5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 62

Türk Ceza Kanunu 62. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 62- (1) Fail yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenlerin varlığı halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine, müebbet hapis; müebbet hapis cezası yerine, yirmibeş yıl hapis cezası verilir. Diğer cezaların altıda birine kadarı indirilir.[20] (2) Takdiri indirim nedeni olarak, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri (…)[21] göz önünde bulundurulabilir. (Ek cümle:12/5/2022-7406/1 md.) Ancak failin duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışları, takdiri indirim nedeni olarak dikkate alınmaz. Takdiri indirim nedenleri kararda gerekçeleriyle gösterilir.21 Mahsup

Bu Maddeye Atıf Yapan Kararlar

10.921 karar eşleşti

Bu madde kararlarda usul kalıbı olarak anılıyor. Aşağıdaki kararlar maddeye atıf yapar, ancak maddenin konusunu tartışmayabilir.

12. Ceza Dairesi, 2024/4055 E., 2025/2083 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 50/4-1.a, 52/2-4. maddelerine göre 60.800,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, sanık ...
12. Ceza Dairesi         2024/4055 E.  ,  2025/2083 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/55 E., 2024/195 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine mahkemece sanıklar hakkında verilen hükümler, sanıklar müdafileri tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMK'nın 317. maddesindeki temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: Sanıklarlar müdafilerinin yaptığı duruşmalı inceleme taleplerinin; 7079 sayılı Kanun’un 94.maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 299/1. gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Mahkemece sanıklar ..., ... ve ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 50/4-1.a, 52/2-4. maddelerine göre 60.800,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, sanık ... hakkında ayrıca inşaat mühendisliği mesleğini yapmaktan 1 yıl 6 ay süre ile yasaklanmasına; sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 50/4-1.a, 52/2-4. maddelerine göre 18.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, temyiz dışı sanıklar ..., ... ve ... hakkında verilen beraat hükümlerine ilişkin sanıklar ... ve ... müdafiileri, sanıklar ... ve ... ile katılanlar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 27.12.2022 tarihli ilâmı ile beraat hükümlerinin onanmasına, diğer sanıklara ilişkin verilen hükümlerin ise bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozma ilamına uyulması yönünde karar verilmiş ve sanıklar ..., ..., ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1. maddelerine göre 18 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına, sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 22/6, 62/1. maddelerine göre 12 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükümler verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri hakkında hükümlerin bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık ... müdafinin temyiz isteği; kararın yetersiz ve eksik inceleme neticesinde verildiğine, binanın temeli- bodrum katı ve zemin katının başkaları tarafından yapılmış olup, müvekkilinin 1. normal kattan itibaren sadece birçok kişiyle birlikte kalıp işçiliği yaptığı, demir bağlama işlerini başkasının yaptığı, betonun da başkaları tarafından yapılıp atıldığına yönelik ve Haziran 2012 tarihli Deprem Güvenlik Değerlendirme Raporu ile 29.06.2015 tarihli Ankara Ağır Ceza Mahkemesi marifetiyle oluşturulan bilirkişi raporu arasındaki çelişkilerin giderilmesi hususundaki tevsii tahkikat taleplerinin hukuka aykırı olarak reddedildiğine, sanığın savunma hakkının sınırlandırıldığına, sanığın binanın demir ve beton işçiliğini üstlenmediğine, binanın inşasında rol almadığına, bodrum kat işlerinin yıkıma olan etkisinin; inşaatın temeli atıldıktan sonra kat sayısının 5'ten 7'ye çıkarılmış olmasının yıkımdaki etkisi incelenmediğine, eksik inceleme ile karar verildiğine, bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeksizin hüküm kurulduğuna, ceza tayininde hakkaniyete aykırılık olduğuna, sanık hakkındaki hükmün gerekçeden yoksun olduğuna, sanığın kalıp ustası olarak ekibiyle birlikte kalıp işlerini kendisine verilen proje doğrultusunda yaptığına, demir işlerinin ise getirdiği değişik demir ustaları ve işçileri tarafından yapıldığına, sanığın malzeme alımında, projede, denetlemede, beton işlerinde hiçbir görevinin olmadığına, kalıp ve demir işi bitince ayrı bir beton ekibinin gelip beton döktüğüne, sanığın kusurunun bulunmadığına, sanığın kusursuz olması nedeniyle hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, en azından bilirkişi raporlarının birbirleriyle çelişkili olması nedeniyle çelişkinin giderilerek sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinin gerektiğine, yine, sanığın çalışmaya başlamasından önce başkaları tarafından yapılan bodrum kat kolonlarının kesit ve donatı açısından yetersiz olmasının binanın yıkılmasında ne gibi bir etkisinin olduğunun mahkemece hükme esas alınan 29/06/2015 tarihli bilirkişi raporunda açıkça tespit edilmeksizin toptancı bir anlayışla sanığa kusur yüklenmesinin ve bu rapor doğrultusunda eksik inceleme ile mahkumiyet hükmü kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. B. Sanık ... müdafinin temyiz isteği; atılı suçun sübut bulmaması, suçun unsurları itibarıyla oluşmaması, suç vasfında hataya düşülmesi, hükümde hukuka aykırı ve dosya kapsamına uymayan delillere dayanılması, şartları oluşmadığı halde teşdiden ceza tayin edilmesi, cezanın ve seçenek yaptırımların hukuka uygun tatbik edilmemesi, savunma hakkının kısıtlanması nedenleriyle kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, taşınmazın ..., ..., ... ve ... tarafından 20.06.2001 tarihinde her bir malikin ¼ hissesi olacak şekilde satın alındığına; avukat olan şu anda ise noterlik mesleğini icra eden müvekkili ...'ın bu taşınmazı yatırım amacıyla satın aldığına, inşaat sektörüne ilişkin hiçbir bilgisi ve tecrübesi olmayan müvekkilinin, alanında uzman bir müteahhit ile anlaşıp apartman yaptırabileceklerini ...’a söylemesine karşın, müvekkilinin haberi olmadan ...'ın müteahhitlik görevini üstlenerek inşaatın temel atma çalışmalarını başlattığına, müvekkilinin temel atma süreci başladıktan sonra bu durumdan haberi olduğuna, müvekkilinin inşaat sürecine hiçbir şekilde dahil olmadan yalnızca üzerine düşen masrafları ödediğine, yapılacak olan binadan birkaç daire sahibi olduğuna, müvekkili hakkında basit taksir hükümlerinin dahi uygulanmasını gerektirecek hiçbir kusurlu hareketinin bulunmadığına, yapı sahibi ve müteahhit olmasından bahisle müvekkili hakkında mahkumiyet kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, müvekkilinin binanın müteahhidi olmadığına, somut olayda bilinçli taksirin şartlarının oluşmadığına, müvekkilinin somut olayda sorumlu tutulmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğuna ilişkindir. C. Sanık ... müdafinin temyiz isteği; taksirli sorumluluğunun yasal unsurları gerçekleşmediğine, müvekkilinin, binanın yapımında kullanılan malzemeleri denetlemek, binayı yapım aşamasında kontrol etmek, binanın yapı projesine ve ruhsat dosyasına yapı elamanları yönünden uygun olup olmadığını denetlemek gibi görev veya yeteneği bulunmadığına, bu hususların teknik bilgi ve deneyimi gerektirdiğinden, fenni mesulün sorumluluğunda bulunduğuna, her ruhsat dosyası için yapının nizamına göre noter tarafından düzenlenen fenni mesul taahhütnamesi olduğuna, taahhütname ile fenni mesulün, inşaatın başlangıcından bitimine kadar binanın teknik uygulama sorumlusu olduğuna, kullanılacak her türlü malzemenin TSE ve diğer kalite standartlarında kullanılacağını, projede yer alan tüm hususların hem malzeme hem işçilik yönünden kendi sorumluluğunda yaptırılacağını kabul ve taahhüt ettiğini; müvekkilinin binanın inşası için üzerine düşen tüm sorumluluğu yerine getirmiş ve gereken dikkat ve özeni fazlasıyla göstermiş olduğuna, dolayısıyla inşaatın yapım, malzeme ve işçilik yönünden müvekkilinin bir sorumluluğu bulunmadığına, bu yönden müvekkiline atfedilebilecek bir kusur da bulunmadığına, bina enkazından numunelerin usulüne uygun alınmadığına, İTÜ'den yeniden rapor alınması gerektiğine, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, bilinçli taksirin unsurlarının oluşmadığına, müvekkilin kendisi ve ailesi tarafından kullanılan ve aile apartmanı olarak inşa edilen ... Apartmanın yıkılması sebebiyle müvekkilinin bilinçli taksirle sorumlu tutulmasının hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığına, gerekçeli karar hakkının gözetilmediğine, KTÜ raporunun hatalı düzenlendiğine, cezanın alt haddinden yasal olmayan gerekçeler ile uzaklaşıldığına, cezanın belirlenmesinde kusur durumunun gözetilmediğine, cezanın alt haddinden yasal olmayan gerekçeler ile uzaklaşıldığına, TCK'nın 22 madde uyarınca yapılan indirimin az olduğuna, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. D. Sanık ... müdafinin temyiz isteği; müvekkilinin yıkılan bina inşaatı için yalnızca taahhütname imzaladığına, müvekkilin binada fenni mesullük yapmadığına ve dosyadaki tek eyleminin, inşaat için taahhüt vermek olduğuna, müvekkilin fenni mesullüğünün kağıt üzerinde olduğuna, fenni mesul olarak kabul edilmesinin mümkün bulunmadığına, müvekkilinin ancak İmar Kanunu madde 22'de öngörülen usul gerçekleşirse madde 28'e göre sorumlu tutulması gerekeceğina, müvekkilinin fenni mesul olarak sorumlu olması için bina bitiminde teknik rapor ve yapı kullanım izin belgesi düzenlemesi gerektiğine, söz konusu belgelerin müvekkili tarafından düzenlenmediği için müvekkilinin fenni mesul kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğuna, sanıklarının tümünün suçtan sorumluluğu kabul edilse dahi, herkesin aynı oranda kusurlu olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, inşaat mühendisi, yapı sahibi, belediye personeli olan sanıkların yaptığı eylemler aynı olmadığından kusurun da farklı olması gerektiğine, ancak bu hususta gerekli araştırma ve tespit yapılmadan aynı cezaların verildiğine, müvekkilinin atılı suçtan sorumluluğu kabul edilse dahi suçun basit taksirle işlenen halinden sorumlu tutulması gerektiğine, kararın müvekkili lehine bozulmasını gerektiğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 23 Ekim 2011 günü saat 13:41'de Van ilinin kuzeyinde merkezi ... Köyü olan şiddeti yaklaşık 7,1 - 7,3 şiddetinde odak derinliği 19,02 km olan deprem nedeniyle Kışla Mahallesi 12 ada 6 parselde bulunan ... Apartmanının yıkılması ve çökmesi sonucu 43 kişinin göçüğe (depreme) bağlı olarak öldüğü olayda; Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığına bağlı İnşaat Mühendisliği Bölümü tarafından Haziran 2012 tarihinde hazırlanan bilirkişi raporuna göre; ... Apartmanının yapım yılı tam olarak bilinmemekte olup, 2001 tarihli ... Mühendislik tarafından hazırlanan ve TMMOB Jeoloji Mühendisleri odası Van İl Temsilciliği tarafından onaylı inşaat alanı jeoteknik etüt raporu, YGS mühendislik tarafından hazırlanan ve Tedaş onaylı elektrik tesisat projesi, ... mimarlık tarafından hazırlanan mimari proje, 2001 tarihli yapı ruhsatı talep dilekçesi, 2008 tarihli yapı kullanma izin belgesi, muvafakat yazıları ve noter evraklarından binanın 2001 yılı ve/veya sonrasında yapıldığının anlaşıldığı, binaya ait mimari, statik ve elektrik tesisat projelerinin olduğu ancak statik hesap raporları ile zemin raporlarının bulunmadığı, ... Apartmanının yapım yılına göre, 1997-Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik kapsamına girdiği, 14.11.2011 tarihli bilirkişi raporuna göre binanın taşıyıcı sisteminin betonarme olup bodrum, zemin ve 6 normal olmak üzere toplam 8 kattan oluştuğu, yapı ruhsatına göre binanın bodrum, zemin ve 6 normal olmak üzere toplam 8 kattan oluştuğu, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgelerinde belirtilen bodrum, zemin ve normal kat yüksekliklerinin mimari ve statik proje ile uyumlu olmadığının belirlendiği, 1997-Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmeliğin “7.2 Genel Kurallar” bölümünde deprem bölgelerinde kullanılacak binalarda dikkate alınması gereken minimum beton sınıfları hakkında bilgi verildiği, ... Apartmanına ait karot numuneleri üzerinde gerçekleştirilen merkezi basınç deneyi sonucunda, numunelerin ortalama basınç dayanımının 14.82N/mm2 olarak elde edildiği, ayrıca, karot dayanımları arasındaki değişim aralığının 10.85-22.28N/mm2 olduğu, bunun da binada dökülen betonun oldukça heterojen olduğu anlamına geldiği, elde edilen ortalama basınç dayanımının da 1997 yılında yayımlanan Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan C16’yı sağlamadığı, yönetmeliğin “7.2.5. Malzeme Dayanımları” Bölümünde birinci ve ikinci derece deprem bölgelerindeki binalarda C20 veya daha yüksek dayanımlı beton kullanılması zorunludur ibaresinin bulunduğu, 1997-Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmeliğin “7.7.4 Kolon Enine Donatı Koşulları ” bölümünde kolon sarılma bölgeleri, kolon orta bölgeleri ve kolon-kiriş birleşim bölgeleri için dikkate alınması gereken uzunluklar, bu bölgelerdeki etriye yüzdesi, çap ve aralıkları hakkında bilgiler verildiği, ... Apartmanı için hazırlanan bilirkişi raporuna göre, etriye çapı açısından yeterlilik gözükürken, etriye aralığı açısından ve binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğunun belirlendiği, yine bilirkişi raporu ile proje verilerine göre kolon boyutları, donatı çap ve adetlerinde de farklılıklar olduğu, parça beton numuneler içerisinde çimento hamuru-agrega arasında aderans çözülmesi olduğunun belirlendiği, Mahkemece hükme esas alınan 29.06.2015 tarihli bilirkişi heyet raporunda; dava konusu depremde yıkılan ... Apartmanına ilişkin görsel ve deneysel olarak tespit edilen teknik yetersizliklerle itibar edildiği, sanık ...'nin yıkılan binanın fenni mesulü olduğu, meydana gelen ölüm ve yaralanmalar bakımından dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal eden ihmali davranışının müessir olduğu, bu sebeple sanığın taksirinin bulunduğu, sanık ...'ın binanın sahibi ve müteahhidi olduğu, sanık ...'ın ise binanın yapımına başlandığı andan itibaren bina sahibi olarak yapımından sorumlu oldukları halde, yürürlükteki kurallara uygun bir inşaat yaptırmak bakımından kendi üzerlerine düşen dikkat ve özeni göstermemeleri nedeniyle sorumlu oldukları, sanık ...'ın bina yapılırken dair satın alan kişi konumundan dolayı, sanık ... binanın ilk katı yapılırken hisselerini satıp bina sahibi konumundan ayrıldığı bu sebeple, binanın yıkılmasından dolayı herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığı, sanık ...'nun dosya bilgilerine göre sadece mimari projeden sorumlu olduğu, sanık ... 'in binanın elektrik ve tesisat projelerden sorumlu olması nedeniyle binanın yıkılmasından dolayı herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığı, sanık ... 'in usta olarak inşa sorumluluğunu üstlendiği binayı, inşaat tekniğine uygun bir şekilde imal etmede gerekli dikkat ve özeni göstermediği için sorumluluğunun bulunduğu sonucuna varıldığı ve mahkemece sanıklar ..., ... ve ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 50/4-1.a, 52/2-4. maddelerine göre 60.800,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, sanık ... hakkında ayrıca inşaat mühendisliği mesleğini yapmaktan 1 yıl 6 ay süre ile yasaklanmasına; sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 50/4-1.a, 52/2-4. maddelerine göre 18.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, temyiz dışı sanıklar ..., ... ve ... hakkında verilen beraat hükümlerine ilişkin sanıklar ... ve ... müdafiileri, sanıklar ... ve ... ile katılanlar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 27.12.2022 tarihli ilâmı ile; "...B-Sanıklar ..., ..., ... ve ...'ın mahkumiyetine ilişkin hükümlere yönelik incelemede; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar ... ve ... müdafiileri, sanık ..., sanık ... ile katılanlar ..., ..., ..., ... ve ... vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak; 3194 sayılı İmar Kanunun 28. maddesinde yapının fenni mesuliyetini üzerine alan meslek mensuplarının, (fenni mesul mimar ve mühendisler uzmanlık alanlarına göre) yapının, tesisatı ve malzemeleri ile birlikte, Kanuna, ilgili diğer mevzuata, uygulama imar planına, ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere, standartlara ve teknik şartnamelere uygun olarak inşa edilmesini denetlemekle görevli olduğu, ruhsat ve eklerine aykırı olarak yapılması halinde durumu ruhsatı veren Belediyeye bildirmekle mükellef olduğunun düzenlendiği, bu konuda .... Noterliğine ait 01.07.2003 tarih ve 3374 numaralı taahhütnameyi vermiş olan sanık ...'nin fenni mesul olmaktan kaynaklanan denetim görevini yerine getirmediği, dolayısıyla binanın yıkılmasına neden olan imalat hatalarından sanık ...'nin sorumlu olduğu, sanık ...'ın inşaat ustası olarak inşa sorumluluğunu üstlendiği, binayı inşaat tekniğine uygun bir şekilde imal etmede gerekli dikkat ve özeni göstermediği için sorumluluğunun bulunduğu, sanıklar ..., ...'ın ise, söz konusu binanın sahipleri ve müteahhidi olarak yapımından sorumlu oldukları halde, yürürlükteki kurallara uygun bir inşaat yaptırmak bakımından kendi üzerlerine düşen dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle kusurlu olduklarının kabul ve tespit edildiği olayda; 1-Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde; TCK'nın 61/1. ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle, aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, yürürlükteki kurallara uygun bir inşaat yaptırmak bakımından dikkat ve özeni göstermeyen, binadaki malzeme ve donatı yetersizliklerini denetlemeyen, bu nedenle birinci derece deprem bölgesinde bulunan ... Apartmanının tamamen çökmesine ve 43 kişinin göçük altında kalarak ölmesine asli kusurlu olarak neden olan sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında, adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca cezada orantılılık ilkesi gözetilerek alt sınırdan daha fazla uzaklaşmak suretiyle ceza tayini gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurularak sanıklar hakkında eksik cezaya hükmolunması, 2-Depremde yıkılan ... Apartmanından alınan karot numunelerinin teknik bilirkişiler tarafından incelenmesi neticesinde; 1997 yılında yayımlanan Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelikte birinci ve ikinci derece deprem bölgelerindeki binalarda C20 veya daha yüksek dayanımlı beton kullanılmasının zorunlu olmasına rağmen, kullanılan betonun Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan C16'yı dahi sağlayamadığı, etriye aralığı açısından ve binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğu, bilirkişi raporu ile proje verilerine göre kolon boyutları, donatı çap ve adetlerinde de farklılıklar olduğu, parça beton numuneler içerisinde çimento hamuru-agrega arasında aderans çözülmesi olduğunun belirlendiği, bu yetersizlik ve eksikliklerin binanın yıkılmasında etkili olduğu; sanıkların yıkılan binanın proje aşamasında, yapım aşamasında ve iş bitimi aşamasında, üzerilerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği, öngörülebilen bu netice bakımından dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranan sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, tayin olunan cezalarında 5237 sayılı TCK'nın 22/3. maddesi uyarınca arttırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, 3-TCK'nın 53/6. maddesinde “belirli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkumiyet halinde 3 aydan 3 yıla kadar bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınabileceğine karar verilebileceğinin düzenlendiği, bir mesleğin icrasının yasaklanabilmesi için ruhsatnameye bağlı olarak yürütülmesi gerekmekte olup, inşaat mühendisi olduğu anlaşılan sanık ...'nin çalışmasının ruhsatnameye bağlı olarak yürütülen bir meslek olmadığı nazara alınmadan, çalışma hürriyetini kısıtlayacak şekilde mesleğini icrasında bulunmaktan 1 yıl 6 ay süre ile yasaklanmasına karar verilmesi, 4-Taksirle işlenen suçlarda iştirak hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilerek, yargılama giderinin her bir sanığa sebebiyet verdikleri tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesine karar verilmesi gerekirken, yargılama giderlerinin eşit olarak tahsiline karar verilmesi..." gerekçeleri ile hükümlerin bozulmasına, beraat hükümlerinin onanmasına karar verilmiş, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş, sanıkların savunmaları alınmış ve sanıklar ..., ..., ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1. maddelerine göre 18 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına, sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 22/6, 62/1. maddelerine göre 12 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR Soruşturma aşamasında, ... Apartmanının enkazından gerekli tespitlerin yapılarak numune alınması amacı ile fotoğrafçı bilirkişi, kadastro teknisyenleri, inşaat mühendisleri, röntgen ve çizim teknikeri ile karot cihazını kullanan bilirkişiler ve mahalli bilirkişi eşliğinde ... Apartmanın enkazının bulunduğu yere gidildiği ve olay yerinde incelemelerde bulunularak bina enkazından yeteri kadar karot numunesi, yeteri kadar beton ve yeteri kadar sayı, çap ve uzunlukta demir çubuk numunesinin alınarak keşif işleminin icra edildiği, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 19.12.2011 tarihinde zemin etüdünün yapılması amacıyla iki inşaat mühendisi, 1 jeoloji mühendisi, fotoğrafçı bilirkişi, 1 mimar ve sondaj aracı ile birlikte binanın yıkıldığı yere gidildiği ve gerekli incelemeler yapılarak binanın yıkıldığı yerin hemen yanından sondaj kuyusu açılarak analiz için belirli derinliklerden farklı örneklerin alındığı, olay yerinde yapılan incelemelere esas olmak üzere kadastro bilirkişileri tarafından yıkılan binaya ilişkin ada, parsel, taşınmaz cinsi ve taşınmaz yüzölçümünü ve krokisini gösterir 14.11.2011 tarihli bilirkişi raporunun hazırlandığı, yine 19.12.2011 tarihli olay yerinde yapılan incelemelere esas olmak üzere, inşaat mühendisi bilirkişiler tarafından binanın kiriş, döşeme, perde ve kolonlarına, kullanılan demire, etriye aralığına, çiroza dair bilgiler içeren 23.01.2012 tarihli raporun hazırlandığı, olay yerinde zemin etüdüne ilişkin yapılan incelemelere esas olmak üzere ise jeoloji mühendisi tarafından binanın bulunduğu yerin zemin özelliklerini içerir 23.01.2012 tarihli raporun hazırlandığı, aynı tarihli ön inceleme raporunda binada bodrum kat bulunduğunun, bodrum kat çöktüğü için ve enkaz çalışmaları bitmediğinden röleve çalışmasının yapılamadığının belirtildiği, taşınmazın proje aşamasındaki yapı sahibinin, proje müellifinin, ilgili belediye biriminin, binanın yapım ve bitim aşamasındaki sorumlularının (yapı sahibi, proje müellifi, teknik uygulama sorumlusu vs) tespiti için ilgili evrakların bilirkişiye tevdii edildiği, buna ilişkin 24.07.2012 tarihli raporun hazırlandığı, daha sonra bina enkazından alınan karot, beton ve demir numuneleri, zeminden alınan numuneler, bunlara ilişkin hazırlanan bilirkişi raporları ve yapı ruhsatı ve eklerini içeren belediye dosyasının yapı özellikleri ve sorumlu kişiler hakkında rapor hazırlanması için dosyanın Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığına bağlı İnşaat Mühendisliği Bölümüne Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla gönderildiği, Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığına bağlı İnşaat Mühendisliği Bölümü tarafından Haziran 2012 tarihinde hazırlanan bilirkişi raporunda da; birinci derece deprem bölgesinde yer alan ... Apartmanının taşıyıcı elemanların donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğu, binada projelendirme, yapım ve iş bitimi aşamalarında Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelik ve İmar Kanunu esaslarına yeterince uyulmadığının belirlendiği, oluş, dosya kapsamı, sanıkların savunmaları, tanık anlatımları, ölenler hakkında tanzim olunan ölü muayene tutanakları, Olay ve Olgular başlığı altında açıklanan bilirkişi raporları karşısında Mahkemece, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği, hükmün gerekçesinde, suç oluşturduğu kabul edilen eylemlerin gösterildiği, bunun nitelendirmesinin yapıldığı, hükme esas alınan veya reddedilen bilgi ve belgelerin belirtildiği ve bunun dayanaklarının gösterildiği, hükmün yeterli gerekçeyi içerdiğinin belirlendiği, ayrıca yıkılan binaya ilişkin sorumlulukları tespit edilen Belediye görevlileri temyiz dışı sanıklar Burhan Aldaşer, Mehmet Marufoğlu ve Bülent Erdinç hakkında soruşturma izni istendiği, ancak soruşturma izni kesinleşmediğinden, bu kişiler yönünden soruşturma evrakının ayrılmasına karar verildiği ve yapılan yargılama sonunda mahkemece görevi kötüye kullanma suçundan sanıklar hakkında beraat kararı verildiği, hükümlerin sanıklar müdafii tarafından vekalet ücretine hasren temyizi üzerine dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2021/8025 Esas sayılı evrakı ile arşivde olduğunun belirlendiği anlaşılmakla, tebliğnamedeki eksik incelemeye, hükmün yeterli gerekçeyi içermediğine ve Belediye görevlileri hakkında görülmekte olan davanın işbu dava dosyası ile birleştirilmesi gerektiği gerekçeleri ile bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir. Depremde yıkılan ... Apartmanından alınan karot numunelerinin teknik bilirkişiler tarafından incelenmesi neticesinde; numunelerin ortalama basınç dayanımının 14.82N/mm2 olarak elde edildiği, ayrıca, karot dayanımları arasındaki değişim aralığının 10.85-22.28N/mm2 olduğu, 1997 yılında yayımlanan Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelikte birinci ve ikinci derece deprem bölgelerindeki binalarda C20 veya daha yüksek dayanımlı beton kullanılmasının zorunlu olmasına rağmen, kullanılan betonun Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan C16'yı dahi sağlayamadığının belirlendiği, bu yetersizlik ve eksikliklerin binanın yıkılmasında etkili olduğu; binanın inşa edildiği tarihte yürürlükte olan ilgili yönetmelik de belirtilen şartları sağlamayan malzemelerin inşaatlarda kullanılması, birinci derece deprem kuşağında olduğu bilinmesine rağmen heterojen yapıya sahip beton kullanılması, hasar ve yıkımlara neden olabileceği düşünülmeksizin bina yapılacak yerin jeolojik yapısının dikkate alınmadan zayıf nitelikli zeminlere inşaat yapılması, malzeme ve işçilikte ucuza kaçılması, gerek proje gerek inşaat aşamasında teknik eleman, mimar ve mühendislerden yeterince yararlanılmaması, gerekli kontrollerin (bina sahibi ve müteahhidi olan kişi/ kişiler, fenni mesul, belediye vs tarafından) yapılmaması deprem tecrübesi oldukça acı olan ülkede yaşayan ve bina yaptıran kişiler tarafından öngörülebilir nitelikte olacağından, yıkılan binanın proje aşamasında, yapım aşamasında ve iş bitimi aşamasında, üzerilerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeyen, öngörülebilen bu netice bakımından dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranan sanıklar ... ve ... hakkında bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, tayin olunan cezalarında 5237 sayılı TCK'nın 22/3. maddesi uyarınca arttırım yapılmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, tebliğnamede bilinçli taksir hükümlerinin sanıklar hakkında uygulanmaması gerektiğine yönelik bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir. A. Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükümlere yönelik yapılan temyiz istemlerinin incelenmesinde; Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre; 1. 23 Ekim 2011 günü saat 13:41'de Van ilinin kuzeyinde merkezi ... Köyü olan şiddeti yaklaşık 7,1 - 7,3 şiddetinde odak derinliği 19,02 km olan deprem nedeniyle Kışla Mahallesi 12 ada 6 parselde bulunan ... Apartmanının yıkılması ve çökmesi sonucu 43 kişinin göçüğe (depreme) bağlı olarak öldüğü olayda; Mahkemece Dairemizin 27.12.2022 tarihli ilâmına uyularak sanık ... hakkında bilinçli taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiş ise de; bozma sonrası yapılan yargılamada toplanan deliller, sanıkların savunmaları ve tanık anlatımları dikkate alındığında, binanın yapı sahibi ve müteahhidinin sanık ... ile depremde ölen ... 'in olduğu, binada çalışan işçilerin sanık ...'dan emir ve talimat aldığı, kullanılan malzeme ve işçiliğin sanık ... tarafından temin edildiği ve inşaatın tamamlandığı, sanık ...'ın ise sadece yapı sahiplerinden biri olduğu ve binanın proje, ruhsat ve yapım aşamasında hiçbir etkisi ve müdahalesinin olmadığı, yapı ruhsatı talep dilekçesi, 2008 tarihli yapı kullanma izin belgesi ile mimari, statik ve elektrik tesisat projelerinde sanık ... ile depremde ölen ... 'in yetkili olarak gösterildiği, yapı sahiplerinden biri olan sanık ...'ın ise yıkılan binaya ilişkin olarak hiçbir aşamada müteahhitlik yapmadığı, binanın projelendirme, yapım ve iş bitimi aşamalarında hiçbir etkisi ve müdahalesinin olmadığının anlaşılması karşısında; atılı suç bakımından kusuru bulunmadığı anlaşılan sanık ... hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi, 2.Mahkemece Dairemizin 27.12.2022 tarihli ilâmına uyularak sanık ... hakkında bilinçli taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiş ise de; bozma sonrası yapılan yargılamada toplanan deliller, sanıkların savunmaları dikkate alındığında, binanın yapımında inşaat ustası olarak çalışmış olan sanık ...'ın kendisinden önce başka bir ekip tarafından temel atılmış olan bodrum katı ve zemin katı bitmiş olan binada 1.kattan itibaren sanık ... tarafından temin edilen malzemelerle kalıp ve demir işçiliği yapmış olduğu, ayrıca sanıkların anlatımlarına göre binada pek çok işçi ve ustanın çalıştığı, inşaat mühendisi teknik sorumlusu bulunan bir binanın, 1.katından itibaren kalıp ve demir işçiliğini yapmış olan sanık ...'a kusur yüklenemeyeceği, ayrıca sanığın atılı suçu işlediğine dair, savunmasının aksine, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı bir delilin de bulunmadığı anlaşılmakla; sanık ... hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle, Erciş Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanıklar müdafilerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, B- Sanıklar ... ve ... hakkında verilen hükümlere yönelik yapılan temyiz istemlerinin incelenmesine gelince; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, sanıklar müdafilerinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak; 1.Başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçları Olay ve Olgular başlığı altında ayrıntılı olarak açıklanan somut olayda; taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde, TCK'nın 61/1. ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle, aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekmekte olup, sanıklar ... ve ...'ın inşaatın proje, yapım ve iş bitimi aşamasındaki görevleri itibariyle meydana gelen ölümler bakımından olayın gerçekleşmesindeki etkileri, yasal yükümlülükleri dikkate alınarak, cezanın belirlenmesindeki bireyselleştirme unsuru gözetilmek suretiyle, cezada orantılılık ilkesi ile adalet ve hakkaniyet kurallarına uygun bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, benzer olaylarla karşılaştırıldığında eylem ile ceza arasındaki muvazeneyi bozacak şekilde ve orantılılık ilkeleri çerçevesinde yaptırım miktarlarının belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 2. 5237 sayılı TCK'nın 22/6.1. cümlesinin uygulanabilmesi için taksirle hareket sonucu neden olunan neticenin, münhasıran sanığın kişisel ve ailevi durumu bakımından artık bir cezanın hükmedilmesi gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açması gerektiği, böyle bir netice ile birlikte başka bir neticenin de meydana gelmiş olması halinde anılan fıkra ile uygulama yapılamayacağı gözetilmeden, depremde eşi ve iki çocuğunu kaybeden sanık ... hakkında TCK’nın 22/6. maddesinin ikinci cümlesi uygulanarak tayin edilen cezada indirim yapılması, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle, Erciş Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanıklar müdafilerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aynı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca sonuç ceza miktarı açısından sanık sanık ...'ın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.02.2025 tarihinde karar verildi.

Diğer kararlar (4)

12. Ceza Dairesi, 2024/3770 E., 2025/1507 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 50/4-1.a, 52/2-4, 53/6. maddelerine göre 18.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, ...
12. Ceza Dairesi         2024/3770 E.  ,  2025/1507 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/301 E., 2024/218 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine mahkemece sanıklar hakkında verilen hükümler, sanıklar müdafileri tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMK'nın 317. maddesindeki temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: Sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299. maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Mahkemece sanıklar ... ve ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 50/4-1.a, 52/2-4, 53/6. maddelerine göre 18.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, ... hakkında ayrıca inşaat mühendisliği mesleğini yapmaktan 1 yıl süre ile yasaklanmasına; sanıklar ... ve ... hakkında ise görevi kötüye kullanma suçundan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 228 inci maddesinin birinci fıkrası, 102 nci maddesinin dördüncü fıkrası, 104 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmiş, bu kararların sanıklar ... ve ... müdafii, sanık ..., sanık ... müdafii, katılanlar vekilleri ile o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 04.07.2023 tarihli ilâmı ile bozulmasına karar verilmiş, mahkemece sanıklar ..., ..., ..., ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1. maddelerine göre 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri hakkında hükümlerin onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık ... ve ... müdafinin temyiz isteği; eksik inceleme ile karar verildiğine, herhangi bir şekilde zorunlu olmayan belgelerin olmaması sebebiyle müvekkillerini sorumlu tutmanın mümkün olmadığına, yapı ruhsatı ile inşa edilen bina arasında farklılıkların bulunması ve bina sahibi tarafından kaçak kat inşa edilmesi noktasında müvekkillere atfedilebilecek bir kusur söz konusu olmadığına, bu noktadaki sorumluluğun bina sahibi ve fenni mesule ait olduğuna, diğer tarafta müvekkiller tarafından yapı ruhsatına aykırı olarak inşa edilen binaya kullanma izin belgesinin de verilmemiş olduğuna, her ne kadar müvekkilin sorumluluğu belirlenirken, oturma izni olmayan bir binada müvekkiller tarafından oturmaya göz yumulduğu belirtilmiş ise de; müvekkillerin bu noktada sorumlu tutulmalarının mümkün olmadığına, her ne kadar müvekkiller tarafından yapı ruhsatı düzenlenmişse de Belediye görevlileri tarafından inşaat tamamlandıktan sonra yapılan incelemeler neticesinde, ilgili binaya oturma izni verilmemesi sebebiyle meydana gelen ölümlerden müvekkillerin herhangi bir şekilde sorumluluğu olmadığına, müvekkiller ile ilgili olarak soruşturma izni verilmeyen hususların mahkeme kararında müvekkillerin cezalandırılmasına gerekçe olarak kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ve adil yargılanma hakkının açık bir şekilde ihlal edilmiş olduğuna, taksirli sorumluluğun yasal unsurları gerçekleşmemiş olduğuna, müvekkillerin sadece kağıt üzerinden, binanın cephelerden taşma yapıp yapmadığını, mevcut imar düzenlemesine uygun olup olmadığını, bina giriş merdiveni, kapı ve otopark gibi eklentilerin projeye uygun olup olmadığını görsel olarak incelediğine, müvekkillerin, binanın yapımında kullanılan malzemeleri denetlemek, binayı yapım aşamasında kontrol etmek, binanın yapı projesine ve ruhsat dosyasına yapı elamanları yönünden uygun olup olmadığını denetlemek gibi görevi bulunmadığına, sayılan hususların kontrol ve denetim görevinin fenni mesule ait olduğuna, yapı ruhsatının müvekkiller tarafından doldurulması ve düzenlenmesi, mahkeme kararında belirtilen denetim ve kontrol işlerinin de müvekkiller tarafından yapılması gerektiği anlamına gelmediğine, müvekkillerin görevinin ilgili evraklar tamamlandıktan sonra gerekli kontrolleri yaparak yapı ruhsatını doldurmak ve düzenlemek olduğuna, yerel mahkemece sorumluların belirlenmesi noktasında bu nedenle yanılgıya düşmüş olduğuna, Mahkemece herhangi bir araştırma yapılmaksızın, salt yapı ruhsatına imza atan kişilerin denetimden de sorumlu olduğu kanaatine varılması ve bu sebeple herhangi bir denetim yükümlülüğü bulunmamasına ve herhangi bir görevlendirme olmamasına rağmen sorumlu tutulmasının herhangi bir şekilde hukuki olmadığına, müvekkilleri hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, dosyaya sunulan bilirkişi raporlarına bakıldığında, raporlara dayanak numunelerin -karot vb.- binanın enkazından standartlara uygun beton ve çelik örneği alınmamış olduğuna, numunelerin usulüne uygun alınmadığından delil olma niteliğinin kalmamış olduğuna, kabul anlamına gelmemekle birlikte; müvekkillerin gerekli evrak ve raporları temin etmeden yapı ruhsatı düzenlemeleri hususunda ihmali olduğu kabul edilse dahi, bu eyleminin binanın yıkılmasına ve taksirle öldürme suçuna sebebebiyet vermeyeceği ve bu eylemlerle binanın çökmesi arasında doğrudan illiyet bağının bulunmadığına, olsa olsa görevi kötüye kullanma suçundan dolayı sorumlu tutulabileceklerine, görevi kötüye kullanma suçu açısından zamanaşımı süresinin ise müvekkilin ruhsatı düzenlediği tarihte yürürlükte olan 765 sayılı yasanın 102/4 maddesi uyarınca 5 yıl olduğu ve isnat olunan görevi kötüye kullanma suçunun yapı ruhsatının 1999 yılında düzenlenmesi nedeniyle zaman aşımına uğramış olduğuna, yine kabul anlamına gelmemekle birlikte; en kötü ihtimalde dahi müvekkillerinin ancak ve ancak bilinçsiz taksir ile sorumlu tutulabileceklerine, kararın gerekçe içermediğine, müvekkilleri hakkındaki ceza tayininde, alt sınırdan uzaklaşmayı gerektirir herhangi bir sebep bulunmamasına rağmen hiçbir haklı gerekçe göstermeden cezanın alt haddinden uzaklaşmış, hatta üst hadden ceza verilmiş olduğuna, kararın bozulması talebine ilişkindir. B. Sanık ... müdafinin temyiz isteği; somut olayda, müvekkil yıkılan bina inşaatı için yalnızca taahhütname imzalamış olduğuna, ancak bu binada fenni mesullük yapmamış olduğuna, müvekkilin bu dosyadaki tek eylemi, inşaat için taahhüt vermek olduğuna, müvekkilin fenni mesullüğü kağıt üzerinde olduğundan fenni mesul olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığına, 194 sayılı İmar Kanununa göre müvekkilinin fenni mesul sayılmaması gerektiğine, somut olayda yapı sahibi işe başlama dilekçesi vermemiş; belediye tarafından yer teslim tutanağı düzenlenmemiş olduğuna, dolayısıyla 3194 sayılı kanunun 22. Maddesine uyulmadığından müvekkilin fenni mesullük görevi başlamamış olduğuna, eksik araştırma ile karar verildiğine, müvekkilin ölümlerden sorumluluğu cihetine gidilse dahi, bu sorumluluk ancak adi taksir düzeyinde olması gerektiğine, bilirkişi raporunun müvekkil lehine olan kısımlarının da değerlendirilmesi gerekmekteyken yalnızca delillerin aleyhe olan kısımları hükme esas alınmış olduğuna, dosyada bütün sanıklar için sorumluluk aynı düzeyde kabul edilmiş olduğuna, taksirle işlenen suçta herkes kendi kusurlu davranışı nispetinde cezalandırılabileceğine, sanıklarının tümünün suçtan sorumluluğu kabul edilse dahi, herkesin aynı oranda kusurlu olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, müvekkilinin meydana gelen ölümlerden sorumlu tutulmaması gerektiğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. C. Sanık ... müdafinin temyiz isteği; müvekkili hakkında verilen kararın hukuka ve usule aykırı olduğuna, müvekkilin kasten hareket etmediği ve hatta binanın inşası sırasında fazlaca hassas davrandığına, bu haliyle kasten hareket etmediği, taksirin bile değerlendirilmemesi gerektiğine, kabul etmemekle birlikte müvekkilin taksirle harekete ettiği varsayımında, bilinçli taksirin varlığı kabul edilemeyeceğine, eksik inceleme ile karar verildiğine, savunma hakkının ihlal edildiğine, tayin edilen cezaya, müvekkili hakkında verilen kararın bozulmasını ve müvekkili hakkında beraat kararı verilmesi ile tüm lehe hükümlerin uygulanması talebine, müvekkili hakkında hükmolunan adli kontrol tedbirinin tamamen kaldırılması, bu da mümkün değilse kefalet adli kontrolünün uygulanması talebine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 23.10.2011 tarihinde saat 13:41 sıralarında, merkez üssü Kasımoğlu Köyü civarı olan değeri değişik kuruluşlara göre 7,1 ile 7,3 arasında değişen, odak derinliği 19,02 km olan depremin meydana gelmesi üzerine, Erciş ilçesi ... üzerindeki ... Otelinin yıkılması ve çökmesi sonucu dört kişinin göçüğe (depreme) bağlı olarak öldüğü, ... Otelinin bina sahibi ve müteahhidinin sanık ..., inşaatın teknik uygulama sorumluluğunu üstlenen inşaat mühendisinin (fenni mesul) sanık ..., Belediye fen işleri müdür vekili ve memurunun sanık ... ve sanık ... olduğu, İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü soruşturma aşamasında belediye görevlileri olan sanıklar ... ve ... hakkında yaptığı ön inceleme sonucunda aldığı 24.01.2013 tarihli kararında; ... Oteli inşaatı için 08.12.1998 tarihli yapı ruhsatının zemin etüt raporu ve statik hesap raporları olmadan verilmesi nedeniyle 3194 sayılı İmar Kanunun 22. maddesine ve 02.11.1985 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 3030 sayılı Kanun Kapsamı Dışında Kalan Belediyeler Tip İmar Yönetmeliğinin 57. maddesine aykırı hareket edildiği, ayrıca yapı ruhsatı ve eklerine aykırı olarak yapılan kat için 3194 sayılı İmar Kanunun 32 ve 42. maddelerinin uygulanmadığı ve yapı kullanma izin belgesi olmadığı halde, Belediyece binada oturulmasına göz yumulmak suretiyle 3194 sayılı Kanunun 30. maddesine aykırı hareket edildiği gerekçeleri ile soruşturma izni verildiği, Danıştay'a yapılan itirazların da reddedilerek izin kararının kesinleştiği; dosya kapsamından, binanın yapım yılı tam olarak bilinmemekte olup, 05.08.1998 tarihli ve TEDAŞ elektrik ve tesisat projesi, 23.10.1998 tarihli yapı ruhsatı istek dilekçesi ve 08.12.1998 tarihli yapı ruhsatı, muvafakat yazıları ve noter evraklarından binanın 1998 yılı içerisinde veya sonrasında yapıldığı, dosya kapsamında apartmana ait mimari, statik ve elektrik-tesisat projeleri bulunduğu ancak, statik hesap raporları ile zemin raporlarının bulunmadığı, ... Otelinin yapım yılına göre 1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik kapsamına girdiği, 14.11.2011 tarihli bilirkişi raporunda; binanın taşıyıcı sisteminin betonarme olup 1 zemin ve 7 normal olmak üzere 8 kattan oluştuğu, otele ait yapı ruhsatı mevcut olup yapı kullanma izin belgeleri bulunmadığı, 08.12.1998 tarihli yapı ruhsatına göre bina, bodrum, dükkan olarak kullanılan zemin ve otel olarak kullanılan 5 normal olmak üzere toplam 7 kattan oluştuğu, mimari projeden binanın bodrum, zemin ve 6 normal kat olmak üzere toplam 8 kattan oluştuğu (son katın kaçak olduğu), yapı ruhsatında belirtilen zemin ve normal kat yüksekliklerinin de mimari ve statik proje ile uyumlu olmadığının belirlendiği, Karadeniz Teknik Üniversitesi Öğretim Üyeleri tarafından hazırlanan Haziran 2012 tarihli Bilirkişi raporu ve 15.09.2014 tarihli ek bilirkişi raporunda; 1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmeliğin "Kolon Enine Donatı Koşulları" bölümünde, kolon sarılma bölgeleri, kolon orta bölgeleri ve kolon-kiriş birleşim bölgeleri için dikkate alınması gereken uzunluklar, bu bölgelerdeki etriye yüzdesi, çap ve aralıkları hakkında verilen bilgilere göre, ... Otelinin statik projeleri ve bilirkişi raporu ile dosya üzerinden yapılan incelemelerden etriye çapı açısından yeterli gözükürken, etriye aralığı açısından ve yıkılan binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğu, aynı şekilde bilirkişi raporu ve proje verilerine göre kolon boyutları, donatı çap ve adetlerinde de farklılıklar olduğu, statik proje içinde bazı kirişlere ait çizim detayları, kolon düşey açılımları ile normal kat kalıp planının bulunmadığı, binaya ilişkin zemin sınıfının Z2, deprem bölgesinin 1.derece olarak, beton numuneleri içinde standart dışı irilikte agregalar ve proje verilerine göre yapılan analizler sonucunda sürekli temellerin, zemin emniyet gerilmesi ve kesit alanı açısından %100'ünün yetersiz olduğunun, 1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmeliğin "7.2 Genel Kurallar" bölümünde deprem bölgelerinde kullanılacak binalarda dikkate alınması gereken minimum beton sınıflan hakkında bilgiler verildiği, ancak ... oteline ait statik projede herhangi bir malzeme sınıfının yazılmadığı, ayrıca binaya ait hesap raporlarının da olmadığı, karot numuneleri üzerinde gerçekleştirilen merkezi basınç deneyleri sonucunda elde edilen ortalama basınç dayanımının, 16.10N/mm2 olarak tespit edildiği, bu değerin deprem bölgesine bakılmaksızın kullanılması zorunlu olan minimum beton sınıfı C16' yı sağladığı ancak; 1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelikte belirtilen 1.ve 2. deprem bölgelerinde kullanılması zorunlu asgari C20 veya daha yüksek dayanımlı beton sınıfına ait dayanım değerinden düşük olduğu, sonuç olarak dosya kapsamında yapılan inceleme, değerlendirme ve elde edilen bulgular neticesinde, söz konusu binada projelendirme, yapım ve iş bitimi aşamalarında Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelik ve İmar Kanunu esaslarına yeterince uyulmadığının rapor edildiği, Mahkemece hükme esas alınan 25.07.2015 tarihli bilirkişi heyet raporunda; dava konusu binanın yapı ruhsatı almış resmi nitelik kazanmış bir yapı olduğu, 1998 yılında inşaatına başlanıp 2000 yılında olarak tamamlandığı, ...'nin yıkılan binanın yasal olmayan şekilde (kayıtsız) mimari projesini çizdiği, statik proje ve hesaplarını yaptığı, aynı zamanda yapının resmi fenni mesulü olduğu, bu konuda taahhütname verdiği, ancak fenni mesul olmaktan kaynaklanan görevlerini yerine getirmediği, dolayısıyla binanın yıkılmasına neden olan imalat hatalarından sorumlu olduğu, binanın yıkılması sonucunda meydana gelen ölüm ve yaralanmalar bakımından dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal eden ihmali davranışlarının etkili olduğu, sanık ...'nun söz konusu binanın sahip ve müteahhidi olarak yapımdan sorumlu olduğu halde, yürürlükteki kurallarına uygun bir inşaat yaptırmak bakımından kendi üzerine düşen dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle sorumlu olduğu, imar mavzuatına göre belediyelerin suç tarihinde inşaatların ruhsata uygun bir şekilde yapılıp yapılmadığını denetleme görevlerinin, 1580 sayılı Belediye Kanunu 15 madde 79 bendinde imar planlarının yapımı ve uygulanması ile yapıların inşaat ve iskan ruhsatı aşamasında Türk Standartları Enstitüsünün ilgili standardına uygunluk sağlamak uygulamaları denetlemek ve bütünlüğünü sağlayıcı tedbirleri almak olarak belirtildiği, ancak somut olayda ... oteli için zemin raporu, statik hesap raporu olmadığı halde yapı ruhsatı verildiği, yapı ruhsatında belirtilen zemin ve normal kat yüksekliklerinin mimari ve statik projesi ile uyumlu olmadığının kontrol edilmediği, ayrıca yapı ruhsatında dosyasında bulunan bu projelerin müelliflerinin belli olmadan onaylarının yapılmasından belediye görevlilerinin sorumlulukları olduğu, buna göre de belediye personeli belediye fen memuru ..., Belediye Fen İşleri Müdür vekili Burhan Aldeşer'in meydana gelen ölüm ve yaralanmalar bakımından cezai sorumlulukları yoluna gidilmesi gerektiğinin belirtilmiş ve mahkemece sanıklar ... ve ...'nun mahkûmiyetlerine, sanıklar ... ve ... hakkında açılan kamu davalarının ayrı ayrı düşmesine karar verilmiş, bu kararların sanıklar ... ve ... müdafii, sanık ..., sanık ... müdafii, katılanlar vekilleri ile o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 04.07.2023 tarihli ilâmı ile; "...A. Sanıklar ... ve ...'nun Taksirle Öldürme Suçundan Mahkûmiyetine İlişkin Hükümlere Yönelik, Sanık ... Müdafii, Sanık ..., Katılanlar Vekilleri ile O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebepleri Yönünden; 1. Eksik İnceleme İle Hüküm Kurulduğu Yönünden; Oluş, dosya kapsamı, sanıkların savunmaları, ölenler hakkında tanzim olunan adli muayene raporları ile ölü muayene tutanakları, Olay ve Olgular başlığı altında açıklanan bilirkişi raporları karşısında Mahkemece, olayın aydınlatılmasına yeter nitelikte kapsamlı olarak inceleme yapıldığı ve delil toplandığı, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık ... müdafii, sanık ... ve katılanlar vekillerinin eksik inceleme ile karar verildiğine ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 2. Kusur Durumu Yönünden; 3194 sayılı İmar Kanunun 28. maddesinde yapının fenni mesuliyetini üzerine alan meslek mensuplarının, (fenni mesul mimar ve mühendisler uzmanlık alanlarına göre) yapının, tesisatı ve malzemeleri ile birlikte, Kanuna, ilgili diğer mevzuata, uygulama imar planına, ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere, standartlara ve teknik şartnamelere uygun olarak inşa edilmesini denetlemekle görevli olduğu, ruhsat ve eklerine aykırı olarak yapılması halinde durumu ruhsatı veren Belediyeye bildirmekle mükellef olduğunun düzenlendiği, sanık ...'nin fenni mesul olmaktan kaynaklanan denetim görevini yerine getirmediği, dolayısıyla binanın yıkılmasına neden olan imalat hatalarından sorumlu olduğu, sanık ...'nun ise, söz konusu binanın sahibi ve müteahhidi olarak yapımından sorumlu olduğu halde, yürürlükteki kurallara uygun bir inşaat yaptırmak bakımından kendi üzerine düşen dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle kusurlu olduğunun kabul ve tespit edildiği olayda; Olay ve Olgular başlığı altında açıklanan bilirkişi raporlarının oluş ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, kusur durumunu kesin bir şekilde tespit ettiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık ... müdafii, sanık ... ve katılanlar vekillerinin kusur durumuna ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 3.Temel Cezaya İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.10.2020 tarihli ve 2017/12-833 Esas, 2020/415 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; taksirle işlenen suçlarda, 5237 sayılı Kanun'un "Taksir" başlıklı 22 inci maddesinin dördüncü ve aynı Kanun'un "Cezanın belirlenmesi" başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan düzenlemeler birlikte göz önüne alınarak, failin kusur durumu öncelikle değerlendirilip, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin taksire dayalı kusurunun ağırlığı ölçütleri dikkate alınarak temel cezanın belirlenmesi gerektiği, buna göre yürürlükteki kurallara uygun bir inşaat yaptırmak bakımından dikkat ve özeni göstermeyen, binadaki malzeme ve donatı yetersizliklerini denetlemeyen, bu nedenle birinci derecede deprem bölgesinde bulunan ... Otelininin tamamen çökmesine ve dört kişinin göçük altında kalarak ölmesine asli kusurlu olarak neden olan sanık ... ve sanık ... hakkında, adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca cezada orantılılık ilkesi gözetilerek alt sınırdan daha fazla uzaklaşmak suretiyle ceza tayini gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurularak sanıklar hakkında eksik cezaya hükmolunması sebebiyle hükümler hukuka aykırı bulunmuş olup, katılanlar vekillerinin temel cezaya ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmüştür. 4. Bilinçli Taksir Hükümleri Yönünden; Birinci derece deprem bölgesi olan Erciş’de, yıkılan ... Otelininden alınan karot numunelerinin teknik bilirkişiler tarafından incelenmesi neticesinde; 1997 yılında yayımlanan Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelikte birinci ve ikinci derece deprem bölgelerindeki binalarda C20 veya daha yüksek dayanımlı beton kullanılmasının zorunlu olmasına rağmen, kullanılan betonun Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan C16'yı sağladığı ancak C20 veya daha yüksek dayanımı sağlamadığı, otelin son katının kaçak olarak yapıldığı, bu yetersizlik ve eksikliklerin binanın yıkılmasında etkili olduğu; sanıkların yıkılan binanın proje aşamasında, yapım aşamasında ve iş bitimi aşamasında, üzerilerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği, öngörülebilen bu netice bakımından dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranan sanık ... ve sanık ... hakkında bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, tayin olunan cezalarında 5237 sayılı TCK'nın 22/3. maddesi uyarınca arttırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi sebebiyle, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmuş olup, katılanlar vekillerinin bu konudaki temyiz sebebi yerinde görülmüştür. 5. 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası Yönünden; TCK'nın 53/6. maddesinde “belirli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkumiyet halinde 3 aydan 3 yıla kadar bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınabileceğine karar verilebileceğinin düzenlendiği, bir mesleğin icrasının yasaklanabilmesi için ruhsatnameye bağlı olarak yürütülmesi gerekmekte olup, inşaat mühendisi olduğu anlaşılan sanık ...'nin çalışmasının ruhsatnameye bağlı olarak yürütülen bir meslek olmadığı nazara alınmadan çalışma hürriyetini kısıtlayacak şekilde mesleğini icrasında bulunmaktan 1 yıl süre ile yasaklanmasına karar verilmesi sebebiyle hükümde hukuka aykırılık bulunmuş olup, sanık ...'nin temyiz sebebi yerinde görülmüştür. 6. Yargılama Giderleri Yönünden; Taksirle işlenen suçlarda iştirak hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilerek, yargılama giderinin her bir sanığa sebebiyet verdikleri tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesine karar verilmesi gerekirken, yargılama giderlerinin eşit olarak tahsiline karar verilmesi nedeniyle hükümlerde hukuka aykırılık bulunmuş olup, sanık ... müdafii, sanık ..., katılanlar vekilleri ile o yer Cumhuriyet savcısının bu konudaki temyiz sebepleri yerinde görülmüştür. 7. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Hükümlerinin Uygulanmaması Yönünden; Mahkemece sanık hakkında lehine sonuçlar içeren ilgili kanun maddelerinin değerlendirildiği, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesi yönünden yasal engel bulunduğundan hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık ... müdafinin bu konudaki temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 8.Takdiri İndirim Nedenlerinin Uygulanmasına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden; Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.11.2019 tarihli ve 2018/14-521 Esas, 2019/635 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kıstaslar, 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin ikinci fıkrasında, "...failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar..." şeklinde, uygulamada hâkimi sınırlayıcı değil yol gösterici nitelikte ve örnekseme yoluyla gösterilmiş; ancak, hüküm tarihinden önce, anılan fıkrada değişiklik yapılarak, takdirî indirim nedenleri tahdidi hale getirilmiş ve takdirî indirim nedenlerinin uygulama alanı daraltılmıştır. 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin, 27.05.2022 tarihli ve 31848 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1. maddesi ile değişik ikinci fıkrasında, takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kriterler, "... failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri..." şeklinde sınırlı olarak sayılmış, ayrıca, duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışların, takdirî indirim nedeni olarak dikkate alınamayacağı ve takdirî indirim nedenlerinin kararda gerekçeleriyle gösterilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; "Sanıkların yargılama aşamasındaki tutum ve davranışları, geçmişleri, cezanın faillerin geleceği üzerindeki olası etkileri sanıklar yararına cezayı hafifletici takdiri indirim nedeni kabul edilerek" şeklindeki hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun, yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye dayalı olarak takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verildiği anlaşıldığından, katılanlar vekillerinin takdirî indirim nedenlerinin uygulanmasına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. B. Görevi Kötüye Kullanma Suçundan Sanıklar ... ve ... Hakkındaki Düşme Hükümlerine Yönelik Sanıklar Müdafinin, O Yer Cumhuriyet Savcısının ve Katılanlar Vekillerinin Temyiz Sebepleri Yönünden; 1. Eksik İnceleme İle Hüküm Kurulduğu Yönünden; Oluş, dosya kapsamı, sanıkların savunmaları, ölenler hakkında tanzim olunan adli muayene raporları ile ölü muayene tutanakları, Olay ve Olgular başlığı altında açıklanan bilirkişi raporları karşısında Mahkemece, olayın aydınlatılmasına yeter nitelikte kapsamlı olarak inceleme yapıldığı ve delil toplandığı anlaşılmakla, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanıklar ... ve ... müdafii ile katılanlar vekillerinin eksik inceleme ile karar verildiğine ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 2. Suç Vasfına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden; 23.10.2011 tarihinde saat 13:41 sıralarında, merkez üssü Kasımoğlu köyü civarı olan değeri değişik kuruluşlara göre 7,1 ile 7,3 arasında değişen, odak derinliği 19,02 km olan depremin meydana gelmesi üzerine Erciş ilçesi ... üzerindeki ... Otelinin yıkılması ve çökmesi sonucu dört kişinin göçüğe (depreme) bağlı olarak öldüğü olayda; Belediye fen işleri müdür vekili ve memurunun sanık ... ve sanık ... olduğu, İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü soruşturma aşamasında belediye görevlileri olan sanıklar ... ve ... hakkında yaptığı ön inceleme sonucunda aldığı 24.01.2013 tarihli kararında; ... Oteli inşaatı için 08.12.1998 tarihli yapı ruhsatının zemin etüt raporu ve statik hesap raporları olmadan verilmesi nedeniyle 3194 sayılı İmar Kanunun 22.maddesine ve 02.11.1985 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 3030 sayılı Kanun Kapsamı Dışında Kalan Belediyeler Tip İmar Yönetmeliğinin 57. maddesine aykırı hareket edildiği, ayrıca yapı ruhsatı ve eklerine aykırı olarak yapılan kat için 3194 sayılı İmar Kanunun 32 ve 42.maddelerinin uygulanmadığı ve yapı kullanma izin belgesi olmadığı halde, Belediyece binada oturulmasına göz yumulmak suretiyle 3194 sayılı Kanunun 30. maddesine aykırı hareket edildiği gerekçeleri ile soruşturma izni verildiği anlaşılmıştır. Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığına bağlı İnşaat Mühendisliği tarafından düzenlenen Haziran 2012 tarihli raporda; “deprem nedeni ile yıkılan binada iş aşaması ve sorumluluk ilişkilendirilmesi” adı altında tablo hazırlandığı, söz konusu binanın yapılış tarihi itibariyle, 1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmeliğe tabi olduğunun, binada kullanılan betonun yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan C16'yı sağladığı ancak C20 veya daha yüksek dayanımı sağlamadığı, beton içerisinde standart dışı agregaların mevcut olduğu, kolon sayıları, boyutları, donatı çap ve adetlerinde farklılıklar göründüğü, binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğunun ve bu yetersizlikler dolayısıyla proje müellifleri, yapı sahibi ve müteahhidinin, teknik uygulama sorumlusunun ve belediyenin ilgili birimlerinin sorumlu olduğunun belirtildiği, ayrıca binanın iş bitimi aşamasında biten bina inşaatının projeye uygunluğunun denetlenmediği, bu nedenle belediyenin teknik uygulama yetkililerinin sorumlu olduğu sonucuna varıldığı görülmektedir. İnşaatın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1580 sayılı Belediyeler Kanunun “Belediyenin Vazifeleri” başlıklı 15.maddesinin 79.bendinde “İmar planlarının yapımı ve uygulanması ile yapıların inşaat ve iskan ruhsatı aşamasında, Türk Standartları Enstitüsünün ilgili standardına uygunluk sağlamak, uygulamaları denetlemek ve bütünlüğü sağlayıcı tedbirler alma” hükmünün yer aldığı, yapı ruhsatını düzenleyen ve kontrol eden sanıklar ... ve ... tarafından inşaatına başlanılacak yapının statik hesap raporu olmadan yapı ruhsatı verilmesi nedeniyle; 3194 sayılı İmar Kanunun “Ruhsat alma şartları” başlıklı 22. maddesindeki, “ Yapı ruhsatiyesi almak için belediye, valilik bürolarına yapı sahipleri veya kanuni vekillerince dilekçe ile müracaat edilir. Dilekçeye sadece tapu (istisnai hallerde tapu senedi yerine geçecek belge) mimari proje, statik proje, elektrik ve tesisat projeleri, resim ve hesapları, röperli veya yoksa, ebatlı kroki eklenmesi gereklidir. Belediyeler veya valiliklerce ruhsat ve ekleri incelenerek eksik ve yanlış bulunmuyorsa müracaat tarihinden itibaren en geç otuz gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir. Eksik veya yanlış olduğu takdirde; müracaat tarihinden itibaren onbeş gün içinde müracaatçıya ilgili bütün eksik ve yanlışları yazı ile bildirilir. Eksik ve yanlışlar giderildikten sonra yapılacak müracaattan itibaren en geç onbeş gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir.” hükümlerine aykırı davrandıkları, binanın meydana gelen deprem nedeni ile yıkılmasında, sanıklar ... ve ...'nun objektif olarak var olan dikkat ve özen yükümlülüğünü öngörebilecek ve yerine getirebilecek durumda olmalarına rağmen, İmar Kanununa, 1997-Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve dönem itibariyle bilim ve fennin gerektirdiği teknik şartlara aykırı davrandıkları, üzerilerine düşen dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak, mevcut sonucun gerçekleşmesinde etkili oldukları, bu nedenle meydana gelen ölümler bakımından sanıkların eyleminin bilinçli taksirle öldürme suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin, görevi kötüye kullanma suçu bakımından değerlendirme yapılarak, suçun zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile sanıklar ... ve ... hakkında düşme kararları verilmesi nedeniyle hükümlerde hukuka aykırılık bulunmuş olup, katılanlar vekillerinin ve o yer Cumhuriyet savcısının bu konudaki temyiz sebepleri yerinde görülmüştür. 3. Beraat Kararı Verilmesi Gerektiği Yönünden; Sanıklar ... ve ...'nun objektif olarak var olan dikkat ve özen yükümlülüğünü öngörebilecek ve yerine getirebilecek durumda olmalarına rağmen, İmar Kanununa, 1997-Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve dönem itibariyle bilim ve fennin gerektirdiği teknik şartlara aykırı davrandıkları, üzerilerine düşen dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak, mevcut sonucun gerçekleşmesinde etkili oldukları, bu nedenle meydana gelen ölümler bakımından sanıkların eyleminin bilinçli taksirle öldürme suçunu oluşturduğu anlaşılmakla, sanıklar müdafinin sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken, düşme kararı verilmesinin bozmayı gerektirdiğine ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir..." gerekçeleri ile hükümlerin bozulmasına karar verilmiş, mahkemece sanıkların savunmaları alınmış ve sanıklar hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1. maddelerine göre 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR Mahkemece bozmaya uyma kararı verilmeden yargılamaya devamla hüküm kurulması, yasaya aykırı olmakla birlikte ilamda gösterilen esaslara uygun karar verildiği anlaşıldığından, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Erciş Ağır Ceza Mahkemesi kararında sanıklar müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, sanıklar müdafilerinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.02.2025 tarihinde karar verildi.
12. Ceza Dairesi, 2021/4712 E., 2025/2995 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 50/4-1.a, 52/2-4, 53/6. maddeleri uyarınca 24.300,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 1 yıl süre ile geri alınmasına;
12. Ceza Dairesi         2021/4712 E.  ,  2025/2995 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/139 E., 2018/1047 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; sanıklar müdafileri tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İlk Derece Mahkemesince sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 50/4-1.a, 52/2-4, 53/6. maddeleri uyarınca 24.300,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 1 yıl süre ile geri alınmasına; sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 50/4-1.a, 52/2-4. maddeleri uyarınca 18.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2. Bölge Adliye Mahkemesince sanıklar müdafileri ve katılanlar vekilinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı CMK'nın 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararlarının kaldırılması ile sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 53/6. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 1 yıl süre ile geri alınmasına; sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesi uyarınca 3 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanıklar müdafilerinin temyiz istemlerinin esastan reddine karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık ... müdafinin temyiz sebepleri; kusur tespitine, ehliyetsiz sürücü ...'in biraz daha yavaş seyir halinde olsaydı yada panik yapmasa idi çok rahat sanığın aracının solundan geçip gidebilecek şartlara sahip olduğuna, ehliyetsiz sürücü sanık ... panik ve aşırı sürat nedeni ile bu kazaya sebebiyet verdiğine, sanığın kusursuz ve suçsuz olduğuna, hakkında takdiri indirim uygulanan sanık hakkında TCK.50.maddesinin uygulanmamasının çelişkili ve kanuna aykırı olduğuna, tayin edilen cezaya, cezanın seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi talebine, kararın usul, yasa ve hakkaniyete aykırı olduğuna ilişkindir. B. Sanık ... müdafinin temyiz sebepleri; soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporu, kaza anındaki kaza tespit tutanağı ve diğer tüm belgelerde sanık ...'in tali kusurlu olduğu belirtilmekteyse de sanığın yaşanan olayda hiçbir kusuru olmadığına, tayin edilen cezaya, TCK m.62 uygulanmamasına, cezanın paraya çevrilmesi talebine, sanık hakkında beraat kararı verilmesi talebine, mahkeme aksi kanaatteyse alt sınırdan ceza verilerek TCK m.62.maddesinin uygulanmasına, verilen cezanın adli para cezasına çevrilmesi talebine, kararın hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; olay günü saat 12:10 sıralarında sürücü belgesi bulunmayan sanık sürücü ...'nin sevk ve idaresindeki otomobil ile meskun mahalde, iki yönlü asfalt kaplama yolda seyir halindeyken, olay mahalline geldiğinde, seyir yönüne göre sol taraftan gelip kontrolsüzce kavşağa giriş yapan sanık sürücü ...'un sevk ve idaresindeki kamyonete sağ yan kesiminden sürtünme şeklinde çarpmış, çarpmanın etkisi ile sağa doğru kontrolsüzce yönelen otomobilin yolun sağında seyreden katılan sürücü ... idaresindeki bisiklete ve durakta otobüs beklemekte olan yayalar ..., ... , ..., ... ve ...’ya çarpması sonucu, ...'in öldüğü, katılanlar ... ve ...'nın hayati tehlike geçirecek ve vücutlarında 4.derecede kemik kırığı oluşacak şekilde, ...’nın vücudunda 6.derecede kemik kırığı oluşacak şekilde, ...'ın basit tıbbi müdahale ile giderilemez şekilde, ... ise basit tıbbi müdahale ile giderilir şekilde yaralandıkları, mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesinin 31.05.2017 tarihli raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde sanık ...'un asli kusurlu, sanık ...'nin ise tali kusurlu olduğu kabul edilmiş ve sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir. 2.Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, sanıklar müdafileri ve katılanlar vekilinin istinaf başvuruları üzerine duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda bir isabetsizlik görülmemiş; ancak sanıklar hakkında alt sınır aşılarak hak ve nesafete uygun bir ceza tayin edilmesi gerekirken cezaların alt sınırdan az uzaklaşılarak belirlenmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükümleri kaldırılarak yeniden mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur. IV. GEREKÇE ve KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararında sanıklar müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.03.2024 tarihinde karar verildi.
1. Ceza Dairesi, 2024/2880 E., 2025/1026 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
sanığın maktul ...'ya yönelik olası kastla öldürme eyleminden kurulan hükme ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine, maktul ...'a yönelik olası kastla öldürme eyleminden kurulan İlk Derece Mahkemesi kararının ise kaldırılarak sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 81/1, 62/1 maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, bu kararın Cumhuriy
1. Ceza Dairesi         2024/2880 E.  ,  2025/1026 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1807 E., 2024/244 K. SUÇ : Kasten yaralama sonucu ölüme neden olma HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükümlerin onanması Katılan ... ve vekilinin yüzüne karşı 05.02.2024 tarihinde usulüne uygun şekilde tefhim olunan karara karşı, katılan vekilinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 291/1. maddesinde belirtilen 15 günlük kanuni süre geçtikten sonra temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmıştır. Sanık müdafiinin temyiz istemi yönünden; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; 5271 sayılı Kanun'un 307/3. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.02.2020 tarihli ve 2019/287 Esas, 2020/111 Karar sayılı kararının katılan ... vekili ve sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 27.06.2022 tarihli ve 2020/1047 Esas, 2022/1043 Karar sayılı kararı ile sanığın maktul ...'ya yönelik olası kastla öldürme eyleminden kurulan hükme ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine, maktul ...'a yönelik olası kastla öldürme eyleminden kurulan İlk Derece Mahkemesi kararının ise kaldırılarak sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 81/1, 62/1 maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, bu kararın Cumhuriyet savcısı (lehe) ve sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 02.11.2023 tarihli ve 2022/11502 Esas, 2023/6738 Karar sayılı ilâmı ile sanığın, maktullere yönelik eyleminde suç vasfının kasten yaralama sonucu ölüme sebebiyet vermek olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. 2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 05.02.2024 tarihli ve 2023/1807 Esas, 2024/244 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında maktullere karşı kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 87/4-2. cümle, 62/1 ve 53/1. maddeleri uyarınca iki kez 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 24. maddesi uyarınca hüküm kurulması gerektiğine, eylemin kolluk görevlisinin meşru savunması veya meşru savunmada sınırı aşması olarak değerlendirilmesi gerektiğine, haksız tahrik indirimi yapılması gerektiğine, sanığın beraatine karar verilmesine ilişkindir. III. GEREKÇE Maktul ... hakkında fuhuş suçundan işlem yapılması sonucu sınır dışı edilmek üzere İl Göç İdaresine teslimine karar verildiği, olay günü maktul ... ve arkadaşının bu amaçla Pendik İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliğinde bulundukları sırada Pendik Devlet Hastanesinden rapor aldırılmak üzere polis memuru sanığın da bulunduğu ekipçe hastaneye götürüldükleri, sonrasında İl Göç İdaresine götürülecek araca yanında sınır dışı edilecek başka şahıslar da olduğu halde binmek istememeleri üzerine aynı polis ekibince olayın yaşandığı Çamçeşme Şehit ... Taşpınar Polis Merkezi Amirliğine getirildikleri, araçta aynı zamanda hakkında yakalama kararı bulunan tanık ... Ö. isimli şahsın da olduğu, ekipte görevli diğer polis memurunun tanık ... Ö. isimli şahsı indirdiği sırada polis memuru sanığın da maktul ... ve arkadaşını araçtan indirdiği, araçtan inen maktul ...'nın bir süre ilerledikten sonra çantasını yere atıp karakola geliş süreçlerinde kendilerini takip eden ve içerisinde maktul ...'un da bulunduğu araca doğru koşmaya başladığı, arkadaşının ise farklı yöne kaçtığı, maktul ...'nın araca bindiğini gören sanığın dur ihtarında bulunduğu ancak aracın durmaması üzerine aracı durdurmak maksadıyla 3-4 el silahla ateş ettiği, ancak aracın durmayarak olay yerinden uzaklaştığı, olay yerinden kaçan ve kaçıran şahısların yakalanması amacıyla yapılan çalışmalar neticesinde maktullerin özel bir hastaneye kaldırıldığının tespit edildiği, hastaneye ulaşıldığında maktul ...'un hastanede öldüğü, maktul ...'nın ise yaralı olarak hastanede olduğunun tespit edildiği, maktul ...'nın tedavi gördüğü hastanede 06.10.2017 tarihinde yaşamını yitirdiği olayda, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.01.2024 tarihli ve 2021/1-388 Esas, 2024/4 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu'nun (2559 sayılı Kanun) “Zor ve Silah Kullanma” başlıklı 16/7-(c) maddesi kapsamında polis silah kullanmadan önce kişiye duyabileceği şekilde ‘dur’ çağrısında bulunur. Kişinin bu çağrıya uymayarak kaçmaya devam etmesi halinde, önce uyarı amacıyla silahla ateş edilebilir. Buna rağmen kaçmakta ısrar etmesi dolayısıyla ele geçirilmesinin mümkün olmaması halinde ise kişinin yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde silahla ateş edilebilir. Polis, direnişi kırmak ya da yakalamak amacıyla zor veya silah kullanma yetkisini kullanırken, kendisine karşı silahla saldırıya teşebbüs edilmesi halinde, silahla saldırıya teşebbüs eden kişiye karşı saldırı tehlikesini etkisiz kılacak ölçüde duraksamadan silahla ateş edebilir” şeklinde düzenlenmiştir. 5237 sayılı Kanun'un 24/1. maddesinde; "Kanunun hükmünü yerine getiren kimseye ceza verilmez." denilmektedir. Kanun hükmünün yerine getirilmesinde, kanunun çizdiği sınırın aşılmaması gerekir. Aksi takdîrde hukuka aykırılık yeniden ortaya çıkar ve faile şartları mevcutsa sınırın aşılmasına ilişkin 5237 sayılı Kanun'un 27. maddesi doğrultusunda ceza verilir. Hukuka uygunluk sebebinde sınırın aşılması hâlinde, olayda bir hukuka uygunluk sebebi mevcuttur ama hukuka uygunluk sınırı aşılmıştır. Böyle hallerde sınırı aşan fiil, hukuka aykırı olur. Sınırın aşılması kasten ya da taksirle olabilir. Eğer kişi sınırı kasten aşmışsa, artık hukuka uygunluk sebebinin varlığı önemli değildir. Kişi kasten işlediği suçtan sorumlu olur. Hukuka uygunluk sebebi taksirle de aşılmış olabilir. Kanun hükmü gereği görevini ifa etmekte olan zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlileri, zor kullanma yetkilerini taksirli bir biçimde aşar ve ölüm meydana gelirse 5237 sayılı Kanun'un 27/1. maddesi hükmü uygulama alanı bulur ve sınırı aşan kimse taksirle öldürmeden bu madde uyarınca sorumlu tutulur. 5237 sayılı Kanun'un 27/1. maddesinde, fail bir hukuka uygunluk nedeninin sınırını aşmakta ise de, bunu bilerek ve isteyerek yani kasten yapmamaktadır. Ancak, fiil taksirle işlendiğinde de cezalandırılabiliyorsa, fail sınırı kast olmaksızın aşmış olması dolayısıyla taksirinden sorumlu tutulmaktadır. Gerekçe bölümünün birinci paragrafında ayrıntılarına yer verilen somut olayda, polis memuru sanığın sınır dışı edilmek üzere Polis Merkezine getirdiği maktul ...'yı kaçıran araca "Dur" ihtarında bulunduğu, ardından ihtara uymayan aracın arka lastikleri istikametine ateş ettiği, olay yeri inceleme tutanağında tespit edilen maktullerin bulunduğu araçtaki mermi isabet noktaları, sanık savunması ve olaya ilişkin görüntü kaydı nazara alındığında sanığın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla maktullerin ölümüne neden olduğu, sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 24/1. maddesi kapsamında kanun hükmünün icrası sırasında meydana geldiği ancak; bu eylemde 5237 sayılı Kanun'un 27/1. maddesi kapsamında "kanunun çizdiği sınırın kast olmaksızın aşıldığı" anlaşıldığından, sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 85/2 ve 27/1. maddeleri uyarınca "Taksirle Birden Fazla Kişinin Ölümüne Neden Olma" suçundan cezalandırılması gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR A. Katılan ... Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Katılan ... ve vekilinin yüzüne karşı 05.02.2024 tarihinde usulüne uygun şekilde tefhim edilen kararın katılan vekilince 5271 sayılı Kanun'un 291/1. maddesindeki 15 günlük süreden sonra 21.02.2024 tarihinde temyiz edildiği anlaşılmakla, katılan vekilinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Sanık Hakkında Maktullere Karşı Kasten Yaralama Sonucu Ölüme Neden Olma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 05.02.2024 tarihli ve 2023/1807 Esas, 2024/244 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, Başkan vekili ... ve Üye ...'ın hükmün onanmasına dair karşı oyları ve oy çokluğuyla BOZULMASINA, Bozma nedeni ve tutuklulukta geçirdiği süre göz önünde bulundurulduğunda, sanık ...'ın başka bir suçtan tutuklu veya hükümlü değil ise derhal TAHLİYESİNE, bu hususta ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-(b) maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.02.2025 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O Y Sanık Polis Memuru hakkında, yerel mahkeme olan İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.02.2020 tarihli ve 2019/287 Esas, 2020/111 sayılı Kararı ile maktullere karşı olası kastla öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK’nın 81/1, 21/2. maddeleri uygulanarak, iki kez 16 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Kararın istinafı üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 27.06.2022 tarihli ve 2020/1047 Esas, 2022/1043 Karar sayılı kararı ile; 1.Sanığın maktul Magruba'ya yönelik olası kastla öldürme suçundan, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun CMK’nın 280/1-a. maddesi uyarınca Esastan Reddine, 2.Sanığın maktul ...'e yönelik olası kastla öldürme suçundan, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan ... vekili ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı CMK’nın 280/1-g. maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK’nın 81/1, 62/1. maddeleri uygulanarak sanık hakkında doğrudan kastla öldürme suçundan 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir. Kararın sanık vekili ve BAM C.Savcısı (sanığın eylemlerinin olası kastla öldürme olduğu) tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 1. Ceza Dairemizin 02.11.2023 tarih,2022/11502 Esas, 2023/6738 sayılı kararı ile sanık polis memurunun maktullere karşı eylemlerinin 5237 sayılı TCK'nın 87/4-2. cümle maddesinde düzenlenmiş bulunan“Kasten yaralama sonucu ölüme neden olma” suçunu oluşturduğu belirtilerek kararın Bozulmasına karar verilmiştir. Bozma üzerine, dosyanın gönderildiği İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi bozmaya uyarak, 05.02.2024 tarih, 2023/1807 Esas, 2024/244 sayılı kararında, sanık polis memurunun maktullere karşı eyleminin “Kasten yaralama sonucu ölüme neden olma” suçunu oluşturduğu belirtilerek, TCK'nın 87/4-2. Cümlesi, 62/1. maddeleri uygulanarak sanık hakkında 2 kez 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Kararın sanık müdafii ve katılan vekilince temyizi üzerine, Yargıtay 1. Ceza Dairemizin 12.02.2025 tarih, 2024/2880 Esas, 2025/1026 sayılı kararı ile sanık polis memurunun eyleminin “taksirle ölüme sebebiyet verme suçu” olduğu belirtilerek kararın yeniden bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay bozmasına uyularak İstanbul BAM 1. Ceza Dairesince verilen kararın “Onanmasına” karar verilmesi gerekirken “Yeniden bozulmasına” karar veren sayın çoğunluğun görüşüne aşağıdaki gerekçeler ile muhalifiz. Şöyle ki; 21.05.2017 günü yapılan fuhuş baskını sırasında, maktul ...'nın fuhuş yaptığının tespit edildiği, maktul ...'in de operasyon sırasında evde bulunduğu, bunun üzerine başlatılan soruşturmada maktul ... ve arkadaşının sınır dışı edilmek üzere İl Göç İdaresine teslimine karar verildiği, Maktul ...'in içerisinde bulunduğu, şoför ... ... tarafından kullanılan kiralık aracın maktul ...'nın emniyetteki işlemleri sırasında ekip otosunu takip ettiği, maktul ... ve arkadaşının başkaca sınır dışı edilecek kişilerle aynı araca binmek istememesi, taşkınlık çıkarması üzerine, polis memuru tanık ... Ç.'nin kullandığı ve polis memuru sanığın da bulunduğu ekipçe olayın yaşandığı polis karakoluna getirildikleri, araç içerisinde başka bir suçla ilgili yakalanan tanık ... Ö.'nün de bulunduğu, tanık ... Ç.'nin tanık ...'ı indirdiği sırada, içerisinde maktul ...'in bulunduğu aracın gelerek karakolun önünde durduğu, Maktul ... ve arkadaşının da araçtan indikleri, maktul ...'nın yürürken birden çantasını yere atıp koşarak maktul ...'in sağ ön koltuğunda oturduğu aracın sağ arka koltuğuna bindiği ve aracın hareket ettiği, sanık Polis ...'ın "Dur" ihtarında bulunduğu, ancak aracın durmayarak hareketine devam ettiği, sanığın aracı durdurmak amacıyla arkasından 3-4 el ateş ettiği, mermilerin maktullerin kafasına ölümcül bölgelerine isabet ettiği ve olayın sonucunda maktul ...'in olay günü kaldırıldığı hastanede, maktul ...'nın ise olay tarihinden yaklaşık beş ay sonra yaşamını yitirdiği olayda; T.C. Anayasasının 17. maddesinde "yaşam hakkının” güvence altına alındığı, bu hakkın istisnalarının yine Anayasanın 17/son. maddesinde düzenlendiği, bu istisna hallerinin; Meşru müdafa hali, yakalama ve tutuklama kararlarının yerine getirilmesi hali, bir tutuklu yada hükümlünün kaçmasının önlenmesi hali, bir ayaklanma veya isyanının bastırılması hali, olağanüstü hallerde yetkili merciin verdiği emirlerin uygulanması sırasında silah kullanılmasına kanunun cevaz verdiği zorunlu durumların, somut olayda uygulama yeri bulunmadığı, 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu'nun 16/7-c. maddesinde, “Zor ve Silah Kullanma” başlığı altında, “Polis silah kullanmadan önce kişiye duyabileceği şekilde ‘dur’ çağrısında bulunur. Kişinin bu çağrıya uymayarak kaçmaya devam etmesi halinde, önce uyarı amacıyla silahla ateş edilebilir. Buna rağmen kaçmakta ısrar etmesi dolayısıyla ele geçirilmesinin mümkün olmaması halinde ise kişinin yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde silahla ateş edilebilir. Polis, direnişi kırmak ya da yakalamak amacıyla zor veya silah kullanma yetkisini kullanırken, kendisine karşı silahla saldırıya teşebbüs edilmesi halinde, silahla saldırıya teşebbüs eden kişiye karşı saldırı tehlikesini etkisiz kılacak ölçüde duraksamadan silahla ateş edebilir” şeklinde düzenlenmiştir. Fuhuş yaptığı için sınır dışı edilecek olan maktul Magruba Arıpova'nın olay mahalline kadar ekip otosunu takip eden içerisinde arkadaşları ve maktul ...'in bulunduğu araca koşarak binmesi ve maktuller ile arkadaşlarının olay yerinden kaçmaya çalışmalarından ibaret eylemleri nedeniyle,henüz şüpheli durumunda bulunan sanık hakkında kanunen verilmiş bir yakalama emri ve kararı bulunmadığı ve polise karşı eylemli bir saldırısı ve direnişi de bulunmadığı dikkate alındığında, maktullerin kafalarından vurularak öldürülmek suretiyle yakalanmasını gerektirecek nitelikte, 2559 sayılı PVSK'nın 16. maddesi uyarınca silah kullanmayı gerektiren koşulların (zorunluluk ve ölçülülük) olayda oluşmadığı, bu nedenle olayda 5237 sayılı TCK'nın 24. maddesi kapsamında hukuka uygunluk nedeni bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte sanığın, bilerek ve isteyerek maktulü durdurmak amacıyla arabaya ateş etmesi karşısında, maktullerin otopsi raporuna göre kafalarından vurulduğu belirlendiğinden, olayda zorunluluk ve ölçülülük kurallarına dikkat edilmediğinden, eyleminin TCK 27/1. maddesi kapsamında“taksirli olduğunun kabulü” de mümkün değildir. Kolluk görevlisi olan sanık polisin “Dur” ihtarına rağmen araçla kaçan maktulleri durdurmak ve yakalamak amacıyla elindeki elverişli silahla ve silahın etki alanı içerisinde bulunan maktullerin kaçış istikametine doğru bulundukları araca ateş etmesi sonucunda maktullerin yaralanabileceğini öngörüp kabullendiği, ortaya çıkan kastın öldürmeye değil yaralamaya yönelik olduğu, ancak sanığın ölüm sonucunu öngörüp kabullendiğine dair kesin bir delil de bulunmadığından, eylemin olası kasıtla işlendiğinin kabulü de mümkün değildir. 2559 sayılı PVSK'nın 16. maddesinde belirtilen “Silah kullanma” koşullarının(zorunluluk ve ölçülülük) gerçekleşmediğinde herhangi bir duraksamanın yaşanmadığı olayda, kullanılan silahın niteliği, elverişliliği ve etki alanı, atış mesafesi, tanık anlatımları ve dosyadaki diğer deliller göz önünde bulundurulduğunda, kaçmak isteyen maktulleri durdurmak amacıyla hareket eden sanığın, elindeki elverişli silahla ve silahın etki alanı içerisinde bulunan maktullerin kaçış istikametine doğru ateş etmesi sonucunda, mermilerden birinin maktullere isabet edebileceğini ve eyleminin yaralanmayla sonuçlanabileceğini öngördüğü, ancak buna rağmen hareketine devam ettiği ve ölümün bu harekete bağlı olarak meydana geldiği nedenle, Sonuç olarak; Sanık Polis memurunun eylemlerinin 5237 sayılı TCK'nın 87/4-2. maddesinde düzenlenmiş bulunan “Kasten yaralama sonucu ölüme neden olma” suçunu oluşturduğu anlaşıldığından, Yargıtay bozmasına uyularak İstanbul BAM 1. Ceza Dairesince verilen kararın “Onanmasına” karar verilmesi gerekirken, olayın TCK 27/1. maddesi kapsamında olduğunu belirterek“Yeniden bozulmasına” karar veren sayın çoğunluğun görüşüne muhalifiz.
12. Ceza Dairesi, 2020/4408 E., 2025/1130 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62/1. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına;
12. Ceza Dairesi         2020/4408 E.  ,  2025/1130 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/25 E., 2015/231 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜMLER : Beraat- Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; sanık ..., sanık ... müdafii, sanık ... müdafii ile o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece sanıklar ... ve ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62/1. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına; sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62/1.maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık ... hakkında, 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesine göre beraat kararı verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca "Onama-Bozma" kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık ... müdafinin temyiz isteği; kazanın sanık ...'ın yanlış ayırıcıyı açmasından kaynaklandığına, raporların hatalı olduğuna, yazılı forma talep etmeden TEDAŞ yetkililerinin telefon ile hukuksuz şekilde kaza mahalline elektrik vermekte aceleci davrandığına, sanığın kusurlu olmadığına, tayin edilen cezaya, paraya çevirme hükümlerinin uygulanmamasına, cezaların şahsiliği prensibinin dikkate alınmadığına, mahkemece hatalı değerlendirme yapıldığına, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. B. Sanık ... müdafinin temyiz isteği; kusur tespitine, sanığın kusurlu olmadığına, sanığın bahse konu ayırıcıyı sanık ...'ın tarifi üzerine açtığına, sanık ...'ın yanlış tarifi yüzünden sanığın yanlış ayırıcıyı açtığına, şirket yetkililerinin esasen sorumlu olduğuna zira sanığın kişisel koruyucu donanım kullanılması hususunda sorumluluğu bulunmadığına, tayin edilen cezaya, kararın hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. C. Sanık ...'in temyiz isteği; eksik inceleme ile karar verildiğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. D. O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz isteği; "...Sanık ...'nun ... Enerji İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş. Firmasında iş güvenliği uzmanı olarak görev yaptığı, Şeyda MUTLU'nun C sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesine sahip olduğu, 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 9. Maddesine göre 26/12/2012 tarih ve 28509 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliği'nin ekli listesine göre kaza olayının meydana geldiği iş kolunun çok tehlikeli sınıfta yer aldığı, çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerinde çalışacak iş güvenliği uzmanının A sınıfı iş güvenliği uzmanı olması gerektiği, bu sebeple savcılık aşamasındaki ve mahkeme aşamasındaki bilirkişi raporlarında C sınıfı iş güvenliği uzmanı olan Şeyda MUTLU'nun çok tehlikeli işler sınıfında iş güvenliği uzmanı olarak görev yapamayacağı belirtilerek kusurunun bulunmadığı kanaatine varılmış ise de; 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na tebliğ çıkarma yetkisinin verildiği, 14/07/2013 tarihinde resmi gazetede yayınlanan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın Çok Tehlikeli İşlerde Görevlendirilebilecek (c) Sınıfı İş Güvenliği Uzmanları Hakkında Tebliğ'inde C sınıfı İş Güvenliği Uzmanı Çevre Mühendislerinin Çok Tehlikeli İş Sınıfında yer olan elektrik işlerinde görevlendirilebileceği hususunun yer aldığı, Şeyda MUTLU'nun çalıştığı firma tarafından 04/03/2013 tarihinde Tufanbeyli ... T.M. E.İ. Hattında iş güvenliği uzmanı olarak görevlendirildiği ve kazanın meydana geldiği tarihte de fiilen söz konusu firmada iş güvenliği uzmanı olarak çalıştığı, mezkur tebliğin 26/12/2013 tarihinde yürürlükten kaldırıldığı, dosyamıza konu ölüm olayının ise 22/11/2013 tarihinde meydana geldiği, dolayısıyla ölüm tarihinde sanık ... MULTU'nun Çok Tehlikeli işlerde iş güvenliği uzmanı olarak çalışabileceği ve kendisine kusur yüklenilebileceği; ... Enerji İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş. Firmasında şantiye şefi olan ...'in kusurlu bulunarak mahkum edilmesine rağmen aynı firmada iş güvenliği uzmanı olarak çalışan sanık ...'nun yukarıda açıklanan hükümlere rağmen beraatine karar verilmesinin hukuka uygun olmadığı..." gerekçelerine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; ölen ...'un ... Enerji Tic. ve San. A.Ş. isimli firmanın çalışanı olduğu ve olay günü çalıştığı firma ile Enerjisa Enerji Üretim A.Ş ile yapılan sözleşme gereği 350 KV 3B 1272 MCM, 112 kilometre Tufanbeyli ... TM Enerji iletim hattı projesi kapsamında 22/11/2013 günü Tufanbeyli ilçesi, ... köyü ve ... köylerinde yapılan çalışma sırasında çalışma kapsamında Toros Elektrik Dağıtım Anonim Şirketine ait elektrik nakil hattı tellerini indirip ... Enerji İnş. Firmasına ait yüksek gerilim hatlarının elektrik direklerini bağlanacağı, daha sonra yeniden indirilen TEDAŞ a ait elektrik nakil hatlarının tekrar bağlanacağı ve buna ilişkin işlemlerin yapılacağı iş ile ilgili olarak Tufanbeyli TEDAŞ yetkilileri ile görüşmek üzere ... Elektrik firmasının ekip sorumlusu sanık ...'ın geldiği TEDAŞ şefi olarak görev yapan sanık ... ile görüştüğü, yapılan görüşmede sanık ...'ın Tufanbeyli ilçesi ... grubuna verilen elektrik enerjisinin kesilmesi gerektiğini söylediği, bu konuda tarafların yapılacak iş konusunda birbirini bilgilendirerek sözlü olarak anlaştıkları, olay günü de sanık ...'in de çalışanı olan tanık ...'a söz konusu yere verilen elektrik enerjisinin kesilmesi talimatını verdiği bunun üzerine ölen ...'un sanık ... ve tanık ... ile ... köyü civarına gelip çalışmaya başladıkları, çalışmaları bitirdikten sonra ... köyü konutgelmez mevkine geldikleri burada TEDAŞ'a ait elektrik nakil hattı tellerini indirdikleri ve kendi firmalarına ait yüksek gerilim hattı tellerini direklere bağladıkları akabinde havanın kararmaya yüz tutması nedeniyle o günkü işlerine son vererek indirmiş oldukları TEDAŞ'a ait elektrik akımı kesili vaziyette bulanan elektrik nakil hattı tellerini ağaç direklere bağlamaya hazırlandıkları bu esnada TEDAŞ da ekip şefi olarak görev yapan hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kesinleşen sanık ...'ün sanık ...'in talimatı ile sanık ...'ı arayarak ... grubuna enerji verileceğini söz konusu çalışmaların bitip bitmediğini sorduğu, sanık ...'ın ise 15-20 dklık bir işlerinin kaldığını söylediği, sanık ...'ün ise işlerin bittiğinde TEDAŞ'ı arayarak santralde telefona bakan görevliye bilgi vermesi gerektiğini söyleyerek telefonu kapattığı bu görüşmeden sonra sanık ...'ın sanık ...' yi aradığı ve bulundukları mevkide bulunan TEDAŞ'a ait seksoniyeri (ayırıcıyı) açmasını ... bölgesine elektrik verilmesini söylediği sanık ...'nin de yanına tanık ...'ü alarak bulundukları yerin biraz uzağında bulunan seksoniyeri açtığı ve sanık ...'ı arayarak söylemiş olduğu işi yaptığını belirttiği akabinde sanık ...'ın TEDAŞ veri operatörü olarak çalışan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kesinleşen sanık ... ile görüşerek ... grubuna enerji verilebileceğini hattın müsait olduğunu ancak ...'ta 15 dklık bir çalışmalarının kaldığını bura haricinde Enerji vermelerinde bir sakınca olmadığını söylediği, bunun üzerine sanık ...'ın sanık ...'ü arayarak enerjinin verileceği kök binasına geçmelerini sanık ...'la işinin bittiğini kendisinin de görüşerek akabinde enerji vermeleri talimatını verdiği ...'ünde ...'ı arayacağını söylediği bu sırada sanık ...'ın ...'ın kendisini arayacağını söylediği sanık ...'ün bunun üzerine ekibi ile birlikte kök binasına geldiği ve binaya geldiği konusunda sanık ...'ı aradığı, ...'nin ise ...'ı aradığı, ...'ın ...'ye söz konusu yere enerji verilebileceğini söylediği bunun üzerine sanık ...'nin sanık ...'ü arayarak enerjiyi verebileceklerini söylediği ve sanık ...'ünde enerjiyi verdiği, maktul ... ile birlikte sanık ... ve tanık ...'ün bu sırada TEDAŞ a ait elektrik nakil hatlarını ağaç direğe bağladıkları, ...'un ağaç elektrik direğinin tepesinde bağlama işini ifa ettiği sırada 3 adet elektrik nakil hattı telinin ilk ikisini bağlayıp 3 üncüsünü bağladığı esnada, söz konusu tellere elektrik enerjisinin verilmesi üzerine elektrik akımına kapılarak düşmesi sonucu öldüğü olayda; soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporunda, TEDAŞ firmasının Tufanbeyli İşletme Şefi olan sanık ...'in, üçüncü şahıslara ait ölüme sebep olan enerji kesme sırasında enerji kesme ve verme formu gibi bir tutanak hazırlamaması ayrıca iletim hattı çekilmesi işini fiilen yapmakta olan ... firmasında söz konusu çalışma ile ilgili kimin yetkili olduğu konusunda herhangi bir yazı almadan şifai olarak gelen talep konusunda işlem yapması, firma adına işlem yapması gerekli olan kişi ile iletişim kurmayıp başka kişi ile iletişim kurması nedeniyle asli kusurlu olduğu, yargılama aşamasında keşfe dayalı alınan bilirkişi raporunda ise sanığın yazılı olmayan sözlü ve telefon görüşmeli yetki araştırması yapmadan enerji kesme ve açma talimatı vermek suretiyle görevi ihmal yaptığı ve kazaya sebebiyet verdiği bu nedenle tali kusurlu olduğunun belirtildiği, sanık ... için soruşturma aşamasında alınan raporunda ve yargılama aşamasında alınan raporda da; sanığın ... firmasının ekip sorumlusu olduğu, kazanın meydana geldiği gün TEDAŞ işletme şefliğine giderek yetkililerle konuştuğu, akşam üstü TEDAŞ yetkililerinin sanığı arayarak işin bitip bitmediğini sorduğu, bunun üzerine sanığın telefon ile diğer sanık ...'yi aradığı ve enerji akışını keserek kendisine haber vermesini istediği, sanık ...'ın telefon geldikten sonra TEDAŞ yetkilisi ...'ı aradığı, ...'ın enerji vermelerinin sakıncası olmadığını söylediğini, oysa ki bölgeyi tanımadıkları için hat başı ayırıcısı açılması gerekiyor ise bu işi kendi çalışanlarının değil de sorumlu elektrik dağıtım şirketinin yetkili çalışanlarının yapması gerektiği halde kendisinin sorumluluk alarak hat başı ayırıcısı açıldı diye enerji isteyerek kazanın oluşmasında kusurlu davrandığı, bu hali ile sanığın asli kusurlu olduğunun belirlendiği; sanık ... Hele yönünden soruşturma aşamasında aldırılan bilirkişi raporunda olay sırasında ekip sorumlusu olarak görev yaptığı, çalışma yapacakları hattın enerjisi kesildikten sonra her iki tarafına topraklama işlemi yaptırmadan çalışmasına ve çalışanların kişisel koruyucu kullanmadan çalışmalarına müsade ederek kusurlu davrandığı, ekip sorumlusu görevini tam olarak yerine getirmediği, bu hali ile tali kusurlu olduğu, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda ise ... 'ın yine aynı gerekçelerle ve ayrıca yanlış ayırıcıyı açarak ve emniyet yönetmeliğine aykırı kısa devre topraklamasını yapmayarak ölüme sebebiyet vermesi nedeniyle asli kusurlu olduğunun belirlendiği; sanık ... yönünden ise, soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporunda ve keşfe dayalı düzenlenen bilirkişi heyet raporunda belirtildiği üzere kusursuz olduğu kabul edilmiş, Mahkemece sanıklar ... ve ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62/1. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına; sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62/1.maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık ... hakkında, 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesine göre beraat kararı verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR A. Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz istemi yönünden yapılan incelemede; Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, ilk derece mahkemesinin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, sanığın mahkumiyetine yeterli, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçe gösterilerek verilen beraat kararının mahkemece dosya içeriğine uygun olarak kabul ve takdir kılındığı anlaşılmakla, Tufanbeyli Asliye Ceza Mahkemesinin kararında o yer Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B. Sanıklar ..., ... ve ...'in mahkumiyetine ilişkin hükümlere yönelik temyiz istemleri yönünden yapılan incelemede; Mahkemece sanıklar hakkında tayin edilen cezalara yönelik kabul ve takdirinde isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamede tayin edilen cezalara yönelik bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, sanık ..., sanık ... müdafii, sanık ... müdafinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak; 5237 sayılı TCK'nın 50. maddesinin sanık hakkında uygulanıp uygulanmamasına karar verilirken, sanığın geçmişi, kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, suçun işlenmesindeki özellikler nazara alınarak, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar isabetle değerlendirilip, denetime olanak verecek ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle takdir hakkının kullanılmasının gerektiği, TCK'nın 50/4. maddesi hükmü uyarınca taksirli suçlardan dolayı hükmedilen hapis cezasının uzun süreli de olsa, diğer koşulların varlığı halinde adli para cezasına çevrilmesinin mümkün olduğu; dosya içeriğine göre; haklarında takdiri indirim uygulanan, sabıkası bulunmayan ve lehe hükümlerin uygulanması yönünde talepte bulunan sanıklar hakkında, ''...Sanığa bu suç için verilen sonuç ceza TCY'nın 49/2 maddesinde belirtilen kısa süreli hapis cezası olmadığından yasal olanak bulunmaması nedeniyle cezanın TCY'nın 50/1 maddesi uyarınca adli para cezasına ve diğer seçenek yaptırımlara çevrilmesine yer olmadığına..." şeklindeki taksirli suçlarda geçerli olmayan yasal olmayan gerekçeler ile paraya çevirme hükümlerinin uygulanmamasına karar verilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle, Tufanbeyli Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık ..., sanık ... müdafii, sanık ... müdafinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, farklı gerekçeyle Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aynı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden sanıkların kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.02.2025 tarihinde karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ceza Hukuku Genel Hükümler

Aşağıdakilerden hangisi takdiri indirim nedeni olarak kabul edilmez?

A) Failin geçmişi
B) Failin sosyal ilişkileri
C) Failin duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şekli tutum ve davranışları
D) Failin yargılama sürecindeki pişmanlığı
E) Cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri

Bu maddeyle ilgili 6 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol