Ceza Muhakemesi Kanunu 196. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 196 – (1) Mahkemece sorgusu yapılmış olan sanık veya bu hususta sanık tarafından yetkili kılındığı hâllerde müdafii isterse, mahkeme sanığı duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutabilir.
(2) Sanık, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiyle sorguya çekilebilir. Sorgu için belirlenen gün, Cumhuriyet savcısı ile sanık ve müdafiine bildirilir. Cumhuriyet savcısı ile müdafiin sorgu sırasında hazır bulunması zorunlu değildir. Sorgusundan önce sanığa, ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemediği sorulur.
(3) Sorgu tutanağı duruşmada okunur.
(4) (Değişik: 15/8/2017-KHK-694/147 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/142 md.) Hâkim veya mahkemenin zorunlu gördüğü durumlarda, aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle yurt içinde bulunan sanığın sorgusu yapılabilir veya duruşmalara katılmasına karar verilebilir.
(5) Hastalık veya disiplin önlemi ya da zorunlu diğer nedenlerle yargılamanın yapıldığı yargı çevresi dışındaki bir hastahane veya tutukevine nakledilmiş olan sanığın, sorgusu yapılmış olmak koşuluyla, hazır bulundurulmasına gerek görülmeyen oturumlar için getirilmemesine mahkemece karar verilebilir.
(6) Yurt dışında bulunan sanığın, belirlenen duruşma tarihinde hazır bulunmasının zorluğu halinde, bu tarihten önce duruşma açılarak veya istinabe suretiyle sorgusu yapılabilir.
Sanığın müdafi gönderebilmesi
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
568 karar eşleşti
11. Ceza Dairesi, 2016/10921 E., 2019/2501 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
Yargı çevresi dışında bir başka suçtan hükümlü sanığın karar duruşmasına getirilmemesi ya da CMK’nin 196/4. maddesi kapsamında SEGBİS yöntemi ile son savunma ve son söz hakkının hatırlatılmaması savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurmuştur.
11. Ceza Dairesi 2016/10921 E. , 2019/2501 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 213 Sayılı Yasaya muhalefet
HÜKÜM : Mahkumiyet
A) Hükümlerin gerekçesinde sanıkların sahte fatura düzenledikleri kabul edilmesine rağmen, sahte fatura düzenleme ve sahte fatura kullanma suçlarının birbirinden ayrı ve bağımsız suçları oluşturduğu gözetilmeden, hüküm fıkrasında sanıkların “sahte fatura kullanma” suçundan cezalandırılmalarına karar verilerek çelişkiye neden olunması,
B) ...Plastik Amb.San.Tic.Ltd.Şti.’nin ortakları ve yetkilileri olan sanıkların, 2010 takvim yılında sahte fatura düzenlendikleri iddiasıyla açılan kamu davasında; sanıklardan ...’in vergi incelemesi sırasında alınan beyanında, şirketin kurucu ortağı olarak görünmesine rağmen faaliyetlerine katılmadığını, şirketi muhasebeci ...’un isteği üzerine kurduklarını belirterek sorgusunda da suçlamayı kabul etmemesi; sanık ...’in savunmasında, akrabası olan ... isimli kişiye vekaletname verdiğini, şirketle ilgisinin bulunmadığını belirtmesi; sanık ...’ın savunmasında ise, şirketi ... ile birlikte kurduklarını ancak bir ay sonra hissesini devrederek şirketten ayrıldığını, bulunduğu dönemde herhangi bir fatura düzenlenmediğini söylemesi nedeniyle, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından;
1- 2010 takvim yılına ait faturaların, kullanan şirketlerden ve bağlı bulunduğu vergi dairesinden araştırılarak dosyaya getirtilmesi, faturalar sanıklara gösterilerek yazı ve imzaların kendilerine ait olup olmadığının sorulması, kendilerine ait olmadığını, ... ya da muhasebeci ...’a ait olduğunu söylemeleri halinde; bu kişilerin çekinme hakları hatırlatılarak tanık sıfatıyla dinlenilmeleri, faturalar gösterilerek yazı ve imzaların kendilerine ait olup olmadığının sorulması, sanık ...’in savunmasında belirttiği vekaletnamenin araştırılarak, bulunması halinde incelenmesi ve onaylı bir suretinin dosya içine konulması,
2- ... ve...’da faturalardaki yazı ve imzaların kendilerine ait olmadığını söyledikleri takdirde; yazı ve imza örnekleri temin edilerek, faturalardaki yazı ve imzaların sanıklara veya bu kişilere ait olup olmadığı konusunda uzman bir kurum veya kuruluştan rapor alınması,
3- Faturalardaki yazı ve imzaların sanıklara ya da belirtilen kişilere ait olmadığının anlaşılması halinde ise;
a) Faturaları kullandığı belirlenen mükellefler hakkında karşıt inceleme raporu düzenlenip düzenlenmediği ilgili vergi dairesinden sorularak, düzenlenmiş ise onaylı örneklerinin getirtilmesi,
b) Aynı mükellefler hakkında dava açılıp açılmadığının araştırılması; dava açılmış ise, dosyalarının getirtilerek incelenmesi ve bu davayla ilgili belgelerin onaylı örneklerinin çıkartılarak dosya içine konulması,
c) Faturaları kullanan şirket yetkilileri veya kişilerin, CMK'nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatılarak tanık sıfatıyla dinlenmesi; kendilerinden, sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldıklarının, sanıkları tanıyıp tanımadıklarının ve faturaların alınması konusunda sanıkların bir iştirakinin bulunup bulunmadığının sorulması,
Sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanıkların hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile mahkûmiyet hükümleri kurulması,
4- Kabule göre de;
a) Zincirleme suç hükümleri uygulanırken, TCK’nin 43/1. maddesi uyarınca artırım yapılması yerine, aynı Kanun’un 43/2. maddesi gereğince uygulama yapılması,
b) Kasıtlı suçtan hapis cezası verilen sanıklar hakkında, 5237 sayılı TCK’nin 53.maddesindeki hak yoksunluklarına hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, sanık ... ile sanıklar ... ve ... müdafilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 11.03.2019 tarihinde Üye ...'ın yargı çevresi dışında bir başka suçtan hükümlü sanığın savunma hakkının kısıtlandığı yönündeki karşı oyu ve oy çokluğu ile, esas yönünden oy birliğiyle karar verildi.
EK GEREKÇE
Dairemizin 11/03/2019 tarih, 2016/10921 Es. , 2019/2501 Kr. sayılı çoğunluğun bozma gerekçesine aşağıda belirttiğim ek gerekçe ile katılmıyorum.
Yerel mahkemece sanığın yokluğunda hüküm verildiği oturumda bir başka suçtan yargı çevresi dışında hükümlü olduğu anlaşılmaktadır.
Yargı çevresi dışında bir başka suçtan hükümlü sanığın karar duruşmasına getirilmemesi ya da CMK’nin 196/4. maddesi kapsamında SEGBİS yöntemi ile son savunma ve son söz hakkının hatırlatılmaması savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurmuştur.
CMK’nin 196/5. maddesine göre “..Yargılamanın yapıldığı yargı çevresi dışındaki.. nakledilmiş olan sanığın, sorgusu yapılmış olmak koşulu ile hazır bulundurulmasına gerek görmeyen oturumlar için getirilmemesine mahkemece karar verilebilir.” Dolayısıyla hükmün verildiği oturumda sanığın mutlaka hazır edilmesi ve son savunmasının sorulması ve son sözünün verilmesi zorunludur.
Getirmenin fiilen mümkün olmadığı durumlarda da CMK’nin 196/4. maddesi kapsamında SEGBİS yöntemi ile son savunmasının sorulması ve son sözünün verilmesi mümkündür.
Yerel mahkemece yargılamanın yapıldığı yargı çevresi dışında bir başka suçtan hükümlü bulunan sanıkla ilgili olarak CMK’nin 196/4 ve 5. fıkralarına aykırı davranılmak suretiyle son savunması sorulmamış dolayısıyla son sözü de verilmeyerek savunma hakkı kısıtlanmıştır.
Bu sebeblerle yerel mahkeme kararının öncelikle CMK’nin 196/4 ve 5. maddesi kapsamında savunma hakkının kısıtlandığı gerekçesi ile bozulması gerektiği düşüncesindeyim. 11/03/2019
Diğer kararlar (4)
Ceza Genel Kurulu, 2017/33 E., 2018/74 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza
tam metni aç
Görüntülü ve sesli iletişim tekniği kullanılarak sorgu yapma yöntemi CMK'nun 196/4. maddesi hükmüne göre mümkün kılınmıştır.
Ceza Genel Kurulu 2017/33 E. , 2018/74 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Ağır Ceza
Sanık ...'ın silahlı terör örgütüne yardım etme suçuna teşebbüsten TCK'nun 220/7. maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 314/2, 220/7, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK'nun 35, 62/1, 53, 58/7-9 ve 63. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba ilişkin Yüksekova Ağır Ceza Mahkemesince verilen 12.05.2015 gün ve 376-199 sayılı hükmün, sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 16. Ceza Dairesince 11.04.2016 gün ve 8305-2285 sayı ile;
“...Ceza yargılamasının temel ilkelerinden biri 'doğrudan doğruyalık-vasıtasızlıktır.' Bu nedenle CMK'nun 193/1. maddesinde 'sanık olmaksızın yargılama olmaz' genel kuralına yer verildikten sonra istisnalar aynı Kanunun 193/2, 194/2, 195, 196, 200/1 ve 204. maddelerinde gösterilmiştir. Sanığın kabulüne bağlı olarak alt sınırı 5 yıl ve daha fazla hapis cezası gerektiren suçlar hariç olmak üzere istinabe yoluyla sorguya çekilebilecektir. Görüntülü ve sesli iletişim tekniği kullanılarak sorgu yapma yöntemi CMK'nun 196/4. maddesi hükmüne göre mümkün kılınmıştır.
Somut olaydaki hukuki sorun, sanığın görüntülü ve sesli iletişim tekniğini kullanarak savunma yapmak istemediğini ısrarla beyan ederek duruşmada hazır bulunma isteği karşısında, bu sistemle savunma alınması durumunda, savunma hakkının kısıtlanarak 'adil yargılanma' ilkesinin ihlal edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır.
Duruşmada hazır bulunmak isteyen sanığın, duruşmada hazır bulundurulması sadece ödev değil aynı zamanda bir haktır. ( Ceza Genel Kurulunun 10.06.2008 gün ve 148-169 sayılı kararı)
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/1. maddesine göre;
Cezai bir suç ile itham edilen herkesin, kendini savunma, iddia tanıklarını sorguya çekme veya çektirme, duruşmada kullanılan dili anlamadığı veya konuşamadığı takdirde bir tercüman yardımından para ödenmeksizin yararlanması hakları güvence altına almıştır. Duruşmada hazır bulunmaksızın bu hakları nasıl kullanabileceğinin anlaşılması zordur. (Colozza v. İtalya, 12 Şubat 1985)
Adil bir ceza yargılaması sürecinin oluşumunda sanığın mahkeme nezdinde hazır bulunmasının büyük önemi bulunmaktadır. (Lala v. Hollanda 22 Eylül 1994) Bunun sebebi hem 'adil yargılanma hakkı'nın mevcudiyeti hem de beyanların doğruluğunun anlaşılması ve mağdur ile tanıkların beyanlarıyla karşılaştırılmasıdır. (Sedoviç v. İtalya)
Temyiz aşamasında davalının duruşma salonunda şahsen hazır bulunması ilk derece mahkemesinde görülmekte olan duruşmalarda hazır bulunmasına nispeten daha az önem arzetmektedir. (Kamasinsıki v. Avusturya, 19 Aralık 1989)
Adaletin gerçekten adil bir şekilde sağlanmasının demokratik bir toplumda tuttuğu yer göz önünde bulundurularak savunma hakkının kısıtlanmasına yönelik her bir tedbirin ciddi şekilde gerekli olmasına işaret edilmiştir. Daha az kısıtlayıcı bir tedbirin bulunması hâlinde o uygulanmalıdır. (Van Mechelen ve diğerleri)
Sözleşme ile garantiye alınan hakkın kullanılmasından vazgeçilmesi, bunun açıkça söylenmesi ile mümkün olabilir. (Zana/Türkiye)
CMK'nun genel ilkeleri ve 196. maddedeki düzenleme, Dairemizce benimsenen Ceza Genel Kurulunun 10.06.2008 gün ve 148-169 sayılı kararı ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin içtihatları göz önünde bulundurulduğunda; duruşmada hazır bulunma hakkı 'adil yargılanma' kapsamında değerlendirilmekte olup, bu hakkın sınırlanması ancak ciddi şekilde gerekli olması halinde istisna olarak uygulanmalıdır. AİHM'in Marcello Viola v. İtalya kararı temyiz duruşmasına ilişkindir. Bu nedenlerle kovuşturma aşamasında;
1-) Genel kural sanığın duruşmada hazır bulundurulmasıdır. Bu hak ciddi nedenlere dayalı olarak mahkeme kararı ile sınırlandırılabilir.
2-) İlk ve son savunmanın yapıldığı, esasa ilişkin delillerin toplandığı oturumlara sanığın SEGBİS yolu ile katılması açık kabulüne dayalı olmalıdır.
3-) Sesli ve görüntülü yöntemle savunma alınması hâlinde sanık müdafiinin talebi durumunda sanığın yanında bulunma olanağı sağlanmalıdır.
Bu koşullar gerçekleştiğinde savunma hakkının kısıtlanmadığı kabul edilebilecektir.
Tüm bu açıklamalar karşısında; duruşmalardan önce SEGBİS ile savunma yapmak istemediğini ve mahkemede hazır bulunarak savunma yapmak istediğini beyan eden sanığın taleplerine rağmen duruşmalarda hazır bulundurulmayıp SEGBİS aracılığıyla yargılaması yapılarak mahkûmiyetine karar verilmesi suretiyle savunma haklarının kısıtlanması" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 14.07.2016 gün ve 356624 sayı ile;
"...Ceza yargılamasının temel ilkelerinden birini oluşturan 'vasıtasızlık-doğrudan doğruyalık' ilkesi CMK'nun 193/1. maddesinde yer alan 'Kanunun ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz' düzenlemesi ile vücut bulmuştur. Bu düzenleme gereğince yasal istisnaları hariç olmak üzere duruşmada hazır bulunmayan sanık hakkında yargılama yapılamaz. Ceza yargılamasının en önemli usuli işlemlerinden birisi olan sorgunun ne şekilde yapılacağı hususu da CMK'nun 196. maddesinde düzenlemiş olup, 'vasıtasızlık' ilkesinin istisnalarından birisi CMK'nun 196/2. maddesinde yazılı olduğu üzere alt sınırı 5 yıldan az hapis cezası gerektiren suçlar yönünden sanığın sorgusunun istinabe ile yapılabilmesine olanak sağlanmıştır. Bunun dışındaki suçlar yönünden ise istinabe yasağı söz konusu olup, sanığın mahkeme huzurunda bulundurulmasını zorunlu kılmaktadır. Sanığın mahkeme huzuruna fiziken çıkarılamadığı durumlarda ise CMK'nun 196/4. maddesi gereğince 'Yukarıdaki fıkralar içeriğine göre sanığın aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle sorgusunun yapılabilmesi olanağının varlığı hâlinde bu yöntem uygulanarak sorgu yapılır.' düzenlemesine istinaden sanığın sorgusunun yapılması, diğer duruşmalara ise iştirakinin sağlanması mümkün kılınmıştır. Madde gerekçesine göre, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde konu edilen 'adil yargılanma hakkı' ilkesiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bu konudaki kararı gözetilerek, hâkimlerin hüküm vermeden önce sanığı bizzat görmeleri sağlanmaya çalışılmıştır. SEGBİS, hem duruşma salonunda bulunanların sanığı, hem de sanığın duruşma salonunda bulunanları aynı anda görüp duyabildiği sesli ve görüntülü bir iletişim sistemidir. Bu hâliyle CMK'nun 196/4. maddesinde yazılı koşulları sağlayan bir sistemdir. Sistemin kullanılması ile sanıkların bir yerden bir yere nakillerinde karşılaşılan güçlüklerin, gecikmelerin ve hak kayıplarının önüne geçilerek yargılamanın süratle tamamlanması sağlandığı gibi, sistem sayesinde duruşmaya katılan sanıkların yargılamanın vasıtasızlık ilkesine uygun olarak kendilerini savunma imkânları da sağlanmış olacaktır. SEGBİS aracılığı ile duruşmaya katılan sanık, o celsede dinlenen tanık veya bilirkişilere soru sorabilecek, varsa beyanlara itirazlarını dile getirebilecektir. Bu hâliyle sistemin kullanımı, ceza yargılamasının temel bir ilkesi olan 'vasıtasızlık- doğrudan doğruyalık' ilkesini desteklemektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Atılı suçtan hakkında açılan kamu davası nedeniyle sanığın Yüksekova Ağır Ceza Mahkemesinde sanığın tutuklu olarak yargılandığı, sanığın Van F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunduğu, 05.01.2015 tarihinde duruşmalara fiziken katılma talebinin olduğu, ancak 07.01.2015 tarihli oturuma SEGBİS aracılığıyla katıldığı ve savunmasını ana dilinde müdafi eşliğinde herhangi bir itirazda bulunmaksızın yaptığı, 12.02.2015 tarihli duruşmalara yine fiziki olarak katılmak istediğinden bahisle dilekçe verdiği, bu nedenle 12.02.2015 ve 12.03.2015 tarihli oturumlara katılmadığı, Cumhuriyet savcısının davanın esası hakkındaki mütalaasını bildirdiği 30.04.2015 tarihli oturuma ise SEGBİS vasıtasıyla katıldığı, hüküm celsesi olan 12.05.2015 tarihli oturuma ise katılmadığı anlaşılmıştır. Sanığa duruşmalara SEGBİS aracılığıyla katılma, davanın esası hakkında son savunmasının yapma fırsatı verildiği hâlde, sanığın duruşmalara katılımı konusunda SEGBİS'i vasıta kılmak istememesi ve bu nedenle duruşmalara iradi olarak katılmaması hâlinin, sanığın savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurmayacağı, SEGBİS kullanımının CMK'nun 196/4. maddesindeki düzenlemeye uygun olduğu..." görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
CMK'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 16. Ceza Dairesince, 09.11.2016 gün ve 5927-5526 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme suçuna teşebbüsten kurulan mahkûmiyet hükmü Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme, sanık ... hakkında aynı suçtan kurulan hüküm ile sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; alt sınırı beş yıl hapis cezasını gerektiren 5237 sayılı TCK'nun 314. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılanan, yargı çevresi dışında tutuklu bulunan ve ses ve görüntü bilişim sistemi (SEGBİS) ile savunma yapma imkanı tanınan sanığın, duruşmanın başlamasından sonra sorgusunun yapıldığı, Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşünü bildirdiği ve hükmün açıklandığı son oturuma getirtilmeden karar verilmesinin savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de; öncelikle, 5271 sayılı CMK'nun 196. maddesinin dördüncü fıkrasında 25.08.2017 tarihinde yürürlüğe giren 694 sayılı KHK'nın 147. maddesi ile yapılan değişiklik göz önüne alındığında bu hususun bozma nedeni yapılıp yapılmayacağı değerlendirilmelidir.
Sanığın, 14.08.2014 tarihinde silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanarak Hakkari Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna gönderildiği, 18.08.2014 tarihinde ise Van F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledildiği, daha sonra silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hakkında açılan kamu davası nedeniyle Yüksekova Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmasına başlandığı,
Yüksekova Ağır Ceza Mahkemesince, tutuklu sanığın 07.01.2015 tarihli oturuma katılımının sağlanması bakımından, öncelikle duruşma salonuna getirilmesi, bunun mümkün olmaması hâlinde SEGBİS imkânlarının bulunduğu bir yerde hazır edilmesinin cezaevi idaresinden istendiği,
Sanığın, yerel mahkemeye hitaben yazdığı 05.01.2015 tarihli dilekçede; hakkındaki iddialara karşı daha iyi savunma yapabilmek için 07.01.2015 tarihli oturumda duruşma salonunda bulunmak istediğini belirttiği, ancak söz konusu oturuma SEGBİS vasıtası ile katılan sanığın, bu sisteme ilişkin herhangi bir itiraz ileri sürmeksizin savunmasını yaptığı, sanık müdafiinin de söz konusu oturumda duruşma salonunda hazır olduğu,
12.02.2015 tarihli oturumdan önce tutuklu sanığın duruşmada hazır bulundurulması, bunun mümkün olmaması hâlinde SEGBİS imkânlarının bulunduğu bir yerde hazır edilmesi için yazılan müzekkereye cezaevi idaresince, Van ili ile Hakkari'nin ilçeleri arasında güvenli seyahatin sağlanamayacağı gerekçesi ile sevkin gerçekleştirilemediği şeklinde cevap verildiği, sanığın ise SEGBİS vasıtasıyla savunma yapmak istemediğine ilişkin dilekçeyi aynı tarihte yerel mahkemeye gönderdiği, belirtilen sebeplerle sanığın bahse konu oturuma katılımının sağlanamadığı,
Sanık müdafiinin hazır bulunduğu, 12.02.2015 tarihli oturuma tutuklu sanığın güvenlik gerekçesiyle getirilemediğini bildiren cezaevi idaresince müzekkere ekinde, Van Ceza İnfaz Kurumu Jandarma Bölük Komutanlığının 12.09.2014 tarihli yazısına yer verildiği, bu yazıda; ceza infaz kurumunda bulunanların büyük bir çoğunluğunun PKK terör örgütü üyeliği suçundan tutuklu olup suç yerlerinin ağırlıklı olarak Hakkari ili ve Yüksekova ilçesi olduğunun, yargılama yerleri değişen bu tutukluların yerel mahkemelerce duruşmalarda hazır edilmelerinin talep edildiğinin, Van'dan Hakkari ili ile Yüksekova ilçesine gidilmesi için Van-Başkale-Hakkari karayolunun kullanılacağının, ayın belirli günlerinde güvenlik güçlerince yolun belirli noktalarında güvenlik önlemleri alınarak güvenli yol günleri oluşturulduğunun, tamamında güvenliğin sağlanamadığı Van-Hakkari karayolunda geçmiş yıllarda yol kesme, silahlı çatışma, mayınlama, pusu kurma ve adam kaçırma gibi olayların meydana geldiğinin, son bir yıl içerisinde PKK terör örgütünün bu nitelikli eylemlerinin özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde artış gösterdiğinin, bahsi geçen eylemlerin tekrarlanma olasılığı bulunduğundan Van-Hakkari karayolunun en kritik bölge olduğunun, sevki yapılan PKK terör örgütü üyeliğinden tutuklu şahısların kaçırılabileceğinin, sevkte görevli personelin kaçırılma veya şehit edilme risklerinin yüksek olması nedeniyle Hakkari il ve ilçeleri ile Başkale'ye yapılacak duruşmalara güvenlik nedeniyle tutuklu sevkinin çok riskli olduğunun, devletin milyonlarca Lira harcayarak kurduğu ve aktif olan SEGBİS yerine karayolu ile sevk yapılmasının hem devlete ek bir maddi külfet hem de personel zayiatına yol açabilecek nitelikli olumsuz sonuçlar doğurabileceğinin belirtildiği,
12.03.2015 tarihli oturumda, sanık müdafiinin hazır bulunduğu, cezaevi idaresi tarafından sanığın SEGBİS vasıtasıyla ifade vermek istemediğinin bildirildiği,
30.04.2015 tarihli oturuma SEGBİS vasıtası ile katılan sanığın, bu sisteme yönelik herhangi bir itiraz ileri sürmediği, söz konusu oturumda Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşünü açıkladığı, ancak sanık müdafiinin esasa ilişkin savunma yapmak için süre talep etmesi nedeniyle bu oturumun ertelendiği,
12.05.2015 tarihli oturumda sanık müdafiinin hazır bulunduğu, cezaevi idaresi tarafından sanığın SEGBİS vasıtasıyla ifade vermek istemediğinin bildirildiği, aynı oturumda Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşünü açıkladığı, sanık müdafiinin esas hakkındaki savunmasını yapmasından sonra, yargılamaya son verilerek sanığın adli kontrol şartıyla tahliyesine ve eyleminin teşebbüs aşamasında kalan silahlı terör örgütüne yardım etme suçunu oluşturduğu kabul edilerek, TCK'nun 220/7. maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 314/2, 220/7, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK'nun 35, 62/1, 53, 58/7-9 ve 63. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, hükmolunan hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba ilişkin hükmün tefhim edildiği,
Anlaşılmaktadır.
Şüpheli veya sanığın ifadesinin alınmasında veya sorguya çekilmesinde uyulacak hususları belirleyen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun "İfade ve sorgunun tarzı" başlıklı 147. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde ifade ve sorgu işlemlerinin kaydında, teknik imkânlardan yararlanılacağı düzenlenmiş,
20.09.2011 tarihinde yürürlüğe giren Ceza Muhakemesinde Ses ve Görüntü Bilişim Sisteminin Kullanılması Hakkında Yönetmeliğin;
3. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde; SEGBİS:“UYAP Bilişim Sisteminde ses ve görüntünün aynı anda elektronik ortamda iletildiği, kaydedildiği ve saklandığı Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi” olarak tanımlanmış,
14. maddesinin 1. fıkrasında; "Teknik altyapının hazır olması durumunda ceza infaz kurumunda bulunan kişi SEGBİS ile dinlenebileceği gibi, SEGBİS üzerinden duruşmalara da katılabilir." hükmü getirilmiştir. Böylelikle, ceza infaz kurumunda, tedavi kurumunda veya yargı çevresi dışında bulunan kişilerin dinlenilmesinde SEGBİS'in kullanılmasına ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir.
Sanık hazır olmaksızın duruşma yapılamayacağı kuralını düzenleyen CMK’nun “Sanığın duruşmada hazır bulunmaması” başlıklı 193. maddesinin birinci fıkrası ise, “Kanunun ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz. Gelmemesinin geçerli nedeni olmayan sanığın zorla getirilmesine karar verilir” hükmünü amirdir. Bu kuralın istisnaları da aynı maddenin 2. fıkrasında “Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir”,
194. maddenin ikinci fıkrasında, “Sanık savuşur veya ara vermeyi izleyen oturuma gelmezse, önceden sorguya çekilmiş ve artık hazır bulunmasına mahkemece gerek görülmezse, dava yokluğunda bitirilebilir”,
195. maddesinde “(1) Suç, yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır”,
200. maddenin birinci fıkrasında, “Sanığın yüzüne karşı suç ortaklarından birinin veya bir tanığın gerçeği söylemeyeceğinden endişe edilirse, mahkeme, sorgu ve dinleme sırasında o sanığın mahkeme salonundan çıkarılmasına karar verebilir”,
204. maddesinde “(1) Davranışları nedeniyle, hazır bulunmasının duruşmanın düzenli olarak yürütülmesini tehlikeye sokacağı anlaşıldığında sanık, duruşma salonundan çıkarılır. Mahkeme, sanığın duruşmada hazır bulunmasını dosyanın durumuna göre savunması bakımından zorunlu görmezse, oturumu yokluğunda sürdürür ve bitirir. Ancak, sanığın müdafii yoksa, mahkeme barodan bir müdafi görevlendirilmesini ister. Oturuma yeniden alınmasına karar verilen sanığa, yokluğunda yapılan işlemler açıklanır” şeklinde gösterilmiştir.
Uyuşmazlık konusunun çözümüne ışık tutacak olan “Sanığın duruşmadan bağışık tutulması” başlıklı CMK’nun 196. maddesi ise suç ve karar tarihi itibarıyla;
“(1) Mahkemece sorgusu yapılmış olan sanık veya bu hususta sanık tarafından yetkili kılındığı hâllerde müdafii isterse, mahkeme sanığı duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutabilir.
(2) Sanık, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiyle sorguya çekilebilir. Sorgu için belirlenen gün, Cumhuriyet savcısı ile sanık ve müdafiine bildirilir. Cumhuriyet savcısı ile müdafiin sorgu sırasında hazır bulunması zorunlu değildir. Sorgusundan önce sanığa, ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemediği sorulur.
(3) Sorgu tutanağı duruşmada okunur.
(4) Yukarıdaki fıkralar içeriğine göre sanığın aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle sorgusunun yapılabilmesi olanağının varlığı hâlinde bu yöntem uygulanarak sorgu yapılır.
(5) Hastalık veya disiplin önlemi ya da zorunlu diğer nedenlerle yargılamanın yapıldığı yargı çevresi dışındaki bir hastahane veya tutukevine nakledilmiş olan sanığın, sorgusu yapılmış olmak koşuluyla, hazır bulundurulmasına gerek görülmeyen oturumlar için getirilmemesine mahkemece karar verilebilir.
(6) Yurt dışında bulunan sanığın, belirlenen duruşma tarihinde hazır bulunmasının zorluğu hâlinde, bu tarihten önce duruşma açılarak veya istinabe suretiyle sorgusu yapılabilir” şeklinde iken, 25.08.2017 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 694 sayılı KHK'nın 147. maddesi ile anılan maddenin dördüncü fıkrası; "Hâkim veya mahkemenin zorunlu gördüğü durumlarda, aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle yurt içinde bulunan sanığın sorgusu yapılabilir veya duruşmalara katılmasına karar verilebilir." şeklinde değiştirilmiştir.
Görüldüğü üzere, 694 sayılı KHK'nın 147. maddesi ile CMK’nun 196. maddesinin dördüncü fıkrasında yapılan birinci değişiklik “yukarıdaki fıkralar içeriğine göre” ibaresinin madde metninden çıkarılmasıdır. Bu halde alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda sanığın bizzat huzurda dinlenilmesine ilişkin gereklilik, sanığın istinabe suretiyle sorguya çekilmesini düzenleyen aynı maddenin ikinci fıkrası bakımından devam etmekte iken, sanığın SEGBİS yöntemi ile sorgusunun yapılmasını düzenleyen dördüncü fıkrası bakımından aranmamıştır. Böylelikle, alt sınır ayrımı yapılmaksızın tüm suçlar yönünden sanığın SEGBİS yöntemi uygulanarak sorgusu yapılabilecektir.
694 sayılı KHK'nın 147. maddesi ile CMK’nun 196. maddesinin dördüncü fıkrasında yapılan ikinci değişiklik ise “Hâkim veya mahkemenin zorunlu gördüğü durumlarda” ibaresinin madde metninde eklenmesidir. Bu manada, somut yargılamanın şartlarına göre bir değerlendirme yapacak olan yerel mahkeme, zorunlu gördüğü durumlarda, sanığın SEGBİS yöntemi ile sorgusunu yapabilir veya sorgusu yapılan sanığın bu sistem vasıtasıyla oturumlara katılmasına karar verebillir.
Buna göre; yargılama usulüne ilişkin hükümlerin derhal uygulanması zorunluluğu dikkate alındığında, 694 sayılı KHK'nın 147. maddesiyle CMK’nun 196. maddesinin dördüncü fıkrasında yapılan değişiklik nedeniyle, hâkim veya mahkemenin zorunlu gördüğü durumlarda, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan yargılanan ve mahkeme huzuruna getirilme talebi bulunan sanığın SEGBİS yöntemi ile sorgusunun yapılması veya duruşmalara katılımına karar verilmesi bozma nedeni oluşturmayacaktır.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Yargılandığı suçtan dolayı mahkemenin yargı çevresi dışındaki bir ceza infaz kurumunda tutuklu olup değişik tarihli dilekçelerinde oturumlara bizzat katılmak istediğini belirten sanığın, sorgusunun yapıldığı 07.01.2015 ve Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşünü bildirdiği 30.04.2015 tarihli oturumlara SEGBİS vasıtası ile katılımının sağlanmasının ve Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşünü bildirdiği ve hükmün açıklandığı son oturumda da duruşma salonunda hazır bulundurulmayıp yokluğunda yargılama yapılarak mahkûmiyetine karar verilmesinin hüküm tarihinde yürürlükte bulunan muhakeme kurallarına göre savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurduğu ileri sürülebilir ise de; hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 694 sayılı KHK'nın 147. maddesiyle CMK’nun 196. maddesinin dördüncü fıkrasında yapılan değişiklik sonucu, yerel mahkemenin zorunlu gördüğü hâllerde, alt sınırı beş yıl hapis cezasını gerektiren silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılanan ve duruşma salonunda hazır edilme talebi bulunan sanığın SEGBİS yöntemi ile sorgusunu yapabileceği veya duruşmalara katılmasına karar verebileceği ve yargılama usulüne ilişkin hükümlerin derhal uygulanması zorunluluğu göz önüne alındığında, bu aşamada Özel Dairenin, duruşmalardan önce sanığın, SEGBİS yoluyla savunma yapmak istemediğini beyan etmesine rağmen duruşmalarda hazır bulundurulmayıp SEGBİS yöntemiyle yargılamasının yapılarak hüküm kurulması isabetsizliğine ilişkin bozma nedeninin yerine getirilme imkanının bulunmadığı, bu yönde yapılacak bozmanın sonuca etkili olmayacağı ve yargılamanın uzamasına neden olacağı kabul edilmelidir.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçe ile kabulüne, Özel Daire bozma kararının kaldırılmasına, hükmün esasının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
SONUÇ :
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçe ile KABULÜNE,
2- Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 11.04.2016 gün ve 8305-2285 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,
3- Dosyanın, hükmün esasının incelenmesi için Yargıtay 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.02.2018 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.
Ceza Genel Kurulu, 2016/814 E., 2018/42 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza
tam metni aç
maddesinde 'sanık olmaksızın yargılama olmaz' genel kuralına yer ...erildikten sonra istisnalar CMK'nun 193/2, 194/2, 195, 196, 200/1 ...e 204. maddelerinde gösterilmiştir.
Ceza Genel Kurulu 2016/814 E. , 2018/42 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Ağır Ceza
Anayasayı ihlal suçundan sanık ...'in 5237 sayılı TCK'nun 309/1, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK'nun 53 ...e 58/9-6. maddeleri uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ...e cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin, CMK'nun 250. maddesi ile göre...li Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesince ...erilen 13.11.2012 gün ...e 218-253 sayılı resen temyize tâbi olan hükmün, sanık ...e müdafii tarafından da temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 30.12.2013 gün ...e 7932-16704 sayı ile;
“...765 sayılı TCK'nun 146/1 ...e 5237 sayılı TCK'nun 309/1. maddelerinde tanımlanan Anayasayı ihlal suçunda, suç tarihi, amaç suçun işlenmesine matuf ...ahamet arz eden araç suçların işlendiği tarih olup, sanığın sübutu kabul edilen ...e hükme esas alınan eylemlerinin 01.06.2005 tarihinden önce işlenmiş olması karşısında, hakkında bir bütün halinde lehe olan 765 sayılı TCK'nun 146/1, 31 ...e 33. maddeleri gereğince uygulama yapılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması...” isabetsizliğinden bozulmasına karar ...erilmiştir.
6526 sayılı Kanunla 3713 sayılı Kanuna eklenen geçici 14. madde uyarınca dosyanın yetkisizlik kararıyla gönderildiği Tokat Ağır Ceza Mahkemesince bozmaya uyularak 13.02.2015 gün ...e 311-53 sayı ile; sanık ...'in Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını tağyir, tebdil, ilgaya teşebbüs suçundan 765 sayılı TCK’nun 146/1, 31, 33 ...e 40. maddeleri uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, müebbeten kamu hizmetlerinden yasaklanmasına, ceza süresi içinde kanuni kısıtlılık altında bulundurulmasına ...e mahsuba karar ...erilmiş, resen temyize tâbi olan bu hükmün sanık müdafii tarafından da temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 16. Ceza Dairesince 01.12.2015 gün ...e 5499-4564 sayı ile;
“Ceza yargılamasının temel ilkelerinden biri 'doğrudan doğruyalık-...asıtasızlıktır'. Bu nedenle CMK'nun 193/1. maddesinde 'sanık olmaksızın yargılama olmaz' genel kuralına yer ...erildikten sonra istisnalar CMK'nun 193/2, 194/2, 195, 196, 200/1 ...e 204. maddelerinde gösterilmiştir. Sanığın kabulüne bağlı olarak alt sınırı 5 yıl ...e daha fazla hapis cezası gerektiren suçlar hariç olarak istinabe yoluyla sorguya çekilebilecektir. Görüntülü ...e sesli iletişim tekniği kullanılarak sorgu yapma imkanı CMK'nun 196/4. madde hükmüne göre mümkün kılınmıştır.
Somut olaydaki hukuki sorun, sanığın görüntülü ...e sesli iletişim tekniğini kullanarak sa...unma yapmak istemediğini ısrarla beyan ederek duruşmada hazır bulunmak istediğini belirtmesi ...e bu sistemle sa...unma alınması durumunda, sa...unma hakkının kısıtlanarak adil yargılama ilkesinin ihlal edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır.
Duruşmada hazır bulunmak isteyen sanığın, duruşmada hazır bulundurulması sadece öde... değil aynı zamanda bir haktır. ( Ceza Genel Kurulunun 10.06.2008 gün ...e 148-169 sayılı kararı)
A...rupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/1. maddesine göre;
Cezai bir suç ile itham edilen herkesin, kendini sa...unma, iddia tanıklarını sorguya çekme ...eya çektirme, duruşmada kullanılan dili anlamadığı ...eya konuşamadığı takdirde bir tercüman yardımından para ödenmeksizin yararlanması haklarını gü...ence altına almıştır. Duruşmada hazır bulunmaksızın bu hakları nasıl kullanabileceğinin anlaşılması zordur. (Colozza .... İtalya 12 Şubat 1985)
Adil bir ceza yargılaması sürecinin oluşumunda sanığın mahkeme nezdinde hazır bulunmasının büyük önemi bulunmaktadır. (Lala .... Hollanda 22 Eylül 1994) Bunun sebebi hem adil yargılama hakkının me...cudiyeti hem de beyanların doğruluğunun anlaşılması ...e mağdur ile tanıkların beyanlarıyla karşılaştırılmasıdır. (....iç .... İtalya)
Temyiz aşamasında da...alının duruşma salonunda şahsen hazır bulunması ilk derece mahkemesinde görülmekte olan duruşmalarda hazır bulunmasına nispeten daha az önem arzetmektedir. (Kamasinsıki .... A...usturya, 19 Aralık 1989)
Adaletin gerçekten adil bir şekilde sağlanmasının demokratik bir toplumda tuttuğu yer göz önünde bulundurularak sa...unma hakkının kısıtlanmasına yönelik her bir tedbirin ciddi şekilde gerekli olmasına işaret edilmiştir. Daha az kısıtlayıcı bir tedbirin bulunması halinde o uygulanmalıdır. (...an Mechelen ...e diğerleri)
Sözleşme ile garantiye alınan hakkın kullanılmasından ...azgeçilmesi, bunun açıkça söylenmesi ile mümkün olabilir. (Zana/Türkiye)
CMK'nun genel ilkeleri ...e 196. maddedeki düzenleme Dairemizce benimsenen Ceza Genel Kurulunun 10.06.2008 gün ...e 148-169 sayılı kararı ile A...rupa İnsan Hakları Mahkemesinin içtihatları göz önünde bulundurulduğunda; duruşmada hazır bulunma hakkı adil yargılama kapsamında değerlendirilmekte olup, bu hakkın sınırlanması ancak ciddi şekilde gerekli olması halinde istisna olarak uygulanmalıdır. A.İ.H.M.'nin Marcello ...iola .... İtalya kararı temyiz duruşmasına ilişkindir. Bu nedenlerle ko...uşturma aşamasında;
1-) Genel kural sanığın duruşmada hazır bulundurulmasıdır. Bu hak ciddi nedenlere dayalı olarak mahkeme kararı ile sınırlandırılabilir.
2-) İlk ...e son sa...unmanın yapıldığı, esasa ilişkin delillerin toplandığı oturumlara sanığın SEGBİS yoluyla katılması açık kabulüne dayalı olmalıdır.
3-) Sesli ...e görüntülü yöntemle sa...unma alınması hâlinde sanık müdafiinin talebi durumunda sanığın yanında bulunma olanağı sağlanmalıdır.
Bu koşullar gerçekleştiğinde sa...unma hakkının kısıtlanmadığı kabul edilebilecektir.
Tüm bu açıklamalar karşısında; sa...unmasını duruşmada hazır bulunarak yapmak istediğini beyan eden ...e SEGBİS sistemiyle yapılan duruşmaya çıkmayan sanığın duruşmada hazır bulundurulmayıp yokluğunda yargılaması yapılarak mahkûmiyetine karar ...erilmesi suretiyle sa...unma hakkının kısıtlanması," isabetsizliğinden bozulmasına karar ...erilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsa...cılığı ise 05.02.2016 gün ...e 159443 sayı ile;
"...Ceza yargılamasının temel ilkelerinden birini oluşturan '...asıtasızlık-doğrudan doğruyalık' ilkesi CMK'nun 193/1. maddesinde yer alan 'Kanunun ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz' düzenlemesi ile ...ücut bulmuştur. Bu düzenleme gereğince yasal istisnaları hariç olmak üzere duruşmada hazır bulunmayan sanık hakkında yargılama yapılamaz. Ceza yargılamasının en önemli usuli işlemlerinden birisi olan sorgunun ne şekilde yapılacağı hususu da CMK'nun 196. maddesinde düzenlemiş olup, '...asıtasızlık' ilkesinin istisnalarından birisi CMK'nun 196/2. maddesinde yazılı olduğu üzere alt sınırı 5 yıldan az hapis cezası gerektiren suçlar yönünden sanığın sorgusunun istinabe ile yapılabilmesine olanak sağlanmıştır. Bunun dışındaki suçlar yönünden ise istinabe yasağı söz konusu olup, sanığın mahkeme huzurunda bulundurulmasını zorunlu kılmaktadır. Sanığın mahkeme huzuruna fiziken çıkarılamadığı durumlarda ise CMK'nun 196/4. maddesi gereğince 'Yukarıdaki fıkralar içeriğine göre sanığın aynı anda görüntülü ...e sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle sorgusunun yapılabilmesi olanağının ...arlığı hâlinde bu yöntem uygulanarak sorgu yapılır.' düzenlemesine istinaden sanığın sorgusunun yapılması, diğer duruşmalara ise iştirakinin sağlanması mümkün kılınmıştır. Madde gerekçesine göre, A...rupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde konu edilen 'adil yargılanma hakkı' ilkesiyle A...rupa İnsan Hakları Mahkemesinin bu konudaki kararı gözetilerek, hâkimlerin hüküm ...ermeden önce sanığı bizzat görmeleri sağlanmaya çalışılmıştır. SEGBİS, hem duruşma salonunda bulunanların sanığı, hem de sanığın duruşma salonunda bulunanları aynı anda görüp duyabildiği sesli ...e görüntülü bir iletişim sistemidir. Bu hâliyle CMK'nun 196/4. maddesinde yazılı koşulları sağlayan bir sistemdir. Sistemin kullanılması ile sanıkların bir yerden bir yere nakillerinde karşılaşılan güçlüklerin, gecikmelerin ...e hak kayıplarının önüne geçilerek yargılamanın süratle tamamlanması sağlandığı gibi, sistem sayesinde duruşmaya katılan sanıkların yargılamanın ...asıtasızlık ilkesine uygun olarak kendilerini sa...unma imkanları da sağlanmış olacaktır. SEGBİS aracılığı ile duruşmaya katılan sanık, o celsede dinlenen tanık ...eya bilirkişilere soru sorabilecek, ...arsa beyanlara itirazlarını dile getirebilecektir. Bu hâliyle sistemin kullanımı, ceza yargılamasının temel bir ilkesi olan '...asıtasızlık- doğrudan doğruyalık' ilkesini desteklemektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Atılı suçtan hakkında açılan kamu da...ası nedeniyle CMK'nun 250. maddesi gereğince göre...li Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmakta iken önce bu mahkemelerin daha sonra da 6256 sayılı Kanun ile TMK'nun 10. maddesi ile kurulan Ağır Ceza Mahkemelerinin kapatılması nedeniyle suç yerine göre Tokat Ağır Ceza Mahkemesine dosyası de...redilen sanığın tutuklu olarak yargılandığı Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmalara fiziken katıldığı, 13.12.2006 tarihli ilk oturumun yapıldığı, sanığın bu celseden itibaren on beş celse boyunca çeşitli nedenler ileri sürerek sa...unma yapmadığı, ancak 18.05.2010 tarihli 16. celsede sa...unmasını yazılı olarak sunduğu, dosyanın Tokat Ağır Ceza Mahkemesine yetkisizlik kararı ile gönderilmesinden sonra Tokat Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan hükmün de ...erildiği tek celseye SEGBİS aracılığıyla katılmayı reddettiği, mahkeme huzuruna çıkarılmak isteğinin mahkemece kabul görmediği anlaşılmıştır. Sanığa duruşmalara SEGBİS aracılığıyla katılma, da...anın esası hakkında son sa...unmasının yapma fırsatı ...erildiği hâlde, sanığın duruşmalara katılımı konusunda SEGBİS'i ...asıta kılmak istememesi ...e bu nedenle duruşmalara iradi olarak katılmaması hâlinin, sa...unmasını yapmamak suretiyle yargılamayı sürüncemede bırakma eğilimi içinde olduğu gözlenen sanığın sa...unma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurmayacağı, SEGBİS kullanımının CMK'nun 196/4. maddesindeki düzenlemeye uygun olduğu..." görüşüyle itiraz kanun yoluna baş...urmuştur.
CMK'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 16. Ceza Dairesince, 23.02.2016 gün ...e 1217-1269 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ...e açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
İtirazın kapsamına göre inceleme, sanık ... hakkında Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını tağyir, tebdil, ilgaya teşebbüs suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsa...cılığı arasında oluşan ...e Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren 765 sayılı TCK'nun 146. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını tağyir, tebdil, ilgaya teşebbüs suçundan yargılanan, yargı çe...resi dışında tutuklu bulunan ...e ses ...e görüntü bilişim sistemi (SEGBİS) ile sa...unma yapma imkanı tanınan sanığın, Cumhuriyet sa...cısının esas hakkındaki görüşünü bildirdiği ...e hükmün açıklandığı son oturuma getirtilmeden karar ...erilmesinin sa...unma hakkının kısıtlanması niteliğinde olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de; öncelikle, 5271 sayılı CMK'nun 196. maddesinin dördüncü fıkrasında 25.08.2017 tarihinde yürürlüğe giren 694 sayılı KHK'nın 147. maddesi ile yapılan değişiklik göz önüne alındığında bu hususun bozma nedeni yapılıp yapılmayacağı değerlendirilmelidir.
Sanığın, 20.05.2006 tarihinde silahlı terör örgütüne üye olma, tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması ...eya el değiştirmesi ...e 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçlarından tutuklanarak Adana F Tipi Yüksek Gü...enlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna gönderildiği, daha sonra inceleme kapsamındaki Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını tağyir, tebdil, ilgaya teşebbüs suçundan hakkında açılan kamu da...ası nedeniyle CMK'nun 250. maddesi ile göre...li Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmasına başlandığı, 12.12.2006 tarihinde ise Ankara 1 Nolu F Tipi Yüksek Gü...enlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledildiği,
Tutuklu bulunan sanığın, CMK'nun 250. maddesi ile göre...li Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesindeki 13.12.2006 tarihli ilk oturuma cezae...inden getirilmediği, baro tarafından atanan sanık müdafii A.... ....'ın ise duruşma salonunda hazır bulunduğu,
09.02.2007 tarihli oturumda, A.... ...'ın sanık müdafii olarak, sanık ile birlikte duruşmaya katıldığı, bu nedenle yerel mahkemece baro tarafından atanan A.... ....'ın müdafilik göre...inin sona ermesine karar ...erildiği, söz konusu oturumda sanığın, iddianamenin kendisine tebliğ edilmediğini, bu sebeple sa...unmasını hazırlayamadığını beyan ettiği, bunun üzerine yerel mahkemece duruşma salonunda iddianamenin sanığa tebliğ edilerek sa...unmasının gelecek oturum alınmasına karar ...erildiği,
Sanık müdafii A.... ...'ın hazır bulunduğu 06.04.2007, 15.06.2007 ...e 07.09.2007 tarihli oturumlarda, sa...unmasını hazırlayamadığı için mehil istediğini ifade eden sanığın sa...unmasının gelecek oturum alınmasına karar ...erildiği,
Sanık müdafiinin hazır bulunduğu 30.11.2007 tarihli oturumda, sa...unmasını hazırlayamadığı için tekrardan süre talebinde bulunan sanığa yeniden mehil ...erilmesine yer olmadığına karar ...erildiği,
18.05.2010 tarihli oturuma kadar benzer şekilde sa...unma yapmayan sanığın, müdafiinin de hazır bulunduğu bu oturumda sa...unmasını yaptığı, sanık ...e müdafiinin hazır bulunduğu 13.11.2012 tarihli oturumda ise yargılamaya son ...erilerek sanığın inceleme kapsamındaki 5237 sayılı TCK'nun 309/1 ...e 3713 sayılı Kanunun 5/1. maddeleri uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün tefhim edildiği, resen temyize tâbi olan hükmün, sanık ...e müdafii tarafından da temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesince 30.12.2013 gün ...e 7392-16704 sayı ile; suç tarihinin 01.06.2005 tarihinden önce olması nedeniyle sanık hakkında lehe olan 765 sayılı TCK'nun 146/1. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar ...erildiği,
Bozmadan sonra Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesince 20.10.2014 tarihinde açılan oturuma katılan sanığın, bozma ilamına bir diyeceği olmadığını, aleyhine olan hususları kabul etmediğini beyan ettiği, bu oturumda TMK'nun 10. maddesi uyarınca kurulan ağır ceza mahkemelerinin, 06.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6526 sayılı Kanun gereğince kapatılması nedeniyle yetkisizlik kararı ...erilerek dosyanın Tokat Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiği,
Sanığın, Ankara 1 Nolu F Tipi Yüksek Gü...enlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutukluluk halinin dosyanın Tokat Ağır Ceza Mahkemesine de...rinden sonra da de...am ettiği, Tokat Ağır Ceza Mahkemesince, tutuklu sanığın 13.02.2015 tarihli oturuma katılımının sağlanması bakımından SEGBİS imkânlarının bulunduğu bir yerde hazır edilmesinin cezae...i idaresinden istendiği, buna istinaden cezae...i idaresince bozma ilamı, yetkisizlik kararı ...e duruşmanın 13.02.2015 tarihinde yapılacağına dair çağrı kağıdının 25.12.2014 tarihinde sanığa tebliğ edildiği,
Sanık müdafii A.... ...'a ise, bozma ilamı, yetkisizlik kararı ...e duruşma gününü bildirir çağrı kağıdının 06.01.2015 tarihinde tebliğ edildiği,
Sanığın yerel mahkemeye hitaben yazdığı 16.01.2015 tarihli dilekçede; SEGBİS'in sa...unma hakkını kısıtladığını, duruşma salonuna getirtilerek huzurda sa...unma yapmak istediğini belirttiği,
13.02.2015 tarihli oturumda cezae...i idaresi tarafından sanığın SEGBİS ...asıtasıyla ifade ...ermek istemediğinin bildirildiği, ayrıca söz konusu oturumda A.... ...'ın hazır bulunmaması nedeniyle baro tarafından atanan A.... ...'nın müdafii olarak göre...lendirilmesine karar ...erilip yargılamaya de...am olunduğu, aynı oturumda Cumhuriyet sa...cısının esas hakkındaki görüşünü açıkladığı, sanık müdafiinin esas hakkındaki sa...unmasını yapmasından sonra yargılamaya son ...erilerek hükmün tefhim edildiği,
Anlaşılmaktadır.
Şüpheli ...eya sanığın ifadesinin alınmasında ...eya sorguya çekilmesinde uyulacak hususları belirleyen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun "İfade ...e sorgunun tarzı" başlıklı 147. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde ifade ...e sorgu işlemlerinin kaydında, teknik imkânlardan yararlanılacağı düzenlenmiş,
20.09.2011 tarihinde yürürlüğe giren Ceza Muhakemesinde Ses ...e Görüntü Bilişim Sisteminin Kullanılması Hakkında Yönetmeliğin;
3. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde; SEGBİS:“UYAP Bilişim Sisteminde ses ...e görüntünün aynı anda elektronik ortamda iletildiği, kaydedildiği ...e saklandığı Ses ...e Görüntü Bilişim Sistemi” olarak tanımlanmış,
14. maddesinin 1. fıkrasında; "Teknik altyapının hazır olması durumunda ceza infaz kurumunda bulunan kişi SEGBİS ile dinlenebileceği gibi, SEGBİS üzerinden duruşmalara da katılabilir." hükmü getirilmiştir. Böylelikle, ceza infaz kurumunda, teda...i kurumunda ...eya yargı çe...resi dışında bulunan kişilerin dinlenilmesinde SEGBİS'in kullanılmasına ilişkin usul ...e esaslar belirlenmiştir.
Sanık hazır olmaksızın duruşma yapılamayacağı kuralını düzenleyen CMK’nun “Sanığın duruşmada hazır bulunmaması” başlıklı 193. maddesinin birinci fıkrası, “Kanunun ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz. Gelmemesinin geçerli nedeni olmayan sanığın zorla getirilmesine karar ...erilir” hükmünü amirdir. Bu kuralın istisnaları da aynı maddenin 2. fıkrasında “Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar ...erilmesi gerektiği kanısına ...arılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da da...a yokluğunda bitirilebilir”,
194. maddenin ikinci fıkrasında “Sanık sa...uşur ...eya ara ...ermeyi izleyen oturuma gelmezse, önceden sorguya çekilmiş ...e artık hazır bulunmasına mahkemece gerek görülmezse, da...a yokluğunda bitirilebilir”,
195. maddesinde “(1) Suç, yalnız ...eya birlikte adlî para cezasını ...eya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek da...etiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır”,
200. maddenin birinci fıkrasında “Sanığın yüzüne karşı suç ortaklarından birinin ...eya bir tanığın gerçeği söylemeyeceğinden endişe edilirse, mahkeme, sorgu ...e dinleme sırasında o sanığın mahkeme salonundan çıkarılmasına karar ...erebilir”,
204. maddesinde “(1) Da...ranışları nedeniyle, hazır bulunmasının duruşmanın düzenli olarak yürütülmesini tehlikeye sokacağı anlaşıldığında sanık, duruşma salonundan çıkarılır. Mahkeme, sanığın duruşmada hazır bulunmasını dosyanın durumuna göre sa...unması bakımından zorunlu görmezse, oturumu yokluğunda sürdürür ...e bitirir. Ancak, sanığın müdafii yoksa, mahkeme barodan bir müdafi göre...lendirilmesini ister. Oturuma yeniden alınmasına karar ...erilen sanığa, yokluğunda yapılan işlemler açıklanır” şeklinde gösterilmiştir.
Uyuşmazlık konusunun çözümüne ışık tutacak olan “Sanığın duruşmadan bağışık tutulması” başlıklı CMK’nun 196. maddesi ise suç ...e karar tarihi itibarıyla;
“(1) Mahkemece sorgusu yapılmış olan sanık ...eya bu hususta sanık tarafından yetkili kılındığı hâllerde müdafii isterse, mahkeme sanığı duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutabilir.
(2) Sanık, alt sınırı beş yıl ...e daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiyle sorguya çekilebilir. Sorgu için belirlenen gün, Cumhuriyet sa...cısı ile sanık ...e müdafiine bildirilir. Cumhuriyet sa...cısı ile müdafiin sorgu sırasında hazır bulunması zorunlu değildir. Sorgusundan önce sanığa, ifadesini esas mahkemesi huzurunda ...ermek isteyip istemediği sorulur.
(3) Sorgu tutanağı duruşmada okunur.
(4) Yukarıdaki fıkralar içeriğine göre sanığın aynı anda görüntülü ...e sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle sorgusunun yapılabilmesi olanağının ...arlığı hâlinde bu yöntem uygulanarak sorgu yapılır.
(5) Hastalık ...eya disiplin önlemi ya da zorunlu diğer nedenlerle yargılamanın yapıldığı yargı çe...resi dışındaki bir hastahane ...eya tutuke...ine nakledilmiş olan sanığın, sorgusu yapılmış olmak koşuluyla, hazır bulundurulmasına gerek görülmeyen oturumlar için getirilmemesine mahkemece karar ...erilebilir.
(6) Yurt dışında bulunan sanığın, belirlenen duruşma tarihinde hazır bulunmasının zorluğu hâlinde, bu tarihten önce duruşma açılarak ...eya istinabe suretiyle sorgusu yapılabilir” şeklinde iken 25.08.2017 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 694 sayılı KHK'nın 147. maddesi ile anılan maddenin dördüncü fıkrası; "Hâkim ...eya mahkemenin zorunlu gördüğü durumlarda, aynı anda görüntülü ...e sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle yurt içinde bulunan sanığın sorgusu yapılabilir ...eya duruşmalara katılmasına karar ...erilebilir." biçiminde değiştirilmiştir.
Görüldüğü üzere, 694 sayılı KHK'nın 147. maddesi ile CMK’nun 196. maddesinin dördüncü fıkrasında yapılan birinci değişiklik “yukarıdaki fıkralar içeriğine göre” ibaresinin madde metninden çıkarılmasıdır. Bu halde alt sınırı beş yıl ...e daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda sanığın huzurda dinlenilmesine ilişkin gereklilik, sanığın istinabe suretiyle sorguya çekilmesini düzenleyen aynı maddenin ikinci fıkrası bakımından de...am etmekte iken, sanığın SEGBİS yöntemi ile sorgusunun yapılmasını düzenleyen dördüncü fıkrası bakımından aranmamıştır. Böylelikle, alt sınır ayrımı yapılmaksızın tüm suçlar yönünden sanığın SEGBİS yöntemi uygulanarak sorgusu yapılabilecektir.
694 sayılı KHK'nın 147. maddesi ile CMK’nun 196. maddesinin dördüncü fıkrasında yapılan ikinci değişiklik ise “Hâkim ...eya mahkemenin zorunlu gördüğü durumlarda” ibaresinin madde metnine eklenmesidir. Bu manada, somut yargılamanın şartlarına göre bir değerlendirme yapacak olan yerel mahkeme, zorunlu gördüğü durumlarda, sanığın SEGBİS yöntemi ile sorgusunu yapabilecek ...eya sorgusu yapılan sanığın bu sistem ...asıtasıyla oturumlara katılmasına karar ...erebilecektir.
Buna göre; yargılama usulüne ilişkin hükümlerin derhal uygulanması zorunluluğu dikkate alındığında, 694 sayılı KHK'nın 147. maddesiyle CMK’nun 196. maddesinin dördüncü fıkrasında yapılan değişiklik nedeniyle, hakim ...eya mahkemenin zorunlu gördüğü durumlarda, alt sınırı beş yıl ...e daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan yargılanan ...e mahkeme huzuruna getirilme talebi bulunan sanığın SEGBİS yöntemi ile sorgusunun yapılması ...eya duruşmalara katılımına karar ...erilmesi bozma nedeni oluşturmayacaktır.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Yargılandığı suçtan dolayı mahkemenin yargı çe...resi dışındaki bir ceza infaz kurumunda tutuklu olup 13.02.2015 tarihli oturumda kendisine SEGBİS ...asıtası ile sa...unma yapma imkânı tanınan sanığın, 16.01.2015 tarihli dilekçesinde duruşmaya bizzat katılmak istediğini belirtmesine karşın, Cumhuriyet sa...cısının esas hakkındaki görüşünü bildirdiği ...e hükmün açıklandığı 13.02.2015 tarihli son oturumda duruşma salonunda hazır bulundurulmayıp yokluğunda yargılama yapılarak mahkûmiyetine karar ...erilmesinin hüküm tarihinde yürürlükte bulunan muhakeme kurallarına göre sa...unma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurduğu ileri sürülebilir ise de; hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 694 sayılı KHK'nın 147. maddesiyle CMK’nun 196. maddesinin dördüncü fıkrasında yapılan değişiklikle, yerel mahkemenin zorunlu gördüğü hâllerde, alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı yargılanan ...e duruşma salonunda hazır edilme talebi bulunan sanığın SEGBİS yöntemi ile sorgusunu yapabileceğinin ...eya duruşmalara katılmasına karar ...erebileceğinin hüküm altına alınması ...e yargılama usulüne ilişkin hükümlerin derhal uygulanması zorunluluğu göz önüne alındığında, bu aşamada Özel Dairenin, SEGBİS yoluyla yapılan duruşmaya çıkmayan sanığın duruşmada hazır bulundurulması sağlanmadan yokluğunda yargılama yapılarak hüküm kurulması isabetsizliğine ilişkin bozma nedeninin yerine getirilme imkanının bulunmadığı, bu yönde yapılacak bozmanın sonuca etkili olmayacağı ...e yargılamanın uzamasına neden olacağı kabul edilmelidir.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsa...cılığı itirazının değişik gerekçe ile kabulüne, Özel Daire bozma kararının kaldırılmasına, hükmün esasının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar ...erilmelidir.
SONUÇ :
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsa...cılığı itirazının değişik gerekçe ile KABULÜNE,
2- Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 01.12.2015 gün ...e 5499-4564 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,
3- Dosyanın, hükmün esasının incelenmesi için Yargıtay 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsa...cılığına TE...DİİNE, 13.02.2018 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar ...erildi.
Ceza Genel Kurulu, 2016/639 E., 2017/339 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza
tam metni aç
Görüntülü ve sesli iletişim tekniği kullanılarak sorgu yapma yöntemi CMK'nun 196/4. maddesi hükmüne göre mümkün kılınmıştır.
Ceza Genel Kurulu 2016/639 E. , 2017/339 K.
"İçtihat Metni"
Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 16. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Ağır Ceza
Günü : 06.11.2014
Sayısı : 75-477
Sanık ...'nın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı TCK'nun 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5 ve 5237 sayılı TCK'nun 62. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis; görevi yaptırmamak için direnme suçundan 5237 sayılı TCK'nun 265/1-4 ve 62. maddeleri uyarınca 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK'nun 53, 58/9, 54 ve 63. maddeleri gereğince hak yoksunluğuna, mahsuba, müsadereye ve her iki suçtan hükmolunan hapis cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin Hakkari 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 06.11.2014 gün ve 75-477 sayılı hükümlerin, sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 16. Ceza Dairesince 28.09.2015 gün ve 5425-2734 sayı ile;
“Ceza yargılamasının temel ilkelerinden biri 'doğrudan doğruyalık-vasıtasızlıktır.' Bu nedenle CMK'nun 193/1. maddesinde 'sanık olmaksızın yargılama olmaz' genel kuralına yer verildikten sonra istisnalar aynı Kanunun 193/2, 194/2, 195, 196, 200/1 ve 204. maddelerinde gösterilmiştir. Sanığın kabulüne bağlı olarak alt sınırı 5 yıl ve daha fazla hapis cezası gerektiren suçlar hariç olmak üzere istinabe yoluyla sorguya çekilebilecektir. Görüntülü ve sesli iletişim tekniği kullanılarak sorgu yapma yöntemi CMK'nun 196/4. maddesi hükmüne göre mümkün kılınmıştır.
Somut olaydaki hukuki sorun, sanığın görüntülü ve sesli iletişim tekniğini kullanarak savunma yapmak istemediğini ısrarla beyan ederek duruşmada hazır bulunma isteği karşısında, bu sistemle savunma alınması durumunda, savunma hakkının kısıtlanarak 'adil yargılanma' ilkesinin ihlal edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır.
Duruşmada hazır bulunmak isteyen sanığın, duruşmada hazır bulundurulması sadece ödev değil aynı zamanda bir haktır. (Y.C.G.K. 10.06.2008, 9-148/169 s.k.)
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/1. maddesine göre;
Cezai bir suç ile itham edilen herkesin, kendini savunma, iddia tanıklarını sorguya çekme veya çektirme, duruşmada kullanılan dili anlamadığı veya konuşamadığı takdirde bir tercüman yardımından para ödenmeksizin yararlanması hakları güvence altına almıştır. Duruşmada hazır bulunmaksızın bu hakları nasıl kullanabileceğinin anlaşılması zordur. (Colozza v. İtalya, 12 Şubat 1985)
Adil bir ceza yargılaması sürecinin oluşumunda sanığın mahkeme nezdinde hazır bulunmasının büyük önemi bulunmaktadır. (Lala v. Hollanda 22 Eylül 1994) Bunun sebebi hem 'adil yargılanma hakkı'nın mevcudiyeti hem de beyanların doğruluğunun anlaşılması ve mağdur ile tanıkların beyanlarıyla karşılaştırılmasıdır. (Sedoviç v. İtalya)
Temyiz aşamasında davalının duruşma salonunda şahsen hazır bulunması ilk derece mahkemesinde görülmekte olan duruşmalarda hazır bulunmasına nispeten daha az önem arzetmektedir. (Kamasinsıki v. Avusturya, 19 Aralık 1989)
Adaletin gerçekten adil bir şekilde sağlanmasının demokratik bir toplumda tuttuğu yer göz önünde bulundurularak savunma hakkının kısıtlanmasına yönelik her bir tedbirin ciddi şekilde gerekli olmasına işaret edilmiştir. Daha az kısıtlayıcı bir tedbirin bulunması hâlinde o uygulanmalıdır. (Van Mechelen ve diğerleri)
Sözleşme ile garantiye alınan hakkın kullanılmasından vazgeçilmesi, bunun açıkça söylenmesi ile mümkün olabilir. (Zana/Türkiye)
CMK'nun genel ilkeleri ve 196. maddedeki düzenleme, Dairemizce benimsenen Ceza Genel Kurulunun 10.06.2008 gün ve 148-169 sayılı kararı ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin içtihatları göz önünde bulundurulduğunda; duruşmada hazır bulunma hakkı 'adil yargılanma' kapsamında değerlendirilmekte olup, bu hakkın sınırlanması ancak ciddi şekilde gerekli olması halinde istisna olarak uygulanmalıdır. AİHM'in .... v. İtalya kararı temyiz duruşmasına ilişkindir. Bu nedenlerle kovuşturma aşamasında;
1-) Genel kural sanığın duruşmada hazır bulundurulmasıdır. Bu hak ciddi nedenlere dayalı olarak mahkeme kararı ile sınırlandırılabilir.
2-) İlk ve son savunmanın yapıldığı, esasa ilişkin delillerin toplandığı oturumlara sanığın SEGBİS yolu ile katılması açık kabulüne dayalı olmalıdır.
3-) Sesli ve görüntülü yöntemle savunma alınması hâlinde sanık müdafiinin talebi durumunda sanığın yanında bulunma olanağı sağlanmalıdır.
Bu koşullar gerçekleştiğinde savunma hakkının kısıtlanmadığı kabul edilebilecektir.
Tüm bu açıklamalar karşısında; esas hakkında son savunmasını duruşmada hazır bulunarak yapmak istediğini beyan eden sanığın duruşmada hazır bulundurulmayıp SEGBİS aracılığıyla yargılaması yapılarak mahkûmiyetine karar verilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 15.12.2015 gün ve 138631 sayı ile;
"...Ceza yargılamasının temel ilkelerinden birini oluşturan 'vasıtasızlık-doğrudan doğruyalık' ilkesi CMK'nun 193/1. maddesinde yer alan 'Kanunun ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz' düzenlemesi ile vücut bulmuştur. Bu düzenleme gereğince yasal istisnaları hariç olmak üzere duruşmada hazır bulunmayan sanık hakkında yargılama yapılamaz. Ceza yargılamasının en önemli usuli işlemlerinden birisi olan sorgunun ne şekilde yapılacağı hususu da CMK'nun 196. maddesinde düzenlemiş olup, 'vasıtasızlık' ilkesinin istisnalarından birisi CMK'nun 196/2. maddesinde yazılı olduğu üzere alt sınırı 5 yıldan az hapis cezası gerektiren suçlar yönünden sanığın sorgusunun istinabe ile yapılabilmesine olanak sağlanmıştır. Bunun dışındaki suçlar yönünden ise istinabe yasağı söz konusu olup, sanığın mahkeme huzurunda bulundurulmasını zorunlu kılmaktadır. Sanığın mahkeme huzuruna fiziken çıkarılamadığı durumlarda ise CMK'nun 196/4. maddesi gereğince 'Yukarıdaki fıkralar içeriğine göre sanığın aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle sorgusunun yapılabilmesi olanağının varlığı hâlinde bu yöntem uygulanarak sorgu yapılır.' düzenlemesine istinaden sanığın sorgusunun yapılması, diğer duruşmalara ise iştirakinin sağlanması mümkün kılınmıştır. Madde gerekçesine göre, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde konu edilen 'adil yargılanma hakkı' ilkesiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bu konudaki kararı gözetilerek, hâkimlerin hüküm vermeden önce sanığı bizzat görmeleri sağlanmaya çalışılmıştır. SEGBİS, hem duruşma salonunda bulunanların sanığı, hem de sanığın duruşma salonunda bulunanları aynı anda görüp duyabildiği sesli ve görüntülü bir iletişim sistemidir. Bu hâliyle CMK'nun 196/4. maddesinde yazılı koşulları sağlayan bir sistemdir. Sistemin kullanılması ile sanıkların bir yerden bir yere nakillerinde karşılaşılan güçlüklerin, gecikmelerin ve hak kayıplarının önüne geçilerek yargılamanın süratle tamamlanması sağlandığı gibi, sistem sayesinde duruşmaya katılan sanıkların yargılamanın vasıtasızlık ilkesine uygun olarak kendilerin savunma imkânları da sağlanmış olacaktır. SEGBİS aracılığı ile duruşmaya katılan sanık, o celsede dinlenen tanık veya bilirkişilere soru sorabilecek, varsa beyanlara itirazlarını dile getirebilecektir. Bu hâliyle sistemin kullanımı, ceza yargılamasının temel bir ilkesi olan 'vasıtasızlık- doğrudan doğruyalık' ilkesini desteklemektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Atılı suçlardan hakkında açılan kamu davası nedeniyle Van 6. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmakta iken TMK'nun 10. maddesi ile kurulan Ağır Ceza Mahkemelerinin kapatılması nedeniyle suç yerine göre Hakkari 1. Ağır Ceza Mahkemesine dosyası devredilen sanığın tutuklu olarak yargılandığı Van'daki duruşmalara fiziken katıldığı, ancak dosyanın Hakkari 1. Ağır Ceza Mahkemesine devrinden sonra Van'daki cezaevinde kalan sanığın yapılan duruşmalardan 08.05.2014 günlü celseye SEGBİS vasıtası ile katıldıktan sonra, diğer oturumlara ve hüküm duruşmasına katılmadığı, müdafiin ve sanığın hüküm mahkemesindeki duruşmalara bizzat katılmak konusunda ısrar ettikleri, yerel mahkemenin sanığın duruşmada hazır edilmesi yönündeki yazılarının Van ve Hakkari arasında güvenli seyahatin sağlanamayacağı gerekçesi ile yerine getirilemediği, bu nedenle yargılamanın SEGBİS vasıtası ile yürütülmek istendiği ancak sanığın SEGBİS aracılığı ile duruşmalara katılmak istememesi nedeniyle hükmün yokluğunda ancak müdafii huzurunda verildiği anlaşılmıştır. Sanığa duruşmalara SEGBİS aracılığıyla katılma, davanın esası hakkında son savunmasının yapma fırsatı verildiği hâlde, sanığın duruşmalara katılımı konusunda SEGBİS'i vasıta kılmak istememesi ve bu nedenle duruşmalara iradi olarak katılmaması hâlinin, sanığın savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurmayacağı, SEGBİS kullanımının CMK'nun 196/4. maddesindeki düzenlemeye uygun olduğu..." görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
CMK'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 16. Ceza Dairesince, 08.02.2016 gün ve 8769-689 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanık ... hakkında devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, kasten öldürme ve kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından verilen beraat hükümleri temyiz edilmeksizin kesinleşmiş, 2911 sayılı Kanuna muhalefet suçundan ise 6352 sayılı Kanun gereği kamu davasının ertelenmesi kararı verilmiş olup, itirazın kapsamına göre inceleme, silahlı terör örgütüne üye olma ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından kurulan mâhkumiyet hükümleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; alt sınırı beş yıl hapis cezasını gerektiren 5237 sayılı TCK'nun 314/2. maddesi uyarınca silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılanan, yargı çevresi dışında tutuklu bulunan ve ses ve görüntü bilişim sistemi (SEGBİS) ile savunma yapma imkânı tanınan sanığın, Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşünü bildirdiği oturumlar ile hükmün açıklandığı son oturuma getirtilmeden karar verilmesinin savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olup olmadığı, bu bağlamda "adil yargılanma" ilkesinin ihlal edilip edilmediğinin belirlenmesine ilişkindir.
Sanığın, 01.12.2012 tarihinde silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanarak Van F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna gönderildiği, daha sonra inceleme kapsamı dışında bulunan devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, 2911 sayılı Kanuna muhalefet, kasten öldürme ve kasten öldürme suçuna azmettirme ile inceleme kapsamındaki silahlı terör örgütüne üye olma ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından hakkında açılan kamu davaları nedeniyle TMK'nun 10. maddesi ile görevli Van 6. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmasına başlandığı,
Tutuklu bulunan sanığın, TMK'nun 10. maddesi ile görevli Van 6. Ağır Ceza Mahkemesinde 02.10.2013, 27.11.2013 ve 22.01.2014 tarihli oturumlara vekaletnameli müdafii Av. ... ile birlikte katılarak savunma yaptığı,
Sanık müdafii Av. ...'in, TMK'nun 10. maddesi ile görevli Van 6. Ağır Ceza Mahkemesinde 26.02.2014 tarihli oturuma mazeret bildirerek katılmadığı, tutuklu bulunan sanığın ise aynı oturuma katılarak müdafii olmaksızın savunma yaptığı,
TMK'nun 10. maddesi uyarınca kurulan ağır ceza mahkemelerinin, 06.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6526 sayılı Kanun gereğince kapatılması nedeniyle dosyanın 17.03.2014 tarihinde Van 6. Ağır Ceza Mahkemesince Hakkari 1. Ağır Ceza Mahkemesine devredildiği,
Sanığın Van F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutukluluk hâlinin dosyanın Hakkari 1. Ağır Ceza Mahkemesine devrinden sonra da devam ettiği, Hakkari 1. Ağır Ceza Mahkemesince tutuklu sanığın 08.05.2014 tarihli oturuma katılımının sağlanması bakımından SEGBİS imkânlarının bulunduğu bir yerde hazır edilmesinin cezaevi idaresinden istendiği,
Hakkari 1. Ağır Ceza Mahkemesindeki 08.05.2014 tarihli oturuma SEGBİS vasıtası ile katılan sanığın, mahkeme huzurunda kendini daha rahat ifade edebileceğini, tahliye edilmeyecekse sonraki oturuma katılmak istediğini belirttikten sonra savunmasını yaptığı, sanık müdafiinin de söz konusu oturumda duruşma salonunda hazır olduğu,
05.06.2014 ve 22.07.2014 tarihli oturumlardan önce tutuklu sanığın duruşmada hazır bulundurulması, bunun mümkün olmaması hâlinde SEGBİS imkânlarının bulunduğu bir yerde hazır edilmesi için yazılan müzekkerelere cezaevi idaresince, Van ve Hakkari arasında güvenli seyahatin sağlanamayacağı gerekçesi ile sevkin gerçekleştirilemediği şeklinde cevap verildiği, belirtilen nedenle sanığın 05.06.2014 ve 22.07.2014 tarihli oturumlarda hazır edilemediği, sanığın kabul etmemesi nedeniyle SEGBİS vasıtasıyla da bu oturumlara katılımının sağlanamadığı, sanık müdafiinin 05.06.2014 tarihli oturumda müvekkilinin duruşmada hazır edilmesini istediği, 22.07.2014 tarihli oturumda ise bu yönde bir talebinin bulunmadığı,
Sanık müdafiinin hazır bulunduğu 16.09.2014 ve 16.10.2014 tarihli oturumlara tutuklu sanığın güvenlik gerekçesiyle getirilemediğini bildiren cezaevi idaresince müzekkere ekinde, Van Cezaevi Jandarma Bölük Komutanlığının 12.09.2014 tarihli yazısına yer verildiği,
Van Cezaevi Jandarma Bölük Komutanlığının 12.09.2014 tarihli yazısında; cezaevi infaz kurumunda bulunan tutukluların büyük bir çoğunluğunun PKK terör örgütü üyeliği suçundan tutuklu olup suç yerlerinin ağırlıklı olarak Hakkari ili ve Yüksekova ilçesi olduğunun, yargılama yerleri değişen bu tutukluların yerel mahkemelerce duruşmalarda hazır edilmelerinin talep edildiğinin, Van ilinden Hakkari ili ile Yüksekova ilçesine gidilmesi için Van-Başkale-Hakkari karayolunun kullanılacağının, ayın belirli günlerinde güvenlik güçlerince yolun belirli noktalarında güvenlik önlemleri alınarak güvenli yol günleri oluşturulduğunun, tamamında güvenliğin sağlanamadığı Van-Hakkari karayolunda yol kesme, silahlı çatışma, mayınlama, pusu kurma ve adam kaçırma gibi olayların geçmiş yıllarda meydana geldiğinin, son bir yılda içerisinde de PKK terör örgütünün bu nitelikli eylemlerinin özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde artış gösterdiğinin, bahsi geçen eylemlerin tekrarlanma olasılığı bulunduğundan Van-Hakkari karayolunun en kritik bölge olduğunun, sevki yapılan PKK terör örgütü üyeliğinden tutuklu şahısların kaçırılabileceğinin, sevkte görevli personelin kaçırılma veya şehit edilme risklerinin yüksek olması nedeniyle Hakkari il ve ilçeleri ile Başkale ilçesine yapılacak duruşmalara güvenlik nedeni ile tutuklu sevkinin çok riskli olduğunun, devletin milyonlarca Lira harcayarak kurduğu ve aktif olan SEGBİS yerine karayolu ile sevk yapılmasının hem devlete ek bir maddi külfet hem de personel zayiatına yol açabilecek nitelikli olumsuz sonuçlar doğurabileceğinin belirtildiği,
16.09.2014 ve 16.10.2014 tarihli oturumlarda Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşünü açıkladığı, ancak sanık müdafiinin esasa ilişkin savunma yapmak için süre talep etmesi nedeniyle bu oturumların ertelendiği,
06.11.2014 tarihli oturumda sanık müdafiinin hazır bulunduğu, cezaevi idaresi tarafından sanığın güvenlik nedeniyle duruşmada hazır edilemediğinin ve ayrıca SEGBİS vasıtasıyla ifade vermeye de çıkmak istemediğinin bildirildiği, bunun üzerine yerel mahkemece sanığın SEGBİS ile savunmasının alınmasının yüz yüzelik ilkesine aykırılık oluşturmayacağına karar verilerek yargılamaya devam olunduğu, aynı oturumda Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşünü açıkladığı, sanık müdafiinin esas hakkındaki savunmasını yapmasından sonra yargılamaya son verilerek hükmün tefhim edildiği,
Sanık ve müdafii tarafından aşamalarda ibraz edilen dilekçelerde; SEGBİS ile yeterince savunma yapılamadığını, ısrarla duruşmalara bizzat katılmak istenildiğini, ancak bu talebin yetersiz gerekçelerle yerinde görülmediğini ifade ettikleri,
Anlaşılmaktadır.
Şüpheli veya sanığın ifadesinin alınmasında veya sorguya çekilmesinde uyulacak hususları belirleyen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun "İfade ve sorgunun tarzı" başlıklı 147. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde ifade ve sorgu işlemlerinin kaydında, teknik imkânlardan yararlanılacağı düzenlenmiş,
20.09.2011 tarihinde yürürlüğe giren Ceza Muhakemesinde Ses ve Görüntü Bilişim Sisteminin Kullanılması Hakkında Yönetmeliğin;
3. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde; SEGBİS:“UYAP Bilişim Sisteminde ses ve görüntünün aynı anda elektronik ortamda iletildiği, kaydedildiği ve saklandığı Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi” olarak tanımlanmış,
14. maddesinin 1. fıkrasında; "Teknik altyapının hazır olması durumunda ceza infaz kurumunda bulunan kişi SEGBİS ile dinlenebileceği gibi, SEGBİS üzerinden duruşmalara da katılabilir." hükmü getirilmiştir. Böylelikle, ceza infaz kurumunda, tedavi kurumunda veya yargı çevresi dışında bulunan kişilerin dinlenilmesinde SEGBİS'in kullanılmasına ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir.
Sanık hazır olmaksızın duruşma yapılamayacağı kuralını düzenleyen CMK’nun “Sanığın duruşmada hazır bulunmaması” başlıklı 193. maddesinin birinci fıkrası ise, “Kanunun ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz. Gelmemesinin geçerli nedeni olmayan sanığın zorla getirilmesine karar verilir” hükmünü amirdir. Bu kuralın istisnaları da aynı maddenin 2. fıkrasında “Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir”,
194. maddenin ikinci fıkrasında, “Sanık savuşur veya ara vermeyi izleyen oturuma gelmezse, önceden sorguya çekilmiş ve artık hazır bulunmasına mahkemece gerek görülmezse, dava yokluğunda bitirilebilir”,
195. maddesinde “(1) Suç, yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır”,
200. maddenin birinci fıkrasında, “Sanığın yüzüne karşı suç ortaklarından birinin veya bir tanığın gerçeği söylemeyeceğinden endişe edilirse, mahkeme, sorgu ve dinleme sırasında o sanığın mahkeme salonundan çıkarılmasına karar verebilir”,
204. maddesinde “(1) Davranışları nedeniyle, hazır bulunmasının duruşmanın düzenli olarak yürütülmesini tehlikeye sokacağı anlaşıldığında sanık, duruşma salonundan çıkarılır. Mahkeme, sanığın duruşmada hazır bulunmasını dosyanın durumuna göre savunması bakımından zorunlu görmezse, oturumu yokluğunda sürdürür ve bitirir. Ancak, sanığın müdafii yoksa, mahkeme barodan bir müdafi görevlendirilmesini ister. Oturuma yeniden alınmasına karar verilen sanığa, yokluğunda yapılan işlemler açıklanır” şeklinde gösterilmiştir.
Uyuşmazlık konusunun çözümüne ışık tutan “Sanığın duruşmadan bağışık tutulması” başlıklı CMK’nun 196. maddesi ise;
“(1) Mahkemece sorgusu yapılmış olan sanık veya bu hususta sanık tarafından yetkili kılındığı hâllerde müdafii isterse, mahkeme sanığı duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutabilir.
(2) Sanık, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiyle sorguya çekilebilir. Sorgu için belirlenen gün, Cumhuriyet savcısı ile sanık ve müdafiine bildirilir. Cumhuriyet savcısı ile müdafiin sorgu sırasında hazır bulunması zorunlu değildir. Sorgusundan önce sanığa, ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemediği sorulur.
(3) Sorgu tutanağı duruşmada okunur.
(4) Yukarıdaki fıkralar içeriğine göre sanığın aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle sorgusunun yapılabilmesi olanağının varlığı hâlinde bu yöntem uygulanarak sorgu yapılır.
(5) Hastalık veya disiplin önlemi ya da zorunlu diğer nedenlerle yargılamanın yapıldığı yargı çevresi dışındaki bir hastahane veya tutukevine nakledilmiş olan sanığın, sorgusu yapılmış olmak koşuluyla, hazır bulundurulmasına gerek görülmeyen oturumlar için getirilmemesine mahkemece karar verilebilir.
(6) Yurt dışında bulunan sanığın, belirlenen duruşma tarihinde hazır bulunmasının zorluğu hâlinde, bu tarihten önce duruşma açılarak veya istinabe suretiyle sorgusu yapılabilir” şeklindedir.
CMK’nun 196 maddesinin birinci fıkrasında, mahkemece sorgusu yapılmış olmak koşuluyla sanığın veya bu hususta sanık tarafından yetkili kılındığı hâllerde müdafiinin istemi ile duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutulabileceği kabul edilmiş,
İkinci fıkrasında, sanığa ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemediği sorulduktan sonra ve ancak alt sınırı beş yıl ve daha fazla hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren suçlar hariç olmak üzere istinabe suretiyle sanığın sorgusunun yapılabileceği hüküm altına alınmış, böylelikle kanun koyucu, istinabe suretiyle sorgunun yapılmasında sanığın tutuklu olup olmadığı konusunda herhangi bir ayrıma yer vermeyerek, yalnızca sanığın yargılandığı suç için kanunda öngörülen cezanın alt sınırını esas alan ilkeyi benimsemiş,
Dördüncü fıkrasında, sorgunun istinabe yoluyla yapılmasının neden olacağı sakıncaların giderilmesi veya en aza indirilebilmesi için, olanak bulundukça esas hakkında hükmü verecek mahkemece görüntülü olarak izlenip gerekli soruların da sorulabileceği video marifetiyle yayın yönteminden yararlanılması uygun görülmüş,
Böylece Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde konu edilen "adil yargılanma hakkı" ilkesi gözetilerek, hâkimlerin hüküm vermeden önce sanığı bizzat görmeleri sağlanmaya çalışılmış,
Beşinci fıkrasında ise, hastalık veya disiplin önlemi ya da zorunlu diğer nedenlerle yargılamanın yapıldığı yargı çevresi dışındaki bir hastane veya tutukevine nakledilmiş olan sanığın, sorgusu yapılmış olmak koşuluyla, hazır bulundurulmasına gerek görülmeyen oturumlar için getirilmemesine mahkemece karar verilebileceği düzenlenmiştir. Anılan fıkrada bazı oturumlara “getirilmemeden” söz edildiğine göre, kanun koyucunun 1412 sayılı CMUK'nda olduğu gibi 5271 sayılı CMK’nda da amacının tutuklu sanığın hükümde hazır bulunmasını sağlamak olduğu da anlaşılmaktadır. Nitekim Ceza Genel Kurulunun 19.04.2005 gün ve 19-40 ile 10.06.2008 gün ve 148-169 sayılı kararları başta olmak üzere bir çok kararında bu husus belirtilmiştir.
Sanığın duruşmada hazır bulunabilmesi, yükümlülük yönü olmakla birlikte öncelikle kendisi açısından bir hak olup, bu hak "adil yargılanma hakkı"nın temel unsurlarından birini oluşturmaktadır. Tarafı olduğumuz ve onaylamakla iç hukuk mevzuatına dahil ettiğimiz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinde, sanığın en azından kendi kendini savunmak hakkı bulunduğu belirtilmekle, mahkeme huzurunda doğrudan savunmasını yapabilmesi için duruşmada hazır bulunma hakkının varlığı da zımnen kabul edilmiştir.
Kendisi yönünden hak olarak düzenlendiği kabul edilen bir hususta sanığın, bu hakkı ne şekilde kullanacağı konusunda hiçbir insiyatifinin olmadığının kabulü hâlinde hakkın varlığından da söz edilemeyecektir.
Sanığın duruşmada hazır bulunma hakkını sanıktan kaynaklanan herhangi bir olumsuzluk olmaksızın, onun istemi dışında ortadan kaldıran ve zorunlu varesteliği öngören 1412 sayılı CMUK'nun 226. maddesinin dördüncü fıkrasındaki; “Duruşmadan vareste tutulmasını talep etmese bile, davanın görüldüğü yer mahkemesinin yargı çevresi dışında başka bir suçtan tutuklu veya cezası infaz edilmekte olan sanığın sorgusu bulunduğu yerdeki mahkeme aracılığı ile yaptırılabilir” şeklindeki düzenlemeye 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK'da yer verilmemiştir.
Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 12 Şubat 1985 tarihli Colozza ve Rubinat/İtalya ve 25 Kasım 1997 tarihli Zana/Türkiye kararlarında; “Sözleşmeyle garanti altına alınan bir hakkın kullanılmasından vazgeçilmesi, bunun açıkça söylenmesiyle mümkün olabilir” denilmek suretiyle, sanığın duruşmada hazır bulunma hakkından feragat etmesinin mümkün olduğu belirtilmiştir. Aynı prensip Ceza Genel Kurulunun 22.11.2011 gün ve 192-241 ile 12.11.2013 gün ve 1442-451 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Bu manada, tutuklu sanığın duruşmada hazır bulundurulması mahkeme kararı ile sınırlandırılabilecek, sorgusunun yapıldığı, esasa ilişkin delillerin toplandığı oturumlarda duruşma salonuna gelme yönünde bir talebi olmayan tutuklu sanığın katılımı SEGBİS ile sağlanabilecektir. SEGBİS ile savunma alınması hâlinde ise talep edildiğinde sanığın yanında müdafiinin veya bir başka avukatın bulunması sağlanacaktır.
Bu aşamada, sorgunun SEGBİS ile yapılmasının, tutuklu sanığın müdafii ile görüşme ve hukuki yardımından yararlanma hakkı ile ilgisi yönünden, 5271 sayılı CMK'nun 149/3 ve 154/1. maddeleri ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 114/5. maddesinin de değerlendirilmesinde yarar bulunmaktadır.
CMK'nun 149/3. maddesinde, soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında avukatın, şüpheli veya sanıkla görüşme, ifade alma veya sorgu süresince yanında olma ve hukuki yardımda bulunma hakkının engellenemeyeceği ve kısıtlanamayacağı düzenlenmiştir. Bu kapsamda, CMK'nun 154. maddesi gereğince müdafii ile yazışmaları denetime tâbi tutulamayan ve müdafii ile konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilme hakkı bulunan sanık, tutuklu ise 5275 sayılı CGTİHK'nun 114. maddesinin beşinci fıkrası gereğince de söz konusu haktan yararlanabilecektir.
23.07.2016 tarihinde yürürlüğe giren 667 sayılı KHK'nın 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi ile, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu işlenen suçlardan tutuklu olanların, olağanüstü hâlin devamı süresince müdafileri ile görüşmelerine belirli koşullar dahilinde bir takım sınırlamalar getirilmiş, aynı fıkranın (i) bendinde ise; hâkim veya mahkemenin uygun gördüğü durumlarda, aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle şüpheli veya sanığın sorgusunu yapabileceği veya duruşmalara katılmasına karar verebileceği hüküm altına alınmıştır. 29.10.2016 tarihinde yürürlüğe giren 676 sayılı KHK'nın 6. maddesiyle 5275 sayılı Kanunun 59. maddesine eklenen 5 ve 11. fıkralar uyarınca, devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, milli savunmaya ve devlet sırlarına karşı işlenen suçlar ile 5237 sayılı TCK'nun 220. maddesi ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlardan tutuklu ve mahkûm olanların avukatları ile görüşmelerini belli durumlarda kısıtlayan düzenlemeler yapılmıştır. Bununla birlikte, ceza muhakemesi usul hükümlerinin zaman bakımından uygulanmasında, aksi kanunlarda açıkça düzenlenmedikçe derhal uygulanma ilkesi geçerli olup, bir muhakeme işlemi, o işlemin yapılacağı tarihte yürürlükte olan kanun hükümlerine göre yerine getirilir. Buna göre; derhal uygulanma ilkesi çerçevesinde geçmişe yürümeyecek olan usul hükümleri niteliğindeki 667 sayılı KHK'nın 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin ve 676 sayılı KHK'nın 6. maddesinin uyuşmazlık konusu olaya uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
Sanığın duruşmaya uzaktan katılmasını kamu güvenliği, kaçma şüphesi veya tanıkların güvenliği gibi haklı sebeplerle sağlamlaştıran SEGBİS yönteminin, somut olaydaki dava şartları ve yargılama sahafahatı itibarıyla meşru zeminde karşılığı bulunup bulunmadığının gözetilmesi gerekmektedir. (Ersan Şen, Nilüfer Yenice, "Sanığın Mahkemeye Çıkma Hakkı ve .... Davası" isimli, 04.03.2016 tarihli makale, s.5) Buna göre, SEGBİS yönteminin savunma hakkını kısıtlayıp kısıtlamadığı, yargılama şartları ve meşru amaç kriterleri çerçevesinde her bir somut olay bakımından bağımsız bir değerlendirmeye tabi tutulmalıdır.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Yargılandığı suçtan dolayı mahkemenin yargı çevresi dışındaki bir cezaevinde tutuklu olup 27.11.2013, 22.01.2014 ve 26.02.2014 tarihli oturumlarda bizzat hazır bulundurulan ve 08.05.2014 tarihli oturumda SEGBİS vasıtasıyla savunması alınan sanığın, sorgu sırasında ve değişik tarihli dilekçelerinde duruşmalara bizzat katılmak istediğini belirtmesine karşın, Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşünü bildirdiği oturumlar ile hükmün açıklandığı son oturumda duruşma salonunda hazır bulundurulmayıp yokluğunda yargılama yapılarak mâhkumiyetine karar verilmesinin savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu itibarla, Özel Dairenin sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerine ilişkin bozma kararı isabetli olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Başkanı;
"I- Savunma Hakkı, Mevzuatta Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS Sistemi)'nin Düzenleniş Şekli ve Konu ile İlgili Diğer Hükümler:
Savunma hakkı, Anayasamızın 36. maddesinde güvence altına alınarak, herkesin meşru vasıta ve yollardan yararlanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile 'adil yargılanma hakkı'na sahip olduğu belirtilmiştir. Nitekim ülkemizin de kabul ettiği A.İ.H.S'nin 'adil yargılanma hakkı' başlıklı 6. maddesi;
'1. Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir. Ancak, demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına, küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veyahut, aleniyetin adil yargılamaya zarar verebileceği kimi özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak değerlendirildiği ölçüde, duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve dinleyicilere kapatılabilir.
2. Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır.
3. Bir suç ile itham edilen herkes aşağıdaki asgari haklara sa
2. Ceza Dairesi, 2023/23406 E., 2024/4829 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Ceza Dairesinin 02/02/2021 tarihli ve 2020/30222 esas, 2021/1466 karar sayılı ilamında, "...5271 sayılı CMK'nun 196/2. maddesinde yer alan “Sanık, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiyle sorguya çekilebilir.” şeklindeki düzenleme uyarınca, 5237 sayılı TCK'nun 142/2-h maddesinde düzenlenen hırsızlık suçun
2. Ceza Dairesi 2023/23406 E. , 2024/4829 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/169 E., 2019/54 K.
SUÇ : Hırsızlık
İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.09.2023 tarihli ve KYB-2023/86843 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"1- Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 02/02/2021 tarihli ve 2020/30222 esas, 2021/1466 karar sayılı ilamında, "...5271 sayılı CMK'nun 196/2. maddesinde yer alan “Sanık, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiyle sorguya çekilebilir.” şeklindeki düzenleme uyarınca, 5237 sayılı TCK'nun 142/2-h maddesinde düzenlenen hırsızlık suçuna ilişkin cezanın alt sınırının 5 yıl olması karşısında, sanığın yakalama sureti ile başka mahkeme tarafından sorguya çekilemeyeceği gözetilmeden savunma hakkı kısıtlanarak yargılamaya devamla, mahkumiyetine karar verilmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden,..." şeklinde belirtildiği üzere, sanık hakkında mahkumiyetine esas 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunun alt sınırının 5 yıl olması karşısında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 196/2. maddesi gereğince sanığın istinabe sureti ile başka mahkeme tarafından sorguya çekilemeyeceği gözetilmeksizin, savunma hakkı kısıtlanarak yargılamaya devamla mahkûmiyetine karar verilmesinde,
2- Kabule göre de, suç tarihinde sanığın katılanın kasiyer olarak çalıştığı kasaya geldiği ve ellerinde yara olduğunu söyleyerek krem almak istediği, kremin fiyatını sorduğu, katılanın kremin 5,5 Türk lirası olduğunu söylemesi üzerine sanığın 100 Türk lirası parayı katılana gösterdiği ve krem hakkında sorular sorduğu, daha sonra 1 adet 1 Türk lirası fiyatında çakmak alarak, katılana 2 Türk lirası para uzattığı ve katılandan 95,5 Türk para üstü olarak para istediği, katılanın da 100 Türk lirasını aldığını düşünerek 95,5 Türk lirasını sanığa vermesi şeklinde gerçekleşen somut olayda,
Sanığın, basit bir yalanı aşan, başından beri mağdurun iradesini fesada uğratma amacıyla ısrarlı ve kararlı bir şekilde devam eden başka konulardan konuşmak suretiyle mağduru yanıltacak ve kandıracak yoğunluktaki ustaca planlayıp sergilediği hileli davranışları sonucunda, mağdurun rızasıyla fazladan kendisine para verilmesini sağlayarak haksız menfaat sağlaması şeklindeki eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 157/1. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde hırsızlık suçundan mahkumiyet kararı verilmesinde, isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun'un 196/2. maddesinde yer alan “Sanık, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiyle sorguya çekilebilir.” şeklindeki düzenleme uyarınca, 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h ve 143. maddelerinde düzenlenen hırsızlık suçuna ilişkin cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması karşısında, sanığın talimat ile başka mahkeme tarafından sorguya çekilemeyeceği gözetilmeden savunma hakkı kısıtlanarak yargılamaya devamla, mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Suç tarihinde sanığın katılanın kasiyer olarak çalıştığı kasaya geldiği ve elinde yara olduğunu söyleyerek krem almak istediği, kremin fiyatını sorduğu, katılanın kremin 5,5 TL olduğunu söylemesi üzerine sanığın 100,00 TL parayı katılana gösterdiği ve krem hakkında sorular sorduğu, daha sonra 1 adet 1,00 TL fiyatında çakmak alarak, katılana 2,00 TL para uzattığı ve katılandan 95,5 TL para üstü olarak para istediği, katılanın da 100,00 TL'yi aldığını düşünerek 95,5 TL'yi sanığa verdiği olayda, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.05.2019 tarihli ve 2017/13-4 Esas, 2019/383 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanığın basit bir yalanı aşan, başından beri katılanın iradesini fesada uğratma amacıyla ısrarlı ve kararlı bir şekilde devam eden bir kaç kez para uzatıp geri almak suretiyle katılanı yanıltacak ve kandıracak yoğunluktaki ustaca planlayıp sergilediği süregelen davranışların basit hile boyutunu aştığı, bu nedenle sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 157/1. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek aynı Kanun'un 142/2-h maddesi ile uygulama yapılması hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Isparta 5. Asliye Ceza Mahkemesinin süresinde istinaf edilmeksizin kesinleşen 12.02.2019 tarihli ve 2018/169 Esas, 2019/54 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309/3. maddesi gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309/4. maddesinin (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin Yerel Mahkemece yerine getirilmesine, dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Ceza Muhakemesi Hukuku
Yurt dışında bulunan sanığın durumu ile ilgili hangisi doğrudur?
A) Mutlaka Türkiye'ye getirilmelidir.
B) Duruşma tarihinde hazır bulunmasının zorluğu halinde, bu tarihten önce duruşma açılarak veya istinabe ile sorgusu yapılabilir.
C) Gıyabında hüküm verilir.
D) Vatandaşlıktan çıkarılır.
E) Davası dondurulur.
Bu maddeyle ilgili 7 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.