TCK Madde 285Gizliliğin ihlali
Bu metin, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içerir.
Kısaca
Bu madde, soruşturma ve kovuşturma evresinde gizli tutulması gereken işlemlerin, kararların ve duruşma içeriklerinin alenen ihlalini suç olarak düzenler; ayrıca soruşturma işlemlerinin kişilerin suçlu gibi algılanmasına yol açacak biçimde görüntülerinin yayınlanmasını ve haber verme sınırları içinde kalan haberciliği ele alır. Kişiler bakımından herkesi, nitelikli hâl bakımından kamu görevlilerini kapsar.
Bu açıklama madde metninin yerini tutmaz; bağlayıcı olan aşağıdaki metindir.
(1)(Değişik: 2/7/2012-6352/92 md.)
(1)Soruşturmanın gizliliğini alenen ihlal eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Bu suçun oluşabilmesi için;
a)Soruşturma evresinde yapılan işlemin içeriğinin açıklanması suretiyle, suçlu sayılmama karinesinden yararlanma hakkının veya haberleşmenin gizliliğinin ya da özel hayatın gizliliğinin ihlal edilmesi,
b)Soruşturma evresinde yapılan işlemin içeriğine ilişkin olarak yapılan açıklamanın maddi gerçeğin ortaya çıkmasını engellemeye elverişli olması,
gerekir.
(2)Soruşturma evresinde alınan ve soruşturmanın tarafı olan kişilere karşı gizli tutulması gereken kararların ve bunların gereği olarak yapılan işlemlerin gizliliğini ihlal eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.
(3)Kanuna göre kapalı yapılması gereken veya kapalı yapılmasına karar verilen duruşmadaki açıklama veya görüntülerin gizliliğini alenen ihlal eden kişi, birinci fıkra hükmüne göre cezalandırılır. Ancak, bu suçun oluşması için, tanığın korunmasına ilişkin olarak alınan gizlilik kararına aykırılık açısından aleniyetin gerçekleşmesi aranmaz.
(4)Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan suçların kamu görevlisi tarafından görevinin sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenmesi halinde, ceza yarısına kadar artırılır.
(5)Soruşturma ve kovuşturma evresinde kişilerin suçlu olarak algılanmalarına yol açacak şekilde görüntülerinin yayınlanması halinde, altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(6)Soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin haber verme sınırları aşılmaksızın haber konusu yapılması suç oluşturmaz.
Madde gerekçesi
Bu gerekçe kanunun ilk metnine aittir; madde o tarihten sonra 1 kez değişti. Bugünkü metni birebir açıklamayabilir.
Hukukun genel kurallarından birisi, soruşturmanın gizliliğidir. Soruşturma evresinin içeriği ve sınırları, bu evrenin ne suretle cereyan edeceği, aktörleri ve yetkileri kanunla saptanmıştır. Soruşturma evresi genel olarak ve esas itibarıyla kamuya karşı gizli biçimde cereyan eder. Soruşturma evresinin gizliliği, bir defa ceza adaletinin doğruluk, dürüstlük, gerçeğe ulaşma ilkelerine uyulması için bir zorunluluktur. Ancak, her şeyden önce suçsuzluk karinesinin sağlam tutulabilmesi yönünden de vazgeçilemez niteliktedir. Aksi takdirde, bizde ve yabancı ülkelerde örneklerine rastlandığı üzere yargısız infazlar sonucu insanlar ıstıraplara sürüklenmekte ve suçsuzluk karinesi böylece lafta kalmaktadır. Usul kanunları, soruşturma evresinde tarafların ve özellikle şüphelinin ve avukatının yetkilerini belirtmektedir. Avukat, soruşturma dosyasını incelemek olanağına sahiptir. Avukat adalete hizmet eden bir mesleğin mensubu olarak dosyadan elde ettiği bilgileri kanunun verdiği olanaklar çerçevesinde sadece müvekkilini savunması için kullanacak, bunları yayınlamak, örneğin medyaya vermek gibi fiillere girişemeyecektir. Ancak, elbette ki, soruşturması yapılan suçlar hakkında, halkın bilgi sahibi olmak ihtiyacı da vardır. Medya bu suçlar hakkında bilgilenerek halkın bilgi edinmek ihtiyacını karşılamak görevindedir. Medya mensupları, bu konularda doğru haber elde edemediklerinde öteden beriden devşirilen ve çok kere yanlış olan bilgileri halka yansıtmakta ve insanların en temel hakkı olan suçsuzluk karinesi böylece ihlâl edilmektedir; soruşturma da zarar görmekte ve delillerin yok edilmesi hususunda, elbette ki istemeden şüphelilere yardım sağlanmış olmaktadır. Bu maddede, soruşturma evresinde yapılıp alenî olmayan gizli işlemlerin, yani ceza usulüne ilişkin kanunların netice ve içeriklerinin gizli olduğunu belirttiği işlem içeriklerinin yetkisiz kişilerce öğrenilmesinin sağlanması, suç olarak tanımlanmıştır. Ancak, bu nedenle cezaya hükmedilebilmesi için, bilgilendirmenin alenen gerçekleştirilmesi gerekir. Soruşturma aşamasında alınan bazı kararların, örneğin telefon dinleme konusunda alınmış hâkim kararının ve buna dayalı olarak yapılan dinleme işleminin kanun gereğince gizli tutulması gerekmektedir. Bu gizliliğin ihlâli, alınan kararın uygulanmasını engelleyecektir. Bu nedenle, belirtilen kararların ve bunların uygulanmasına ilişkin işlemlerin gizliliğinin açıklanması açısından aleniyet koşulu aranmayacaktır. Maddenin ikinci fıkrasına göre, kanun gereği olarak kapalı yapılması gereken veya kapalı yapılmasına karar verilen duruşmadaki açıklama veya görüntülerin gizliliğinin ihlâli de, suç oluşturmaktadır. Bu nedenle cezaya hükmedilebilmesi için, birinci fıkrada olduğu gibi, gizlilik ihlâlinin alenen gerçekleşmesi gerekir. Soruşturma evresi gibi kovuşturma evresinde, tanığın korunmasına ilişkin olarak kimlik bilgilerinin gizli tutulması gerektiği hususundaki karar alınabilir. Alınan bu kararlara ilişkin gizliliğin ihlâlinin suç oluşturabilmesi için, aleniyet koşulu aranmayacaktır. Üçüncü fıkraya göre, bir ve ikinci fıkrada tanımlanan suçların basın ve yayın yoluyla işlenmesi, daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektirmektedir. Maddenin dördüncü fıkrasında, soruşturma ve kovuşturma evresinde kişilerin suçlu olarak damgalanmalarını sağlayacak şekilde görüntülerinin yayınlanması, bağımsız bir suç olarak tanımlanmıştır.
Gerekçe kanun koyucunun açıklamasıdır, hüküm değildir; çelişirse madde metni esastır.
Değişiklik geçmişi(1)
- 02.07.20121. fıkra 02.07.2012 tarihinde 6352 sayılı Kanunla değiştirildi
Maddenin eski metinleri gösterilmiyor; yalnız hangi bölümün ne zaman, hangi kanunla değiştiği.
Bu maddeyi uygulayan kararlar
36 karar arasından seçildi- Ceza Genel Kurulu E.2019/385 K.2023/534 T.2023-10-18Ceza Genel KuruluKabul
Gizliliğin ihlali suçundan sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 285/1 ve 53. maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin Küçükçekmece 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 26.12.2013 tarihli ve 286-922 sayılı hükmün sanık ... katılan ... tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 16. Ceza Dairesince 15.06.2016 tarih ve 1518-4167 sayı ile;
- İdare Dava Daireleri Kurulu · E. 2020/1690 · K. 2021/1646 · T. 04.10.2021İDDKOnama
Yine 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 285. maddesinde, gizliliğin ihlal edilmesi hali suç olarak kabul edilmiş ve suçun unsurları ve cezası düzenlenmiştir.
- 12. Ceza Dairesi · E. 2024/2390 · K. 2026/1243 · T. 10.02.2026Daire kararıRet
Sanık hakkında Gümüşhane Asliye Ceza Mahkemesinin 12.12.2023 tarihli ve 2023/534 Esas, 2023/974 Karar sayılı kararına konu gizliliğin ihlali suçunun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 285/2. maddesinde yer aldığı ve yargılama konusu eylemin adlî para cezasını gerektiren suçlardan olduğu anlaşılmıştır.
Seçim otomatiktir: kararın maddeyi uygulayan cümlesi, mahkemenin bağlayıcılık derecesi, maddenin sonraki değişiklikleri ve kararın bu maddeye özgülüğü birlikte puanlanır. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Bu maddeye özel soru
Bir organize suç örgütüne yönelik yürütülen ve hakkında kısıtlılık kararı bulunan soruşturmada, soruşturma savcılığı kalemi zabıt kâtibi (K), dosyada yer alan gizli tanık 'X'in, şüphelilerin örgüt içi hiyerarşisine ve suç işleme yöntemlerine ilişkin ayrıntılı beyanlarını içeren ifade tutanağının bir suretini, ulusal bir gazetede çalışan muhabir (M)'ye vermiştir. Muhabir (M) de bu bilgileri ve tutanağın bazı kısımlarını ertesi gün gazetenin manşetinden yayımlamıştır. Yayımlanan haberin, maddi gerçeğin ortaya çıkmasını engellemeye elverişli olduğu ve aynı zamanda şüphelilerin suçlu sayılmama karinesini ihlal ettiği anlaşılmıştır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'na göre, zabıt kâtibi (K)'nin eylemiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
- A) Haberin kamuoyunu bilgilendirme amacı taşıması ve haber verme sınırları içinde kalması nedeniyle (K)'nin eylemi suç oluşturmaz.
- B) Açıklanan bilgilerin devletin iç siyasal yararları bakımından gizli kalması gerektiğinden, (K)'nin eylemi TCK m. 329 kapsamında devlet sırlarına karşı suçları oluşturur.
- C) Fiil, yetkili makamlarca açıklanması kanunen yasaklanan ve niteliği bakımından gizli kalması gereken bilgilerin ifşası olduğundan, TCK m. 336'daki suç oluşur.
- D) Zabıt kâtibi (K)'nin eylemi, TCK m. 285'te düzenlenen soruşturmanın gizliliğini ihlal suçunu oluşturur ve fiili görevinin sağladığı kolaylıktan yararlanarak işlemesi nitelikli hal olarak kabul edilir.
- E) Eylemin cezalandırılabilmesi için (K)'nin siyasal veya askerî casusluk maksadıyla hareket ettiğinin ispatlanması gerekir.