5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 286

Türk Ceza Kanunu 286. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 286- (1) Soruşturma ve kovuşturma işlemleri sırasındaki ses veya görüntüleri yetkisiz olarak kayda alan veya nakleden kişi, altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Genital muayene

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

5 karar eşleşti
12. Ceza Dairesi, 2021/2477 E., 2023/5670 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
enen fikri içtima kaidesinin objektif koşullarının “tek bir fiilin bulunması” ve “birden fazla kanun hükmünün ihlali”nden ibaret olduğu, sanıkların işledikleri fiille birden fazla suçun oluşmasına sebebiyet vermeleri karşısında, haklarında 5237 sayılı TCK'nın 44. maddesindeki fikri içtima hükmünün uygulanarak, eylemlerine temas eden en ağır hüküm olan 2863 sayılı Kanun'un 65/1 maddesi gereğince ce
12. Ceza Dairesi         2021/2477 E.  ,  2023/5670 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/117 E. 2016/34 K. SUÇ : 2863 sayılı Kanun'a aykırılık HÜKÜMLER : Beraat, mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Gündoğmuş Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.04.2016 tarihli ve 2015/117 Esas, 2016/34 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında 2863 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 ncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine, sanıklar ..., ..., ..., ... hakkında 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesi ve 54 üncü maddesi gereğince 2 yıl 1 ay hapis ve 2000 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 22.04.2021 tarihli ve 2016/235079 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan vekilinin temyiz isteği, 1.Sanık ...'in beraatine ilişkin kararın hukuka aykırı olduğuna, 2.Sanığın cezalandırılması gerektiğine, İlişkindir. B. Sanık ...'ın temyiz isteği, 1.Kararın hukuka aykırı olduğuna, 2.Üzerine atılı suçu işlemediğine, 3.Diğer temyiz sebeplerine, İlişkindir. C. Sanık ...'un temyiz isteği, 1.Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, 2.Suç işleme kastı olmadığına, 3.Eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, 4.Hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerektiğine, 5.Diğer temyiz sebeplerine,İlişkindir. D. Sanık ...'in temyiz isteği, 1.Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, 2.Suç işlemediğine, 3.Fazla ceza tayin edildiğine, 4.Lehe hükümlerin uygulanmadığına, 5.Diğer temyiz sebeplerine,İlişkindir. E. Sanık ...'nun temyiz isteği, 1.Kararın hukuka aykırı olduğuna, 2.Suç işlemediğine, 3.Fazla ceza tayin edildiğine, 4.Lehe hükümlerin uygulanmadığına, 5.Diğer temyiz sebeplerine,İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemenin Kabulü 1. "Dosya kapsamına göre suç tarihinde, sit alanı ilan edilen (dosyada karar ve krokisi bulunmaktadır.) Gündoğmuş Güneycik mahallesi sınırları içinde bulunan Tol dağında (öreni) bir kısım insanların define aradığı yönünde jandarmaya yapılan ihbar üzerine, tutanak mümzi tanık beyanından anlaşılacağı üzere, jandarmanın olay yerine gitmesiyle, olay yerinde 4 kişi ile karşılaşılmış, bir kişi kaçmış, sanıklar ..., ... ve ... olay yerinde yakalanmıştır. Yakalanan sanıklar define araştırmak için olay yerine geldiklerini ancak kazı ve sondaj yapmadıklarını beyan etmişlerdir. Diğer sanıklar ise üzerine atılı suçlamayı kabul etmemişlerdir. Tanık beyanına göre de bu sanıklar olay yerinde kazı yapmışlar hilti ile çalışmışlar ve patlatma yapmışlardır. Tanığın beyanı doğrultusunda sit alanında kazı ve patlatmaya yönelik fiziki müdahaleler tespit edilmiş olup, yine bu beyan doğrultusunda araziden kazı ve patlatmaya yönelik alet edevat (hilti, patlayıcı madde, kablo, jeneratör, kazma vs) ele geçrilmiştir. Tanık beyanına göre olay yerinde başkaca kişi görülmemiş olup, keşifteki tespitlere göre de olay yarine ulaşım zorlukla gerçekleşmektedir. İhbar üzerine sanıkların yakalanış şekli, tanık beyanı, ele geçe alet edavat, bilirkişi raporu ile tespit edilen araziye fiziki müdahale koşulları, müdahalenin yapıldığı tarih (yıpranmaya göre hesaplanana) göz önüne alındığında, olay yerinde yakalanan sanıklar ..., ... ve ... in savunmaları suçtan kurtulmaya dönük kabul edilip mahkemmeizce itibar edilmemiştir. Sanık ... da olay yerinde olmadığını, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiştir. Yakalama tutanağına göre bir kişi kaçmış olup, yakalanan sanıklar beyanına göre kaçan kişi ... dur, hatta sanık ...'a duruşmada bu sanığın fotoğrafı gösterilmiş, sanık kaçan kişinin fotoğraftaki ... olduğunu beyan etmiştir. Tanık beyanı ile çizilen robot resim dahi bu sanığa benzemekle, bu sanık savunması da suçtan kurtulmaya dönük kabul edilip mahkemmeizce itibar edilmemiştir. Delillerin bu şekilde değerlendirilmesi sonucu, olayın gelişimi, kazı yapılan bölgede ve sanıkların içerisinde bulundukları araçta ele geçirilen aletler, tanık anlatımları ve bilirkişi raporları nazara alındığında sanık inkar savunmalarına itibar edilemeyeceği, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanıklar ..., ..., ... ve ... nun, fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek 2863 sayılı Kanun'un 6. maddesi kapsamında korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olan kaya mezarlarda ve sit alanınad izinsiz kazı eylemi gerçekleştirdikleri, sanıklar iki gün üst üste sit alanı olan tol örenine ele geçen alet ve edevatla gelip iştirak halinde define bulmak amacıyla kaçak kazı ve sondaj ve patlatma yaptıkları, bu eylemleri ile sit alanında olan tarihi eserlere ve sit alanı dışında korunması gerekli tarihi esere (kaya mezar) geri dönüşümü mümkün olamayan zarar verdikleri mahkememizce kabul edilerek bu sanıklar müsnet sit alanına zara verme (2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanun'u 74/1-2. cümleye aykırılık, 65/1 maddeye aykırılık) suçlamasından cezalandırılmışlardır. Sanık ... Sönme ise olay yerinde yakalanmamış, diğer sanıkların onun da yanlarında bulunduğu yönünde beyanları olmayıp, bu yönde tanık beyanı da bulunmamaktadır. İddianame anlatımında telefon konuşma kayıtlarından bahsedilmiş, bu sanık yönünden başkaca delilden bahsedilmemiş olup dosya kapsamında da başkaca delil yoktur. Bu sanığın diğer sanıklarla telefon konuşma kaydı asıl delili biraz olsun destekleyebilecek yan delil niteliğindedir. Bu tür yan delilin asıl delil veya ispat gücü yüksek diğer yan delillerle desteklenmiş olması gerekmektedir. Hükme esas alınan bir delilin çok kuvvetli olması ve güvenilirliği konusunda herhangi bir risk bulunmaması, destekleyici delillere olan ihtiyacın yoğunluğunu azaltacaktır. Buna karşılık gücü ve güvenilirliği konusunda birtakım şüpheler bulunan bir delilin, suçun sübutu konusunda ulaşılan vicdani kanaat bakımından belirleyici olması halinde, bu durum hakkaniyete uygun yargılanma hakkı bakımından sorun oluşturabilecektir. Sanık ise üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş, yukarıda izah edilen yan delil kapsamında, Cmk anlamında kesin delillerle sanık inkar savunmasının aksi dosya kapsamında ispat edilmemiştir. Bu bağlamda yukarıda irdelenen deliller uyarınca sanık üzerine atılı suçun suçu işlediğinde dair, mahkumiyetine yeter nitelikte her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı nitelikte delil elde edilemediğinden; masumiyet karinesi ve şüpheden sanığın yararlanacağı ilkesinin bulunduğu bir ceza yargılaması sisteminde suçluluk karinesinden hareketle mahkumiyet kararı verilebilmesi mümkün olmadığından, şüpheden sanık yararlanır ( in dubio pro reo ) evrensel ceza hukuku ilkesi geregince, suçun sabit olmaması nedeniyle (isnat edilen suç fiili maddi gerçekliğine yönelik tam bir vicdani kanı oluşmadığından) bu sanık hakkında müsnet suçlamadan beraat kararı verilmiştir. İddianamede kültür varlığına zarar verme ve kazı yapma suçları ayrı ayrı anlatılmış ve sevk maddeleri olarak 2863 sayılı Kanun'un 65/a ve 74/1 maddeleri gösterilmiş ise de, 5237 sayılı TCK'nın 44 maddesinde düzenlenen fikri içtima kaidesinin objektif koşullarının “tek bir fiilin bulunması” ve “birden fazla kanun hükmünün ihlali”nden ibaret olduğu, sanıkların işledikleri fiille birden fazla suçun oluşmasına sebebiyet vermeleri karşısında, haklarında 5237 sayılı TCK'nın 44. maddesindeki fikri içtima hükmünün uygulanarak, eylemlerine temas eden en ağır hüküm olan 2863 sayılı Kanun'un 65/1 maddesi gereğince cezalandırılmaları gerektiğinden, sanıklar üzerine atılı Kültür Varlıkları Bulmak Amacıyla İzinsiz Olarak Kazı veya Sondaj Yapmak (2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanun'u 74/1-2. cümleye aykırılık) suçundan karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmiştir. (Yargıtay 12. Ceza Dairesi 28.11.2012 tarih, 2011/9931e, 2012/25498k sayılı ilamındaki, Yargıtay 12. Ceza Dairesi 11.07.2013 tarih, 2013/7901e, 2013/18937k sayılı ilamındaki tepitler uyarınca) sanıklar hakkında genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması (korku kaygı ve panik yaratabilecek tarzda patlayıcı madde kullanma) suçundan kamu davası açılmış ise de, maddede belirtilen suçun tehlike suçu olduğu, somut olayda ise, kullanılan patlayıcı madde ile tarihi eserlere zarar verilmiş olmakla zarar suçunun oluştuğu, tehlike ve zarar suçunun birlikte gerçekleştiği durumda, zarar suçundan ceza verilesi gerektiği, tehlike suçunun zarar suçu içerisinde eridiği, patlatma eyleminin artık zarar suçunun unsurunu oluşturduğu, bu nedenle dosya kapsamında sadece zarar suçu niteliğinde olan 2863 sayılı Kanun'un 65/1 maddesi gereğince sanıkların cezalandırılmaları gerektiğinden, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan da karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Sanıklar tanık beyanına göre olay yerine iki defa gelmişler, sanıkların farklı günlerdeki eylemleri, mahkememizce tek suç işleme (define bulma) kastı kararı kapsamında değerlendirilmiş olup, sanıklar hakkında TCK 43 maddesi uygulanmamıştır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 04/02/2016 tarih, 2014/20059e, 2016/1259k sayılı ilamındaki ".. 2863 sayılı Kanun'a aykırılık suçunun, ani hareketli suç tiplerinden olmasına karşılık, 6831 sayılı Kanun'un 93. maddesinde düzenlenen işgal ve faydalanma suçunun temadi eden suç tiplerinden olduğu, bu nedenle, 1. derece doğal sit alanı ve aynı zamanda orman sahası içerisinde gerçekleştirilen fiziki müdahalelerin, yapıldığı anda 2863 sayılı Kanun'a aykırılık; varlığını devam ettirdiği sürece de 6831 sayılı Kanun'a aykırılık suçunun oluşumuna sebebiyet verdiği, dolayısıyla, bahse konu suç tipleri arasında “fikri içtima” yerine “gerçek içtima” hükümlerinin uygulanmasında zorunluluk bulunduğu anlaşılmakla; sanık hakkında 6831 sayılı Kanun'a aykırılık suçu ve keşifte tespit edilen eylemi yönünden zamanaşımı süresi içerisinde gereğinin takdir ve ifası mümkün görülmüştür...." tespitler uyarınca, sanıkların sit alanına yaptıklar müdahale ani olup, bu yönde ayrıca süregelen işgal ve faydalanma eylemleri olmadığından sanıklar hakkında 6831 sayılı yasa kapsamında uygulama yapılmamıştır. Mahkememizce mahkumiyet hükmü kurulan davaya konu fiilin haksızlık içeriği 5237 sayılı TCK 61. maddede sınırlı sayıda sayılan temel ceza belirlenme kriterleri değerlendirmesinde; sanıkların olay yerine iki defa gelip sit alanına zarar vermeye yönelik aleni ortamda patlayıcı madde ve ekipmanını kullanarak eylemleri gerçekleştirmesi kastının yoğunluğu olarak değerlendirlmiş, sanıkların patlatıcı madde kullanmaları meydana gelen tehlikeyi artırmış ve bu maddeleri kullanarak sit alanına ve kaya mezarlara birden fazla geri dönüşümü mümkün olmayan zarar verme eylemi gözetildiğinde, bu şekilde suçun işleniş biçimi, sanıkların kasta dayalı kusurlarının ağırlığı meydana gelen tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak temel cezalar, (adli para cezası sanıklar sosyal ve ekonomik durumuna göre taksitli ve cezanın üst sınırı gözetilerek) eylemlerinin ağırlığı ile orantılı olarak alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmiştir. Sanıklara verilen cezadan, cezanın sanıkların geleceği üzerindeki olası etkileri nazara alınarak bu husus lehlerine indirim sebebi kabul edilerek 5237 sayılı TCK'nın 62 maddesi takdiri indirim uygulanmıştır Mahkum olan 2 yıl üstündeki netice ceza itibariyle sanıklar hakkında yasal imkansızlık nedeniyle Tck 51 ve Cmk 231 (hagb) maddeleri uygulanmayarak tüm bu gerekçelerle de, Aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." denilmektedir. 2. Sanık ... savunmasında; "Ben bu konuda daha önce ifade vermiştim, aynen tekrar ederim, bana ismini okumuş olduğunuz diğer sanıkların hepsini tanırım tanıma sebebim de yapmış olduğum iş den dolayı sebze meyve halinde ve çiftçi olmam nedeni ile kendilerin tanırım. Bana okumuş olduğunuz iddianamede bahsi geçen olaya ilişkin hiç bir alakam yoktur, olay tarihinde ben bu kişiler ile görüşmedim, bahsi geçene yere gitmedim. Belirtmiş olduğum adresimde bulunuyordum ve sera işi ile ilgileniyordum. Okuduğunuz iddianamede ... plaka sayılı aracın kime ait olduğunu bilmem ve içerisinde suç eşyalarının kime ait olduğunu bilmem, ben hiç kimse yada tek başıma kazı yapmaya o bölgeye gitmedim, olay ile bir ilgim yoktur. Şayet benim bu konu ile bir ilgim olsaydı diğer arkadaşlar gibi beni de jandarma ekipleri tarafından karakola götürülüp ifadem alınırdı. Sanık ... beni aradı beni aramasının sebebi ikimizinde çiftçi olması nedeni ile görüştük, konuya ilişkin bir şey konuşmadık eğer beni bu konu ile ilgili konuşmuş olsaydık da bu kayıtlara takılırdı, ayrıca bana bu konuya ilişkin evrak yaklaşık 3-4 ay sonra geldi ben de bu duruma hassasiyet göstererek hemen kendim gidip jandarmaya ifademi verdim. İddianamede anlatılan suçlamaları kabul etmiyorum, bulunan suça konu eşyaların hiç biri bana ait değildir, ben olay tarihinde kasaba içindeydim buna ilişkin benim kasabada olduğumu kanıtlayan tanık ve belgeleri mahkemeye sunmaya çalışacağım ayrıca o tarihte benim kullanmış olduğum 537 657 63 59 numaralı hattımdan benim olay tarihinde nerede olduğumun tespiti edilmesini talep ediyorum, ayrıca sanıklardan ... ve ... isimli kişi önceden basit denilebilecek bir husumetimiz olmuştu, bu sebeple de beni bu olaya karıştırdıklarını düşünüyorum, öncelikle beraatime aksi halde lehe olan hükümlerin uygulanmasını talep ederim. " demiştir. 3. Sanık ... savunmasında, "Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, ... benim eniştem olur, olayla bir alakam yoktur, iddianame de anlatım tarihi itibariyle olay tarihinde serada domates toplıyordum, ... aynı zamanda benim öğretmenimdi, onu ziyarete gittim, üvey ablamla evlidir, ablamda bana durumu anlattı, bende insani olarak yardım etmek istedim, sanıklar karakolda ve adliyedeydiler, bende yardım için geldim, herhangi bir kazı eylemi yapmadım, ben eniştemin böyle bir olaya karıştığını ilk defa o gün öğrendim, ...'da çiftçidir, biraderini sormak için aramıştım, hale falan gittiğimde selamlaşırız, buradan bir konuşmuşluğumuz vardır, bu sebeble aramıştım, benim sanıkların yaptığı eylemden haberim yoktur, öncelikle Mahkemeden Beraatime karar verilmesini, mümkün olmaması durumunda lehime olan tüm yasa maddelerinin uygulanmasını talep ederim." demiştir. 4. Sanık ... savunmasında; "Ben daha önce bu olay ile ilgili hazırlık aşamasında ifade vermiştim, Biz ... ve ... ile birlikte Gündoğmuş ilçesine gezmeye gittik. Aracı ... kullanıyordu. Gezmeye giderken yanımızda işaretlerin sırrı isimli kitapta vardı. Kitapta bulunan işaretlerin olup olmadığına bakmak ve gezmek için gitmiştik. Kesinlikle define aramak için gitmedik. İddianamede belirtilen eşyaların hiçbirisi bana ait değildir sadece İaretlerin sırrı adli kitap bana aitti. İddianamede belirtilen diğer iki kişiyi tanımıyorum. Orada define aramak için kazı yapan kişiler suçu bizim üzerimize atıyorlar. Ben daha önceden de o adrese hiç gitmedim. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Beraatimi istiyorum dedi.Hazırlık ifadesi okundu, çelişki nedeniyle soruldu. Böyle bir olay ilk defa başıma geliyor. Bir gün nezarette kalmanında etkisi ile korkarak o şekilde ifade verdim. Biz jandarmaya yakalandığımız yere define aramaya gitmedik gezmeye gitmiştik ve aracımızda da ... ... ve ben vardık diğer kişileri hiç görmedim ve tanımıyorum. Şimdiki ifadelerim doğrudur." demiştir. 5. Sanık ... savunmasında; "Ben bu konuda daha önce ifade vermiştim, aynen tekrar ederim, ben sanık olan hoca lakaplı ... isimli şahsı olay tarihinden 1-1,5 ay önceden tanırım, ..... isimli kişi ile olay tarihinden on gün önce tanıştım, ... isimli şahsıda akrabam olan .... ile aynı iş yerinde çalışmasından dolayı tanırım, olay tarihinden 1 ay kadar önce tanıştım, ... isimli şahıs ile ... ve ...'u ben tanıştırdım. Diğer sanık ...'ı ben daha önceden tanımam sadece ...'ın yanında bir defa gördüm. İddianamede anlatılan yere daha önce ben, Musfafa ve ... ile birlikte gitmiştik gitme sebebimiz sadece dolaşmaktı. Başkaca bir amacımız yoktu daha sonra ... ile tanışmamız neticesinde ... bana İşaretlerin Sırrı isimli kitaptan bahsetti, ve dördümüz kitap neticesinde gezmek ve araştırma yapmak için bölgeye gitmeye karar verdik. İddianame anlatılan ... plaka sayılı doblo marka aracın kime ait olduğunu bilmem, aracı Hoca olarak bildiğim ... bir arkadaşını arayarak temin etti daha sonra dördümüz Konaklı bölgesine gittik oradan aracı aldık ve aracı ben kullandım. İddianamede bahsi geçen yere geldiğimizde araçtan indik, İşaretlerin sırrı isimli kitabı arabada bıraktık ve dördümüz yaya olarak yukarıya doğru gezmek, dolaşmak maksadı ile yukarı çıktık, bir süre dolaştıktan sonra geriye dönerken jandarma ekipleri ve savcı bey ile karşılaştık, bu sırada ... olarak bildiğim şahıs kaçtı ve yakalanmadı neden kaçtığını bilmiyorum ancak paniklediği için kaçtığını düşünüyorum, biz kaçmadık. Ben dağa çıkıp geri dönüşümüz içerisinde geçen zaman da sadece bir çobanı uzakta gördük ancak bu çobanın kim olduğunu bilmem, kendisi konuşmadık. Daha sonra ekipler ile beraber ekip aracı ile karakola gittik ve ifade verdik. İddianamede anlatıldığı her hangi bir patlamaya sebebiyet vermedik, olay yerinde bulunan eşyaların kime ait olduğunu bilmiyorum ayrıca gelmiş olduğumuz araçta bulunan tüfek, diğer eşyaların kime ait olduğunu bilmiyorum ancak bu eşyalar daha önceki ifademde söylediğim gibi ...'ya ait olabilir çünkü diğer kişiler benim yanımdaydı ve onlara ait olmadığını düşünüyorum ancak bu eşyaların ... ya ait olup olmadığından emin değilim sadece ihtimal üzerine öyle dedi. Ben hiç bir şekilde kazı yapmadım, üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum, öncesinde bölgede yapılan kazı suçunu sırf orada o anda bulunmamız nedeni ile kabul edemem, bizim amacımız sadece bölgede dolaşmaktı, İşaretlerin sırrı isimli kitabın yanımızda olması tesadüftür, öncelikle beraatime aksi hale lehe olan hükümlerin uygulanmasını talep ederim." demiştir. 6. Sanık ... savunmasında; "Ben olayla ilgili olarak daha önce ifade vermiştim, aynen tekrar ederim, bu ifademin okunmasını istiyorum, dedi. Sanık savcılık aşamasındaki ifadesi okundu, soruldu: Doğrudur, aynen tekrar ederim, savunmam bundan ibarettir, olay günü biz dört kişiydik, kaçan kişi ise Haşim Mustafadır, dedi. Dosya içerisindeki Mustafa Haşimoğluna ait CD'deki fotoğraf bilgisayar yardımıyla sanığa gösterildi, soruldu.Sanık beyanında; Yanımızda olan kaçan ... bu kişidir" demiştir. 7. Tanık ... savcılıktaki ifadesinde; "Ben Güneycik mahallesinde ikamet eder ve geçimimi çobanlık yaparak sağlarım, Güneycik mahallesi Tol dağı çevresinde hayvanlarımı güdüyorum. 27.02.2015 tarihinde saat 17.00 sıralarında İlçe Jandarma Komutanı ve ... Astsubay, uzman Kıdemli Çavuş ..... ve C.Savcısı .....y kaçak kazı yapılan yere bakmaya gelmişlerdi, ben kendilerine yol gösteriyordum, kazı yapılan yerleri ben kendilerine gösteriyordum, son kazılan yeri de kendilerine göstermek üzere yürürken kazı yapılan yere 4 tane şüpheli şahıs gelmekte idi, sesleri geliyordu, ben bunun üzerine saklanalım dedim, ben kenara saklandım, ancak şahıslar Jandarmaları fark ettiler, ben Komutanlara kazı yapan şahıslar bu şahıslar dedim, sesleri o şahısların seslerine benziyordu, daha sonra şahısların üç tanesi yakalanmış, Jandarma bana bu şahısların fotoğraflarını gösterdi, bende daha önce kazı yapan şahısların bu şahıslar olduğunu kendilerine söyledim, yalnız bu şahıslardan hariç iki şahıs daha vardı, tahminime göre onlar kaçmışlar, bu olaydan 1 gün öncesinde 26.02.2015 tarihinde saat 10.00 - 10.30 sıralarında ben aynı bölgede hayvanlarımı otlatıyordum, 27.02.2015 tarihinde şahısların yakalandığı ve benim son kazı yapılan yer diye ifademde belirttiğim yerde aynı şahısları gördüm, bana göstermiş olduğunuz fotoğraf teşhis tutanağındaki fotoğraflarda 3-5 ve 7 numaralı şahıslar olay yerinde bulunan şahıslardır bu kişilerin isimleri sizden öğrendiğim kadarı ile ..., ... ve ... imiş, diğer tarif ettiğim diğer iki şahıs fotoğraf teşhis tutanağında yoktur, bu şahıslardan bir tanesi hilti makinesi ile taşı delmeye çalışıyordu ve kazı yapıyordu, bu şahıs bana göstermiş olduğunuz ... isimli şahıstır, diğer şahıslardan bir tanesi elinde kitap gibi bir şeyi inceliyordu, tahminime göre hazine ile ilgili bir kitaptı, bana göstermiş olduğunuz ( Fotoğraf teşhis tutanağındaki ) fotoğraflar arasında bu şahıs yoktur, bu şahısların bulunduğu yerde ayrıca, kazma, kürek, hilti, jeneratör vardı, daha sonra bu jeneratör şahıslar yakalandıktan bir kaç gün sonra bu yere 500 metre ilerideki başka bir kazı yapılan bir yerde bulundu, hatta ben .....a bu konuda yardım ettim, birlikte malzemeleri arazide bulduk, bu jeneratör ve hilti şahısların 27.02.2015 tarihinde kullandıkları hilti ve jeneratör idi, bunu net olarak gördüm, ben bu olayla ilgili köyden birisinin bilgi verip vermediğini yada yardım ettiğini görmedim, yalnız 26.02.2015 tarihinde şahıslarla karşılaştığımda şahıslar patlatma yapacaklardı ve bana karşı rahattılar, ben Jandarma burayı basar ne yapıyorsunuz dedim, onlardan birisi bana " gel ... yeğenim buraya " dedi, ben adamı nerden bildiklerini sordum, onlardan fotoğraf teşhis tutanağında gösterdiğiniz 3 numaradaki şahıs bana " biz seni sorduk, ondan zarar gelmez dediler, bir şey çıkarsa senin payını veririz, sen yeterki sesini çıkarma " diye söyledi, ancak ben bir şey demeden oradan ayrıldım. Bana şahıslar hayvanlarımı uzaklaştırmamı patlatma yapacaklarını söylediler daha sonra iki kez patlatma yaptılar seslerini duydum. Ben şahıslardan herhangi bir şey almadım, zaten daha önceden ( 1 ay kadar öncesinden ) Jandarma Komutanı ile irtibat halinde idim. Olay yerinde 26.02.2015 tarihinde görmüş olduğum diğer iki şahsı görsem tanırım, bu şahıslardan bir tanesi, zayıf uzun boylu, kırmızı ve sarı sakallı, sarı saçlı, üzerinde dizlerini geçecek şekilde uzun bir mont vardı, yaklaşık 30-35 yaşlarında, açık tenli biri idi, diğer şahıs ise kısa boylu, esmer, etine dolgun, başında bere olan, 25-30 yaşlarında bir şahıstı, esmer tenli bir şahıstı. Bu şahısların uzman tarafından bana sorulursa çizimlerine yardımcı olurum, benim olayla ilgili bilgi ve görgüm bundan ibarettir, herhangi tehdit yada başka bir olaya maruz kalırsam size ve Jandarmaya bilgi vereceğim, herhangi bir koruma talebim yoktur, olursa bildireceğim." demiştir. 8. Tanık ... keşifteki beyanında; "Ben Güneycik köylüyüm, çobanlık yaparım, şuan için bıraktım, olay tarihinde ben gösterdiğim dağdaydım, keçilerimi otlatıyordum, ilk gün dağlık alanda beş kişi gördüm, daha önce ki beyanımda bunları üçünü gösterilen fotoğraflardan ve yakalanmaları ile tespit etmiştim, ben sanıkları gösterdiğim alanda kazı yaparken hilti ile çalışırken, taşları kırarken gördüm, rahat davranıyorlardı, benden çekinmediler, ben jandarma gelir dedim, uzun boylu olan jandarma kim oluyor, dedi, en son size gösterdiğim mezar normal yukarda gördüğünüz mezarlar gibiydi, patlatma sonucunda mezarın yok edildiğini gördüm, hatta benim burdan uzaklaşmam konusunda uyardılar, keçilere taş sıçrayabilir dediler, olay günü öğle saatlerinde 2 defa patlama sesi duydum, akşamda 3-4 defa patlama sesi duydum, bu patlama sesleri gösterdiğim yerlerden gelmiştir, jandarmayla beraber gittiğimizde patlatılan taşları mezarları gördük, jandarma tutanak tuttu, olay yerinde jandarma hilti jeneratör, dinamit lokumu, kablo, kazma, kürek buldu ben dağ alanda bunlardan başka da görmedim, jandarmaya ben haber verdim, C. savcısı ve jandarma ekibi gelmişti, bu ara önceki gün gördüğüm sanıklarla karşılaştık, sanıklardan bir tanesi kaçtı, üçü yakalandı, ben teşhisleri yapmıştım, bana Alanyada fotoğraf gösterilmişdi, kaçan kişinin suratı aynı ona benziyordu, ancak tam teşhis edemedim, dedi. Dosyada ...'e ait fotoğraf gösterildi, soruldu: Ben bu kişiyi tam olarak göremedim, birinin kafasında bere vardı, dedi.dosyadaki ...'na ait fotoğraf gösterildi, soruldu: Bu kişinin surat tipi kaçan adama çok benzemektedir, ancak net olarak teşhis edemiyorum, dedi. Tanık devamla; Ben sabahları hayvanları buralara salarım, sabah birşey yoktur, akşam alırken kazı yapıldığını görüyordum, burası tarihi bir yerdir, bu nedenle kazıldığını tahmin ediyorum, tanıklık ücreti talebim yoktur." demiştir. 9. Mahkemece mahallinde 29.02.2016 tarihinde keşif icra edilmiş olup, "Kazı yapıldığı iddia edilen alan dağın tepesinde olmakla tutanak mümzileri ve tanık da refakate alınarak yaya olarak yürünmeye başlandı. yaklaşık 1 saat yaya olarak dağa tırmanma ile davaya konu iddia edilen alana gelindi, yaya olarak yürünürken etrafta taş mezarlar olduğu gözlemlendi, açık keşfe başlandı, tanık ... gösterimi ile davaya konu yerler tek tek gezilmeye başlandı. Birinci alan olarak gösterilen yerde ana kayada patlatmaya dayalı parçalanma olduğu gözlemlendi, 2 nolu alanda üstü açık kaya mezar olduğu, kaya mezarın yan tarafında kayalarda patlatma izlerinin olduğu, yine yan tarafta kral mezarına benzer yapı olduğu gözlemlendi, kaya mezarının üzerindeki kapak taşının parçalanmış olduğu gözlemlendi, 3 nolu alanın kral mezarı tipli yapının alt tarafında derin çukur şekilnde kazı yapılmış olduğu gözlemlendi, 4 nolu alanda kaya mezarı olaraka görünen taş yapının tamamen patlatılarak yok edilme derecesine varılmış olduğu ve dibinde derin bir çukur açılmış olduğu gözlemlendi, bilirkişilerce bu yerlerin incelenmesi not alınması sağlandı, fotoğrafları çektirildi." şeklinde gözlemde bulunulduğu anlaşılmıştır. 10. Keşif neticesinde alınan inşaat mühendisi ve sanat tarihçi bilrikişi ortak raporunda; dava konusu yerin sit alanı olduğu, kayalığın, kaya mezarlığının ve kapaklarının patlatılarak tahrip edildiği, define bulmak amacıyla kazı çukurları açıldığı, geri dönüşümü mümkün olmayan tahribat meydana geldiğinin tespit edildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE 12.02.2015 tarihinde 10.30 sıralarında kolluğa Güneycik mahallesi Çamlıtepe mevkiinde kaçak kazı yapıldığına dair gelen ihbar üzerine kolluk ekiplerince olay yerine 15.00 sıralarında intikal edildiği, 7 noktada 2-3 m çapında, 2-3 m derinliğinde çukurlar olduğun, bazılarının yağmur nedeniyle suyla dolduğu, su ile dolu olmayan çukurların yeni kazıldığının tespit edildiği, 27.02.2015 tarihinde de, 12.02.2015 tarihinde kazı yapan şahısların aynı yerde olduğu ve silahlı oldukları yönünde gelen ihbar üzerine kolluğun yeniden olay yerine gittiği, belirtilen bölgede çobanlık yaptığı bilinen ... isimli şahsın huzura alındığı, şahsın gösterdiği yerlerde kazı yapıldığının tespit edildiği, ilçe merkezine dönmek üzere hareket edildiği sırada kazı alanına 4 şahsın yaklaştığı, tanık ...'ın daha önce burada kazı yapan şahısların bu şahıslar olduğunu beyan ettiği, şüphelilerden birinin kolluğu görünce kaçtığı ve yakalanamadığı, olay yerinde ..., ... ve ...'ın yakalandığı, ... plakalı araçta yapılan aramada sol ön kapı cebinde 2 renkli taş parçası, bagajda dağcılıkta kullanılan bel kemeri, lastik çizme ve av tüfeği , ...'ın üzerinde yapılan aramada 1 adet " işaretlerin dili" isimli kitap, olay yerinde tarihi eser olup olmadığı bilinmeyen taş parçaları, çanta içinde dedektör, tüfek, kazma, kürek bulunduğu, olay yerinde 1.8 m derinliğinde kayanın açılmış vaziyette olduğu, açılan kayanın içine hilti, kablo, fünye, dinamit lokum, beyaz renkli madde yerleştitilmiş olduğu, kayanın 1,5 m güneyinde 1 adet demir ve kazma olduğu, 8 m ilerisinde jeneratör olduğunun tespit edildiği, beyaz madde için alınan uzmanlık raporunda patlayıcı karışımlarında kullanılan sodyum klorat ve klorat şeker karışımı olduğunun tespit edildiği, Müze Müdürlüğü raporunda, ele geçen taş parçalarının 2863 sayılı Kanun kapsamında olduğunun belirtildiği, fotoğraf teşhis tutanağı düzenlenerek tanığa gösterildiği, tanığın teşhis tutanağındaki 5 nolu şahsın hilti ile delme yaptığını belirttiği, 3-5-7 nolu şahısları teşhis ettiği, 3 nolu şahsın sanık ..., 5 nolu şahsın sanık ..., 7 nolu şahsın sanık ... olduğu, kolluk ekiplerince yakalanamayan diğer şahsın da tanık anlatımları ile robot resminin çizildiği, sanıklar ..., ..., ...'ın olay yerinde kaçan kişinin Mustafa olduğunu belirttikleri, sanık ...'ın duruşmada da sanık ...'yı fotoğrafında teşhis ettiği dosya kapsamında A. Sanık ... Hakkında Kurulan Beraat Hükmü Açısından; 1.Sanık ...'ın olay yerinde yakalanmadığı, aşamalardaki beyanlarında üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği, olay yerinde yakalanan sanıklar ..., ... ve ...'in olay yerinde İlyas'ın olduğuna dair bir beyanlarının olmadığı, olay yerinden kaçan kişinin Mustafa olduğunu belirttikleri, tanığın da İlyas'ı teşhis edemediği dosya kapsamında, sanık ...'ın üzerine atılı suçu işlediğine dair, savunmasının aksine, şüpheden uzak, mahkumiyete yeter derecede kesin delil mevcut olmadığı anlaşıldığından, mahkemece sanığın beraatine dair hüküm tesisinde hukuka aykırılık görülmemiştir. 2. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. B. Sanıklar ..., ..., ..., ... Hakkında Kurulan Mahkumiyet Hükümlerine Yönelik Temyiz İstekleri Açısından; 1.Sanıkları fikir ve eylem birliği içerisinde I. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilen ve tescil kararı mahallinde mutad vasıtalarla ilan edilen alanda patlayıcı maddeler, delici, kırıcı kazıya yarar aletler kullanmak suretiyle kültür varlığı bulmak amacıyla izinsiz kazı yaptıkları, kayalığın, kaya mezarlarının ve kapaklarının patlatılarak tahrip edildiği, sit alanında geri dönüşümü mümkün olmayan zarara sebebiyet verdikleri sabit olmakla, mahkemece sanıkların mahkumiyetlerine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. 2.Sanıkların dosyada bulunan deliller kapsamında tayin olunan eylemi bakımından, 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanıkların kastının yoğunluğu, dava konusu alanın niteliği, kazının boyutu, kullanılan malzemelerin niteliği ve sit alanında meydana gelen zararın ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak sanıklar hakkında belirlenen temel ceza miktarında bir isabetsizlik bulunmamış olup, sanık ...'în fazla ceza tayin edildiğine dair temyiz itirazı yerinde görülmemiştir. 3. 5237 sayılı Kanun'un 50 nci, 51 inci maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin, hükmedilen ceza miktarı nedeniyle, uygulanmasında yasal imkan bulunmadığından, sanıkların bu yöndeki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 4. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıkların yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. 5. 2863 sayılı Kanun kapsamında olduğu tespit edilen taş parçalarının, 2863 sayılı Kanun'un 75 inci maddesi gereğince Müze Müdürlüğüne teslimine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur. 6.Sanıklar kurulan hükümlerde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen (5) nolu bentte belirtilen hususlar dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir. V. KARAR A. Sanık ... Hakkında Kurulan Beraat Hükmü Açısından; Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Gündoğmuş Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.04.2016 tarihli ve 2015/117 Esas, 2016/34 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B. Sanıklar ..., ..., ..., ... Hakkında Kurulan Mahkumiyet Hükümlerine Yönelik Temyiz İstekleri Açısından; Gerekçe bölümünde (B-5) numaralı bentte açıklanan nedenle Gündoğmuş Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.04.2016 tarihli ve 2015/117 Esas, 2016/34 Karar sayılı kararına yönelik sanıkların temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükme son bent olarak "2863 sayılı Kanun kapsamında tasnif ve tescile tabi, korunması gerekli kültür varlığı niteliğinde olduğu tespit edilen taş parçalarının aynı Kanun'un 75. maddesi gereğince Müze Müdürlüğüne teslimine” ibaresinin eklenmesi ve hükümdeki diğer hususların aynen bırakılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.12.2023 tarihinde karar verildi.

Diğer kararlar (4)

1. Ceza Dairesi, 2021/11789 E., 2022/6696 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
hakkında verilen cezanın Bölge Adliye Mahkemesince artırılması nedeniyle TCK'nin 286/2-b maddesi gereğince kararın temyize tabi olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
1. Ceza Dairesi         2021/11789 E.  ,  2022/6696 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇLAR : Kasten öldürmeye teşebbüs HÜKÜMLER1)Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesinin 15/03/2017 tarih, 2016/55 (E) ve 2017/19 (K) sayılı kararı; a) Sanık ... hakkında katılana yönelik kasten yaralama suçudan; 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 86/3-e, 87/1-d, 87/3, 62/1, 53. maddeleri uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası, b) Sanık ... hakkında kasten yaralamaya yardım etme suçundan; 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 86/3-e, 87/1-d, 87/3, 39/1, 62, 53. maddeleri gereğince 2 yıl 11 ay hapis cezası, 2) ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 15/06/2017 tarih ve 2017/1146 (E), 2017/1625 (K) sayılı kararı; istinaf başvuruları üzerine anılan mahkumiyet hükmünün 5271 sayılı CMK'nin 280/2. maddesi uyarınca kaldırılarak; a) Sanık ... hakkında katılana yönelik öldürmeye teşebbüs suçundan; 5237 sayılı TCK'nin 81/1, 35/2, 29, 62, 53, 63. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası, b) Sanık ... hakkında katılana yönelik öldürmeye teşebbüs suçundan; 5237 sayılı TCK'nin 81/1, 35/2, 62, 53, 63. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası. TÜRK MİLLETİ ADINA ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 15/06/2017 tarih ve 2017/1146 (E),2017/1625 (K) sayılı kararının sanık ... müdafii tarafından 5271 sayılı CMK'nin 291. maddesinde belirtilen süre içinde, sanık ... müdafii tarafından süresinden sonra temyiz edildiği anlaşılmıştır. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü; Sanık ... ve müdafiinin yüzüne karşı verilen hükme yönelik temyiz süresinin "tefhimden itibaren" başlayacağının belirtilmesi yerine "tebliğden itibaren" denilmek suretiyle karışıklık yaratılması nedeniyle yanıltıldığından, sanık ... müdafiinin temyiz talebinin süresinde kabul edilerek yapılan incelemede; ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 15/06/2017 tarih ve 2017/1146 (E),2017/1625 (K) sayılı kararının sanıklar ... ve ... müdafiileri tarafından anılan sanıklar hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan kurulan mahkumiyet hükümleriyle sınırlı olarak temyiz edildiği belirlenerek bu kapsamda yapılan temyiz incelmesinde; Sanık ... hakkında ilk derece mahkemesi tarafından, hükmedilen hapis cezasının beş yılın üzerinde olması nedeniyle, kararın 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesi gereğince, sanık ... hakkında verilen cezanın Bölge Adliye Mahkemesince artırılması nedeniyle TCK'nin 286/2-b maddesi gereğince kararın temyize tabi olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 1) Sanık ... hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin yapılan temyiz incelemesinde; ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 15/06/2017 tarih ve 2017/1146 (E), 2017/1625 (K) sayılı “istinaf başvurusunun kabulü ile CMK'nin 280/2. maddesi uyarınca yeniden yapılan yargılama sonucu kurulan mahkumiyet” hükmünün tüm dosya kapsamına göre hukuka uygun olduğu anlaşıldığından; sanık ... müdafiinin; eksik kovuşturmaya, sübuta, beraat kararı verilmesi gerektiğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle, 5271 sayılı CMK’nin 302/1. maddesi gereğince isteme uygun olarak TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN ONANMASINA, 2) Sanık ... hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin yapılan temyiz incelemesinde; ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 15/06/2017 tarih ve 2017/1146 (E),2017/1625 (K) sayılı “istinaf başvurusunun kabulü ile CMK'nin 280/2. maddesi uyarınca yeniden yapılan yargılama sonucu kurulan mahkumiyet” hükmünde bozma nedeni dışında isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından; sanık ... müdafiinin; sübuta, beraat kararı verilmesi gerektiğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine, ancak; Katılan ...'ın aşamalarda değişmez şekilde sanık ...'nün kendisini darp etmediğini, sadece darp eylemi sonrası sanık ...'nün çalışmakta olduğu süt toplama şirketine ait olan ve sanık ...'nün kullanmakta olduğu araçla yola bırakılmak üzere taşındığı yönündeki beyanı karşısında sanık ...'nün yaşanan darp eylemi sonrasında diğer sanık ... ile birlikte katılan ...'ı araçla taşıyarak yola bırakması şeklindeki eyleminin asli iştirak kapsamında olmayıp, TCK'nin 39/2-c maddesi uyarınca kasten öldürmeye teşebbüse yardım etme suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması, Usul ve yasaya aykırı olup katılan vekilinin temyiz talepleri bu itibarla yerinde görülmekle; hükmün tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak 5271 sayılı CMK'nin 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Dosyanın, 28.02.2019 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 304/2-b. maddesi gereğince ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere” Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.09.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.
12. Ceza Dairesi, 2014/6213 E., 2015/3432 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
paragrafındaki "TCK 54/1 mad. gereğince müsaderesi" ibarelerinin çıkartılarak, yerine "2863 sayılı Kanun'un 75. maddesi gereğince" ibarelerinin eklenmesi suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün, isteme uygun olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 25/02/2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
12. Ceza Dairesi         2014/6213 E.  ,  2015/3432 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık Hüküm : CMK'nın 223/2-b. maddesi gereğince beraat 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Olay tarihi olan 03.02.2013 günü traktörü ile ... ili, merkez ... köyünde bulunan tarlasında çalışan sanık ...'nun, tarlasında bulunan bir taşın pulluğuna takılmasıyla taşı kaldırmak istediği, taşı yerinden oynattığında da bu taşın altında eski dönemlerden kalma bir mezarın bulunduğunu ve içerisinde de pişmiş topraktan yapılmış vazo benzeri eşyaların bulunduğunu gördüğü, bunun üzerine ... köyü muhtarı olan sanığın, telefonu ile İl Jandarma Komutanlığı'nı aradığı ve olayı bildirdiği, olay yerine gelen kolluk görevlilerince mezar yerinin ve içerisinden çıkan eserlerin tespitinin yapıldığı ve eserlerin ... Müze Müdürlüğü'ne teslim edildiği, ... Müze Müdürlüğü görevlilerince düzenlenen raporda, 9 adet eserlerin pişmiş topraktan yapılmış koku şişesi olduğunun ve 2863 sayılı Kanun kapsamında, korunması gerekli kültür varlığı olduklarının belirtildiği, her ne kadar sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan dava açılmış ise de; sanığın kültür varlığı bulabilmek amacıyla izinsiz kazı yaptığına veya bulduğu kültür varlıklarını ticarete konu ettiğine dair delillerin bulunmadığı, tesadüfen bulduğu eski mezar yerini ve içerisindeki pişmiş topraktan yapılmış kültür varlıklarını gecikmeden kolluk görevlilerine bildirdiği, böylece sanığın eylemlerinin bir suç unsuru içermediği ve yargılama neticesinde beraatine karar verilmesinde bir aykırılığın bulunmadığı anlaşılmakla; Yapılan yargılama sonunda, atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak; 2863 sayılı Kanun'un 5. maddesi kapsamında bulundurulması, alınıp satılması, taşınması yasak olan devlet malı niteliğindeki kültür varlıklarının aynı Kanun'un 75. maddesi uyarınca Müze Müdürlüğü'ne teslimine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, TCK'nın 54. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi, Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hükmün 2. paragrafındaki "TCK 54/1 mad. gereğince müsaderesi" ibarelerinin çıkartılarak, yerine "2863 sayılı Kanun'un 75. maddesi gereğince" ibarelerinin eklenmesi suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün, isteme uygun olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 25/02/2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
12. Ceza Dairesi, 2013/16502 E., 2013/29338 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
1-5237 sayılı TCK'nun da cezaların içtimaına dair bir düzenlemenin bulunmadığı gözetilmeksizin, sanıklar ... ve ... haklarında, 2863 sayılı Kanunun 70. maddesi uyarınca tesis edilen hapis cezasından çevrilen adli para cezası ile gün para cezasının toplanmasına karar verilmesi,
12. Ceza Dairesi         2013/16502 E.  ,  2013/29338 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık Hüküm : 1- Sanık ...'un, a-2863 sayılı Kanunun 74/2, 5237 sayılı TCK'nın 62, 50/1-a, 52/2-4 maddeleri uyarınca mahkumiyetine, b- 2863 sayılı Kanunun 67, 5237 sayılı TCK'nın 62, 50/1-a 52/2-4 maddeleri uyarınca mahkumiyetine, 2- Sanıklar ... ve ...'ın, a-2863 sayılı Kanunun 74/2, 5237 sayılı TCK'nın 43, 62,50/1-a, 52/2-4. maddeleri uyarınca mahkumiyetilerine, b- 2863 sayılı Kanunun 70, 5237 sayılı TCK'nın 43, 62,50/1-a52/2-4. maddeleri uyarınca mahkumiyetlerine, 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin hükümler sanıklar ... ve ... müdafii ile sanık ... tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Sit alanı olarak tespit ve tescil kaydı bulunmayan Altıntaş İlçesi, Pınarcık Köyü, Pınarbaşı Mevkiinin güvenlik güçleri tarafından yaklaşık bir aydan beri sürekli kontrol altında bulundurulduğu ve her kontrolde biraz daha kazıldığının tespit edildiği, en son suç tarihinde yapılan bir ihbar üzerine saat 24.00 sıralarında belirtilen mevkiiye intikal eden kolluk kuvvetlerinin olay yerinde 4x3 metre çapında, 3 metre derinliğinde kazı çukuru bulunduğunu, kazı yapan kişilerin çukur içerisine kazı malzemelerini bırakarak orman içerisine dağıldıklarını, saat 01.25 sıralarında şahısların ormanlık alandan tekrar kazı mahalline inerek olay yerinde bıraktıkları aletleri orman içerisine sakladıklarını, bu sırada devriye ekiplerinin şahısları takip ettiğini, daha önce olay yerinde bulunan 43 AY 649 plakalı traktörün kazı yapılan yere 75 metre mesafede durdurulduğunu, içerisinde temyize gelmeyen sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'ın bulunduğunu, olay yerinden yaklaşık 1-1,5 metre ilerde bulunan çeşmede ise geride kalan ekibi beklemekte olan 43 AV 627 plakalı aracın içerisinde sanık ... ile temyize gelmeyen sanık ...'ın beklemekte olduğunu, aynı gün yapılan araştırmada kazı mahallinden 60 metre uzaklıkta çalılık alana gizlenmiş vaziyette 1 adet kova, 3 adet kazma, 3 adet kürek, 1 adet balyoz, 2 adet manile ile tarafsız bilirkişi kurulu raporu ile 2863 sayılı Kanun kapsamında korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı niteliğini haiz bulunan 1 adet mezar sitelinin ele geçirildiğini, sanık ...'ın aşamalarda alınan savunmasında, suç tarihinde dava konusu mevkiide, temyize gelmeyen sanıklar..., ..., ..., ..., ... ve ... ile izinsiz olarak kazı yaptıklarını, kazıyı sanık ...'ın istemi üzerine gerçekleştirdiklerini beyan ettiği, mahkeme kararına istinaden yapılan dinleme sonucu elde edilen iletişimin tespitine ve dinlenmesine ilişkin tutanaklar incelendiğinde, sanık ...'ın söz konusu kazı ile ilgili olarak başta kazıyı finanse ve organize eden sanık ... olmak üzere kazı ekibinde bulunan diğer sanıklar ile sürekli irtibat halinde olduğunun belirlendiği, Yine sanık ...'ın ikrara yönelik savunmaları, mahkeme kararına istinaden yapılan dinleme sonucu elde edilen iletişimin tespitine ve kayda alınmasına ilişkin tutanaklar incelendiğinde, sanıklar ... ile ...'un 2006 yılının Mart ayı içerisinde, ...'un samanlığında define bulmak için kazı yaptıkları, ancak her hangi bir kültür varlığı bulamadıkları ve akabinde kazı çukurunu tekrar kapattıkları, sanık ...'ın sanık ...'a suç isnat etmesini gerektirir dosyaya yansıyan bir husumetinin de olmadığı nazara alındığında, sanıklar ... ve ...'ın üzerlerine atılı izinsiz olarak kazı yapma suçunu işlediklerinin sübuta erdiği, ancak kazının ulaştığı boyut ve derinliğin tespitinin mümkün olmaması nedeniyle şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca eylemin teşebbüs aşamasında kaldığının kabulünün gerektiği, 2006 yılı Mayıs ayı içerisinde sanık ... ile ...isimli kişinin Almanya'da çalıştığını beyan ettikleri ...isimli şahsa ait olup, tarafsız bilirkişi raporu ile 2863 sayılı Kanun kapsamında taşınır kültür varlığı niteliğini haiz olduğu belirlenen 1 adet tavus kuşu figürlü mermer parçasını sanık ...'ın evine getirdikleri, sanık ...'ın söz konusu eserin fotoğrafını çekerek temyize gelmeyen sanık ... vasıtasıyla sanık ...'a gönderdiği, sanık ...'ın söz konusu eseri görmek istemesi üzerine, sanık ...'ın mermer parçasını otobüsle İstanbul'a götürerek sanık ...'a gösterdiği, sanık ...'ın eseri beğenmeyerek geri gönderdiği, sanık ...'ın dava konusu eseri valiz içerisinde temyize gelmeyen sanık ...'ın samanlığına sakladığı, soruşturma sırasında bahse konu eserin sanık ...'ın yer göstermesi ile belirtilen yerden alınarak müze müdürlüğüne teslim edildiği, bu şekilde sanıklar ... ile ...'ın kültür varlığı ticareti suçuna aracılık ettikleri, Sanık ...'in aşamalarda alınan savunmasında kendisinin komisyon karşılığında tarihi eser alım satım işine aracılık ettiğini, bu kapsamda temyize gelmeyen sanık ...'ya ait olup tarafsız bilirkişi kurulu raporu ile 2863 sayılı Kanun kapsamında kültür varlığı niteliğini haiz olduğu ancak kırık ve noksan olması nedeniyle tasnif ve tescile tabi olmayıp, müzelik değer taşımadığı, müzede etütlük olarak saklanması gerektiği belirtilen 1 adet adak stelinin, temyize gelmeyen sanık ... tarafından kendisine getirildiğini, taşın para etmeyeceğini söyleyerek ...'ya iade ettiğini beyan ettiği, sanık ...'in de, sanık ... tarafından kendisine ait kahvehaneye bir mermer taş getirilerek sanık ...'e gösterildiğini, sanık ...'in “bu taş para etmez” demesi üzerine sanık ...'nın taşı tekrar evine götürdüğünü ifade ettiği, sanık ...'nın da aynı doğrultuda anlatımda bulunduğu anlaşılmakla, Yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine ancak; A-Sanıklar ... ve ...'ın mahkumiyetlerine ilişkin hükümler yönünden yapılan incelemede; 1-Sanık ... tarafından, 13/06/2006 tarihinde Altıntaş İlçesi, Pınarcık Köyü, Başpınar Mevkiinde gerçekleştirilen izinsiz olarak kazı yapma eylemi ile ilgili olarak söz konusu yerin sit alanı olarak tespit ve tescil kaydının bulunmadığı belirlenmiş ve mahkemece 2863 sayılı Kanunun 74/2 maddesi uyarınca sanığın cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; 5728 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 74/2. maddesinde düzenlenen izinsiz araştırma yapma suçu ile 2863 sayılı Kanunun 6. maddesinde belirtilen kültür ve tabiat varlıklarında, bunların koruma alanlarında, tespit ve tescil edilmiş sit alanlarında araziye fiziki müdahale teşkil etmeyen toprak üstünde veya su altında kültür ve tabiat varlıklarının araştırılmasına yönelik eylemlerin yaptırım altına alındığı, somut durumda ise sanık ...'ın temyize gelmeyen diğer sanıklar ile birlikte suça konu taşınmazda araziye fiziki müdahalede bulunarak kazı yapması karşısında, mahkemece sanık ...'ın ve tutanak tanıklarının katılımı ile keşif yapılarak, fen ve tarafsız arkeolog bilirkişiler vasıtasıyla, kazı yapılan yerin 2863 sayılı Kanunun 6. maddesi kapsamında korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı niteliğinde bulunup bulunmadığı, tespit ve tescil edilerek koruma altına alınan yerlerden olup olmadığı hususu tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenerek, sübuta eren eylemin 5728 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 74/1 veya 74/1-2. cümlesi ile değişiklik öncesi yürürlükte bulunan anılan Kanunun 74/1. cümlesi ya da 74/2. cümlesinde düzenlenen suçlardan hangisine temas ettiği, 5237 sayılı TCK'nın 7. maddesi uyarınca lehe kanun değerlendirmesi de yapılarak belirlendikten sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, hatalı nitelendirme ile 2863 sayılı Kanunun 74/2 maddesinde düzenlenen araştırma suçunun oluştuğunun kabulü ile sanık hakkında eksik ceza tayini, 2-Sanıklar ... ve ... tarafından, ...'un samanlığında gerçekleştirilen kazı eylemi ile ilgili olarak özellikle sanık ...'ın katılımı ile dava konusu yerde keşif icra edilerek fen ve arkeolog bilirkişiler vasıtasıyla, kazı yapılan yerin 2863 sayılı Kanunun 6. maddesi kapsamında korunması gerekli yerlerden olup olmadığı tereddüte yer vermeyecek şekilde saptandıktan sonra, sübuta eren eylemin 5728 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 74/1 veya 74/1-2. cümlesi ile değişiklik öncesi yürürlükte bulunan anılan Kanunun 74/1. cümlesi ya da 74/2. cümlesinde düzenlenen suçlardan hangisine temas ettiği, 5237 sayılı TCK'nın 7. maddesi uyarınca lehe kanun değerlendirmesi de yapılarak tereddüte yer vermeyecek şekilde saptandıktan sonra, kazı çukurunun daha sonra sanıklar tarafından kapatılması sebebiyle kazının boyutlarının tespit edilememesi karşısında eylemin teşebbüs aşamasında kaldığının kabulünde zorunluluk bulunduğu hususu da dikkate alınarak, sanıkların hukuki durumlarının buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, hatalı nitelendirme ile 2863 sayılı Kanunun 74/2 maddesinde düzenlenen araştırma suçunun oluştuğunun kabulü ile sanık ... hakkında eksik ceza tayini, sanık ... hakkında ise (1) numaralı bozma nedeninde belirtilen kazı eylemi ile farklı yer ve farklı tarihlerde icra edilen bahse konu kazı suçunun sanık ... yönünden ayrı bir suç teşkil edeceği gözetilmeksizin adı geçen sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükmünün tatbikine karar verilmesi, 3-Açık kimlik bilgileri belirlenemeyen ...isimli kişiye ait olup tarafsız bilirkişi raporu ile 2863 sayılı Kanun kapsamında taşınır kültür varlığı niteliğini haiz olduğu belirlenen 1 adet tavus kuşu figürlü mermer parçasının sanık ... tarafından izinsiz olarak satışa arz edildiğinin sabit olduğu, sanığın sübuta eren eyleminin 5728 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 67/2 ve değişiklik öncesi yürürlükte bulunan 67 maddesine temas eden suçu oluşturduğu gözetilmeksizin sanık hakkında izinsiz olarak kültür varlığı bulundurma suçunu düzenleyen 2863 sayılı Kanunun 70. maddesinin tatbikinin, yine sanığın komisyon karşılığında tarihi eser ticareti suçuna aracılık ederek iştirak ettiği iddia olunmuş ve sanık ...'ın savunmasında; çeşitli tarihlerde tarihi eser alım satımına komisyon karşılığında aracılık ettiğini, sanık ...'un kendisinde bronz sikkeler bulunduğunu ve bunları satmak istediğini söylemesi üzerine tarihi eser alım satım işi ile uğraşan soy ismini bilmediği Murat isimli kişiyi Altıntaş'daki evine çağırdığını, eserleri ona gösterdiğini ancak almak istemediğini, sanık ... tarafından kendisine getirilen 30-40 adet sikkeyi de Murat isimli kişiye gösterdiğini, sanık ...'a çeşitli tarihlerde tarihi eser gösterdiğini beyan etmiş ve iletişimin tespiti tutanaklarında bu yönde bir kısım görüşmeler mevcut ise de, bu savunmanın diğer sanıklar tarafından inkar edilmesi, izinsiz kültür varlığı ticareti suçunun 5271 sayılı CMK'un 135. maddesinde sayılan ve iletişimin tespitine karar verilebilecek katalog suçlardan olmadığı, bu itibarla söz konusu suç yönünden görüşme detaylarının hukuka uygun delil olarak kabul edilemeyeceği, ticarete konu edildiği iddia olunan eserlerin sanıkların ev ve iş yerlerinde yapılan aramalarda da ele geçirilmemiş olması karşısında, görüşme içeriklerinde ve sanık ...'ın savunmalarında bahsi geçen eserlerin 2863 sayılı Kanunun 23. maddesi kapsamında taşınır kültür varlığı niteliğini haiz olup olmadıklarının da belirlenemediği, kaldı ki korunması gerekli taşınır kültür ve tabiat varlıklarının, tek suç işleme kararının icrası kapsamında, farklı tarihlerde ticarete konu edilmesi halinde, teselsül hükümlerinin uygulama alanı bulacağı, hukuki veya fiili kesinti gerçekleşirse, tek suç işleme kararı söz konusu olmayacağından ayrı ve bağımsız suçlar oluşacağı gözetilmeksizin, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükmünün tatbiki ile hüküm tesis edilmesi, B-Sanık ...'in mahkumiyetine ilişkin hükümler yönünden yapılan incelemede ise; 1-Her ne kadar sanık ..., Cumhuriyet Savcılığında alınan savunmasında; temyize gelmeyen sanıklar ... ve ... ile 2006 yılı Mart ayı içerisinde izinsiz olarak kazı yaptıklarını beyan etmiş ise de, yargılama aşamasında bu savunmasından vazgeçerek izinsiz olarak kazı yapmadığını sadece Gecek ve Eymir Köyleri arasında izinsiz olarak araştırma yaptığını ifade etmesi, kolluk tarafından söz konusu mevkiide yapılan araştırmada her hangi bir kazı çukurunun tespit edilememesi, söz konusu yerin 2863 sayılı Kanunun 6. maddesi kapsamında korunması gerekli yerlerden olmaması, sit alanı olarak tespit ve tescil kaydının bulunmaması, sanıklar ... ve ...'in aşamalarda alınan savunmalarında sanık ... ile izinsiz olarak kazı ve araştırma yapmadıklarını ifade etmeleri karşısında, sanık ...'in üzerine atılı zincirleme şekilde izinsiz olarak kazı yapmak suçundan beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yerinde olmayan gerekçe ile mahkumiyetine karar verilmesi, 2- Sanık ...'in temyize gelmeyen sanık ...'ya ait 1 adet adak stelinin alım satımına aracılık ederek izinsiz olarak kültür varlığı ticareti suçuna iştirak ettiği sabit olmakla birlikte, hükme esas alınan tarafsız bilirkişi kurulu raporu ile söz konusu varlığın 2863 sayılı Kanun kapsamında kültür varlığı niteliğini haiz olduğu ancak kırık ve noksan olması nedeniyle tasnif ve tescile tabi olmayıp, müzelik değer taşımadığı, müzede etütlük olarak saklanması gerektiği hususlarının belirlendiği, bir eserin hem 2863 sayılı Kanun kapsamında, hem de tasnif ve tescil dışı olmasının, aynı anda etütlük mahiyette bulunmasının mümkün olmadığı gözetilmeksizin, mahkemece kendi içinde çelişkiler içeren rapora itibarla ve yerinde olmayan gerekçe ile sanığın üzerine atılı eylemin izinsiz olarak kültür varlığı bulundurma suçunu oluşturduğunun kabulü ile hüküm tesis edilmesi, yine sanık ... tarafından, değişik tarihlerde ve değişik kişiler arasında kültür varlığı ticareti işine aracılık ettiği beyan edilmiş ise de; izinsiz kültür varlığı ticareti suçunun 5271 sayılı CMK'un 135. maddesinde sayılan ve iletişimin tespitine karar verilebilecek katalog suçlardan olmadığı, bu itibarla söz konusu suç yönünden görüşme detaylarının hukuka uygun delil olarak kabul edilemeyeceği, ticarete konu edildiği iddia olunan eserlerin sanıkların ev ve iş yerlerinde yapılan aramalarda da ele geçirilmemiş olması karşısında, görüşme içeriklerinde ve sanık ...'in savunmalarında bahsi geçen eserlerin 2863 sayılı Kanunun 23. maddesi kapsamında taşınır kültür varlığı niteliğini haiz olup olmadıklarının, bu itibarla atılı suçun unsurlarının oluşup oluşmadığının da belirlenemediği, kaldı ki korunması gerekli taşınır kültür ve tabiat varlıklarının, tek suç işleme kararının icrası kapsamında, farklı tarihlerde ticarete konu edilmesi halinde, teselsül hükümlerinin uygulama alanı bulacağı, hukuki veya fiili kesinti gerçekleşirse, tek suç işleme kararı söz konusu olmayacağından ayrı ve bağımsız suçlar oluşacağı gözetilmeksizin, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükmünün tatbiki ile cezada arttırım yapılması, C-Kabul ve uygulamaya göre de, 1-5237 sayılı TCK'nun da cezaların içtimaına dair bir düzenlemenin bulunmadığı gözetilmeksizin, sanıklar ... ve ... haklarında, 2863 sayılı Kanunun 70. maddesi uyarınca tesis edilen hapis cezasından çevrilen adli para cezası ile gün para cezasının toplanmasına karar verilmesi, 2-Sanık ... hakkında kültür varlığı ticareti suçundan hüküm kurulurken 2863 sayılı Kanunun 67. maddesinin hangi fıkrasına göre ceza tesis edildiğinin belirtilmemesi, yine kararın gerekçe kısmında sanığın tarihi eser ticareti suçunu işlediği belirtilmesine rağmen sanık hakkında 2863 sayılı Kanunun 5278 sayılı Kanun ile değişik 67/1 maddesinde düzenlenen bildirim yükümlülüğüne aykırılık suçunun cezasına hükmolunarak çelişkiye neden olunması, 3-2863 sayılı Kanun kapsamında müzelik değeri haiz taşınır kültür varlıklarının 2863 sayılı Kanunun 75. maddesi uyarınca Müze Müdürlüğüne teslimine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, suça konu 1 adet mezar steli, 1 adet adak siteli ile 1 adet tavus kuşu kabartmalı mermer parçasının akıbetleri hakkında her hangi bir hüküm tesis edilmemesi, Kanuna aykırı olup, sanıklar ... ve ... müdafii ile sanık ...'un temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, sanıkların kazanılmış hakları saklı kalmak kaydıyla, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 17/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
9. Ceza Dairesi, 2013/8186 E., 2013/10545 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Hüküm : TCK'nın 286/1-birinci ve ikinci cümle, 62, 51, 52/2. maddeleri uyarınca mahkumiyet
9. Ceza Dairesi         2013/8186 E.  ,  2013/10545 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi Suç : Muhafaza görevini kötüye kullanma Hüküm : TCK'nın 286/1-birinci ve ikinci cümle, 62, 51, 52/2. maddeleri uyarınca mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü: 1- Muhafaza görevini kötüye kullanma suçunda failin muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle el konulmuş malı teslim amacına uygun olarak muhafaza ve istenildiğinde iade yükümlülüğünün bulunduğu, cezalandırılabilecek eylemin tipe uygun hukuka aykırı bir eylem olması gerektiği; Somut olayda, hacizli malları satış günü satış mahalline getirmeyen ve malların evinde olduğunu iddia eden sanığın savunması doğrultusunda araştırma yapılarak, mahcuzların suç tarihi itibariyle mevcut olup olmadığı, mallar üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunup bulunmadığı, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması sonucu bozulmasına veya kaybolmasına neden olup olmadığı belirlendikten sonra hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik soruşturma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, 2- Hükümde kanun yolu ve merciin yanlış gösterilmesi suretiyle CMK'nın 232/6. maddesine muhalefet edilmesi, Kanuna aykırı, Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 08.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.