve ... hakkındaki hükümler yönünden oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alınarak sanık ... müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.01.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY 1.5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda suça iştirakte, faillik ve şeriklik ayrımı öngörülmüş, azmettirme ve yardım etme şeriklik kavramı içinde değerlendirilmiştir. Kanun’un 37. maddesindeki; "(1) Suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur. (2) Suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kişi de fail olarak sorumlu tutulur. Kusur yeteneği olmayanları suçun işlenmesinde araç olarak kullanan kişinin cezası,üçte birden yarısına kadar artırılır" şeklindeki hüküm ile maddenin birinci fıkrasında müşterek faillik, ikinci fıkrasında ise dolaylı faillik düzenlenmiştir. Kanun’da suç olarak tanımlanan fiilin, birden fazla suç ortağı tarafından iştirak hâlinde gerçekleştirilmesi durumunda TCK’nın 37/1. maddesinde düzenlenen müşterek faillik söz konusu olacaktır. Öğretideki görüşler de dikkate alındığında müşterek faillik için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir: 1- Failler arasında birlikte suç işleme kararı bulunmalıdır. 2- Suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurulmalıdır. Müşterek faillikte, birlikte suç işleme kararının yanı sıra fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurulduğu için her bir suç ortağı “fail” konumundadır. Fiil üzerinde ortak hâkimiyetin kurulup kurulmadığının belirlenmesinde suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulmalıdır. "Yardım etme" ise 5237 sayılı TCK'nın 39. maddesinde; "(1) Suçun işlenmesine yardım eden kişiye, işlenen suçun ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, onbeş yıldan yirmi yıla; müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde cezanın yarısı indirilir. Ancak, bu durumda verilecek ceza sekiz yılı geçemez. (2) Aşağıdaki hâllerde kişi işlenen suçtan dolayı yardım eden sıfatıyla sorumlu olur: a) Suç işlemeye teşvik etmek veya suç işleme kararını kuvvetlendirmek veya fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek. b) Suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek veya fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak. c) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak" şeklinde, "Bağlılık kuralı" da aynı Kanun'un 40. maddesinde; "(1) Suça iştirak için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin varlığı yeterlidir. Suçun işlenişine iştirak eden her kişi, diğerinin cezalandırılmasını önleyen kişisel nedenler göz önünde bulundurulmaksızın kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır. (2) Özgü suçlarda, ancak özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail olabilir. Bu suçların işlenişine iştirak eden diğer kişiler ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur. (3) Suça iştirakten dolayı sorumlu tutulabilmek için ilgili suçun en azından teşebbüs aşamasına varmış olması gerekir" biçiminde düzenlenmiştir. Suçun icrasına iştirak etmekle birlikte, işlenişine bulunduğu katkının niteliği gereği kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen diğer suç ortaklarına “şerik” denilmekte olup, 5237 sayılı TCK’da şeriklik, azmettirme ve yardım etme olarak iki farklı şekilde düzenlenmiştir. Buna göre, kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen veya özel faillik vasfını taşımadığı için fail olamayan bir suç ortağı, gerçekleşen fiilden 5237 sayılı Kanun’un 40. maddesinde düzenlenen bağlılık kuralı uyarınca sorumlu olmaktadır. TCK’nın 39/2. maddesindeki düzenlemeye göre, yardım etme; maddi yardım ve manevi yardım olarak ikiye ayrılmaktadır. 1- Bir suçun işlenmesine maddi yardımda bulunma çok çeşitli şekillerde ortaya çıkmakla birlikte anılan maddede maddi yardım; a) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları temin etmek, b) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında maddi yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak, Olarak sayılmıştır. 2- Manevi yardım ise; a) Suç işlemeye teşvik etmek, b) Suç işleme kararını kuvvetlendirmek, c) Suçun işlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vaad etmek, d) Suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek, Şeklinde belirtilmiştir. Bilindiği gibi; ceza yargılaması, failin suçu işlediği yönünde hakkında kamu davası açılmasını gerektirir nitelikte şüphe bulunup bulunmadığının tespit edildiği soruşturma evresi ile başlar ve kamu davası açılmasını gerektirir yeterlilikte herhangi bir delil elde edilememesi ya da en azından kuşku bulunamaması halinde kovuşturmaya yer olmadığına, dava açılmasını gerektirir yeterlilikte bir şüphe veya delil bulunması halinde ise iddianame tanzim olunarak açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde kanunda belirtilen hükümlerden birinin verilmesi ve hükmün kesinleşmesi ile sona erer. Kovuşturma evresi sonucunda mahkemece değerlendirilen deliller, suçun var olduğu ve yargılamaya konu olan fiilin sanık tarafından işlendiği hususunda yeterli vicdani kanaat oluşturuyorsa mahkûmiyet hükmü kurulacak, aksi durumda sanığın beraatine karar verilecektir. Amacı her somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit bulunan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan ve Latince; "in dubio pro reo" olarak da ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü bir ceza davasında sanığın cezalandırılmasına karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık lehine değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi durumunda da geçerlidir. Sanığın üzerine atılı bulunan suçlardan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye yer vermeyecek kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaatlere değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa ihtimale dayanılarak sanığın mahkûmiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir. Sanıklar ... ve ... haklarında maktule karşı kasten öldürmeye yardım etme suçundan, sanık ... ile aynı araçta olay yerine gelen diğer sanıklar ... ve ...'ın ise sanık ...'ın kovuşturma aşamasında alınan savunmasına göre, sanık ...'ın yanında kendisinin ve sanık ...'in de gittiklerini, olay günü kavga çıkar dayak yerse diye sanık ...'ın yanında geldiğini, sanık ...'ın küçük boylu birisi olduğunu, kendisinin ise gerekli olursa karşı tarafa bir tane yumruk atarım yere düşer diyerek gittiğini, sanık ...'ın silahı da aldığını bizzat gördüğünü, her ihtimale karşı ne olur ne olmaz diye yanlarına aldıklarını, söz konusu silahın ...'ın bacağının arasında durduğunu net bir şekilde ifade ettiği, her ne kadar sanık ... ve aynı araçta bulunan sanık ... silahın önceden araçta bulunduğunu ifade etmişler ise de silahın olay yerine gitmeden önce alındığının ve silahın olay anında sanık ...'ın bacak arasında bulunduğunun bizzat sanık ... tarafından ikrar edildiğinin görüldüğü keza sanık ...'ın yine savunmasında olay yerine aynı araçla gitme sebebinin sanık ...'ın küçük boylu birisi olduğu, kendisinin ise gerekli olursa karşı tarafa bir tane yumruk atarım yere düşer diyerek gittiği şeklinde açıklandığı yine aynı şekilde olayda kullanılan silahında sanık ... tarafından bizzat alındığının ve her ihtimale karşı ne olur ne olmaz diye yanlarına aldıklarının net bir şekilde açıklanması karşısında sabaha doğru bir saatte sanık ... ile aynı araçta, sanık ...'ın katılan ... ve maktul ... arasındaki husumetli durumu bilen sanıklar ... ve ...'in sanık ...'ın silah aldığını bilerek aynı araçla sabah saatlerinde yola çıkmalarının 5237 sayılı TCK ve yukarıda bahsi geçen ilgili Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin içtihatları karşısında 5237 sayılı TCK'nın 39. Maddesi anlamında olay öncesinde yardım eden sıfatıyla sanık ...'ın eylemine dahil oldukları, yine aynı şekilde sanık ... arabasında tabanca ile ateş ederken araçtan inmeyen sanıklar ... ve ...'ın öldürme sırasında asli failin yanında bulunarak, ona engel olmadıkları, sonrasında araçtan inmedikleri ve olaydan sonra sanık ... ile birlikte kaçan sanıkların eyleminin sübut bulan suçun işlenmesinden önce ve işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırdığı sabit olduğunun kabulü ile yardım eden sıfatı ile 237 sayılı Kanun'un 81/1, 39/1, 62/1, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 10 ar yıl hapis cezaları ile cezalandırılmalarına karar verilmiş ise de; İddianamede şüpheli ...'ın sevk ve idaresindeki araç ile yanında diğer şüpheli ... ve aracın arka koltuğunda şüpheli ... olduğu halde daha önceden aralarında para alışverişi bulunan müşteki ... ile suç yerinde buluştukları, müşteki ...'ın suç yerine geldiği araçta yanında maktul ...'un bulunduğu taraflar arasında rencide edici konuşmalar gerçekleşmesi üzerine şüpheli ...'ın üzerinde bulunan tabancayı çıkartarak hedef gözetmeksizin, birden fazla kez ve yakın mesafe sayılabilecek şekilde ateş ederek maktul ...'u vurarak öldürdüğü, müşteki ...'ı da yaraladığı bu şekilde şüphelinin üzerine atılı maktul ...'a karşı kasten öldürme suçunu ve müşteki ...'a karşı kasten öldürmeye teşebbüs suçunu işlediği, diğer şüpheliler ..., ..., ... ve ...ise şüpheli ...'ın eylemine iştirak etmemekle birlikte olaydan sonra şüpheli ...'ın yakalanmaması için şüpheli ...'ın evine götürdükleri ve suçta kullanılan tabancayı da bu evde sakladıkları ve geceyide birlikte burada geçirdikleri ve emniyet tarafından yapılan araştırmalar sonucunda bu evde yakalandıkları bu şekilde şüphelilerin üzerlerine atılı suçluyu kayırma suçunu işledikleri ileri sürülerek suçluyu Kayırma suçundan Türk Ceza Kanunu 37/1. delaletiyle 283/1, 53/1.maddeleri uyarınca cezalandırılmalarının talep edilmesine rağmen bu sanıkların olay sırasında yardımda bulunduğu kabul edilmiş ise de olay sırasında nasıl bir yardımlarının olduğunun açıklanmadığı, gerekçesiyle birlikte ortaya konulmadığı, İddianamede sanıklar ... ve ...'in tarif edilen şüpheli ...'ın eylemine iştirak etmemekle birlikte olaydan sonra şüpheli ...'ın yakalanmaması için şüpheli ...'ın evine götürdükleri ve suçta kullanılan tabancayı da bu evde sakladıkları ve geceyide birlikte burada geçirdikleri ve emniyet tarafından yapılan araştırmalar sonucunda bu evde yakalandıkları şeklinde tarif edilen eylemlerinin TCKnın 39. maddesinde belirtilen maddi yardım olarak a) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları temin etmek, b) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında maddi yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak, 2- Manevi yardım olarak a) Suç işlemeye teşvik etmek, b) Suç işleme kararını kuvvetlendirmek, c) Suçun işlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vaad etmek, d) Suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek mahiyetinde Olmadığı gibi , yani CMK’nın 225. maddesinde belirtilen; “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir şeklindeki düzenlemeye göre iddianamede bu sanıklar hakkında maktul ve Mağdur ...'a yönelik sanık ...'ın eylemlerine iştirakten dava açıldığını gösterir eylemler tarif edilmediği, Dosya kapsamına göre bu sanıkların yardım mahiyetinde eylemlerinin olmadığı, sanıklar ... ve ...'in maktul ve mağdur ...'la hiçbir husumetlerinin bulunmadığı, olay sırasında bu şahıslara yönelik eylemlerinin olmadığı, maktul ...'un bulunduğu taraflar arasında rencide edici konuşmalar gerçekleşmemesi durumunda sanık ...'ın silahını kullanmayabileceği, sanıklar ... ve ...'ın öldürme ve öldürmeye teşebbüs eylemlerine katılmayı önceden kararlaştırmaları halinde kendilerinin silahlı veya eylemsel olarak hareket etmelerinin gerektiği de dikkate alındığında bu sanıklarının eylemlerinin yardım mahiyetinde olmayıp iddianamede belirtilen TCK'nın 283/1. maddesinde düzenlenen suçluyu kayırma( sırf suç işleyen kimseyi araştırma, yakalanma, tutuklanma veya hükmün infazından kurtarmak) suçunu oluşturabileceği, dolayısıyla temyiz konusu olan maktulün öldürülmesine iştirak suçundan CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatlerine karar verilmesi gerektiği görüşündeyim.
Ceza Genel Kurulu, 2017/660 E., 2022/61 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza
tam metni aç
maddesi uyarınca mahsuba; sanık ...’in suçluyu kayırma suçundan TCK’nın 283/3, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin ...
Ceza Genel Kurulu         2017/660 E.  ,  2022/61 K. "İçtihat Metni" Kararı Veren Yargıtay Dairesi : 1. Ceza Dairesi Mahkemesi :Ağır Ceza Sayısı : 393-107 Maktul : ... Katılanlar : 1- ..., 2- ..., 3- ..., 4- ... 5- ..., 6- ..., 7- ..., 8- ... Suça Sür. Çocuk : ... Temyiz Edenler : Sanıklar ve suça sürüklenen çocuk müdafileri, katılan ... vekili, katılan ... vekili Sanık ...’ın maktul ...’e yönelik olası kastla öldürme suçuna yardımdan TCK’nın 81, 21/2 ve 39/2. maddeleri uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, katılan ...’a yönelik olası kastla yaralama suçuna yardımdan aynı Kanun’un 86/1, 86/3-e, 21/2 ve 39/1/2. maddeleri uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, katılan ...’ya yönelik olası kastla yaralama suçuna yardımdan aynı Kanun’un 86/2, 86/3-e, 21/2, 39/1-2 maddeleri uyarınca 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, katılan ... ...’a yönelik olası kastla yaralama suçuna yardımdan aynı Kanun’un 86/2, 21/2 ve 39/1-2. maddeleri uyarınca 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 6136 sayılı Kanun’a aykırılıktan bu Kanun’un 13/1 ve 5237 sayılı TCK’nın 52/2. maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 2.400 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, katılan ...’ye yönelik nitelikli tehdide yardımdan TCK’nın 106/2-a ve 39/1-2. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, ...’ye yönelik tehdit suçundan aynı Kanun’un 106/1-1. cümlesi uyarınca 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, ...’ye yönelik kasten öldürme suçuna teşebbüsten beraatine, mahkûmiyet kararı verilen tüm suçlar yönünden ayrıca TCK’nın 53 ve 63. maddeleri uyarınca hak yoksunluğuna ve mahsuba; suça sürüklenen çocuk ...’ın maktul ...’e yönelik olası kastla öldürme suçuna yardımdan TCK’nın 81, 21/2, 39/1-2, 31/3 ve 62. maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, katılan ...’a yönelik olası kastla yaralama suçuna yardımdan aynı Kanun’un 86/1, 86/3-e, 21/2, 39/1, 31/3, 62, 50/3, 50/1-a ve 52/2. maddeleri uyarınca 4.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, katılan ...’ya yönelik olası kastla yaralama suçuna yardımdan aynı Kanun’un 86/2, 86/3-e, 21/2, 39/1-2, 31/3, 62, 50/3, 50/1-a ve 52/2. maddeleri uyarınca 1.320 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, katılan ... ...’a yönelik olası kastla yaralama suçuna yardımdan aynı Kanun’un 86/2, 21/2 ve 39/1-2, 31/3, 62, 50/3, 50/1-a ve 52/2. maddeleri uyarınca 660 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, katılan ...’ye yönelik nitelikli tehdide yardımdan TCK’nın 106/2-a, 39/1-2, 31/3 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay 26 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, ...’ye yönelik kasten öldürme suçuna teşebbüsten beraatine, mahkûmiyet kararı verilen tüm suçlar yönünden ayrıca TCK’nın 63. maddesi uyarınca mahsuba; sanık ...’in suçluyu kayırma suçundan TCK’nın 283/3, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin ... 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 25.05.2012 tarihli ve 178-216 sayılı hükümlerin sanıklar ve suça sürüklenen çocuk müdafileri, Cumhuriyet savcısı ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 01.10.2013 tarih ve 1710-5384 sayı ile; “...a) Kaçak olması nedeniyle, hakkındaki davaların tefrikine karar verilen sanık ...’in yakalanması için makul bir süre beklenerek savunmasının alınması ve delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğinin düşünülmemesi, b) Olay mahallinde, olayın meydana geldiği saatlerdeki hava ve aydınlatma şartlarında, olay yeri inceleme raporu ve krokisi de uzman bilirkişi marifetiyle uygulanmak suretiyle, savunma, mağdur ve tanık anlatımlarının denetimine olanak verecek biçimde temsili ve tatbiki keşif yapılması, keşifte sanıkların bulundukları ve ateş edilen yerden iş yeri içerisindeki ve önündeki kişilerin görülüp görülmediği, tanınıp tanınmayacağı, atış mesafesi, olay saati ve iş yerinin çalışma saatleri de dikkate alındığında normal olarak çalışılan bir yerde insanların olduğu bir hedefe doğru etkili ve elverişli silahla atış yapıldığında, mutlak olarak ölüm ya da yaralanma neticesinin meydana gelip gelmeyeceğinin belirlenmesi ve sanıkların hukuki durumlarının buna gören tayini gerektiğinin düşünülmemesi suretiyle eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,” isabetsizliklerinden diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir. ... ise 18.03.2014 tarih ve 393-107 sayı ile; “...Mahkememizce Yargıtay bozma ilamına uyulmamış önceki kararda direnilmesine karar verilmiştir çünkü bozma ilamının (a) bendinde belirtilen hususta olayın asıl faili olan ve kararımızda dosyası tefrik edilen firari sanık ..., olay tarihi olan 16.12.2010 tarihinden ilk karar tarihi olan 25.05.2012 tarihine kadar 1 yıl 6 aya yakın bir süre tüm aramalara rağmen bulunamamış, firari sanık hakkında yakalanmasına dair kırmızı bülten de dahil olmak üzere yapılan tüm çabalara rağmen temin edilememiştir. Ayrıca dosya içerisinde bulunan tüm belge ve bilgilerden davanın diğer sanıklarının hukuki durumlarının tayin ve tespitinde firari sanığın beyanlarının etki etmeyeceğine dair mahkememize kanaat gelmekle bu sanığın yakalanması beklenmeden dosyası tefrik edilerek diğer sanıklar hakkında hüküm kurulmuştur. Mahkememizce makul bir süre firari sanığın yakalanması beklenilmiş ancak beyanı diğer sanıkların hukuki durumlarını etkilemeyeceğinden karar verilmesi yoluna gidilmiştir. Bozma ilamında (b) bendinde belirtilen 2. sebebe gelince, Mahkememizce 03.08.2011 tarihinde olay mahallinde müşteki, mağdur ve tanıkların katılımı ile keşif yapılmış, bilirkişilerden gerekli raporlar aldırılmıştır. Her ne kadar yapılan keşif olayın meydana geldiği saatlerdeki hava şartlarına uygun olarak yapılmamış ise de, dosya içerisinde bulunan 09.11.2011 tarihli keşfe katılmış olan bilirkişilerin düzenledikleri raporlarında olayın meydana geldiği ... Türkü Bar’ın konumu, ölen ve yaralananların bar içerisinde bulundukları yer, firari sanık ...’ın ateş ettiği noktalar, sanıkların içinde bulundukları aracı park ettikleri yer, dosya içerisinde bulunan olay yeri inceleme raporu ve krokisi uygulanarak, tanık, mağdur ve müştekilerin keşifte yer göstermeleri ve anlatımları dikkate alınarak kroki üzerinde gösterilmiş, ayrıca olay yerinin ve maktul ve yaralananların olay sırasında bulundukları yerlerin fotoğrafları çekilmiş ayrıntılı rapor alınmıştır. Hem bilirkişi raporunda hem de keşif tutanağında olayın geçtiği barın ve maktul ile yaralananların bar içerisinde bulundukları konum ile ateş eden firari sanığın ateş ettiği yerler ile sanıkların araçlarını park ettikleri yer itibarıyla barın içerisini özellikle maktul ve yaralananların bulundukları yeri tam olarak görmelerinin ve burada bulunan kimseleri tanıyıp ayırt etmelerinin mümkün olmadığı anlaşılmış, bu husus önceki gerekçeli kararımızda ayrıntılı olarak değerlendirilmiştir. Sanıkların hukuki durumu da buna göre belirlenmiştir. Ayrıca Yargıtay bozma ilamından sonra dosya mahkememize gelip esasa kaydedildikten sonra olayın geçtiği ... Bar isimli iş yerinin mevcut hâlinin tespiti yaptırılmış, yaptırılan bu tespitte olayın geçtiği ... Bar isimli iş yerinin isminin değiştiği, işletmenin yeni ismiyle ve olaydan sonra kapsamlı tadilat geçirerek faaliyetini sürdürdüğü, Yargıtay bozma ilamında belirtildiği şekilde keşif yapılmasının da fiilen mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle Yargıtay 1. CD’nin bu bozma sebebine de Mahkememizce uyulmamıştır. Mahkememizce önceki kararda sanıkların hukuki durumları dosya içerisinde bulunan tüm belge ve bilgilere göre değerlendirilmiş ve gerekçede bu hususlar belirtilmiştir. Bu nedenlerle Yargıtay 1. CD’nin eksik kovuşturma ile karar verildiği yolundaki bozma düşüncesine, Mahkememizce katılınmamış önceki kararımızda direnilmesi gerektiği...” gerekçesiyle bozmaya direnerek sanıklar hakkında önceki hükümler gibi karar vermiştir. Direnme kararına konu hükümlerin de suça sürüklenen çocuk ve sanıklar müdafileri ile katılanlar ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.1.22015 tarihli ve 363126 sayılı "ret-bozma" istekli tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya, Ceza Genel Kurulunca 07.12.2016 tarih ve 12-712 sayı ile 6763 sayılı Kanun'un 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 25.04.2017 tarih ve 183-1367 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. TÜRK MİLLETİ ADINA CEZA GENEL KURULU KARARI Sanık Musa Baydar hakkında suçluyu kayırma suçundan verilen ceza verilmesine yer olmadığına dair karar ile sanık ... hakkında aynı suçtan verilen beraat kararı bu kararlara yönelik temyiz taleplerinin reddedilmesi suretiyle kesinleşmiş olup direnme kararının kapsamına göre inceleme sanık ... hakkında ...'e yönelik olası kastla öldürme suçuna yardım, katılanlar ..., ... ve ......'a yönelik olası kastla yaralama suçlarına yardım, 6136 sayılı Kanun’a aykırılık, katılan ...'ye yönelik kasten öldürme suçuna teşebbüs, tehdit, aynı kişiye yönelik nitelikli tehdit suçuna yardım; suça sürüklenen çocuk ... hakkında ...'e yönelik olası kastla öldürme suçuna yardım, katılanlar ..., ... ve ...'a yönelik olası kastla yaralama suçuna yardım, katılan ...'ye yönelik kasten öldürme suçuna teşebbüs ve aynı kişiye yönelik nitelikli tehdit suçuna yardım ile sanık ... hakkında suçluyu kayırma suçlarından kurulan hükümlerle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar; 1- Sanık ... müdafisinin temyiz talebinin süresinde olup olmadığı, 2- Sanıklar hakkında eksik araştırmayla hükümler kurulup kurulmadığının, Belirlenmesine ilişkindir. Uyuşmazlık konularının sırasıyla ele alınmasında fayda bulunmaktadır. 1- Sanık ... müdafisinin temyiz talebinin süresinde olup olmadığı, İncelenen dosya kapsamından; ... 3. Ağır Ceza Mahkemesince suçluyu kayırma suçundan sanık ...’in TCK’nın 283/3 ve 53. maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin 25.05.2012 tarihli ve 178-216 sayılı hükmün sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 01.10.2013 tarih ve 1710-5384 sayı ile; eksik araştırmayla hüküm kurulması isabetsizliğinden bozulmasına karar verildiği, Bozma üzerine yapılan yargılamanın 18.03.2014 tarihli oturumuna sanık ... ile müdafisi Av. ... yerine Av. ...’in geldikleri, direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün kurularak sanık ... ile müdafisinin yüzüne karşı tefhim edildiği, Gerekçeli kararın sanık müdafisi Av. ...’a 09.05.2014 tarihinde tebliğ edildiği, sanık müdafisinin 13.05.2014 havale tarihli dilekçesiyle temyiz talebinde bulunulduğu, Anlaşılmaktadır. Olağan kanun yollarından olan temyiz incelemesinin yapılabilmesi için bir temyiz davası açılmış olmalıdır. Temyiz davasının açılabilmesi için de, 1412 sayılı CMUK'nın 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 310. maddesine göre iki şartın varlığı gereklidir. Bunlardan ilki istek, ikincisi ise süre şartıdır. Uyuşmazlık konusu olayda istek şartının gerçekleştiği konusunda bir tereddüt bulunmadığından süre şartının gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde durulmalıdır. CMUK’nın, 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 310. maddesinde, temyiz isteminin yüze karşı verilen kararlarda hükmün tefhiminden itibaren bir hafta içinde hükmü veren mahkemeye verilecek bir dilekçe ile veya zabıt kâtibine yapılacak beyanla olacağı, bu takdirde, beyanın tutanağa geçirilerek hâkime tasdik ettirileceği, yoklukta verilen kararlarda ise temyiz süresinin tebliğle başlayacağı belirtilmiştir. Ayrıntılarına Ceza Genel Kurulunun 04.06.1984 tarihli ve 2-196 sayılı kararında yer verildiği üzere, ilgili kişinin yüzüne karşı verilen bir hükme yönelik yasal temyiz süresi, tefhimle birlikte başlamakta olup sonradan yapılan karar tebliği, temyiz süresini yeniden başlatmayacaktır. Bu bilgiler ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Sanık ... ve müdafisinin yüzüne karşı verilen 18.03.2014 tarihli mahkûmiyet hükmüne yönelik olarak sanık müdafisinin 13.05.2014 havale tarihli dilekçeyle temyiz talebinde bulunduğu, tefhim ile başlayan bir haftalık temyiz süresinin 25.03.2014 tarihinde sona erdiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, sanık ... müdafisinin kanuni süreden sonra gerçekleşen temyiz talebinin 1412 sayılı CMUK’nın 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 310 ve 317. maddeleri uyarınca reddine karar verilmelidir. 2- Sanık ... ile suça sürüklenen çocuk ... hakkında eksik araştırmayla hükümler kurulup kurulmadığı; İncelenen dosya kapsamından; 17.12.2010 tarihli olay yeri inceleme raporunda; ... il merkezi, Adnan Menderes Bulvarı üzerindeki DT ... Bar isimli iş yerinde olayın meydana geldiği, olay yerinde kaldırım üzerinde 8 adet 9 mm çapında boş kovan ile bar içerisinde 2 adet mermi çekirdeği ve kan birikintisine rastlanıldığının belirtildiği, ... Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen 31.12.2010 tarihli uzmanlık raporunda; katılan ... ve ... ile maktul ...’e ait svap bantlarında atış artıklarından antimona rastlanılmadığı, katılan ..., ... ve maktul ...’e ait giysilerdeki mermi çekirdeği giriş deliklerini etrafındaki izlerden söz konusu giriş deliklerinin ateşli silahla yapılan uzak atış sonucu meydana geldiklerinin ifade edildiği, ... Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen 27.12.2010 tarihli raporda; ... plaka sayılı otomobilde bulunduğu bildirilen 9 mm çapında Parabellum tipi 2 adet fişeğin 6136 sayılı Kanun’a göre yasak nitelikte oldukları, olay yerinden elde edilen 9 mm çapındaki 8 adet Parabellum tipi kovanın tek bir silah ile atıldıkları, 9 mm çapında deforme 2 adet mermi çekirdeğinin çapına uygun tek bir silahtan atıldıklarının bildirildiği, 20.12.2010 tarihli tutanakta; suçta kullanılan tabancanın denizde atıldığı söylenen yerde dalgıçlarca yapılan aramalara karşın tabancanın bulunamadığının belirtildiği, ... Adli Tıp Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesince düzenlenen 21.02.2011 tarihli otopsi raporunda; maktulün kanında alkol, uyuşturucu-uyutucu ve toksik maddelerinin bulunmadığı, kişinin vücuduna sol spina iliaca anterior superiorun üstünde bir adet ateşli silah mermi çekirdeği isabet ettiği ve bu yaranın müstakilen öldürücü nitelikte olduğu, cilt, cilt altı bulgularına göre atışın bitişik atış mesafesi dışından yapılmış olduğu, kişinin ölümünün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı, iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu meydana gelmiş olduğunun ifade edildiği, Katılan ... hakkında ... Toros Devlet Hastanesince düzenlenen 17.12.2010 ve 06.01.2011 tarihli raporlarda; katılanın sol ayağında bir adet silah giriş deliğinin mevcut olduğu, bu yaranın basit bir tıbbî müdahale ile giderilebilecek şekilde hafif nitelikte olduğu, Katılan ... hakkında ... Devlet Hastanesince düzenlenen 17.10.2010 tarihli raporda; katılanın sol femur arkasında 1x2 cm’lik yüzeysel kesi mevcut olduğu, bu yaralanma nedeni ile katılanın basit tıbbî müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandığı, Katılan ... hakkında ... Devlet Hastanesince düzenlenen 17.10.2010 tarihli raporda; katılanın lumbo sakral bölgesinde alt kısımdan 1x2 ve 2x2 cm’lik kurşun giriş ve çıkış deliği bulunduğu, bu yaralanmanın katılanın hayatını tehlikeye sokmadığı ancak basit bir tıbbî müdahale ile giderilecek nitelikte hafif de olmadığının belirtildiği, ... 3. Ağır Ceza Mahkemesince 25.05.2012 tarih ve 178-216 sayı ile; sanık ... hakkındaki davanın incelemeye konu dosyadan tefriki ile yeni esasa kaydına, yakalama emrinin devamı ile infazının beklenmesine karar verildiği, Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) sistemi vasıtasıyla yapılan sorgulamada; hakkında kırmızı bülten de çıkarılan sanık ...'ın Irak Cumhuriyeti’nde yakalandığı ve 20.08.2019 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti’ne iade edildiği, ... 3. Ağır Ceza Mahkemesince bu kişi hakkında yürütülen yargılama sonucunda 24.06.2020 tarih ve 238-197 sayı ile; maktul ...’e yönelik olası kastla öldürme suçundan TCK’nın 81/1, 21/2, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 24 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba; katılan ...’a yönelik olası kastla yaralama suçundan aynı Kanun’un 86/1, 86/3-e, 21/2, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 2 yıl yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba; katılan ...’ya yönelik olası kastla yaralama suçundan aynı Kanun’un 86/2, 86/3-e, 21/2, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba; katılan ...’a yönelik olası kastla yaralama suçundan aynı Kanun’un 86/2, 21/2, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba; 6136 sayılı Kanun’a aykırılık suçundan aynı Kanun’un 13/1. maddesi ve TCK’nın 52/2. maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 2.400 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, katılan ...’ye yönelik nitelikli tehdit suçundan TCK’nın 106/2-a-c, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba; katılan ...’ye yönelik hakaret suçundan aynı Kanun’un 125/1-4 ve 53. maddeleri uyarınca 4 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verildiği; kısmen resen istinafa tabi olan hükümlere yönelik olarak istinaf başvurusunda bulunulması üzerine dosyayı inceleyen ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince eksik araştırma nedeniyle hükümlerin bozulmasına karar verildiği ve dosyanın ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/110 esas numarasına kayıtlı olup hâlen derdest olduğu, Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) sistemi vasıtasıyla yapılan sorgulamada; bahse konu o dosyada inceleme dışı sanık ...’ın Mahkemede; "Olay kasten öldürme değildir, Irak’ta da ben kendim teslim oldum, Türkiye’ye gelmek istediğimi belirtmiştim, olay televizyonda büyütüldüğü için kaçmıştım, benim müşteki tarafla ilgili hiçbir husumetim yoktur, mekâna dahi daha önce uğramamıştım, olay günü alkol alırken ... geldi, oda çocuklarımın ders çalışma odası idi, ... ile de yeni tanışmıştım, bu odada misafir etmiştim, gece 23.00 civarında bana ısrar etti ve 'Gel biraz daha takılalım.' dedi, beraber bara gittik, barda ... bir şarkı istedi, ben şarkı söylenmese de olur dedim, olayı büyütmeyelim dedim, olay gecesi mekân sahibi olan ... ile aramızda bir diyalog geçmedi, herhangi bir sorunumuz da olmadı bir olay da geçmedi, arabadaki silah ...'a aittir, ... bana arabada kurşun sıktı, beni çocuklarımla tehdit etti, bunun üzerine ben silahı alarak havaya ateş ettim, benim silahla ateş etmemin sebebi ...'in beni tehdit etmesinden dolayıdır, ben ateş ettim, ancak barı hedef almadım, içeriye girmeden dışarıdan havaya ateş ettim, kamera kayıtları incelenirse havaya ateş ettiğim ortaya çıkacaktır, ben olaydaki maktulü ve müştekileri tanımış değilim, ancak ... daha önce olay yerine gitmiş, ...’le mekân arasında husumet vardır, olaydan önce de kavga etmişlerdir, ben havaya kaç el ateş ettiğimi hatırlamıyorum, çok alkollü idim, ... beni zorla mekâna götürdü, arabayı kapının önüne getirerek ısrar etmesi üzerine mekâna gitmedik, ben kimseye tehdit ve hakaret etmedim, ben olayı ayırmaya çalışıyordum, kimseyi öldürmek ya da vurmak gibi bir kastım yoktur, müşteki ...'e de hakaret etmedim, tehdit de etmedim, ben bu dosyadan dolayı Irak ülkesinde tutuklu kaldım, yaklaşık 32 aydır bu dosyadan tutuklu bulunmaktayım, ben vicdanen suçsuzum, kasıtlı yapmadım, adaletinize sığınıyorum," şeklinde açıklamalarda bulunduğu, Anlaşılmaktadır. Katılan ... Kollukta; “Emekli polis memuruyum, ismini sormuş olduğunuz ... benim öz oğlum olurdu, kendisi uzun yıllardır ... ilinde ikamet ederdi, evli iki çocuğu bulunmaktaydı, aynı zamanda da olayın meydana geldiği türkü barında ses sanatçılığı yapmaktaydı, ben olayı görmedim, olayın olduğu anda ...’de bulunmaktaydım, bana telefonla bilgi verilmesi üzerine ...’e geldim, burada basına yansımasıyla içeriğini öğrendim, yine isimlerini sormuş olduğunuz ve olay anında yaralanan ... ile ... isimli şahısları tanımam sizlerin söylemesi üzerine öğrendim, ama yaralılardan ... isimli şahsı tanırım, onun da uzun yıllardır oğlumla birlikte çalışmasından dolayı görmüştüm, yine isimlerini sormuş olduğunuz ..., ... ve ... isimli şahısları tanımam, bunların da isimlerini sizlerin söylemesi üzerine öğrendim, benim oğlum ...'ün daha önceden ne bir husumetli olduğu biri, ne de alacak verecek meselesi bulunduğu birisi bulunmamaktadır. Silahla öldürme ve yaralama olayını gerçekleştiren şahısları tanımıyorum, sadece olaydan sonra duyduğum bu şahısların iş yerine gelerek Kürtçe müzik çalınmasını istedikleri, Kürtçe müzik çalınmaması üzerine ise olayı gerçekleştirdiklerini öğrendim, oğlumun öldürülmesi olayına karışan şahıslardan davacı ve şikâyetçiyim.”, Mahkemede; “Ölen ... benim oğlumdu, olayı görmedim, sanıklardan şikâyetçiyim davaya katılmak istiyorum, ben özellikle ...'den şikâyetçiyim, en azından kapıya bir güvenlik görevlisi koyabilirdi, barda çalışan kişilerin güvenliğini sağlayabilirdi, kaldı ki olay aralıklarla devam etmiş, ilk tartışma çıktığında polise haber verebilirdi, bunu yapmıyorsa güvenliği sağlaması gerekirdi, ben daha önce de oğlum orada müzisyenlik yaptığı için birkaç sefer bara gitmiştim, bar sahibi ...'i o vesileyle görüyordum, etrafında sürekli 8-10 tane adam görüyordum, bunları niçin yanında gezdiriyorsun en azından bunların iki üç tanesini tedbir amaçlı kapının önüne koyabilirdi, bu şekilde olay önlenebilirdi, bunları yapmadığı için ...'den şikâyetçiyim.”, Katılan ... Kollukta; “DT ... Bar isimli iş yerini yaklaşık olarak 3 yıldır işletmekteyim, iş yerinin mülkiyeti ... isimli şahsa ait bulunmaktadır, ben ise bu iş yerini kiracı olarak işletmekteyim, isimlerini sormuş olduğunuz ... isimli şahıs yaklaşık olarak bir yıldır iş yerimde ses sanatçısı olarak çalışmaktaydı, yine isimlerini sormuş olduğunuz ... yine bir yıla yakındır ses sanatçısı olarak, ... 1-2 aya yakındır garson olarak, ... iş yerinde yönetici olarak, ... akrabam olur ve benimle beraber Muay Thai Milli takım antrenörlüğü yapar, ... yanımda komi olarak, ... iş yerinde barmen olarak, ... iş yerinde komi olarak çalışırlar, yine isimlerini sormuş olduğunuz ..., ... isimli şahısları tanımam, isimlerini sizlerden öğrendim, bu şahıslar iş yerine müşteri olarak gelen şahıslardır, isimlerini sormuş olduğunuz ..., ... ile ... isimli şahısları tanımam, sizlerin söylemesi üzerine öğrendim, 16 12.2010 günü saat 14.00 sıralarında iş yerimiz açılarak faaliyete başladı, tüm işçiler normal olarak herkes işlerini yapmaya başladı, daha sonra akşam saat 21.00 sıralarında işletmiş olduğum iş yerinde canlı müzik başladı ve müşteriler gelmeye başladı, tahminen saat 23.00 sıralarında canlı müziğe kısa bir ara verdik, akabinde yukarıda isimlerini sormuş olduğunuz ve şu anda emniyette bulunan ... ve bu şahsın yanında yine yeğeni olduğunu öğrendiğim ... ve ... isimli şahıslar iş yerine gelerek giriş kapısına göre sağ tarafta bara yakın bir masaya oturdular, kendileri ile garsonlar ilgilendi, ben ise barın iç kısmında bilgisayarda film seyretmekteydim, daha sonra bu şahıslar iş yerinde garson olarak çalışan ...'a Kürtçe bir parça çalınmasını istediklerini söylemişler, İsmail ise konsept gereği Kürtçe çalamayacaklarını söylemiş, bunun üzerine aralarında 'çalarsın çalmazsın' tartışması çıkması üzerine ben ayağa kalktığımda şahıslardan ... ‘... buraya gel.’ dedi, yanındaki ... ise ...'e hitaben ‘... bu mu?’ diyerek söyleyince ben de bardan çıkarak yanlarına gittim, masalarına oturdum, kendilerine buyurun sorun nedir dediğimde ... bana hitaben ‘Öyle kafan dik yürüme.’ dedi, ben de kendisine ‘Benim yürüyüş tarzım bu.’ dedim, bana ‘Neden Kürt müziği çalmıyorsun?’ dediklerinde ben de ‘Konseptimizde Kürtçe müzik yoktur, ben de Kürdüm ama burada çalmıyoruz, burası bizim ekmek kapımız.’ dedim, bunun üzerine ... bana ‘O zaman sen Kürtlerin yüz karasısın, zaten siz faşistsiniz.’ dedi ve bundan dolayı aramızda tartışma çıktı ayağı kalktığımızda ise birbirimizi iteklemeye başladık, akabinde ... bana ‘Sen bu memlekette fazla yaşamasın, seni öldürürler.’ dedi, ben de ‘Ben buradayım kim öldürecekse gelsin.’ dedim, ... ise genç olduğu için bir şey söylemedi, daha sonra garsonların da araya girmesi ile bu şahısları iş yerinden dışarı çıkardık, biz iş yerine girdik onlar ise yaya olarak Mezitli istikametine doğru gittiler, o esnada bir arabaya bindiklerini görmedim, daha sonra aradan 5-10 dakika geçmeden her üç şahıs yine iş yerime geldiler, ben de tekrar olay çıkmasın diyerek şahıslarla birlikte iş yeri dışına çıktım, dışarıda her üç şahıs da bize hitaben ‘Bu memlekette başbakan bile Kürtçe konuşuyor, siz burada Kürtçe müzik yapmıyorsunuz.’ dediler ve aramızdan bundan dolayı tekrar tartışma çıktı bana sinkaflı küfürler ettiler ve bana ‘Kendinizi para ile satmayın.’ dediler ben de kendilerine ‘Biz buyuz, bundan ekmek yiyoruz.’ dedim, daha sonrada şahıslar ‘Sen bu kafa ile fazla yaşamasın.’ diyerek yine yaya olarak Mezitli istikametine gittiler, biz de normal işlerimize devam ettik, daha sonra devamında 17.12.2010 günü saat 01.30 sıralarında iş yerini kapamaya başladık, sadece içeride iki masa kalmıştı, onların kalkmasını beklerken birden iş yerinin kapı kısmından peş peşe çok sayıda silahla ateş edilmeye başlandı, ben de bunun üzerine kendimi korumak için kolon arkasına saklandım, daha sonra silah sesi kesilince dışarı koştuğumda karanlıkta tam olarak rengini göremediğim bir aracın çarşı istikametine kaçtığını gördüm, daha sonra iş yerine döndüğümde iş yerinde çalışan Sarp'ın silahla vurulmuş olduğunu ve yerde yattığını, yine ... ile ...'nun da yaralanmış oldukları gördüm, devamında görevli polislerin gelmesi ile ilk önce 155'i aradım arkasından 112'yi arayarak ambulans istedim, sonra da Sarp'ın hastanede ölmüş olduğunu öğrendim, ben silahla ateş etme olayında kimin ateş ettiğini görmedim, ateş edenleri işçilerimin görmüş olduğunu öğrendim, bu olaydan önce herhangi birisi benden ne para istedi, ne de başka bir şey, benim kimse ile bir husumetim yoktur ama bu olaydan dolayı ..., ... ile ... isimli şahıslardan davacı ve şikâyetçiyim.”, Mahkemede; “Kolluktaki ifademin birinci sayfasında belirttiğim sözleri bahsettiğim kişiler sarf etmiştir, ifademin ikinci sayfasının birinci satırında bahsettiğim ‘Bana sinkaflı küfürler ettiler’ kısmını açıklamak istiyorum, ... bana ana avrat küfretti, ayrıca başbakanın da eşinin de hatta ismini de söyleyerek, Kürtlerin, Türklerin hepinizin anasını avradını sinkaf edeyim şeklinde küfretti ben de o senin problemin dedim, ... ise sakinleştiği anda sanık ... onu tahrike getiriyordu, sanık ... ayrıca bizi faşist olarak değerlendirdi, para için kendinizi satmayın dedi, sanık ... ise para lazımsa biz size verelim dedi, ben de bizim paraya ihtiyacımız yok Allah’a şükür dedim, sonra çekip gittiler, bunun üzerine ben yakınlarımı aradım ve müzik bitene, dükkân kapanana kadar barın önünde oturduk, müzik bitti, müzisyen arkadaşlar gittiler, yarım saat geçti, biz bahçeyi topladık, içeride son kalan müşteriler de son yudumlarını bitirmişler kalkıp gitmelerini bekliyorduk o sırada maktul ve ... karşıdaki büfede iddia oynamışlar, sonuçlara bakmak için tekrar bara döndüler barda bilgisayardan iddia sonuçlarına bakıyorlardı, bar zaten hemen kapının girişindedir, bu sırada ben ve yakınlarım mekân kapandığı için arka tarafta oturuyorduk, son tartışma ile silahla ateş edilme arasında 45 dakika kadar zaman geçmişti, orada olayda benim mekânımı almaya yönelik direkt bir kasıt var zaten yanlarında yaşı küçük sanığı getirmişler eğer ölüm olmasaydı olayı onun üstüne yıkmayı planlamışlar ancak ölüm olunca yaşı küçük sanık olayı üstlenmedi.”, Katılan ... Kollukta; “Ben 16.12.2010 günü saat 21.30 sıralarında arkadaşım olan ... Tümlüklü’nün İnönü Mahallesi, Adanan Menderes Bulvarı, Dağıstan Apartmanı altında bulunan ... Türkü Bar isimli iş yerine gittim, saat 23.30 sıralarında tanımadığım ancak kendilerini görürsem tanıyabileceğim 1. şahıs 45-50 yaşlarında, esmer tenli, kel kafalı, kilolu, 178 cm boylarında, kirli sakallı, üzerinde siyah pantolon, siyah kazak ve siyah deri montlu 2. şahıs 43-44 yaşlarında esmer tenli, tıraşlı, tombul, 175 cm boylarında, üzerinde kırmızı renkli kazak, üzerinde koyu renkli ceketli, 3. şahıs 23-24 yaşlarında 180 cm boylarında, beyaz tenli, siyah saçlı, 70 kilo civarında olan üzerinde kot pantolon, turuncu montlu ve spor ayakkabılı 3 şahıs mekâna geldi, yaklaşık yarım saat kadar oturdular, alkol aldılar, ilk eşkalini vermiş olduğum şahıs Kürtçe müzik istedi, kendilerine Kürtçe müzik çalınmadığı söylenmesi üzerine bu şahıs 'Ben Kürtçe şarkı çalınmayan mekânda oturmam.' dedi, 2. eşkalini vermiş olduğum şahıs ‘...’ diye seslendi ... de bu şahısların yanına gitti ben bu şahısların arkasındaki masada oturuyordum, 1. eşkalini vermiş olduğum şahıs ...’e ‘Başbakanınız Kürtçe konuşuyor, siz neden bilmiyorsunuz, neden çalmıyorsunuz?’ demesi üzerine ... de kendilerine ‘Biz Türküz, Türkiye’de yaşıyoruz, Kürtçe şarkı da çalmıyoruz.’ diyerek şahısları dışarı çıkarmak istedi, şahıslar çıkmak istemediler, 1. eşkalini vermiş olduğum şahıs Türkiye Cumhuriyetine de Başbakana da her şeye küfrederek gittiler, şahıslar 10 dakika kadar sonra tekrar geldiler, 1. eşkalini vermiş olduğum şahıs ...'e ‘Siz böyle devam ederseniz bu memlekette fazla yaşamazsınız, kimseye uşaklık etmeyin, bir kurşunda gidersiniz.’ dedi, daha sonra kendilerini gönderdik. 17.12.2010 tarihinde saat 01.45 sıralarında barın önünde bulunduğum sırada ...’in akrabası olan ... Abi, ‘Yatın!’ diye bağırması üzerine yere yattım. 10-12 el silah sesi duydum ancak ateş edenleri göremedim, kafamı kaldırdığımda müzisyenlerden ...'ü, garson ...'ü ve müzisyen ...'yu yaralı vaziyette gördüm.”, Mahkemede; “Olay tarihinde ... Bar’daydım, buranın işletmecisi ... ben
3. Ceza Dairesi, 2021/11836 E., 2022/3051 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKocaeli 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.10.2018 tarih ve 2017/260 - 2018/321 sayılı kararı
tam metni aç
onuna ilişkin bir emir ve talimat alıp almadıkları araştırılıp tespit edilmesi durumunda Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan hüküm kurulması; sanıkların bu yönde eylem ve faaliyetlerinin tespit edilememesi halinde ise TCK’nın 283. maddesinde düzenlenen suçluyu kayırma suçundan dava açtırılıp işbu dosyayla birleştirilerek TCK’nın 283.
3. Ceza Dairesi         2021/11836 E.  ,  2022/3051 K. "İçtihat Metni" İlk Derece Mahkemesi : Kocaeli 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.10.2018 tarih ve 2017/260 - 2018/321 sayılı kararı Suç : Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Yasama organını ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, Silahlı terör örgütüne üye olma, Resmi evrakta sahtecilik, Kamu kurumu aleyhine dolandırıcılığa teşebbüs, Suçluyu kayırma Suç tarihi : 14.04.2016 (sanık ...’ın silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden), 10.08.2016 (sanık Aytekin yönünden), 26.08.2016 (sanık ...’in silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden), 06.10.2016 (sanık ... yönünden), 15.07.2016 (diğer tüm sanıklar yönünden Başkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, ÖSYM Başkanlığı, ... vekilleri; sanıklar müdafileri ve sanıklar ... ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... Tebliğnamedeki düşünce : Ret, Esastan Ret, Düzeltilerek Esastan Ret, Bozma Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle, temyiz edenin sıfatı bakımından 477 sayılı Kanun ile bazı Kanunlarda değişiklik yapılması hakkındaki 698 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Başbakanlık kurumuna yapılacak tüm atıfların Cumhurbaşkanlığı kurumuna yapılacağı göz önünde bulundurularak, temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre, dosya incelendi, Sanıklar ve müdafilerinin duruşmalı inceleme isteminin, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda, ilk derece ve bölge adliye mahkemelerinde savunmaya yeterli süre ve kolaylık sağlanarak bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması ve temyiz denetiminde de yazılı savunmanın sınırsız şekilde kullanılabilme olanağının bulunması karşısında, savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94. maddesi ile değişik CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca takdiren REDDİNE, I- TEMYİZİN KAPSAMI A- ÖSYM Başkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ve ... vekillerinin tüm suçlar bakımından; TBMM Başkanlığı vekilinin Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme ve Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçu suçları dışındaki suçlardan; Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı’nın ise Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve Hükümete karşı suç dışındaki diğer suçlardan suçların niteliği itibariyle doğrudan doğruya zarar görmediklerinden ve bu nedenle de davaya bu suçlar yönünden katılma hakları bulunmadığından, davaya katılmalarına ilişkin kararlar hukukî değerden yoksun olup, hükmü temyiz yetkisi vermeyeceğinden; temyiz istemlerinin diğer suçlar yönünden 5271 sayılı CMK'nın 298. maddesi uyarınca REDDÎNE, B- Sanıklar ... ile Mehmet Aslanparçası hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan verilen ceza verilmesine yer olmadığına dair kararlar CMK'nın 286/2-h maddesi gereğince temyiz edilemez nitelikte olduğundan bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı, katılanlar Cumhurbaşkanlığı ve TBMM Başkanlığı vekilleri ile sanık ... müdafiinin temyiz taleplerinin 5271 sayılı CMK'nın 298. maddesi uyarınca REDDİNE, C- Sanık ... hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararına yönelik bölge adliye mahkemesi kararının CMK'nın 286/2-g maddesi gereğince kesin olup, temyizi kabil kararlardan olmadığından bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin CMK 298. maddesi uyarınca REDDİNE, D- ... hakkında suçluyu kayırma suçundan ve ... ... hakkında tekâsül dolayısıyla harp malzemesinin hasara uğramasına sebep olma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararları, verilen cezaların tür ve süresine göre CMK'nın 286/2-a maddesi gereğince temyiz edilemez nitelikte olduğundan temyiz istemlerinin CMK'nın 298. maddesi gereğince REDDİNE, E-Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan mahkumiyetlerine karar verilen sanıklar hakkında TCK’nın 314/2 maddesi uyarınca silahlı terör örgütüne üye olma, TCK’nın 314/1 maddesi uyarınca silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçlarından da dava açıldığı ve ilk derece mahkemesince bu suçlar yönünden “hüküm kurulmasına yer olmadığına” karar verildiği anlaşılmakla; CMK’nın 223/1. maddesinin “Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.” şeklindeki düzenlemesine göre “hüküm kurulmasına yer olmadığına” şeklinde verilen kararın davayı sona erdiren hüküm niteliğinde olmadığı, CMK’nın 286. maddesine göre temyizi de kabil olmadığı anlaşılmakla; sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçlarından geçitli suç ilişkisi ve sanıkların Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan mahkumiyetlerine karar verildiği de gözetilerek hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilen suçlar yönünden mahallinde bir karar verilmesi mümkün görülmüştür. F-Her ne kadar tebliğname başlığında sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen beraat kararları da belirtilmiş ise de bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz talebinde bu suç yönünden temyize gelinmediği anlaşılmakla adı geçen sanıklar yönünden silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen beraat kararları ve yine her ne kadar tebliğnamede sanık ...’ın adı belirtilmiş ise de bölge adliye mahkemesince tefrik kararı verildiğinden sanık ... temyiz incelemesi kapsamı dışında tutulmuştur. II-HUKUKİ AÇIKLAMALAR Ayrıntıları Dairenin 22.03.2019 tarih 2018/7103 Esas, 2019/1953 sayılı kararında açıklandığı üzere: 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 309. maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçunun maddi unsuru/tipik eylem, cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye elverişli vasıtalarla teşebbüs etmektir. Suçun bu amaçla kurulmuş bir örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi, korunan amaçlara matuf fiillerin elverişliliğinin değerlendirilmesi bakımından önem taşımakta ise de, bu husus suçun unsuru değildir. Suç, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmak, bu düzen yerine başka bir düzen getirmek veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemek amacına matuf doğrudan genel kast ile işlenebilen bir suçtur. Suç tanımında belirtilen amaçları gerçekleştirmeye yönelik bir fiil işlenmesi hususunda iştirak iradeleri bulunan sanıklar hakkında Türk Ceza Kanununun 309. maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçu yönünden iştirakin her şeklinin uygulanması mümkündür. Suça iştirakten söz edebilmek için amaca yönelik bir fiil işleme hususunda iştirak iradelerini ortaya koyan kişilerin hepsinin bu amaçla kurulmuş bir örgütün üyesi olması da gerekmez. 15 Temmuz 2016 günü, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Anayasal düzeninin değiştirilmesi amacıyla, Türk Silahlı Kuvvetlerine sızmış FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensubu olan ve/veya bu örgütsel faaliyeti destekleyen 8.000'in üzerinde askeri personel tarafından savaş uçakları dâhil 35 uçağın, 3 geminin, 37 helikopterin, 74'ü tank olmak üzere 246 zırhlı aracın ve 4.000'e yakın hafif silahın kullanılarak; Cumhurbaşkanına suikasta teşebbüs edilmiş, TBMM ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi başta olmak üzere birçok stratejik merkez bombalanmış, Başbakanın konvoyuna silahlı saldırı gerçekleştirilmiş, kalkışmaya karşı koyan güvenlik görevlileri ile sokaklara çıkan sivillere devletin silahlı kuvvetlerine ait bu uçak, helikopter, tank ve silahlarla saldırılarak 4'ü asker, 63'ü polis ve 183'ü sivil olmak üzere toplam 250'den fazla kişi şehit edilmiş, 23'ü asker, 154'ü polis ve 2.558'i sivil olmak üzere toplam 2.735 kişi de yaralanmıştır. Somut darbe teşebbüsü, TCK'nın 309. maddesinde sayılan amaçlara matuf zarar tehlikesi doğuran vahim eylemler vasfını aşarak, anayasal düzeni doğrudan ortadan kaldırma neticesine yönelmiş, örgütün ülke genelindeki organik bütünlüğünden ve etkinliğinden istifade edilerek planlanıp uygulanmış, neticesi ve başarısı eş zamanlı, senkronize hareketlere bağlı hukuki anlamda tek bir fiil olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle örgütsel koordinasyon veya iştirak iradesi gereğince ve iş bölümü doğrultusunda bulundukları mahal ve konumlarına uygun, amaca hizmet eden ve katkı sunan icrai harekette bulunanların, icra aşamasına geçerek amaç suç yönünden somutlaştığında ve elverişliliğinde tartışma bulunmayan bu fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurdukları gözetilerek TCK'nın 37. maddesi kapsamında "doğrudan fail" olduklarının kabulünde zorunluluk vardır. Doğrudan kanuni tanımda öngörülen cebir ve şiddet içeren icrai hareket niteliğinde olmayan, somut zarar tehlikesinin gerçekleşmesini sağlayacak biçimde -faillerle birlikte- fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurmalarını temin edecek fonksiyonel bir mahiyet taşımayan, suç organizasyonu içinde bir iş bölümünün gereği olarak görevlendirilmeleri nedeniyle ika edildiği kanıtlanamayan ancak suçun icrasına başlanmasından sonra katılma iradesini açıkça ortaya koyan, zaman, nitelik ve yakın zarar tehlikesine yaptığı katkı itibariyle bütün olarak darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelen hareketleri gerçekleştiren sanıkların eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nın 309/1 ve 39/2-c maddeleri kapsamında Anayasayı ihlale teşebbüs suçuna yardım etmek suçunu oluşturacağı gözetilmeli, hukuki durumları buna göre tespit edilmelidir. TCK'nın 309. maddesinde düzenlenen suç bir somut tehlike suçu olduğundan suçun oluşması için ayrıca bir neticenin gerçekleşmesi aranmamaktadır. Bu itibarla sanığın amaca matuf eylemi ve/veya işlediği elverişli araç suç ile suçun konusu üzerinde meydana gelen somut tehlike arasında illiyet bağının bulunması gerekli ve yeterlidir. Suça teşebbüsün kabulü için aranan elverişli vasıtalarla cebri eylemlere başlanıp başlanmadığı araştırılırken ve vasıtanın elverişliliği takdir edilirken tek tek yapılan eylemlerle amaçlanan hedefler arasında doğrudan doğruya bağ kurmak yoluna gidilemez. Ancak her halükarda ülke genelinde gerçekleştirilmek istenen amaca matuf cebri/icrai fiilin, sanığın bulunduğu mahalde/sorumluluk sahasında da doğrudan doğruya ya da araç suçlar yönünden icrasına başlanması aranmalıdır. Sanığın bu icrai fiile yine icrai bir hareketle katılması mümkün olduğu gibi garantörlük yükümlülüğünü ihmal etmek suretiyle de iştirak edebileceği görülmektedir. Emrin konusu suç teşkil ediyorsa, kural olarak Anayasanın 137/2 ve TCK'nın 24/3 maddeleri gereğince böyle bir emrin yerine getirilmesinden emri veren azmettiren, TCK’nın 30. maddesi hükmü saklı kalmak üzere yerine getiren ise fail olarak sorumlu tutulacaktır (Dairenin 2017/1443-4758 sayılı kararı). Azmettirenin sorumluluğu, kanunda hazırlık hareketleri ayrıca suç olarak düzenlenmemişse failin eyleminin en azından teşebbüs aşamasına ulaşmasına bağlıdır. Konusu suç teşkil eden emirle azmettirilenden garantörlük yükümlülüğünü yerine getirmemesi isteniyorsa, eylemin teşebbüs aşamasına ulaşması için yasaklayıcı normun ihlaline yönelen icrai bir hareketin gerçekleşmesi, failin de neticeyi önleme hukuki yükümlülüğünü yerine getirmemesi gerekmektedir. III-BÖLGE ADLİYE VE İLK DERECE MAHKEMELERİNCE SÜBUTU KABUL EDİLEN SOMUT OLAY; Dosya kapsamındaki delillere göre ilk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde kabul edildiği şekliyle; A-Planlama Toplantıları Yurtta Sulh Konseyi Üyesi olan başka dosya sanığı Tuğamiral ...’ın mahrem imamların da katıldığı darbe planlama toplantılarında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ve bağlı birliklerin darbeye girişimine ilişkin faaliyetlerinin planması ve koordine edilmesi konusunda görevlendirildiği, bu kapsamda planlama toplantıları gerçekleştirdiği, darbe teşebbüsünün gerçekleştiği gece örgütün mahrem imamları ile birlikte Akıncı Üssünde bulunarak darbe girişiminin başarılı olmasına yönelik emirler verip yaptığı telefon görüşmeleri aracılığıyla koordinasyonu sağladığının tespit edildiği, Tuğamiral rütbesinde Gölcük Deniz Ana Üs Komutanı olarak görev yapan sanık ...’in 2006 yıllarından itibaren örgütle organik bağ ve hiyerarşik ilişki içerisinde olup örgütün mahrem imamları ile görüştüğü, ... Kod adını kullandığı, ... Kod isimli sanık ...’ın sanık ...’e 11 Temmuz 2016 tarihinde saat 19:00 sıralarında çok önemli bir konu için İstanbul’a gideceklerini söylediği, her iki sanığın gizliliğe riayet ederek İstanbul ilinde bir eve gittikleri, sanık ...’in ...ile görüştüğü, ...’ın sanık ...’e 15 Temmuz’u 16 Temmuz’a bağlayan gece saat 03:30 sıralarında darbe yapılacağını bildirip Donanma Komutanlığı Harp Filosu Komutanı Tümamiral ...’ın, Denizaltı Filo Komutanı Tuğamiral Mithat Kemal Algül’ün ve Donanma Komutanlığı Kurmay Başkanı Tuğamiral ...’in derdest edilerek Maltepe Askeri Cezaevine götürüleceğini söylediği, bu işle görevlendirilen bir SAT subayı ile tanıştırıldığı, sanık ...’in ifadesinde ...’ın Deniz Kuvvetlerinde en üst düzey cemaat personeli olduğunu, ... Kod isimli ...’ın da Gölcükte bulunan mahrem imamların üst düzey koordinatörü olduğunu bildirdiğinin görüldüğü, Yine Tuğamiral rütbesinde Donanma Komutanlığı Güney Görev Grup Komutanı olarak görev yapan ...’nin 11 Temmuz 2016 tarihinde ...tarafından aranarak 13 Temmuz 2016 tarihinde Ankara iline gelmesinin söylendiği, sanık ...’nin 13 Temmuz 2016 tarihinde saat 17:00 - 18:00 sıralarında Ankara iline ulaştığı, ...’ın bulunduğu eve götürüldüğü, ...tarafından sanık ...’ye 15 Temmuz 2016 tarihinde ordunun yönetime müdahale edeceği bildirilerek faaliyet başladığında Gölcük’te bulunmasının istendiği, B-Gölcük Donanma Üssünde Yaşanan Olaylar: 1-Faaliyetin Başlaması: Tuğamiral ...’ın 15 Temmuz 2016 tarihinde saat 20:29’da Gölcük Donanma Üssünde bulunan Tuğamiral ...’i arayarak planın deşifre olduğunu belirtip faaliyete başlanması direktifini vererek, daha önce yaptıkları toplantıda kararlaştırdıkları Harp Filosu Komutanı Tümamiral ..., Denizaltı Filo Komutanı Tuğamiral Mithat Kemal Algül ve Donanma Komutanlığı Kurmay Başkanı Tuğamiral ...’ın derdest edilerek Maltepe Askeri Cezaevine gönderilmesini istediği, sanık ...’in “bu iş SAT timlerinin göreviydi neredeler, siz koordine etmiştiniz” şeklindeki sorusuna ...’ın “derhal alın” şeklinde cevap verdiği, yine ...İstanbul ilinde bulunan sanık Tuğamiral ...’yi saat 20:39’da arayarak darbenin başladığı bilgisini verdiği, sanık ...’nin İstanbul ilinden Kocaeli Gölcük İlçesine doğru yola çıktığı, ...tarafından sanık ...’e sanık ...’nin kendisine yardım etmek üzere yola çıktığının telefon yoluyla bildirildiği, Sanık ...’in İstihbarat Albay ...’ı arayarak birliğe çağırdığı, ayrıca Emir Astsubayı ...’u da arayarak silahını alıp konuta gelmesini emrettiği, sanık ...’ın saat 21:24’de sanık Güvenlik Tabur Komutanlığı Fiziki Güvenlik Subayı Üsteğmen ... ...’i, birkaç dakika sonra da Gölcük Deniz Ana Üs Komutanlığı İstihbarat Şube’de görevli Astsubay ...’ı arayıp silahlı bir şekilde birliğe gelmelerini istediği, sanık Albay ...’ın saat 21:30 sıralarında Gölcük Deniz Ana Üs Komutanlığı Karargah binasına giriş yaparak bir astsubayın silahını alıp odasına çıktığı, bir süre sonra Astsubay ...’ın da sanık ...’ın odasına çıktığı, sanık ...’ın Astsubay ...’a aşağı inip sanık Üsteğmen ... ...’i beklemesini emrettiği, sanık Üsteğmen ... ...’in kendi kullandığı devriye aracı ile karargah binasına geldiği, Astsubay ...’ı buradan aldığı ve birlikte Amiral Lojmanlarına geçtikleri, Arandığı sırada dışarıda olan Emir Astsubayı sanık ...’un evine uğrayıp silahını aldıktan sonra saat 21:45 sıralarında üsse giriş yaparak doğruca sanık ...’in lojmanına intikal ettiği, Bu saatler itibariyle Donanma Komutanlığı Bağlısı Gemilerin seyre kalkmaya başladıkları, sanık ...’ın saat 21:40 sıralarında Üs Savunma Harekat Merkezine uğrayıp burada bulunanlara gemilerin ülke genelince icra edilen terör tatbikatı kapsamında seyre kalkmış olabileceğini, endişeye gerek olmadığını söyledikten sonra amiral lojmanlarına geçtiği, Saat 22:00 sıralarında sanık Tuğamiral ...’in lojmanı önünde sanık Albay ..., sanık Emir Astsubayı ..., sanık Üsteğmen ... ... ve Astsubay ...’ın bir araya geldikleri, sanık ...’in kolluk ifadesinde adı geçen sanıkların cemaatten olduklarını bildiği için onlara güvendiğinden bahsettiğinin dosyaya yansıdığı, Sanık ...’in adı geçen sanıklara hitaben ordunun yönetime el koyduğunu, yetkilinin kendisi olduğunu, üsse giriş ve çıkışları kontrol altına alacaklarını, karargah binasına giriş ve çıkışların yasaklanacağını, kendisinden habersiz kimsenin içeri alınmayacağını, 3 amiralin derdest edilerek merkez komutanlığına götürüleceklerini söylediği, sanık Üsteğmen ... ... ve Astsubay ...’ı karargah binasının girişinde görevlendirdiği, Emir Astsubayı ...’un sanık ...’in talimatı doğrultusunda SAT timlerinin gelip gelmediğini ve Harp Filo Komutanı ...’ın nerede olduğu öğrenmek maksadıyla telefon görüşmeleri yaparak aldığı bilgileri sanık ...’e ilettiği, sanık ...’in saat 22:05 sıralarında Harp Filo Komutanı Tümamiral ... geldiği takdirde Donanma Üssü’ne alınmaması yönünde talimat verdiği, Hizmet Destek Birlikleri Komutanlığı Karargah Destek Kıtalar Komutanlığı Merasim Bölük Komutanlığında Piyade Yüzbaşı olan ve ilerleyen saatlerde emre uymadığı gerekçesiyle sanık ... tarafından derdest edilen müşteki nöbetçi subay ...’nin sanık ...’in yanına geldiği, sanık ...’in ...’ye “sen nereden haber aldın” şeklinde tepki verdikten sonra, ...’ye görev yerine dönmesini herhangi bir sıkıntı olmadığını, Karargah Destek Kıtalar Komutanı Albay ...’a herhangi bir şey söylememesini yine de bir manga asker hazır etmesini emrettiği, bu karşılaşmadan yaklaşık 20 dakika sonra ...’in ...’yi arayarak bir eğitim faaliyeti kapsamında hemen yanına asker alarak Denizaltı Filo Komutanlığı’na gitmesini, dışarıdan kimseyi sokmamasını emrettiği, ...’nin yaklaşık 10 er ile birlikte söylenen yere gittiği, gelenlere üs komutanının emri ile girişin yasak olduğunu ilettikleri, Karargah binasının güvenliğini sağlamakla görevlendirilen ... ... ve ...’ın Donanma komutanlığı Karargan binasına giderek Karargah Nöbetçi Amiri ...tatbikat olduğunu, binaya giriş çıkışların yasaklandığını bildirdikleri, dubalarla araç girişini kapattıkları içeri alınmayanlar olduğu halde (Örn. karargan destek kıtalar komutanı Albay ...’ın içeri alınmadığı) saat 22.30 sıralarında sanık Donanma Harekat Başkanı ... önce ... tarafından engellense de daha sonra sanık ... ile yaptığı görüşme neticesinde binaya alındığı, Üsteğmen ... ...’in saat 21:40 sıralarında Güvenlik Taburuna giderek faraziye olacağını söyleyerek nöbetçiden kapıları uyarmasını istediği, nöbetçi subaylıktaki silahı alarak Üs Devriyesi Nöbetçisi Uzman Çavuş ... ile birlikte Güvenlik Taburundan ayrılarak karargah binasına geçtikleri, ...’ın araması üzerine İstanbul ilinden yola çıkan sanık Tuğamiral ...’nin saat 22:08’de üsse geldiği, önce sanık ...’i arayarak haber verdiği, daha sonra da ...’ı arayarak kendisini kapıdan aldırmasını istediği, Albay ... ve Uzman Çavuş ...’in araçla gidip sanık ...’yi alarak lojmanlara götürdükleri, lojmanlarda sanıklar ... ve ...’ın sanık ...’yi beklemekte olduğu, Sanık Albay ...’ın sanık ...’yi bıraktıktan sonra saat 22.30 sıralarında doğrudan Merkez Komutanlığı'na gittiği, nezarethanelerin kontrolünü yapıp nezarethane anahtarlarını isteyerek kapıların açık tutulmasını emrettiği, mevcut nezarethaneleri yetersiz olduğunu görüp diğer nezarethanelerin eşyalardan arındırılarak boşaltılması talimatını verdiği, Nöbetçi Astsubayın yaşanan bu olayı Merkez Komutanlığı Koruma Birlik Komutanı olarak görev yapan ve Merkez Komutanı’nın yıllık izinde olması nedeniyle Gölcük Merkez Komutanlığı'na vekalet eden Albay ...’i arayarak haber verdiği, Merkez Komutanlığı Komutanı Albay ...’in o sırada sanık Yüzbaşı ... ile birlikte bir personelin veda yemeği için Orduevinde bulundukları, sanık Albay ...’ın saat 22.27’de sanık Yüzbaşı ...’ı arayarak Orduevinin önüne çağırdı ve birlikte Donanma Komutanlığı Binasına gittikleri, Sanık ...'in saat 22.10 sıralarında sanık Emir Astsubayı ...'un da refakati ile lojmanlar bölgesinden ayrıldığı, önce Donanma Komutanlığı Karargahı’na giderek burada sanıklar ... Çevik ve ... tarafından alınan tedbirleri kontrol ettiği, ardından Güvenlik Tabur Komutanlığı Nöbetçi Astsubayı’nı dahili hattan arayarak Donanma Komutanı ve Donanma Kurmay Başkanı dahil hazır kıtayı kim isterse emirlerini dinlemeyeceksin şeklinde emir verdiği, Ayrıca Karargah Nöbetçi Amiri’ne “Donanma Komutanı bölge dışında emir komuta bende ben Donanma Komutanıyım, Donanma Komutanı ve Kurmay Başkanı dahil karargaha kimse girmeyecek, kontrol altına al, emniyeti sağla karargah askerlerinden 20 tane teçhizatlı asker ile karargah binasını koru ve kontrol altında tut” dediği, Daha sonra denizaltı filo önüne gittiği, burada ekleyen ve içeriye girmek isteyen gemi personeline filoya giriş için ısrar da bulunulmaması aksi takdirde hazır kıta personelin güç kullanacağını söyleyerek bölgenin boşaltılmasını istediği, 2- Donanma Komutanlığı Kurmay Başkanı Tuğamiral ...’in Derdest Edilmesi, Sanık ...’in makam aracı ve bir devriye aracı ile birlikte sanıklar ..., ..., ... ve ...’ın Donanma Komutanlığı Kurmay Başkanı ...’in evinin önüne geldikleri, evinin önünde Tersane Komutanı Tuğamiral ... ile oturmakta olan ...’in gemilerin neden seyre kalktığı ve neden kimseye ulaşamadığı konularında sanık ...'e yönelttiği sorulara cevaben sanık ...'in “Kimseye ulaşamazsın Deniz Kuvvetlerinden emir geldi, gel ben sana anlatacağım, ama önce senin güvenliğini sağlamam lazım” şeklinde cevap vererek müşteki ...’den araca binmesini istediği; Makam aracının arka koltuklarına müşteki ... ve sanık ...'in bindiği, ön koltukta ise sanık Emir Astsubayı ...'un bulunduğu, sanık ...’in şoföre, aracı Merkez Komutanlığı'na sürmesini söylediği, bunun üzerine ...'in “neler oluyor beni nereye götürüyorsunuz” şeklindeki sorusuna cevaben sanık ...'in emir geldiğini ve kendisini güvenli bir yere götürdüğünü söylediği, bu şekilde müşteki ...’i Merkez Komutanlığı'na intikal ettirdikleri; sanıklar Albay ... ve Yüzbaşı ...’ın da devriye aracı ile makam aracını takip etmek suretiyle Merkez Komutanlığı'na geldikleri, sanık ...'in herkesten önce binaya girerek orada bulunan personele “Emir komuta bende, herkes benim emrime uyacak, vur yetkim var, emrim dışında hareket eden olursa kafasına sıkarım” dediği, sonra sanık Yüzbaşı ...’a dönerek “tutuklu sevk aracını hazırlat, askerleri silahlandır ve aşağıdaki nezarethaneyi hazırlat” şeklinde emir verdiği, ardından binaya arka kapıdan alınan müşteki ...’in saat 23:00 sıralarında nezarethaneye konulduğu, müşteki ... nezarethaneye konulurken cep telefonun el konulmadığı, ...’in nezarethane koşullarında Donanma Harekat Merkezi’ni arayarak gemilerle ilgili süreci kontrol altına almayı denediği, ancak bu durumun Harekat Merkezi’nde bulunan sanık Harekat Başkanı Albay ... tarafından sanık Tuğamiral ...’ye bildirildiği, sanık ...’nin telefonun alınmasını istediği, sanık ...’in talimatıyla sanık Yüzbaşı ...’ın telefonu almak için nezarethaneye gittiği, müşteki ...’in “komutanın gelsin kendisi alsın”şeklinde cevap vermesi üzerine, sanık Albay ...’ın “ben alırım” diyerek müştekinin telefonunu alarak sanık ...’e götürdüğü, telefonu alındığı sırada müşteki ...’in sanık ...’a kanunsuz iş yaptıklarına ilişkin uyarılarda bulunduğu, 3- Harp Filo Komutanı Tümamiral ...’ın derdest edilmesi: Sıkıyönetim direktifi konulu sözde darbe mesajının saat 22:55 sıralarında Poyraz Haber Merkezi Amirliği'ne geldiği, mesajın Harp Filosu Komutanlığı Kurmay Başkanı sanık Albay ...'e götürüldüğü, sanık ...'in mesajın karargah dahilinde dağıtımının yapılmaması emrini verip “Kuzey Görev Grup Komutanlığına” adresli mesajın ilgililerine kendisi tarafından teslim edileceğini söylediği, olaylar yaşanırken Gölcük'te bulunmayan Harp Filo Komutanı Tümamiral ...'ın gemilerin olağandışı seyre çıktığını öğrendikten sonra gemilerin seyre kalkması ile ilgili net bir bilgi alamayan Harp Filo Komutanı Tümamiral ...’ın İstanbul'a gitmekten vazgeçip Gölcük'e dönüşe geçtiği yolda Kurmay Başkanı ... Güney görev grup komutanı ..., Kuzey Görev Grup Komutanı ...'ı üst üste aramasına rağmen ulaşamadığı, Emir astsubayı ...'den konuyu araştırmasını istediğinde limandaki gemilerin kendisine haber verilmeden seyre kaldırıldığı bilgisini aldığı, saat 23.10 sıralarında Gölcük Donanma Üssü’ne geldiğinde Kalyon kapıdan giriş yapmak isterken Harp Filo Komutanı olduğunu söylemesine rağmen içeri alınmadığı, saat 23.15 sıralarında konulan engel ve bariyerleri kırarak üsse giriş yaptığı ve doğruca Kuzey Görev Grup Komutanı Tuğamiral ...'ın konutuna gittiği, ...’a Donanma Komutanının kendisinin ve Kurmay Başkanının haberi olmadan gemilerin nasıl seyre kaldırdığını sorması üzerine ...’ın cevaben Genelkurmay'dan emir geldiğini artık kendisinden emir almadığını söylemesi üzerine “Derhal Filoya gel” diyerek aracıyla saat 23:20 sıralarında Karargah binasına geçip komutayı ele almak istediği, Emir Astsubayı ...’e silah almasını emrettiği, odasına geçerken Kurmay Başkanı Albay ...'e neler olduğunu sorduğu halde sanık ...'in sıkıyönetim mesajından hiç bahsetmediği gibi yaşananlarla ilgili sorulara cevap olarak hiçbir şey bilmediğini söylediği, Harp Filo Komutanı Tümamiral ...'ın bir mesaj olup olmadığı sorusuna da “mesaj yok” şeklinde cevap verdiği, Tümamiral ...'ın Albay ... ve 3 Muhrip Filotillası Komodorluğu Kurmay Albay ...'e derhal gidip ...’ı gözaltına alıp getirmelerini emrettiği, verilen bu emir gereği Albay ... harekete geçerken sanık Albay ...’in tepkisiz kaldığı, Bu olaylar yaşanırken Tuğamiral ...'in Merkez Komutanlığının kontrolünü sanıklar Albay ... ve Yüzbaşı ...’a bırakıp Harp Filo komutanı Tümamiral ...'ın derdest etme gayesi ile Merkez komutanlığından çıkıp Kalyon kapıya gittiği, Harp Filo Komutanının üsse girip konutuna geçtiğini öğrenince Astsubay ...'ı arayıp sanık Üsteğmen ... ...’in de gelmesini isteyerek Amiral lojmanları bölgesine gittiği, Harp Filo Komutanı’nın karargaha gittiğini öğrendikten sonra karargah binasına yöneldiği, Güvenlik Subayı Yüzbaşı ..., Emir Astsubayı ... ve Albay ...’ı da buraya çağırdığı, Harp Filo Komutanı’nın emir Astsubayı ...'in eline silah alarak içeriye doğru koştuğunu görünce “silahını alın” şeklinde emir vermesi üzerine sanıklar ... ve ...’ın Emir Astsubayı ...’e doğru yöneldikleri, diz çöktürerek silahına müdahale ettikleri, sanıklar ... ve ...’ın birlikte bina içine girdikleri Tümamiral ... odasında iken sanık ...’in “Genelkurmay'dan emir aldım seni emniyet almaya geldik” dediği, Harp Filo Komutanı’nın “Ben Tümamiralim, sen kimsin Tuğamiralsin kim kimi emniyet alıyor” dediği, üzerlerinde silah bulunan sanıklar ... ve ...’ın müştekinin kollarına girerek isteği dışında zorla aşağı indirdikleri, bina önünde Harp Filo Komutanı ... yaşananların bir karşı devrim olduğunu, yaptıklarının suç teşkil ettiğini, bu işten vazgeçmeleri gerektiğini, aksi takdirde yargılanacaklar yönündeki uyarılarını kimsenin dinlemediği, araca binmesi istendiğinde müşteki ...'ın araca binmek istemediği, sanık ...'in ikna çabası ile “Ben senin sınıf arkadaşınım bana güven Genelkurmay'dan gelen mesaj var abi” demesi üzerine müşteki ...’ın mesajı görmek istediği, biraz önce herhangi bir mesaj olmadığını söyleyen sanık ... tarafından kısa süre içerisinde sıkıyönetim direktifi getirtilerek müşteki ...'a verildiği, müşteki ...'ın sanık ...'e “Sen kimsin benden mesaj mı saklıyorsun bunu niye getirmedin” şeklinde sert sözler söylediği, araca binerken “Komutanını götürüyorlar neden müdahale etmiyorsun” diye bağırmasına rağmen sanık ...'in pasif bir tutum sergilediği, akabinde müşteki ...'ın araca bindirilmesi ile saat 23.30 sıralarında Merkez Komutanlığı'na geldikleri, müşteki ... ile sanık ...’in Merkez Komutanının odasına geçtikleri, sanık ...’in kapıya silahlı asker istediği, askerin gelmesi gecikince sanık ... ...’e kapıdan ayrılmamasını emrettiği, ...’ın odada tutulurken emir astsubayı aracılığıyla karargah mevki jurnaline bu bir karşı devrimdir yazdırmak istediği, ancak Harp Filo Kurmay Başkanı sanık ... tarafından engel olunduğu, 4- Müşteki Amirallerin Maltepe Askeri Cezaevine götürülmeye çalışılması Sanık Tuğamiral ... tarafından derdest edilen amirallerin bir an önce İstanbul Maltepe Askeri Cezaevine gönderilmesi talimatının sanık ...’e iletildiği, sevk için araç ve asker hazırlanması emrinin sanık ...’a verildiği, askeri tutuklu sevk aracı ile bir escort aracın hazırlandığı, araçların bina arka kapısına çekildiği, kamera görüntülerine göre saat 00:42 sıralarında Merkez Komutanlığı’ndan çıkartılıp silahlı askerler eşliğinde sevk aracına bindirildikleri, müşteki Tümamiral ...’ın uyarılarına yüksek sesle devam ettiği, Şoför Er Yasin Kavuncu, Üsteğmen ... ..., Şoför Uzman Çavuş Mustafa Dikme, Astsubay ..., Er ..., Yüzbaşı ..., Erler ...vd. olduğu halde 00:50 sıralarında kalyon kapıdan çıkış yaptıkları, yolda bir kez mola verdikleri, yolda sanık ... ile telefon irtibatını sürdürdükleri, sanık ... ...’in telefonunda sorun olması nedeniyle irtibatın sanık Astsubay ...’ün telefonunun kullanılması suretiyle yapıldığı, sanık ...’ün Merkez Komutan vekili Albay ...’e de bilgi aktarımında bulunduğu, Kocaeli Valisinin talimatıyla aracın durdurulması çalışmalarının yapıldığı, araçların durmasına yönelik anonslara olumlu bir yanıt alınamadığı, Gebze İlçe Emniyet Müdürlüğü görevlileri tarafından yolun kapatıldığı, sanık ...’in araçtakilere sakın durmayın ezin geçin emrini verdiği, saat 02:00 sıralarında durmak zorunda kaldıkları, şahıslar gözaltına alınarak Amirallerin güvenliğinin sağlandığı, 5-Gölcük Donanma Üssü Kapılarında Yaşanan Hareketlilik: Yüzbaşı ...’in Güvenlik Koordinasyon Amirliğine vekaleten baktığı, sanıklar..., ..., ..., ..., ... ve ...’ın Güvenlik Tabur Komutanlığında görevli uzman çavuşlar oldukları, sanık ...’in komuta ettiği silahlı güç bulunduran iki adet birliğin Karargah Destek Kıtalar Komutanlığı ve Güvenlik Tabur Komutanlığının bağlı olduğu Üs Savunma Birlikleri Komutanlığı olduğu, sanık ...’in amaçları doğrultusunda üssün kontrolünü ele almaya yönelik bu birliklerin silahlı personelinden faydalandığı, kendisine doğrudan bağlı olmayan birlik kapıları, Merkez Komutanlığı, Donanma Karargahı, Poyraz Limanı gibi kritik noktalara silahlı asker koyarak bu yerleri kontrolü altında tutmayı amaçladığı, bunu yaparken kimi zaman gerçek niyetini belli ettiği kimi zamanda tatbikat veya darbecilere karşı olduğu kılıfına saklandığı, zaman zaman personele silah çekerek tehdit edip zor kullandığı, önce personele faraziye olacağı bilgisinin verildiği, saat 21:00’den itibaren birliğe yoğun personel girişinin başladığı, personelin çoğunluğunun gemi personelinden oluştuğu ve terör saldırısı ihbarı nedeniyle gemilerin seyre kalkacağı bilgisi üzerine geldikleri, daha sonra 22:40 sıralarında “dikkat talim değildir, güvenlik alarm durumu turuncuya yükseltilmiştir, turuncu alarm tedbirleri ivedi olarak uygulanarak ÜSHM’ye rapor edilecektir” şeklinde bir anons yapıldığı, akabinde yine telsizden sanık ...’in Harp Filo Komutanı içeriye alınmayacağına ilişkin verdiği emre ilişkin anonsun yapıldığı, saat 00:30 sıralarında alarm seviyesinin kırmızıya yükseltilmesi ile birliğe araç ve yaya giriş çıkışına tamamen kapatıldığı, bu sıralarda darbe karşıtı halkın sokaklara çıkmaya başlayarak “Kapı 2” önünde toplanmaya başladıkları; Sanık Uzman Çavuş ...’in o gece Kapı-2 de nöbetçi olduğu, sanık Uzman Çavuş ...’in Üst Devriye Nöbetçisi olduğu ve belirtilen saat itibariyle Kapı-2 de bulunduğu, Güvenlik Taburunda Görevli Uzman Çavuşların Whatsapp grubunda kırmızı alarm nedeniyle herkesin silahlarını alarak Kapı-2’ye gelmeleri emredildiği, mesajı gören Uzman Çavuş rütbesindeki sanıklar..., ... ve ...’ın birliğe geldikleri, sanık Uzman Çavuş ... Kapı-4’de görevli olduğu halde yoğunluk nedeniyle ... tarafından Kapı-2’de görevlendirildiği, Sanık ...’in amiralleri cezaevine götürecek araçların yola çıkmasından sonra Merkez Komutanlığı’nın emir ve komutasını sanık ...’a bırakarak Kapı-2’ye geldiği, çelik yelek giyen sanık ...’in emir komutanın kendisinde olduğunu, darbecilerin birliğe saldıracaklarını, birliği koruyacaklarını ve kimseyi sokmayacaklarını söylerek lojmanlardakilere hitaben bağırarak silahlarını alarak gelmelerine yönelik çağrı yaptığı, çağrı üzerine aslen TCG Yavuz Gemisi Silah Astsubayı olan ...’in şahsi tabancasını alarak Kapı-2’ye geldiği, bu şekilde Güvenlik Taburunda görevli diğer uzman çavuşlar ve hazır kıta askerler ile birlikte kalabalık bir asker grubunun oluştuğu, sanık ...’in kapıya jiletli tel çektirdiği, güvenlik taburundan gelen askerleri çekilen telin önüne dizdiği, kendi elinde de silah olduğu halde yanında bir kaç uzman çavuşla birlikte kapının ön tarafına giderek vatandaş ve görevlilerde sözlü münakaşaya girdiği, güvenliği almaya çalışan Gölcük İlçe Emniyet Müdürü’nü silahla tehdit ettiği, halkın tepkisini arttırması üzerine havaya atış emri verdiği, bazı uzman çavuşların havaya ateş açtıkları, sanık ...’in “Atatürk’ün askerleriyiz vur emrimiz var girmeye çalışan olursa vurun bu üssü kimseye veremeyeceğiz” şeklinde sözler söylediği, askerlere bir takım sloganlar attırdığı, İdris Çekirdekçi’nin sanık ...’e “Donanma Komutanımız ile irtibatınız var mı” şeklinde soru yöneltmesi üzerine sanık ...’in “sen zaten donanma komutanı olsa da benden emir alacaksın, seni vururum” şeklinde cevap verdiği, halkın içinde hainler olduğunu üsse girmek isteyen olması halinde önce havaya, daha sonra yere, sonra da hedef gözetmeksizin şahıslara ateş edilmesini emrettiği, olaylar sırasında 3 adet aracın gelerek üsse girmek istediği sanık ...’in gelenlere geri dönmelerini söylediği ancak Yarbay ...’un çıkan karışıklıktan faydalanarak içeri girip Tersane Komutanlığı’na gitmesi üzerine sanık ...’in önce Yarbay ...’un kendilerine teslim edilmesini istediği, daha sonra da Tersane Komutanı ...’e “seni severim, akıllı adamsın, akıllı ol, yoksa senin de ipini çekerim bu bir darbedir bana mesajla emir geldi, Donanma komutanını ya da Deniz Kuvvetleri Komutanını tanımıyorum, Genelkurmaydan emir alıyorum” dediği, bu olaylardan sonra sanık ... Merkez Kapı’dan ayrılacağı esnada sanık ... tarafından aranarak Donanma Komutanının deniz yoluyla üsse geleceği bilgisinin verilmesi üzerine sanık ...’in yanına uzman çavuşlardan... ve ...’ı alıp “benimle arabaya binin, siz benim korumamsınız” dediği, birlikte önce denizaltı filo önüne gittikleri, sonra Poyraz Limanı Mevkiindeki helikopter pistine gittikleri, uzman çavuşlar ile askerleri ağaçlık alana mevzilendirdiği, “donanma komutanı gemi ile gelirse indirmeyeceğiz onu da tutuklayacağım” dediği, Merkez Komutanlığı’nı arayarak sanık ...’dan takviye asker ve kelepçe istediği, sanık ...’ın 7 askere “... Paşa’nın emrindesiniz bundan sonra o ne derse onu yapacaksınız” diyerek helikopter pistine gönderdiği, sanık Emir Astsubayı ...’un H-8 işaret istasyonunu arayarak “Limana giriş yapacak gemileri bize de haber verin” dediği, 6- Müştekiler ..., ... ve ...’nın derdest edilmesi: Sanık ... tarafından Denizaltı Filo önünde görevlendirilen ...’nin yaptığı telefon görüşmeleri sonucu ...’in emir ve komuta zinciri dışına çıktığını anlaması üzerine askerleri alarak birliğine döndüğü, sanık ...’in saat 02:40 sıralarında Yüzbaşı ...’nin görev yerini terk ettiğini öğrendikten sonra yanına Uzman Çavuşlar... ve ... ile bir kaç askeri Poyraz Limanı Mevkiinden alarak birlikte karargah binasına gittikleri, sanık ...’in ...’nin kafasına silah dayayarak “sen vatan hainisin, nöbet yerini terk ediyorsun, verilen görevi yapmıyorsun, sen benim emirlerime nasıl karşı gelirsin, seni öldürürüm, benim emirlerimi uygulayacaksın Mustafa Albay’ın emirlerini uygulamayacaksın” dedikten sonra “alın bunu herkese örnek olsun” dediği, sanık uzman çavuşlar...’nın müşteki ...’nin koluna girerek araca bindirdiği, sanık ...’in arabada müştekiye hitaben “ben şimdi Donanma Komutanı’nı almaya gidiyorum, sen kim oluyorsun da benim emrime uymuyorsun” dediği, müşteki ...’yi önce Kapı-2 bölgesine götürdükleri, sanık ...’in müştekiyi araçtan yaka paça dışarı atarak “ bu vatan haini, bu benim emirlerimi dinlemiyor, emrime karşı gelen herkesi böyle yaparım. Alın bunu Merkez Komutanlığı’na götürün atın kodese” dedikten sonra elinde silah olduğu halde orada bulunanlara yönelik “Emir komuta bende, Genelkurmay’ın emri var, ben gelen mesaja bakarım, emrime itaat etmeyeni vururum” şeklinde sözler sarfedip dışarıda toplanan halkı göstererek “bunların hepsi Gürcü, bunlar bir avuç çapulcu, bakmayın bunların böyle toplandıklarına, zaten Cumhurbaşkanı da Gürcü şer...siz, halkı da şer...siz” şeklinde ifadeler kullandığı, sanıklar ..., ... ve ...’ın saat 03:14 sıralarında müşteki ...’yi Merkez Komutanlığı’na götürdükleri, ...’e sanık ...’in ...’nin nezarethaneye konulmasına yönelik emrini ilettikleri, ...’in “ben Donanma Komutanı ile telefonda konuştum, ...’in emirlerini yerine getirmiyorum, emirleri Donanma Komutanı’ndan alıyorum, Yüzbaşı’yı da nezarete atmıyorum” dediği, sanık ...’un buradan ayrıldığı ancak sanık uzman çavuşlar... ve ...’ın burada kaldıkları, bu olaylara sanık Albay ...’ın da şahit olduğu, Albay ... sanık Hayretin İmren’in yeniden Merkez Komutanlığı’na geleceğini öngörerek arka bahçeye açılan demir kapının girişe kapatılması ve kapıdaki görevlilerin içeriye kimseyi almaması konusunda emir verdiği, sanık ...’in Kapı-2 bölgesinden bu kez sanık uzman çavuşlar ... ve ...’i seçerek “siz benimle gelin Merkez Komutanlığında ... Albayın yanında bekleyeceksiniz” dediği, yanında sanıklar ..., ... ve ... ile birlikte öfkeyle Merkez Komutanlığına geldiği, kapıda görevli olan Er ...’ya silah gösterip tehdit ederek kapıyı açtırdığı, sanık ...’ın ...’e hitaben “Komutanım ... Albay Donanma Komutanı ile telefonda görüşüyor, sizin emirlerinizi uygulamıyor” şeklinde şikayette bulunduğu, sanık ...’in içeri girip elindeki silahı müşteki ...’in kafasına dayadığı, müşteki ...’in anahtarı sanık ... tarafından getirilen nezarethaneye atıldığı, müşteki ... nezarethaneye götürülürken yanında sanıklar ..., ..., ... ve ...’in bulunduğu, sanık ...’in talimatı ile müşteki ...’nin de nezarethaneye aldırıldığı, ... nezarethaneye konulurken sanık ...’in yanında sanıklar ..., ..., ... ve ...’in de yer aldığı, kapının sanık ... tarafından kilitlendiği, ardından sanık ...’ın Er ...’yı çağırttığı ve müşteki ...’nın da müşteki ...’nin kapatıldığı nezarethaneye kapatıldığı, müştekilerin Merkez Komutanlığı nezarethanesinde sabah saat 09:00 sıralarına kadar tutuldukları, 7- Denizaltı Filo önüne asker mevzilendirilmesi ve Donanma Komutanının Poyraz Limanı’na geleceği beklentisi nedeniyle yapılan hazırlıklar, Sanıklar Astsubay ... ile Uzman Çavuşlar ... ve ...’in Denizaltı Filo önünde görevlendirildikleri, filo giriş çıkışı tamamen kapatılacak şekilde askerlere mevzi aldırıldığı, sanık ...’den giriş çıkışı engelleyecekleri, girip çıkan olursa vuracakları şeklinde emir aldıkları, saat 03:20 sıralarında sanık ...’in Filo Lumbarağzı Nöbetçi Astsubayı ...’i çağırarak filodaki askerlerin kendisine teslim edilmesini istediği, kısa bir süre sonra sanık ...’in Filo Lumbarağzına giderek ...’in emrini tekrarladığı, nöbetçi Astsubay ...’in durumu nöbetçi amirine rapor ettiği, daha sonra sanık ...’in Denizaltı Filo önündeki emir komutayı sanık ...’e bırakarak Denizaltı Filo önünden ayrıldığı, sanık ...’in saat 03:35 sıralarında Poyraz Limanı’na giderek buradaki asker sayısının yetersiz olduğunu görüp sanık ...’a talimat verdiği, sanık ... tarafından Filo Lumbarağzında bekleyen sanık uzman çavuşlar ... ve ...’ı Poyraz Limanı’na getirdiği, orada bulunan askerlerin emir ve komutasının bu uzman çavuşlara teslim edildiği, “buraya ne giren ne çıkan olacak gerekirse vurun” şeklinde talimat verildiği, iskelede bekleyen bir adet Sahil Güvenlik botu görülmesi üzerine botla ilgili bilgi alınmaya çalışıldığı, ilkin tespit yapılamaması üzerine sanık ... tarafından karaya çıkış izni verilmediği, Sahil Güvenlik Komutanı Hakan Üstem tarafından botta bulunanların bilgisi ile ... tarafından da Donanma Komutanı’nın Yavuz Gemisi’nde bulunduğu bilgisi verilince sanık ...’in sanık ...’a bottakileri indirerek yanına getirmesini emrettiği, sanık ...’ın elinde MP5 silah olduğu halde bota yaklaşarak komutanın emrini ilettiği, bot komutanı ...’un botu boşaltmayı kabul etmediği, bot personeline sanıklar ... ve ... tarafından silah doğrultulduğu, sanık ...’in de silahlı olduğu bot personellerinden onbaşı ... Emir’in sanık ...’e neler olduğunu sorduğunda sanık ...’in darbe olduğunu ...’den denizden kim gelirse gelsin ateş edileceği şeklinde emir aldıklarını söylediği, söz konusu SG-19 botunun Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Özel Sekreteri ..., Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Sicil ve Kıdem Şube Müdürü Tuncel Karakaya ile Deniz Kuvvetleri Komutanı Koruma Astsubayları ..., ..., ... ve ... tarafından alıkonularak Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral ...’nun derdest edilmesi faaliyetinde kullanılmaya çalışılıp faaliyet iptal olunca Gölcük’e intikal eden bot olduğu, 8- Gölcük Donanma Üssündeki Sanıkların Hukuki Durumları Tuğamiral rütbesinde Gölcük Donanma üs komutanı olarak görev yapan sanık ...’in FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün askeri mahrem yapılanmasıyla organik ilişki içerisinde bulunduğu, 11 Temmuz 2016 tarihinde sanık ... Kod ... ile birlikte İstanbul ilinde Yurtta Sulh Konseyi üyesi ...ile buluşup darbeye yönelik talimatları aldığı, darbenin amaçları doğrultusunda Donanma Komutanlığı ve bağlı birliklerin kontrolünü sağlamak amacıyla hareket ettiği, amiraller ... ve ...’in gözaltına alınarak cezaevi aracıyla İstanbul’a gönderilmeleri olayını bizzat gerçekleştirdiği ve yanında bulunan diğer sanıkları yönlendirdiği ayrıca emirlerine uymayan müştekiler ..., ... ve ...’yı da Merkez Komutanlığı nezarethanesine koydurduğu, üssün giriş kapısı önünde toplanan vatandaşların dağıtılması amacıyla emrinde bulunan askerlere havaya ateş ettirip kendisinin de ateş ettiği, Gölcük bölgesindeki darbe faaliyetini yönlendirmek ve kordine etmek için görevlendirilip İstanbul’dan gelen sanık ... vasıtasıyla darbe teşebbüsünün Deniz Kuvvetleri ile ilgili bölümünü Ankara’da bulunan Akıncı Üssünden takip ve idare eden ...ile sıkı işbirliği içerisinde olduğu, Donanma Üssü içerisinde geniş bir alanı kontrol etmeye çalışıp iş bölümü gereği emrine riyayet eden sanıklara farklı görevler tevdii edip talimatlandırdığı, Merkez Komutanlığının kontrolünü sanık ...‘a tevdii ettiği, Güvenlik Taburunda görevli sanıklar ... ve ...‘i kapı bölgesinden getirip sanık ...‘a yardımcı olmaları talimatını verdiği, Sanık ...’nin Tuğamiral rütbesinde Güney Görev Grup Komutanı olarak görev yaptığı, 13 Temmuz 2016 tarihinde Ankara ilinde düzenlenen darbe toplantısına katılıp darbe teşebbüsünün Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ile ilgili planlama ve hazırlıklarını yürüten ...’dan darbeye yönelik talimatları aldığı, örgütün mahrem yapısıyla sıkı ilişkisi ve organik bağı olduğu, 15 Temmuz 2016 tarihine saat 20:39 sıralarında ...tarafından aranarak darbenin başladığının bilgisini alır almaz derhal İstanbul ilinden Gölcük Donanma Üssüne geldiği, amiral lojmanlarında Kuzey Görev Grup Komutanı Tuğamiral ...‘ın konutunda bulunduğu, ...ile çok sayıda telefon görüşmesi gerçekleştirip aradaki koordinasyonu sağladığı, gerektiğinde sanık ...’den aldığı bilgileri ...‘a aktardığı, gemilerin seyre çıkartılması konusunda sanık ... ile telefon görüşmesi sağladığı ve yine ...’a aktarılan bilgiler ile doğrudan kendi edindiği bilgileri ...‘a aktarıldığı, müşteki amirallerin Maltepe Askeri Cezaevine gönderilmeleri olayını yönlendirdiği, Donanma Komutanın TCK Yavuz gemisinde derdest edilmesi organizasyonuna sağladığı bilgi akışı ile katıldığı, Sanık ...’ın darbe faliyetinin ilk başladığı andan itibaren her şeyden haberdar olduğu, Merkez Komutanlığına gelerek nezarethanelerin kontrolünü yapmış olmasının müşteki amirallerin darbe teşebbüsünde gözaltına alınacaklarını önceden bilip sanık ... ile birlikte hareket ettiğini gösterdiği, müştekilerin sanığa yönelik yaptığı eylemlerin suç olduğuna ilişkin uyarılarını dikkate almadığı gibi açıkca Ankara’dan gelen mesaj doğrultusunda hareket ettiğini söylediği, askeri personele sanık ...'in emirlerinin dinlenmesi gerektiğini söyleyerek destekleyici konuşmalar yaptığı, müşteki amirallerin derdest edilmesi olaylarında sanık ...’in yanında bulunduğu, Harp Filo komutanı ...‘ın karargah binasından çıkartılması ve araca bindirilmesi sırasında doğrudan fiziki müdahalede bulunduğu, Merkez Komutanlığını sabaha kadar kontrol altında tuttuğu, sanık ...‘in emirlerini dinlemediği gerekçesiyle müştekiler ..., ... ve ...’nın derdest edilerek nezarethanelere konulmasında aktif katılımının olduğu, yine ilerleyen saatlerde sanık ... takviye asker istediğinde Merkez Komutanlığından Poyraz Limanına bazı askerleri sevk ettiği, Sanık ...‘un sanık ... ‘in emir astsubayı olarak görev yaptığı, ByLock kullanıcısı olduğu, sanık ...’in talimatı ile üsse gelip saat 22 sıralarında lojman önündeki darbeye yönelik talimatların verildiği konuşmaya sanıklar ... ve ... ... ile birlikte katıldığı, sanığın gece boyunca sanık ...’in yanından hemen hemen hiç ayrılmadığı ve ihtiyaç duyduğu her konuda hizmetlerini kesintisiz sağladığı ...’in telefonunu taşıyarak gelen aramalara cevap verdiği, ...’in asker takviyesi istediği zamanlarda bizzat takviye götürdüğü Harp Filo Komutanı ...’ın derdest edilmesi eyleminde emir astsubayı ...’e müdahalede bulunduğu yine derdest edilen müşteki Gökhan Çingin‘in ... tarafından merkez kapıya getirildikten sonra sanığa teslim edildiği ve müşteki ...‘yi sanıklar... ve ... ile birlikte Merkez Komutanlığına götürdüğü darbeye yönelik anonslar yaptırdığı, Sanık ... ...’in Güvenlik Tabur Komutanlığında üstteğmen rütbesinde fiziki güvenlik subayı olarak görev yaptığı, ByLock kullanıcısı olduğu, ...’in lojmanı önündeki darbeye yönelik talimatların verildiği konuşmaya katıldığı, ... tarafından yapılan görevlendirme doğrultusunda Donanma Karargah binasına giderek binayı personel ile araç giriş çıkışına kapattığı, sanık ...’in Harp Filo Komutanı ...’ı derdest etmek için giderken sanık ... ...’i yanına aldığı, sanığın bu eylem üzerinde müşterek ve tam bir hakimet sağladığı, müşteki Amiraller ... ve ...’in Maltepe Askeri Cezaevine götürülmeleri faliyetine katıldığı, seyir boyunca sanıklar ... ve ... ile irtibat içerisinde olduğu telefonunda sorun ortaya çıkması üzerine irtibatı sağlayabilmek için sanık ...‘ün telefonunu kullandığı, Sanık ...‘ın yüzbaşı rütbesinde inzibat karakol komutanı olarak görev yaptığı, sanık ...‘in Donanma Komutanlığı Kurmay Başkanı ...‘i derdest etmeye giderken sanık ...’ı da yanına aldığı, müşteki amirallerin cezaevi nakil aracıyla sevkine ilişkin hazırlıkları yaptığı, müşteki amiraller ... ve ...’in Maltepe Askeri Cezaevine götürülmeleri faliyetine katıldığı, Sanık ...’in albay rütbesinde Harp Filo Komutanlığı Kurmay Başkanı olarak görev yaptığı, saat 21:43‘de sanık ... ile yaptığı telefon görüşmesinde kuzey ve güney görev grup komutanlıkları bağlısı savaş gemilerinin planlı bir faaliyet olmadığı halde seyre kalktığı haberini aldığı, ayrıca Poyraz Haber Merkezine gelen sözde sıkıyönetim mesajının kendisine götürüldüğü Harp Filo Komutanı ... tarafından gerçekleşen olağanüstü gelişmeler öğrenildikten sonra sanık ...’e ulaşmaya çalıştığı ancak sanığın telefonlara cevap vermediği ve yine Harp Filo Komutanı karargaha geldikten sonra dahi sıkıyönetim direktifinden bahsetmediği, olay gecesi sanıklar ..., ... ve ... ile telefon görüşmeleri gerçekleştirdiği, Harp Filo Komutanının sanık ...‘ın gözaltına alınmasına yönelik emri üzerine harekete geçmediği gibi Harp Filo Komutanı darbeciler tarafından derdest edilirken de tepkisiz kaldığı, Harp Filo Komutanının mevki jurnaline “Bu bir karşı devrimdir” ibaresini yazdırma çabasının da sanık ... tarafından engellendiği, Uzman çavuş rütbesinde görev yapan sanıklar... ve ...‘ın müşteki ...’nin derdest edilmesi eylemine aktif olarak katıldıkları ve neredeyse sabaha kadar ...’in tüm emirlerine uydukları yine uzman çavuş rütbesinde görev yapan sanıklar ... ve ...‘in Merkez Komutanlığını kontrol altında tutan sanık ...’ın yanında silahlı olarak yer alıp aktif şekilde destek oldukları, uzman çavuşlar ... ve ...‘in sanık ...’in talimatı doğrultusunda Denizaltı Filo önünde silahlı vaziyette görev yaptıkları ve sonrasında Poyraz Limanına giderek Donanma Komutanının deniz yoluyla üsse geleceği beklentisinde olan sanık ...’in emirleri doğrultusunda hareket ederek emirlerinde bulunan erlerle silahlı biçimde liman bölgesinin kontrolünü ellerinde tuttukları SG-19 Bot personelinin iskeleye indirilmelerinde silahlı destek sağladıkları, sanıklar..., ..., ... ve ...’in Merkez Komutanlığında sanık ... ile müşteki ... arasındaki tartışmaya şahit oldukları darbeden ve ...’in emir komuta zinciri dışında hareket ettiğinden haberdar oldukları, Sanık ...’in astsubay rütbesinde TCG Yavuz Savaş Gemisinde görevli olup olay günü izinli bulunduğu, yaşanan olaylar üzerine silahını alarak kapı bölgesine geldiği, sanık ... ile birlikte kapı önünde vatandaş ve emniyet personeli ile karşı karşıya geldiği, demir korkuluklara çıkan vatandaşa silah göstererek “benim vur emrim var, inecekler oradan, yoksa vururum” dediği aynı şekilde bir polis memuruna da “yaklaşma ateş ederim” şeklinde sözler söylediği, sanık ...’in ateş emri ile birlikte havaya ateş ettiği daha sonra sanık ... ile birlikte Denizaltı Filo evine gittiği, burada sanık ...’in emirlerini yerine getirdiği, nöbetçi astsubay ...‘e denizaltı filodaki askerleri kendisine vermesini söylediği, sanık ...’in denizaltı filo önünden ayrılırken buranın emir ve komutasını sanık ...’e tevdii ettiği, Sanık ...’ün astsubay üstçavuş rütbesinde görev yaptığı, müşteki ...’in araması üzerine saat: 24:00 sıralarında üsse geldiği, Merkez Komutanlığı binası içindeki hareketliliği gören sanık ...’ün, sanık ...’in sanıklar ... ve ...’a sürekli şekilde verdiği tâlimatları da kastederek emir astsubayına yaklaşıp “abi neler oluyor, ne yapacağız, bu bağrışmalar falan nedir, senin bir bilgin var mı?” şeklinde yönelttiği soruya cevaben sanık ...’un sanık ...’e “Genelkurmay’dan emir gelmiş, Tümamiral...’a Üs Komutanı ... bu emri göstermiş, Komutanımız emirsiz iş yapmıyor” diye cevap verdiği, yaşanan olağanüstü durumu anlamak için diğer personellere neler olduğu konusunda sorular sorarak durumu anlamaya çalışması karşısında müşteki ...’ın “hukuksuz iş yapıyorsunuz, bu yaptığınızın hukukta yeri yok" şeklindeki sözlerini duyduğu, müşteki ...’ın Merkez Komutanlığından getirilmesinden sonra sanık ...’in sanık ...’e “beni koruyacaksın, bana bir şey yapan biri olursa vuracaksın” şeklinde emir verdiği, müşteki amirallerin Maltepe Askeri Cezaevinin götürülecekleri araçlar hazırlanıp getirildikten sonra sanık ...’in müşteki ...’ı iterek araca bindirdiği, sanık ...’ın müşteki ...’ı zorla cezaevi aracına bindirdiği, sanık ...’in, sanık ...’ü araç komutanı olarak görevlendirdiği, seyir sırasında sanık ... ...’in, sanık ... ile sürekli telefon irtibatı kurduğu, telefonunda meydana gelen sorun nedeniyle sanık ...’ün, sanık ... ...’in bulunduğu araca geçtiği, bu andan itibaren sanık ... ...’in irtibatı sanık ...’ün telefonuyla sağladığı, tanık ...’nun beyanında amiralleri götüren araçlar çıkış yaptıktan sonra sanık ...’ün kendisini arayarak “şu an amiralleri, amiraller var yanımda, amiralleri nereye götürüyoruz bilmiyorum ama kim ne taraftansa bana bir şey söyleyin, bana bir şey söyleyin, gerekirse araçları durdurayım kafalarına sıkayım” dediğinin ve sanık ...’ün kendilerine amirallerin nereye götürüldüğüne ilişkin bilgi verdiğini, müşteki ...’in Donanma Komutanı ile yaptığı telefon görüşmesi sonrasında personelini emirlere uymaması konusunda uyardığı, sanık ...’ün müşteki amirallerin götürüldüğü araca bindiğini öğrendiğinde “biz ona emir verdik niye biniyor, binme dediğimiz halde o araca biniyor” şeklinde tepki gösterdiği, her ne kadar araçlar seyre çıktıktan sonra darbe karşıtı olanlara bilgi akışı sağlamış olsa da, dosya kapsamındaki tanık beyanlarına göre sanık ...’ün yaşanan olağan üstü durumun farkında olacak düzeyde bilgisinin olduğu, Sanık ...’ın, sanık Tuğamiral ...’ın emir astsubayı olduğu, müşteki tümamiral ...’ın sanık ...’ın konutuna gelerek gemilerin kendisinden habersiz bir şekilde seyre kaldırılması konusunda geçen tartışmaya tanık olduğu, gece boyunca ...’ın konutu önünde ayrılmadığı, gece boyu konutta sanık ... ile birlikte sanık ...’nin de bulunduğu, müşteki ..., sanık ...’ın konutundan ayrıldıktan sonra, ...’ın emir astsubayı ...’i konuta gelip komutanın ...’ı Merkez Komutanlığına çağırdığını söyleyerek konuttan ayrıldığı, bunun üzerine sanık ...’ın, sanık ...’a “evin önüne ...’den başka kimse girmeyecek” şeklinde talimat verdiği, sanık ...’ın “...’da mı gelmeyecek?” diye sorması üzerine, sanık ...’ın “o istese de gelemez, onun işi bitti” şeklinde cevap verdiği, sanık ...’ın darbeci amiraller ... ile ...’nin darbeye yönelik bir kısım faaliyetleri kontrol ettikleri konutun önünde sabah saatlerine kadar nöbet tutarak sanıklar ... ve ...’nin eylemlerinin icrasını kolaylaştırdığı, Sanık ...’nın albay rütbesinde Donanma Komutanlığı Hareket Merkezi Başkanı olarak görev yaptığı, Donanma Komutanlığı Hareket Merkezi’nin donanma bağlısı yüzer unsurların hareketlerinin takip edilip bilgi ve kayıtlarının tutulduğu, gerektiğinde emirlerin tüm askeri yüzer birliklere mesaj olarak duyurulduğu, gemiler ile donanma komutanlığı arasında bağlantı sağlamada köprü görevi gören askeri bir birim olduğu, sanık ...’nın gemilerin seyre kalkması ile ilgili bilgileri hareket merkezi vardiya amiri Ufuk Koç ve sanık ... ile yaptığı telefon görüşmeleri sonucu öğrendiği, sanığın karargaha girme isteği önce geri çevrilmiş ise de, saat: 22:45 sıralarında sanık ...’in onayıyla karargaha girdiği, sözde sıkı yönetim direktifini incelediği, saat: 23:01 sıralarında sanık ... ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinden sonra sözde sıkı yönetim direktifi ekinde yer alan atama listesine atıfla “bu emre göre şuandan itibaren donanma komutanı ..., harp filosu komutanı ..., kurmay başkanı ...’dır. Ben onlardan emir alacağım.” şeklinde sözler söylediği, sanığa denizaltı filo ve yıldızlar suüstü eğitim merkezi komutanlığı, deniz eğitim grup komutanlığı gibi diğer askeri birliklerden telefon edilmesi suretiyle sözde sıkı yönetim direktifi ile ilgili tereddütler dile getirilince sanığın arayan kişilere mesajın geçerli olduğunu ve teyit ettiğini söylediği, müşteki Kurmay Başkanı ...’in nezaret koşullarında yanında bulunan cep telefonuyla harekat merkezini arayarak gemilerin seyri konusuna müdahale etmeye çalıştığı, müştekinin hareket merkezini aradığı bilgisinin darbeci amirallere sanık ... tarafından iletildiği ve bunun üzerine müşteki ...’in telefonuna el konulduğu, sanığın ortaya koyduğu bu türden aktif eylemleri ile darbeci amiraller ile iştirak iradesi altında hareket ettiği, C-GEMİLERİN SEYRE ÇIKARTILMASI 1-Talimatın Gelmesi: 15 Temmuz akşamı 5. Muhrip Filotillası Komodorluğu bağlısı bazı personelin ayrılış ve katılışı için Gölcük Donanma Üssü içindeki Orduevi Marmara Restoran’ında bir kokteyl düzenlendiği, kokteyle sanıklardan 5. Muhrip Filotillası Komodoru Albay ..., TCG Oruçreis Gemi Komutanı Kurmay Yarbay ..., TCG Oruçreis 2. Komutanı Kurmay Binbaşı ..., TCG Oruçreis Harekat Subayı Kurmay Binbaşı ..., TCG Salihreis Gemi Komutanı Kurmay Yarbay ..., TCG Salihreis 2. Komutanı Kurmay Yarbay ..., TCG Kemalreis 2. Komutanı Kurmay Yarbay ...’ın katıldığı, kokteylin bitimine müteakip saat 21:03 de ...’ın 5. Muhrip Filotillası Komodoru sanık ...’ü aradığı ve aralarında 50 saniyelik bir görüşme olduğu, bu görüşmenin akabinde sanık ...’ün saat 21:05 de sanık ...’ı, ardından saat 21:13’de kendisine bağlı olmayan 1. Muhrip Filotillası Komodorluğu bağlısı TCG Turgutreis 2. Komutanı sanık Kurmay Yarbay ... ...’nu aradığı ardından saat 21:25’de sanık ...’ı aradığı, devam eden süreçte sanık ... ile ...arasında saat 21:18 ila 21:38 arasında 5 kez telefon görüşmesi gerçekleştiği, bu şekilde gemilerin seyre kaldırılması emrinin Akıncı üssünde bulunan ...tarafından sanık ... aranmak suretiyle iletildiği, sanık ...’ün Harekat Subayı Yavuz Sağır’ı arayarak acil toplanma planı uyguladıkları azami sayıda personele ulaşması ve gemilerin seyir için hazırlanmasını duyurmasını istediği, ulaşılabilen gemi personelinin acil koduyla çağrıldığı, sanık ...’ün saat 21:10 sıralarında TCG Oruçreis Gemisi’ne giriş yaparak saat 21:35 sıralarında “limanda bulunan tüm gemiler Deniz Kuvvetleri Komutanlığı emri gereğince tüm Sabkor tedbirleri alınmış olarak avara edecektir” şeklinde anons yaptırdığı, birliğe terör saldırısı yapılacağına ilişkin yetkili makamlardan intikal eden bir bildirim olmadığı halde üst komuta kademesi ve ilgili merciilerden habersizce sanık ... tarafından gemilerin seyre kaldırıldığı, TCG Oruçreis Gemisi’nin Kurmay Yarbay ... komutasında saat 21:33’de; TCG Turgutreis Gemisi’nin Kurmay Yarbay ... ... komutasında saat 21:34’de, TCG Salihreis Gemisi’nin Kurmay Yarbay ... komutasında saat 21:59’da, TCG Kemalreis Gemisi’nin Kurmay Yarbay ... komutasında saat 22:11’de Poyraz limanından kalkış yaparak Marmara Denizi’ne doğru açıldıkları, kalkışlar sırasında Poyraz Limanı’nda tam bir kargaşa ortamı oluştuğu, 2-TCG Oruçreis Gemisinin Seyre Kalkması ve Gemide Yaşananlar: a-Genel olarak: Donanma Komutanlığı Harp Filo Komutanlığı Kuzey Görev Grup Komutanlığı 5. Muhrip Filotillası bağlısı olan geminin 1. Komutanının Kurmay Yarbay ..., 2. Komutanının Kurmay Binbaşı ..., Harekat Subayının Kurmay Binbaşı ... olduğu, olay gecesi gemileri seyre kaldıran 5. Muhrip Filotillası Komodoru sanık ...’ün bu gemi ile seyre çıkıp diğer gemileri buradan komuta ettiği, sanıklar ..., ... ve ...’ın Orduevinde düzenlenen personel kokteyline katıldıkları, sanık ...’ın saat 20:30 sıralarında kokteylden ayrılarak gemiye gelip vardiya nöbetinin devraldığı, sanıklar ..., ... ve ...’ün bir süre daha kokteylde kaldıkları, kokteylin yapıldığı salonun kamera görüntülerine göre sanıklar Önder Öngör ve ...’ın salondan birlikte ayrıldıkları, sanık ...’ın saat 21.07’de 2. Komutan ...’i arayarak gemiye gelmesini isteyip seyre kalkacaklarını söylediği, sanık ...’ün Harekat subayı ...ı arayarak acil toplanma planı uyguladıklarını, azami sayıda personele ulaşmasını gemilerin seyir için hazırlanmasını duyurmasını istediği, bu talimat üzerine ulaşılabilen gemi personelinin acil koduyla çağrıldığı, sanıklar ... ve ...’ın birlikte Poyraz Limanına geldikleri, sanık ...’ün saat 21:10 sıralarında TCG Oruçreis Gemisi’ne binerek buradan gemilerin seyre hazırlık işlemlerini organize etmeye başladığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığından gemilere büyük bir sabotaj yapılacağı istihbaratının alındığını söyleyerek acil olarak gemilerin seyre kalkması emrini verdiği, geminin saat 21:33’de limandan avara ettiği, gemi seyre kalktıktan sonra sanık ... tarafından genel anons sisteminden terör ihbarı nedeniyle seyre çıktıklarını belirtip bu kadar az personel ile emniyetli bir şekilde seyre çıkıldığı için personeli tebrik ettiği, terör ve sabotaj ihtimaline karşı telefon kullanılmamasının hayati öneme haiz olduğu, bu nedenle telefonların toplanması, uydu takipli televizyon sisteminin devreden çıkartılması yönünde anons yapıldığı, gemi komutanına anonsun gereğinin yapılması hususunda talimat verildiği, telefonların toplanması işleminin 2. komutan sanık ... tarafından sağlanıp gemideki cep telefonu kutusunda kilit altına alındığı, sanık ...’ün talimatıyla diğer gemilerle irtibat kurmak için telsiz bağlantısı tesis edildiği, gemide X-bant sisteminin faal olmadığı, sanık ...’ün cep telefonunu Gemi Komutanı ...’a göstererek ekranındaki içeriğin gemide anons edilmesini istediği, ...’ın “gemiye gelmiş bir mesaj yok, anons yapmak uygun olmaz.” şeklinde geri çevirdiği ve telsiz odasını birkaç kez arayarak gelen bir mesaj olup olmadığını sorduğu, personel arasında darbeye ilişkin bilgiler kulaktan kulağa yayılınca cep telefonu kullanımı ve televizyon yayınları üzerindeki kısıtlamanın kaldırıldığı, sanık ...’ün TRT 1 kanalında korsan darbe bildirisi okunduğunu görmesi üzerine, sanık ...’a personele anons yapılması talimatını vererek bildiriyi personelin de izlemesini sağlamak istediği, sanık ...’ın vardiya amiri olması sebebiyle gemi seyre çıktıktan itibaren köprü üstünden hiç ayrılmadığı, darbe teşebbüsüne dair konuşmalara tanıklık ettiği, donanma üssündeki darbeye yönelik faaliyetlerden ve harp filo komutanının usulsüz göz altına alındığından da haberdar olduğu, sanık ...’ün talimatına uyarak anons devresinden “TSK bildirisi TRT kanalında yayınlanmaktadır. Tüm salonlarda personel tarafından TRT kanalı izlenecektir.” şeklinde anons yaptığı ve birkaç kez bu anonsu tekrarladığı, ayrıca sanık ...’a sorulan gemilerin neden seyre kaldırıldığına ilişkin soruya, terör saldırısı istihbaratı nedeniyle kaldırdıklarını söylediği, gemi ikinci komutanı olarak görev yapan sanık ...’in televizyonda darbe teşebbüsüne dair görüntülerde duyduğu memnuniyeti belirten “araziye el koyduk” şeklinde söz sarfettiği, saat: 02:00 sıralarında ikinci komutan sanık ... tarafından gemi sabkor silahlarına cephane yüklemesi yapıldığı, sanık ...’ün sık sık telefon görüşmeleri yaptığı, personel tarafından kendisine yaşanan durum ile ilgili soru sorulduğunda, emir komuta zinciri içerisinde birinci amiri ...’ın emri ile hareket ettiğini söylediği, yine yaptığı bir telefon görüşmesi sonrasında Yavuz gemisinde donanma komutanının esir alınmaya çalışıldığını, Yavuz gemisini botların sıkıştırdığını, kendilerinin Kemalreis gemisi ile birlikte Yavuz gemisine destek amaçlı adaların güneyindeki mevkiiye hareket etmeleri gerektiğini söyleyerek gemi komutanına intikal emri verdiği, daha sonra sanık ... tarafından Yavuz gemisine tehdit oluşturan botları caydırmak maksadıyla top atışı yapılması talimatı verdiği, gemi komutanı tarafından top atışını gerçekleştirecek sayı ve yeterlilikteki personeli bulunmadığından bahisle top atışı yapamayacaklarını söylemesi üzerine sanık ...’ün “o zaman Kemalreisi görevlendirelim” dediği ve top atışı talimatını Kemalreis Gemi Komutanı ...’a verdiği, geminin Yavuz gemisine yaklaşması neticesinde tehdit oluşturan herhangi bir bot veya sair deniz unsuruna rastlanmadığı, darbe teşebbüsünün ülke genelinde başarısızlığa uğradığının anlaşılması üzerine 16 Temmuz günü saat: 11:50’de Poyraz limanına bağlanmış sözde sıkı yönetim direktifi gemi limana bağlandıktan sonra x-band sisteminin faaliyete geçirilmesiyle saat: 12:45’te Medas Haberleşme Sistemi üzerinden alınabilmiştir. b-Sanıkların hukuki durumları: Sanık ...’ün deniz lisesi dönemlerinden itibaren FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile organik bağ içerisinde olduğu, aramada el konulan cep telefonuna ilişkin dijital materyal inceleme sonuçlarında, ByLock isimli yazılıma ait kalıntılara rastlandığı, sanığın gemilerin seyre kaldırılması talimatını doğrudan Akıncı üssünde bulunan yurtta sulh konseyi üyesi ...’tan aldığı ve kendi komodorluğuna bağlı Kemalreis, Oruçreis, Salihreis gemileri ile başka komodorluk bağlısı Turgutreis gemilerinin seyre kalkmalarını doğrudan kendisi sağladığı, yine ...tarafından verildiği anlaşılan top atışı emrini uygulattığı, Yavuz gemisinde donanma komutanının derdest edilmesi olayında sanık ... ile ...arasında aracılık ederek suçun işlenmesi konusunda da yol gösterdiği, Sanık ...’ın Oruçreis gemisinde harekat subayı olarak görev yaptığı ve 15 Temmuz günü vardiya amiri olduğu, darbe teşebbüsüne ilişkin bilgisi olduğu, Harp Filo Komutanlığı darbeciler tarafından usulsüz olarak göz altına alındığını duyduğu, sanık ...’ün TRT’de yayınlanan korsan darbe bildirisinin personelce izlenmesini sağlamak üzere yaptırılmasını istediği, anonsun sanık tarafından yapıldığı, sanığın sabit hatlardan arandığına ilişkin tespitin bulunduğu, Sanık ...’in Oruçreis gemisi ikinci komutanı olduğu, geminin seyre kalkacağına ilişkin bilgiyi ilk aldığında şaşkın ve yaşananlardan habersiz olduğu, geminin sevk ve idaresinin gemi birinci komutanı tarafından yürütüldüğü, sanığın cep telefonlarının toplanması ve sabkor silahlarının yüklenmesi dışında aktif ve icrai eyleminin tespit edilemediği, gemide cep telefonunu kullanımının normal şartlarda da belirli bir düzen ve koşul altında gerçekleştiği, sabkor silahlarının yüklenmesinin darbe ile ilişkilendirilmeden sabotaja karşı koyma talimleri ve eğitimlerin bir sonucu olarak yerine getirildiği, sabkor tedbirlerinin dava açılmayan diğer gemilerde de benzer şekilde uygulandığı, sanığın darbeye ilişkin görüntüler üzerine “araziye el koyduk” şeklindeki sözlerinin gerçekleşen kalkışmaya ilişkin yönünü ortaya koyduğu, ByLock kullanıcısı olan ve örgüt üyesi olduğu kabul edilen sanığın eyleminin böylece üyesi olduğu örgütün gerçekleştirdiği kalkışmadan duyduğu memnuniyeti dile getirmek şeklinde gerçekleştiği, 3- TCG Kemalreis Gemisinin Seyre Kalkması ve Gemide Yaşananlar a-Genel Olarak: Geminin 5. Muhrip Filotillası Komodorluğu bağlısı olduğu, Gemi 1. komutanı Kurmay Yarbay Ayhan Aydoğan’ın izinde olması nedeniyle Gemi 1. Komutanlığı’na Kurmay Yarbay sanık ... tarafından vekalet edildiği, Gemi 2. Komutanı’nın Kurmay Yarbay ..., Vardiya Amirinin ise Kurmay Yüzbaşı ... olduğu, 15 Temmuz günü düzenlenen 5. Muhrip Filotillası personel kokteyline sanıklar ... ve ...’ın da katıldığı, sanık ...’n sanık ...’ı saat 21:05’de arayarak geminin seyre çıkacağı talimatını verdiği, sanık ...’ın 21:08 ve 21:09’da ikinci komutan ... ile telefon görüşmesi gerçekleştirdiği ve saat 21:17’de Kemalreis Gemisi’ne geldiği, sanık ...’ın asaleten Salihreis Gemisi’nin birinci komutanı olduğu, ancak sanık ...’ün talimatının Kemalreis ile seyre çıkması yönünde olduğu, Gemi İkinci Komutanı sanık ...’ın gemiye geldikten sonra Vardiya Subayı ...’a “personeli çağırın, sabkor kırmızı ve terör ihbarı var, bütün gemilerin hepsi seyre kalkacak, biz de seyre kalkacağız” diyerek personelin gemiye çağrılması emrini verdiği, daha sonra izinde olan gemi komutanını arayarak bilgi verdiği, geminin saat 22:11'de limandan avara ettiği, jurnal kayıtlarında sabkor tedbirlerinin uygulandığının belirtildiği, televizyonda Başbakan’ın “Bunun TSK içerisindeki bir grup tarafından yapılan kalkışma olduğunu düşünüyoruz” şeklindeki açıklamaların gemide Yüzbaşı olarak görev yapan ... tarafından gemi komutanı ve ikinci komutanına aktarıldığı, gemide X-band sistemi aktif olmadığından sözde sıkıyönetim direktifi alınamamış ise de Gemi Komutanı ...’ın cep telefonu dijital incelemesinde “Deniz Lisesi 1990” isimli Whatsapp grubunda sıkıönetim direktifinin fotoğraf olarak paylaşıldığı, Astsubay Kadir Gülmez'in 2. Komutan ...’ın yanına yaklaşarak ‘TSK içerisinde hukuksuz bir girişim olduğu ve kendi komutanlarını aramanın isabetli olacağını’ söylediği, bunun üzerine sanık ...’ın Gemi Komutanı ...’ın aldığı emirleri üç yerden teyit ettirdiğine dair açıklama yaptığı, sanık ...’ın telsiz odasını arayarak seyre çıkılmasıyla ilgili bir mesajın olup olmadığını sorduğu, ...tarafından sanık ...’e verilen top atışı yapılması emri Oruçreis Gemisinde icra edilemeyince sanık ...’ün top atışının Kemalreis Gemisinden yapılması için sanık ...’a talimat verdiği, bunun üzerine sanık ...’ın Silah Subayları ... ve ....’ı çağırdığı, sanık ...’ın verdiği top atışı emrinin neye istinaden yapılacağını sorgulayan sanık ...’ın önce itiraz ettiği, sanık ...’ın yazılı emir verebileceğini söylediği, daha sonra atışın emniyet içinde nasıl icra edileceği konusunun konuşulduğu, Gemi İkinci Komutanı sanık ...’ın atışın mermi kullanmadan sadece hartuç ile yapılıp yapılamayacağı konusunda öneri getirdiği, daha sonra selamlama topu ile atış yapılması üzerine konuşulduğu, bu iki durumun da mümkün olmadığı anlaşılınca eğitim mermisi ile atış yapılmasının kararlaştırıldığı, bu süre zarfında sanık ... ile sanık ... arasında 6 telefon görüşmesi gerçekleştiği, topların yüklenmesi işlemlerine sanık ...’ın refakat ettiği daha sonra yazılı emir hazırlama için bilgisayar başına geçtiği, teknik inceleme sonucu söz konusu emrin bilgisayar ortamında tespitinin yapıldığı, belgenin başlığının “15 Temmuz Gösteri Atışı” olduğu, bu hazırlıkları müteakip top atışı yapılmasına ilişkin gemiye gönderilen bir görevlendirme yazısı olmadan, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı eğitim / tatbikat ve harekât planlama esasları uygulanmadan, Donanma Komutanlığı ve üst komuta kademesinden habersiz üstelik gemi/hava trafiğinin yoğunluğu kapsamında ticari gemi/hava araçlarının emniyeti göz önüne alındığında Marmara Denizinde orta kalibreli toplar (76-130 mm arası toplar) ile atış yapılmasının emniyetsiz kabul edildiği bir ortamda saat 05.51’de 040’56’ 48 K-029’01’32 D mevkisinde (karaya yaklaşık 2 mil mesafede) geminin 51 ve 54 ana batarya topları kullanılarak iskele tarafından yalnızca deniz istikameti ve simüle edilen suüstü hedefine BLP mermi kullanılarak 3 kez top atışı yapıldığı, top atışı yapılmasındaki amacın halk arasında korku oluşturmak darbecilere psikolojik destek sağlamak olarak değerlendirildiği, top atışı yapılır yapılmaz Gemi Komutanı sanık ...’ın sanık Önder Öngörü arayarak bilgi verdiği, saat 06:00 sıralarında sanık ... tarafından ikinci bir atış istenmiş ise de atışa yönelik hazırlıklar sonrasında top bataryasında oluşan arıza sebebiyle bu atışın icra edilemediği, geminin 16 Temmuz günü saat 15:00 sıralarında Gölcük Limanına demirlediği, X-band sisteminin devreye alınması neticesinde gemiye gönderilen mesajların saat 10:00’da alınabildiği, b-Sanıkların Hukuki Durumları: Sanık ...’ın sanık ...’ün tüm talimatlarını sorgulamadan uygulayıp Marmara Denizin’de top atışı yapılmasını sağlayarak darbecilerle fikir ve eylem birliği içinde hareket ettiği, Kendisinden daha düşük rütbeli ve daha tecrübesiz personellerin bile yaşanan olayları sorgulamasına rağmen herhangi bir sorgulama içine girmeyen sanık ...’ın olay gecesi sanık ...’den aldığı talimatları uygulayan Gemi Komutanı sanık ...’ın hareketlerine katılıp gemiden yapılacak top atışı konusunda atışın yapılma biçimine ilişkin fikir verdiği, “15 Temmuz Gösteri Atışı” başlıklı taslak belgede sanık ...’ın görevinin “Kerteriz Kontrolü” olarak belirtildiği, Sanık ...’ın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile organik ilişki içerisinde olduğuna dair tanık beyanları ve sabit hatlardan arandığına ilişkin tespitlerin bulunduğu, top atışı öncesi hazırlıklara refakat ettiği, yazılı emir taslağı hazırlama gayretinde olduğu, ancak hazırladığı taslağın başlığının dahi olayın gerçekleriyle örtüşmeyen biçimde “15 Temmuz Gösteri Atışı” şeklinde olduğu, yine sanığın saat 06:00 sıralarında gelen ancak top arızası nedeniyle gerçekleştirilemeyen ikinci top atışına ilişkin hazırlıklara da refakat ettiği, 4- TCG Salihreis Gemisinin Seyre Kalkması ve Gemide Yaşananlar a-Genel Olarak Geminin 5. Muhrip Filotillası Komodorluğu bağlısı olduğu, Gemi Komutanı ...’ın sanık ...’ün talimatıyla Kemalreis Gemisi ile seyre çıktığı, geminin İkinci Komutan Kurmay Yarbay ... komutasında olduğu, 5. Muhrip Filotillası Komodorluğu personeline düzenlenen kokteyle sanık ...’ın da katıldığı, sanıklar ... ve ... ile birlikte Poyraz Limanına gitiği, sanık ...’ın Gemi Komutanı sanık ... ile görüştüğü ve Salihreis gemisinin kendisi tarafından kaldırılacağı talimatını aldığı, Salihreis Gemisinin bakım onarıma girecek olması nedeniyle seyre çıkabilecek kadar iyi durumda bulunmadığı bu nedenle Salihreis Gemisinin seyre kalkacağı düşünülmezken sanık ...’ün Salihreis’in de seyre çıkması talimatını verdiği, gemi personelinin Oruçreis ve Kemalreis Gemilerinden takviye edildiği, geminin saat 21:59’da seyre kalktığı, gemide sabkor tedbirlerinin uygulamaya koyulduğu, anons sisteminden cep telefonlarının kapatılması ve seyir boyunca kapalı tutulması talimatı verildiği, X-band sisteminin aktif olmadığı, sanık ...’ın sanık ... ile yaptığı telefon görüşmesi neticesinde geminin yakıtının yetersiz olduğu da dikkate alınarak saat 04:26'da Armutlu önlerine demirlediği, saat 02:00 sıralarında sabkor tedbirleri kapsamında dağıtılan silahların sanık ... tarafından toplatılarak kilitlendiği, yaşanan gelişmeleri öğrenen personelin sanık ...’a neler olduğunu sorduklarında sanığın “komodor ile irtibatımız var, emir komuta zinciri içerisinde hareket ediyoruz, emirleri bekliyoruz” şeklinde cevap verdiği, saat 04.30-05.00 civarı sanık ... tarafından 2 kez tabur içtiması gerçekleştirilmiş, özellikle ikincisinde personele, darbe girişimiyle bir alakaları olmadığını, televizyondan takip ettiği kadar bilgisinin olduğunu, gemiyi demirledikleri bölgenin emniyetli olduğunu, ikinci bir emre kadar burada bekleyeceklerini söylediği, sanık ... tarafından intikal emri verildiğinde 16 Temmuz ünü saat 09:30 sıralarında Gölcük’e doğru intikale geçilip saat 14:50 itibariyle iskeleye bağlantığı, b-Sanığın Hukuki Durumu: Sanık ... hakkında örgütle organik bağ içinde olduğuna yönelik tanık beyanı ve sabit hatlardan arandığına dair tespitlerin bulunduğu, sanığın ...’ün talimatlarına sorgulamaksızın uyduğu ve gelecek emirleri beklediği, 5-TCG Turgutreis Gemisinin Seyre Kalkması ve Gemide Yaşananlar a-Genel Olarak Geminin 1. Muhrip Filotillası Komodorluğu bağlısı olduğu, gemi komutanının Kurmay Yarbay ..., İkinci Komutanın Kurmay Yarbay ... ..., Silah Subayının Kurmay Yüzbaşı ... olduğu, düzenlenen personel kokteyli 5. Muhrip Filotillası personeline ilişkin olduğundan bu gemi personelinden kokteyle katılan olmadığı, sanık ...’ün saat 21:13’de Gemi İkinci Komutanı ... ...’nu aradığı, sanık ... ...’nun gemi komutanını haberdar etmediği, saat 21:15’de gemiye giriş yaptığı ve sanık ...’i gemiye çağırdığı, sanık ... ...’nun saat 21.23’de sanık ...’ü saat 21.26’da yine sanık ...’i aramasıyla aralarında ikinci telefon görüşmesi yaptıkları, yine sanık ... ...’nun saat 21.27’de sanık ...’ü saat 21.32’de de sanık ...’i aramasıyla aralarında bir telefon görüşmesi daha gerçekleştiği, sanık ... ...’nun saat 21.39’da yine sanık ...’ü aradığı arama saati ile geminin kalkış saati ile karşılaştırıldığında bu görüşmenin her ikisinin de bulundukları gemilerin limandan kalkış yapmasından sonra yapıldığının anlaşıldığı, Geminin Karadeniz Uyum Harekatına iştirak maksadıyla Temmuz –Eylül tarihleri arasında görevlendirilip Ereğli’ye gitmesi planlı iken makinelerinde baş gösteren arıza sebebiyle olaydan bir süre önce sık sık tecrübe seyri icra ettiği, makinelerdeki arızalı durumun devamı nedeniyle Uyum Harekatına ve tatbikata gidemediği, 14 Temmuz 2016 günü de yine böyle bir tecrübe seyri seferinde makine arızasının tekrar etmesi nedeniyle Gölcük Tersane görevlileri tarafından gemide onarım çalışması gerçekleştirildiği, sanık ... ...’nun sanık ...’den geminin seyre kaldırılması talimatını aldığında evden üniformasını dahi giyinmeden hızla limandaki gemiye geçtiği belirlenmiş, geçerken yan binada komşusu olan 1. Komutanı ...’a haber vermediği, motorcu Astsubay’a gemiyi kaldırmak üzere makineleri hazırlamasını söylediği, personele terör saldırı ihtimalinin bulunduğunu, komutana ulaşamadığı, o gelmeden acilen seyre kalkacaklarını, Körfezin dışına çıkacaklarını söyleyip personelin çağrılması talimatı verdiği, gemi harekete başlayıp sahile verilen merdiven gemiye alındıktan sonra son anda gelen silah subayı sanık ...’in önce yandaki Salihreis gemisine binerek atlamak suretiyle kendi gemisine geçiş yaptığı, geminin makinalarındaki sorun nedeniyle kalkış yaparken Salihreis Gemisine sürterek çıktığı ve her iki geminin de zarar gördüğü, sanık ... ...’nun herhangi bir tedbir aldırmadığı, kalkışı müteakip sanık ... ...’nun tüm personelin telefonlarını süratle köprü üstüne getirmeleri yönünde anons yaptırdığı, telefon yasağı normal seyirlerde telefonların bunun için tahsis edilen kutulara konulması şeklinde uygulanmaktayken o gece tüm personelin telefonları tek tek köprü üstüne getirilip tesliminin sağlanması ve burada bir poşette toplanması şeklinde uygulandığı, telefonunu teslim etmeyen personel bulunup bulunmadığının sanık ... tarafından gemi içersinde dolaşılıp kontrol yapıldığı, teslim etmeyen kişi varsa sanık ... tarafından alındığı, hatta köprü üstüne çıkarılmayan telefon kalmasın diye normal seyirde telefon konulan telefon kutularına, gemide bulunmayan personelin kilitli dolaplarına dahi açılıp bakıldığı, X-band sisteminin devreye alınmadığı, bu nedenle sözde sıkıyönetim mesajının gemiye ulaşmadığı, gemide seyir radarının da arızalı olduğu, sanık ... telsiz konteynırına giderek burada görevli telsiz Astsubayı Mehmet Han Güneş’ten X-band ve Medas bağlantısı olup olmadığını sorup ardından bu cihazların açılmayacağını söylediği, sesli muhabere için 2 adet UHF ve VHF devresinin emniyetli şekilde yani sadece belirli gemilerin duyabileceği biçimde köprü üstüne bağlanmasını istediği, gemideki TV yayın sistemine ait kabloların sanık ...’in talimatıyla söküldüğü, sanık ...’i silah elektronik astsubayına silah sistemlerinin ne kadar sürede devreye alınabileceğinin sorduğu, kendisine silah istediği, cephanelik anahtarını ve sabkor dolabı anahtarını aldığı, sabkor silahlarını doldurttuğu, sanık ... ...’nun rahatsızlığını gerekçe gösterek saat 24:00-04:00 saatleri arasında kamarasında istirahat ettiği, bu zaman zarfı içinde geminin sevk ve idaresinin sanık ... tarafından üstlenildiği, sanık ... ... kamarasından çıktıktan sonra saat 04:39 ila 09:47 arasında 5 kez sanık ... ile telefon görüşmesi gerçekleştirdiği, akabinde darbe teşebbüsü gerçekleştiği ancak bastırıldığı yönünde anons yaptırıp herkesin telefonunu gelip alabileceğini bildirdiği, geminin saat 09:20-10:00 civarı Poyraz limanına geri dönüşe başladığı, b-Sanıkların Hukuki Durumları: Sanık ... ...’nun Turgutreis Gemisi 2. komutanı olduğu, ByLock kullanıcısı olduğunun tespit edildiği, olay günü sanık ...’den aldığı talimatı sorgulamadan uyguladığı gibi gemi komutanını durumdan haberdar etmediği, ilerleyen saatlerde darbe teşebbüsü açığa çıktıktan sonra dahi gemi komutanını aramayıp sanık ...’ün emir ve komutasından çıkmadığı, sanık ... ile fikir ve eylem birliği içinde hareket ettiği, Sanık ...’in örgütle organik bağının olduğuna dair tanık beyanlarının bulunduğu, gemi komutanının emirlerinin uygulayıcısı olarak faaliyet yürüttüğü, gemi komutanı istirahate çekildikten sonra geminin emir ve komutasını üstlendiği, cep telefonlarının toplanmasında alışılagelmiş uygulamanın dışına çıktığı, sanık ... ile fikir ve eylem birliği içine hareket ettiği, 6-TCG Yavuz Gemisinde Yaşananlar a-Genel Olarak Yavuz Gemisi’nin 2. Hücumbot Filotillası Komodorluğu taktik kontolünde TCG Kalkan ve TCG İmdat gemileri ile birlikte Deniz Lisesi Komutanlığı diploma törenine katılmak maksadıyla 15 Temmuz günü saat 06.00 sıralarında Gölcük Limanından hareket ettiği, tören bitimi saat 19:30 sıralarında Gölcük Limanına dönmek üzere demir aldığı, Osmangazi Köprüsü yakınlarına geldiklerinde sanık ...’ın Gemi Komutanı Kurmay Yarbay ...’ü arayarak geri dönerek Marmara Denizi’nde eğitim icra etmelerini söylediği, sanık ... tarafından telsiz kanalından Marmara Denizi’ne geri dönüleceği anonsunun yapıldığı, 2. Hücumbot Filotillası Komodoru Kurmay Albay ...’nın gemi komutanından bilgi aldıktan sonra bu manevranın nedenini öğrenmek için sanık ...’ı aradığı, sabkor alarmı nedeniyle limana girişlerin iptal olduğu bilgisiyle iki hücumbota da geri dönme talimatı verdiği, Yavuz Gemisi’nde X-band sisteminin faal olduğu, sözde sıkıyönetim direktifinin gemiye saat 22:56’da geldiği, sözde sıkıyönetim direktifinin Gemi Komutanı sanık ..., gemi ikinci komutanı sanık ... ve harekat subayı sanık ... tarafından incelenip komodor ...’ya arz edildiği, Komodor ... tarafından mesaja istinaden herhangi bir işlem yapılmayıp kamaraya götürüldüğü, sanık ... tarafından mesajdan bir nüsha daha istenerek gemi komutanına verildiği, mevcut telsiz kanalları iptal edilerek sanık ...’ün kullandığı telsiz kanallarıyla bağlantı tesis edildiği, Gemide televizyonların izlenebilir durumda olduğu, sanık ...’ün gemi silahlarının doldurulması talimatını verdiği ayrıca kendisine ve gemi ikinci komutanına silah istediği, bu olaylar yaşanırken Donanma Komutanı Oramiral ...’nin Fenerbahçe Orduevinde bulunduğu, gemilerin seyre kalktığı bilgisini alıp diğer olağanüstü gelişmeleri de farkedince emir astsubayı ve koruma astsubayı ile birlikte Fenerbahçe Orduevinden ayrıldığı, emir komuta zincirini yeniden sağlama düşüncesiyle gemilerden birine intikal etmek için İstanbul Yelken Kulübü’ne gidip intikal için bot hazırlığına girdiği ve gemi komutanları ile irtibat kurmaya çalıştığı, bir dizi telefon görüşmesi neticesinde Komodor ... ile irtibat kurduğu, Donanma Komutanı’nın Komodor ... ile yaptığı görüşmede gemiye intikal edeceğini söyleyip, kendisini almak üzere geminin Kınalıada batısında uygun bir mevkiye intikal ettirilmesini bu konuda kimseye bilgi vermemesini emrettiği, sonrasında yaptıkları telefon görüşmelerinde Donanma Komutanı Komodor ...’ya emir komutayı yeniden tesis etmeye yönelik darbe karşıtı talimatlar içeren bir mesaj hazırlatması talimatı verdiği, Komodor ... Donanma Komutanı ile görüşmelerinden sonra öncelikle diğer hücumbotlara bölgede kalmaları emrini verip daha sonra Gemi Komutanı sanık ...’ü yanına çağırıp geminin Kalamış açıklarına intikal ettirmesini emrettiği, Donanma Komutanı’nın hazırlanan bot ile Yavuz Gemisi ile buluşacakları noktaya doğru intikale geçtiği, ...’nın kendisine bağlı Harekat Subayı ...’yı yanına çağırıp Donanma Komutanının emrettiği mesajı hazırlamasını Donanma Komutanı geldiğinde imzalatması emrini vererek birlikte mesajı hazırlamak üzere komutan kamarasına geçtikleri, ...’nın ... tarafından müsvedde olarak kaleme alınan mesajı temize çekmek için Harekat Subayı ... ile birlikte telsiz kamarasına gittiği, telsiz astsubayı ... ile birlikte hazırlanan mesaj imzalatılmak ve sair işlemler yapılmak üzere sümen arasına alındığı, Komodor ... Gemi Komutanı sanık ... çağırarak Donanma Komutanını almak üzere intikale geçtiklerini bu bilginin şimdilik kimseyle paylaşılmaması talimatını verdiği, bu noktadan sonra darbeci sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...arasında yoğun bir telefon trafiği başladığı, bu telefon görüşmeleri neticesinde Donanma Komutanı Oramiral ...’nin TCG Yavuz Gemisi’nde derdest edilmesi talimatının verildiği, Donanma Komutanı’nı taşıyan bot ile TCG Yavuz Gemisi’nin Kınalıada civarında birbirine yanaştığı, Donanma Komutanı ile 2 emir Astsubayının saat 02:50 sıralarında Komodor tarafından gemiye alınıp karşılandığı, normal koşullarda gemiye Donanma Komutanı geldiğinde anons yapılması gerektiği halde herhangi bir anons yapılmadığı, Donanma Komutanı’nın talimatı ile hazırlanan mesajın komutana getirildiği, mesajın içeriği itibariyle Donanma Komutanı Oramiral ...’nin TCG Yavuz gemisinde bulunduğu, hâlihazırda emir komuta zincirinin bozulduğu, Donanma Komutanlığı bağlısı tüm unsurların emir ve direktifleri doğrudan Donanma Komutanından alacağı, bunun haricinde hiçbir makamın emrine itibar edilmeyeceği ve bu hususa uymayanlar hakkında yasal işlem tesis edileceği şeklinde olduğu, mesajın komutan tarafından imzalanarak tüm gemilere çekilmek üzere geri verildiği, Komodor ...’nın mesajı ...’ya vererek gerekli işlemleri yapmak üzere telsiz odasına gönderdiği, ayrıca Donanma Komutanı tarafından benzer içerikte bir sesli mesajın da iletilmesi için Komodora talimat verildiği, Komodor ...’nın Gemi Komutanı sanık ...’e sesli mesajın gönderilmesi ile ilgili emri verdiği, Gemi Komutanı sanık ... tarafından bu emir yerine getirilmediği gibi Donanma Komutanını derdest etmeye yönelik planını icraya geçtiği, komutanı derdest etme planını gemi ikinci komutanı sanık ...’e aktardığı, kamaranın dışarıya açılan kapısı için asma kilit bulunmasını, Harekat Subayı ve SHM Subayına silah verilmesini emrettiği, sanık ...’in Harekat Subayı Binbaşı sanık ... ve SHM Subayı Üsteğmen sanık ...’ya silah almaları talimatını vererek silahlığa götürdüğü, sanık ...’ın silahı ne yapacaklarını sorması üzerine sanık ...’in Donanma Komutanını derdest edeceğiz dediği, sanıklar ... ve ...’in Donanma Komutanı’nı ne şekilde derdest edeceklerini planladıkları, kamaranın dışarı açılan kaporta kapısını kastederek oranın da kapatılması gerektiğini konuştukları, sanık ...’in ben orayı hallettim ancak sağlamlaştırmamız lazım dediği, sanık ...’in arka tarafı birisi tutsun dediği, sanık ...’nın bu konuşmaların ardından bahsedilen arka kaporta kapısına gittiği, temin edilen asma kilidi kapı üzerinde takacak yer bulamayınca kapıyı iple bağlayarak kamaradan çıkışı engellediği, sanıklar ..., ... ve ...’ın geminin köprüüstü olarak tabir edilen kısmına çıktıkları, burada sanık ...’ün sanık ...’e “yapacak bir şey yok, bütün sorumluluk bende” dediği, böylece birlikte Donanma Komutanı’nın bulunduğu kamaranın koridora açılan kapısına doğru gittikleri, sanık ...’ün Komutan Kamarası önünde bekleyen Donanma Komutanı Koruma Astsubayı müşteki ...’e silah doğrultarak “seni teslim alıyorum silahını bırak” dediği, sanık ...’in bu sırada çıkan kargaşadan istifade ile komutan kamarası kapısını kilitlediği, sanık ... ile müşteki ... arasında bir mücadele başladığı, müşteki ...’ün olayı komutana duyurmak için “komutanım saldırıyorlar kendinizi emniyete alın” şeklinde bağırdığı, sesleri duyan müşteki Emir Astsubayı ...’ün aşağıdan gelerek sanık ...’ün elindeki silahı almak için müdahalede bulunduğu sırada silahın ateş aldığı, bu fırsattan istifade müşteki ...’ün kendi silahını kurmaya çalıştığı, bunu gören sanık ...’in müşteki ...’ün silahına müdahalede bulunduğu, bu arbedede de silahın ateş aldığı, bu iki silah ateşlenmesinde herhangi bir yaralanmanın meydana gelmediği, bu sırada sanık ...’in de silahını çekerek müşteki... doğrultuğu, olay yerinde bulunan sanık ...’ın da müdahalesi ile müşteki ...’ün silahının elinden alındığı, arbede sırasında müşteki ...’ün yere düşen silahına da sanıklar tarafından el konulduğu, sanık ...’ün müşteki ...’ü silahla doğrultup ölümle tehdit ederek ikna etmeye çalıştığı ancak müşteki ...’ün komutan kamarası kapısının önünden ayrılmayı kabul etmediği, bu sırada sanık ...’nın kamaranın dışarıya açılan kaporta kapısının önünden ayrılıp kamara kapısı önüne geldiği sanık ...’ün talimatı ile silahını müşteki ...’e doğrulttuğu, müşteki ...’ün ilk etapta aşağı inmeyi kabul ettiği ancak müşteki ...’ün kapıdan ayrılmama konusunda ısrarlı olduğu, sanık ...’ın sanık ...’den aldığı talimatla müşteki ...’ü plastik kelepçe ile komutan kamarasının koridora açılan kapısının hemen yanındaki boruya iki elinden kelepçeleyek bağladığı, sanıklar ... ve ...’ın müşteki ...’ün başında nöbetçi olarak bırakıldıkları, bu sırada ...’nın silahlı olup silahını müştekiye doğrultmuş vaziyette beklediği sanık ...’ın ise hücum yelekli olduğu, müşteki ...’ün yapılanın yanlış olduğunu Fetöcülerin darbe yaptığını içeride donanma komutanın bulunduğunu defaatle söyleyerek sanıklara uyarılarda bulunduğu, diğer müşteki ...’ün kontrol altında tutulması için sanık ...’ın görevlendirildiği, yine komutan kamarasının dışarı açılan kaporta kapısının kontrolünün sağlanması için personel görevlendirilmesi talimatının sanık ... tarafından verildiği, silah seslerini ve gürültüleri duyan personelin toplanmaya başlaması üzerine sanık ...’in Genelkurmay’dan emir geldiğini, gemi komutanının üst makamlardan aldığı emir gereği Donanma Komutanı’nı Limana kadar gemide misafir edeceklerini ve güvenlik güçlerine teslim edeceklerini söylediği, personelin doğru yerden emir alınıp alınmadığı konusundaki tereddütlü soruları üzerine sanık ...’in “komutanımız gerekli yerlerle görüşmeleri yapıyor siz sakin olun” şeklinde cevap vererek kuşkuyu bertaraf etmeye çalıştığı, subay salonunda tutulan müşteki ...’ün bir süre sonra sanıklar ... ve ... tarafından geminin köprüüstü tabir edilen kısmına çıkartılıp müşteki ...’ü kapıdan ayrılmaya ikna etmesinin istendiği ancak müştekinin bu talebi kabul etmediği, sanık ...’ün müşteki ...’e gelen mesajı gösterip ...’ün artık görevinin olmadığını söylediği, akabinde müşteki ...’ün kamaraya kapatılması emrini verdiği ve müştekinin sanık ... ttarafından boş bir kamaraya kilitlendiği, bu olaylarla eş zamanlı olarak Donanma Komutanı tarafından gemilere gönderilmesi üzere hazırlatılan mesaj ... tarafından gönderilmeye çalışılırken sanık ...’in “elektronik subayı X-bandı kapat” şeklinde bağırdığını duyan elektronik subayı Gürcan Gürsoy’un telsiz odasını aradığı, diğer elektronik subayı sanık ...’in ise elektronik astsubayı ...’ı aradığı, X-band sisteminin kapatılması emrini ilettiği, sanık ...’ın telsiz odasına gelip doğrudan panele müdahalede bulunup geminin uydu üzerinden muhaberesini sağlayan X-band sistemini kapattığı, kendisine Donanma Komutanı tarafından verilen emir gereği mesaj çekmeye çalıştıklarını söyleyen personele hitaben komutanın emri olduğunu söylediği, ...’nın “mesajı çekelim sonra kapatırsınız” demesi üzerine “isterseniz köprüüstünü arayın beni de oradan aradılar” şeklinde cevap verdiği, daha sonra telsiz odasına sanık ...’in silahlı bir vaziyette gelerek mesajın çekilip çekilmediğini, sistemin kapatılıp kapatılmadığını kontrol edip ısrarlı bir şekilde mesajın çekilmeyeceğini buna karşı koymamalarını söylerek içerideki personeli telsiz odasının dışına çıkartıp ...’yı gemi komutanının yanına götürerek mesajın çekilmediği bilgisini aktardıktan sonra yanından gönderdiği, böylece Donanma Komutanı’nın darbe karşıtı mesajının diğer gemilere gönderilmesinin engellendiği, yine komutan kamarasında bulunan telefon bağlantılarının kesildiği, ayrıca Donanma Komutanının şahsi cep telefonuyla görüşme yapmasının engellenmesi için geminin telefon çekmeyecek noktalara sevk edilmesi talimatının verildiği, gemi komutanının sık sık sanık ...’e “hala çekiyor ... bak senden bilirim” şeklinde sözler söylediği, Gemi Komutanı sanık ... ile sanıklar ... ve ... arasında müteaddid kez telefon görüşmeleri gerçekleştiğinin kayıtlara yansıdığı, müşteki ...’ün başında bekleyen sanık ...’nın saat 05:00 sıralarında tuvalete gidip geldiğinde yerine sanık ...’ın beklediği, saat 06:30 sıralarında sanık ... yerine sanık ...’ın geçerek nöbeti devraldığı, müşteki ...’ün uyarılarını sanık ...’a yönelik de yaptığı ve sanık ...’ın içeride Donanma Komutanı’nın bulunduğundan bilgisi olduğu, sabah saat 07:00 sıralarında müşteki ...’ün gemi komutanı ile görüşmek istediği, sanık ... nezaretinde gemi komutanı ile görüşüp Donanma Komutanına kahvaltı verilmesi gerektiğini söylediği, gemi komutanının müşteki ...’ün kapıdan ayrılması şartıyla bu isteği kabul ettiği, müşteki ... kapıdan ayrılarak önce tuvalet ihtiyacını giderip daha sonra bir kamaraya kapatıldığı, müşteki ...’ün Donanma Komutanına kahvaltı götürdüğü ancak komutanın kabul etmediği, müşteki ...’ün de müşteki ...’ün konulduğu kamaraya götürülerek kapının kilitlendiği, kamaranın 21 top platformu denilen bölüme açılan dış kaporta kapısında da tedbir alındığı, sanık ...’in sanık ...’ya bu kapıyı dışarıdan ip ile bağlattığı, henüz müşteki ... ile gemi komutanı arasındaki arbede yaşanıp silahlar patlamadan önceki bir zamanda sanık ...’in sanık ... tarafından dış kaporta kapısında görevlendirildiği, sanık ... buraya geldiği sırada sanık ...’nın bu yerden ayrılmak üzere olduğu, sanık ... ayrıldıktan sonra sanık ...’ın yönlendirmesi ile sanık ...’nın geldiği, kaporta kapısındaki bağı kontrol ettiğinde sağlam olmadığını görüp bu bağı sağlamlaştırdığı, bu sırada gemi komutanının sanık ...’yı çağırarak orada başkası dursun dediği ve yerine sanık ...’ın geçtiği, olayların kronolojik olarak anlaşılması bakımından sanık ...’nın kaporta kapısında bir süre bekleyip köprüüstüne çıktığı zamanın yukarıda anlatılan olaylardan müşteki ... ile sanıklar arasında yaşanan arbede sonrası diğer müşteki ...’ün gemi komutanı tarafından çağrılarak müşteki ...’ü aşağı inmesi için ikna etmesini istediği anına rastladığı, sanık ... ile ... kaporta kapısında bekleyişe geçtiklerinde sanık ...’in ...’a neler olduğunu sorduğu, sanık ...’ın da içerinde Donanma Komutanı olabileceğini söylemesi üzerine sanık ...’in üşüdüğünü gerekçe göstererek içeri gidip sanık ...’den yerine nöbete devam etmesini istediği, sanık ...’in ne ile ilgili nöbet tuttuklarını sabkor ile mi alakalı olduğunu sorması üzerine sanık ...’in bir şey bilmediğini söylediği, sanık ...’in yaklaşık 15-20 dakika kadar burada beklemiş olduğu, sanık ... buradan ayrıldıktan sonra ...’ın bir süre daha beklemeye devam ettiği akabinde sanık ...’dan izin istediği, sanık ...’ın da sanık...’i uyandır yerine geçsin dediği, sanık...’in yaklaşık olarak saat 06:00 sıralarında uyandırıldığı, kaporta kapısına gitme zamanının yaklaşık saat 06:00 sıraları olduğu, teğmen sanık... kaporta kapısına gelmeden evvel sanık ...’in yerine nöbeti devralan astsubay sanık ...’in saat 06:00 sıralarında geldiği, yani sanık ... buraya geldiği sırada kimsenin bulunmadığı sonra yanına teğmen sanık...’in geldiği, ikisinin birlikte bir süre bekledikleri ve aralarındaki konuşmada karşılıklı olarak bir şey bilmediklerini beyan ettikleri, sanık ...’ün talimatı ile sanık ...’in saat 06:45 civarı gelerek nöbeti sanık...’den devraldığı, sanık ...’in gelmesinden kısa bir süre sonra sanık ...’in sanık ...’a kahvaltı yapacağını söyleyerek yerine bakar olmasını istediği, sanık ...’ın kaporta kapısına gelişinin yaklaşık olarak saat 06:50 civarı olduğu, bir süre sonra geminin iç kısmında sanık ... ile karşılaşan sanık ...’in sanık ...’a “... astsubay dışarıda galiba, ona bir bak, üşümüştür, onu bir değiştir, kahvaltıya gitsin” demesi üzerine sanık ...’dan nöbeti devraldığı, sanık ...’ın saat 07:00 civarı uyandığı ve gemideki bir çok olaydan habersiz olduğu, bu şekilde son olarak sanıklar ... ve ... kaporta kapısında beklerken sanık ...’ün talimatı ile kaporta kapısında bağlı olan ipi çözüp buradan ayrıldıkları, kalkışmanın başarısızlıkla sonuçlanması üzerine saat 08:00 sıralarında Gemi Komutanı sanık ... komutan kamarasına gidip “komutanım bir yanlış anlaşılma oldu emirlerinize girmeye hazırım” dediği, Donanma Komutanının cevaben “sana iki defa emir verdim, ikisinde de benim emrimi dinlemedin, sen artık benimle görev yapamazsın” diyerek sanık ...’ü gönderdiği, ardından Donanma Komutanının emriyle geminin Poyraz Limanına bağlanmak üzere Gölcük’e doğru seyre geçtiği, b-Sanıkların Hukuki Durumları Sanık ...’ün Kurmay Yarbay Rütbesinde TCG Yavuz Gemisinin gemi komutanı olarak görev yaptığı, askeri okuldan itibaren örgütle organik bağının bulunduğuna ilişkin tanık beyanının olduğu, sanıklar ... ve ... ile gece boyu telefon irtibatı kurarak talimatlar aldığı, bu talimatlardan birinin de Donanma Komutanı Oramiral ...’nin gemide derdest edilmesi olduğu, sanığın aldığı talimatı emrindeki subaylarla birlikte planlayıp icraya koyduğu, sanığın Donanma Komutanı Oramiral ... ile Komodor ...’nın hürriyetinin tahdit edilmesi eylemini tek bir fiille gerçekleştirdiği belirlenerek zincirleme suç hükümlerinin uygulandığı ancak müştekiler ... ve ...’e yönelik eylemlerin her bir müştekiye yönelik farklı hareket ve kasıtla gerçekleştirildiği belirlenerek ayrı ayrı cezalandırılması yoluna gidildiği, darbe teşebbüsünün başarısızlıkla sonuçlandığını anlayıncaya dek eylemlerine devam ettiği, Sanık ...’in Kurmay Yarbay rütbesinde TCG Yavuz Gemisinin ikinci Komutanı olarak görev yaptığı, Donanma Komutanı Oramiral ...’nin derdest edilmesi eylemini Gemi Komutanı sanık ... ile birlikte planladığı, bu eylem için gerekli hazırlıkları yaptırıp talimatları verdiği, eylemin gerçekleşmesi sırasında aktif katılım gösterdiği, sanığın Donanma Komutanı Oramiral ... ile Komodor ...’nın hürriyetinin tahdit edilmesi eylemini tek bir fiille gerçekleştirdiği belirlenerek zincirleme suç hükümlerinin uygulandığı ancak müştekiler ... ve ...’e yönelik eylemlerin her bir müştekiye yönelik farklı hareket ve kasıtla gerçekleştirildiği belirlenerek ayrı ayrı cezalandırılması yoluna gidildiği, Donanma Komutanının diğer gemilere göndermek istediği darbe karşıtı mesajın gönderilmesine mani olduğu, gece boyunca darbeci gemi komutanının emir ve talimatı altında fikir ve eylem birliği içinde hareket ettiği, Sanık ...’nın Yüzbaşı rütbesinde TCG Yavuz Gemisinin başçarkçısı olarak görev yaptığı, Donanma Komutanı Oramiral ...’nin tutulduğu komutan kamarasının dışarı açılan kaporta kapısında bağlı olan ipi sağlamlaştırdığı, bu sırada içeride Donanma Komutanı olduğunu bildiği, Donanma Komutanlığı Kurmay Başkanı ...’in gemilere gönderdiği limana dönülmesine ilişkin emrin alınıp alınmadığı hususunda Donanma Komutanlığı Harekat Merkezinde görevli olan ... ile Gemi Komutanı sanık ... arasında geçen konuşmadan bilgisinin olduğu, yaşanan olayları bilmesine rağmen gemi komutanınca uygulamaya konulan plan ve organizasyonun bir parçası olarak iştirak ettiği, Sanık ...’ın Kurmay Binbaşı rütbesinde TCG Yavuz Gemisinin Harekat subayı olarak görev yaptığı, sabit hatlardan arandığına ilişkin tespitin bulunduğu, gemi komutanının Donanma Komutanı Oramiral ...’nin derdest edilmesi eyleminin planlama ve icrasına iştirak ettiği, müşteki ...’ün başında nöbet tuttuğu, müşteki ...’ün kontrol altında tutulmasını sağladığı, Sanık ...’in Teğmen rütbesinde olay günü nöbetçi subayı olarak görev yaptığı, Donanma Komutanı’nın diğer gemilere göndermek istediği darbe karşıtı mesajın gönderilmesinin engellenmesi için X-band sisteminin kapatılması emrini ilettiği, Donanma Komutanı’nın kapalı tutulduğu komutan kaportasının dış kaporta kapısı önünde nöbet tuttuğu, gece boyunca Gemi Komutanı sanık ...’ün emir ve talimatlarına koşulsuz uyarak fikir ve eylem birliği içinde hareket ettiği, Sanık ...’ın elektronik astsubayı olark görev yaptığı, sanık ...’in talimatına uyup telsiz kamarasına giderek doğrudan X-band sistemini kapattığı, Donanma Komutanı’nın darbe karşıtı mesajını çekmeye çalışan ...’nın uyarılarına aldırış etmeden eylemini sürdürdüğü, Donanma Komutanı Oramiral ...’nin mesajının çekilmesi yerine geminin yönetimini ellerinde tutan darbecilerin emir ve talimatlarına uyduğu, ilerleyen süreçte yine darbecilerin emri ile bu kez X-band sistemini açarken Donanma Komutanının kapalı tutulduğu komutan kamarasına ulaşan hattın jak bağlantılarını sökerek komutanın dışarı ile irtibat kurmasını engellediği, darbecilerin emir ve talimatlarına koşulsuz uyarak fikir ve eylem birliği içinde hareket ettiği, Sanık ...’nın Üsteğmen rütbesinde SHM subayı olarak görev yaptığı, ByLock kullanıcısı olduğu, gemi komutanı ve ikinci komutanı tarafından Donanma Komutanının derdest edilmesine yönelik planlama ve icra faaliyetine iştirak ettiği, ikinci komutanın emri ile komutan kamarasının dışarı açılan kaporta kapısını iple bağladığı, müşteki ...’e silah doğrultarak başında nöbet tuttuğu, müşteki ...’ün darbe yapıldığına içeride donanma komutanı olduğuna ilişkin açıklamalarına aldırış etmeden eylemine devam ettiği, darbecilerin emir ve talimatlarına koşulsuz uyarak fikir ve eylem birliği içinde hareket ettiği, Sanık ...’ın elektronik astsubayı olarak görev yaptığı, müşteki ...’ü komutan kamarasının koridora açılan kapısının yanında bulunan demir borulara kelepçelediği, sanık ... silahlı kendisi hücum yelekli olmak üzere müşteki ...’ün başında nöbet tuttuğu, müşteki tarafından yapılan uyarılara aldırış etmeden eylemine devam ettiği, darbecilerin emir ve talimatlarına koşulsuz uyarak fikir ve eylem birliği içinde hareket ettiği, Sanık ...’ın astsubay rütbesinde görev yaptığı, komutan kamarasının koridora açılan kapısının önünde müşteki ...’ün başında bekleyen sanık ...’dan nöbeti devralarak, sanık ... ile birlikte buradaki nöbeti sürdürdüğü, müşteki ...’ün uyarılarını sanığa karşı da tekrarlamasına rağmen eylemine devam ettiği, darbecilerin emir ve talimatlarına koşulsuz uyarak fikir ve eylem birliği içinde hareket ettiği, Sanıklar ..., ..., ..., ..., ve...’in komutan kamarasının dışarıya açılan kaporta kapısı önünde görevlendirilen personeller olduğu, TCG YAVUZ gemisi olay tarihinde Heybeliada’da düzenlenen Deniz Lisesi mezuniyet törenlerine katılmak amacıyla 15 Temmuz 2016 günü saat 06.00’da yola çıkmıştığı, dönüş yolunda öngörülmeyen gelişmeler yaşandığı, esasen gemideki işleyiş alt düzeydeki personel gözünde saat 03.00’a kadar normal seyrinde ilerlerken, Donanma Komutanının gemiye geldiği yaklaşık bu saat itibariyle gemide ani ve olağanüstü olaylar yaşanmaya başladığı, görevli olduğu mahalden ayrılıp ayrılmaması, istirahat için kamarasında bulunup bulunmamasına göre personelin bir kısmı yaşanan bu olaylardan habersizken; haber alan bir kısım personelin de rütbe, statü, konum, olaya ilişkin bilgi ve farkındalık düzeyleri, gemideki bilginin kirlenmesi, geçmiş deneyimleri, eğitim seviyeleri, vs. sebeplerle olayları anlamlandırmakta güçlük çektikleri, kamarada Donanma Komutanının bulunduğuna ilişkin kesin olmayan bilgiye haiz olmalarına rağmen Donanma Komutanı’nın içeride zorla tutulduğuna dair bilgilerinin bulunmadığına yönelik savunmalarının aksi ispatlanamadığından kasıtlı hareket etmediklerinin mahkemece kabul edildiği, Sanık...’in örgütle organik bağının olduğuna ilişkin tanık beyanı ve sabit hatlardan arandığına ilişkin tespitin bulunduğu göz önüne alınarak silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırıldığı, D-SİVİL SANIKLAR VE MAHREM İMAMLARIN EYLEM VE FAALİYETLERİ; ... Kod isimli sanık ...’ın sanık ...’i İstanbul’daki darbe planlama toplantısına götürdüğü, sanık ...’in burada Yurtta Sulh Konseyi Üyesi ...’dan darbeye ilişkin talimatlar aldığı, sanık ...’in ifadesinde dönüş yolunda sanık ...’ın kendisine “gördünüz mü bakın gitmek istiyordunuz ama ne kadar önemliymiş” şeklinde sözleri üzerine kendisinin darbeden önceden haberdar olduğunu anladığını belirttiği, darbe girişimi başarısız olunca Gölcük Donanma Üssü’nden kaçan amirallerin mahrem imamlar ile iletişim kurdukları mahrem imam sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ...’ın darbeci amirallerin kaçmasını ve saklanmasını sağladıkları, Beylerbeyi Deniz Eğitim Komutanlığında Öğretmen Albay olarak görev yapan ve ByLock kullanıcısı olan sanık ...’ın da yine darbeci amirallerin saklanmasına yardım eden sanıklardan olduğu, İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesi kurulan gerekçeye göre; sanık ...’ın gerek tanık beyanları gerek ByLock içerikleri ve tüm dosya kapsamına göre, örgütün darbeye yönelik kararların alındığı, planlamalar yapıldığı özel hizmetler biriminin (mahrem yapı) bu bölgedeki başını çekmesi, genel müdür seviyesinde donanmadaki subay/astsubay tüm askerlerden sorumlu olduğunun tespit edilmesi, adı geçen diğer sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...’ın da hem öncesinde örgüt hiyerarşisine göre sanık ...’un altında mahrem yapı ve işleyişine dâhil, hem de sonrasında hazırlanan bu organizasyona tereddütsüz katılmalarının, bu sanıkların da ... ile irtibatlı ve ortak hareket ettiklerini gösterdiği ve sanıkların birlikte aynı amaç doğrultusunda birleştikleri sonuç ve kanaatine varılmıştır. Darbe teşebbüsünün öncesi ve sonrası ayrımı yapılmaksızın sanık ... ile aynı suçu işleme konusunda birleştikleri, onun talimatlarını yerine getirdikleri ve sanık ... ve diğerlerinin hep birlikte hareket etmek suretiyle darbe teşebbüsü öncesi ve sürecindeki mahrem yapı çatısı altında gerçekleştirdikleri davranışlarıyla Anayasal düzenin ağır tehlikeye koyulması neticesi arasında bulunması gereken uygun illiyet bağının da mevcut olduğu, uygun illiyet bağının bulunduğu kabul edilerek ve adı geçen sanıkların Anayasayı İhlal suçundan ayrı ayrı cezalandırılmalarına ilişkin karar verildiği anlaşılmıştır. IV- KARAR A-Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından verilen beraat kararları, Sanık ... ve ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan verilen beraat kararı ile, Sanık ... hakkında katılan ...’e yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen beraat kararına yönelik temyiz incelemesinde; Sanık ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından verilen beraat kararlarına yönelik temyiz bulunmadığı belirlenerek yapılan incelemede, Yapılan yargılama sonunda yüklenen suçlar açısından sanıklar ..., ..., ..., ..., ...’ın kasta dayalı davranışlarının bulunmadığı; sanıklar ..., ... ve ...’e yüklenen suçun ise sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı ile katılanlar Cumhurbaşkanlığı ve TBMM vekillerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle beraat kararlarının ONANMASINA, B-Sanıklar ..., ... ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,. hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine; Sanıklar ..., ... ve ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmeye yardım etme suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine, Sanıklar ..., ... ve ... hakkında katılanlar ..., ..., ..., ... ve ...’ya yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ayrı ayrı kurulan mahkumiyet hükümlerine, Sanıklar ... ... ve ... hakkında katılanlar ... ve ...’e yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ayrı ayrı kurulan mahkumiyet hükümlerine, Sanıklar ... ve ... hakkında katılanlar ... ve ...’ye yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ayrı kurulan mahkumiyet hükümlerine, Sanıklar ... ve... hakkında katılan ...’ye yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine, Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında katılanlar ... ile ...’ya yönelik zincirleme şekilde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine, Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında katılan ...’e yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyet hükümlerine, Sanıklar ..., ..., ... hakkında katılan ...’e yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine, Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz incelemesinde; Donanma Komutanı Oramiral ...’nin kapalı tutulduğu komutan kamarasının dış kaporta kapısını çıkışı engellemek maksadıyla iple bağlayıp sağlamlaştıran sanık ...’nın, komutan kamarasının koridora açılan kapısı önünde elleri bağlı olarak tutulan koruma astsubayı ...’ün başında nöbet tutan ...’ın ve Donanma Komutanı Oramiral ...’nin darbe karşıtı mesajı diğer gemilere çekilmeye çalışırken X-band sistemini kapatarak kritik öneme haiz mesajın çekilmesine engel olan sanık ...’ın suçun icrasına ilişkin etkin ve fonksiyonel katkıları nedeniyle mahkemenin kararında bir isabetsizlik bulunmadığından tebliğnamede bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir. Mensup oldukları örgütün yönetimi tarafından planlanıp, örgütsel faaliyet kapsamında icra edilen Anayasayı ihlal suçuna ilişkin olarak olay günü ortaya koydukları davranışlar itibariyle planlama, hazırlık ve icra organizasyonundan haberdar olmak suretiyle darbeye teşebbüs suçunu sevk ve idare edenler tarafından verilen emirleri/görevleri kabullenerek konusu suç teşkil ettiği açıkça anlaşılan emirler doğrultusunda ülke çapındaki icra hareketleriyle illi bir değer taşıyan icra hareketlerini gerçekleştiren sanıkların suçun icrasında üstlendikleri rolleri, her birinin suçun icrasına ilişkin etkin, fonksiyonel katkıları da göz önünde bulundurulduğunda fiil üzerinde ortak hakimiyet kurduklarının kabulü ile “müşterek fail” olarak TCK'nın 37. maddesi delaletiyle TCK’nın 309. maddesinden mahkumiyetlerine dair verilen hükümlerde; ayrıca doğrudan cebir ve şiddet içeren icrai hareket niteliğinde olmayan, somut zarar tehlikesinin gerçekleşmesini sağlayacak biçimde fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurmalarını temin edecek fonksiyonel bir mahiyet taşımayan, suç organizasyonu içinde bir iş bölümünün gereği olarak görevlendirilmeleri nedeniyle ika edildiği kanıtlanamayan ancak suçun icrasına başlanmasından sonra katılma iradesini açıkça ortaya koyan, zaman, nitelik ve yakın zarar tehlikesine yaptığı katkı itibariyle bütün olarak darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelen hareketleri gerçekleştirdikleri kabul edilen sanıkların “yardım eden” olarak TCK’nın 39. maddesi delaletiyle TCK’nın 309. maddesinden mahkumiyetlerine dair verilen hükümlerde; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs amacına yönelik olarak vahamet arz eden araç suçlar yönünden verilen hükümlerde; ayrıca silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen hükümlerde bir isabetsizlik bulunmamakla; Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, mahkumiyetine karar verilen sanıkların hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, sanıkların üyesi bulunduğu silahlı terör örgütünün Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs amacına yönelik olarak vahamet arz eden eylemleri gerçekleştirdiği, sanıkların sübutu kabul olunan eylemlerinin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ve ülke genelindeki organik bütünlüğe göre amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, suçlarının sübutu kabul edilmiş, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosya kapsamına göre sanıklar hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerinde bir isabetsizlik görülmediğinden; bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı, tüm sanıklar müdafileri ile sanıklar ... ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... katılanlar Cumhurbaşkanlığı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri diğer nedenler yerinde görülmediğinden, sair temyiz itirazlarının reddine; ancak; 1- Sanıklar hakkında hükmolunan hapis cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken uygulama maddesi olarak doğrudan ve yalnızca TCK'nın 58/9. maddesinin gösterilmesi gerektiği gözetilmeksizin TCK’nın 58/9. maddesi yollamasıyla 58/6. maddesi uyarınca hatalı uygulama yapılması, 2- Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinde uygulama yapılırken temel cezalandırma maddesi olarak TCK’nın 109/2. maddesi belirtildikten sonra arttırım maddeleri olarak TCK’nın 109/3-a,b ve c maddeleri gösterilmesi gerekirken uygulama maddelerinin hatalı şekilde gösterilmesi suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine muhalefet edilmesi, Kanuna aykırı, bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı, tüm sanıklar müdafileri ile sanıklar ... ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...; katılanlar Cumhurbaşkanlığı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeple BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun CMK’nın 303/1-c. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, C bendinin 2-aa, 2-cc, 2-dd, 2-ee fıkralarının 3. paragrafları ile aynı bendin 2-bb fıkrasının 4. paragrafında yer alan “TCK’nın 2-a,b,c maddesi uyarınca” ibareleri çıkarılarak yerine “TCK’nın 3-a,b ve c maddeleri uyarınca” ibareleri eklenmesi, hükmün tekerrüre ilişkin uygulamaları tümüyle çıkartılarak yerlerine “"Örgüt mensubu olan sanıklar hakkında hükmedilen hapis cezalarının TCK'nın 58/9. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezaların infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” ibarelerinin yazılması suretiyle diğer yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, C- Sanık ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve katılan ...’e yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen beraat kararlarına, Sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen beraat kararına, Sanık ... hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ile katılanlar ... ve ...’e yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen beraat kararlarına, Sanıklar ... hakkında katılanlar ..., ... ve ...’ye yönelik; sanık ... hakkında katılan ...’ye yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine, Sanık ... hakkında katılanlar ..., ... ve ...’e yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine, Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine, Sanık ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan verilen beraat kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesine gelince; Sanık ... hakkındaki kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen beraat kararlarından yalnızca katılan ...’e yönelik eyleminin, sanık ... hakkındaki kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen beraat kararlarından yalnızca ... ve ...’e yönelik eyleminin temyize konu edildiği belirlenerek yapılan incelemede 1- Sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen beraat kararında; Sanık müdafiinin sanık hakkında CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca verilen beraat kararının CMK’nın 223/2-b maddesi uyarınca verilmesi gerektiğinden bahisle temyiz talebinde bulunduğu anlaşılmakla, Yargıtay’ın tutarlılık denetimini yapabilmesi için kararın dayandığı tüm verilerin, bu verilere mahkeme tarafından ulaşılan sonuçların; iddia, savunma ve delillere ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması, mahkeme kabulünün duraksamaya yol açmayacak biçimde karar yerinde gösterilmesi, sanık hakkında CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca verilen beraat kararının gerekçeleri ile duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenip yansıtılması gerekirken Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/1, Anayasanın 141/2, CMK'nın 34/1 ve 230/1-c maddelerine aykırılık oluşturacak şekilde gerekçesiz şekilde beraat kararı verilmesi, 2-Örgütün askeri mahrem yapılanması içinde faaliyet yürüten, silahlı terör örgütünün üyesi olduğunda kuşku bulunmayan, darbe teşebbüsü başarısızlıkla sonuçlandıktan sonra darbeci amirallerin kaçmasına ve saklanmasını sağlayan sivil sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...’un dosya kapsamındaki delillere göre kalkışmanın organizasyonu içinde yer aldıklarına, kalkışmaya iştirak ettiklerine ilişkin delil bulunmadığı anlaşılmakla, sanıklara ait ByLock yazışmaları ve darbe teşebbüsünün planlama safhasından itibaren özellikle kalkışmanın başladığı 15 Temmuz 2016 tarihinde yaptıkları telefon görüşmelerine ilişkin HTS analizleri ile sanıklara bağlı olan asker şahısların ifadeleri detaylıca incelenip darbenin planlama safhasında görev alıp almadıkları; Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçu sübut bulan sanık ...’ın faaliyeti benzeri bir faaliyette bulunup bulunmadıkları veya üstleri konumunda bulunan sanık ...’dan kalkışmanın organizasyonuna ilişkin bir emir ve talimat alıp almadıkları araştırılıp tespit edilmesi durumunda Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan hüküm kurulması; sanıkların bu yönde eylem ve faaliyetlerinin tespit edilememesi halinde ise TCK’nın 283. maddesinde düzenlenen suçluyu kayırma suçundan dava açtırılıp işbu dosyayla birleştirilerek TCK’nın 283. maddesinde düzenlenen suçluyu kayırma ve TCK’nın 314/2. maddesi uyarınca silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından TCK'nın 61. maddedeki kriterler de gözetilerek teşdiden ve üst sınıra yakın cezalandırılmaları cihetine gidilmesi gerekirken eksik araştırma ve delillerin değerlendirmesinde düşülen yanılgı ile yazılı şekilde hüküm kurulması, 3-TCG Yavuz Gemisinde Astsubay rütbesinde görev yapan sanık ...’in ülke genelinde ve gemide yaşanan olaylar görünür hale geldikten sonraki bir zaman diliminde katılan ...’ün beyanında kendisi kamaraya kilitlendikten bir süre sonra katılan ...’ün de aynı kamaraya getirilerek kilitlendiğini ve katılan ...’ü getiren kişinin sanık ... olduğunu bildirdiği, katılanın beyanının detay içerdiği ayrıca sanık ...’in beyanında koruma astsubayının sanık ... tarafından önce tuvalete sonra da başçarkçı kamarasına götürüldüğü hususunun doğrulandığı anlaşılmakla, sanığın eyleminin katılanın beyanında bildirildiği şekilde gerçekleştiğinin belirlenmesi durumunda Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarına vücut vereceği dikkate alınarak olayın oluş şekline ilişkin katılan ...’den de sorulup sanığın eylemi şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde beraat kararları verilmesi, 4-Merkez Komutanlığı Koruma Birlik Komutanlığında astsubay olarak görev yapan sanık ...’ün yaşananları sorgular şekilde söylemlerine ilişkin lehe tanık beyanları dosyaya yansımış ise de katılan Albay ... tarafından birliğe çağrılıp darbeci amiral sanık ...’in emrine giren sanığın, yaşanan olağanüstü durumların anlaşılabilir hale geldiği bir zamanda, Albay ...’in ifadesinde açık bir şekilde belirtildiği şekilde ...’in emrine uyulmaması gerektiğine ilişkin uyarıları ve yine katılan amirallerin etrafa yüksek sesle yapılanların hukuksuz olduğuna yönelik uyarılarını dikkate almaksızın amirallerin usulsüz bir şekilde cezaevi nakil aracına konularak İstanbul Maltepe Askeri Cezaevine sevki eylemine katıldığı anlaşılmakla, sanık hakkında Anayasal düzeni ihlal etmeye teşebbüs ve katılanlar ... ve ...’e yönelik zincirleme şekilde hürriyeti tahdit suçlarından mahkumiyeti yerine delillerin değerlendirilmesinde düşülen hata sonucu yazılı şekilde beraat kararı verilmesi, 5- TCG Oruçreis Gemisi 2. Komutanı olarak görev yapan, ByLock kullanıcısı olduğu tespit edilen sanık ...’in personelin cep telefonunun toplanmasını sağladığı, televizyondan darbeye ilişkin görüntüleri görünce “Araziye el koyduk” şeklinde sözler söylediği, olay gecesi saat 02:00 sıralarında sabkor silahlarının yüklenmesini sağladığı, suçun icrasına başlanmasından sonra katılma iradesini açıkça ortaya koyan hareketlerinin, zaman, nitelik ve yakın zarar tehlikesine yaptığı katkı itibariyle bütün olarak darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelik olup, sanık hakkında mahkumiyetine karar verilen TCK’nın 314/2. maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütüne üye olma suçu ile TCK’nın 309/1. maddesinde düzenlenen Anayasal düzeni ortadan aldırmaya teşebbüs etme suçu arasındaki geçitli suç ilişkisi de dikkate alınmak suretiyle TCK’nın 309/1 ve 39/2-c maddeleri kapsamında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçuna yardım etme suçundan hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, delillerin takdir ve değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde kararlar verilmesi, 6- Sanık ...’nin yapılacak silahlı kalkışma ve bu kalkışmanın başarılı olması için katılanların gözlem altına alınarak İstanbul Maltepe Askeri Cezaevine nakilleri hususunda yapılan planlama toplantılara katıldığı, yapılan planlama uyarınca kendilerine verilen görevleri icra ettiği ve bu planlamanın icrası sırasında Yurtta Sulh Konseyi Üyesi olup Akıncı üssünde bulunan ...ve sanık ... telefonla sürekli irtibat halinde olduğu, aldığı talimatları sanık ...’e iletip amirallerin hürriyetinin kısıtlanması eylemini yönlendirdiği gibi sanık ... tarafından Donanma Komutanı Oramiral ...’nin TCG Yavuz Gemisi’ne geleceği öğrenildikten sonra sanıklar ..., ... ve ... arasında yoğun bir telefon trafiği başladığı, sanıklar ... ve ...’ün diğer sanıklarla birlikte Donanma Komutanının hürriyetinin kısıtlanması eylemini fikir ve eylem birliği içerisinde belirli bir organizasyon dahilinde gerçekleştirdikleri dikkate alınarak sanıkların TCK’nın 37/1. maddesi uyarınca asli fail olarak cezalandırılması gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde TCK’nın 39. maddesi uyarınca uygulama yapılması, 7- Sanık ...’ın Donanma Komutanı Oramiral ... ile Komodor ...’nın kapalı tutulduğu komutan kamarasının koridora açılan kapısının önünde elleri bağlı şekilde tutulan katılan ...’ün başında nöbet tutması şeklinde gerçekleşen eylemde sanığın her üç katılana yönelik eylemini tek bir hareketle gerçekleştirdiği gözetilerek TCK’nın 43. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeksizin katılanlar ... ve ...’ya yönelik eylem nedeniyle zincirleme suç hükümleri uygulandığı halde katılan ...’e yönelik eylem nedeniyle yazılı şekilde ayrı hüküm tesis edilmesi, Kanuna aykırı, bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı, tüm sanıklar müdafileri ile sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...; katılanlar Cumhurbaşkanlığı ve TBMM Başkanlığı vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma gerekçesi, atılı suçun mahiyeti ve öngörülen ceza miktarı dikkate alınarak tutuklu sanıkların tahliye taleplerinin reddi ile tutukluluk hallerinin devamına, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın Kocaeli 5. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.05.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
8. Ceza Dairesi, 2018/8414 E., 2018/14235 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
TCK.nun 283/1. maddesinde düzenlenen suçluyu kayırma suçu, "suç işleyen bir kişiye, araştırma, yakalanma, tutuklanma veya hükmün infazından kurtulması için imkan sağlamakla" işlenmektedir.
8. Ceza Dairesi         2018/8414 E.  ,  2018/14235 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hakaret, kaçmaya imkan sağlama HÜKÜM : Mahkumiyet Gereği görüşülüp düşünüldü: 1- Sanık ... hakkında "Hakaret" suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz incelemesinde; Sanık hakkında TCK.nun 125/4. maddesi ve fıkrasının uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanığın suçun sübutuna ve lehe hükümlerin uygulanmadığına yönelik temyiz itirazlarının reddiyle hükmün oybirliğiyle ONANMASINA, 2- Sanıklar ... ve ... hakkında "Kaçmaya imkan sağlama" suçundan kurulan hükümlere yönelik yapılan temyiz incelemesinde; TCK.nun 294. maddesinin 1. fıkrasında gözaltına alınan veya tutuklunun 2. fıkrasında ise "hükümlünün kaçmasını sağlayan" kişinin cezalandırılması öngörülmüştür. Maddenin gerekçesine göre, "...söz konusu suçlar, kaçmaya imkan sağlamakla oluşur." Bu suçun faili, yakalanmış veya belirli bir resmi kurumda tutulurken kaçan kişinin kendisi hariç, herkes bir suçun faili olabilir. Bu suçtaki "kaçan kimseden" kastedilen, devletin yakalama yetkisine istinaden devlet gücü tarafından kanuna uygun bir şekilde özgürlüğü kısıtlanan kimsedir. Bu kimselerin fiil anında özgürlükleri kısıtlanmış olmaları şart olmakla birlikte mutlaka kapalı bir kurumda tutuluyor olmaları şart değildir. Burada dikkat edilirse fail, gözaltına alınan, tutuklu ya da hükümlüyü, özgürlüğünü kısıtlamak için değil, özgürlüğüne kavuşturmak için kaçmasını sağlamaktadır. Bu olgu, suçun manevi unsurunda bir değişklik meydana getirmemekte, yani suçu özel kastla işlenebilen bir suç haline getirmemekte ve fakat suçun düzenleniş amaç ve kanuni tipine göre kanuni tanımda kullanılan "kaçmasını sağlama" ifadesinin kaçarak özgürlüğüne kavuşmasını sağlamak olarak anlamak ve uygulamak gerekliliğini ifade etmektedir. Bu açıklamalar karşısında bu suçun ancak TCK.nun 292. maddesindeki suçların faillerinin kaçmasıyla tamamlanacağı, madde içeriğinde, karar başlığında kullanılan "imkan sağlamak" değil, "kaçmasını sağlamak" kavramının esas alındığı anlaşılmaktadır. Nitekim, maddenin gerekçesine göre de; "aslında bu fiiller, gözaltına alınan, tutuklunun veya hükümlünün kaçması suçlarına iştirak niteliği taşımaktadır. Ancak, izlenen suç siyaseti gereğince, bunların bağımsız suç olarak tanımlanması gereği duyulmuştur." TCK.nun 283/1. maddesinde düzenlenen suçluyu kayırma suçu, "suç işleyen bir kişiye, araştırma, yakalanma, tutuklanma veya hükmün infazından kurtulması için imkan sağlamakla" işlenmektedir. Dikkat edilirse bu madde de hükümlünün kaçmasından değil "hükmün infazından kurtulmasından" söz edilmektedir. Maddenin gerekçesinde "...hükümlü kişinin mahkum olduğu cezanın veya tedbirin infazının engellenmesi..." ifadesine yer verilmiştir. Suçun hareket öğesi "imkan sağlama"dır. Serbest hareketli bir suç olup, imkan sağlama sayılabilecek herhangi bir davranışla işlenebilir. İmkan sağlayıcı fiiller, somut olayın özelliğine göre çok farklı biçimlerde gerçekleşebilir. Ancak bu fiiller, bir suçtan hapis cezası kesinleşen fakat henüz infaz işlemleri başlatılmamış olan (yani özgürlüğü kısıtlanmamış) bir kimsenin kaçmasına yönelik olmalıdır. Aksi halde, eylem TCK.nun 294/2. maddesinde düzenlenen kaçmaya imkan sağlama suçunu oluşturacaktır. Bu açıklamalar ışığında, somut olay incelendiğinde, bir hükmün infazı amacıyla hakkında yakalama emri bulunan ...'ü yakalamak için işyerine gelen görevlilerle tartışarak ve onları basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralayarak ...'ün yakalanmadan olay yerinden kaçmasını sağlayan sanıkların eylemlerinin TCK.nun 283/1. maddesinde düzenlenen "suçluyu kayırma" ve TCK.nun 86/2,3...c. maddesinde düzenlenen kamu görevlilerini yaralama suçlarını oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı, sanık ... müdafii ve sanık ...'ün temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/l. maddesi gereğince uygulanması gereken CMUK.nun 321. ve 326/son maddeleri uyarınca oybirliğiyle BOZULMASINA, 3- Sanık ... hakkında "Kaçmaya imkan sağlama" suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz incelemesinde; 26.07.2010 tarihli olay tutanağı ile şikayetçi polis memurları Battalgazi Odabaşı ve ...'ın beyanları birlikte değerlendirildiğinde, ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2003/938 esas, 2003/1367 karar sayılı dosyasında kesinleşmiş dört yıl hapis cezası olan ve hakkında yakalama emri düzenlenen ... isimli kişinin ... sayılı yerdeki ayakkabıcı mağazasında bulunduğunun öğrenilmesi üzerine kolluk güçlerince anılan iş yerine gidildiği, ancak sanıklar ... ve ...'ün müdahalesi üzerine ...'ün kaçtığı, polis memuru ... tarafından takip edildiği ve yakalanamadığı, iş yeri komşusu olan ve şahsın kaçmasından sonra olay yerine geldiği anlaşılan sanığın, hakkında yakalama emri bulunan... isimli kişinin kaçmasını ve infazdan kurtulmasını sağlayan bir eyleminin bulunmaması nedeniyle beraati yerine hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazı bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.12.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ceza Hukuku Özel Hükümler

Kasten nitelikli yağma suçunu işleyen (A)'nın, hakkında yakalama kararı çıkarıldıktan sonra yakalanmaktan ve tutuklanmaktan kurtulması amacıyla ablası (C)'nin evine sığınması üzerine, (C) durumu bilmesine rağmen kardeşine para ve yurt dışına kaçabilmesi için bir otomobil temin etmiştir. Bu olayda (C)'nin cezai sorumluluğuna ilişkin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'na göre aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

A) (C)’nin fiili, suçun işlenmesinden sonra yardım niteliğinde olduğundan, TCK m. 39 uyarınca nitelikli yağma suçuna yardım eden olarak sorumlu tutulmasını gerektirir.
B) (C), hakkında yakalama kararı olan kardeşinin kaçmasını sağladığı için TCK m. 294 hükümleri uyarınca cezalandırılır, ancak kardeşlik bağı nedeniyle cezasında TCK m. 294/6 gereğince indirim yapılır.
C) Suç işleyen (A)'nın yakalanmasından kurtulması için imkan sağlayan (C) hakkında, TCK m. 283/3'te düzenlenen ve kardeşlik bağına dayanan şahsi cezasızlık sebebi dolayısıyla cezaya hükmolunmaz.
D) (C)'nin eylemi, TCK m. 284 uyarınca hakkında tutuklama kararı verilmiş kişinin yerini bildirmeme suçunu oluşturur ve kardeşi lehine bu suçu işlemesi cezasında indirim yapılmasını gerektiren bir neden olarak kabul edilir.
E) (C), suçluyu kayırma suçunun temel şeklinden sorumludur; ancak fiilin kardeşi lehine işlenmiş olması, hâkimin temel cezayı belirlerken takdiri indirim nedeni olarak dikkate alabileceği bir husustur.