Ceza Muhakemesi Kanunu 128. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 128/A- (Ek:24/12/2025-7571/22 md.)
(1) Türk Ceza Kanununda yer alan;
a) Nitelikli hırsızlık (madde 142, fıkra iki, bent e),
b) Nitelikli dolandırıcılık (madde 158, fıkra bir, bent f ve l),
c) Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması (madde 245),
suçlarının işlendiği hususunda makul şüphe bulunması halinde banka, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı nezdinde veya bunlar aracılığıyla yapılan ya da yapılmaya teşebbüs edilen işlemlere konu suçta kullanılan her türlü hesabın kırksekiz saate kadar askıya alınmasına ilgili banka, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı tarafından karar verilebilir.
(2) Askıya alma işlemi ve hesap hareketleri, ilgili malî kurum tarafından tüm bilgi ve belgelerle birlikte derhal Cumhuriyet başsavcılığına bildirilir. Askıya alma işlemi ayrıca hesap sahibine de bildirilir. Hesap sahibi, askıya alma işleminin kaldırılması için Cumhuriyet başsavcılığına başvurabilir. Cumhuriyet savcısı, başvuru hakkında yirmidört saat içinde karar verir.
(3) Askıya alma işlemi tamamlanmadan suça konu menfaatin başka bir malî kuruma transfer edildiğinin tespit edilmesi halinde bu durum, askıya alma işleminin yapılabilmesi için banka, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı tarafından ilgili malî kuruma gecikmeksizin bildirilir.
(4) Birinci fıkra uyarınca malî kurum tarafından askıya alınan veya Cumhuriyet savcısının yazılı emri üzerine askıya alınan hesapta bulunan suça konu menfaate hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle askıya alma süresi içinde elkonulabilir. Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını elkoymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde elkoyma kendiliğinden kalkar. Bu madde hükümlerine göre elkoyma işlemi yapılabilmesi bakımından 128 inci maddede belirtilen rapor alma şartı aranmaz.
(5) Elkonulan suça konu menfaat, suçtan zarar gören mağdura ait olduğunun anlaşılması halinde soruşturma veya kovuşturma evresinde sahibine iade edilir.
(6) Bu madde uyarınca askıya alma işlemine karar veren gerçek ve tüzel kişiler, hukukî bakımdan sorumlu tutulmaz.
(7) Yürütülen bir soruşturma veya kovuşturma kapsamında Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından banka, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısından istenen bilgi veya belgenin on gün içinde fiziki veya elektronik ortamda gönderilmesi zorunludur. İstenen bilgi veya belgenin gönderilmemesi ya da eksik gönderilmesi halinde Cumhuriyet savcısı tarafından ilgili banka, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısına elli bin Türk Lirasından üç yüz bin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.
Postada elkoyma
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
144 karar eşleşti
3. Ceza Dairesi, 2022/40368 E., 2025/3547 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Ceza Hakimliği
Sulh Ceza Hâkimliğinin 28.12.2016 tarihli ve 2016/4554 Değişik İş sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'un 128. maddesi uyarınca şüphelinin mal varlığına elkonulduğu, hükümden önce koruma tedbiri olarak anılan Kanun'un 128.
3. Ceza Dairesi 2022/40368 E. , 2025/3547 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
SAYISI : 2021/1211 Değişik İş
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmak
İNCELEME KONUSU KARAR : El koyma kararının kaldırılması kararına karşı yapılan itirazın redd
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Şüpheli hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yürütülen soruşturma kapsamında, İzmir 7. Sulh Ceza Hakimliğince daha önceden el konulmasına karar verilen mal varlığı değerleri üzerindeki tedbirin kaldırılmasına karar verildiği, söz konusu karara karşı Cumhuriyet Başsavcılığınca itiraz edilmesi üzerine merci İzmir 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından itiraz reddine "kesin" olarak karar verildiği anlaşılmıştır.
İzmir Cumhuriyet Başsacılığının talebi üzerine Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesi uyarınca, 11.10.2022 tarihli ve 94660652-105-35-4794-2022-KYB sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.11.2022 tarihli ve 2022/132675 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
A. KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.09.2023 tarihli ve 2023/94975 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Her ne kadar İzmir 7. Sulh Ceza Hâkimliğinin 02.03.2021 tarihli kararı ile, 3713 sayılı Kanun'un 20/A maddesinde yer alan "...kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleşmesi halinde veya şerhin konulduğu tarihten itibaren iki yıl içinde, şerhin devamı yönünde hukuk mahkemesinden verilmiş ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir kararı ibraz edilmediği takdirde şerh kendiliğinden terkin edilir" şeklindeki düzenleme gereğince, şüphelinin malvarlığına elkoyma kararının 2016 yılında verilmesi ve hukuk mahkemelerinden verilmiş ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı bulunmaması sebebiyle talebin kabulüne ve tedbirin kaldırılmasına karar verilmiş ise de;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun, ''Eşya veya kazancın muhafaza altına alınması ve bunlara elkonulması'' kenar başlıklı 123 üncü maddesinde yer alan; ''(1) İspat aracı olarak yararlı görülen ya da eşya veya kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan malvarlığı değerleri, muhafaza altına alınır. (2) Yanında bulunduran kişinin rızasıyla teslim etmediği bu tür eşyaya elkonulabilir.'' şeklindeki,
Anılan Kanun'un 128/1. maddesinde yer alan "Soruşturma veya kovuşturma konusu suçun işlendiğine ve bu suçlardan elde edildiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebebi bulunan hallerde, şüpheli veya sanığa ait; a) Taşınmazlara, b) Kara, deniz veya hava ulaşım araçlarına, c) Banka veya diğer malî kurumlardaki her türlü hesaba, d) Gerçek veya tüzel kişiler nezdindeki her türlü hak ve alacaklara, e) Kıymetli evraka, f) Ortağı bulunduğu şirketteki ortaklık paylarına, g) Kiralık kasa mevcutlarına, h) Diğer malvarlığı değerlerine, Elkonulabilir..." şeklindeki,
Aynı Kanun'un ''Elkonulan eşyanın iadesi'' kenar başlıklı 131/2. maddesinde ''128 inci madde hükümlerine göre elkonulan eşya veya diğer malvarlığı değerleri, suçtan zarar gören mağdura ait olması ve bunlara delil olarak artık ihtiyaç bulunmaması halinde, sahibine iade edilir.'' şeklindeki ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 20/A maddesinde yer alan "Türk Ceza Kanunu'nun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ve bu kanun kapsamına giren suçlar nedeniyle gerçek veya tüzel kişiler ile kamu kurum ve kuruluşlarının uğradığı zararların tazmini amacıyla, soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının talebi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından, şüpheli veya sanıklara ait taşınmazların veya kara, deniz ya da hava ulaşım araçlarının devir ve temlikini veya bunlarla ilgili hak tesisini önlemek ya da tasarruf yetkisini kısıtlamak için şerh düşülmesine ve bu kişilerin yardımlaşma kurum ve sandıklarından olan alacaklarına tedbir konulmasına karar verilebilir. Taşınmazlarla ilgili karar tapu kütüğüne; kara, deniz ve hava ulaşım araçlarıyla ilgili karar ise bu araçların kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilmek suretiyle icra olunur. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleşmesi halinde veya şerhin konulduğu tarihten itibaren iki yıl içinde, şerhin devamı yönünde hukuk mahkemesinden verilmiş ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir kararı ibraz edilmediği takdirde şerh kendiliğinden terkin edilir. " şeklindeki düzenlemeler karşısında,
Dosya kapsamına göre, İzmir 7. Sulh Ceza Hâkimliğinin 28.12.2016 tarihli ve 2016/4554 Değişik İş sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'un 128. maddesi uyarınca şüphelinin mal varlığına elkonulduğu, hükümden önce koruma tedbiri olarak anılan Kanun'un 128. maddesi uyarınca soruşturma veya kovuşturma konusu suçun işlendiğine ve bu suçlardan elde edildiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebebi bulunan hallerde maddede sayılan malvarlığı değerlerine elkonulabileceği nazara alındığında, olayda uygulama imkanı olmayan, işlenen suç nedeniyle gerçek veya tüzel kişiler ile kamu kurum ve kuruluşlarının uğradığı zararların tazmini amacıyla düzenlenmiş olan 3713 sayılı Kanun'un 20/A maddesi gereğince talebin kabulüne karar verilemeyeceği gözetilmeksizin, bu yönden itirazın kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
B. HUKUKİ SÜREÇ
1.Şüpheli ...'un 13.01.1967 doğumlu olduğu, kendi beyanına göre bir süre hakim olarak görev yaptığı, 2002 yılından itibaren ise serbest avukat olarak çalıştığı anlaşılmıştır.
2.Şüphelinin silahlı terör örgütüne üye olduğu iddiasıyla İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/62891 sayılı dosyası üzerinden soruşturma işlemlerine başlanıldığı, İzmir 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 21.07.2016 tarih ve 2016/2450 Değişik İş sayılı kararı ile yakalama emri düzenlendiği; İzmir 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 03.06.2021 tarih ve 2021/3288 Değişik İş sayılı kararı ile yoklukta tutuklama kararı verildiği ancak kararların henüz infaz edilemediği anlaşılmıştır.
3.Devam eden soruşturma sırasında şüphelinin Bank Asya hesabı üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, örgüt liderinin talimat tarihlerine uygunluk gösterecek şekilde hesap artışlarının bulunduğunun değerlendirilmesi nedeniyle İzmir 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 28.12.2016 tarih ve 2016/4554 Değişik İş sayılı kararı ile CMK'nın 128. maddesi uyarınca şüphelinin malvarlığına el konulmasına karar verilmiştir.
4.Şüpheli müdafii tarafından sunulan tarihsiz dilekçe ile şüpheli hakkında verilen tüm tedbir kararlarının kaldırılmasının talep edilmesi üzerine İzmir 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 02.03.2021 tarih ve 2016/4554 Değişik İş sayılı kararı ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 20/A maddesi gerekçe gösterilerek ve el koyma tedbirinin devamı yönünden hukuk mahkemelerinden verilmiş tedbirin devamı kararı bulunmadığına özellikle dikkat çekilerek İzmir 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 28.12.2016 tarih ve 2016/4554 Değişik İş sayılı kararı CMK'nın 128. maddesi uyarınca konulmuş olan tedbirin kaldırılmasına karar verilmiştir.
5.İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 02.03.2021 tarih ve 2016/62891 sayılı yazısı ile şüphelinin mal varlığına el koyma tedbirinin dayanağının CMK'nın 128. maddesi olduğu, dosyada uygulama yeri ve imkanı bulunmayan TMK'nın 20/A maddesinde öngörülen süre şartına atıf yapılarak el koyma kararının kaldırılmasının hukuka aykırı olduğu belirtilerek söz konusu karara itiraz edilmiştir.
6.İzmir 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 03.03.2021 tarih ve 2016/4554 Değişik İş sayılı kararı ile soruşturma dosyasının gelmiş olduğu aşama itibariyle şüphelinin banka hesabındaki paranın ve diğer malvarlığı değerlerinin CMK'nın 128. maddesi kapsamında terör örgütü üyeliği suçundan elde edildiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe bulunmadığı ve önceki verilen kararın usul ve kanuna uygun olduğu belirtilerek kararda değişiklik yapılmasına yer olmadığına ve itirazın incelenmek üzere merci İzmir 1. Sulh Ceza Hakimliğine gönderilmesine karar verilmiştir.
7. Merci İzmir 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 08.03.2021 tarih ve 2021/1211 Değişik İş sayılı kararı ile İzmir 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 02.03.2021 tarih ve 2016/4554 Değişik İş saylı kararında usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı belirtilerek İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kesin olarak reddine karar verilmiştir.
8.İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Adalet Bakanlığının, 11.10.2022 tarihli ve 94660652-105-35-4794-2022-KYB sayılı yazısı ile İzmir 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 08.03.2021 tarih ve 2021/1211 Değişik İş sayılı kararının CMK'nın 309. maddesi gereğince kanun yararına bozulması talep edilmiştir.
C. İLGİLİ HUKUK
Konu ile ilgili yasal düzenlemeler 5271 sayılı CMK'nın 127. ve 128. maddeleri ile 3713 sayılı TMK'nın 20/A maddesidir.
D. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Uyuşmazlığın kapsamı, CMK'nın 128. maddesi gereğince verilmiş olan bir mal varlığına el koyma kararının TMK'nın 20/A maddesi gereğince kaldırılıp kaldırılamayacağı ile TMK'nın 20/A maddesinin somut olayda uygulama yerinin bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Ayrıntıları, 14.11.1977 tarih, 3-2 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen istikrar kazanmış kararlarında (03.04.2012 tarih 2011/10-438 - 2012/141 sy. 10.05.2011 tarih 6-80-90 sy. 14.12.2010 tarih 4-210-259 sy. 15.06.2010 tarih 9-117-146 sy. 23.06.2009 tarih 9-30-177 sy. gibi) açıklandığı üzere: CMK’nın 309. maddesinde, olağanüstü ve istisnai bir kanun yolu olarak düzenlenen kanun yararına bozma ile; hakim ya da mahkemelerce verilen ve temyiz veya istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar yahut hükümlerdeki gerek maddi gerekse usule ilişkin hukuka aykırılıkların hem ilgilisi hem de toplum açısından giderilmesi ile ülkede uygulama birliğinin sağlanması amaçlanmaktadır. Ancak kesin kararlara karşı kabul edilmesi nedeniyle bu amaçlara hizmet etmeyen, sadece yapılan uygulamanın hatalı olduğunun tespiti ile yetinilmesi sonucunu doğuran hukuka aykırılıkların bu yolla çözülmesinde kanun yararı olmadığı gibi bu uygulamanın kesin hükmün otoritesini sarsacağı da açıktır.
Aynı nedenlerle olağan yasa yollarına göre, kapsamının dar ve sınırlı olması, hukuka aykırılığın, davanın özüne ve cezaya esaslı bir şekilde etki etmesi, tüm hukuka aykırılıkların bir defada giderilmesi gerekmektedir.
Hakim ya da mahkeme tarafından değiştirilmesi, geri alınması her zaman mümkün olan kararlarda yasanın aradığı kesinlikten bahsedilemez.
Ciddi boyuta ulaşmayan, maddi meseleye ilişkin olan, hakimin kanaat ve takdir yetkisi kapsamında kalan hususlar ile infaz aşamasında, soruşturma ya da kovuşturma safhasında alınacak bir kararla giderilebilecek nitelikte olanlar gibi başka bir yol ve yöntemle giderilmesi mümkün olan hukuka aykırılıkların kanun yararına bozma konusu olamayacağı kabul edilmektedir.
Bu açıklamalar ışığından somut olay değerlendirildiğinde; her ne kadar İzmir 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 02.03.2021 tarih ve 2016/4554 Değişik İş sayılı kararı ile şüphelinin mal varlığı üzerine konulmuş olan tedbirin kaldırılması sırasında somut olayda uygulanma imkanı bulunmayan TMK'nın 20/A maddesi gerekçe gösterilerek ve anılan maddede yer alan iki yıllık süre şartına atıfta bulunularak hatalı bir değerlendirme yapılmış ise de; İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından anılan Hakimlik kararına yapılan itirazda, maddi hukuka ilişkin olarak yapılan işlemin esası itibariyle hatalı olduğuna -yani şüphelinin malvarlığı üzerindeki tedbirin devamının gerektiğine dair- bir itirazın bulunmadığı, sadece Hakimlik kararında gösterilen gerekçenin yerinde olmadığının ileri sürüldüğü, bununla birlikte itiraz üzerine verilen İzmir 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 03.03.2021 tarih ve 2016/4554 Değişik İş sayılı kararında, soruşturma dosyasının gelmiş olduğu aşama itibariyle CMK'nın 128. maddesi kapsamında şüphelinin banka hesabındaki paranın ve diğer malvarlığı değerlerinin terör örgütü üyeliği suçundan elde edildiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe bulunmadığının kabul edildiği, kanun yararına bozma başvurusunda da benzer şekilde maddi hukuka ilişkin bir itiraz sebebinin gösterilmediği, yalnızca hatalı gerekçe ve olayda uygulanma yeri bulunmayan kanun maddesine dayanılarak şüphelinin mal varlığı üzerine konulmuş olan tedbirin kaldırılmasına karar verildiğinin itiraz konusu edildiği anlaşılmakla; kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşmasının aranması gerektiği, İzmir 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 02.03.2021 tarih ve 2016/4554 Değişik İş sayılı kararında hatalı gerekçeye dayanılarak şüphelinin malvarlığı üzerindeki tedbirin kaldırılması ve buna ilişkin itirazın reddine dair merci İzmir 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 08.03.2021 tarih ve 2021/1211 Değişik İş sayılı kararında belirlenen hatalı değerlendirmenin olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma kanun yoluna konu edilecek ciddi boyutta hukuka aykırılık hali olarak kabul edilmesine olanak bulunmadığından isteminin reddine karar verilmiştir.
II.KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği Tebliğname'deki düşünce yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, dava dosyasının, mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
12. Ceza Dairesi, 2021/5435 E., 2023/1855 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
a, 4- Kıymetli evraka, 5- Varsa ortağı bulunduğu şirket ve kooperatiflerdeki ortaklık paylarına, 6- Kiralık kasa mevcutlarına, 7- Banka ve diğer mali kurumlardaki vadeli veya vadesiz Türk Lirası veya diğer kıymetli menkul değer hesaplarına,CMK 128/1,2 maddesi gereğince, 668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ve Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Ka
12. Ceza Dairesi 2021/5435 E. , 2023/1855 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle,
Davanın niteliğine göre, davacı vekilinin duruşmalı inceleme isteminin, 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesi gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 14.03.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/236 esas sayılı dosyasında yargılanan müvekkili adına kayıtlı olan taşınmazlar üzerine soruşturma aşamasında Antalya 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 11.08.2016 tarih ve 2016/2718 Değişik İş nolu kararı ile tedbir konulduğunu, müvekkilinin tüm mal varlığına el konulmasına yol açan tedbir kararının hukuka aykırı olması sebebiyle kaldırılması için Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesine talepte bulunduklarını, mahkemece bu taleplerinin kısmen kabul edilerek davacının miras yoluyla intikal eden taşınmazlara uygulanan tedbirlerin 15.12.2016 tarihinde kaldırıldığını, CMK'nın 141/1-j maddesi dikkate alındığında "eşyasına veya diğer mal varlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde el konulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer mal varlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen kişilerin maddi ve manevi her türlü zararını devletten isteyebileceklerinin" açık olduğunu, maddi tazminatla ilgili taleplerinin gerekçesinin, "müvekkili davacının haksız el koyma nedeniye taşınmaz malları üzerinde hiçbir tasarrufta bulunamamış ve bunları satamamış olması olduğunu, buna mukabil müvekkilinden alacaklı olan banka ve diğer kamu kurumlarının haksız el koyma kararının kalkmasını beklemeden kredi alacaklarının tahsili için icra takibine geçtiklerini, taşınmazlara haksız ve hukuka aykırı olarak el konulmasaydı davacının bu taşınmazları diğer paydaşlarla birlikte satarak bankalara karşı olan borçlarını icra takibine ve temerrüte düşmeksizin ödeyecek olduğunu, bilirkişi incelemesi sonucunda tespit edilen rakama göre ıslah hakkını kullanmak üzere 11.08.2016 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte şimdilik 10.000,00 TL maddi ve ayrıca ömrü boyunca hayal edemeyeceği kadar maddi zarara uğrayan müvekkilinin psikolojik açıdan da ciddi anlamda yıpranmış olması, cezaevinde bulunduğu süre boyunca en az kişisel özgürlüğü kadar kredi borçlarının takip konusu olmaksızın ödenebileceği için kaygılandığını, müvekkili ile görüşen yakınlarının dahi müvekkilinin ruh halinin bozulduğunu, taşınmazların satılamaması sebebiyle müvekkilinin depresyona girdiğinin şahidi olduklarını, haksız işlem sebebiyle borucunu ödeyemediğini, bankalar ve ticaret yaptığı gerçek ve tüzel kişiler nezdinde de ticari saygınlığını yitirdiğini, haksız el koyma işlemi yüzünden müvekkilinin ticari yaşantısına eskisi gibi devam edebilmesi, yaşamış olduğu itibar kaybı sebebiyle mümkün olmadığını, bu sebeple müvekkilinin manevi açıdan zarar görüp yıprandığını, bu nedene 100.000,00 TL manevi olmak üzere toplamda 110.000,00 TL tazminatın, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti ile birlikte hazineden alınarak davacıya verilmesine ve fazlaya dair her türlü haklarının saklı tutulmasını talep etmiştir.
2. Davalı vekili 04.04.2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içerisnde açılması gerektiği, davanın davacının ikametgahının bulunduğu yer ağır ceza mahkemesinde açılması gerektiğini, esas bakımından da davacının maddi ve manevi tazminat isteme şartlarının oluşmadığını, iddia edilen maddi ve manevi zararların delillendirilemediğini, zarar ile tedbirler arasında illiyet bağının bulunmadığını, davacının iddiasını destekleyebilecek hiçbir belgi ve belgenin bulunmadığının, bu nedenle açılan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafına yükletilmesini talep etmiştir.
3.Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.02.2018 tarihli ve 2017/103 Esas, 2018/50 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
4. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 09.05.2018 tarihli ve 2018/1090 Esas, 2018/1316 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 10.09.2021 tarihli, davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz sebepleri
Davacının miras yoluyla intikal eden taşınmazlarına koşulları oluşmadığı halde elkonulduğuna, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, davanın kabul edilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkemece yapılan ön incelemede davacı tarafından açılan tazminat davasının, Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin tedbir kararının kaldırıldığı, 15.12.2016 tarihinden itibaren 3 aylık süre içerisinde açıldığı, davacının Antalya'da ikamet ettiği, UYAP üzerinden yapılan sorgulamada mükerrer açılmış bi davanın bulunmadığı tespit edilmiştir.
Davacı ve diğer sanıklar hakkında, Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/236 esas sayılı dosyasına açılan kamu davasında; mahkemece yapılan 15.12.2016 tarihli tensip 11 nolu ara kararında "sanıklar ... ve sanık ...müdafi Av. ...'in sanıklara ait taşınmazlar üzerindeki tedbirin kaldırılması talebinin kısman kabulü ile sanıklara miras yolu ile intikal ettiği anlaşılan Antalya ili Muratpaşa ilçesi Alan mahallesi 4088 ada, 11 parsel, Haşimişcan Mahalesi 1254 ada 22 parselde kayıtlı 10 numaralı bağımsız bölüm, Alan Mahallesi 4088 ada 10 parselde kayıtlı taşınmaz ile Konyaaltı Zümrüt Mahallesinde bulunan 20418 ada 10 parselde kayıtlı taşınmazlar üzerindeki ihtiyati tedbir kararlarının kaldırılmasına, bu konuda ilgili tapu sicil müdürlüklerine yazı yazılmasına, bu sanıklar müdafinin diğer taşınmazlara yönelik taleplerinin hükümle birlikte değerlendirilmek üzere bu aşamada redddine dair" karar verildiği, soruşturma aşamasında, Antalya 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 11.08.2016 tarih ve 2016/2718 değişik iş sayılı kararı ile, 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3/1 maddesi (ı) bendi hükümlerinde belirtilen usul doğrultusunda şüphelilere ait Türkiye'de bulunan mallarına hak ve alacaklarına el konulabileceğinin belirtildiği, şüphelilerin malvarlığını kaçıracağına ilişkin somut bulguların bulunduğu, bu bağlamda, Konyaaltı Kaymakamlığı Tapu Müdürlüğünün 08.08.2016 tarih ve 25005784-105-E.1768804 sayılı yazısı ile "Ülkemizde 15.07.2016 tarihinde meydana gelen menfur olay ve saldırılar sonrasında faili olan Fetullahçı Terör Örgütüne mali destek sağlamak mal kaçırmak, para transferi yapmak gibi amaçlara yönelik olarak bunların bu terör yapısına destek veren, üye olan ve özellikle kamu kurum ve kuruluşlardan haklarında idari ve adli süreç başlatılan kişilerin adlarına kayıtlı taşınmazları elden çıkarmaya çalıştıklarına dair duyumlar alındığının belirtilerek; 1-Taşınmazlarına, 2- Kara, Deniz ve Hava Ulaşım araçlarına, 3- Gerçek veya tüzel kişiler nezdindeki her türlü hak ve alacaklarına, 4- Kıymetli evraka, 5- Varsa ortağı bulunduğu şirket ve kooperatiflerdeki ortaklık paylarına, 6- Kiralık kasa mevcutlarına, 7- Banka ve diğer mali kurumlardaki vadeli veya vadesiz Türk Lirası veya diğer kıymetli menkul değer hesaplarına,CMK 128/1,2 maddesi gereğince, 668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ve Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 3/1 bendide gözönünde bulundurularak el konulmasına, şüphelilerin ve ailelerinin günlük yaşamlarını idame ettirebilmelerini sağlamak amacıyla ve bu kapsamda kalmak üzere; dönemsel gelirlerini (maaş, kira, tarımsal faaliyet geliri gibi) banka ve diğer mali kurumlardan çekenler için, belirli dönemlerde soruşturmayı yürüten C.Başsavcılığı tarafından haline ve ihtiyacına uygun olarak belirlenecek miktarın çekilmesine izin verilmesine itiraz yolu açık olarak karar verildiği tespit edilmiştir.
Davacı "mal varlığı değerlerine konulmuş olan tedbir nedeniyle manevi tazminat talebinde bulunmuş ise de; CMK 141 ve devam maddelerinde manevi tazminat talebinin ancak haksız yere yakalanan ya da tutuklanan kişilerle ilgili olarak çektiği acının bir karşılığı olarak öngörüldüğü, bu nedenle haksız el koyma nedeniyle bir manevi tazminat şartlarının oluşmadığından bu yöndeki davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının maddi tazminat talebi ile ilgili olarak, tüm dosya kapsamının yapılan incelemesinde; Davacının mal varlığı değerlerinde Antalya 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/2718 değişik iş ve 11.08.2016 tarihli kararı ile şüphelilerin ve ailelerin günlük yaşamlarını idame ettirmelerini sağlamak amacıyla ve bu kapsamda kalmak üzere Cumhuriyet Savcılığınca haline ve ihtiyacına uygun olarak belirlenecek miktarı çekilmesine izin verilmek üzere CMK 128/1-2 maddesi ve gereğince 668 sayılı KHK'nın 3/ı maddesi gereğince el konulmasına karar verildiği, 668 sayılı KHK ile getirilen düzenleme ile özellikle olağanüstü hal kapsamında alınan tedbirler ile ilgili olarak soruşturma ve kovuşturma işlemleri yeniden düzenlenmiş ve CMK 128 maddesine getirilen düzenleme ile öncesinde el koyma kararı verilebilmesi için BDDK, SPK, MASAK, Hazine Müsteşarlığı ve Kamu Gözetimi ile Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumundan suçtan elde edilen değerlere ilişkin rapor alınarak el koyma kararı verilebileceği düzenlenmiş iken bu değişiklik ile rapor alınmadan Sulh Ceza Hakimliğince karar verilebileceği yönünde düzenleme yapıldığı belirtilmiştir.
Cebir ve şiddet kullanarak anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs, TBMM'yi ve Hükümeti ortadan kaldırmak veya görevlerini tamamen veya kısmen yapmasını engellemeye teşebbüs suçlarının FETÖ/PDY terör örgütü tarafından işlendiğine ilişkin başlatılan soruşturmalar kapsamında 668 sayılı KHK ile getirilen düzenlemenin ülkenin o tarih itibari ile içinde bulunduğu olağanüstü hal süreci kapsamında rapor alınmasında geçecek süre de dikkate alınarak mal varlığı değerlerini kaçırma ya da devretme girişimlerine engel olunması amacıyla ani karar alınmasına yönelik bir değişiklik olduğu, dolayısı ile yapılan değişikliğin mal varlığı değerinin suçtan elde edilip edilmediği yönünde bir rapor alınması beklenmeksizin derhal bu yönde şüphe bulunan durumlarda el koyma kararı verilmesi gerektiği yönünde bir düzenlemeyi içerdiği, bu arada Sulh Ceza Hakimine herhangi bir mal varlığının niteliği konusunda araştırma ve takdir hakkı tanımadığı, bu haliyle CMK 141/1-j maddesindeki mal varlığı değerlerine koşulları oluşmadığı halde el koyma unsurunun bulunmadığı gibi davacı hakkında Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından TCK 314/2, 53, 58 maddeleri gereğince dava açılmasına müteakip terör örgütü üyeliğinden halen yargılamanın devam ettiği düşünüldüğünde el koymanın koşullarının oluştuğu ve yine açılan dava sonrasında Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin tensiben almış olduğu karar karşısında özellikle miras yoluyla intikal eden değerler açısından 15.12.2016 tarihinde el koyma ve tedbir kararının kaldırılmasına ve bu yönde ilgili tapu sicil müdürlüklerine müzekkere yazılmasına karar verildiği, dolayısı ile davaya konu miras yoluyla intikal eden mal varlığı değerleri açısından tedbirin konulduğu tarih olan 11.08.2016 tarihi ile ve kaldırıldığı tarih olan 15.12.2016 tarihleri arasındaki yaklaşık 4 aylık sürenin makul bir süre olup bu sürenin zamanında geri vermeme olarak değerlendirilemeyeceği, tüm bu açıklamalar doğrultusunda TCK 141/1-j maddesindeki yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle maddi tazminat talebinin de reddine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin esasını oluşturan Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/236 Esas sayılı ceza dava dosyasında davacı hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevlerini kısmen veya tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs ve cebir ve şiddet kullanarak anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında Antalya 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 11.08.2016 tarih ve 2016/2718 Değişik İş nolu kararı ile 5271 sayılı Kanun'un 128 inci maddesinin birinci ve ikinci maddesi ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince davacının taşınmazlarına tedbir konulduğu, tazminat davasına konu tedbir kararının Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.12.2016 tarihli kararıyla tensiben kaldırıldığı, davacının 5271 sayılı Kanun'un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi kapsamında tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmıştır. Davanın elkoyma tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye açıldığı anlaşılmıştır.
Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
5271 sayılı Kanun'un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendinde suç soruşturması veya kovuşturması sırasında eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen, kişilerin maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebileceği hüküm altına alınmıştır.
668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin soruşturma ve kovuşturma işlemleri başlıklı üçüncü maddesinin ilgili kısmı şöyledir;
''(1) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu işlenen suçlar bakımından, olağanüstü halin devamı süresince;
.....
ı) 5271 sayılı Kanunun 128 inci maddesi uyarınca yapılacak elkoymaya, maddenin birinci fıkrasında belirtilen rapor alınmadan, sulh ceza hâkimliğince karar verilebilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı da elkoymaya karar verebilir. Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi, beş gün içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını elkoymadan itibaren on gün içinde açıklar; aksi halde elkoyma kendiliğinden kalkar.
... ''
denilmektedir.
Tazminat davasına konu Antalya 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 11.08.2016 tarih ve 2016/2718 Değişik İş nolu kararı incelendiğinde davacı hakkında uygulanan tedbir kararının 5271 sayılı Kanun'un 128 inci maddesinin birinci ve ikinci maddesi ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince verildiği anlaşılmakla ve yine 11.08.2016 - 15.12.2016 tarihleri arasındaki yaklaşık 4 aylık sürenin ölçülü bir süre olduğu dikkate alındığında davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 09.05.2018 tarihli ve 2018/1090 Esas, 2018/1316 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.05.2023 tarihinde karar verildi.
3. Ceza Dairesi, 2021/7818 E., 2022/317 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
bileceği ile satış ve tasfiye işlemlerinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yerine getirileceği, birinci ve ikinci fıkralar uyarınca Fon'un kayyım olarak atanmasına karar verilen şirket, taşınmaz, hak, varlık ve alacaklar hakkında CMK'nın 128. maddesi uyarınca verilen el koyma ve tedbir kararlarının, kayyım yetkisinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devriyle birlikte kendiliğinden kalkac
3. Ceza Dairesi 2021/7818 E. , 2022/317 K.
"İçtihat Metni"
I- TALEP:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.10.2019 tarih ve 2019/93488 sayılı yazısı ile: Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 2015/19580 sayılı soruşturma çerçevesinde ... Özel Eğitim Kantin Yemekçilik Servis İşletme Ticaret A.Ş, ... Özel Eğitim Öğretim Turizm İşletmeleri San. ve Tic. A.Ş. ve ... Yemekçilik Kantincilik Servis Özel Yurt Hizmetleri Tic. San. A.Ş. şirketlerinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilmesine dair Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 04/05/2018 tarihli ve 2017/146 esas sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Mersin 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/05/2018 tarihli ve 2018/141 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 04/05/2018 tarihli kararı ile 674 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 19/1. maddesi uyarınca anılan şirketlerin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilmesine karar verilmiş ise de, 23/07/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2/2. maddesinde yer alan ''Kapatılan vakıfların her türlü taşınır ve taşınmazları ile her türlü mal varlığı, alacak ve hakları, belge ve evrakı Vakıflar Genel Müdürlüğüne bedelsiz olarak devredilmiş sayılır. Kapatılan vakıf yükseköğretim kurumlarının sağlık uygulama ve araştırma merkezleri ve kapatılan diğer kurum ve kuruluşlara ait olan taşınırlar ile her türlü mal varlığı, alacak ve haklar, belge ve evrak Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayılır, bunlara ait taşınmazlar tapuda resen Hazine adına, her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak tescil edilir. Birinci fıkrada sayılanların her türlü borçlarından dolayı hiçbir şekilde Hazineden bir hak ve talepte bulunulamaz. Devire ilişkin işlemler ilgili tüm kurumlardan gerekli yardımı almak suretiyle ilgisine göre Maliye Bakanlığı veya Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yerine getirilir.'' şeklindeki ve 2/3. maddesinde yer alan ''Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı belirlenen ve ekli listelerde yer almayan özel ve vakıf sağlık kurum ve kuruluşları, özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları, vakıflar, dernekler, vakıf yükseköğretim kurumları, sendikalar, federasyonlar ve konfederasyonlar, ilgili bakanlıklarda bakan tarafından oluşturulacak komisyonun teklifi üzerine bakan onayı ile kapatılır. Bu fıkra kapsamında kapatılan kurum ve kuruluşlar hakkında da ikinci fıkra hükümleri uygulanır.'' şeklindeki düzenlemeler dikkate alındığında, anılan şirketlerin kapatılarak ticaret sicilinden terkin edilmeleri karşısında şirketlerin hazineye devri gerektiği gözetilmeden, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilmesine yönelik karar verildiği anlaşıldığından, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 19/09/2019 gün ve 94660652-105-33-10004-2018-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden gönderilen ihbar ile mevcut evrak, anılan şirketlerin yetkilileri hakkında ''Silahlı terör örgütüne üye olma'' suçu nedeni ile soruşturma yürütüldüğünden kanun yararına bozma istemine konu edilen kararı inceleme görevinin Yargıtay Kanunu'nun 14. maddesi ve Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 23/01/2020 ve 2020/1 sayılı iş bölümüne göre Yargıtay 16.Ceza Dairesine ait olduğuna dair verilen Yargıtay 19.Ceza Dairesinin 26.04.2021 tarih, 2019/33062 esas, 2021/4859 karar sayılı görevsizlik kararına istinaden, 23.06.2021 tarih ve 31520 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak 01.07.2021 tarihinde yürürlüğe giren Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun 22.06.2021 tarihli ve 196 sayılı kararının II/1-a maddesi gereğince Yargıtay 16. Ceza Dairesi numarasının 3. Ceza Dairesi olarak değiştirilmesine müteakip devralınmıştır.
II-OLAY:
15.07.2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü sonrasında ülke genelinde ilan edilen olağanüstü halin öncesinde, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak ve terör örgütüne finansman sağlamak suçlarından başlatılan Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/29580 sayılı soruşturması kapsamında, faaliyetleri çerçevesinde suçun işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebepleri bulunduğu ayrıca büyüklükleri, işlenen suçların kapsam ve yoğunlu, mevcut yöneticilerinin suçlarla ilgileri göz önüne alındığında delillerin toplanması ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması yönünden yönetim organının kararlarını denetlemek üzere kayyım atanmasının yeterli olmayacağı belirtilen şirketlere yönetim organlarının yetkilerinin tümü ile devredildiği kayyımların atanması ve yeni atanan bu kayyımlarca yönetim kurullarının oluşturulması gerektiğinden Mersin ilinde serbest avukat ve serbest mali müşavir olarak görev yaptıkları belirtilen şahısların CMK'nın 133. maddesi uyarınca kayyım olarak atanmalarına dair Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan 23.05.2016 tarihli istemin, Mersin 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 23.05.2016 tarih, 2016/3079 değişik iş sayılı kararı ile şirketlerin faaliyetleri çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığının oluştuğundan, maddi gerçeğin ortaya çıkartılması amacıyla Cumhuriyet Başsavcılığının talebinin kabulü ile şirketlerin büyüklüğü, suçların kapsamı ve yoğunluğu, şirket yöneticilerinin atılı suçlarla ilgileri değerlendirilerek sadece yönetim organının kararlarının denetlemek üzere kayyım atanmasının yeterli olmayacağından, Mersin ilinde serbest avukat ve serbest mali müşavir olarak görev yaptıkları belirtilen şahısların, CMK'nın 133/1 maddesi gereği yönetim organının tüm yetkilerini kullanmak ve yeni yönetim kurulunu oluşturmak üzere Mersin il merkezinde bulunan;
A-... Özel Eğitim Öğretim Kantin Yemekçilik Servis İşletme Ticaret A.Ş. bünyesinde faaliyet gösteren;
1-Özel ... Temel Lisesi,
2-Özel ... Anadolu Lisesi ve Özel ... Fen Lisesi,
3-Özel ... ilkokulu ve Özel ... Ortaokulu,
4-Özel ... Anadolu ve Fen Lisesi,
5-Özel ... İlkokulu,
B-... Özel Eğitim Öğretim Turizm İşletmeleri San. Tic.A.Ş. bünyesinde faaliyet gösteren;
1-... Dershanesi,
2-... Dershanesi Yenişehir Şubesi,
C-... Yemekçilik Kantincilik Servis Özel Yurt Hizmetleri Tic. San. A.Ş. Şirketlerine kayyım olarak atanmalarına, bu kişilerin yönetim organının tüm yetkilerine sahip olmalarına ve yönetim organının yetkilerinin tümüyle bu kayyımlara devredileceğine, yeni yönetim organının bu kayyımlarca oluşturulmasına, kayyımların kendilerine kararın Cumhuriyet Başsavcılığınca tebliğinden sonra derhal toplanarak yönetim kurulu başkanını kendi aralarında seçmelerine ve şirketlerin faaliyetlerini yönetmeyi derhal devralmalarına, kayyım tayinine ilişkin kararın ticaret sicili gazetesinde ve diğer uygun vasıtalarla Cumhuriyet Başsavcılığınca ilan olunmasına, yapılacak işlerin niteliği ve ağırlığı dikkate alınarak bu aşamada şirketlere atanan her kayyıma her bir şirket için aylık ücret takdirine, bu ücretin CMK'nın 133/2. maddesince atandıkları şirket bütçesinden karşılanmasına, itiraz yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.
Karara yönelik Cumhuriyet Başsavcılığının talep yazısı ve talebe dayanak teşkil eden tutanak/rapor, beyan ve belgelerin ayrıca kararın kesinleşmesine dair bilgi ve belgeler, bozma istemine yönelik gönderilen dosya içeriğinde bulunmamaktadır.
Süreçte yapılan yazışmalarda istinaf incelemesine gönderilmesi ve Mahkemenin 26.06.2018 tarihli müzekkeresinde 180 klasörden oluşması nedeni ile kapsamına nazaran uyuşmazlığa yönelik olarak; iddianamenin, Mersin 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 23.05.2016 tarih ve 2016/3079 değişik iş sayılı kararının, Mersin 8 Ağır Ceza Mahkemesinin 04.05.2018 tarih ve 2017/146 esas sayılı kararının, Mersin 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.05.2018 tarih ve 2018/141 değişik iş sayılı kararının, Mersin 8.Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/146 esas sayılı dava dosyasının 14.06.2017 tarihli 1. celsesi ile 19.06.2018 tarihli 29. celseye kadar duruşma tutanaklarının gönderildiği anlaşılan, devam eden yargılama sürecinde verilen karara yönelik kanun yararına bozma isteminde bulunulduğu görülen, evrak içeriklerinde belirtilen bilgilere istinaden gerek kanun yararına bozmaya gerekse süreçte istinaf ve temyiz incelemesine konu olan dava dosyasının, UYAP sisteminde bulunan dokümanlarında soruşturma ve kovuşturma evraklarının tamamının bulunmadığı görülmüştür.
Uyuşmazlığın tespiti ve anlaşılması açısından devam eden yargılama sürecinde verilen karara yönelik, süreçte çıkarılan kanun hükmünde kararnamelere konu düzenlemeler gözetilerek anlatım yapılmasında fayda bulunmaktadır.
26.05.2017 tarihli iddianameye konu Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/29580 sayılı soruşturmanın devam ettiği 15.07.2016 tarihinde, darbe teşebbüsünde bulunulması üzerine Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu'nun 20.07.2016 tarih ve 2016/9064 sayılı kararıyla, ülke genelinde 21.07.2016 tarihinden itibaren üç ay süreyle olağanüstü hal ilan edilmiştir. Yedi kez uzatılan olağanüstü hal 18.07.2018 tarihinde sona ermiştir. Ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında, darbe teşebbüsü ve terörle mücadele çerçevesinde alınması zaruri olan tedbirler ile bunlara ilişkin usul ve esasları belirlemek amacı ile;
23 Temmuz 2016 tarihli, 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen ve ekli listelerde belirtilen özel sağlık kurum ve kuruluşları, özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları, vakıf ve dernekler ile bunların iktisadi işletmeleri, vakıf yükseköğretim kurumları, sendika, federasyon ve konfederasyonlar kapatılmış, kapatılan vakıfların her türlü taşınır ve taşınmazları ile her türlü mal varlığı, alacak ve hakları, belge ve evrakı Vakıflar Genel Müdürlüğüne; vakıf yükseköğretim kurumlarının sağlık uygulama ve araştırma merkezleri ve kapatılan diğer kurum ve kuruluşlara ait olan taşınırlar ile her türlü mal varlığı, alacak ve haklar, belge ve evrakın Hazineye bedelsiz olarak devredileceği ve taşınmazların tapuda resen Hazine adına, her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak tescil edileceği; listelerde yer almayanların ise ilgili bakanlıklarda bakan tarafından oluşturulacak komisyonun teklifi üzerine bakan onayı ile kapatılacağı, kapatılan kurum ve kuruluşlar hakkında ikinci fıkra hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir.
Ekli II no'lu listede, ... Özel Eğitim Öğretim Kantin Yemekçilik Servis İşletme Ticaret A.Ş. bünyesinde faaliyet gösteren "Özel ... İlkokulu, Özel ... Anadolu Lisesi, Özel ... Anadolu Lisesi, Özel ... Fen Lisesi, Özel ... Fen Lisesi,Özel ... Temel Lisesi" nin adlarının geçtiği görülmüştür.
27 Temmuz 2016 tarihli, 29783 (2. Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 668 sayılı kanun hükmünde kararnamenin, Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirler başlıklı ikinci bölümünün, Alınan tedbirler başlıklı 2. maddesi ile milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen FETÖ/PDY terör örgütü ile aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olan; ekli listede yer alan özel radyo ve televizyon kuruluşları, ekli listede yer alan gazete ve dergiler ile yayınevi ve dağıtım kanalları kapatılmıştır. Kapatılan gazete ve dergiler, yayınevi ve dağıtım kanalları ile özel radyo ve televizyon kuruluşlarına ait olan taşınırlar ve her türlü mal varlığı, alacak ve haklar, belge ve evrak Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayılacağı ve bunlara ait taşınmazlar tapuda re'sen Hazine adına her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak tescil edileceği, devre ilişkin işlemlerin ilgili tüm kurumlardan gerekli yardımı almak suretiyle Maliye Bakanlığı tarafından yerine getirileceği, milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine aidiyeti veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı olan ve ekli listelerde yer almayan özel radyo ve televizyon kuruluşları ile gazete ve dergiler, yayınevi ve dağıtım kanalları, ilgili bakan tarafından oluşturulacak komisyonun teklifi üzerine ilgili bakan onayı ile kapatılacağı, kapatılan kurum ve kuruluşlar hakkında üçüncü fıkra hükümleri uygulanacağı belirtilmiştir.
31 Temmuz 2016 tarih, 29787 sayılı, Resmi Gazete'de yayımlanan 669 sayılı kanun hükmünde kararnamenin, Amaç, Kapsam ve Tedbirler başlıklı birinci bölüm, İflas erteleme başlıklı 4. maddesinde, olağanüstü halin devamı süresince, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 179. maddesi uyarınca sermaye şirketleri ile kooperatifler tarafından iflasın ertelenmesi talebinde bulunulamayacağı, yapılan taleplerin ise mahkemelerce reddedileceği düzenlenmiştir.
17 Ağustos 2016 tarihli, 29804 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 670 sayılı kanun hükmünde kararnamenin devir işlemlerine ilişkin 5. maddesi ile kapatılan Vakıflar Genel Müdürlüğü veya Hazineye devredilen kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının bağlı oldukları şirketlerin her türlü taşınır, taşınmaz, malvarlığı, alacak ve hakları ile belge ve evraklarının, her türlü tespit işlemini yapmaya, kapsamını belirlemeye, idare etmeye, avans dahil her türlü alacak, senet, çek ve diğer kıymetli evraka ilişkin olarak dava ve icra takibi ile diğer her türlü işlemi yapmaya, devralınan varlıklarla ilgili olup kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle tevsik edilen borç ve yükümlülükleri tespite ve ödemeye, kapatılan kurum ve kuruluşların taahhüt ve garanti ettiği ancak vermediği mal ve hizmet bedellerinin ödemesini durdurmaya veya ödemeye, tahsili mümkün olmadığı anlaşılan veya tahsilinde ve takibinde yarar bulunmayan hak ve alacaklar ile taahhüt ve garantilerin tahsilinden vazgeçmeye, her türlü sulh işlemini yapmaya, devralınan varlıklarla ilişkili kredi veya gerçek bir mal veya hizmet ilişkisine dayanan borçlar nedeniyle konulmuş ve daha önce kaldırılmış takyidatları kredinin veya borcun ödenebilmesini sağlamak amacıyla kaldırıldığı andaki koşullarla tekrar koydurmaya ve ihyaya, menkul rehinleri dikkate almaya, devralınan varlıklara konulan takyidatların sınırlarını belirlemeye ve kaldırmaya, finansal kiralama dahil sözleşmelerin feshine veya devamına karar vermeye, devralınan varlıkların idaresi, değerlendirilmesi, elden çıkarılması için gerekli her türlü tedbiri almaya, gerektiğinde devralınan varlıkların tasfiyesi veya satışı amacıyla uygun görülen kamu kurum ve kuruluşlarına devretmeye, devir kapsamında olmadığı belirlenen varlıkları iadeye, kapatılanların gerçek kişiye ait olması halinde devralınacak varlıkların kapsamını belirlemeye, tereddütleri gidermeye, uygulamaları yönlendirmeye, bütün bu işlemleri yapmak amacıyla usul ve esasları belirlemeye, vakıflar yönünden "Vakıflar Genel Müdürlüğü", diğerleri yönünden "Maliye Bakanlığı" yetkili olduğu, faaliyetlerinin sonlandırılarak sicil kayıtlarının re'sen terkin edileceği, devralınan varlıklar dışındaki varlıklarının Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayılacağı, "şirketlere daha önce atanan kayyımların tasfiye memuru olarak görevlendirilebilineceği veya atanabileceği", bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye ve birinci fıkrada yer alan hususları bu şekilde devralınan varlıklar için de uygulamaya Maliye Bakanlığının yetkili olduğu belirtilmiştir.
01 Eylül 2016 tarihli 29818 (2. Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 673 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Kapsamdan çıkarılan özel öğretim kurum ve kuruluşları başlıklı 1. maddesi ile ekli listede yer alan özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtlarının 667 sayılı KHK'nın eki listesinden çıkarıldığı, buna ilişkin işlemlerin ilgisine göre Maliye Bakanlığı veya Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yerine getirileceği, Değiştirilen hükümler başlılıklı 10. madde de ise 669 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesine, olağanüstü halin ilanından önceki dönemde 2004 sayılı Kanunun 179/a maddesi uyarınca verilmiş tedbir kararlarının, mahkemece ivedilikle ele alınarak, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu iddiasıyla CMK'nın 133. maddesi uyarınca kayyım atanan veya hakim ortakları ya da yöneticileri hakkında adli soruşturma yürütülen sermaye şirketleri ile kooperatifler lehine verildiği anlaşılanların derhal kaldırılacağı düzenlenmiştir.
Bu kararnamenin ek listesinde, kararda belirtilen okulların adları geçmemektedir.
01 Eylül 2016 tarihli 29818 (2. Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 674 sayılı KHK'nın yargı ile ilgili yapılan düzenlemeleri içerir ikinci bölüm, 19. maddesi ile maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle CMK'nın 133. maddesince kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkilerinin, hakim veya mahkeme tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredileceği ve devirle birlikte kayyımların görevlerinin sona ereceği, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra ve olağanüstü halin devamı süresince terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle CMK'nın 133. maddesi uyarınca şirketlere ve bu KHK'nin 13. maddesince varlıklara kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun atanacağı,olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; birinci ve ikinci fıkra kapsamındaki şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, diğer sorunları veya piyasa koşulları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından tespit edilmesi durumunda, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun şirketin yahut varlıklarının veya bu KHK'nın 13. maddesinde belirtilen varlıkların satılmasına veya feshi ile tasfiyesine karar verebileceği ile satış ve tasfiye işlemlerinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yerine getirileceği, 20. maddesinde ise 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından devralınan şirketlerin ve bunların varlıkları ile ilgili olarak Fona verilen yetkilerin, bu Kanun Hükmünde Kararname ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna verilen kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde, bu şirketlerin yahut bunların sahiplerinin Fona borçlu olup olmadığına ve varlıkları üzerinde Fon haczi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kıyasen uygulanacağı, tasfiye işlemlerini yürütmek üzere Fon Kurulunca görevlendirilen tasfiye komisyonunun, adli işlemler veya davalar bakımından taraf ehliyetine sahip olduğu, Fonun kayyım olarak atandığı şirketlerin ya da bunların varlıklarının bu madde kapsamında satışından elde edilecek tutarların yargılamanın kesin hükümle sonuçlandırılmasına kadar bir hesapta nemalandırılacağı, şirket varlıklarının ticari iktisadi bütünlük yoluyla satışına karar verilmesi halinde Fon Kurulunun, geçmiş dönem borçlarını, bu borçların terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması şartıyla ihale bedelinden ödemeye veya ihale alıcısına ödettirmeye yetkili olduğu, bu madde hükümlerinin, kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının veya bunların bağlı olduğu şirketlerin Hazine tarafından devralınan varlıklarının satış ve tasfiyesini teminen Maliye Bakanlığınca Fona devredilmesi durumunda da uygulanacağı, devredilen varlıkların satışından elde edilen tutarların Maliye Bakanlığına aktarılacağı düzenlenmiştir.
29 Ekim 2016 tarih 29872 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında 675 sayılı kanun hükmünde kararnamenin Kayyım atanması başlıklı 9. maddesi ile FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olan gerçek ve tüzel kişilerin yüzde elliden daha az ortaklık payı olduğu şirketlerde, bu payların yönetimi ve temsili amacıyla CMK'nın 133. maddesi uyarınca yetkili hakim veya mahkeme tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun kayyım olarak atanacağı, 11. maddesinde atanan kayyım ve yöneticilerin sorumluluğu, 12. maddesinde ise muvazaalı sayılan devir işlemleri ile bu işlemlere konu taşınmazların tapuda ilgisine göre Hazine veya Vakıflar Genel Müdürlüğü adına her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak resen tescil edileceği, 16. maddesinde kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler aleyhine 17.8.2016 tarihinden önce açılan davalar ile bu kapsamda Hazine ile Vakıflar Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilen davalarda, 670 sayılı KHK'nın 5 maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle ret kararı, icra ve iflas takiplerinde düşme veya davanın reddine veya takibin düşmesine karar verileceği düzenlenmiştir.
29 Ekim 2016 tarih 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında 676 sayılı kanun hükmünde kararnamenin 87. maddesi ile 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı KHK'nın ek 16. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “sermayesinin yarıdan fazlası devlete ait kurum ve kuruluşlarının” ibaresi “sermayesinin yarıdan fazlası devlete ait kurum ve kuruluşlar ile kayyım sıfatıyla Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yönetilen şirketlerin” ibaresi eklenmiş, bu kapsamda 5018 sayılı Kanuna ekli (III) sayılı cetvelde sayılan düzenleyici ve denetleyici kurumlar ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Kurul Başkan ve üyelerine, kendi mevzuatında yer alan kısıtlamalara bağlı olmaksızın kurumun görev alanıyla ilgili olmamak kaydıyla kayyım sıfatıyla Fon tarafından yönetilen şirketlerin yönetim kurulu, denetim kurulu ve danışma kurulu
üyeliği görevleri ile komisyon, heyet, komite ile benzeri organlarda görev verilebileceği düzenlenmiştir.
29 Ekim 2016 tarih 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanunun, Olağanüstü Halin Uygulanmasına İlişkin Tedbirler başlıklı ikinci bölümünün Kapatılan kurum ve kuruluşlara ilişkin tedbirler başlıklı 2. maddesinde milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen ve ekli listede belirtilen özel sağlık kurum ve kuruluşları, özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları, vakıf ve dernekler ile bunların iktisadi işletmeleri, vakıf yükseköğretim kurumları, sendika, federasyon, konfederasyonların kapatıldığı, kapatılan vakıfların her türlü taşınır ve taşınmazları ile her türlü mal varlığı, alacak ve hakları, belge ve evrakının Vakıflar Genel Müdürlüğüne bedelsiz olarak, kapatılan vakıf yükseköğretim kurumlarının sağlık uygulama ve araştırma merkezleri ve kapatılan diğer kurum ve kuruluşlara ait olan taşınırlar ile her türlü mal varlığı, alacak ve haklar, belge ve evrakın ise Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayıldıkları, bunlara ait taşınmazların tapuda re'sen Hazine adına, her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak tescil edileceği, devire ilişkin işlemler ilgili tüm kurumlardan gerekli yardımı almak suretiyle ilgisine göre Maliye Bakanlığı veya Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yerine getirileceği, ekli listelerde yer almayan özel ve vakıf sağlık kurum ve kuruluşları, özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları, vakıflar, dernekler, vakıf yükseköğretim kurumları, sendikalar, federasyonlar ve konfederasyonlar, ilgili bakanlıklarda bakan tarafından oluşturulacak komisyonun teklifi üzerine bakan onayı ile kapatılacağı, bu fıkra kapsamında kapatılan kurum ve kuruluşlar hakkında ikinci fıkra hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir.
Ek listede, "Özel ... ilkokulu, Özel ... Anadolu Lisesi, Özel ... Fen Lisesi, Özel ... Anadolu Lisesi, Özel ... Fen Lisesi, Özel ... Ortaokulu" nun adlarının geçtiği görülmüştür.
22 Kasım 2016 tarih 29896 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında 677 sayılı KHK'nın Kayyımlık yetkisinin devri başlıklı 7. maddesinde bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 133. maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkileri, "hakim veya mahkeme kararı ya da talep olmaksızın" bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yayımı tarihinde sona ereceği ve şirketlerin yönetiminin kayyımlar tarafından "derhal" Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredileceği düzenlenmiştir.
22 Kasım 2016 tarih 29896 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında 678 sayılı KHK'nın 36 ve 37 maddelerinde 375 sayılı KHK'nın ek 16.maddesinde ve TMSF’nin kayyım olarak atandığı şirketlerin kefaleti ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır.
24 Kasım 2016 tarih 29898 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6756 sayılı Kanun ile 669 sayılı KHK'nın 4 ve 673 sayılı KHK'nın 10 maddelerinde yer alan düzenlemeler Kanunlaştırılmıştır. 669 sayılı KHK'nın 4. maddesinde düzenlenen iflasın ertelenmesinin yasaklanmasına dair hükmün kapsamı genişletilmiştir.
24 Kasım 2016 tarih, 29898 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6758 sayılı Kanunun, Yargı ile ilgili düzenlemeleri içeren ikinci bölümünde yer alan, Kayyımlık yetkisinin devri ve tasfiye başlıklı 19. maddesi ile maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle CMK'nın 133. maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkilerinin, hakim veya mahkeme tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredileceğinin ve devirle birlikte kayyımların görevlerinin sona ereceğinin, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra ve olağanüstü halin devamı süresince terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle CMK'nın 133 maddesince şirketlere ve bu Kanunun 13. maddesi uyarınca varlıklara kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun atanacağının, 20.07.2016 tarihli Bakanlar Kurulu Kararıyla ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnamelerle kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; birinci ve ikinci fıkra kapsamındaki şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, diğer sorunları veya piyasa koşulları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının Fon tarafından tespit edilmesi durumunda, Fon'un şirketin yahut varlıklarının veya Kanunun 13. maddesinde belirtilen varlıkların satılmasına veya feshi ile tasfiyesine karar verebileceği ile satış ve tasfiye işlemlerinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yerine getirileceği, birinci ve ikinci fıkralar uyarınca Fon'un kayyım olarak atanmasına karar verilen şirket, taşınmaz, hak, varlık ve alacaklar hakkında CMK'nın 128. maddesi uyarınca verilen el koyma ve tedbir kararlarının, kayyım yetkisinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devriyle birlikte kendiliğinden kalkacağı, Kanunun 20. maddesi ile de Fon'un satış ve tasfiyeye ilişkin yetkilerinin düzenlendiği, Fon'un kayyım atandığı şirketlerin ya da bunların varlıklarının, bu madde kapsamında satışından elde edilecek tutarların yargılamanın kesin hükümle sonuçlandırılmasına kadar bir hesapta nemalandırılacağının, madde hükümlerinin kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının veya bunların bağlı olduğu şirketlerin Hazine tarafından devralınan varlıklarının satış ve tasfiyesini teminen Maliye Bakanlığınca Fon'a devredilmesi durumunda da uygulanacağının, devredilen varlıkların satışından elde edilen tutarların ise Maliye Bakanlığına aktarılacağı düzenlenmiştir.
6 Ocak 2017 tarih, 29940 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında 680 sayılı KHK'nın Çeşitli ve Son hükümler başlıklı dördüncü bölüm 81. maddesi ile 6758 sayılı Kanunun 19. maddesinin üçüncü fıkrası değiştirilmiş, bu kapsamda kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; birinci ve ikinci fıkra kapsamındaki şirketlerin, soruşturma ve kovuşturma sonuna kadar, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun gözetiminde, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakanın atadığı yöneticiler tarafından ticari teamüllere uygun olarak ve basiretli tüccar gibi yönetileceği, bu şirketlerin yöneticilerinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakan tarafından atanıp ve görevden alınacağı, bu şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sorunları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının tespit edilmesi durumunda, şirketin yahut varlıklarının veya 5271 sayılı Kanunun 128. maddesinin onuncu fıkrasında belirtilen malvarlığı değerlerinin satılmasına veya feshi ile tasfiyesine Fonun ilişkili olduğu Bakan tarafından karar verilebileceği, satış ve tasfiye işlemlerinin ilgili şirketin yönetim kurulu tarafından yerine getirileceği, maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların Fonun ilişkili olduğu Bakan onayıyla belirleneceği düzenlenmiştir.
23 Ocak 2017 tarih, 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında 683 sayılı KHK'nın, şahsi sorumluluk davalarına ilişkin tedbir başlıklı 7. maddesinde 5271 sayılı CMK'nın 133. maddesi uyarınca kayyım atanan şirketlerin, kayyım atanmasından önceki sahipleri, ortakları, yönetim kurulu üyeleri, müdürleri ve diğer sorumlu yetkilileri aleyhine kayyımlar tarafından açılmış veya açılacak şahsi sorumluluk davalarına yönelik düzenlemeler yapılmıştır.
07 Şubat 2017 tarih, 29972 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında 686 sayılı KHK'nın muvazaalı devir işlemleri başlıklı 4. maddesi ile CMK'nın 133. maddesi uyarınca kayyım atanan şirketlerde ortaklık pay ve haklarına ilişkin olarak soruşturmanın başladığı tarihten bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar şirket ortakları tarafından yapılmış olan devir ve temlik işlemleri muvazaalı kabul edilerek geçersiz sayılacağı ve ticaret sicilinden re'sen terkin edileceği düzenlenmiştir.
9 Şubat 2017 tarih, 29974 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında 687 sayılı KHK'nın, müsadere edilen şirket, ortaklık payları ve varlıklar başlıklı 1. maddesinde, "CMK'nın 133. maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilip 10.11.2016 tarihli ve 6758 sayılı Kanunun 19. maddesine göre kayyımlık yetkisi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından kullanılan şirketler, ortaklık payları ve varlıkların 5237 sayılı TCK'nın İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan suçlar ile 3713 sayılı TMK ile 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunun İkinci Bölümü kapsamına giren suçlardan dolayı müsaderesine karar verilmesi halinde müsadere kararı"; bu şirket, ortaklık payları ve varlıkların Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından satış ve tasfiye edilmesi suretiyle yerine getirileceği, satış ve tasfiye sürecinde şirket, ortaklık payları ve varlıkların yönetiminin 6758 sayılı Kanunun 19. maddesine göre atanan yöneticiler tarafından yürütülmesine devam edileceği, satış veya tasfiyeden elde edilen gelirlerin Hazineye irat kaydedileceği düzenlenmiştir.
29 Nisan 2017 tarih 30052 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında 690 sayılı KHK'nın, 73. maddesi ile 6758 sayılı Kanunun 19. maddesine ekleme yapılarak, varlık ve malvarlığı değeri satışlarına bağlı olarak elde edilen gelirden borçlar ödendikten sonra kalan tutarların kullanılması ve nemalandırılması ile kayyımlık görevi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yürütülen şirketlerin açtıkları davalarda harçtan muaf oldukları düzenlenmiştir.
22 Haziran 2017 tarih 30104 (2. Mükerrer)
sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında 691 sayılı KHK'nın, 11. maddesi ile 6758 sayılı Kanunun 20.maddesinin ikinci cümlesinde değişiklik yapılmış, kayyımlık yetkisi Fona devredilen veya Fonun kayyım olarak atandığı şirketleri ve ortaklık paylarını soruşturma ve kovuşturma süresince yönetmek ve temsil etmek üzere atananlar veya görevlendirilenler ile 5271 sayılı Kanunun 128 inci maddesinin onuncu fıkrasına göre malvarlığı değerlerinin yönetimi amacıyla atananlar ve bu kapsamda icra edilen iş ve işlemler hakkında 6755 sayılı Kanun'un 37 ve 38. maddelerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
25 Ağustos 2017 tarih 30165 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 694 sayılı KHK'nın 180. maddesi ile 6758 sayılı Kanunun 19. maddesine ekleme yapılarak Kayyımların yetkileri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen veya Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atandığı şirketlerde, şirketin ortaklarının yeni kurulacak şirketlerde pay sahibi olmaları koşuluyla şirket yönetim organının önerisi ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakanın onayıyla yeni şirket kurulmasına karar verilebileceği, kurulacak şirketin sermayesinin devredilen veya kayyım olarak atanılan şirket tarafından karşılanacağı, yeni kurulan şirkette kayyımlık yetkisinin bir mahkeme veya hakim kararına gerek olmaksızın Fona devredilmiş sayılacağı belirtilmiştir. 195 ve 196 maddelerde de kefalet ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır.
24 Aralık 2017 tarihli 30280 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 696 sayılı KHK ile de 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 401 ve 403 maddelerine ekleme yapılarak Terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle CMK'nın 133. maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde onay yükümlülüğü olmadığı ve 403. maddenin beşinci fıkra hükümlerinin kayyımın görevi devam ettiği müddetçe uygulanmayacağı düzenlenmiştir.
08 Mart 2018 tarihli 30354 (Mükerrer)
sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7070 sayılı Kanunun 71 maddesi ile 676 sayılı KHK ile yapılan değişiklikler/düzenlemeler kanunlaştırılmıştır.
08 Mart 2018 tarihli 30354 (Mükerrer)
sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7071 sayılı Kanunun 34 maddesi ile 678 sayılı KHK ile yapılan değişiklikler/düzenlemeler kanunlaştırılmıştır.
08 Mart 2018 tarihli 30354 (Mükerrer)
sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7072 sayılı Kanunun 79 maddesi ile 680 sayılı KHK'nın Çeşitli ve Son hükümler başlıklı dördüncü bölüm 81. maddesi ile 6758 sayılı Kanunun 19. maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklik kanunlaştırılmıştır.
8 Mart 2018 tarihli 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7076 sayılı Kanunun 1. maddesi ile 687 sayılı ve 11 maddesi ile de 691 sayılı KHK ile yapılan değişiklikler/düzenlemeler kanunlaştırılmıştır.
8 Mart 2018 tarihli 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7077 sayılı Kanunun 79 maddesi ile 690 sayılı KHK ile yapılan değişiklikler/düzenlemeler kanunlaştırılmıştır.
8 Mart 2018 tarihli 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7082 sayılı Kanunun 9. maddesi ile 675 sayılı KHK ile yapılan değişiklikler/düzenlemeler kanunlaştırılmıştır.
8 Mart 2018 tarihli 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7083 sayılı Kanunun 9. maddesi ile 677 sayılı KHK ile yapılan değişiklikler/düzenlemeler kanunlaştırılmıştır. Kayyımlık yetkisinin devri başlıklı 7. maddede bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkileri, hâkim veya mahkeme kararı ya da talep olmaksızın bu Kanunun yayımı tarihinde sona erer ve şirketlerin yönetimi kayyımlar tarafından derhal Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilir hükmü düzenlenmiştir.
08 Mart 2018 tarihli 30354 (Mükerrer)
sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7086 sayılı Kanunun 4.maddesi ile 686 sayılı KHK ile yapılan değişiklikler/düzenlemeler kanunlaştırılmıştır.
31 Temmuz 2018 tarihli 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesinde 6758 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atanmasına ilişkin hükmün bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle uygulanacağı düzenlenmiştir. 28.7.2021 tarihinde madde yürürlüğe girmiştir.
28 Temmuz 2021 tarihli 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Kanunun 20. maddesi ile 25.7.2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “altı yıl” şeklinde değiştirilmiştir.
Bu cümleden olarak;
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Başkanlığının Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesine sunduğu 23.05.2018 tarihli yazısı ekinde ibraz edilen 24.10.2016 tarihli yazıda, 2015/29580 sayılı soruşturma kapsamında Cumhuriyet Başsavcılığından, Sulh Ceza Hakimliği kararı ile bahse konu şirketlere atanan kayyımların yetkilerinin Fona devredildiği ancak; Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Merkezi Sicil Kayıt sisteminden ... Özel Eğitim ile ... Özel Eğitim şirketlerinin ticaret sicilinden terkin edildiği bilgisine ulaşıldığından ayrıntıları belirtilen 674 sayılı KHK'nın 19., 667 sayılı KHK'nın 2., 670 sayılı KHK'nın 5. maddeleri uyarınca, savcılık talebinin yeniden değerlendirilmesine yönelik istemde bulunulduğunun belirtildiği görülmüştür. Fakat, dosya içeriğinde Fon tarafından yapıldığı belirtilen itiraza dair verilen bir karar ve belgeye rastlanılmamıştır.
Kayyım atama kararına konu soruşturma neticesinde, Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesine hitaben düzenlenen Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.05.2017 tarih, 2015/29580 soruşturma, 2017/5131 esas ve 2017/1106 iddianame numaralı iddianamesi ile aralarında şirketlerde süreçte hissedar/ortak/çalışan oldukları belirtilen kişilerinde aralarında bulunduğu anlaşılan 150 şüphelinin "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan, "TCK'nın 44/1, 3713 sayılı TMK'nın 7/1 maddesi delaletiyle TCK'nın 314/2, 3713 sayılı TMK'nın 5/1, TCK'nın 53/1-2, 54/1, 55/1-2, 58/9, 63/1." maddelerince cezalandırılması istenilmiştir. İddianamenin ilgili kısımlarında şu bilgilere yer verilmiştir.
"FETÖ/PDY örgütünün il yapılanması, faaliyetleri, finans kaynaklarının tespit edilmesi ve deşifre edilmesine yönelik Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının... soruşturmalarının 2015/29580 sayılı soruşturma ile birleştirildiği... soruşturma kapsamında, ... terör örgütü kurmak yönetmek üye olmak, devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozmak, Anayasal düzene karşı gelmek, terör örgütü kapsamında yardım toplama kanununa muhalefet, nitelikli dolandırıcılık yağma ve tehdit, iş hürriyetini engellemek, suçtan elde edilen malvarlığı değerlerini aklama, demokratik yollarla seçilmiş hükümeti ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek suçlarına karıştıkları, örgütün Mersin yapılanması içerisinde yer alarak toplantılar organize edip katıldıkları, örgüte finans sağladıkları tespit edilen aşağıda eylemleri belirtilen şüpheliler ve ayrıca FETÖ/PDY güdümünde faaliyet yürütüğü tespit edilen kurumlardan olan;
1- ... Özel Eğitim ve Öğretim Kantin Yemekçilik Anonim Şirketi ve bünyesinde;
a) Özel ... Anadolu Lisesi, Özel ... İlkokulu, Özel ... Ortaokulu, Özel ... Fen Lisesi ve Özel ... Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi,
b) Özel ... Anadolu ve Fen Lisesi,
c) Özel ... İlkokulu,
2- ... Özel Eğitim Turizm İşletmeleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi ve bünyesinde;
a) Özel ... Dershanesi Barbaros Şubesi,
b) ... Dershanesi Yenişehir Şubesi,
c) Özel ... Akademi KPSS Kursu,
d) Özel ... Dershanesi Mezitli Şubesi,
e) ... Dershanesi Mezitli Şubesi,
f) Özel ... Dershanesi Çağdaşkent Şubesi,
g) Özel ... Dershanesi Toroslar Şubesi,
h) Özel ... Dershanesi ... Şubesi,
i) ... Dershanesi Merit Şubesi
3- ... Yemekçilik Gıda Servis Yurt Hiz. Tic. ve San. A.Ş
4- ASİAD (... Sanayi ve İşadamları Derneği)
5- ... (Mersin Eğitim Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği)
6- ... Eğitim Merkezi olmak üzere,
FETÖ/PDY güdümünde faaliyet yürüten 13 eğitim kurumu, 2 dernek ve 3 şirkette, adı geçen şüphelilerin ikametlerinde, kullandıkları tespit edilen 38 araçta ve 10 işyerinde; 24.05.2016 günü Mersin merkezli 14 ilde İstanbul, Ankara, Adana, Gaziantep, Osmaniye, Kahramanmaraş, Nevşehir, Şanlıurfa, Elazığ, Kayseri, Antalya, Hatay, Karaman, Isparta illerinde eş zamanlı Cumhuriyet Başsavcılığımızın talimatları doğrultusunda operasyonel çalışma yapılmıştır.
...ayrıntılı şekilde anlatılan şüpheli beyanları, araştırma tutanakları, diğer tutanaklar, tanıklar anlatımı, ifade sahipleri beyanları, HTS raporu, 477 sayfadan ibaret MASAK raporu, pişmanlıktan yararlanarak ayrıntılı anlatımda bulunanlar... kayıtları birlikte değerlendirildiğinde şüphelilerin örgütsel yapı içerisinde birlikte hareket ettikleri, örgütün, örgüt liderinin talimatları doğrultusunda hareket ettikleri, örgütün parasal (Finans Alyapısını) oluşturdukları, örgüte üye kazandırdıkları, örgüte ait otellerde kaldıkları, birlikte örgütsel yapıyı güçlendirmek amacı ile birlikte yurt dışı seyahatleri düzenledikleri, örgüt liderini ziyarete gittikleri tespit edilmiş olmakla ve tüm soruşturma evrakı birlikte değerlendirildiğinde şüphelilerden her birinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile organik bir bağlantı içerisine girdikleri, örgütün emir ve talimatları doğrultusunda örgüt menfaatine göre hareket ettikleri, bu şekilde üzerlerine atılı bulunan suçları işledikleri ve haklarında kamu davası ve yargılamaya yeter delillere ulaşıldığı sonucuna varılmış olup;
Delillerin takdiri ve değerlendirilmesi Mahkemeye ait olmak üzere;
19- ... Özel Eğitim A.ş., ... Özel Eğitim A.ş., ... Yemekçilik A.ş.'nin FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı olduğundan dolayı kayyum atandığı ve sonrasında TMSF'ye devredildiği, şüphelilerin suça konu eylemlerinin gerçekleştirmek amacı ile bu şirketleri kullandıkları, bu şirketlerde topladıkları himmet paralarını akladıkları ve bu paraları Fetö'nün finansmanı amacı ile kullandıkları anlaşıldığından tüm şüphelilerin TMSF'ye devredilmiş olan şirketlerdeki ortaklık paylarının TCK'nın 55/1-2 maddesi gereğince müsaderesine,"
Karar verilmesi istenilmiştir. İddianamenin notlar kısmında, haklarında yakalama kararı olanlar ile leh ve aleyhlerinde delil toplama işlemi devam eden (59) şüpheli hakkındaki evrakın tefrik edilip Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/22942 sırasında kaydedildiği, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı 2015/29580 sayılı soruşturma dosyasında müşteki olarak beyanları alınan kişilerin bazılarının şüpheliler ile Mersin Ticaret Mahkemesinde halen davalarının devam ettiği, bir kısım şüphelilerin ise beyanlarının tanık olarak dinlenmesi gerekeceğinden UYAP sistemine müşteki olarak girilenlerin tümünün sistemden çıkartılıp tanık olarak dinlenmesi hususunun mahkemenin takdirine bırakıldığı, şüpheliler ile ilgili olarak UYAP sistemine 6415 sayılı Kanunun 4. maddesi uygulanmasının girildiği ancak TCK'nın 44. uygulanması gereği sistemden uygulamasının çıkartıldığı belirtilmiştir.
Mahkemenin 2017/146 esasına kayden sanıklar hakkında kovuşturma yapılmıştır.
Süreçte bir kısım sanıklar yönünden tefrik kararı verilerek dosyalarının birleştirme kararı ile ilgili mahkemelere gönderildiği anlaşılmakla, "29.11.2017 tarihli duruşmada" ara karar ile "18-Mersin Ticaret Sicil Memurluğuna müzekkere yazılarak ... Özel Eğitim A.Ş., ... Özel Eğitim A.Ş. ve ... Yemekçilik A.Ş.'de ekte gönderilen sanıkların adı geçen şirketlerde şirketlerin kuruluşundan itibaren hisse sahibi olup olmadığı, hisse sahibi iseler hangi tarihte hisse sahibi oldukları ve hangi tarihte bu hisseleri devrettikleri ve en son ortaklara ait isim listesinin liste halinde... bildirilmesinin istenilmesine" ve "19-Tüm sanıklar hakkında TCK'nın 55/1-2 maddesi uyarınca iddia makamınca talepte bulunulduğu ve yargılamanında geldiği aşama dikkate alınarak mal varlığı üzerindeki tedbirin kaldırılması hususundaki taleplerin reddine" karar verildiği, "13.03.2018 tarihli duruşmada" Mersin İl Dernekler Müdürlüğü Hazine vekilinin katılma talebinde bulunduğu ve mahkemece dosya kapsamına, iddianamedeki sevk maddelerine göre Mersin Dernekler İl Müdürlüğünün suçtan doğrudan doğruya zarar görmediğinden katılma talebinin reddine karar verildiği, Ticaret Sicil Memurluğuna müzekkere yazılarak, ... Özel Eğitim A.Ş., ... Özel Eğitim A.Ş. ve ... Yemekçilik A.Ş.'de sanıkların adı geçen şirketlerde şirketlerin kuruluşundan itibaren hisse sahibi olup olmadığı, hisse sahibi iseler hangi tarihte hisse sahibi oldukları ve hangi tarihte hisselerini devrettikleri, en son ortaklara ait isim listesinin bildirilmesinin istenildiği ve Sicil Memurluğunca yazıya cevap verilmiş olduğunun belirtildiği, "13.03.2018 tarihli duruşmada" tanık ...'in dinlenildiği, davaya müdahil olma talebinde bulunduğu, ara kararla tanığın doğrudan suçtan zarar görmemesi nedeniyle talebinin reddine karar verildiği, "14.03.2018 tarihli duruşmada" ...'in aynı gerekçe ile reddedildiği, "22.03.2018 tarihli duruşmada" Ticaret Sicil Memurluğundan gelen yazı ve CD'nin bilirkişiye tevdii edilerek, ... Özel Eğitim A.Ş., ... Özel Eğitim A.Ş. ve ... Yemekçilik A.Ş.'de; sanıkların şirket ortağı olmadığı, şirket ortağı olmuş ise hangi tarihte oldukları ve hisselerini hangi tarihte devrettiklerinin sanık bazında ve şirket bazında ayrı ayrı tespitinin, bu üç şirkete el konulmadan önce en son ortaklarının kimler olduğunun rapor halinde sunulmasının istenilmesine, gelen belgeler yeterli olmadığı takdirde Sicil Memurluğundan re'sen belge isteme konusunda bilirkişiye yetki verilmesine ve katılma talepleri reddedilen ..., ... ve Mersin Dernekler İl Müdürlüğünün UYAP sistemine eklenmesine, örgüt güdümünde olduğu iddia edilen ..., ... ve ... A.Ş. ile ilgili olarak bu şirketlerin il imamının kontrolünde olduğu iddialarıda gözetilerek sanık ...'ın ek ifadesine başvurulması için zorla getirme yazısı ile celbine karar verildiği görülmüştür.
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Başkanlığı 23.05.2018 tarihli yazısı ile Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesinden 09.05.2018 tarihli yazı ile gönderilen 04.05.2018 tarihli karara, Sulh Ceza Hakimliğince verilen karara yönelik Cumhuriyet Başsavcılığına 24.10.2016 tarih 14787 sayılı yazı ile itirazda bulunulduğu belirtilerek, ticaret sicil kayıtları ile terkin edildikleri belirlenen üç şirketin terkini nedeni ile yönetimleri söz konusu olamayacağından verilen kararın yeniden değerlendirilmesi istenilmiştir. Evrak ekinde ve UYAP sisteminde yer alan dokümanlardan anlaşılacağı üzere; dosya içeriğinde bulunmayan, ... Başkanının 12.04.2018 havale tarihli, ...'ın ise 24.01.2018 tarihli dilekçelerine istinaden, 674 sayılı KHK'nın 19/1 maddesi kapsamında, Mersin 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 23.05.2018 tarih, 2016/3079 değişik iş sayılı kararına yönelik yapılan inceleme neticesinde Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesince 04.05.2018 tarihli uyuşmazlığa konu karar verilmiştir.
Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.05.2018 tarih, 2017/146 esas sayılı kararının ilgili kısımları belirtildiği şekli ile şöyledir;
" ... Mersin 3. Sulh Ceza Hakimliği'nin, 23.05.2016 tarih ve 2016/3079 D. İş sayılı kararı ile ... Özel Eğitim Öğretim Kantin Yemekçilik Servis İşletme Ticaret A.Ş, ... Özel Eğitim Öğretim Turizm İşletmeleri San. ve Tic. A.Ş, ... Yemekçilik Kantincilik Servis Özel Yurt Hizmetleri Tic. San. A.Ş isimli şirketler ve bu şirketler bünyesinde faaliyet gösteren işletmelere ...'nin ... olarak atandığı;
1 Eylül 2016 tarihli, 29818 sayılı 2. Mükerrer Resmî Gazete'de yayınlanan 674 sayılı KHK'nın 19/1 maddesinde "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkileri, hakim veya mahkeme tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilir ve devirle birlikte kayyımların görevleri sona erer." şeklinde düzenleme yapıldığı;
Aynı KHK'nın 19/3 maddesinde de "20.7.2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; birinci ve ikinci fıkra kapsamındaki şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, diğer sorunları veya piyasa koşulları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından tespit edilmesi durumunda, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu şirketin yahut varlıklarının veya bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 13 üncü maddesinde belirtilen varlıkların satılmasına veya feshi ile tasfiyesine karar verebilir. Satış ve tasfiye işlemleri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yerine getirilir." şeklinde düzenleme yapıldığı anlaşılmış olmakla;
Cumhuriyet Savcısının mütalaası alındı.
1-Mersin 3. Sulh Ceza Hakimliği'nin 23.05.2016 tarih ve 2016/3079 D. İş sayılı kararı ile,
- ... Özel Eğitim Öğretim Kantin Yemekçilik Servis İşletme Ticaret A.Ş,
- ... Özel Eğitim Öğretim Turizm İşletmeleri San. ve Tic. A.Ş,
- ... Yemekçilik Kantincilik Servis Özel Yurt Hizmetleri Tic. San. A.Ş isimli şirketler ve bu şirketler bünyesinde faaliyet gösteren işletmelere ... olarak atanan ....'nin yetkilerinin 674 sayılı KHK'nın 19/1 maddesi uyarınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna DEVREDİLMESİNE,
2- - ... Yemekçilik Kantincilik Servis Özel Yurt Hizmetleri Tic. San. A.Ş'ye mecurunu kiraya veren dükkan sahibi Mustafa Kalay'ın menkullerin boşaltılarak anahtarın kendisine verilmesi şeklindeki,
-... başkanı ...'in 12.04.2018 havale tarihli talep dilekçesi ile menkullerin Maliyece devralınarak mecurun boşaltılması ve anahtarların mal sahiplerine iadesi şeklindeki talepleri yönünden;
Anılan şirketlerin yönetim yetkilerinin 674 sayılı KHK'nın 19/1 maddesi gereğince TMSF'ye devrine karar verilmiş olması ve 674 sayılı KHK'nın 19/3 maddesinde TMSF'ye devredilen şirketlerin yönetim işlemleri ve sorunları ile satış ve tasfiye işlemlerinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yerine getirileceğinin düzenlenmiş olması gözetilerek Mahkememizce yapılacak bir işlem olmadığından ve talepler hakkında karar verme yetkisinin 674 sayılı KHK ile TMSF'ye verilmiş olması nedeniyle bu talepler hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
3-Kararın gereği için TMSF'ye ve ... olarak atanan ....'ye tebliğine,
Kararın bilgi için ... Yemekçilik Kantincilik Servis Özel Yurt Hizmetleri Tic. San. A.Ş'ye mecurunu kiraya veren dükkan sahibi ...'a tebliğine,
Dair, evrak üzerinde yapılan inceleme sonucunda, Mersin 9. Ağır Ceza Mahkemesine itiraz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi."
23.05.2018 tarihli Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu İştirakler ve Gayrımenkuller Daire Başkanlığının yazısı ile Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesinden, mahkemenin 04.05.2018 tarihli yazısı ile gönderilen kararın, 6758 sayılı Kanunun 19. maddesinin birinci fıkrasında; maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle CMK'nın 133. maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkilerinin hakim veya mahkeme tarafından kuruma devredileceği, ikinci fıkrasında ise maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra ve olağanüstü halin devamı süresince terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle CMK'nın 133. maddesi uyarınca şirketlere ve varlıklara kayyım atanmasına karar verildiği takdirde kayyım olarak kurumun atanacağının hüküm altına alındığı, ayrıca 667 sayılı KHK ve 6749 sayılı Kanun ile aynı KHK'nın eki listesinde yer alan özel sağlık kurum ve kuruluşları, özel eğitim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları, vakıf ve dernekler ile bunların iktisadi işletmelerinin, vakıf yüksek öğretim kurumlarının vs... kapatıldığı ve ilgisine göre Hazine veya Vakıflar Genel Müdürlüğüne devredildiği, KHK'nın 2. maddesinin 3. fıkrasında milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı belirlenen ve ekli listelerde yer almayan ... özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları,... ilgili bakanlıklarda bakan tarafından oluşturulacak komisyonun teklifi üzerine bakan onayı ile kapatacağının, bu fıkra kapsamında kapatılanlar hakkında ikinci fıkra hükümlerinin uygulanacağının, ayrıca 670 sayılı KHK'nın 5. maddesinin üçüncü fıkrasında kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının bağlı oldukları şirketlerin faaliyetlerinin sonlandırılarak ticari sicil kayıtlarının resen terkin edileceğinin belirtildiği, Mersin 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 23.09.2016 tarih, 2016/4795 değişik iş sayılı kararı ile belirtilen şirketlere atanan kayyımların yetkilerinin Tasarruf Mevduatına Sigorta Fonuna devredilmesine karar verildiği, karara 24.10.2016 tarihli yazı ile itirazda bulunulduğu, itiraz yazısında Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Merkezi Sicil Kayıt Sistemi kayıtlarında yapılan inceleme neticesinde, ... Özel Eğitim Kantin Yemekçilik Servis İşletme Ticaret A.Ş ile ... Özel Eğitim Öğretim Turizm İşletmeleri Sanayi Ticaret A.Ş'nin ticaret sicilinden terkin edildiği bilgisine ulaşıldığının ve 670 sayılı KHK'nın 5. maddesi kapsamında işlemlerin tamamlandığının bildirildiği, ... Yemekçilik Kantincilik Servis Özel Yurt Hizmetleri AŞ'nin ve bu şirketin Yenişehir Şubesinin ise aynı mevzuat hükümlerince ticaret sicil kayıtlarının terkin edildiği ve Sicil Gazetesinin ilgili sayfalarının sunularak, 5271 sayılı CMK'nın 133. maddesinde belirtilen kayyım tayin edilebilecek şirketlerin "idaresinin gerekmesi" ve "yönetilmesi amacıyla" koşullarını taşıyan tüzel kişilikleri haiz şirketler olduğu değerlendirildiğinden, madde de şirket yönetimi için kayyım atanması halinin hüküm altına alındığından kurumun ticaret sicilinden terkin edilerek varlıkları hazineye bedelsiz devredilen ve ticari hayattan çekilerek tüzel kişilikleri son bulan şirketlere kayyım olarak atanmasının maddenin söz ve ruhuna aykırı olduğu düşünüldüğünden, 2017/146 esas sayılı dosyadan verilen kararın yeniden değerlendirilmesi istenilmiştir.
Yazı ekinde sunulan belgelerde;
ı- 11 Mayıs 2017 tarih ve 9324 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 744. sayfasında ... Yemekçilik Kantincilik Gıda Servis Özel Yurt Hizmetleri Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketinin 670 sayılı KHK'nın 5. maddesinin 3. fıkrasına istinaden ve Gelir İdaresi Başkanlığı, Mersin Vergi Dairesi Başkanlığı, Liman Vergi Dairesi Müdürlüğünün 20.04.2017 tarihli yazısına istinaden, şirketin ticaret sicili kaydının resen terkin edildiği görülmüştür.
ıı- 11 Mayıs 2017 tarih ve 9324 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 727 ve 728 sayfalarında ... Yemekçilik Kantincilik Gıda Servis Özel Yurt Hizmetleri Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi Yenişehir Mersin Şubesinin 670 sayılı KHK'nın 5. maddesinin 3. fıkrasına istinaden ve Gelir İdaresi Başkanlığı, Mersin Vergi Dairesi Başkanlığı, Liman Vergi Dairesi Müdürlüğünün 20.04.2017 tarihli yazısına istinaden ticaret sicili kaydının resen terkin edildiği görülmüştür.
ııı- Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Merkezi Sicil Kayıt Sisteminde, 21.10.2016 tarihinde yapılan sorgulamalara ait kayıtlara göre ise Mersin Ticaret Sicil Müdürlüğüne kayıtlı ... Özel Eğitim Turizm İşletmeleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, ... Özel Eğitim, Öğretim, Kantin, Yemekçilik, Servis İşletmeleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi terkin edilmiştir.
TMSF tarafından 23.05.2018 tarihli dilekçe ile yapılan itiraz üzerine, Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesince, 04.05.2018 tarihli kararın düzeltilmesine yer olmadığına karar verilerek dosyanın gönderildiği belirtilen Mersin 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.05.2018 tarih, 2018/141 değişik iş sayılı kararı ile Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.05.2018 tarih ve 2017/146 Esas sayılı kararının usul ve yasaya uygun olduğu, mahkeme kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından TMSF tarafından yapılan itirazların reddine, kesin olarak, oy birliği ile karar vermiştir.
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Başkanlığı, Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesine sunulan 19.06.2018 tarihli, süreçteki itirazlarını içeren kanun yararına bozma konulu yazısı ile kesin kararın kanun yararına bozulması hususunda ihbar ve istemde bulunmuştur.
Kanun yararına bozma talebinde bulunulduğundan bahse konu dilekçe ve ekleri, dosyanın 180 klasör olması nedeniyle gönderilemediği fakat iddianamenin, Mersin 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 23.05.2016 tarihli değişik iş kararının, Mahkemenin 04.05.2018 tarihli kararı ile Mersin 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.05.2018 tarihli kararının ve duruşma tutanaklarının gönderildiği belirtilen, Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.06.2018 tarihli yazısı ile, Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığının 03.07.2018 tarihli yazısı ile de Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.06.2018 tarih, 2017/146 esas sayılı kararına yönelik yapılan itiraza dair verilen Mersin 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.05.2018 tarih, 2018/141 değişik iş sayılı kararında kanun yararına bozma yoluna gitmeyi haklı gösterir bir husus bulunmadığından kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmesine yönelik Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne görüşte bulunulmuştur.
Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 25.09.2018 tarihli yazı ile Sulh Ceza Hakimliğinin değişik iş dosyasının gönderilmesi istenilmiş, Cumhuriyet Başsavcılığının 02.10.2018 tarihli yazısı ile istenilen soruşturma dosyasının kayyım atama kararının verilmesine müteakip Cumhuriyet Başsavcılığına iade edildiği Mersin 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 08.01.2019 tarihli yazısı ile bildirilmiştir. Süreçte dava dosyasından temin edilen Mersin 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/3079 değişik iş kararı gönderilmiş ancak 26.12.2018 tarihli Ceza İşleri Genel Müdürlüğü yazısı ile gönderilememesi durumunda sebebinin belirtilmesi sureti ile bahse konu kararın kesinleşme şerhi ve karara dair Cumhuriyet Başsavcılığının istemini içeren dosya aslının gönderilmesi yeniden istenilmiştir. Mersin 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 08.01.2019 tarihli yazısı ile UYAP sisteminde yapılan kontrolde Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/29580 soruşturma sayılı dosyasından CMK'nın 133. maddesince kayyım atanmasına dair talebe yönelik kararın verilmesine müteakip dosyanın Başsavcılığa iade edildiği; Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/146 esas, 28.01.2019 tarihli yazısı ile de dosyanın istinaf incelemesine gönderilmesi nedeni ile gönderilemediği bildirilmiştir. Sunulan Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına dosya gönderme formunda suç türünün silahlı terör örgütüne üye olma, sevk ve karar niteliği uygulanan maddelerin TCK'nın 314/2 maddesi, karar niteliklerinin ise beraat ve mahkumiyet kararları olduğu, (53) sanığa kararın tebliğine ve istinaflarına dair bilgiler ile şahsi davacı ve katılan olarak ... ve Mersin Dernekler Müdürlüğüne kararın tebliğine ve istinaf edildiğine dair bilgilerinin belirtildiği görülmüştür. Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 16.04.2019 tarihli yazısı ile Cumhuriyet Başsavcılığından bu kez Sulh Ceza Hakimliğinin kararı kapsamında sadece şirketlere ilişkin olarak karara esas alınan belgelerin gönderilmesi istenilmiş, Cumhuriyet Başsavcılığının 06.05.2019 tarihli yazısı ile Mersin 8 Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.05.2019 tarihli yazısı ve dosya gönderme formu temin edilerek Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmiştir.
UYAP sisteminde yapılan incelemede kayyım atanan şirketlerdeki hisselerinin müsaderesi istemini içeren kamu davasının 02.11.2018 tarihinde karara çıktığı tespit edilmiş, bu kapsamda Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.11.2018 tarih, 2017/146 esas ve 2018/260 sayılı, (63) sanık hakkında mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, beraat ve düşme kararının verildiği belirtilen gerekçeli kararında, (77) sanık hakkında açılan davanın tefrik edilerek mahkemenin 2018/191 esas sayılı dosyasına kaydedildiği, bir kısım sanıklar hakkında dava dosyalarının tefrik edilip birleştirme kararı verilerek ilgili dosyalarına gönderildiğinin belirtildiği görülmüştür. Uyuşmazlık kapsamında gerekçeli kararda belirtilen "hüküm" fıkrasının ilgili kısmı şöyledir;
"64-Her ne kadar iddia makamınca bir kısım sanıkların ... Özel Eğitim Öğretim, Kantin, Yemekçilik, Servis İşletmeleri, Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, ... Özel Eğitim, Öğretim, Turizm İşletmeleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, ... Yemekçilik Kantincilik, Gıda Servis Özel Yurt Hizmetleri Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketlerindeki hisselerinin TCK'nın 55. Maddesi gereğince müsaderesi talep edilmiş ise de, TMSF yazısı ve ekindeki belgeler, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Merkezi Sicil Kayıt Sistemi Sorgulama Sonucu, 11 Mayıs 2017 tarih ve 93024 sayılı Resmi Gazete dikkate alındığında söz konusu şirketlerin 670 sayılı KHK ile kapatıldıkları ve ticaret sicilinden resen terkin edildikleri ve malları tasfiye edilmiş olduğu anlaşılmış olmakla ortada bir şirket hissesi bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
67-Tüm sanıkların mal varlıklarına konulan tedbirler yönünden;
a.)... A.Ş., ... A.Ş, ... Yemekçilik A.Ş.'de hissesi bulunan sanıkların hissesinin MÜSADERESİ talep edilmiş olup, bu şirketlerin re'sen Ticaret Sicilinden terkin edildiği nedeniyle mahkememizce bu konuda karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmiş olmakla birlikte karar kesinleşinceye kadar sanıkların bu şirketlerdeki hisseleri üzerindeki tedbirin karar kesinleşinceye kadar devamına,
b.)A bendindeki hisseler üzerindeki tedbirler dışındaki sanıkların mal varlıkları üzerinde tedbir konulmuş ise de, iddianamede bu malların müsaderesi yönünde bir talep bulunmadığından a bendi dışında kalan sanıkların tüm mal varlıkları üzerindeki tedbirlerin karar kesinleşmesi beklenilmeksizin kaldırılmasına, bu konuda gereği için Mersin Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına,
132-Adli Emanetin 2016/2470 sırasına kayıtlı,
-Mühürlü bez torba içerisinde ... Özel Eğitim AŞ . 2007 - 2008 ve 2009 yıllarına ait yevmiye defterleri
- çek fotokobileri
- dekontlar
- ilgili yazışmaların dosyada delil olarak saklanmasına,
Gereği için Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına,...
134-Adli Emanetin 2016/3779 sırasına kayıtlı,
-Mühürlü delil poşeti içerisinde ... Özel Eğitim Kantin Yemekçilik A.Ş'nin ... adresinde el konulan Çek ve sennetlerin dosyada delil olarak saklanmasına,
Gereği için Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına,
...Dair, sanıklar ...yüzlerine karşı, sanık müdafileri...yüzlerine karşı, Diğer sanıklar ve diğer sanıklar müdafiilerinin yokluğunda, Katılma talepleri reddedilen ..., ..., Mersin Dernekler İl Müdürlüğü vekili ...'ın yokluğunda... Cumhuriyet savcısı ...'in katılımı ile, iş bu kararın tefhimden itibaren 7 gün içinde içerisinde sanık... yönünden verilen HAGB kararına yönelik olarak mahkeme kalemine verilecek bir dilekçe veya zabıt katibine tutturulacak bir tutanak ile Mersin 9. Ağır Ceza Mahkemesine itiraz yolu açık olmak üzere, diğer sanıklar yönünden verilen mahkumiyet, beraat ve düşme kararlarına yönelik olarak mahkeme kalemine verilecek bir dilekçe veya zabıt katibine tutturulacak bir tutanak ile Adana Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak ve istinaf yoluna gidilmediği takdirde kesinleşmek üzere oy birliğiyle verilen karar.."
Kararın gerekçesinde ise;
"Kamu davasına konu olayın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün Mersin ilindeki sivil yapılanmasına yönelik olduğu...
Örgütün ildeki sivil yapılanmasının; örgüt mensuplarından ya da sempatizanlarından elde ettiği himmet, burs, bağış, kurban gibi maddi menfaatlerle finansal açıdan güçlendiği, buna paralel olarak elde edilen bu kazançlarla çoğunlukla eğitimli ve yönlendimeye müsait örgüt mensubu kazanma amacıyla okul, dershane, yurt ve öğrenci evleri açıldığı; yine toplumun geniş kesimlerine ulaşılarak eleman kazanma ve muhtelif başka amaçlarla ilimizde ...,... Özel Eğitim A.Ş., ... Özel Eğitim A.Ş., ... Yemekçilik A.Ş. ve ... Muhasebecilik A.Ş. isimli şirket, dernek ve vakıfların kurulduğu;
...Örgütün diğer illerdeki yapılanmalarında olduğu gibi ilimizdeki yapılanmalarında da legal görünme adına fiili durumla örtüşmeyen çeşitli uygulamalarda bulunulduğu, örgüte ait ticari şirketlerin hissedarlarının ve yönetimlerinin ve bunlara yönelik işlemlerin gerçeğe aykırı yapıldığı, örgüte ait derneklerin kuruluş ve yönetimlerinin de yine mevzuata göre gerçekleştirilmediği gibi bu şirket ve dernekteki bir kısım çalışanın gerçek çalışan olmadığı, örgütün tüzük kurallarına tabi ve sırf örgütsel faaliyet yürüten örgüt mensupları olduğu; yine bu şirket, şirkete bağlı okul-dershane-yurt-işyerleri ile derneklerin muhasebe kayıtlarının da gerçeğe aykırı düzenlendiği, gerçek muhasebe kaydının ayrıca örgüt içinde düzenli ve gizli olarak "Muhtakip/Tırnak" isimli bir program üzerinden tutulduğu, örnek olarak; örgüte ait şirketlere ilişkin Masak raporları incelendiğinde örgüte ait ... Yemekçilik A.Ş. tarafından yine örgüte ait ... Özel Eğitim A.Ş. ve ... Özel A.Ş.'ye yüksek miktarlarda fatura düzenlendiğinin, düzenlenen faturalarda yer alması gereken bilgilere de yer verilmediğinin, faturaların konu edinildiği mal ve hizmetlerin gerçekte alım satımının yapıldığına ilişkin olarakta tespitin yapılamadığının belirtildiğinin görüldüğü ayrıca yine teftiş raporunda ve ...nun beyanlarında da örgüte ait ... Orta ve Yüksek Eğitim Vakfının taşınmazlarının satımı ve sonrasında örgüte aktarımında usulsüzlüklerin yapıldığı ancak daha detaylı olması gereken söz konusu incelemelerin uzun sürecek olması nedeniyle bu aşamada yapılan usulsüzlüklerin tüm boyutları ile belirlenemediği, bahsi geçen şirket, dernek, sendika ve vakıf gibi örgüte ait ya da ilintili kuruluşların aslında görünürdeki amaç ve faaliyetleri dışında tamamen örgütün amaçları doğrultusunda faaliyet gösterdiklerinin kabul edilmesinin gerekli ve anlaşılır olduğu;
Mersin il merkezinde bulunan örgüte ait 7 okulun bağlı olduğu ... Özel Eğitim A.Ş., örgüte 9 dershanenin bağlı olduğu ... Özel Eğitim A.Ş., genellikle örgüte ait okul ve yurtların gıda ihtiyacını karşılayan ... Yemekçilik A.Ş., genellikle örgüte ait şirket ve derneklerin muhasebecilik faaliyetlerini yapan Mars Mali Müşavirlik gibi şirketlerin; ...il imamının emir ve talimatları doğrultusunda faaliyet gösterdikleri; bu durumun ülke genelinde yapılan soruşturma ve kovuşturmalardan anlaşılabileceği gibi sanıklardan ...beyanlarından da anlaşılabileceği, bu nedenle adı geçen şirket, dernek ve sendikanın yönetiminde ya da denetiminde veya şirket ortaklığında görev alanların il imamının hiyerarşisini kabul ettikleri kaldı ki zaten bu kimselerin örgütün kadrolu mensuplarından veya örgüte uzun süreler hizmet ederek bağlılıklarını gösteren mütevellilerden seçildiği düşünüldüğünde bahsi geçen şirketlerde ortaklık, yöneticilik veya derneklerde başkanlık, yöneticilik, denetçilik, genel sekreterlik ile sendikalarda il temsilciliği yapanların örgütle kuvvetli bağlarının bulunduğu zira bu yerlerdeki gayriresmi işlemler nedeniyle bu durumun gerekli olduğu;
Somut olayda bir kısım sanıklar tarafından; ... örgüt menfaatleri doğrultusunda kurulan anonim şirketlerin yönetiminde bulunma ve hissedarı olma ile derneklerin yönetiminde olma gibi faaliyetlerde dönüşümlü olarak il imamının talimatı ile bulunulduğu, hatta ...'ın beyanında da anlaşılacağı üzere özellikle yukarıda ismi geçen şirketlere ortak olanların ortak olurken herhangi bir sermaye koymadıkları gibi şirkete ortak olurken imzalı boş kağıt alındığı, genellikle 2 yıl dolduğunda örgüt uygulaması gereği kendisinin dahi haberi olmadan şirket ortaklığından ayırdıkları, düşünüldüğünde söz konusu eylemlerin dini bir cemaatin uygulamalarının ötesinde ve tanımlanan terör örgütünün uygulama ve eylemleri kapsamında olduğu anlaşılmıştır.
...Mütevelli olan bir kısım sanıkların mütevelli olmaları nedeniyle örgüt mensubu yetiştirilmesi için hayati önemi bulunan okul, dershane ve yurt inşa edilmesi, ... evleri diye isimlendirilen öğrenci evlerinin finanse edilmesi, himmet ve kurban toplanılması, örgütle ilintili gazete dergi abonesi bulunması, örgütle ilintli şirkette görünürde hissedar ya da yönetici olunması şeklinde eylemlerde bulundukları düşünüldüğünde örgüt hiyerarşisi içinde olduklarının kabulünün gerektiği sonucuna varılmıştır.
...Her ne kadar iddia makamınca bir kısım sanıkların ... Özel Eğitim Öğretim, Kantin, Yemekçilik, Servis İşletmeleri, Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, ... Özel Eğitim, Öğretim, Turizm İşletmeleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, ... Yemekçilik Kantincilik, Gıda Servis Özel Yurt Hizmetleri Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketlerindeki hisselerinin TCK'nın 55. maddesi gereğince müsaderesi talep edilmiş ise de, TMSF yazısı ve ekindeki belgeler, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Merkezi Sicil Kayıt Sistemi Sorgulama Sonucu, 11 Mayıs 2017 tarih ve 93024 sayılı Resmi Gazete dikkate alındığında söz konusu şirketlerin 670 sayılı KHK ile kapatıldıkları ve ticaret sicilinden resen terkin edildikleri ve malları tasfiye edilmiş olduğu anlaşılmış olmakla ortada bir şirket hissesi bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir."
(61) sanık yönünden silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet ve beraat kararlarına yönelik olarak, sanıklar, sanıklar müdafileri, o yer Cumhuriyet savcısı, katılma talepleri reddolunan Mersin Valiliği Dernekler İl Müdürlüğü vekili ve ... tarafından yapılan istinaf başvurusu neticesinde, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 16.07.2019 tarih 2019/286 esas ve 2019/671 karar sayılı kararı ile Mersin Valiliği Dernekler İl Müdürlüğü ve ...'in katılma taleplerinin reddine ilişkin mahkeme kararın kaldırılarak haklarında katılma kararı verilerek sanıkların cezalandırılması ile vekalet ücretine hükmolunması ve sair.. nedenleri içeren istinaf istemlerinin reddine, sanık ... hakkında o yer Cumhuriyet savcısının ve sanık müdafiinin istinaf talebinin incelenmek üzere dosyanın tefriki ile ayrı bir esasa kaydının yapılmasına, davanın yeniden görülmesine, duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına, diğer sanıklar yönünden verilen hükümlerde bir isabetsizlik bulunmadığından, sanıklar ve sanıklar müdafilerinin istinaf talepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, itiraz ve temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümlerin, (52) sanık yönünden müdafilerince temyizi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 18.02.2021 tarih, 2019/11473 esas, 2021/1441 karar sayılı kararı ile (50) sanık yönünden kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden, temyiz davasının esastan reddiyle hükümlerin onanmasına, (2) sanık yönünden kurulan mahkumiyet hükümlerin bozulmasına, oy birliği ile karar verilmiştir.
III-KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNE İLİŞKİN UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI:
Silahlı terör örgütüne üye olmak ve terör örgütüne finansman sağlamak suçlarından yapılan soruşturma kapsamında CMK'nın 133. maddesi gereğince atanan yönetim kayyımlarının yetki ve görevlerinin, bilahere çıkartılan Kanun Hükmünde Kararnamelere istinaden Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devrine dair verilen ara kararı ile iş bu karara vaki itiraz üzerine verilen mercii kararında isabet bulunup bulunmadığına ilişkin ise de öncelikle anılan mercii kararının kanun yararına bozma yasa yoluna konu edilip edilemeyeceğinin tartışılması gerekmektedir.
IV- HUKUKİ MEVZUAT
Uyuşmazlığa yönelik Yasal düzenlemeler şöyledir;
A-) 5271 sayılı CMK'nın,
Şirket yönetimi için kayyım tayini
Madde 133 – (1) Suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde; soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hakim veya mahkeme, şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabilir.
Atama kararında, yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliğinin kayyımın onayına bağlı kılındığı veya yönetim organının yetkilerinin ya da yönetim organının yetkileri ile birlikte ortaklık payları veya menkul kıymetler idare yetkilerinin tümüyle kayyıma verildiği açıkça belirtilir. Kayyım tayinine ilişkin karar, Ticaret Sicili Gazetesinde ve diğer uygun vasıtalarla ilan olunur.
(2) Hakim veya mahkemenin kayyım hakkında takdir etmiş bulunduğu ücret, şirket bütçesinden karşılanır. Ancak, soruşturma veya kovuşturma konusu suçtan dolayı kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararının verilmesi halinde; ücret olarak şirket bütçesinden ödenen paranın tamamı, kanuni faiziyle birlikte Devlet Hazinesinden karşılanır.
(3) İlgililer, atanan kayyımın işlemlerine karşı, görevli mahkemeye 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun ve 29.6.1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre başvurabilirler.
(4) Bu madde hükümleri ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir.
a) Türk Ceza Kanununda yer alan,
7. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (madde 282),
8. Silahlı örgüt (madde 314) veya bu örgütlere silah sağlama (madde 315),
9. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337),
Suçları,
(5) (Ek: 1/7/2016-6723/32 md.) Bu madde uyarınca atanan kayyımların görevleriyle ilgili iş ve işlemlerinden dolayı tazminat davaları, 142 ila 144 üncü maddeler uyarınca Devlet aleyhine açılır. Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan kayyımlara bir yıl içinde rücu eder.
İtiraz olunabilecek kararlar
Madde 267 – (1) Hakim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.
İkinci Bölüm Müsadere Usulü
Başvuru
Madde 256 – (1) Müsadere kararı verilmesi gereken hâllerde, kamu davası açılmamış veya kamu davası açılmış olup da esasla beraber bir karar verilmemişse; karar verilmesi için, Cumhuriyet savcısı veya katılan, davayı görmeye yetkili mahkemeye başvurabilir.
(2) Kamu davası açılmış olup da iade edilmesi gereken eşya veya malvarlığı değerleri ile ilgili olarak esasla birlikte bir karar verilmemiş olması durumunda, mahkemece re'sen veya ilgililerin istemi üzerine bunların iadesine karar verilir.
Duruşma ve karar Madde 257 – (1) 256 ncı maddeye göre verilmesi gereken kararlar, duruşmalı olarak verilir.
(2) Müsadere veya iade olunacak eşya veya diğer malvarlığı değerleri üzerinde hakkı olan kimseler de duruşmaya çağrılır. Bu kişiler, sanığın sahip olduğu hakları kullanabilirler.
(3) Çağrıya uymamaları, işlemin ertelenmesine neden olmaz ve hükmün verilmesini engellemez.
Kanun yolu
Madde 258 – (1) 256 ncı maddeye göre verilecek hükümlere karşı Cumhuriyet savcısı, katılan ve 257 nci maddede belirlenen kişiler için istinaf yolu açıktır.
B-) 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesİ Hakkında Kanun
Terörizmin finansmanı suçu
MADDE 4-...
(8) (Ek: 14/4/2016-6704/29 md.) Bu suç bakımından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun;
a) 133 üncü maddesinde yer alan şirket yönetimi için kayyım tayini,
...tedbirlerine ilişkin hükümler uygulanabilir. (Ek cümle:27.11.2020-7262/36 md.) Ayrıca, 13.11.1996 tarihli ve 4208 sayılı Kanunda yer alan hükümlere göre kontrollü teslimat tedbirine karar verilebilir.
C-5237 sayılı TCK'nın
Kazanç müsaderesi
Madde 55- (1) Suçun işlenmesi ile elde edilen veya suçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaatler ile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançların müsaderesine karar verilir. Bu fıkra hükmüne göre müsadere kararı verilebilmesi için maddi menfaatin suçun mağduruna iade edilememesi gerekir.
(2) Müsadere konusu eşya veya maddi menfaatlere elkonulamadığı veya bunların merciine teslim edilmediği hallerde, bunların karşılığını oluşturan değerlerin müsaderesine hükmedilir.
(3) (Ek: 26.6.2009 – 5918/2 md.) Bu madde kapsamına giren eşyanın müsadere edilebilmesi için, eşyayı sonradan iktisap eden kişinin 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun iyiniyetin korunmasına ilişkin hükümlerinden yararlanamıyor olması gerekir.
F-) Olağanüstü halin uygulanması sürecinde yayımlanan KHK'lara dair Kanunlar;
24 Kasım 2016 tarih, 29898 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6758 sayılı Kanunun;
Kayyımlık yetkisinin devri ve tasfiye
Madde 19- (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkileri, hakim veya mahkeme tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilir ve devirle birlikte kayyımların görevleri sona erer.
(2) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra ve olağanüstü halin devamı süresince terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca şirketlere ve bu Kanunun 13 üncü maddesi uyarınca varlıklara kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu atanır.
(3) 20.7.2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; birinci ve ikinci fıkra kapsamındaki şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, diğer sorunları veya piyasa koşulları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından tespit edilmesi durumunda, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu şirketin yahut varlıklarının veya bu Kanunun 13 üncü maddesinde belirtilen varlıkların satılmasına veya feshi ile tasfiyesine karar verebilir. Satış ve tasfiye işlemleri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yerine getirilir.
(4) Birinci ve ikinci fıkralar uyarınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atanmasına karar verilen şirket, taşınmaz, hak, varlık ve alacaklar hakkında Ceza Muhakemesi Kanununun 128 inci maddesi uyarınca verilen el koyma ve tedbir kararları, kayyım yetkisinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devriyle birlikte kendiliğinden kalkar.
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun satış ve tasfiyeye ilişkin yetkileri
Madde 20- (1) 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından devralınan şirketler ve bunların varlıkları ile ilgili olarak Fona verilen yetkiler, bu Kanun ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna verilen kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde, bu şirketlerin yahut bunların sahiplerinin Fona borçlu olup olmadığına ve varlıkları üzerinde Fon haczi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kıyasen uygulanır. Bu madde kapsamında Fon tarafından atanan veya görevlendirilenler hakkında ve bu kapsamda icra edilen iş ve işlemler hakkında 25/7/2016 tarihli ve 6755 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 37 nci ve 38 inci maddeleri uygulanır. Şirketlerin tasfiye işlemlerini yürütmek üzere Fon Kurulu tarafından görevlendirilen tasfiye komisyonu, adli işlemler veya davalar bakımından taraf ehliyetine sahiptir. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atandığı şirketlerin ya da bunların varlıklarının bu madde kapsamında satışından elde edilecek tutarlar yargılamanın kesin hükümle sonuçlandırılmasına kadar bir hesapta nemalandırılır.
(2) Şirket varlıklarının ticari iktisadi bütünlük yoluyla satışına karar verilmesi halinde Fon Kurulu, geçmiş dönem borçlarını, bu borçların FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması şartıyla ihale bedelinden ödemeye veya ihale alıcısına ödettirmeye yetkilidir.
(3) Bu madde hükümleri, kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının veya bunların bağlı olduğu şirketlerin Hazine tarafından devralınan varlıklarının satış ve tasfiyesini teminen Maliye Bakanlığınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmesi durumunda da uygulanır. Devredilen varlıkların satışından elde edilen tutarlar Maliye Bakanlığına aktarılır.
8 Mart 2018 tarihli 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7082 sayılı Kanun;
Kayyım atanması
Madde 9- (1) FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olan gerçek ve tüzel kişilerin yüzde elliden daha az ortaklık payı olduğu şirketlerde, bu payların yönetimi ve temsili amacıyla 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca yetkili hakim veya mahkeme tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kayyım olarak atanır.
Değişiklik hükümleri
Madde 17-
(5) 15.8.2016 tarihli ve 674 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 19 uncu maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“(4) Birinci ve ikinci fıkralar uyarınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atanmasına karar verilen şirket, taşınmaz, hak, varlık ve alacaklar hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 128 inci maddesi uyarınca verilen elkoyma ve tedbir kararları, kayyım yetkisinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devriyle birlikte kendiliğinden kalkar.”
8 Mart 2018 tarihli 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7083 sayılı Kanunun
Kayyımlık yetkisinin devri
Madde 7- (1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkileri, hâkim veya mahkeme kararı ya da talep olmaksızın bu Kanunun yayımı tarihinde sona erer ve şirketlerin yönetimi kayyımlar tarafından derhal Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilir.
08 Mart 2018 tarihli 30354 (Mükerrer)
sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7086 sayılı Kanunun
Muvazaalı devir işlemleri
Madde 4- (1) 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanan şirketlerde ortaklık pay ve haklarına ilişkin olarak soruşturmanın başladığı tarihten bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar şirket ortakları tarafından yapılmış olan devir ve temlik işlemleri muvazaalı kabul edilerek geçersiz sayılır ve ticaret sicilinden resen terkin edilir.
8 Mart 2018 tarihli 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7076 sayılı Kanunun 1. maddesi
Müsadere edilen şirket, ortaklık payları ve varlıklar
Madde 1- (1) 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilip 10.11.2016 tarihli ve 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 19 uncu maddesine göre kayyımlık yetkisi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından kullanılan şirketler, ortaklık payları ve varlıkların 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan suçlar ile 12.4.1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ile 7.2.2013 tarihli ve 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunun İkinci Bölümü kapsamına giren suçlardan dolayı müsaderesine karar verilmesi halinde müsadere kararı; bu şirket, ortaklık payları ve varlıkların Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından satış ve tasfiye edilmesi suretiyle yerine getirilir. Satış ve tasfiye sürecinde şirket, ortaklık payları ve varlıkların yönetiminin 6758 sayılı Kanunun 19 uncu maddesine göre atanan yöneticiler tarafından yürütülmesine devam edilir. Satış veya tasfiyeden elde edilen gelirler Hazineye irat kaydedilir.
31 Temmuz 2018 tarihli 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Kanunun
Geçici Madde 1-(1) 10.11.2016 tarihli ve 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 19 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atanmasına ilişkin hüküm, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle uygulanır.
(2) 20.7.2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal döneminde yürürlüğe konulan ve Fon ile Fonun ilişkili olduğu Bakan ve Fonun kayyımlık yetkisi kapsamında atananlar veya görevlendirilenlerin görev, hak, yetki ve sorumluluklarını ve şirket ve mal varlığı değerlerine ilişkin, kefalet ve takip dâhil tüm muafiyetleri düzenleyen kanun hükümleri, Fonun kayyım atandığı dosyalar bakımından ceza soruşturması veya kovuşturması kesinleşinceye ya da satış veya tasfiye işlemleri tamamlanıncaya kadar uygulanır.
(3) 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanan şirketlerde ortaklık pay ve haklarına ilişkin olarak soruşturmanın başladığı tarihten Fonun kayyım olarak atandığı tarihe kadar şirket ortakları tarafından yapılmış olan devir ve temlik işlemleri muvazaalı kabul edilerek geçersiz sayılır ve ticaret sicilinden re'sen terkin edilir.
28 Temmuz 2021 tarihli 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Kanunun
Madde 20 – 25.7.2018 tarihli ve 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “altı yıl” şeklinde değiştirilmiştir.
G-) Olağanüstü halin uygulanması sürecinde yayımlanan KHK'lar ile ilgili düzenlemeler;
23 Temmuz 2016 tarihli, 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 667 sayılı KHK'nın İkinci Bölüm, Olağanüstü Halin Uygulanmasına İlişkin Tedbirler başlıklı kısmının, Kapatılan kurum ve kuruluşlara ilişkin tedbirler başlıklı 2. maddesi,
"Madde 2 – (1) Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen;
a) Ekli (I) sayılı listede yer alan özel sağlık kurum ve kuruluşları,
b) Ekli (II) sayılı listede yer alan özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları,
c) Ekli (III) sayılı listede yer alan vakıf ve dernekler ile bunların iktisadi işletmeleri,
ç) Ekli (IV) sayılı listede yer alan vakıf yükseköğretim kurumları,
d) Ekli (V) sayılı listede yer alan sendika, federasyon ve konfederasyonlar, kapatılmıştır.
(2) Kapatılan vakıfların her türlü taşınır ve taşınmazları ile her türlü mal varlığı, alacak ve hakları, belge ve evrakı Vakıflar Genel Müdürlüğüne bedelsiz olarak devredilmiş sayılır. Kapatılan vakıf yükseköğretim kurumlarının sağlık uygulama ve araştırma merkezleri ve kapatılan diğer kurum ve kuruluşlara ait olan taşınırlar ile her türlü mal varlığı, alacak ve haklar, belge ve evrak Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayılır, bunlara ait taşınmazlar tapuda resen Hazine adına, her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak tescil edilir. Birinci fıkrada sayılanların her türlü borçlarından dolayı hiçbir şekilde Hazineden bir hak ve talepte bulunulamaz. Devire ilişkin işlemler ilgili tüm kurumlardan gerekli yardımı almak suretiyle ilgisine göre Maliye Bakanlığı veya Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yerine getirilir.
(3) Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı belirlenen ve ekli listelerde yer almayan özel ve vakıf sağlık kurum ve kuruluşları, özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları, vakıflar, dernekler, vakıf yükseköğretim kurumları, sendikalar, federasyonlar ve konfederasyonlar, ilgili bakanlıklarda bakan tarafından oluşturulacak komisyonun teklifi üzerine bakan onayı ile kapatılır. Bu fıkra kapsamında kapatılan kurum ve kuruluşlar hakkında da ikinci fıkra hükümleri uygulanır.
(4) Kapatılan yükseköğretim kurumlarında kayıtlı öğrenciler, Yükseköğretim Kurulu tarafından Devlet üniversitelerine veya vakıf üniversitelerine yerleştirilir. Bu şekilde yerleştirilen öğrenciler, mezun oluncaya kadar vakıf yükseköğretim kurumlarına ödemeleri gereken ücretleri ilgili üniversiteye ödemeye devam ederler. Bu fıkranın uygulanması ile ilgili olarak usul ve esasları belirlemeye, uygulamayı yönlendirmeye, her türlü tedbiri almaya ve ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye Yükseköğretim Kurulu görevli ve yetkilidir.
17 Ağustos 2016 tarihli, 29804 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin devir işlemlerine ilişkin 5. maddesi
MADDE 5-
(3) Kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının bağlı oldukları şirketlerin faaliyetleri sonlandırılarak ticari sicil kayıtları re'sen terkin edilir. Bunların devralınan varlıkları dışındaki varlıkları da Hazineye bedelsiz devredilmiş sayılır. Bu durumda şirketlere daha önce atanmış kayyımlar tasfiye memuru olarak görevlendirilebilir veya bu şirketlere tasfiye memuru atanabilir. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye ve birinci fıkrada yer alan hususları bu şekilde devralınan varlıklar için de uygulamaya Maliye Bakanlığı yetkilidir.
01 Eylül 2016 tarihli 29818 (2. Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 674 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin yargı ile ilgili yapılan düzenlemeleri içerir ikinci bölüm, Kayyımlık yetkisinin devri ve tasfiye başlıklı 19. maddesi;
Madde 19- (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkileri, hakim veya mahkeme tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilir ve devirle birlikte kayyımların görevleri sona erer.
(2) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra ve olağanüstü halin devamı süresince terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca şirketlere ve bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 13 üncü maddesi uyarınca varlıklara kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu atanır.
(3) 20.7.2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; birinci ve ikinci fıkra kapsamındaki şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, diğer sorunları veya piyasa koşulları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından tespit edilmesi durumunda, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu şirketin yahut varlıklarının veya bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 13 üncü maddesinde belirtilen varlıkların satılmasına veya feshi ile tasfiyesine karar verebilir. Satış ve tasfiye işlemleri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yerine getirilir.
29 Ekim 2016 tarih 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Kayyım atanması başlıklı 9.maddesi
Madde 9- (1) FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olan gerçek ve tüzel kişilerin yüzde elliden daha az ortaklık payı olduğu şirketlerde, bu payların yönetimi ve temsili amacıyla 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca yetkili hakim veya mahkeme tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kayyım olarak atanır.
29 Ekim 2016 tarih 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanunun, Kapatılan kurum ve kuruluşlara ilişkin tedbirler başlıklı 2. maddesi,
Madde 2- (1) Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen;
a) Ekli (I) sayılı listede yer alan özel sağlık kurum ve kuruluşları,
b) Ekli (II) sayılı listede yer alan özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları,
c) Ekli (III) sayılı listede yer alan vakıf ve dernekler ile bunların iktisadi işletmeleri,
ç) Ekli (IV) sayılı listede yer alan vakıf yükseköğretim kurumları,
d) Ekli (V) sayılı listede yer alan sendika, federasyon ve konfederasyonlar, kapatılmıştır.
(2) Kapatılan vakıfların her türlü taşınır ve taşınmazları ile her türlü mal varlığı, alacak ve hakları, belge ve evrakı Vakıflar Genel Müdürlüğüne bedelsiz olarak devredilmiş sayılır. Kapatılan vakıf yükseköğretim kurumlarının sağlık uygulama ve araştırma merkezleri ve kapatılan diğer kurum ve kuruluşlara ait olan taşınırlar ile her türlü mal varlığı, alacak ve haklar, belge ve evrak Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayılır, bunlara ait taşınmazlar tapuda resen Hazine adına, her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak tescil edilir. Birinci fıkrada sayılanların her türlü borçlarından dolayı hiçbir şekilde Hazineden veya Vakıflar Genel Müdürlüğünden bir hak ve talepte bulunulamaz. Devire ilişkin işlemler ilgili tüm kurumlardan gerekli yardımı almak suretiyle ilgisine göre Maliye Bakanlığı veya Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yerine getirilir.
(3) Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı belirlenen ve ekli listelerde yer almayan özel ve vakıf sağlık kurum ve kuruluşları, özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları, vakıflar, dernekler, vakıf yükseköğretim kurumları, sendikalar, federasyonlar ve konfederasyonlar, ilgili bakanlıklarda bakan tarafından oluşturulacak komisyonun teklifi üzerine bakan onayı ile kapatılır. Bu fıkra kapsamında kapatılan kurum ve kuruluşlar hakkında da ikinci fıkra hükümleri uygulanır.
24 Kasım 2016 tarih, 29898 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6758 sayılı Kanunun, Yargı ile ilgili düzenlemeleri içeren ikinci bölümünde yer alan; Kayyımlık yetkisinin devri ve tasfiye başlıklı 19. maddesi;
Madde 19- (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkileri, hakim veya mahkeme tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilir ve devirle birlikte kayyımların görevleri sona erer.
(2) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra ve olağanüstü halin devamı süresince terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca şirketlere ve bu Kanunun 13 üncü maddesi uyarınca varlıklara kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu atanır.
(3) 20.7.2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; birinci ve ikinci fıkra kapsamındaki şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, diğer sorunları veya piyasa koşulları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından tespit edilmesi durumunda, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu şirketin yahut varlıklarının veya bu Kanunun 13 üncü maddesinde belirtilen varlıkların satılmasına veya feshi ile tasfiyesine karar verebilir. Satış ve tasfiye işlemleri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yerine getirilir.
(4) Birinci ve ikinci fıkralar uyarınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atanmasına karar verilen şirket, taşınmaz, hak, varlık ve alacaklar hakkında Ceza Muhakemesi Kanununun 128 inci maddesi uyarınca verilen el koyma ve tedbir kararları, kayyım yetkisinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devriyle birlikte kendiliğinden kalkar.
22 Kasım 2016 tarih 29896 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında 677 sayılı KHK'nın Kayyımlık yetkisinin devri başlıklı 7. maddesi;
Madde 7 – (1) Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkileri, hakim veya mahkeme kararı ya da talep olmaksızın bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yayımı tarihinde sona erer ve şirketlerin yönetimi kayyımlar tarafından derhal Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilir.
6 Ocak 2017 tarih, 29940 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında 680 sayılı KHK'nın Çeşitli ve Son hükümler başlıklı dördüncü bölümü, 81. maddesi;
Madde 81- 10.11.2016 tarihli ve 6758 sayılı... Kanunun 19 uncu maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“(3) 20.7.2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; birinci ve ikinci fıkra kapsamındaki şirketler, soruşturma ve kovuşturma sonuna kadar, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun gözetiminde, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakanın atadığı yöneticiler tarafından ticari teamüllere uygun olarak ve basiretli tüccar gibi yönetilir. Bu şirketlerin yöneticileri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakan tarafından atanır ve görevden alınır.
Bu şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sorunları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının tespit edilmesi durumunda, şirketin yahut varlıklarının veya 5271 sayılı Kanunun 128 inci maddesinin onuncu fıkrasında belirtilen malvarlığı değerlerinin satılmasına veya feshi ile tasfiyesine Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakan tarafından karar verilebilir. Satış ve tasfiye işlemleri ilgili şirketin yönetim kurulu tarafından yerine getirilir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakan onayıyla belirlenir.”
23 Ocak 2017 tarih, 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında 683 sayılı KHK'nın Şahsi sorumluluk davalarına ilişkin tedbir başlıklı, 7. maddesi,
Madde 7 – (1) 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanan şirketlerin, kayyım atanmasından önceki sahipleri, ortakları, yönetim kurulu üyeleri, müdürleri ve diğer sorumlu yetkilileri aleyhine kayyımlar tarafından açılmış veya açılacak şahsi sorumluluk davalarında ilgili tüzel kişiliğin genel kurulunun veya yetkili kurulunun kararı aranmaz.
(2) Kayyım atanan şirketlerin soruşturma kapsamındaki şüpheli ortakları ile kayyım tarafından hakkında şahsi sorumluluk davası açılan şirket ortaklarına ait ortaklık hak ve payları, soruşturma veya davanın açıldığı tarihten soruşturma, kovuşturma veya davanın kesin hükümle sonuçlandığı tarihe kadar devir ve temlik edilemez. Ortaklık hak ve paylarına ait temsil ve idare yetkisi kayyım tarafından kullanılır. Devir ve temlik yasağı Cumhuriyet savcılığı veya mahkeme tarafından resen ticaret sicili müdürlüklerine bildirilir ve tescil edilir.
9 Şubat 2017 tarih, 29974 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında 687 sayılı KHK'nın, müsadere edilen şirket, ortaklık payları ve varlıklar başlıklı, 1. maddesi,
Madde 1 – (1) 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilip 10.11.2016 tarihli ve 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 19 uncu maddesine göre kayyımlık yetkisi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından kullanılan şirketler, ortaklık payları ve varlıkların 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan suçlar ile 12.4.1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ile 7.2.2013 tarihli ve 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunun İkinci Bölümü kapsamına giren suçlardan dolayı müsaderesine karar verilmesi halinde müsadere kararı; bu şirket, ortaklık payları ve varlıkların Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından satış ve tasfiye edilmesi suretiyle yerine getirilir. Satış ve tasfiye sürecinde şirket, ortaklık payları ve varlıkların yönetiminin 6758 sayılı Kanunun 19 uncu maddesine göre atanan yöneticiler tarafından yürütülmesine devam edilir. Satış veya tasfiyeden elde edilen gelirler Hazineye irat kaydedilir.
25 Ağustos 2017 tarih 30165 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 694 sayılı KHK'nın, 180. maddesi;
Madde 180- 10.11.2016 tarihli ve 6758 sayılı... Kanunun 19 uncu maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
“(8) Kayyımların yetkileri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen veya Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atandığı şirketlerde, şirketin ortaklarının şirkette sahip olduğu pay oranında yeni kurulacak şirketlerde pay sahibi olmaları koşuluyla şirket yönetim organının önerisi ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakanın onayıyla yeni şirket kurulmasına karar verilebilir. Bu halde şirket ortaklarının yeni şirket kurulmasına ilişkin izin ve muvafakati aranmaz. Kurulacak şirketin sermayesi kayyımların yetkileri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen veya Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atandığı şirket tarafından ayni veya nakdi olarak karşılanır. Yeni şirket kuruluşuna ilişkin hususlar şirketlerin yönetim organlarınca hazırlanır ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakanın onayına sunulur. Bakanın onayıyla kuruluş gerçekleşir ve tescile tabi tüm hususlar her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olmak üzere ilgili ticaret sicilinde resen tescil ve ilan olunur. Bu fıkra uyarınca gerçekleştirilecek kuruluş işlemleri ilgili mevzuata tabi olmaksızın uygulanır. Yeni kurulan şirkette kayyımlık yetkisi bir mahkeme veya hakim kararına gerek olmaksızın Fona devredilmiş sayılır.
(9) Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyımlık görevini yürüttüğü şirketlerin genel kurullarının yetkileri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olunmaksızın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakan tarafından kullanılabilir.
(10) Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakan, bu madde kapsamındaki yetkilerini kısmen veya tamamen Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Başkanına veya Fon Kuruluna devredebilir.”
H-) 17 Ocak 2017 tarihli 29951 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 10.11.2016 tarihli ve 6758 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları düzenleyen yönetmelik;
Amaç ve kapsam
Madde 1 – (1) Bu Usul ve Esasların amacı, 20.7.2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; 10.11.2016 tarihli ve 6758 sayılı Kanunun 19 uncu maddesi kapsamında kayyımlık görevi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen veya kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun atandığı şirketlerin, şirket varlıklarının, malvarlığı değerlerinin soruşturma ve kovuşturma sonuna kadar yönetimine, satılmasına veya feshi ile tasfiyesine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.
Tanımlar
Madde 3 – (1) Bu Usul ve Esaslarda geçen;...
ç) Şirket: 20.7.2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; 6758 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkrası kapsamındaki şirketleri,...ifade eder.
V-HUKUKSAL DEĞERLENDİRME;
Ayrıntıları, 14.11.1977 tarih, 3-2 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen istikrar kazanmış kararlarında (03.04.2012 tarih 2011/10-438 - 2012/141 sy. 10.05.2011 tarih 6-80-90 sy. 14.12.2010 tarih 4-210-259 sy. 15.06.2010 tarih 9-117-146 sy. 23.06.2009 tarih 9-30-177 sy. gibi) açıklandığı üzere: 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinde, olağanüstü ve istisnai bir kanun yolu olarak düzenlenen kanun yararına bozma ile; hakim ya da mahkemelerce verilen ve temyiz veya istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar yahut hükümlerdeki gerek maddi gerekse usule ilişkin hukuka aykırılıkların hem ilgilisi hem de toplum açısından giderilmesi ile ülkede uygulama birliğinin sağlanması amaçlanmaktadır. Ancak kesin kararlara karşı kabul edilmesi nedeniyle bu amaçlara hizmet etmeyen, sadece yapılan uygulamanın hatalı olduğunun tespiti ile yetinilmesi sonucunu doğuran hukuka aykırılıkların bu yolla çözülmesinde kanun yararı olmadığı gibi bu uygulamanın kesin hükmün otoritesini sarsacağı da açıktır.
Aynı nedenlerle olağan yasa yollarına göre, kapsamının dar ve sınırlı olması, hukuka aykırılığın, davanın özüne ve cezaya esaslı bir şekilde etki etmesi, tüm hukuka aykırılıkların bir defada giderilmesi gerekmektedir.
Hakim ya da mahkeme tarafından değiştirilmesi, geri alınması her zaman mümkün olan kararlarda yasanın aradığı kesinlikten bahsedilemez.
Ciddi boyuta ulaşmayan, maddi meseleye ilişkin olan, hakimin kanaat ve takdir yetkisi kapsamında kalan hususlar ile infaz aşamasında, soruşturma ya da kovuşturma safhasında alınacak bir kararla giderilebilecek nitelikte olanlar gibi başka bir yol ve yöntemle giderilmesi mümkün olan hukuka aykırılıkların kanun yararına bozma konusu olamayacağı kabul edilmektedir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde:
UYAP sisteminde yapılan incelemede, tüm şüphelilerin TMSF'ye devredilmiş olan ve kayyım atanan şirketlerdeki ortaklık paylarının TCK'nın 55/1-2 maddesi gereğince müsaderesi istemini de içeren Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.05.2017 tarih, 2015/29580 soruşturma, 2017/5131 esas ve 2017/1106 numaralı iddianamesine istinaden Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/146 esasına kayden görülen davada, 04.05.2018 tarihli ara kararı ile; Mersin 3. Sulh Ceza Hakimliğinin, 23.05.2016 tarih ve 2016/3079 D. İş sayılı kararı ile örgütle iltisaklı ... Özel Eğitim Öğretim Kantin Yemekçilik Servis İşletme Ticaret A.Ş, ... Özel Eğitim Öğretim Turizm İşletmeleri San. Ve Tic. A.Ş, ... Yemekçilik Kantincilik Servis Özel Yurt Hizmetleri Tic. San. A.Ş isimli şirketler ve bu şirketler bünyesinde faaliyet gösteren işletmelere atanan kayyım heyetine ait yetkilerin 674 sayılı KHK'nın 19/1 maddesi uyarınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmesine karar verdikten sonra, 02.11.2018 tarih, 2018/260 sayılı nihai kararda/hükümde açılan müsadere davası yönünden, şirketlerin 670 sayılı KHK ile kapatıldıkları ve ticaret sicilinden resen terkin edilip malları tasfiye edilmiş olmakla ortada bir şirket hissesi bulunmadığından "karar verilmesine yer olmadığına" karar verildiğinin anlaşılmasına, iş bu kararın müsadere davası/talebi yönünden uyuşmazlığı infazı kabil bir çözüme ulaştıran nihai hüküm/karar niteliğinde olmadığında müstekar uygulamalara göre tereddüt bulunmamasına nazaran; açılan kamu davasında müsadere talebi ile ilgili olarak esasla beraber bir karar verilmeyen hallerde karar verilmesi için, Cumhuriyet savcısı veya katılanın, davayı görmeye yetkili mahkemeye başvurmasının mümkün olmasına (CMK madde 256) ve talep üzerine verilecek hükmün de aynı Kanunun 258/1 maddesi gereğince istinaf kanun yoluna tabi kılınmasına göre olağan yasa yolu ile çözülebilecek sorunun olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozmaya konu edilemeyeceği gözetilerek istemin reddine karar verilmiştir.
V-SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görülmediğinden REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.01.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
7. Ceza Dairesi, 2013/23612 E., 2014/8826 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
1-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 128/1-b maddesinde, soruşturma veya kovuşturma konusu suçun işlendiğine ve bu suçlardan elde edildiğine dair kuvvetli şüphe sebebi bulunan hallerde, şüpheli veya sanığa ait olan ulaşım aracına el konulabileceğinin belirtildiği ve aidiyet kavramı ise mülkiyet
7. Ceza Dairesi 2013/23612 E. , 2014/8826 K.
"İçtihat Metni"
Kaçak sigara naklinde kullanıldığı ve zulalı olduğu belirtilerek talep edilen... Cumhuriyet Başsavcılığının 07.04.2013 tarihli 2013/16292 soruşturma sayılı yazısı ile .... plakalı .... Marka araca yönelik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 127.maddesi gereğince el konulmasının onaylanmasına dair ...4.Sulh Ceza Mahkemesinin 05.04.2013 tarihli 2013/495 değişik iş sayılı kararını müteakip, kovuşturma aşamasında araç sahibi vekili tarafından araca yönelik el konulma kararının kaldırılması isteminin reddine ilişkin... 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 10.07.2013 tarihli ve 2013/411 esas sayılı kararına yapılan itirazın reddine dair... 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 23.07.2013 tarihli ve 2013/666 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 02.12.2013 gün ve 72788 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.12.2013 gün ve KYB. 201..... sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre karar tarihinde yürürlükte bulunan Kanun hükümleri çerçevesinde yapılan incelemede;
1-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 128/1-b maddesinde, soruşturma veya kovuşturma konusu suçun işlendiğine ve bu suçlardan elde edildiğine dair kuvvetli şüphe sebebi bulunan hallerde, şüpheli veya sanığa ait olan ulaşım aracına el konulabileceğinin belirtildiği ve aidiyet kavramı ise mülkiyet ile ilgili olduğu halde,... 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/411 esas sayılı dosyasından yürütülen yargılamanın kovuşturma aşamasında hakkında aracına el konulma kararı verilen araç sahibinin sanık olmadığı gözetilmeden, araca el konulmasına yönelik kararın kaldırılması isteminin reddine ilişkin karara yapılan itirazın kabulü yerine yasal gerekçe gösterilmeksizin reddine karar verilmesinde,
2-Soruşturma aşamasında, Cumhuriyet Başsavcılığının araca ilişkin el koyma talep tarihi 07.04.2013 olduğu halde,... 4.Sulh Ceza Mahkemesinin anılan el konulmasının onaylanması karar tarihinin, kararda 05.04.2013 olarak gösterilmesinde,
3-Kabule göre, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 10/1.maddesinde, bu Kanunda tanımlanan suçların işlenmesinde kullanılan taşıtlara, Ceza Muhakemesi Kanununun 128 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükmüne göre el konulur, hükmünün düzenlendiği, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 128/4.maddesindeki kara, deniz ve hava ulaşım araçları hakkında verilen el koyma kararı, bu araçların kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilmek suretiyle icra olunur, hükmü karşısında araca el koyma kararının icrasının aracın kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilme suretiyle olduğu belirtildiği halde aracın talep edene teslim edilmemesinde ve araçla ilgili araçla ilgili el koyma kararı sonrası taleple ilgili olarak aynı Kanun'un 131/5.maddesindeki, el konulan eşya, soruşturma evresinde Cumhuriyet Başsavcılığı, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından, bakım ve gözetimiyle ilgili tedbirleri almak ve istendiğinde derhal iade edilmek koşuluyla, muhafaza edilmek üzere, şüpheliye, sanığa veya diğer bir kişiye teslim edilebilir. Bu bırakma, teminat gösterilmesi koşuluna da bağlanabilir, hükmüne aykırı olarak aracın sahibine teslim edilmeme gerekçesinin kararda gösterilmemesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
El koyma kararına yapılan itiraz üzerine mercii tarafından verilen kararın içeriği ve niteliği itibariyle bu karara karşı kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceğinden isteminin REDDİNE, 03.04.2014 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
...
KARŞI OY
Kaçak sigara naklinde kullanıldığı iddiasıyla, ... adına tescilli 42 DRS 62 plaka sayılı araca 07.04.2013 tarihinde el konulmuş ve bu elkoyma işlemi... 4. Sulh Ceza Mahkemesince onanmıştır. El koymanın onanması kararı 05.04.2013 tarihi olarak yazılmıştır. Olayın kovuşturma evresinde, el konulan aracın tescil maliki avukatı aracılığıyla 03.06.2013 tarihli dilekçeyle, kendisi hakkında dava açılmadığını, olaya karışmadığını, mal sahibi 3.kişi durumunda olduğunu beyan ederek el koyma kararının kaldırılmasını ve maliki olduğu aracın kendisine teslim edilmesini talep etmiştir. Bu talep yargılama mahkemesi olan... 1.Asliye Ceza Mahkemesince evrak üzerinde yapılan inceleme sonucu 10.07.2013 tarihli ve 2013/411 E. Sayılı kararla reddedilmiştir. Bu red kararına karşı araç sahibi vekili tarafından adı geçen mahkemeye itirazda bulunulmuştu, itirazı yerinde görmeyen... 1. Asliye Ceza Mahkemesi incelenmek üzere dosyayı itiraz mercii olan... 1.Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir. İtiraz mercii tarafından da 23.07.2013 gün ve 2013/666 değişik iş sayılı kararla itirazın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı Adalet Bakanlığının talebi üzerine Yargıtay Başsavcılığı tarafından 17.12.2013 günlü ve 2013/387997 sayılı ihbarname ile kanun yararına bozma yasa yoluna başvurulmuştur. Mezkur ihbarnamede;
" ...................................................
1-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 128/1-b. maddesinde, soruşturma veya kovuşturma konusu suçun işlendiğine ve bu suçlardan elde edildiğine dair kuvvetli şüphe sebebi bulunan hallerde, şüpheli veya sanığa ait olan ulaşım aracına el konulabileceğinin belirtildiği ve aidiyet kavramı ise mülkiyet ile ilgili olduğu halde,... 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/411 esas sayılı dosyasından yürütülen yargılamanın kovuşturma aşamasında hakkında aracına el konulma kararı verilen araç sahibinin sanık olmadığı gözetilmeden, araca el konulmasına yönelik kararın kaldırılması isteminin reddine ilişkin karara yapılan itirazın kabulü yerine yasal gerekçe gösterilmeksizin reddine karar verilmesinde,
2-Soruşturma aşamasında, Cumhuriyet Başsavcılığının araca ilişkin el koyma talep tarihi 07.04.2013 olduğu halde,... 4. Sulh Ceza Mahkemesinin anılan el konulmasının onaylanması karar tarihinin, kararda 05.04.2013 olarak gösterilmesinde,
3-Kabule göre, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 10/1.maddesinde, bu Kanunda tanımlanan suçların işlenmesinde kullanlan taşıtlara, Ceza Muhakemesi Kanununun 128 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükmüne göre elkonulur, hükmünün düzenlendiği, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 128/4. maddesindeki kara, deniz ve hava ulaşım araçları hakkında verilen elkoyma kararı, bu araçların kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilmek suretiyle icra olunur, hükmü karşısında araca el koyma kararının icrasının aracın kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilme suretiyle olduğu belirtildiği halde aracın talep edene teslim edilmemesinde ve araçla ilgili el koyma kararı sonrası taleple ilgili olarak aynı Kanun'un 131/5.maddesindeki, el konulan eşya, soruşturma evresinde Cumhuriyet Başsavcılığı, kovuşturma evresinde mahkeme tarafindan,
bakım ve gözetimiyle ilgili tedbirleri almak ve istendiginde derhal iade edilmek koşuluyla. Muhafaza edilmek üzere, şüpheliye, sanığa veya diğer bir kişiye teslim edilebilir. Bu bırakma teminat gösterilmesi koşuluna da bağlanabilir, hükmüne aykırı olarak aracın sahibine teslim edilmeme gerekçesinin kararda gösterilmemesinde, isabet bulunmadığı" gerekçeleriyle... 1.Ağır Ceza Mahkemesinin yukarıda gün ve sayısı belirtilen kararının CMK.nun 309.maddesi uyarınca kanun yararına bozulması talebinde bulunulmuştur.
Kanun yararına bozma talebini inceleyen Dairemiz Heyetinin sayın çoğunluğu tarafından 03.04.2013 günlü kararla "el koyma kararına yapılan itiraz üzerine mercii tarafından verilen kararın içeriği ve niteliği itibariyle bu karara karşı kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceğinden istemin reddine "karar verilmiştir. Sayın Çoğunluğun bu kararının aşağıda açıklayacağım nedenlerle isabetli olmadığı görüşündeyim.
I-Sayın Çoğunluğun talebin reddi kararı gerekçesi usul ve yasaya uygun değildir. Açık değildir. Gerekçe olarak gösterilen "Mercii kararının içeriği ve niteliği" ifadesinden neyin kasdedildiği açık ve net olarak belli değildir. Dolayısıyla da red kararı gerekçesizdir. Bu nedenle Anayasanın 141 ve AİHS.nin 6.maddesine aykırıdır. Kararının bu nedenle bozularak dosyanın Daireye iadesi gerektiği görüşündeyim.
II-... olduğumuz red kararı, konuyla ilgili hukuki düzenlemelere, öğretiye, Yargıtay kararlarına AİHS.ne, AİHM içtihatlarına ve Anayasaya da uygun değildir. Bu uygunsuzluk halleri ayrı başlıklar altında aşağıda açıklanmaya çalışılacaktır.
1-Hukuki düzenlemeler bakımından:
Hakkında kanun yararına bozma yasa yoluna başvurulan... 1.Ağır Ceza Mahkemesinin yukarıda gün ve sayısı belirtilen kararına konu işlem, suç soruşturması nedeniyle "el koyma" işlemidir. "El koyma" işlemi hukuki niteliği itibariyle müsadereden farklıdır. Müsadere bir güvenlik tedbiri ve sürekli olup ve 5271 sayılı TCK.nun genel hükümler kısmında düzenlendiği halde "el koyma" 5271 sayılı CMK.nunda koruma tedbirleri olarak kabul edilen tedbirler arasında yer almaktadır ve geçicidir. (Centel/Zafer- Ceza Muhakemesi Hukuku-Beta 6.Baskı s.806-807, Prof.Dr. Bahri Öztürk/Kazancı/Güleç-Ceza Muhakemesi Hukukunda Koruma Tedbirleri 2013-Seçkin Kitabevi s.140-141)
El koyma kararı sırasında yürürlükte bulunan CMK.nun konumuza ilişkin hükümleri şöyledir;
"Madde 127 - (1) (Değişik fıkra: 25/05/2005-5353 S.K./16.mad) Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri, el koyma işlemini gerçekleştirebilir.
(2) Kolluk görevlisinin açık kimliği, el koyma işlemine ilişkin tutanağa geçirilir.
........................................................................................
(3) (Değişik fıkra: 25/05/2005-5353 S.K./16.mad) Hâkim kararı olmaksızın yapılan el koyma işlemi, yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi hâlde el koyma kendiliğinden kalkar.
.......................................................................................
(5) El koyma işlemi, suçtan zarar gören mağdura gecikmeksizin bildirilir.
........................................................................................
Madde 128 - (1) Soruşturma veya kovuşturma konusu suçun işlendiğine ve bu suçlardan elde edildiğine dair kuvvetli şüphe sebebi bulunan hallerde, şüpheli veya sanığa ait;
b) Kara, deniz veya hava ulaşım araçlarına,
.......................................................................................
El konulabilir. Bu taşınmaz, hak, alacak ve diğer malvarlığı değerlerinin şüpheli veya sanıktan başka bir kişinin zilyetliğinde bulunması halinde dahi, el koyma işlemi yapılabilir.
(2) Birinci fıkra hükmü;
.......................................................................................
d) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar,
.......................................................................................
Hakkında uygulanır.
..........................................................................
(4) Kara, deniz ve hava ulaşım araçları hakkında verilen el koyma kararı, bu araçların kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilmek suretiyle icra olunur.
.......................................................................................
(9)Bu Madde hükmüne göre elkoymaya ancak hâkim karar verebilir.
Madde 131-(1) Şüpheliye, sanığa veya üçüncü kişilere ait el konulmuş eşyanın, soruşturma ve kovuşturma bakımından muhafazasına gerek kalmaması veya müsadereye tabi tutulmayacağının anlaşılması halinde, re'sen veya istem üzerine geri verilmesine Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından karar verilir. İstemin reddi kararlarına itiraz edilebilir.
(2) 128 inci Madde hükümlerine göre el konulan eşya veya diğer malvarlığı değerleri, suçtan zarar gören mağdura ait olması ve bunlara delil olarak artık ihtiyaç bulunmaması halinde, sahibine iade edilir."
Kaçakçılık suçlarının işlenmesinde kullanılan nakil araçlarına da 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunun 10.maddesi hükmünün göndermesiyle CMK.nun 128.maddesinin dördüncü fıkrasına göre el konulacaktır. Sözü edilen hüküm şöyledir;
"Madde 10 – (1) Bu Kanunda tanımlanan suçların işlenmesinde kullanılan taşıtlara, Ceza Muhakemesi Kanununun 128 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükmüne göre elkonulur.
(2) 13 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamına girmesi, Türkiye’de sicile kayıtlı olmaması ... da soruşturma ve kovuşturma devam ederken, kaçakçılık suçunun işlenmesinde tekrar kullanılması halinde, el konulan araç alıkonulur. Sahibinin aracın değeri kadar teminatı alıkoyma tarihinden itibaren otuz gün içinde gümrük idaresine teslim etmesi halinde, araç sahibine iade edilir...............................................................
............................................................................................."
Yukarıdaki hükümlerinden de anlaşılacağı gibi el koymaya hakim karar verir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri, el koyma işlemini yapmaya yetkilidir. (CMK. 127/1). Hâkim kararı olmaksızın yapılan el koyma işlemi, yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur.
Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi hâlde el koyma kendiliğinden hükümsüz kalacaktır. (CMK. 127/3). Soruşturma veya kovuşturma konusu suçun işlendiğine ve bu suçlardan elde edildiğine dair kuvvetli suç şüphesi bulunan hallerde şüpheli veya sanığa ait kara, deniz veya hava ulaşım araçlarına da el konulabilir.(128/1-b). Kara, deniz ve hava ulaşım araçları hakkında verilen el koyma kararı, bu araçların kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilmek suretiyle icra olunur. (CMK. 128/4). CMK 128. maddesi kapsamında el koymaya ancak hakim karar verir. (128/9). 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamında işlenen suçlarda kullanılan nakil araçlarına da CMK.nun 128/4.maddesi hükmüne göre el konulur. (KMK. 10/1) Şüpheliye, sanığa veya üçüncü kişilere ait el konulmuş eşyanın, soruşturma ve kovuşturma bakımından muhafazasına gerek kalmaması veya müsadereye tabi tutulmayacağının anlaşılması halinde, re'sen veya istem üzerine geri verilmesine Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından karar verilir. İstemin reddi kararlarına itiraz edilebilir. (CMK.131/1)
CMK.nun 131/1.maddesine göre yapılan itirazın, aynı Kanunun 267 ila 271. maddelerinde düzenlenen itiraza ilişkin hükümlere göre incelenip karara bağlanacağı konusunda bir kuşku bulunmamaktadır. Buna göre; Kaçak eşya naklinde kullanılan aracına el konulan kişi, el koymanın kaldırılmasını ve aracın kendisine iadesini yetkili merciden talep edebilir. (CMK. 131) Bu talebi reddedilen kişi ret kararını öğrendiği günden itibaren yedi gün içersinde talebi reddeden merciie itirazda bulunabilecektir. (CMK.268/1) Kararına itiraz edilen hakim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltecek, yerinde görmezse en çok üç günde itirazı incelemeye yetkili merciie gönderecektir.(CMK.268/2) Asliye ceza mahkemesi hâkimi tarafından verilen kararlara yapılacak itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulundukları ağır ceza mahkemesine aittir. (268/3-c) İtiraz mercii bu itirazı kanunda aksine bir hüküm bulunmadığından duruşma yapmaksızın evrak üzerinden verecektir. (CMK 271) .Bu karar, sonuç doğurucu ve kesin niteliktedir. (CMK.271/4). Bu karara karşı kanun yararına bozma yasa yoluna gidilip gidilemeyeceği hususu karşı görüşümüzün esasını oluşturmaktadır. Hangi kararların kanun yararına bozma yasa yoluna taabi olduğu CMK.nun 309.maddesinin 1.fıkrasında düzenlenmiştir. Anılan hüküm şöyledir;
"Madde 309 – (1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir."
Hükümden de anlaşılacağı gibi hakim veya mahkemeler tarafından verilen kararlar veya hükümler eğer istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmişse, hukuka aykırılık bulunduğu takdirde bu kararlara karşı olağanüstü yasa yoluna (olağanüstü temyize) başvurulabilecektir. Hukuka aykırılığın başka bir yasa yolu ile giderilmesi mümkün olduğu takdirde böyle bir karara karşı kanun yararına bozma yasa yoluna gidilemeyeceği konusunda bir kuşku bulunmamaktadır. Örneğin yargılama sonucunda verilen esas kararla birlikte temyiz incelemesi yapılabilecek olan ara kararlarına karşı temyiz yasa yolundan önce kanun yararına bozma yasa yoluna gidilemeyecektir. Yine koruma tedbirleri arasında yer alan tutukluluk kararına karşı da kanun yararına bozma yasa yoluna gidilemez. Zira her duruşmada mahkemece tutukluluğun devam edip etmeyeceği konusunda karar verilmesi yasal bir zorunluluktur. Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında tutuklu salıverilmesini talep edebilmektedir. Bu talebin reddi ise itiraza tabidir. (CMK.104) Bu durum esas karara kadar tekrarlanabilmektedir. Esas karar temyiz edildiğinde tutukluluk hali de temyiz mahkemesince incelenebilmektedir.
Buna karşılık el koyma kararının kaldırılmasının reddi kararına karşı yapılan itirazın reddedilmesi halinde bu karar kesin olup itirazda bulunan kişi bakımından, yeniden talep etmeyi gerekli kılacak bir delil ortaya çıkmadığı sürece tekrar el koymanın kaldırılmasının talep edilmesi yasal olarak mümkün değildir. Zira tutukluluk tedbirinde olduğu gibi eşyasına el konulan kişi soruşturma veya kovuşturma evresinin her aşamasında el konulan eşyasının iadesini talep etme hakkı bulunduğuna ilişkin yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumda yargılama süresince elkoyma kararının kaldırıp kaldırılmayacağı ancak yargılama hakiminin takdirine kalmış olmaktadır. Yargılama hakiminin bu yetkisi yasa yolu olarak kabul edilemez. Bu halde, eşyasına elkonulan şahıs yargılama sürecinin sonucunu beklemek zorunda kalacaktır. Yargılama sonucunda el konulan eşyanın ... iadesine veya müsaderesine karar verilecektir. Müsaderesine karar verildiği takdirde güvenlik tedbir olan el koyma kararı koruma tedbiri olan müsadere kararına dönüşmüş olacaktır. Bu nedenle ortada el koyma kararı kalmadığından bu hususun esas kararla birlikte ancak kelkoymayı koruma tedbirine dönüştüren müsadere kararı temyizen incelenebilecektir. Bir başka ifade ile el koyma kararı ve buna yapılan itiraz üzerine verilen karar esas hükümle birlikte incelenebilecek ara kararlarından değildir.Öte yandan "Hakimin el koyma kararını ileride bir gün kaldırarak haksızlığı giderme ihtimali olabilir. Bu nedenle kanun yararına bozmaya gelinemez" şeklindeki bir kabul de doğru olmayacaktır. Taşınmaz, hak, alacak ve diğer malvarlığı değerlerine suç soruşturması nedeniyle haksız olarak el konulan kişi veya kurumlar bakımından ileride telafisi güç hatta imkansız olacak şekilde ağır sonuçlara yol açabilecektir. Örneğin, kapsamlı bir suç soruşturması veya kovuşturması nedeniyle şüpheli-sanık veya 3.kişilerin, özel hukuk tüzel kişilerinin taşınmaz, hak, alacak ve diğer malvarlığı değerlerine haksız olarak elkoyma kararı verilmiş olabilir. Böyle bir durumda el koyma kararına yapılan itirazın, kesin mahiyette olan ret verilen karara karşı kanun yararına bozma yasa yoluna gidilemesinin kabul edilmemesi halinde yıllarca sürecek yargılama sonucuna kadar bu özel ... da tüzel kişiler telafisi mümkün olmayacak şekilde (iflas ile sonuçlanabilecek kadar) ağır bir zarara uğrayabilirler. Yine aynı şekilde suçta kullanıldığı düşüncesiyle kara, deniz (gemi gibi) ve hava ulaşım araçlarından birine haksız olarak el koyma kararı verilen bir olayda yargılama sonucunda mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Açıklanması geri bırakılan hükümle birlikte el konulan aracın sahibine iadesine karar verilse dahi beş yıllık deneme süresince bu iade gerçekleşmeyecek ve süre sonu beklenecektir. Bu durumda da el koyma kararı, telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açacaktır. Bu nedenledir ki el koyma koruma tedbiri kararının verilmesi, bu kararın denetlenmesi, uygulanma süresi büyük önem arzetmektedir. Nitekim Yasa Koyucu bu bağlamda, 21.02.2014 kabul tarihli 6526 sayılı Kanunun 10.maddesiyle CMK.nun 128.maddesinde değişiklik yapmıştır. Maddenin 1.fıkrasında yapılan değişiklikle taşınmaz, hak, alacak ve diğer malvarlığı değerlerine el konulması için önceki düzenlemede yeterli görülen "kuvvetli şüphenin" "somut delillere" dayanması öngörülmüştür. Bu koşulun gerçekleşmesi halinde el konulacak taşınmaz, hak, alacak ve diğer malvarlığı değerlerinin de "somut olarak belirlenmesi" hükmü getirilmiştir. Maddenin 9.fıkrasında da değişiklik yapılmıştır. Buna göre el koymaya ağır ceza mahkemesince oybirliğiyle karar verilecektir. İtiraz üzerine bu tedbire karar verilebilmesi için de oybirliği aranacaktır. Bu değişiklikler, Yasa Koyucunun taşınmaz, hak, alacak ve diğer malvarlığı değerlerine el koyma işlemine, bu konuda karar verilmesine ve bu kararın denetlenmesine verdiği önemi göstermektedir. Oybirliği koşulunun aranması da bunun göstergesidir. Kişi özgürlüğünü kısıtlayan tutukluluk tedbirine veya mahkumiyete karar verilirken dahi oybirliği aranmamaktadır. (Prof.Dr. Erdener Yurtcan-6526 sayılı Yasayla Ceza Muhakemesi Kanununda Yapılan Değişiklikler- Exprese Basımevi-2014 s.49-51)
Gerek doğrudan, gerekse itiraz üzerine oybirliğiyle verilen ve niteliği itibariyle çok önemli olan el koyma kararları hakkında yapılan itirazın, mercii tarafından kesin olarak verilen red kararına karşı kanun yararına bozma yasayoluna gelinemeyeceğine ilişkin sayın çoğunluğun kararı yasanın ve Yasa Koyucunun amacına ve hukuka uygun değildir.
2- Öğreti bakımından;
Öğretide kanun yararına bozma yasa yoluna gidilebilecek kararlar ve kanun yararına bozmanın amacı konusunda görüş birliği bulunmaktadır. Buna göre istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen hakimlik ve mahkeme kararlarına karşı bu yola başvurulabilecektir.
Öğretiye göre bu olağanüstü kanun yoluna başvurulmasının amacı, kanun hükümlerinin yeknesak ve eşit bir şekilde uygulanmasını, varsa kesinleşen kararlardaki hukuka aykırılıkların giderilmesini, bu giderilmeden sanığın da faydalanmasını sağlamaktır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu da istikrar bulmuş uygulamalarında kanun yararına bozma yasa yolunun amacını öğretiye uygun yorumlamaktadır.(...C.G.K. 16.06.2009 gün ve 2009-58/166 sayılı, 19.02.2008 gün ve 2008-19-31 sayılı kararları)
Bazı yazarlar kanun yararına bozma yasa yoluna gidilebilecek kararları iki gurupta toplamaktadırlar. Bu görüşe göre birinci gurupta kesinleşmiş son kararlara karşı, ikinci gurupta ise kesinleşmiş ara kararlarına karşı kanun yararına bozma yasa yoluna gidilebilecektir.(Öztürk/Tezcan/Erdem ve diğerleri-Nazari ve Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku Seçkin Yayımevi 5. baskı s.739-Özbek/Kanbur/Doğan/Bacaksız/Tepe-Ceza Muhakemesi Hukuku Seçkin yayımevi 5.baskı s.818) İkinci gurupta sözü edilen ara kararları kapsamında, son kararlarla birlikte temyizi mümkün olmayan ara kararları yer aldığı gibi eğer son karar temyiz edilmeden kesinleşmiş ise temyizle birlikte incelenebilecek olan ancak temyiz edilmediği için kesinleşen ara kararları da yer almaktadır.
Koruma tedbirleri kapsamında olan el koyma kararının ve bu karara karşı yapılan itiraz üzerine mercii tarafından verilen ve kesin nitelikte olan kararın son hükümle birlikte temyizen incelenecebilecek ara kararlarından olmadığını yukarıda açıklamış idik. Yaptığımız inceleme ve araştırmalardan öğretide bu kararlara karşı kanun yararına bozma yasa yoluna gidilemeyeceğine ilişkin bir görüşe rastlanılmamıştır. Buna karşılık Dr. Ahmet Gökçen'e ait Ceza Muhakemesinde Basit Elkoyma ve Postada Elkoyma isimli (Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Sermaye İşletmesi Yayınları No:90 -1994 basımı) eserin 207 sahifesinde elkoyma kararlarına karşı yazılı emir yoluna gidilebileceği açıça ifade edilmektedir. Yine öğretide koruma tedbirleri arasında yer alan arama tedbiri kararına karşı da kanun yararına gidilebileceği ifade edilmektedir.(Makale -Yrd.Doç.Dr. Recep Gülşen-Yeni Ceza Muhakemesi Kanunun'da Arama-Hukuki Perspektifle" Dergisi "HPD"- sayı:3 sh.93)
Görüldüğü gibi Sayın Çoğunluğun el koyma işlemi konusunda verilen kararlara karşı kanun yararına bozma yasa yoluna gelinemeyeceği yolundaki kararı, öğretideki görüşlerle de bağdaşmamaktadır.
3-Yargıtay kararları bakımından;
El koyma kararını vermeye yetkili mahkemenin tespiti konusunda itiraz merciinin kararına karşı yapılan kanun yararına bozma talebi üzerine 6.Ceza Dairesiyle Yargıtay Başsavcılığı arasında oluşan uyuşmazlığı Yargıtay Ceza Genel Kurulu esastan inceleyerek karara bağlamıştır. Sözü edilen kanun yararına bozma talebi konusu kararlar ve Yargıtayca verilen kararlar kısaca şöyledir:
Cumhuriyet Savcısı tarafından suç şüphesi altında bulunan bir çocuk hakkında yapılan soruşturma sırasında muhafaza altına alınan eşyaya CMK.nun 127/1 maddesi uyarınca ... Çocuk Mahkemesinden elkoyma kararı verilmesi talep edilmiştir. Mahkeme talep konusunda karar verme yetkisinin sulh ceza hakimine ait olduğu gerekçesiyle bu talebi reddetmiştir. Cumhuriyet Savcısı bu red kararına karşı itiraz yasa yoluna başvurmuştur. İtiraz mercii olan ... 1.Ağır Ceza Mahkemesi ise 14.03.2006 gün ve 2006/370 müteferrik sayılı karar ile itirazı reddetmiştir. Bu karara karşı Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Başsavcılığı tarafından 04.05.2006 gün ve 19264 sayılı yazıyla kanun yararına bozma yasa yoluna müracaat edilmiştir. Kanun yararına bozma talebinde itiraz merciinin itirazı kabul etmesi gerekirken reddetmesinin isabetsiz olduğu nedeni ileri sürülmüştür. Bu talep 6.Ceza Dairesi tarafından esastan incelemiş ve 04.06.2007 günlü, 2006/12756 E. 2007/6931 K. Sayılı kararla kabul edilerek itiraz merciinin kararının bozulmasına karar verilmiştir. Dairenin bu bozma kararına karşı Yargıtay Başsavcılığı tarafından Ceza Genel Kuruluna itiraz edilmiştir. İtiraz gerekçesi olarak itiraz merciinin kararınının yerinde olduğu ileri sürülmüştür. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise 16.10.2007 gün ve 191/207 sayılı kararla değişik gerekçeyle itirazı kabul ederek Daire kararının kaldırılmasına ve dosyanın Daireye gönderilmesine karar vermiştir. Ceza Genel Kurulunun oybirliğiyle verdiği bu kararı dosyadaki evrakların onaysız fotokopi olduğu, bu eksikliğin tamamlatılarak bir karar verilmesi gerektiği gerekçesine dayanmaktadır. Dosyanın gönderildiği 6.Ceza Dairesince Ceza Genel Kurulu kararında belirtilen eksiklik giderildikten sonra bu kez 19.03.2012 gün ve 2008/6822 E. 2012/5610 K.sayılı kararla itiraz merciinin kararı yerinde olduğu gerekçesiyle yasa yararına bozma talebinin reddine karar verilmiştir.
Görülmektedir ki, her ne kadar kanun yararına bozma talebi nedeni el koyma kararını vermeye yetkili mahkemenin belirlenmesine ilişkin ise de bu sorun el koyma işleminden kaynaklanmaktadır. El koyma kararı verilmesi talebine ilişkin itiraz merciinin ret kararı ile el koyma kararının kaldırılması talebinin reddine ilişkin karara karşı yapılan itirazın reddi kararı aynı niteliktedir ve kesin kararlardır. Her iki durumda da bu kararlar esas kararla birlikte temyizen incelenecek ara kararlarından değildir. Sorunun halli için yasa yararına bozma yolundan başka bir yasa yolu da bulunmamaktadır. Nitekim Ceza Genel Kurulu ve 6. Ceza Dairesi yasa yararına bozma talebini inceleyerek oybirliğiyle karara bağlamışlardır.
Öte yandan temyiz incelemelerinde, yargılama mahkemelerinin el koyma kararı verilen taşınmaz, hak, alacak ve diğer malvarlığı değerleri hakkında son kararla birlikte olumlu veya olumsuz bir karar vermedikleri görülmektedir. Mahkemece eksik bırakılan bu husus temyiz incelemesine konu yapılmamakta, karar bu nedenle bozulmamaktadır. Yargıtay kararında eksik bırakılan bu konuda mahallinde her zaman bir karar verilmesinin mümkün olduğu hatırlatılmakla yetinilmektedir. (7.C.D. 04.06.2013 gün ve 8550/12218, 18.04.2013 gün ve 2012/19298 E. 2013/9519 K. Sayılı kararlar)Yargıtayın bu uygulaması doğrudur. Zira karar verilmeyen bir konuda temyiz denetiminin yapılması mümkün değildir. Bu nedenledir ki, el koyma konusunda verilen ve kesin nitelikte olan kararlardaki hukuka aykırılıkların, haksızlıkların bir ... önce giderilmesi ve uygulamada birliğin sağlaması için yasa yararına bozma yoluna gidilmesi zorunluluğu vardır.
Tarafımızdan yapılan araştırma ve incelemelerde, el koyma kararı konusunda itiraz merciinin verdiği karara karşı yasa yararına bozma yoluna gelinemeyeceğine ilişkin bir Yargıtay kararına rastlanılmamıştır.
Yukarıda belirtilen emsal kararlar da gözetildiğinde Sayın çoğunluğun kararı Yargıtay içtihatlarına da aykırıdır.
4-AİHS, AİHM ve Anayasa bakımından;
Anayasamızın "Temel Haklar ve Ödevler" başlıklı ikinci kısmının "Kişi Hakları ve Ödevleri" başlıklı 2.bölümünün "Mülkiyet hakları" kenar başlıklı 35.maddesine göre herkes mülkiyet ve miras hakkına sahiptir. Bu haklar ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabilmektedir.
AİHS.nin Ek 1.Protoklünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1.maddesinin 1.fıkrasına göre her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Yine bu maddeye göre Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Maddenin 2.fıkrasında ise Devletlerin kamu yararına uygun olarak mülkiyetin kullanılmasını düzenleme yetkisinin bulunduğu belirtilmektedir.
Bu düzenlemelerden anlaşılacağı gibi gerek Anayasamızda ve gerekse AİHS.inde mülkiyet hakkı güvence altına alınmıştır. Bu hakkın sınırlanması ise ancak kamu yararına kanunla mümkün olabilmektedir. Nitekim 5271 sayılı CMK.nun 127 ila 132.maddelerinde düzenlenen el koyma tedbiriyle mülkiyet hakkına kanunla sınırlama getirilmiştir.
AİHM'e göre el koyma işlemi geçicidir. Bu işlemde, mülkiyetten yoksun bırakılma bulunmamaktadır. Mülkiyet hakkının kullanılmasına engel olmaktadır. 1 nolu Ek Protokol
12. Ceza Dairesi, 2019/1708 E., 2020/3133 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
AİHM içtihatları ışığında ulusal mevzuatımız değerlendirildiğinde; 5271 sayılı CMK'nın taşınmazlara, hak ve alacaklara el konulmasını düzenleyen 128. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kara, deniz ve hava ulaşım araçları hakkında verilen el koyma kararlarının sicile şerh verilmek suretiyle icra olunacağı hükme bağlanmış olup, ulaşım araçlarına fiilen el konulacağına yani alıkoymaya ilişkin ise h
12. Ceza Dairesi 2019/1708 E. , 2020/3133 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
Hüküm : ... Dış Ticaret Ltd. ŞTİ'nin davasının kısmen kabulü ile 18.900 TL maddi tazminatın davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine, davacı ...'in davasının reddine
Davacı ... Dış Ticaret Ltd. ŞTİ'nin tazminat talebinin kısmen kabulüne, davacı ...'in talebinin ise reddine ilişkin hüküm, davalı vekili ve davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığının 2008/468 soruşturma sayılı dosyası kapsamında davacı ... Dış Ticaret Ltd. ŞTİ'ye ait olan 7.880 kg çaya ve davacı ...'e ait 65 EV 535 plaka sayılı kamyona 25/02/2008 tarihinde kaçakçılık suçundan yürütülen soruşturma kapsamında fiilen el konulduğu, yapılan soruşturma sonucunda, 16/10/2008 tarihinde dosyanın şüphelileri olan şahıslar hakkında kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına, el konulan kamyonun ve çayların sahiplerine iadesine karar verilip, verilen kararın 05/01/2009 tarihinde kesinleştiği, davanın işlem tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanunun 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye açıldığı, dava için kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmakla;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, davalı vekili ve davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Anayasanın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir." denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Ancak mülkiyet hakkı sınırsız bir hak olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasanın 13. maddesinin de göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu kapsamda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) özellikle el koyma ve müsadere yoluyla yapılan müdahalelere ilişkin verdiği kararlarda, keyfi müdahalelerden korunmak amacıyla mülkiyet hakkına müdahale teşkil eden önlemlerin kanun dışı veya keyfi ya da orantısız olamayacağına vurgu yapmaktadır. (Ali Esen - Türkiye, Başvuru No: 74522/01, 24/7/2007). Kişilerin Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkının korunması ile sahip olunan bu hakkın kamu yararına aykırı olarak suçta kullanılması durumunda nasıl orantılı bir şekilde sınırlandırılabileceğine ilişkin sorun yine AİHM kararları ile aydınlatılmaya çalışılmış ve özellikle mülkün varsa resmi siciline devredilmesinin önlenmesi amacıyla şerh konulması, bazı durumlarda yargılama sonunda verilebilecek müsadere kararının sonuçsuz kalmasının önlenmesi ile mülkün yine suçta kullanılmasının önüne geçilmesi maksadıyla alıkonulabileceği hususları üzerinde durulmuştur. AİHM içtihatları ışığında ulusal mevzuatımız değerlendirildiğinde; 5271 sayılı CMK'nın taşınmazlara, hak ve alacaklara el konulmasını düzenleyen 128. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kara, deniz ve hava ulaşım araçları hakkında verilen el koyma kararlarının sicile şerh verilmek suretiyle icra olunacağı hükme bağlanmış olup, ulaşım araçlarına fiilen el konulacağına yani alıkoymaya ilişkin ise herhangi bir atıf yapılmamış olmakla birlikte 5607 sayılı Kanun kapsamında kara, deniz ve hava ulaşım araçları hakkında alıkoymaya ilişkin bir takım istisnalar bulunmaktadır. Adli olaylarda mülkiyet hakkına müdahale edilirken Anayasanın 35. maddesi başta olmak üzere yukarıda zikredilen kanun maddeleri de göz önünde bulundurularak orantılı bir karara varılması elzemdir. AİHM bu kapsamda el koyma ile kanuna aykırı eylem arasındaki illiyet bağının kamu makamlarınca makul bir şekilde değerlendirilmesini de başka bir güvence ölçütü olarak kabul etmektedir. El koyma ve müsaderenin muhakkak uygulanması gerektiği kabul edildiği takdirde özellikle iyiniyetli üçüncü kişiler yönünden eşyanın belirli koşullar dahilinde iadesi veya bu mümkün olamıyorsa eşya sahibinin zararının tazmini gerektiği hususu da kararlarda sıkça zikredilmektedir. Müsadere veya geçici el koyma yoluyla mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerin bireyin menfaatleri ile kamunun yararı arasında olması gereken adil dengeyi bozmaması için öncelikle suça konu eşyanın malikinin davranışı ile suç arasında uygun bir illiyet bağının olması, iyi niyetli eşya malikine eşyanın iade edilmesi veya iyi niyetli malikin bu nedenle oluşan zararının tazmin edilmesi gerekmektedir.
Somut olayda, 5607 sayılı Kanuna aykırılık suçu kapsamında el konulan kamyon iyi niyetli üçüncü kişi konumundaki davacı ... ait olduğu anlaşıldıktan sonra da el koyma tedbirinin fiili olarak uygulanmasına devam edilmiştir. El konulan aracın fiilen alıkonulması yerine trafik siciline şerh konulmasının niçin yetersiz kaldığı, 5271 sayılı CMK'nın 128. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kara, deniz ve hava ulaşım araçları hakkında verilen el koyma kararlarının sicile şerh verilmek suretiyle icra olunacağı düzenlendiği halde, hangi gerekçe ile araca fiilen el konulduğu, mahkeme kararından anlaşılamamaktadır. Anayasa Mahkemesinin 20/9/2017 tarih ve 2014/14195 başvuru numaralı kararında da belirtiği üzere suçta kullanılan veya suça konu eşyalara el konulması; bu eşyaların yeniden suçta kullanılmalarının önüne geçilmesi, caydırıcılığın sağlanması ve muhtemel bir müsaderenin sonuçsuz kalmasını önlemek gibi amaçlar taşımaktadır. Bununla birlikte kamu makamlarının söz konusu tedbirleri alırken kişilerin mülkiyet haklarının korunmasını da gözetmeleri gerekmektedir. Fiilen el koyma tedbirinin uygulanması, kişilerin geçici süreyle de olsa mülkünden yoksun bırakılması gibi ağır bir sonuca yol açmaktadır. El konulan aracın müsadere edilemeyeceğinin anlaşılmasına ve davacının aracının sicil kaydına şerh konulmak suretiyle daha az zarara yol açabilecek bir yolun da varlığına rağmen soruşturmanın sonuna kadar kamyona fiilen el konulması şeklindeki müdahalenin 5271 sayılı CMK'nın 128. maddesinin dördüncü fıkrasına aykırı olduğu gibi ölçülülük ilkesi ile de bağdaşmadığı anlaşılmaktadır.
Tüm bu açıklamalar ışığında, davacı ...' e ait olan kamyona fili el koyma tarihi olan 25/02/2008 den, kamyonun iadesine ilişkin kararının kesinleştiği 05/01/2009 tarihine kadar oluşan maddi zararın tespiti için bu süreçte, aracın ortalama ne kadar kazanabileceğinin Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonundan sorulup, bakım, sigorta, amortisman, şoför vs. giderleri de dikkate alınmak suretiyle net kazancı belirlenerek, maddi tazminat kapsamında hüküm altına alınması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi,
2-Davacı ... Dış Ticaret Ltd. ŞTİ'ye ait olan 7.880 kg çaya kaçakçılık suçundan yürütülen soruşturma kapsamında 25/02/2008 tarihinde el konulup, 16/10/2008 tarihinde kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmesi ile sahibi olan şirkete iade edilmesine karar verildiği, verilen kararın 05/01/2009 tarihinde kesinleşmesine müteakip, 10/04/2009 tarihinde 7840 kg çayın davacı şirkte teslim edildiği görülmekle, davacının iade edilemeyen 40 kg çayın el koyma anındaki piyasa koşullarına uygun fiyatı esas alınarak, tespit edilen miktarın talep uyarınca el koyma anından itibaren yasal faizi ile birlikte hükmedilmesi, diğer yandan iade edilen 7840 kg çaya ilişkin el koyma anındaki değeri esas alınarak, yalnızca, 25/02/2008 tarihinden iade kararının kesinleştiği 05/01/2009 tarihine kadar işleyecek yasal faizin maddi tazminat kapsamında hüküm altına alınması gerektiği gözetilmeden, davacının muhtemel kazanç kaybına göre zarar hesabı yapan dosya kapsamında mevcut 28/09/2015 tarihli rapor uyarınca yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kanuna aykırı olup, davalı vekili ve davacılar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 08/06/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Ceza Muhakemesi Hukuku
Elkoyma işlemi hakim kararı olmaksızın yapılmışsa, hakim onayı için süre sınırı nedir?
A) İşlemden itibaren 24 saat içinde onaya sunulur, hakim 24 saat içinde karar verir.
B) İşlemden itibaren 24 saat içinde onaya sunulur, hakim 48 saat içinde karar verir.
C) İşlemden itibaren 48 saat içinde onaya sunulur.
D) Onay gerekmez.
E) İşlemden itibaren 3 gün içinde.
Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.