5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 36

Ceza Muhakemesi Kanunu 36. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 36 – (1) Mahkeme başkanı veya hâkim, her türlü tebligatı, tüm gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri veya kamu kurum ve kuruluşları ile ilgili yazışmaları yapar. (2) İnfaz edilecek kararlar, Cumhuriyet Başsavcılığına verilir. Tebligat usulleri

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

18 karar eşleşti
1. Ceza Dairesi, 2024/7362 E., 2025/2395 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
Ceza Dairesinin, 06.06.2023 tarihli ve 2023/524 Esas, 2023/3920 Karar sayılı bozma kararına karşı direnme kararı verildiği anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 6763 sayılı Kanun’un 36. maddesiyle değişik 307/4.
1. Ceza Dairesi         2024/7362 E.  ,  2025/2395 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/361 E., 2024/170 K. SUÇLAR : Kasten yaralama HÜKÜMLER:Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ret, onama Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.05.2024 tarihli ve 2023/361 Esas, 2024/170 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 06.06.2023 tarihli ve 2023/524 Esas, 2023/3920 Karar sayılı bozma kararına karşı direnme kararı verildiği anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 6763 sayılı Kanun’un 36. maddesiyle değişik 307/4. maddesi ile 6763 sayılı Kanun’un 38. maddesiyle 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 10. maddesi uyarınca yapılan incelemede; Mahkemece verilen direnme kararının; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin direnme kararını temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Bozma üzerine verilen Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.03.2022 tarihli ve 2018/305 Esas, 2022/119 Karar sayılı kararının, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 06.06.2023 tarihli ve 2023/524 Esas, 2023/3920 Karar sayılı ilâmı ile; av tüfeği ile yakın mesafeden bacağa yönelik yapılan atışlarda, toplu saçma girişi ile geniş doku ve kemik defekti (eksikliği, kaybı) yanında ana damar ve sinir paketinin tamamen parçalanıp ani ve bol miktarda kan kaybı sonucu kısa sürede ölümün meydana geldiğinin bilinen bir durum olması nedeniyle somut olayda av tüfeğiyle yakın mesafeden toplu saçma girişi meydana getirecek şekilde atış yapılması halinde muhakkak olan ölüm neticesinin gerçekleşeceğinin sanık tarafından bilinmesi gerektiği nitekim yapılan atışlar sonucu katılan ...'nin sağ bacağında hayat fonksiyonlarını hem ağır (6.) derecede etkileyecek kemik kırıkları, hem de organlarından birinin işlevinin sürekli yitirilmesine neden olacak, katılan ...'ın sağ bacağında hayat fonksiyonlarını hem ağır (6.) derecede etkileyecek kemik kırıkları hem de duyu veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına neden olacak niteliklikte yaralandıkları, kullanılan silahın öldürmeye elverişli olması, atış sayısı, katılanlardaki yara yerlerinden hareketle hedef alınan vücut bölgeleri, meydana gelen zararların ağırlığı, kastın bölünmezliği dikkate alındığında sanığın katılanları öldürme kastı ile hareket ettiği anlaşıldığından, kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından cezalandırılması yerine suç vasfında hataya düşülerek kasten yaralama suçlarından cezalandırılması, tekerürre esas alınan hükümde uzlaştırma işlemi uygulanıp uygulanmadığı mahkemesinden araştırılarak sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 58. maddesinde düzenlenen tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının gözetilmemesi, nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir. 2. Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.05.2024 tarihli ve 2023/361 Esas, 2024/170 Karar sayılı kararı ile önceki hükümlerde kısmen direnilmesi ile; a) Sanık hakkında katılan ...'i kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-e, 87/2-b-son, 29, 62, 53 ve 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, b) Sanık hakkında katılan ...'i kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-e, 87/1-a-son, 29, 62, 53 ve 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, Karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Katılan ... vekilinin temyiz sebebi özetle; sanığın kasten öldürmeye teşebbüs suçundan cezalandırılması gerektiğine ilişkindir. 2. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; alt hadden uzaklaşılmak suretiyle hükümler kurulmasının hatalı olduğuna, taksirle yaralama hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE Av tüfeği ile yakın mesafeden bacağa yönelik yapılan atışlarda, toplu saçma girişi ile geniş doku ve kemik defekti (eksikliği, kaybı) yanında ana damar ve sinir paketinin tamamen parçalanıp ani ve bol miktarda kan kaybı sonucu kısa sürede ölümün meydana geldiğinin bilinen bir durum olması nedeniyle somut olayda av tüfeğiyle yakın mesafeden toplu saçma girişi meydana getirecek şekilde atış yapılması halinde muhakkak olan ölüm neticesinin gerçekleşeceğinin sanık tarafından bilinmesi gerektiği nitekim yapılan atışlar sonucu katılan ...'nin sağ bacağında hayat fonksiyonlarını hem ağır (6.) derecede etkileyecek kemik kırıkları, hem de organlarından birinin işlevinin sürekli yitirilmesine neden olacak, katılan ...'ın sağ bacağında hayat fonksiyonlarını hem ağır (6.) derecede etkileyecek kemik kırıkları hem de duyu veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına neden olacak niteliklikte yaralandıkları, kullanılan silahın öldürmeye elverişli olması, atış sayısı, katılanlardaki yara yerlerinden hareketle hedef alınan vücut bölgeleri, meydana gelen zararların ağırlığı, kastın bölünmezliği ilkesi dikkate alındığında sanığın katılanları öldürme kastı ile hareket ettiği anlaşıldığından, kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından cezalandırılması yerine suç vasfında hataya düşülerek kasten yaralama suçlarından cezalandırılması nedeniyle Mahkemenin direnme kararı yerinde görülmemiştir. IV. KARAR Gerekçe başlığı altında açıklanan nedenle Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.05.2024 tarihli ve 2023/361 Esas, 2024/170 Karar sayılı direnme kararı yerinde görülmediğinden,Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 06.06.2023 tarihli ve 2023/524 Esas, 2023/3920 Karar sayılı bozma kararının, oy çokluğuyla DÜZELTİLMESİNE YER OLMADIĞINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 307/4. maddesi gereğince direnme kararını incelemek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 25.03.2025 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O Y Sanık ...’ın katılanlar ... ve ...’e karşı eyleminin neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu oluşturduğu kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun sanığın kasten öldürme suçuna teşebbüsten cezalandırılması gerektiğine ilişkin görüşüne katılmıyorum. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Yargıtay Birinci Ceza Dairesinin uyumlu içtihadına göre, gerçekleştirilen eylem kasten öldürme & kasten yaralama olarak vasıflandırılırken, failin söz ve davranışları, suçta kullanılan alet ve kullanılış şekli, mağdurun/mağdurların vücudundaki isabet yerleri, sayısı ve harabiyetleri, eyleme son veriliş şekli birlikte değerlendirilerek bir sonuca varılmalıdır. Dosya içeriğine ve Mahkemenin kabulüne göre, ani gelişen ve hangi tarafın başlattığı tespit edilemeyen kavga sırasında sanık ...’ın hem av tüfeği hem de bıçak kullanarak katılanlar ... ve ...’ı yaraladığı, öldürme imkânı olmasına rağmen katılanları öldürmediği, av tüfeği ile her iki katılana karşı dizaltı bölgesini hedef alarak birer el ateş ettiği, atışlar sonucunda katılan ...’nin dizaltı bölgesinden tibia ve fibula açık kırığı oluşacak, sağ alt ekstremitedeki fonksiyonel kaybın ve anatomik noksanlığın organlarından birinin işlevinin yitirilmesi niteliğinde olacak, katılan ...’ın ise dizaltı bölgesinden tibia ve fibula açık kırığı oluşacak, sağ bacakta saptanan kısalığın ve doku kaybının organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması niteliğinde olacak şekilde yaralandığı, her iki katılanın da hayati tehlike geçirmediği anlaşılmaktadır. Yukarıda sayılan kriterlerin yanı sıra av tüfeği ile gerçekleştirilen eylemlerde Yüksek Daire içtihadına göre mağdurun/mağdurların bacak bölgesinde toplu saçma girişi olması halinde “geniş doku ve kemik defekti (eksikliği, kaybı) yanında ana damar ve sinir paketinin tamamen parçalanıp ani ve bol miktarda kan kaybı sonucu kısa sürede ölümün meydana gelebileceği” bilinen bir gerçek olduğundan özellikle bacağın diz üstünden başlayıp kasık bölgesine yaklaştıkça yoğunlaşan ana damarların hasar görmesi “muhakkak” ise kastın yaralama değil, öldürme olduğu kabul edilmekte, başka bir ifadeyle av tüfeği ile gerçekleştirilen ve doku kaybına yol açan toplu saçma girişlerinde ana damar ve toplu sinir paketinin isabet alması mutlak, ölümün ise kaçınılmaz olduğu bilinen bir gerçek olduğundan bu durumdan fail sorumlu tutulmaktadır. Somut olayda, sanık ...’nin açıkça katılanların dizaltı bölgesini hedef alması, dizaltı bölgesinden isabet halinde toplu saçma girişi de olsa ölüm sonucunun çok istisnai gerçekleşmesi, her iki katılanın da hayati tehlike geçirmemesi dikkate alınarak kanaatimce ölüm sonucunun alınması “muhakkak” olarak değerlendirilmemelidir. Yukarıda açıklamalar doğrultusunda sanık ... ile katılanlar arasında önceye dayalı öldürmeyi gerektirir ciddi bir husumet bulunmaması, sanığın olay sırasındaki söz ve davranışları, suçta kullanılan aletlerin daha etkili kullanılabilecekken kullanılmaması, av tüfeği ile yapılan atışlarda katılanların vücutlarının özellikle dizaltı bölgesinin hedef alınması, isabet sayısı, isabet yerleri ve harabiyetleri, yaralarının tamamı dikkate alındığında katılanların hayati tehlike geçirmemeleri ve eyleme son veriliş şekli birlikte değerlendirildiğinde sanık ...’nin eyleminin her iki katılana karşı “neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama” suçu olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun eylemin “kasten öldürme” olarak nitelendirilmesi gerektiğine ilişkin görüşüne katılmadığım için Mahkemenin direnme kararının yerinde olduğu kanaatindeyim.

Diğer kararlar (4)

1. Ceza Dairesi, 2024/7358 E., 2025/1772 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Ceza Dairesinin 22.02.2024 tarihli ve 2023/5893 Esas, 2024/1170 Karar sayılı bozma kararına karşı direnme kararı verildiği anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 6763 sayılı Kanun’un 36. maddesiyle değişik 307/4.
1. Ceza Dairesi         2024/7358 E.  ,  2025/1772 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/603 E., 2024/806 K. SUÇ : Kasten yaralama KARAR : Direnme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Alaşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.06.2024 tarihli ve 2024/603 Esas, 2024/806 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 22.02.2024 tarihli ve 2023/5893 Esas, 2024/1170 Karar sayılı bozma kararına karşı direnme kararı verildiği anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 6763 sayılı Kanun’un 36. maddesiyle değişik 307/4. maddesi ile 6763 sayılı Kanun’un 38. maddesiyle 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 10. maddesi uyarınca yapılan incelemede; Mahkemece verilen direnme kararının; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin direnme kararını temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Alaşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.03.2015 tarihli ve 2014/166 Esas, 2015/321 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 86/1, 87/2-a, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Alaşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.03.2015 tarihli ve 2014/166 Esas, 2015/321 Karar sayılı kararının katılan vekili ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Birleşen) 3. Ceza Dairesinin 17.10.2018 tarihli ve 2017/19780 Esas, 2018/15494 Karar sayılı kararıyla özetle savunma hakkının kısıtlanması, eksik inceleme ve hesap hatası neticesinde fazla ceza tayini nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir. 3. Alaşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.01.2023 tarihli ve 2018/932 Esas, 2023/22 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 87/2-a, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 5 yıl 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 4. Bu kararın katılan vekili ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 22.02.2024 tarihli ve 2023/5893 Esas, 2024/1170 Karar sayılı kararıyla özetle; sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. 5. Alaşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.06.2024 tarihli ve 2024/603 Esas, 2024/806 Karar sayılı kararıyla 5271 sayılı Kanun’un 307/4. maddesi uyarınca önceki kararda direnilmesi ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 87/2-a, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 5 yıl 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Katılan vekilinin temyiz sebepleri özetle; sanık hakkında eksik ceza tayin edildiğine, takdiri indirim hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine, 2. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, ilişkindir. III. GEREKÇE Sanığın aşamalarda üzerine atılı suçu işlediğini kabul etmediği, katılanın kendisine yumruk atan kişinin yüzünü tam olarak göremediğini ancak eylemi gerçekleştiren kişinin sarışın, açık tenli, göbeksiz ve kemikli olduğunu beyan ederek sanığı fotoğrafından da teşhis edemediğini belirttiği, tanıkların olay anına ve suçun sübutuna ilişkin görgüye dayalı bilgilerinin bulunmadığı, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine ilişkin varsayıma dayalı iddialar dışında mahkûmiyetine yeter kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmakla atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunduğundan; Mahkemenin direnme kararı yerinde görülmemiştir. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Alaşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.06.2024 tarihli ve 2024/603 Esas, 2024/806 Karar sayılı direnme kararı yerinde görülmediğinden, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 22.02.2024 tarihli ve 2023/5893 Esas, 2024/1170 Karar sayılı bozma kararının, oy çokluğuyla DÜZELTİLMESİNE YER OLMADIĞINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 307/4. maddesi gereğince direnme kararını incelemek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 06.03.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY İncelenen davada hukuki uyuşmazlık konusu olan husus mevcut delillerin sanığın mahkûmiyetin yeterli olup olmadığı yolundadır. Her ikisi de vatani görevini yapan er olan sanık ve katılan arasındaki darp nedeniyle katılan TCK'nin 87/2-a maddesi kapsamında yaralanmıştır. Aslında her ikisi de bir kavganın doğrudan tarafı değildir. Yine er olan ... ve ... arasında askeri gazinoda kavga olmuş bu kavga esnasında olay yerinde olan katılan aldığı yumruk darbesiyle yaralanmıştır. Adlî Tıp Kurumu ilgili raporuna göre bu yumruk darbesi ile meydana gelen sonuç arasında illiyet bağı vardır. Katılanın beyanı, tanık anlatımları dikkate alındığında olay yerinde sadece ve sadece sanığın fizikî özellikleri katılana yumruk atan kişiye uymaktadır. Her ne kadar bazı tanıklar, katılanın askeri revirde de darp edildiğini söylemiş ise de bunu katılan dahil doğrulayan yoktur. Kaldı ki katılanın yaralanma sonucu kafasına almış olduğu darbe olarak belirlenmiştir. Kimi tanıkların, "Batmanlı askerin yanındaki" kişi olarak betimlediği, tüm kişilerin özellikle kemik yapısı ve ten rengi ile ayrıksı olarak tanımladığı sanık hakkında bir şüphe kalmamıştır. Bu gerekçeler ve dosya kapsamına göre sanık hakkındaki mahkûmiyet kararının onanması gerekir iken delil yetersizliği nedeniyle kararın bozulması yolunda görüş bildiren Sayın çoğunluğa katılmıyorum.
8. Ceza Dairesi, 2024/55 E., 2024/1740 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
anun'un 36 ncı maddesinin bankalarla üye işyeri sözleşmesi yapan işyeri sahipleri hakkında düzenleme olduğu dikkate alındığında tüm dosya kapsamı itibariyle sanıklar hakkında uygulanamayacağı gözetilmeden sanıkların aklanma hakkı olduğu ve 5271 sayılı CMK nın 223/2-a uyarınca beraatleri yerine 5464 sayılı Kanunun 36 ncı maddesi kapsamındaki suçtan mahkumiyetlerine karar verilmesi hukuka aykırı bul
8. Ceza Dairesi         2024/55 E.  ,  2024/1740 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/66 E., 2015/862 K. Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Manisa Cumhuriyet Başsavcılığının 06.01.2014 tarihli iddianamesi ile sanıklar hakkında 5464 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kamu davası açılmıştır. 2.Manisa 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.12.2015 tarihli kararı ile sanıklar 5464 sayılı Kanuna aykırılık suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanıklar müdafilerinin temyiz istekleri; sübuta, suç kastı ile hareket edilmediğine, katılan bankaların zararının bulunmadığına, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, lehe hükümler uygulanmadığına, bilirkişi raporu alınmadığına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Dava konusu olay; sanık ...'nin suç tarihlerinde gerçek bir alışveriş mevcut olmadığı halde adlarına kredi kartı tanzim edilen, diğer şüphelilerin kredi kartlarını bu şüphelilerin bilgisi dahilinde işyerinde bulunan pos cihazlarından geçirip içerik itibariyle gerçeğe aykırı harcama belgesi tanzim ederek toplamdan 629.670,00 TL'yi gerçeğe aykırı alışveriş sonrası çekip kredi kartlarının son ödeme tarihlerinde ödemek suretiyle, paranın çekilmesi ile ödenmesi arasında faizsiz olarak parayı kullanmak suretiyle yarar sağladığı ve bu suretle şüphelilerin fikir ve eylem birliği içinde 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun 36 ncı maddesine zincirleme olarak muhalefet ettikleri iddiasına ilişkindir. 2. TEB Bankası pos cihazı kayıtları ile Yapı Kredi Bankası kayıtları mevcuttur. IV. GEREKÇE Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre yapılacak tebligatın geçerlilik koşulları Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 31 inci maddesinde gösterilmiş olup, anılan maddeye göre; muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri bildirilen adreste bulunamazsa, muhatabın adres kayıt sistemindeki (MERNİS) yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek tebliğ olunacak evrakın o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti veya meclis üyesinden birine veya kolluk amir veya memuruna imza karşılığında teslim edilmesi, tebliğ memurunun (2) nolu haber kağıdını kapıya yapıştırıp buna dair bilgi verilen komşu, yönetici veya kapıcının isminin belirtilmesi ve imzasının alınması, imzadan imtina var ise bu durumun da belirtilmesi gerektiği anlaşılmakla; somut olayda, sanığın yokluğunda verilen hükme ilişkin tebligat evrakında, muhatabın çarşıda olup adreste bulunmadığının belirtildiği ve haber verilen komşusunun, yönetici veya kapıcının isminin ve imzadan çekinme nedenlerinin belirtilmediği görülmüş olup, tebligatın usulüne uygun olmadığı, sanığın temyiz isteminin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilmekle Tebliğnamedeki red düşüncesine iştirak edilmemiştir. A. Sanık ...'nin temyiz istemi yönünden Sanığa yüklenen 5464 sayılı Kanuna aykırılık suçunun Kanun'daki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık asli dava zamanaşımını kesici son işlem olan sanık hakkında ilk mahkumiyet hükmünün verildiği 10.12.2015 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmıştır. B. Diğer sanıklar müdafilerinin temyiz isteği yönünden Oluşa, banka kayıtlarına, sanık savunmalarına ve dosya kapsamına göre; sanıkların, üye işyeri sahibi olmayıp sanık ...'ye ait üye iş yerinde mal veya hizmet karşılığı olmaksızın harcamalar yaptıkları, 5464 sayılı Kanun'un 36 ncı maddesinin bankalarla üye işyeri sözleşmesi yapan işyeri sahipleri hakkında düzenleme olduğu dikkate alındığında tüm dosya kapsamı itibariyle sanıklar hakkında uygulanamayacağı gözetilmeden sanıkların aklanma hakkı olduğu ve 5271 sayılı CMK nın 223/2-a uyarınca beraatleri yerine 5464 sayılı Kanunun 36 ncı maddesi kapsamındaki suçtan mahkumiyetlerine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. V.KARAR 1.Sanık ...'nin temyiz istemi yönünden Gerekçenin A bölümünde açıklanan nedenlerle Manisa 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.12.2015 tarihli ve 2014/66 Esas 2015/862 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞÜRÜLMESİNE, 2.Diğer sanıklar müdafilerinin temyiz isteği yönünden Gerekçenin B bölümünde açıklanan nedenlerle Manisa 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.12.2015 tarihli ve 2014/66 Esas 2015/862 Karar sayılı kararına yönelik sanıklar müdafilerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.02.2024 tarihinde karar verildi.
1. Ceza Dairesi, 2023/7213 E., 2024/931 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Ceza Dairesinin, 27.09.2022 tarihli ve 2022/3196 Esas, 2022/7366 Karar sayılı bozma kararına karşı direnme kararı verildiği anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 6763 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesiyle değişik 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası ile 6763 sayılı Kanun’un 38 ...
1. Ceza Dairesi         2023/7213 E.  ,  2024/931 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi ... 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.06.2023 tarihli ve 2022/1008 Esas, 2023/212 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 27.09.2022 tarihli ve 2022/3196 Esas, 2022/7366 Karar sayılı bozma kararına karşı direnme kararı verildiği anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 6763 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesiyle değişik 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası ile 6763 sayılı Kanun’un 38 ... maddesiyle 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 10 uncu maddesi uyarınca yapılan incelemede; Mahkemece verilen direnme kararının; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 ... maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 ... maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin direnme kararını temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Bozma üzerine ... 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.09.2020 tarihli ve 2018/227 Esas, 2020/349 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir. 2. ... 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.09.2020 tarihli ve 2018/227 Esas, 2020/349 Karar sayılı kararının, katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 27.09.2022 tarihli ve 2022/3196 Esas, 2022/7366 Karar sayılı ilâmı ile; "Oluşa, katılanın aşamalardaki ifadelerine, tanıklar ..., ..., ...'ın adli ve idari soruşturma aşamasındaki beyanlarına, 31/12/2012 tarihli katılan ile tanıklar tarafından tutulan tutanak ve katılan hakkında düzenlenen aynı tarihli adli rapor içeriğine, tanık ...'ın mahkeme aşamasındaki ifadesine ve tüm dosya kapsamına göre; katılanın ... ... Lisesinde okul müdürü olarak görev yaptığı, olay tarihinde aynı okulda öğretmen olarak görev yapmakta olan sanık ile katılan arasında, katılanın sürekli rapor aldığı hususunda tartışma çıktığı, çıkan tartışmanın arbedeye dönüştüğü, sanığın katılana yumruk atmaya çalıştığı, ardından katılanı itekleyip yere düşürdüğü, alınan adli rapora göre katılanın sol el ikinci parmak orta falanksta parçalı kırık meydana getirecek ve basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikte yaralandığı olayda, CMK'nin 226. maddesi hükmü gereğince TCK’nin 86/3-c maddesinin uygulanması için ek savunma hakkı verilmesi suretiyle sanığın atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, tanıklar ... ve...'ın "soruşturma aşamasında katılanın baskısı altında ifade verdikleri ve tutanağı imzaladıklarına" ilişkin sonradan değişen ve sanığı suçtan kurtarmaya yönelik beyanlarına itibar edilerek dosya kapsamı ile uyumlu olmayan gerekçeyle yazılı şekilde beraatine karar verilmesi," Nedeniyle oy çokluğuyla bozulmasına karar verilmiştir. 3. ... 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.06.2023 tarihli ve 2022/1008 Esas, 2023/212 Karar sayılı kararı ile; önceki hükümde direnilmesi ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz sebebi; sanığın cezalandırılması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; Katılanın ... ... Lisesinde okul müdürü olarak görev yaptığı, olay tarihinde aynı okulda öğretmen olarak görev yapmakta olan sanık ile katılan arasında, sanığın sürekli rapor aldığı hususunda tartışma çıktığı, sanığın çıkan tartışma sonucu katılanı itekleyip yere düşürmek suretiyle olaydan bir hafta geçtikten sonra alınan adli tıp raporuna göre kemik kırığına yol açacak ve basit tıbbi müdahale ile giderilemez şekilde yaraladığı iddiasıyla sanık hakkında kemik kırığı oluşacak şekilde yaralama suçundan kamu davası açılmış ise de sanığın savunmasında suçlamayı kabul etmeyerek katılan müdürün kendisini odasına çağırdığı, müdür yardımcılarının da odada olduğu ve toplantı yaptığını söyleyerek gündemi sorduğunda sert bir şekilde "aldığın raporlar sahte, aramızda konuştuğumuz gibi bunları tekrar söyle, okuldan ayrılacak mısın" demesi üzerine kendisiyle bu tarz müdür yardımcılarının önünde konuşmasının rencide edici olduğunu söylediği, katılanın "gitmediğin takdirde hakkında soruşturma başlatacağım" dediği ve odadan çıktığı, arkasından "defol çık dışarıya" diye bağırdığını duyunca geri dönüp "bana birde hakaret mi ediyorsunuz" deyince katılanın kendisine müdahale ettiğini, araya müdür yardımcıları girince kendisini odadan çıkarttıklarını belirttiği, katılanın ise beyanında, sanığın çok sık rapor alması nedeniyle çocukların derslerinin boş geçtiği için şikayetler alınca tenefüste sanığı çağırıp kendisine ... bir şekilde mağduriyetleri anlatınca sanığın sinirlenerek "kim nereye gidiyorsa gitsin şikayet etsin" deyip sehpaya vurduğu, katılanın kendisinin de bu durumdan rahatsız olduğunu söyleyince "seni gece ararım" dediği, bunun üzerine sanığa "çık dışarıya" dediği defol demediği, ardından sanığın hızlı bir şekilde geri gelip yumruk vurmak için elini savurduğu, kendini korumak için sol elini yüzüne doğru kaldırdığında yumruğun eline isabet ettiği, parmağının kırıldığını belirterek şikayetçi olduğu, olayda tanık olan müdür yardımcılarından K.D.'nin beyanında, normalde salı günleri toplantı yapılmasına rağmen pazartesi günü katılanın toplantı yapılacağını ve gündemin sanık olduğunu söylediği, sanığı dersten çağırdıkları, sanığın gelip herkesi görünce "hayırdır mahkeme kurmuşsunuz beni mi yargılayacaksınız" dediği, katılanın toplantı olduğunu söylemesi üzerine tutanak ve gündemi isteyen sanığa katılanın "göremezsin" diyerek aralarında konuştuğu konuları söylemesini istediği, daha öncesinde de katılanın kendilerine sanık ile konuştuğunu, tayin isteyeceğini ve bu şekilde sanığa "ya tayin ya görevlendirme iste yoksa raporlarını milli eğitime bildireceğim" dediği, sanığın ise "ben kadrolu öğretmenim aramızda bu şekilde konuşulmamıştı artık tayin istemiyorum" diyerek elini sehpaya vurarak çıktığı, çıktıktan sonra katılanın "çık dışarı" dediği, defol kelimesini duymadığı, sanığın tekrar odaya girerek "birde hakaret mi ediyorsunuz" dediği sırada katılanın koltuğundan ayağa kalktığı, kendisinin de gayri ihtiyari bir şey olacak endişesiyle ikisinin arasına girdiği, her ikisinin de birbirine saldırmadığı, bu esnada katılanın muhtemelen koltuğa takılarak yere düştüğü, sanığın katılana "gece seni ararım" diye bir söz söylemediği ve "seni öldürürüm yanına bırakmayacağım" diye tehdit etmediği, soruşturma aşamasında katılanın kendilerine "öğleden sonra sizi çağıracaklar bu şekilde ifade verin" deyince soruşturma sırasında farklı ifade verdiği, vicdanen rahatsız olduğu için şimdi gerçekleri söylediği, tutanağı da katılanın imzala demesi üzerine imzaladığını belirttiği, yine müdür yardımcılarından tanık F.A.'nın da toplantı kısmına kadar benzer beyanda bulunduğu, sanığın dışarı çıktıktan sonra geri geldiğinde katılanın da ayağa kalktığı, ikisinin birbirine girdiği, bu esnada katılanın koltuğunun üzerine geri düştüğü, sanığın sadece katılan kendisine "çık dışarıya" dediğinde "senin Allah'ın da beni dışarıya çıkaramaz" dediği, sanığın "seni öldürürüm akşam seni arayacağım" demediği, "yanına bırakmayacağım" demediği, yine müdür yardımcısı olan tanık K.A.'nın da beyanında, katılanın sanığa "huzursuzluk veriyorsunuz okuldan tayin yada görevlendirme ile gitmenizi istiyorum. Yoksa raporlarınızın sahte olduğunu düşünüyorum bunu milli eğitime bildirip soruşturma açacağım" gibi sözler söylediğini, katılanın konuşmalardan sonra son kez sanığa "fikrinizi alıyorum gidiyor musunuz kalıyor musunuz" deyince sanığın "üzerimde baskı oluşturuyorsunuz bunu kabul etmiyorum gereğini yapın" deyip odadan çıkmasının ardından katılanın "çık dışarıya" diye bağırması üzerine sanığın geri gelip "bu kadar konuşmadan sonra hakaret mi ediyorsunuz" dediği sırada katılanın aniden koltuktan kalkmaya çalıştığı esnada koltuğun devrilip yere düştüğü, sanığın henüz masaya yaklaşmadığı aralarında iki buçuk metre mesafe olduğu, sanığı sıkıntı olmasın diye dışarıya çıkardığı, sanığın tehdit ettiğini duymadığını, sanık ilk girdiğinde gündem ve toplantı konusunu sorunca katılanın "göremezsiniz" dediği, olaydan sonra katılanın hemen bir tutanak düzenleyip kendilerine imzalattığını, o gün ve sonraki günlerde kendilerine baskı oluşturduğu ve ardından istifasını isteyip okuldan ayrıldığı, soruşturma sırasında bu nedenle baskıyla ifade verdiği ve tutanağı imzaladığı, vicdanen rahatsızlık duyduğu, olayın ardından barıştırmak istediklerini ancak gerçekleşmediğini belirttiği ayrıca katılana ait raporun olay esnasında alınmadığı, olaydan bir hafta sonra müracaat üzerine 07.01.2013 tarihinde düzenlendiği, tanıkların çelişkili beyanları ve bu çelişkiyi katılanın kendi üzerlerinde kurduğu baskı sonucu verdikleri değerlendirildiğinde, sanığın üzerine atılı kemik kırığı oluşturacak şekilde yaralama suçunu işlediğine dair her tür şüpheden uzak yeterli kesin delil bulunmadığından beraatine karar verildiği, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 27.09.2022 tarihli ve 2022/3196 Esas, 2022/7366 Karar sayılı ilâmı ile sanığa 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi uyarınca ek savunma hakkı verilerek cezalandırılması gerekirken tanıklar K.D. ve K.A.'nın soruşturma aşamasında katılanın baskısı altında ifade verdikleri ve tutanağı imzaladıklarına ilişkin sonradan değişen ve sanığı suçtan kurtarmaya yönelik beyanlarına itibar edilerek beraat kararı verildiği gerekçesi ile bozulmuş ise de katılanın tanıkların çalıştığı okulda müdür olarak görev yapması sebebiyle baskı oluşmuş olabileceği, tanıkların mahkeme huzurunda alınan beyanları ile çelişki olması halinde tanıklıklarına ilişkin şüphe oluşacağı ve gerekçede belirtildiği üzere katılanın olay tarihinden bir hafta sonra darp raporu alması ve katılanın yaralanmasının elinde meydana geldiği ve bu hususun sanığın savunması ile uyumlu olarak düşmeye bağlı oluşabileceği tüm bu nedenlerle sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil sonucu tam bir vicdani kanaat oluşmadığından Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 27.09.2022 tarihli ve 2022/3196 Esas, 2022/7366 Karar sayılı bozma ilamına direnilmesine karar verildiği belirtilmiştir. IV. GEREKÇE Dairemizce verilen bozma kararı usul ve yasaya uygun olup yerel mahkemenin direnme gerekçesi yerinde görülmemiştir. V. KARAR Gerekçe başlığı altında açıklanan nedenle ... 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.06.2023 tarihli ve 2022/1008 Esas, 2023/212 Karar sayılı direnme kararı yerinde görülmediğinden, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 27.09.2022 tarihli ve 2022/3196 Esas, 2022/7366 Karar sayılı bozma kararının, oy birliğiyle DÜZELTİLMESİNE YER OLMADIĞINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince direnme kararını incelemek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 13.02.2024 tarihinde karar verildi.
9. Ceza Dairesi, 2023/3234 E., 2023/4220 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Ceza Dairesinin, 03.02.2022 tarihli ve 2021/2653 Esas, 2022/741 Karar sayılı bozma kararına karşı direnme kararı verildiği anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 6763 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesiyle değişik 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası ile 6763 sayılı Kanun’un 38 inci maddesiyle 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 10 uncu maddesi uyarınca yapılan incelemed
9. Ceza Dairesi         2023/3234 E.  ,  2023/4220 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/274 E., 2022/668 K. SUÇ : Cinsel saldırı KARAR : Direnme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.10.2022 tarihli ve 2022/274 Esas, 2022/668 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 9. Ceza Dairesinin, 03.02.2022 tarihli ve 2021/2653 Esas, 2022/741 Karar sayılı bozma kararına karşı direnme kararı verildiği anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 6763 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesiyle değişik 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası ile 6763 sayılı Kanun’un 38 inci maddesiyle 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 10 uncu maddesi uyarınca yapılan incelemede; Mahkemece verilen direnme kararının; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin direnme kararını temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.10.2014 tarihli ve 2013/1263 Esas, 2014/657 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında cinsel saldırı (sehven cinsel taciz yazıldığı kabul edilerek) suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) bendi ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.10.2014 tarihli ve 2013/1263 Esas, 2014/657 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 03.02.2022 tarihli ve 2021/2653 Esas, 2022/741 Karar sayılı kararı ile "...Mağdurenin aşamalardaki ifadeleri savunma beyanlarla desteklendiği üzere sanığın, mevcut hastalığının tedavisi kapsamında mağdureye yönelik eylemlerinin muhteviyatı, olayın oluş ve intikal şekli ile tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair soyut iddia dışında cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,..." nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. 3. Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.10.2022 tarihli ve 2022/274 Esas, 2022/668 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında cinsel saldırı (sehven cinsel taciz yazıldığı kabul edilerek) suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) bendi ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Özetle, yerel mahkemenin direnme hükmünün usul ve yasaya aykırı olduğuna, Mahkeme hükmünde direnme nedenlerinin gösterilmediğine ve bozmaya neden uyulmadığının açıklanmadığına, direnme hükmünün gerekçesiz olup bozma ilamından önce kurulan hükümdeki gerekçenin tekrarlanması suretiyle hüküm kurulmasının yasaya aykırı olduğuna, katılanın beyanının alınmasına ilişkin olarak 13.04.2022 tarihli üç numaralı tensip ara kararı hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesinin usule aykırılık teşkil ettiğine, Mahkemece 26.10.2022 tarihli duruşmada katılanın dinlenilmesinden vazgeçildiğine ilişkin bir ara karar oluşturulmaksızın doğrudan hüküm kurulduğu ve bu hususun usule aykırı olduğuna, Cumhuriyet savcısının davanın esasına ilişkin görüşü alınmaksızın hüküm kurulduğuna, "Usul ve yasaya uygun olan Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmesini talep ediyoruz" şeklindeki sözlerin esas hakkında mütalaa olarak geçerli ve yeterli kabul edilemeyeceğine, Mahkemece özensiz yargılama yapılıp 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin üçüncü fıkrasına uyulmadan karar verildiğine, katılanın aşamalarda verdiği ifadelere göre müvekkilinin bütün muayenesini bir bütün olarak kendisini taciz mahiyetinde olduğunu düşünüp şikayetçi olduğuna, katılanın muayene edildiği gün müvekkili sanık doktor tarafından kendisine uygulanan ve spina bifida hastalığının teşhisine yönelik olan muayene tarzını farklı şekilde yorumlamış olduğuna, müvekkilinin katılanın bacağına dokunmadığı şeklindeki istikrarlı savunması karşısında katılanın hangi bacağına ve ne şekilde dokunulduğuna dair beyanların da çelişkili olduğuna, direnme kararının bozulması talebine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Tüm dosya kapsamına göre, katılanın olay tarihinde annesi tanık F.O. ile birlikte sanığın görev yaptığı Gazi Üniversitesi beyin cerrahi bölümüne şikayetleriyle ilgili müracaat ettiği, ilk muayenenin katılanın annesinin hazır bulunduğu aşamada ayakların toplanıp bırakılması, ayak bileklerinden başlayıp diz kapaklarına kadar pantolon üzerinden elle muayene şeklinde gerçekleştiği, sanığın servisine gama ışın tedavisi gören hastalarla ilgilenmesi gerektiğini söyleyip katılan ve annesinin odasından çıkartıp bir müddet sonra sanığın odasına dönüp hasta katılan ve annesini muayene edilmek üzere odasına aldığı, muayene başlayacağı aşamada katılanın annesinin sanık tarafından muayene odasından dışarıya çıkartıldığı ve muayene odasında hemşirenin bulunmadığı, muayenenin bu aşamasında sanığın pantolon üzerinden ayak bileklerinden başlayıp bele kadar kasık bölgesine vajen bölgesine dokunularak parmak ve iğne muayenesi yapıldığı, bu muayeneler sırasında katılandan his kaybı olup olmadığının sorulduğu, katılanın his kaybı olduğunu söylemesi üzerine katılanın pantolonunun dizlerine kadar indirilerek elle kasıklara kadar muayenenin yapıldığı, bu aşamada katılanın kilodunun üzerinde bulunduğu katılanın üzerinde kilot varken sanığın vajenin üst kısmına dokunup bunu hissediyormusunuz diye sorduğu, katılanın bacakları oranında hissettiğini söylemesi üzerine sanığın orada daha fazla hissetmen gerekiyor dediğini daha sonra sanığın göbekten başlayarak katılanın göğsüne kadar parmakla muayenenin gerçekleştirildiği, doktorun anlatması üzerine katılanın analtolus muayenesini yapılmasını kabul ettiği kilodunu çıkartıp analtolus muayenesine müsade ettiği bu aşamaya kadar yapılan muayene işlemlerinin, alınan 05.11.2013 tarihli Rapor ve bu rapora atıfta bulunulan adli tıp kurumu uzmanı tarafından düzenlenen 11.11.2013 tarihli bilirkişi rapor içeriklerine göre şüphelenilen spina bifida hastalığının teşhisine yönelik işlemler olduğu kabul edilerek, şüphelendiği hastalığa ilişkin tetkiklere müteakip sanığın muayene bitiminde katılanın masadan ineceği sırada katılanın elini tutması, sol eliyle katılanın bacağının iç tarafına dokunması, bu dokunuşun okşama babında yapılması, o anda katılanın sanığın ellerinin titrediğini görünce "Siz gerçekten beni muayene ettiğinize emin misiniz?" diye sorup kendisinin tacize uğradığını beyan etmesi hususları gözetilerek, sanığın muayenenin bu aşamasında hasta katılanın sedyeden kalkacağı sırada sol bacağının iç tarafına doğru okşama mahiyetindeki dokunuşunun spina bifida hastalığının tanısıyla ilgili bir hareket tarzı olmadığı gerekçesiyle sanığın üzerine atılı suçtan cezalandırılmasına karar verildiği görülmüştür. IV. GEREKÇE Katılanın aşamalardaki beyanları, savunma ve tüm dosya içeriğine göre; katılanın hastalığına ilişkin olarak sanığın katılan beyanlarıyla tutarlı tedaviye yönelik eylemleri, olayın oluşu ve ortaya çıkış şekli de nazara alındığında, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair katılanın soyut beyanı dışında cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Mahkemenin direnme kararı da bu nedenle yerinde görülmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.10.2022 tarihli ve 2022/274 Esas, 2022/668 Karar sayılı direnme kararı yerinde görülmediğinden, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 03.02.2022 tarihli ve 2021/2653 Esas, 2022/741 Karar sayılı bozma kararının, oy birliğiyle DÜZELTİLMESİNE YER OLMADIĞINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince direnme kararını incelemek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE,13.06.2023 tarihinde karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ceza Muhakemesi Hukuku

Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan tebligat nasıl gerçekleştirilir?

A) PTT yoluyla
B) UYAP üzerinden mail ile
C) Tebliği gereken evrakın aslının verilmesi suretiyle
D) Sözlü bildirimle
E) Faks ile

Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol