Ceza Muhakemesi Kanunu 223. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 223 – (1) Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.
(2) Beraat kararı;
a) Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması,
b) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması,
c) Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması,
d) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması,
e) Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması,
Hallerinde verilir.
(3) Sanık hakkında;
a) Yüklenen suçla bağlantılı olarak yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya sağır ve dilsizlik hali ya da geçici nedenlerin bulunması,
b) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/30 md.) Yüklenen suçun hukuka aykırı fakat bağlayıcı emrin yerine getirilmesi suretiyle veya zorunluluk hali ya da cebir veya tehdit etkisiyle işlenmesi,
c) Meşru savunmada sınırın heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşılması,
d) Kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşülmesi,
Hallerinde, kusurunun bulunmaması dolayısıyla ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir.
(4) İşlenen fiilin suç olma özelliğini devam ettirmesine rağmen;
a) Etkin pişmanlık,
b) Şahsî cezasızlık sebebinin varlığı,
c) Karşılıklı hakaret,
d) İşlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı,
Dolayısıyla, faile ceza verilmemesi hallerinde, ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir.
(5) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilir.
(6) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, belli bir cezaya mahkûmiyet yerine veya mahkûmiyetin yanı sıra güvenlik tedbirine hükmolunur.
(7) Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.
(8) Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.
(9) Derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez.
(10) Adlî yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararı kanun yolu bakımından hüküm sayılır.
Karar ve hükümlerde gerekli oy sayısı
Bu Maddeye Atıf Yapan Kararlar
9.376 karar eşleşti
Bu madde kararlarda usul kalıbı olarak anılıyor. Aşağıdaki kararlar maddeye atıf yapar, ancak maddenin konusunu tartışmayabilir.
10. Ceza Dairesi, 2023/16477 E., 2025/1521 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen 14.04.2015 tarihli kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasında, 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca unsurları oluşmayan suçtan sanığın beraatine karar verildiği, hükmün, temyiz edilmeksizin 24.06.2015 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
10. Ceza Dairesi 2023/16477 E. , 2025/1521 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARARLAR : 1. Beraat
2. Kamu davasının düşmesi
3. Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararların kanun yararına bozulması
Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen 14.04.2015 tarihli kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasında, 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca unsurları oluşmayan suçtan sanığın beraatine karar verildiği, hükmün, temyiz edilmeksizin 24.06.2015 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen 22.11.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasının, kovuşturma şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca düşmesine karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 21.12.2016 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen 10.05.2018 tarihli kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51/1. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin 03.07.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 26.07.2023 tarihli ve 2023/5054 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.09.2023 tarihli ve KYB-2023/90894 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.09.2023 tarihli ve KYB-2023/90894 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"1-Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.05.2018 tarihli ve 2017/523 esas, 2018/202 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre, sanığın 09.08.2017 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediği iddiası ile yapılan soruşturma sonucunda, 5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmeden 13.11.2017 tarihli iddianame ile kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonunda Biga 1.Asliye Ceza Mahkemesince mahkûmiyetine karar verilmiş ise de,
Sanık hakkında, daha önce 07.09.2014 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak
suçundan dolayı Biga Cumhuriyet Başsavcılığınca 26.12.2014 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar verilmesi sonrasında, adı geçen sanığın uyuşturucu madde kullanmaya devam ettiği gerekçesiyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kaldırılarak, Biga Cumhuriyet Başsavcılığının 17.03.2015 tarihli ve 2015/288 sayılı iddianamesiyle kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.04.2015 tarihli ve 2015/404 esas, 2015/380 sayılı kararı ile, sanık hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair tebligatın sanığın doğrudan mernis adresine yapılması nedeniyle atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle beraatine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, akabinde bu kez sanık hakkında aynı eylem nedeniyle Biga Cumhuriyet Başsavcılığınca 27.10.2015 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar verildiği, sanığın tekrar uyuşturucu madde kullanması nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kaldırılarak, Biga Cumhuriyet Başsavcılığının 02.06.2016 tarihli ve 2016/515 sayılı iddianamesiyle kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.11.2016 tarihli ve 2016/289 esas, 2016/391 sayılı kararı ile, sanık hakkında Biga Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 27.10.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğ edilmemiş olması nedeniyle açılan kamu davasının düşmesine karar verildiği ve bu kararın da kesinleştiği,
Bu haliyle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesinin 2. fıkrasında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu nedeniyle yapılan soruşturmalarda beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verileceği, 4. fıkrasında erteleme kararının kaldırılarak kamu davası açılması gereken durumlar sayılarak, maddenin 6. fıkrasında ise "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez." şeklindeki düzenleme gereğince sanık hakkında 07.09.2014 tarihli ilk eylemi sebebiyle verilmiş olan bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının bulunmadığı, bundan sonra sanık hakkında verilecek ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına kadar olan tüm suçlara ilişkin soruşturma dosyalarının birleştirilerek bu suçların hepsine ilişkin olarak tek bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekeceğinden, Cumhuriyet Savcılıklarınca soruşturma dosyalarının birleştirilmesinin temini amacıyla durma kararı verilerek gereği için ilgili Cumhuriyet Savcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde,
2-Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.04.2015 tarihli ve 2015/404 esas, 2015/380 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre, sanık hakkında 07.09.2014 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı Biga Cumhuriyet Başsavcılığınca 26.12.2014 tarihli ve 2014/2133 soruşturma, 2014/1 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar verilmesi sonrasında, adı geçen sanığın yükümlülüklerine uymamakta ısrar ettiğinin bildirilmesi üzerine kamu davası açılması neticesinde yapılan yargılama sonucunda, sanık hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair tebligatın sanığın doğrudan mernis adresine yapılması nedeniyle atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle sanığın beraatine karar verilmiş ise de, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesinin 1. fıkrası uyarınca sanığın cezalandırılması istemiyle açılan davada aynı maddenin 4. fıkrasında sayılan kovuşturma şartlarının gerçekleşmediğinin anlaşılması durumunda, Mahkeme tarafından 5 yıllık erteleme süresi zarfında gerçekleşmesi muhtemel olan dava şartının gerçekleşmesini beklemek üzere 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesi gereğince kamu davasının durmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde beraat kararı verilmesinde,
3-Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.11.2016 tarihli ve 2016/289 esas, 2016/391 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede,
Sanık hakkında verilen Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.04.2015 tarihli ve 2015/404 esas, 2015/380 sayılı beraat kararı akabinde, yine 07.09.2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı Biga Cumhuriyet Başsavcılığınca 27.10.2015 tarihli ve 2015/1521 soruşturma, 2015/49 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar verilmesi sonrasında, adı geçen sanığın yükümlülüklerine uymamakta ısrar ettiğinin bildirilmesi üzerine kamu davası açılması neticesinde yapılan yargılama sonucunda, sanık hakkında Biga Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 27.10.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğ edilmemiş olması nedeniyle açılan kamu davasının düşmesine karar verilmiş ise de, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesinin 1. fıkrası uyarınca sanığın cezalandırılması istemiyle açılan davada aynı maddenin 4. fıkrasında sayılan kovuşturma şartlarının gerçekleşmediğinin anlaşılması durumunda, Mahkeme tarafından 5 yıllık erteleme süresi zarfında gerçekleşmesi muhtemel olan dava şartının gerçekleşmesini beklemek üzere 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesi gereğince kamu davasının durmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde düşme kararı verilmesinde,
İsabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/404 Esas ve 2015/380 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde;
1. Şüpheli hakkında, 07.09.2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Biga Cumhuriyet Başsavcılığının 26.12.2014 tarihli ve 2014/2133 Soruşturma, 2014/1 Karar sayılı kararı ile; 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararın şüpheliye usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek infazı için Çanakkale Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
2. Şüphelinin yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar ettiği gerekçesiyle erteleme kararının kaldırılarak Biga Cumhuriyet Başsavcılığının 17.03.2015 tarihli ve 2014/2133 Soruşturma, 2015/288 Esas, 2015/288 sayılı iddianamesi ile Biga Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
3. Biga Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 14.04.2015 tarihli ve 2015/404 Esas, 2015/380 Karar sayılı kararı ile, çağrı yazısı tebliğinin usulsüz olduğu gerekçesiyle, yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca unsurları oluşmayan suçtan sanığın beraatine, karar kesinleştiğinde sanık hakkında TCK'nın 191. maddesi doğrultusunda gereğinin takdir ve ifası için dosyanın onaylı suretinin Biga Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verildiği, beraat kararının temyiz edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
B. Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/289 Esas ve 2016/391 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde;
1. Beraat kararının kesinleşmesinden sonta Biga Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulması üzerine; şüpheli hakkında beraat kararına konu 07.09.2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Biga Cumhuriyet Başsavcılığının 27.10.2015 tarihli ve 2015/1521 Soruşturma, 2015/49 Karar sayılı kararı ile; 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süreyle
kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulmasına karar verildiği, kararın şüpheliye tebliğ edilemediği, tedbirin infazı için Çanakkale Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
2. Şüphelinin yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar ettiği gerekçesiyle erteleme kararının kaldırılarak Biga Cumhuriyet Başsavcılığının 02.06.2016 tarihli ve 2015/1521 Soruşturma, 2016/520 Esas, 2016/515 sayılı iddianamesi ile Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
3. Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 22.11.2016 tarihli ve 2016/289 Esas, 2016/391 Karar sayılı kararı ile, erteleme kararının şüpheliye tebliğ edilmediği, kovuşturma şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca davanın düşmesine karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
C. Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/523 Esas ve 2018/202 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde;
Şüpheli hakkında, 09.08.2017 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Biga Cumhuriyet Başsavcılığının 13.11.2017 tarihli ve 2017/2129 Soruşturma, 2017/755 Esas, 2017/749 sayılı iddianamesi ile Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesine, daha önce 2014/2133 ve 2015/1521 sayılı soruşturma dosyalarında erteleme kararları verildiği, ihlâl nedeniyle dava açıldığı, yeniden erteleme kararı verilemeyeceği belirtilerek TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı,
Yapılan yargılama sonucunda Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 10.05.2018 tarihli ve 2017/523 Esas, 2018/202 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51/1. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
D. Dosyalar kapsamına göre;
1. Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.04.2015 tarihli ve 2015/404 Esas, 2015/380 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede:
Mahkemece, denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında Denetimli serbestlik Müdürlüğünce çıkarılan çağrı yazısı tebligatının usulsüz olduğu gerekçesiyle sanığın beraatine karar verilmiş ise de,
5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesinde yer alan, "Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında ..beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir.", üçüncü fıkrasında "Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır." ve dördüncü fıkrasının (a) bendinde "Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi,...hâlinde, hakkında kamu davası açılır." şeklinde ve 5271 sayılı CMK'nın 223/2. maddesinde yer alan, "Beraat kararı; a) Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması, b) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması, c) Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması, d) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması, e) Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması, hallerinde verilir." şeklindeki ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinde yer alan, "Türk Ceza Kanunu'nda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklindeki düzenlemeler dikkate alındığında;
Mahkemesince, ısrar şartının gerçekleşmediği gerekçesi ile beraat kararı verilemeyeceği, ısrar şartının gerçekleşmesini beklemek üzere durma kararı verilmesi gerektiği, hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş olan sanık hakkında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar ettiğine ilişkin şekil şartı yerine getirilmediği gerekçesiyle beraat kararı verilmesi halinde aynı suçtan tekrar kovuşturma yapılmasının mümkün olmayacağı, bu halde kamu davasının açılması bir şarta (yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etme şartına) bağlanmış olduğundan, mahkemece ısrar şartının gerçekleşmediği kanaatine varılması durumunda, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca "durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın beraatine karar verilmesi Kanun'a aykırıdır.
Ayrıca, dosyanın kesin olarak sonuçlandırılması ve davanın esasını çözen beraat kararıyla yargılama sonlandırıldıktan sonra, sanki durma kararı verilmişcesine gereği için dosyanın Cumhuriyet
Başsavcılığına gönderilmesine karar verilerek hükmün karıştırılması da, Kanun'a aykırı olup sanık lehine verilmiş olan ve davanın esasını çözen bu karardan dolayı yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere, hukuka aykırılığa işaret edilerek kanun yararına bozma isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
2. Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.11.2016 tarihli ve 2016/289 Esas, 2016/391 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede:
Mahkemece, erteleme kararının şüpheliye tebliğ edilmediği, kovuşturma şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca davanın düşmesine karar verilmiş ise de,
Beraat kararıyla sonuçlanan 07.09.2014 tarihli eylem nedeniyle, suç duyurusu üzerine yeniden soruşturma konusu yapılarak erteleme kararı verilmesi ve yükümlülüklerine uygun davranmaması nedeniyle kamu davası açılması ve kovuşturma konusu yapılması Kanun'a aykırı olup, 5271 sayılı CMK'nın 223/7. maddesiinde yer alan; "Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir" düzenlemesi karşısında, Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.04.2015 tarihli ve 2015/404 Esas, 2015/380 Karar sayılı "beraat" kararı Kanun'a aykırı ise de, sanık lehine verilmiş olan ve davanın esasını çözen bu karardan dolayı yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere, hukuka aykırılığa işaret edilerek kanun yararına bozulması gerektiği de dikkate alınarak, mükerrer açılan davada 5271 sayılı CMK'nın 223/7. maddesi uyarınca "davanın reddine" karar verilmesi gerektiği gözetilmeden düşme kararı verilmesi, Kanun'a aykırı olduğundan, sanık lehine verilmiş olan ve davanın esasını çözen bu karardan dolayı yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere, hukuka aykırılığa işaret edilerek kanun yararına bozma istemi kısmen değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür.
Mahkemenin kabulüne göre de, 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinde sayılan kovuşturma şartlarının gerçekleşmediğinin anlaşılması durumunda, beş yıllık erteleme süresi zarfında gerçekleşmesi muhtemel olan dava şartının gerçekleşmesini beklemek üzere 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin 2. cümlesi gereğince kamu davasının durmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde düşme kararı verilmesi de Kanun'a aykırıdır.
3. Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.05.2018 tarihli ve 2017/523 Esas, 2018/202 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;
Sanığın 09.08.2017 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediği iddiası ile yapılan soruşturma sonucunda, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının
ertelenmesine karar verilmeden doğrudan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonunda mahkûmiyetine karar verilmiş ise de,
Sanık hakkında, daha önce 07.09.2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı Biga Cumhuriyet Başsavcılığınca 26.12.2014 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar verilmesi sonrasında, ihlâl nedeniyle ertelenmesi kararı kaldırılarak, Biga Cumhuriyet Başsavcılığının 17.03.2015 tarihli iddianamesiyle açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.04.2015 tarihli kararı ile, sanığın beraatine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, akabinde bu kez sanık hakkında aynı eylem nedeniyle Biga Cumhuriyet Başsavcılığınca 27.10.2015 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar verildiği, ihlâl nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kaldırılarak, Biga Cumhuriyet Başsavcılığının 02.06.2016 tarihli iddianamesiyle kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.11.2016 tarihli kararı ile, sanık hakkında Biga Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 27.10.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğ edilmemiş olması nedeniyle açılan kamu davasının düşmesine karar verildiği ve bu kararın da kesinleştiği,
Bu haliyle, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu nedeniyle yapılan soruşturmalarda beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verileceği, aynı Kanun'un 191/4. maddesinde erteleme kararının kaldırılarak kamu davası açılması gereken durumlar sayılarak, aynı Kanun'un 191/6. maddesinde ise "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez." şeklindeki düzenleme gereğince sanık hakkında 07.09.2014 tarihli ilk eyleminden verilmiş olan beraat ve düşme kararları nedeniyle hukuken geçerli bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının bulunmadığı, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesindeki kovuşturma şartının gerçekleşmediği, 07.09.2014 tarihli eylem nedeniyle beraat kararı verilmiş ve kesinleşmiş olması nedeniyle artık bu eylem yönünden soruşturma ve kovuşturma yapılamayacağı da gözetilerek yalnızca 09.08.2017 tarihli eylem nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekeceğinden, durma kararı verilerek gereği için ilgili Cumhuriyet savcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi Kanun'a aykırı olup Kanun yararına bozma istemi yerindedir.
Ancak;
Sanığın adli sicil kaydı ve UYAP kayıtlarının incelenmesinde, sanık hakkında 27.11.2019 tarihli aynı
nev'i suç nedeniyle Biga Cumhuriyet Başsavcılığının 28.07.2023 tarihli ve 2023/2238 Soruşturma, 2023/61 Karar sayılı yeni bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği anlaşılmakla, Dairemiz yerleşik uygulamalarına göre, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturmalarda, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" amir hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sadece bir kez verilebileceği, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş ise, bunlardan usulüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği, esas alınan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesine kadar aynı suçtan işlenen tüm eylemlerin tek suç olarak ve TCK'nın 61. maddesi kapsamında alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edildiğinden, Biga Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/2238 Soruşturma sayılı dosyasının, dava açılmış ise mahkeme dosyalarının getirtilip dosya arasına alınması, usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının bulunup bulunmadığı belirlenip, dosyaların derdest ise incelemeye konu dava dosyası ile birleştirilmesi; hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise, gerektiğinde olağanüstü kanun yollarına başvurulabileceği, sonucuna göre, tüm deliller birlikte gözetilmek suretiyle, incelemeye konu eylem nedeniyle yeniden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilip verilmeyeceği ya da incelemeye konu eylemin ihlal niteliğinde eylem olup olmadığı veya eylemlerin tek suç, ayrı suç veya zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra hukukî durumun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür.
III. KARAR
A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
B. Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.04.2015 tarihli ve 2015/404 Esas, 2015/380 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (c) bendi uyarınca yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere, gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
C. Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.11.2016 tarihli ve 2016/289 Esas, 2016/391 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (c) bendi uyarınca yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere, gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
D. Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.05.2018 tarihli ve 2017/523 Esas, 2018/202 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.02.2025 tarihinde karar verildi.
Diğer kararlar (4)
10. Ceza Dairesi, 2023/23247 E., 2025/4632 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca kamu davasının düşme kararı verildiği ve hükmün, istinaf edilmeksizin 06.09.2016 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
10. Ceza Dairesi 2023/23247 E. , 2025/4632 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/522 E., 2016/318 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR: Düşme
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
İstanbul Anadolu 40. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca kamu davasının düşme kararı verildiği ve hükmün, istinaf edilmeksizin 06.09.2016 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 30.10.2023 tarihli ve 2023/5500 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığının, 13.12.2023 tarihli ve KYB-2023/119431 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.12.2023 tarihli ve KYB-2023/119431 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesinde yer alan, "Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında ... beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir." şeklindeki, 191/3. maddesinde "Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır." ve 191/4. maddesinde “Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması hâlinde, hakkında kamu davası açılır.” şeklindeki,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddesinde yer alan "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklindeki düzenlemeler karşısında, mahkemece kovuşturma şartının henüz gerçekleşmediği kanaatine varılması durumunda 5271 Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesi uyarınca durma kararı verilmesi gerektiği,
İstanbul Anadolu 40. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/07/2016 tarihli kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ve denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından çıkarılan çağrı yazısının şüpheliye usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediği gerekçesiyle kovuşturma şartının gerçekleşmediğinden kamu davasının düşmesine karar verilmiş ise de, benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 23/12/2019 tarihli ve 2019/5427 esas, 2019/8638 karar sayılı ve aynı Dairenin 05/10/2020 tarihli ve 2020/3684 esas, 2020/4900 karar sayılı ilâmlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, somut olayda, şüpheli hakkında verilen kamu
davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın şüpheliye usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediği ve söz konusu karara karşı itiraz yoluna başvuru yolu ve süresinin belirtilmediği, usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi yapılmaması nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın kesinleşmemesi nedeniyle kovuşturma şartının gerçekleşmediği cihetle, durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde düşme kararı verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 12.03.2015 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 16.04.2015 tarihli ve 2015/49662 Soruşturma, 2015/888 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, erteleme kararı içeriğinde, karara karşı itiraz kanun yolu, süresi ve mercii gösterilmediği, tedbirin infazı için kararın Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
B. Şüpheli hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının 19.10.2015 tarihinde kaldırılarak İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 19.10.2015 tarihli ve 2015/49662 Soruşturma, 2015/42956 Esas, 2015/36466 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı,
C. İstanbul Anadolu 40. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 12.07.2016 tarihli ve 2015/522 Esas, 2016/318 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca kamu davasının düşmesine ve İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 12/03/2015 tarih 2015/49662 Soruşturma 2015/888 Karar sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı uyarınca ve karara uygun olarak denetimli serbestlik tedbiri ve aynı süresi içerisinde gerek görüldüğü takdirde tedaviye tabi tutulmasına, sanığın kararın gereğini yerine getirmemesi halinde yeniden kamu davasının açılması için Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulmasına karar verildiği, kararın, 06.09.2016 tarihinde istinaf edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
D. 5271 sayılı CMK'nın 223/1. fıkrasında, "Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür." ve aynı maddenin sekizinci fıkrasında "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklinde düzenlemelere yer verildiği,
Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik TCK'nın 191/2. maddesinin ikinci cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliye, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı,
Sanık hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 16.04.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin karar şüpheliye usûlüne uygun şekilde tebliğ edilmediği gibi, erteleme karar içeriğinde, karara karşı itiraz kanun yolu, süresi ve mercii gösterilmediği, bu nedenle erteleme kararının usûlüne uygun şekilde verildiğinden ve kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usûlsüz olarak verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi, beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, kararın kesinleşmemesi nedeniyle beş yıllık erteleme süresi işlemeye başlamadığından ihlâl kabul edilen 29.05.2015, 13.10.2015 tarihli eylemlerin erteleme süresi içinde işlendiğinden ve yükümlülük ihlalinden söz edilemeyeceği anlaşıldığından;
Mahkemesince; açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı
Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usûlüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usûlüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden düşme kararı verilmesi ve davanın esasını çözen düşme kararıyla yargılama sonlandırıldıktan sonra, sanki durma kararı verilmişcesine "İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 12/03/2015 tarih 2015/49662 Soruşturma 2015/888 Karar sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı uyarınca ve karara uygun olarak denetimli serbestlik tedbiri ve aynı süresi içerisinde gerek görüldüğü takdirde tedaviye tabi tutulmasına, sanığını kararın gereğini yerine getirmemesi halinde yeniden kamu davasının açılması için Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulmasına" karar verilerek hükümde çelişkiye neden olunması ve hükmün karıştırılması, Kanun'a aykırı olup sanık lehine verilmiş olan ve davanın esasını çözen bu karardan dolayı yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere, hukuka aykırılığa işaret edilerek, kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
B. İstanbul Anadolu 40. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.07.2016 tarihli ve 2015/522 Esas, 2016/318 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı CMK'nın 309/4-c maddesi uyarınca yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere, gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.04.2025 tarihinde karar verildi.
10. Ceza Dairesi, 2024/4630 E., 2025/4681 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5271 sayılı CMK'nın 223/4. maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına kararı verildiği ve hükmün, temyiz edilmeksizin 11.07.2016 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
10. Ceza Dairesi 2024/4630 E. , 2025/4681 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/447 E., 2016/583 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR : Ceza verilmesine yer olmadığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
İzmir 7. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5271 sayılı CMK'nın 223/4. maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına kararı verildiği ve hükmün, temyiz edilmeksizin 11.07.2016 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 18.03.2024 tarihli ve 2024/1620 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.04.2024 tarihli ve KYB-2024/36099 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.04.2024 tarihli ve KYB-2024/36099 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 23/12/2019 tarihli ve 2019/5427 esas, 2019/8638 karar sayılı ilâmında "...somut olayda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğ edildiği, ancak erteleme kararında ve tebliğ evrakında erteleme kararına itiraz hakkı bulunduğunun gösterilmediği,... kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına şüphelinin itiraz hakkının bulunduğu, bu nedenle erteleme kararında itiraz mercii ve süresiyle birlikte itiraz hakkının gösterilmesi gerektiği, somut olayda ise kararda itiraz hakkı belirtilmediği gibi ne soruşturma ve denetimli serbestlik sürecinde ne de kovuşturma sırasında hiçbir aşamada itiraz hakkı bildirilmeden yargılamanın sonuçlandırıldığı anlaşılmış olup,... Bu durumda usulüne uygun bir tedavi ve denetimli serbestlik infaz süreci de bulunmadığından, 5237 sayılı TCK’nın 191/4. maddesi uyarınca kamu davası açılma koşulunun gerçekleşmediğinin kabulü gerekir." şeklinde belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun'un 191/2. maddesi uyarınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı şüphelinin itiraz hakkının bulunduğu, bu nedenle erteleme kararında itiraz hakkının gösterilmesi gerektiği, Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce, itiraz hakkı tanınmadan verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, yine;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddesinde yer alan "Türk Ceza Kanunu'nda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklindeki düzenlemeler karşısında, mahkemece kovuşturma şartının henüz gerçekleşmediği kanaatine varılması durumunda 5271 Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesi uyarınca durma kararı verilmesi gerektiği,
Somut olayda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 18.09.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararda şüpheliye itiraz mercii ve süresiyle birlikte itiraz hakkının gösterilmediği gibi denetimli serbestlik sürecinde ya da kovuşturma sırasında hiçbir aşamada şüpheliye bu hakkının bildirilmediği, bununla birlikte anılan kararın şüphelinin mernis adresine doğrudan tebliğ edildiği anlaşılmakla,
7201 sayılı Kanun'un 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararlarının şüphelinin mernis adresine doğrudan 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebliğ edilmesi nedeniyle usule aykırı şekilde yapılmış olması ve kararda itiraz mercii ve süresinin bildirilmemiş olması sebebiyle, kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair karar kesinleşmediğinden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı ve bu bakımdan kovuşturma şartının gerçekleşmemesi sebebiyle durma kararı verilmesi yerine, yazılı şekilde sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 15.08.2015 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 18.09.2015 tarihli ve 2015/80616 Soruşturma, 2015/4526 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, erteleme karar içeriğinde, karara karşı itiraz kanun yolu, süresi ve mercii gösterilmediği, tedbirin infazı için kararın Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
B. Şüpheli hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının 17.05.2016 tarihinde
kaldırılarak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 17.05.2016 tarihli ve 2015/80616 Soruşturma, 2016/17223 Esas, 2016/14283 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı,
C. İzmir 7. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 01.07.2016 tarihli ve 2016/447 Esas, 2016/583 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5271 sayılı CMK'nın 223/4. maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği, kararın, 11.07.2016 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
D. 5271 sayılı CMK'nın 223/1. fıkrasında, "Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür." ve aynı maddenin sekizinci fıkrasında "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklinde düzenlemelere yer verildiği,
Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesinin 2. cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda sanığa, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı,
Sanık hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 18.09.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin karar şüpheliye usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediği gibi, erteleme karar içeriğinde, karara karşı itiraz kanun yolu, süresi ve mercii gösterilmediği, bu nedenle erteleme kararının usûlüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usûlsüz olarak verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi, beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı,
kararın kesinleşmemesi nedeniyle beş yıllık erteleme süresi işlemeye başlamadığından yükümlülük ihlâlinden söz edilemeyeceği anlaşıldığından;
Mahkemesince; açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usûlüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usûlüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden "ceza verilmesine yer olmadığına" karar verilmesi, Kanun'a aykırı olup sanık lehine verilmiş olan ve davanın esasını çözen bu karardan dolayı yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere, hukuka aykırılığa işaret edilerek, kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
B. İzmir 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.07.2016 tarihli ve 2016/447 Esas, 2016/583 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı CMK'nın 309/4-c maddesi uyarınca yeniden yargılama yapılmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere, gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.04.2025 tarihinde karar verildi.
1. Ceza Dairesi, 2023/1920 E., 2025/589 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
hakkında katılan ...'a karşı nitelikli kasten öldürmeye teşebbüse yardım etme, katılan ...'ya karşı kasten öldürmeye teşebbüse yardım etme ile katılanlara karşı konut dokunulmazlığının ihlaline yardım etme suçlarından 5271 sayılı Kanun'un 223/2-(e) maddeleri gereğince ayrı ayrı beraatine,
1. Ceza Dairesi 2023/1920 E. , 2025/589 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/1748 E., 2022/3210 K.
Sanık ... hakkında suçluyu kayırma suçundan, İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hükmolunan cezanın tür ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı ile bu suça yönelik temyizin niteliği dikkate alındığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/2-(a) maddesi uyarınca hükmün temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir.
Sanıklar Şenol ve Köksal hakkında nitelikli konut dokunulmazlığının ihlaline yardım etme suçundan İlk Derece Mahkemesince verilen beraat hükümleri ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı ve bu suçlara yönelik temyizin niteliği dikkate alındığında, 5271 sayılı Kanun'un 286/2-(g) maddesi uyarınca hükümlerin temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir.
Sanık ... hakkında katılan ...'a karşı neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama, katılan ...'ya karşı kasten yaralama ve nitelikli konut dokunulmazlığının ihlali, sanık ... hakkında katılan ...'a karşı işlenen neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçuna yardım etme, sanık ... hakkında katılan ... ve ...'ya karşı işlenen neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama, kasten yaralama ve nitelikli konut dokunulmazlığının ihlali suçlarına yardım etme, sanıklar .... ve ...hakkında katılan ...'a karşı nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs ve katılan ...'ya karşı kasten öldürmeye teşebbüs suçlarına yardım etme ile sanık ... hakkında suçluyu kayırma suçlarından İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. ve 286/2-(a), (b), (g) maddeleri gereği temyiz edilebilir oldukları, sanıklar ..., ... ve ... hakkında kurulan hükümlerin Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.03.2018 tarihli ve 2018/11-38 Esas, 2018/113 Karar sayılı kararı uyarınca, İlk Derece Mahkemesince verilen beraat kararı kaldırılarak istinaf mercii tarafından mahkûmiyet kararı verilmesi suretiyle hüküm türü değiştirildiğinden kararın temyiz kanun yoluna tabi olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.02.2022 Tarihli ve 2021/99 Esas, 2022/131 Karar Sayılı Kararı İle
1. Sanık ... hakkında katılan ...'a karşı neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 86/1, 86/3-(c), (e), 87/1-(a), 53/1 ve 58/6-7. maddeleri uyarınca 8 yıl 12 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
2. Sanık ... hakkında katılan ...'ya karşı kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-(e), 53/1 ve 58/6-7. maddeleri uyarınca 1 yıl 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
3. Sanık ... hakkında katılanlar ... ve ...'a karşı nitelikli konut dokunulmazlığının ihlali suçundan 5237 sayılı Kanun'un 116/4, 119/1-(a), 53/1 ve 58/6-7. maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
4. Sanık ... hakkında katılan ...'a karşı nitelikli kasten öldürmeye teşebbüse yardım etme, katılan ...'ya karşı kasten öldürmeye teşebbüse yardım etme ile katılanlara karşı konut dokunulmazlığının ihlaline yardım etme suçlarından 5271 sayılı Kanun'un 223/2-(e) maddeleri gereğince ayrı ayrı beraatine,
5. Sanık ... hakkında katılan ...'a karşı nitelikli kasten öldürmeye teşebbüse yardım etme suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-(e) maddeleri gereğince beraatine,
6. Sanıklar Köksal ve Şenol hakkında katılan ...'a karşı nitelikli kasten öldürmeye teşebbüse yardım etme ve katılan ...'ya karşı kasten öldürmeye teşebbüse yardım etme suçlarından 5271 sayılı Kanun'un 223/2-(e) maddeleri gereğince ayrı ayrı beraatlerine,
7. Sanık ... Sezgin hakkında suçluyu kayırma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-(e) maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir.
B. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 15.11.2022 Tarihli ve 2022/1748 Esas, 2022/3210 Karar Sayılı Kararı İle
1. Sanık ... hakkında katılan ...'a karşı neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama ile sanıklar Köksal ve Şenol hakkında katılan ...'a karşı nitelikli kasten öldürmeye teşebbüse yardım etme ve katılan ...'ya karşı kasten öldürmeye teşebbüs yardım etme suçlarından İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılanlar vekilinin ve sanık Enver müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-(a) maddesi uyarınca esastan reddine,
2. Sanık ... hakkında katılan ...'ya karşı kasten yaralama ve katılanlara karşı konut dokunulmazlığının ihlali, sanık ... hakkında katılan ...'a karşı nitelikli kasten öldürmeye teşebbüse yardım etme, katılan ...'ya karşı kasten öldürmeye teşebbüse yardım etme ile katılanlara karşı nitelikli konut dokunulmazlığının ihlaline yardım etme, sanık ... hakkında katılan ...'a karşı nitelikli kasten öldürmeye teşebbüse yardım etme ve sanık ... Sezgin hakkında suçluyu kayırma suçlarından İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik Cumhuriyet savcısının (lehe-aleyhe), katılanlar vekili ve sanık ... müdafiinin istinaf başvuruları üzerine 5271 sayılı Kanun’un 280/1. maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasıyla,
a. Sanık ... hakkında katılan ...'ya karşı kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-(e), 53/1 ve 58/6-7. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
b. Sanık ... hakkında katılanlar ... ve ...'a karşı nitelikli konut dokunulmazlığını ihlal suçundan 5237 sayılı Kanun'un 116/4, 119/1-(a), 53/1 ve 58/6-7. maddeleri uyarınca 4 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
c. Sanık ... hakkında katılan ...'a karşı neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralamaya yardım etme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-(c), (e), 87/1-(a), 39/2-(c) ve 53/1. maddeleri uyarınca 4 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
d. Sanık ... hakkında katılan ...'ya karşı kasten yaralamaya yardım etme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-(e), 39/2-(c) ve 53/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
e. Sanık ... hakkında katılanlar ... ve ...'a karşı nitelikli konut dokunulmazlığını ihlale yardım etme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 116/4, 119/1-(a), 39/2-(c) ve 53/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
f. Sanık ... hakkında katılan ...'a karşı neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralamaya yardım etme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-(c), (e), 87/1-(a), 39/2-(c), 62/1 ve 53/1. maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
g. Sanık ... Sezgin hakkında suçluyu kayırma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 283/1, 62/1, 50/1-(a), 52/2, 52/4. maddeleri uyarınca 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve taksitlendirmeye karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Cumhuriyet savcısının temyiz istemi özetle; sanık ...’in, katılan ...’a karşı kamu görevlisini tasarlayarak öldürmeye teşebbüs suçundan, sanıklar ... ve ...'nın ise bu suça yardım etmeden cezalandırılması gerektiğine, sanıklar.... ve ... hakkında katılan ...’ya karşı eylemden beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
2. Katılanlar ... ve ... vekillerinin temyiz istemleri özetle; suç vasfının kasten öldürmeye teşebbüs olduğuna, sanıklar ... ve ...’nın müşterek fail olarak sorumlu tutulması gerektiğine, sanıklar .... ve ...nın en üst sınırdan cezalandırılması gerektiğine, hatalı indirimler yapıldığına, sanıklar Köksal ve Şenol’un mahkumiyetlerine karar verilmesi gerektiğine, sanık ... ... hakkında kurulan hükümde temel cezada yeterince alt sınırdan uzaklaşılmadığına ilişkindir.
3. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi özetle; eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, sanığın üst sınırdan cezalandırılmasının hatalı olduğuna, konut dokunulmazlığını ihlal suçunun unsurlarının oluşmadığından beraatine karar verilmesine, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
4. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi özetle; sanığın isnad olunan suçlardan beraatine karar verilmesine gerektiğine, isnad olunan suçların maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına ve yardım etmediğine ilişkindir.
5. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi özetle; kasten yaralama suçunun manevi unsurunun oluşmadığına, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, lehe hükümlerin uygulanmasına ilişkindir.
6. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi özetle; sanığa isnad olunan suçların unsurlarının oluşmadığına ilişkindir.
III. GEREKÇE
A. Sanıklar Köksal ve Şenol Hakkında Katılan ...'a Karşı Nitelikli Kasten Öldürmeye Teşebbüs ve Katılan ...'ya Karşı Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçlarına Yardım Etme Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, sanıkların üzerlerine atılı suçları işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından şüphe sanıklar lehine değerlendirilerek atılı suçlardan beraat kararları verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, ileri sürülen temyiz nedenlerinin incelenmesinde hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Sanık ... Hakkında Katılan ...'a Karşı Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama, Katılan ...'ya Karşı Kasten Yaralama ve Nitelikli Konut Dokunulmazlığının İhlali, Sanık ... Hakkında Katılan ...'a Karşı İşlenen Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama Suçuna Yardım Etme, Sanık ... Hakkında Katılan ... ve ...'ya Karşı İşlenen Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama, Kasten Yaralama ve Nitelikli Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçlarına Yardım Etme ile Sanık ... Sezgin Hakkında Suçluyu Kayırma Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, dosyada mevcut delillerin isabetli şekilde değerlendirildiği, dosya kapsamında eksik incelemenin söz konusu olmadığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, sanık ...'in katılanların hayati vücut bölgelerini hedef almasına ve eylemine devam etmesine mani hal bulunmadığı halde katılan ...'ın diz altını, katılan ...'nın alt vücut bölgesini hedef alması, atış sayısı ve meydana gelen zarar bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın kastının yaralamaya yönelik olduğu hususundaki tespitte isabetsizlik bulunmadığı, sanıklar ... ve ...'in eylemlerinin suça yardım etme düzeyinde olduğu, sanıkların eylemlerine uyan suçların maddi ve manevi unsurlarının somut olayda oluştuğu, sanıklar Evren, ..., ... ve Mehmet Sezgin'in eylemlerine uyan suç vasıfları ile yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre belirlenen ceza yaptırımlarının kanuni bağlamda, gerekçesi gösterilerek ve dosya kapsamına uygun şekilde belirlendiği, sanık ... hakkında takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında yerinde, yeterli ve kanuni gerekçelerle uygulanmasına karar verildiği, sanıklar Evren ve ... hakkında hükmolunan netice ceza miktarlarına göre 5237 sayılı Kanun'un 50/1. maddesi gereği seçenek yaptırımlara çevrilmesine, aynı Kanun'un 51/1. maddesi gereği ertelenmesine ve 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin kanunen mümkün olmadığı anlaşıldığından, ileri sürülen temyiz nedenlerinin incelenmesinde hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
IV. KARAR
A. Sanık ... Hakkında Suçluyu Kayırma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
5271 sayılı Kanun'un 286/2-(a) maddesinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, katılanlar vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanıklar Şenol ve Köksal Hakkında Nitelikli Konut Dokunulmazlığının İhlaline Yardım Etme Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
5271 sayılı Kanun’un 286/2-(g) maddesinde yer verilen; “On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak (…) istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, katılanlar vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
C. Sanık ... Hakkında Katılan ...'a Karşı Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama, Katılan ...'ya Karşı Kasten Yaralama ve Katılanlara Karşı Nitelikli Konut Dokunulmazlığının İhlali, Sanık ... Hakkında Katılan ...'a Karşı İşlenen Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama Suçuna Yardım Etme, Sanık ... Hakkında Katılanlar ... ve ...'ya Karşı İşlenen Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama, Kasten Yaralama ve Nitelikli Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçlarına Yardım Etme, Sanık ... Sezgin Hakkında Suçluyu Kayırma ile Sanıklar Köksal ve Şenol Hakkında Katılan ...'a Karşı Nitelikli Kasten Öldürmeye Teşebbüs ve Katılan ...'ya Karşı Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçlarına Yardım Etme Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) ve (B) bentlerinde açıklanan nedenlerle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 15.11.2022 tarihli ve 2022/1748 Esas, 2022/3210 Karar sayılı kararında Cumhuriyet savcısı, katılanlar vekilleri, sanıklar Evren, ..., ... ve Mehmet Sezgin müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Burdur Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.01.2025 tarihinde karar verildi.
4. Ceza Dairesi, 2024/9274 E., 2025/1660 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
maddesinde yer alan "Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz." ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddesinde yer alan "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının ger
4. Ceza Dairesi 2024/9274 E. , 2025/1660 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/1962 Esas, 2023/718 Karar
SUÇ : Hakaret
İNCELEME KONUSU
KARAR : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkeme kararı ile sanık hakkında hakaret suçundan mahkumiyetine hükmedilmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.09.2024 tarihli ve 94660652-105-26-7268-2024-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.10.2024 tarihli ve KYB-2024/96305 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02/10/2024 tarihli ve KYB-2024/96305 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"5237 sayılı Kanun'un 73/4. maddesinde yer alan "Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz." ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddesinde yer alan "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında,
Somut olayda, müşteki ...'ın 23/09/2021 tarihli oturumda sanık hakkında şikâyetinden vazgeçtiğini beyan ettiği, hakaret suçunun soruşturma ve kovuşturmasının şikâyete bağlı olduğu, sanığın da şikâyetten vazgeçmeyi kabul etmediğine dair bir beyanının bulunmadığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında takibi şikâyete bağlı hakaret suçundan düşme kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
5237 sayılı Kanun'un 131 inci maddesinin birinci fıkrasında “Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç; hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, mağdurun şikâyetine bağlıdır." hükmüne yer verildiği,
Aynı Kanun'un 73 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında ise, “Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür." hükümleri düzenlenmiştir.
5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasında da, “Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı yada soruşturma yada kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir." hükmü yer almaktadır.
İncelenen somut olayda; mağdurun 23.09.2021 tarihli duruşmada şikayetinden vazgeçtiği, sanığa ise şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorulmadan 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulduğu anlaşılmıştır.
Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.10.2020 tarih ve 2018/18-589 Esas, 2020/421 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun'un 73 üncü maddesinin altıncı fıkrasına göre kanunda aksi yazılı olmadıkça şikâyetten vazgeçmenin bunu kabul etmeyen sanığı etkilemeyeceğinin düzenlenmiş olması ve anılan Kanun hükmünün amacının yargılama sonucunda beraat etme ihtimali bulunan sanık hakkında yargılamaya devam olunarak suçun sabit olmaması hâlinde sanığın beraatine, sabit olduğunun anlaşılması durumunda ise cezalandırma zorunluluğu ortadan kalktığı için davanın düşmesine karar verilmesini gerektirmesi karşısında, her ne kadar sanığın şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediğine ilişkin bir beyanı yok ise de yargılama sonucu sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olması nedeniyle mahkumiyetine karar verildiği ve bu kararın kesinleşerek kanun yararına bozma talebiyle incelendiği dolayısıyla beraat etme ihtimalinin bulunmadığı, ancak 5237 sayılı Kanun'un 73 üncü maddesinin dördüncü fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkraları uyarınca, kovuşturma şartının ortadan kalkması ve bir düşme sebebi bulunduğundan davanın düşmesine karar verilmesi gerektiği kabul edilmelidir.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Yerel Mahkeme kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca karardaki hukuka aykırılık, hükmün Yargıtay tarafından düzeltilmesini gerektirmekle;
"Sanık hakkında hakaret suçundan açılan kamu davasının, 5237 sayılı Kanun'un 73 üncü maddesinin dördüncü ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkraları gereğince DÜŞMESİNE,
Sanık hakkında hakaret suçundan açılan kamu davasının düşmesi nedeniyle bu suç için yapılan yargılama giderinin Hazine üzerinde bırakılmasına,"
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.02.2025 tarihinde karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Genel
Sanık Berk hakkında "hakaret" suçundan açılan davanın kovuşturma evresinde mahkeme, Berk’in eylemi gerçekleştirdiğini ancak karşılıklı hakaret nedeniyle Berk’e ceza verilmemesi gerektiği kanaatine varmıştır.
Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri uyarınca, "Beraat" kararı ile "Ceza Verilmesine Yer Olmadığı" (CVYO) kararı arasındaki farklar dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
A) Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması durumunda beraat kararı verilir.
B) Karşılıklı hakaret durumunda fiil suç özelliğini korumasına rağmen CVYO kararı verilir.
C) Yaş küçüklüğü veya akıl hastalığı nedeniyle kusurun bulunmaması durumunda beraat hükmü kurulur.
D) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması durumunda beraat kararı verilir.
E) Etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gereken hallerde CVYO kararı verilir.
Bu maddeyle ilgili 12 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.