5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 103

Ceza Muhakemesi Kanunu 103. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 103 – (1) Cumhuriyet savcısı, şüphelinin adlî kontrol altına alınarak serbest bırakılmasını sulh ceza hâkiminden isteyebilir. Hakkında tutuklama kararı verilmiş şüpheli ve müdafii de aynı istemde bulunabilirler. (Mülga üçüncü cümle: 25/5/2005 – 5353/12 md.) (2) Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı adlî kontrol veya tutuklamanın artık gereksiz olduğu kanısına varacak olursa, şüpheliyi re'sen serbest bırakır. Kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğinde şüpheli serbest kalır. Şüpheli veya sanığın salıverilme istemleri

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

3 karar eşleşti
16. Ceza Dairesi, 2018/5333 E., 2018/5602 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Ceza Hâkimliği
yma türü olan kayyım tayini koruma tedbirine karar verme yetkisi ise, hâkim ve mahkemeye verilmiş olduğundan, gerek kalmaması durumunda bu tedbirin kaldırılmasına da hâkim veya mahkeme tarafından karar verilmesi gerekeceği, benzer şekilde, 5271 sayılı Kanunun 103'üncü maddesinin ikinci fıkrasında;
16. Ceza Dairesi         2018/5333 E.  ,  2018/5602 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Sulh Ceza Hâkimliği I-TALEP: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.11.2018 tarih ve 2018/91417 sayılı Kanun Yararına Bozma talebi ile; Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan şüpheliler ... ve Murat Öztürk haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 23/11/2017 tarihli ve 2017/67355 soruşturma sayılı kovuşturmaya yer olmadığına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133/1. maddesi uyarınca şüphelilerin ortağı olduğu şirketlere İzmir 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 23/06/2017 tarihli ve 2017/3796 değişik iş sayılı kararı ile atanan kayyum tedbirinin sona erdirilmesine ilişkin ek kararı takiben, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının anılan 23/11/2017 ek kararının uygulanamadığından bahisle, söz konusu şirketler üzerindeki kayyum kararının kaldırılması talebinde bulunulması üzerine, talep hakkında görev ve yetkisi olmadığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına yönelik İzmir 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 26/04/2018 tarihli ve 2018/2728 değişik iş sayılı kararını müteakip, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının anılan şirketler üzerindeki kayyum kararının kaldırılması talebinde bulunulması üzerine, karar verilmesine yer olmadığına dair İzmir 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 02/08/2018 tarihli ve 2018/4622 değişik iş sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İzmir 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 13/08/2018 tarihli ve 2018/4652 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Sulh ceza hâkimliklerince, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133'üncü maddesi uyarınca verilen şirket yönetimi için kayyım atanmasına ilişkin kararın ne şekilde kaldırılabileceğine ilişkin mevzuat incelendiğinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun, ''Eşya veya kazancın muhafaza altına alınması ve bunlara elkonulması'' kenar başlıklı 123'üncü maddesinde yer alan; ''(1) İspat aracı olarak yararlı görülen ya da eşya veya kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan malvarlığı değerleri, muhafaza altına alınır. (2) Yanında bulunduran kişinin rızasıyla teslim etmediği bu tür eşyaya elkonulabilir.'' şeklindeki, 5271 sayılı Kanunun ''Elkoyma kararını verme yetkisi'' kenar başlıklı 127'nci maddesinde yer alan; ''(1) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/16 md.) Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri, elkoyma işlemini gerçekleştirebilir. (2) Kolluk görevlisinin açık kimliği, elkoyma işlemine ilişkin tutanağa geçirilir. (3) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/16 md.) Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi, yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını elkoymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi hâlde elkoyma kendiliğinden kalkar. (4) Zilyedliğinde bulunan eşya veya diğer malvarlığı değerlerine elkonulan kimse, hâkimden her zaman bu konuda bir karar verilmesini isteyebilir. (5) Elkoyma işlemi, suçtan zarar gören mağdura gecikmeksizin bildirilir." şeklindeki, 5271 sayılı Kanun'un ''Eşya veya kazancın muhafaza altına alınması ve bunlara elkonulması'' kenar başlıklı 123'üncü maddesinde yer alan; ''(1) İspat aracı olarak yararlı görülen ya da eşya veya kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan malvarlığı değerleri, muhafaza altına alınır. (2) Yanında bulunduran kişinin rızasıyla teslim etmediği bu tür eşyaya elkonulabilir.'' şeklindeki, Aynı Kanunun ''Elkoyma kararını verme yetkisi'' kenar başlıklı 127'nci maddesinde yer alan; ''(1) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/16 md.) Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri, elkoyma işlemini gerçekleştirebilir. (2) Kolluk görevlisinin açık kimliği, elkoyma işlemine ilişkin tutanağa geçirilir. (3) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/16 md.) Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi, yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını elkoymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi hâlde elkoyma kendiliğinden kalkar. (4) Zilyedliğinde bulunan eşya veya diğer malvarlığı değerlerine elkonulan kimse, hâkimden her zaman bu konuda bir karar verilmesini isteyebilir. (5) Elkoyma işlemi, suçtan zarar gören mağdura gecikmeksizin bildirilir. (6) Askerî mahâllerde yapılacak elkoyma işlemi, (…) Cumhuriyet savcısının istem ve katılımıyla askerî makamlar tarafından yerine getirilir.'' şeklindeki, Anılan Kanunun ''Elkonulan eşyanın iadesi'' kenar başlıklı 131'inci maddesinde yer alan; ''(1) Şüpheliye, sanığa veya üçüncü kişilere ait elkonulmuş eşyanın, soruşturma ve kovuşturma bakımından muhafazasına gerek kalmaması veya müsadereye tabi tutulmayacağının anlaşılması halinde, re'sen veya istem üzerine geri verilmesine Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından karar verilir. İstemin reddi kararlarına itiraz edilebilir. (2) 128'inci madde hükümlerine göre elkonulan eşya veya diğer malvarlığı değerleri, suçtan zarar gören mağdura ait olması ve bunlara delil olarak artık ihtiyaç bulunmaması halinde, sahibine iade edilir.'' şeklindeki, Aynı Kanunun ''Şirket yönetimi için kayyım tayini'' kenar başlıklı 133'üncü maddesinde yer alan; ''(1) Suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde; soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkeme, şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabilir. Atama kararında, yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliğinin kayyımın onayına bağlı kılındığı veya yönetim organının yetkilerinin ya da yönetim organının yetkileri ile birlikte ortaklık payları veya menkul kıymetler idare yetkilerinin tümüyle kayyıma verildiği açıkça belirtilir. Kayyım tayinine ilişkin karar, ticaret sicili gazetesinde ve diğer uygun vasıtalarla ilan olunur. (2) Hâkim veya mahkemenin kayyım hakkında takdir etmiş bulunduğu ücret, şirket bütçesinden karşılanır. Ancak, soruşturma veya kovuşturma konusu suçtan dolayı kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararının verilmesi halinde; ücret olarak şirket bütçesinden ödenen paranın tamamı, kanunî faiziyle birlikte Devlet Hazinesinden karşılanır. (3) İlgililer, atanan kayyımın işlemlerine karşı, görevli mahkemeye 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 29.6.1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre başvurabilirler." şeklindeki, Anılan Kanunun '''Soruşturmada Cumhuriyet savcısının hâkim kararı istemi'' kenar başlıklı 162'nci maddesinde yer alan; ''(1) Cumhuriyet savcısı, ancak hâkim tarafından yapılabilecek olan bir soruşturma işlemine gerek görürse, istemlerini bu işlemin yapılacağı yerin sulh ceza hâkimine bildirir. Sulh ceza hâkimi istenilen işlem hakkında, kanuna uygun olup olmadığını inceleyerek karar verir ve gereğini yerine getirir.'' şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, 5271 sayılı Kanunun 133'üncü maddesinde, şirket yönetimi için kayyım atama kararı ile ilgili Cumhuriyet savcısına herhangi bir karar alma yetkisi tanınmadığı, kayyım atanması ve atama kararının kaldırılmasına ilişkin kararın, soruşturma aşamasında hâkim, kovuşturma aşamasında ise mahkeme tarafından verileceği, sulh ceza hâkimliği veya mahkeme tarafından verilen kararların re'sen Cumhuriyet savcısı tarafından kaldırılabilmesi için kanunda açık hüküm bulunması gerektiği, örneğin şüpheliye, sanığa veya üçüncü kişilere ait elkonulmuş eşya, soruşturma ve kovuşturma bakımından muhafazasına gerek kalmaması veya müsadereye tâbi tutulmayacağının anlaşılması durumunda, re’sen ya da talep üzerine geri verilebileceği, bu durumda yetkili makamın soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı ve hâkim, kovuşturma evresinde mahkeme olduğu, özel elkoyma türü olan kayyım tayini koruma tedbirine karar verme yetkisi ise, hâkim ve mahkemeye verilmiş olduğundan, gerek kalmaması durumunda bu tedbirin kaldırılmasına da hâkim veya mahkeme tarafından karar verilmesi gerekeceği, benzer şekilde, 5271 sayılı Kanunun 103'üncü maddesinin ikinci fıkrasında; Cumhuriyet savcısına soruşturma evresinde adlî kontrol veya tutuklamanın artık gereksiz olduğu kanısına varması durumunda, şüpheliyi re'sen serbest bırakabilme yetkisi tanınmasına karşın, kayyım tayini ile ilgili 133'üncü maddede böyle bir yetkiye yer verilmediği cihetle, somut olayda şüphelilerin ortağı olduğu şirketlere İzmir 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 23/06/2017 tarihli ve 2017/3796 değişik iş sayılı kararı ile atanan kayyum tedbirinin sona erdirilmesine ilişkin talebi inceleme görev ve yetkisinin de sulh ceza hâkimliğine ait olduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesi ile 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararların bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 12/11/2018 gün ve 94660652-105-35-14099-2018-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrak tebliğ olunmuştur. II-OLAY: Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan şüpheliler ... ve ... ... haklarında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/67355 sayısına kayden yürütülen soruşturma kapsamında, İzmir 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 23/06/2017 tarih ve 2017/3796 değişik iş sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133/1. maddesi uyarınca şüphelilerin ortağı olduğu şirketlere Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF)'nun kayyım olarak atandığı,soruşturma sonunda 23/11/2017 tarihli kararla kovuşturmaya yer olmadığına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133/1. maddesi uyarınca kayyım tedbirinin de sona erdirilmesine karar verildiği,kayyım TMSF'nin hakim kararı olmadan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 23/11/2017 tarihli söz konusu şirketler üzerindeki kayyım kararının kaldırılmasına dair kararının uygulanmasında tereddüt yaşayarak,bu hususta hakim kararı alınması için müracaatta bulunması üzerine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının talep yazılarına istinaden İzmir 5. Sulh Ceza Hâkimliği, 26/04/2018 tarih, 2018/2728 değişik iş sayılı ve 02/08/2018 tarih, 2018/4622 değişik iş sayılı kararları ile talep hakkında görev ve yetkisi olmadığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verdiği, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan itirazın da İzmir 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin incelemeye konu 13/08/2018 tarihli ve 2018/4652 değişik iş sayılı kararı ile reddedildiği anlaşılmaktadır. III-KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNE İLİŞKİN UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI: Silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yapılan soruşturma kapsamında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133'üncü maddesi gereğince verilen şirket yönetimi için kayyım atama kararının, soruşturmanın kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar ile tamamlanması durumunda hangi mercii tarafından sonlandırılacağına dairdir. IV-HUKUKSAL DEĞERLENDİRME: Konu ile ilgili yasal düzenlemeler şöyledir: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ''Şirket yönetimi için kayyım tayini'' “Madde 133(1) Suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde; soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkeme, şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabilir. Atama kararında, yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliğinin kayyımın onayına bağlı kılındığı veya yönetim organının yetkilerinin ya da yönetim organının yetkileri ile birlikte ortaklık payları veya menkul kıymetler idare yetkilerinin tümüyle kayyıma verildiği açıkça belirtilir. Kayyım tayinine ilişkin karar, ticaret sicili gazetesinde ve diğer uygun vasıtalarla ilan olunur. (2) Hâkim veya mahkemenin kayyım hakkında takdir etmiş bulunduğu ücret, şirket bütçesinden karşılanır. Ancak, soruşturma veya kovuşturma konusu suçtan dolayı kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararının verilmesi halinde; ücret olarak şirket bütçesinden ödenen paranın tamamı, kanunî faiziyle birlikte Devlet Hazinesinden karşılanır. (3) İlgililer, atanan kayyımın işlemlerine karşı, görevli mahkemeye 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 29.6.1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre başvurabilirler." ''Eşya veya kazancın muhafaza altına alınması ve bunlara elkonulması'' Madde 123(1) İspat aracı olarak yararlı görülen ya da eşya veya kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan malvarlığı değerleri, muhafaza altına alınır. (2) Yanında bulunduran kişinin rızasıyla teslim etmediği bu tür eşyaya elkonulabilir.'' ''Elkoyma kararını verme yetkisi'' Madde 127 '(1) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/16 md.) Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri, elkoyma işlemini gerçekleştirebilir. (2) Kolluk görevlisinin açık kimliği, elkoyma işlemine ilişkin tutanağa geçirilir. (3) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/16 md.) Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi, yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını elkoymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi hâlde elkoyma kendiliğinden kalkar. (4) Zilyedliğinde bulunan eşya veya diğer malvarlığı değerlerine elkonulan kimse, hâkimden her zaman bu konuda bir karar verilmesini isteyebilir. (5) Elkoyma işlemi, suçtan zarar gören mağdura gecikmeksizin bildirilir." ''Elkonulan eşyanın iadesi'' "Madde131(1) Şüpheliye, sanığa veya üçüncü kişilere ait elkonulmuş eşyanın, soruşturma ve kovuşturma bakımından muhafazasına gerek kalmaması veya müsadereye tabi tutulmayacağının anlaşılması halinde, re'sen veya istem üzerine geri verilmesine Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından karar verilir. İstemin reddi kararlarına itiraz edilebilir. (2) 128'inci madde hükümlerine göre elkonulan eşya veya diğer malvarlığı değerleri, suçtan zarar gören mağdura ait olması ve bunlara delil olarak artık ihtiyaç bulunmaması halinde, sahibine iade edilir.'' ''Soruşturmada Cumhuriyet savcısının hâkim kararı istemi'' “Madde 162(1) Cumhuriyet savcısı, ancak hâkim tarafından yapılabilecek olan bir soruşturma işlemine gerek görürse, istemlerini bu işlemin yapılacağı yerin sulh ceza hâkimine bildirir. Sulh ceza hâkimi istenilen işlem hakkında, kanuna uygun olup olmadığını inceleyerek karar verir ve gereğini yerine getirir.'' 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu C. Vasi ve kayyım Madde 403- Vasi, vesayet altındaki küçüğün veya kısıtlının kişiliği ve malvarlığı ile ilgili bütün menfaatlerini korumak ve hukukî işlemlerde onu temsil etmekle yükümlüdür. Kayyım, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanır. Bu Kanunun vasi hakkındaki hükümleri, aksi belirtilmiş olmadıkça kayyım hakkında da uygulanır. D. Görevin süresi Madde 456- Vasi, kural olarak iki yıl için atanır. Vesayet makamı, bu süreyi her defasında ikişer yıl uzatabilir. Dört yıl dolunca vasi, vasilikten kaçınma hakkını kullanabilir. A. Kayyımın konumu Madde 458- Bir kimseye kayyım atanması onun fiil ehliyetini etkilemez. Yasal danışmanlığa ilişkin hükümler saklıdır. Kayyımın görev süresi ve ücreti vesayet makamı tarafından belirlenir. A. Küçüklerde Madde 470- Küçük üzerindeki vesayet, onun ergin olmasıyla kendiliğinden sona erer. Erginliğe mahkemece karar verilmiş ise, mahkeme aynı zamanda küçüğün hangi tarihte ergin olacağını tespit ve ilân eder. B. Hükümlülerde Madde 471- Özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayet, hapis hâlinin sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. C. Diğer kısıtlılarda I. Kaldırılması Madde 472- Diğer kısıtlılar üzerindeki vesayet, yetkili vesayet makamının kararıyla sona erer. Vesayeti gerektiren sebebin ortadan kalkması üzerine vesayet makamı vesayetin sona ermesine karar verir. Kısıtlı ve ilgililerden her biri, vesayetin kaldırılması isteminde bulunabilir. D. Kayyımlıkta ve yasal danışmanlıkta I. Genel olarak Madde 477- Temsil kayyımlığı, kayyımın yapmakla görevlendirildiği işin bitirilmesiyle sona erer. Yönetim kayyımlığı, kayyımın atanmasını gerektiren sebebin ortadan kalkması veya kayyımın görevden alınmasıyla sona erer. Yasal danışmanlık, vesayetin kaldırılmasına ilişkin hükümler uyarınca vesayet makamının kararıyla sona erer. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu Zararların tazmini amacıyla tedbir konulması Madde 20/A- (Ek: 15/8/2016-KHK-671/31 md.; Aynen kabul: 9/11/2016-6757/27 md.) Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ve bu Kanun kapsamına giren suçlar nedeniyle gerçek veya tüzel kişiler ile kamu kurum ve kuruluşlarının uğradığı zararların tazmini amacıyla, soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının talebi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından, şüpheli veya sanıklara ait taşınmazların veya kara, deniz ya da hava ulaşım araçlarının devir ve temlikini veya bunlarla ilgili hak tesisini önlemek ya da tasarruf yetkisini kısıtlamak için şerh düşülmesine ve bu kişilerin yardımlaşma kurum ve sandıklarından olan alacaklarına tedbir konulmasına karar verilebilir. Taşınmazlarla ilgili karar tapu kütüğüne; kara, deniz ve hava ulaşım araçlarıyla ilgili karar ise bu araçların kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilmek suretiyle icra olunur. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleşmesi halinde veya şerhin konulduğu tarihten itibaren iki yıl içinde, şerhin devamı yönünde hukuk mahkemesinden verilmiş ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir kararı ibraz edilmediği takdirde şerh kendiliğinden terkin edilir. 5271 sayılı CMK'nın 90 ve devamı maddelerinde düzenlenen koruma tedbirleri, doktrinde birbirine benzer biçimde; ceza muhakemesinin gereği gibi yapılabilmesi veya hükmün infazının mümkün kılınması amacıyla muhakeme sürecinde başvurulabilen ve hükümden önce,gerektiğinde zor kullanmak suretiyle bazı temel hak ve özgürlüklere geçici müdahaleyi gerektiren işlemler olarak tanımlanmaktadır (Şahin 267.sh.). Maddi hakikatin insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarılması ve muhakeme sonunda verilecek hükmün de infaz edilerek adliyenin otorite ve saygınlığının korunması amacı bakımından bir araç olan koruma tedbirlerinin ortak özellikleri, geçici olmaları, kural olarak zorla veya gizli biçimde uygulanmaları, temel hak ve hürriyetlere müdahale oluşturmalarıdır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133/1. maddesinde düzenlenen şirket yönetimi için kayyım tayini, el koyma koruma tedbirinin özel bir şeklidir (Şahin 341.sh.Centel-Zafer 427.sh.). Bu nedenledir ki, karar verme mercii itibariyle daha güvenceli, şartları itibariyle de daha sınırlayıcı sıkı koşullara bağlanmıştır. CMK'nın 128. maddesinden farklı olarak bu tedbir şirketin bütününü ilgilendirir. CMK'nın 133/1. maddesinde, suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde; soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkemenin, şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabileceği hükmüne yer verilerek, kayyım atama işleminin mutlaka hakim ya da mahkeme kararı ile yapılabileceği kabul edilmiş ise de, bu tedbirin hangi merci tarafından sonlandırılacağına dair CMK'da bir hükme yer verilmiş değildir. Gerçi anılan kanunun 131. maddesinde genel manada el konulan eşyanın iadesine hangi mercilerin karar vereceği sayılmıştır. Ne var ki, gerek 131. maddenin sistematik açıdan düzenleme yeri itibariyle 133. maddeyi de kapsayacağına dair bir atfa yer verilmemesi, gerekse şirkete kayyım atanmasının karar verme mercii itibariyle daha güvenceli, şartları itibariyle de daha sınırlayıcı sıkı koşullara bağlanması birlikte değerlendirildiğinde CMK'nın 131. maddesinin, 133. maddesi yönünden uygulanma yeri bulunmadığının kabulü gerekir. Ancak kanunun 133/3. maddesindeki atıfla bu konudaki boşluğun 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunundaki düzenlemeler ışığında doldurulabileceğine işaret ettiği söylenebilir. Esasen kayyımlık müessesesi, medeni hukukun bir enstrümanı olarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 403 ve devamı maddelerinde yer almıştır. Temel haklara doğrudan müdahale anlamına gelen ve geçici/arızi olma vasfıyla demokratik toplum için zorlayıcı bir gereklilik olduğunda meşruluk kazanan bu tedbirin, varlık sebebi ortadan kalkar kalkmaz sona ereceği tartışmadan varestedir. Nitekim 4721 sy. TMK'nın 470. maddesi gereğince küçük üzerindeki vesayet, onun ergin olmasıyla kendiliğinden sona erer. 471. maddesine göre, özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayet, hapis hâlinin sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkar.Keza 3713 sayılı TMK'nın “Zararların tazmini amacıyla tedbir konulması” kenar başlıklı 20/A-maddesi gereğince,” Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ve bu Kanun kapsamına giren suçlar nedeniyle gerçek veya tüzel kişiler ile kamu kurum ve kuruluşlarının uğradığı zararların tazmini amacıyla, soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının talebi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından, şüpheli veya sanıklara ait taşınmazların veya kara, deniz ya da hava ulaşım araçlarının devir ve temlikini veya bunlarla ilgili hak tesisini önlemek ya da tasarruf yetkisini kısıtlamak için şerh düşülmesine ve bu kişilerin yardımlaşma kurum ve sandıklarından olan alacaklarına tedbir konulmasına karar verilebilir. Taşınmazlarla ilgili karar tapu kütüğüne; kara, deniz ve hava ulaşım araçlarıyla ilgili karar ise bu araçların kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilmek suretiyle icra olunur. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleşmesi halinde veya şerhin konulduğu tarihten itibaren iki yıl içinde, şerhin devamı yönünde hukuk mahkemesinden verilmiş ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir kararı ibraz edilmediği takdirde şerh kendiliğinden terkin edilir. CMK'nın 103/2. maddesine göre, kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğinde şüpheli serbest kalır. CMK'nın 127/3. maddesine göre, hakim kararı olmaksızın yapılan el koyma yirmidört saat içinde hakim onayına sunulmazsa el koyma kendiliğinden kalkar. Yasa koyucu Medeni Kanunun 470 ve 471. maddelerinden farklı olarak 472. maddesinde, diğer kısıtlılar üzerindeki vesayetin, yetkili vesayet makamının kararıyla sona ereceğini, vesayeti gerektiren sebebin ortadan kalkması üzerine vesayet makamının, vesayetin sona ermesine karar vermesi gerektiğini tespit etmektedir. Anılan yasanın 477/2. maddesinin amir hükmüne göre de; yönetim kayyımlığı, kayyımın atanmasını gerektiren sebebin ortadan kalkması veya kayyımın görevden alınmasıyla sona erer. Kayyımın görev süresini vesayet makamı belirler (MK.madde 458). Bu düzenlemelerden şu sonuca ulaşmak mümkündür: Geçici/arızi bir durum olan bu tedbirler, gerektirici sebeb ortadan kalktığında yasal düzenlemede açıkça belirtilmişse kendiliğinden sona erer. Aksi halde ihbari mahiyette de olsa tedbiri va'zeden merciin kararı ile kaldırılması gerekir. TMK'nın 477/2. maddesinde de kayyımın atanmasını gerektiren sebebin ortadan kalkması ile yönetim kayyımlığının kendiliğinden sona ereceğine dair bir düzenlemeye yer verilmemiş olduğundan, bu hususta yetkili vesayet makamından yani kayyımı atayan merciden bir karar alınması zorunludur. Kanun vazıı, kimileyin CMK'nın 103/2. maddesinde olduğu gibi müdahale edilen hakkın önemine binaen koruma tedbirini sonlandırma kararını/yetkisini istisna kabilinden Cumhuriyet savcısına devretmiş görünse de, şirkete kayyım atanması tedbirinde böyle bir istisnayı benimsememiştir. Diğer taraftan incelemeye konu İzmir 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 13/08/2018 tarihli ve 2018/4652 değişik iş sayılı kararında, soruşturma evrakı kapsamında bulunan ve kayyım atanmasına esas teşkil eden raporun yetersiz olması ve bu rapordan sonra da şüpheliler lehine bir delilin ikame edilmemesi gerekçesine yer verilmişse de; soruşturmanın 5271 sayılı CMK’nın 172. maddesi gereğince kovuşturmaya yer olmadığına kararı verilerek sona erdirilmesine, itiraz merciinin inceleme konusunun iş bu kovuşturmaya yer olmadığına kararı değil, şirkete kayyım atanması kararının kaldırılması talebinin reddine ilişkin İzmir 5. Sulh Ceza Hakimliğinin kararları olmasına ve ortada devam etmekte olan bir soruşturma ya da kovuşturma süreci bulunmamasına nazaran CMK’nın 133. maddesinde düzenlenen kontrol tedbirinin uygulanma imkanı da kalmadığından inceleme konusu karar gerekçesinin bu yönüyle de hukuki isabet taşımadığı görülmektedir. Şu hale göre; kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğinde gerektirici sebeb ortadan kalktığından, yetkili ve görevli İzmir 5. Sulh Ceza Hâkimliğince daha önce CMK'nın 133. maddesi gereğince ilgili şüpheliler hakkında verilen şirkete kayyım atama kararının sonlandırılmasına karar verilmesi gerekirken, yasaya yanlış anlam yükleyerek oluşturulan gerekçelere dayanan gerek anılan hakimliğin, gerekse itirazı reddeden mercii İzmir 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin incelemeye konu kararları ile yazılı şekilde karar verilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır. V-SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden İzmir 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 13/08/2018 tarihli ve 2018/4652 değişik iş sayılı kararının CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca Kanun Yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahkemesince yerine getirilmesine, dosyanın mahalli mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.12.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (2)

9. Ceza Dairesi, 2021/18776 E., 2024/7399 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Ağır Ceza Mahkemesinin kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 103/1, 31/3, 62. maddeleri uyarınca 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
9. Ceza Dairesi         2021/18776 E.  ,  2024/7399 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/185 E., 2016/166 K. SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 103/1, 31/3, 62. maddeleri uyarınca 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz Sebebi Suça sürüklenen çocuğun kız arkadaşı ile parka gitmesinin cinsel saldırı olarak değerlendirildiğine, kararın bozulması gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE Suça sürüklenen çocuğun annesinin çağrılarak mağdurenin intikalden önce suça sürüklenen çocuğun annesine on dört yaşında olduğunu söylediğine ilişkin beyanının sorulmasından sonra suça sürüklenen çocuğun mağdurenin kendisini on beş yaşında olarak tanıttığı yönündeki savunması ile tüm dosya kapsamı dikkate alınarak, olayda 5237 sayılı Kanun'un 30. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı tartışılıp hükme varılması gerekirken bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın eksik gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 230. maddesine muhalefet edilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenle tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.09.2024 tarihinde karar verildi.
9. Ceza Dairesi, 2023/10286 E., 2023/6633 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
Sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendinin uygulama koşullarının bulunmadığı anlaşılmış ise de mahkemece sanık hakkında temel cezanın alt sınırdan belirlenmesi sebebiyle nihai ceza miktarının değişmediği anlaşıldığından bozma sebebi yapılmamıştır.
9. Ceza Dairesi         2023/10286 E.  ,  2023/6633 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/711 E., 2023/702 .... SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismar, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafilerinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ardahan Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.10.2022 tarihli ve 2022/82 Esas, 2022/124 Karar sayılı kararı ile sanığın; a) Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (d) bendi ve dördüncü fıkrası ile 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 22 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, b) Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (d) ve (f) bentleri ve beşinci fıkrası ile 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 11 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir. 2. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 21.12.2022 tarihli ve 2022/1954 Esas, 2022/1698 Karar sayılı kararı ile katılanlar vekili ve sanık müdafiinin istinaf itirazları yerinde görülerek hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir. 3. Ardahan Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.03.2023 tarihli ve 2023/7 Esas, 2023/84 Karar sayılı kararı ile sanığın; a) Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (d) ve (e) bendi, dördüncü fıkrası ile 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 61 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca 30 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, b) Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (d) ve (f) bentleri, beşinci fıkrası ile 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 11 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir. 4. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 10.05.2023 tarihli ve 2023/711 Esas, 2023/702 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılanlar vekili ve sanık müdafilerinin istinaf nedenleri yerinde görülmeyerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık Müdafilerinin Temyiz İstemi Özetle, istinaf bozma ilamı sonrası alınan mağdure beyanlarına ilişkin çözümlemenin hükümden sonra dosyaya eklendiğine, eylemin sarkıntılık boyutunda olmasına rağmen nitelikli cinsel istismar suçundan hüküm kurulmasının hatalı olduğuna, sanığın mağdurenin öğretmeni olmaması nedeniyle artırım sebeplerinin uygulanmasının mümkün olmadığına, cebir veye tehdit kullanıldığına dair somut bir delilin mevcut olmadığına, mağdurenin cinsel suç harici odada tutulmaması nedeniyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun yasal unsurlarının oluşmadığına, tanıklar ... .... ve ... ...'nin beyanlarının çelişkili olduğu gibi kanuni temsilcilerinin rızası alınmadan dinlendiğine bu nedenle hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir. B. Katılanlar Vekilinin Temyiz İstemi Özetle, sanık hakkında üst hadden mahkumiyet kararı verilmemesinin hatalı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Mahkemece, "... Çocuğun Cinsel İstismarı suçu yönünden yapılan değerlendirmede; Mağdurenin ,sanığın okul müdürü olduğu okulda öğrenci olduğu, öğrenme güçlüğü nedeniyle Ardahan İl Merkezinde bulunan bir rehabilitasyon merkezinde eğitim gördüğü ,sanığın okulun kapalı olduğu pazar günleri mağdureyi ailesini arayarak ödev verme bahanesiyle yanına çağırdığı, ilk olarak 2021 yılı ekim ayında tam tarihi tespit edilemeyen bir gün ödev vereceğinden bahisle okula çağırdığı ve makam odasında mağdurenin göğüslerine dokunup kıyafetlerini çıkararak sanığın cinsel organının mağdurun cinsel organına sokmak suretiyle istismar ettiği, eylemini gerçekleştirirken mağdurenin bağırmaya çalıştığı sanığın ise mağdurenin ağzını kapatarak bağırmasını engellediği ,mağdureye karşı bu eylemini gerçekleştirirken yaşananlarını kimseye söylememesini aksi halde kendisini döveceğini söylediği ve aynı zamanda kimseye söylememesi için mağdureye meyve suyu ve para verdiği yine farklı tarihlerde pazar günleri ödev vereceğinden bahisle mağdureyi okula çağırarak göğüslerine dokunup ,dudağından öpmeye çalıştığı, kalçasına dokunup, cinsel organını cinsel organına değdirdiği , sanığın cinsel organının mağdurun cinsel organına girdiği ve bu suretle mağdureyi süreklilik arz eden kesintisiz eylemleri ile istismar ettiği anlaşılmış olup , sanık ile aralarında önceye dayalı ve böyle bir suçla ilgili iftira atmasını gerektirir herhangi bir husumet bulunmayan mağdurenin aşamalarda alınan ve sebat gösteren samimi beyanları ,sanığa ait makam odasındaki çöp kutusunda bulunan peçetelerden alınan örneklerle ilgili Trabzon ATK tarafından düzenlenen 23/03/2022 tarihli raporda sanığa ait sperm örneklerinin bulunması ,sanığa ait digital metaryallerin incelenmesi sonucu düzenlenen 23/01/2022 tarihli tutanakta sanığın "öğrenci öğretmen seks hikayeleri" ve "15 yaş porno"isimli videolarla ilgili aramalar yaptığının tespit edilmesi , Mağdureye ait Ardahan Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 10/02/2022 adli muayene raporunda yapılan Hymen (kızlık zarı) muayenesinde hymenin tüm hızalardan eski deflore olduğu izlendiğinin belirtilmesi , dinlenen tanıklardan mağdurenin okul arkadaşları olan ... ve ... Taşkıran'ın aşamalarda alınan beyanlarında mağdurun ,sanığın kendisini pazar günleri okula çağırarak öpmeye çalıştığını söylediği yönündeki beyanları ,yine tanıklardan okulda öğretmen olan ... 'in beyanları ile okulda kaloriferci olan tanık ...'nın okulda pazar günleri kurs olmadığı yönündeki beyanları ,sanığın kameraların çalışmaması nedeniyle yardım istediği tanık ...'ın okulun kameralarını tamir için gittiğinde kameraların çalıştığını ancak kayıt yapmadığını fark ettiği kayıt tuşuna bastığında kayıt yapmaya başladığını anladığı yönündeki beyanları ve mağdure hakkında düzenlen Ardahan ATK'nın 12/01/2022 tarihli raporunda beyanlarına itibar edilebileceğinin belirtilmesi ve sanığın, mağdureyi pazar günleri okula ödev vermek için çağırdığı yönündeki ikrarı da göz önüne alındığında sanığın atılı suçu işlemediğine dair savunması ile prostat hastası olduğu , boşalma ihtiyacı duyduğu ve bu sebeple porno film izlediği yönündeki savunmalarının sanıktan ele geçen materyallerde tespit edilen porno film içeriklerinin öğrenci ve çocuk pornoları olması karşısında sanığın bu yöndeki eğilimi de nazara alınarak suçtan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilen savunmalarına itibar edilmemiş ve üzerine atılı çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği anlaşılmakla TCK'nın 103/1. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiş, bozma sonrası mağdurenin psikolog eşliğinde adli görüşme odasında mahkememizce alınan beyanında, sanığın cinsel organının kendi cinsel organına girdiğini , bunun her gittiği pazar günlerinde olduğunu, biraz acıttığını ancak hatırlamak istemediği için anlatmak istemediğini, sanığın normal içme suyunu kayganlaştırmak için kendi penisine sürdüğünü , bu eylemi gerçekleştirdikten sonra eve gidince kendisinden kan geldiğini , daha önce bunlardan hatırlamamak için bahsetmediğini beyan etmesi ve mağdurenin alınan muayne raporunda kızlık zarının tüm hizalardan deflore(yırtık) olduğunun anlaşılması karşısında sanığın atılı suçu organ sokmak suretiyle gerçekleştirdiği kanaatine varılmış olup sanık hakkında TCK'nın 103/2. maddesi uyarınca ceza belirlenmiş ,sanığın eylemini kamu görevlisinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak ve müdürü olduğu okulda eğitim gören mağdureye karşı işlediği anlaşıldığından ve bu haliyle olayda birden fazla nitelikli halin bulunması nazara alınarak temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle hüküm kurulmuş ve yine sanığın cezasında 103/3-e-d.maddeleri uyarınca yarı oranında artırım yapılmıştır. Sanığın cinsel istismar eylemini gerçekleştirirken mağdureye yaşananları başkalarına söylemesi halinde onu döveceğinden bahisle tehdit etmesi ve yine eylem sırasında mağdurenin bağırmaması için eliyle ağzını kapatması sebebiyle sanığın eylemini gerçekleştirirken cebir ve tehdit kullandığı anlaşılmakla cezasında TCK'nın 103/4. maddesi gereğince yarı oranında artırım yapılmıştır. Sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında , değişik zamanlarda aynı suçu birden fazla kez işlediği anlaşıldığından TCK'nın 43/1. Maddesi gereğince cezasında takdiren 1/4 oranında artırım yapılmıştır..., ...Cebir Tehdit veya Hile Kullanarak Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma suçun açısından yapılan değerlendirmede; Mağdurun aşamalarda alınan tutarlı beyanları ,tanık ifadeleri ,sanığın mağdureyi pazar günleri okula çağırdığına dair ikrarı ve tüm dosya kapsamına göre ;sanığın, yaşı itibariyle hukuken rızası geçerli olmayan mağdureyi okulun tatil olduğu pazar günleri ödev verme bahanesiyle okula çağırdığı, mağdurun sanığın odasına gittiğinde yanına gelerek pantolonunu ve iç çamaşırını çıkartarak alt kısmını tamamen çıplak bıraktığı ve kendisinin de pantolonunu ve iç çamaşırını aşağı indirdiği, istemediğini söylediğinde kendisine 'yakında alışırsın merak etme' şeklinde söylediği, sanığın cinsel organının mağdurun cinsel organına sokmak suretiyle istismar ettiği ve kazağının altından göğüslerine dokunduğu olayda sanığın eylemlerini gerçekleştirmeden önce okulun tatil olduğu pazar günleri ödev verme bahanesiyle mağduru yanına çağırdığı ve bu suretle hileli hareketlerle mağdurun yanına gelmesini temin edip eylemlerini kolaylıkla gerçekleştirmesini sağlayarak hukuken rızası geçerli olmayan mağdureyi hürriyetinden yoksun bıraktığı ve hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği anlaşılmış olup ;sanığın eylemine uyan TCK'nun 109/2 maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir. Sanığın müsnet suçu çocuğa karşı ve kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlediği ve bu haliyle olayda birden fazla nitelikli halin bulunması nazara alınarak temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle hüküm kurulmuş ve yine cezasında TCK'nın 109/3-d,f maddeleri uyarınca 1 kat arttırım yapılmıştır. Sanığın eylemini cinsel amaçla gerçekleştirdiği anlaşıldığından TCK'nın 109/5 maddesi uyarınca cezasında yarı oranında artırım yapılmıştır. Sanığın eylemini bir suç işleme kararının icrası kapsamında , değişik zamanlarda aynı suçu birden fazla kez işlediği anlaşıldığından TCK'nın 43/1. Maddesi gereğince takdiren 1/4 oranında artırım yapılmıştır. ..." şeklindeki kabul ve gerekçeyle sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Bölge Adliye Mahkemesince "... Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, verilen hükümlerde eleştiri nedenleri dışında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla ..." şeklindeki gerekçeyle İlk Derece Mahkemesi hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE 1. Sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendinin uygulama koşullarının bulunmadığı anlaşılmış ise de mahkemece sanık hakkında temel cezanın alt sınırdan belirlenmesi sebebiyle nihai ceza miktarının değişmediği anlaşıldığından bozma sebebi yapılmamıştır. 2. 5271 sayılı Kanun'un 288 ve 294 üncü maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun'un 289 uncu maddesinde sayılı kesin hukuka aykırılık halleri ile katılanlar vekili ve sanık müdafilerinin temyiz dilekçelerinde belirttikleri nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede; yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanı kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesince kurulan hükümde, eleştiri dışında hukuka aykırılık görülmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 10.05.2023 tarihli ve 2023/711 Esas, 2023/702 Karar sayılı kararında katılanlar vekili ve sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda eleştiri dışında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ardahan Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.10.2023 tarihinde karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ceza Muhakemesi Hukuku

I. Yabancı ülkede bulunan kaçaklar hakkında yokluklarında tutuklama kararı verilebilir. II. Vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı en fazla 2 yıl olan suçlarda tutuklama kararı verilemez. III. Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, tutuklamanın artık gereksiz olduğu kanısına varırsa şüpheliyi ancak hakim kararıyla serbest bırakabilir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'na göre tutuklamayla ilgili yukarıdaki ifadelerden hangisi/hangileri doğrudur?

A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) I, II ve III
E) II ve III

Bu maddeyle ilgili 3 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol