5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 325

Ceza Muhakemesi Kanunu 325. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 325 – (1) Cezaya veya güvenlik tedbirine mahkûm edilmesi hâlinde, bütün yargılama giderleri sanığa yüklenir. (2) (Değişik: 6/12/2006-5560/27 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve cezanın ertelenmesi hallerinde de birinci fıkra hükmü uygulanır. (3) Yargılamanın değişik evrelerinde yapılan araştırma veya işlemler nedeniyle giderler meydana gelmiş olup da, sonuç sanık lehine ortaya çıkmış ise, bu giderlerin sanığa yüklenmesinin hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığında mahkeme, bunların kısmen veya tamamen Devlet Hazinesine yüklenmesine karar verir. (4) Hüküm kesinleşmeden sanık ölürse, mirasçılar giderleri ödemekle yükümlü tutulmazlar. Bağlantılı davalarda giderler

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

87 karar eşleşti
12. Ceza Dairesi, 2019/1009 E., 2020/1421 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
maddesi gereğince hakkında güvenlik tedbiri hükmedilen sanığın, CMK'nın 325/1. madde ve fıkrası gereğince yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerektiğinin gözetilmemesi,
12. Ceza Dairesi         2019/1009 E.  ,  2020/1421 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme Hüküm : TCK'nın 32/1. ve CMK'nın 223/3-a maddeleri gereğince sanığa ceza verilmesine yer olmadığına ve sanık hakkında TCK'nın 57. maddesi gereğince akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirinin uygulanmasına Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan sanığa ceza verilmesine yer olmadığına ve sanık hakkında akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirinin uygulanmasına ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Sanığın, trafik polisi olarak görev yaparken aracını bağlaması nedeniyle husumet beslediği mağdur ...’i park halindeki ekip aracı içinde görüp, bu haliyle kaydettiği görüntüyü, facebook adlı sosyal paylaşım sitesinde, “... İntikamı” ibareleriyle paylaşarak, mağdurun araç içerisinde emniyet kemeri takmadığına dair mesaj verdiği iddiasına konu olayda; Sanığa yüklenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun sübut bulduğuna ve eylemin hukuki nitelendirmesine yönelik yerel mahkemenin kabulünde dosya kapsamına göre bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılama sonunda, ..... Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin 23.03.2016 tarihli sağlık kurulu raporu, tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirilerek, sanığın, 02.02.2015 tarihinde verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu işlediği sırada, “Psikotik bozukluk” denilen akıl hastalığına müptela olup, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğini ortadan kaldıracak boyuttaki bu hastalığın etkisi altında bulunması nedeniyle işlediği suça yönelik ceza sorumluluğunun olmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, sanık müdafiinin sübuta ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; TCK'nın 57. maddesi gereğince hakkında güvenlik tedbiri hükmedilen sanığın, CMK'nın 325/1. madde ve fıkrası gereğince yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hükmün 5. paragrafındaki; “Yapılan yargılama giderlerinin Devlet Hazinesi üzerinde bırakılmasına,” ibarelerinin, “TCK'nın 57. maddesi gereğince hakkında güvenlik tedbiri hükmedilen sanığın, CMK'nın 325/1. madde ve fıkrası gereğince yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasına,” ibareleri ile değiştirilmesi suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12.02.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

4. Ceza Dairesi, 2021/33007 E., 2024/4263 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi gereğince sanığa ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilerek, akıl hastalığı nedeniyle hakkında ceza verilmesine yer olmadığına ve güvenlik tedbiri uygulanmasına karar verilen sanık aleyhine, 5271 sayılı Kanun'un 325 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin Yerel Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılı
4. Ceza Dairesi         2021/33007 E.  ,  2024/4263 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/4854 E., 2019/2712 K. SUÇLAR : Hakaret, tehdit HÜKÜMLER :İstinaf başvurusunun esastan reddine, düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında tehdit suçundan hükmolunan cezanın tür ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı dikkate alındığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (h) bendi uyarınca hükmün temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir. İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında, hakaret suçundan kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İlk Derece Mahkemesinin 11.09.2018 tarihli, 2015/1358 Esas, 2018/867 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit ve hakaret suçlarından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 32 nci maddesinin birinci fıkrası ile 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına ve 5237 sayılı Kanun'un 57 nci maddesi uyarınca da güvenlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. 2. Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Bölge Adliye Mahkemesi kararıyla İlk Derece Mahkemesince kurulan, a.Tehdit ve katılana yönelik hakaret suçlarından kurulan hükümlere yönelik sanığın istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine, b.Mağdur ...'e yönelik hakaret suçundan kurulan hükme yönelik ise şikayetten vazgeçen mağdur lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi nedeniyle hüküm fıkrasından, vekalet ücretine ilişkin kısmın çıkarılması suretiyle, 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 303 üncü maddesi uyarınca, düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Katılan vekilinin temyiz isteğinin; sanığın atılı hakaret suçunu işlediğinin sabit olmasına karşın hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın internet üzerinden yazdığı hakaret içerikli yazılar nedeniyle müvekkilinin ..., şeref ve saygınlığının rencide olduğuna, sanığın cezalandırılması gerektiğine yönelik olduğu anlaşılmıştır. 2.Sanık müdafiinin temyiz isteğinin; müvekkilinin beraatine karar verilmesi gerektiğine, müvekkilinin cezai sorumluluğunun olmamasına karar verilmiş olmasına rağmen katılan vekiline vekalet ücreti hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna yönelik olduğu anlaşılmıştır. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Sanığın sosyal paylaşım sitesinde yaptığı paylaşımlar ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı ... ve Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ...'a açıkca hakaret ettiği üzerine atılı suçu işlediği, ancak Prof. Dr. Mazhar ... Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesinin 21.03.2018 tarihli heyet raporu ile hastalığı nedeni ile ceza ehliyetinin ve sorumluluğunun bulunmadığı anlaşıldığından sanığa 5237 sayılı Kanun'un 32 nci maddesinin birinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi gereğince sanığa ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Tehdit Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Hükmolunan cezanın miktarı ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca, “İlk defa Bölge Adliye Mahkemesince verilen ve 272 nci maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adlî para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyizi mümkün olmadığından, incelemeye konu suçun, 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık müdafiinin temyiz isteminin, aynı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. B. Hakaret Suçundan Kurulan Hükümlere İlişkin 1. Katılan Vekili ile Sanık Müdafinin Belirttiği Hukuka Aykırılık Nedenleri Yönünden Sanığın Facebook sayfasındaki paylaşımlarının içeriği incelendiğinde, hakaret suçunun unsurlarının oluştuğu ve dosya kapsamı itibariyle sanığın atılı suçu işlediği ancak Prof. Dr. Mazhar ... Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesinin 21.03.2018 tarihli heyet raporu ile hastalığı nedeni ile ceza ehliyetinin ve sorumluluğunun bulunmadığı anlaşıldığından sanığa 5237 sayılı Kanun'un 32 nci maddesinin birinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi gereğince sanığa ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilerek, akıl hastalığı nedeniyle hakkında ceza verilmesine yer olmadığına ve güvenlik tedbiri uygulanmasına karar verilen sanık aleyhine, 5271 sayılı Kanun'un 325 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin Yerel Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. 2. 5271 Sayılı Kanun'un 289 uncu Maddesinde Sayılan Kesin Hukuka Aykırılık Halleri de Gözetilerek Maddi Hukuka İlişkin Sair Yönlerden Sanığa yükletilen hakaret eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin Kanun'a uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı; Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu, Akıl hastalığına özgü güvenlik tedbirinin kanuni bağlamda uygulandığı, Anlaşıldığından, Sair yönlerden yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir. V. KARAR A. Tehdit Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Hakaret Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararında sanık müdafii ile katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile maddi ceza hukukuna ilişkin sair nedenler yönünden yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, aynı Kanun'un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesi uyarınca Ankara 29. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.04.2024 tarihinde karar verildi.
8. Ceza Dairesi, 2024/1585 E., 2024/4578 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
hakkında mahkumiyete konu suç yönünden yapılan 8 adet tebligat gideri 112,00 TL yargılama giderinin 5271 sayılı Kanun'un 325 inci maddesinin birinci fıkrasına göre sanıklardan eşit oranda tahsili ile "HAZİNEYE İRAD KAYDINA," ibarelerinin eklenmesine,
8. Ceza Dairesi         2024/1585 E.  ,  2024/4578 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2439 E., 2023/3083 K. SUÇLAR : Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, mahkûmiyet, düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.11.2020 tarihli iddianamesi ile; uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, sanıklar Aydın ve Emircan'ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü ve beşinci fıkraları; sanık ...'ın 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü ve beşinci fıkraları, dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır. B. Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.07.2023 tarihli ve 2022/380 Esas, 2023/339 Karar sayılı kararı ile; 1.Sanık ...'ın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin (e) bendi uyarınca beraatine, 2. Sanıklar Emircan ve Gürkan'ın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, ayrı ayrı 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis ve 25.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. C. 1. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 23.11.2023 tarihli, 2023/2439 Esas ve 2023/3083 Karar sayılı kararı ile, sanıklar Emircan ve Gürkan hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlerdeki hukuka aykırılıklar düzeltilerek, hükümlere yönelik istinaf başvurularının reddine, 2. Sanık ... hakkındaki beraat kararına yönelik Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; soruşturmanın ...'ın uyuşturucu madde ticareti yaptığı ihbarı ile başladığı, ... ve ...'ın tüm aşamalarda uyuşturucu maddeyi ...'dan aldıklarını beyan ettikleri, ... ve ...'ın bu beyanları ile fiziki takip tutanağı ve yakalama tutanağının uyumlu olduğu, ...'ın telefonununda uyuşturucu madde ticaretine ilişkin yazışmaların tespit edildiği anlaşılmakla, ... hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde beraatine karar verilmesinin kanuna aykırı olduğuna ilişkindir. 2. Sanık ... müdafiinin temyiz isteği; kişinin üzerinden hassas terazi çıkmış olmasının bu kişinin uyuşturucu ticareti yaptığına tek başına delil olarak kabul edilemeyeceğine, bunun yanında Yargıtay içtihatlarıyla ortaya konmuş olan diğer kriterlerin de mevcut olması gerektiğine, ayrıca uyuşturucu maddeyi kullanmak amacıyla bulundurma suçunu işleyen kişilerin de yanlarında hassas terazi bulundurduklarına, dosyada; müvekkili... için, diğer sanık ...'ın yanında olması dışında dosyada bir delil bulunmadığına, müvekkilinin uyuşturucu kullandığının Adli Tıp raporunda tespit edildiğine, müvekkilinin yapılan üst aramasında üzerinde 150,00 TL para çıktığına, çıkan paranın günümüz şartlarında çok küçük bir meblağ olup, uyuşturucu satan bir kişinin üzerinden çıkacak bir miktar olmadığına, evinde ve üzerinde yapılan aramada uyuşturucuya rastlanılmadığına, üzerinde çıkan hassas terazideki uyuşturucunun cins olarak birlikte hareket ettikleri şüphesi doğuran Gürkan’da ele geçirilen uyuşturucu cinsinden olmadığına, içmiş olduğu ve kanında çıkan uyuşturucu ile uyumlu olduğuna, mahkemece müvekkiline verilen cezada 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca 1/2 oranında artırım yapıldığına, müvekkilinde hiçbir şekilde uyuşturucu madde ele geçmemesine rağmen bu artırımın yapılmasının usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkin, 3. Sanık ... müdafiinin temyiz isteği; hakkında uyuşturucu madde ticareti yaptığına ilişkin kanuni ve Yargıtay kriterlerinden neredeyse tamamı bulunan sanık ...'a verilen beraat kararına rağmen üzerinde kendisine yeter miktarda ve satışa hazır halde olmayan madde bulunan müvekkili hakkında ceza verilmiş olmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğine, müvekkilden ele geçen maddenin diğer sanık ...'a ait terazi üzerinde tespit edilen maddelerden farklı maddeler olduğuna, müvekkili ile diğer sanık ...'ın fikir ve eylem birliği içerisinde olduklarına ilişkin mahkeme kararının hatalı ve hukuka aykırı olduğuna, müvekkilinin hayatın olağan akışına uygun olacak şekilde kullanıcı olduğu için satan kişinin evine giderek uyuşturucu madde temin ettiğine, müvekkilinde ele geçen maddenin satışa hazır halde olmayıp bir bütün halde olduğuna, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilinin atılı suçu işlediği kabul olunsa dahi müvekkili hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine, müvekkili açısından dosyada müvekkilinin uyuşturucu madde ticareti yaptığını gösteren hiçbir delil bulunmadığın, müvekkilinin, kullanım sınırları içerisinde bulunan ve testlerinde de rastlanan maddeye bağımlı olup sadece kullanıcı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; dava konusu olay, sanıkların uyuşturucu madde ticareti yaptıkları iddiasına ilişkindir. A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Sanık ... yönünden yapılan değerlendirmede; Sanık ...'ın ikametinde yapılan aramada kişisel kullanım sınırında ve çeşitlilik içermeyen uyuşturucu madde ile hassas terazi ele geçirilmesi, sanığın aşamalardaki istikrarlı beyanlarında kendisinin uyuşturucu madde kullanıcısı olduğunu beyan ettiği, vücudundan alınan örnekler üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen raporda da, sanığın uyuşturucu madde kullandığının tespit edildiğinin belirtildiği dikkate alındığında, sanık hakkında ikametinde ele geçen hassas tartıyı ticari amaçla bulundurduğuna dair, diğer sanıkların atfı cürüm niteliğindeki soyut ve çelişkili beyanları dışında somut bir delil bulunmadığı, sanığın telefonunda uyuşturucu maddeye ilişkin olduğu değerlendirilen fotoğrafların ele geçirilmiş olması hususunun da, ilgili maddenin niteliğinin ve ne amaçla fotoğraflandığının tespiti mümkün olmadığından, sanık aleyhine somut suç delili olarak kabulünün mümkün olmadığı, eylemin uyuşturucu madde bulundurmak suçunu oluşturabileceği, ancak bu suça ilişkin olarak da soruşturma aşamasında tefrik kararı verilerek ayrı bir soruşturma yürütüldüğü anlaşılmış, tüm bu sebeplerle sanık hakkında üzerlerine atılı suçları işlediğine dair cezalandırılması için yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşıldığından, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir. Sanıklar ... ve ... yönünden yapılan değerlendirmede; Sanık ...'dan 19,27 sentetik kannabinoid ele geçirilmesi, sanık ...'da hassas terazi ele geçirilmesi, hassas terazide uyuşturucu madde kalıntısı olduğunun tespit edilmesi, uyuşturucu ticareti yapıldığı kabul edilen mesajlaşmaların sanık ...'ın telefonundan yapılmış olması, sanık ...'ın kendi telefonundan yapılan mesajlaşmalardan haberinin olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunun kabul edildiği, sanıkların olay yerine birlikte gitmeleri, söz konusu uyuşturucudan sanıklardan birinin haberi olup, diğerinin haberinin olmamasının mümkün olmayacağı bu sebeplerle tüm sanıkların birbirlerini suçlayıcı ve kendileri açısından suçtan kurtulmaya ve inkara yönelik savunmalarına itibar edilmeyerek, özellikle ele geçen uyuşturucu madde çeşitlerinin aynı olması dikkate alınarak, olay günü sanık ... ile sanık ...'ın fikir ve eylem birliği içerisinde sanık ...'ın ikametine giderek sanık ...'a uyuşturucu madde verdiklerinin kabul edildiği, bu sebeplerle sanıklar ... ve ...'ın uyuşturucu madde ticareti suçunu işledikleri kabul edilerek mahkumiyet hükmü kurulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü a) Sanık ... hakkında verilen beraat kararı yönünden yapılan istinaf başvurusunun incelenmesinde; 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun esastan reddine, b) Sanıklar ... ve ... hakkında verilen mahkumiyet kararı yönünden yapılan istinaf başvurularının incelenmesinde; -Adli emanetinin 2022/908 ve 2022/909 sırasına kayıtlı paraların, uyuşturucu madde ticaretinden ele geçirildiğine dair herhangi bir delil veya somut olgu bulunmaması karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 55 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen koşullar oluşmadığından, müsaderesi isteminin reddi ile emanete kayıtlı paranın sahiplerine iadesine karar verilmesi gerekirken müsaderesine karar verilmesi, -5271 sayılı Kanun'un 75 inci maddesi gereğince biyolojik örneklerde uyuşturucu ve uyarıcı madde bulunup bulunmadığına dair analiz nedeni ile yapılan 1.300,00 TL Adli Tıp Kurumu giderinin uyuşturucu kullanma suçuna ilişkin dosyada hükme bağlanması gerekirken, Adli Tıp Kurumu giderinin bu dosya yönünden yargılama gideri olarak değerlendirilip sanıklardan eşit oranda tahsili ile hazineye irad kaydına şeklinde karar verilmesi, Hukuka aykırı olup; yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu aykırılıklar, 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 303 üncü maddeleri uyarınca düzeltilebilir nitelikte olduğundan, Hükmün (E) bendinin 5. ve 6. paragrafının hükümden çıkartılarak yerine gelecek şekilde, "-Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı Adli Emanetinin 2022/909 sırasında kayıtlı; bulgu poşeti içerisinde yer alan bankada saklanmak üzere gönderilen sanık ... isimli şahsın üst aramasında ele geçirilen paraların karar kesinleştiğinde sahibine iadesine, -Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı Adli emanetinin 2022/908 sırasında kayıtlı; bulgu poşeti içerisinde yer alan sanık ... isimli şahsın üst aramasında ele geçirilen paraların karar kesinleştiğinde sahibine iadesine, " ibarelerinin eklenmesine, Hükmün (F) bendinin hükümden çıkartılarak yerine gelecek şekilde; "Beraatine karar verilen sanık ... hakkında yapılan 2 adet tebligat gideri 20,00 TL yargılama giderinin kamu üzerinde bırakılmasına, mahkumiyetine karar verilen sanıklar ... ve ... hakkında mahkumiyete konu suç yönünden yapılan 8 adet tebligat gideri 112,00 TL yargılama giderinin 5271 sayılı Kanun'un 325 inci maddesinin birinci fıkrasına göre sanıklardan eşit oranda tahsili ile "HAZİNEYE İRAD KAYDINA," ibarelerinin eklenmesine, Hükmün diğer kısımları aynen bırakılmak suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hüküm nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE A) Sanıklar ... ve ... yönünden yapılan değerlendirmede; Sanık savunmaları, 23.08.2022 tarihli para tespit tutanakları, ikamet arama, el koyma ve yakalama tutanakları, aynı tarihli ön inceleme ve tartım tutanağı, aynı tarihli ön inceleme tartı vezin tutanağı, aynı tarihli araç, üst arama ve yakalama tutanağı, 22.08.2022 tarihli araştırma, olay ve Cumhuriyet savcısı ile görüşme tutanağı, 06.09.2022 tarihli uzmanlık raporu, 22.09.2022 tarihli Adli Tıp Kurumu raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfına ve sübutuna ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla sanıklar müdafilerinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş; hükümde açıklanan gerekçeler usul ve kanuna uygun bulunarak hukuka aykırılık tespit edilmemiştir. B) Sanık ... yönünden yapılan değerlendirmede; Oluşa ve dosya kapsamına göre; sanık ...'ın uyuşturucu madde ticareti yaptığı yönünde istihbari bilgi edinilmesi üzerine soruşturmanın başladığı, ikametinde yapılan aramada 0.11 gr sentetik kannabinoid, hassas terazi ve rulo halinde alüminyum folyo ele geçirildiği, ele geçen hassas terazide uyuşturucu madde kalıntısına rastlandığı, sanığın telefonunda "Japon" olarak kayıtlı şahıs ile uyuşturucu satışına dair yazışmalar yaptığının tespit edildiği, telefonunda uyuşturucu madde fotoğraflarının bulunduğu, diğer sanıkların da uyuşturucu maddeyi sanık ...'dan aldıklarını beyan ettiklerinin anlaşılması karşısında; sanığın uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan mahkumiyeti yerine eksik incelemeyle yazılı şekilde beraatine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR 1) Sanıklar ... ve ... yönünden yapılan değerlendirmede; Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 23.11.2023 tarihli ve 2023/2439 Esas, 2023/3083 Karar sayılı kararında sanıklar müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, 2) Sanık ... yönünden yapılan değerlendirmede; Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 23.11.2023 tarihli ve 2023/2439 Esas, 2023/3083 Karar sayılı kararında Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası (a) bendi uyarınca Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.05.2024 tarihinde karar verildi. ...
12. Ceza Dairesi, 2020/10813 E., 2024/4615 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
5271 sayılı yasanın 325/1 maddesi gereğincede hakkında beraat kararı verilen sanık ...
12. Ceza Dairesi         2020/10813 E.  ,  2024/4615 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/186 E., 2015/332 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Mahkemece taksirle öldürme suçundan sanık ... hakkında kurulan hüküm, o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan sanığın üzerine yüklenen suçu işlediğinin sabit olmaması gerekçesi ile beraat kararı verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bozma kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebepleri; "...1-Söz konusu dava dosyasında sanık ... 'nın üzerine atılı suçu işlediğine ilişkin mahkumiyetine yeterli delil bulunmaması nedeniyle hakkında CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmesi usul ve yasaya uygun değildir, zira adı geçen sanık söz konusu davaya konu yapılan ... Apartmanı fenni mesulü, dosya kapsamındaki tanıklar, soruşturma aşamasındaki beyanlar bir bütün olarak ele alındığında, sanık ...'nın teknik uygulama sorumlusu olduğu halde üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmekte ihmal ve kusur göstererek meydana gelen ölüm olayında sorumlu olduğu sabittir. Sanığın hayatın olağan akışına aykırı olacak şekilde söz konusu bina tamamlandıktan sonra yapı kullanma izin belgesini imzaladığı şeklindeki beyanına itibar etmek uygun değildir. 2-Her ne kadar mütalaamız doğrultusunda sanık ... hakkında 5237 sayılı yasanın 85/2 maddesi gereğince cezalandırılmasına (HAGB) karar verilmiş ise de, sanık ... hakkında TCK'nın 61. Maddesi gereğince temel ceza belirlenirken failin güttüğü amaç ve saik de gerekçe gösterilerek alt sınırdan uzaklaşıldığı belirtilmiştir. Sanığın üzerine atılı suçun taksirli suç olduğu gözetildiğinde failin güttüğü amaç ve saikin nazara alınarak altı sınırdan uzaklaşılması usul ve yasaya aykırıdır, taksirli suçta failin güttüğü amaç ve saikten bahsedilemez, öte yandan söz konusu gerekçeli kararda bina sahibi olan sanığın meydana gelen depremde eşi ve yakınlarını kaybettiği belirtilmesine karşın iddianamede talep olunan TCK'nın 22/6 madde hükmü söz konusu kararda değerlendirilmemiştir. 3-Mahkemenin kabulü halinde de sanık ... hakkında TCK'nın 85/2 maddesi uyarınca hakkında HAGB kararı verilmiş, diğer sanık ... hakkında ise CMK 223/2-e maddesi gereğince beraat kararı verilmesine karşın söz konusu kararda yargılama giderlerinin sanıklardan eşit olarak tahsiline karar verildiği belirtilmiştir. 5271 sayılı yasanın 325/1 maddesi gereğincede hakkında beraat kararı verilen sanık ... açısından yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerekir. Bu nedenle dosya kapsamındaki yargılama giderlerinin toplanarak sanıklardan eşit olarak tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya uygun değildir..." gerekçelerine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 23.10.2011 tarihinde yerel saatle 13:41 sıralarında merkez üssü Kasımoğlu Köyü civarı olan değeri değişik kuruluşlara göre 7,1 ile 7,3 arasında değişen, odak derinliği 19,02 km olan yıkıcı depremin meydana gelmesi üzerine Beyazıt 3 ada 2 parselde bulunan ... apartmanının yıkılması ve çökmesi sonucu altı kişinin göçüğe (depreme) bağlı olarak öldüğü, yapı sahibi ve müteahhidinin hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kesinleşen temyiz dışı sanık ... olduğu, teknik uygulama sorumlusunun ise (fenni mesulun) ... olduğu olayda; 31.10.2011 tarihinde olay yerinde yapılan incelemelere esas olmak üzere kadastro bilirkişileri tarafından yıkılan binaya ilişkin ada, parsel, taşınmaz cinsi ve taşınmaz yüzölçümünü ve krokisini gösterir 23.11.2011 tarihli bilirkişi raporunun hazırlandığı, yine 31.10.2011 tarihli olay yerinde yapılan incelemelere esas olmak üzere, inşaat mühendisi bilirkişiler tarafından binanın kiriş, döşeme, perde ve kolonlarına, kullanılan demire, etriye aralığına, çiroza dair bilgiler içeren 23.11.2011 tarihli raporun hazırlandığı, 22.12.2011 tarihinde olay yerinde zemin etüdüne ilişkin yapılan incelemelere esas olmak üzere ise jeoloji mühendisi tarafından binanın bulunduğu yerin zemin özelliklerini içerir 23.01.2012 tarihli raporun hazırlandığı, Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığına bağlı İnşaat Mühendisliği Bölümü tarafından Haziran 2012 tarihli raporda; “deprem nedeni ile yıkılan binada iş aşaması ve sorumluluk ilişkilendirilmesi” adı altında tablo hazırlandığı, söz konusu binanın yapılış tarihi itibariyle, 1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmeliğe tabi olduğu, binada kullanılan betonun yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan C16'yı dahi sağlamadığı, beton içerisinde standart dışı irilikte agregaların mevcut olduğu, zemin kat kolon boyutları, donatı çap ve adetlerinde farklılıklar göründüğü, binanın bazı kat kolon ve kirişlerinin kesit ve donatı alanı açısından yetersiz olduğu, binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında ve etriye aralığı açısından yetersizlikler olduğunun ve bu yetersizlikler dolayısıyla proje müellifleri, yapı sahibi ve müteahhidinin, teknik uygulama sorumlusunun ve belediyenin ilgili birimlerinin sorumlu olduğunun belirtildiği, ... Apartmanının yapım yılı tam olarak bilinmemekte olup, 23/11/2011 tarihli bilirkişi raporuna göre binanın 20 yıl önce inşa edildiğinin belirtildiği, binanın yapım tarihinin ve buna bağlı olarak hangi yönetmeliğe tabi olduğunun tespiti amacıyla 07.12.1999 Tarihli yapı ruhsatı, gerekli muvafakat yazıları ve noter evraklarından binanın 1999 yılı içinde ve /veya sonrasında yapıldığının belirlendiği, apartmana ait mimari, statik ve elektirk tesisat projeleri bulunmakta iken, statik hesap raporları ile zemin raporlarının bulunmadığı, 23.11.2011 tarihli bilirkişi raporuna göre binanın taşıyıcı sistemi betonarme olup 1 zemin ve 3 normal kat olmak üzere toplam 4 kattan oluştuğu, yapı ruhsatına göre bina, dükkan olarak kullanılan zemin ve 3 normal kat ile birlikte 4 kattan oluştuğu, mimari projeden ise binanın zemin ve 4 normal kat olmak üzere 5 kattan oluştuğu, yapı ruhsatında belirtilen zemin ve 3 normal kat yükseklikleri mimari ve statik proje ile uyumlu olduğunun belirlendiği, sonuç olarak, soruşturma dosyası üzerinden yapılan inceleme, değerlendirme ve elde edilen bulgular neticesinde, söz konusu binada projelendirme, yapım ve iş bitimi aşamalarında Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelik ve İmar Kanunu esaslarına yeterince uyulmadığı şeklinde raporlar düzenlendiği anlaşılmıştır. Mahkemece alınan 07/09/2015 tarihli bilirkişi heyet raporunda; "...Soruşturma kapsamında yapılan detaylı Bilirkişi incelemeleri neticesinde dava konusu ... Apartmanı'na ilişkin görsel ve deneysel olarak tespit edilen teknik yetersizliklere Bilirkişi Kurulumuzca da itibar edildiği, Dava konusu binanın yapı ruhsatının bulunduğu, ancak yapı kullanım izni almamış bir yapı olduğu, resmi olarak 1999 yılında inşaatına başlanıldığı, sanık ... 'nın yıkılan binanın '' fenni Mesulü ''olduğu, bu konuda taahhütname verdiği, ancak fenni mesul olmaktan kaynaklanan görevlerini yerine getirmediği, ruhsatsız bir yapıyı yeni bir yapı inşaatı başlatılıyor gibi gösterip, fenni mesuliyetini üstlenerek yasal hale getirmek sureti ile binanın yıkılmasına neden olan imalat hatalarından sorumlu olduğu, binanın yıkılması sonucunda meydana gelen ölüm ve yaralanmalar bakımından dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal eden ihmali davranışının müessir olduğu, ancak somut olayda sanık bakımından ihmali davranışının yol açabileceği sonuçları öngörebildiği bir halin varlığından bahsetmek mümkün olmadığından sanığın taksirinin bilinçli olmadığı, Murat 'nın ifadesinde belirttiği, fenni mesullüğün şeklen binanın inşaatının tamamlanmasından sonra sırf ruhsat işlemlerinin yürütülmesi bakımından üstlendiği yolundaki beyanının doğruluğunun belirlenmesi halinde bu sanığın meydana gelen ölüm ve yarlanmalardan dolayı sorumlu tutulamayacağı, Sanık ...'in söz konusu binanın sahip ve müteahhidi olarak yapımından sorumlu olduğu halde yürürlükteki kurallarına uygun bir inşaat yaptırmak bakımından kendi üzerine düşen dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle sorumlu olduğu, ancak yıkılan binanın sanık ve sanığın aile efradı tarafından kullanılmakta olduğu göz önünde bulundurulduğunda, sanığın imalatında gerekli dikkat ve özeni göstermediği binanın yıkılabileceğimi öngörmediği sonucuna varılması gerektiği, dolayısıyla bina sahibi olan sanığın binanın yıkılmasından dolayı bilinçsiz taksirlerinin varlığından bahsetmek gerektiği, İmar mevzuatına göre belediyelerin; ilgili tarihte, inşaatların ruhsata uygun bir şekilde yapılıp yapılmadığını denetleme görevlerinin 1580 sayılı Belediye Kanunu 15.Madde 79.bendinde; '' İmar planlarının yapımı ve uygulanması ile yapıların inşaat ve iskan ruhsatı aşamasında, Türk Standartları Enstitüsünün ilgili standardına uygunluk sağlamak, uygulamaları denetlemek ve bütünlüğü sağlayıcı tedbirleri almak,'' olarak belirtilmekte, ancak gerek dosya içeriği, gerekse KTÜ raporunda anlaşılacağı üzere somut olayda ... Apartmanı için ; zemin etüd raporu, statik hesap raporu olmadığı halde yapı ruhsatı verilmesini sağlayan Belediye görevlilerinin (Burhan Aldaşer, Atilla Zorlu, Bülent Erdinç'in ) görevi kötüye kullandıkları, aynı zamanda zemin etüd raporu ve statik hesap ve raporu olmadan ruhsat vermek suretiyle binanın standartlara uygun bir şekilde imal edilmemesinde müessir oldukları bu nedenle meydana gelen ölüm ve yaralanmalardan taksirli bakımından sorumluluklarının bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır..." şeklinde görüş belirtilmiştir. Mahkemece; sanık ... hakkında, sanığın olayın başından beri tutarlı ve istikrarlı bir şekilde beyanda bulunduğu ve söz konusu belgeleri bina tamamlandıktan sonra imzaladığını ve bunun karşılığında hiçbir bedel olmadığını beyan ettiği, yine bina sahibi olan sanık ...'in oğlu olan müşteki ...'in alınan beyanlarında, sanık ...'ın söz konusu belgeleri hatır için imzaladığını bu iş karşılığında para almadığını beyan ettiği, 07/09/2015 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, sanık ...'nin yıkılan binanın '' fenni mesulü ''olduğu, bu konuda taahhütname verdiği, ancak fenni mesul olmaktan kaynaklanan görevlerini yerine getirmediği, ruhsatsız bir yapıyı yeni bir yapı inşaatı başlatılıyor gibi gösterip, fenni mesuliyetini üstlenerek yasal hale getirmek sureti ile binanın yıkılmasına neden olan imalat hatalarından sorumlu olduğu, binanın yıkılması sonucunda meydana gelen ölüm ve yaralanmalar bakımından dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal eden ihmali davranışının müessir olduğu, ancak somut olayda sanık bakımından ihmali davranışının yol açabileceği sonuçları öngörebildiği bir halin varlığından bahsetmek mümkün olmadığından sanığın taksirinin bilinçli olmadığı, ...'nin ifadesinde belirttiği, şeklen binanın inşaatının tamamlanmasından sonra sırf ruhsat işlemlerinin yürütülmesi bakımından üstlendiği yolundaki beyanının doğruluğunun belirlenmesi halinde bu sanığın meydana gelen ölüm ve yarlanmalardan dolayı sorumlu tutulamayacağının belirtildiği, bu haliyle, sanık ...'nin savunmalarının aksine bir delilin dosyada bulunmadığı, böylece sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak soyut isnattan öte herhangi bir delil elde edilememesi nedeniyle amacı maddi gerçeğin ortaya çıkartılması olan ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden olan ''şüpheden sanık yararlanır'' ilkesi uyarınca sanığın üzerine suçu işlediğinin sabit olmaması gerekçeleri ile 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e. maddesi gereğince beraat kararı verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre; o yer Cumhuriyet savcısının yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak; 3194 sayılı İmar Kanunun 28. maddesinde yapının fenni mesuliyetini üzerine alan meslek mensuplarının, (fenni mesul mimar ve mühendisler uzmanlık alanlarına göre) yapının, tesisatı ve malzemeleri ile birlikte, Kanuna, ilgili diğer mevzuata, uygulama imar planına, ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere, standartlara ve teknik şartnamelere uygun olarak inşa edilmesini denetlemekle görevli olduğu, ruhsat ve eklerine aykırı olarak yapılması halinde durumu ruhsatı veren Belediyeye bildirmekle mükellef olduğunun düzenlendiği, bu konuda 11.11.1999 tarihli taahhütname vermiş olan sanık ...'nin fenni mesul olmaktan kaynaklanan denetim görevini yerine getirmediği, 1. derece deprem bölgesinde yer alan ... Apartmanının teknik uygulama sorumlusu olduğu halde binanın yapımı aşamasında fiilen denetim yapmaması, fiilen denetim yapmadığı söz konusu binada yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan C 16’yı sağlamayan beton kullanılması, beton içerisinde standart dışı irilikte agregaların mevcut olması, zemin kat kolon boyutları, donatı çap ve adetlerinde farklılıklar göründüğü, binanın bazı kat kolon ve kirişlerinin kesit ve donatı alanı açısından yetersiz olduğu, binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında ve etriye aralığı açısından yetersizlikler olması hep birlikte dikkate alındığında inşaatın tekniğine uygun imal edilmesinde sorumluluk üstlendiği, dolayısıyla binanın yıkılmasına neden olan imalat hatalarından sorumlu olduğu sonucuna varıldığı, dosya kapsamında yer alan müşteki ... ve temyiz dışı sanık ...'in soruşturma ve yargılama aşamasındaki beyanları bir bütün olarak ele alındığında, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik şekilde binanın tamamlanmasından sonra ruhsat alabilme amacıyla sözkonusu belgeleri imzaladığı şeklindeki savunmasına itibar edilmeyerek, yıkılan binanın proje aşamasında, yapım aşamasında ve iş bitimi aşamasında, üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği anlaşılan, öngörülebilen netice bakımından dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranan sanık ... hakkında bilinçli taksirle öldürme suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, oluşa ve dosya kapsamına uygun olmayan gerekçelerle sanık ...'nin beraatine karar verilmesi, Kabul ve uygulamaya göre de; sanık ...'nin beraatine karar verilmesine rağmen yargılama giderlerinin yarısını ödemeye mahkum edilmesi; Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle Erciş Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik o yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.09.2024 tarihinde karar verildi.
7. Ceza Dairesi, 2021/31754 E., 2024/678 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenecek vekâlet ücretinden 30.03.2017 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıyla hükmedilen vekâlet ücreti mahsup edilerek vekâlet ücretine hükmolunması gerekirken 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 325/1. maddesine aykırı biçimde yeniden vekâlet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmesi isabetli bulunmamışt
7. Ceza Dairesi         2021/31754 E.  ,  2024/678 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/62 E., 2021/27 K. SUÇ : 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun'a muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, katılan Tarım ve Orman Bakanlığı vekilinin münhasıran vekalet ücretine yönelik temyizde bulunduğu yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Katılan Tarım ve Orman Bakanlığı vekilinin temyiz sebebi; münhasıran katılan kurum lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir. 2. Sanığın temyiz sebepleri; gerekçeli kararın hüküm kısmının bulunmadığına, suça konu sigaralarla ilgisi olmadığına, gerekçesi gösterilmeden cezada teşdit uygulanmasının usul ve kanuna aykırı olduğuna ve re'sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulması talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Suç tarihinde kolluk görevlilerince yapılan rutin yol denetimleri sırasında, yolcu otobüsünde önleme araması kararına istinaden yapılan aramada, aracın bagajındaki bidonların içinden toplam 145 karton kaçak sigara ele geçirilmiş olup muavin olan sanığın tutanağa ve kolluk ifadesine yansıyan beyanlarına göre sigaraları sahiplendiği anlaşılmıştır. Sanık hakkında 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun'un (4733 sayılı Kanun) 8/4. maddesine muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Sanık savunmasında; suç tarihinde muavinlik yaptığını, sigaraların araç sahibi olan S. D.'ye ait olduğunu, otobüsün bağlanmaması için sigaraları sahiplendiğini, suçlamayı kabul ettiğini yol parasını çıkartmak için böyle bir işe giriştiğini beyan etmiştir. Tanık S. D. Mahkemede; otobüs firmasında şoförlük yaptığını, sigaralarla ilgisi olmadığını, aracın bagajının tarafınca kontrol edilmediğini beyan etmiştir. Sanığın suça konusu sigaralarla ilgisinin bulunmadığını savunduğu görülmüş ise de, sanığın muavini olduğu yolcu otobüsünün bagajında bulunan su bidonlarının içinden Dairemiz uygulamalarına göre ticari miktar ve mahiyette olan 145 karton kaçak sigaranın ele geçirilmiş olması, muavin olan sanığın sorumlu olduğu yerden ele geçirilen sigaraların bulunduğu yer, miktar, niteliği, yakalanış şekli ve tüm dosya kapsamına göre sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamış ve sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıda belirtilen hususlar dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir. 1. Sanık hakkında verilen 30.03.2017 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının henüz hukuken varlık kazanmadığı, hüküm niteliğinde olmadığı, askıda olduğundan müsadereye ilişkin kararın bu aşamada infaz edilemeyeceği, bu haliyle infazının mümkün bulunmadığı, bu nedenle açıklanan hükümde iddianamede müsaderesi talep edilen davaya konu eşya hakkında yeniden karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 2. Kendisini vekil ile temsil ettiren katılan Tarım ve Orman Bakanlığı lehine karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenecek vekâlet ücretinden 30.03.2017 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıyla hükmedilen vekâlet ücreti mahsup edilerek vekâlet ücretine hükmolunması gerekirken 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 325/1. maddesine aykırı biçimde yeniden vekâlet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmesi isabetli bulunmamıştır. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan Tarım ve Orman Bakanlığı vekili ve sanığın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği müsadereye ilişkin fıkra çıkarılarak yerine "Suça konu sigaraların tamamının 5607 sayılı Kanun'un 13/1. maddesi delâletiyle 5237 sayılı Kanun'un 54/4. maddesi uyarınca müsaderesine" ibaresinin eklenmesi ve vekâlet ücretine ilişkin fıkra çıkarılarak yerine "Kendisini vekil ile temsil ettiren katılan lehine karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenecek vekâlet ücretinden 30.03.2017 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıyla hükmedilen vekâlet ücretinin mahsup edilmesi suretiyle bakiye 2.100,00 TL vekâlet ücretinin sanıktan alınarak katılan Tarım ve Orman Bakanlığına verilmesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 23.01.2024 tarihinde karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Genel

Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca, yargılama giderleriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

A) Beraat eden sanık, kendi seçtiği müdafiin ücreti dahil tüm yargılama giderlerini her durumda kendisi öder.
B) Cezaya mahkûm olan sanık, kural olarak tüm yargılama giderlerini ödemekle yükümlü tutulur.
C) Yargılama giderleri sadece devlet hazinesi üzerinde bırakılabilir; sanığa yükletilemez.
D) Sanık çocuk ise, hiçbir durumda yargılama giderlerinden sorumlu tutulamaz.
E) Mağdurun yaptığı tüm masraflar, sanık beraat etse dahi sanıktan tahsil edilir.

Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol