5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 243

Ceza Muhakemesi Kanunu 243. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 243 – (1) Katılan, vazgeçerse veya ölürse katılma hükümsüz kalır. Mirasçılar, katılanın haklarını takip etmek üzere davaya katılabilirler. BEŞİNCİ KİTAP Özel Yargılama Usulleri BİRİNCİ KISIM Gaiplerin ve Kaçakların Yargılanması, Tüzel Kişilerin Soruşturmada ve Kovuşturmada Temsili, Bazı Suçlara İlişkin Muhakeme Usulü BİRİNCİ BÖLÜM Gaiplerin Yargılanması Gaibin tanımı ve yapılabilecek işlemler

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

106 karar eşleşti
11. Ceza Dairesi, 2021/1976 E., 2024/257 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
Mağdur ...' ın temyiz isteği yönünden; mağdurun 03.04.2015 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu dilekçesinde olaya dair şikayetinden vazgeçtiğini beyan etmesi karşısında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun'un) 243 üncü maddesi gereğince şikayetten vazgeçme halinde katılma kararının hükümsüz kalacağı ve kararı temyiz etme hak ve yetkisinin sona ereceği anlaşıldığından
11. Ceza Dairesi         2021/1976 E.  ,  2024/257 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/62 E., 2016/2 K. SUÇLAR :Özel belgede sahtecilik, açığa atılan imzanın kötüye kullanılması HÜKÜMLER: Mahkûmiyet, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Kısmi ret, kısmi bozma 1. Mağdur ...' ın temyiz isteği yönünden; mağdurun 03.04.2015 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu dilekçesinde olaya dair şikayetinden vazgeçtiğini beyan etmesi karşısında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun'un) 243 üncü maddesi gereğince şikayetten vazgeçme halinde katılma kararının hükümsüz kalacağı ve kararı temyiz etme hak ve yetkisinin sona ereceği anlaşıldığından mağdurun sanıklar hakkında açığa imzanın kötüye kullanılması suçundan kurulan mahkumiyet hükmünü temyiz etme hakkının bulunmadığı, Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Çayıralan Asliye Ceza Mahkemesinin,11.01.2016 tarihli ve 2015/62 Esas, 2016/2 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; 1. Sanık ... hakkında özel belgede sahtecilik suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir. 2. Sanık ... hakkında açığa imzanın kötüye kullanılması suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 209 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına , 3. Sanık ... hakkında açığa imzanın kötüye kullanılması suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 209 uncu maddesinin birinci fıkrası, 39 uncu maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Sanık ... ve müdafinin temyiz isteği; açığa atılan imzanın kötüye kullanılması suçunun şikayete bağlı olduğu mağdurun şikayetten vazgeçme dilekçesi verdiği ve bu kapsamda mahkemece düşme kararı vermesi gerektiği, mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu ile re'sen gözetilecek hususlara ilişkindir. 2. Sanık ...'ın temyiz isteği; atılı suçu işlemediğini , mağdur'un şikayet vazgeçtiği halde mahkemece mahkumiyet kararın verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu ilişkindir. 3. Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; atılan imzanın kötüye kullanılması suçunun şikayet bağlı olduğu mağdurun şikayetten vazgeçme dilekçesi verdiği ve bu kapsamda mahkemece düşme kararı vermesi gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE A. Açığa Atılan İmzanın Kötüye Kullanılması Suçundan Sanıklar Hakkında Kurulan Mahkumiyet Hükümlerine Yönelik Mağdur ...'ın Temyiz Talebinin İncelenmesinde Katılanın,...Cumhuriyet Başsavcılığına vermiş olduğu 03.04.2015 tarihli dilekçesi ile şikayetinden vazgeçtiğini bildirmesi karşısında; 5271 sayılı CMK'nun 243 üncü maddesi gereğince, şikayetten vazgeçme halinde katılma kararının hükümsüz kalacağı ve kararı temyiz etme hak ve yetkisi sona ereceği cihetle, vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8 inci maddesi birinci fıkrası gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 317 inci maddesi uyarınca REDDİ, B.Sanık ... Hakkında Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Beraat Hükmüne Yönelik Katılan ...'ın Temyiz Talebinin İncelenmesinde Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 207 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü; aynı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 02.07.2015 tarihli sorgu olduğu ve bu tarihten, temyiz inceleme tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir. C. Sanıklar Hakkında Kurulan Mahkumiyet Hükümlerine Yönelik Cumhuriyet Savcısı, Sanık ... ve Müdafiinin, Sanık ...'ın Temyiz Taleplerinin İncelenmesinde Sanık ... ile mağdur ... arasında önceye dayalı ticari alışveriş dolayısıyla alacak verecek meselesi olduğu, bunun karşılığında yaptıkları iş gereği mağdur ...'ın İş bankası... Şubesinin 3068185 nolu çekini imzalayarak boş bir şekilde sanık ...'e verdiği, boş verilen çekin diğer sanık ... tarafından doldurulduğu iddia ve kabul edildiği olayda; sanıklara isnat olunan ve TCK'nın 209 uncu maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen açığa atılan imzanın kötüye kullanılması eyleminin takibinin şikayete bağlı suçlardan olduğu, müşteki ...'ın...Cumhuriyet Başsavcılığına vermiş olduğu 03.04.2015 tarihli dilekçe ile sanık ... hakkındaki şikayetinden vazgeçtiği beyan ettiği, sanık ...'in diğer sanık ...'la birlikte eylemi iştirak halinde işledikleri, TCK'nın 73 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarıca söz konusu vazgeçmenin diğer sanık ...'a da sirayet edeceğinin anlaşılması karşısında, davanın şikayetten vazgeçme nedeniyle düşmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hükümler kurulması nedenleriyle hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR A.Mağdur ...'ın Açığa Atılan İmzanın Kötüye Kullanılması Suçundan Sanıklar Hakkında Kurulan Mahkumiyet Hükümlerine Yönelik Temyiz İsteği Yönünden Müştekinin 03.04.2015 tarihli dilekçesi sanıklardan şikâyetçi olmadığını beyan etmesi karşısında; 5271 sayılı CMK'nın 243. maddesi gereğince, şikâyetten vazgeçme halinde şikayetten vazgeçmeden dönülemeyeceği de dikkate alınarak, katılma kararı hükümsüz kaldığından, suçtan zarar gören adına temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun'un 8/1 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 317 nci maddesi uyarınca REDDİNE, B.Katılan ...'ın Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Sanık ... Hakkında kurulan Beraat Hükmüne Yönelik Temyiz İsteği Yönünden Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle ...Asliye Ceza Mahkemesinin,11.01.2016 tarihli ve 2015/62 Esas, 2016/2 Karar sayılı kararına yönelik katılan ...'ın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen olağan zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, C.Cumhuriyet Savcısının, Sanık ... ve Müdafinin, Sanık ...'ın Açığa Atılan İmzanın Kötüye Kullanılması Suçundan Sanıklar Hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine Yönelik Temyiz İstekleri Yönünden Gerekçe bölümünün (C) bendinde açıklanan nedenlerle...Asliye Ceza Mahkemesinin,11.01.2016 tarihli ve 2015/62 Esas, 2016/2 Karar sayılı kararına yönelik Sanık ... ve müdafii, sanık ... ve Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.01.2024 tarihinde karar verildi.

Diğer kararlar (4)

4. Ceza Dairesi, 2024/1651 E., 2024/4119 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Katılan ...'in Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nden (UYAP) alınan güncel nüfus kaydına göre hükmün temyizinden sonra 23.10.2020 tarihinde öldüğü, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 243 üncü maddesi gereğince katılma kararının hükümsüz kaldığı ve vekalet ilişkisinin sona erdiği, katılanın mirasçılarının da gerekçeli kararın tebliğine rağmen kararı temyiz etmedikleri anlaşıl
4. Ceza Dairesi         2024/1651 E.  ,  2024/4119 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/772 E., 2016/483 K. SUÇ : Hakaret HÜKÜMLER : Beraat, mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma Katılan ...'in Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nden (UYAP) alınan güncel nüfus kaydına göre hükmün temyizinden sonra 23.10.2020 tarihinde öldüğü, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 243 üncü maddesi gereğince katılma kararının hükümsüz kaldığı ve vekalet ilişkisinin sona erdiği, katılanın mirasçılarının da gerekçeli kararın tebliğine rağmen kararı temyiz etmedikleri anlaşıldığından, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317 nci maddesi gereği, katılan vekilinin temyiz isteğinin, reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. Sanık ... hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Sanık ... hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca düzenlenen hakaret suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir. 2.Sanık ... hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, dördüncü fıkrası, 62 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 7.080,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan sanık ... müdafiinin temyiz isteği; sanık ...'ın kendisine hakaret ettiğine, ancak kendisi hakkında mahkûmiyet kararı verildiğine, hukuka aykırı kararın bozulması gerektiğine, sözün hakaret olmadığına, vesaire ilişkindir. III. GEREKÇE 1. Katılan ... Vekilinin Temyiz Nedenleri Yönünden Katılanın Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nden alınan güncel nüfus kaydına göre hükmün temyizinden sonra 23.10.2020 tarihinde öldüğü, 5271 sayılı Kanun'un 243 üncü maddesi gereğince katılma kararının hükümsüz kaldığı ve vekalet ilişkisinin sona erdiği, katılanın mirasçılarının da gerekçeli kararın tebliğine rağmen kararı temyiz etmedikleri anlaşıldığından, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi gereği, katılan vekilinin temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. 2. Sanık ... Müdafiinin Temyiz Nedenleri Yönünden Sanığın, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 23.10.2020 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Kanun’un 64 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülüp düşürülmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır. IV. KARAR 1. Katılan ... Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden Katılanın Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nden alınan güncel nüfus kaydına göre hükmün temyizinden sonra 23.10.2020 tarihinde öldüğü, 5271 sayılı Kanun'un 243 üncü maddesi gereğince katılma kararının hükümsüz kaldığı ve vekalet ilişkisinin sona erdiği, katılanın mirasçılarının da gerekçeli kararın tebliğine rağmen kararı temyiz etmedikleri anlaşıldığından, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi gereği, katılan vekilinin temyiz isteğinin, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, 2. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İsteği Yönünden Açıklanan nedenle, Yerel Mahkeme kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden, sair yönleri incelenmeksizin hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereğince Tebliğname'ye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.03.2024 tarihinde karar verildi.
4. Ceza Dairesi, 2024/1788 E., 2024/4538 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Katılanın Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nden (UYAP) alınan güncel nüfus kaydına göre hükmün temyizinden sonra 03.07.2023 tarihinde öldüğü, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 243 üncü maddesi gereğince katılma kararının hükümsüz kaldığı ve vekalet ilişkisinin sona erdiği, katılanın mirasçılarının da gerekçeli kararın tebliğine rağmen kararı temyiz etmedikleri anlaşıldığın
4. Ceza Dairesi         2024/1788 E.  ,  2024/4538 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/876 E., 2016/226 K. SUÇ : Hakaret HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Katılanın Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nden (UYAP) alınan güncel nüfus kaydına göre hükmün temyizinden sonra 03.07.2023 tarihinde öldüğü, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 243 üncü maddesi gereğince katılma kararının hükümsüz kaldığı ve vekalet ilişkisinin sona erdiği, katılanın mirasçılarının da gerekçeli kararın tebliğine rağmen kararı temyiz etmedikleri anlaşıldığından, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317 nci maddesi gereği, katılan vekilinin temyiz isteğinin, reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca düzenlenen hakaret suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; suçun yasal unsurları itibariyle oluştuğuna, vesaire ilişkindir. III. GEREKÇE A. Katılan Vekilinin Temyiz Nedenleri Yönünden Katılanın Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nden alınan güncel nüfus kaydına göre hükmün temyizinden sonra 03.07.2023 tarihinde öldüğü, 5271 sayılı Kanun'un 243 üncü maddesi gereğince katılma kararının hükümsüz kaldığı ve vekalet ilişkisinin sona erdiği, katılanın mirasçılarının da gerekçeli kararın tebliğine rağmen kararı temyiz etmedikleri anlaşıldığından, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi gereği, katılan vekilinin temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. B. O yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz Nedenleri Yönünden 1.Sanığın yargılamaya konu eylemi için, 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca belirlenecek cezasının türü ve üst sınırlarına göre aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. 2. 5237 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin sanığın 25.01.2016 tarihli savunması olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir. IV. KARAR 1. Katılan Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden Katılanın Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nden alınan güncel nüfus kaydına göre hükmün temyizinden sonra 03.07.2023 tarihinde öldüğü, 5271 sayılı Kanun'un 243 üncü maddesi gereğince katılma kararının hükümsüz kaldığı ve vekalet ilişkisinin sona erdiği, katılanın mirasçılarının da gerekçeli kararın tebliğine rağmen kararı temyiz etmedikleri anlaşıldığından, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi gereği, katılan vekilinin temyiz isteğinin, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, 2. O yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği Yönünden Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkemenin kararına yönelik O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.04.2024 tarihinde karar verildi.
12. Ceza Dairesi, 2022/5855 E., 2023/1345 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Katılan vekilinin hükmü temyiz etmesinden sonra, katılan ...'un 10.01.2023 havale tarihli dilekçe ile sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçmiş olması nedeniyle katılma kararının 5271 sayılı Kanunun 243 üncü maddesi uyarınca hükümsüz kaldığı, katılan sıfatını kaybetmesi nedeniyle katılan vekilinin hükmü temyiz etme hak ve yetkisi bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği dü
12. Ceza Dairesi         2022/5855 E.  ,  2023/1345 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Taksirle öldürme Sanık hakkında Dairemizin bozma ilamı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz eden sanık müdafinin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Katılan vekilinin hükmü temyiz etmesinden sonra, katılan ...'un 10.01.2023 havale tarihli dilekçe ile sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçmiş olması nedeniyle katılma kararının 5271 sayılı Kanunun 243 üncü maddesi uyarınca hükümsüz kaldığı, katılan sıfatını kaybetmesi nedeniyle katılan vekilinin hükmü temyiz etme hak ve yetkisi bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.05.2015 tarihli ve 2015/400 Esas, 2016/215 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85 inci maddesi, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına 4237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca sürücü belgesinin 1 yıl süre ile geri alınmasına karar verilmiştir. 2.... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.05.2015 tarihli ve 2015/400 Esas, 2016/215 Karar sayılı kararının sanık müdafileri ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 05.07.2021 tarihli ve 2020/6297 Esas, 2021/5473 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında eksik cezaya hükmolunması, taksirli suçta temel ceza tayininde failin güttüğü amaç ve saik gerekçesine dayanılamayacağının gözetilmemesi ve 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesi uygulanırken ilgili fıkrasının gösterilmemesi nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir. 3. ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.04.2022 tarihli ve 2021/563 Esas 2022/358 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve sürücü belgesinin 6 ay geri alınmasına karar verilmiştir. 4.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 21.07.2022 havale tarihli ve 2022/88259 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A.Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın üst sınırdan cezalandırılması gerektiğine, sanığın cezasında takdiri indirim yapılmasının yerinde olmadığına ve re'sen gözetilecek hususlara ilişkindir. B.Sanık Müdafinin Temyiz Sebepleri Eksik inceleme yapıldığına, sanığın kusurlu olmadığına, bilinçli taksir koşulları oluşmadığına, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, cezanın alt sınırdan takdir edilmemesinin yerinde olmadığına, lehe hükümlerin uygulanmamasına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Yerel Mahkemenin Kabulü Sanık ...’ın, suç tarihinde, sevk ve idaresindeki ... ile Tire-... yolu üzerinde seyir halinde olduğu sırada, saat 04.30 – 05.00 civarında Kara Kova mevkiinde karşı yönden gelen ... idaresindeki motosiklete çarptığı, kaza sonucu motosiklet sürücüsü ...'un hayatını kaybettiği, sanığın daha sonra olay yerinden kaçtığı ve yaklaşık 6 saat sonra teslim olduğu, yapılan alkol ölçümünde 1.04 promil alkollü olduğunun tespit edildiği, sanığın alkollü ... kullanması ve maktulun şeridine girmesi nedeniyle, asli kusurlu olduğu, maktulun ise alkollü ve uyuşturucu maddenin etkisi altında iken ... kullanması nedeniyle tali kusurlu olduğu tespit edildiği nazara alındığında sanığın eylemi bilinçli taksir altında gerçekleştirerek ölümüne sebebiyet verdiği, sanığın hareketi ile netice arasındaki sebebiyet (illiyet) bağı bu şekilde kurularak sanığın müsnet suçtan cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2.... Adli Tıp Grup Başkanlığı, ... Morg İhtisas Dairesi tarafından 23.06.2015 tarihinde düzenlenen otopsi raporuna göre ...'un genel beden travmasına bağlı kafatası, çene ve ekstremite kırıkları, omur ayrılmasıyla birlikte beyin harabiyeti ve kanaması ile karaciğer laserasyonu sonucu öldüğü tespit edilmiştir. 3.Kaza tespit tutanağında, 25.05.2015 günü, meskun mahal dışında, gece vakti, aydınlatmanın bozuk olduğu, iki yönlü virajlı köy yolunda 2,02 promil alkollü sanığın sevk ve idaresindeki otomobil ile seyir halindeyken dikkatsizlik sonucu şerit ihlali yaparak dönemeçli yolda kendi aracının sol ön tarafı ile karşı istikametten gelen ... idaresindeki motosikletin ön tarafından çarpması ve motosikleti sürükleyerek otomobilin gidiş istikametine göre yolun sol tarafında bulunan dere yatağına atması sonucu kazanın meydana geldiği, sürücü ...'ın şerit izleme kurallarını ve alkollü ... kullanma kurallarını ihlal ettiği, ölen ...'un alkollü ... kullanma kuralını ihlal ettiği belirlenmiştir. 4.Mahallinde keşif sonucu düzenlenen 28.09.2015 havale tarihli trafik bilirkişi raporu ile 30.06.2015 tarihli trafik bilirkişi raporunda, sürücü ...'ın karayoluna yasal sınırlar üzerinde alkol alarak ... kullanma, karayolunda araçların güvenliğini tehlikeye sokacak şekilde ... kullanma ve seyir halinde iken karşıdan gelen araçların güvenli geçişini engellemek, karşı yönden gelen araçlara ait şeridin tamamını veya bir kısmını kullanmak kuralını ihlal ettiğinden asli kusurlu, ölen sürücü ... ise karayolunda yasal sınırlar üzerinde alkollü olarak ... kullanmak, karayolu üzerinde seyir halinde bulunan araçların güvenliğini tehlikeye düşürmek kuralını ihlal ettiğinden tali kusurlu bulunmuştur. 5.... Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 20.01.2016 tarihli raporda, ölen sürücünün idaresindeki motosikletin farlarının yanıp yanmadığı hususunda kesin kanaate varılamadığından üç alternatifli rapor düzenlendiği belirtilmiş olup; a)motosikletin farlarının yanmadığının kabulü halinde sanığın kusuru olmadığı, b)motosikletin farlarının yandığı kabulünde, sanığın otomobil ile seyri sırasında karşı istikametten gelip istikamet şeridine girerek şerit ihlalinde bulunan motosiklet nedeniyle etkin direksiyon tedbiri almayıp sol şeride doğru direksiyonu kırarak karşı istikamet şeridine girdiğinden meydana gelen kazada tali kusurlu olduğu; ölen sürücünün motosiklet ile iki yönlü yolda seyri sırasında yola gereken dikkati verip seyrini kendine ayrılan şerit içerisinde sürdürmesi gerekirken bu hususa riayet etmemiş olup karşı istikamet şeridine girerek şerit ihlalinde bulunduğu, bu suretle karşı istikametten gelen sanık sürücü yönetimindeki otomobilin seyir durumunu bozduğu ve çarpışmaya sebebiyet verdiğinden asli kusurlu olduğu, c)olayın kaza tespit tutanağında anlatıldığı gibi herhangi bir neden olmadan sanık sürücünün yönetimindeki otomobil ile sol şeride girerek karşı istikametten gelen vasıta ile çarpıştığı kabulünde sanığın asli kusurlu, ölen motosiklet sürücüsü ...'un tali kusurlu olduğu tespit edilmiştir. 6.Sanık savunmalarında, 80-90 km hızla seyir halindeyken yolun biraz virajlı olması nedeniyle hızını 70-80 km.'ye düşürüp yola devam ettiği sırada bir anda karşı yönden farı yanmayan bir motorsikletin geldiğini farkettiğini ancak motorsikletin kendi şeridine doğru üzerine geldiğinden ve farı yanmadığı için son anda farkettiğinden motorsiklet ile çarpıştıklarını, çarpışmanın etkisiyle kullandığı aracın ... yol kenarındaki tarlaya girdiğini, araçtan çıktıktan sonra kazanın verdiği şok ile ne yaptığını bilemediğini ve tarla içerisine yürüdüğünü beyan etmiş olup, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve lehe hükümlerin uygulanmasını talep etmiştir. 7.Olay nedeniyle ölen ...'un eşi olan ...'un sanıktan şikayetçi olup davaya katılmasına karar verilmiştir. Katılan vekili 13.04.2022 tarihinde kararı temyiz ettikten sonra ... sunduğu 10.01.2023 havale tarihli dilekçesi ile şikayetinden vazgeçtiğini bildirmiştir. 8.Mahkemece, Hukuki Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verildiği belirlenmiştir. IV. GEREKÇE Yerel Mahkeme kararında yapılan incelemede neticesinde olayın kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmamıştır. Sanık hakkında, ... ve hakkaniyet kuralları uyarınca cezada orantılılık ilkesi gözetilerek alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edildiği ve sanık hakkındaki hükme yönelik aleyhe temyiz de bulunmadığı anlaşıldığından tebliğnamedeki bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir. A.Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden Katılan ... vekilinin hükmü temyiz etmesinden sonra, ...'un 10.01.2023 havale tarihli kimlik tespitli dilekçe ile sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçmiş olması nedeniyle katılma kararının 5271 sayılı Kanunun 243 üncü maddesi uyarınca hükümsüz kaldığı, katılan sıfatını kaybetmesi nedeniyle 5271 sayılı aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık hakkındaki hükmü temyiz etme hak ve yetkisi bulunmadığı, hükmün, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanunun 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. B.Sanık Müdafinin Temyiz Sebepleri Yönünden 1.Kusur Durumuna, Eksik İncelemeye, Bilinçli Taksir Hükümlerinin Uygulanmasına, Ceza Miktarına Yönelik Dosya içeriğine göre 25.05.2015 günü, saat 05.00 sıralarında sanığın sevk ve idaresindeki otomobil ile meskun mahal dışında, gece vakti, aydınlatmanın bozuk olduğu iki yönlü köy yolunda seyir halindeyken, olay mahalli sola virajlı yol bölümüne geldiğinde şerit ihlali yaparak aracının sol ön kısımları ile karşı yönden gelen ölen idaresindeki motosikletin ön kısımları ile motosikletin seyir şeridi içinde çarpıştıkları, sanığın olaydan yaklaşık altı buçuk saat sonra yapılan kan testinde 1,04 promil alkollü olduğu, yerleşik adli tıp uygulamalarına göre kişiden kişiye farklılık göstermekle birlikte alkol oranının her saat ortalama 15 promil azaldığı kabul edilmekle, sanığın kaza anında yaklaşık 202 promil alkollü olduğunun tespit edildiği, sanığın asli kusurlu olarak bir kişinin ölmesine neden olduğu olayda, mahkemenin kusur durumuna ilişkin kabulünün dosya kapsamı ile uyumlu ve yerinde olduğu, eksik inceleme yapılmadığı, olay esnasında 100 promil üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sanık hakkında bilinçli taksir koşullarının oluştuğu, mahkemece alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenen ceza miktarının ve sanığın mahkumiyetine karar verilmesinin hukuka uygun olduğu görülmekle, hükümde bu yönleriyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2.Lehe Hükümlerin Uygulanmaması Yönünden 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin dördüncü fıkrasında belirtilen; "Taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hapis cezası uzun süreli de olsa; bu ceza, diğer koşulların varlığı halinde, birinci fıkranın (a) bendine göre adlî para cezasına çevrilebilir. Ancak, bu hüküm, bilinçli taksir halinde uygulanmaz." şeklindeki düzenleme uyarınca, bilinçli taksirle öldürme suçunu işleyen sanık hakkında hükmolunan uzun süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmemesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. Sanık hakkında netice olarak belirlenen ceza miktarının 3 yıl 4 ay hapis cezası olduğu, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesi gereği erteleme ya da 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumlarının uygulanmasına sonuç ceza miktarı itibarıyla olanak bulunmadığı belirlenmekle, hükümde bu yönleriyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. 3. Re'sen Gözetilecek Hususlar Yönünden Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. C.Hükümden sonra, katılan ...'un 10.01.2023 havale tarihli dilekçe ile şikayetten vazgeçtiği anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanunun 243 üncü maddesi uyarınca katılma kararı hükümsüz kaldığından, katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A.Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden; Katılan ... vekilinin hükmü temyiz etmesinden sonra, ...'un 10.01.2023 havale tarihli kimlik tespitli dilekçe ile sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçmiş olması nedeniyle katılma kararının hükümsüz kaldığı, katılan sıfatını kaybetmesi nedeniyle 5271 sayılı Kanunun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık hakkındaki hükmü temyiz etme hak ve yetkisi bulunmadığı, hükmün, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanunun 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B.Sanık Müdafinin Temyiz Sebepleri Yönünden; Gerekçe bölümünde (C) numaralı bentte açıklanan nedenle ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.04.2022 tarihli ve 2021/563 Esas 2022/358 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün vekalet ücretine ilişkin sekizinci fıkrasının hükümden çıkarılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.04.2023 tarihinde karar verildi.
12. Ceza Dairesi, 2021/1380 E., 2025/514 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
aksirle öldürme suçundan kurulan hükmün katılanlar vekili tarafından temyiz edildiği ancak katılanlardan ...'nın Uyap sisteminden ulaşılan nüfus kaydına göre temyiz incelemesinden önce 23.08.2023 tarihinde öldüğü, katılanın ölümü nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 243 üncü maddesi gereğince katılma kararının hükümsüz kaldığı, vekalet ilişkisinin sona erdiği ve katılan vekilinin, katılan ...
12. Ceza Dairesi         2021/1380 E.  ,  2025/514 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/103 E., 2016/247 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında taksirle öldürme suçundan kurulan hükmün katılanlar vekili tarafından temyiz edildiği ancak katılanlardan ...'nın Uyap sisteminden ulaşılan nüfus kaydına göre temyiz incelemesinden önce 23.08.2023 tarihinde öldüğü, katılanın ölümü nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 243 üncü maddesi gereğince katılma kararının hükümsüz kaldığı, vekalet ilişkisinin sona erdiği ve katılan vekilinin, katılan ... yönünden aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bahse konu hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı belirlenmiştir. Sanık hakkında kurulan hükmün; sanık müdafii ve katılanlar vekilleri tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir başkaca bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 50/4-1.a, 52/2-4 ve 53/6. maddeleri uyarınca 36.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bozma kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; sanığın kusur durumunun hatalı tayin edildiğine, sanığın ikinci kaza ile eylemi arasında illiyet bağı bulumadığına, hükmün sanık lehine bozulması gerektiğine; katılanlar ... ve ... vekilinin temyiz sebepleri; olayın gerçekleşme şeklinin hatalı değerlendirildiğine, bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiğine; katılan ... vekilinin temyiz sebepleri ise; eksik inceleme ile karar verildiğine, bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiğine, ceza miktarına, takdiri indirim ve paraya çevirme hükümlerinin uygulanmasının hatalı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; olay günü saat 14:30 sıralarında sanığın kontrolündeki araçla D-100 karayolu üzerinde İstanbula doğru hareket halindeyken olay yerine geldiğinde, ilk olarak emniyet şeridine park edilmiş halde bulunan kamyonun sürücü kapısından inmiş bulunan yaya ...'ye çarptığı ve devamında aracın kontrolünü kaybederek orta refüj üzerinde beklemekte olan yaya ...'ya kaza ile fırlayan bir cismin ...'nın başına çarpması sonucu her iki yayanın da vefat ettiği olayda, sanık sürücü ...’ın asli kusurlu, yaya ...'nün tali kusurlu, yaya ...'nın ise kusursuz olduğu kabul edilmekle, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR Katılan ...'nın Uyap sisteminden temin edilen nüfus kaydına göre temyiz incelemesinden önce 23.08.2023 tarihinde öldüğü, katılanın ölümü nedeniyle 5271 sayılı Kanunun 243 üncü maddesi gereğince katılma kararının hükümsüz kaldığı, vekalet ilişkisinin sona erdiği, mirasçısı olan oğlu ...'nın ise davaya katıldığı ve hükmü temyiz ettiği anlaşılmakla katılanlar vekilinin, katılan ... yönünden yaptığı temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği reddine karar verilerek yapılan incelemede; Yargılamayı yapan mahkemenin takdirini paraya çevirme hükümlerinin uygulanması yönünde kullandığı ve yasal imkansızlık da bulunmadığı anlaşılmakla, tebliğnamenin bozma öneren görüşüne iştirak edilmemiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Gebze 2. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında sanık müdafii ve katılanlar vekilleri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafii ve katılanlar vekillerinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.01.2025 tarihinde karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ceza Muhakemesi Hukuku

Katılanın davadan vazgeçmesi durumunda hukuki sonuç ne olur?

A) Dava düşer.
B) Kamu davası devam eder, katılma hükümsüz kalır.
C) Sanık beraat eder.
D) Mahkeme davayı reddeder.
E) Cumhuriyet savcısı da davadan çekilmek zorundadır.

Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol