5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 43

Türk Ceza Kanunu 43. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 43- (1) Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/6 md.) Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır. (2) Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır. (3) Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz.[5] Fikri içtima

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

2.833 karar eşleşti
11. Ceza Dairesi, 2023/5744 E., 2025/2030 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
a) İzmir Cumuriyet Başsavcılığının 20.09.2016 tarihli ve 2016/1837 sayılı iddianamesiyle zincirleme surette kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan 5237 sayılı Kanun'un 204/2, 43/1, 53 maddeleri uyarınca,
11. Ceza Dairesi         2023/5744 E.  ,  2025/2030 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1118 E., 2023/1898 K. SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükümlerin; temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu ve temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Sanık hakkında; a) İzmir Cumuriyet Başsavcılığının 20.09.2016 tarihli ve 2016/1837 sayılı iddianamesiyle zincirleme surette kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan 5237 sayılı Kanun'un 204/2, 43/1, 53 maddeleri uyarınca, b) İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 18.09.2017 tarihli ve 2017/4884 sayılı iddianamesiyle (birleşen 2017/372 Esas) zincirleme surette kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçlarından 5237 sayılı Kanun'un 158/1-d, 204/2, 43/1, 53 maddeleri uyarınca, c) İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 21.09.2017 tarihli ve 2017/4994 sayılı iddianamesiyle (birleşen 2017/297 Esas) zincirleme surette kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle ve kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarından 5237 sayılı Kanun'un 158/1-d ve e, 204/2, 43/1, 53 maddeleri uyarınca, Cezalandırılması talebiyle İzmir Ağır Ceza Mahkemesine kamu davaları açılmıştır. 2. İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.12.2022 tarihli kararıyla sanığın; a) Zincirleme surette nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 43/1, 62, 52/2-4 ve 53. maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis ve 400.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, b) Zincirleme surette resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun'un 204/1, 43, 62, 53. maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, Karar verilmiştir. 3. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin ilam başlığında tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafinini temyizi; sanığın beraat etmesi gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafiinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak; 1. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) yapılan araştırmalara göre; sanığın yargılama dosyasına konu edilen sahte reçetelerin dışında hastaları muayene etmeksizin içerik sahteciliği yapmak suretiyle başkaca sahte reçetelerde tanzim ederek katılan kuruma fatura ettirdiği iddiasıyla hukuki kesintiye de uğramamış soruşturma ve yargılama dosyalarının olduğu tespit edilmiş, Bu cümleden olarak; a) Dairemiz arşivinde bulunan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 20.06.2018 tarihli ve 2018/1067 Esas, 2018/1323, Karar sayılı nitelikli dolandırıcılık ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarından mahkûmiyet hükümlerini havi yargılama dosyası, b) İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/281 Esas numarasında kayıtlı olan ve sanık hakkında zincirleme şekilde nitelikli dolandırıcılık ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarından ikame edilen kamu davası neticesinde derdest olan yargılama dosyası, c) İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/152 Esas numarasında kayıtlı olan ve sanık hakkında zincirleme şekilde nitelikli dolandırıcılık ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarından ikame edilen kamu davası neticesinde derdest olan yargılama dosyası, d) İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/117362 soruşturma numarasında kayıtlı soruşturma dosyasının bulunduğu, 2.İzah edilen dosyalardan bir kısmında sanığın sahte reçeteleri fatura ettirdiği eczane yetkilisi ve çalışanlarıyla ilgili de yargılama yapıldığı, bazı dosyalarda ise özel soruşturma usulüne tabi olması nedeniyle evrakın tefrikiyle yalnızca sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kamu davası açıldığı, diğer eczane yetkilileri ile ilgili yargılamaların başka dosyalarda yapıldığı, nitekim sanığın birleşen 2017/372 Esas sayılı dosyasındaki eylemlerini Karşıyaka Park Eczanesi ve Alya Eczanesi yetkilileri ile anlaşarak gerçekleştirdiği iddiasıyla eczane yetkilileri hakkında İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/253 Esas sayılı dosyasında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından dolayı yargılamanın devam ettiği, sanığa isnat edilen eylemlerle eczane yetkililerinin eylemleri arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu, Belirlenmiştir. 3. Nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik temyiz isteği bakımından; suçun mağdurunun katılan kurum olduğu, buna göre, sanığın aynı suç işleme kararı ile kanunun aynı hükmünü değişik zamanlarda ve aynı mağdura karşı birden fazla kez ihlal etmesi halinde tek bir suçtan hüküm kurularak 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suç hükümleri gereğince cezalarının artırılmasının gerektiği; inceleme konusu dosyada eylemlerin ve yukarıda (1) numaralı paragrafta bahsedilen diğer dosyalardaki eylemlerin UYAP üzerinden yapılan tespite göre hukuki kesinti olmaksızın gerçekleştiği dikkate alındığında, sanık hakkında (1) numaralı paragrafta belirlenenlerden başkaca benzer suçlara ilişkin davalar araştırılarak, mümkünse mevcut dava ile birleştirilmesi, birleştirilmesi mümkün değilse bu davayı ilgilendiren belgelerin onaylı örneklerinin çıkartılarak dosya içine konulması ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığının tartışılması, kesinleşmiş hükümlerin zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması halinde tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezanın mahsup edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulması, 4. Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz isteği bakımından, sanığın sahte reçeteler tanzim ettiği iddia ve kabulüyle mahkûmiyet hükümleri kurulmuş ise de, dosya kapsamında alınan belgeler ve UYAP üzerinden yapılan incelemeye göre, sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan (1) numaralı paragrafta da belirtilen suçlarından dolayı hukuki kesintinin de olmadığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (YCGK) 22.04.2014 tarihli ve 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun'un “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarında korunan hukuki yararın kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulünün gerekeceği ve 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi uyarınca, "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi" durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği de gözetilerek, sanığın aynı suç işleme kararının icrası kapsamında (1) numaralı paragrafta belirtilenler ile varsa başkaca sahtecilik eylemlerinin ve bağlantılı dava dosyalarının araştırılıp, mümkün olması halinde tüm davaların birleştirilmesi, aksi halde dava dosyaları getirtilip incelenerek bu dosyayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosya içine alınması, iddianame ve suç tarihlerine göre hukuki kesinti olup olmadığının belirlenmesi, eksiklikler tamamlandıktan sonra sanığın farklı zamanlarda işlediği eylemlerinde suç işleme kararının yenilenip yenilenmediğinin, suç işleme kararının yenilenmemesi durumunda ise zincirleme şekilde işlenmiş resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturup oluşturmadığının hüküm yerinde tartışılması gerektiği de gözetilerek, sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerekirken, eksik inceleme ile mahkûmiyet hükmü kurulması, 5.Sanığın tanzim ettiği sahte reçeteleri katılan kuruma fatura eden eczane yetkilileri ile ilgili (2) numaralı paragrafta izah edilen dosyanın getirtilerek incelenmesi ve başkaca yargılama dosyalarının olup olmadığının belirlenmesi, hukuki fiili irtibat bulunup bulunmadığı değerlendirilerek derdest dosya var ise birleştirilmesi, kesinleşmiş dosyaların onaylı örneklerinin getirtilerek incelenip tutanağa bağlanması, sanığın suçları eczane yetkilileri ile iştirak halinde işleyip işlemediğinin hüküm yerinde değerlendirilmesi suretiyle karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile mahkûmiyet hükümleri kurulması, 6. Kabule göre de; a) Belgelerde sahtecilik suçlarında aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının takdiri hakime ait olduğundan, suça konu belgelerin duruşmada incelenmek suretiyle, özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması, aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmemesi, b) Bornova 5. Nolu ASM'de aile hekimi olarak görev yapan sanığın sahte reçete düzenleme eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 204/2. maddesinde düzenlenen kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunu oluşturduğu gözetilmeden maddi hataya düşülerek suçu yaptırıma bağlayan yasa maddesinin TCK madde 204/2 yerine 204/1 olarak gösterilmek suretiyle hüküm kurulması , Nedenleriyle hükümler hukuka aykırı görülmüştür. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a. maddesi uyarınca İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.02.2025 tarihinde karar verildi.

Diğer kararlar (4)

8. Ceza Dairesi, 2024/21648 E., 2024/8076 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
(6136 sayılı Kanun) 12 nci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları istemiyle dava açılmıştır.
8. Ceza Dairesi         2024/21648 E.  ,  2024/8076 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1391E., 2024/1245 K. SUÇ : 6136 sayılı Kanun'a aykırılık HÜKÜMLER : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İade, onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. I.HUKUKİ SÜREÇ 1. Muğla Cumhuriyet Başsavcılığının 29.05.2023 tarihli iddianamesi ile sanıklar hakkında 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunu'nun (6136 sayılı Kanun) 12 nci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları istemiyle dava açılmıştır. 2. Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.03.2024 tarihli ve 2023/222 Esas, 2024/123 Karar sayılı kararı ile sanıkların 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan 6136 sayılı Kanun'un 12 nci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları ile 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 yıl 11 ay 7 gün hapis cezası ve 39.040,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir. 3. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 20.05.2024 tarihli ve 2024/1391 Esas, 2024/1245 Karar sayılı kararı ile sanıklara hükmedilen cezaların, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca artırılmasına ilişkin bentlerin hüküm fıkrasından çıkartılıp, "8 Yıl 9 Ay Hapis ve 31.240 TL" adli para cezasına indirilmesi suretiyle hükümlerin düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık ... müdafiinin temyiz isteği özetle; Eksik inceleme ile ve alt sınırdan uzaklaşılarak karar verildiğine, suçun unsurlarının oluşmadığına, delil yetersizliğine ve sanığın tahliyesine karar verilmesi talebine ilişkindir. B. Sanık ... müdafiinin temyiz isteği özetle; Delil yetersizliğine ve verilen kararın hatalı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; Sanık ...'in 2023 yılı Ocak ayında Ağrı iline gittiğinde diğer sanık ... ile tanıştığı, akabinde silah almak istediğine dair sanık ...'a bahsettiği, sanık ...'ın da kendisinin silah bulabileceğini söylediği, sonrasında tarafların fiyat konusunda anlaşmaya varmaları üzerine sanık ...'in anlaşmaya konu tutarın bir kısmını elden peşin olarak verdiği, kalan 26.000,00 TL'lik kısmını ise sanık ... adına kayıtlı Türkiye İş Bankasına ait Iban numarasından 01.02.2023 tarihinde Esat'a banka yolu ile gönderdiği, sanık ...'ın da, temin ettiği (sanık ...'in ikamet aramasında ele geçen) 1 adet Çin Yapımı AK-47 kalasnikof marka tüfeği ve şarjörünü, 1 adet 7.65 mm Glock marka tabancayı ve şarjörünü ve 1 adet de 7,65 mm Combat Master marka tabanca ve şarjörünü sanık ...'e verdiği, sanık ...'in bu silahları valizine yerleştirerek otobüs ile Muğla iline getirdiği, sanık ...'in, sanık ... ile tekrardan iletişim kurarak aynı nitelikteki başka bir AK-47 kalasnikof markalı tüfeği kendisine gönderilmesini istediği, sanık ...'ın da temin ettiği yine ikamet aramasında ele geçen 1 adet Irak yapımı Ak-47 kalasnikof marka tüfeği 2023 yılı Şubat ayı içerisinde Has Ağrı Turizm'e ait otobüs ile gönderdiği, sanık ...'in bu tüfeği Manisa ili Turgutlu Otogarına giderek alıp Muğla iline getirdiği olayın bu şekilde gerçekleştiği, 13.02.2023 tarihli ihbar tutanağında ...'in elinde 2 adet AK-47 Kalaşnikof piyade tüfeği bulundurduğu, söz konusu tüfekleri satmak için müşteri arayışı içerisinde olduğu bilgisi alınması üzerine sanık ...'in usulüne uygun alınan arama ve el konulma kararına binaen ikametinde yapılan arama sonucunda; bir adet 56-1 27147010 seri numaralı seyyar dipçikli AK-47 Kalaşnikof marka tüfek, bir adet 1051872 1986 seri numaralı seyyar dipçikli AK-47 Kalaşnikof marka tüfek, bir adet seri numarası kazınmış 7,65 mm çapında Glock marka siyah tabanca ve takılı vaziyette 1 adet şarjör ile 7,65 mm 7 adet mermi, bir adet seri numarası kazınmış 7,65 mm çapında Combat Master marka siyah tabanca ve takılı vaziyette 1 adet şarjör ile 7,65 mm 7 adet mermi, İki adet kutu içerisinde toplam 47 adet 7,65 mm çapında mermi, beş adet kutu içerisinde toplam 100 adet AK-47 tüfeğine ait 7,65 mm çapında mermi, iki adet 30 fişek kapasiteli AK-47 Kalaşnikof şarjörü ve bu şarjörler içerisinde takılı vaziyette toplam 60 adet 7,62 mm mermi, iki adet 20 fişek kapasiteli AK-47 Kalaşnikof şarjörü ve bu şarjörler içerisinde takılı vaziyette toplam 9 adet 7,62 mm mermi, bir adet 30801 seri numaralı 7,65 mm çapında Pietro Baretta marka tabanca ve takılı vaziyette 1 adet şarjör ile 7 tane 7,66 mm çapında fişek, bir adet 2918-T seri numaralı Zoraki marka kuru sıkı tabanca ve takılı vaziyette 1 adet şarjör ile 7 tane kuru sıkı fişeğinin ele geçirildiğine ilişkindir. 2. Dava dosyası kapsamında, kolluk tarafından tutulan tutanaklar ve Kriminal Laboratuvardan alınan raporlar mevcuttur. A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesince; sanık ...'ın 2023 yılı Ocak ve Şubat aylarında aynı suç işleme kararının icrası kapsamında nitelik bakımından vahim olan ateşli silahları (2 adet tüfek ve 2 adet tabancayı) diğer sanık ...'e temin etmek suretiyle, sanık ...'in ise diğer sanık ...'dan nitelik bakımından vahim olan bahse konu ateşli silahları aynı suç işleme kararının icrası kapsamında belirtilen tarihlerde ticaretini yapmak maksatlı temin etmek ve ikamet aramasında ele geçen ve vahim nitelik arzetmeyen ruhsatsız diğer tabancayı (1 adet Pietro Baretta marka) ticaretini yapmak maksatlı ikametinde bulundurmak suretiyle üzerlerine atılı zincirleme şekilde vahim nitelikteki ateşli silah ve mermileri taşıma, nakletme, satma ve ticaretini yapmak maksatlı bulundurma suçunu işlediklerinin sabit olduğu gerekçesiyle sanıkların atılı suçtan mahkumiyetlerine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince isabetsizlik bulunmadığı ancak; bir tek silahın değil, birçok silahın kazanç amacıyla satılması, satışa arzedilmesi yada bu amaçla muhafaza edilmesi halinde silah ticaretinin oluşacağı, silahların değişik kişilere satılması yada aynı kişiye birden çok silah satılması fiillerinin ticaretin gereği ve suçun yasal unsuru olan birden çok satışa dahil olduğundan sanıklara yüklenen tüm eylemlerin kül halinde tek bir 6136 sayılı Kanun'un 12/1-4 maddesi uyarınca silah ticareti yapma suçuna uyacağı ve kesintisiz suçlardan olup birden çok alışveriş suçun unsurları içinde kabul edilmesi gerektiğinden zincirleme suç hükmüne dair 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezanın artırılamayacağından anılan madde uygulamasının hükümlerden çıkartılması suretiyle hükümlerin düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE A. Sanık ... yönünden; Sanık müdafiinin, kanuni süresi içerisinde temyiz sebeplerini öne sürdükten sonra, 22.02.2023 tarihli vekaletname ile vazgeçme hususunda yetkisi bulunan sanık müdafii Av. ...'in 04.07.2024 havale tarihli sanığın ise 09.08.2024 havale tarihli dilekçe ile temyiz isteğinden vazgeçtiğini bildirdiği ve temyiz davasının istek şartına bağlı olduğu anlaşılmıştır. B. Sanık ... yönünden Dosyada mevcut, araştırma tutanağı, teşhis tutanağı, dekont örneği, kriminal raporlar, sanık ... üzerinde ele geçirilen cep telefonunda yapılan inceleme sonucu düzenlenen raporda silahların pazarlandığı ve fiyat konusunda pazarlık yapıldığına dair çokça görüntü ve ses kaydının bulunması, diğer sanık ...'in aşamalardaki ifadeleri ile tüm dava dosyası kapsamına göre; sanık ...'in ikametinde yapılan arama sonucu ele geçirilen 6136 sayılı Kanun kapsamında 4 adedi nitelik itibariyle vahim, 1 adet vahim olmayan silahı yayma ve tehlikeyi çoğaltma kastı ile satışını yapan sanığın üzerine atılı suçu işlediği, ele geçirilen silahların sayısı ve nitelikleri dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulmasına bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemle uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, delillerin hukuka uygun ele geçirildiği, İlk derece mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin kararında dayanak olarak gösterilen gerekçeler gözetildiğinde sanık müdafiinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiş, hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir. V. KARAR A. Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden; Gerekçe bölümünde (A) numaralı bentte açıklanan nedenlerle 5271 sayılı Kanun'un 266 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyizden vazgeçme nedeniyle dava dosyasının Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, B. Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden; Gerekçe bölümünde (B) numaralı bentte açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 20.05.2024 tarihli ve 2024/1391 Esas, 2024/1245 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Hükmolunan ceza miktarına ve tutuklu kalınan süreye göre sanık ... hakkındaki tahliye talebinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.10.2024 tarihinde karar verildi.
8. Ceza Dairesi, 2024/16221 E., 2024/4038 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
hakkında olay -1- başlığı altında değerlendirilen eylemin sübut bulmadığı mahkemece kabul edilmiş ve 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında değerlendirilmemiştir.
8. Ceza Dairesi         2024/16221 E.  ,  2024/4038 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/833 E., 2022/1455 K. SUÇ : Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama HÜKÜMLER : Sanık ... hakkında istinaf talebinin reddi, bir kısım sanıklar hakkında istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine, bir kısım sanıklar hakkında ilk derece mahkemesi kararları kaldırılarak mahkumiyetlerine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Sanıklar müdafileri duruşma talebinde bulunmuş ise de; dosya kapsamı dikkate alınarak 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdiren duruşma talebinin reddine karar verilerek duruşmasız olarak yapılan temyiz incelenmesinde gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 05.11.2021, 10.09.2021 ve 10.01.2022 tarihli iddianameleri ile sanıklar hakkında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) ve (b) bentleri ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılmaları istemiyle dava açılmıştır. 2. Eskişehir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.05.2022 tarihli kararı ile sanıklar hakkında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan ayrı ayrı mahkumiyet ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 3. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 05.12.2022 tarihli kararı ile sanık ... hakkında istinaf başvurusunun reddi, bir kısım sanıklar hakkında istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine, bir kısım sanıklar hakkında ilk derece mahkemesi kararları kaldırılarak mahkumiyetlerine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanıklar müdafilerinin ve sanıkların temyiz istekleri; Kararın gerekçesiz olduğuna, sanıkların satıcı değil kullanıcı olduklarına, her türlü şüpheden uzak kesin ve yeterli delil bulunmadığına, ele geçen uyuşturucu madde miktarının kişisel kullanım sınırlarında olduğuna, suçun unsurlarının oluşmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin dikkate alınmadığına, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine, vs. ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; dava konusu olay, sanıkların uyuşturucu madde ticareti yaptığı iddiasına ilişkindir. A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü OLAY -1- (Suç Tarihi 16.05.2021, Sanık: ..., Tanık: A.Ç.) Eskişehir İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne bağlı ekiplerce uyuşturucu veya uyarıcı madde satışı yapan şahıslara yönelik yapılan çalışmalarda, Yeşiltepe Mahallesi Gökova Sokak No:3 Tepebaşı/Eskişehir adresinde ikamet eden sanık ...'in uyuşturucu veya uyarıcı madde sattığı yönünde bilgiler elde edilmesi üzerine yapılan çalışmalarda, Olay tarihi olan 16.05.2021 günü saat 21.30'da sanık ...'in yukarıda belirtilen ikamet ve çevresinde fiziki takibe başlandığı, saat 22.20 sıralarında tanık A.'nın, sanığın ikametinin önüne geldiği, bir süre sonra sanığın ikametinin kapısını çaldığı, sanığın kapıyı açtığı ve tanığın da ikametin içerisine girdiğinin görüldüğü, tanığın yaklaşık 3 dakika sonra sanığın ikametinden çıkarak tedirgin bir şekilde çevresini kontrol ederek yürüdüğünün görülmesi üzerine, tanığın, sanıktan uyuşturucu madde satın almış olabileceği değerlendirilmiş olup, sanığın ikametinin kesintisiz fiziki takibine devam edildiği sırada, diğer bir görevli tarafından ise de tanığın fiziki takibine devam edildiği ve tanığın kısa bir süre sonra yapılan kesintisiz fiziki takip sonucu durdurulduğu, üzerinden uyuşturucu madde ele geçtiği ve muhafaza altına alındığı, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Kimya İhtisas Dairesi Narkotik Şubesinin 21-78223/9945 sayılı raporunda, (1) numaralı maddenin gelen madde miktarının 100 mg olduğu, analiz sonucunun ADB- Butınaca ve ADB -4en-Pınaca içerdiği, (2) numaralı maddenin gelen madde miktarının net 130 mg olduğu, analiz sonucunda metamfetamin maddesi içerdiği, içerdiği metamfetamin miktarının net 103 mg olduğu, ADB- Butınaca ve ADB -4en-PINACA maddenin uyuşturucu madde olup olmadığı hususunda 5. Adli Tıp İhtisas Kurulundan görüş alındığı, İstanbul 5. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen raporda, ADB- Butınaca ve ADB -4en-Pınaca'nın sentetik kannobinoid türevlerinden olduğunun mütalaa edildiği, Tanık A. soruşturma aşamasında, olay tarihinden önce ismini vermek istemediği bir arkadaşının evine gittiğini, birlikte uyuşturucu madde kullandıklarını, evden çıkarken ise bir miktar uyuşturucu madde aldığını, olay günü ise yine arkadaşının evine gitmek amacıyla ikametinden ayrıldığını ancak bir süre sonra polisler tarafından durdurulduğunu, arkadaşının kendisine vermiş olduğu uyuşturucuyu polislere teslim ettiğini beyan ettiği, Her ne kadar sanık ... hakkında tanık A.'ya uyuşturucu veya uyarıcı madde satmak suçundan cezalandırılması istemiyle mahkemece kamu davası açılmış ise de, Sanığın aşamalarda, tanığı tanımadığını, olay hakkında herhangi bir bilgisinin bulunmadığına ilişkin istikrarlı beyanları, yapılan fiziki takipte sanık ile tanığın aralarında uyuşturucu madde alıp verdiğine ilişkin somut bir delilin bulunmadığı gibi yine aynı şekilde suça ilişkin taraflar arasında herhangi bir tape görüşmesinin de dosya kapsamında yer almadığı, tanığın da soruşturma aşamasında uyuşturucu maddeyi sanıktan aldığını belirtir herhangi bir beyanının bulunmadığı anlaşıldığından, tanığın soruşturma aşamasındaki ifadesi ile diğer tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, tanığın mahkemede dinlenilmesinden vazgeçilerek, bir an için tanığın mahkemece alınacak olan ifadesinde uyuşturucu maddenin sanık tarafından kendisine satıldığını beyan ettiği kabul edilmiş olsa bile, tanığın bu beyanının tek başına mahkumiyet için yeterli olmayacağı, herhangi bir delille desteklenmeyeceği sebebiyle tanığın bu şekildeki beyanına itibar edilemeyeceği mahkemece kabul edilmiş, yukarıda belirtildiği üzere tanığa ulaşılamaması sebebiyle tanığın beyanının alınmasından vazgeçilmiş, dosya kapsamında sanığın, tanığa uyuşturucu veya uyarıcı madde sattığına yönelik kesin, somut ve şüpheden uzak herhangi bir delil bulunmaması nedeni ile sanık hakkında mahkemede şüphe oluştuğu, şüpheden sanık yararlanır ilkesi nazara alındığında, sanık ... hakkında olay -1- başlığı altında değerlendirilen eylemin sübut bulmadığı mahkemece kabul edilmiş ve 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında değerlendirilmemiştir. OLAY -2- (Suç Tarihi: 23.06.2021, Sanık: ..., Tanık:L.Ü.) Eskişehir İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne bağlı ekiplerce uyuşturucu veya uyarıcı madde satışı yapan şahıslara yönelik yapılan çalışmalarda, sanık ...'in 23.06.2021 günü Sütlüce Mahallesi Bilginhan Sokak ve çevresinde olduğu, kendisini arayan şahıslara, söz konusu adreste uyuşturucu madde satacağı yönünde bilgiler elde edilmesi üzerine, 23.06.2021 günü saat 17.55 sıralarında, Sütlüce Mahallesi Bilginhan Sokak civarına fiziki takip amaçlı gidildiğinde, tanık L.'nin ..........,ı üzerinde bulunan park içerisinde oturduğunun görüldüğü, saat 18.03'de sanığın bisikleti ile tanık L.'nin yanına gelip oturduğu, sanığın elinin yumruk şeklinde cebinden çıkarttığı ve masanın üzerine bir şey bıraktığı, tanığında masanın üzerinden yine elini yumruk şeklinde avuç içerisine alarak cebine koyduğunun görüldüğü ancak bulunan konum itibariyle birbirlerine verilen nesnenin görülemediğinin belirtildiği, kısa bir süre sonra sanığın bisikletine binerek parktan ayrıldığı, tanığın da parktan ayrılması sonrasında yapılan kesintisiz fiziki takip sonucu durdurulduğu ve üzerinden uyuşturucu maddesi ele geçtiği, Bursa Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı'nın 18.08.2021 tarihli ve Uz- BRS - KİM - 21 - 08200 sayılı raporunda, 1 ile numaralandırılan maddenin 1,6 gram ağırlığında açık yeşil renkli bitki parçaları olduğu, söz konusu maddenin uyuşturucu maddelerin sentetik kannabinoidler grubunda yer alan ADB- Butınaca etken maddesini içerdiği, ADB - Butınaca isimli maddenin 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun hükümlerine tabi maddelerden olduğunun belirtildiği, Dosya arasında bulunan Mesafe Tespit Tutanağından söz konusu mesafe tespitinin harita üzerinden yapıldığı anlaşıldığından mahkememizce keşif yapılmış olup, keşif sonucu hazırlanan bilirkişi raporunda, sanığın tanığa uyuşturucu madde sattığı iddia edilen Eskişehir ili Tepebaşı ilçesi.......... Mahallesi ..........,ı üzerinde bulunan parktaki banktan, .........Mahallesi ........ No:36 adresinde bulunan Hacı ....... Cami giriş kapısına olan uzaklığın 139,80 metre olduğunun tespit edildiği, Tanık L.'nin 23.06.2021 tarihli beyanında, olay tarihinde ismini bilmediği bir şahıstan 200,00 TL karşılığında olayda ele geçen uyuşturucu maddesini satın aldığını, satın aldığı kişiyi tanımadığını beyan ettiği, Tanık L.'nin 11.09.2021 tarihli beyanında, fiziki takip tutanağının doğru olduğu, olay tarihinde sanık ile buluştuğunu, sanığın avucunun içerisinde kendisinin bonzai olacağını düşündüğü maddeyi verdiğini, bu alışverişe karşılık sanığa para vermediğini beyan ederek sanığı olay tarihinde kendisine uyuşturucu madde ikram eden kişi olarak teşhis ettiği, Her ne kadar sanık ... aşamalarda, ........,isimli bir şahsı tanıdığını ancak o kişinin tanık L. olup olmadığını bilmediğini, olaya ilişkin fiziki takibi kabul etmediğini, hiç kimseye herhangi bir parkta uyuşturucu madde vermediğini beyan ederek üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de, Tanık ile sanık arasında olay tarihinde görüşmeden önce bir takım buluşmaya yönelik tape görüşmelerinin bulunduğu, yapılan bu görüşmeler sonrasında buluşan tanık ile sanığın yapılan fiziki takibinde, oturmuş oldukları parkta sanığın tanığa avuç içerisinde bir şey verdiği, tanığın da yine avucunun içine alarak cebine koyduğunun görüldüğü, tarafların birbirlerinden ayrılması sonrasında tanığın yapılan kesintisiz fiziki takip sonucu durdurulması üzerine üzerinden uyuşturucu madde ele geçirilmiş olması, tanığın 11.09.2021 tarihli beyanı ile mahkememizde vermiş olduğu beyanında, fiziki takibi doğruladığı ve sanıktan uyuşturucu madde aldığına ilişkin beyanları ile olaya ilişkin tüm tutanaklar birlikte değerlendirildiğinde, tanığın vermiş olduğu ilk beyanının sanığı suçtan kurtarmaya yönelik olduğu, Her ne kadar sanık tanığa uyuşturucu madde satmadığını beyan etmiş ise de, tape kayıtları, fiziki takip tutanakları, tanığın beyanı ve teşhisi ile tüm dosya kapsamı birarada değerlendirildiğinde, sanığın da aşamalardaki suçlamayı kabul etmediği yönündeki beyanlarına itibar edilmemiş olup buna göre, Olay tarihinde sanık ...'in tanık L.Ü.'ye uyuşturucu madde satmak suretiyle üzerine atılı suçu işlediği, sanığın olay-2 başlığı altında düzenlenen eyleminin sübut bulduğu mahkememizce kabul edilmiş ve 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında değerlendirilmiştir. Sanığın, tanığa satmış olduğu uyuşturucu maddenin alınan raporda sentetik kannabinoid olduğunun tespit edilmesi sebebiyle sanık hakkında bu eylem sebebiyle 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uygulanmıştır. Sanığın, tanığa uyuşturucu madde satmış olduğu yerin mahkememizce yapılan keşif sonucunda Eskişehir ili ........... ilçesi .......Mahallesi ..........ı üzerinde bulunan parktaki banktan, .......... Mahallesi......... No:36 adresinde bulunan Hacı .......... Cami giriş kapısına olan uzaklığın 139,80 metre olduğu tespit edildiğinden, olay -2- de belirtilen eylem sebebiyle 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendinin uygulanma koşullarının oluştuğu anlaşıldığından, olay -2- de belirtilen eylem sebebiyle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasınını (b) bendi uygulanmıştır. OLAY -3- (Suç tarihi: 28.06.2021, Sanık: ..., Tanık: İ.Y.) Eskişehir İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne bağlı ekiplerce uyuşturucu veya uyarıcı madde satışı yapan şahıslara yönelik yapılan çalışmalarda, sanık ...'in 28.06.2021 günü ....... Mahallesi ........... Sokak No: 9 binada olduğu, kendisini arayan bir şahın bu adrese gelerek sanıktan uyuşturucu madde satın alacağı yönünde bilgiler elde edilmesi üzerine, 28.06.2021 günü saat 15.22'de ........ Mahallesi ..........Sokak No:9 sayılı bina çevresinde fiziki takibe başlandığı, saat 15.24'te tanık İ.'nin şoförlüğünü yaptığı 26 783 plaka sayılı araç ile Kök Sokak No:10 sayılı binanın giriş kapısına göre sağ tarafında bulunan otopark girişinin önüne aracını park ederek beklemeye başladığı, saat 15.29'da sanığın No: 9 sayılı binadan çıkarak tanık İ.'nin içerisinde bulunduğu araca girip, aracın açık olan sağ ön cama eğilerek tanık ile konuşmaya başladığı, kısa bir süre sonra sanığın cebinden çıkarttığı ancak tam olarak görülemeyen bir şeyi tanığa uzattığı ve tanıktan da bir miktar para aldığı, sonrasında yine cebinden çıkarttığı bir miktar para içerisinden para üstü olarak değerlendirilen bir miktar parayı geri verdiğinin görüldüğü, sonrasında sanığın No: 9 sayılı binaya girmesi üzerine tanığın yapılan kesintisiz fiziki takip sonucu durdurulduğu ve üzerinden uyuşturucu maddesi ele geçtiği, Bursa Bölge Kriminal Polis Laboratuvar'nın 18.08.2021 tarihli ve Uz- BRS - KİM - 21 - 08221 sayılı raporunda, (1) ile numaralandırılan maddenin 0,4 gram ağırlığında açık yeşil renkli bitki parçaları olduğu, söz konusu maddenin uyuşturucu maddelerin sentetik kannabinoidler grubunda yer alan ADB- Butınaca etken maddesini içerdiği, ADB - Butınaca isimli maddenin 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun hükümlerine tabi maddelerden olduğunun belirtildiği, Dosya arasında bulunan Mesafe Tespit Tutanağından söz konusu mesafe tespitinin harita üzerinden yapıldığı anlaşıldığından mahkememizce keşif yapılmış olup, keşif sonucu hazırlanan bilirkişi raporunda, sanığın tanığa uyuşturucu madde sattığı iddia edilen Eskişehir ili Tepebaşı ilçesi Sütlüce Mahallesi, Kök Sokak, No:10 sayılı apartmanın önünden........ Mahallesi No: 32 adresinde bulunan....., Belediyesi Esentepe Beldeevine uzaklığın 125,80 metre olduğu, yine No:10 önünden Hacı ......... Cami giriş kısmına uzaklığın ise 179,60 metre olduğunun tespit edildiği, Tanık İ.'nin 28.06.2021 tarihli beyanında, olayda ele geçen uyuşturucu maddesini 20,00 TL karşılığında Kök Sokak'ta yolda tanımadığı birisinden aldığını beyan ettiği, Tanık İ.'nin 11.09.2021 tarihli beyanında, olay tarihinde sanığı uyuşturucu madde satın almak için aradığını, ikametine gittiğini, bir süre dışarıda bekledikten sonra eve girdiğini, 50,00 TL karşılığında olayda ele geçen uyuşturucuyu satın aldığını, aralarında tape görüşmelerinin uyuşturucu madde alımına ilişkin olduğunu belirterek sanığı teşhis ettiği, Tanık İ. mahkememizde, sanıktan uyuşturucu madde satın almadığını, birlikte kullandıklarını beyan ettiği, Her ne kadar sanık ... aşamalarda, tanığın olay günü kendisinden borç para istemek için eve geldiğini, tanığa para verdiğini, fiziki takipte belirtilen kendisinin para aldığına ilişkin kısmı kabul etmediğini hatta kendisinin sadece tanığa para verdiğini, tanıktan ele geçen uyuşturucudan bilgisinin bulunmadığını beyan ederek üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de, Sanık ile tanığın olay günü görüşmeden önce aralarında bir takım buluşmaya yönelik tape kayıtlarının bulunduğu, tanığın araç içerisinde bulunduğu sırada yapılan fiziki takip üzerine, sanığın tanığın bulunduğu aracın içine doğru eğilerek tanığa bir şeyler verdikten sonra karşılıklı olarak birbirlerine para verdiklerinin de görüldüğü, sanığın, tanığın yanından ayrılması sonrasında yapılan kesintisiz fiziki takip sonucu durdurulduğu ve üzerinden uyuşturucu madde ele geçmiş olması ile her ne kadar tanık 28.06.2021 tarihli beyanında, tanımadığı birisinden uyuşturucu madde aldığını beyan etmiş ise de, söz konusu beyanlarının zaman, tarih ve olay anlatımı itibariyle fiziki takip ile uyumlu beyanlar olduğu ve tanığın yakalanmasının ardından sanığa yakalandığına ilişkin bilgi vermesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, olay günü sanığın tanığa uyuşturucu madde sattığı mahkememizce kabul edilmiş olup, Tanığın, sanıktan uyuşturucu madde satın almadığı yönündeki beyanlarının sanığı suçtan ve cezadan kurtarmaya yönelik beyanlar olması, sanığın da suçlamayı kabul etmediği yönündeki savunmasının tape kayıtları, olaya ilişkin tutanaklar, fiziki takip tutanağı, tanık beyanı ve tüm dosya kapsamı itibariyle kendisini suçtan ve cezadan kurtarmaya yönelik savunmalar olduğu mahkememizce kabul edilmiş olup, buna göre; Olay tarihinde sanığın tanık İ.Y.'ye uyuşturucu madde satmak suretiyle üzerine atılı suçu işlediği, olay -3- başlığı altında düzenlenen eyleminin sübut bulduğu mahkememizce kabul edilmiş ve 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında değerlendirilmiştir. Sanığın, tanığa uyuşturucu madde satmış olduğu yerin mahkememizce yapılan keşif sonucunda Hacı.........., Cami giriş kapısına olan uzaklığın 179,60 metre olduğu tespit edildiğinden, olay -3- de belirtilen eylem sebebiyle 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendinin uygulanma koşullarının oluştuğu anlaşıldığından, olay -3- de belirtilen eylem sebebiyle sanık hakkında aynı Kanun'un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uygulanmıştır. OLAY -4- (Suç Tarihi:19.07.2021, Sanık ..., Tanık: A.E.A.) Eskişehir İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne bağlı ekiplerce uyuşturucu veya uyarıcı madde satışı yapan şahıslara yönelik yapılan çalışmalarda, sanık ...'in ...... Dolmuş duraklarında bulunan kuaför salonunda olduğu, kendisini arayan ve gelecek olan şahıslara uyuşturucu veya uyarıcı madde satacağı yönünde bilgiler elde edilmesi üzerine, 19.07.2021 tarihinde saat 18.35 sıralarında ......... Mahallesi .......Sokak'ta bulunan ....... Dolmuş durakları civarına fiziki takip amacıyla geçildiğinde sanık ...'in ..........,Kuaför salonunda saç traşı olduğunun görüldüğü, saat 19.40 sıralarında tanık A.E.'nin 26 420 plaka sayılı motorsikleti ile gelerek motorsikletini park ettikten sonra sanığın bulunduğu Yıldız Kuaför salonunun önüne geldiği, sanık ile tanığın birbirleri ile uzaktan konuştuktan sonra tanığın, kuaför salonunun karşısında bulunan Çömlek Ev Yemekleri lokantasına giderek oturduğu, bir süre sonra sanığın da, tanığın yanına giderek oturduğu, tanık ile sanığın yemek yedikten sonra birlikte lokantadan çıkarak......, Sokak'tan .........,Caddesi'ne yaya olarak gittikleri, ............., ile Gazi ........... Caddesi kesişimine geldiklerinde sanık ile tanığın birbirlerine iyice yaklaştıkları ve sanığın avuç içerisinde tanığa bir şeyler verdiği, tanığın da alarak eşofmanın arka cebine koyduğunun görüldüğü, bir süre sonra sanık ile tanığın ayrıldıkları, tanığın motorsiklete binerek uzaklaştığının görülmesi üzerine yapılan kesintisiz fiziki takip sonucu durdurulduğu ve üzerinden uyuşturucu maddesi ele geçtiği, Bursa Bölge Kriminal Polis Laboratuvar'nın 27.08.2021 tarihli ve Uz- BRS - KİM - 21 - 08747 sayılı raporunda, (1) ile numaralandırılan maddenin 5,3 gram ağırlığında beyaz renkli kristal madde olduğu, söz konusu maddenin uyuşturucu maddelerden Metamfetamin etken maddesini içerdiği ve içerdiği net Metamfetamin miktarının 4,505 gram olduğu, Metamfetamin maddesinin 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun hükümlerine tabi maddelerden olduğunun belirtildiği, Dosya arasında bulunan Mesafe Tespit Tutanağından söz konusu mesafe tespitinin harita üzerinden yapıldığı anlaşıldığından mahkemece keşif yapılmış olup, keşif sonucu hazırlanan bilirkişi raporunda, sanığın tanığa uyuşturucu madde sattığı iddia edilen Eskişehir ili Tepebaşı ilçesi............, Mahallesi, Gazi Yakup Satar Caddesi ile ............,kesişiminden, İhsaniye Camii giriş kısmına uzaklığın 80 metre mesafede olduğu tespit edildiği, Tanık A.E.'nin aşamalarda, olayda ele geçen uyuşturucu maddelerin kendisine ait olduğunu, yakalandığı tarihten 2 gün önce Kuyubaşı'ndan yolda denk geldiği bir kişiden 600,00 TL karşılığında üzerinden ele geçen uyuşturucu maddeleri satın aldığını beyan ettiği, Her ne kadar sanık ... aşamalarda, tanığa olay günü kendisine ev tutması konusunda yardımcı olması için 30,00 TL para verdiğini, söz konusu tape görüşmelerin de buna ilişkin olduğunu beyan ederek üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiş ise de, Taraflar arasında buluşmaya yönelik tape görüşmelerinin bulunduğu, bu görüşmelerinin ardından ........, Sokak ile Gazi ...... Caddesi kesişimine gelen sanık ile tanığın birbirlerine iyice yaklaştıkları ve sanığın avuç içerisinde tanığa bir şeyler verdiği, tanığın da alarak eşofmanın arka cebine koyduğunun görülmesi ve tanığın, sanıktan ayrıldıktan sonra yapılan kesintisiz fiziki takip sonucu durdurulması üzerine, üzerinde uyuşturucu madde ele geçmiş olması hususları ile dosya arasında bulunan olaya ilişkin tutanaklar birlikte değerlendirildiğinde, tanığın aşamalardaki beyanlarının sanığı suçtan ve cezadan kurtarmaya yönelik olduğu, Sanığın da suçlamayı kabul etmediği yönündeki beyanlarının fiziki takip tutanağı, tanık beyanı, tape kayıtları ve tüm dosya kapsamı itibariyle kendisini suçtan ve cezadan kurtarmaya yönelik olduğu mahkemece kabul edilmiş olup, buna göre; Olay tarihinde sanığın tanık A.E.A.'ya uyuşturucu madde satmak suretiyle üzerine atılı suçu işlediği, olay -4- başlığı altında düzenlenen eyleminin sübut bulduğu mahkemece kabul edilmiş ve 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında değerlendirilmiştir. Sanığın, tanığa uyuşturucu madde satmış olduğu yerin mahkemece yapılan keşif sonucunda Eskişehir ili Tepebaşı ilçesi .......Mahallesi, Gazi .........Caddesi ile .............Sokak kesişiminden, ........., Camii giriş kısmına uzaklığın 80 metre mesafede olduğu tespit edildiğinden, olay -4- de belirtilen eylem sebebiyle 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendinin uygulanma koşullarının oluştuğu anlaşıldığından, olay -4- de belirtilen eylem sebebiyle sanık hakkında aynı Kanun'un 188 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uygulanmıştır. OLAY -5 (Suç Tarihi:24.07.2021 Sanıklar: ..., ... ) Birleşen Dosya, Eskişehir İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne bağlı ekiplerce uyuşturucu veya uyarıcı madde satışı yapan şahıslara yönelik yapılan çalışmalarda, 24.07.2021 tarihinde 43 285 plaka sayılı aracın Eskişehir'e uyuşturucu veya uyarıcı madde getireceğine dair bilgiler elde edilmesi üzerine, 24.07.2021 tarihinde saat 21.30 sıralarında Bursa Çevreyolu üzerinde gerekli güvenlik tedbirleri alınarak beklenmeye başlandığı, saat 22.00 sıralarında Batıkent Mahallesi Bursa Yolu polis uygulama noktasında bahse konu aracın usulüne uygun olarak durdurulduğu, araç içerisinde tek olan sanık ...'un tedirgin ve çelişkili beyanlarda bulunması sebebi ile gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında arama emri üzerine söz konusu araçta arama yapılmaya başlanıldığı, yapılan aramada, 1 adet şeffaf poşete sarılı vaziyette daralı 5,69 gram uyuşturucu metamfetamin maddesi ve 1 adet şeffaf poşet içerisinde ayrı ayrı 3 adet şeffaf poşete sarılı vaziyette daralı 120,06 gram gelen uyuşturucu madde ele geçirildiği, Bursa Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 27.08.2021 tarihli ve Uz-BRS-KİM-21-08744 sayılı raporunda özetle; (1) ve (2) ile numaralandırılan maddelerin uyuşturucu maddelerden Metamfetamin etken maddesini içerdiği, (1) ile numaralandırılan maddenin içerdiği net Metamfetamin miktarının 4,335 gram olduğu, (2) ile numaralandırılan maddenin içerdiği net Metamfetamin miktarının 98,77 gram olduğu, Metamfetamin maddesinin 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun hükümlerine tabi maddelerden olduğunun bildirildiği, Sanık ...'un kollukta vermiş olduğu savunmasında, olay tarihinde Bursa iline sanık ...'in kendisini çağırması üzerine gittiğini, sanık ... ile buluştuğunu, sanık ...'in, kendisinin Eskişehir'e götürmesi için bir eşya vereceğini, karşılığında 1.000,00 TL para vereceğini söylemesi üzerine kendisinin kabul ettiğini, sanık ...'in yanından bir süre ayrıldığını ve tekrar geri geldiğinde aracın arka koltuğuna binip ön sol koltuk kılıfına bir şeyler sokarak sakladığını, kendisinin ne olduğunu sorduğunda ise bir şey olmadığını söyleyerek birlikte yola çıktıklarını, İnegöl'e yaklaştıkları sırada sanık ...'in araçtan indiğini, Eskişehir'de buluşmak üzere anlaştıklarını söyleyerek, olayda ele geçen uyuşturucu maddenin sahibinin sanık ... olduğunu belirttiği ve sanık ...'i teşhis ettiği, Eskişehir 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde ve mahkemede alınan savunmalarında, olay tarihinde Bursa'da açık kimlik bilgilerini bilmediği isimli şahıstan 3.000,00 TL karşılığında söz konusu uyuşturucuları kullanmak amacıyla aldığını, sanık ...'in kendisini Bursa'da görmesi nedeni ile ihbar ettiğini düşünüp sanık hakkında soruşturma aşamasında beyanlarda bulunduğunu, yoksa sanık ...'ten uyuşturucu maddeyi almadığını beyan ederek üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de, Sanık ...'un soruşturma aşamasında, sanık ... tarafından kendisine verilen ve sakladığını belirttiği poşet içerisindeki maddeyi bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, ayrıca sanık ... ile sanık ... arasındaki tape görüşmelerinden anlaşıldığı üzere aralarında paraya ilişkin görüşmelerinin bulunduğu, söz konusu para miktarının uyuşturucu maddenin ücretine ilişkin olduğunun mahkemece kabul edildiği, yine tape kayıtlarından sanıkların birbirleriyle buluşmaya yönelik görüşmelerinin bulunduğu hususu, sanıkların savunmaları ile tüm dosya arasında bulunan tutanaklar da birlikte değerlendirildiğinde, sanık ...'un suçlamayı kabul etmediği yönündeki savunmaları mahkemece inandırıcı bulunmamış, sanık ...'un, sanık ...'ten almış olduğu uyuşturucu maddeyi nakletmek suretiyle üzerine atılı suçu işlediği, suçunun sübuta erdiği, olay -5- başlığı altında düzenlenen eylemin sanık ... yönünden sübut bulduğu mahkemece kabul edilmiştir. Her ne kadar sanık ... soruşturma aşamasında, sanık ...'un yakalandığı olay ile ilgili bir bilgisinin olmadığını, sanığın teşhisini kabul etmediğini, sanık ile birlikte ..........,'a sanık ...'un aracını satmaya gittiklerini ancak sanığın orada araba ile yanına gelen birinden bir şey aldığını, gelen aracın plakasını hatırlamadığını beyan etmiş, yine mahkemede, sanık ...'ı tanıdığını, sanık ...'un arabasını satmak için Bursa'ya gelmesi nedeni ile görüştüğünü ancak kesinlikle sanık ...'a uyuşturucu madde vermediğini beyan ederek üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de, Olaya ilişkin tape görüşme içerikleri, sanık ...'in sübut bulan diğer eylemleri, sanık ...'un soruşturma aşamasındaki beyanları ile tüm dosya kapsamı birarada değerlendirildiğinde, sanığın savunmalarına itibar edilmemiş olup, Sanık ...'in, sanık ...'a olay günü ticari amaçla uyuşturucu madde verdiği, sanık ...'un, sanık ...'ten almış olduğu uyuşturucu maddeyi naklettiği sırada yakalandığı mahkemece kabul edilmiş, sanık ...'in bu şekilde üzerine atılı uyuşturucu veya uyarıcı madde suçunu işlediği, suçunun sübuta erdiği, olay -5- başlığı altında düzenlenen eylemin sanık ... yönünden sübut bulduğu mahkemece kabul edilmiş ve 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında değerlendirilmiştir. OLAY -6- (Suç Tarihi: 29.07.2021, Sanık: ..., Tanık: M.G.) Eskişehir İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne bağlı ekiplerce uyuşturucu veya uyarıcı madde satışı yapan şahıslara yönelik yapılan çalışmalarda, sanık ...'in 29.07.2021 tarihinde Sivrihisar-1 Caddesi üzerinde bulunan Eskişehir Pasajı civarında olduğu, yanına gelecek olan şahsa uyuşturucu madde satacağı yönünde bilgiler elde edilmesi üzerine, 29.07.2021 günü saat 13.15 sıralarında Mustafa Kemalpaşa Mahallesi Sivrihisar-1 Caddesi üzerinde bulunan Eskişehir Pasajı civarına fiziki takip amacıyla geçilerek beklenmeye başlandığı, sanığın Pasajın içerisinde olduğunun görüldüğü, sanığın bir süre pasajın içerisinde durduktan sonra ..........Bulvarı ..... Sokak'a doğru yürüdüğünün, ........ Sokak'a bakan arka çıkış kapısında kendisini bekleyen tanık .......,'in yanına gittiğinin görüldüğü, tanık ile sanığın ayak üstü bir süre konuştuktan sonra sanığın tekrar Eskişehir Pasajı içerisine girdiği, tanığın da Lületaşı Çarşısı giriş çıkış kapısı karşısında beklemeye devam ettiği, kısa bir süre sonra sanığın yeniden tanığın yanına geldiği, aralarında bir şeyler alıp verdikleri ancak ne alıp verildiğinin net olarak görülmediği ancak bir süre sonra tanık ile sanığın ayrıldıkları, tanığın, sanıktan uyuşturucu madde almış olabileceği değerlendirilerek yapılan kesintisiz fiziki takip sonucu durdurulduğu, üzerinden uyuşturucu madde ele geçtiği, Bursa Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı'nın 20.09.2021 tarihli ve Uz- BRS - KİM - 21 - 09502 sayılı raporunda, (1) ile numaralandırılan maddenin 1 gram ağırlığında açık yeşil renkli bitki parçaları olduğu, söz konusu maddenin uyuşturucu maddelerin sentetik kannabinoidler grubunda yer alan ADB- Butınaca etken maddesini içerdiği, ADB - Butınaca isimli maddenin 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun hükümlerine tabi maddelerden olduğunun belirtildiği, Dosya arasında bulunan Mesafe Tespit Tutanağından söz konusu mesafe tespitinin harita üzerinden yapıldığı anlaşıldığından mahkemece keşif yapılmış olup, keşif sonucu hazırlanan bilirkişi raporunda, sanığın tanığa uyuşturucu madde sattığı iddia edilen Eskişehir ili Tepebaşı ilçesi Mustafa Kemal Paşa Mahallesi, Porsuk Blv. ...... Sokak üzerindeki Lületaşı Çarşısı arka giriş-çıkış kapısı karşısının, olay yerinin yakınındaki Nalbant Camii giriş kapısına 195,70 metre mesafede olduğunun tespit edildiği, Tanık M.'nin 29.07.2021 tarihli beyanında, üzerinde ele geçen uyuşturucu maddeyi olay günü Kuyubaşı Mahallesi'nde bulunan görse tanıyamayacağı bir şahıstan 75,00 TL karşılığında satın aldığını belirttiği, Tanık M.'nin 11.09.2021 tarihli beyanı ve mahkemedeki beyanında, olaya ilişkin fiziki takip tutanağının doğru olduğunu, sanık ile olay tarihinde buluştuğunu ancak sanıktan uyuşturucu madde satın almadığını, şahsi bir mesele sebebi ile görüştüklerini, olay günü sanık ile buluşmadan önce Kuyubaşı'ndan uyuşturucu madde satın aldığını beyan ettiği, Her ne kadar sanık ... aşamalarda, tanık M. ile sık sık görüştüğünü, bazen birbirlerine uyuşturucu madde verip birlikte kullandıklarını ancak para alıp vermediklerini, onunla da uyuşturucu madde kullandığını, ancak kesinlikle tanık M.'ye uyuşturucu madde satmadığını beyan ederek üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de, Tanık ile sanığın olay tarihi öncesi birbirleriyle telefon üzerinden buluşmak amacıyla görüştüklerine ilişkin tape kaydının bulunması, yapılan fiziki takipten de anlaşılacağı üzere sanığın, Lületaşı Çarşısı giriş çıkış kapısı karşısında beklemeye başlayan tanığın yanına gitmesi, aralarında bir şeyler alıp verdiklerinin görülmesi sonrasında tanığın, sanığın yanından ayrılmasının ardından yapılan kesintisiz fiziki takip sonucu durdurulması üzerine tanıktan uyuşturucu madde ele geçmesi, olaya ilişkin tüm tutanaklar göz önünde bulundurulduğunda, tanığın aşamalardaki, sanığı suçtan ve cezadan kurtarmaya yönelik beyanlarına itibar edilmemiş, Sanığın da tape kaydı, fiziki takip tutanağı, sübut bulan diğer eylemleri de nazara alındığında, suçlamayı kabul etmediği yönündeki savunması mahkemece inandırıcı bulunmamış olup buna göre, Olay günü sanığın, tanığa Lületaşı Çarşısı giriş çıkış kapısı karşısında uyuşturucu madde sattığı, olay -6- başlığı altında düzenlenen eylemin sanık ... yönünden sübut bulduğu mahkememizce kabul edilmiş ve 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında değerlendirilmiştir. Sanığın, tanığa uyuşturucu madde satmış olduğu yerin mahkemece yapılan keşif sonucunda Eskişehir ili Tepebaşı ilçesi Mustafa ........., Mahallesi, Porsuk Blv. ......., Sokak üzerindeki Lületaşı Çarşısı arka giriş-çıkış kapısı karşısının, olay yerinin yakınındaki Nalbant Camii giriş kapısına 195,70 metre mesafede olduğu tespit edildiğinden, olay -6- da belirtilen eylem sebebiyle 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendinin uygulanma koşullarının oluştuğu anlaşıldığından, olay -6- da belirtilen eylem sebebiyle sanık hakkında aynı Kanun'un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uygulanmıştır. OLAY -7 (Suç Tarihi: 08.08.2021 Sanıklar: ..., ..., ...) Eskişehir İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne bağlı ekiplerce uyuşturucu veya uyarıcı madde satışı yapan şahıslara yönelik yapılan çalışmalarda, 08.08.2021 günü Bursa'dan Eskişehir'e 34 * 876 plaka sayılı araç ile yüklü miktarda uyuşturucu madde getirileceği yönünde bilgiler elde edilmesi üzerine Eskişehir'e giriş güzergahında beklendiği, söz konusu aracın saat 08.30 sıralarında geldiğinin görülmesi üzerine aracın durdurulduğu, araç sürücüsünün Banu Natir, ön yolcu koltuğunda sanık ... ve arkada yolcu koltuğunda ise Mine Gökalp'in bulunduğunun görüldüğü, Sanık ... hakkında arama kararının tespit edilmesi üzerine yakalama işleminin yapıldığı, yapılan kaba üst yoklamasında da herhangi bir suç ve suç unsuruna rastlanılmadığı, gecikmesinde sakınca bulunan hal nedeni ile söz konusu araçta arama yapılmaya başlanıldığı, 1 adet üzerinde siyah renk poşet içerisinde bulunan siyah sarı çizgili poşet içerisinde ayrı ayrı vaziyette 10 adet uç kısmı bağlanmış vaziyette şeffaf poşet içerisinde daralı 548 gram uyuşturucu Metamfetamin maddesi ele geçirildiği, söz konusu uyuşturucu maddeden net 10 gramının Ankara Bölge Kriminal Polis Laboratuvarına gönderilmek üzere el konulduğu, Merkez Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliği'nin MRK-KMY-2021-7248 sayılı raporunda, (1) numaralı gelen maddenin net 523,6 gram ağırlığında beyaz renkli kristalize madde olduğu, (2) numaralı gelen net madde miktarının 9,9 gram ağırlığında beyaz renkli kristalize madde olduğu, (1) numaralı maddenin %83,2 Metamfetamin içerdiği, 523,6 gram bulgunun net 435,6 gram Metamfetamin içerdiği, (2) numaralı maddenin %85,0 Metamfetamin içerdiği, toplam net 9,9 gram bulgunun net 8,4 gram methamphetamine içerdiği, Metamfetamin maddesinin 2313 sayılı Kanun kapsamında yer alan maddelerden olduğunun belirtildiği, Sanık ...'ın soruşturma aşamasında, 06.08.2021 günü saat 21.00 sıralarında İstanbul ili Tarlabaşı Semt'inde bir sokak satıcısından 300,00 TL karşılığında uyuşturucu madde satın aldığını, satın aldıktan sonra söz konusu şahsı takip ettiğini, uyuşturucu maddeleri sakladığı yeri görmesi üzerine şahsın arkasından söz konusu siyah bez torba içerisindeki uyuşturucuları aldığını, arkadaşının bagajına koyduğunu belirtmiş ve mahkemede, sanık ...'i tanımadığını, ........ lakaplı ........... adlı birini tanıdığını ancak o şahsın, sanık ... olup olmadığını bilmediğini, söz konusu uyuşturucu maddeleri harabe şeklinde bir inşaattan çaldığını, sonra uyuşturucunun gerçek sahiplerinin kendisini aradıklarını anlaması nedeni ile İstanbul'dan Eskişehir'e kaçarken yakalandığını, sanıklar ......... ve ............ ile uyuşturucu madde ticareti yapmadığını belirterek üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de, Sanık ... ile sanık ... arasındaki tape kayıtlarından, uyuşturucu madde miktarının gramına ilişkin bir takım görüşmelerinin bulunduğunun anlaşıldığı, sanık ...'in, sanıklar ... ile...'in görüşmesini sağladığı, sanıkların uyuşturucu madde ticareti hususunda birlikte hareket ettikleri, sanık ...'ın, tanımadığı bir kişiden uyuşturucu maddeleri çaldığına ilişkin savunmalarının, diğer sanıkları suçtan ve cezadan kurtarmaya yönelik savunmalar olduğu mahkemece değerlendirilmiş olup, sanık ...'ın, sanıklar ............ ve... ile arasında bir uyuşturucu madde alım satımına dair görüşme bulunmadığına ilişkin anlatımlarının, aralarındaki tape görüşme içerikleri göz önünde bulundurulduğunda inandırıcı bulunmadığı, dolayısıyla sanığın diğer sanıkların uyuşturucu madde ile ilgilerinin bulunmadığına ilişkin savunmalarının da aynı şekilde inandırıcı bulunmadığı, Sanıklar... ile ... arasında uyuşturucu maddeyi şifreli olarak "araba" şeklinde ifade ettikleri mahkememizce kabul edildiğinden, sanık ...'ın bulunduğu araçta yapılan aramada, 1 adet üzerinde siyah renk poşet içerisinde bulunan siyah sarı çizgili poşet içerisinde ayrı ayrı vaziyette 10 adet uç kısmı bağlanmış vaziyette şeffaf poşet içerisinde daralı 548 gram kullanım sınırının çok üzerinde uyuşturucu metamfetamin maddesi ele geçirilmiş olması ile dosya arasındaki tüm tutanak ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, sanık ...'ın, olay -7- başlığı altında düzenlenen eylemin sübut bulduğu mahkemece kabul edilmiştir. Her ne kadar sanık ... soruşturma aşamasında diğer sanıkları tanımadığını beyan etmiş, mahkemedeki ifadesinde ise, bir keresinde sanık ...'in kendisini telefonla aradığını, niye aradığını bilmediğini, sadece nerde olduğunu sorduğunu, sanık ... ile buluşmadığını, ona uyuşturucu madde vermediğini, sanık ...'i tanımadığını, sanık ...'ten ele geçen uyuşturucu madde ile bir ilgisi olmadığını belirterek çelişkili beyanlarda bulunarak üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de, Sanığın tanımadığı kişi veya kişilerle birden fazla kez görüşmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, sanık ...'in tanımadığını söylediği sanık ... ile uyuşturucu maddeye ilişkin bir takım şifreli görüşmelerinin bulunduğu, uyuşturucu maddenin ele geçmesi hususu da nazara alındığında, sanığın suçlamayı kabul etmediği yönündeki savunmasının kendisini suçtan ve cezadan kurtarmaya yönelik olduğu mahkemece kabul edilmiş olup buna göre, Sanık ...'in, sanık ... aracılığıyla temin etmiş olduğu uyuşturucu maddeyi diğer sanık ...'la naklettirdiği, bu şekilde olay -7- başlığı altında düzenlenen eylemin sanık ... yönünden sübut bulduğu mahkemece kabul edilmiş ve 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında değerlendirilmiştir. Her ne kadar sanık ... mahkemede, sanıklar... ve ...'ın uyuşturucu madde alışverişi yaptıklarını, bir dönem sanık ...'ın şoförlüğünü yaptığını, sanıklar ... ile...'in uyuşturucu madde ticareti yaptığını öğrendiğinde Narkotik'e bildirerek ihbarda bulunduğunu beyan ettiği, Sanık ... soruşturma aşamasında, sanık ...'ın Eskişehir'e uyuşturucu madde getireceğinden bilgisinin bulunmadığını, söz konusu tape görüşmelerinin sanık ... ile uyuşturucu ticaretine yönelik olduğunu, sanık ...'ın daha önceki bir tarihte kendisine 50 gr uyuşturucu madde verdiğini bu nedenle sanık ...'a 5.000,00 TL borçlandığını, buna ilişkin konuşmaların olduğunu, devam eden diğer görüşmelerde ise sanık ...'ı İstanbul'da Barış isimli uyuşturucu satan birisi ile buluşturduğunu, bu aracılıktan herhangi maddi bir kazancının olmadığını beyan ederek üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de, Sanık ... ile sanık ... arasındaki tape görüşmeleri, sanık ...'in, sanık ...'ın uyuşturucu madde almasına yönelik olarak aracılık yaptığına ilişkin ikrar içeren savunmaları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanık ...'in, sanıklar... ve ... arasında irtibat kurduğu, uyuşturucu madde temini konusunda diğer sanıklar ile birlikte hareket ettiği anlaşıldığından, olay -7- başlığı altında düzenlenen eylemin sanık ... yönünden sübut bulduğu mahkemece kabul edilmiştir. Her ne kadar sanıklar hakkında olay -7- sebebiyle 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin beşinci fıkrasının uygulanması talep edilmiş ise de, aynı Kanun'un 188 inci maddesinin beşinci fıkrasının uygulanabilmesi için sanıkların aynı fikir ve eylem birliği içerisinde, aynı irade doğrultusunda hareket etmelerinin gerektiği, ancak yukarıda ayrıntısıyla açıklandığı üzere sanıkların irade doğrultusunda hareket etmedikleri, sanık ...'in uyuşturucu maddeyi temin ettiği, sanık ...'ın uyuşturucu maddeyi naklettiği, sanık ...'in ise gelecek olan uyuşturucuyu kabul eden kişi konumunda bulunduğu, bu haliyle sanıkların iradelerinin aynı doğrultuda olmadığı, dolayısıyla somut olayda 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin beşinci fıkrasının yasal uygulanma koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, olay -7- de belirtilen eylem sebebiyle sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin beşinci fıkrası uygulanmamıştır. OLAY -8 (Suç Tarihi: 10.08.2021 Sanık: ..., Tanıklar: H.K., S.T.) Eskişehir İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne bağlı ekiplerce uyuşturucu veya uyarıcı madde satışı yapan şahıslara yönelik yapılan çalışmalarda, sanık ...'in 10.08.2021 tarihinde Bahçelievler Mahallesi ...Caddesi Sıhhiye Kavşak civarına yakın bir yerde bulunduğu ve yanına gelecek olan şahsa uyuşturucu madde satacağı yönünde bilgiler elde edilmesi üzerine, 10.08.2021 günü saat 22.10 sıralarında Sıhhiye Kavşak'tan ...Caddesi girişi civarına fiziki takip amacıyla geçilip beklenmeye başlanıldığı, saat 22.17 sıralarında sürücülüğünü tanık S.'nin, yolcu koltuğunda ise tanık H.'nin bulunduğu 34 7656 plaka sayılı aracın ...Caddesi üzerinde durduğu, tanık S.'nin araçtan inerek bir süre etrafını kontrol ettikten sonra telefon ile konuşarak tekrar aracına bindiği, aracın ...Caddesi No:20 adresinde faaliyet gösteren ......... Market isimli işyerinin karşısında durduğu, ...Caddesi üzerinde beklemekte olan sanık ...'in, içerisinde tanıkların bulunduğu araca bindiği, aracın hareket ettiği ve bir süre sonra Esenyurt Sokak ile ........,Sokak kesişimine gelmeden ........., Sokak üzerinde durduğu, kısa bir süre sonra sanığın araçtan inerek ... ... Sokak istikametine doğru gittiği, tanıkların ise araç ile yollarına devam ettikleri, tanıkların, araç içerisinde sanıktan uyuşturucu madde satın almış olabileceği değerlendirilerek yapılan kesintisiz fiziki takip sonucu durdurulduğu ve tanık S.'den uyuşturucu maddesi ele geçtiği, Merkez Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliği'nin MRK-KMY-2021-7242 sayılı raporunda, net 0,56 gram ağırlığında açık yeşil renkli bitki parçaları olduğu, İncelemeye verilen bulgu bölümünde özellikleri belirtilen bulgunun, ADB-Butınaca içerdiği tespit edildiği, ADB-Butınaca maddesinin Bakanlar Kurulunun 2015/7238 ve 2016/8548 sayılı kararları ile 2313 sayılı Kanun kapsamına alınan Sentetik Kannabinoidlerden olduğunun belirtildiği, Tanık S. her ne kadar soruşturma aşamasında, olay günü tanık H. ile birlikte sanık ...'ten 100,00 TL karşılığında uyuşturucu madde satın aldıklarını, satın almadan önce messenger üzerinden görüştüklerini, buluşma yerinde sanığın gelerek araçlarına bindiğini, kendilerine uyuşturucu madde verdiğini belirterek sanığı teşhis ettiği, ancak mahkemede sanıktan uyuşturucu madde almadığını beyan ettiği, Tanık H. her ne kadar soruşturma aşamasında, olay günü tanık S. ile araçlarına binen şahıstan 100,00 TL karşılığında uyuşturucu madde aldıklarını ancak kendisinin şahsı daha önceden tanımadığını, aracın ön tarafında oturduğu için de arkada oturan sanığın yüzünü göremediğini belirttiği, mahkemedeki ifadesinde ise, sanık ...'in araçlarına bindiğini, kendilerinin uyuşturucu madde kullandığını, sanığın uyuşturucu madde satmadığını, sanığın araçtan indikten sonra polislerin yakalaması nedeni ile araç içerisinde uyuşturucu kullandıklarını, sanık ...'in şikayet etmiş olabileceğini düşünmesi sebebi ile soruşturma aşamasında o şekilde ifade verdiğini belirttiği, Her ne kadar sanık ... soruşturma aşamasında, olay günü tanıkların aracına bindiğini ancak ne için bindiğini hatırlamadığını, tanıklara uyuşturucu madde satmadığını, tanık H.'yi de tanımadığını belirtmiş, Cumhuriyet Başsavcılığında tanık S.'nin aracını geçici olarak kullanmak amacıyla istediğini beyan ettiği, sanık ... mahkemedeki ifadesinde ise, tanıklar H.K.'yı tanımadığını, S.T.'yi tanıdığını, olay tarihinde tanık S. ile buluştuğunu, aracını geçici olarak kullanmak amacıyla görüşmek için tanık S.'nin kullandığı araca bindiğini, araç içerisinde bir şahsın daha olduğunu, ancak tanımadığını, tanık S.'ye arabasını vermek istememesi nedeni ile aralarında bir tartışma çıktığını araçtan indiğini beyan ederek üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de, Sanık ile tanık S. arasında olay tarihinden önce buluşmaya yönelik tape kayıtlarının bulunduğu, buluşmayı kararlaştırdıkları yere tanıkların gittiği, aracın ...Caddesi No:20 adresinde faaliyet gösteren .......... Market isimli iş yerinin karşısında durması sonrasında sanığın da tanıkların bulunduğu araca bindiğinin görüldüğü, aracın oradan hareket ettiği ve bir süre sonra ...........Sokak ile.........Sokak kesişimine gelmeden Esenyurt Sokak üzerinde durduğu, kısa bir süre sonra sanığın araçtan inerek ... ... Sokak istikametine doğru gitmesinin ardından, tanıkların kesintisiz fiziki takip sonucu durdurulması üzerine uyuşturucu madde ele geçmiş olması, tanıkların aşamalarda, sanığın araçlarına bindiğine, tanık H.'nin araca binen şahıstan uyuşturucu madde satın aldıklarına ilişkin beyanı, yine dosya kapsamı itibariyle tanık S.'nin beyanı ve teşhisi nazara alındığında, tanıkların mahkemedeki beyanlarının sanığı suçtan ve cezadan kurtarmaya yönelik beyanlar olduğu, yine sanığın suçlamayı kabul etmediği yönündeki beyanları da tanıkların soruşturma aşamasındaki beyanları, tape kayıtları, fiziki takip tutanakları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde mahkemece inandırıcı bulunmamış olup buna göre, Olay tarihinde sanığın, tanıklar S. ve H.'ye uyuşturucu madde vermek suretiyle üzerine atılı suçu işlediği, (Olay -8-) başlığı altında düzenlenen eylemin sanık ... yönünden sübut bulduğu mahkemece kabul edilmiştir. Sanığın ticaretini yapmış olduğu uyuşturucu maddenin 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinde sayılan sentetik kannobinoid türevlerinden olması sebebiyle sanık hakkında aynı Kanun'un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uygulanmış, Uyuşturucu madde alışverişinin araç içerisinde yapıldığı, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 05.10.2020 tarihli ve 2020/5452 Esas sayılı kararında da açıklandığı üzere araçların umumi veya umuma açık yerler olarak nitelendirilemeyeceğinden somut olayda 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendinin yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşılmıştır. OLAY -9- (Suç Tarihi: 11.08.2021 Sanıklar: ..., ...) Eskişehir İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne bağlı ekiplerce uyuşturucu veya uyarıcı madde satışı yapan şahıslara yönelik yapılan çalışmalarda, sanık ... ile Selim Karagülmez'in 07 418 plaka sayılı motorsikletleri ile Eskişehir iline uyuşturucu madde sevkiyatı yapacağı yönünde bilgiler elde edilmesi üzerine, 11.08.2021 tarihinde saat 00.15 sıralarında Eskişehir-Bursa çevre yoluna geçilerek gerekli tertibat alındığı, bahse konu motorsikletin Eskişehir-Bursa çevre yolu üzerinde seyir halinde görüldüğü, çevreyolu üzerinde Satılmışoğlu Mahallesi kavşağına yaklaştığı esnada motorsikletin çevreyolundan ayrılarak Boyacıoğlu Mahallesi istikametine girdiğinin görülmesi üzerine bir süre görevliler tarafından motorsikletin takip edildiği, yapılan uyarılar sonucu motorsikletin durdurulduğu, motorsiklette sanık ile Selim'in bulunduğu, sanığın kendi rızası ile üzerinde bir miktar uyuşturucu madde olduğunu beyan ederek, 1 adet Marlboro Red ibareli sigara paketi içerisinde bulunan 1 adet şeffaf poşet içerisinde bulunan 2 adet şeffaf poşete sarılı vaziyette daralı 24,43 gram uyuşturucu metamfetamin maddesi ele geçirildiği, Merkez Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliği'nin MRK-KMY-2021-7246 sayılı raporunda, net 23,4 gram ağırlığında beyaz renkli kristalize madde olduğu, söz konusu bulgunun Methamphetamine içerdiği, Mehsamphetamine maddesinin 2313 sayılı Kanun kapsamında yer alan maddelerden olduğunun belirtildiği, Her ne kadar sanık ... aşamalarda, "olayda ele geçen uyuşturucu maddenin kendisine ait olduğunu, olay günü Bursa ilinde Cumalıkızık köyünde tanımadığı bir şahıstan kullanmak amacıyla 2.500,00 TL karşılığında satın aldığını, oğlunun cezaevinden arkadaşı olan Selim'i telefonla arayarak kendisini motorla Eskişehir’e götürmesini istediğini, bunun üzerine ..........,’in kendisini..........., köyünden saat 23.00 sıralarında aldığını ve Eskişehir'e doğru yola çıktıklarını, Selim'in bu uyuşturucu maddeden haberinin olmadığını” beyan ederek üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de, Dosya arasında bulunan tape kayıtları, sanık ...'ten kullanım sınırı dışında uyuşturucu madde ele geçmiş olması hususları ile tüm dosya kapsamı birarada değerlendirildiğinde, sanık ...'in uyuşturucu madde ticareti yapmadığı yönündeki savunması ile uyuşturucu maddeyi tanımadığı birinden aldığına ilişkin savunmasının mahkemece inandırıcı bulunmadığı, Her ne kadar sanık ..., sanık ...'e uyuşturucu madde vermediğini ve ele geçen uyuşturucu madde ile herhangi bir ilgisinin bulunmadığını beyan etmiş ise de, dosya arasında bulunan tape kayıtlarından anlaşıldığı üzere, sanık ...'in uyuşturucu madde ile yakalanması üzerine sanık ...'i araması, durumdan haberdar etmesi, sanık ...'in sübut bulan diğer eylemleri ile birlikte tüm dosya kapsamı birarada değerlendirildiğinde, sanık ...'in suçlamayı kabul etmediği yönündeki savunmasının mahkemece inandırıcı bulunmadığı, Sanık ...'in, olay tarihi öncesinde sanık ... ile birtakım buluşmaya yönelik konuşmalarına ilişkin tape kayıtlarının bulunduğu, dosya kapsamındaki tape kayıtlarından da anlaşılacağı üzere sanık ...'in, sanık ... ile buluştuğunun anlaşıldığı, sanık ...'in üzerinde kendi rızası ile teslim etmiş olduğu 1 adet Marlboro Red ibareli sigara paketi içerisinde bulunan 1 adet şeffaf poşet içerisinde bulunan 2 adet şeffaf poşete sarılı vaziyette daralı 24,43 gram uyuşturucu metamfetamin maddesini yine tape kayıtlarından anlaşılacağı üzere sanık ...'ten aldığı, sanık ...'in bu şekilde temin etmiş olduğu uyuşturucu maddeyi Eskişehir'e getirdiği sırada yakalandığı, bu şekilde sanıklar Mehmet ve...'in uyuşturucu madde ticareti yaptıkları mahkemece kabul edilmiş, Olay -9- başlığı altında düzenlenen eylemin sanıklar .........,ve... yönünden sübut bulduğu mahkemece kabul edilmiş ve sanık ... yönünden 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında değerlendirilmiştir. OLAY -10 (Suç Tarihi: 26.08.2021 Sanıklar: ..., ..., ...( Mahkemesinin 2022/68 E Sayılı ...'a ait birleşen dosya), Eskişehir İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne bağlı ekiplerce uyuşturucu veya uyarıcı madde satışı yapan şahıslara yönelik yapılan çalışmalarda, sanık ...'nın Bursa ilinden Eskişehir'e yüklü miktarda uyuşturucu madde getireceği yönünde bilgiler elde edilmesi üzerine, 26.08.2021 günü saat 18.00 sıralarında Batıkent polis uygulama noktasında gerekli tertibat alındığı, saat 18.45 sıralarında Elazığ Hazar Turizm'e ait 23 * 422 plakalı otobüsün uygulama noktasına geldiğinin görülmesi üzerine durdurulduğu, otobüs içerisinde bulunan sanık ...'nın tedirgin hareketler sergilediği, çelişkili ifadelerde bulunması üzerine sanığın otobüsten indirildiği, sanığa herhangi bir bagajının olup olmadığı sorulması üzerine sanığın kendi rızası ile oturduğu koltuğun üst rafında bulunan +1 ibareli mavi renkli çantasını alarak otobüsten indiği, çanta içerisinde ne olduğunu bilmediğini, sanık ...'ten Kayseri iline götürmesi için 5.000,00 TL karşılığında çantayı teslim aldığını belirtmesi üzerine, bahse konu çanta içerisinde yapılan kontrolde, 3 adet şeffaf renkli poşet içerisinde daralı ağırlığı 496 gram gelen Metamfetamin maddesinin ele geçirildiği, Bursa Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı'nın 15.10.2021 tarihli ve Uz- BRS - KİM - 21 - 09988 sayılı raporundan, söz konusu maddenin gelen madde miktarının 490,0 gram ağırlığında beyaz renkli kristal madde olduğu, söz konusu maddenin uyuşturucu maddelerden Metamfetamin etken maddesini içerdiği ve içerdiği net Metamfetamin miktarının 416,5 gram olduğu, Metamfetamin maddesinin 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun hükümlerine tabi maddelerden olduğunun anlaşıldığı, Sanık ... soruşturma aşamasında, ele geçen uyuşturucu maddeleri Bursa ilinden Kayseri iline götürmesi için sanık ...'in kendisine verdiğini, 5.000,00 TL'ye götürmesi hususunda anlaştıklarını beyan ederek sanık ...'i teşhis ettiği, Sanık ... mahkemede, sanık ...'in, kendisine bir paket verdiğini, vermiş olduğu paketin içerisinde ilaç olduğunu, bu paketi o arkadaşına teslim etmesini istemesi üzerine damadı olan sanık ...'i kıramadığını, verilen paket içerisinde uyuşturucu olduğunu bilmediğini belirterek söz konusu paketi götürmesi karşılığında sanık ...'ten para almadığını beyan ettiği, Sanık ...'nın aşamalardaki beyanlarının çelişkili olduğu, Her ne kadar sanık ... üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de, sanık ...'nın soruşturma aşamasındaki beyanları, mahkemedeki dolaylı anlatımları, suça konu uyuşturucu maddenin ele geçmiş olması, tape kayıtları ile tüm dosya kapsamı birarada değerlendirildiğinde, sanığın suçlamayı kabul etmediği, yanında bulunan paket içerisinde uyuşturucu madde olduğunu bilmediğine ilişkin anlatımlarının mahkemece inandırıcı bulunmadığı, Her ne kadar sanık ... kollukta, sanık ...'i tanıdığını, Kayseri ilinde ikamet ettiğini, uyuşturucu madde ticareti konusunda bir irtibatının bulunmadığını, sanık ...'nın kayınbabası olduğunu, sanık ...'nın beyanını ve teşhisi kabul etmediğini beyan ettiği, Mahkemede alınan ifadesinde, Bursa'da sanık ... ile görüştüğünü, sanık ...'ya borcunun bulunması sebebi ile para verdiğini, sonrasında ismini Yusuf olarak tanıtan kişinin yanlarına geldiğini, sanık ...'ya uyuşturucu madde verdiğini, Kayseri'ye götürmesini istediğini, sanık ...'nın da kabul ettiğini, Yusuf'un verdiği poşeti, sanık ...'nın aldığını, onların konuşmalarına dahil olmadığını, beyan ederek üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de, Sanık ...'in soruşturma aşamasındaki beyanları, mahkemedeki anlatımları, suça konu yüklü miktardaki uyuşturucu maddenin ele geçmiş olması, tape kayıtları, sanık ...'in sübut bulan diğer eylemleri ile birlikte tüm dosya kapsamı birarada değerlendirildiğinde, sanığın suçlamayı kabul etmediği yönündeki anlatımlarının mahkemece inandırıcı bulunmadığı, Her ne kadar sanık ... aşamalarda, sanık ...'i tanıdığını, yaklaşık 1 yıl kadar önce sanık ...'e elden borç para verdiğini, aralarındaki görüşmelerin buna ilişkin olduğunu, sanık ...'i tanımadığını, kesinlikle uyuşturucu madde ticareti yapmadığını belirterek üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de, Sanık ... ile sanık ... arasında olay tarihinden bir gün önce uyuşturucu maddenin miktarına ilişkin olduğu değerlendirilen birtakım görüşmeleri içeren tape kayıtları, ayrıca bu görüşmeler sonrasında olay tarihinde de buluşmaya yönelik bir takım tape kayıtları ile tüm dosya kapsamı birarada değerlendirildiğinde, sanık ...'in suçlamayı kabul etmediği yönündeki anlatımlarının mahkemece inandırıcı bulunmadığı, Sanık ...'nın, sanık ...'ten Bursa ilinde almış olduğu suça konu uyuşturucu maddeleri diğer sanık ...'a Kayseri ilinde teslim etmek üzere yola çıktığı, Eskişehir ilinde yakalandığı, ele geçen uyuşturucu maddenin kullanım sınırının çok üzerinde olması, olaya ilişkin tutanaklar, tape kayıtları, sanıkların dolaylı savunmaları birarada değerlendirildiğinde, (Olay -10-) başlığı altında belirtilen eylemin her üç sanık yönünden sübuta erdiği mahkemece kabul edilmiştir. Olay -10- da belirtilen eylem sanık ... yönünden 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında değerlendirilmiştir. Her ne kadar sanıklar hakkında (Olay -10-) sebebiyle 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin beşinci fıkrasının uygulanması talep edilmiş ise de, aynı Kanun'un 188 inci maddesinin beşinci fıkrasının uygulanabilmesi için sanıkların aynı fikir ve eylem birliği içerisinde, aynı irade doğrultusunda hareket etmelerinin gerektiği, ancak yukarıda ayrıntısıyla açıklandığı üzere sanıkların irade doğrultusunda hareket etmedikleri, sanık ...'in uyuşturucu maddeyi temin ettiği, sanık ...'nın uyuşturucu maddeyi naklettiği, sanık ...'in ise gelecek olan uyuşturucuyu kabul eden kişi konumunda bulunduğu, bu haliyle sanıkların iradelerinin aynı doğrultuda olmadığı, dolayısıyla somut olayda 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin beşinci fıkrasının yasal uygulanma koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, (Olay-10) da belirtilen eylem sebebiyle sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin beşinci fıkrası uygulanmamıştır. OLAY -11- OPERASYON Sanıklar hakkında yapılan soruşturma kapsamında, Eskişehir 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 10.09.2021 tarihli ve 2021/4633 Değişik iş sayılı kararıyla sanıklar ..., ..., ... ve ...'ın adreslerinde yapılan arama sonucunda, Sanık ...'in, Bahçelievler Mahallesi Billur Sokak No:32/4 Tepebaşı/Eskişehir adresinde yapılan aramada, 1 adet şeffaf renkli poşet parçasına sarılı vaziyette daralı ağırlığı 2,22 gr gelen uyuşturucu maddesi, 1 adet şeffaf renkli poşet parçası içerisinde uç kısmı yakılarak yapıştırılmış vaziyette daralı 0,72 gr gelen uyuşturucu maddesi, 2 adet alüminyum folyo parçasına sarılı vaziyette sonradan yapılan tartımda daralı 1,13 gram gelen metamfetamin maddesi ele geçirildiğinin anlaşıldığı, Sanık ...'ın Güllük Mahallesi Bereket Sokak No: 25/4 adresinde yapılan aramada, 1 adet mavi renkli poşet parçasına sarılı daralı 4,44 gram gelen uyuşturucu maddesi, beyaz renkli peçete parçasına sarılı daralı 1,21 gr uyuşturucu maddesi, 1 adet beyaz renkli peçete kağıdına sarılı vaziyette 1,90 gram Metamfetamin maddesi, 1 adet sigara parçasına sarılı daralı 1,43 gram gelen uyuşturucu maddesi ve 1 adet sentetik ecza hap maddeleri ele geçirildiğinin anlaşıldığı, Sanık ...'ın ....... Mahallesi ............Sokak No: 2/1 Ümraniye/İstanbul adresinde yapılan aramada, alüminyum folyo parçasına sarılı daralı 5,7 gram uyuşturucu madde yapımında kullanılan sentetik kannabinoid ham maddesi ele geçirildiğinin anlaşıldığı, Sanık ...'ın ........., Mahallesi Sakarya-1 Caddesi No: 86/5 adresinde yapılan aramada, daralı 1,52 gram uyuşturucu madde ele geçirildiğinin anlaşıldığı, Bursa Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı'nın 20.10.2021 tarihli ve Uz- BRS - KİM - 21 - 10183 sayılı raporunda, (1) ile numaralandırılan 1 adet turuncu-beyaz renkli kapsül olduğu, (2) ile numaralandırılan 1,0 gram ağırlığında beyaz renkli kristal madde olduğu, (3) ile numaralandırılan 2,8 gram ağırlığında açık yeşil renkli bitki parçası olduğu, (4) ile numaralandırılan 1,0 gram ağırlığında kahve-açık yeşil renkli bitki parçası olduğu, (5) ile numaralandırılan 3,4 gram ağırlığında sarı renkli toz madde olduğu, (6) ile numaralandırılan 0,3 gram ağırlığında yeşil renkli bitki parçası olduğu, (7) ile numaralandırılan 0,8 gram ağırlığında açık yeşil renkli bitki parçası olduğu, (8) ile numaralandırılan 0,4 gram ağırlığında kahverengi renkli toz madde olduğu, (9) ile numaralandırılan 0,7 gram ağırlığında beyaz renkli kristal madde olduğu, (1) ile numaralandırılan maddenin, pregabalin etken maddesini içerdiği, (2) ve (9) ile numaralandırılan maddelerin uyuşturucu maddelerden metamfetamin etken maddesini içerdiği, (2) ile numaralandırılan maddenin içerdiği net metamfetamin miktarının 0,85 gram olduğu ve (9) ile numaralandırılan maddenin içerdiği net metamfetamin miktarının 0,595 gram olduğunun belirlendiği, (3) ile numaralandırılan maddenin uyuşturucu maddelerin sentetik kannabincidler grubunda yer alan ADB-Butınaca ve 5CL-ADB-A etken maddelerini ihtiva ettiğinin belirlendiği, (4) ile numaralandırılan maddenin tütünle karışık vaziyette uyuşturucu maddelerin sentetik kannabinoidler grubunda yer alan ADB-Butınaca etken maddesini içerdiği, (7) ile numaralandırılan maddenin uyuşturucu maddelerin sentetik kannabinoidler grubunda yer alan ADB-Butınaca etkeni maddesini içerdiği belirlendiği, (5) ile numaralandırılan bulgunun 2313 sayılı Kanun kapsamında bulunan herhangi bir uyuşturucu ve uyarıcı madde içermediğinin belirlendiği, (6)ile numaralandırılan maddenin uyuşturucu maddelerden THC (Tetrahydrocannabinol) ihtiva eden, esrar elde edilmesine elverişli hint keneviri bitkisi parçaları olduğu ve elde edilebilecek net esrar miktarının 0,15 gram olduğu, (8) ile numaralandırılan maddenin uyuşturucu maddelerden eroin içerdiği ve içerdiği net eroin miktarının 0,1 gram olduğunun belirlendiği, metamfetamin, 5CL-ADB-A, ADB-Butınaca, THC ve eroin, 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun hükümlerine tabi maddelerden olduğu, Başka bir soruşturma dosyasında İstanbul Adli Tıp Kurumu 5. Adli Tıp İhtisas Kurulunca düzenlenen 1387 Karar nolu raporda, pregabalinin Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlı bir müstahzarın etkin maddesi olup bu ilacın teşhis edilen hastalığa göre düzenlenen reçetesine uygun olarak tıbbi kullanımı dışındaki suistimalinin ya da resmi makamlardan izin alınmaksızın üretilip uyuşturucu madde etkisi doğurması etkisi nedeniyle kullanılmasının adli tahkikatla tespiti halinde 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında değerlendirilmesinin uygun olacağının mütalaa edildiği, Yukarıda ayrıntısıyla açıklandığı üzere, sanık ...'in olay -4-, olay -5-, olay -7-, olay -9- ve olay -10-da belirtilen eylemleri ile uyuşturucu madde ticareti suçunu zincirleme olarak işlediği, suçunun sübuta erdiği anlaşılmakla sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi, 43 üncü maddesi gereğince mahkumiyetine karar vermek gerekmiştir. Sanık ... hakkında ceza tayin edilirken, suçun işleniş şekli, kastının yoğunluğu, sanığın suça olan eğilimi de nazara alınarak alt sınırdan bir miktar uzaklaşılmak suretiyle ceza tayini cihetine gidilmiş, Yukarıda ayrıntısıyla açıklandığı üzere, sanık ...'ın (Olay -8-) de belirtilen eylemi ile ve yine ticari amaçla uyuşturucu madde bulundurmak suretiyle uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediği, suçunun sübuta erdiği anlaşılmakla sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi, gereğince mahkumiyetine karar vermek gerekmiştir. Sanık ... hakkında ceza tayin edilirken, suçun işleniş şekli, kastının yoğunluğu, sanığın suça olan eğilimi de nazara alınarak alt sınırdan bir miktar uzaklaşılmak suretiyle ceza tayini cihetine gidilmiş, Yukarıda ayrıntısıyla açıklandığı üzere, sanık ...'ın olay -7- de belirtilen eylemi ile uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediği, suçunun sübuta erdiği anlaşılmakla sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince mahkumiyetine karar vermek gerekmiştir. Yukarıda ayrıntısıyla açıklandığı üzere, sanık ...'ın olay -5- de belirtilen eylemi ile uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediği, suçunun sübuta erdiği anlaşılmakla sanığın eylemine uyan5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince mahkumiyetine karar vermek gerekmiştir. Sanık ... hakkında ceza tayin edilirken, suçun işleniş şekli, kastının yoğunluğu, ele geçen uyuşturucu maddenin miktarı nazara alınarak alt sınırdan bir miktar uzaklaşılmak suretiyle ceza tayini cihetine gidilmiş, Yukarıda ayrıntısıyla açıklandığı üzere, sanık ...'ın olay -9- da belirtilen eylemi ile ve yine ticari amaçla uyuşturucu madde bulundurmak suretiyle uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediği, suçunun sübuta erdiği anlaşılmakla sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince mahkumiyetine karar vermek gerekmiştir. Sanık ... hakkında ceza tayin edilirken, suçun işleniş şekli, kastının yoğunluğu, ele geçen uyuşturucu maddenin miktarı da nazara alınarak alt sınırdan bir miktar uzaklaşılmak suretiyle ceza tayini cihetine gidilmiş, Yukarıda ayrıntısıyla açıklandığı üzere, sanık ...'in olay -2-, olay -3-, olay -6- da belirtilen eylemleri ile ve yine ticari amaçla uyuşturucu madde bulundurmak suretiyle uyuşturucu madde ticareti suçunu zincirleme olarak işlediği, suçunun sübuta erdiği anlaşılmakla sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) ve (b) bentleri, 43 üncü maddesi gereğince mahkumiyetine karar vermek gerekmiştir. Sanık ... hakkında ceza tayin edilirken, suçun işleniş şekli, kastının yoğunluğu, sanığın suça olan eğilimi ve iki nitelikli halin somut olayda gerçekleşmesi hususu da nazara alınarak alt sınırdan bir miktar uzaklaşılmak suretiyle ceza tayini cihetine gidilmiş, Yukarıda ayrıntısıyla açıklandığı üzere, sanık ...'in olay -10- da belirtilen eylemi ile uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediği, suçunun sübuta erdiği anlaşılmakla sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince mahkumiyetine karar vermek gerekmiştir. Sanık ... hakkında ceza tayin edilirken, suçun işleniş şekli, kastının yoğunluğu, ele geçen uyuşturucu maddenin miktarı da nazara alınarak alt sınırdan bir miktar uzaklaşılmak suretiyle ceza tayini cihetine gidilmiş, Yukarıda ayrıntısıyla açıklandığı üzere, sanık ...'ın olay -10- da belirtilen eylemi ile uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediği, suçunun sübuta erdiği anlaşılmakla sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince mahkumiyetine karar vermek gerekmiştir. Sanık ... hakkında ceza tayin edilirken, suçun işleniş şekli, kastının yoğunluğu, ele geçen uyuşturucu maddenin miktarı da nazara alınarak alt sınırdan bir miktar uzaklaşılmak suretiyle ceza tayini cihetine gidilmiş, Yukarıda ayrıntısıyla açıklandığı üzere, sanık ...'in olay -7- de belirtilen eylemi ile uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediği, suçunun sübuta erdiği anlaşılmakla sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince mahkumiyetine karar vermek gerekmiştir. Sanık ... hakkında ceza tayin edilirken, suçun işleniş şekli, kastının yoğunluğu, ele geçen uyuşturucu maddenin miktarı, suça olan eğilimi de nazara alınarak alt sınırdan bir miktar uzaklaşılmak suretiyle ceza tayini cihetine gidilmiş ve sanıkların ayrı ayrı mahkumiyetleri yönünde hüküm kurulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Sanık ... hakkında düzeltilerek istinaf talebinin esastan reddine, sanık ... hakkında düzeltilerek istinaf başvurusunun reddine, sanık ... hakkında düzeltilerek istinaf başvurusunun reddine, sanık ... hakkında istinaf talebinin esastan reddine, sanık ... ..., ... ve ... hakkında ilk derece mahkemesi kararları kaldırılarak yeniden mahkumiyet kararları verilmiştir. IV. GEREKÇE A. Sanık ...'in temyiz istemi yönünden, Sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmünü, yasal süre içerisinde temyiz ettiği, ancak 12.02.2024 tarihli dilekçesinde temyiz hakkından vazgeçtiğini beyan ederek dosyasının onanmasını istediğine dair beyanda bulunması karşısında; bu dilekçenin temyizden vazgeçme iradesini taşıdığı kabul edildiğinden temyiz davasının istek şartına bağlı olduğu anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun'un 266 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminden vazgeçme nedeniyle dava dosyasının incelenmeksizin iadesine karar verilmiştir. B. Diğer sanıkların temyiz istemi yönünden İddianame, sanıkların savunmaları, tutanaklar, mesafe tespit tutanakları, arama tutanakları, fiziki takip tutanakları, tape kayıtları, Kriminal raporlar, Adli Tıp Kurumu raporları, teşhis tutanakları, keşif , bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; İlk derece mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfına ve sübutuna ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla sanıklar ve müdafilerinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş; hükümde açıklanan gerekçeler usul ve yasaya uygun bulunarak hukuka aykırılık tespit edilmemiştir. V. KARAR 1. Sanık ...'in temyiz istemi yönünden, Sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmünü, yasal süre içerisinde temyiz ettiği, ancak 12.02.2024 tarihli dilekçesinde temyiz hakkından vazgeçtiğine dair beyanda bulunması karşısında; bu dilekçenin temyizden vazgeçme iradesini taşıdığı kabul edildiğinden temyiz davasının istek şartına bağlı olduğu anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun'un 266 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminden vazgeçme nedeniyle dava dosyasının İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, 2. Diğer sanıkların temyiz istemi yönünden, Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 05.12.2022 tarihli ve 2022/833 Esas, 2022/1455 Karar sayılı kararında sanıklar ve müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Eskişehir 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.05.2024 tarihinde karar verildi ...
9. Ceza Dairesi, 2021/16725 E., 2024/7182 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103/2, 43/1, 31/3.maddeleri, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Kanun'un 109/1, 109/3-f, 109/5, 31/3.
9. Ceza Dairesi         2021/16725 E.  ,  2024/7182 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/123 E., 2016/57 K. SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteminin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik olduğu tespit edilmiştir. Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ- OLAY VE OLGULAR 1. Suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103/2, 43/1, 31/3.maddeleri, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Kanun'un 109/1, 109/3-f, 109/5, 31/3. maddeleri uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Bartın Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.04.2016 tarihli ve 2015/123 Esas, 2016/57 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde suça sürüklenen çocuğun, çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103/2, 43, 31/3 ve 62.maddeleri uyarınca 11 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir. 2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükmün bozulması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Mahkemece yapılan araştırma ve değerlendirmenin yeterli olmadığına, toplanan delillere göre suça sürüklenen çocuğun kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediğinin sabit olduğuna, bu nedenle hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir. B. Katılanlar Vekilinin Temyiz İsteği Suça sürüklenen çocuğun Mahkemeyi yanıltma yoluna giderek iyi halini ortadan kaldırdığına, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hüküm yönünden 5237 sayılı Kanun'un 62.maddesi uyarınca cezasında indirim yapılmasının yerinde olmadığına, mağdurenin hukuki rızasından bahsedilemeyeceğinden kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyet yerine beraat hükmü kurulmasının bozmayı gerektirdiğine ilişkindir. C. Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İsteği Mağdurenin aşamalardaki ifadelerinin çelişkili olduğuna, tanık...'un anlatımının görgüye dayalı olmadığına, mağdure ile suça sürüklenen çocuk arasında bir ilişki yaşanmadığına, mağdurenin suça sürüklenen çocuk ile evlenmek istediğine, suça sürüklenen çocuk tarafından terk edilişinin intikamını ona iftira atarak almak istediğine, taraflar arasında husumet bulunduğuna, mağdurenin intihar girişimine dair dosyaların incelenmediğine, mağdurenin fiziksel görünümünün on beş yaşından büyük olduğuna, suça sürüklenen çocuğun mağdurenin yaşı konusunda açık ve net olarak hataya düştüğüne, taraflar arasındaki yanaklardan öpüşme ve omza el atma şeklindeki hareketlerin arkadaşlık ilişkisi içerisinde değerlendirilebileceğine, hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE A. Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden 1. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre katılanlar vekili ile suça sürüklenen çocuk müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2. Ancak; (1) numaralı hüküm fıkrasında suç adının çocuğun nitelikli cinsel istismarı yerine çocuğun cinsel istismarı şeklinde gösterilmesi ve suça sürüklenen çocuk hakkında atılı suçtan dolayı 5237 sayılı Kanun'un 103/2, 43. maddeleri gereğince belirlenen cezada aynı Kanunun 31/3.maddesi ile 1/3 oranında indirim yapılması sonucunda bulunan 13 yıl 4 ay hapis cezasının aynı maddenin son cümlesi uyarınca 12 yıla indirilmesi ve takdiri indirimin de bu miktar üzerinden yapılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle sonuç cezanın fazla tayini, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen hukuka aykırılıklar olarak kabul edilmiştir. 3. Her ne kadar adli raporda, mağdurenin anatomikman bakire olup hymenin yırtılmaksızın duhule müsait yapıda olduğu ve anal muayenede travmatik bulguya rastlanmadığı belirtilmiş ise de; mağdurenin aşamalarda suça sürüklenen çocuk ile birden fazla defa cinsel ilişkiye girdiğini söylediği, tanıklar ... ve...'un mağdurenin suça sürüklenen çocuk ile birden fazla defa cinsel ilişkiye girdiğini kendilerine anlattığını beyan ettikleri, mağdurenin adli tıp uzmanı ile yaptığı görüşme sırasında ilk ilişki sırasında gelen kanın regli olmasından kaynaklanmış olabileceğini, canının acımadığını, vajinal yoldan tam bir ilişki gerçekleşmemiş olabileceğini, buna karşılık suça sürüklenen çocuğun aynı gün penisini tükürüklemek suretiyle anal yoldan organ soktuğunu, canının acıdığını, ikinci ilişkilerinin ise vajinal yoldan gerçekleştiğini, bu sefer canının yandığını anlattığı nazara alındığında; mağdurenin istismarın organ sokma şeklinde gerçekleştiği hususundaki istikrarlı ifadeleri, adı geçen tanıkların beyanları, mağdurenin ilişkiler sırasında canının acıdığını adli tıp uzmanına söyleyerek istismarın gerçekleşme şeklini ayrıntılı bir şekilde izah etmesi, hymen yapısının yırtılmaksızın duhule müsait olduğuna, anal ilişki üzerinden uzunca bir süre geçmesi halinde livata bulgusunun iz bırakmaksızın kaybolabileceğine ve kayganlaştırıcı madde kullanımı durumunda anal sfinkterin travmatik değişim olmaksızın penisin girişine müsait olacak şekilde genişleme yeteneğinin bulunduğuna yönelik adli tıp uzmanı raporu karşısında, Tebliğname'de istismar eyleminin organ sokma şeklinde gerçekleştiği hususunda şüphe bulunduğundan bahisle hükmün bozulması gerektiğine ilişkin görüşe iştirak edilmemiştir. B. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Tüm dosya kapsamından mağdurenin suç tarihinde on beş yaşından küçük olduğu, rıza açıklama ehliyetine sahip olmadığı anlaşılmakla, suça sürüklenen çocuğun, mağdureyi hukuken geçersiz rızasına istinaden birden fazla defa ikamet ettiği eve götürüp onunla cinsel ilişkiye girdiği gözetilerek 5237 sayılı Kanun'un 109/1, 3-f, 5, 43/1, 31/3.maddeleri gereğince cezalandırılması gerekirken yazılı şekilde beraatine karar verilmesi, hukuka aykırı görülmüştür. IV. KARAR A. Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle Bartın Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.04.2016 tarihli ve 2015/123 Esas, 2016/57 Karar sayılı kararına yönelik katılanlar vekili ile suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesinin verdiği yetkiye istinaden düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, (1) numaralı hüküm fıkrasının ilk paragrafında yer alan "...çocuğun cinsel istismarı..." ibaresi çıkarılarak yerine "...çocuğun nitelikli cinsel istismarı..." ibaresinin eklenmesi, (1) numaralı hüküm fıkrasının üçüncü paragrafı çıkarılarak yerine “Suça sürüklenen çocuğun suç işlediği tarihte 15-18 yaş aralığında olduğu anlaşıldığından, hükmedilen cezadan 5237 sayılı Kanun'un 31/3. maddesi gereğince 1/2 oranında indirim yapılarak 13 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı maddenin son cümlesi gereğince bu cezanın 12 yıl hapis cezasına indirilmesine" ibaresinin eklenmesi ve izleyen paragrafta 5237 sayılı Kanun'un 62. maddesinin tatbikine ilişkin kısımda yer alan "...11 yıl 1 ay 10 gün hapis..." ibaresi çıkarılarak yerine "...10 yıl hapis..." ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, B. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Bartın Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik katılanlar vekili ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,11.09.2024 tarihinde karar verildi.
Ceza Genel Kurulu, 2023/532 E., 2024/92 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza
tam metni aç
Sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/2, 103/3-c, 43/1, 61/7, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 30 yıl hapis, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise aynı Kanun'un 109/2, 109/3-f, 109/5, 43/1 ve 53.
Ceza Genel Kurulu         2023/532 E.  ,  2024/92 K. "İçtihat Metni" D İ R E N M E KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 444-448 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/2, 103/3-c, 43/1, 61/7, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 30 yıl hapis, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise aynı Kanun'un 109/2, 109/3-f, 109/5, 43/1 ve 53. maddeleri uyarınca 11 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 04.10.2021 tarihli ve 432-363 sayılı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçu yönünden resen istinafa tabi hükümlere yönelik Cumhuriyet savcısı, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ile sanık müdafii tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine dosyayı inceleyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesince 15.11.2021 tarih ve 1326-1666 sayı ile; "...Sanık hakkında Cebir Tehdit veya Hile Kullanarak öz yeğeni olan mağdureye karşı gerçekleştirmiş olduğu hürriyette yoksun kılma eylemi yönünden TCK 43/1 maddesinin uygulanması talep edilmiş ve bu hükümden hareketle arttırım yoluna gidilmiş ise de; söz konusu eylem yönünden ikinci olayın gerçekleştiği ve mağdurenin diğer yakınları ile birlikte uyuduklarını ifade ettiği evin dam bölgesinde mağdurenin ne şekilde hürriyetinden yoksun kılındığı daha doğru bir deyim ile sanığın hangi eylemi ile mağdurenin özgür iradesi ile hareket edebilme iradesini engellediği ve hürriyetinden yoksun kıldığı olgusunun sabit olmadığı dolayısıyla TCK 43/1 maddesi hükmünün uygulanmaksızın ceza verilmesi gerekirken bu hususun göz ardı edilmiş olması, Hukuka aykırı olmakla birlikte bu hususların davanın yeniden görülmesi ve duruşma açılmasını gerektirmeksizin CMK’nın 280/1a ve 303/1-h maddeleri uyarınca, düzeltilmesi mümkün olduğundan, Hükmün 2 numaralı bendinin 4 paragrafının tamamen hükümden çıkartılması yerine 'Yasal şartları oluşmadığından sanık hakkında TCK 43. maddesinin tatbikine kanunen ve takdiren yer olmadığına' ibaresinin eklenmesi," suretiyle istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. Hükümlerin katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ile sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 13.09.2022 tarih ve 2009-7683 sayı ile; "Mağdurenin aşamalardaki beyanları, tanık anlatımları, olayın intikal şekli ve zamanı, savunma ile tüm dosya kapsamı nazara alındığında, suç tarihi olan 2016 yılı Ağustos ayında on yedi yaşı içerisinde bulunan mağdurenin, amcası olan sanıkla değişik tarihlerde cinsel ilişkiye girerken sanığın zor kullandığına dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayıp, mevcut haliyle sanığın sübuta eren cinsel ilişkiye girme eylemlerinin 5237 sayılı TCK’nın 104/2, 43. maddesinde düzenlenen aralarında evlenme yasağı bulunan kişi tarafından reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun da kanuni unsurları itibarıyla oluşmadığı gözetilerek hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde uygulama yapılması karşısında, anılan karara yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi," isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir. İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi ise 20.12.2022 tarih ve 444-448 sayı ile; "Sanık ... hakkında öz yeğeni olan ve suç tarihinde 15 yaşından büyük olan mağdure ...'a yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı, cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından her iki suç yönünden de hakkında TCK nun 43.maddesinin de uygulanması talebi ile kamu davası açıldığı, olay tarihinden önce mağdur ...'nin ağabeyinin 06.08.2016 tarihinde düğününün olması nedeniyle sanığın da düğün öncesi mağdurun evine geldiği, düğünden 1 hafta kadar önce mağdure ve yakınlarının çeyiz almaya gittikleri, bu evin mağdurenin evine arabayla mağdurenin anlatımına göre 15 dakika mesafede olduğu, gelinin evinden çeyiz alıp döneceklerini, gelinin evine çeyiz almaya geldiklerinde mağdurenin amcası olan sanığın telefonunu çeyizi götürecekleri ağabeyinin evinde unuttuğunu söyleyerek telefonu gidip alalım dediği ancak mağdurun 'zaten çeyizi alıp eve döneceğiz ne gerek var' demesi üzerine sanığın ısrarla telefonu almaya gidelim demesi üzerine sanığın kullandığı araçla söz konusu eve geldikleri, mağdurun içeri girip telefonu aldığı ancak sanığın evin dış kapısını kilitleyerek mağdura zorla ve şiddet kullanarak cinsel ilişkiye girdiği ve mağdurenin beyanına göre kızlığının bozulduğu ve yere kan bulaştığı için anneleri görmesin diye bunu temizlediği, sanığın kendisinin yanından ayrılarak gittiği, mağdurenin evde kaldığı, sanığın evden ayrılmadan önce de mağdurenin, sanığa bu durumu ablasına söyleyeceğini söylemesi üzerine, sanığın kendisine 'baban benim abim oluyor, bana inanırlar, bunu söylersen bende başkasıyla yaptı derim, bana inanırlar' demesi üzerine korktuğu için bu durumu kimseye söyleyemediği; Düğünden iki gün sonra da evlerinin çok kalabalık olması nedeniyle kendisinin de evin damında yattığını, sanığın buraya gelemeyeceğini düşündüğünü çünkü evin damında yatan misafirler ve ablalarının olduğunu, geceleyin evin damına çıktığını, damda yattığı yerin diğerlerine göre daha uzak olduğunu ve arada merdiven boşluğunun bulunduğunu, gece uyuduktan sonra sanığın kendisini dürterek uyandırdığını, mağdurenin 'ne oluyor bağırırım' demesi üzerine sanığın kendisine, 'bağıramazsın, bağırsan bile bak abimler hepsi burada yatıyor, sesini çıkarsan hiçbir şey yapmazlar, direkt seni damdan aşağı atarız' diyerek korkuttuğu ve burada kendisi ile ikinci kez cinsel ilişkiye girdiğini belirttiği, mağdurenin alınan raporunda da kızlık zarının yırtılmış olduğu ve bakire olmadığının tespit edildiği, dinlenen tanık beyanlarından da bu olaydan sonra mağdurenin psikolojisinin bozulduğu, davranışlarının değiştiğinin belirtildiği, savunma tanığı olarak bildirilen mağdurenin diğer amcasının oğlu olan ...'ın ise o gün kendisinin de damda uyuduğunu, saat 23.30 sıralarında ...'nin yatağından kalkıp amcasının yanına gittiğini gördüğünü, yaz ayı olduğu için üzerlerini örtmek için bir çarşafın olduğunu, ...'nin 20-25 dakika boyunca amcası ...'ın yanında kaldığını, daha sonra çıkarak kendi yatağına gittiğini ve bunu gördüğünü, bunun utancı ile bugüne kadar kimseye bir şey söyleyemediğini belirttiği; Mağdur, sanık ve tanık ...'ın doğup büyüdükleri yer, örf ve adet nazara alındığında yine mağdurun diğer amcasının oğlu olan tanık ...'un, yine amcasının kızı olan mağdurenin damda yatmakta olan diğer amcası ...'ın yanına yatarak onunla ilişkiye girdiğini görüp müdahale etmemesinin aslında hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve bu tanığın beyanına itibar edilmediği, Mağdurun mahkememizde ifade verirken mahkememizce yapılan gözleminde 'Mağdurenin yumruğunu sıkarak eli titreyerek zaman zaman göz yaşları masaya damlayarak ifade verdiği gözlendi' mağdurun nasıl bir ruh haliyle samimi ifade verdiğinin tespit edildiği, tüm bu hususlar nazara alındığında sanığa atılı çocuğun nitelikli cinsel istismar suçunu zincirleme olarak gerçekleştirdiği ve yine cebir, tehdit veya hile kullanılarak kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun da zincirleme olarak gerçekleştiği, iddianamede suç tarihinin zuhulen 28.03.2017- 30.03.2017 olarak belirtildiği, mağdurenin abisinin düğününün 06.08.2016 tarihinde olması nedeniyle suç tarihinin 2016 yılı Ağustos ayının başları olduğunun anlaşıldığı ve sanığa atılı her iki suçun da sabit olduğu," şeklindeki gerekçe ile bozmaya direnerek sanığın her iki suçtan mahkûmiyetine karar vermiştir. Direnme kararına konu bu hükümlerin de katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili, sanık ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.02.2023 tarihli ve 15571 sayılı onama istekli tebliğnamesi ile dosya 6763 sayılı Kanun'un 36. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 16.05.2023 tarih ve 2614-3146 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KONUSU VE ÖN SORUN Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eylemlerine katılan mağdurenin rızasının bulunup bulunmadığı, bu bağlamda sanığın eylemlerinin reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu mu yoksa çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu mu oluşturduğu ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkin ise de yapılan müzakere esnasında Ceza Genel Kurulu Başkanı ve bir kısım Ceza Genel Kurulu Üyesince, eksik araştırmayla hükümler kurulup kurulmadığının da tartışılması gerektiğinin ileri sürülmesi üzerine Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle bu hususun değerlendirilmesi gerekmiştir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Dosyada bulunan nüfus kayıt örneğinden 01.02.2000 doğumlu olduğu anlaşılan katılan mağdurenin suç tarihlerinde on yedi yaşında olduğu, yirmi üç yaşında ve bekâr olan sanığın ise katılan mağdurenin öz amcası olduğu, 2016 yılı Ağustos ayında iki defa gerçekleşen cinsel ilişkiyle ilgili olarak katılan mağdurenin, 28.03.2017 tarihinde hamile olduğunun ailesi tarafından anlaşılması üzerine adli makamlara müracaatta bulunduğu, Torbalı Devlet Hastanesinin 28.03.2017 tarihli raporuna göre; katılan mağdurenin yaklaşık 33 haftalık gebe olduğu, Adli Tıp Kurumu İzmir Adli Tıp Grup Başkanlığı Biyoloji İhtisas Dairesinin 06.10.2017 tarihli raporuna göre; sanığın %99,99 ihtimâlle 23.04.2017 tarihinde dünyaya gelen bebeğin biyolojik babası olduğu, Anlaşılmaktadır. Katılan mağdure kollukta; öz amcası olan sanığın, ağabeyi ...'ın 06.08.2016 tarihinde gerçekleşen düğününden yaklaşık bir hafta önce misafir olarak evlerine geldiğini, iki gün sonra hep beraber gelinin çeyizini almaya gittiklerini, araçla on beş dakika mesafede olan bu yere gittiklerinde sanığın cep telefonunu evde unuttuğunu söyleyerek birlikte eve dönmeyi teklif ettiğini, önce kabul etmediği hâlde sanığın ısrar etmesi üzerine eve gittiklerini, eve girdikten hemen sonra sanığın evin dış kapısını kilitlediğini, neden kilitlediğini sorduğunda kendisini geçiştirdiğini, devamında odaya gidip cep telefonunu sanığa getirdiğini ve kapıyı açmasını söylediğini, sanığın ise elini tutup bırakmadığını, bunun üzerine kaçarak odaya girdiğini, arkasından gelen sanığın odanın kapısını kapatarak kendisini yere attığını, üzerine çıkarak birkaç defa yüzüne tokatla vurduğunu ve bağırıp çağırmak suretiyle direnç göstermesine rağmen sanığın kendisiyle zorla cinsel ilişkiye girdiğini, o esnada telefonu çalan sanığın kıyafetlerini giyerek evden ayrıldığını, kendisinin de halının üzerindeki kan lekesini temizlediğini, annesi eve döndüğünde hiçbir şey olmamış gibi davrandığını, sanığın kendisini bir köşeye çekerek; "Sakın kimseye söyleme. Söylesen de sana inanmazlar. Seni öldürürler. Bana bir şey olmaz!" şeklinde sözler söylediğini, düğünün ikinci gününde misafir sayısının çokluğu nedeniyle evde yatacak yer bulamadığını, saat 01.00 sıralarında sanığın, yanına gelerek; "Sen gel damda benim yerimde uyu, ben kendime yatacak bir yer bulurum." dediğini, bu sözler üzerine diğer akrabaları da bulunduğu hâlde damda sanığın yerine yattığını, ancak aralarında merdiven boşluğu bulunması nedeniyle diğer akrabalarının kendisini göremediklerini, hemen sonrasında sanığın, yanına gelerek eliyle ağzını kapattığını ve "Sesin çıkmasın. Sesin çıkarsa gider babana her şeyi söylerim. Babana başkasıyla ilişkisi var diye söylerim!" dediğini, yanına yatıp üzerine çıktığını, üzerinden atmaya çalıştığı sanığın kıyafetlerini çıkardıktan sonra ellerini başının altına sıkıştırıp bir eliyle de ağzını kapattığını, devamında kendisiyle cinsel ilişkiye girdiğini, bir müddet yanında bekledikten sonra gittiğini, kendisinin de uyuduğunu, sabah kalktığında ise yataktaki kanı görüp temizlediğini, sanığa yaşananları ablasına söyleyeceğini aktardığını, sanığın da; "Söyleme, seni öldürürler. Bana bir şey yapamazlar. Söylersen de başka kişilerle ilişkisi var diye babana söylerim!" diyerek kendisini korkuttuğunu, bu nedenle susmak zorunda kaldığını, düğünden sonra sanığın Torbalı'dan ayrıldığını, bir ay sonra adet görmemesi nedeniyle kuşkulanarak test yaptığında hamile olduğunu anladığını, sanığı telefonla arayarak hamile olduğunu söylediğini, kendisine inanmayan sanığın; "Ne hâlin varsa gör!" diyerek görüşmeyi sonlandırdığını, birkaç sefer daha sanığı telefonla aradığını, cevap vermemesi üzerine sanığı bir daha aramadığını, bu durumu ailesiyle paylaşmaktan korktuğunu ve gebeliğini sakladığını, 27.03.2017 tarihinde tarlada çalıştığı sırada çavuşları olan ...'in durumundan şüphelenerek karnını kontrol ettiğini, kendisine bir şey söylemediğini ancak hamile olabileceğini ablası tanık ...'le paylaştığını, tanık ...'in de önce kendisini hamile olup olmadığı ve bebeğin babasının kim olduğu konusunda sıkıştırdığını, daha sonra da diğer ablası tanık ...'yu telefonla arayarak durumu söylediğini, evde ...isimli teyzesiyle ablalarının kendisini bir odaya çekip sıkıştırdıklarını, gebelik testi yaptırdıklarını, test sonucunda hamile olduğunun hepsi tarafından öğrenildiğini, 28.03.2017 tarihinde ablalarıyla teyzesine sanığın kendisiyle zorla ilişkiye girdiğini ve hamile kaldığını söylediğini, kendisine bağırıp çağırdıklarını, devamında önce annesinin sonrasında da babasının durumu öğrendiklerini, babasının dayılarıyla beraber İstanbul'dan İzmir'e gelmek üzere yola çıktığını, tanık ...'in kendisine; "Karakola git, seni öldürürler!" demesi üzerine evden çıkıp karakola gittiğini, aile üyelerinin kendisini öldürebileceğini, bu nedenle yurda gitmek istediğini, kendisiyle zorla ilişkiye giren sanıktan şikâyetçi olup davaya katılmak istediğini, Önceki beyanından farklı olarak mahkemede; çeyiz getirmek için gelinin evine gittiklerinde sanığın cep telefonunu unuttuğunu söyleyerek birlikte eve gidip almak konusunda ısrar etmesi üzerine sanık ve ablasının üç yaşındaki oğluyla beraber eve döndüklerini, sanıkla birlikte eve girdiklerinde yeğeninin araçta kaldığını, ikinci olayda ise misafirler nedeniyle evin çok kalabalık olduğunu, sanığın yanına gelemeyeceğini düşünerek evin damında yatmaya karar verdiğini, bir ya da iki saat sonra yanına gelen sanığın uyandırarak kendisiyle zorla cinsel ilişkiye girdiğini, bu eylemin yaklaşık yirmi yirmi beş dakika sürdüğünü, damda uyuyan diğer akrabalarıyla arasında yaklaşık on metre mesafe bulunduğunu, üç ay sonra gebelik testi yaptığında hamile olduğunu anladığını ve bebeği düşürmek için kendini merdivenden attığını, hamile olduğunu öğrenen teyzesi ve ablalarının bebeğin kimden olduğunu öğrenmeye çalıştıklarını; "Sevdiğin biriyse gelsin seni istesin, verelim." dediklerini, böyle bir durumun olmadığını söylediğini, çok ısrar ettikleri için sanığın adını vermek zorunda kaldığını, hatta teyzesinin; "Yalan söylüyorsun." diyerek kendisine tokat attığını, babası henüz İstanbul'dan dönmemişken anneannesinin karakolun önüne gitmesini, babasının sakin davranmaması durumunda karakola girip şikâyetçi olmasını tembihlediğini, karakolun önünde beklediği sırada telefonla arayan ablasının talimatıyla içeri girip şikâyetçi olduğunu, Katılan ... aşamalarda; katılan mağdurenin öz kızı olduğunu, sanıktan hamile kaldığını 28.03.2017 tarihinde katılan mağdurenin ablasından öğrendiğini, bu konuyu katılan mağdureyle hiç konuşamadığını, düğünden önce oldukça neşeli bir çocuk olan katılan mağdurenin düğünden sonra kendini odaya kapattığını, yemek yememeye başladığını, ailesi ve çevresiyle olan ilişkilerinin değiştiğini, bu durumu fark eden komşularının ve akrabalarının da nedenini kendisine sorduklarını, katılan mağdurenin geceleri ablasıyla uyuduğunu ve çığlık atıp kalktığını, kendileriyle birlikte oturmadığını ve yemek yemediğini, sonra da kilo almaya başladığını, sanıktan şikâyetçi olup davaya katılmak istediğini, Katılan ... aşamalarda; katılan mağdurenin öz kızı olduğunu, İstanbul'da çalıştığı sırada 18.03.2017 tarihinde büyük kızının telefonla arayarak katılan mağdurenin evden kaçtığını söylemesi üzerine İzmir'e döndüğünü, eve geldiğinde katılan mağdurenin sanıktan hamile olduğunu öğrendiğini, katılan mağdure evde olmadığı için onunla bu hususta konuşamadığını, daha sonra da karakola giderek şikâyetçi olduğunu öğrendiğini, sanığın Siirt ilinde diğer ağabeyi ...'le beraber yaşadığını, hemen ...'i telefonla arayarak durumu anlattığını, ...'in de sanıkla görüştüğünü ancak böyle bir şeyin olmadığını, sanığa iftira attıklarını telefonda kendisine söylediğini, akrabalarının kendilerine yönelik linç ve hakaret eylemlerinde bulunduklarını, sanıktan şikâyetçi olup davaya katılmak istediğini, Tanık ... ... aşamalarda; 27.03.2017 tarihinde katılan mağdurenin karnının şiş olduğunu fark ederek hamile olup olmadığı konusunda onu sıkıştırdığını, kabul etmemesi üzerine test yapmaları gerektiğini söyleyince katılan mağdurenin hamile olduğunu, ağustos ayında sanığın kendisiyle zorla cinsel ilişkiye girdiğini anlatmak zorunda kaldığını, neden sakladığını sorması üzerine de sanığın kendisini tehdit ettiğini, olayı inkâr edeceğini söylediğini belirttiğini, evde yaptıkları hamilelik testi neticesinde katılan mağdurenin hamile olduğunun anlaşıldığını, ertesi sabah annesini hastaneye götürdüğünü, katılan mağdureye de karakola gitmesini söylediğini, düğünden sonra katılan mağdurenin davranışlarının değiştiğini, sürekli yalnız kalmak istediğini, geceleri uyanıp ağladığını, Tanık ... mahkemede; düğünden sonra kardeşi olan katılan mağdurenin davranışlarının değişmeye başladığını, annesiyle de bu durumu konuştuklarını ve katılan mağdurenin geceleri ağlayarak uyandığını öğrendiğini, tanık ...'in telefonla arayıp söylemesi üzerine olaydan haberdar olduğunu, katılan mağdurenin ısrarla sanığın adını söylemekten kaçındığını, sevdiği biriyse evlendirebileceklerini söylediklerini, ancak katılan mağdurenin daha çok ağlamaya başladığını, akraba olup olmadığının sorulması üzerine çığlık attığını ve sanığın adını söylediğini, babası İstanbul'dan dönmeden önce sanık ve diğer amcaları tarafından tehdit edilmeye başladıklarını, bunun üzerine katılan mağdureyi karakolun önüne gönderdiklerini, katılan mağdurenin orada yaklaşık dört beş saat beklediğini, babası eve döndükten sonra amcalarının iftira attıkları gerekçesiyle kendilerini tehdit etmeleri üzerine katılan mağdureye karakola girmesini söylediğini, katılan mağdurenin korkarak karakola girmek istemediğini, amcalarının kendisini bulmaları durumunda öldürebileceklerini söyleyerek katılan mağdureyi bu konuda ikna ettiğini, Tanık ... mahkemede; sanığın amcası, katılan mağdurenin ise kuzeni olduğunu, düğün tarihinde kendisinin de İzmir'e gittiğini, amcaları, halaları, ablaları, katılan mağdure, tanık ... ve diğerleriyle beraber damda yattıklarını, saat 23.30-00.00 sıralarında uyumaya çalıştığı esnada katılan mağdurenin yattığı yataktan kalkıp sanığın yanına gittiğini gördüğünü, üzerlerinde çarşaf gibi bir şey olduğunu, yaklaşık yirmi yirmi beş dakika boyunca katılan mağdurenin sanığın yanında kaldığını, sonra kendi yatağına döndüğünü, boş olan kısmı otuz-kırk metrekare büyüklüğünde olan damda yer yatağında yatıldığı için herkesin birbirini net bir şekilde görmesinin mümkün olduğunu, diğerleri uykuda oldukları için olayı kendisinden başka gören kimsenin olmadığını, bu durumun utancı ile gördüklerini kimseye anlatamadığını, aileler arasında sorun yaşanabileceğini düşündüğünü ve araya girmek istemediğini, ancak olaylar daha da kötüye gidince bildiklerini anlatmaya karar verdiğini, ayrıca düğünden sonra sanığın cep telefonuna sürekli mesaj gönderildiğini, rahatsız edildiğini gördüğünü, sanık duşa girdiğinde masanın üzerinde olan telefonunu açarak kontrol ettiğinde katılan mağdurenin farklı numaralardan, Instagram ve Messenger uygulamalarından mesaj gönderdiğini anladığını, bu mesajlarda katılan mağdurenin, arkadaşının hamile olduğunu, çocuğu aldırmak için 1.500 TL paraya ihtiyacı olduğunu yazarak sanıktan para istediğini, sanığın bu olayla alakasını anlamayarak bu durumu başka bir amcasının oğluyla da paylaştığını, sonrasında da Kamil isimli amcasına ilettiğini, olay ilk ortaya çıktığında sanığın kafasına silah dayadıklarını ve sanığın da bu nedenle kaçtığını bildiğini, İfade etmişlerdir. Sanık ... kollukta ve sorguda; 2016 yılı Ağustos ayında düğün nedeniyle İstanbul ilinden Torbalı ilçesine gittiğini, yaklaşık bir hafta boyunca katılan mağdure ve ailesinin evinde kaldığını, bu süreçte evde düğün için gelen diğer misafirlerin de bulunduklarını, katılan mağdurenin iddia ettiği gibi çeyiz alışverişine gitmediklerini, sadece ses sistemlerini almak için katılan mağdure ve katılan mağdurenin üç yaşındaki yeğeniyle eve döndüklerini, o esnada kendisinin araçtan hiç çıkmadığını, katılan mağdurenin eve gidip ses sistemlerini aldıktan sonra araca bindiğini, düğün öncesi ve sonrasında katılan mağdureyle hiç yalnız kalmadıklarını, düğün bittikten sonra da İskenderun'a döndüğünü, katılan mağdurenin neden böyle bir suçlamada bulunduğunu da bilmediğini, aralarında bir husumet bulunmadığını, Mahkemede; Adli Tıp Kurumu İzmir Adli Tıp Grup Başkanlığı Biyoloji İhtisas Dairesinin 06.10.2017 tarihli raporunun okunarak sorulması üzerine; çocuğu kabul ettiğini, olayın katılan mağdurenin rızasıyla gerçekleştiğini, katılan mağdurenin her iki olayda da; "Benim olacaksın yoksa kendimi öldürürüm. Bu akşam benimle birlikte olmazsan bağırıp çağırır, seni rezil ederim!" şeklinde sözler söyleyerek kendisini mecbur bıraktığını, ilk olayda katılan ...'nın ses sistemini evde unuttuklarını söyleyerek kendisinden eve dönüp almasını istediğini, katılan mağdurenin de ısrar etmesi üzerine birlikte eve gittiklerini, üç yaşındaki çocukla araçta beklediği sırada katılan mağdurenin ses sistemini evde bulamadığını söylemesi üzerine eve girdiğini ve sonrasında katılan mağdurenin zorlamasıyla cinsel ilişki yaşadıklarını, bu olaydan sonra kına yerine birlikte dönerek eğlendiklerini, çeyizi eve getirirken aracın arkasında yan yana oturduklarına dair video kaydının olduğunu, düğünden sonra İzmir'den ayrıldığını, bir iki defa telefonla konuştuklarını, katılan mağdurenin bir arkadaşının hamile olduğunu söyleyerek kendisinden para istediğini, katılan mağdureye hamile olanın kendisi olup olmadığını sorduğunu ancak katılan mağdurenin inkâr ettiğini, maddi durumunun uygun olmadığını söyleyerek katılan mağdureyi geri çevirdiğini, katılan mağdurenin Instagram ve Messenger uygulamaları ile farklı numaralardan mesajlar göndererek ısrarla para istediğini, nihayetinde kabul ettiğini ve kendisi çalıştığı için bir arkadaşına para vererek katılan mağdure adına PTT vasıtasıyla gönderdiğini, yaklaşık yarım saat sonra katılan mağdurenin telefonla arayarak reşit olmadığı için paranın kendisine verilmediğini söylediğini, bunun üzerine arkadaşını tekrar gönderip katılan mağdurenin bildirdiği isim üzerine havale yaptırdığını, katılan mağdureyle hiç iletişim kurmadığını, bir süre sonra da bu olayın ortaya çıktığını ve ailelerin birbirine girdiğini, başlangıçta çocuğun kendisinden olduğunu bilmediği ve aileler arasında daha fazla sorun olmasını istemediği için suçlamayı kabul etmediğini, cinayet dahi işlenebileceğini, o nedenle belirtilen şekilde konuşmak durumunda kaldığını, Savunmuştur. IV. GEREKÇE A- Eksik araştırmayla hükümler kurulup kurulmadığı 1 . Ön Soruna İlişkin Hukuki Açıklamalar Ceza muhakemesinin amacı, her somut olayda kanuna ve usulüne uygun olarak toplanan delilerle maddi gerçeğe ulaşıp adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasının önüne geçebilmek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmektir. Gerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu gerekse CMK adil, etkin ve hukuka uygun bir yargılama yapılması suretiyle maddi gerçeğe ulaşmayı amaç edinmiştir. Bu nedenle ulaşılma imkânı bulunan bütün delillerin ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir. Diğer bir deyişle adaletin tam olarak gerçekleşebilmesi için, maddi gerçeğe ulaşma amacına hizmet edebilecek tüm kanuni delillerin toplanması ve tartışılması zorunludur. 2. Ön Soruna İlişkin Hukuki Nitelendirme 2016 yılı Ağustos ayında sanık tarafından zorla gerçekleştirildiği iddia edilen eylemlerle ilgili olarak 28.03.2017 tarihinde katılan mağdurenin hamile olduğunun ailesi tarafından anlaşılması üzerine adli makamlara intikal eden olayda, katılan mağdurenin ve sanığın aşamalarda suç tarihlerinden önce aralarında bir gönül ilişkisinin varlığına ya da telefonla iletişim kurduklarına dair anlatımda bulunmamaları, olaydan sonra sanık tarafından katılan mağdureye PTT aracılığıyla para gönderilip gönderilmediğinin araştırılmasının sanığın eylemlerini katılan mağdurenin rızasıyla ya da rızası hilafına gerçekleştirdiği konusunu aydınlatmaya elverişli olmaması, katılan mağdurenin ilk olaydan sonra korkarak yaşananları kimseyle paylaşmadığını ve hiçbir şey olmamış gibi davranmaya devam ettiğini açıkça beyan etmesi, olayın ortaya çıkış şekli ve zamanı, tanık anlatımları ve sanık savunması bir bütün olarak değerlendirildiğinde; dava konusu dosyada suç tarihlerinden önce sanık ile katılan mağdurenin kullandıkları telefon numaraları arasındaki arama ve mesajlaşmaları içeren HTS kayıtlarının tespit edilmesinin, sanık tarafından katılan mağdure adına PTT vasıtasıyla bir para transferi yapılıp yapılmadığının ve ilk olaydan sonra sanıkla katılan mağdurenin birlikte çeyizi alarak eve döndüklerine ilişkin bir görüntü kaydının bulunup bulunmadığının araştırılmasının dosyaya bir katkısının olmayacağı anlaşılmakla eksik araştırmayla hükümler kurulmadığının kabulü gerekmektedir. Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Başkanı ve üç Ceza Genel Kurulu üyesi; sanık hakkında eksik araştırmayla hükümler kurulduğu düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. B- Sanığın eylemlerine katılan mağdurenin rızasının bulunup bulunmadığı, bu bağlamda sanığın eylemlerinin reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu mu yoksa çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu mu oluşturduğu ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığı 1. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konularına İlişkin Açıklamalar Çocukların cinsel istismarı suçu, suç tarihlerinde TCK’nın 103. maddesinde; "(1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır. Cinsel istismar deyiminden; a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış, b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar, anlaşılır. (2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. (3) Suçun; a) Birden fazla kişi tarafından birlikte, b) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle, c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya evlat edinen tarafından, d) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından, e) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. (4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehditle ya da (b) bendindeki çocuklara karşı silah kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. (5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. (6) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur." şeklinde düzenlenmiş iken 02.12.2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 13. maddesiyle anılan maddenin 1. fıkrasına ikinci cümleden sonra gelmek üzere; "Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza, istismar durumunda on yıldan, sarkıntılık durumunda beş yıldan az olamaz.", 2. fıkrasına ise; "Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza on sekiz yıldan az olamaz." ibareleri eklenmek suretiyle madde son hâlini almıştır. TCK'nın "Reşit olmayanla cinsel ilişki" başlıklı 104. maddesi, suç tarihinde; "Cebir, tehdit ve hile olmaksızın, onbeş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, şikayet üzerine, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.  Suçun mağdur ile arasında evlenme yasağı bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın, on yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Suçun, evlat edineceği çocuğun evlat edinme öncesi bakımını üstlenen veya koruyucu aile ilişkisi çerçevesinde koruma, bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın ikinci fıkraya göre cezaya hükmolunur." şeklindedir. Uyuşmazlıkla ilgili TCK’nın "Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" başlıklı 109. maddesi ise; "(1) Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir. (2) Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (3) Bu suçun; a) Silahla, b) Birden fazla kişi tarafından birlikte, c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle, d) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, e) Üstsoy, altsoy veya eşe karşı, f) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, İşlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat arttırılır. (4) Bu suçun mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kaybına neden olması halinde, ayrıca bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. (5) Suçun cinsel amaçla işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarı oranında artırılır. (6) Bu suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır." şeklinde düzenlenmiş iken 14.07.2021 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmak suretiyle yürürlüğe giren 7331 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 9. maddesiyle anılan maddenin 3. fıkrasının (e) bendine "eşe" ibaresinden sonra gelmek üzere "ya da boşandığı eşe" ibaresi eklenmek suretiyle madde son şeklini almıştır. Ceza Genel Kurulunun 10.06.2014 tarihli ve 551-311, 12.11.2013 tarihli ve 511-449 ile 11.03.2008 tarihli ve 253-52 sayılı kararlarında vurgulandığı üzere; TCK'nın 6/1-a maddesinde, "henüz onsekiz yaşını doldurmamış kişi" olarak tanımlanan çocuk kavramının, kanun koyucu tarafından cinsel dokunulmazlığa karşı suçların düzenlendiği bölümde, "onbeş yaşını bitirmiş", "onbeş yaşını tamamlamamış" şeklinde iki ayrı dönem olarak ele alındığı görülmektedir. Buna göre bu bölümde "onbeş yaşını tamamlamamış" çocuklar ile "onbeş yaşını bitirmiş olup da onsekiz yaşını tamamlamamış" çocuklara karşı işlenen cinsel suçlar farklı kategoride mütalaa edilmiştir. TCK'nın 103/1-a maddesinde "onbeş yaşını tamamlamamış" olan çocuklara karşı her türlü cinsel davranış cinsel istismar olarak tanımlanmışken, aynı maddenin (b) bendinde; diğer çocuklar ifadesiyle "onbeş yaşını bitirmiş olup da onsekiz yaşını tamamlamamış" çocuklar kastedilerek bunlara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışların cinsel istismar suçunu oluşturabileceği kabul edilmiştir. Böylece kanun koyucu bu maddede "onbeş yaşını bitirmiş olup da onsekiz yaşını tamamlamamış" olan çocuklara karşı rızalarıyla işlenen cinsel davranışları cinsel istismar suçu kapsamına almamış ve bu kategorideki çocukların rızalarına önem vermişken, "onbeş yaşını tamamlamamış" çocuklara karşı yapılan her türlü cinsel davranışı rızaları olsa bile çocukların cinsel istismarı suçu kapsamına almıştır. Aynı Kanun'un 104. maddesinde de; cebir, tehdit ve hile olmaksızın, onbeş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunmayı şikâyete bağlı bir suç olarak hüküm altına alınmıştır. Bu düzenlemeden hareketle çocuklara karşı işlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun da iki kategoride ele alınması gerekmektedir: Birinci kategoride yer alan "onbeş yaşını tamamlamamış" olan çocukların kendi özgür iradeleri ile serbestçe hareket etme hakkı, niteliği itibarıyla üzerinde mutlak surette tasarrufta bulunabilecekleri bir hak olmadığından, bu haklarının ihlaline yönelik olarak gerçekleştirilen eylemlerle ilgili gösterdikleri rıza, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden bir hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilemeyecektir. Buna karşın ikinci kategoride yer alan "onbeş yaşını bitirmiş olup da onsekiz yaşını tamamlamamış" çocuklara karşı işlenen suçlarda ise mümeyyiz olmaları hâlinde rızaları hukuka uygunluk nedeni olabilecektir. 2. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme Katılan mağdurenin aşamalarda; öz amcası olan sanığın 2016 yılı Ağustos ayında ağabeyinin düğünü nedeniyle İzmir'de bulunan evlerine gelerek yaklaşık bir hafta kaldığını, bu süreçte iki defa kendisiyle rızasına aykırı olarak cinsel ilişkiye girdiğini, sanığın tehditlerinden çekindiği için olayı kimseye anlatamadığını ancak hamile olduğunun anlaşılması üzerine sanığı ve eylemlerini ailesiyle paylaştığını iddia ettiği, kollukta ve sorguda kendisine iftira atıldığını ileri süren sanığın ise mahkemede cinsel ilişkilerin katılan mağdurenin de rızasıyla gerçekleştiğini, suçlamayı kabul etmediğini savunduğu olayda; 2016 yılı Ağustos ayında gerçekleşen cinsel ilişkilerle ilgili olarak 28.03.2017 tarihinde katılan mağdurenin hamile olduğunun ailesi tarafından öğrenilmesi üzerine adli makamlara intikalin sağlanması, test yapılıncaya kadar hamile olduğunu inkâr eden katılan mağdurenin sanığın kimliğini ısrarla açıklamadığının, nihayetinde baskılara dayanamayıp gebeliğin sanığın eylemleri neticesinde gerçekleştiğini anlatmak zorunda kaldığının tanık beyanlarıyla sabit olması, katılan mağdurenin rızasıyla gerçekleşen cinsel ilişkiler neticesinde öz amcası olan sanıktan gebe kaldığını ailesi ve yakın çevresinin göstereceği olası tepkilerden çekinerek sakladığı şeklindeki kabulün de hayatın olağan akışına uygun düşmesi, ikinci cinsel ilişkinin düğün nedeniyle eve misafir olarak gelen çok sayıda yakın akrabanın da uyumakta olduğu damda gerçekleşmesi ve katılan mağdurenin anlatımlarına göre yaklaşık yirmi-yirmi beş dakika boyunca devam etmesi, bu hususun genel hatlarıyla tanık ...'un ifadesiyle doğrulanması, aşamalarda katılan mağdureyle rızasıyla cinsel ilişkiye girdiğini belirten sanığın savunmasının aksine bir delil bulunmaması hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sanığın katılan mağdureyle zora dayalı olarak cinsel ilişki gerçekleştirdiği iddiasının şüphede kalması, bu şüphenin de yasal olarak sanık lehine değerlendirilmesinin gerekmesi nedenleriyle sanığın eylemlerinin zincirleme şekilde aralarında evlenme yasağı bulunan reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğunun ve katılan mağdurenin hukuken üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakka ilişkin rızası olduğundan sanığa atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığının kabulü gerekmektedir. Öte yandan, sanık hakkında aralarında evlenme yasağı bulunan reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan temel ceza belirlenirken, TCK'nın 61/1. maddesindeki ölçütler ve aynı Kanun'un 3. maddesinde yer alan orantılılık ilkesi bir bütün hâlinde değerlendirilerek alt hadden uzaklaşılması mümkün görülmüştür. Çoğunluk görüşüne katılmayan dokuz Ceza Genel Kurulu Üyesi; katılan mağdurenin sanığın eylemlerine rızasının bulunmadığı görüşüyle karşı oy kullanmışlardır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin direnme gerekçesinin katılan mağdurenin sanığın eylemlerine rızasının bulunması nedeniyle İSABETLİ OLMADIĞINA, 2- İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.12.2022 tarihli ve 444-448 sayılı direnme kararına konu hükümlerinin, sanığın katılan mağdureye yönelik eylemlerinin zincirleme şekilde aralarında evlenme yasağı bulunan reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğunun ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun yasal unsurları itibarıyla gerçekleşmediğinin gözetilmemesi isabetsizliklerinden BOZULMASINA, 3- Sanığın tutukluluk hâlinin DEVAMINA, 4- Dosyanın, İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.01.2024 tarihinde yapılan müzakerede ön sorun bakımından oy çokluğuyla, asıl uyuşmazlık konusu bakımından ise yeterli çoğunluk sağlanamaması üzerine 21.02.2024 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Genel

Fail Can, bir toplantı sırasında salonda bulunan 5 farklı kişiye yönelik olarak tek bir cümle ile ağır hakarette bulunmuştur. Can'ın bu eylemi, "Aynı Neviden Fikri İçtima" hükümleri uyarınca nasıl cezalandırılmalıdır?

A) Mağdur sayısı kadar ayrı ayrı hakaret suçundan ceza verilir.
B) Sadece bir kişiye hakaret etmiş gibi temel ceza verilir, artırım yapılmaz.
C) Tek bir fiille aynı suçun birden fazla kişiye karşı işlenmesi nedeniyle tek bir cezaya hükmedilir ve bu ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır.
D) En ağır cezayı gerektiren mağdurun şikayeti üzerinden ceza verilir.
E) Eylem zincirleme suç kapsamında değerlendirilir ve ceza iki katına çıkarılır.

Bu maddeyle ilgili 12 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol