Türk Ceza Kanunu 342. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 342- (1) Türkiye Cumhuriyetinde sürekli veya geçici olarak görevlendirilmiş yabancı devlet temsilcileri ile bunların diplomasi memurları veya uluslararası kuruluşların temsilcileri ile bunların diplomatik ayrıcalık ve bağışıklık tanınan memurları, kendilerine karşı görevlerinden dolayı işlenen suçlar bakımından, kamu görevlisi kabul edilerek; suç işleyen kişiler hakkında, bu Kanunun ilgili hükümlerine göre cezaya hükmolunur.
(2) İşlenen suç hakaret ise, soruşturma ve kovuşturma yapılması, mağdurun şikayetine bağlıdır.
Karşılıklılık koşulu
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
17 karar eşleşti
9. Hukuk Dairesi, 2015/32564 E., 2019/5484 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİŞ MAHKEMESİ
Maddesi delaletiyle TCK'nın 342/1. Ve 59. Maddesi gereğince neticeten 1 yıl 8 ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, söz konusu kararın 11/06/2001 tarihinde kesinleştiği, davacı işveren tarafından davalıya işten çıkarma cezası verilerek üst disiplin kurulunun 21/12/2
9. Hukuk Dairesi 2015/32564 E. , 2019/5484 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının 01/08/1995 tarihinde müvekkili kuruma sunduğu diplomanın sahte olduğunu ve bu nedenle ... Ağır Ceza Mahkemesinin 1997/85 Esas 1999/197 Karar sayılı ilamı ile 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırıldığını, 2005 yılında müvekkil kurum ile YÖK yazışmaları neticesinde müvekkili kurumca davalının diplomasının sahte olduğunun tespit edildiğini, davacı kurumun 22/11/2005 tarih ve 53 sayılı üst disiplin kurulu kararı ve 21/12/2005 tarih ve 24-247 sayılı onama kararı ile TSE Tekirdağ mahalli temsilciliğinde görev yapan davalının iş akdini feshettiğini, işten çıkarma cezası verildiğini ve haksız intibakları geri alınarak haksız yere almış olduğu derece, kademe karşılığı maaş, ikramiye ve benzeri tüm ödemelerin yasal faiziyle birlikte hesaplanan 68.691,90 TL'nin geri alınmasına karar verildiğini, bu kararın davalıya 03/01/2006 tarihinde tebliğ edildiğini, davalının işten çıkarma işlemi ve haksız ödemelerin geri alınması işlemine karşı Tekirdağ İdare Mahkemesinde açmış olduğu iptal davasında ilgili mahkemenin ... Esas 2008/45 Karar sayılı kararı ile davalının işten çıkarma cezası işleminin iptaline, haksız intibakların geri alınarak bu güne kadar haksız olarak almış olduğu tüm ödemelerden oluşan farkların yasal faizi ile birlikte davalıdan geri alınmasına ilişkin işlem yönünden talebin reddine karar verildiği, söz konusu kararın Danıştay 12. Dairesi tarafından onandığı, karar düzeltme talebinin reddedildiği ve söz konusu kararın davalıya 13/03/2014 tarihinde tebliğ edildiğini, söz konusu ödemelerin davalı tarafından müvekkiline henüz ödenmediğini, bu nedenlerle davalı tarafa 01/08/1995 tarihinden itibaren yapılan haksız ödemeler toplamı 30.985,44 TL olup 20/02/2006 tarihine kadar işlemiş faiz toplamının 68.691,90 TL olduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalıya haksız intibak işlemi sonucunda fazla ödenen 30.985,44 TL ücretin (maaş, ikramiye, v.s. farkı) her bir ödeme farkının ödeme tarihinden itibaren ayrı ayrı işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; talep edilen alacakların 5 yıllık zaman aşımına tabi olduğunu, davacı kurumun 132 nolu yasasının 1. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince özel hukuk hükümlerine tabi olduğunu bu nedenle İş Kanununun 32. Maddesi gereğince ücretlerin 5 yıllık zaman aşımına tabi olduğunu, 2005 yılından bu yana 5 yıllık zaman aşımı süresinin geçtiğini, zaman aşımının 10 yıl olduğu düşünülse dahi dava tarihi olan 26/03/2014 tarihinden geriye doğru 10 yıllık sürenin başlangıcı olan 26/03/2004 tarihinden önceki alacakların zaman aşımına uğradığını, davanın zaman aşımı nedeniyle reddi gerektiğini, diplomanın geçerli bir diploma olduğunu, müvekkilinin Bulgaristan'dan ayrılarak Türkiye'ye geldiği sırada Bulgaristan'dan gönderilen kayıtların kasten silinerek gönderildiğini, yaptığı işin mühendislik bilgisi ve teknik bilgilerini gerektirdiğini, ayrıca bölge yetkilisi görevi yaptığını, müvekkilinin yaptığı görevin ve düzenlediği raporların mühendislik eğitimine ait olmadığının tespiti yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmasını, davanın haksız olduğunu savunarak,davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece özetle; yapılan yargılama iddia,savunma, bilirkişi raporu, ... Mahkemesinin 2006/612 Esas 2008/45 Karar sayılı dosyası, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas 1999/197 Karar sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davalının 01/08/1995 tarihinden 21/12/2005 tarihine kadar mühendis olarak ve aynı zamanda davacı ... Kurumunun Tekirdağ bölge sorumlusu olarak çalıştığı, davalının diplomasının sahte olduğuna ilişkin olarak ... Ağır Ceza Mahkemesinde açılan davada ilgili mahkemenin 1997/85 Esas 1999/197 Karar sayılı ilamı ile sahte diploma kullandığı gerekçesiyle TCK'nın 343. Maddesi delaletiyle TCK'nın 342/1. Ve 59. Maddesi gereğince neticeten 1 yıl 8 ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, söz konusu kararın 11/06/2001 tarihinde kesinleştiği, davacı işveren tarafından davalıya işten çıkarma cezası verilerek üst disiplin kurulunun 21/12/2005 tarihli kararıyla iş akdinin feshedildiği ve haksız intibakların yasal faiziyle geri alınmasına karar verildiği, söz konusu karara karşı davalının Tekirdağ İdare Mahkemesinde açtığı davada ilgili mahkemece 2006/612 Esas 2008/45 Karar sayılı ilam ile davalı ...'ın işten çıkarma cezasının iptaline, ancak haksız intibakların geri alınmasına ve haksız yere almış olduğu derece, kademe karşılığı maaş, ikramiye ve benzeri tüm ödemelerden oluşan farkların yasal faiziyle birlikte geri alınmasına ilişkin davacı kurum işleminin haklı olduğundan bu yöndeki talebin reddine karar verildiği, söz konusu kararın Danıştay 12. Dairesi tarafından onanarak kesinleştiği, dolayısıyla davalının 01/08/1995 tarihinden itibaren yapılan ödemelerin haksız olduğundan bu yersiz ödemelerin davalıdan tahsili gerektiğinin mahkeme kararlarıyla sabit olduğu, ancak davalıya yapılan yersiz ödemelerin iade yükümlülüğünün 818 Sayılı Borçlar Kanununun 125 ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 145. Maddeleri gereğince 10 yıllık zaman aşımına tabi olduğu, bu nedenle davacı kurumun dava tarihi olan 10/04/2014 tarihinden geriye doğru 10 yıllık sürenin başlangıcı olan 10/04/2004 tarihinden itibaren akdin fesih tarihi olan 15/04/2005 tarihine kadar davalıya ödenen ödemelerin talep edilebileceği, öncekilerin zaman aşımına uğradığı, 10/04/2004 ila 15/04/2005 tarihleri arasında talep edilebilecek asıl alacak tutarının 10.474,21 TL olduğu, bu döneme ilişkin yapılan ödemelerin her bir ödemenin yapıldığı tarihten dava tarihine kadar işlemiş faiz tutarının ise 10.734,77 TL olduğu anlaşılmakla davacı tarafın talebi kısmen haklı ve yerinde görüldüğünden davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile 10.474,21 TL asıl alacak ile 10.734,77 TL dava tarihine kadar işlemiş faiz olmak üzere toplam 21.208,98 TL'nin davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 10.474,21 TL asıl alacağın dava tarihi olan 26/03/2014 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanarak davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, davacı tarafın fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilerek hüküm kurulmuştur.
D) Temyiz:
Kararı davacı ve davalı vekilleri temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin tüm,davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Somut uyuşmazlıkta davacı kurumun Üst Disiplin Kurulu’na ait 22.11.2005 tarih ve 55 sayılı kararında yer alan davalı işçinin kastedildiği “ilgilisinin 01.08.1995 tarihli dilekçesine istinaden 01.08.1995 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere Tarım Makineleri Mühendisliği’ne yapılan haksız intibakların geri alınarak bugüne kadar haksız yere almış olduğu derece,kademe karşılığı maaş,ikramiye vb tüm ödemelerden oluşan farkların yasıl faizi ile birlikte geri alınmasına” şeklindeki idari işlem ve bu idari işleme karşı açılan iptal istemli davanın Tekirdağ İdare Mahkemesi 23.01.2008 tarih ve 2006/612 Esas ,2008/45 sayılı kararı ile reddedilmesi ve bu karara karşı Danıştay nezdinde yapılan temyiz başvurusunun da Danıştay 12.Dairesi’nin 25.10.2010 tarih 2008/3875 Esas,2010/5241 Karar sayılı ilam ile reddi ile kesinleşmiş olup,Danıştay 12.Dairesi’nin 25.11.2013 tarih ve 2011/2309 Esas,2013/8620 Karar sayılı ilamı ile de karar düzeltme talebi reddedilmiştir.
Davaya konu alacak sözü edilen yargılama süreci sonunda Danıştay 12.Dairesi’nin onama kararı ile ortaya çıkmış ve kesinleşmiş olduğundan zamanaşımının başlangıç tarihi de idari yargı süreci sonunda kararın kesinleşme tarihidir.
Mahkemece zamanaşımının başlangıç tarihinin ödemenin yapıldığı tarih olarak kabul edilmesi hatalı olup, kararın bozulması gerekmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine 12.03.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
8. Ceza Dairesi, 2014/20444 E., 2014/22408 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
rı kullanmak suretiyle resmi belgede sahtecilik ve mühürde sahtecilik suçlarından kamu davası açılmışsa da, ele geçen bir sahte mühürden veya gerçek bir mühür üzerinde değişiklik yapıldığına dair bir iddia bulunmadığı gibi mahkemece sanığa TCK.nun 342/1. maddesi ile cezalandırılmasına karar verilip aleyhe temyiz bulunmadığı cihetle iddianamedeki suçun anlatımına, mahkemenin kabulüne ve temyizin ka
8. Ceza Dairesi 2014/20444 E. , 2014/22408 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Hükümlülük
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanıklardan ...'nin suça konu eşyanın taşındığı ... / ... plakalı çekici ve römorkün sürücüsü olduğu, sanık ...'nun da suça konu eşyanın mal sahibi olduğu, ... San ve Tic. Ltd Şirketi adına düzenlenen ... nolu tır karnesi kapsamında 341 kap 23.000 kg kumaşın sanık ...'in kullandığı ... / ... plakalı çekici römorkla 23.08.2004 tarihinde İran'dan Gürbulak Gümrüğü üzerinden Türkiye'ye giriş yaparak 23.08.2004/TI8464 tarih ve sayıyla işlem görüp ... Gümrük Müdürlüğüne sevk edildiği, ...'tan ...'e hareket ettikleri, ... Serbest Bölge girişine kadar geldikleri, eşyayı bilinmeyen bir yere boşaltıp boşaltıma ilişkin araç sahibine gönderilen tır karnesi ile ilgili ... Gümrük Müdürlüğü ile yapılan yazışmalarda dava konusu tır karnesinin ... Gümrük Müdürlüğüne ait olmadığı, herhangi bir işlem görmediği, 27/08/2004-63314 tescil no ve tarihinin Müdürlüklerine ait olmadığı ve bu tarihte belirtilen sayıya ulaşılamadığı, tır karnesinin Volet 2 dip koçanı üzerinde bulunan kaşe, imza ve mühürlerin müdürlüklerine ait olmadığı, ilgili personelin o tarihlerde bulun- madığı gibi ... A tipi ünvanlı antreponun bulunmadığının bildirilmesi üzerine, sanıkların sahte mühür ve kaşe basılı boşaltma tutanakları kullanmak suretiyle resmi belgede sahtecilik ve mühürde sahtecilik suçlarından kamu davası açılmışsa da, ele geçen bir sahte mühürden veya gerçek bir mühür üzerinde değişiklik yapıldığına dair bir iddia bulunmadığı gibi mahkemece sanığa TCK.nun 342/1. maddesi ile cezalandırılmasına karar verilip aleyhe temyiz bulunmadığı cihetle iddianamedeki suçun anlatımına, mahkemenin kabulüne ve temyizin kapsamına, Yargıtay Kanununun 14. maddesi ve Yargıtay Büyük Genel Kurulu’nun 29.01.2014 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 24.01.2014 gün ve 2014/1 sayılı kararına göre inceleme görevi Yargıtay Yüksek (11.) Ceza Dairesine ait olmakla Dairemizin görevsizliğine,dosyanın görevli Daireye (GÖNDERİLMESİNE), 15.10.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
11. Ceza Dairesi, 2012/20696 E., 2014/5939 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
11. Ceza Dairesi 2012/20696 E. , 2014/5939 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : TCK.nun 342/1, 504/7, 80, 62, 522, 59/2, 68, 71. maddeleri gereğince; 2 yıl 10 ay 21 gün hapis ve 98 YTL adli para cezası.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin hükmolunan cezanın süresine göre koşulları bulunmadığından 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 318. maddesi uyarınca reddine oybirliğiyle karar verildikten sonra, dosya incelenerek gereği görüşüldü;
I-Müdafiinin sanık hakkında “dolandırıcılık” suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen “dolandırıcılık" suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan 765 sayılı TCK'nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık olağanüstü dava zamanaşımının, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı Yasanın 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK'nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE,
II-Müdafiinin sanık hakkında “resmi belgede sahtecilik” suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelen temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Sanığın savunmalarında, ısrarla suçu kabul etmediğini, eczacı olması nedeniyle diplomasını temyiz dışı sanık ... ve vefat eden kardeşi ...'e kiraya verdiğini, eczaneyi fiilen bu iki şahsın işlettiklerini, kendisinin işletmediğini, bu nedenle atılı suçları işlemediğini beyan etmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi ve suç unsurlarının tespiti bakımından; belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdirinin mahkemeye ait olduğu gözönüne alınıp, öncelikle suça konu reçete asılları da gönderilmek suretiyle katılan kuruma müzekkere yazılarak bu reçetelerdeki dozaj ve miktara ilişkin sonradan yapıldığı belirtilen tahrifatların reçeteleri düzenleyen ilgili doktorlar tarafından kaşelenip imzalanmadığı durumlarda reçetelerdeki sonradan yapılan bu düzeltmelere ilişkin olarak ödeme yapılıp yapılmayacağının ve somut olayda kurum yetkilileri tarafından bu reçetelerdeki tahrifatların nasıl anlaşıldığı, reçete bedellerinin hangi tespite istinaden ödenmediğinin sorulması, kurumdan alınacak bu cevabi yazı ve suça konu reçetelerdeki miktar ve dozaja ilişkin tahrifatların ilgili doktorlar tarafından kaşelenip imzalanmadığı hususu da gözönünde bulundurularak, sahte olduğu iddia edilen reçete asıllarının duruşmaya getirtilip incelenmek suretiyle, özellikleri duruşma tutanağına yazıldıktan ve denetime olanak verecek şekilde dosyada bulundurulduktan sonra, iğfal kabiliyetlerinin bulunup bulunmadığı yöntemince araştırılıp iğfal kabiliyetlerinin bulunduğunun anlaşılması halinde, eczanenin, ilaçları hangi ecza depolarından aldığının araştırılması, ecza deposu yetkililerinin tespiti ile, bu kişilerin tanık olarak dinlenip ilaçları söz konusu eczaneye verme konusunda sanıkla muhatap olup olmadıklarının sorulması, bu eczaneye komşu işyeri çalışanlarının tanık sıfatıyla beyanlarına başvurularak eczanenin suç tarihi itibariyle kim tarafından fiilen çalıştırıldığının araştırılması, gerektiğinde bu yönden zabıta araştırması yaptırılması, suça konu reçetelerin katılan kuruma faturalandırma işlemlerinin kim tarafından yapıldığı ve bu doğrultuda ilaç bedellerinin ödenmesi ile ilgili işlemlerin kim tarafından takip edildiğinin tahkiki, sanık ve temyiz dışı diğer sanık hakkında benzer suçlamalarla açılan sonuçlanmış ve derdest diğer tüm dava dosyaları getirtilerek incelenmesi, onaylı örneklerinin dosya arasına alınması ve bu deliller toplandıktan sonra oluşacak kanaate göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 27.03.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
11. Ceza Dairesi, 2011/2438 E., 2013/3942 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Sanığa yüklenen resmi belgede sahtecilik suçunun 5237 sayılı TCK'nun 204/1 (765 sayılı TCK'nun 342/1). maddesinde öngörülen suçu oluşturduğu ve anılan suça ilişkin delilleri takdir ve değerlendirme görevinin iddianamenin düzenlendiği 29.04.2008 tarihi itibariyle asliye ceza mahkemesine ait olduğunun anlaşılması karşısında tebliğnamedeki bozma isteyen
11. Ceza Dairesi 2011/2438 E. , 2013/3942 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : 765 sayılı TCK'nun 342/1. maddesi gereğince 2 yıl hapis cezası, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair karar.
Sanığın yokluğunda verilen 06.05.2010 günlü hükmün tebliğinin sanığın soruşturma aşamasında vermiş olduğu adrese usulüne uygun tespit edilmiş ise de sanığın savunmasında yeni bildirdiği adrese tebliğ edilmemesi nedeniyle yapılan tebligat geçersiz olduğu anlaşıldığından sanık müdafinin 14.10.2010 tarihli dilekçesinin öğrenme üzerine süresinde verilmiş eski hale getirme ile temyiz dilekçesi olarak kabulü gerektiği; 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 311. maddesi hükmüne göre, eski hale getirme istemiyle birlikte temyiz talebinde de bulunulması halinde, inceleme mercii Yargıtay'ın ilgili dairesi olduğundan, hukuki dayanaktan yoksun olan aynı mahkemenin 14.10.2010 günlü ek kararının hukuken geçersiz olduğu belirlenerek yapılan incelemede gereği görüşüldü:
Sanığa yüklenen resmi belgede sahtecilik suçunun 5237 sayılı TCK'nun 204/1 (765 sayılı TCK'nun 342/1). maddesinde öngörülen suçu oluşturduğu ve anılan suça ilişkin delilleri takdir ve değerlendirme görevinin iddianamenin düzenlendiği 29.04.2008 tarihi itibariyle asliye ceza mahkemesine ait olduğunun anlaşılması karşısında tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Sanığın aşamalı savunmalarında, suçlamayı kabul etmediğini, kendisinin pazarlama şirketinin sahibi olduğunu, yanında çalışan elemanların pazarlama işini yaptıklarını, katılanın yerine eşinin imza atmış olabileceğini, satışı gerçekleştiren elemanların isimlerinin satış sözleşmesinde mevcut olduğunu, mal satılmadan sözleşme ve senedin imzalanmayacağını beyan etmesi, katılanın ise satış sözleşmesine konu tencerelerin halen evde olduğunu ifade etmesi ve 09.07.2009 tarihli bilirkişi raporunda senette bulunan borçlu imzaları ile katılanın mukayese imzaları arasında genel yapı ve imza yolu yönünden benzerlikler bulunmakla birlikte senet üzerindeki borçlu imzalarının katılanın ve sanığın eli ürünü olmdığının belirtilmesi karşısında her türlü kuşkunun giderilmesi amacıyla, satış işlemine muhatap olan katılanın eşi ile satışı gerçekleştiren şirket çalışanlarının kim/kimler olduğu belirlenerek olaya ilişkin bilgi ve görgüleri tespit edilip, aynı zamanda anılan şahısların temin edilecek mukayese yazı ve imza örnekleri ile suça konu senet üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra somut olayda 765 sayılı TCK'nun 347. maddesinin uygulanma
koşullarının bulunup bulunmadığı da tartışılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.03.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
11. Ceza Dairesi, 2010/14876 E., 2013/152 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
noterliğinde 23.1.2003 tarih ve 1574, 1581, 1582 yevmiye no.lu üç adet hisse devir senetlerini düzenlettirmekten ibaret eylemlerinde, 5237 sayılı TCK'nun 204/1-3,43 (765 sayılı TCK'nun 342/2,80) maddelerinden uygulama yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde uygulama ile eksik ceza tayini;
11. Ceza Dairesi 2010/14876 E. , 2013/152 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : 5237 sayılı TCK'nun 204/1, 62, 53/1-2. maddeleri uyarınca 2 Yıl 6 Ay Hapis Cezası
Yapılan yargılamada, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Dosya arasında bulunan belgelere göre suç tarihinde sanığın evinde ve aracında yapılan arama sonucunda, .....adına düzenlenmiş sahte sürücü belgesi, pasaport, bu kişi adına alınmış kredi kartları ve içeriğinde İstanbul 10. noterliğinde düzenlenmiş 23.1.2003 tarih ve 1574, 1581, 1582 numaralı hisse devir sözleşmelerinden bahsedilen, 30.01.2003 tarih ve 2065 numaralı hisse devir sözleşmesinin ele geçirildiği, sanığın sahte... kimliğini ve imza beyannamesini kullanıp İstanbul 10. noterliğinde anılan hisse devir sözleşmelerini düzenlettirmek suçundan cezalandırılması talebiyle yargılamaya konu davanın açılmış olduğunun anlaşılması; sanığın savunmasında aynı eylemler nedeniyle Ümraniye 2. Asliye Ceza Mahkemesinde de yargılandığını iddia etmesi karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenebilmesi ve mükerrer yargılamaya neden olunmaması ve ele geçirilen belgelerin bir bütün olarak değerlendirilip 5237 sayılı TCK.nun 43 (765 sayılı Kanunun 80) maddesi kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi, amacıyla sanık hakkında dava konusu belgeler nedeniyle açılmış başka dava bulunup bulunmadığının araştırılması, yine savunmada geçen Ümraniye 2. Asliye Ceza mahkemesinin 2005/1783 esas sayılı dosyasının getirtilip incelenmesi, davaların birleştirilmemesi halinde denetime olanak verecek şekilde dava içeriğinin tutanağa geçirilmesi ve dosyanın onaylı suretinin dosya arasına alınmasından sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile mahkumiyet kararı verilmesi; Yasaya aykırı;
2-Kabule göre de; sanığın... adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanı ve imza sirkülerini kullanmak suretiyle İstanbul 10. noterliğinde 23.1.2003 tarih ve 1574, 1581, 1582 yevmiye no.lu üç adet hisse devir senetlerini düzenlettirmekten ibaret eylemlerinde, 5237 sayılı TCK'nun 204/1-3,43 (765 sayılı TCK'nun 342/2,80) maddelerinden uygulama yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde uygulama ile eksik ceza tayini;
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince istem gibi BOZULMASINA, ceza miktarı itibariyle kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 08.01.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Ceza Hukuku Özel Hükümler
Bir sivil toplum örgütünün düzenlediği protesto gösterisi sırasında, göstericilerden (A), (Y) devletinin politikalarını protesto etmek amacıyla, anılan devletin Ankara Büyükelçisinin park halindeki zırhlı makam aracının üzerine boya dökerek aracın kaportasına ve camlarına kalıcı zarar vermiştir. Yapılan diplomatik yazışmalar neticesinde, (Y) devletinin kanunlarında ve fiili uygulamasında, Türk diplomatik temsilcilerinin mallarına yönelik benzer fiiller için herhangi bir özel koruma veya cezai yaptırım öngörülmediği anlaşılmıştır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'na göre, bu olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Karşılıklılık koşulu sağlanmadığı için, (A)’nın eylemi Türk Ceza Kanunu kapsamında suç teşkil etmez ve hakkında kamu davası açılamaz.
B) Eylem, yabancı devletin egemenlik alameti olan bir mala zarar verme niteliğinde olduğundan, karşılıklılık koşulu aranmaksızın TCK m. 342 uyarınca resen soruşturulur.
C) TCK m. 342’de tanımlanan suçun soruşturulması karşılıklılık koşuluna bağlı olduğundan, bu koşulun yokluğunda anılan maddeye dayanılarak soruşturma yapılamaz.
D) Karşılıklılık ilkesi, yalnızca yabancı devlet başkanına karşı işlenen suçlarda arandığından, büyükelçinin malına zarar verme fiili bu kapsamda değerlendirilmez.
E) (Y) devletinin fiili uygulamasında koruma sağlamaması, TCK m. 342 uyarınca verilecek cezada yalnızca bir takdiri indirim nedeni olarak dikkate alınabilir.