Ceza Muhakemesi Kanunu 280. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 280 – (1) Bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra;[120][121][122]
a) İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,
b) (Ek: 20/7/2017-7035/15 md.) Cumhuriyet savcısının istinaf yoluna başvurma nedenine uygun olarak mahkumiyete konu suç için kanunda yazılı cezanın en alt derecesinin uygulanmasını uygun görmesi hâlinde, hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,
c) (Ek:17/10/2019-7188/27 md.)[123] Başka bir araştırmaya ihtiyaç duyulmadan cezayı kaldıran veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsî sebeplere ya da şahsî cezasızlık sebeplerine bağlı olarak daha az ceza verilmesini veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesini gerektiren hâllerde, hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,
d) (Ek: 20/7/2017-7035/15 md.) Olayın daha fazla araştırılmasına ihtiyaç duyulmadan davanın reddine karar verilmesi veya güvenlik tedbirlerine ilişkin hatalı kararın düzeltilmesi gereken hâllerde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,
e) İlk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddede belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine,[124][125]
f) (Ek:17/10/2019-7188/27 md.) Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
g) Diğer hâllerde, gerekli tedbirleri aldıktan sonra davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına,
Karar verir.
(2) (Ek: 18/6/2014-6545/77 md.) Duruşma sonunda bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddeder veya ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurar.
(3) (Ek: 20/7/2017-7035/15 md.) Birinci ve ikinci fıkra uyarınca verilen kararların sanık lehine olması hâlinde, bu hususların istinaf isteminde bulunmamış olan diğer sanıklara da uygulanma olanağı varsa bu sanıklar da istinaf isteminde bulunmuşçasına verilen kararlardan yararlanırlar.
Duruşma hazırlığı
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
1.940 karar eşleşti
12. Ceza Dairesi, 2023/5112 E., 2025/4598 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
2/1039 Esas, 2022/5245 Karar sayılı bozma ilamı ile; "Sanıklar hakkında ilk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmüne karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince mahkumiyet hükmü kaldırılarak duruşma açılmaksızın 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi delaletiyle aynı Kanunun 303/1-a maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş ise de;
12. Ceza Dairesi 2023/5112 E. , 2025/4598 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/2663 E., 2023/1175 K.
SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet hükümleri kaldırılarak beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret
Dairemizin bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.... Asliye Ceza Mahkemesinin 04.04.2018 tarih, 2014/57 Esas, 2018/115 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 2863 sayılı Kanun'un 74/1, 74/1-2.cümle, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 53. maddeleri gereğince 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Hükmün sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., sanık ... müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 16.06.2020 tarih, 2019/225 Esas, 2020/1453 Karar sayılı kararı ile mahkumiyet hükmü kaldırılarak sanıkların 5271 sayılı Kanun'un 223-2-e maddesi gereğince beraatlerine karar verilmiştir.
3.Hükmün katılan vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 29.06.2022 tarih, 2022/1039 Esas, 2022/5245 Karar sayılı bozma ilamı ile; "Sanıklar hakkında ilk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmüne karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince mahkumiyet hükmü kaldırılarak duruşma açılmaksızın 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi delaletiyle aynı Kanunun 303/1-a maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş ise de; anılan Kanun hükmünün delil değerlendirilmesi yapılmaksızın derhal beraat kararı verilebilecek hallerde uygulanabileceği, sanıklar hakkındaki mahkumiyet hükmü bakımından ise 5271 sayılı CMK'nın 280/1-e maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda sanıkların 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesince yapılan istinaf incelemesi sonucunda verilen 16/06/2020 tarihli, 2019/225 esas, 2020/1453 karar sayılı ilk derece mahkemesinin kararındaki mahkumiyete ilişkin bölümün beraat hükmü ile değiştirilmesi suretiyle hukuka aykırılığın “düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine” ilişkin kararın açıklanan nedenle ve sair yönleri incelenmeksizin 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
4. ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesince bozma ilamına uyularak duruşma açılmasına karar verilerek, 10.04.2023 tarihli ve 2022/2663 Esas, 2023/1175 Karar sayılı kararı ile, sanıkların 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi gereğince beraatine, kararın sanık ...'ya sirayetine ve sanık ...'ın da beraatine karar verilmiş olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 29.06.2023 tarih, 2023/72652 nolu esastan ret görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, beraat kararının yerinde olmadığına ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Bölge Adliye Mahkemesince; ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucu fikir ve eylem birliği içerisinde sanıkların (İstinaf incelemesine konu olmayan haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen sanıklar .... ve... ile birlikte) suç tarihinde sit alanı olduğu ilan edilmeyen Saraylar Mahallesi, ... Mevkii, 191 Ada 6 ve 7 nolu parsellerde 03/05/2016 tarihli bilirkişi raporu ve olay tutanağına göre 2.5 x 1 metre ebatlarında kaçak olarak kazı ve sondaj yapmak suretiyle atılı suçu işledikleri, sanıkların aşamalardaki savunmaları, tanık beyanları, ... Sulh Ceza Mahkemesi'nin 02/04/2013 tarih, 2013/34 D.İş ve 11/04/2013 tarih 2013/69 D.İş sayılı iletişimin tespiti kararlarına istinaden elde edilen görüşme kayıtları, olay tutanakları, bilirkişi raporu hep birlikte değerlendirildiğinde sabit görülerek mahkumiyetlerine karar verilmiş ise de; İlk derece mahkemesince yargılaması yapılan 2863 sayılı Kanunun 74/1. maddesinde düzenlenen kültür varlıkları bulmak amacıyla izinsiz olarak kazı yapmak suçunda, olayın soruşturmasına 22/03/2013 tarihinde yapılan bir ihbar üzerine başlandığı, 23/03/2013 tarihli ihbar ve araştırma tutanaklarının düzenlendiği, ... Sulh Ceza Mahkemesi'nden yukarıda belirtilen iletişimin tespiti kararlarının alındığı, olayın ... Müze Müdürlüğü'ne ihbar edilmesi üzerine müze müdürlüğünce 18/06/2013 tarih ve 2013/146 uzmanlık sayılı rapor düzenlenerek soruşturma dosyasına alındığı, ... Tapu Müdürlüğü'nden getirtilen kayıtlara göre suça konu Saraylar Mahallesi, ... Mevkii, 191 Ada, 6 Parsel sayılı taşınmazın tapuda 1/2 şer hisse ile ... ve ... adına kayıtlı olduğunun, 7 Parsel sayılı taşınmazın ise hisseli olarak ..., ..., ... ..., ... ve ... adına kayıtlı olduğunun tespit edildiği, ... Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü'nün 15/06/2017 tarihli yazısından olay yerinin 3. derece arkeolojik sit alanı olduğuna ilişkin kararın 13/12/2014 tarihli Resmi Gazetede ilan edildiğinin (suç tarihinden sonra alınan karar ve yapılan ilan) anlaşıldığı,
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 14/05/2020 tarih, 2019/20-127 Esas ve 2020/195 Karar sayılı kararında ''...Öte yandan, amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden kurmak olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın uzantısı olan, Latincede; "in ... pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak bir kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanık aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate değil kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve bu ispat, hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkan vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa ihtimale dayanarak sanığın mahkûmiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir.''
Yine Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 15/11/2018 tarih, 2016/4002 Esas ve 2018/10863 Karar sayılı kararında ''...5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 135. maddesinde düzenlenen “iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması” tedbiri uygulanarak elde edilen delillerin, maddi yan delillerle desteklenmesinde zorunluluk bulunduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/12/1990 tarih, 1990/6-257 Esas, 1990/335 Karar ve 09/11/2010 tarih, 2010/8-134 Esas, 2010/217 Karar sayılı ilamlarında da vurgulandığı üzere, tek başına suçun nitelendirilmesine ilişkin yeterli bilgiyi içermeyen iletişimin tespiti tutanakları dışında delil elde edilememesi halinde, suçun sübuta erdiğinin kabul olunamayacağı, diğer yandan, mahkeme huzurundaki ikrarın dahi yan delillerle desteklenmediği sürece kesin kanıt olarak değerlendirilemeyeceği muhakkak iken, iletişim kayıtlarındaki ikrarın, suçun işlendiği hususunda tek başına delil olamayacağının evleviyetle kabulü gerektiği, bu bakımdan, “iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması” tedbiri ile ulaşılan soyut verilerin yanı sıra, somut ve maddi delillerin varlığı halinde suçun sübut bulduğu; aksi takdirde, mahkumiyet hükmünün dayanağı olan kesin ve açık bir ispattan söz edilemeyeceğinden, “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereği suçun sübuta ermediği sonucuna varılacağı...'' şeklindeki içtihatları da dikkate alınmak suretiyle; somut olay değerlendirildiğinde; kültür varlıklarını bulmak amacıyla izinsiz olarak kazı yapma eylemine ilişkin suçüstü halinin bulunmadığı, ''İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması'' tedbiri ile bir kısım sanıklar arasındaki konuşmalara ilişkin kayıtların değerlendirildiği, buna göre;
Yargılama aşamasında dinlenen tanıklar... (17/03/2016 tarihli celse), ... (26/05/2016 tarihli celse), ... (24/09/2014 ve 18/12/2017 tarihli talimat duruşmaları) ve ...'in (13/01/2015 ve 04/04/2018 tarihli celseler) beyanları değerlendirildiğinde, tanıkların kaçak kazı yapıldığına ilişkin görgüye dayalı bir bilgilerinin olmadığı, bir kısım duyumlarını jandarma ve diğer tanıklar ile paylaştıklarının anlaşıldığı,
Tüm dosya kapsamı, sanık ifadeleri, tanık beyanları, düzenlenen tutanaklar ve bilirkişi raporları hep birlikte değerlendirildiğinde; suçüstü halinin bulunmadığı olayda kollukça 23/03/2012 tarihli araştırma tutanağına istinaden yürütülen soruşturmada ''iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması'' tedbiri ile ulaşılan bir kısım sanıklar arasındaki görüşme kayıtları ve sanık savunmaları incelendiğinde tüm sanıkların beyanlarında kültür varlıkları bulmak amacıyla izinsiz olarak kazı yapma fiilini gerçekleştirmediklerini söyleyerek suçlamayı kabul etmedikleri, sanıklar ... ve ... arasındaki konuşma kayıtlarına göre bir kuyu içerisinden suyun boşaltılması hususunda kablo ve jeneratör temini için bir kısım hazırlıklar yaptıkları anlaşılmış ise de sahada bizzat çalışma yaptıklarına dair bir tespitin bulunmadığı, yine sanık ...'un da ... ile birlikte kuyuda bulunan suyun tahliyesine ilişkin konuştuklarına dair beyanının eyleme dönüştüğüne dair bir tespitin bulunmadığı, dinlenen tüm tanıkların görgüye dayalı bir beyanlarının olmadığı, ... Müze Müdürlüğü'nün 18/06/2013 tarihli raporunda belirtilen iki adet kazılmış yerin sanıklar tarafından kazıldığına dair herhangi bir tespit yapılamadığı, yargılama aşamasında mahkemece yapılan keşif sonucu düzenlenen 03/05/2016 tarihli bilirkişi raporunun da müze müdürlüğünce düzenlenen araştırma tutanağı esas alınarak düzenlendiği ve sanıkların bahse konu yerlerde kazı yaptıklarına dair bir tespit içermediği, tüm sanıkların soyut beyanlarının somutlaştırılamadığı, dolayısıyla somut delillerle de desteklenmeyen ikincil nitelikteki tüm yan delillerin atılı suçun işlendiği hususunda tek başına kesin delil olarak kabul edilemeyeceği, buna göre sanıkların yüklenen suçu işledikleri sabit olmadığından müsnet suçtan ayrı ayrı beraatlerine karar verilmesi gerekirken mahkumiyetlerine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu anlaşıldığından, CMK'nın 280/2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin hükümlerinin ayrı ayrı kaldırılarak, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'na yüklenen suçların sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine, ilk derece mahkemesince hakkında mahkumiyet hükmü verilen ve diğer sanıklarla iştirak halinde suç işlediği iddia edilen sanık ...'ya da Dairemizin istinaf incelemeleri sonucu diğer sanıklar hakkında verdiği beraat hükümleri gerekçesinin CMK'nın 280/3 maddesi gereğince sirayet ettirilmesi mümkün olduğundan sanık ...'ya sirayeti ile sanık ... ya yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle, CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE VE KARAR
1-Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Açısından;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 02.10.2024 tarihli ve 2021/228 Esas nolu kararı gereğince; UYAP sisteminden temin edilen nüfus kayıt örneğinde sanık ...'nın 28/12/2023 tarihinde temyiz aşamasında öldüğünün tespit edilmiş olması karşısında, sanık hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 64/1. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; 1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5237 sayılı TCK'nın 64/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkındaki kamu davasının DÜŞMESİNE,
2-Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... Hakkında Kurulan Hükümler Açısından;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanun'a uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca ... Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise, ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.05.2025 tarihinde karar verildi.
Diğer kararlar (4)
2. Ceza Dairesi, 2024/8354 E., 2024/21266 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
ı kararı ile suçun gece vakti işlendiğine ilişkin delillerin ortaya konarak açıklığa kavuşturulmadan eksik soruşturma sonucu yazılı şekilde karar verildiğinden bahisle bozma kararı verildiği, ancak verilen bozma kararındaki bozma nedeninin 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e-f maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden
2. Ceza Dairesi 2024/8354 E. , 2024/21266 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/5439 E., 2024/576 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Tekirdağ 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.09.2022 tarihli ve 2022/250 Esas, 2022/36 Karar sayılı dosyasında sanık hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-h ve 143. maddeleri uyarınca verilen 7 yıl 6 ay hapis cezasına ilişkin mahkûmiyet hükmüne yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 14.06.2023 tarihli, 2022/3548 Esas ve 2023/1812 Karar sayılı kararı ile suçun gece vakti işlendiğine ilişkin delillerin ortaya konarak açıklığa kavuşturulmadan eksik soruşturma sonucu yazılı şekilde karar verildiğinden bahisle bozma kararı verildiği, ancak verilen bozma kararındaki bozma nedeninin 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e-f maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesi üzerine ilk derece mahkemesinde sanığın hırsızlık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h maddesi uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi nedeniyle hükmün temyizi kabil olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanığın temyiz isteminin suçu işlemediği, kamera kayıtlarının lehine olduğu, somut delilin olmadığı, şüphe olduğu ve hakkında beraat kararı verilmesine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Tekirdağ 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.09.2022 tarihli ve 2022/250 Esas, 2022/36 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 14.06.2023 tarihli, 2022/3548 Esas ve 2023/1812 Karar sayılı kararında; suçun gece vakti işlendiğine ilişkin delillerin ortaya konarak açıklığa kavuşturulmadan eksik soruşturma sonucu yazılı şekilde karar verildiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak verilen bu bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e. maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı gözetilerek; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 14.06.2023 tarihli, 2022/3548 Esas ve 2023/1812 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Tekirdağ 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.10.2023 tarihli ve 2023/281 Esas, 2023/411 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun ve yok hükmünde olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
12. Ceza Dairesi, 2020/487 E., 2024/229 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
Bu itibarla sanık müdafiinin istinaf talebinin yerinde olduğu anlaşılmakla birlikte bu aykırılık, 5271 sayılı Kanunun 280/1-c maddesi gereğince yeniden duruşma yapılmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan,
12. Ceza Dairesi 2020/487 E. , 2024/229 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Taksirle öldürme
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi ile
Temyiz isteminin reddine dair ek karar
TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ek karara yönelik temyiz isteminin esastan reddi
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen 29.11.2019 tarihli ve 2019/2294 Esas, 2019/3403 Karar sayılı ek kararın sanık müdafi tarafından temyiz edilmesi üzerine; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 296 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ek kararın temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz eden katılanlar vekilinin ek kararı temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A- İstanbul Anadolu 63. Asliye Ceza Mahkemesi 13.12.2018 Tarih 2016/112 Esas 2018/794 Karar Sayılı Kararı ile;
Sanık hakkında, taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'un 85 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 3 yıl süreyle sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
B- Yerel mahkeme hükmünün Sanık Müdafi ve Katılan Vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 23.10.2019 tarihli 2019/2294 Esas, 2019/3403 Karar sayılı Kararı ile;
Sanık hakkındaki İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet kararına yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun;
"... 5237 Sayılı TCK'nın 53/6 maddesinde trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkumiyet halinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebileceğinin hükme bağlandığı, Yerel Mahkemece takdirin sürücü belgesinin geri alınması yönünde kullanılmasına karşın işlenen suçla ve takdir ve tayin olunan ceza ile orantılı olmayacak ve dolayısıyla TCK 3/1. maddesine aykırılık oluşturacak şekilde sürücü belgesinin 3 Yıl süre ile geri alınmasına karar verilmesi yasaya aykırı olup;
Bu itibarla sanık müdafiinin istinaf talebinin yerinde olduğu anlaşılmakla birlikte bu aykırılık, 5271 sayılı Kanunun 280/1-c maddesi gereğince yeniden duruşma yapılmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan,
Hükmün TCK 53/6. maddesinin uygulanmasına dair 1 nolu bendinin 5. paragrafındaki 3 yıl olarak belirlenen sürücü belgesinin geri alınması süresinin " 1 Yıl " olarak düzeltilmesi suretiyle;
Sair yönleri usul ve yasaya uygun olan kararın CMK'nın 303 ve 280/1-a maddeleri uyarınca DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, KESİN OLMAK ÜZERE" karar verilmiştir.
C-İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 23.10.2019 tarihli kesin nitelikteki olarak verilen asıl kararına karşı, sanık müdafinin temyiz talebinde bulunması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 29.11.2019 tarihli EK KARARI İLE ;
1.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 23.10.2019 tarihli 2019/2294 Esas, 2019/3403 Karar sayılı Kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286 ıncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince kesin nitelikte verilmiş olduğu, ilama konu suçun 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı yasa ile değiştirilen 5271 sayılı Kanun'un 286 ıncı maddesinin üçüncü fıkrasında sayılan temyizi kabil suçlardan olmadığı anlaşıldığından, sanık müdafinin “Temyiz Taleplerinin Reddine” karar verilmiştir.
2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 25.01.2020 tarihli 2019/125182 tebliğname ile sanık müdafinin ek karara yönelik temyiz isteminin Esastan Reddi görüşü ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz isteminin sanık hakkında verilen temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak fazla verildiğine, sanığın kusursuz olduğuna kusur raporuna itiraz edildiğine ve sanık hakkında takdiri indirim uygulanmamasının hatalı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü;
1. 16.01.2016 günü saat 07.50 sıralarında Sanık sürücü ...'nın sevk ve idaresindeki 34 GG 4095 plakalı otobüs ile Dudullu istikametinden Alemdağ caddesini takiben Sancaktepe istikametine seyir halinde iken olay mahalline geldiğinde aracının sağ ön kısımları ile seyir istikametine göre yolun solundan yolun sağına geçiş yapmakta olan Müteveffa yaya ...'na çarpması neticesinde ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir.
2.Kaza tespit tutanağında kaza yerindeki azami hız limitinin 50km/s olarak işaretlendiği, kaza tespit tutanağına ekli kaza yeri krokilerinde çarpma noktasının 75 metre ilerisinde ışıklı yaya geçidi bulunduğu çarpma noktasının 92 metre gerisinde yaya üst geçidi bulunduğunun işaretlendiği görülmüştür.
3. Kaza tespit tutanağına göre, bu kazanın oluşumunda yaya ...'nun 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 138 inci maddesinin (B) bendi uyarınca “karşıdan karşıya geçişler kurallarını” ihlal ettiği, sanık sürücü ...’nın 2918 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca “araçların hızlarını kavşaklara yaklaşırken yaya geçitlerine yaklaşırken azaltmamak” kuralını ihlal ettiği belirlenmiştir.
4. Mahkemece keşif üzerine alınan 22.11.2016 tarihli bilirkişi raporuna göre, kazanın oluşumunda ölen yaya ...’ nun asli kusurlu olduğu, sanık sürücü ...'nın da asli kusurlu olduğu, bu bağlamda kazanın hazırlanması ve sonuçlanmasında her iki tarafında eşit derecede kusurlu olduğu kanaati belirtilmiştir.
5. Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi 14.11.2017 tarihli raporuna göre,
a-Sanık sürücü ... sevk ve idaresindeki otobüs ile meskun mahalde seyri sırasında görüş alanını kontrol altında bulundurarak müteyakkız seyretmesi, geçiş yapan yayaları dikkate alarak zamanında etkili fren ve direksiyon tedbirine başvurması gerekirken bu hususlara riayet etmediği anlaşılmakla kazanın oluşumunda dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı ile tali kusurlu olduğu,
b-Ölen yaya ...’nun geçiş yapmadan evvel seyir halinde olan araçların seyir durumlarını yeterince kontrol etmediği, kendi can güvenliğini tehlikeye düşürdüğü, ilk geçiş hakkını sanık sürücü sevk ve idaresindeki araca vermediği, mahalde bulunan yaya geçitlerini kullanmadığı anlaşılmakla kazanın oluşumunda dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı ile asli kusurlu olduğu belirlenmiştir.
6. Mahkemece Karayolları bünyesindeki 3 kişilik uzman bilirkişi heyetinden alınan raporuna göre, tarafların eş değer oranda ve asli olarak kusurlu olduklarına dair görüş bildirildiği anlaşılmıştır.
7. Yapılan ölü muayene ve otopsi tutanağına göre, kişinin kesin ölüm sebebinin genel beden travmasına bağlı sternum ve kot kırıkları ile birlikte iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama ve pnömotoraksa bağlı solunum yetmezliği sebebiyle gerçekleştiği tespit edilmiştir.
8. Sanığın aşamalarda alınan savunmalarında olay günü özel halk otobüsü kullandığı ve hızının 30-35 km civarında olduğunu, yeni kalkışa geçtiğinde karşıdan karşıya geçen iki yayayı gördüğünü, birinin karşıya geçtiğini, diğerinin elinde telefona bakarak kaldırımdan geri döndüğünü, kendisinin sola direksiyon kırarak kaçmaya çalıştığını ancak çarpmaya engel olamadığını beyan ettiği görülmüştür.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü;
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi 23.10.2019 tarihli 2019/2294 Esas, 2019/3403 Kararı ile;
"... 5237 Sayılı TCK'nın 53/6 maddesinde trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkumiyet halinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebileceğinin hükme bağlandığı, Yerel Mahkemece takdirin sürücü belgesinin geri alınması yönünde kullanılmasına karşın işlenen suçla ve takdir ve tayin olunan ceza ile orantılı olmayacak ve dolayısıyla TCK 3/1. maddesine aykırılık oluşturacak şekilde sürücü belgesinin 3 Yıl süre ile geri alınmasına karar verilmesi yasaya aykırı olup;
Bu itibarla sanık müdafiinin istinaf talebinin yerinde olduğu anlaşılmakla birlikte bu aykırılık, 5271 sayılı Kanunun 280/1-c maddesi gereğince yeniden duruşma yapılmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan,
Hükmün TCK 53/6. maddesinin uygulanmasına dair 1 nolu bendinin 5. paragrafındaki 3 yıl olarak belirlenen sürücü belgesinin geri alınması süresinin " 1 Yıl " olarak düzeltilmesi suretiyle;
Sair yönleri usul ve yasaya uygun olan kararın CMK'nun 303 ve 280/1-a maddeleri uyarınca DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, .." kesin olarak karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Sanık müdafinin 21.11.2019 tarihli temyiz dilekçesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi 23.10.2019 tarihli 2019/2294 Esas, 2019/3403 Karar sayılı "Düzeltilerek İstinaf Başvurusunun Esastan Reddine" ilişkin asıl kararın temyiz incelemesi sonucu bozulmasına karar verilmesi talebinde bulunmuş, Bölge Adliye Mahkemesi 29.11.2019 tarihli Ek kararı ile, sanık müdafinin temyiz talebinin, temyiz edilemeyecek hükümlerden (kesin) olması nedeni ile temyiz talebinin reddine karar vermiş, sanık müdafi bu sefer de 10.12.2019 havale tarihli temyiz dilekçesinde; ek kararın bozulması talebinde bulunmuştur.
Taksirle öldürme suçundan sanık hakkında verilen hapis cezasına ilişkin hükmün sanık müdafi tarafından temyiz istemi, cezanın türü ve miktarı ile temyizin niteliği karşısında; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “a) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının temyiz incelemesine tabi olmadığına" ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık müdafinin sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz isteminin, hükmün 5271 sayılı Kanun’un 286 ıncı maddesi gereğince kesin kararlardan olduğu gerekçesiyle reddine ilişkin, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 29.11.2019 tarihli EK KARARINDA herhangi bir isabetsizlik görülmemiş olup, sanık müdafinin temyiz istemleri yönünden hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Sanık müdafinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi 29.11.2019 tarihli 2019/2294 Esas, 2019/3403 Karar sayılı ek kararına ilişkin temyiz isteminde, 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası gereğince sanığa uygulanan hak yoksunluklarına ilişkin temyiz sebebi bulunmadığından hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi 29.11.2019 tarihli 2019/2294 Esas, 2019/3403 Karar sayılı ek kararında hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 296 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİ İLE EK KARARININ ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca İstanbul Anadolu 63. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.01.2024 tarihinde karar verildi.
2. Ceza Dairesi, 2024/8320 E., 2024/21265 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
tarihli, 2022/3914 Esas ve 2023/1813 Karar sayılı kararı ile etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma koşulları tartışılmadan yazılı şekilde karar verildiğinden bahisle bozma kararı verildiği, ancak verilen bozma kararındaki bozma nedeninin 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e-f maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden
2. Ceza Dairesi 2024/8320 E. , 2024/21265 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/5444 E., 2024/600 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
I.Sanık ...'ın temyiz isteminin yapılan incelemesinde:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek karar temyiz edilirken herhangi bir gerekçe gösterilmediğinden sanığın temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak REDDİNE,
II.Sanıklar müdafileri ile sanık ...'nun temyiz isteminin yapılan incelemesinde:
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Tekirdağ 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.10.2022 tarihli ve 2022/317 Esas, 2022/78 Karar sayılı dosyasında sanık ... hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-d, 143 ve 62. maddeleri uyarınca verilen 5 yıl 15 ay hapis, sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 142/2-d ve 143. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezasına ilişkin mahkûmiyet hükümlerine yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 14.06.2023 tarihli, 2022/3914 Esas ve 2023/1813 Karar sayılı kararı ile etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma koşulları tartışılmadan yazılı şekilde karar verildiğinden bahisle bozma kararı verildiği, ancak verilen bozma kararındaki bozma nedeninin 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e-f maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesi üzerine ilk derece mahkemesinde sanık ... hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-d, 143, 168/1 ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis, sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 142/2-d, 143, 168/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezasına ilişkin hükümlerin temyizi kabil olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ...'nun temyiz isteminin pişman olduğu, zararı giderdiği, eylemin kullanma hırsızlığı suçunu oluşturduğu, beraat kararı verilmesi gerektiğine yönelik, sanık ... müdafiinin temyiz isteminin suçun unsurlarının olmadığı, somut delilin bulunmadığı, şüphe olduğu ve lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine yönelik, sanık ... müdafiinin temyiz isteminin ise suç kastının olmadığı, suçun unsurlarının oluşmadığı, delil olmadığı ve beraat kararı verilmesi gerektiğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Tekirdağ 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.10.2022 tarihli ve 2022/317 Esas, 2022/78 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 14.06.2023 tarihli, 2022/3914 Esas ve 2023/1813 Karar sayılı kararında; etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma koşulları tartışılmadan yazılı şekilde karar verildiğinden bahisle hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak verilen bu bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e. maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı gözetilerek; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 14.06.2023 tarihli, 2022/3914 Esas ve 2023/1813 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Tekirdağ 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.10.2023 tarihli ve 2023/280 Esas, 2023/431 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun ve yok hükmünde olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükümlerin bozulmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafii ile sanık ...'nun temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10. Ceza Dairesi, 2022/1420 E., 2024/21673 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
ve müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine,
10. Ceza Dairesi 2022/1420 E. , 2024/21673 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı
maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanığın temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğinin süresinden sonra olması nedeniyle, 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesi uyarınca reddine karar verilerek, temyiz incelemesi duruşmasız olarak yapılmıştır.
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. Yalova 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.03.2021 tarihli ve 2020/60 Esas, 2021/74 Karar sayılı kararı ile;
Sanık ...'in uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 192 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesi uyarınca 12 yıl 4 ay 15 gün hapis ve 27.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına,
Sanık ...'in uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca 10 yıl 5 ay hapis ve 20.820,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.
B. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ile;
Sanık ... hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ... ve müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine,
Sanık ... hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan duruşma açılmaksızın hükümdeki hukuka aykırılık düzeltilerek, sanık müdafilerinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 303 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık ... ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediğine dair somut delil bulunmadığına, uyuşturucu madde kullanıcısı olduğuna, 2. 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yapılan artırım miktarının fazla olduğuna, 3. 5237 sayılı Kanun’un 192 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca yapılan indirim oranının eksik olduğuna, 4. Delillerin eksik toplandığına, 5. Bütün duruşmalara SEGBİS sistemi ile katılmış olduğundan internet ve ses kesintileri yüzünden duruşmaların sağlıklı geçmediğine, katıldığı duruşmalarda kendisini savunmadığına, 6. İletişim tespit kararı alınırken kuvvetli suç şüphesini oluşturan somut delilin olmadığına ilişkindir.
B. Sanık ... müdafilerinin temyiz sebepleri özetle;
1. Sanığın uyuşturucu madde sattığına veya tedarik ettiğine dair somut hiçbir delil bulunmadığına, 2. Sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, 3. İletişimin tespiti kararı alınırken kuvvetli suç şüphesini oluşturan somut delilin olmadığına ilişkindir.
III. GEREKÇE
A. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Sanık hakkında etkin pişmanlık hükmünün uygulanmasına ilişkin yasal koşulların oluşmadığı halde sanık hakkında etkin pişmanlık hükmünün uygulanması hukuka aykırı ise de; aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanığın adli sicil kayıtlarında yer alan ve tekerrüre esas alınan hükümlülüğünün “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçuna ilişkin olması, İlk Derece Mahkemesinin kararından sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı Kanun'un 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan "Basit Yargılama Usulü" başlıklı 251 inci maddesinde yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, belirlenen yasal düzenleme uyarınca sanığın hukuki durumunun yeniden belirlemek sureti ile hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin suçun vasfına ve sübutuna, delillerin değerlendirilmesine, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin sanık hakkında uygulanmamasına ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı, delillerin hukuka uygun şekilde elde edildiği, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1/2 oranında yapılan artırım işlenen eylem sayısı dikkate alınmakla yerinde olduğu anlaşılmakla; sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, aşağıda belirtilen dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
Adli Emanetin 2020/1147 sırasında kayıtlı hassas terazinin 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca müsaderesi yerine dosyada delil olarak saklanılmasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu,
Değerlendirilmiş; bu hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
B. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince "İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verilebileceği düzenlenmiş olup, Bölge Adliye Mahkemesince, eylemler hakkında delil değerlendirmesi yapılarak İlk Derece Mahkemesinin maddi vakıayı kabulüne ilişkin tespitini kabul etmeyip İlk Derece Mahkemesinin mahkûmiyet hükmünü, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin kaldırılması suretiyle düzelterek mahkûmiyet kararı verebilmesi için 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açılarak, delil değerlendirilmesi yapıldıktan sonra hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi kapsamında hukuka kesin aykırılık hâli olarak saptanmıştır.
IV. KARAR
A. Sanık ... Hakkında Kurulan Hükmün İncelenmesinde
Gerekçe bölümünde (A) numaralı bentte açıklanan nedenle sanık ve müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci
maddesinin ikinci fıkrası gereği, BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 303 üncü maddesi gereği İlk Derece Mahkemesi hükmünün,
Hüküm fıkrasının (I) bendi dijital terazinin dosyada delil olarak saklanılmasına ilişkin kısmından "dosyada delil olarak saklanılmasına" ibaresinin çıkartılması ve yerine "5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca müsaderesine" ibaresinin eklenilmesi,
Suretiyle, İlk Derece Mahkemesi hükmündeki hukuka aykırılığın DÜZELTİLEREK, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık hakkındaki salıverilme taleplerinin REDDİNE,
B. Sanık ... Hakkında Kurulan Hükmün İncelenmesinde
Başka yönleri incelenmeksizin gerekçe bölümünde (B) numaralı bentte açıklanan nedenle sanık müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Hakkındaki mahkûmiyet hükmü onanan Enis hakkında kararın infazı için ilamın Yalova 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
5271 sayılı Kanun'un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca sonuç ceza yönünden sanığın KAZANILMIŞ HAKKININ SAKLI TUTULMASINA,
01.07.2024 tarihinde karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Ceza Muhakemesi Hukuku
Sanık (S), kasten yaralama suçundan yargılandığı Asliye Ceza Mahkemesince 3 yıl hapis cezasına mahkûm edilmiştir. Bu karara karşı sanık müdafii tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dosyayı inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi, ilk derece mahkemesinin delil değerlendirmesi ve ispat konusunda bir hatasının bulunmadığını, ancak sanık lehine uygulanması gereken ve başka bir araştırma yapılmasını gerektirmeyen şahsî bir cezasızlık sebebinin gözden kaçırıldığını saptamıştır.
Bu durumda, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'na göre Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi'nin vermesi gereken karar aşağıdakilerden hangisidir?
A) Hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek.
B) Davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar vermek.
C) Hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek.
D) Duruşma açarak ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırmak ve ceza verilmesine yer olmadığına dair yeniden hüküm kurmak.
E) İstinaf başvurusunun, incelenmesi istenen kararın bu yola kapalı olması nedeniyle reddine karar vermek.
Bu maddeyle ilgili 5 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.